2 Ay içinde 40 Milyon İnsanımız Omicron’a Yakalanabilir!

Dostlar,

Önceki gün Cumhuriyet gazetesinden Sn. Deniz Ogan bizimle bir telefon söyleşisi yaptı.

1 milyonu aşkın insanın okuduğu cik (tweet) iletimiz nedeniyle arıyordu. Sorularını yanıtladık. 18 Ocak 2022 günü Cumhuriyet‘in 8. sayfasında aşağıdaki gibi yer aldı. Gazetenin internet portalında daha kapsamlı olarak yer verildi.

Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı ve ABD’nin en yetkili enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. Anthony Faucci, Omicron varyantının

  • Covid salgınında son dalga” olup olmadığını söylemek için çok erken olduğunu belirtti.

Video konferansla gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Dr. Anthony Faucci, hızla bulaşan Omicron’un sürü bağışıklığına neden olma ihtimaliyle ilgili

  • “Umarım durum budur. Ancak bu, bir önceki varyantın oluşturduğu bağışıklıktan kaçan yeni bir varyant çıkmadığı sürece gerçekleşebilir.” dedi. (https://t24.com.tr/haber/beyaz-saray-bas-tibbi-danismani-dr-fauci-omicron-un-covid-salgininda-son-dalga-oldugunu-soylemek-icin-cok-erken,1008898)

Biz, meslektaşımız Dr. Faucci’den önce aynı uyarıyı yaptık. Demecimiz daha kapsamlı olarak aşağıda :
***

Prof. Dr. Ahmet Saltık’tan korkunç Omicron öngörüsü:

‘2 ay içinde 45 milyon insan hastalanacak’

İçişleri Bakanlığı son yayımladığı PCR testiyle ilgili genelgeyle büyük tepki toplamaya devam ediyor. Bakanlığın geri adımından sonra Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, Türkiye’de açıklanan vaka sayısının en az 5’te 1’i olduğunu ifade ederken, “Önümüzdeki iki ay içinde her gün 700 bin kişi Omicron varyantına yakalanacak” dedi.

Cumhuriyet, 18 Ocak 2022

İçişleri Bakanlığı tarafından aşısız olan veya aşı sürecini tamamlamayan kişilere PCR testi uygulanmasına gerek olmadığına ilişkin valiliklere genelge gönderildi. Bakanlık, gelen tepkilerin ardından ‘geri adım’ atarak yeni genelge yayımlandı.

Yeni genelgeye göre, aşısız veya aşı sürecini tamamlamayan ve son 180 gün içinde hastalığı geçirmemiş kişilerin, belirli alanlara girişlerinde veya toplu ulaşım araçlarıyla seyahatlerinde azami 48 saat öncesine ait negatif PCR testi istenmesine karar verildi.

“45 MİLYON, 2 AY İÇİNDE HASTALANACAK”

PCR testlerinin Omicron varyantındaki patlama nedeniyle oluşacak panik yüzünden kaldırıldığını dile getiren Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, durumu Cumhuriyet‘e değerlendirdi.

Bilim dışı olan genelgeden geri adım atıldığını dile getiren Saltık, Delta varyantına göre 70 kat daha bulaşıcı Omicron varyantında korkunç bir patlama olacağını ve her gün 700 bin kişinin bu varyanta yakalanacağını ifade etti. Saltık, 

  • “DSÖ’nün geçen haftaki uyarısına göre, önümüzdeki 6-8 hafta içinde Avrupa’nın yarısı Omicron’a yakalanacak. Bu 250 milyon yeni hasta demektir. Türkiye de bunun dışında kalmayacak.
  • 90 milyon nüfusun yarısı 45 milyon insan önümüzdeki 2 ay içinde hastalığa yakalanacak.” dedi.

“Bu öngörüde, 8 hafta dersek, 45 milyon insandan her hafta 5 milyon yeni hasta demektir” diyen Saltık, “Türkiye’de her gün 700 bin kişi yeni Omicron varyantına yakalanacak” ifadelerini kullandı.

