Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

ATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Yasal Bilirkişi

ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com     
facebook.com/profsaltik,
twitter: @profsaltik  CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_23._yil
Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır.
Sitemizden, kaynak gösterilmesi koşulu ile alıntı yapılabilir.

  • Türk halkı, 1923’ten bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşıdır. “Ümmet” Osmanlı döneminde kalmış ve tarihe gömülmüştür. AKP’li CB Erdoğan da “Ümmet’in imamı” değildir. Babacan’a parti kurmaması, “ümmeti bölmemesi” (!?) uyarısını ileten Erdoğan, çaresizlik içinde çırpınıyor. Türkiye her yönden çok ağır sorunlara itildi AKP=RTE ile!
  • S-400’lerin gelişi nelere yol açacak?

Türkiye’de Bağışıklama Hizmetlerinin Durumu: Sorunlar Öneriler Konferansı
TBMM’den hızla yaza çıkarılarak çocukluk aşıları zorunlu kılınmalıdır; salgın riski var!

Z. Temuçin, Cumhuriyet 13.7.19
AKP’nin PKK-Kürdistan İKİYÜZLÜLÜĞÜ Tarihsel birer belge olan 28 fotoğrafı görmek için lütfen tıklayınız.

AKP’nin utanç veren, ibretlik FETÖ bağlan-tılarını kendi sesleri ve görüntüleri ile izleyin : https://youtu.be/KKxkccTS1DI

AKP içi uzantılara dokunmak yok ama her yere, başta TSK, bitmeyen FETÖ operasyonu!?

LOZAN DELİNMEKTEDİR! KİMMİŞ EKÜMENİK ???
Tarihçi G. Filiz Tuzcu‘nun çok önemli ve kapsamlı bilimsel makalesini okumalı, arşivlemeli, paylaşmalı ve sözde yerli ve milli olduğunu savlayan iktidarı uyarmalıyız.. (üstünde tıklayın)
*****

13 Temmuz 2019 / Günün Karikatürü / Emre ULAŞ 1(Çizim; Emre Ulaş, YENİÇAĞ, 13.7.2019)

11. Beş Yıllık Kalkınma Planı 1 yıl gecikmeyle TBMM’de. AKP’nin 2023 hedeflerinin çoook gerisine düştü. Kişi başına yıllık gelir karşılaştırıldığında AKP’nin ekonomi politikalarının ülkemizi iyice çıkmaza soktuğu bir kez görülüyor. 2014-18 dönemini kapsayan 10. Beş Yıllık Kalkınma Planında kişi başına yıllık gelir 15 bin $ hedeflendi ama gerçekleşme 9 600 $! “2023 hedefi 25 bin $ idi ancak, 2019-2023 dönemini içeren 11. Beş Yıllık Kalkınma Planında kişi başına gelir hedefi 12 400 $. Geçelim 2023 hedefini, 2018’in bile gerisine düşüldü. “Ben ekonomistim..” diyen, gerçek diplomasını bir türlü göremediğimiz Erdoğan, TEK ADAM rejimi için oy isterken, “verin bana yetkileri, görün  enflasyonu, ekonomiyi, faizi…” demişti. Erdoğan hala, Ekonomi biliminin en temel ilkelerine aykırı dayatmalarını sürdürüyor.. Faizin enflasyonun nedeni olduğunu o sınırsız kibirli edası ile bilime inat sürdürüyor.. Oysa bilimsel gerçek tam tersi. TCMB Başkanını, yasayı çiğneyerek görevden alıyor.17 yıllık dinci iktidarın yandaşlarını zengin eden, islami oligarşi hedefli, ülkeyi talan eden politikalarının sonu bu!

