Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

ATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Yasal Bilirkişi

ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com  
facebook.com/profsaltik,
twitter:@profsaltikCV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_23._yil
Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır.
Sitemizden, kaynak gösterilmesi koşulu ile alıntı yapılabilir.

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ ve AKP = ERDOĞAN’ın
ÜRKÜNÇ YANILGISI ya da ÖZGÖREVİ (MİSYONU)

Image result for Yıldız KENTER

Kah iner ‘yıldızlar’ yeryüzüne aydınlatır alemi,
kah çıkar yıldızlar gökyüzüne, alemler aydınlanır..
Büyük uygarlığıyla, vefakar Türk Milleti;
Yıldız Kenter’i sonsuzluğa uğurlayacaktır!  (R. Bülend Kırmacı)

Image result for Mümtaz Soysal

 

Prof. MÜMTAZ SOYSAL’ın ARDINDAN BİRKAÇ ÇARPICI ANI..

 

 

AKP = Erdoğan EYT’lileri dışlıyor ama 13 MİLYON EMEKLİNİN %90’ı AÇLIK SINIRINDA! Sarayın açık – örtük harcamaları kısılmalı ve hesabı verilmeli..
Erdoğan
İstanbul’da (15.11.19) borç ve faiz ödemelerinin azaltıldığını söyledi. Doğru mu?? 
2019 bütçesi 2018’den feci durumda, açık 80,6 milyar TL ile kalmadı, 125 milyar TL’ye çıkarıldı geçen ay. Ayrıca 80 milyar TL’yi aşan TCMB kârı ve yedek akçesi de bütçeye aktarıldı. Durum böylesine dehşet verici iken, CB’nın “örtülü ödenek” harcaması olağanüstü artıyor! Niçin?!

2019 Bütçe Giderleri 961 milyar TL
Faiz Giderleri 117,3 milyar TL
Bütçe Gelirleri 880,4 milyar TL
Vergi Gelirleri 765,5 milyar TL
Bütçe Açığı -80,6 milyar TL
Faiz Dışı Fazla 36,7 milyar TL

2019 bütçesinde AKP hükümetinin faiz ödemesi 117,3 milyar TL olup 961 milyar TL’lik bütçenin 1/8’i.. 2018’de bu oran 1/10 ve ödenen tutar 71,6 milyar TL idi; %50 artış var ödenecek faizde. Sağlık Bakanlığı bütçesi 47 milyar TL, faiz gideri bunun 2,5 katı.. Bir de FAİZ DIŞI FAZLA adı altında zihinlere kurulan tuzak var.. Bu, BORÇ ANA PARASI demek.. Açıkçası bütçeden, her şeyden önce BORÇ FAİZLERİ ödeniyor. Sonra kalan bölüm FAİZ DIŞI adını alıyor. Bu bölümden yemeden – içmeden tasarruf yapıp “fazlalık” vermek gerek ki, borçların ana parasını ödemek olanaklı olabilsin. Buna da tuzaklı bir adlandırma ile FAİZ DIŞI FAZLA deniyor ki, yurdum insanı, hatta ortalama okumuşu, iktisatçısı.. bile anlamasın!

  • Soruyoruz                :
    Erdoğan neden, hemen tüm malvarlığını açıkla(ya)mıyor!?

  • POST-MODERN İŞGAL ALTIN DAKİ ÜLKEMİZ, AKP = RTE ve KURTULUŞ
  • Türkiye ekonomisi çökme riski ile yüz yüze! (Bkz. AKP = ERDOĞAN TÜRKİYE’yi MORATORYUMA MI SÜRÜKLÜYOR? )
  • Genç işsizliği 1/3’ü aştı. Bu yıkım verisi de mi bir şey ifade etmiyor AKP’liler için??
  • Abdüllatif Şener  : Cumhuriyetimizin bütün değerlerini yok etmek için uğraşan bu iktidar çok tehlikelidir.” http://ahmetsaltik.net/wp-admin/post.php?post=52916&action=edit
    15 asırlık İslam tarihinin en günahkâr iktidarı Erdoğan hükümetidir.”
    “Erdoğan’ın dış politikasıyla akan kan, tecavüze uğrayan kadınlar, köle pazarlarında satılan kadınlar, masum ve yetim kalan çocuklar, İslam tarihinin en vahşi ve korkunç sahnelerini meydana getirmişlerdir. Müslümanlar, Müslümanların şerrinden korunmak için Akdeniz’i geçerken on binlercesi boğularak öldü. Böyle bir zulüm politikasının din ve imanla ne ilgisi var? Bu, İslam’a ihanet politikasıdır. 15 asırlık İslam tarihinin en günahkar iktidarı Erdoğan hükümetidir.”
    ****
  • Yoksulluk ve çaresizlikten, borçtan, UMUTSUZLUKTAN canına kıyan 3 aile,
    11 kişinin sorumlusu kim, kim, kim?
    AKP = RTE’nin hiiiiç sorumluluğu yok mu? Hala uyanmayacak mısınız? İzlediğiniz ekonomik talan politikalarının (dini de alet ederek!) yürekleri dağlayan, Türkiye’yi dünyaya rezil eden utanç verici sonuçlarından yalnızca 2’si bu! Hükümetler, Fırat’ın kıyısında kuzusunu yitiren çobana karşı bile sorumlu iken.. Artık kendinize gelin, insaf edin, insaf edin! Halkın yarısını yoksullaştırdınız..

