Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalanan

ATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net,   profsaltik@gmail.com
https://www.facebook.com/profsaltik,   twitter : @profsaltik
Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır..

NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI YİTİRİYORUZ!!!
Onlara yarın bir bayram armağanı verin, işe iade edin.
Yargılama tutuksuz sürsün. Ölmesin, engelli kalmasın,
yaşasın ve “şeker de yiyebilsinler” bu bayramda! 
Gülmen ve Özakça’nın avukatları da açlık grevine başlıyor..

*Artık kendinize gelin, uyanın eyyy AKP’liler; Türkiye’yi yönetemiyorsunuz. Felaketler – uğursuzluklar ülkesi olduk. Kimsenin can – mal – hukuk güvenliği ve gelecek umudu kalmadı. Uyanın derin gafletten! AKP’yi kimler yönetiyor gerçekte?? İpler kimin elinde gerçekte?

 

 

 

 

 

 

 

Sevgi, saygı, kaygı ve umut ile. 25 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Önceki yazılarımızdan                                            :
TSK’ya kama Mehmetçik’e zehir!
Manisa’daki Askerler Neden Zehirleniyor?
 

http://ahmetsaltik.net/2017/06/11/katar-krizi/
Katar’a_asker_gonderme_karari_vahim_bir_hatadir

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’nün “Gelecek Karanlık”
Başlıklı Türkiye Raporu Üzerine
GENÇ KARL MARX Filmi Üzerine..
Şam-Ankara yakınlaşmasına kimyasal saldırı
R.T. Erdoğan Diyarbakır’da, tarih 1 Nisan 2017 : “Türk demiyorum, millet diyorum..”

16 Nisan halk oylaması kirli bir referandumdur
Çernobil’in 31. yıldönümünde nükleer santrale bir kez daha hayır!
Varlık Fonu’na devretmeye ilk tepki: Çiftlik gibi kullanılacaklar!
SARAY’DA_TUTSAK_ERDOGAN’A_YARDIM_ETMELI
ERDOĞAN’ın 3. ABDÜLHAMİTLEŞMESİNE “NE YAZIK Kİ” (!) ZAMANIN RUHU ELVERMİYOR
Basinizin_ustune_getireceginiz_kisinin_Kanindaki_oz_mayaya

Sitemizde yer alan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi :
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET

Camiyi çatlatan kazık!

Camiyi çatlatan kazık!

Necati DOĞRU
SÖZCÜ, 23 Haziran 2017

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır.)

3 yıl önce 2014 yılında Üsküdar Belediyesi,  Maliye Bakanlığı’nın yönetimindeki Devlet Hazinesi’ne 4 camiyi sattı.
İslam tarihinde ilkti. Cami satılan mal oldu.
Camiyi satan AKP’li belediye. Camiyi alan AKP’li Maliye.
Emine Hatun Camii, Hasan Uzun Camii , Bahçelievler Camii.
Ve Avarlızade camilerinin tapudan satışı Üsküdar Belediyesi’nin Maliye’ye olan borçlarını kapatmak için yapıldı. Belediye’nin Maliye’ye borcu, o tarihte, 7 milyon 370 bin liraya (eski parayla 7 trilyon 370 milyon TL) yükselmişti. Bir ilçe belediyesi neyine güvenerek Maliye Bakanlığı’na bağlı Hazine’ye borç takar? Hazine’nin alacağını tahsil etmek için Maliye Bakanlığı, bakan onayıyla, neden Üsküdar Belediyesi’nden 4 cami satın almaya razı olur? Hazine camileri satın alacak. Ne yapacak? Kapıya gişe mi koyacak?
Namaz başına para mı alacak?
Ben bu köşede o tarihte bu soruları ısrarla yazmam üzerine Maliye Bakanlığı bana sözüm ona bir açıklayıcı not gönderdi ve “cami alımları ve satımları yasalara uygun yapılmıştır” dedi. Oysa benim sorularım; “yasaya aykırı cami alındı, yasaya aykırı cami satıldı” üzerine değildi. Benim sorularım;