  • 2023’te ilk 10 ekonomi arasına girilecekti (!); oysa 2023’e 4 yıl kala ilk 20’den düştük!
  • İşte AKP = RTE fiyaskosu. Bu çok ağır bir skandaldır ve politik faturası elbette ödenecektir..
  • Erdoğan “güçlü görünme telaşında” bu aralar, TCMB Başkanı da yasa dışı diyeti. Boşuna!.
  • Türkiye gerçekte G20 ülkesi değil artık!. Son Tokyo toplantısında politik gerekçelerle Türkiye davet edildi.. Gelecek toplantıya çağrılıp çağrılmayacağını göreceğiz.
  • Gündem oyunları ve deniz bitti eyyy AKP! Dağlarca kibiri bırak, akılcılığa dön!
  • Demokrasi, laiklik ve insan hakları çağın vazgeçilmezleri, tamam mı!?
  • Yarattığın ağır ekonomik çöküntüye; yoksulluğa, işsizliğe, hukuksuzluğa… tez çare üret!
  • TÜSİAD başkanı çırılçıplak uyarıyor : EKONOMİ TIKANDI! Haydi azarlayın bakalım, “herkes haddini bilecek!” diye ünleyin bakalım. Yolun sonu görünmüştür, Abbas yolcudur.

Ulusumuz da aklını başına alacak ve “ülkemizi tüketen ve kendisi de tükenen AKP = RTE’nin seçeneği bu partinin eski kurucuları – kurmayları olamaz. Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı ve başarılı olan MİLLET İTTİFAKI dayanışmasını daha bir akılcılıkla güçlendirmek gerek.

Sevgi ve saygı ile. 13 Temmuz 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com  www.ahmetsaltik.net
CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_23._yil

*****
Önceki yazılarımızdan                                               :
TÜRKLERDEN GİZLENEN “GERÇEK OSMANLI” TARİHİ
Hava Kirliliği Kaynaklı Sağlık SorunlarıSESSİZ KATİL.. tıklayın..
“YSK’nın 7 İptalcisi” başlıklı yazımızı okumak için lütfen tıklayın
Kuresel_Aclik_Felaketi_AUTF_30.4.19
Dünya Sağlık Örgütü : SAĞLIK HAKTIR! Herkese, her yerde sağlık!
https://www.who.int/campaigns/world-health-day/world-health-day-2019 
ERMENİ SOYKIRIMI : EMPERYALİST İFTİRA! (85 yansılık konf.) tıklayınız..
İKLİM felaketi.. ürkütücü yansılar için tıklayınız..
DİKAAAT! KüreselleşTİRmeciler Sağlık Hakkını Bile Kamudan Gasp Etmekte!
SAĞLIK HUKUKU yüksek lisans (master) Tez savunmamızın pp yansıları için tıklayın AHMET_SALTIK_Tez_sunumu_10.08.2018
AŞI REDDİ : ETİK BUNUN NERESİNDE?? tıklayınız..
Sağlık Hukuku Tezimize dayalı 3 bildirimizin tam metni ve yansıları için  tıklayın
Anayasa Mahkemesi çocuk aşıları hakkında nasıl yanlış bir karar verdi, kamuoyu görmeli
AŞI REDDİNİN SAĞLIK HUKUKU BOYUTU” (35 yansı pdf, tıklayınız..)
AKP = ERDOĞAN’ın KENDİNDEN BAŞKA DÜŞMANA GEREKSİNİMİ YOK! tıklayın
AKP’ye “nafile” öneriler.tıklayın
2018 yılı çalışmaları dosyamızı ve yıl içinde sitemizde yayınlanan 76  makalenin listesine ve erişkelerine ulaşmak için: http://ahmetsaltik.net/2019/01/01/2018de-neler-yaptik/
AKP Hekimlerden, TTB’den ve Türkiye’den Ne İstiyor??
SGK İÇİN NE YAPMALI, NE YAPMAMALI?
TÜRKİYE’deki YANGINI NASIL SÖNDÜRMELİ?
AKP = ERDOĞAN TÜRKİYE’yi MORATORYUMA MI SÜRÜKLÜYOR? 

