Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalananATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi  profsaltik@gmail.com   facebook.com/profsaltik,
twitter: @profsaltik CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_22._yil
Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır.

  • Muharrem İnce  : Erdoğan ne söylesem cevap veriyor, bir tek diploma konusunda konuşmadı.(Trabzon 29.5.18)
  • Mersin’de Muharrem İnce mitingi.. DİP DALGASI bu değilse ne ??!
  • Muharrem İnce‘den AKP Gn. Bşk. – CB adayı Erdoğan’a (Giresun mitingi, 13.06.2018) :
  • ‘Be Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz, sen nasıl bir yalancısın!’

  • Döviz yükselmesi, gerçekte TL’nin değer yitirmesi sürüyor, resmi faiz %20’ye dayandı ama paramızın erimesi engellenemiyor. Ama halka “Doların ateşi çıktı / doların ateşi düşmüyor..” diye utanmadan masal anlatılıyor. Hasta edilen TL oysa! AKP = RTE 2002’de iktidar olduğunda 1 $ =1,30 TL idi.. 15,5 yıllık mutlak iktidar sonunda 5 TL’ye koşuyor. Bu yangının, güdümlü / kurgulu yoksullaşTIRmanın hesabı sandıkta mutlaka sorulmalı!
  • AKP = RTE bu yıkımı konuşmaktan özellikle kaçıyor.. Halkla dalga geçen bir kek – kıraathane tuzağı kuruluyor. Çok ağır bir ekonomik bunalım artık kapıdan içeri girdi, alevler bacayı sarıyor ama gündem oyunlarıyla şizofrenik bir yanılsama – yarılma sürecindeyiz.. Çok ciddi bir sosyal şizofreni yaşatılıyor Türk Ulusuna; bu ihanete mutlaka ve acil çare gerek!
  • Ölümcül hastayız ve nedeni AKP=RTE’nin akıl ve bilim dışı, asla yerli ve milli olmayan güdümlü, despotik politikaları! AKP=RTE’den kurtulmadıkça bu yangına çare yok!
  • RTE artık yer, zaman, olayları karıştırıyor; üstelik sıklıkla! Bu çok ama çok tehlikeli!
    Kimilerine metal yorgunluğu derken motorda metal paslanması görülüyor. CB adayları sağlık raporu alıp kamuoyuna açıklamalı. RTE bu tükenmişlikle, nostalji sömürüsüyle nereye?
  • ERDOĞAN’ın BİLİŞSEL DURUMU

İnsanlar korkuyu aşıp telefonda, yaşadıkları somut ve ağır sorunları aktarıyor; RTE “.. teessüf ederim bunlara.. bi defa tetkik etmeden konuşuyorlar.. diyor.. 15 yıl önce evlerde fırın var mıydı, buzdolabı var  mıydı, hastanelerde MR – tomografi var mıydı.. diyor. Kendisinden çok önce yapılmış havaalanı, açılmış üniversiteleri kendisinin kurduğunu söyleyebiliyor.. Yüzünden, gözünden, bedeninden, sesinden ağır yorgunluk – tükenmişlik akıyor.. Halkın sorunlarına kökten yabancılaşmış; zaman – yer – kişi – olay yönelimi ve bağlantısı, düşünce akışında ciddi kopukluklar var.. Böyle bir insanın ivedilikle tıbbi destek alması ve işi – gücü bırakıp uzun süre dinlenmesi, tedavi olması gerek! Bu durumda bir kişi hiçbir ciddi iş yapamaz, değil ki Devlet başkanlığı!

  • Dikkat alarm, kırmızı alarm, kırmızı alarm, kırmızı alarm!

SANA OY VERMEYECEĞİM!

Çöktü artık han ve hamam / Haydi reis vakit tamam
Yetiştirdin bol bol yamyam / Haydi reis vakit tamam (Anonim)

Erdoğan artık politikadan çekilmeli, Türkiye’nin yakasından düşmelidir!
Faiz Arttı Peki vatanı kim sattı ?
Turkiye’nin_iflasi_basladi

