SAĞLIK MEVZUATI / Turkish Health Legislation

logo_AUTF

 

 

 

 

Değerli AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz, Asistanlarımız;
Site okurlarımız,

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda
Dönem V’te 2 saat süreli staj dersi olarak sunduğumuz

TEMEL SAĞLIK MEVZUATI ve HUKUKU konulu dersin güncellenmiş yansılarını pdf olarak izlemek için lütfen tıklayınız..

Saglik_Mevzuati (26 Eylül 2017)

Bilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta,
derste özetlenerek işlenmektedir. Bu konu 192 yansı içermektedir. (3,9 MB)

Konuya ilişkin olgu çalışmasını da yapmanız gerekmektedir..
Verilen 4 olgu örneğinin kazanılan bilgilerle çözümlenebilmesi gereklidir.

olgular_saglik_mevzuati

Ayrıca “657 Sayılı Yasada İzinler” başlıklı dosyadan da yararlanılmalıdır.

657’de izinler

 

SAGLIK_HUKUKU_SEMINERI_TBB_19.9.2015

Sevgi ve saygı ile. 26 Eylül 2017

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com

2014 yılının ilk Sağlık Mevzuatı dersi 8.9.14 günü sabah 08:30 – 10:20 arasında işlenmişti.
Bu ders ve ardından “Gıda Güvenliği ve Sanitasyonu” dersimiz için 
yıllık iznimiz içinde Datça’dan Ankara’ya günübirlik gelmiş ve sevgili öğrencilerimize görevimizi yapmıştık..

Meslek Hastalıkları – Occupational Diseases

logo_AUTF

Sevgili AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz ve asistanlarımız,
Emekçilerimiz, Site Okurlarımız…

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem V’te işlediğimiz
MESLEK HASTALIKLARI konulu dersin güncellenmiş yansılarıı
(179 yansı, 4,5 MB) pdf olarak incelemek için lütfen tıklayınız. (27 Eylül 2017)

Meslek_hastaliklari

Bu sunu, 13 Mayıs 2014’te Soma maden faciasında, iktidarın göz yumması ile sermayenin dizginsiz kâr hırsına göz göre göre kurban edilen 301 (üç yüz bir) masum emekçiye
ve ailelerine adanmaktadır…
 Karadon_faciasi_5._yil_17.5.15

ATA_Ergani'de_Kaza_Kader_Talih_Tesaduf_Arapcadir

Yüreğimiz Siirt – Şirvan – Maden köyü bakır madeni göçüğü kurbanı 16 emekçiye yandı.. Heyelan diyorlar ama Maden Mühendisleri Odası raporuna göre resmen şiv kayması ve işletmenin hatası – ihmali sonucu.. Sitemizde işledik :

Soma kırımının (katliamının), 301 masum maden emekçisinin ilkel ve vahşi – rezil sermaye birikimine kurban edilmesini lanetliyoruz..

4. yılında hala yargılamanın bitmemesi ve sorumluların hak ettikleri yaptırımı görmemeleri sonucunu esefle kınıyoruz..

Sorunların çözümünün EMEKÇİLERİN BİRLEŞMESİNDEN GEÇTİĞİNİ
bir kez daha anımsatıyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 27 Eylül 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
AÜTF Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı

Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Prof. Ali Ercan : Türkiye’nin borçları uzaya ulaştı!

Türkiye’nin borçları uzaya ulaştı!

portresi, Gülümseyen

Prof. Dr. D. Ali ERCAN 

 

 

Değerli arkadaşlar,

(AS: Bizim irdelemememiz yazının altında..)