Yasal Bilirkişilik yetkimizle, özellikle  Sağlık Hukuku davalarında yetkili bilirkişilik yapabileceğimiz gibi, “Uzman görüşü” de yazabiliriz.. Adalete katkı keyif ve sorumluluk..

Sitemizde yayınlanan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi

Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim 
“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” / Nazım HİKMET

SOSYAL ADALET ve GİNİ KATSAYISI

SOSYAL ADALET ve GİNİ KATSAYISI

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Değerli arkadaşlar,

Bir toplumda Gelir dağılımının ölçütü olarak İktisat Biliminde kullanılan, 0 ve 1 arasındaki değerleri alan “Gini Katsayısı” ne denli küçükse, o toplumda gelir eşitsizliği o denli küçük demektir.

Gelişmiş Ülkelerde bu sayı 0,25 – 0,30 arasında iken gelişmemiş ülkelerde bu ölçüt 0,45 ve yukarısıdır. Türkiye’nin Gini Katsayısı 2018 yılı için 0,41 hesaplanmıştır.

OECD’nin yayınladığı grafikte, Türkiye Gelir eşitsizliği sıralamasında 44 Ülke arasında ilk 9. sıradadır..

Sevgilerimle. æ

Fotoğraf açıklaması yok.
******
Dostlar,
%95’inin Müslüman olduğu ülke Türkiye’de, İslamcı AKP iktidarının ve “ekonomist” olduğunu ileri süren ama diplomasını bir türlü göremediğimiz Erdoğan’ın gelir dağılımı, sosyal adaleti yukarıda görüldüğü gibi..
AKP 2001’de kurdurulmuş ve 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde YOKSULLUK + YOLSUZLUK + YASAKLAR ile mücadele etmek üzere halktan %34 oy alarak, TBMM’de %65 çoğunlukla iktidar oldu ve 17 yıldır giderek artan gücüyle (23 Haziran 2019 sonrası inişe geçti bereket) ülkemizin tepesinde. İslam dininin en temel değerlerinin başında iyi ahlak ve belli ölçülerde (zenginlerin her yıl 1/40 fitre – zekat vermesi gibi) toplumsal adalet vardır. 17 yılda Gini katsayısında Türkiye’de hemen hemen hiç iyileşme olmamıştır. Bu durumda;
1. AKP = RTE‘nin YOKSULLUK + YOLSUZLUK + YASAKLAR ile mücadele vaadi palavraydı.
2. AKP = RTE 17 yılda bu sorunu çözemedi..
Her 2 durumda da halkımızın bu siyasal kadroyu bir an önce ülke yönetiminden uzaklaştırması her şeyden önce kendi çıkarınadır.

Sevgi ve saygı ile. 14 Temmuz 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

S-400’lerin gelişi nelere yol açacak?

S-400’lerin gelişi nelere yol açacak?

Barış Doster
Cumhuriyet
, 13.7.19

Milli Savunma Bakanlığı, Rusya’dan alınan S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi’nin birinci grup malzemelerinin Ankara’da Mürted Hava Meydanı’na intikaline başlandığını açıkladı. Neresinden bakılırsa bakılsın askeri, siyasi, diplomatik ve teknolojik açıdan önemli bir gelişme bu. Etkilerini ve sonuçlarını; sistemin alınmasını savunanların ve karşı çıkanların tezlerini, gerekçelerini daha uzun süre tartışacağız. Bu aşamada öncelikle üzerinde durulması gereken, Türkiye’nin bu adımının stratejik bir tercihe dönüşüp dönüşmeyeceği. Kalıcı olup olmayacağı. Batı’yla, Atlantik cephesiyle, ABD ve NATO’yla bir süredir yaşanan gerilimi daha ne kadar tırmandıracağı. Yani kısa, orta ve uzun vadeli, çok yönlü sonuçlarının neler olacağı…

Tartışmayı zenginleştirmek adına, öncelikle şu diplomatik yasayı vurgulayalım:

Bir ülke zayıf düştüğü, yönetimi istikrarsız, ekonomisi güçsüz, toplumsal yapısı kırılgan hale geldiği zaman, hasımları, rakipleri, muhalifleri onu daha da güçsüz kılmak için fırsat kollarlar. Türlü çeşitli yollarla, araçlarla baskı yaparlar. Öte yandan dost, müttefik devletler de o ülkenin bu zayıf halinden yararlanmaya çalışırlar. Onun üzerindeki etkilerini, nüfuzlarını artırmaya gayret ederler. Güçsüzleşmiş, yön duygusunu yitirmiş ülke ise büyük güçler, farklı bloklar arasındaki bu mücadelede arada kalır, bocalar. Bizde, Tanzimat sürecinden bu yana Osmanlı diplomasisi, bir büyük gücü, bir başka büyük güçle dengeleme konusunda oldukça deneyim kazanmıştır. Tanzimat paşaları da, ardından uzun süren iktidarı boyunca Sultan Abdülhamit de, bu politikayı izlemiştir. Yeni Osmanlıcı ve Abdülhamit hayranı AKP de, bunu yapmaya çalışıyor.

Dış politikanın açmazı

Ne var ki açmazları var AKP’nin dış politikasının. Çünkü Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağı Almanya ile. Doğalgazda bağımlı olduğu ülke ve en büyük üç dış ticaret ortağından biri Rusya. İç ve dış siyaseti, savunma ve güvenlik politikası üzerinde en çok nüfuz sahibi olan ülke ise ABD. Türkiye; bunlardan biriyle gerilim yaşayınca, öbürleriyle yakınlaşıp denge kurmaya çalışıyor. Bazen aynı anda ikisiyle sorun yaşayınca, denge kurmakta zorlanıyor. Dahası;

– dış politikayı fazlasıyla iç siyaset malzemesi yaptığı,
– diplomatik üslup yerine hamaseti öne çıkardığı,
– sorunları fazlasıyla kişiselleştirip duygusal tepkiler verdiği,
– dış politikaya ideolojik, mezhepsel gözlüklerle baktığı için de;

bu ülkelerin hiçbiri tarafından güvenilir ve öngörülebilir bulunmuyor. Yani ne ABD Türkiye’nin NATO’dan kopmayı göze alacağına inanıyor ne Rusya Türkiye’nin sahici, samimi, kararlı bir Avrasya siyaseti güttüğünü düşünüyor.

“S-400 mü, F-35 mi?” gerilimi üzerinden Rusya ile ABD arasında kalan Türkiye, bu tercihiyle Rusya’nın siyasi, iktisadi, askeri, teknolojik nüfuzuna daha açık hale gelirken, ABD başkanına “dostum” demeyi de sürdürüyor. Topraklarında üs kurduğu, uğruna Suudi Arabistan’la gerilim yaşadığı, yatırım yapmasını beklediği Katar’ın, Doğu Akdeniz’de karşı cepheyle işbirliği yaptığını gördüğü halde,

  • Türkiye, Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge (MEB) ilan etmiyor.

Suriye konusunda, ABD etkisinden kurtulamıyor.
İngiltere bile Avrupa Birliği’nden (AB) çıkmışken, Türkiye AB aday üyeliğinin,
Gümrük Birliği’nin zararlarını tartışmıyor.

Kısacası, Doğu Akdeniz’de sondaj yapan gemilerin adı Fatih ve Yavuz olsa da, izlenen dış politika Osmanlı’nın son dönemini anımsatıyor.