  • Camileri de alınıp satılan mal haline getirmenin belediye yönetme ile maliye idare etmenin neresine sığdığı üzerineydi.
    *  *  *
    3 yıl geçti. Üsküdar yine camisiyle gününün haberi oldu. Mimar Sinan’ın yaptığı Şemsi Paşa Camii’nin avlusu sayılan denize İspanya’dan ve İtalya’dan alınmış çelik kazıklar getirilip çakılınca tarihi cami dayanamadı. Utancından çatladı. Camiyi çatlatan kazık!
    Ar damara tık etmedi!
    Zeytinburnu’nda İstanbul’un tarihi görüntüsünü (silüetini) bozan 3 cam gökdelen çakılmış kazıklar gibi yükselmişti. Gökdelenleri yapan işadamı AKP’ye yeniden genel başkan seçilen Tayyip Erdoğan‘ın yakın arkadaşıydı. Tayyip Erdoğan, arkadaşı işadamından cam kazık gibi duran gökdelenlerin tarihi görüntüyü bozan üst katlarını tıraşlamasını istedi. Mesut Toprak adlı çok zengin işadamı cam kazıklarını tıraşlamadı ancak Tayyip Erdoğan’ın gönlüne yeniden girebilmek için onun mezun olduğu İstanbul Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni bedelsiz olarak yeniledi, bitirdi. Açılışı Tayyip Erdoğan’ın yapacağı ve okulun isminin de “Recep Tayyip Erdoğan İmam Hatip Lisesi” olarak değiştirileceği yazıldı.
    Hayır! Bu haberler yanlış. Diyen çıkmadı.
    Camiyi çatlatan kazık. Ar damarlara tık etmedi.
    *  *  *
    15 yıldır; Üsküdar, Fatih, Eyüp, Tayyip Erdoğan’a ve partisi AKP’ye her seçimde yüksek oy desteği veren ilçeler oldu. 16 Nisan’da:
    Üsküdar “hayır” verdi. Fatih “hayır” verdi. Eyüp “hayır” verdi.
    ========================================
    Dostlar,

Devr-i AKP’de ülkemiz akla hayale gelmeyecek yıkımlar yaşadı, yaşamakta.
Cami almak ve satmak da bunların başlıcası! Üstelik hülle ile, Devleti de dolandırarak!..
Çok borçlanan ve nerelere – kimlere harcadı (aktardı!?) ise geri ödeyemeyen AKP’li Üsküdar belediyesi, kağıt üstünde 4 camiyi Devletin Maliye Bakanlığına satacak ve elde ettiği “cami satış geliri” ile borçlarını kapatacak! Halkın vergisi böylesi bir dalavereye kullanılacak!
Bunların milyonda 1’ini AKP dışında bir parti – kişi yapsa yeri göğü yıkarlardı.
Hala, CHP döneminde 2. Büyük Savaşta camilerin ahır yapıldığını utanmadan yayıyorlar.

Bu siyasal kadronun cami yıktığını da biliyoruz Rize’de, İstanbul’da ve Ankara’da (TBMM camisini Başkan İsmail Kahraman yıktırdı!) ne yazık ki..

Dileyelim bunca felaket vicdan sahibi sağduyulu AKP seçmenini de Türkiye’yi de derin aymazlık (gaflet) ve sapkınlık (dalalet) uykusundan uyandırır..
Din sömürüsünün hangi kerteye eriştiği dehşetle ayrımsanır..
Bu aşamada yönetsel – yargısal soruşturma açılmasını istemenin safdillik olduğu çok açık. Ancak böylesine, insanların tüylerini diken diken eden görülmemiş fiyaskoların “Müslüman” lığı kimseciklere bırakmayan AKP – RTE döneminde ve yönetiminde olması, tarihe not düşülmeli ve dünya alem öğrenmeli.. Duyduk duymadık denilmesin :

  • AKP’li Üsküdar Belediyesi 4 camisi Maliye Bakanlığına borçlarına karşılık sattı!Tarihin en karanlık dönemlerinde bile, hiç yenilmeyecek gibi gözüken zalimlerin bir süre egemen olduktan sonra hep yenildiğini görüyoruz. Şaşmaz bir kural..
  • Sevgi ve sabırla ADALET kozasını örmeye devam etmeli..
  • İnsanlık onuru er ya da geç, hep ama hep kazanıyor..