AKP = ERDOĞAN’a DİZ ÇÖKTÜREN BORÇ ÇIKMAZI
Osmanli’nin_iflasindan_ders_almak

  • Şehir hastaneleri UTANÇ VERİCİ BİR KİTLESEL – TOPLUMSAL HARAÇTIR!
  • ŞEHİR HASTANELERİ AÇIKÇA KÜRESEL SERMAYEYE KAPİTÜLASYONDUR ve Lozan Anlaşmasına da aykırıdır!
  • CB adayları ve siyasal partiler bu temaları halka işlemek iktidardan hesap sormak zorundadır! İktidar değişikliğinde bu küresel talanın durdurulacağı sözü halka verilmelidir.
  • AKP’nin sağlık politikası asla yerli – milli değildir; kendisine dikte edilmiştir.
  • AKP iktidarı, sağlıkta da bu küresel soygun politikalarının taşeronudur!
  • Erdoğan, nasıl oluyor da, “biz yerli ve milliyiz” diyebilmektedir!? Çok utandırıcı!
    devamı : http://ahmetsaltik.net/2018/06/15/saglik-sistemi-insan-onurunu-hice-sayiyor/
    *****
  • AKP kurucusu Abdüllatif ŞENER 2000 Mayıs’ında 4 kişi Amerika’ya gitti; Tayyip Erdoğan, Turhan Çömez, Ahmet Ergün ve Ali İbiş. … Tayyip Erdoğan’ın ilk Pensilvanya ziyaretinde yanında Ahmet Ergün vardı.. Birlikte ABD’ye gittiklerinde Ahmet Ergün’le beraber Pensilvanya’ya gittiler ve Fethullah Gülen ile görüştüler. (Cumhuriyet, 11.06.18)

CHP lideri, Erdoğan'a meydan okuduKılıçdaroğlu, “FETÖ’nün siyasi ayağını ortaya çıkarmamak için OHAL’i sürdürüyorlar. FETÖ’nün 1 numaralı siyasi ayağı, Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden  zattır. beceremezler değil yapamazlar. Çünkü kendileri.”
****
AKP’li Can'dan çok konuşulacak FETÖ itirafıAKP’li Can’dan FETÖ itirafı : AKP’li vekil Ramazan Can; 2013 yılı 17-25 Aralık operas-yonlarına dek, siyaset, ticaret ve bürokraside yükselmenin FETÖ ile işbirliğinden geçtiğini anlattı. “Eğer bunun hesabını verecek olanlar varsa başta biz siyasetçiler olarak bizler vermek durumundayız.” (YURT, 12.6.18)

  • CB adayı AKŞENER‘den  RTE’ye (Samsun 26.5.18; Kırıkkale 4.6.18) FETÖ’cü mü arıyorsun, aynaya bak aynaya, FETÖ’cünün şahını göreceksin!


Akşener (Edremit, 18.3.18): Açılan çukurları sizin çocuklarınız mı kapattı? 726 şehit verdik yanlış politikalarınız yüzünden!” (AS: Afrin operasyonunda ayrıca 52 şehidimiz  var. 778 vatan evladı hangi yanlış AKP politikalarına kurban edildi?? Hesabını kim verecek? Sizin çocuklarınız para verip askerlik yapmadı! Fakir-fukara şehit-gazi oldu, oluyor.

  • CHP lideri Kılıçdaroğlu (TBMM grup toplantısı, 08.05.2018): Aile boyu devleti soyan adam yolsuzlukla mücadele eder mi?
  • Sinan Meydan’ın “Hangi Yeni Türkiye?” başlıklı yazısının mutlaka okunmasını öneririz..
  • AMERİKA’YA NE VERDİNİZ?
    .. Çavuşoğlu ile ABD’li meslekdaşı Mike Pompeo buluştu.. Tam seçim arifesinde ABD, Türk Ordusu’nun Münbiç’e girip devriye gezmesine olur verdi, Kandil operasyonuna yeşil ışık yaktı. Bunlar ne tesadüf ne de ABD’nin Türkiye aşkı.. Çünkü o ABD değil mi..  YPG/PKK’ya 5 bin TIR dolusu silah gönderen? ..şimdi ne oldu veya ABD’ye hangi sözler verildi de, .. sözde güller açıyor? Yoksa seçimde ABD desteği adına, “Fırat’ın doğusu PKK’nın olsun” sözünü mü verildi veya Kıbrıs’ta istediğiniz olsun mu dendi? Değilse açıklayın, Paxamiracana bir şey almadan afedersiniz b*k*nu bile vermez! (S. Önkibar, AYDINLIK, 20.6.18)
  • Sıra Kandil – Münbiç atraksiyonunda.. seçime 3 gün kala ABD ile danışıklı “operasyon” !?
    ABD ile danışıklı Kandil – Münbiç senaryosunu pazarlamak, seçimde “oy”a dönüştürmek gibi mide bulandıran manevralar.. Dileriz bu halk kendisini bunca aşağılayan – aklıyla alay eden siyaset bezirganlarını bağışlamayacaktır… Yazmıştık daha önce de :
  • AKP = ERDOĞAN’ın DIŞ POLİTİKA – ASKERİ OPERASYONLARA MAHKUMİYETİ!