Antalya da 4 kişilik aile ölü bulundu - Babanın intihar mektubu: 9 aydır işsizim, artık yapacak bir şeyim yok

  • ‘Yapacak bir şeyim yok’
    Ekiplerin evde yaptığı incelemede baba Selim Simşek’in bıraktığı bir mektup bulundu. Mektubunda maddi sıkıntı çektiğini, dokuz aydır çalışmadığını yazan baba Şimşek’in, “Herkesten özür diliyorum ama artık yapacak bir şeyim yok. Hayatımıza son veriyoruz” ifadelerini kullandığı iddia ediliyor.
  • Ulusumuz artık çok acı gerçekleri görmeli; bu iktidarın olağanüstü hataları ülkemizin  saygınlığını ve gücünü çook ağır yaraladı.. Kişisel hırslar ve çıkarlar uğruna ülkemiz heba ediliyor!
    *****
    Sitemizde yayınladığımız aşağıdaki makalelerimizin okunup yayılması dileğiyle :

Türkiye’de Bağışıklama Hizmetlerinin Durumu: Sorunlar Öneriler Konferansı

  • AKP’nin utanç veren, ibretlik FETÖ bağlantılarını kendi ses ve görüntüleri ile izleyin : https://youtu.be/KKxkccTS1DI AKP içi uzantılara dokunmak yok ama her yere, başta TSK, bitmeyen FETÖ operasyonları.. Niye!? Ulusal ordu yerine majestelerinin ordusu mu hedef?! Ya korunan yandaşlar?? Ya B. Arınç’ın çıkışları? Mızrak artık çuvala sığmıyor mu??

19 Kasım 2019 / Günün Karikatürü / Emre ULAŞ 1
(Emre Ulaş, YENİÇAĞ, 19.11.2019)

Değerli Mülkiyeliler,

Mülkiyeliler Birliği Çarşamba Söyleşileri bu hafta Prof. Dr. Melek Fırat’ı konuk ediyor. Fırat “AKP Dönemi: Bir Dönüştürme Sürecinin Sonu” başlıklı söyleşisi ile 20 Kasım 2019 saat 18:30’da Mülkiye Kültür Merkezi Prof. Dr. Oral Sander Konferans Salonunda olacak. Katılımlarınızı bekleriz. Saygılarımızla, / Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu
*****
Kurulacak ilk Ulusal İktidar eliyle Türkiye, kapsamlı bir restorasyon dönemine girecektir.

Sevgi, saygı ve UMUT ile. 19 Kasım 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı (AÜTF)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com  www.ahmetsaltik.net
CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_23._yil

*****
Önceki yazılarımızdan:
ANAYASA MAHKEMESİNİN BARIŞ AKADEMİSYENLERİ İÇİN VERDİĞİ HAK İHLALİ KARARININ HUKUKSAL İRDELEMESİ
“Kürt sorunu devam ettikçe gerillaya katılım da olacak, çatışma da olacak, savaş da olacak..” mı acaba?? HDP’ye çağrıdır, makalemizi okuyunuz..

TÜRKLERDEN GİZLENEN “GERÇEK OSMANLI” TARİHİ

Kuresel_Aclik_Felaketi_AUTF_30.4.19
Dünya Sağlık Örgütü : SAĞLIK HAKTIR! Herkese, her yerde sağlık!
https://www.who.int/campaigns/world-health-day/world-health-day-2019 
ERMENİ SOYKIRIMI : EMPERYALİST İFTİRA! (85 yansılık konf.) tıklayınız..
İKLİM felaketi.. ürkütücü yansılar için tıklayınız..
DİKAAAT! KüreselleşTİRmeciler Sağlık Hakkını Bile Kamudan Gasp Etmekte!
SAĞLIK HUKUKU yüksek lisans (master) Tez savunmamızın pp yansıları için tıklayın AHMET_SALTIK_Tez_sunumu_10.08.2018
AŞI REDDİ : ETİK BUNUN NERESİNDE?? tıklayınız..
Sağlık Hukuku Tezimize dayalı 3 bildirimizin tam metni ve yansıları için  tıklayın
Anayasa Mahkemesi çocuk aşıları hakkında nasıl yanlış bir karar verdi, kamuoyu görmeli
AŞI REDDİNİN SAĞLIK HUKUKU BOYUTU” (35 yansı pdf, tıklayınız..)
2018 yılı çalışmaları dosyamızı ve yıl içinde sitemizde yayınlanan 76  makalenin listesine ve erişkelerine ulaşmak için: http://ahmetsaltik.net/2019/01/01/2018de-neler-yaptik/
SGK İÇİN NE YAPMALI, NE YAPMAMALI?
TÜRKİYE’deki YANGINI NASIL SÖNDÜRMELİ?