Hiç kuşkusuz Türkiye toprakları ve 21. yy’ın şafağında bu evrensel kurala bir ayrık (istisna) olmadığı gibi, tam da gebe!

Sevgi, saygı ve şaşkınlık – dehşet ile. 25 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Gülmen ve Özakça’nın avukatları da açlık grevine başlıyor

NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI YİTİRİYORUZ!!!

Onlara yarın bir bayram armağanı verin, işe iade edin.
Yargılama tutuksuz sürsün. Ölmesin, engelli kalmasın,
yaşasın ve “şeker de yiyebilsinler” bu bayramda! 

Gülmen ve Özakça’nın avukatları da
açlık grevine başlıyor

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için bir araya gelen yüzlerce kişi, Özakça ve Gülmen’in birçok sağlık sorunu yaşadığını belirtti. Özakça ve Gülmen’in avukatı Behiç Aşçı, Özakça ile Gülmen’in direnişine destek olmak için açlık grevine gireceklerini duyurdu.

[Haber görseli]

dihaber’in haberine göre, aralarında Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV), İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinin de içinde bulunduğu çok sayıda sivil toplum kuruluşu işlerine geri dönme talebi ile 107 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça‘ya destek vermek için Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelerek yürüyüş düzenledi.

Burada bir araya gelen yüzlerce kişi “Nuriye Semih’in talepleri kabul edilsin” ve “Nuriye Semih’e özgürlük” dövizleri taşıyarak zılgıt ve alkışlarla Khalkedon Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş boyunca “KHK gidecek biz kalacağız” ve “Nuriye, Semih yalnız değildir” sloganları atan yüzlerce kişiye çevreden geçen yurttaşlar da alkışlarıyla destek verdi. Khalkedon Meydan’ına varan kitle burada “Nuriye ve Semih’in talepleri kabul edilsin” pankartı açarak basın açıklaması yaptı.

108 gündür açlık grevindeler: ‘Adalete aç milyonların sesi’

Sağlık sorunları

Ortak basın açıklamasını Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Üyesi Dursun Doğan yaptı.
Açlık grevinin 107’inci gününe ulaştığına dikkat çeken Doğan, avukatların verdiği bil0giler dahilinde her ikisinin kalp yetmezliği ile karşı karşıya olduğunu bilgisini verdi. Doğan, “B1 vitamini almakta yaşadıkları sorunlardan kaynaklı unutkanlıklarının arttığı, algı ve ifadeye dönük sorunların baş gösterdiği bir dizi sağlık kaybı mevcut” dedi. Doğan, son olarak, Özakça ve Gülmen’in yaşam ve direnme haklarının gasp edilmesine izin vermeyeceklerini dayanışmayı büyüteceklerini söyleyerek, “Nuriye ve Semih neden tutuklandı?

  • Tüm direnen KHK mağdurlarının ‘işimi istiyorum’ talebini
    açlıkla – ölüm ile mi terbiye edeceksiniz?” diye sordu.

Avukatlar açlık grevine başlıyor

Ardından söz alan Özakça ve Gülmen’in avukatı Behiç Aşçı ise, “Nuriye ve Semih sadece kendileri için değil hepimiz için direniyorlar. Biz de onların avukatları olarak onların direnişlerine katılacağız. Onların direnişlerinin bir parçası olacağız ve açlıklarını paylaşacağız” diyerek açlık grevine başlayacaklarını duyurdu. Eylem yapılan konuşmalar ardından sloganlarla son buldu. (Cumhuriyet, 23.6.17)
=======================================
Dostlar,

Pek çok şey, zarar – ziyan önemli ölçülerde telefi edilebilir.

  • Ancak ÖLÜMÜN TELAFİSİ YOKTUR!
  • 108 günlük açlık grevi ÖLÜMÜN KIYISI DEMEKTİR.

NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI YİTİRİYORUZ!!!