“YÜKSEK RAKAMLARINI DUYURMAK İSTEMİYORUZ”

Sağlık Bakanlığı’nın her gün açıkladığı vaka sayısının gerçeğin en az 5’te 1’i olduğunu ifade eden Saltık, “Yakalayamıyoruz, yakalamıyoruz, yakalamak istemiyoruz. topluma yüksek rakamları duyurmak istemiyoruz” dedi.

PCR testlerinin yüksek vaka sayısı nedeniyle panik havası yaratmaması için kaldırıldığını savunan Saltık, şöyle devam etti:

  • “Günde 700 bin yeni Omicron hastasını ilan etmek iktidar için iyi bir şey değil. Bunu gördüler ve PCR testleri İçişleri Bakanlığı’nın genelgesiyle tuhaf bir biçimde kaldırıldı. Devlet neredeyse çökme durumuna sürükleniyor. Halının altına süpürmekten başka bir durum değil. Bu, deve kuşu politikasıdır”

Dünyadaki Omicron varyantına bağlı olarak vaka sayısındaki patlamalara ilişkin ABD, AB ve DSÖ’nün savaş hazırlığı yapar gibi hazırlandığını ifade eden Saltık,

  • “Dünya diken üstünde Türkiye pervasız” dedi. 

“TEPEDEKİ ADAMIN DÜNYADAN HABERİ YOK”

Salgın yeni bir evrede. Adına Bilim Kurulu denilen sözde kurul da, Bakan’ın kendisi de, Sağlık Bakanlığı’nın kadrosu da saldım çayıra mevlam kayıra politikasıyla tam bir teslimiyet içinde” diyen Saltık, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Tepedeki adamın dünyadan haberi yok. O, varını yoğunu iktidarda kalmaya ayırıyor. İstanbul Sağlık Müdürü’nün söylemleri ise tam bir aymazlık örneği”
***

Sevgi ve saygı ile. 20 Ocak 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik       twitter : @profsaltik

ARTI TV ve NOKTA TV KONUŞMALARIMIZ

Dostlar,

Son olarak katıldığımız 2 TV konuşmamızı paylaşalım aşağıda..

Köln / İstanbul merkezli ARTI TV‘de, 13 Ocak 2022 günü Sn. Fuat ATEŞ’in konuğu olduk.

Konumuz,

  • Henüz Aşı Olmayan (Aşı Adayı??) TURKOVAC Skandalı ve Göz Yumulan Omicron Varyantı Salgını.. idi.

Programda CHP Ankara Milletvekili Sn. Dr. Servet Ünsal da bulundular.

İzlemek için lütfen tıklayınız.. Bizim katıldığımız bölüm 19,5 dk.

AKP iktidarı, Omicron nasılsa hafif gidiyor, herkes hastalansın da doğal bağışıklık (sürü bağışıklığı!!??) sağlama peşinde. Bu beklenti bilim dışı ve insan haklarına açıkça aykırı. Ayrıntıları programda gerekçeleriyle açıkladık.

Derhal kısıtlayıcı önlemlere geçilmeli ve salgın ortasında henüz aşı olmayan, dahası Omicron’a etkisinin test edilmediğini bizzat bu aşı adayını geliştiren Prof. Aykut Özdarendeli’nin de kabul ettiği TURKOVAC uygulaması durdurulmalı, mRNA tabanlı aşı sürdürülmelidir. A

Aşılama yaşı 5 yaşa çekilerek.. Okullarda ve okul öncsinde hızlı testlerle erken olgu bulup ayırarak..

18 Ocak 2022 Salı günü (aşağıdaki görselde yanlışlıkla Çarşamba yazıldı..) ise NOKTA TV‘den Sn. Rüzgar B. Öğütlü’nün konuğu olduk. Konumuz,

  • Omicron Dalgası Herkesi Hasta Edebilir! 
  • Salgın Yeni Bir Evrede, Çok Dikkat!