Yasal Bilirkişilik yetkimizle, özellikle  Sağlık Hukuku davalarında yetkili bilirkişilik yapabileceğimiz gibi, “Uzman görüşü” de yazabiliriz. Adalete katkı keyif ve sorumluluk..

Sitemizde yayınlanan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi : Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_ konferans_makale…_kayitlarina_erisim 

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” / Nazım HİKMET

ÜLKENİN DİBİNİ ÇIKARMAK

ÜLKENİN DİBİNİ ÇIKARMAK

Av.Hüseyin Özbek 

İşin dibini çıkartmak deyimi rezaletin son perdesi anlamında  kullanılır. Ülke genelinde yaşanan “Altına Hücum” cinnetinin, dibi çıkarılan “Dipsiz Göl” rezaletiyle son bulacağını mı sanıyorsunuz?

Uğruna nice şehitler verilen bir ülkenin maruz kaldığı yağmanın, kültürel  talanın boyutlarına bakar mısınız? Milletçe yer altından çıkıverecek fi tarihinden kalma hazineyle Karun misali zenginleşme hülyasıyla yatıp, bedavadan gömü bulma rüyasıyla kalkıyoruz.

Ülkenin her köşesini delik deşik eden toplumsal histerinin nedenlerine inilmeden alınacak hiçbir önlem, bu cinneti önlemeye yetmeyecektir. Üretmeden tüketmenin, çalışmadan kazanmanın yükselen değer olduğu yerde her şey çürür.

Kamu mallarını yağmalamanın, bedevinin kervan vurgunu misali gaza ganimeti sayılmaya başladığı bir ülkede yozlaşma, ölümcül bir virüs gibi her yere, her kuruma bulaşır.

Kültürel ve tarihsel mirasın paha biçilemez kalıtları, doğanın milyonlarca yılda oluşturduğu değerler, bu çürüme ve yozlaşmanın doğrudan  kurbanlarıdır.

Ülkenin doğal ve kültürel envanterinin insanlık tarihi ile yaşıt zenginlikleri, altına hücum histerisiyle gözü dönmüş bu barbarlık karşısında tümüyle korumasızdır.

Hukukun yerini keyfiliğin, kamusal ciddiyetin yerini lümpenliğin, toplumsal duyarlılığın yerini aymazlığın aldığı bir süreçte neler yaşanacaksa, bugün onlar yaşanmaktadır.

Yukarılarda başlayan yozlaşma, kısa sürede aşağılara inerek, toplumsal bilinci körelten, görüş mesafesini sıfırlayan bir kör duman gibi ülkenin üzerine çökünce ortada ne toplumsal bellek ne yön duygusu kalmaktadır.

Piyasada peynir ekmek gibi satılan detektörlerden birini edinip, kazma – küreği de omuzlayınca, kültürel sürek avına çıkmanın önünde hiçbir engel kalmamaktadır.

Gümüşhane’deki doğa cinayeti, en üsttekinden en alttakine yetki ve sorumluluk zincirine dahil tüm kişi ve kurumların gözü önünde işlenmiştir.

Bitli yorgan örneği, kimsenin sorumluluğunu üstlenmediği dipsiz rezalet bir kez daha gösterdi ki, siyasal yozlaşma ve çürümenin zirve yaptığı yerde yağma ve talan meşrulaşmaktadır.

Hiç kuşkunuz olmasın. Hamamın  namusunu kurtarmaya yönelik bir iki açığa almanın ardından her şey unutulacak, ülkenin henüz dibi çıkmamış neresi ve nesi kaldıysa yağmacıların tekmili birden kazma küreği omuzlayıp oraya çullanacaklardır..
===================================
Evet dostlar,

Balık baştan kokuyor ve ülkemiz – halkımız – değerlerimiz korkunç bir yozlaşmanın girdabında boğuluyor..
Gümüşhane’deki “dipsiz göl”, altın arama izni verilmesi nedeniyle vahşi bir iştahla saldıran necip milletimizin iktidar kayırmalı kimi üyelerince kurutulup yok edildi..

Image result for kurutulan dipsiz göl

İnsanlara doğa sevgisi aşılayan bir eğitim gerek..
İnsanlara yurdun taşına toprağına titreyen değerler kazandırmak gerek..
Devletin koruma- kollama – engelleme görevini etkin yerine getirmesi gerek..
Yöneticilerin halka iyi örnek, rol modeli olması gerek..
Harama göz dikene hesabı sorulmak gerek
Açılan derin yarayı ne yapıp edip sarmak gerek..
Gözü doymaz dinci yobaza ar ve edep gerek..
AKP iktidarına insaf ve feraset gerek..