BİR HÜKÜMET YETKİLİNİN çıkıp

  • “AÇLIK GREVİNİ BIRAKIN. DURUMUNUZ YENİDEN VE ACİLEN DEĞERLENDİRİLİP BİR HAKSIZLIK VARSA GİDERİLECEKTİR” demesi bu denli mi zor? İnsaf, vicdan, mantık, hukuk, etik, ADALET bunu zorunlu kılmıyor mu? Bunların hiçbiri, zerresi, hiçbir AKP yetkilisinde kalmadı mı?? “Yaradılmışı severiz Yaradandan ötürü..” ve “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın..” gibi sözleri dilinden düşürmeyen ve 80 milyonu kucaklayacağını söyleyen Erdoğan görmüyor ve duymuyor mu? Danışmanları mutlaka O’nu ilgilendirmek zorunda değil mi? Soruyoruz; Erdoğan’ın göz göre göre ölümün kıyısına sürüklenen bu 2 masum gen. insanın trajedisinden ERdoğan’ın haberi var mı, yok mu;
  • Erdoğan’ın Nuriye – Semih’in ölmek üzere olduklarından haberi var mı yok mu?
    Bari bunu bilelim..

Yılmaz Özdil : Yol arkadaşı

Yol arkadaşı

Yılmaz Özdil, SÖZCÜ, 23.06.2017

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Saygın toplum bilimci, profesör, Hacettepe Üniversitesi’nde sosyal çalışma yüksek okulu’nu kurdu, kültür bakanlığı müsteşarlığı yaptı, 37 kitap yazdı, Almanya’dan İtalya’dan Polonya’dan liyakat madalyaları aldı, Türk Dil Kurumu bilim ödülünü aldı, Sedat Simavi Vakfı bilim ödülünü aldı, Sertel Demokrasi Ödülü’nü aldı, biz Emre Kongar’la yürüyoruz… Sen, bilim-kültür insanı diye, kafasında maraş dondurmacısı gibi fesle dolaşan, akıl hastanesinde yatmış herifle yürüyorsun.
*
Dostlar Tiyatrosu’nu kurdu, Gorki, Brecht, Sartre, Steinbeck gibi yazarların yanısıra Aziz Nesin, Haldun Taner, Nazım Hikmet, Can Yücel’in oyunlarını yönetti, Aslan Asker Şvayk’ı Bir Delinin Hatıra Defteri’ni Keşanlı Ali’yi efsane haline getirdi, senfonik konserlerde Prokofiev’in Stravinski’nin Fazıl Say’ın yapıtlarını anlatıcı olarak seslendirdi, uluslararası festivallerde ödüller kazanan filmlerde başrol oynadı, Altın Portakal kazandı, Afife Tiyatro Ödülü kazandı, Avni Dilligil, İsmail Dümbüllü ödülleri kazandı, biz Genco Erkal’la yürüyoruz… Sen, götünün kılıyım diyen, soytarıyım diyen, iftarda takla bile atarım diyen tiyatrocu Şafak Sezer’le yürüyorsun.
*
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var, yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten, sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne, denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır, kopmaz kökler salmaktır oraya
kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını,
kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara, bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi,
bir taş gibi dinleneceksin
insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine, hem de bütün benliği sesler le, ezgilerle dolarcasına
insan balıklama dalmalı içine hayatın, bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
ve kederi de
 yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
çünkü acılar da sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına,
dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var,
yaşadın mı büyük yaşayacaksın,
ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır,
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…

Biz, varlığıyla onur duyduğumuz, kelimelerin efendisi Ataol Behramoğlu’yla yürüyoruz… Sen, Binali beyle yürüyorsun, “sevgili” kelimesini bile yazamıyor birader, “sevğili” yazdı, üstünde şapka var mıydı filan diye sordu.
*
Biz, muhteşem başarılarla dolu sanat hayatı boyunca bu memleketten kazandığı tüm servetini, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlayan Gülriz Sururi’yle yürüyoruz… Sen, rabia’yla yürüyorsun.
*
Biz, baba mirası köşkünü kat karşılığında müteahhite vermektense, Oyuncak Müzesi’ne dönüştüren, servet denilen kavramın, aslında insan biriktirmek olduğunu öğreten Sunay Akın’la yürüyoruz… Sen, toki’yle yürüyorsun, Gezi parkına alışveriş merkezi dikmeye kalkıyorsun, zeytinlikleri betonlaştırmaya çalışıyorsun.
*
Biz, Everest’e tırmanan ilk Türk, gençlerimize rol model olan, ulusal bilinç geliştiren, AKUT’u kuran, “maldan mülkten, paradan puldan, candan canandan geçilir, vatandan geçilmez, vatan lafla sevilmez, vatan eylemle sevilir, vatan sevgisi sorumluluk almaktır, dürüst, namuslu yurttaşlar olarak, korkmadan, kaçmadan elini taşın altına koymaktır” diyen, Türkiye’nin gururu Nasuh Mahruki’yle yürüyoruz… Sen, Türkiye’nin hangi yarımkürede olduğunu bile bilmediği halde, İzmir Marşı’ndan rahatsız olan şeytan Rıdvan’la yürüyorsun.
*
Biz, alınterinin vicdanı DİSK Başkanı Kani Beko’yla yürüyoruz
Sen, milletin orasına koyacağım diyen müteahhitle yürüyorsun.
*
Biz, şehit yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar’la yürüyoruz, hiç sesini çıkarmayıp deniz kuvvetleri komutanı olmak varken, hukuksuzluğa, adaletsizliğe isyan ederek istifasını suratlarına fırlatan günümüzün Çaka Bey’i (AS: E. Koramiral) Atilla Kezek’le yürüyoruz, Kardak kahramanı Ali Türkşen’le yürüyoruz… Sen, kasaptaki ete soğan doğramayanlarla, Süleyman Şah türbesinin boş sandukalarını sırtlayıp götün götün kaçanlarla, kendi yaveri tarafından dövülenlerle yürüyorsun.
*
Bugün orada olacak… Biz daima, yarım asırlık pırıl pırıl kariyeriyle her platformun anketinde Türkiye’nin en güvenilir insanı çıkan Uğur Dündar‘la yürüyoruz… Sen, hayırsever Rıza beyle yürüyorsun.
*
Kimlerin “yol arkadaşı” olduğunu…
Kimlerin “aynı yolun yolcusu” olduğunu, tarih görüyor.
*
“Adalet” yürüşüyü deniyor ama…
Aslında “bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” yürüyüşüdür bu.
===================================
Dostlar,

Son derece başarılı bir köşe yazısı daha çok değerli yurtsever yazar
Sn. Yılmaz Özdil‘den..
İşte zeka, işte birikim, işte yazının gücü ve haklı olmaktan kaynaklanan yüreklilik. Değerli Özdil’i kutluyoruz. Acaba muhatapları ders çıkarır mı?? Yazmaya, söylemeye, uyarmaya devam.. Elbette, aldatılan halkımızın da günümüzün aymazlarının da anlayacağı vakit,  “yolun sonu” gelecektir.

3,5 milyar Dolar serveti olduğu söylemlerine köpürenler ve ölçüsüz ağır tepkiler verenler, aslında çooooooooooook yalın bir iş yapabilirler :

  • Malvarlığını -kendisi ve 1. derece akrabaları dahil- derhal açıklamak..

    Nedendir bu telaş?? Bir “duyum” alınmıştır diyelim, kamuoyunun kafası karışmıştır ve bu durum / sorun dile getirilmiştir bir milletvekilince.. Görevidir vekilin.. Bu açıklamayı aslında bir soru olarak kabul etmek ve yaranız yok ise gücenmeden – gocunmadan saydamlık ve sükunetle servet bildiriminde bulunmaktır yapılması gereken.
    Üstelik yasal yükümlülüktür. Demokratik hukuk devletlerinde vazgeçilmezdir.

Türk halkı aptal değildir.. Basmakalıp (klişe) ezbere sözlerle ve bağırıp – çağırarak, korkutma davaları açarak hiçbir yere varılamaz.. Malbildiriminizi açıklayınız..
İsviçre vb. bankalarda hesaplarınız için “anonim, açık, açıklanma talimatı” vermelisiniz. Dileyen kişi – kurum bu talimat ile başvurup doğruları öğrenmelidir..