Bu programımızı izlemek için lütfen tıklayınız… (34 dk.)

Bizim bu açıklamalarımızın ardından Dünya Sağlık Örgütü – DSÖ Gn. Bşk. Dr. T.A. Ghebreyesus‘un uyarıları geldi :

  • Salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez

Oysa Türkiye’deki salgın yönetimi yalpalamayı sürdürüyor. PCR testleri neredeyse kaldırılıyor, karantina süresi 7 güne indiriliyor, bir bakıyoruz, o gün 60-70 bin “iyileşen” var!??

Böylelikle, havuzda biriken aktif hasta sayısı, Omicron varyantı patlaması yüzünden 700 binleri aşmış iken, bu havuzu “hızla boşaltmak” gerekiyor (!!)..

PCR testleri ile ilgili endikasyon vb. kuralları, bakıyoruz, Soylu Bakan‘ın başında olduğu İçişleri Bakanlığı belirliyor! Olacak şey değil.. İdare hukukunda buna “fonksiyon gaspı” denir ve gerçekte o idari işlem – eylem yok hükmündedir.

Sağlık Bakanı Dr. Koca ve koca Bakanlığı seyirci! Halbuki 1593 sayılı Genel Koruyucu Sağlık Yasası (Umumi Hıfzıssıhha Yasası) salgın hastalıklarla savaşımda doğrudan Sağlık Bakanlığını görevlendirmekte. 57, 64, 72 ve 94. maddeler dolaysız olarak salgın yönetiminde Sağlık Bakanlığını görevli, yükümlü ve yetkili kılıyor.

Sağlık Bakanlığı gerekli gördüğü teknik – tıbbi salgın önlemlerini Bilim Kurulu yönlendirmesi ile belirler, genelgesini yayınlar ve de uygulamada gerekebilecek Kolluk önlemleri de İçişleri Bakanlığı eliyle yürütülür..

En temel kamu yönetimi – idare ve anayasa hukuk ilkeleridir bunlar. Ülkemizde Devlet yapılanmasının çökme eşiğine sürüklendiği, parti devleti yozlaşmasına tanık oluyoruz ne acı ki.

PCR testi ile ilgili anlamsız – bilimsel temelsiz kaldırma uygulamasını sosyal medyada sert eleştiriyoruz, birkaç saat sonra İçişleri Bakanlığı geri adım atarak uçak yolculuklarında yeniden PCR testi ve / veya…. öbür gereklilikleri koyuyor. Gene İçişleri Bakanlığı! Şaşılacak şeyler oluyor.

Bu arada yayınladığımız tweet iletileri yüzbinlerce okunuyor (aşağıdaki, 622 bin!) :

  • “Saglik Bakanligi Bilim Kurulunun dun, 12 Ocak 2022 kararlarini Epidemiyoji bilimi “ayaga kalkarak” (!) saygi ile selamliyor. Gelisecek kacinilmaz tirmanmadan siz sorumlusunuz. Bilerek Omicron yayginlassin politikasi guduyorsunuz. Yaziklar olsun.”

Bir başkası 1 milyon okuyucuyu geçiyor!

  • “Dünya Sağlık Örgütü izleyen 6-8 haftada Avrupa’nın yarısının (250 milyon!) Omicron alacağı uyarısı yaptı. TR’de 40 m kişi, 2 ay her hafta 5 m, günde 700 bin kişi Kovit olacak. Test kaldırıldı ki bu anormal sayılar saklanabilsin. Bu, Halk Sağlığı ile kumar oynamak! EU-USA alarmda!”

Bu arada TURKOVAC adlı aşı adayı için Türkiye’nin DSÖ’ne ve EMA’ya (Avrupa Birliği İlaç Ajansı) başvurmadığını öğreniyoruz. Nedeni çok yalın, Uluslararası Standat koşullara uygun değil : Ben yaptım, oldu!

  • İktidar salgını değil algıyı yönetmeye bakıyor; her durumda başarılı olduğu TAKINTISI ile!