Sevgi ve saygı ile. 21 Kasım 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 20 Kasım 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 20 Kasım 2019

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

CEHALET
RTE, Osmanlı döneminde okur yazarlığın yüksek olduğunu, savaşlar nedeniyle azaldığını, Harf Devrimi ile sıfırlandığını söyledi.
Kadınlar hesaba katılmadığına göre kısmen doğru…

ENNNN
RTE, Cumhuriyet tarihinde en çok hizmetin kendi döneminde yapıldığını söyledi.
Çatlayacak…

AAAA!
A Haber TV Kanalı,
 “TSK ve Suriye Milli Ordusu’nun Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG terör unsurlarına yönelik Barış Pınarı Harekatı başlattığında Ankara’da dünyaya gözlerini açan Aras bebeğin asker selamı doğum fotoğrafçısı tarafından görüntülendi” şeklinde görüntülü haber verdi.
Hakikaten “A, aaaa!

ABD
RTE’nin ABD ziyareti;
Gittim, döndüm…

TAKDİM
RTE, “Mektupları Trump’a takdim ettim”
Aferiiin…

TAKKE
Kadıköy İHL’nde takkeli eğitim
e başlanırken karma eğitime son verilmiş.
Cüppeliye az kalmış…

HASTANE
Şehir Hastaneleri ile haksız kazanç yaratıldığını, 25 yılda 142 milyar $ yük getirileceğini CHP’li vekiller TBMM’nde açıkladı.
Yönetim hastanelik…

YALAN
Tarım Bakanlığı Mecliste “2018’de nohut ithal etmedik” dedi. TÜİK kayıtlarına göre 117 milyon dolarlık ithalat yapılmış.
Biri yalancı…

BATIK
RTE, İskandinav ülkelerinin EYT yüzünden battığını söyledi.
Ya batıkla Baltık’ı karıştırdı ya batmakla refahı…

MÜSLÜMAN
Kahramanmaraş’ın AKP’li  Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, Trabzonlu bir kadına “Sizi biz Müslüman yaptık” dedi.
Osmanlı takıntılı salaklık…

DEVRİYE
Bizim birlikler ABD ve Rus askerleri ile devriye yapadursun, ABD-Rusya Üs Bölgesi değiştiriyor; ABD, YPG’ye üs bölgesi veriyor.
Dolambaçlı işler…

İŞSİZLİK
RTE “İşsizlik oranımız %14 gibi yüksek bir seviyededir. Eskiden ülkemizde çalışma çağına gelen nüfusun bir kısmı iş aramadığı veya aile şirketlerinde çalıştığı için istidam istatistiklerine girmiyordu…İşsizlikte artışın sebebi bizim istihdam oluşturmadığımızdan değildir.
Mesele, iş gücüne katılım oranının eskisine göre fevkalade yükselmiş olmasıdır”

Çözüm önerilerim :
a. İşe başvuranları ailelerine gönderelim,
b. Damat Bakan, söz verdiği 2.5 milyonu istihdam ettiğini açıklasın
3. Eğitim düzeyini düşürmeyi sürdürelim
4. İHL kökenli olmayanları FETÖCÜ diye içeri tıkalım…

İŞSİZLİK

İŞSİZLİK

Erinç YELDAN
Cumhuriyet, 20.11.19

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) her ayın 15’inde Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamakta olduğu “Hanehalkı İşgücuü Araştırması” sonuçları üzerine “İşsizlik ve İstihdam Raporu”nu kamuoyu ile paylaşmakta. Türkiye’de sürekli olarak yayımlanmakta olan ve kanımca en kapsamlı ve güncel veriler ile donatılmış söz konusu raporun 15 Kasım tarihli sayısı Türkiye ekonomisinin en derin sorununu açıklıkla ele almakta. Satırbaşlarıyla özetlemek gerekirse;

  • Krizin 1. yılı geride kalırken işsizlik artmaya devam ediyor, istihdamdaki azalış sürüyor. Ağustos 2018’de 3 milyon 666 bin olan mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsiz sayısı, Ağustos 2019’da 976 bin artarak 4 milyon 642 bine yükseldi.
  • Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 2.9 puan artarak %11.3’ten % 14.2’ye yükseldi.
  • İşsizlikte en yoğun artış ise genç ve kadın işsizliğinde gerçekleşti. Genç kadın işsizliği Ağustos 2018’de %26.4 iken 8.2 puan artarak % 34.6 oldu.
  • Türkiye işgücü piyasalarındaki tıkanma yalnızca işsizlik oranları ile sınırlı değil. İstihdamda da büyük bir daralma yaşanmakta. Ağustos 2018’de 28 milyon 830 bin olan mevsim etkisinden arındırılmış istihdam, 762 bin kişi azalarak Ağustos 2019’da 28 milyon 68 bine geriledi. Aktif sigortalı olarak çalışanların sayısı son bir yılda 413 bin kişi azaldı.

2018 Ağustosu’ndan, 2019’a…

DİSK-AR raporunun işsizlik türlerinin özetlendiği grafiği ise bir eylem afişi niteliğinde. Türkiye ekonomisinde derinleşmekte olan reel üretim ve sistemsel krizin emekçileri ilgilendiren en temel boyutu olan istihdam tahribatı ve işsizlik sorununu aşağıda paylaşıyorum.