Dış borcumuz 400 milyar Dolar, üst üste 100 dolarlık banknotlar halinde 400 km
yükseklik oluşturuyor… Tam da Uluslararası Uzay İstasyonu’nun bulunduğu yükseklik !
Uzay teknolojilerinde  Türkiye’nin  adı sanı yok, ama bu da bir tür teselli sayılır, değil mi ? æ

Satır içi resim 1

***
Değerli arkadaşlar,

T.C. Merkez Bankası verilerine göre;

2008’de ulusal gelirin %39’u borç  iken, 2014’te Milli Gelirin %50’si borç olmuş.
2008’de gelir 281, borç +461 milyar dolar, GSYİH 742 milyar $
2014’te gelir 402, borç +396 GSYİH 798 milyar $

Doların değer yitimi yaklaşık %1,6/yıl’dan 6 yılda (1,016)6=1,10’dur.
Nüfus artışımız ise 6 yılda 77,696/71,517= 1,0864 katı oldu.

Buna göre 2014 yılı net gelirimiz (2008 rakamlarıyla) :

396/(1,10 x 1,0864) = 338 milyar $ dır.

Bir başka anlatım ile, GSYİH 6 yılda 461’den 338 milyar Dolara düşmüş demektir.
338 /461=0,733 eder, yani Yurt içi üretimimiz 6 yılda net % 27 azalmıştır. Bu yıllık net %5 gerilemek demektir…  İşte bu nedenle Dünyada Ekonomisi en perişan Ülkeler sıralamasında
8. sıradayız..

Borçlar dahil kişi başına gelirimiz ise 2008’de 10375 Dolar iken 2014 te net 10271/1,10= 9337 Dolara gerilemiştir; yani ortalama Refah yılda %2 geriliyor. Her yıl artan borç yükümüze karşın refah düzeyimiz düşüyor. Açıkçası, her yıl daha çok ithal ediyor, daha az üretiyor ve daha az ihraç ediyoruz. Ya da ticaret mantığı ile, dışarıdan mal ve hizmetleri olduğundan pahalıya satın alıp, yurt içi mal ve hizmeti olduğundan ucuza satıyoruz. Rakamlarla ifade edecek olursak, her yıl adam başı ~3 bin dolarlık ithalat ama buna karşın ~2 bin dolarlık ihracat yapıyor ve böylece adam başına yılda bin dolar kadar ek borçlanıyoruz. Borcu ödemek için faiziyle yeniden borçlanıyoruz ve bu sarmal böylesine büyüyor.

1.1.2016’da kişi başına ortalama 5 bin dolar borcumuz var!
Bu yetmiyor, üstüne üstlük 3 milyon göçmen alıyoruz Suriye’den…. 2016 sonunda kişi başına
6 bin Dolar borçlu olursak şaşırmayalım.. Bu işler, Avrupa’dan dilenilen 3-5 milyar Euro ile düzelecek işler değil. Aklı başında hesap bilen, yurtsever yöneticiler gerekli…

Bütün bu rakamlar ortada dururken, konuşulmazken RTE, “Başkanlık, Anayasa” falan filanla gündemi ayarlıyor ve 80 milyon insan 7 gün 24 saat O’nun ayarladığı bu gündemle, hava civa işlerle meşgul ediliyor. Vay ki vay…æ

***

Ülkelerin ekonomik durumları

Değerli arkadaşlar,

Bloomberg  Dünyanın en perişan ekonomiler  sıralamasını yayınladı. Tanınmış ekonomistler tarafından Enflasyon, İşsizlik, Üretim, Borç, Rekabet vb. kıstaslar göz önüne alınarak belirlenen bir ‘Perişanlık indeksi’ne göre Türkiye, 2015’te olduğu gibi, 2016’da yine 8. sırada .

En perişan Ekonomiler sıralamasında 1. Venezüela, 2. Arjantin, 3. Güney Afrika, 4. Yunanistan, 5. Ukrayna, 6. İspanya, 7. Sırbistan’ın arkasından gelen Türkiye’yi Brezilya, Kazakistan, Hırvatistan, Uruguay, Rusya… izliyor.