AB ülkeleri aşı pasaportu koşullarını sıkılaştırıyor ve listede bizim TURKOVAC aşı adayı doğallıkla yok!

  • Salgın bilimle / Epidemiyoloji ile yönetilir. Tersi masum insanların hastalanması ve ölümüdür; insanlık suçudur. Ekonomik çöküntüdür, telafisi yoktur. İktşdar hızla aklını başına devşirmek zorundasdır.

Sevgi ve saygı ile. 19 Ocak 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

 

DSÖ Başkanı Ghebreyesus : “Salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez”

Ghebreyesus; “Salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez

Dr. T.A. Ghebreyesus; “Salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez”

DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, “Omicron’un küresel olarak yayıldığı ve yeni varyantların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu şartlarda salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez” dedi.

Gazete DUVAR’ın haberine göre, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19’un Omicron varyantı nedeniyle son bir haftada dünyada 18 milyonun üzerinde Covid-19 vakası görüldüğünü ve varyantın hızla yayıldığını söyledi.

Ghebreyesus, örgütün Cenevre’deki merkezinde düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Kovid-19 salgınına ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi.

Bundan önceki varyantlara kıyasla daha az ölümcül olmasından ötürü Omicron’u “hafif hastalık” olarak nitelemenin yanıltıcı olduğunu söyleyen Ghebreyesus, “Omicron’un da hastanelik ettiği ve ölüme yol açtığı gerçeği unutulmamalıdır.

  • Birçok kişinin risk altında olduğu bu dönemde virüs, oldukça hızlı yayılmaktadır” dedi.

Son bir haftada dünya genelinde 18 milyon yeni Covid-19 vakası tespit edildiği bilgisini paylaşan Ghebreyesus, “Omicron dünyada yayılmaya devam ediyor. Can kaybı rakamları şimdilik sabit durumda fakat sağlık çalışanları ve sağlık sistemlerinin kapasitesini zorlayan Omicron’un etkilerine ilişkin ciddi endişelerimiz var” açıklamasında bulundu.

Dünyanın, Covid-19 ile mücadele unsurlarını kullanarak Omicron’un etkisini azaltma kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, “COVAX programı kapsamında 1 milyar dozun üzerinde aşı bağışlanmış olması gurur vericidir. Bu tabii ki yeterli değildir ve daha çoğunu yapmamız gerekmektedir.

  • Omicron’un yayıldığı bu günlerde aşı yaptıramamış kişilere aşı ulaştırılması her zamankinden daha önemlidir.”

ifadesini kullandı.

Ghebreyesus, eldeki aşıların Omicron’a karşı daha az etkili olabileceğini ama ciddi hastalık ve ölüm riskine karşı aşıların hala etkili olduğunun altını çizdi.

Cemaat ve tarikat

Örsan K. Öymen
Örsan K. Öymen
Cumhuriyet, 17 Ocak 2022

 

Elazığ’da Enes Kara adlı bir tıp fakültesi öğrencisinin, ailesinin zorlamasıyla bir cemaat ve tarikat yurduna yerleştirilmesinden ve burada gördüğü baskılardan dolayı intihar etmesi, Türkiye’deki cemaatlerin ve tarikatların yeniden tartışılmasına neden oldu.

Bu tartışmada öncelikle şunun bilinmesi gerekir ki, İslam dininin temeli Kuran’dır.

  • Kuran’da cemaat ve tarikat örgütlenmesini ve belli kişilerin dini örgütlenme konusunda ayrıcalıklı bir konuma sahip olmasını teşvik eden hiçbir ayet yoktur.

Kuran’a göre sadece tek bir Müslüman cemaati vardır ve onun da öncüsü tek kişidir, o da Muhammed’dir.