Şekilde, elimizdeki son veri olan Ağustos 2019 (temmuz-ağustos-eylül ayları ortalaması) ile 2018’in aynı döneminin karşılaştırılması var. DİSK-AR çalışanları tarafından TÜİK’in resmi verilerinden derlenen şekil, ekonomide giderek derinleşmekte olan işsizlik sorununu tüm çıplaklığıyla özetlemekte. İsşizlik sorununun artık yapısal ve sistematik bir boyutta olduğunun en çarpıcı göstergesi, “ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranı”. Bu rakam %34 ile OECD ülkeleri arasında en yüksek orana ulaşmış konumda. Atıl olarak sistemin dışına itilmiş gençlerin, tüm genç nüfusun üçte birine ulaştığını belgeleyen bu rakam, Türkiye’nin gelecek potansiyeline ilişkin kaygılarımızı derinleştiriyor.

Kaynak: DİSK-AR, İşsizlik ve İstihdam Raporu, Kasım 2019.

Türkiye’de “toparlanma / dengelenme” gibi söz oyunlarıyla geçiştirilmeye çalışılan ekonomik ve sosyal krizin en somut göstergesi işsizlik ve “insan onuruna yakışan işin tahribatı” olarak gözleniyor. İşsizlik sorunun yapısal nitelikli boyutları ise finans burjuvazisinin spekülatif dünyasının çıkarlarına indirgenen ve “önce enflasyonu düşürelim gerisi hallolur” mantığına dayandırılan kemer sıkma politikalarıyla çözülemeyecek ölçüde derin ve ciddi.
===================
Dostlar,

Bu gün gazetelerde BASİSEN‘in tam sayfa ilanları vardı. Banka – Finans ve Sigorta İşçileri Sendikası, deyim yerinde ise “feryat” ediyor, işten çıkarmalara isyanını haykırıyordu. Bu sektörün patronlarının, “değişen müşteri davranışı ve teknolojik gelişmeler” i gerekçe göstererek işten çıkarmaları yaygınlaştırmışlardı..

Sendika, patronları banka emekçilerinin ekmeğiyle oynamamaya çağırıyor, “fesihin son çare olması” ilkesini anımsatıyor. Bu yakıcı olay bize, 1760 Sanayi Devrimi ile üretimin makineleşmesiyle işsiz kalan emekçilerin “makine kırma eylemleri” ini anımsattı..

AKP iktidarının başı, nüfusun artmasını, her ailenin 3,4, 5.. çocuk yapmasını istiyor. Öte yandan, Türkiye nüfusu geçen yıl (2018’de) %1,47 hızla büyüdü ve net olarak 1,2 milyon kişi daha arttı. Nüfus artış hızının Dünya ortalaması ise %1,1 (UNFPA, 2018). Bankacılık – finans sektöründe işverenlerin emekçileri işten çıkarma gerekçesi “değişen müşteri davranışı ve teknolojik gelişmeler” olup, yakıcı da olsa, acı da gelse bir gerçektir.

Öte yandan robotlar giderek üretimde yaygın yer almaktalar. Yapay zeka yüklenen son kuşak robotlar, yazında (literatürde) MER kısaltmasıyla tanımlanmaktadır : Men Equivalent Robot.. / İnsan Eşdeğeri Robot! Bu teknolojik sıçramalara koşut olarak MER‘ler, önümüzdeki birkaç on yıla kalmadan, 800 milyon dolayında insanı işsiz bırakacaktır. Şimdiden, simgesel birkaç canlı işçi ve gerçek mühendis dışında üretimin tümüyle robotlara dayandığı dev fabrikalar vardır. Mercedes, BMW fabrikaları tipik örneklerdendir.

Hele fabrikalardaki bu yapay zekalı akıllı robotlar hatta insansı Androidler ve öbür üretim gereçleri birbiriyle internet üzerinden iletişim kurabilir aşamaya ulaştıklarında, IOT devrimi ile (nesnelerin interneti) kol gücüne gereksinim iyice azalacaktır.

Türkiye’de AKP iktidarı ve bu iktidarın başı muktedir, andığımız güncel çarpıcı gelişmelerden tümüyle habersiz midir? Neden hala nüfusun hızla artmasını akıl almaz biçimde teşvik etmektedirler? AKP = Erdoğan neden “..3, 4 hatta 5 çocuk, Allah ne verdiyse yapın..” diyebilmektedir? 2018’de nüfus artış hızımız %1,47 ile dünya ortalaması %1,1’in (UNFPA 2018) neredeyse 1,5 katıdır ve net olarak 1,2 milyon artmıştır. Aynı sürede 1 milyona yakın insan işsiz kalmıştır (istihdam yitimi). Artık AKP’nin de yadsıyamadığı biçimde işsizlik %14 gibi korkunç bir orana varmıştır. 7 milyonu aşkın insan işsizdir! Bu tablo hiçbir zırva ile tevil edilemez.