Sevgi ve saygı ile. 21 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com   www.ahmetsaltik.net

Önceki yazılarımızdan               :
2017 yılı çalışmaları dosyamızı ve yıl içinde sitemizde yayınladığımız 58 makalenin listesine ve erişkelerine ulaşmak için : http://ahmetsaltik.net/2017/12/31/2017-yili-calismalarimiz/

20 yıl önce ADD Edirne Şb. Bşk. iken FETÖ için yaptığımız uyarı:
Bir devlet, maskeli düşmanlarını kendi eliyle böylesine onurlandırırsa, 
acı sonuçlarına da günü geldiğinde katlanmaktan kaçınamaz.

ŞEHİR HASTANELERİ TALANI https://youtu.be/-m6zrV8_Cqg
Sehir_hast._Hastanelerimizi_kapatmayin_Bayazit_Ilhan
SEHIR_HASTANELERİ_TALANI_07.03.2018
https://youtu.be/ezlEbMful6c  (konuşmamızın bir bölümü)
Nişasta Bazlı Şeker sorunu :  https://youtu.be/DH5POLayYIM?t=6   https://youtu.be/3ddTIm4MKLo?t=2853  NİŞASTA BAZLI ŞEKER ve HALK SAĞLIĞI
ŞEKER FABRİKALARI     Şeker fabrikaları kararının sağlığımıza olası etkileri
YUNUS’un MİSTİK MATEMATİĞİ…
NÜKLEER SANTRAL DAYATMASININ HAZİN İÇYÜZÜ
ERDOĞAN 2019 SONRASINI DAVUL ÇALARAK İLAN EDİYOR!
ÇOCUKLARINA TECAVÜZ EDEN %95’i MÜSLÜMAN BİR TOPLUM
16 Nisan halk oylaması kirli bir referandumdur
DİNCİ – KİNCİ NESİLLER YETİŞTİRECEK EĞİTİMİ HALKIMIZ REDDECEKTİR!
– R.T. Erdoğan Diyarbakır’da, tarih 1 Nisan 2017 : “Türk demiyorum, millet diyorum..”

Sitemizde yayınlanan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi :
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET

KIRK HARAMİLER (Bir İhanetin öyküsü) 

KIRK HARAMİLER
(Bir İhanetin öyküsü)                                                                   

Konuk yazar : Ertan URUNGA
Emekli Askeri Yargıç
e.urunga@yahoo.com.tr, Antalya, 15.05.2018

Önsöz
Hani var ya;
Şu bizim Kırk Haramiler,
Büyük Patron’un himayesinde
Gelince iktidara, her şeyden önce
Yaptıkları görülmesin diye,
Başına sardılar türbanı, bu mazlum milletin.
Ve uyutmak için ümmetini,
Ninni gibi dillerine doladıkları
Hep o şarkı,  dudaklarda
“Beraber yürüdük
Biz bu yollarda, beraber ıslandık
Yağan yağmurda…”
diye,
Daha ilk günden başladılar, çığlık çığlığa
Büyük bir iştiha ile yağma ve talana…
Ne de olsa göçebe toplumu, Bedevi Arapların
Ekininden geliyorlardı, Soyağacına bakınca…
Sonradan da gördük ki tüm icraatları boyunca,
“Devletin malı deniz, yemeyen domuz”
Anlayışı temel karakteriydi Haramilerin.
Ancak haksızlık yapmamak için, yeri gelmişken
Becerilerine de -kısaca- değinmek gerekir burada;
-Dini siyasete alet edip iktidara gelmekte,
-Yalan dolanla müritlerini aldatmakta,
-Tertip ve kumpaslarla muhaliflerine kara çalmakta,
-Hile ve sahtecilikle kendilerine çıkar sağlamakta,
-Okul, cami ve kışlaya siyaset sokmakta,
-Çılgın projeler ve Kaçak saraylar yaptırmakta,
-Yeşil alanları betonlaştırarak doğayı katletmekte
– Ve hele, gösteri yaparken At’tan düşmekte,
Hep gördük ki Elhak, çok becerikliydiler doğrusu!.