Para trafiği hele hele kara para trafiği hem iç hem dış politikada iktidarın yumuşak karınlarından biri.. AKP Genel Başkanı, giysileri yüzünden genç kızlarımızın yobazlarca saldırıya uğraması konusunda tek sözcük etmiyor ısrar ve inatla.. Oysa kararlı bir karşı çıkış son derece etkili – caydırıcı olabilir.. En azında görmüş oluruz.. 80 milyon böyle mi kucaklanacak? Gezi sürecinde Beşiktaş’ta başörtülü bacımıza taciz (üstüne işeme!) sözleri de gerçek çıkmadı.. Ellerinde olduğu söylenen video kayıtları yıllardır ortaya konamadı!? Yakışıyor mu bir Başbakana şehir efsaneleri uydurmak ya da uydurulmasına katılmak?

Efendiler; gidişiniz gidiş değildir. Ya düzeltirsiniz ya düzeltirsiniz..

Temel insan hak ve özgürlükleri yüzlerce – binlerce yılın kan ve canla verilmiş savaşımının kutsal kazanımlarıdır. Vazgeçilmesi ya da birilerine istiyorlar – dayatıyorlar diye geri verilmesi söz konusu değildir. Anayasalar insan derisi ile kaplıdır ve onları rafa kaldırma dönemi artık kapanmış, tarihin karanlık derinliklerinde kalmıştır.

Siyaset eyleyecek ve iktidar olacak – iktidarda kalacaksanız bu işin 1. farzı;

  • TEMEL İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNE SONUNA DEK
    SAYGILI – BAĞLI KALMAKTIR…

Başka hiçbir çıkar yol yok – tur!. Ne kendinizi yorun ve kandırın ne de halkımızı – dünyayı fukara siyasetinizle kandırmaya – oyalamaya kalkın..
Nafiledir efendiler anlıyor musunuz, nafiledir. Artık yeter, artık yeter; duyun ve görün!

Daha çok tırmandırmadan ve su testisini su yolunda kırmadan NORMALLEŞİN..
Azıcık belagat gösterin, hatalarınızdan dönün, ders ve ibret alın, irfandır, hayırlı olur.

Sevgi ve saygı ile. 24 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

TSK’ya kama Mehmetçik’e zehir!

TSK’ya kama Mehmetçik’e zehir!

Mehmet AkkayaMehmet Akkaya Aydınlık Gazetesi, 22.6.2017


(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

BİRİNCİ OLAY!

23 Mayıs-Manisa. 1. Piyade Eğitim Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası. 1046 asker zehirleniyor. Er Hüsnü Özel şehit oluyor. Sağlık ve Milli Savunma Bakanlıkları kıpırdamıyor. Ölen öldüğüyle, zehirlenen zehirlendiği ile kalıyor. Şirketin sözleşmesi iptal edilmiyor, yemek vermeye devam ediyor.

İKİNCİ OLAY!

Daha üç gün geçmiş. 27 Mayıs-Yine Manisa. Bu kez Kırkağaç 6. Jandarma Komando Er Eğitim Alayı. 70 asker zehirleniyor. Milli Savunma ve Sağlık Bakanlıkları yine kılı kıpırdamıyor. Yine ihale iptal edilmiyor. Şirket yemek vermeye devam eder.

ÜÇÜNCÜ OLAY!

CHP Manisa Milletvekilleri Özgür Özel, Mazlum Nurlu ve Tur Yıldız Biçer (AS: Tıp doktorudur), 30 Mayıs ve 13 Haziran’da Meclis soruşturması talebinde bulunuyor. Önergeler AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor.

DÖRDÜNCÜ OLAY!

16 Haziran-Üçüncü kez Manisa… Yer, General Seyfettin Çalbatur Kışlası, 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı. 69 zehirlenme. Bir ayda Manisa’da üçüncü zehirlenme. Aynı şirket.

VEHAMET

Zehirlenmeler acemi birliklerinde, askerin henüz eğitimini tamamlamadığı, dolayısıyla tertiplerle Orduyu karalamak, küçük düşürmek isteyen, hatta iç isyan vs. düşünenlere karşı daha sıkı önlem alınması gereken yerler.

  • Zehirlenmeler, Ordumuz dünyanın en büyük mafyası ile Amerikan emperyalizmine ve
    onun çeteleri PKK, IŞİD ve FETÖ ile çarpıştığı zamanda olmaktadır.

Daha ilk andan sadece o şirketle ve Manisa’da değil, Orduya yemek veren bütün şirketlerle derhal ilişiğin kesilmesi şarttır. Oysa 3 zehirlenmeye rağmen dördüncü zehri engelleyecek önlem alınmamış, dahası muhalefetin “soruşturalım” teklifi de reddedilmiş.

BEŞİNCİ OLAY!

17 Haziran-Dördüncü kez Manisa. Dördüncü kez aynı şirket… 1. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı. Bu kez zehirlenme daha büyük. 731 asker. Manisa Milletvekili Biçer, “Sayı 3.000’in üzerinde” diyor. Nihayet sözleşme iptal ediliyor. Ama sadece son zehirlenmenin olduğu yer için. Ya önceki zehirlenmeler? Ya şirketin yemek vermeye devam ettiği diğer 11 askeri birlik?

ŞİRKET?

  • Türk Ordusunun güvenliğinden, şehit edilen Er Hüsnü Özel’den, zehirlenen binlerce Mehmetçik’ten daha çok sahiplenilen bu şirket neyin nesidir? 2013’te Diyarbakır’da kuruluyor. 4 ay sonra merkezi Ankara’ya alınıyor. 100 bin lira olan sermaye 7 milyon liraya çıkarılıyor. Ne hikmetse 4 yılda 4 kez adı değişiyor. Yine ne hikmetse, 4 yıllık şirket, çok sayıda Bakanlıktan büyük ihaleler alıyor. Maliye, Milli Eğitim, Milli Savunma, Sağlık vs. Manisa bölgesinde 12 Askeri kışla, Şişli Eftal, Ankara Zeki Tahir Burak Kadın Sağlığı, Ankara Eğitim Araştırma, Elmadağ Devlet, Ulucanlar Göz, 75. Yıl Ağız ve Diş ve Mamak Diş Hastaneleri, ihalelerin bazıları.

BAŞKA ZEHİRLENMELER DE VAR

Daha da ilginci hükümet, şirketin başka vakalarından haberdardı. Hem de asker zehirlenmelerinden çok önce. Maliye Bakanlığı personeli 5 Ekim 2016’da bu şirketin yemeğinden zehirlenmişti. Bakanlık 27 Ekim 2016’da şirketle sözleşmeyi feshetmişti. Dahası var: 21 Nisan 2015’te İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Sağlık Bakanına cevaplaması için soru önergesi veriyor; Rota yemekçiliğinDicle Üniversitesi’inden et çaldığı, her sabah hastane mutfağında siyah torbalara doldurulan etlerin Çamlıca Et Mamulleri Kasabına götürüldüğü, haftalık 1.600-1.800 kg et kullanılması gerekirken 600-800 kg kullanıldığı, yaklaşık 1 ton etin çalındığı iddia edilmektedir. Yemek kazanında tartılan etlerin altına halter diskleri konulduğu, pişen etlerin geri çıkartılıp kıyma makinesinden geçirilip sucuk yapıldığı, yoğurt,
salatalık, pirinç, patates, kahvaltılık malzeme, yağ kaçırıldığı, hastane yemeğinin başka yerlere satıldığı iddiaları doğru mudur?
40 ton pirince kurt düştüğü, 2 hafta boyunca buğday pazarında işçilerin pirinçleri elekten geçirdiği ve hastane yemeklerinde kullanıldığı, fritözlerdeki yağların boneyle, süzgeçle süzülerek tekrar yemeklerde kullanıldığı iddiaları doğru mudur?” (18 Haziran / Evrensel)

***
İhalecilik;
– devlet kasasından şirketlere köşe döndürmek,
– işçiye çifte sömürü,
– Türk Ordusuna ve devlete kama,
– Mehmetçik’e zehirdir.