Aşırı hızlı, gereksiz ve akıl dışı nüfus artışı frenlenmek zorundadır. HER AİLEYE BİR ÇOCUK SEFERBERLİĞİ başlatılmalıdır hemen.. Sayıları 200’ü aşan her ile 1 “üniversite” (!?) poitikası çirkin bir popülizm örneği idi ve ülkemize anlamlı hiçbir katkısı olmamıştır. Oysa maliyet korkunç büyüktür. Yükseköğrenimde 8 milyona yakın genç vardır ve 18. yılında tek başına iktidarda olan partini başı, üniversite bitiren herkes iş güvencesi olmadığını / olamayacağını belirtebilmektedir.

Türkiye İHO – İHL – İlahiyat Ön lisans / Lisans kuşatması ile eğitimde – yaşamda dincileştirmeye son vermek zorundadır. Gençler, iş sahibi olabilecek biçimde günümüzün ağır rekabetçi küresel koşulları gözetilerek eğitilmelidir. Geçerli meslekler edinmeli, yetkin bilgi – beceri kazanmalı, temel yabancı dilleri öğrenmelidirler.

Türkiye neden bu denli kötü yönetilmektedir?

Bunca ağır tabloya sürükleniş “rastlantı” olabilir mi?

Yöneticiler bu denli aymaz (gafil) – sapkın (dalalet içinde) hatta hıyanet içinde olabilir mi? Böylesi bir kritik sorunun akla gelmesi bile başlı başına ürkünç (vahim) bir durumdur.

Böylesine katlanılmaz ve artık sürdürülemez politikalarda ısrar edilirse, Türkiye’yi içinden çıkılmaz çok daha ağır sorunlar, bunalımlar (katastrofi) beklemektedir. Siyasal tarihte benzer örnekler yok değildir. Böylesi bir tabloda AKP’nin molekülleri bile kalmaz. Örn. 2001 bunalımı sonrası siyasal yaşamdan silinen partiler gibi.. AKP yönetimini bir kez daha sağduyuya, bilimsel akılcılığa çağırıyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 21 Kasım 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

EĞİTİMİ KEFENE KOYDULAR

EĞİTİMİ KEFENE KOYDULAR

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Geçtiğimiz ay, Balıkesir’deki 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Bekir Çete, öğrencilere “ahiret yaşamı”nı öğretme savıyla skandal bir uygulamaya imza attı.

Öğretmen Çete, derste bir öğrenciyi sınıfa getirilen mahalle imamıyla birlikte kefene sarıp kendince “öbür dünya”ya gönderdi.

Aynı zamanda Suriye’de cihatçılara destek organizasyonlarıyla bilinen İHH’nın da bölge yöneticiliğini yapan  Çete, eğitimde gericiliğin geldiği akıl almaz noktayı gözler önüne sererken; bu olayı bir de sosyal medya hesabından paylaştı.

  • “Bu gün, dersimizde bir öğrencimizi ölmeden öldürdük ve kefenleyip, manevi olarak öbür dünyaya gönderdik. Bu aşamada Kasaplar Camisi İmam – Hatibi Cengiz Hocama da teşekkür ediyorum. Ölümü, yeniden taa içimizde ve yanımızda hissettik.”dedi.

Aslında kefenlenip mezara konan Türk eğitim sistemidir. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Bekir Çete, eğitimin sürüklendiği gerici – yobazlık havuzunda bir damla sudur. Eğitimde ülkemizin düşürüldüğü içler acısı durumun çarpıcı bir örneğidir.

2002’de 450 olan İmam – Hatip Lisesi sayısı günümüzde 1452’yi geçmiştir. Bu rakam, Fen Lisesi sayısını 4’e katlamıştır. İHL sayısının daha da artması ve her mahalleye bir İHL yapılması öngörülüyor! Olmadı, var olan tüm okulların içeriden fethedilerek imam-hatipleştirilmesi dayatılıyor.

Durum böyle olunca, uygulamalı kimi din derslerinin derslerin mezarlık ve morglarda işlenmesinden daha doğal ne olabilir?! Bilim ve teknolojiye sırtımızı döndük.. Öğretmen Çete gerçeği söylüyor;

  • Bu gün, dersimizde bir öğrencimizi ölmeden öldürdük.” diyor.

Öldürülen eğitim sistemimizdir, ancak bu denli çarpıcı anlatılabilirdi bilime, tekniğe, teknolojiye sırtımızı döndüğümüz. Laik ve demokratik eğitim sisteminden kopunca, aklın ve bilimin önüne hurafeler geçince, nerede duracağı belli olmayan bir kara bulut çöker ülkenin üzerine.

Hangi anne, baba katlanabilir ve rıza gösterir çocuğunun diri diri kefenlenmesine ve o ağır psikolojik travmaya sokulmasına!? Öğretmen öğrenciyi, okul bahçesinin bir adım dışına izinsiz çıkaramaz. Peki, bu öğretmen çocukları mezarlıklarda, morglarda kimden izin alarak dolaştırıyor? Çocuk kefene sarılırken veya mezara konup çıkarılırken ağır bir ruhsal travma yaşarsa sorumlusu kim olacak?! Kaldı ki, böylesine ağır bir ruhsal zedelenme (travma) neredeyse olanaksızdır. Evrensel Etik kuralların başında, Tıp Bilimlerinin babası sayılan Hipokrat‘tan beri çok iyi bilinen bir ilke yaşatılmaktadır : Önce zararlı olma!

