Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

ATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Yasal Bilirkişi

ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com     
facebook.com/profsaltik,
twitter: @profsaltik  CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_23._yil
Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır.
Sitemizden, kaynak gösterilmesi koşulu ile alıntı yapılabilir.

Sehit
Hekimlerin 100. Yıl Bildirgesi : YÜZ YILLIK BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM!
Türk Tabipleri Birliği’nin Bildirisini okumak içi tıklayınız..
*****

  • İçişleri Bakanı Soylu bu sabah (19.3.19) İran ile PKK’ya ortak operasyon yapıldığını söyledi; İran yalanladı! Reis, Soylu’suna ne buyurur acaba? “Terörist İran, ne günlere kaldık!” mı der?

AKP’nin hikâyesi bitti: YOKSULLUK-YOLSUZLUK-YASAKLAR ile savaşacaklardı; tam tersi oldu.. sonuç derin bir hüsran ve yeni bir hikâye yazma olanağı siyaseten yok, yok, yok! RTE meydanlarda hiç ekonomik yangın ve çöküntüyü konuşmuyor; hep hamaset ve sataşma!

  • Oy kullanan seçmenin parmağının boyanmasını AKP neden kaldırdı?
    Bu sistem DER – HAL geri getirilmeli ve 31 Mart’ta uygulanmalıdır.
  • Ahlaksızlık ile dinsizliği karıştırmamak gerekir. Din olmadan ahlaklılık olabilir ve ahlaksızlıkla din bir arada bulunabilir ve çoğunlukla da böyledir. Denis DİDEROT
    ****
  • AKP = ERDOĞAN’ın KENDİNDEN BAŞKA DÜŞMANA GEREKSİNİMİ YOK! tıklayın
    AKP’ye “nafile” öneriler.tıklayın
  • TÜİK’e göre Türkiye ekonomisi 2018’de %2.6 büyüdü!? Yoksullaştıran AKP büyümesi!? 
  • JP Morgan Türkiye’nin 2019 büyüme kestirimini %0,2’den -%0,9’a düşürdü; Damat rüyada!
  • Resmi işsizlik %13’ü geçti; Damat Bakan hülyalarda; nüfus artışı öncelikle frenlenmeli!
  • Türkiye 2019’da G-20 ülkeleri arasında yok! 17. büyük ekonomi değil! Epey yazmıştık sitemizde; 2023’te ilk 10 ekonomi arasına girme masalları anlatılırken, ilk 20’den düştük. 2017’de 856 milyar $ olan ulusal gelir 2018’de 631 milyar Dolara düştü. Kişi başına yılık gelir 3 bin $ azalarak 10700 dolardan 7700 dolara geriledi, son 6 yıldır sürekli azalıyor ama nüfus sürekli ve booooolca artı(rılı)yor! Geçen yıl doğan 1,2 milyon kişi daha çoğaldık, herkes 3000 Dolar / yıl daha yoksullaştı.. Dünyada yıllık kişisel gelir ortalama 11300 $. Türkiye yoksullaş-tırılıyor ama yandaş dolar milyarderleri çoğalıyor.. Nasıl? Uyanalım.. Yaşasın AKP=RTE!
    *****
    Bunları biliyor muydunuz??
    Kurumlar (şirketler) vergisi 1999’da %46 idi. AKP iktidar olunca 2002’de önce %30’a 2006’da ise %20’ye indirdi, 2017’de %22’ye çıkardı. Buna karşılık, %10 olan KDV’yi %18’e yükseltti! Asgari ücretli de, holding patronu da 1 şişe suya aynı KDV’yi ödüyor. Pırlantaya KDV yok, ekmeğe var. Türkiye’yi tarihinin en derin ve çok yönlü bunalımına sokan AKP kimden yana??
    ****
    AKP’nin utanç veren, ibretlik FETÖ bağlantılarını kendi sesleri ve görüntüleri ile izleyin. https://youtu.be/KKxkccTS1DI
  • 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde yumuşak karın, sandık seçmen listeleri..
  • Parmak boyamak da çözüm değil.. Listeler şişirilmiş… 31 Mart yerel seçimine giderken sandık seçmen listelerinde saptanan akıl almaz hileler utanç vericidir. Bu tablodan doğrudan AKP iktidarı ve başındaki TEK ADAM ile YSK sorumludur. Bu bir meşruluk sorunudur!. Muhalefet öncelikle buna odaklanmalı! Din sömürüsünü ve şiddet dilini bilerek ve utanmazca temel politik araç yapan AKP-MHP, azıcık dürüst – ahlaklı olmalı!

Çare, SANDIK SEÇMEN LİSTELERİNİN MUTLAKA DÜZELTİLMESİDİR..

(Zafer Temoçin, 18.03.2019, Cumhuriyet)

  • Muhalefet tüm  enerjisiyle bu yaşamsal soruna odaklanmalı. Mitingler yapmalı, yer yerinden oyna-tıl-malıdır.. Dünya alem, bunca utanmaz açık hile ve arsızca dayatmayı, gaspı görmeli, duymalı.. Bu hukuksuzluk asla kabul edilemez ve bu koşullarda 31 Mart 2019 yerel (genel!) seçimlerinin sonuçları bellidir! AKP – MHP gerekli tüm …….. kurguları yap – mış – tır! Anlaşıldı mı acaba ?? Seçimleri boykot etmek de dahil!
  • Erdoğan, İYİ Parti Gn. Bşk. Meral AKŞENER’i de açık açık hapis ile tehdit etti! İleri demokrasi bu mu?

19 Mart 2019 / Günün Karikatürü / Emre ULAŞ 1(Emre Ulaş, YENİÇAĞ, 19.03.2019)

Sevgi ve saygı ile. 18 Mart 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com  www.ahmetsaltik.net
CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_23._yil
*****

Sitemizde yayınlanan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi

Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim 
“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” / Nazım HİKMET

SOĞAN KUYRUĞU

SOĞAN KUYRUĞU

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Ülke bütün boyutları ile yerel seçim sarmalında. 31 Mart (2019) yaklaştıkça söylemler sertleşmeye başladı. Aslında bu seçimle yalnızca yerel yöneticiler belirlenecek. Fakat genel seçim havasına sokuluyor. İktidarın yitirmeye tahammülü yok. Görülen gerçek ise yitiriyor.

İktidar açısından bu yerel seçimleri yitirmenin bütün koşulları var. O da bunun bilincinde ki MHP ile ittifak yaparak seçime giriyor. AKP – MHP Cumhur İttifakı, doğallıkla, karşıtı olan Millet İttifakını doğurdu. Görülen o ki, Cumhur İttifakı inişte iken Millet ittifakı yükselmekte.

AKP, son zamanlarda Cumhur İttifakı ülkemizi 16+ yıllık yönetimin sonunda, ithal kuru soğan kuyruğuna mahkum etmiştir. İşsizlik, enflasyon, pahalılık doruk noktada, eğitim geri gitmiş, bozulmuş. Paramız devalüasyonla neredeyse %40 değer yitirmiş. Tencere ferman dinlemiyor. Halkın yüzünü güldürecek ne söyleyebilirler ki? Belki ülkede yüzü gülenler var ama bu durum büyük kitleleri ilgilendirmiyor. Onlar mutlu bir azınlık ve çoğu yandaş. Kimi AKP’li seçmenler bile yakınmacı ve mağdur.

Tüm bu olumsuzlukların toplamı, iktidarı zorlayıcı yan yollara saptırıyor. Ezan, Bayrak konusunu gündeme taşıyor. Provokatörleri bir yana bırakırsak, gerçekte kimsenin Ezan ve Bayrakla sorunu yok. Ne var ki, daha önce Kabataş senaryosunda da böylesi bir film izlemiştik. Türkiye bu tür kışkırtmalardan çok çekti, halkımız asla bu tip oyunlara gelmeyecektir. İnsanları birbiri ile, komşuları ile veya faklı düşüncelerle şiddete yönelten bir sorun yoktur. Özgür, mutlu, gönenç (refah) ve barış içinde yaşamak istiyor Ulusumuz. Uygar bir yaşam biçiminden, başka ne beklenir ki?

AKP, iktidara gelmeden vadettiği “3 Y” (Yasaklar – Yoksulluk ve Yolsuzluk) sorunlarının hiçbirini çözemedi. Tersine, bu 3 temel sorun katmerli biçimde büyü(tül)dü! Türk halkı bu çarpıcı gerçeklerle günlük yaşamında giderek daha somut yüzleşmektedir. “Oy”u ile 31 Mart’ta bu kötü gidişe “Dur!” demek istiyor gerçekte. Bu olgunun ayırdında olan iktidar ise, Millet İttifakı partileri genel başkanları Kılıçdaroğlu ve Akşener’e açıkça gözdağı veriyor, hatta hapis tehdidinde bulunuyor.

İçişleri Bakanı Soylu, politik nezaket sınırlarını ağır biçimde çiğneyen söylemleriyle Erdoğan’ın başlatmak istediği yangına adeta körükle gidiyor. Kılıçdaroğlu için kullandığı burada yineleyemeyeceğimiz  ölçüde ağır hakaretleri ne yazık ki Başsavcılıkça “eleştiri” sınırları içinde görülürken, Anamuhalefet liderinin Soylu’nun ağır – çirkin hakaretlerine yanıt olarak “5 paralık adam” sözleri nedeniyle Soylu’nun yakınması üzerine fezkeke düzenlenerek TBMM’ye gönderiliyor ve yargılanmak üzere dokunulmazlığının kaldırılması istenebiliyor!?

Yalpalamalar, öfke patlamaları, baskılar, mizansenler, Ankara BŞB Başkan adayı Mansur Yavaş’a dönük ellerinde patlayan salvolar, iktidarın 8 Mart provokasyonu… toprağın ayaklarının altından hızla kaydığını algıladıklarını açıkça gösteriyor.

AKP yerel seçim bildirgesinde planlı kentler, altyapı ve ulaşım, kentsel dönüşüm, akıllı kentler, çevreye saygılı kentler, sosyal belediyecilik, yatay kentleşme, halkla birlikte yönetim, tasarruf ve saydamlık, değer üreten kentler… vaatlerine yer veriyor. Ancak AKP’li Cumhurbaşkanının partisinin propagandası için yoğun biçimde meydanlara inmesi, ortamı genel seçim havasına dönüştürüyor. İyi de 17 yıldır tek başına iktidarınızda neredeydiniz, ne yaptınız bu bağlamda? Kendi ağzınızla itiraf ettiniz;

  • Biz İstanbul’a biz ihanet etmişiz, bundan ben de sorumluyum..

Üstelik 1994’ten bu yana 25 yıldır ya da çeyrek yüzyıldır İstanbul ve Ankara belediyesi Erdoğan ve partisinin yönetiminde! İstanbul ülkenin kalbidir, bu görkemli kente ihanet ettiyseniz, hala başarı masalları uydurmanın savunulabilir yanı olabilir mi??

Kırka yakın ülkede heykelleri dikilen, büyük saygı duyulan, okullarda çocuklara devrimleri öğretilen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, yok olmaktan kurtardığı ülkesinde heykelleri yıkılıyor, stadyumlardan, havalanlarından, kent meydanlarından adı – yontuları kaldırılıyor. İdealleri, çağdaşlaşma hedefleri, görkemli devrimleri unutturulmaya çalışılıyor…

Türkiye’yi 2023’te ilk 10 ekonomi içine sokacağız masallarını yıllarca her yerde yinelemenize karşın 2018 sonunda ilk 20’nin (G20’nin) dışına siz düşürmediniz mi? Kişi başına gelir son 6 yıldır sürekli azalıyor ve 2018 sonunda 10 bin Doların da altına düştü.. Oysa yandaş Dolar milyarderleri üretmeyi sürdürüyorsunuz. İşsizlik geçen yıl 700 bin arttı ama akıl dışı biçimde nüfus artışını teşvik etmeyi sürdürüyorsunuz.. İktidar olduğunuzda (2002 sonu) 230 milyar Dolar olan ulusal gelir 3 kat olarak 700 milyar dolara yaklaştı. Toplam borçlar ise 129 milyar dolardan 476 milyar dolara tırmandı. Ulusal gelirdeki artış neredeyse dış borç kadar.. Ülkenin yarım trilyon dolar servetini betona ve dikey kentleşmeye, imar rantlarına gömdünüz..

Artık deniz bitti ve çok yönlü ekonomik – politik – hukuksal – toplumsal bunalım ağırlaşarak sürüyor. Hikâyeniz bitti, ne sizin yeni bir hikâye yazacak gücünüz var, ne de Türkiye’nin bunu bekleyecek sabrı – gücü.. İçinize sindirin ve seçimle geldiğiniz gibi seçimle paşa paşa gitmeyi kabul edin..

  • Beka masalların halkı aptal yerine koymaktır.

16+ yıldır tek başına iktidar olduğunuz bir ülkede gerçekten “beka” sorunu çıktı ise bunun nedeni yalnızca ve yalnızca siz olabilirsiniz. Sorunu yaratan mı çözecek? Hadi canım sen de,, “Beka sorunu” sizin, iktidarınızın – partinizin – sarayınızın – ittifakınızın – dosyalarınızın sorunudur; işte o kadar..

Kısaca sorumuz şudur : Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün 15 yılda yaptıklarını, siz 16+ yılda Cumhuriyetin tüm iktisadi kurumlarını haraç – mezat satmanıza karşın, ülkeyi ithal kuru soğan, patates, “terörist biber – patlıcan – domates” (!) vd. kuyruğuna sokmadık diyebiliyor musunuz? Akıl almaz biçimde laf kalabalığı ile çarpıtarak bu kuyruklara “varlık kuyruğu” diyebiliyorsunuz!? Oysa düpedüz üretim kıtlığı sonucu bu hazin tablo, tarımı da çökerttiniz!

AB, ilişkileri dondurma kararı aldı, kararın gerekçeleri çok ağır Türkiye’nin onurunu kırıcı ama ne yazık ki gerçek.. Bu sefil duruma ülkemizi siz sürüklediniz ama hala, inanılmaz bir pişkinlikle “hükümsüz, itibarsız, değersiz..” diyebiliyorsunuz bu karar için. Feraseti bu derecede bağlanan bir siyasal kadro oldu AKP – MHP ittifakı ve tam da bu nedenlerle artık sürdürülebilirliği kalmadı diyalektik olarak..

Sahi, 1955’te hizmete giren Ankara Esenboğa havalanını da “biz yaptık biiizz!” demenize ne demeli??

 

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın 14 Mart 2019 mesajı

TTB Merkez Konseyi Başkanı
Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın 14 Mart mesajı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman,

14 Mart dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında 14 Mart’ın 100. yıldönümünün anlam ve önemine değinen Adıyaman, “Tıbbiyeliler 14 Mart’ın ikinci yüzyılında da hekimlik yolunda çalışmaya ve mücadeleye devam edecekler” ifadelerine yer verdi.

Adıyaman’ın mesajı şöyle:

14 MART’IN İKİNCİ YÜZYILI

TIBBİYELİLER İYİ HEKİMLİK YOLUNDA ÇALIŞMAYA VE MÜCADELEYE BU YÜZYILDA DA DEVAM EDECEK

14 Mart 1919’da İstanbul, itilaf devletleri kuvvetlerince işgal altındaydı. Tıp öğrencileri bu işgali protesto etmek için 1827’nin 14 Mart’ında açılan ilk tıp okulunun o güne kadar hiç yapılmayan 92. yıl kutlamasını bahane ederler. Haydarpaşa’da tüm öğrenciler büyük salonda toplanırlar. Toplantıya hekimler de katılır. Tıbbiyeliler büyük bir coşku ile hem ilk tıp okulunun açılışını anar hem de işgali protesto ederler. Böylece 14 Mart 1919 bir özgürlük ve bağımsızlık hareketi olarak tarihimizde kutlanan ilk TIP BAYRAMI olur.

Sağlıklı ve mutlu bir yaşamın ancak özgür ve bağımsız bir ülkede gerçekleşebileceğini en iyi bilen meslek grubu olduğu için hekimlerin bilimsel öğretileri bu doğrultudadır. Tıbbiye cehalete, taassuba (kör tarafgirliğe), gericiliğe, yoksulluğa, ezilmişliğe direniştir. Bu nedenle devrimci, ilerici, özgürlükçü ve bilimden yanadır.

Bu nedenle de işgale ilk karşı çıkanlar arasında yer almalarına ve mücadele ateşini yakmalarına şaşırmamak gerekir.

İşgal altında 100 yıl önce tıbbiyelilerin bize miras bıraktığı bu anlam bugün Türk Tabipleri Birliği tarafından da savunulan sağlığın modern tanımıyla birebir örtüşmektedir. Sağlık sadece bedensel bir iyilik durumu içine sıkıştırılamaz. Türk Tabipleri Birliği sağlığın fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali olduğunu hep akılda tutarak bu koşulların oluşturulmasını talep etmekte ve bu taleplerin karşılanması için mücadele etmektedir.

14 Mart’ın 100. Yılı’nda Türkiye’de sağlık ortamı

14 Mart’ın 100. Yılı’nda Türkiye’deki sağlık ortamına kısaca bakacak olursak;

Türk Tabipleri Birliği uzun yıllardır sağlıkta şiddete yönelik büyük bir mücadelenin içindedir. Sağlıkta şiddetin durdurulması için bir yandan eylemler düzenlerken diğer yandan var olan yasaların sağlıkta şiddeti durdurmadığı gerçekliği üzerinden Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan “Sağlıkta Şiddet Yasası”nın Meclis’te yasalaşması için yoğun çabalar harcadık. 65 Tabip Odamızla beraber verdiğimiz gazete ilanı ile hükümeti bu konuda uyardık. İktidar partisi ve Meclis’te grubu bulunan muhalefet partileriyle görüşüp yasa tasarımızı kendilerine ilettik.

Ne yazık ki çok sayıda meslektaşımızı sağlıkta şiddet nedeniyle kaybetmemize rağmen siyasal iktidarın önerdiğimiz yasal düzenlemeyi yapmasını sağlayamadık. Bugün sağlıkta şiddet can almaya devam ediyor. Onlarca hekim ve sağlık çalışanı her gün fiziksel saldırıya uğruyor.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak öncelikle tüm hekimlere bu eylemlilikler sürecinde gösterdikleri çabalardan dolayı teşekkür ediyoruz ve bu yasanın çıkması için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğimizi bir kere daha tekrarlıyoruz.

Sağlığın bileşenlerine tüm dünyada zarar verilen bir dönemdeyiz

Dünyadaki birkaç kişinin serveti, dünya nüfusunun yarısınınkini geçtiği, yoksulluğun yaşanma biçimlerinin ağırlaştığı, suların, toprağın, denizlerin, havanın kirlendiği, balıkların etinden mikroplastiklerin çıktığı, bebeklik çağından çıkar çıkmaz ergenlik yaşamaya başlayan, obez çocukların sayısının arttığı pek çok sorun çözülmeyi bekliyor.

Tüm dünyada demokrasi yerini otokratik yönetimlere bırakıyor, kamucu politikalar terk ediliyor, söz söyleme, örgütlenme, ifade özgürlüğü engelleniyor, basın susturuluyor, reklam şirketlerinin bültenleri hakikatlerin önüne geçmeye çabalıyor, bilgi küçümseniyor, tıbbi bilgi dahil tüm entelektüel birikim kriminalize ediliyor, küresel bir savaşın sesi giderek yükseliyor.

Bilgisizlik, ihmaller büyük kazalara, iş cinayetlerine neden olmaya devam ediyor. Aşı reddi sayıları artıyor. Kızamık vakalarında artış söz konusu. Kısaca, yanlış politikalarla  sağlığın tüm bileşenlerine zarar verildiği bir dönemden geçiyoruz.

Koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşıldı

13 Aralık 2010 tarihinde tüm Türkiye’de uygulanmaya başlanan aile hekimliği sistemi  bireysel ve toplumsal sağlık hizmetini birbirinden ayırarak birinci basamak sağlık hizmetlerini parçalı hale getirmiştir. Bölge tabanlı değil aile hekimine kayıtlı nüfusa dayalı sağlık hizmetinin verildiği, performans sistemi üzerinden sözleşmeli çalışmanın dayatıldığı, aile hekimlerinin koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşılıp polikliniklere hapsedildiği bu sistemde, sorunlar her geçen gün artıyor.

Torba Yasa’ya AYM’de

5 Aralık 2018’de yürürlüğe giren  7151 sayılı “Sağlık Torba Yasası”nda hekim ve sağlık çalışanlarının özlük haklarına ilişkin antidemokratik birçok madde mevcuttu. Güvenlik soruşturması bahanesi ile daha göreve başlamadan hiçbir suçları olmadığı halde hekimlik yapmaları yasaklanan çok sayıda özgür ruhlu genç  meslektaşımızın eğitim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alındı. Uzmanlık mecburi hizmetini yapan hekimlerin mecburi hizmetlerinin bitmesine 9 aydan az bir süre kalmadan yan dal uzmanlık eğitimi sınavına giremeyeceği maddesi ile eğitim haklarına kısıtlama getirildi.  Bu yasanın TBMM’deki görüşmeleri sırasında aktif çalışma yürüten ve başta hekimlerin çalışma hakkını gasp eden 5. madde olmak üzere, Anayasa’ya ve yasalara aykırı olan düzenlemelerin yasalaşmasına karşı çıkan Türk Tabipleri Birliği, AYM’ye başvuru sürecinde de katkı sundu. Yasanın Anayasa’ya aykırı olan maddelerine ilişkin kapsamlı bir çalışma yapan Türk Tabipleri Birliği, iptali istenmesi gereken maddelere ilişkin ayrıntılı çalışmasını ana muhalefet partisine iletti.

Ekonomik krizin sağlığa etkisi

Ekonomik kriz giderek derinleşmekte ve başta yoksullar olmak üzere toplumun tamamını etkiler hale gelmekte. İşsizlikle boğuşan ve yoksulluk sınırının altında kıt kanaat yaşam sürmekte olan yurttaşlar ise sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyduğunda rakamların da açıkça gösterdiği gibi SGK tarafından hiç de gerek olmadığı halde katılım payı alınmakta.

Diğer yandan üniversite hastaneleri başta olmak üzere kamu ve özel birçok hastane finansal sıkıntı yaşamakta ve faaliyetlerini sürdürmekte zorlanmakta.

Bugün için nitelikli ve komplike sağlık hizmetlerinin büyük kısmını veren üniversite hastanelerinde, “yeter artık, ilaç ve tıbbi malzeme borçlarımızı ödeyemiyoruz, birçok önemli ameliyatı da yapamayacak duruma geldik’’ haykırışlarını duymayan kalmadı. Bu durum sadece sağlık hizmetinin kalitesini ve gelişimini değil; bilimsel araştırmaları, tıp ve uzmanlık eğitimini de olumsuz etkilemekte.

Hekimlik yaşamı temsil eder

Günümüzde Türkiye’de hekimlerin ortak zemini olan Türk Tabipleri Birliği demokratik değerlere, aydınlanmaya, laikliğe sahip çıkmaya, yoksuldan, eşitlik ve özgürlüklerin güvencesi olan hukuka, doğaya saygılı, barışın egemen olduğu bir toplumun sağlığının da ön koşulu olduğunu bilerek ve seslendirerek yürümeye devam ve unutulmaz başkanlarından Nusret Fişek’in söylediği gibi halka, sağlık hakkına, hekimliğe sahip çıkmak üzere hükümetleri rahatsız etmeye devam ediyor.

Otoriter eğilimler hekimliği laboratuvarlara ve hastanelere kapatmak ister. Oysa, hekimlik “Yaşamı temsil eder”. 14 Mart 1980 tarihli Tıp Bayramı’nda dönemin Türk Tabipleri Birliği Başkanı Erdal Atabek’in sözleri hâlâ önemini koruyor: “Biz hekimler, insan için, insanın insan gibi yaşaması için, insanın özgür yaşaması için, insanın zincirlerinden kurtulması için mücadele etmek zorundayız.

Biz hekimler, gözlerimizi topluma çevirmek zorundayız. Mücadele alanımız; yalnız mikroskobun merceklerinden gördüğümüz mikroplar değildir, yalnız hasta yatağında yatan insanların hastalıkları değildir. ”

TTB 14 Mart’ın ikinci yüzyılına hazır

Önümüzdeki günlerde 14 Mart’ın 100. Yılını kutlayacağız. Hekimlik ancak insan bilgisiyle yani hümanizmle mümkündür. İnsana ait bilginin verdiği güçle, bu bilginin yol göstericiliğiyle önümüzdeki yüzyılın sorunlarıyla da baş edebileceğimize inanıyorum. Türk Tabipleri Birliği’nin aklının ve yüreğinin hekimlerle birlikte olduğunu paylaşmak istiyorum. Bu birlikteliğin bütün sorunların çözümünde en büyük gücümüz olduğunu biliyor ve tüm meslektaşlarımızın ve sağlık çalışanlarının 14 Mart’ını kutluyorum.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı

MİLLİ MÜCADELENİN 100’üncü YILINDA TÜRKİYE

Dostlar,

Değerli hocamız Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan dün ADD Seydişehir Şubesinin konuğu oldu ve bir konferans verdi. Kronolojik yaşı 80’e dayanmasına karşın yüreği hala ülkesi için çarpan yurtsever ve çok birikimli gerçek bir aydın, nitelikli bir entellektüel O!.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün AYDINLANMA ASKERİ!

Ankara’da ADD vb. örgütlerin sıklıkla yararlanması gereken seçkin bir aydın ve bilim insanı
Sn. Prof. Ercan. Bu sitede sayısız yazısına, konferans sunumlarına severek yer verdik, vereceğiz.

Seydişehir sunumunun power point yansılarını ricamız üzerine bize gönderdi Sn. Ercan.
80 yansıdan oluşan (2,9 MB) çok kapsamlı ve çok öğretici bir belgesel adeta.

O’nu hiçbir konferansında otururken görmedik, eminiz bunda da yaklaşık 2 saat ayakta ve coşkuyla bu görsel konferansını vermiştir Seydişehir’lilere.. Keşke biz de izleyebilseydik.

Yansıları izlemek için lütfen tıklayınız ve paylaşınız..

Milli_mucadelenin_100._yilinda_Turkiye

Sevgi ve saygı ile. 14 Mart 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 13 Mart 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 13 Mart 2019


Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Haftanın tüm iğneleri Atatürk karşıtlarının bakanı MSB Akar’ın yemek davetine giden sınıf arkadaşlarına.