Yağma Süreci
Bunları önceden görüp de
Kurtuluştan sonra yaptığı devrimlerle,
Tarihe gömdüğü için Osmanlı artıklarını
Yıllarca içlerinde besledikleri kin ve öfkeyle
Dünyanın en büyük devrimcisi
Yüce önder ATATÜRK’ün emaneti;
Cumhuriyet’in öz varlıklarını,
Halkın geçim kapısı, KİT’leri
Özelleştirme yapıyoruz diye, yalanlarla
Peş keş çektiler yandaşlarına…

Kesilmeyince kabaran iştahları,
Dünyaya açıldılar, hiç duraksamadan
Bitirmek için Türkiye’yi…
Satılığa çıkarıldı hemen, kelepir fiyatına
Batan geminin malları gibi
O güzelim Türk yurdu Anadolu!
Hani, her karış toprağında
Şehitlerin kanı bulunan
Sevgili vatan!
Satıldı haraç mezat, parsel parsel
Mülkiyet hakkı dâhil, hem de
Elin gâvuruna!

Çözüm Süreci
Satarak bitiremeyeceklerini anlayınca,
Tümünü birden yutmak istediler önce.
Ancak biliyorlardı ki deneyimleriyle,
Buna güçleri yetmezdi.
Bir seçenek daha vardı ellerinde;
Türkiye’yi parçalayarak yutmak!
Hem bunun için fırsat kollayan, aç kurtlar
Dolaşıyordu ortalıkta, avını yoklayarak.
Hava karlı ve sisli, kafalar karışıktı…
O sırada bir öneri geldi, Okyanus ötesinden
“Artık demokratikleşmeniz gerekir” diye.
Hemen koyuldular işe, Haşhaşilerle birlikte
Başlatıldı Çözüm süreci, büyük bir hevesle…
Önce taraftar toplamak için kendilerine,
Sürdüler sözde akil adamları sahaya…
Vatana göz diken, Mehmetçiğe tuzak kuran
Hainlerle bir olup, oturdular masaya…
Dahası bunları yargılayacağız diye,
Çadır mahkemesi kurdular, araziye
Götürdüler yargıçları ayaklarına…
Her şey yolunda giderken böyle!
Haramilerle Haşhaşiler, aralarında
Daha önce çaldıklarıyla, dolunca kasaları
Ayakkabı kutularına sakladıkları
Meşruku, paylaştıkları bir sırada
Ters bir rüzgâr esti, aniden
Yolsuzlukları sızınca Medya’ya;
Karıştı ortalık bir anda, tutuştular kavgaya…
Son verildi Hainlere tanınan tüm imtiyazlara…
TSK gönderilince sahaya, başladı hendek savaşları!
Sonra gömüldü o Hainler, kazdıkları çukurlara…
Şehitler için yine ağıtlar yakıldı, yine analar ağladı.
Barışçıl bir çözüm çıkmayınca o kanlı süreçten,
Bu kez, Güç savaşları başladı aralarında…

Savaş Süreci
Bir gece ansızın saldırdı Haşhaşiler, havadan
Kaçak saraylarına Haramilerin, 15 Temmuz’da
Bombalar düşerken tepelerine,
Ustaca bir manevra ile kurtuldular darbeden.
Yarattıkları bunalımı, yine fırsata çevirdikten sonra,
Sarsılan güçlerini kazanmak için yeniden
Silahlı Kuvvetlere sarıldılar, mecburiyetten
“Sınırları Hainlerden temizleyeceğiz” diye,
Suriye üzerinde Emperyalist emelleri olan
Ve oradaki Hainleri kendi askeri sayan,
Büyük Patronla da anlaşarak, kuytularda
Sürdüler kınalı kuzuları,  Ortadoğu bataklığına…
Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarında
Şehitler gelmeye başlayınca yurda, art arda
Kimi aymazlar, yazıklar olsun ki onlara
“2. İstiklal Savaşı” dediler bu operasyonlara!
O görkemli İstiklal savaşını küçük düşürerek,
Nankörlük ettiler atalarına…