Şehir hastanesi sözleşmeleri sil baştan

Şehir hastanesi sözleşmeleri sil baştan

ÇİĞDEM TOKER
SÖZCÜ,
10 Temmuz 2019

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül“TBMM tatile girmeden” diye TV ekranında söz vermişti. Yargı reformunu kastediyordu. İlk “paket”te ifade özgürlüğü davalarına temyiz yolunun açılabileceğini de söylemişti. Tatil yaklaşırken, TBMM’de yargı reformunun ekim ayına kaldığı konuşuluyor. Bakan Gül’ün sözünü tutamaması bir yana; bu gecikme, bomboş suçlamalarla haksız cezalara mahkum olan gazeteci arkadaşlarımızın bedel ödemeyi sürdüreceği anlamına geliyor.
★★★
Bu tercihin iktidarın genel yaklaşımıyla çeliştiği söylenemez. Bir kere yargı reformu paketlerinde iktidara mali kaynak sağlayacak düzenleme yoktu ki! 150 milyon Dolar geliri Sayıştay denetimi olmadan toplayacak, Kamu İhale Kanunu’na bağlı olmadan ihale yapabilecek KTurizm Ajansı kanunu dururken yargı reformuna neden öncelik tanınsın?
Merkez Bankası’nın birikmiş 46 milyar TL ihtiyat akçesini Hazine’ye aktarmak, yurt dışı çıkış harcını 15 liradan 50 liraya çıkaracak maddelerin atıldığı torba kanun dururken, ifade özgürlüğünü ilgilendiren bir düzenleme dört aycık daha bekleyemez mi?
Nasılsa Beştepe’de şaşalı bir sunumu yapıldı. Alkışlar alındı. Daha ne…

KRİZE KRİZ DİYEMEMEK

TBMM’ye getirilen son “torba”, aslında kapsamlı bir incelemeyi hak ediyor. Kanun teklifinin gerekçesine baktığınızda, krize kriz dememek, AKP’nin krizdeki sorumluluğunu hissettirmemek için bürokratların nasıl ter döktüğünü görür gibi oluyorsunuz. Neymiş son “torba”nın amacı, şu dolambaçlı ifadeden anlayabilirseniz buyrun:

“Ulusal ve uluslararası konjonktür kaynaklı makro-ekonomik gelişmeler dolayısıyla reel sektörde ortaya çıkabilecek finansal sorunların çözümlenmesi.”

SAĞLIK BAKANLIĞI’NA DAVET

Torba yasada şehir hastaneleriyle ilgili önemli bir madde var. Bu köşeden sayısız kez duyurduğumuz, birkaç neslin ekonomik refahını rehin alacak Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerindeki ölçüsüzlüklere fren getiriliyor. Sağlık Bakanlığı’nın bir KÖİ metodu olan Yap-Kirala-Devret yöntemiyle yaptırdığı şehir hastaneleriyle ilgili kanun değişikliği yapılıyor “torba” yasa ile. Yeni düzenleme, şehir hastanesi sözleşmelerinin sil baştan ele alınacağını gösteriyor:

Şu yeni düzenlemeye bakıldığında belli ki şehir hastanesi müteahhitleriyle Sağlık Bakanlığı arasında ciddi görüşmeler yapılmış:

“Sözleşme bedelinin artırılmaması kaydıyla kullanım bedeli veya hizmet bedeli artırılmak veya azaltılmak suretiyle değiştirilebilir. Sözleşme bedeli, net bugünkü değer dikkate alınarak belirlenir ve net bugünkü değer hesaplanmasına ilişkin esaslara yönetmelikte yer verilir. İdare tarafından gerekli görülmesi halinde yükleniciye ödenecek kullanım bedeli ödemelerine ilişkin TL veya döviz cinsinden alt ve üst limitler, sözleşme değişikliği düzenlemelerine uygun olarak belirlenebilir.”

