Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalanan

 ATATURK_Gercek_InsanAhmet_Saltik_portresiProf. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net,   profsaltik@gmail.com
https://www.facebook.com/profsaltik,   twitter : @profsaltik
Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır..
==================
Müjdat Gezen Sanat-Kültür Merkezine yapılan saldırıyı, saldırıyı yapanları kınıyoruz.
CHP Genel Başkan Yrd. Selin Sayek Böke’ye açık ölüm tehdidini de..
Gazeteci İrfan Değirmenci’nin işine son veren anlayışı da..
Piyanistin ellerine kelepçe takan hukuksuzluğu da..
Prof. Süheyl Batum’un işine son veren Bahçeşehir Üniversitesini (!?) de..
Fakat asıl bu saldırganlık iklimini yaratan, halkı birbirine düşmanlaştıran, kutuplaştırma politikasından siyasal çıkar hesabı yapan siyasileri ve siyaseti nefretle kınıyoruz! Yuh olsun!
*****
“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması nedeniyle gece yarısı insanların evlerine baskın yaparak emniyete götürülmesi, sabah savcılığa çıkarılması ve “uygun” sulh ceza yargıçlıkları önüne çıkarılarak tutuklanması artmaya başladı. Tutuklu yargılanma, gözdağı, peşin ceza..
Tam da Anayasa değişikliği için halkoylamasına giderken “hayır” diyen/diyeceklere dönük.
OHAL altında inletilen toplumda halkoylaması! Sevsinler.. Tarih lanetleyecek bunları!
*****

1982 Anayasası md. 104’te Cumhurbaşkanı’nın yetkileri…

Madde 104 – Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

  1. a) Yasama ile ilgili olanlar:
    Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde
    açılış konuşmasını yapmak,
    Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,
    Kanunları yayımlamak,
    Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek,
    Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halk oyuna sunmak,
    Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak,Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek, (AS: fesih yetkisi!)
  1. b) Yürütme alanına ilişkin olanlar:

Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,
Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,
Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,

Genelkurmay Başkanını atamak,

Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,
Milli Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,
Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
Kararnameleri imzalamak,
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak,
Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,
Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak,
Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,
Üniversite rektörlerini seçmek,

  1. c) Yargı ile ilgili olanlar:

Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askeri Yargıtay üyelerini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.
Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile
diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
=================================
Değerli site okurlarımız,

Yürürlükteki Anayasanın 104. maddesi böylesine anormal derecede uzun..
Daha da anormal olanı, bunca geniş, muazzam derecede yetkili bir Cumhurbaşkanlığı yetmiyor ve neredeyse padişahtan öte yetkiler tek 1 kişiye isteniyor..
Bir emperyalist dayatma bu anayasa değişikliği, amaç Tükiye’yi tek adam eliyle yönetmek!
Halkımızın sağduyusuna sunuyoruz. Bu anlamsız çok geniş yetkileri lütfen dikkatle okuyalım..
Bir de yeni değişiklik ile karşılaştıralım. Cumhurbaşkanı’nın halkoyuyla seçileceği maddesi yerine “babadan oğula geçer” dense, Padişahlıktan hiç farkı kalmayacak!

Erdoğan neden bu olağanüstü geniş yetkilerle yetinmiyor?
Bu sorunun yanıtına göre halkoylamasında EVET / HAYIR demek gerekir..

  • Korku, yolsuzluklardan yargılanmaktır!
  • Korku, ABD istemlerini (özerklik, bölünme, Kürdistan!) engelsiz yerine getirmektir;
    Erdoğan’ın üstlendiği ve TV’lerde 34 kez ilan ettiği BOP eşbaşkanlığının gereği olarak..


    Türkiye Barolar Birliği’nin “DERDİMİZ ANAYASA MIYDI??” başlıklı 8 sayfa,
    görsellerle bezenmiş çok eğitici – uyarıcı çalışması mutlaka okunmalı, paylaşılmalı..
    Lütfen tıklar mısınız ? http://www.barobirlik.org.tr/DerdimizAnayasamiydi/
    *******
    Prof. Erol Manisalı soruyor             :

    Hocalığım tuttu yine: Basit, anlaşılır ve samimi bazı sorular sordum, yanıtlar halkoylamasındaki oyumuzu ve kimliğimizi belirleyecek sanıyorum.
    1) Çocuğunuzun imam hatip lisesinde mi yoksa normal devlet lisesinde mi okumasını istersiniz?
    2) Onların kız-erkek karma okulda mı yoksa ayrıştırılmış okullarda mı eğitim görmesini tercih edersiniz?
    3) Din ve inanç özgürlüğünün bulunduğu laik bir ülkede mi yoksa dinin (ve şeriatın) esas alındığı bir yerde mi yaşamayı uygun görürsünüz?
    4) Bir kişinin ve bir tek partinin her şeye hâkim olduğu ve denetimin bulunmadığı bir yönetim tarzı mı yoksa kuvvetlerin ayrıldığı çok partili, parlamenter bir rejimde mi bulunmayı istersiniz?
    5) Bir tek kişinin siyasete, ekonomiye, adalete, dine, kültüre, güvenliğe mutlak egemen olduğu bir Türkiye sizin için uygun mu?
    6) Türkiye’de Avrupa’dan ABD’ye, Rusya’dan Japonya’ya her yerden gelen turistler mi yoksa sadece Arap ülkelerinden gelenler mi sizi mutlu eder?
    7) Türkiye’nin Avrupa ülkelerine benzemesi miyoksa Mısır, Ürdün, Afganistan ya da Sudan gibi ülkelere benzemesi mi sizin tercihinizdir?
    8) Akademisyen, yazar ve düşünürlerin özgürce yazıp konuşmaları mı, denetim ve sansür altında bulunmaları mı sizi mutlu eder?
    9) Siyasetin camiye, orduya, polise, adalete ve ekonomiye girmesini tercih eder misiniz?
    10) Türkiye’de cemaat ve tarikatların ülke hayatına hâkim olması hoşunuza gider mi, gitmez mi?
    11) Sanatçıların eserlerini yaratırken tamamen özgür ve bağımsız olmaları mı yoksa kısıtlama ve müdahalelerin bulunması mı size uygun gelir?
    12) Atatürk ve devrimlerinin oluşturduğu Cumhuriyet Türkiye’si yerine yeniden Osmanlı’nın son dönemine, hilafete dönmek ister misiniz?
    13) Çocuğunuzu yurtdışında eğitime gönderme imkânınız olsa İngiltere’yi mi yoksa Ortadoğu ülkelerinden birini mi tercih edersiniz?

