Açlık grevinde 125. gün #NuriyeSemih acil DAYANIŞMA

Açlık grevinde 125. gün
#NuriyeSemih acil DAYANIŞMA



​KAMUOYUNA:

125. gün #NuriyeSemih haklarını ölüm üzerinden aramaya zorlandı. İşlerinden (birçok akademisyen gibi) kanun hükmünde kararname adı altında sorgusuz sualsiz atıldılar. Her kesimden tepkiler var. Herkesin yüreği bu iki insanın açlığı​nda çarpıyor. Bu önemli elbette önemli ama yetersiz kalıyor. Elimizden çok şey gelmiyor demek kabullenmek olur. Rıfat Ilgaz’ın dizelerinde ki gibi

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış

Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol 

Ama susma, kabullenme. Veli Sacılık, Acun Karadağ günlerce tek başlarına nasıl direndiyse direnmek gerek. Direnen cesaret bulaştırır. Veli tek koluyla bize bunu anlatmaya çabaladı. Selehattin Demirtaş “cesaret bulaşıcıdır” derken ve bu cesareti kuşanırken bunu anlatmaya çabaladı. NURİYE VE SEMİH bedenlerini bu haksızlık karşısında açlığa bu yüzden yatırdı. Çünkü ülkemizde sürekliliği olan ve AKP nezdinde gittikçe arsızlaşan bir zulüm var. Gölgelerimize bile saldırır oldular. DAB olarak bizde Avrupa kamuoyuna bunu anlatabilmek için destek olarak açlık grevine gitme kararı aldık. 

Bizler Alevice duruşun, yaşananlar karşısında suskunluk olamayacağını anlatmak için, dönüşümlü açlık grevine girerek adım atmak tarafımızı ve rengimizi göstermek istedik. Tarihimiz bize zulmün olduğu her yerde zulme karşı mazlumun yanında ezilenlerle birliği ve onunla beraber direnmeyi öğretti.
Felsefemizde 72 millete bir nazarda bakmak, insan ve doğayı esas almak var ise ve iki insanın,iki nefesin, iki yüreğin yaşadıkları haksızlığı, ölüme yatmak ile anlatıyorsa bu direnişi yürekten selamlıyor bunun karşısında susmanın, kayıtsız kalmanın felsefemizi ve insanlığa dair değerlerimizi yok saymak anlamına geldiğini düşünüyoruz.Kurulduğumuz günden beri Alevice duruşu bu pratiklerle anlatmaya çabaladık ve çabalamaya devam edeceğiz. İstiyoruz ki iki yüreğe ses olalım Avrupa kamuoyunu bu konuda duyarlı kılalım , demokratik, devrimci ve Alevi kurumlarında bu eyleme destek vererek inanç ve felsefelerinin gereğini yerine getireceklerini düşünüyoruz.
Süreç iki yüreğin ellerimizden arasından kaymasına doğru hızlı bir şekilde ilerliyor. Günler, saatler, dakikalar, saniyeler bitişi işaret ediyor!!
Artık pratiklere dökecek eylemliliklerde bulunamazsak, devrimci, demokrat ve Alevice duruşumuz zarar görecek ve sadece “söylemlerden ileri ibaret kalacak”.

Direniş haksızlık karşısında kuşanılmış bir cesarettir.

İlk kez direnmiyoruz, son kez de direnmeyeceğiz ama hiçbir meşru direnişin dışında olmayacağız. Geleceğe sözümüz var. Direnerek kazanacağız.

Bu vesile ile DAB adına dönüşümlü açlık grevini 10.07.2017 de Eş Başkanımız Veli Balaban başlattı.

Hochtanus Cem Evinde başlayan dönüşümlü açlık grevinin tüm demokratik, devrimci ve Alevi derneklerinin duyarlılığı ile büyümesini temenni ediyoruz.

DİRENEN CESARET BULAŞTIRIR!

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ!

Devrimci Aleviler Birliği YK

Halk Sağlığı Uzmanları Seslerini Yükseltmelidirler


Halk Sağlığı Uzmanları Seslerini Yükseltmelidirler
 

Prof. Dr. Necati Dedeoğlu
Emekli Halk Sağlığı Öğretim Üyesi

Necati_Dedeoglu_portresi

Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Bir yandan tüm topluma dayatılan gericilik, ortaçağ karanlığı, öte yandan giderek artan
eşitsizlik, işsizlik, yoksulluk. Bütün bunların üzerine eklenen
baskılar, anti-demokratik uygulamalar, adaletsizlikler.
Toplumun ruh ve beden sağlığı örseleniyor,

Ülkemizde olanlar en çok hekimleri etkiliyor; hem bu çarpık düzenin meslekleri açısından yaşattığı sıkıntılar hem de halkın sağlık sorunlarının doğrudan hekimlere yansıması nedeniyle.

Bir şeyler yapılması gerektiği açık ama kim yapacak, ne yapacak?

Bence “Kim?” sorusunun karşılığı “Hekimler“dir.

Hekimler meslekleri gereği insanla uğraşırlar, sağlık sorunlarıyla her gün boğuşurlar,
toplumsal sorunlara duyarlıdırlar.

Elbette hekimler arasında da öncülüğü Halk Sağlığı Uzmanları alacaktır.

Çünkü onlar sağlık sorunlarının toplumsal kaynağını daha yakından görmektedirler.
Çünkü onların öbür hekimlerden daha çok toplumu aydınlatma, önderlik etme görevi vardır.

Peki, Halk Sağlığı Uzmanları ne yapmalılar?

Yaşanan iş cinayetlerini, çevre cinayetlerini, sağlık hizmetlerindeki aksaklığı saptayıp
bunları duyurması elbette gereklidir ama yeterli midir?

Halk Sağlığı Uzmanı hekimler bu olayların temelinde yatan sosyo-politik etmenleri de belirleyip, bunları açıklamalı, yetmez, bunlarla mücadele etmelidirler.

Bu işleri becerebilecek eğitimi almış; Ekonomi, Toplumbilim, Toplum Eğitimi.. gibi disiplinlerde yetkinleşmiş olmak, hekimler arasında Halk Sağlığı Uzmanlarını
öne çıkarmaktadır.

Bir HES inşaatının çevreye vereceği zararı saptayıp, halkı bilgilendirmek, yürüyüşlere katılmak, yargıya başvurmak çok bir etki yapmamaktadır. 1 yerde başarılı olunsa 5 yerde sonuç alınamaz. Her yerde başarılı olunabilse bile bu kez bir nükleer santral, SİT Alanı içinde
bir turistik kuruluş, atıklarını göle akıtan bir fabrika… gündeme gelecektir.

Halk Sağlığı Uzmanı, hükümetlerin bütün bu çevre politikalarının altında yatan
temel amaçlarının ülkeyi ve bu ülkede yaşayan insanlarını yerel ve dış kaynaklı
sermayenin sömürüsüne açmak olduğunu bilmelidir.

Önemli bütün halk sağlığı sorunlarını yaratan da zaten hükümetlerin bu görevidir.

Çevre sorunları da, iş sağlığı sorunları da, sağlık örgütlenmesi sorunları da
bu sermayeci tutumun sonucudur.

Kapitalizmin sömürüye dayandığı ve sağlığa zararlı olduğu 1850’lerden beri bilinmektedir.

Halk Sağlığı Uzmanı, bütün öbür hekimlerden önce, sivrisinekle değil bataklıkla mücadele etmelidir.

Yazılarımızda, konuşmalarımızda, derslerimizde
– kapitalizm,
– emperyalizm,
– sosyalizm,
– sömürü,
– sınıf… gibi kavramlara değinmek zorundayız.

Yalnızca cinayeti gösterip katili saklamak ahlaki değildir.

Bizleri “Politika yapmak” ile suçlayacaklardır. Elbette politika yapmalıyız.
Sağlık alanında şu anda yapılanların hepsi politik, ideolojik değil mi?

Ben yaşamım boyunca “politik” bir Halk Sağlığı Uzmanı oldum.

Gözlerim daha mesleğimin ilk yılında, Erzurum’un köylerindeki sefaleti görünce açıldı,
bir daha da kapanmadı. Ben,

Halk Sağlığı Uzmanlarının hepsinin ilerici, adil, sermayeden değil
emekten yana olmasını
bekliyorum.

Aynı biçimde cesur olmalı, doğru bildiklerini söylemekten çekinmemeli,
baskıdan yılmamalıdırlar.

Bu karanlık ortamda örgütlenelim, birbirimize ve öbür hekimlere destek olalım.

Laiklik, eşitlik, adalet, demokrasi, barış, sağlık konularında sesimizi yükseltelim,
mücadeleye bizler önderlik edelim.

Yoksa hiçbir şey değişmeyecek ve gelecek kuşaklar Halk Sağlığı Uzmanlarının üstlerine düşeni yapıp yapmadığını sorgulayacaklardır.