Yapılanma Süreci
İktidarı ele geçirdikleri tarihten itibaren
Hep işaret ettikleri gibi hani, 2023’de
Laik Cumhuriyet düzenini değiştirerek, kendilerince
Ümmet egemenliğine dayalı, federatif yapıda
Dinsel bir devlet kurmaktı, başat ereği Haramilerin.
Bu ereğe ulaşmak için hemen o tarihte,
Haşhaşilerle birlikte, başlatılan yağma sürecinde;
Tümüyle kadrolaşmışlardı zaten, bürokraside
Bugün, Beyin göçünün nedeni olan
Okullara öğrenci, kamuya eleman alımlarında,
Yaptıkları hile ve tertiplerle, sınavlarda
Başarılı yurttaşları eleyip, kendi yandaşlarıyla
Doldurdular tüm kademelerini devletin.
Ancak, oluşturulurken altyapısı bu şekilde,
“Yok öyle yağma” diye, hesap soracak
Bir yiğit çıkmayınca ortaya, bugüne dek
Bu kez hukuksal yapısını oluşturmak için devletin
“Mevcut Anayasayı değiştireceğiz” diye,
Anayasal düzeni sil baştan değiştiren
Yeni bir Ferman çıkartıp, dayattılar topluma…
16 Nisan 2017’de yapılan şaibeli Halkoylamasıyla
Kabul edilen yeni Anayasa ile birlikte,
Sona erince Yapılanma süreci, baskın bir şekilde
Karar verildi yine Erken seçimlere, zorda kalınca…

Bugün yaşanan tüm süreçlerde, Emperyalist devletlerin
Sömürgeci emellerine hizmet ettikleri görülen Haramilerin,
“Türk ulusunun Egemenlik hakkını elinden alıp,
Türkiye’yi federe bir İslam devletine dönüştürmek”
istediklerini
Görünce Türk ulusu bu ihaneti, mutlak yapacaktır gereğini;
Daha önce de olduğu gibi yurduna göz diken tüm Hainleri,
Yetti Artık” diye direnerek, yine Tarihe gömecektir elbet!

Son Söz
24 Haziran Baskın seçimlerine
On gün kala, siz de görüyorsunuz ki
Bu gün tanyeri ağarırken ufuktan,
Sönmeye başladı ampuller, birer birer
Göklere yükselen Güneş’in ışıkları
Bir tokat gibi çarptıkça suratlarına
Derin bir korku sardı Haramilerin
Körelen yüreklerine!
Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan
Saygın bir Aday, herkesin beklediği gibi
Ortaya çıkıp da yiğitçe ve hakça,
Meydan okuyor şimdi Haramilere…
Tam bir kararlılık ve inançla hem de
“Haklıyız Kazanacağız” diye,

Güvence ve umut veriyor
Vatansever tüm yurttaşlara…
Bu manzarayı görünce, diyoruz ki biz de
Artık Tamam; bitecek bu eziyet bu zillet
Kavuşacak herkes, erinç ve adalete
Türk ulusunun başı, yine erecek Göğe!
İşte o zaman, kimsenin kuşkusu olmasın ki
“Bir yiğit geldi, direndi ve yendi” diye,
Tarih yazacak elbet; o yiğidin adını da ince ince
Sonsuza dek yaşayacak yurttaş Muharrem İNCE, sevgiyle

FETÖ’nün İlhan Selçuk Cinayeti

FETÖ’nün İlhan Selçuk Cinayeti 

Konuk yazar : Lütfü Kırayoğlu

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) 15 Temmuz 2016 tarihinde giriştiği ABD patentli darbe girişimi sonrasında değişik illerde açılan davalarla yargılanıyor. Davaların ne denli sağlıklı yürütüldüğü Türk hukuk tarihini yazanlarca değerlendirilecek. Açılan yüzlerce dava arasında İlhan Selçuk cinayetini ortaya çıkarmaya yönelik bir soruşturma yok. Tamtyersine son günlerde İlhan Selçuk’un ölümüne neden olan “Ergenekon” tertibini yeniden canlandırmaya yönelik girişimler var.

1961 Anayasasının getirdiği özgürlük ortamında yeniden fışkıran Türk aydınlanmasının en etkili gazeteci ve yazarları İlhan Selçuk, 21 Haziran 2010’da aramızdan ayrıldı. Her ne denli ölüm nedeni kayıtlara “çoklu organ yetmezliği” olarak geçse de FETÖ adı verilen ihanet örgütünün bir cinayeti olarak akıllarda kaldı.