    Önerilen anayasanın teknik hiçbir ayrıntısına girmeden bu basit, sade ve anlaşılır sorulara vereceğimiz “samimi” yanıtlar yalnız oyumuzu değil, kimliğimizi de ortaya çıkaracaktır. Demokrasiden ve çağdaşlıktan yana mıyız? Bilimden ve çağdaş eğitimden yana mıyız? Yoksa faşizmin ve kökten dinciliğin sınırlarında dolaşıp kendi kendimizi mi aldatıyoruz. Ve en önemlisi, “bireysel çıkar ile toplumsal yarar arasında, çelişki içinde olup olmadığımız.”
    Çağdaş örgütlenmelerin ortadan kaldırıldığı azgelişmiş ülkelerde dincilik, tarikatçılık ve mezhepçilik siyasetin odağına oturtulur. Türkiye, üzülerek söyleyelim, bu kısırdöngünün içine kilitlenmek isteniyor. Oyunuzu buna göre vermek zorundasınız. (Cumhuriyet, 21.2.17)
    *****
    HAYIR HAYIR HAYIR…  adlı şarkıyı dinlemek / dinletmek için lütfen tıklar mısınız?

ADD Genel Merkezi, 25 Soruda Anayasa Değişikliğine Neden HAYIR Demeliyiz??
http://add.org.tr/anayasa-degisikligi-ile-ne-kaybediyoruz/
(Ocak 2017)

Mevsim ilkbahara dönüyor ama ekonomide kopkoyu bir karakışa girdik – giriyoruz.
15 yılın tek başına iktidarı ülkeyi batırdı, şimdi de Sultanlık istiyor..
Ne hak ve yüzle??
Varlık Fonuyla 
ilgili yazımızı okumak için lütfen tıklayınız :
Varlık Fonu’na devretmeye ilk tepki: Çiftlik gibi kullanılacaklar!

15 Maddede Başkanlık Sistemine Neden HAYIR Demeliyiz?
https://www.facebook.com/www.sendika.org/videos/10154178779198344/

AKP-MHP kutsal ittifakının dayattığı 18 maddelik Anayasa değişikliğiyle Anayasa, 80’e yakın maddesi değiştirilerek bir hukuk devletinin anayasası olmaktan çıkmıştırDayatılan düzen, hukuk devletinde asla olamayacak tek adam sultasıdır. Dolayısıyla bu Anayasa değişikliği hukuk devletini ortadan kaldırdığından, Anayasa’nın değiştirilemez ilk 4 maddesine aykırıdır ve yapılamaz. Haydi halkımız, enine boyuna düşün ve aklıbaşında karar ver,
oyuna gelme; bu uğursuz dayatmayı geri püskürt,
HAYIR-HAYIR de, egemenliğine sahip çık, TEK ADAMA teslim olma!

“Hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının olmadığı bir toplumda
anayasa yoktur.”
 (
1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi md. 16)
Prof. Fazıl Sağlam (Anayasa hukukçusu ve Anayasa Mhk. eski üyesi) :
“Değişiklik metninde yargı bağımlı hale geliyor, kuvvetler ayrılığı çiğneniyor..”
Prof. Kemal Gözler (Anayasa hukukçusu) :
“Elveda Kuvvetler Ayrılığı, Elveda Anayasa”

Ulusumuzun 2. kez ateşle sınavıdır anayasa halkoylaması.. TBMM’de AKP’li vekiller
FETÖ’den tutuklanma tehdidi ile
‘açık oy’ kullanmaya zorlandı. Bahçeli – MHP,
rehin alındı!?
Halka terör – ölüm tehdidi – şantaj yapıyor bizzat Başbakan Yrd. Kurtulmuş! Erdoğan hiç geri kalmıyor Elazığ mitinginde (18.2.17), tarafsız olmadığını, olamayacağını, anayasadaki Cumhurbaşkanlığı yeminini unutarak açıkça itiraf ediyor ve HDP oylarından da medet umuyor;
HDP ile gizli pazarlık sürerken..
Türk Ulusu bu çağ dışı iğrenç senaryoları boşa çıkaracak bilince sahiptir.

CHP önceki genel başkanı usta hatip Sn. Deniz Baykal‘ın 18.02.2017 günü İstanbul Zeytinburnu’nda yaptığı müthiş konuşmanın kapsamlı bir özeti için lütfen tıklayınız :
http://ahmetsaltik.net/2017/02/19/baykal-zeytinburnu-konusmasinda-sakin-ha-kaptirmayin/
1 saat 22 dakika süren konuşmanın tam kaydı : https://youtu.be/cPzm2nRIgMM

Sevgi, saygı ve umut ile. 22 Şubat 2017, Ankara 
*****
SAKIN UNUTULMASIN :
BAŞKANLIK = TAYYİBİSTAN REJİMİ; TÜRKİYE’de DİNCİ FAŞİZMİN
ve PARÇALANMANIN KAPISININ ULUSLARARASI ANAHTARIDIR!

Herkes bu çıplak, vahim ve yakın tehlikeyi bir an olsun aklından çıkarmadan konumunu belirlemek ve bu yıkıcı emperyalist planı bozmak için vargücüyle çalışmak zorundadır.. Gerçek MHP’liler – Ülkücüler ve sağduyulu yurtsever AKP’liler de dahil, hatta en önde.. RTE, söz konusu değişiklik teklifini, ülkemizi içine sürüklediği ağır hatta vahim koşulları dikkate alarak, kör inadı bırakıp ülkemizin – ulusumuzun yüksek yararı adına geri çekmedi!
Bu apaçık bir sivil darbedir ve suçtur, AKP – Edoğan’ın da sonunu getirecektir!
Kendini iptal eden AYM ne yazık ki devre dışıdır. Ulusumuz halk oylamasında “HAYIR!” diyerek, kendisine ve Cumhuriyetimize kurulan tuzağa düşmeyecektir!
Çünkü bu dayatmanın saklanan en kritik yanlarından biri,
örtülü AF YASASI oluşu! 17-25 Aralık suçları dahil, bakanların, cumhurbaşkanının geriye dönük hiçbir sorgulama olanağı bı-ra-kıl-mı-yor!! Anayasa ile suç affı olur mu, buna “EVET” denir mi ?
*****
Not :
Aşağıdaki yazımız 30 Aralık 2013 günü web sitemize konmuştu..
Bakılmasını dileriz. Bu kitabın 36 sayfa (1/3) özet metni için :
SAİD NURSİ, FETHULLAH GÜLEN VE LAİK SEMPATİZANLARI
AKP-RTE ve AKP’liler bu kitabı okusalardı FG’den uzak durabilirlerdi,, Okuyun – okutun..
fg_ve_akpli_vekiller_ayni_karedeFETÖ yapılanmasının AKP içindeki üst düzey siyasal köklerine ne zaman inilecek??
AKP neden önce evinin içini ve önünü temizlemiyor??
Anayasa değişikliği içinde seçim tarihinin 3 Kasım 2019 olarak belirlenmesi
ne anlama geliyor? Dünyanın neresinde Anayasa’da seçim tarihi var?
FETÖ’cü AKP’li vekillere şantaj ve öbürlerine rüşvetten başka anlamı var mı?? 

Önceki yazılarımızdan..                                 :
SARAY’DA_TUTSAK_ERDOGAN’A_YARDIM_ETMELI
– BAŞKANLIK HEDEFLİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERİSİ
NEDEN ÇAĞDIŞI ve ANAYASAYA AYKIRI??
– İNSAN HAKLARI GÜNÜNDE İSTANBUL’da KATLİAM
– ERDOĞAN’ın 3. ABDÜLHAMİTLEŞMESİNE “NE YAZIK Kİ” (!) ZAMANIN RUHU ELVERMİYOR
ALADAĞ Yangını ve Erdoğan’ın Gönlündeki Sultanlık Yangını
ORTADOĞU CEHENNEMİ
– Halkçı Cumhuriyetin Sağlık Politikalarından Günümüze Sağlık Politikalarında Değişim. (Vatan Partisi Ankara – Çankaya İlçesi, 12.11.2016, kamera kaydı Youtube’a yüklenecektir)
21. YÜZYILDA ATATÜRK’ü Anlamak
(09.11.16) konferans yansıları için için tıklayın:
– AKP – RTE ile Politik Pozitif Feedback – Kapitonaj ve Kollaps
– MİLLİ EĞİTİM NEREYE SÜRÜKLENİYOR??
– ERDOĞAN LOZAN ANDLAŞMASINA NEDEN SALDIRIYOR!?
2016 yılı ilk 6 ayında bu sitede yer alan 42 AYDINLANMA
makalemize ulaşım erişkesi :
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisimBasinizin_ustune_getireceginiz_kisinin_Kanindaki_oz_mayayaHiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET

ATATURK_SENI_ANLIYORUZ_VE_TUM_INSANLIGA_ANLATACAGIZ

FAŞİZMİN YÜKSELİŞ SESLERİ

FAŞİZMİN YÜKSELİŞ SESLERİ

Özgür MUMCU
Cumhuriyet, 23.02.17

(AS: Bizim katkımız yazını altındadır..)

Sayın Numan Kurtulmuş’u bilirsiniz. Hükümet sözcüsü. Has Parti’nin eski genel başkanı. AKP’nin sağı yutma operasyonunun bir örneği. Bir zamanlar en sıkı iktidar karşıtlarının dahi etmeyeceği, yenir yutulur olmayan sözleri AKP’ye yöneltmesiyle meşhurdu. Harun-Karun meselesiyle Ali-Muaviye benzetmeleri literatüre geçmiştir.
Partisini kapatıp AKP’ye geçerken “Numan Kurtulmuş ve arkadaşları makam, mevki, servet, şan ve şöhret peşinde koşan insanlardan değildir” demişti. Eski Has Parti’li yeni AKP’lilerden kendisi hükümet sözcüsü, Ahmet Demircan milletvekili, Abdülhamit Gül ise hem milletvekili hem de başkanlık rejimini öngören anayasa değişikliğinin mimarlarından.
AKP’ye katılmayı reddeden Has Parti kurucularından Prof. Cihangir İslam ise son
OHAL KHK’si ile ihraç edilen akademisyenler arasında.

Neyse, şimdilik bunu not etmekle yetinelim. Bu geçmişle her sabah uyanıp aynaya bakmak zorunda olan biz değiliz, kendi bilir.
İşte sayın Numan Kurtulmuş geçen gün şunu söyledi:

  • “Avrupa için en büyük tehlike, Avrupa’da artık ayak seslerini duyduğumuz
    yeni faşizmin yükseliş sesleridir. Buna karşı herkesin uyanık olması lazım.”

Senelerdir bu köşe de dahil olmak üzere çok yerde tartışılan bu konuyu geç de olsa fark etmesi pek güzel. Gerçi artık yükselen aşırı sağ, popülist dalgadan bahsetmeyen kalmadı. Ama yine de geç olsun güç olmasın. Gelgelelim bu hadise hakkındaki neredeyse tüm incelemelerde sözcülüğünü yaptığı hükümetin siyasi çizgisi de yer alıyor. Trump, Brexit, Putin ve Erdoğan aynı yükselen popülist dalganın parçaları olarak değerlendiriliyor. Kaldı ki karşı karşıya olduğumuz sadece Batı’nın sorunu değil.
Filipin Devlet Başkanı Duterte’den Hindistan başbakanı Modi’ye kadar uzanan küresel bir hadise bu. Mesela Macaristan başbakanı Viktor Orban bu durumu özgürlükçü olmayan
demokrasi
olarak yüceltiyor. Dahası bu otoriter, popülist yönetim biçimine överek verdiği örnekler arasında Erdoğan rejimi de var.

Yeni Türkiye” sloganını çağrıştıran “Yeni Hindistan”, Gandi’nin mirasına bayrak açmış Hindu milliyetçisi Modi’nin sevip kullandığı bir kavram mesela. Erdoğan’ın Modi’nin ardından hologramla nutuk attığını da hatırlamakta fayda var.
Avrupa’da aşırı sağ akımlar, Putin Rusya’sından destek alıyor. ABD’de Trump’ın seçim zaferinde Rusya’nın parmağı olduğu çok konuşuldu. Hatta Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, Rusya ile izah edemediği görüşmeleri sebebiyle istifa etmek zorunda kaldı. Flynn aynı zamanda Türkiye için lobi yapmasıyla da gündemdeydi. İslamcı mizah dergileri, ABD başkanlık seçim sonuçlarını Rabia işareti yapan bir Donald Trump karikatürü ve Erdoğan’ın sıklıkla dile getirdiği bir şiire göndermeyle “Ne yapsalar boş, Clinton’ın ötesinde bir Trump vardır” diye kutladı.
Doğrudur. Dünya bir kırılma safhasında. Aşırı sağ, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hiç olmadığı kadar kuvvetli ve daha da kuvvetleniyor. Fakat ve maalesef bizim bugünkü iktidarımız da bu kuvvetlenen akımla beraber değerlendiriliyor. Sayın Kurtulmuş’a bu mesele hakkında daha çok okumasını tavsiye ederiz. Kendisi akademisyendir. Biraz çalışırsa hızla öğrenir. Ya da dilerse üniversiteden ihraç ettikleri siyaset bilimcilere sorsun, eminim kendisini aydınlatırlar.
===============================
Teşekkürler sevgili Özgür Mumcu…

Prof. Numan Kurtulmuş
 kemiksiz dilinin ettiği bu büyük laflardan ne zaman kurtulacak? Sanırız hiç kurtulmuş olmayacak.. Arşivler unutmaz,, yakılsalar da.. Bir yerlerden sürgün verir.
Kurtulmuş’u kim kurtaracak? İnişe geçen ve dağılma sürecine giren AKP mi??
Hadi canım sen de…

Bir de hakkını yemeyelim, bizimkiler Nazi faşizminin akıl edemediklerini de başarıyor!
OHAL KHK’ları ile binlerce kamu çalışanını içeren blok blok ihraçlar ile SİVİL ÖLÜME
(Post-modern Türk usulü idama!?)
mahkum edilenlerin pasaportlarına da el konarak
gurbet ellere sığınmaları da engelleniyor..

Büyük Latin atasözüdür : Homo homini lupus! (İnsan insanın kurdudur)
Dolayısıyla kendinin de kurdudur ve de o kurtlar şimdilerde AKP’yi kemirmektedir..
Kim saldı bu kurtları AKP’nin üzerine??
Hacamatçılar?
Sülükçüler??
Cin çıkarma hastanesi açanlar ve ona ruhsat verenler??
Bahçeli devlet??
Hangisi, hangisi??
1933’te Alman Parlamentosu Reichstag yandı, buna dayalı Hitler faşizmi geldi ülkeye.
Yıllar sonra, Alman Parlamentosu Reichstag’ı kundaklayanların Naziler olduğu kanıtlandı.
Bizde TBMM hain FETÖ’cüler tarafından bombalandı; Türk tipi / usulü OHAL!li faşizm
de jure ve de facto olarak gelip kuruldu.

HAYIR” lara vesile olur ve de necip milletimiz “HAYIR” ile amel eyler inşallah!

Sevgi ve saygı ile. 23 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Prof. Dr. Özdemir Aktan geçici olarak uğurlandı

 

Prof. Dr. Özdemir Aktan geçici olarak uğurlandı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır…)
http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/aktan-6567.html, 21 ŞUBAT 2017

OHAL kararnamesiyle Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden ihraç edilen Prof. Dr. Özdemir Aktan, öğrencileri, meslektaşları ve mücadele arkadaşları tarafından “geçici olarak” uğurlandı.

Prof. Dr. Özdemir Aktan, Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası’nın çağrısıyla ilk olarak hastanede bulunan odasında kendisini uğurlamaya gelen öğrencileri, meslektaşları ve arkadaşlarına bir veda konuşması yaparak, 1988 yılından beri görev yaptığı üniversiteden ayrılmak zorunda kaldığını, öğrencilerini, asistanlarını ve birlikte çalıştığı mesai arkadaşlarını çok özleyeceğini belirtti. Dr. Aktan, Bir geri dönüşü de özlemle bekleyeceğim. Bir geri dönüş için gayret sarf edeceğim. Bunu bir geçici ayrılık olarak düşünüyorum şeklinde konuştu. Odasındaki uğurlamanın ardından basın açıklamasının yapılacağı hastane önüne kadar bir yürüyüş gerçekleştirildi.

Hastane önünde ilk sözü İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Samet Mengüç aldı. Mengüç, “İnsanların isimlerinden ziyade taşıdıkları değerler önemlidir. Ve biliyorsunuz ki hukuksuzluğun olduğu yerde en başta insanların değerlerine dokunulur. Bugün burada dokunulmak istenen bir değerimiz için buradayız ve bu değeri korumak da bizlerin görevidir. Tek tek baktığınız zaman her birinin bir değer olduğunu görürüz. Dolayısıyla değerleri yok edilen bir toplumu bir halkı manipüle etmek çok daha kolay olacaktır. Ve bu nedenle bu değerler hedef olarak seçiliyor. Hayatını insanlığa adamış, hayatının hiçbir döneminde insanları ötekileştirmemiş, doğaya, çevreye saygılı. Hiçbir insana en ufak bir zararı olmamış insanların özel olarak seçiliyor olması çok acı bir tablodur. Ama bizlerin de yapacakları vardır; değerlerimize sahip çıkmak, korumak ve bu uğurda her türlü mücadeleyi vermektir. Bir diğer garabet ise bu hedef alınan değerlerin hukuk adı altında yapılıyor olması. Ne bir iddia, ne bir yargılama ne bir gerekçe var. Yalnıza kimin nerede ve ne zaman belirlediği belli olmayan kararlar var. Bu kararlarla insanların yaşamıyla oynanıyor” diye konuştu.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel de, “TTB olarak üyelerimizin ve arkadaşlarımızın görevlerine geri dönmesi için bütün hukuksal ve örgütsel olanaklarımızı seferber edeceğimizi, onlarla olan dayanışmamızı büyüteceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Emeğin, demokrasinin, hukukun, toplumsal barışın ve iyi hekimlik değerlerinin güçlenmesi ve görevlerine son verilen meslektaşlarımızın öğrencilerine ve hastalarına bir an evvel kavuşabilmesi için verdiğimiz mücadeleyi tüm gücümüzle sürdüreceğiz” dedi. (Prof. Dr. Raşit Tükel’in konuşmasının tam metni

Konuşmaların ardından ortak açıklamaya geçildi. Basın açıklamasını okuyan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. İncilay Erdoğan, Aktan’ın “geçici” olarak uğurlandığını vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bu durum sadece hocamıza değil, İstanbul Tabip Odası üyelerine, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışanlarına ve en önemlisi hocamızın yetiştirdiği binlerce tıp öğrencisi ve yüzlerce asistana yönelen saygısız, hürmetsiz ve hukuksuz bir saldırıdır.

On binlerce hekimin demokratik iradesiyle TTB Başkanı seçilerek hekimleri temsil eden Prof. Dr. Özdemir Aktan’ı, “İyi Hekimlik/Sağlıklı Toplum” mücadelesini şiar edinmiş, adları kalplerimizde mahfuz onlarca TTB yöneticisi, aktivisti ve üyelerini “ihraç” edenler bilsinler ki:

Biz hekimler; Tıbbın kurucuları İstanköylü Hipokrates’ten – Bergamalı Galenos’tan bu yana binlerce yıldır burada, bu topraklardayız.
Topluma adanmış bir mesleğin onurlu üyeleri olarak;
Güçsüzlerin gücü, çaresizlerin çaresi olmaya,
Ölümle ve hastalıklarla mücadele etmeye,
Emeği, BARIŞI, demokrasiyi, HÜRRİYETİ savunmaya,
Dün olduğu gibi bugün de, bugün olduğu gibi yarın da DEVAM EDECEĞİZ!
Prof. Dr. Özdemir Aktan ve kürsülerinden, hastanelerinden, ameliyathanelerinden, polikliniklerinden uzaklaştırılan bütün dostlarımızla yan yana, omuz omuza olmak, sadece burada değil ülkemizin her bir yanında üniversitenin ayaklar altına alınıp çiğnenen onuruna sahip çıkmak;
Kamu kurumlarında gerçekleştirilen haksız, hukuksuz tasfiyelere,
İstibdat heveslilerine “HAYIR” demek için buradayız ve burada olmaya devam edeceğiz.
Bilinmelidir ki, Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası, hiçbir soruşturmaya ya da mahkeme kararına dayanmadan “OHAL Kararnameleri” üzerinden yapılan ihraçların bu ülkeye yakışmadığını hatırlatmaya; başta hocamız Prof. Dr. Özdemir Aktan olmak üzere iyi ve onurlu hekimliği temsil eden meslektaşlarımız ve akademinin yüz akı tüm dostlarımız geri dönünceye kadar demokrasiyi, hukuku ve adaleti herkes için savunmaya kararlıdır.”

Prof. Dr. Özdemir Aktan da; “Hiçbir suçum olmadığı halde görevimden ihraç edildim. Neden gönderildiğimi de bilmiyorum. Oysaki ben 11 senedir Marmara Üniversitesi’nde hizmet veriyorum. Bir sürü öğrenci yetiştirdim. Benim buradan gitmemle hastane çok fazla bir şey kaybetmeyecek. Çünkü eksikliğimi arkadaşlarım tamamlayacak. Ama üniversite çok şey kaybedecek. Ben geri dönmek üzere gidiyorum. Öğrencilerimi, arkadaşlarımı, hocalarımı özleyeceğim” diye konuştu.

================================
Dostlar,

Prof. Dr. Özdemir Aktan, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden
sınıf arkadaşımızdır. Son derece yetenekli ve başarılı bir genel cerrahtır.
İstanbul Tabip Odası Başkanlığını ve Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığını da yapmıştır.. American College of Surgeons üyesidir.

Sevgili kardeşim Özdemir’e elbette “klasik anlamda” geçmiş olsun diyoruz.
Geçecek, biliyoruz.. Dönecek görevine, onu da biliyoruz. Ancak çok uzamasın istiyoruz. O’nun çok değerli hekimlik birikiminden tıp öğrencileri, genç asistan hekimler ve hastalarımız, tıp bilimleri dünyası, hekimlik örgütümüz yoksun kalmasınlar.. Sevgili Özdemir kardeşimin yaş haddinden emekliliğine çok kalmadı..
3 Mart 1953 doğumlu Özdemir hoca ve 3 Mart 2020’de emekli olacak. 3 yıl var..
3 vakte kalmadan, 3 aya uzamadan, 3 hafta sürmeden, 3 gün içinde…… görevine döndürülmesini istiyoruz!!!

  • Bu cezayı hak edip etmediğini, görevde iken,tutuksuz yargılanarak
    kesinleşmiş yargı kararı ile görmek istiyoruz.
  • Hukuk dışı infazlara, insanlığa karşı suça isyan ediyoruz..

    Sevgi ve saygı ile. 23 Şubat 2017, Ankara

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Ankara Tabip Odası : Hocama dokunma!

Ankara Tıp Öğretim Üyelerinden İhraçlara Tepki

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Ankara Tıp Öğretim Üyelerinden İhraçlara Tepki :
“Hocama Dokunma”

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri son ihraçlarla birlikte üniversiteye ve akademik yaşama yapılan saldırıyı protesto etmek için basın açıklaması düzenledi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji binası önünde 13 Şubat Pazartesi günü düzenlenen açıklamaya çok sayıda akademisyen ve tıp öğrencisi katılırken Ankara Tabip Odası ve farklı hastanelerden hekimler de destek verdi.

“Hocama Dokunma” pankartı açan akademisyenlerin ortak açıklaması Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Yasemin Yalım tarafından okundu.

Açıklamadan önce Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve TTB Merkez Konseyi 2014-2016 dönemi Genel Sekreteri Dr. Özden Şener kısa bir konuşma yaptı. Akademik camia için bütün dünyada cüppelerin bir anlamı olduğunu ifade eden Dr. Özden Şener “Cüppeler, akademik özgürlüğü ve bağımsızlığı temsil ediyorlar. Cüppeler hiçbir şartta yere bırakılmamalı, bu çok incitici, rahatsız edici ama yere bırakılmış cüppelerin çiğnenmesi onu kat kat aşan bir saldırının ifadesi aslında; üniversiteye yapılanın da bir fotoğrafı” dedi.

Açıklamayı okuyan Dr. Yasemin Yalım Tıp fakültesinden iki bilim insanı Prof. Dr. Derya Aysev ve Prof. Dr. Sibel Perçinel’in ihraç edildiğini belirterek “Bu ihraçlar aynı zamanda Ankara Üniversitesi’nin ilerici, çağdaş, bağımsız, evrensel damarlarına, birikimine çok ciddi zarar vermiştir. Bugün güzel ülkemizin içinde bulunduğu durumdan tüm yurttaşlar gibi biz akademisyenler de derin kaygı ve üzüntü duymaktayız” sözlerini kaydetti.

Sorumluluklarının bilincinde olduklarının altını çizen Dr. Yalım Ankara Üniversitesi web sitesinde yer alan bir bölümü şu sözlerle paylaştı: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, salt bir yönetim biçimini değiştirmenin çok ötesinde, çağdaş bilime, çağdaş demokratik değerlere ve kurumlara dayalı büyük bir toplumsal dönüşüm sistemi olduğu gibi; Ankara Üniversitesinin açılışı da, bilinen üniversite amaçlarının yanında, özel bir misyonun somutlaşmasını ifade eder…  Ankara Üniversitesi çağdaşlığın, bilimin ve aydınlığın ifadesi olan bu değerlerin yılmaz savunuculuğunu yapmak üzere kurulmuştur.”  

Tıp fakültesi dekanından, mevcut durumu tartışmak üzere Akademik Genel Kurulu acilen toplantıya çağırmasını talep ettiklerini vurgulayan Dr. Yasemin Yalım yapılan bu yanlıştan bir an önce dönmeleri için de Hükümet’e, YÖK’e ve Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne seslendi.

Son KHK ile ihraç edilen  Prof. Dr. Derya Aysev destek için toplananlara teşekkür ederek,  “İmza atma sebebim barış olsun, savaş olmasın, analar ağlamasın diyeydi. Diğer nedenim de 330 imzacının 14’ü hekim… Sanatçılar, mühendisler, gazeteciler vardı onları yalnız bırakmamak için attım. Bundan onur duyuyorum” dedi.

İhraç edilen diğer akademisyen Dr. Sibel Perçinel de “O kadar sivil öldü ve o kadar kötü şey yaşandı ki sadece ihraçları konuşmaktan öte barış için elimizden ne geliyorsa onu yapmak için konuşmamız gerekiyor. Barış bu topraklara bir gün elbette gelecek” diye konuştu.

Basın açıklaması“Hocama dokunma” sloganlarıyla sona erdi.

(http://www.ato.org.tr/news/show/139, 13/02/2017)
========================================
Dostlar,

686 sayılı OHAL KHK’sının üzerinden 2 hafta geçti..
Bir düzelme, düzeltme, geri alma yok..
Dün (22.2.17) bizim de öğretim üyesi olduğumuz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden uzaklaştırılan Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi meslektaşımız Prof. Dr. Serpil Perçinel‘i ziyaret etmek istedik. Odasını boşaltmıştı! Hem de, öğrendiğimize göre, odasını “hemen” boşaltması istenmişti!? Serpil hocayı görüp sohbet edemedik..
Dayanışma duygu ve düşüncelerimizi odasında sunamadık..

  • “Bu da geçer Serpil hocam, dayan..” diyemedik yüz yüze.

Bu arada Ankara Üniversitesi Rektörü meslektaşımız Prof. Erkan İbiş konuşmama ısrarını sürdürüyor. YÖK’ün açıklaması net : İnisiyatif üniversitelerde.. diyor..

Rektör, hangi gerekçelerle 70 dolayında Ankara Üniversiteli akademisyenin görevden uzaklaştırıldığını açıklamak zorundadır. Konuşmaması hem kendisini hem de Ankara Üniversitesini yıpratmaktadır. Bir yığın spekülasyon ister istemez yapılmaktadır. Eğer üzerinde baskı varsa bunu açıklamalı ve Üniversitesine dayanarak hukuksuzluğa direnmek zorundadır. Vargücüyle hukuka uygun bir yönetim sergilemelidir.
Cumhuriyetin ilk üniversitesi olmakla her fırsatta haklı olarak övünen Ankara Üniversitesi,
Cumhuriyetin hukukunu da savunmakta, ülkenin 2. büyük üniversitesi olarak öncü olmalıdır.

AKP yönetimini bir kez daha hukuk içinde kalmaya çağırıyoruz.
Özellikle ve öncelikle kendi içindeki FETÖ uzantısı 83 dolayında olduğu savlanan milletvekillerine ve öbür üst düzey görevde ya da ayrılmış AKP’lilere yasal işlem yapmalıdır. Bunu yapmadıkça FETÖ ile içtenlikle mücadele ettiğine kimseyi inandıramaz ve günü gelir bağrında beslediği yılan kendisini de sokar..
Hele hele FETÖ bahanesi ile tüm karşıtları biçerek – doğrayarak tasfiye uygulaması ise
salt AKP için değil, tüm Türkiye için felaket olur..
Kadim Türkiye bu yaralarını da sara elbet.. Bu da geçer elbet…
Ve yasal hesabı er ya da geç sorumlularından sorulur..
Kimsenin yanına kâr kalmaz. Yakın, orta ve uzak tarih hep bu rutinin örnekleriyle dolu..

Lütfen teenni.. Lütfen ölçülülük, hakkaniyet ve adalet..
Lütfen kör iktidar hırsına ve intikam dürtülerine tutsak olmayalım..
Lütfen Cumhuriyet hukukuna saygılı kalalım ve
HUKUK DEVLETİNİ HER DURUMDA MUTLAKA KORUYUP GELİŞTİRELİM..
Bir kez daha lütfen, lütfen, lütfen…

Sevgi, saygı ve kaygı ile; UMUT ile. 23 Şubat 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

CHP’li Selin Sayek Böke’ye canlı yayın sırasında ölüm tehdidi

CHP’li Selin Sayek Böke’ye
canlı yayın sırasında ölüm tehdidi

CHP’li Selin Sayek Böke’ye “suikast” ihbarı… CNN Türk’teki canlı yayın sırasında kanalı arayan bir kişi “Yaşamına son verilecek, evine gidemeyecek” tehdidinde bulundu. Polis eşliğinde İstanbul’dan uçağa bindirilen Böke’yi, Ankara’da özel kuvvetlerden çok sayıda polis karşıladı.

[Haber görseli]

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke, önceki gece katıldığı televizyon yayınında, “suikast ihbarı” ile sarsıldı. CNN Türk‘te Şirin Payzın’ın konuğu olan ve referandum sürecine ilişkin partisinin kampanyası ve “neden hayır dediğini” anlatan Böke, yayındayken kanala, “suikast ihbarı” geldiği ortaya çıktı. Canlı yayına katılan Böke’nin ihbardan, yayının sona erdiği 01.00 dolayında haberi oldu. Edinilen bilgiye göre kanal yetkilileri ve Payzın, gelen ihbarı anımsatarak, “yaşamsal tehlike bulunduğu”nu bu nedenle polis gelene kadar, kanal binasında kalmasını rica ettiler. Böke, bir süre sonra CNN Türk binasına gelen polis ekipleri eşliğinde buradan ayrıldı ve uçağa koruma ekiplerinin nezaretinde uçağa bindi.

ROBOKOP GİYSİLİ ÖZEL TİM KARŞILADI

Ankara’ya indiğinde ise Böke’yi Esenboğa havalanında, robokop giysili özel tim görevlisi kalabalık bir polis ekibi karşıladı. Güvenlik görevlileri, Böke’ye, hakkındaki ihbarın ciddi olduğunu belirtirken, benzer ihbarın emniyete de yapıldığı ve bunun üzerine polisin teyakkuza geçtiği bilgisini paylaştı.

POLİS VE CHP’Lİ YÖNETİCİLER EŞLİĞİNDE EVİNE GETİRİLDİ

Olayın CHP yetkilileri tarafından da öğrenilmesi üzerine CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da Böke’yi havaalanında karşıladı. Böke, polis ve CHP yöneticileri eşliğinde Ankara’daki evine kadar getirildi. Güvenlik görevlileri, apartmana girerek, binada geniş çaplı bir arama ve inceleme yaptıktan sonra Böke’yi evine bıraktı.

CHP KAYNAKLARINDAN AÇIKLAMA

CHP kaynakları, programda Böke’nin “hayır kampanyasının eşit koşullarda yapılamadığı
ve kendileri dahil hayır için çalışanların zor koşullarda çalışma yürüttüğü” yönündeki açıklamalarından sonra geldiği bilgisini paylaştı. Sayek’in programda

  • “hayır demenin bu ülkede ölüm tehdidini göze almayı gerektiği”ne de dikkat çekmişti.CHP kaynakları, “Böke’nin açıklamalarından rahatsız olanlar sanki, ‘zorluk yaşamak
    öyle olmaz, böyle olur mesajı verdi” değerlendirmesini yaptılar.

EMNİYET ARAŞTIRIYOR

Böke’ye yönelik suikast tehdidiyle ilgili Emniyet birimlerinin çok yönlü araştırma yaptığı bildirildi.
(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/682342/CHP_li_Selin_Sayek_Boke_ye_canli_yayin_sirasinda_olum_tehdidi.html, Cumhuriyet, 22.2.17)
=======================================
Dostlar,

Bu gerilimi böylesine tehlikeli biçimde tırmandırmak ülkemize yarar getirmez.
AKP iktidarı derhal bu eylemi – eylemciyi kesin ve kararlı bir dille ve içtenlikle kınamalıdır. Erdoğan, Cumhurun başı olarak net bir tavır alarak bu tür girişimlere – provokasyonlara asla
izin vermeyeceklerini açıklamalı, özellikle kendi parti tabanını serinkanlı – sağduyulu – olgun – hoşgörülü davranmaya çağırmalıdır.

AKP – RTE halkoylaması kampanyalarında, “evet” oylarını – AKP tabanını pekiştirmek (tahkim etmek, konsolidasyon) için ötekileştirici – kutuplaştırıcı dil – söylem asla kullanmamalıdır.
AKP Propagandasını demokratik – uzlaşmacı eksende tüm toplumu kucaklayarak yürütmelidir.

Erdoğan için ne söylesek – yazsak boşuna (nafile) ne yazık ki..  
Devlet kaynakları ve Cumhurbaşkanlığı dokunulmazlık zırhı ile Anayasadaki tarafsızlık yeminini çiğneyerek kampanya yürütmesi kabul edilebilir bir davranış değildir,,
Hukuka uygun da değildir. Bunu yapmamalıdır ama boşuna söylüyor ve yazıyoruz..

Bu arada Erdoğan’a hakaret suçlamaları ile gece yarısı evleri basılarak emniyette sabahlatmalar ve “uygun” sulh ceza yargıçlıkları önünde tutuklanarak yargılatmalar artıyor..
Telefonla – resmi yazıyla Emniyete – Savcılığa çağrılsalar daha uygun olmaz mı? Öte yandan AİHM’nin sayısız kararına karşın, Erdoğan’a eleştirileri düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında iken örtük olarak (zımnen) kaldırılmış TCK md. 299’u ısrarla uygulatmak Türkiye’ye hiç ama hiç yakışmıyor.

Büyük gözdağı!

Öte yandan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Sayın Doç. Dr. Selin Sayek Böke’ye ölüm tehdidini kamuoyu önünde basın – yayın organlarını kullanarak yapan kişi, bakalım tutuklanacak mıdır?? Tehdidin ciddi olduğunu Emniyet kabul ediyor ve önlem alıyor.. Dolayısıyla basın yoluyla açık ve ciddi ölüm tehdidi yapan bu kişi tutuklanmazsa, bu suçu işleyebilir! CMK’da tutuklama nedeni oluşmuştur (md. 100-101).
Hukuk devleti her durumda korunmalıdır. Yasalar karşısında herkes eşit olmalıdır.  

CHP’ye ve Sayın Böke’ye geçmiş olsun diyoruz..
Bütün Türkiye’yi kışkırtmalara gelmeden, asla suç işlemeden halkoylamasına dönük uygar, eşit, yasalara uygun, adil bir kampanya yürütme çağrısı yapıyoruz.

  • Halkoylamasının sonucu elbette çok önemlidir. Türkiye için yaşamsaldır.

Ancak sonuç ne çıkarsa çıksın bu ülkede kardeşçe birlikte yaşamak zorundayız..
Halkımızın sağduyusu ile “HAYIR” oylarının baskın çıkacağı görülüyor. AKP – RTE
bu sonucu da içine sindirmeli, oylamanın meşruluğuna gölge düşürecek en küçük girişim içinde olmamalıdır. Kamuoyunda algı yönetimine dönük hukuk dışı hiçbir girişim kesinlikle
söz konusu edilmemelidir
. Türkiye’ye yakışır bir oylama yapılmalıdır.

Sevgi ve saygı ile. 22 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com