  • AKP iktidarının 17+ yıllık sürede eğitimi getirdiği nokta, sistemi kefene sarmak olmuştur.

Türkiye’nin artık uluslararası düzlemde fen, bilim, teknoloji gibi bir iddiası yoktur. Ülkeyi “Ferasetine güvenilen” “cahil toplum” durumuna getirmek için dolu dizgin tüm güçleri seferber ediyorlar. Sonuç; “Aya 4 şeritli yol yapacağız desek bu millet inanır..” safsatası ile yaşamı boğmaktır! O boş inançtır ki, bu halkı kuru soğana muhtaç etti. O sorgulamasız inanç söyletti Trump’a Cumhurbaşkanına gönderilen mektuptaki kavgada bile söylenemeyecek sözleri. Yalnızca eğitim değil kefene sarılan; kefene sarılmadık neyimiz kaldı? İç ve dış politikadan, ekonomiye, şehir hastaneleri talanı ve “sağlıkta dönüşüm masallarına, sosyal güvenlikteki sürdürülemez devasa açıklara (onarca milyar TL), çevre sorunlarına… dek ve dahası.

Neden ülkemiz insanının iki yakası bir araya gelmiyor? 

Vereceğimiz güncel örnek yeter mi?.. Uzak Doğuda jttc TV kanalı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK‘ü ölüm yıldönümünde şöyle  haber yaparak anıyor:

“Bu gün haberleri ayakta vereceğim çünkü; bu sabah Türkiye – İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayında bir ölüm, tüm Türk halkını çok üzdü. Bu sabah saat 09:05’te Türkiye’nin kurucusu yaşama gözlerini yumdu. Tam bu saatte Türk halkı kendilerine bağımsızlığı veren  önderleri Atatürk için ayakta saygı duruşunda bulunuyorlar. Türklerin lideri, egemenliği Osmanlı Padişahından alıp, Türk Halkına vermişti. Yeni, modern bir ülke kurmayı başarmıştı. Bu gün Atatürk adı, Incheon Bubyung Park’ta bir tarihsel alana verildi.” 
(https://www.facebook.com/1685480108/videos/10213108760308723/?id=1685480108)

Onlar, “7 yabancı”, yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün değerini bilmişler,

“Hayatta en hakiki yol göstericinin bilim” olduğunun ayrımına vardıklarından, herkesin elinde bulunan cep telefonlarından buğdaya dek her şeyi bize satıyorlar. 130+ ülkeden 130+ tarım ve hayvancılık ürünü dışalımı (ithalatı) yapıyoruz. Bu alanda net dışalımcıyız (ithalatçıyız); bir başka deyimle sattığımızdan daha çoğunu satın alıyoruz. Daha da açık söylersek, 82 milyon nüfusumuzun karnını doyuracak tarım – hayvancılık ürününü üretemiyoruz! Ama iktidarın başı, ha bire “doğurun, 3, 4, 5.. Allah ne verdi ise…” buyuruyor!?

  • Hedef, “kalabalık, niteliksiz, kömür – makarna… ile oyları devşirilebilecek, bilerek ve isteyerek – tasarlayarak eğitimsiz ve yoksul bırakılmış, dinci – yobaz bir SÜRÜ HALK yaratmaktır!.

Bu amaçla izlenen eğitim ve ekonomi politikaları, -Yoksullaştırma, işsiz bırakma gibi…- istendik politikalardır! Batılılar laboratuvarlarda – kütüphanelerde sabahlıyor, biz mezarlıklarda. Onlar bilim ve teknoloji üreterek dünyaya egemen oluyor, biz diri diri çocukları kefenliyoruz.

Mezarlıkta ne yapılır? Dua edilir, Fatiha okunur (ölülere ne yararı olacaksa!?). Biz neyin ruhuna fatiha okuyoruz; eğitim, bilim, akılcılığın, uygarlığın.. ruhuna fatiha okuyoruz.

Bu “öğretmen” (!?) hakkında derhal yasal işlem yapılarak işten el çektirilmeli, Milli Eğitimde bu tür utanç verici olayların önüne geçecek köktenci önlemler alınmalıdır. Olayda “kurban” seçilen öğrenci ve ailesine hemen psikolojik – psikiyatrik destek verilmelidir. Yüz kızartıcı sahnelerin gerçekleştiği sınıftaki tüm öğrencilere de.. Bu kadarı da olmaz; iktidar artık aklını başına devşirmeli ve bu kabul edilemez skandallara, fiyaskolara, toplumu – yaşamı gericileştirmeye son vermelidir.

Anadolu’da bir bilge, bir yol gösterici Pir Hünkar Hacı Bektaşi Veli nasıl da uyarmıştı ;

  • İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.”