İlhan Selçuk, 1960’lar sonrasında görülen her gerici ve baskıcı hareketin doğrudan hedefleri arasında oldu. Hem de ilk sıralarda. Bu nedenle İlhan Selçuk’un katledilmesi FETÖ adlı ihanet şebekesi açısından bakıldığında “isabetli” bir cinayetti. Nitekim İlhan Selçuk’un ölümü Türkiye Cumhuriyeti açısından da, yaşamını adadığı Cumhuriyet gazetesi açısından da büyük bir savrulma döneminin başlangıcı oldu.

İlhan Selçuk, dalgalar halinde gelen “Ergenekon” tutuklamalarının en büyük dalgasının gerçekleştiği 21 Mart 2008’de sabaha karşı evi basılarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan öbür aydınlarımızın pek çoğu tutuklanırken, İlhan Selçuk’u yaşı ve sağlık durumunu da dikkate alarak tutuklamaya cesaret edemediler. Ancak 2 gün sonra serbest bırakılan İlhan Selçuk bir daha eski sağlığına kavuşamadı. Uzun süre hastanede tedavi gördü. Bir süre yazılarına devam etse de bir yıl sonra tekrar hastalanarak kısmi felç geçirdi. Bir daha da düzelemedi ve 21 Haziran 2010’da aramızdan sonsuza dek ayrıldı. Koparılıp alındı gerçekte…

İlhan Selçuk göz-altılara, tutuklamalara, yargılamalara alışıktı. Ancak İlhan Selçuk, kahrından öldü. O’nu kahrından öldüren daha sonra “kumpas” olduğu iktidar tarafından da itiraf edilen “Ergenekon” davasında örgüt yöneticisi olduğu iddiasıydı. Davanın en çarpıcı iddiası ise, örgüt “yöneticilerinin” Cumhuriyet gazetesine bomba “attırmış” olmasıydı. Bir başka ifade ile Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı, gazeteye yaşamını adamış insan, kendi gazetesine karşı bombalı saldırı yaptırmakla suçlanıyordu. 12 Mart döneminde Ziverbey köşkündeki kontrgerilla karargâhındaki işkencelere göğüs geren İlhan Selçuk, bu iğrenç suçlamaya dayanamadı.

İlhan Selçuk, 50 yıl boyunca Türk aydınlarının ellerinde bayrak gibi gezdirdiği gazetenin bilge köşe yazarıydı. Öyle ki, 12 Mart döneminde ve 1990’lı yıllarda Cumhuriyet gazetesi yolundan saptırılıp ele geçirildiğinde okurları tarafından terk edilmiş, bu sayede yeniden İlhan Selçuk ve dava arkadaşlarının gazetesi olabilmesi için ilginç bir destek görmüştü.

İlhan Selçuk’un aramızdan çekilip alınması ile Cumhuriyet gazetesi bir kez daha yayın ilkeleri konusunda tartışma konusu haline geldi. İlhan Selçuk yazıları ile yalnızca Cumhuriyet gazetesinin değil, Türkiye Cumhuriyetinin de hangi rotada ilerlemesi gerektiği konusunda da yol göstericiydi.

İlhan Selçuk “Ergenekon” soruşturması kapsamında göz-altına alınıp serbest kaldıktan bir süre sonra, 21 Şubat 2009’da kendini sorgulayan ve şimdi kaçak olarak yurt dışında bulunan Zekeriya Öz hakkında “Öz’ün Laf-ı Güzafı” başlıklı bir yazı yazmış ve Öz’ü daha o gün yargılamıştı. Selçuk şu satamayı yapıyordu:

“Ne yazık ki Zekeriya Öz bu mantıkla ya da mantıksızlıkla hiçbir yere varamaz; savcımızın geleceği pek parlak görünmüyor…
Ergenekon’da birinci iddianame bir hukuk faciası…
“İddianamede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuku değil, AKP iktidarının guguku geçerli…
“Ya ikinci iddianame ne zaman çıkacak?..
“Diyorlar ki:
– Zamanlama, ayarlama, koordinasyon tamam…
– Nasıl?..
– 2’nci iddianame, AKP’nin işine yarasın diye, yerel seçim öncesi piyasaya sürülecek…
1) Ergenekon tertibi daha ilk aşamasında çıkmaza saplanmış, daha şimdiden çökmüş,
adaletsizlik ve hukuksuzluk anıtına dönüşmüştür…
2) 2450 sayfalık iddianame ve 400 klasörlük dava, hukuk ve yasalarla bağdaştırılması olanaksız bir romanın hiç bitmeyecek tefrikası içeriğindedir…
3) Yeni iddianameler de ilk iddianameye dayanacakları için daha şimdiden içi boşalmış bir davanın yeni ürünleri olmaya mahkûmdurlar…
4) Tutukevlerinde iddianameleri ve davaları bekleyen, kimlikleri toplumca çok iyi bilinen ve tanınan zanlılar daha ne kadar süre demir parmaklıklar arkasında tutulabilirler?..
Zekeriya Öz Cumhuriyet’e ne anlama geldiği belli olmayan iki tümcelik ‘tekzip’ yolluyor…;
Oysa oturup kendisini gün geçtikçe daha çok sarıp sarmalayan koşulları düşünmeli…
Savcı Öz’ün hukuku ve yasaları hiçe sayıp çiğneyen uygulamalarına karşı, sayıları gittikçe artan Ergenekon sanıkları da elbette haklarını yasal yollardan arayacaklardır…
Her bugünün bir yarını var…”