Cemaat, tarikat, tekke, zaviye, halifelik, şeyhülislamlık gibi Müslümanların içindeki ruhban sınıfının temelini oluşturan şeyler sonradan uydurulmuştur. Bunların İslam dininin özüyle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

  • Din içindeki bu ayrıştırıcı unsurlar, belli güç odaklarının iktidar mücadelelerini sürdürmesi için icat edilmiş araçlardır.
  • Bunları dinin bir parçası olarak sunmak yalancılıktır, sahtekârlıktır.

***
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk;

  • Türkiye’nin şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi olmayacağını,
    en gerçek yolun uygarlık yolu olduğunu vurgulamıştır.

Bu çerçevede laiklik karşıtı hareketlerin odağı haline gelen tarikatlar, tekkeler, zaviyeler ve bunların etrafında örgütlenen cemaatler, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 1925 yılında 677 sayılı yasayla kapatılmıştır.

  • Söz konusu tarikatlar, tekkeler, zaviyeler, cemaatler günümüzde de yasadışıdır.

Ancak bu örgütler yasadışı oldukları halde, dernek ve vakıf adı altında fiilen varlıklarını sürdürmektedirler. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’deki derneklerin %14.9’u “dini hizmet” alanında faaliyet göstermektedir. Bu bağlamda toplam 18 bin 200 dernek bulunmaktadır.

Eğitim-araştırma alanında faaliyet gösteren derneklerin oranı % 5, kültür-sanat alanında faaliyet gösteren derneklerin oranı %4.8, düşünce alanında faaliyet gösteren derneklerin oranı %0.8’dir!

Dinci örgütlenme, Türkiye’nin sivil toplum ve demokratik kitle örgütlenmesini de kuşatmıştır.

Atatürk, dini hizmetlerin verilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuştur. Ancak bu kurum laiklik karşıtı tarikatlar ve cemaatler tarafından işgal edildiği gibi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yetkileri ve otoritesi, dernekler ve vakıflar üzerinden zaafa uğratılmıştır, “dini hizmet” için alternatif (AS: sewçenek) alanlar açılmıştır.

Laiklik karşıtı dinci örgütlenmeyi, sivil toplum ve demokratik kitle örgütlenmesi olarak sunmak, sivil toplum ve demokratik kitle örgütlenmesinin ne olduğunu bilmemek anlamına gelir. 

Bu aynı zamanda demokrasinin ne olduğunu bilmemek,
laikliğin olmadığı bir ülkede demokrasinin değil,
teokrasinin var olacağını bilmemek anlamına gelir.

***
CHP üst yönetiminin, bu konuda edilgen davranması, kabul edilebilir bir durum değildir.

Devletin öncülüğünde, cemaat ve tarikat örgütlenmesinin bir parçası olmayan yeni yurtları açmak, cemaat ve tarikat yurtlarını da denetlemek, Türkiye’deki cemaat ve tarikat örgütlenmesinin laiklik konusunda yol açtığı zararı ortadan kaldırmaz.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde okul öncesi dini eğitim verilmesini ortaçağ zihniyetine benzetmesine yönelik tepkiler konusunda kendi milletvekiline sahip çıkmayan, Kabataş Lisesi’nde Atatürk’ün resminin delik deşik edilmesi konusunda üç maymunu oynayan CHP üst yönetimi, Enes Kara’nın intiharıyla bağlantılı olarak gündeme gelen cemaat ve tarikat örgütlenmesi konusunda da iyi bir sınav vermemiştir.

Bunlar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve O’nu yönlendiren oligarşik bir grubun, hem anayasanın hem de CHP Parti Programı’nın temel ilkelerinden birisi olan laikliği, bu konudaki tek yetkili organ olan Kurultay’ın onayı olmadan, fiilen rafa kaldırmış olmalarının bir sonucudur.

Öte yandan, Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili süreci CHP tabanından, üyelerinden ve delegelerinden kaçırmak amacıyla, bu yılın temmuz ayında yapılması gereken Kurultay’ı bir yıl ertelemesi de yeni dayatmaların habercisidir.