 

            

 

 

 

 

 

 

 

ATAMA TAKVİYELİ SEÇİLMİŞLERİN GÖRGÜSÜ

ATAMA TAKVİYELİ SEÇİLMİŞLERİN GÖRGÜSÜ

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar    

İnsanların birbiri ile ilişkilerinde beden dilinin önemi büyüktür. Kimi kez hiçbir şey söylemeden bile beden dili ile pek çok şeyi söylersiniz, beden dilinden anlayanlar için. İnsan bedeninde duygu ve düşünceleri en iyi ifade eden organ gözlerdir. Gözlerdeki ifadeler kuşkusuz yüze de yansır.  İnsan yüzünde bir anlam ifade eder. Gülümseme, kızma veya heyecan duyma gibi…

Gülünce yüzünde güller açıyor sözü boşuna söylenmemiştir.

Sıkılgan bir insan, saygı veya heyecan duyduğu bir insan karşısında, ellerini koyacak yer bulamaz. Elleri başına bela olur!

Bir kişi işe girerken ilk iş görüşmesindeki kılık – kıyafetten konuşmaya, duruş, devinim ve söylemlerine dek hepsi dikkate değer ve önemlidir.

Demek istediğimiz, toplumsal ilişkilerde beden dilinin önemi büyüktür. Onu ustaca kullanmak bir uygarlık, görgü ve kültür işidir.

İnsanın en önemli duygu ve düşüncelerini açığa vuran organı gözleridir. Yani Gözler yalan söylemez halk deyimi ile “Gözler kalbin aynasıdırdenmiştir.

Kişi konuşurken gözlerini kaçırıyorsa, doğrudan karşısındakinin gözüne bakmadan konuşuyorsa, içtenlikli değil ya da yalan söylüyor veya muhatabını hesaba almıyor diye düşünülebilir.

Görsel temas, bu temasın uzun ve kısa olması, etkin iletişim açısından çok önemlidir. Bu davranış uygarlığı, görgüyü ve etkili anlatımı da ifade ediyor. Neye ve neden baktığınız, karşınızdakinin sizden ne beklediği de önemli iletişimde.

Karşınızdaki ile el sıkışıyorsunuz, ama bir saniye bile göz göze gelmediyseniz ya da karşınızdaki gelmek istemiyorsa, o gerçek bir karşılıklı el sıkışmak değil, idare-i maslahatcılık ya da
ikiyüzlülüktür. Elini sıktığınız kişi, birkaç saniye olsun sizinle göz göze gelmiyor, nezaketen de olsa, hafif tebessüm etmiyorsa, görgüsüzlük veya ukalalık sayılabilir. Böylesi el sıkışma, üst konumda olanın karşısındakini hafife almasından başka bir şey değildir.

Dikkatimi çekiyor son yıllarda, özellikle taze ve acemi ya da poposu yeni koltuğa değmiş ne oldum delisi politikacılar, daha çok da atama takviyeli seçilmişler,Eli işte gözü oynaşta” türünden el sıkışıyorlar. Kimin elini sıktıklarının ayırdında bile değil bu gibiler.

Peki; bir insan elini sıktığı kişinin, neden, birkaç saniye de olsa gözlerine bakamaz? İçtenliksiz olduğu, dürüst olmadığı, karşısındakinin yüzüne bakamayacak ölçüde karakter aşınması olduğu akla geliyor… Belki de temel neden eğitim eksikliği; iletişim becerileri kazandırılmaması!

Toplumsal ilişkiler açısından oturduğunuz yerden ayağa kalkmaksızın tokalaşmak ya da eldivenle el sıkışmak görgüsüzlük ve karşınızdaki kişiyi önemsemediğiniz anlamına gelir. El sıkışma anında önce kadınların el uzatması, yine önce ev sahibinin konuğuna el uzatması, temel görgü kuralları arasında sayılıyor.

Diyelim ki; poposu yeni koltuğa değmiş” atama takviyeli seçilmiş politikacı, ‘trene bakar’ gibi sağa – sola bakınırken vatandaşın elini sıkıyor ama birkaç saniye olsun göz teması kurmaktan acizse; utanması gereken politikacı mı, yurttaş mı?

İnsanlara temel iletişim becerileri kazandırmak pek çok iletişim kazasını ve iletişim çatışmasını önleyebilir. Örneğin “sen dili” ni bırakıp, “ben – biz dili” ni öne çıkarmak  bile çoook işe yarar.

Öte yandan, NLP tekniklerinin  son derece ilerlediğini, uzmanlarının beden dilinden, göz hareketlerinden sözel anlatımlardan daha çok ve daha doğru çıkarımlar yapabildiğini ekleyelim. Dolayısıyla başta diplomasi ve uluslararası ilişkiler alanı olmak üzere iş dünyasında kullanımda.

Dilerseniz sözü büyük ozan Ömer Hayyam’a bırakalım, atama takviyeli seçilmişler için ne güzel söylemiş;

Kamış ses verince ney oldum sanır,
İplik gerilince yay oldum sanır.
Sarayda oturmakla padişah olmaz kişi,
Abdal ata binince bey oldum sanır..