 

YEMEK
Devir onların devri, / Davete icabet lazım.
Akar suyundan içmek, / Sofrasından yemek lazım.
Yemek bile emek ister, / Yeneni de deneni de hazmetmek lazım…

MÜTHİŞ
ABD’nin eski Avrupa Orduları Komutanı E. Korg. Ben Hodges, “Hulusi Akar müthiş adam, NATO’nun kıymetini bilir” diyerek S-400 alımını durduracağını ima etti.
ABD’nin bu derece güvenini kazanmak müthiş!…

EFE
FETÖ Gnkur. Davasında yargılanan, sıkıyönetim mesajını çeken eski Tuğgeneral Partigöç, “Ben Hulusi Akar değilim. Ben mesul değilim diye efelenerek gezemem” dedi.
Haydi efeleeeer!..

KESİK
RTE, Ardahan konuşmasında 65 yaş üzerindekilerin elden ayaktan kesildiğini söyledi.
Ama ülkeyi tek başına yönetebiliyorlar…

SAVCI
Sözcü’ye FETÖ davası açan savcının, çocuğa karşı nitelikli cinsel istismar suçu işleyen kişiden çıkar sağlamak (irtikap) suçundan mahkumiyeti olduğu açıklandı.
İddianameye bak, savcıyı gör…

DAL
AKP’nin Mansur Yavaş’ı suçlamak için kullandığı adamın; sabıkalı, şizofren ve çocuk istismarından davalı olduğu açıklandı.
Tutunacak dalları bile kalmadı…

KORUMA
Fettah Tamince, Konya’da açılan FETÖ davasından da berat etti.
FETÖ üniversitesine bina vermesi “hayır işi” kabul edildi. Avukatı saraya yabancı değil.
FETÖ bankasına para yatıranların “hayırsız iş” yapmaktan hayatları karartıldı Sayın yargıcım…

DİNCİ
AKP’ye oy verenlere Allah’ın hesap sormayacağını söyleyen AKP Şanlıurfa milletvekili M. Kasım Gülpınar; tepkiler üzerine, “din benim tekelimde değil, sen de kullan” diye savundu.
Zıvanadan çıkmış din sömürücüsü dinci…

TEHDİT
RTE, Meral Akşner’i tehdit etti. “Birileri ceza evlerinde süre dolduruyor. Hanımefendinin kaçacak deliği yok. Vekil değil. Hesabı ağır olacak”

  1. Vekillik sığınılacak delikmiş, cumhurbaşkanlığı mağara olsa gerek.
  2. Bağımsız AKP Yargısı mesajı almış olsa gerek…

TRT
TRT yandaş TV’ler gibi ağırlıklı olarak AKP lehine, muhalefet aleyhine yayın yapıyor.
Normaldir. O artık; Tayyip Radyo Televizyonu…

ENFLASYON
Merkez Bankası kendi salonları dururken enflasyon açıklamaları yapmak için 1.2 milyon lira salon parası verdi.
Enflasyona katkı…

BÖLME
RTE, “Bunlar bayrak ve ezan düşmanı” diyerek muhalefeti suçlamayı sürdürdü.
Yalana inanan bir grup sarıklı sokaklara döküldü.
Görev başarıldı…

HAKARET
Cumhurbaşkanı sıfatı taşıyan AKP’linin muhalif vatandaşlara etmediği hakarete kalmadı.
Yolcu otobüsünün basamağına RTE fotoğraflı gazete seren şoför “Cumhurbaşkanına hakaretten” şikayet edildi.
Güçlünün adaleti…

BELEŞ
Samsun’da RTE’nin mitinginde tramvayı bedava yapan SAMULAŞ, İYİ Partinin aynı yöndeki talebine “Sadece Cumhurbaşkanı makamı için yapıldı” diyerek olumsuz yanıt verdi.
Bunlar cumhurbaşkanına suç depoluyor…

KILIF
TÜİK, 4. çeyrekte Türkiye’nin % 3 küçüldüğünü açıkladı.
Damat bile kılıf bulamadı…

HAYYAM’DAN
Sen sofusun, hep dinden dem vurursun; / Bana da sapık, dinsiz der durursun.
Peki, ben ne görünüyorsam oyum: / Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?