TTB : Toplumun Sağlığını Riske Atmaya Devam Eden Sorumluları İstifaya Davet Ediyoruz

Bilim Kurulu Toplantısı Sonrası 12 Ocak 2022’de Açıklanan Kararlarla Toplumun Sağlığını Riske Atmaya Devam Eden Sorumluları İstifaya Davet Ediyoruz

Bilim Kurulu toplantısında temaslı aşılıların karantinaya alınmaması ve semptom göstermeyenlere PCR testi yapılmaması kararları alınmıştır. Bu kararları kamuoyuna açıklayan Sağlık Bakanı ve bireysel önlemlerle salgının şubat ayında kontrol altına alınacağını öngören salgının merkez üssü İstanbul’un il sağlık müdürünün yaklaşımları ise pandemi karşısında teslimiyeti işaret etmektedir.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yetmezlikleri, ekonomik kriz; liyakatsiz Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüğü yöneticileri, salgını denetim altına alamamış ve kendi haline bırakmıştır. Yüksek sayıdaki ölümlere de kayıtsız kalınan bu kendi haline bırakma durumu yeni değildir ve bu durum salgının başından bu yana sürmektedir. Bilimsel temellerden yoksun son açıklamalar, Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüklerinin pandemiyi yönet(e)meme sürecinde artık pes ettikleri aşamadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile tedavi edici hizmetlere ve hastanelere odaklanmış sağlık hizmetleri stratejisi çökmüştür. Güçsüzleştirilen ve birey hedefli örgütlenen 1. Basamak sağlık hizmetleri, toplumsal bir tehdit olan salgın karşısında çaresiz kalmıştır.

Virüsün bulaşıcılığının artması nedeniyle test ve aşının özendirilmesi; etkin ve hızlı bir aşılama programı gerekirken Sağlık Bakanlığı’nın aldığı son kararlar bilimsel olarak kabul edilemez. Dolayısıyla kararların sağlık çalışanları ile toplumu karşı karşıya getirme, sağlıkta şiddeti artırma ihtimali yüksektir.

  • Test sayısının azaltılması, hastalığın gerçek boyutunun toplum tarafından anlaşılamamasına neden olmaktadır.

Bakanlık eliyle oluşturulan bu denetimsizlik durumu her yurttaşımızı potansiyel COVID-19 vakasına dönüştürerek toplumu riske atmaktadır. Kamu otoritesinin topluma sunduğu mesaj bu iken sağlık çalışanlarına yönelik politikaları da benzerdir, zira bu kararlar ve uygulamalar sonrası sağlık kurumlarında da herhangi bir önlemin alınmaması, sağlık emekçilerinin hayatlarının da hiçe sayıldığını göstermektedir.

Kötü sağlık politikalarına karşın tüm özverileriyle salgını denetim altına almaya çalışan hekimler ve onların örgütü Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak toplum sağlığı için 1 kez daha uyarıyoruz  :

  • Omicron varyantı ile salgın yeni bir evreye girmiştir ve bu varyantın aşılıları bile hasta edebildiği, bulaştırıcılığının çok yüksek olduğu ve kısa sürede toplumun büyük kesimine bulaşabileceği bilinmektedir.
  • Son bilimsel verilere göre hastaneye yatırma ve ölüme yol açma potansiyelinin Delta’ya göre düşük olması ve daha hafif seyrettiği de bilinmektedir. Buna karşın riskli kesimlerde ölüme yol açma tehdidinin de büyük olduğu ve bu pikin (AS: tepenin) ilerleyen günlerinde daha çok ölümle karşılaşılabileceği de öngörülmektedir.
  • Bununla birlikte hatırlatma dozunu yüksek düzeylerde tutan ülkelerde Omicron varyantının yol açabileceği hastane yatışlarının ve ölümlerin daha düşük olduğu görülmektedir.

Delta varyantı öncesi ve delta dönemindeki bilimsel yayınlarda, post-COVID sürecinin geçirilen hastalığın şiddeti ile paralellik (AS: koşutluk) göstermediği belirtilmişti. Bu anlamda, kişiler virüsle hastalandıktan sonra, yaşamda kalsalar bile sağlıkları olumsuz etkilenebilecektir.