Zekeriya Öz ve destekçileri elbet bir gün hesap verecek. İşte o gün Türk aydınlanmasının bilge yazarı İlhan Selçuk’un sözünü ettiği “yarın” gelmiş olacak.

İlhan Selçuk’un anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
====================================

Değerli dostumuz Sn. Lütfü Kırayoğlu’na, bu vefa dolu, bizim de paylaştığımız içerikli yazısı için teşekkür ediyor; AYDINLANMA BİLGESİ İlhan ve Turhan Selçuk kardeşleri şükranla anıyoruz.

İlhan ve Turhan Selçuk ile ilgili görsel sonucu

Cumhuriyet gazetesinin Mustafa Kemal Paşa‘da bu yana gelen çizgisini korumasını diliyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 21 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 20 Haziran 2018

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 20 Haziran 2018

Konuk yazar :
Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

KAZANMAK
RTE, kapalı oturumda AKP’lilere seçimi kazanma taktikleri verdi.
Açıkta olabilir miydi?…

PAŞALAR
J. Gn. K Çetin, Bakan Soylu’ya personelin yaptığı “Atını seven Tayyip” tablosu hediye etti.
Paşaların siyasette maşalaşması,
TSK’nın yüz karası…

GÜNDEM
RTE, “Bedelli gündemimizde var” dedi. İki hafta önce yok demişti.
Güven tazeledi!…

YALAN
Medyada yalan haberde dünya birincisiyiz.
RTE dünya liderimiz ya…

KUYRUKLU
Binali Yıldırım, ”Ekonomi kötü demek yalan”
Kuyruklu yalan…

YATIŞ
Kıraathanede ye, iç; parkta yat yuvarlan,
Sen böyle avun, oyalan,
Kazanmaya gelince avucunu yala,
İhaleler yandaşa, yatırımlar betona…

YATIRIM
RTE, İnce’ye, “ Yolsuzluktan söz ediyor, yaptığımız yatırımlara baksana”
Parklarda yatırmayı yatırım sayınca…

KAYMAKAM
Vezirköprü Kaymakamı, AKP milletvekili adayı Y. Z. Yılmaz konuşurken mikrofonu tuttu.
Seçilince nelerini tutmaz?…

TUTARLI
Yunanistan Dışişleri Bakanı Katzias, RTE için “tutarlı ve karizmatik” dedi. Konu işgal ettikleri adalar konusundaki tutumuydu.
Eloğlu her şeyin ayırdında…

KEDİCİ
Adnan Hoca RTE için, ”bizden biri “ diyor.
Pisi, pisi…

DERSİM
Binali Bey de “Dersim’le yüzleşmeliyiz” dedi.
CHP, HDP, AKP, SP paralelleşti…

ŞEREFSİZ
Bahçeli, “MHP oylarını %6 gösteren şerefsizdir”
MHP’yi bu hallere düşürene ne der?…

 

“….İş Çantada Keklik Değil !…” RTE

“….İş Çantada Keklik Değil !…” RTE

Konuk yazar : Ali Ercan
Değerli arkadaşlar,
24 Haziran 2018 seçimi, (Cumhuriyet Tarihimizin kritik faz geçişi olan 1950 Seçiminin, diyalektik anlamda anti-tezi olarak) tarihe geçecek bir Seçim olabilir.