En önemlisi de, bu maddenin en baştan başlayarak imzalanan şehir hastaneleri sözleşmelerine de uygulanacağı belirtiliyor. Yani Bilkent, Adana, Mersin, Yozgat hastanelerine.
Belli ki imzalanmış sözleşmelerin büyük yükü alarm zillerini çaldırdı ve şehir hastanesi müteahhitleriyle Sağlık Bakanlığı arasında ciddi görüşmeler yapıldı.
Sağlık Bakanlığı’nın “ticari sır” diye TBMM’den sakladığı şehir hastanesi sözleşmelerinde ne gibi değişiklikler yapılacağını açıklamasının tam zamanıdır.
=======================================

Dostlar,

Daha önceleri de bu hastaneler üzerinden yürütülen muazzam TALAN hakkında bu sitede yazdığımız çok sayıda makalede (lütfen okur musunuz, Erdoğan’ın “Hülya” sının ülkemiz için TALAN olduğunu haykırıyoruz…) sorduğumuz üzere, kısa 2 sorumuz var :

    1. Bu Sözleşmelerin içeriğini kamuoyundan saklanacak nitelikte mi, utanıyor (?) ya da korkuyor musunuz?
    2. Devlet, birtakım yerli – yabancı şirketlerle bu halkın vergisi ile kimi sözleşmeler yapacak ve bunların içeriği halktan saklanacak.. Gerekçesi de “ticari sır” olacak!? Peki halkın “Bilme hakkı” ne olacak? Bu sözleşmelere imza koyanlar kimden yana; kendi ülkelerinin – halkın hükümetleri midirler yoksa sermayeye teslim, hatta ortak olmuş, güdümüne girmiş tuhaf, pos-modern yapılanmalar mıdır..

Dikkat; özellikle 2. soru çoook ciddi ve kritik bir sorudur..

Sevgi ve saygı ile. 11 Temmuz 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

ONURLU DIŞ POLİTİKA: İnönü’den öğrenecekleri çok şey var…

ONURLU DIŞ POLİTİKA:
İnönü’den öğrenecekleri çok şey var…

Dr. Alev Coşkun
Cumhuriyet, 7 Temmuz 2019

Geçen hafta Japonya’da dünya liderleri G20 Zirvesi’nde buluştu. Bu toplantıda ABD Başkanı Trump, Türk heyetini Hollywood setindeki oyunculara benzetti. Trump’ın Türk heyetine: “Ne kadar güzel insanlar. Bunlarla anlaşmak çok kolay. Hiçbir Hollywood setinde bu kadar güzel insanı bir arada bulamazsınız.” diye seslenmesi ve Türk heyetinin “çuval” kadar incitici bu ifadeye gülümsemesi aslında acıdır. Nitekim Trump, “güzel insanlarla” kolay anlaşmasına örnek bile verdi: “Erdoğan çetin biri ama ben kendisiyle iyi anlaşıyorum. PYD’yi vuracaktı, yapmamasını istedim, bunu yapmadı.”
Trump’ın bu sözleri inciticiydi. Bu sözlere ve benzetmeye karşı özellikle sosyal medyadaki eleştiriler ve tepkiler karşısında AKP cephesinden. “Ne yapacaktık, diplomasiye ters gelen bir tavır takınarak cevap vermek doğru olmaz.” diye yanıt geldi.

SÖMÜRGE DİPLOMASİSİ
Sömürge zihniyeti taşıyan süper güçler, kendilerine bağlı ve ekonomileri zayıf olan devletlere daima yüksekten bakarlar. Onların, onurlarını zedeleyici sözler söylemekten çekinmezler. ABD’nin Kuzey Irak’ta Süleymaniye’de Türk askerlerine karşı gerçekleştirdiği çuval olayı da böylesi bir davranıştı. (AS: 04 Temmuz 2003 ve RTE Başbakandı!)
Emperyalist ülkelerin diplomasi nezaketine uymayan bu tavırlarına onurlu, dik duruşlu yanıt verildiğinin de örnekleri vardır.
En çarpıcı örnekler 17 gün sonra 96. yıldönümünü yaşayacağımız Lozan Konferansı’nda görülmüştür. TBMM hükümetinin başdelegesi İsmet İnönü, onurlu davranışların örneklerini Lozan Konferansı’nda ortaya koymuştu. En çarpıcı örnek İnönü’nün konferansın açılış günündeki tavrıdır. İnönü’ye olur olmaz zamanlarda laf söyleyenler, her vesile ile Lozan’a saldıranların İnönü’nün davranışlarından öğrenecekleri çok ders vardır. İşte bir örnek:
Lozan Barış Konferansı’nın açılış töreni için program belli olmuştu. Konferans İsviçre’nin Lozan kentinde yapılıyordu. Konferansın açılış törenine birçok başbakan, dışişleri bakanı ve delege (AS: “delegasyon” olmalı..) başkanları katılıyordu. İsviçre Cumhurbaşkanı bir konuşma yapacak, konferansa katılanlara ev sahibi olarak “hoş geldiniz” diyecekti. Konferansa katılan tüm delegeler adına da İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon teşekkür edecekti. Birinci günü konferansın açılışı gerçekleşecekti.