Devletten ve Ordu’dan temizlenmesi şart olmuştur.
=============================================
Dostlar,

Yaşananlar ibret ötesidir. Dini siyasete – ranta hatta uçkura alet eden utanmaz – sefil anlayış ülkemizi ve insanımızı çürütmüştür. Artık her nerede din – iman lafı ediliyorsa orada birtakım kokuşmuşlukları perdeleme amaçlı olduğu kanısı yerleşmiştir.

100 bini aşkın camide günde 5 vakit, sabahın köründe, gecenin ortasında sesbüyütürlerle (hoparlör) insanları uzuuuun uzun ve Arapça, camiye çağrılan bir ülkede bu ahlaksızlıkları nasıl açıklayacağız? 1,2 milyonu aşkın İmam – Hatip öğrencisi ile, 140’a yaklaşan İlahiyat fakültesi ile, AİHM kararlarına karşın zorunlu “din” (!?) dersleri ile….. gelinen yer işte burası..

Başta içtenlikli – dürüst dindar inançlı insanlar, AKP’nin bu nitelikli kesimleri dehşet verici tabloyu görmezden gelemezler. Türkiye silkinerek kendine gelmek zorundadır. Salt sözde din eğitimi ile nereye gelindiği ortada. Hedeflenenin “bu” olduğunu kabullenmek olanaklı mı?

Dolayısıyla sorunu çokyönlü ve köklü olup, TBMM’de Anayasa md. 98 uyarınca “Meclis soruşturması” yöntemiyle dürüstçe incelenmelidir. Olanakları uygun bir üniversiteden / üniversitelerden çok yönlü bilimsel araştırma raporu alınmalıdır. Ulusal ölçekte proje, yeterli parasal vb. destek araştırmacı özerk akademik kurumlara sağlanarak hızla yürütülmeli ve sonuçları değerlendirilerek kapsamlı yönetsel – hukuksal düzenlemeler yapılmalıdır.

Siyasiler örnek olmalıdır tüm davranışlarıyla.. özellikle saydam malvarlığı bildirimiyle.
MASAK etkin çalıştırılmalıdır, “Nerden buldun?” sorusu işletilmelidir. Aileden başlayarak tüm toplumu dürüst, çalışkan, topluma karşı sorumlu, başkalarının hakkına saygılı, erdemli ve onurlu yetiştirmek için seferberlik içine girilmelidir. Durumun sürdürülebilirliği kalmamıştır. Bedeli masum insanlar salt mallarıyla değil canlarıyla ödemektedir.

30 Mayıs ve 13 Haziran’da CHP’nin Meclis soruşturması isteminin AKP + MHP oylarıyla reddedilmesi utanç vericidir, akıl dışıdır ve kör bir kutuplaş(tır)manın ürünüdür. Siyaset kurumu tüm olumsuz sonuçlardan 1. derecede ve doğrudan so-rum-lu-dur! RTE en başta olmak üzere!

Şu dakikalarda AKP Gn. Bşk. Erdoğan Ceylanpınar’da aynı teraneleri yineliyor.. Bu ürkünç olaya değinme yok. Hep sözde beton-yol yatırımları. Korkarız Erdoğan “ümitsiz vaka”!?
Çok yazık çoook yazık.. (23.06.2017, 17:12)

  • HALK SAĞLIĞI ÇOK CİDDİ BİÇİMDE GIDA TERÖRÜ vd. TEHDİDİ ALTINDADIR.
  • Asıl sorumlu olan SİYASET KURUMU GİDEREK EN AĞIR BİÇİMDE YOZLAŞMAKTADIR, YOZLAŞMIŞTIR. AKP bu gidişle iktidarını sürdüremez.Ülkede “OHAL ilanı gerekiyorsa” bu nedenlerle ve bu sorunların çözümü için edilmelidir!

Son sözü kadim Aydınlanma öncüsü
Denis Diderot‘ya bırakalım..

Sevgi, saygı ve derin kaygı ile.
23 Haziran 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com