1950’de yapılan “ilk serbest seçim” örgütlü Orta çağ Zihniyetinin, Ülke genelinde yeterince kök salamayan 1923 Aydınlanmasına (Laik Cumhuriyete ve Mustafa Kemalin başlattığı Devrimlere) karşı “Sandık Demokrasisi” ile Zafer kazandığı bir Seçim oldu; Ve o günden bu yana bütün Seçimleri (saman alevi gibi sönen bir-iki istisnanın dışında) aynı zihniyetin Partileri kazandı…

Ülkemiz bu 70 yıllık süre içerisinde, yüzme bilmeyen bir insanın boğulmamak için Denizde çırpınışına benzer bir çırpınışla vakit geçirdi; İnsanını harcadı, Enerjisini harcadı, Zamanını harcadı, (yıllık ortalama %25 enflasyonla) emeğinin dörtte birini Emperyalist sisteme kaptırdı, ve her şeyden önemlisi Ülkenin geleceğini kuracak fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesilleri yetiştiremedi.

Bugünkü Türkiye hemen her konuda (Ekonomi, Sanayi, Tarım, Doğal Kaynaklar, Enerji, Su, Gelir, Gelir Dağılımı, Sosyal Adalet, insan hakları, Basın Özgürlüğü, Sağlık, Çevre, ortalama yaşam süresi, Eğitim, Bilim, Teknoloji, Patent, Rekabet…..) Dünya ortalama düzeyinin biraz altında, biraz üstünde bata-çıka yaşamaya çalışan 3. sınıf bir Ülkedir.

Yeteneksiz, beceriksiz, öngörüsüz, muhteris politikacıların yönetiminde, Geri kalmışlığın, çağdaş Dünyadan kopmuş olmanın utanç verici sonuçları Hamaset ve öte Dünya masallarıyla örtülenmeye çalışılıyor, ama nafile; Hasta artık narkozdan çıkmaya, acıları hissetmeye başladı.

Türk parası hızla değer yitiriyor; İşsizlik ve Enflasyon %15’in üzerinde, Hapishane doluluğu bakımından Dünyada ilk 10 Ülke arasında, Kredi notu düşürülen Ülke, gittikçe büyüyen Cari açığı kapatabilmek için yüksek faizle borç bulmakta bile zorlanıyor.

Cumhuriyet birikimlerini, Fabrikaları, Bankaları, Limanları, Doğal kaynakları, Suları ormanları, Madenleri … ‘babalar gibi’ satıp savurarak kısa bir süreliğine yaratılan yapay bir rahatlıktan sonra, Geleceği çalınmış Türkiye‘nin hazin manzarası artık boş laflarla değişmiyor… Her şeye rağmen yapıştığı iktidar koltuğundan nedense bir türlü ayrılmak istemeyen Yöneticilerin tek umudu, sorgulayamayan, şükürcü milyonların kelle sayısı….
***
Bu seçimde toplam 59,4 milyon seçmen var; olasılıkla 50 milyon Oy kullanılacak. Adam başı 3 Oy pusulasından en fazla 180 milyon, hadi bilemediniz %10 yedek fazlasıyla 200 milyon Oy pusulası yeterli olduğu halde, YSK 300 milyon Oy Pusulasının basıldığını açıkladı… Akıl almaz bir durum… İktidar lehine 7/24 reklam ve propaganda yapan 20 den fazla kanalda TV yayınları ve Sosyal medyada Saray soytarılarının şaklabanlıkları gırla gidiyor… Devlet olanaklarının iktidar hizmetine sunulması da cabası….

Yine de, her şeye karşın, Seçmenler Oylarını kullanmalı, Sandıklara, kullanılan/ kullanılmayan Oylara sahip çıkılmalıdır. 1-2 bin sandık bile sonucu belirleyici olabilir; çünkü bıçak sırtında olan bir Seçimin kaderini belirleyecek kadar yeterli oy pusulası vardır bu 2 bin Sandıkta.

  • Sandık sonuç Tutanaklarının ıslak imzalı kopyalarının Parti Genel merkezlerine ulaştırılması da büyük önem taşıyor. 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı ve yakın çekim

Stalin‘in fotoğraftaki sözü akılda tutularak, çok dikkatli olmalı ve elden gelen tüm çaba gösterilmelidir.

  • “Oyu verenler değil, sayanlar belirler her şeyi”

Bakalım Türkiye 4-5 yılda bir gelen bir şansı kullanabilecek, Ülkeyi Gelişmişlikte (Bağımsızlık, Özgürlük, Eşitlik, Refah, Adalet ve Demokrasi Merdiveninde) bir basamak yukarı çıkaracak olan Penaltı vuruşunu Gole çevirebilecek mi ?..

Başarılar diliyorum. æ