Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalanan

ATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net,   profsaltik@gmail.com
https://www.facebook.com/profsaltik,   twitter : @profsaltik
Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır..

AKP-RTE’nin Ankara’yı kuşatan “EVET” posterlerinde “Yasaları sadece Meclis yapacak” deniyor.. Ne denli tuhaf, yanlış ve yanıltıcı..  Zaten Anayasa şimdiki içeriğiyle Yasama (Yasa yapma) yetkisini yalnızca ve yalnızca TBMM’ye veriyor. Güçler ayrılığı ilkesinin zorunlu gereği bu. Üstelik 18 maddelik “Anayasayı bozma” teklifi dayatması – aldatmacasında TBMM’nin bu mutlak yetkisine Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile büyük ölçüde ortak oluyor. Ayrıca TBMM’nin kabul edip yolladığı yasaları yayımlamama hakkı elde ediyor Cumhurbaşkanı! Halen geçerli Anayasada Cumhurbaşkanına verilen 15 günlük inceleme ve Resmi Gazeteye yollama yetkisi için süre kaldırılarak “yayımlar..” deniyor. Canı ne zaman isterse. Ama 550 yerine 600 Vekil yapılarak sözde güçlenecekmiş!? Gensoru ile hükümeti düşürme hakkı yok, Cumhurbaşkanına soru sorma hakkı yok, CB’nın Meclisi fesih tehdidi var, hükümete güvenoyu yok, bakanlar milletvekili değil, TBMM Başkanı Cumhurbaşkanına vekalet edemeyecek (seçilmemiş, atanmış CB yardımcılarından biri vekalet edecek!), Bütçeyi CB yapabilecek ve Sayıştay denetimi yok gibi… ve TBMM böylelikle güçlenmiş olacak öyle mi?! Halkımız, kökü dışarıda çok tehlikeli bu 18 tuzak maddeyi dikkatle okumalı ve yanıltılmasına, kendisine ve ülkemize tuzak kurulmasına, aklıyla alay edilmesine asla izin vermemeli; halkoylamasında kesin bir kararlılıkla HAYIR demeli! Diyecek de eminiz!
*****

Bu Anayasa değişikliği Türkiye’de yazılMAmıştır, kökü dışarıdadır!. 
Bu anayasa değişikliği tıpkı kumpas davaları gibi, sözde barış süreci gibi küresel kuklacılar tarafından yazılmıştır. Sürecin başında Cumhurbaşkanı, Başbakan aldatılmasın diye müdahale etmeye çalıştık, mektuplar yazdık. O zaman, “madem aldatıldınız” dedik, “sizin Türk milletini aldatmanıza izin vermeyeceğiz”. Bu anayasa değişikliği geçerse ekonomik istikrarsızlığa neden olur, Meclis’e yumruk iner, Türk milleti bölünür.” Prof. Metin FEYZİOĞLU, Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TGB toplantısı, 25.02.17, Ankara)
Türkiye Barolar Birliği’nin
“DERDİMİZ ANAYASA MIYDI??” başlıklı 8 sayfa,
görsellerle bezenmiş çok eğitici – uyarıcı çalışması mutlaka okunmalı, paylaşılmalı..
Lütfen tıklar mısınız? http://www.barobirlik.org.tr/DerdimizAnayasamiydi/

  • Korku, yolsuzluklardan yargılanmaktır!
  • Plan, ABD istemlerini (özerklik, bölünme, Kürdistan!) engelsiz yerine getirmektir; Erdoğan’ın üstlendiği ve TV’lerde 34 kez ilan ettiği BOP eşbaşkanlığının gereği olarak..
    HAYIR HAYIR HAYIR…  adlı şarkıyı dinlemek / dinletmek için tıklar mısınız?

ADD Genel Merkezi, 25 Soruda Anayasa Değişikliğine Neden HAYIR Demeliyiz??
http://add.org.tr/anayasa-degisikligi-ile-ne-kaybediyoruz/ 

AB’ye vizesiz giriyoruz derken AKP’li Bakanlar bile sınır dışı ediliyor.. 
Türkiye’nin – Ulusumuzun onurunu böylesine kıran AKP – RTE padişahlık istiyor!?

15 Maddede Başkanlık Sistemine Neden HAYIR Demeliyiz?https://www.facebook.com/www.sendika.org/videos/10154178779198344/

  • Dünyanın hangi uygar ülkesinde görülmüştür bir Cumhurbaşkanının vargücüyle, adeta
    açık hedef göstererek, “bedelini ödersin“ diye tehdit ederek yurttaşlarını hedef aldığı???
  • Dünyada hangi ülkede RTE kadar çok konuşan, her gün birkaç kez konuşan C.başkanı var?
  • Erdoğan ve başveziri Binali Yıldırım, Prof. Feyzioğlu ve Prof. Batum’un anayasa değişikliği dayatması değerlendirmelerine içerik olarak hiçbir yanıt veremiyor. Yalnızca çatıyor, hakaret ediyor, aşağılıyor, bar bar bağırıyor ve tehdit ediyor. Prof. Batum, bir vakıf üniversitesinde olmasına karşın, işinden atıldı Erdoğan’ın gazabı ile.
  • Erdoğan’ın öfke patlamaları mutlaka frenlenmelidir.
    Her kim yapacaksa.. Aile mi, Erdoğan’ın hocaları mı, AKP önde gelenleri mi, danışmanları mı? Hekimleri mi?? Her kim / kimler etkili olacaksa.. Yazık oluyor ükeye, halka..
    gerilim bilerek ve kasıtlı olarak tırmandırılıyor, mağdurluk oyunu sürüdürülüyor
    AKP tabanını pekiştirmek için.. Halkoylamasında EVET uğruna ülkenin saygınlığı ve
    ciddi çıkarları feda ediliyor! 
    İnanıyoruz ki halkımız çıplak gerçekleri görmekte ve sabırla “hayır” lısıyla 16 Nisan 2017 gününü beklemektedir. Gece yarısına doğru “hayır” oyları çoğunluğu sağlayacaktır ve bu sonuç en çok “R.T. Erdoğan” için “hayırlı” olacaktır.
    Keşke bu gerçeği Erdoğan da görse daha çok gecikmeden.. keşke, keşke..

“Hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının olmadığı bir toplumda
anayasa yoktur.” 
(
1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi md. 16)
Prof. Dr. Fazıl Sağlam (Anayasa Mhk. eski üyesi) :

“Değişiklik metninde yargı bağımlı hale geliyor, kuvvetler ayrılığı çiğneniyor..”
Prof. Dr. Kemal Gözler (Anayasa hukukçusu) : “Elveda Kuvvetler Ayrılığı,
Elveda Anayasa” 
yazının tümünü okumak için lütfen tıklayınız :
http://ahmetsaltik.net/2017/02/26/prof-kemal-gozler-elveda-kuvvetler-ayriligi-elveda-anayasa/

SAKIN UNUTULMASIN            :
BAŞKANLIK = TAYYİBİSTAN REJİMİ; TÜRKİYE’de DİNCİ FAŞİZMİN ve PARÇALANMANIN KAPISININ ULUSLARARASI ANAHTARIDIR!

Herkes bu çıplak, vahim ve yakın tehlikeyi bir an olsun aklından çıkarmadan konumunu belirlemek ve bu yıkıcı emperyalist planı bozmak için vargücüyle çalışmak zorundadır..
Gerçek MHP’liler – Ülkücüler ve sağduyulu yurtsever AKP’liler de dahil, hatta en önde..
RTE, söz konusu değişiklik teklifini, ülkemizi içine sürüklediği ağır hatta vahim koşulları dikkate alarak, kör inadı bırakıp ülkemizin – ulusumuzun yüksek yararı adına geri çekmedi!
Bu apaçık bir sivil darbedir ve suçtur, AKP – Edoğan’ın da sonunu getirecektir!
Kendini iptal eden AYM ne yazık ki devre dışıdır. Ulusumuz halk oylamasında
HAYIR!” diyerek, kendisine ve Cumhuriyetimize kurulan tuzağa düşmeyecektir!
Çünkü bu dayatmanın saklanan en kritik yanlarından biri, örtülü AF YASASI oluşu!
17-25 Aralık suçlamaları dahil, bakanların, cumhurbaşkanının geriye dönük
hiçbir sorgulama olanağı bı-ra-kıl-mı-yor!!
Anayasa ile suç affı olur mu, buna “EVET” denir mi ?
*****
Not :
Aşağıdaki yazımız 30 Aralık 2013 günü web sitemize konmuştu..
Bakılmasını dileriz. Bu kitabın 36 sayfa (1/3) özet metni için :
SAİD NURSİ, FETHULLAH GÜLEN VE LAİK SEMPATİZANLARI
AKP-RTE ve AKP’liler bu kitabı okusalardı FG’den uzak durabilirlerdi; okuyun – okutun..
fg_ve_akpli_vekiller_ayni_karede
FETÖ yapılanmasının AKP içindeki üst düzey siyasal köklerine ne zaman inilecek??
AKP neden önce evinin içini ve önünü temizlemiyor?? 
Anayasa değişikliğinde (md. 17) seçim tarihinin 3 Kasım 2019 olması ne anlama geliyor? Dünyanın neresinde Anayasa’da seçim tarihi var? FETÖ’cü AKP’li vekillere şantaj ve öbürlerine rüşvetten başka anlamı var  mı??

Önceki yazılarımızdan..                                 :
Varlık Fonu’na devretmeye ilk tepki: Çiftlik gibi kullanılacaklar!
SARAY’DA_TUTSAK_ERDOGAN’A_YARDIM_ETMELI
– BAŞKANLIK HEDEFLİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERİSİ
NEDEN ÇAĞDIŞI ve ANAYASAYA AYKIRI??
– ERDOĞAN’ın 3. ABDÜLHAMİTLEŞMESİNE “NE YAZIK Kİ” (!) ZAMANIN RUHU ELVERMİYOR
ALADAĞ Yangını ve Erdoğan’ın Gönlündeki Sultanlık Yangını
21. YÜZYILDA ATATÜRK’ü Anlamak  (09.11.16) konferans yansıları için için tıklayın:
– AKP – RTE ile Politik Pozitif Feedback – Kapitonaj ve Kollaps
– ERDOĞAN LOZAN ANDLAŞMASINA NEDEN SALDIRIYOR!?

Basinizin_ustune_getireceginiz_kisinin_Kanindaki_oz_mayaya

Sitemizde yer alan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi :
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET


Birgül Ayman Güler : Referandum ve özerklik

Prof. Birgül Ayman Güler
Aydınlık Gazetesi
, 22.3.2017

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Özerklik, 40 yıldır adeta dayatma halinde yürütülen bir “Türkiye’yi dönüştürme” siyasetidir. Şimdi, 16 Nisan 2017 sandığında da baş vermiş bulunuyor. Referandum sandığına giren özerklik ruhu, 2 maddeye eklenen ifadelerden sırıtıyor. Bunlardan biri 123., öbürü 106. maddeye, iki küçücük ekleme… Anayasa’nın 123. maddesine yerleştirilen ifade, bugüne kadar TBMM’ne ait olan “kamu tüzelkişiliği kurma yetkisi”ni cumhurbaşkanına da veriyor. Kanun ile yapılan bu iş, yani devlet örgütlenmesini yaratma, kurma, reforma tabi tutma işi, birbirlerinden ayrı olarak kanunla da (TBMM eliyle) kararname ile de (cumhurbaşkanı tarafından) yapılabilecek.

İdare hukuku, ‘bir işlem nasıl kuruluyorsa, aynı usulle kaldırılır’ der (AS: “usulde ve yetkide paralellik ilkesi”; Unumquodque eodem modo quo colligatum est dissolvitur;
Bir şey yapıldığı şekilde çözülür.
). Yani kamu tüzelkişiliği kurma yetkisi, var olanı değiştirme ve ortadan kaldırma yetkisini de içerir. Bu nedenle yetki yalnızca kurma değil, aynı zamanda yok etme yetkisi… Bakanlıklar, valilikler, kaymakamlıklar, elçilikler kendi başlarına birer “kamu tüzelkişisi” değildir; bunların hepsi birlikte “merkezi idare”dir ve tek kimliğe sahip olmak anlamına gelen, tek olan “devlet tüzelkişisi”dir. Merkezde kamu tüzelkişiliği, devlet tüzelkişiliğine bağlanmış, bunlarla ilgilendirilmiş ve ilişkilendirilmiş olarak çalışan kuruluşlardır. Bu dev gövdenin içinde kendisine ‘kamu tüzelkişiliği’ verilenler, idari – mali – akademik olarak özerklik yetkisi verilmiş olan parçalardır. Özerk parçalar hem hukuki hem siyasal olarak kendi içinde yetki devrine ve bölgeselleşme, yerelleşme, piyasalaştırma yönünde yetki göçerimine çok uygun esnekliklere sahiptir.

Üniter (AS: tekil) yapı ilkesinin kurumsal zemini, temel olarak, kamu değil
devlet tüzelkişiliğidir; onu daraltan her hukuksal adım, özerkliğe alan açar. “Bu yetkinin öyle kullanılacağını nerden biliyorsun?” diyenlere yanıtımız bir sorudan ibaret:
“Ya başka nasıl kullanılacak?”
****
Madde 106’daki ifade, bakanlıkların merkez ve taşra örgütlenmelerinin kuruluş, görev ve yetkilerini düzenleme işini TBMM’den alıp doğrudan ve yalnızca cumhurbaşkanı kararnamesine veriyor. AKP teklifinde bu daha da genişti; 126. maddeye “merkezi idareyi düzenleme yetkisi” diye yazılmıştı. Tepkiler üzerine, Anayasa Komisyonunda bunu kendileri silmek zorunda kaldılar. Ama 106. maddeye koyulmuş “bakanlıkları düzenlemek”ten söz eden cümleye gittiler ve oraya “merkez ve taşra” laflarını eklediler. Böylece, kamu tüzelkişiliği kurma-kaldırma gücü verilen cumhurbaşkanına,
üniter yapının iskeletini oluşturan bakanlık sistemine tek başına ve doğrudan müdahale etme yetkisini de verdiler.
*****
Bunlara göre cumhurbaşkanı, merkezi idare içinde kurumdan kuruma yatay ya da yukarıdan aşağıya dikey yetki devirleri, yetki göçertmeleri yapabilir. Bazı temel devlet görevlerini özerk kamu kurumlarına hasredebilir. Bu kurumları bölgesel ya da yöresel düzlemde kurabilir. Merkezi idare görevlerini de mahalli idarelere gönderebilir. Böylece yıllardır dayatılan, 2005 Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile kapsamlı bir saldırganlık haline getirilen, her defasında (AS: kezinde) ülkemizin geri çevirdiği Prens Sabahattinci ademi merkeziyetçilik hülyası, bir kez daha atağa geçirilir. Yürütmede iki başlılığı (cumhurbaşkanı-başbakan ikiliğini) ortadan kaldırıyoruz diyenler, bu hükümle devletin kuruluşu gibi çok daha köklü bir konuda yasamada iki başlılık (TBMM-cumhurbaşkanı) yaratıyorlar.

İyiniyetli olanları görmüyor. Sinsiler ise biliyor ve el ovuşturuyorlar: Devleti kurma ve reforma uğratma yetkisinde iki başlılık, Türkiye’yi güçten düşürmekten başka bir işe yaramaz. Ülkemizin hayrına olan nokta şu: Getirilen metin öyle berbat ki, Türkiye’yi ademi merkeziyetçiliğe, bölgeleşmeye, yerel özerkliğe sürüklemek için dört koldan uğraşan sinsilik, bu metin sayesinde anayasal zırha falan bürünemeyecek. Çünkü bu metin, zırh olamayacak kadar delik deşik!
==========================================
Dostlar,

Değerli akademisyen, siyasetçi, dostumuz Sn. Prof. Dr. Birgül Ayman Güler‘in Yönetimbilim alanındaki uzmanlığı tartışma dışıdır. Ancak 18 maddelik anayasa değişikliği dayatması ile Türkiye’nin ne yönde dönüştürülme istendiği artık çok açık ve nettir.. Tasarım (proje) uluslararasıdır ve Türkiye’de değişiklik metnini yazan(lar)ın belirsizliği bundandır. Metin ellerine verilmiştir küresel egemenlerce..
Dolayısıyla, redaksiyonu kötü hatta semantiği hatalı bile olsa, hedefe giden yolda kullanılacaktır. “Öyle” yorumlanacaktır, özlenene hizmet ettiği biçimde. Kafalar
o yönde koşullanmış ve misyona koşulmuştur çünkü (to be inspired of..). Cumhurbaşkanlığı kararnamesini hangi TBMM çoğunluğu bozacaktır?
TBMM’den bu yönde geçen yasayı hangi Cumhurbaşkanı veto edecek, bir daha görüşülmek üzere geri gönderecek ya da yeni düzenlemenin inanılmaz yetkisiyle TBMM’den gelen yasayı Resmi gazetede yayımlamak için –süre belirtilmediğinden– bekletebilecektir??
Özetle, yürürlükteki Anayasanın 106 ve 123. maddesinde öngörülen değişiklik metni, tüm beceriksiz yazımına karşın,