[Haber görseli]

EZBER BOZAN ÇIKIŞ

Program belli olunca, TBMM’yi temsil eden delegasyon başkanı İsmet İnönü açılış töreninde, “Ben de konuşacağım” dedi. İnönü’ye, “Böyle bir gelenek yok, ancak bir kişi diplomatik olarak karşılık verecek” dediler. İnönü ısrarla, “Ben de diplomatik olarak, teşekkür edeceğim” dedi. İnönü’yü ikna etmek için Fransa Başbakanı Poincare dil döktü. İnönü tüm gerekçeleri dinleyerek anlaşmış gibi yaptı. Törenin başladığı gün önce İsviçre Cumhurbaşkanı “Hoş geldiniz” konuşması ve ardından Lord Curzon “teşekkür” konuşması yaptılar. Herkes konferansın son bulacağını düşünürken, İnönü yerinden kalkıp ağır ağır adımlarla kürsüye yürüdü. Cebinden notlarını çıkardı ve konuşmasını Fransızca olarak okumaya başladı.
İnönü ilk önce İsviçre Cumhurbaşkanı’na teşekkür etti. Daha sonra Lozan’a barış arzusuyla geldiğini, Türklerin çok haksızlık gördüğünü, işgale uğradıklarını açıkça belirtti. Barış düşüncesinin bütün konferansa egemen olması, adaletli bir barış yapılması dileğiyle sözünü tamamladı, yerine geçti, oturdu.

SİMGESEL ANLAM
Bu karşı çıkışıyla İsmet İnönü Türkiye’nin konferansa katılan tüm devletlerle eşit olduğunu göstermek ve vurgulamak istiyordu. Bu hareket aslında simgesel bir anlam taşıyordu. İnönü, bu konferansa eşit koşullar altında katılıyoruz demek istiyordu. İnönü konuyla ilgili olarak anılarında şöyle diyor:

  • “Ben nutkumu okuyup bitirdikten sonra konferansta ortalık bir karıştı. Bazı delegeler etrafımı sardılar. Bir aralık Mösyö Bompard (İtalyan Başdelegesi) yanıma gelmişti. ‘Anlaşılıyor, çekeceğimiz var’ dedi. ‘Venizelos da konuşacaktı, güç halde tuttum’ diye sözlerini tamamladı. Ben kendisine sordum: ‘Niçin tuttunuz?’ dedim. ‘Konuşacaktı’ cevabını verdi. ‘Ben de tekrar cevap verirdim’ diye yanıtladım.”

Bu tavır Türkiye’nin uluslararası toplumda eşitlik ilkesinin uygulanması düşüncesine önemli bir örnektir. Kuşkusuz onurlu dış politika konusunda çok önemli bir tavırdır.
Türk delegesi olarak bulunduğu Lozan’da İnönü, bunun gibi ulusal çıkarlara dayalı başka dik duruşlu örnekler de sergilemiştir. 24 Temmuz 2019 Lozan Barış Konferansı’nın 96. yıldönümüdür. O gün yayımlanacak olan “Diplomat İnönü- Lozan” adını taşıyan yeni kitabımızda bu örnekleri ibret olması için vereceğiz ve Türk milletinin can suyu, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu Lozan’ı analiz edeceğiz.