Önümüzde kısa süre olduğunun bilinci ile halk sağlığını koruma yükümlülüğü olan Sağlık Bakanlığı, olası pikin (AS: tepenin) en hafif geçirilmesi için elinden geleni yapmalıdır.

  • Toplumsal ve bireysel önlemler birlikte yaşama geçirilmelidir.
  • Aşısızların ve eksik aşılıların etkin ve hızlı bir kampanya ile aşılanmaları sağlanmalıdır.
  • 5-11 yaş grubu için aşılama programı başlatılmalıdır.
  • PCR yanında hızlı testlerden de yararlanılmalı; günlük yapılan test sayısı yükseltilmeli; temaslı ve risk gruplarının taramaları hızlı tarama testi ile yapılmalıdır.
  • Bulaştırma potansiyeli olan yakın temaslı kişiler, hatırlatma dozu yapılmış olsalar bile karantinaya alınmalıdır.
  • İzolasyon ve karantina altına alınan aileler için adı konmuş bir ekonomik ve sosyal destek programı uygulanmalıdır.
  • Bulaşı artırma potansiyeli olan barınma koşullarına sahip aile bireyleri için karantina dönemini geçireceği kamusal yerler sağlanmalıdır.
  • Ücretsiz ve nitelikli maskenin Omicron varyantı pikinde yaşamsal olduğunu hatırlatıyoruz. Riskli yerlerde çalışanlara N95 maske dağıtılmalıdır.
  • Kalabalıklaşmalardan kaçınmak için önlemler alınmalıdır. Toplu yaşam yerlerinin kapasitesi %50 ile sınırlandırılmalıdır. Aşısız kişilerin bu yerlere girmeleri engellenmelidir. Bu öneriler toplu taşıma için de geçerlidir. Yüz yüze yapılacak etkinliklerde bu önlemlere dikkat edilmelidir, etkinliklerin mümkünse çevrimiçi olarak yapılması sağlanmalıdır.
  • Kapalı ortamlarda havalandırmaların kamusal denetimi sağlanmalıdır.
  • Çalışma yaşamı, kalabalıklaşmanın gözlemlendiği bir başka alandır. Fabrikalar ve kamu kurumları %50 kapasite ile çalışmalıdır. Bu süreçte çalışanlar herhangi bir hak kaybına uğramamalıdır.
  • Sağlık kurumlarında kapasitenin aşılmasına ilişkin hazırlıklar yapılmalıdır.

Bu öneriler, toplumun ve sağlık emek meslek örgütlerinin karar alma süreçlerinde olduğu aktif bir mekanizmayla, değişen koşullara göre güncellenmelidir. TTB’nin Aralık ayında yaptığı erken uyarı ve ayrıntılı önlemler kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu uyarılar kamu kurumlarınca göz önünde bulundurulmalıdır. Sıraladığımız önlemler, hem salgın denetim deneyimi olan bilim insanları hem de Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyeleri tarafından bilinmektedir. Olması gereken bilginin gereğini yerine getirecek iradeyi gösterebilmek ve yükümlülükleri yerine getirebilmektir.

Ne yazık ki yetkili merciler, salt bireysel korunma önlemlerine bel bağlamıştır, salgın denetimi vatandaşların aşı gönüllüğüne, fiziksel mesafe ve maske önlemlerine daraltılmış ve bırakılmıştır. Bakanlığın ve müdürlüklerin halk sağlığı yükümlülükleri rafa kaldırılmıştır. Bu tercih ile ölümlere sessiz kalan popülist, bilimsellikten uzak

  • iktidar, yaşam hakkı ihlali yapmaya ve insanlığa karşı suç işlemeye devam etmektedir.

Halk sağlığı için gerekli adımları atmayan iktidar yönet(e)memektedir ve bu süreçte sorumluluğu olanlar istifa etmelidir.

Türk Tabipleri Birliği Pandemi Çalışma Grubu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi