Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalanan

ATATURK_Gercek_InsanAhmet_Saltik_portresiProf. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
Atatürkçü Düşünce Derneği 2004-6 Genel Başkan Yrd.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net,   profsaltik@gmail.com
https://www.facebook.com/profsaltik,   twitter : @profsaltik
Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır..
*****

******
Başkanlık rejimi; Türkiye’de dinci faşizmin
ve parçalanmanın kapısının anahtarıdır!

Herkes bu çıplak, vahim ve yakın tehlikeyi bir an olsun aklından çıkarmadan
konumunu belirlemek ve bu yıkıcı emperyalist planı bozmak için
vargücüyle çalışmak zorundadır.. Gerçek MHP’liler – Ülkücüler de dahil..
*****
BU ACININ TARİFİ YOK..

Adana’nın Aladağ ilçesindeki Süleymancılar tarikatına ait özel yurtta çıkan yangında yaşamını yitiren 10 öğrenci, 1 eğitmen ve yurt yetkilisinin 6 yaşındaki kızı (12 kurban!),
düzenlenen törenlerle son yolculuklarına uğurlandı. (01.12.2016)

Soruyoruz : TOKİ neden yüzbinlerce konut fazlası yaratıyor, elinde kalıyor – satamıyor, üstelik lüks konuta yöneliyor da yeterince öğrenci yurdu yapmıyor??
Bu politika kasıtlıdır öğrencileri tarikat – cemaatlere teslim ederek beyinlerini yıkamak
ve şeriat devleti için cihatçı – mücahit (din savaşçısı) yetiştirmektir gizli amaç..
Genelkurmay 14 yıl önce Süleymancıların 1200 yurt ve 100 bin öğrenciyi İslam devleti hedefiyle örgütlendiğini saptamıştı; AKP neden en küçük adım atmadı bu konuda??
(
AYDINLIK, 01.12.16) Çıplak gerçek budur ve önlemi mutlaka alınmalıdır.
Milli Eğitim Bakanı olsun onur istifasını akıl etmez mi, bu nasıl vicdandır??
Türkiye, yaşımız gereği tanık olduğumuz son 45 yılda hiç bu denli kötü yönetilmemişti!
AKP zerrece içtenlikliyse, 1 yıl içinde TOKİ eliyle öğrenci yurdu sorunu kökten çözmelidir.
Dr. Ahmet SALTIK
, 01 Aralık 2016
*******
ALADAĞ Yangını ve Erdoğan’ın Gönlündeki Sultanlık Yangını

 Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net  profsaltik@gmail.com

Dün ve daha önce hep yazdık, konferanslarımızda konuştuk ve sorduk :

  • TOKİ neden yüzbinlerce konut fazlası yaratıyor, lüks konuta kaydı ve elinde kalıyor, satamıyor?
  • TOKİ neden son yıllarda lüks konut yapımına yöneldi?
  • TOKİ neden öğrenci yurtları yapmıyor yeterince??

Yanıt : Tarikat ve cemaat vakıflarının – derneklerinin yurtlarında Tayyip beyin basın önünde
açık talimatıyla “dinini ve kinini eksik etmeyen”“dindar ve kindar nesiller” yetiştirilecek ve ülkemizde dinci faşizme giden kanlı yolun mücahitleri (din savaşçıları!) yetiştirilecektir! (https://youtu.be/zLzqB876I7M, 19.02.2012)

Türkiye’de tüm toplu barınma – yaşam alanlarında hızla, öncelikle
– öğrenci yurtları ve okullar
– yaşlı huzur evleri ile hastanelerde 1 ay içinde sağlık – güvenlik önlemleri uluslararası standartlara çıkarılmalıdır.
Tarikat ve cemaatların elindeki yurtlar ve işletimi kamulaştırılmalıdır.

Özellikle 4+4 ilk 8 yıllık temel eğitim, insanların yaşadıkları yerlerdeki okullarda verilmelidir.
Adana – Aladağ faciası ve vahşeti mutlaka etkin soruşturulmalı ve adil ve etkin bir yargılama ile sorumlular cezalandırılmalıdır.
Erdoğan, 2007-2008’de Ergenekon – Balyoz kumpas davalarında (FETÖ – AKP birlikte tezgahlamışlardı..) nasıl hiç gerekmez iken ve hukuk devletinde asla olmaması gerekirken

*Ben bu davanın savcısıyım.. “ buyurmuşlardı;

Aladağ’da yurt yangınında kurban verdiğimiz 12 insanımızın davasının adil yargılama ile hızla yürütülmesi için de yanarak can veren masum kız çocuklarımızın “savcısı – avukatı” da olsalar?
Hiç sesleri çıkmıyor oysa? 02.12.2016 günü Ankara’da otomobil pazarının açılışında idiler başyaver Binali bey ile!? Bu pazarın adı “Otonomi” idi! İşlevi ile hiç ilişkisi olmayan bir adlandırma ve bu adı koyanların hazin bilgi birikimlerini ele veren bir sözcük. Otonomi özerklik, muhtariyet anlamında. Ne ilgisi var oto pazarı ile? Bir de Ankara’da 14 yıl önce havaalanı olup olmadığını soruyordu Erdoğan! Esenboğa havaalanı 60+ yıldır Başkentte hizmettedir. (Ankara’da ilk uçuşlar 1900’lerin başında Güvercinlik’te başlamıştır. Esenboğa havaalanı ise 1955’te hizmete girmiş, zamanla modernleştirilmiştir..)

AKP – RTE ülkenin ilerlemesini – kalkınmasını salt fiziksel yapılardan ibaret sanıyor galiba… Dünyanın neresinde İstanbul gibi bir metropol kentte örnek bir kültür – sanat merkezi bakım – onarım gerekçesiyle 8-9 yıl boyunca tek 1 çivi çakılmadan harap olmaya bırakılmıştır???
Hitler döneminde Almanya’da görkemli otoyollar yapılmıştı, göz boyayan fiziksel yatırımlar.

Ancak yangın bacayı sarmıştır. Bu kez 2007-8 krizi gibi teğet geçecek değil ağır ekonomik bunalım. Yılların çok hatalı iktisat politikası – talan düzeni – vahşi soyguna dönüşen özelleştirme politikaları… bumerang gibi geri dönüp sorumlularını ve de ülkemizi vurmaktadır. Erdoğan çaresizlik içinde kıvranarak halkın yastık altı dövizlerini altına, TL’ye (esasta TL’ye) çevirmesi için yalvarmaktadır. Erdoğan konuştukça ve yanlış üstüne yanlış yaptıkça Döviz fiyatları yükselmekte, hasta ve çok borçlu, cılız ekonominin para birimi TL adeta erimektedir. Suriye ile ilgili, 1 gün arayla birbirinin tümüyle zıddı 2 ifadesi de (Putin’in zılgıtıyla!) birkaç gün önce TL’yi yine hızla eritmişti. Ülkesine ve halkına bunca büyük – muazzam ekonomik, psikolojik, kültürel, diplomatik, askeri, moral… zarar verip yıkıma neden olduktan sonra bir de Padişahlık yetkisi ile Başkanlık isteme şanı ve onuru Tayyip beye nasip oldu!? Hala faiz indiriminin tek çare olduğu (!) takıntısı sürüyor ve vargücüyle haykırıyor..

RTE, tulumbada hiç su kalmadığını, tulumbaya acil su gerektiğini artık acı acı itiraf ediyor.

Halk ise tam bir sosyal şizofreni içinde serseri mayın gibi. Ne yapacağını kestirmek olanaksız. İki yaşındaki kediden tutunuz 9 aylık bebeğe dek tecavüz eden sapıklar, “yiyor ama çalışıyor” diyen sapkınlar, imam-hatiplerde, yandaş cemaat vakıflarında sistematik hale gelen tecavüz, TRT’de safsatalar, yoksullaştırma, işsizleştirme, iş cinayetleri ve karayollarında muazzam can yitikleri, en az 3-5 doğum teşviki ile kadını eve hapsedip oy deposuna dönüştürme planları, türlü baskılar, hapisler, yandaş medya ihanetiyle algı yönetimiyle aklı başından alınan sersemleştirilmiş, Şizoid bir toplum, hatta yaşam gerçekliğinden koparılarak şizofrenikleştirilen kitleler. Bu tür operasyonlar 2. Dünya Paylaşım Savaşı öncesi ve sonrası Hitler’i, Mussolini’yi, Franko’yu, Salazar’ı, Peron’u… (=faşizmi!) iktidara getirmiş ve dünya onlarca yıl olağanüstü ağır kanlı bedeller ödemişti.

Çare; insanımızın kutuplaştırılmadan Cumhuriyet hattında örgütlenmesi ve rejimin kalbi
TBMM’ye sahip çıkmasının, Güçler Ayrılığının mutlaka korunmasının sağlanması
dır..

– Eğitimde özelleştirme durdurulmalı, EĞİTİMDE BİRLİK DEVRİM YASASI (Tevhid-i Tedrisat) uygulanmalıdır. Kamusal nitelikli ve bütçeden karşılanan – ulusal eğitim sistemi, sektörde boşluk bırakmaksızın gereksinimi karşılamalı, tarikat – cemaatlara sömürü alanı kalmamalıdır.
– Milli Eğitim Bakanından başlanarak tüm sorumlular TBMM ve yargı önünde bu facianın hesabını vermelidir.
– Çocuklarını kurban veren ailelere uzun süreli cömert düzeyde maddi – manevi destek,
psikolojik danışmanlık hizmeti verilmelidir. Arkadaşlarını yitiren çocuklara da gerekli
psikolojik destek yeter süre ve nitelikte verilmelidir.

Kolay değil ama olanaksız da değil. Muhalefet partileri, parlamento içi – dışı tüm Cumhuriyetçi güçleri “TBMM’ne sahip çık” hedefi çevresinde toplamalıdır. 1 Mart 2003 tezkeresinin AKP oylarıyla reddi ile ülkemizin ABD işgalinden kurtarılmasında olduğu gibi, AKP içinden ve MHP’den yurtsever – vicdanlı – sağduyulu vekillerin bu uğursuz oyunu, faşizme ve federasyona, ardından bölünmeye sürüklenişi durduracağını umarız.
Bunlar AKP’nin örtük – açık 2023 hedefleridir!

Yineleyelim :
Başkanlık rejimi; Türkiye’de dinci faşizmin ve parçalanmanın anahtarıdır!

Öncelikli ve önemli olan, bağrımızdaki Aladağ yangının, şehitlerimizin yürek vurgununun, OHAL ve ekonomideki ciddi yangınının söndürülmesidir;
Tayyip beyin gönlündeki Sultanlık yangının değil! 

Sevgi, saygı ve derin kaygı ile.
05 Aralık 2016, Ankara
******************
“Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu tip yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı’yı batırdığı için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki, bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek,
ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. 
Ayrıca unutmayalım ki
o gün geldiğinde
 her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır.”
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK (17.12.1927, Ankara)
========================
Not : Aşağıdaki yazımız 30 Aralık 2013 günü web sitemize konmuştu..
Bakılmasını dileriz. Bu kitabın 36 sayfa (1/3) özet metni için :
SAİD NURSİ, FETHULLAH GÜLEN VE LAİK SEMPATİZANLARIfg_ve_akpli_vekiller_ayni_karede
FETÖ yapılanmasının AKP içindeki üst düzey siyasal köklerine ne zaman inilecek???
****
Önceki yazılarımızdan..           :

AKP – RTE, OHAL, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve 2023 Hedefleri www.ahmetsaltik.net manşetinde yayımlandı 21.07.2016
Anlı Şanlı 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi http://ahmetsaltik.net/2016/07/23/anli-sanli-15-temmuz-2016-darbe-girisimi/ 23.07.2016
3 OHAL Kararnamesi ile Hukuk Devletinin Kalıntıları da Süpürüldü .. Ya Bundan Sonra ?? http://ahmetsaltik.net/2016/07/31/4-ohal-kararnamesi-ile-hukuk-devletinin-kalintilari-da-supuruldu-ya-bundan-sonra/ 31.07.2016
OHALKararnamelerinin
Anayasa Yargısına Taşınması
www.ahmetsaltik.net manşetinde yayımlandı 03.08.2016
OHAL Kararnameleri ile Fiili Sivil Darbe http://ahmetsaltik.net/2016/09/04/672-673-ve-674-sayili-yeni-khkler-ne-getiriyor/ 04.09.2016

2016 yılının ilk 6 ayında bu sitede yer alan 42 AYDINLANMA makalemize
şu erişkeden ulaşabilirsiniz : 
2016 Yılı İlk 6 Ay Aydınlanma Makalelerimiz
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisimBasinizin_ustune_getireceginiz_kisinin_Kanindaki_oz_mayaya

Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET

ATATURK_SENI_ANLIYORUZ_VE_TUM_INSANLIGA_ANLATACAGIZ

Finans sermayesi ve AKP: Bir gezinti

Finans sermayesi ve AKP: Bir gezinti


Prof. Dr. Korkut Boratav
http://ilerihaber.org/yazar/finans-sermayesi-ve-akp-bir-gezinti-64452.html, 09.12.2016

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Finans sermayesi Türkiye’ye, özellikle de AKP’ye nasıl bakıyor? Bir kriz ortamına girerken önemli bir soru… Nesnel göstergelerle, başta sermaye hareketlerini inceleyerek yanıtlayabiliriz. Veya, bunların kaynağındaki yatırım bankalarında, fon yöneten şirketlerde, kurumlarda yönetici, uzman kişilerin görüşlerini, değerlendirmelerini izlemeye çalışırız. Bu malzemenin bir bölümüne Batı basınından ulaşabiliyoruz. Özellikle sermaye çevreleriyle içli-dışlı olan Financial Times, Wall Street Journal gibi gazeteler, Bloomberg gibi siteler, finans haberlerini, sözünü ettiğim şirket, kurum, banka yetkilileriyle görüşerek verirler.

Türkiye’nin yer aldığı bu tür haber ve yorumlarla ilgili hızlı bir tarama yaptım. Bunlara bakarak finans kapitalin Türkiye’ye dönük ruh halini yakalamaya çalıştım. 2013 ortalarından bugüne kadar kritik dönemeçlerde, finans kapitalin temsilcileri Türkiye’ye, AKP’ye hangi gözlüklerle bakmaktadır?

AKP’NİN BUNALIMLI SEKİZ AYI: HAZİRAN VE 2013 SONRASI 

Önce Gezi kalkışması (AS: Haziran 2013); polis şiddetiyle  bastırılması… Aralık’ta da (AS: 17-25 Aralık 2013) ses kayıtlarıyla ortaya çıkan, başlatılan yolsuzluk soruşturmaları; hukuk devleti normlarını çiğneyen bir karşı saldırıyla bunların  da bastırılması… AKP iktidarının sekiz bunalımlı ayı söz konusudur. İki ay boyunca (31 Kasım 2013- 31 Ocak 2014) dolar %12 tırmanmıştır. 17 Şubat’ta The Telegraph’tan Ambrose Evans-Pritchard, finans çevrelerinde ortaya çıkan endişeli ortamı aktarmaktadır: “Türkiye’yi hep istikrarlı gören fon yöneticileri, şimdi sözleşmelerin uygulanıp uygulanmayacağından endişe ediyorlar. S&P’nin ülke puanını negatif gözleme almasında, siyasi gerilimler, kurumsal güvencelerin ve dengelerin aşınması rol oynamıştır.”

Finans kapitalin bu endişesi, artık, zaman zaman karşımıza çıkacaktır: Hukuk devleti normlarının ihlâli, sözleşmelerin ve mülkiyet haklarının  güvencesini de tehdit edecek midir? 

Bir ay sonra, AKP duruma hâkim olmuş; hukuk devleti değilse bile istikrar geri gelmiştir. Kamuoyu anketleri de yerel seçimlerde AKP’yi önde göstermektedir. Financial Times (27 Mart 2014), finans çevrelerinin Türkiye’ye bakışını aktarmaktadır:

Geçen yıl Türkiye’den uzak duran yabancı yatırımcılar geri gelmeye hazırlanıyorlar. YouTube’u susturma haberleri çıktığında Türkiye kâğıtları, borsa yükseldi; zira yatırımcılar Erdoğan’ın seçimlerden yara almadan çıkacağını umuyorlar. Standard Bank’tan Tim Ash’a göre seçimde başarı kazanırsa ‘yatırımcılar burunlarını tıkayarak’ Türkiye havuzuna tekrar dalacaklardır.”

Gazete, UBS ve Global Source Partners’den uzman görüşlerini aktarıyor. Bunlara  göre, “Erdoğan politikaların sürekliliğini gözetecektir. AKP seçimleri devamlı kazanmayı becerecek; Türkiye’yi felaketlerden uzak tutacaktır.”

Hangi felâketler? Aydınlanmacı-demokrat milyonların protestoları mı? Ciddi yolsuzluk dosyaları mı? Önemli olan nedir? “Seçimleri kazanma becerisi ve politikaların sürekliliği”…

2014-2015 SEÇİMLERİ: FİNANS ÇEVRELERİ MUTLU, BAZEN TEDİRGİN 

Mart 2014 yerel seçimlerinden AKP’nin galip çıkması, ay sonunda dolar kurunu iki ay öncesinin %5 altına çekti. Beş ay sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de Erdoğan’ın kazanma beklentisi güçlendi. Yerel seçimlerden bir gün sonra  Société Générale’den bir yatırım danışmanı müşterilerine “Türkiye’ye girin” diyor. Zira, “cumhurbaşkanlığı seçimi de ufuktayken, yerel seçim sonuçları, siyasî belirsizliği ve istikrarsızlığı hafifletmiştir.” (Financial Times, 31 Mart).  

Mart’ta başlayan olumlu konjonktür, Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birleşti; yabancı sermaye girişleri Ocak 2015’e kadar yüksek tempoda süregeldi. 2015’te “Güney”e dönük sermaye hareketlerinde yavaşlama başlar. Türkiye de bu etki altındadır; ama AKP’nin tek parti iktidarına son veren 7 Haziran 2015 seçimleri iç ve dış finans çevreleri için ek bir şok olur. Üç gün içinde dolar %4 pahalılaşır; borsa endeksi %6 düşer.

Ambrose Evans-Pritchard, 7 Haziran 2015 seçimlerini, hemen ertesi gün The Telegraph’ta yorumluyor: “Seçim, Türkiye’nin liberal, laik güçleri ve Kürtler için bir zaferdir. AKP  %41 oyla yine öndedir; ama bölünmüş bir ülkeyi koalisyonla yönetecektir. Erdoğan’ın Müslüman demokrasisi vitrini, pırıltısını çoktan yitirmiştir.”

Hemen arkasından bir yatırım uzmanının değerlendirmesi aktarılıyor: “Yükselen siyaset çirkinleşirse işin içinden çıkamazsınız. [Seçim sonrasında] Türkiye’nin yükselen piyasa ülkeleri içinde en kırılganının Türkiye olduğunu düşünüyoruz.”

Bankere göre siyasetin çirkinleşmesi” olarak görülen 7 Haziran tablosu, kan-revan içinde kazanılan 1 Kasım seçimiyle “düzelecektir.” Yabancı finans çevrelerinin ertesi gün yayımlanan yorumunu Financial Times’tan aktaralım: “Piyasalar siyasette güçlü adamı severler; belirsizlikten ise nefret ederler. İstikrar bozucu üçüncü bir seçim artık devre dışıdır. Uluslararası yatırımcılar da zafer karşısında Erdoğan’ın âlicenap olmasını; ekonomik reforma odaklanmasını yeğliyorlar.”

Türkiye’ye fon girişleri canlanır; seçim arifesi ile sonrası arasında dolar %3,8 oranında ucuzlar.

SEÇİM ZAFERİNDEN 15 TEMMUZ 2016 VE SONRASINA 

Erdoğan’ın “âlicenap ol” tavsiyesini 1 Kasım’dan sonra umursamadığını; büyük Batı medyasında siyasî eleştirilerin sıklaştığını biliyoruz. Ne var ki finans kapital, bu eleştirileri umursamadı. 2016 başında canlanan uluslararası sermaye hareketlerinden 28 milyar dolar, altı ayda Türkiye’ye aktı. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında  aksayan sermaye girişleri, Ağustos’ta canlanır. Finans kapital bu aşamada “normale dönüş” algılaması içindedir. Ne var ki OHAL uygulamaları Türkiye ile ABD/AB arasında siyasî gerilimlere yol açtıkça, finans sermayesi bu uygulamaların ekonomiye yansıyan boyutlarına odaklandı. Tedirginlikler arttı. Sıcak para hareketlerinde hızlı bir çıkış, herkesi sürükleyebilir. Sürü hareketleri benzetmesi yaygındır. Finans uzmanlarının Türkiye’ye bakışlarına Bloomberg ve Financial Times’tan  derlenmiş bazı örnekler verelim:

Kötümserler var: “Hızlı çıkışlar başlarsa sermaye hareketlerini sınırlayacak ülkelere ilk aday Türkiye’dir… Ülkenin kurumları zayıflıyor; iktisat politikası ise uzağı görmüyor… Bir ordunun darbe yaptığı yerde durum ciddidir; kalınmaz, çıkmak gerekir…”

İhtiyatlı iyimserler ağır basıyor: “Sağlıklı bir ekonomi, genç, rekabetçi bir işgücü; ama patlamaya hazır bir siyasi hayat… Erdoğan’ın ve AKP’nin halk desteği güçlüdür, iniş-çıkışlar doğaldır; yükselen piyasalar için daha toleransı olmak gerekir… Temel soru şudur: Siyasette değişiklikler, yatırım rejiminde ciddi kaymalara yol açacak mı; yoksa, [askeri müdahale sonrası] Tayland’daki gibi ekonomik süreklilik sağlanacak mı?… Riskler var; ama tamamen çıkış abartılı olur. Düşük faizli bir dünyada yatırımcılar paralarını işletmek zorundadır… Türkiye borçlarının en çekici yönü ABD tahvillerinin altı misli getiri sağlamasıdır. Gelişmiş ülke varlıkları sıfıra yakın getiri verirken yatırımcılar dolarla borçlanıp TL kâğıtlarına geçince sadece Ağustos’ta Türkiye’den % 2,9 getiri sağladılar…” 

(Burada sözü geçen %2,9’luk getirinin 1,9’u, Ağustos’ta doların ucuzlaması ile sağlanmıştır.)

Yukarıda adı geçen Tim Ash de Türkiye için, bir hayli iyimserdir: “Puanı düşürülse bile Türkiye toparlanır. Önemli olan hızlı büyümedir; kamu borcu/milli gelir oranının düşük (%34) olmasıdır; güçlü bir banka sistemidir; devlette ve toplumda iş çevreleri [sermaye] lehine güçlü bir kültürün varlığıdır.” (Financial Times, 10 Ağustos).

23 Eylül’de Moody’s, Türkiye’nin yatırım puanını düşürdü ve gerekçeler içinde Gülen’ci şirketlere dönük uygulamaları, anayasa değişikliği girişimlerini de gösterdi. Bu olgular, yatırım ortamını, kurumsal istikrarı zedelediği için sakıncalı görülmekte; mülkiyet hakları ihlalleri ima edilmektedir.

Kasım başında IMF’nin Türkiye ile ilgili bir ön-raporunda da, “kamunun kurumsal kapasitesinin güvenceye alınması ve yasal sistemin etkinliğinin pekiştirilmesi temel öncelikler” olarak vurgulanıyordu. Finans çevreleri, yine de, kötümserliğe savrulmak istemiyorlar.  Londra’dan kıdemli bir yatırım danışmanının tepkileri tipiktir: “Erdoğan’ın baskıcı olması, hatta zamanla diktatörleşmesi yatırımcıların umurunda değildi. Onlar istikrara önem verirlerdi. Şimdiki durum ise kargaşalı bir geçiş sürecidir. Müşterilerim   itiş-kakıştan; yalpalamalardan hoşlanmıyorlar. Türkiye’ye şunu demek istiyorlar: ‘Ne olmak istiyorsan ol; sonra da bize haber ver [ki gelelim.’].” (Financial Times, 29 Kasım 2016).

Yine Financial Times ve Bloomberg’ten  birkaç örnek aktarayım:

Kritik şey güvendir. Bu karanlık bulutları dağıtacak bir şey bulsak rahatlayacağız… Riskler yatırımcıları ürkütüyor; ama nereye gidebilirler? Diğer büyük yükselen piyasalar: Rusya, Brezilya, İran mı? Oralarda da yaptırımlar, küçülme, siyasî felç var. Yatırımcılar farkında ki Türkiye güç bir dönemden geçiyor; ama piyasanın büyüklüğüne bakın… Yükselen piyasalar içinde, yurttaşlarına sınırsız yabancı para tutma imkânı veren tek ülke Türkiye’dir…”
***
Verdiğim örnekler, finans kapitalin kısa vadeli, “sıcak” akımlarını sürükleyen rantiye katmanı ile ilgilidir. Bu akımlar, 2010-14’te Türkiye’ye giren yabancı sermayenin yarısına yaklaşmaktadır.  AKP iktidarına, adeta tutkulu destek dikkat çekicidir. Uzun vadeli kredileri denetleyen bankaların ve doğrudan (üretken) yatırımlara dönük sermaye gruplarının ölçütleri farklılaşabilir. Ancak, yukarıda değindiğim “mülkiyet hakkını güvenceye alan kurallar” ve “yatırım rejiminde süreklilik” güvenceleri bunlar için de yaşamsal önem taşır.

Hepsini birleştiren bir ortaklığa da işaret edelim:

  • Sözünü ettiğim güvenceler süregeldikçe, finans kapital açısından, siyasi iktidarın niteliği; demokrat veya faşist, laik veya şeriatçı olması önem taşımamaktadır. 

=======================================
Dostlar,

Korkut Boratav” olmak kolay mı??
80 yaşını aşan bir bilge – deha İktisatçının, yurtsever “Mülkiyeli” nin olağanüstü irdelemesi yukarıda. Erdoğan’ın ekonomi danışmanlarının hangisinin kıratı Boratav’ın rüzgarına yetişebilir ki? Jöleli olduğu söylenen salt yükseklisans eğitimliler mi örneğin??

Hani IMF’ye borçlar bitirilmişti hatta Türkiye borç alan olmaktan çıkıp “borç veren” konuma terfi etmişti? Oysa AKP ile borçlar ulusal gelirden daha hızlı büyü(tül)dü! 3’e katlandı ve 600 milyar doları aşarak ulusal gelire yaklaştı.. Kişi başına gelir 10 bin doları bulamıyor ve düşüyor.. Gelir dağılımı iyileşmiyor, eşitsizlik artıyor, işsizlik patlıyor, yoksulluk, cahillik, dinci yobazlık , tecavüzler… ve anayasayı askıya alan baskıcı yönetim….. ülkeyi kavuruyor.. Katar ve S. Arabistan gibi çağdışı rejimlerden akan, “net hata noksan” kalemi diye uyduruk bir yafta ile üstü örtülen serseri ve açgözlü milyar dolarlar artık gelmiyor değil mi??

Hani MB döviz rezervi 130 milyar Dolarlara erişmiş, nerdeyse 100 milyar dolar büyütülmüştü??

Hani Türkiye 2002’ye göre 3 kez zenginleşmişti?

Hani Türkiye 2023’te Dünyanın en büyük 10 ekonomisi içine girecekti?? %3’ten küçük bir büyüme ile, (%1,35’lik devasa nüfus artış hızını da düşmek gerekecek!) 2016 sonunda G20’den düşmemiz bile beklenebilir!?
*****
Uzatmayalım.. Tayyip bey çıplak gerçeği en acı biçimde itiraf etmek zorunda kaldı :

  • “Tulumbada su kalmadı.. “

Peki nereye gitti bunca varlığı ülkenin?? Ayakkabı kutularında, günboyu boşaltılamayan özel bölmeli evlerde saklanan nakit dolar ve avrolar nereye uçtu? Birkaç haramzadenin kursağında, kaçak hesaplarda İsviçre ve off shore bankalarında mı?? Birkaç yiğit savcı çıkıp MASAK ve MİT’ten bu hesapları istemez mi? TBMM’de yüzyılın bu muazzam soygunu görüşülmeyecek de ne görüşülecek??

Boratav hocanın yazısı yeterince kapsamlı. Biz daha çok uzatmayalım. Ama son tümceye dikkat:

  • Sözünü ettiğim güvenceler süregeldikçe, finans kapital açısından, siyasi iktidarın niteliği; demokrat veya faşist, laik veya şeriatçı olması önem taşımamaktadır. 

Sermayenin dini – imanı – vatanı – vicdanı – insafı… yok..
Tunç yasa kadim mi kadim : Maksimum kâr!

Başkanlık dayatmasını geri çekin.. 
OHAL’i uzatmayın..
Cumhuriyet ile kavganızı derhel kesin, Ulusu birleştirici olun..
Komşularla doğrudan ilişkilerle normalleşin..
Üretim ve tasarruf seferberliği ilan edin..
Aklınızı başınıza alın, aynı hataları yinelemeyin..

Ülke batıyor, SOS’ler kulakları sağır ediyor… kör ve sağır mısınız??

Sevgi ve saygı ile.
10 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

TTB : Şirvan Maden Faciası Ön İnceleme Raporu açıklandı

Şirvan Maden Faciası Ön İnceleme Raporu açıklandı

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB başkanları Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Madenköy’de açık işletme yöntemi ile işletilen bakır madeninde, 17 Kasım 2016’da meydana gelen ve 16 kişinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili olarak bölgede yapılan inceleme sonrası oluşturulan ön inceleme raporunu kamuoyuyla paylaştı.

TMMOB’de 9 Aralık 2016 tarihinde düzenlenen basın toplantısına DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eş Başkanı Lami Özgen, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel katıldı.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB heyetinin 23 Kasım 2016’da facia bölgesinde yaptığı incelemeler sonrası oluşturulan raporu TMMOB Yönetim Kurulu Bşk. Emin Koramaz sundu.

Raporda, facia bölgesinde çıplak gözle bile büyük sorunlar olduğunun gözlemlenebildiğine dikkat çekilerek,

  • “Facianın büyük ve önemli ihmaller nedeniyle meydana geldiği kesindir.” denildi.

Raporda, emniyet tedbirlerinin gerektiği gibi alınmadığı, basamakların açılarının ve yüksekliklerinin doğru belirlenmediği, üretim hızını artırmak için işçilerin yaşamının tehlikeye atıldığı vurgulandı.
==========================
Dostlar,

Siirt – Şirvan – Maden köyünde 17 Kasım 2016 günü yaşanan faciada 16 maden emekçisi göçük altında kalmıştı. 14 emekçinin cesetlerine, ilerleyen günlerde birer – ikişer ulaşıldı ancak 2 emekçinin bedenine hala ulaşılabilmiş değil..

Basında, hemen her yerde facianın nedeni heyelan – toprak kayması olarak “doğal – masum” gösterilmeye çalışıldı. Oysa olay yerinde inceleme yapan TMMOB Maden Mühendisleri Odası ise “şiv kayması” raporu verdi. Açık maden alanında maden çıkarma sürecinde oluşturulan eğik düzlem ile sekileme ve merdivenle inme çalışmalarında, başta verilen eğim olmak üzere yapı güvenlik önlemleri vb. alınmadığından, “şiv kayması” nedenli göçük yaşanmıştı..

Oysa bilimsel yazın (literatür), iş kazalarının neredeyse %98’inin ÖNLENEBİLECEĞİNİ yazmakta. Biz konuyu web sitemizde faciadan hemen sonra işlemiştik:

ŞİRVAN’da MADEN FACİASI : 16 EMEKÇİ GÖÇÜK ALTINDA!

TTB – TMMOB – KESK – DİSK’in bu yakıcı soruna ilişkin 4 sayfalık ön inceleme raporu için lütfen tıklayınız :

ŞİRVAN MADEN FACİASI ÖN İNCELEME RAPORU

Evet… AKP’nin sermaye yanlısı iktidarının 15. yılında emekçi kıyımları hızla sür(dürül)üyor! AKP iktidarlarında 15 yılda, toplam 18206 emekçi, kayda alınabildiği kadarıyla, iş cinayetlerinde kurban verilmiştir. Yıllık ortalama “resmi” kurban sayısı 1214, aylık 101’dir! Yalnızca Kasım 2016 yitikleri 190; 2016 yılı 11 ay yitikleri 1806’dır!