=====================================================

Dostlar,

Değerli meslektaşımız, Halk Sağlığı Uzmanı ağabeyimiz, örnek bilim ve eylem insanı
Sayın Prof. Dr. Necati DEDEOĞLU‘nun çok önemli çağrısını paylaşıyoruz.

Türkiye Halk Sağlığı Uzmanları’nın meslek – uzmanlık derneği olan
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği – HASUDER  iletişim ortamına yollanan bu iletiyi
aynen paylaşıyoruz..

Biz de 1977’den bu yana 38 yıllık hekimlik meslek yaşamımızda,
35 yıllık Halk Sağlığı Uzmanlığı dönemimizde hemen hemen aynı çizgide olduk.

Bir eklemeyle; Yüce ATATÜRK’ün Anadolu Aydınlanma Devrimi’nin içten – sadık bir savunucusu – eylemcisi olduk. Hep ama hep bedeller ödedik, ödemekteyiz, ödeyeceğiz de….

Bu web sitesini yıllardır yürütüyoruz büyük güçlüklerle, bedellerle..
Arada Ankara Üniversitesi’nin akademik elemanlarının e-iletişim ortamında 6 bini aşkın
çalışma arkadaşımızla paylaşıyoruz. Sitemizde 50 dolayında yazımız biriktikçe ayda 1-2 kez gibi bu paylaşımı yapıyoruz..

ADD Genel Başkanı hanımefendi, yazılarımıza – etkinliklerimize Genel Merkez webinde
yer vermiyor.. Dilekçelerimize de yanıt vermiyor… Oysa bir yüksek yargıç kendileri..
Aklımıza 3 olasılık geliyor :

1. Yazı ve etkinliklerimizin içeriğini paylaşmıyor iseniz
sizin ATATÜRKÇÜLÜK anlayışınız nasıl bir şeydir?
2. İçerik sorunu yok ise neden engelliyorsunuz, size seçimlerde potansiyel rakip olmasın diye
adını unutturmak mı istiyorsunuz?
Bu sıradan durumuyla ADD ve web sitesi, şu kritik koşullarda üzerine düşeni yapıyor mu??
3. Yoksa siz çok özel bir misyon mu yerine getiriyorsunuz???

Ve de bu sorulara, dilekçelere yanıt vermeyerek / veremeyerek nereye koşuyorsuuz??

*****

İşte böyle Necati ağabey

Gericillikle – akıldışılıkla ve akılsız karşıtları = dolaylı yandaşlarıyla
evrensel savaşım sürüyor, sürecek..
Kaç vakte dek, bilemiyorum.. Sanırım hiç durmayacak..
Senin de durmadığın gibi..

Yıllarca çooook nitelikli Halk Sağlığı hizmetleri verdin bu caaanım ülkeye..
Halk Sağlığı bilimlerine çok değerli bilimsel katkılar koydun..
Emekli oldun ama yüreciğin insan – emek – yurt sevgisiyle çarpıyor hala..
Köşende, ayağını uzatarak oturamıyorsun..

Aydın sorumluluğu böyle bir şey olmalı…

Rahmetli yazarımız – ozanımız Rıfat Ilgaz, “AYDIN MISIN?” adlı şiirini şöyle bağlıyordu..

Tam çağı ise başlamanın doğan günle 
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden 
Her satırında buram alın teri 
Her sayfası günlük güneşlik 
Utanma suçun tümü senin değil 
Yırt otuzunda aldığın diplomayı 
Alfabelik çocuk ol 
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış 
Tel örgüler çevirmiş yöreni 
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende 
Benden geçti mi demek istiyorsun 
Aç iki kolunu iki yanına 
Korkuluk ol

*****

Emeğini ve eylemini saygı ile selamlıyorum Necati Ağabey..

Sevgi ve saygı ile.
04 Şubat 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Yaızının tümünün pdf biçimi :
Prof._Necati_Dedeoglu’na_Yanit

21. YÜZYIL TÜRKİYE’sinde AYDIN SORUMLULUĞU / Intelligentia’s Responsibility in the 21st Century of Turkey

Aydin_sorumlulugu_1.6.12

Rıfat Ilgaz şiiri : Sanatoryumda Bir Doktor Konferans Verdi / A poem by Rifat Ilgaz : A Physician Gave a Conference at Sanatorium

Sanatoryumda_Bir_Doktor_Konferans_Verdi

19 Mayıs 1919 Kuvayı Milliye Ruhu ve Günümüz

19_Mayis_1919_kuvayi_milliye_ruhu_ve_gunumuz