Dünyanın en sağlam ekonomileri olarak Tayland, Singapur, İsviçre, Japonya, G. Kore ve Çin gösteriliyor. Bir yıl öncesine göre İsviçre 3, Japonya 4, Kore 4 ve Çin 8 basamak ilerlemişler. Tsunami  felaketinden yaklaşık 1 trilyon Dolar zararla çıkan Japonya’nın
kendini kısa sürede toparlaması ve ekonomik gelişimini sürdürebilmesi hayranlık verici…
(http://www.bloomberg.com/news/articles/2016-02-04/the-world-s-most-miserable-economies)image

Her halde bu acı gerçekler gözlerden uzak tutulsun diye, Türkiye’nin gündemi aylardan beri Terör, Anayasa, Başkanlık ve tabii öte Dünya hamaseti üzerinde  kurgulanıyor. æ

=========================================

Dostlar,

Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan hocamıza bu irdelemesi için teşekür ederiz.

Dün (15.4.16) TÜİK tarafından açıklanan resmi istatistiklere göre işsizlik son 11 ayın en yüksek değerine tırmanarak %11’i aştı.. Sayısal karşılığı ise yaklaşık 3,3 milyon işsiz insan..

Kapanan işyerleri, SGK‘ya prim = ek vergi ödeyen insan sayısında 380 bine varan azalma..
Tüm bu olumsuz veriler nereye dek halkın dikkatinden kaçırılabilir ya da yoksullaştırılarak – işsizleştirilerek perişan edilen kitleler kaçınılmaz biçimde bu travmalaraı yaşamıyor mu, yaşamayacak mı?? Hangi biri iktidarın örtük – açık kaynaklarıyla, ülke kaynakları peş keş çekilerek.. desteklenebilecek??

Dış politikadan iç barışa, ekonomiden sanat – kültür yaşamına (İstanbul Taksim’deki Atatürk Kültür merkezi 8 yıldır kasten onarılmıyor ve yıkıma terkedilmiş durumda.. Ankara Atatürk Kültür merkezi panayır yeri gibi kullanılmakta!?), eğitimden bilim ortamına, seküler – laik düzenden tekke – türbe – tarikat düzenine… yasa dışı dinci vakıflarda masum – yoksul çocukların dinci öğretmenlerce ırzına geçilmesine….  yaşamın hemen her alanında yıkıcı bir yozlaş(tırl)ma ve gerileme içindeyiz. RTE – AKP iktidarı sürdükçe Türkiye’nin ödediği bedel katlanılmaz ölçüde büyümekte.. Salt Türkiye için değil, RTE – AKP bölge barışı açısından da
bir güvenlik sorunu hatta açık tehdit durumuna gelmiştir..

İstanbul’daki İslam ülkeleri toplantısında dün 2 (iki!) milyon Dolarcık (!) bağışı bile toplayamayan, refüze edilen Bay RTE‘nin bir de Halifelik ham hayallerine ne demeli acaba??
Ya AB’nin Türkiye İlerleme Raporu 2015‘te yapılan zehir zemberek suçlamalar ve RTE’ye açık kınamaya ne demeli?? AB Parlamentosu RTE’yi açıkça kınadı!

AB’den sorumlu Bakan Volkan bey “Yok hükmünde, iade edeceğiz vu raporu..” buyurdu..
Kimi kandırıyor? Neyi iade ediyorsun?? Yine eğitimsiz tabana oynama..

Bir başka bakan Prof. Veysel bey, “NASA haltetmiş, biz ondan iyiyiz.. “anlamında tuhaf ve hatta saçma sapan konuşuyor..

Bir kadın bakan, tıp doktoru, Aileden sorumlu üstelik, Karaman’da 45 çocuğun birkaç yıldır süregelen dinci öğretmen arafından ırzına geçilmesine kıyamet koparmak yerine o iğrenç vakfa sahip çıkabiliyor.. Tayyip bey de… CHP genel başkanını linç ederek örtbas çabası!??

…….
Uzatmayalım… Bunca “alamet” belirince insanın aklına “kıyamet yakın herhalde..” diye
bir düşünce doğuyor.. Kıyamet?? Türkiye’de, yakın?? Ne demek acaba?? Nasıl acaba??

AKP-RTE ne olacak acaba?

Sevgi ve saygı ile.
16 Nisan 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

 

 

 

Rektör’den borç tepkisi: “Hastaların fişini mi çekelim!”

Dostlar,

Bir üniversite hastanesinin rektörünün basın toplantısı yaparak feryadını kamuoyuna duyurmaya çabaladığını görüyoruz.. (Trakya Üniv., Prof. Yener Yörük)

  • Üniversite hastanesi zarar ediyor!

Niçin ??

Sayın Rektör onu da apaçık ortaya koyuyor..

  • SGK’nın geri ödeme bedelleri gerçekçi değil, gerçek maliyetin altında!

Peki SGK ve Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu gerçeği bilmez mi?

Bal gibi bilir!

Bu Üniversitede biz de 1988 – 2004 arasında 16 yıl çalıştık.

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM denen ABD-AB dayatması kökü dışarıda yıkıcı sağlık sistemi 2003 Haziran’ında AKP hükümetince başlatılmıştı. Sağlık Bakanı
Prof. Recep Akdağ
kıraldan çooook daha kıracı idi.. Hiçbir uyarımızı dinlemiyordu.. Sanırız 2004 Haziran’ında TTB (Türk Tabipleri Birliği) genel kurulunda idik.
Sayın Bakan da gelmişlerdi. Açılışta bulundular, kısa bir konuşmanın ardından salondan ayrılmaktaydılar ki, koridorda yetişerek ayak üstü, Genel Sağlık Sigortası rejiminin Türkiye’de işlemesinin olanaksılığını kendisine MATEMATİKSEL kesinlikle
2-3 dakika içinde anlatabileceğimizi söyledik dinlerlerse..

-“Zamanımız yok hocam..” demişlerdi.
Biz de;

Sayın Bakan, biz saçlarımızı bu konulara kafa yorarak ağarttık.
Birkaç dakikanız yok mu, ülke felakte sürüklenir..
dedik.

Bakan yumuşamıyordu.. Bunun üzerine, akademik titrimizi ve kurumumuzu da
yazan kartımızı uzattık (gerçekte bizi kısa süre önceki 27 Mayıs 2004 Kızılcahamam toplantısında çok iyi tanımışlardı; orada yüzlerine, çok yakından, 17 dakika boyunca
bu Sağlıkta Dönüşümün neden başarılı olamayacağını ve kökünün dışarıda oluşunu
çok net, edepli ama çok sert anlatmıştık..)
, uygun zamanınız olunca görüşelim.. diye rica etmiştik.. Fakat Bakan Recep Akdağ, sonraki 9 yılda bizimle doğrudan
hiç görüşmedi..  Akıl hocaları hep yabancılar oldu, bu ülkenin uzmanları değil..

2011 Şubat’ında Çalışma Bakanlığında bir toplantıya gelmişlerdi, orada bu Bakanlığın çağrılısı idik ve İş Sağlığı – Güvenliği -Meslek Hastalıkları.. sorunları konuşuluyordu.
Biz de konıuşma sıramız geldiğinde, bu alanda 30 yılı aşan çalışmanın birikimiyle 10 öneride bulunmuş ve yazılı olarak her 2 bakana da kürsüden inince sunmuştuk..
(Çalışma Bakanlığı, o on önerimizden 3-4’ünü yürürlüğe soktu..)

*****

Yıllar sonra, GSS (Genel Sağlık Sigortası) rejiminin batağa girdiğini apaçık herkes görüyor.. SGK “temel teminat” paketinin bile içini boşaltarak hemen hemen 9 ayrı yerde “katkı payı” diye sigortalısı yurttaştan ek para alıyor.. Özel hastaneleri 5 sınıfa ayırarak “paran kadar sağlık” ayıbını yerleştirdi.. Üstelik %200 ek para alabileceklerini de hükme bağladı.

Fakat Kamu Üniversite hastaneleri en karmaşık, komplikasyonlu hastalara bakıyorlar. Buna karşıb SGK paket fiyat ödemesi yapıyor.. Hastada komplikasyon çıkarsa bile
ek ödeme yapmıyor. Rektörün anlatımından da açıkça görüyoruz ki, Üniversite Döner Sermayesi SGK tarifesiyle dönmüyor.. Bilinen kamusal desteklere karşın dönmüyor..