Sermayeye, insanın kanını donduran, vicdanını isyan ettiren postmodern  KAN ve CAN VERGİSİ, AKP iktidarında artarak ödenmektedir.

Dileyelim, ödenen bu hazin ve çoook ağır bedeller emekçilerin siyasal bilinçlerini beslesin..

Sevgi ve saygı ile.
09 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Türk Tabipleri Birliği : “İnsan Hakları İhlalleri ve İyi Hekimlik”

ttb_logosu“İnsan Hakları İhlalleri
ve İyi Hekimlik”

10 Aralık 2016, Cumartesi, Gazi Mustafa Kemal Bulv. Şehit Daniş Tunalıgil Sok 2/17-23, Maltepe – Ankara

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)


10.00 AÇILIŞ
10:15-11-30
I. Oturum: Beden Bütünlüğü /
Medikal kastrasyon  (Hadım cezası)

Oturum Başkanı: Dr. Vedat Bulut
Dr. Koray Başar: Cinsel suç ruhsal bozukluk mudur? Psikiyatrik tedavinin suçun yinelemesine etkisi olur mu?
Dr. Nüket Örnek  Büken: Kişinin bedenine dokunulabilir mi?
Dr. Lale Tırtıl:  Tecavüz /cinsel suçlar bir şiddet mi yoksa hormonal hastalık mı?

11.30-12-30 

  1. Oturum: OHAL’de öğrenim ve çalışma hakkı ihlalleri
    Oturum başkanı: Dr. Taha Karaman
    Dr. Mihriban Yıldırım: Yaşanmış örnek üzerinden eğitim hakkının ihlali
    Dr. Kerem Altıparmak : OHAL hukuku ve eğitim ve çalışma hakkının ihlal edilmesi

12.30-13.30 YEMEK ARASI 

13.30 -15.15
III: Oturum: Olağanüstü hallerde insan hakları ihlalleri
Oturum başkanı: Dr. Halis Yerlikaya
Dr. Cem Kaptanoğlu: İşkence nedir, insanı nasıl etkiler
Dr. Ayşe Uğurlu: İstanbul Protokolü’nün uygulanması
Dr. İbrahim Halil Mert: Sokağa çıkma yasaklarında insan hakları ihlalleri
Dr. Kamiran Yıldırım: Cizre’de yaşanan insan hakları ihlalleri
Av. Gülseren Yoleri:  10 Aralık 2015 – 10 Aralık 2016 tarihleri arasında Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri

ARA; 15:00-15.30
15.30-17.00

  1. Oturum: İnsan Hakları İhlalleri ile Mücadele
    Oturum Başkanı: Dr. Deniz Erdoğdu
    Dr. Taha Karaman : Travma ile baş etme
    Dr. Ümit Biçer :TİHV’de  İşkenceyi raporlama ve tedavinin planlanması
    Av. Gülseren Yoleri: Raporların değerlendirilmesi ve insan hakları mücadelesi
    =============================Dostlar,

Bilindiği gibi, tıp doktoru olmamız nedeniyle biz de Türk Tabipleri Birliği‘nin
Ankara Tabip Odası üyesiyiz. Bu toplantının öğleden önceki bölümüne katılacağız.

Yarın, 10 Aralık 2016 günü DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ..

Gerekçesi ise İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin (İHEB – UDHR) BM
(Birleşmiş Milletler) tarafından kabulünün 68. yıldönümü..

Evet, İnsan Haklarının 20. yy’da, somutlaşmış en ileri aşamasının belgesidir bu Bildirge..

Uygarlık, temel insan hak ve özgürlükleri adına son derece sevindirici, bir küresel uzlaşma metnidir. Taa 1215’lerde İngiltere Kralı Yurtsuz John’a doedal aristokratlarca dayatılan
Magna Carta Libertatum‘dan İHEB‘e.. 733 koca yıl geçmişti İHEB ilan edildiğinde..
Köle Spartaküs‘ün ayak bileğindeki tutsaklık – kölelik zincirini ayrımsayarak (fark ederek)

* Bu zincir benim ayağımda ne arıyor??
diye sorarak isyanının özerinden ize neredeyse 1900 yıl geçmişti 1948’e geldiğimizde..
Çoook kanlı oluştu Bu Bildirge‘ye (İHEB) ulaşma savaşımız ve Çağlar geride kalmıştı..

21. yy’a yaklaşırken, çeyrek yy kadar öncesinden gönlümüzden geçirdiğimiz, bu Bildirge’nin
21. yy. ya da 3. Binyıl (Millenium) sürümünü (versiyonunu) yaratabilmek idi..

Ne var ki emperyalizm Küresel ölçekte yaşamın hemen her alanına abanıyor ve yabanıl (vahşi) kapitalizmi dayatıyordu.. Bu yüzden epey mevzi yitirdik, İHEB surlarında çoook gedikler açıldı.. Günümüzde neredeyse örtük ve vekaleten, şimdilik bölgesel sınırlama ile bir 3. Dünya Paylaşım Savaşı içindeyiz ne acı ki!

Biz de yarın, üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nde bir konferans vereceğiz:

  • İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 68. Yılnda En Temel İnsan Hakkı :
    Sağlıklı Yaşam Hakkı

Duyuru görselini sitemiz manşetine koyduk.. 10 Aralık 2016 Cumartesi, saat 14:00 – 16:00, Necatibey Cd. 13/13, Sıhhiye  – Ankara..

Her 2 toplantıyı da bilgi ve ilginize sunmak isteriz.

Emek verenlere, vereceklere, bize konferans olanağı sunanlara teşekkür ederiz.

Sevgi ve saygı ile.
10 Aralık 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

FETÖ’cüleri askeri okullara kim aldı?

FETÖ’cüleri askeri okullara kim aldı?

????????????????????????????????????????????????????????????Naci BEŞTEPE
AYDINLIK
, 05.12.2016

Cumhurbaşkanı son muhtarlar konuşmasında darbe komisyonunda ifade verenlere çattı. Darbecilerin askeri okullara alınmasının faturasını AKP iktidarına çıkarmaya çalışmakla suçladı. “Faturanın baş amiri kendileri. Siz yetiştirdiniz. Görmediniz. Görmezden geldiniz.” dedi. Olayın 40 yıl geriye dayandığını, öğrencilikten general oluncaya dek geçen sürenin AKP’nin 14 yılına sığmayacağını söyledi.

UZMAN
RTE, kendi yanlışlarını başkalarına yüklemede uzmandır.
Deniz Feneri’ni, Mavi Marmara’yı, Gezi’yi ve 17-25’i anımsayın. Bu konu da öyle.
Elbette her şey son 14 yılda olmadı. Burada can alıcı soru şudur:

  • Askeri okullara cemaatçileri sokan kimdir?

Milli Selamet’ten Fazilet’e ondan Refah’a ordan AKP’ye her dönemde cemaatçilerin askeri okullara girmesini isteyen bu partiler ve oluşturdukları iktidarlar olmuştur. Cemaatlerin yasal yüzüdür bunlar. HDP- PKK gibi.

Direnen de askerlerdir. 
Askeri okullara cemaatçilerin girmemesi için alınmadık tedbir kalmamıştır.
Ama tüm uğraşlara karşın sızma olmuş, 2002’den sonra ivme kazanmıştır.

YETİŞTİRME, GÖRME, GÖRMEZDEN GELME

Hiçbir askeri okul cemaatçi yetiştirmemiştir.
Cemaat-tarikatla ilgili tek kelimelik öğreti verilmemiştir.
Cemaatle ilişkisi olanları saptamak için özel önlemler alınmış, belirlenenler oklulardan atılmıştır. Görmeme veya görmezden gelme askerler için söz konusu değildir.

AYDINLIK, 05.12.2016

  • Cemaatçilerin YAŞ kararı ile atılmasına şerh koyan sonra da engelleyen
    AKP iktidarı olmuştur.

Saptamada zorluk yaşandığı sır değildir. Gnkur. Bşk. emir subayı

“Emir subayı oluncaya kadar cemaatin tek isteğinin sadece kendisini gizlemesi olduğunu.. ” söylemiştir.

Başyaver Cumhurbaşkanı’nın kendisi tarafından seçilmiştir. Kendisi niçin görmemiştir?

BÜTÜN OKULLAR GİRECEK

Cumhurbaşkanı, artık bütün okullardan Harp okullarına öğrenci alınacağını,
böylece FETÖ’cülerin giremeyeceğini söyledi. Tam tersine, artık daha rahat gireceklerdir!
Çünkü tüm cemaat ve tarikatçıların ilk tercihi İmam Hatiplerdir.
Onlara kapılar açılmıştır. Menzilciler, Süleymancılar ve öbürleri yarışacaktır.

MUHTARIN OĞLU

Muhtarın oğlu gelince, ”Dizini aç, ayağının bileğini göster..” denmeyecekmiş.
Tam bir sömürü.
Askeri okul mülakat sınavında tüm adayların vücut yapısı kontrol edilir.
Yönetmelik gereği “yara-bere-şekil bozukluğu vb.” araştırılır.
Askeri okullarda kimse babasının mesleğinden dolayı dışlanmamıştır.
İşçi, çiftçi (örneğin ben), kapıcı vb. her meslekten ailenin çocuğu alınmıştır.
İsteyen istatistiksel bilgilere ulaşabilir. Subay kaynağının ezici çoğunluğunn gelir düzeyi düşüktür. Zengin çocuğu yoktur dersek yanlış olmaz.
Muhtarlar hoşlanmıştır mutlaka ama Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığı, güvenilirliği de
çok önemlidir.
Suriye konusundaki zıt açıklamaların ardından, ”Başka tarafa çekmeyin” uyarısı gibi…
*****

PAZARTESİ İĞNELERİ

GÖRMEZ
Adana’da, din istismarının cezalandırılması gerektiğini söyleyen DİB Görmez’in
namaz kılacağı camiye ortaokul öğrencileri çağrıldı. Haydi …

ÇAĞ DIŞI
Sağlık Bakanı Akdağ; doğum kontrolünü çağ dışı buluyormuş
. Kendi yaşadığı çağa göre…
(AS: 6 çocuktan sonra Bilken hastanesinde karısının tüplerini bağlattığı basında yazıldı!)

DERS
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, Aladağ yurt faciasından sonra, ”Ders çıkarmalıyız”
Siz o dersten çoktan çaktınız…

MADİK
Başbakan Yıldırım; “Gümrük Birliğinde maalesef bize madik attılar.”
Siz uygunsanız…

DEVLET
Devlet Bahçeli, “Biz önce devleti düşünürüz..”
Bahçeli mi, bahçesiz mi?…
=========================
Dostlar

Yüreğinize ve kaleminize (klavyenize!) sağlık Sn. E. Tümg. Naci Beştepe paşamız..
Yurtsever ve birikimli komutanımız..
Gerçekleri yazmaya ve paylaşmaya devam… Nefis esprilerinizle..

Sevgi ve saygı ile.
08 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com