  • “Getirilen metin öyle berbat ki, Türkiye’yi ademi merkeziyetçiliğe, bölgeleşmeye, yerel özerkliğe sürüklemek için dört koldan uğraşan sinsilik, bu metin sayesinde anayasal zırha falan bürünemeyecek. Çünkü bu metin, zırh olamayacak kadar delik deşik!”

sonuç yargısı yanlış ve geçersizdir; tersi savunulamaz ve iyimserlik kaynağı hiç yapılmaz. “İyiniyetli olanları görmüyor…”  saptaması Prof. Güler’i de içermesin!

Sevgi ve saygı ile. 26 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Kılıçdaroğlu : ‘4 milyon Suriyeliye vatandaşlık verecekler’

'4 milyon Suriyeliye vatandaşlık verecekler'

‘4 milyon Suriyeliye vatandaşlık verecekler’

Diyarbakır’da konuşan Kemal Kılıçdaroğlu ‘FETÖ örgütü bizi kandırdı dediler. Peki FETÖ
seni kandırdı da buna sebep olan parlamenter sistem miydi, niye seni kandırıyor? Evet çıkarsa
4 milyon Suriyeliye vatandaşlık verecekler. Hepimiz oturup düşünelim
dedi.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu referandum çalışmaları kapsamında Diyarbakır’da demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerine konuştu. 16 Nisan’da yapılacak yeni anayasa referandumu için ‘hayır’ çağrısı yapan CHP lideri ” FETÖ örgütü bizi kandırdı dediler.
Peki FETÖ seni kandırdı da buna sebep olan parlamenter sistem miydi, niye seni kandırıyor? Evet çıkarsa 4 milyon Suriyeliye vatandaşlık verecekler. Hepimiz oturup düşünelim” dedi.

İşte Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları…

Her şeye rağmen, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçtik. Bütün bunları demokrasi sistemi içinde yaptık. Eksiğimize rağmen, yanlışlarımıza rağmen yapmaya çalıştık. Şimdi önümüze bir tablo koyuyorlar; milli iradeyi 1 kişiye teslim edelim. 80 milyonun aklı yok mu? Düşüncesi yok mu? Farklı görüşler ülkeyi geliştirmez mi? Akıl akıldan üstündür, beşer şaşar. Bir araya gelirsek, oturur konuşursak ne yanlıştır, ne doğrudur buna karar veririz. Ben hatamı görmeyebilirim, ama bir başka vatandaşım bana hatamı hatırlatabilir. “Şimdi bundan vazgeçelim, tek adam rejimine geçelim” diyorlar. Şu soruyu kendimize sormalıyız; bugün işsizlik var mı? Var. Üniversite mezunlarında bu daha da yüksek. Bu işsizliği yaratan demokratik parlamenter sistem mi? Kim yaratıyor bu işsizliği. Başka? Çiftçiyi düşünün, ektiği ürünün karşılığını alamıyor. İki Trakya büyüklüğünde alan, son 15 yıldır ekilmiyor. “İlaç pahalı, gübre pahalı, su pahalı, mazot pahalı, nasıl ekeyim” diyorlar. Çiftçi tarlasını ekmiyorsa bunun sebebi demokratik parlamenter sistem mi? Başka? Taksi esnafı. Eminim her yerde var, burada da var. Emin olun taksi esnafı şunu söylüyor; neredeyse müşteri bulamaz hale geldik. “Kendi sigorta primimi yatıracak kadar para kazanamıyorum” diyor. Bunun sebebi demokratik parlamenter sistem mi?

‘EVET ÇIKARSA 4 MİLYON SURİYELİYE VATANDAŞLIK VERİLECEK’

Tutturdular, “Fethullah Gülen terör örgütü bizi kandırdı” dediler. “Allahımız, milletimiz bizi affetsin” dediler. FETÖ seni kandırdı diyelim, bunun sebebi parlamenter sistem miydi? Gelip Meclis’i mi kandırdılar? Hayır, Meclis onuruyla dimdik durdu. Dolar almış başını gidiyor, frenleyemiyorlar. Kayıt dışı para, kara para Türkiye’ye gelmese dolar uçup gidecek. Dünyanın neresinde kaçak para varsa, uyuşturucu parası varsa Türkiye’ye geliyor. Buna da net hata-noksan diyorlar. 10 milyar dolar gelecek, nereden geldiğini bilmeyecekler. Bu mümkün mü? Buna sebep olan parlamenter sistem mi? Enflasyon çift haneye çıktı, %10’u aştı. Fatura kime çıkıyor? Vatandaşa. Buna sebep olan ne? Parlamenter sistem mi? Hapishaneler tıka basa dolu. Sırayla uyuyorlar. “Sen üç saat uyu, sıra bana geldi, şimdi ben uyuyacağım”. Yaşlı, hasta hiç fark etmeden, Türkiye’nin hapishaneleri tıka basa dolu. Bunun sebebi parlamenter sistem mi? Neden dolu bu hapishaneler? İcra mahkemelerinde dosya koyayacak yer kalmadı. Türkiye’nin yarısı icralık. Vatandaş borcunu ödeyemiyor. Bunun sebebi parlamenter sistem mi? 4 milyon Suriyelimiz var, kendi çocuklarımıza o kadar iş bulduk ki, eleman bulamıyoruz. Öyle bir hava var. 4 milyon Suriye parlamenter sistem yüzünden mi geldi? Şimdi diyorlar ki “Evet çıksın, bunlara vatandaşlık vereceğiz”. Bulamaç adası var, burnumuzun dibinde. ABD belgelerinde de, İngiliz belgelerinde de Türkiye’ye ait. Ama o ada şu anda Türkiye’ye ait değil. İşgal altında.
Bu adanın işgal altında olmasının nedeni parlamenter sistem mi? Bunun nedeni kötü yönetim arkadaşlar, kötü yönetim.

15 yıldır iktidardalar, hangi kanunu çıkarmak istediler de çıkaramadılar. 15 yılda bir karar almak isteyip de alamadıkları bir karar var mı? Hayır, bütün kararları alıyorsunuz. Peki bu işsizlik neden, bu yoksulluk neden, bu dolar neden yükseliyor? Türkiye neden itibarı yerle bir edilmiş ülke konumunda. Neden bütün devletlerle kavga ediyoruz? Hangi gerekçeyle kavga ediyoruz? Suriye ile kavga ettik. Irak ile kavga ettik. Rusya ile kavga ettik. Bulgaristan ile kavga ettik. Mısır ile kavga ettik. Şimdi sıra geldi Avrupa Birliği’ne. Parlamenter sistem mi bu kavgaları çıkardı? Arkadaşlar, diline hakim olamayan devleti iyi yönetemez. Kendi ceplerini düşünüyorlar, vatandaşlarını değil. Getirmişler bir düzenleme, 18 yaşında çocuk milletvekili olacak. Ömür boyu askerlikten muaf olacak. Herhalde Diyarbakırlılar çok memnundur.
Çok sayıda genç var. Hepsi işsiz. Çocuklarınız ne güzel, hem milletvekili olacak hem askere gitmeyecek. Kendi çocukları için gelecek hazırlıyorlar. Sizin çocuklarınız askere gidiyor,
terörle mücadele ediyorlar. Şehit oluyorlar değil mi? “Kılıçdaroğlu gençlere karşı” diyorlar.
Ben gençlere karşı değilim, gençler benim başımın üstünde. Ben bu ülkenin umudu olarak görüyorum bu gençleri. Bu ülkede barışın, kardeşliğin güvencesidir benim gençlerim.

‘HAYIR DEDİĞİMİZ ZAMAN TÜRKİYE’NİN İTİBARI ARTACAK’

Ama gençler arasında ayrım yapılmasını istemem. Ama Ankara’daki beylerin çocukları askere gitmeyecek, ama garibanın çocuğuna “Hadi senin zamanın geldi” diyecekler. Gençler 18 yaşında milletvekili olsun, hiç itirazım yok. Ama hem milletvekili, hem ömür boyu askerlikten muaf, olmaz. Benim çocuğum askere gidiyorsa, onun çocuğu da askere gidecek. Nedir? Eşit yurttaşlık. Değerli arkadaşlar. Düzenleme geliyor. 16 Nisan’da sandığa gideceksiniz. 1 kişiye OHAL uygulama yetkisi vereceksiniz. Başkan seçilecek, istediği zaman OHAL’i ilan edecek. Niye 1 kişiye bu yetkiyi veriyoruz? TBMM yok mu? Var. Şimdiki uygulama nasıl oluyor? MGK’da görüşülür, Bakanlar Kurulu’nda tavsiye edilir. Meclis’e gelir. OHAL ilan edilir veya edilmez. Şimdi bu süreç yok. Bunun dünyada örneği var mı? Yok. Hangi derdimizi çözecek bu. Bir Allah’ın kulu bana açıklasın, “Bir kişiye bu yetkiye veriyoruz, şu derdimizi çözecek”. Tam tersine vatandaşları bölecek, ayrıştıracak. Şimdi, aramızda işçi kardeşlerim de var. Bir kişiye yetki veriyoruz, istiyorsa kıdem tazminatı kaldırabilir. Ekonomik ve sosyal konularda kararname çıkarabilir. Asgari ücreti dondurabilir. Artırmayabilir. İşçilerden ses çıkıyor mu? Sendikalardan ses çıkıyor mu? Biri yarım yamalak “Evet” diyeceğiz dedi. E git sen de taşeron işçisi ol. Hem sendika başkanı olacaksın, altında Mercedes olacak, işçilerin aidatlarıyla gününü gün edeceksin, sonra yağcılık yapacaksın. Yok ya, taşeron işçilik yapsana kardeşim. Onun çektiği ızdırabı yaşa kardeşim. Yaşayacaksın. Yok öyle bir şey. Bu sistemin gelmesi demek tüm işçilerin taşeronlaşması demek. 1 kişiye bu kadar yetki vermek doğru değil arkadaşlar, değil. 1 kişi çıkıp “Ne grevi arkadaşım, sana asgari ücret veriyorum” diyecek. “Geçinemiyorum” dersen,
“Ne demek geçinemiyorum, dışarıda o kadar işsiz var, otur oturduğun yerde” diyecek. Baskıyı kuracaklar arkadaşlar, konuşturmayacaklar. Demokratik parlamenter sistemde siyasi partiler vardır. Vatandaşlar gider oyunu kullanır. Medyanın özgürlüğü vardır. Hapishanelerinde gazeteciler yoktur. Tek adam rejiminde 1 kişi vardır, elinde sopa vardır. 1 kişi aykırı bir düşünce dile getirince kafasına vurur. Evet demenin vebali ağırdır. Kimse çocuklarına hesap veremez. (AYDINLIK, 25.3.2017)
================================
Dostlar,

AKP’nin “evet” kampanyalarından birinde İstanbul’da posterlerde

  • “evet gelirse sıkıyönetim kalkacak” yazıyor..

Ne demeli? Bilinçaltı mı ele veriliyor, yürürlükteki OHAL rejimi sıkıyönetim ile bir mi tutuluyor? Posteri hazırlayan OHAL ve sıkıyönetim farkını bilmiyor mu? Dahası, “evet” çıkarsa OHAL ilanını gerektiren koşullar 20 Temmuz 2016’dan bu yana gideril(e)medi de “evet” sonrası hızla ve derhal ne olacak da giderilecek?? Bu ne biçim bir şantajdır halkımıza, bu nasıl bir kör yandaşlıktır??

Türk halkı bunca düzeysizliği, aşağılanması, saçmalığı hak etmiyor ve 16 Nisan 2017 günü elinin tersiyle “HAYIRRRRR” diye haykıraeak bu ortaoyununa kesin olark son verecektir.

Sevgi ve saygı ile. 25 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Michael Rubin : Edoğan yolun sonuna geldi

Cem Küçük’ü korkutan Erdoğan mesajı: Yolun sonuna geldi

ABD’li yazar Rubin, sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında paylaşımlar yaptı. Yandaş Cem Küçük, Rubin’e, ‘Bu alçağı ne yazık ki ciddiye almak lazım’ diyerek cevap verdi. ABD’li neo-con yazar Michael Rubin sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında Türkçe paylaşımlar yaptı.
Rubin, “Recep Tayyip Erdoğan, artık yolun sonuna geldi. Erdoğan yolsuzluklar yapmasa
ve cehalet içinde olmasaydı
, insanlar kendisine hakaret etmezlerdi.” dedi.[Haber görseli]Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yolsuzlukla suçlayan Rubin, O’nun Gülen cemaati lideri Fethullah Gülen ile
2013 yılına kadar müttefik olduğunu
da vurguladı: “Ben Gülen’i destekliyor muyum?
Hayır, O da 2013’e kadar Erdoğan’ı destekledi. Erdoğan herkesi kandırdı. Acaba Erdoğan, Katar parasıyla ödeme yapamadığı zaman gerçekte kaç kişi kendisini izleyecek? Acaba Erdoğan, çaldığı paralarını nerelerde sakladığını bilmediğimizi mi zannediyor?
[Haber görseli]

Yandaş Cem Küçük Michael Rubin’in paylaşımlarından sonra sosyal medya hesabından,
‘Bu alçağı ne yazık ki ciddiye almak lazım’ tweet’ini atmıştı.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/706635/Cem_Kucuk_u_korkutan_Erdogan_mesaji__Yolun_sonuna_geldi.html, 24.3.17
===================================
Evet dostlar,

Yolun sonu görünüyor.. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde % 34,42 oyla TBMM’de neredeyse %65 çoğunluk sağlayarak 365 vekil elde eden AKP tek başına iktidar olmuştu. %10 barajının adaletsizliği bütün hışmıyla AKP’ye yaramıştı. Ne var ki Erdoğan hapis cezası nedeniyle yasaklı idi ve milletvekili olamamıştı. 27 Mart 1994’te %24 oyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Tayyip Erdoğan, 12 Aralık 1997’de davet üzerine gittiği Siirt’te, miting sırasında Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker mısralarını koyarak okuduğu bir şiir nedeniyle Diyarbakır DGM’de yargılandı. Yargılama sonucu “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçunu işlediği gerekçesiyle dört ay hapis cezasına çarptırıldı. Partisinin genel başkanı idi ama TBMM dışındaydı ve Başbakan olamıyordu. Abdullah Gül “vekaleten” Başbakan idi. Bu “tuhaf durum“u CHP Genel Başkanı Baykal düzeltmek istedi ve AKP’ye destek olunarak Anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın önü açıldı,

SİİRT SEÇİMİ İPTAL EDİLDİ, ERDOĞAN 9 MART’TA SİİRT’TEN VEKİL SEÇİLDİ

Yüksek Seçim Kurulu, Siirt’in Pervari ilçesi Doğanköyü’nde 706 seçmenin kayıtlı olduğu 17, 18 ve 19 numaralı sandıklarda sandık kurulları usulünce oluşturulmadığı için oy kullanılamadığı gerekçesiyle, Siirt’te Milletvekili Seçiminin yenilenmesine karar verdi ve CHP milletvekili Ekrem Bilek, AKP Milletvekili Mervan Gül ve bağımsız Fadıl Akgündüz’e ait milletvekili tutanaklarını da iptal etti. Bu arada TBMM’de, CHP’nin de desteğiyle yapılan Anayasa değişikliği ile, Tayyip Erdoğan’ın aldığı hapis cezası nedeniyle seçilmesine yönelik yasal engel kaldırıldı. 14 Mart 2003’te Erdoğan Başbakanlık koltuğuna oturtuldu.. 10 gün önce 14 yıl bitti ve Erdoğan 10 Ağustos 2014’e dek Başbakan, o günden bu yana da 2,5 yıldır Cumhurbaşkanı ve
tek adam.. Bir türlü yetinmek bilmiyor.. İhtirasları, hırsları ile baş edemiyor ama bedeli ödeyen Türkiye oluyor. Hatta bölgesel istikrara da zarar veriyor.

12 Eylül döneminde özellikle Kenan Evren için yapılan 1982 Anayasasının 104. maddesinde tanımlanan çooook kapsamlı özel yetkiler de yetmiyor Erdoğan’a.. CB olduktan bu yana 2,5 yıldır Anayasayı açıkça çiğneyerek fiilen TEK ADAM REJİMİ sürdürüyor, Başbakan ve TBMM göstermelik. Kendileri de açıkça itiraf ediyorlar, fiili bir durum var, Anayasayı buna uydurmamız gerekiyor… diye. Bu Türk Cezasına göre ağır cezalık suç (md. 309), Anayasayı ihlal suçu.. Bir darbe, hükümeti görevini yapmaktan alıkoyma suçu.. Şimdi bu da yetmiyor.. Anayasayı Erdoğan’ın hırslarına göre kesip biçmek, doğramak gerekiyor. Öylesine çok suça bulaştılar ki, neredeyse tek kurtuluş, saklaya – gizleye, AF anlamına gelen, yargılanmayı hemen hemen olanaksızlaştıran Anayasa değişikliği dayatması 16 Nisan’da deli gömleği olarak Türkiye’ye dayatılmakta. Batılılar hem Erdoğan’ı iktidar yapıp projelerinde olabildiğince kullandılar; suça ittiler hem de şimdi ellerindeki bu kozları kullanıyorlar.. Erdoğan 2 ateş arasındadır ve olasılıkla yeryüzünün en zordaki adamıdır. Hemen hemen hiçbir manevra alanı kalmamıştır…

  • Emperyalizm kullanır, kullanır ve işi bitince sümüklü mendil gibi çöpe atar, yasası budur ve
  • Erdoğan’ın da tasfiye vakti saati gelmiştir. O vakit, 16/17 Nisan 2017 gece yarısına doğru gelip çatacaktır ve Erdoğan da miadını doldurarak kenara çekilecek, tasfiye edilecektir.
    Yargılanıp yargılanmayacağı ise… pazarlık sürüyor olsa gerek ilgili çevrelerle hala..Sevgi ve saygı ile. 24 Mart 2017, Ankara (Güncelleme 25.3.17)

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Kız kardeşine tecavüz eden imam

Kız kardeşine tecavüz eden imam
hakkında karar açıklandı

Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi, kız kardeşleri H.B.’ye (24) tecavüz eden imam A.B. (31) ile diğer kardeşi M.B.’yi (29) ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan önce 10’ar yıl, ardından eylemin kardeşe karşı işlenmesi nedeniyle 15’er yıl hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme,
son duruşmaya katılan iki kardeşin hükümle birlikte tutuklanmasına karar verdi.

Merkez Yakutiye ilçesinde oturan H.B., polise başvurarak iki ağabeyinin kendisine tecavüz ettiğini iddia etti. Annesi İ.B. ve babası A.B.’nin vefat ettiğini anlatan H.B., Kars’ın bir köyünde imam olan ağabeyi A.B.’den hamile kaldığını ve Ankara’da kürtaj olduğunu öne sürdü. Ağabeyi M.B.’nin şiddetine uğradığı için bir dönem Kadın Sığınma Evi’nde kaldığını anlatan
kız kardeş, buradayken N.U. adlı kadının aracılığı ile tanıştığı 2 kişinin de tecavüzüne uğradığını ileri sürdü. H.B.’nin ifadeleri doğrultusunda iki ağabeyi ile birlikte biri aracılık eden kadın olmak üzere toplam 5 kişi, 11 Kasım 2013’te tutuklanarak cezaevine kondu.

Savcılık ve sorgu hakimliğinde, iki ağabey kız kardeşleri ile ilişkiye girdiklerini kabul etti, ancak zor kullanmadıklarını, diğer iki erkek ise para karşılığı ilişki yaşadıklarını ileri sürdü.
2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk celsesinde, 2 ağabey dışındakiler tahliye edildi. H.B.’nin ağabeyleri A.B. ve M.B. ise 7 ay cezaevinde kaldıktan sonra her duruşmaya katılmak koşulu ile serbest bırakıldı. Ancak İmam A.B., Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından başlatılan idari soruşturma kapsamında görevden alındı. Duruşmalarda ağabeyler, suçlamaları kabul etmeyerek, kız kardeşleri H.B.’nin iftira attığını iddia ettiler. Kadın sığınma evinde kalan H.B. de mahkemeye gönderdiği mektupta ağabeylerine iftira attığını savundu.

Duruşma savcısı Fatih Yılmaz, geçen Eylül ayında sunduğu mütalaasında H.B.’nin gerek Emniyette, gerek soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısına ayrıntılı şekilde ifade verdiğini, sanıkların da ifadelerinde eylemleri kabul ettiklerini, aynı şekilde Sulh Ceza Mahkemesinde hakim huzurunda da bunu tekrar ettiklerini bildirdi. Mağdurenin sanıkları cezadan kurtarmak için yönlendirildiğini ve bu yüzden ifade değiştirdiğine işaret etti.

2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında A.B. ve M.B. hazır bulundu. Son sözleri sorulan iki kardeş suçlamaları yine kabul etmedi. Mahkeme heyeti, iki kardeşin ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçunu işlediğini kabul ederek A.B. ve M.B.’yi önce 10’ar yıl hapis cezasına mahkum etti. Heyet, suçun kardeşe karşı işlenmesi nedeniyle iki kardeşin cezasını yarı oranında arttırarak 15’er yıla çıkardı. Mahkeme, diğer sanıklar iki erkeğin beratine karar verirken, N.U.’yu ‘fuhuşa aracılık etmek’ suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırdı. Duruşma salonunda bulunan iki kardeş hükmün açıklanmasıyla birlikte tutuklanarak cezaevine gönderildi.
(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/706083/Kiz_kardesine_tecavuz_eden_imam_hakkinda_karar_aciklandi.html, 25.03.2017)
=====================================
Dostlar,

Tuzun koktuğu yer mi diyelim?? Bu 2 imam nerede okudu acaba?
Hangi İmam Hatip Lisesinde??
Bir zamanla merhum Demirel “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz..” buyurmuştu.
AKP de benzer sözü İHL mezunları için söylemekte.. Dinine – diyanetine bağlı insanlar..
Bu kaçıncı oldu, çetelemesini tutmadık ama küçük bir arşiv taraması, basına baskı yapılıp arşivlerden çıkarılmadı ise, çok sayıda acı örnekleri ortaya koyacaktır.

Herkes aklını başına alıp;
– erdem sahibi,
– temel insani değerlerle donanmış,
– dürtü denetimini öğrenmiş,
– sosyalleşmiş,
– aklını kullanabilen,
– enine boyuna düşünerek davranan…….. 
insanlar yetiştirmek üzere Ulusal Eğitim Sistemimizi nasıl yeni baştan yapılandırmamız gerektiğine kafa yormalı ve bu devrim Türkiye’de daha çok gecikmeden başarılmalı..
İlk adım LAİK bir toplum ve SEKÜLER bir devlet düzeni..
AKP – RTE de bu gerçeği görmek zorunda, 15 ağır yıllık hatalarından ders alarak..

Sevgi ve saygı ile. 25 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Milli hükümet ve Erdoğan

Milli hükümet ve Erdoğan

(E) Tümg. Naci Beştepe
AYDINLIK
, 20.3.17

Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Perinçek son dönemde sık sık “Milli hükümet” vurgusu yapıyor. Gerekçesi; artık RTE/AKP’nin tek başına Türkiye’yi yönetemeyeceği. Sayın Perinçek öngörüsü yüksek bir politikacı. Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmada önde.
Ülke sorunlarına yaklaşımı partizanlıktan uzak ve millici.

“Milli hükümet” çağrısı bu çizginin ürünü. Ülke kritik virajda. İçte kenetlenmeye ve güçlü bir iktidara gereksinim var.

RTE NE DER?

Bu oluşum RTE’nin oluruna bağlıdır. Peki, RTE olur verir mi? Bakalım. Önce millici olması gerekir.  Değildir. “Türküm” demez. Holanda-Almanya ve AB ülkelerine efelenmesi oy avcılığıdır. Vatan anlayışı sorunludur. Ege’de işgal edilen adalarımız için kılını kıpırdatmamıştır. Emperyalizme karşı oluşu şüphelidir. Mevzilenmesi dönemseldir.
Bölücülükle mücadelede berrak değildir. PKK’ya karşı iken Kürdistan bezini “bayrak” olarak kabullenmesi tezattır. PKK ile Barzani’nin kankalığı dünden belliydi. Neçirvan Barzani’nin teşekkürü ile perçinlendi.

Başyardımcısı Çevik’in, Fırat’ın doğusunda Kürt kantonunun kabul edileceği açıklaması işin özüne aykırıdır. PYD (ABD) koridorunu önlemek amaçlı Fırat Kalkanı’nı ben dahil çoğunluk destekledi. Harekat ABD’ye rağmen mi yapıldı? Yani RTE, ABD emperyalizmine bayrak açtı mı? Sanmıyorum.  Yunanistan’a çıt çıkarmayan RTE, ABD’ye cepheden karşı gelebilir mi?

Bana göre; El-Bab’a giriş ABD ve Rusya’nın oluru ile gerçekleşti. Öyle değilse TSK’nın Menbiç’e yönelmesine neden “duuur!” denildi? Ya Rakka hevesine ne demeli? “Menbiç’ten öte gitmeyeceğiz” demişti. Trump telefonundan sonra birden tersini söyler oldu. Dışişleri Bakanı’nın “Komandolarımızla Rakka’ya gireceğiz” açıklaması da bu hevesin teyidi idi.

Neyse ki, PYD ile görüntü vermenin olumsuz getirileri macerayı engelledi.

UZLAŞMACI RTE

“Milli hükümet” uzlaşıyı gerektirir. RTE ne kadar uzlaşmacıdır?
Beraber ıslandığı dava arkadaşlarına bakmalı önce, neredeler?
Dış politikada belki belirli konularda ikna edildi, edilebilir. Ya içeride?
Atatürk ve laik cumhuriyet karşıtlığında, tutuculuğunda zerre değişiklik belirtisi var mı?
Takiyenin zorunlu olduğu haller dışında bayrağa ve Atatürk’e sarıldı mı hiç?
Kılıçdaroğlu bile, “Vatan Partisi de, Saadet de meclise girsin” derken; RTE diğer partileri terör ortağı ilan etmenin ötesinde milli birliğe hiç ışık yaktı mı?
İstediği seferberlik ve Yenikapı ruhu, herkesin onun peşinden yürümesidir.
Egosu son derece yüksektir. Gücü paylaşmak istemez. Aksi olsa Anayasada bu kadar ısrarcı olmazdı.

Bireysel kanım; “milli hükümet” düşüncesinin çok yerinde, hatta ifade edildiği gibi zorunlu  ancak gerçekleşme olasılığının zayıf olduğudur. Yanılmış olmayı dilerim.
*****
PAZARTESİ İĞNELERİ

SÜTÜ BOZUK
AKP’li Esenyurt Belediye Bşk. cumhuriyeti sütü bozukların darbesi olarak niteledi.
Ayna ayna!…

VİZESİZ
AB’ye vizesiz giriş müjdelediler. Seviyesiz çıkışı gösterdiler…

AFİŞ
Genelkurnay 18 Mart afişlerinde Atatürk’e yer verilmedi.

Zaman “akar” gider, Atatürk sevgisi kalır.

GAZİ
RTE’ye “gazilik” sıfatı önerilecekmiş.
Sıkıyı görünce kaybolana “niyazilik” bile fazladır…

ONURSUZ
AKP’li Kocabıyık, ”Alman ve Hollandalılara teşekkür etmeliyiz, evet oylarına iki puan katkı yaptılar.”
Onursuzluğa HAYIR…
====================================
Çoook teşekkürler bu öngörülü, esprili ve derinlikli yazı için değerli dostumuz
Sayın Naci Beştepe paşaya…

Sevgi ve saygı ile. 23 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com