Borçlu olmayan hiçbir tıp fakültesi hastanesi yok..
Marmara tıp battı ve Sağlık Bakanlığı’nın işlettiği bir hastaneye sığınmak zorunda bırakıldı..

Hacettepe tıp bile ciddi borçlar altında..

Bizim çalıştığımız Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde de durum benzer.. 2 bini aşkın yatağı ve 2 dev hastanesi ile (+ Kalp Hastanesi ve Göz Hastalıkları Hastaneleri) bizim döner sermayemiz de zararda.. Bu zarar, Başbakan’ın kerameti kendinden menkul yargısında olduğu gibi bizlerin  bu kurumları yönetme aczimizden kaynaklanmıyor. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM öncesi pek ala Döner sermayelerimiz işliyor ve bizsağlık çalışanları da günümüze göre daha doyurucu döner sermaye tazminatı alabiliyorduk..
4-5 yıl önce 3 bin TL/ay dolayında döner sermaye katkısı alan biz, günümüzde 2500 TL bile alamıyoruz.. Enflasyon ve refah payı bir yana, nominal oleak bile aynı rakamı alamıyoruz. Yıllık izinlerimizde geçmişte sorun yoktu, şimdi sıfır ödeme var.. 1 gün hasta olsanız o gün döner sermaye payınız kesiliyor.. Böyle bir vahşet ve gene de SGK genel sağlık sigortasını parasal olarak döndüremiyor..

Bu ülkenin mali gücü, böylesine pahalı ve ülke ekonomisini batırıcı bir sistemi
-ki deneyen pek çok ülke de ağır bedeller ödeyerek geri döndüler..- karşılayamaz!
Şimdi bu kaçınılmaz sonuca doğru koşar adımlarla ilerliyoruz.. SGK bütçesi 2014 için 196 milyar TL öngörülüyor.. Merkezi yönetim bütçesi ise 436 milyar TL.. Hmen hemen bütçenin yarısı gibi devasa bir boyut.. Ne denli açık vereceğini birlikte göreceğiz.. Bütçe açığının başlıca sorumlusu olarak..

Öyle ki, yaratılan canavar özelleştirmeci sağlık sektöründen geri dönüş de yapılamıyor..
Doğan fatura da ödenemiyor.. Tam bir kısır döngü ve sorun giderek ağırlaşıyor,
bırakın sürdürülemezliği (un-sustainability!), içinden çıkılmaz duruma geliyor..

Böyle giderse, birkaç yılda ülkenin amiral gemisi 5-6 büyük tıp fakültesi
döner sermayesi de batar ve bu güzelim kurumlar
– hem hizmet veremezler
– hem tıp eğitimi yapamazlar,
– hem de tıp bilimlerine katkı veren araştırmaları yürütemezler.

Meydan tümüyle özel sağlık sektörünün hastaneciliğine kalır..

Bu çoook ağır bir tablodur ve o aşamda yaşanabilecekleri kestirebildiğimiz için
çok ürküyoruz.. Bir kez daha uyarmış olalım..

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM ÇIKMAZ SOKAKTIR!
Yalnız sağlık sistemi değil, Ülke duvara dayanmıştır.
Bu sistemin sürdürülmesi başta finansal iflaslar nedeniyle olanaksızıdır.
Hovarda – batırıcı ve dışarıya borçlanıcı ağır sağlık harcamaların dayatan talancı sistem SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM’den derhal vazgeçilmelidir.

Kamu öncülüğünde ve ağırlıklı olarak, KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİ öne alan bir toplumcu (sosyal) sağlık sistemine geri dönülmelidir. Yarın çok geç olabilir ve
çöken sağlık sistemi, bu geri dönüşümü bile üstlenemeyecek duruma düşebilir..
Trakya Üniversitesi rektörünün feryadı, yaklaşan çöküşün habercisidir..
Duyabilirseniz..

Bu bağlamda yazdığımız kapsamlı makaleye bakılmasını öneriyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
22 Aralık 2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=================================

 

 Rektör’den borç tepkisi: “Hastaların fişini mi çekelim?!”

Trakya_Univ._Logo
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yener Yörük, Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi’nin 50 milyon dolayında
borcu olduğunu açıklayarak,

“Şöyle bir problemimiz var, biz ağır hastaları alıyoruz.
Yoğun bakımda hasta yattığı zaman bize zarar yazıyor.
Peki onun fişini çekip, öldürelim mi? Biz kamu hizmeti yapıyoruz. Borç kamunun borcu.” dedi.

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yener Yörük, geçen yıl göreve başlamasının ardından ilk kez basın toplantısı düzenleyerek yürüttüğü çalışmaları anlattı.
Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rektör Prof.Dr. Yener Yörük,
üniversiteye bağlı Tıp Fakültesi Hastanesi’nin ne kadar borcu olduğu sorusuna
ilginç bir yanıt verdi.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin 2010 yılında Devlet tarafından borçlarının silindiğini belirten Rektör Yörük, şu anda borcun 50 milyona ulaştığını kaydederek,

  • “Tüm Türkiye’de olduğu gibi bizim hastanemizin de borcu var. Bu tüm tıp fakültesi olan üniversitelerin bir sorunu. SGK fiyatlarından dolayı, acil gelen bir beyin ameliyatı yaptığımızda bize zarar yazıyor. Rakam aylara ve muhasebeye göre değişiyor ama
    ciddi bir borcumuz var. 50 milyon dolayında bir borç var ama bu rakam Aralık’ta 45 olur, Ocak ayında 55 milyon TL olabilir. Borcumuz var ama bunu karşılama oranımız kötü değil. Bu üniversitelerde yapısal bir genel sorun. Biz ağır hastaları alıyoruz, örneğin yoğun bakımda bir hasta yattığı zaman bize zarar yazıyor.Peki onun fişini çekip öldürelim mi?

    Biz kamu hizmeti yapıyoruz. Borç kamunun borcu.
    Trakya Üniversitesi’nin borcu değil.
    Yoğun bakımda her yatış zarar yazıyor.
    Her beyin ameliyatı zarar yazıyor.”

    diye konuştu.

BÖLGENİN TEK HASTANESİ

Borcun ayrıntılarına girmeden SGK ile fiyat farklarını anlatan Prof. Dr. Yener Yörük,

  • “Allah göstermesin bir kalp krizi geçirseniz, bunun tedavisinin olacağı tek yer burası. İstanbul’a kadar başka bir yer yok. Aort anevrizması patlarsa tedavi olacak
    tek yer burası. Hocalarımla gurur duyuyorum. Sağlık işi fedakarlık gerektiriyor. Ameliyat yaptığız zaman zarar yazıyorsunuz, bir ameliyat yaptığınızda
    400 lira veriyor SGK, biz bin liraya satın alıyoruz. Bugün yoğun bakımda yatan hastanın ilacını tek tek devlet ödüyordu. Devlet günlük 50 lira ödüyor.
    Biz bu hasta için 10 bin liralık ilaç harcıyoruz.
  • Kolay hasta alırsanız, muayene ettiğinizde kâr kalıyor, ama hastayı zorlaştığı an sevk ederseniz tıp fakültesine, zararı Tıp Fakültesi ödüyor.
  • Feda olsun önemli olan sağlık hizmeti sunmak, bu kamusal bir borçtur.”
    diye konuştu.

Hastaneye büyük yatırımlar da yaptıklarını kaydeden Rektör Yörük,
tüm  yatakların ve birçok cihazın da yenilendiğini sözlerine ekledi.
2010 yılında Trakya Üniversitesi’nin 16 milyon 501 bin lira olan borcu silinmişti.

SAĞLIKTA KAMU ÖZEL ORTAKLIĞI; SORU VE YANITLARLA

Dostlar,

TTB’den (Tük Tabipleri Birliği) 2 meslektaşımız ve bir hukukçu çalışma arkadaşımız
son derece emekli bir çalışmaya imza attılar..

SORU VE YANITLARLA SAĞLIKTA KAMU ÖZEL ORTAKLIĞI

Hazırlayanlar : Av. Özgür Erbaş, Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz, Dr. Bayazıt İlhan

Sevgili Cavit Kocaeli Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalından.
Sevgili Bayazıt ise TTB Genel Sekreteri, Ulucanlar Göz Hastalıkları Hastanesi Uzmanı.

Aslında çalışma Aralık 2012 tarihli.. Sizinle paylaşmakta geciktik. Fakat bu sorunu sitemizde epey işledik farklı yazılarımızla. Topluca bu metni de paylaşalım..
Geldiğimiz – sürüklendiğimiz yer 1 yıl sonra daha somut = daha ürkünç (vahim)!

Önsöz şöyle bağlanıyor :

  • “Bu dokümanda konuyla ilgili sorulan sorulara yanıtlarımızı bulacaksınız.
    Sorular ve yanıtları, kamu özel ortaklığı ve hastane kampüsleri sürecinin
    Başbakan’ın hayalinin çok ötesinde anlamları olduğunu göstermektedir.”

Kamu – Özel Ortaklığı (Public Private Partership – PPP) yasası yürürlükte ve
Türkiye genelinde Kent Hastanelerinin inşaatına başlandı. Ankara’da Etlik ve Bilkent’te..
Kent – Şehir Hastanelerini de epey yazdık sitemizde..

AKP gözü kara bodoslama gidiyor – sürükleniyor dış güdümle..

24 soru ve 24 sayfalık bu değerli teknik metni bir kez daha topluca okumak ve savaşıma omuz vermek gerek.

Kurban Bayramı öncesi özel sağlık kuruluşlarının fark oranının % 200’e çıkarıdığını da gözeterek. Bunu da yazdık (30.10.13) :

ÖZEL HASTANELERDE % 200 FARK ALINMASI NE DEMEKTİR??

(http://ahmetsaltik.net/2013/10/30/ozel-hastanelerde-200-fark-alinmasi-ne-demektir/)

Dolayısıyla, para bulunur da 5 yıldızlı otel konforunda (5 yıldızlı sağlık hizmeti değil otel! Niçin acaba??) hastanelere kavuşursak (!) artık % kaç fark ödeneceğini varın siz kestirin..

Ya da SGK‘nın bu hastanelerde hizmet bedelinin % kaçını ödeyeceğini??
1/4, 1/5, 1/3?? Hangisi hangisi?
SGK katkısı böylesine marjinalleşecekse o kurum zorunlu sağlık sigortası
yapmış olur mu?

Ya da Ülkemizde GSS’den (Genel Sağlık Sigortası) söz edilebilir mi??

TTB’nin sözünü ettiğimiz önemli raporunu okumak için lütfen tıklayınız..

SORU VE YANITLARLA SAĞLIKTA KAMU ÖZEL ORTAKLIĞI

Kamu_Ozel_Ortakligi_Soru_ve_Yanitlarla

Bu lüks hastanelerde yabancı hekim de çalıştırılabilecek..

Büyük ATATÜRK ne buyurmuştu ?

1. Devletin EN BİRİNCİ GÖREVİ sağlık hizmetleridir.

2. Beni TÜRK HEKİMLERİNE emanet ediniz..

Aramızdan bedensel olarak ayrılışının 75. yılında bunları yazmak istemezdik.

Hele Sağlık Bakanlığı’nın adından T.C. simge harflerinin sökülmesi girişimini..
Midemiz bulanıyor ve lanetliyoruz!
Burası ne Cumhuriyeti peki ey AKP’liler?
T.C. nerenize batıyor?
Daha da çarpıcı soralım : T.C. yerine ne koymayı tasarlıyorsunuz?

AFİD Mİ??

ANADOLU FEDERE İSLAM DEVLETİ mi??

Kursağınızda kalacak!

Yüce ATATÜRK rahat uyusun, kutsal emanetini sonsuza dek yaşatacağız!

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 10.11.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net