Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalananATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi  profsaltik@gmail.com   facebook.com/profsaltik,
twitter: @profsaltik CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_22._yil

Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır..

SEÇİM İTTİFAKI” masalının – tuzağının açık anlamı :
AKP, iktidarı hiçbir biçimde, as-la ve kat’a
bırakmak is-te-mi-yor; iktidara mah-kum!

Moody’s: Gelişmekte olan ekonomilerde en yüksek cari açık Türkiye’de!

Uluslararası kredi derecelendirme şirketi Moody’s, gelişmekte olan ekonomilere ilişkin yayınladığı bir notta, Asya ekonomilerinin daha dirençli göründüğünü, en yüksek cari açığın Türkiye’de, en yüksek cari fazla’nın Tayvan’da olduğunu vurguladı. (Cumhuriyet, 23.2.18)

ABD, NATO, Türkiye ve AKP = Erdoğan : Lanetli İttifak Artık Dağılmalı!

Türkiye Yolsuzluk Algı Endeksi puanı ve sıralamasında hızla geriliyor. 2017 sonunda 180 ülke arasında 81. sırada. 28 AB ülkesi içinde sonuncu sırada, G20’de 13. sırada, 35 OECD üyesi arasında sondan 2. sırada yer aldı (Cumhuriyet, 22.2.18). AKP’nin kuruluşunda 3 temel hedef neydi? 1. Yolsuzlukla, 2. Yasaklarla, 3. Yoksullukla savaşım. AKP halkı kandırdı!?

  • Afrin’de cansiperane terörle mücadele ediyor Mehmetçik🇹🇷 ve Şehit ve Gazilerimizin çocuklarının eğitimine katkı yapmak için siz de;
    Mehmetçik yazıp 2582’ye SMS atarak 10 lira bağışta bulunabilirsiniz.
  • Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarının, Şam yönetimiyle doğrudan diyalog yoluyla korunabileceğini söyledi.

CHP lideri, Erdoğan'a meydan okuduAfrin harekatı 36. gününde. AKP dünkü vahim yanlışları düzeltmek zorunda kaldı. Bu suçunu aklamak istiyor. Şehitlerimiz artıyor ama ağzını açan hapse ve işine son! 32 şehit var !Çatışmada öldürülenler (1800’ü geçmiş!) inanılmaz bir serinkanlılıkla ve “hamd olsun..” diye veriliyor; “..inşallah akşama doğru daha da artacak..” denebiliyor. Uluslararası hukuk ne olacak? Şaşıp kalı-yoruz. Suriye, “Afrin’de güvenliği ben sağlayacağım..” derse ne olacak?? Ateş açıp püskürtecek misiniz? Fırat’ın doğusu, Irak sınır güvenliği ne olacak? AKP başımızı çok büyük dert açtı! İran, Rusya, NATO, BM, AB.. harekatın süre ve kapsamının sınırlandırılmasını istiyor.. AKP “stratejik müttefik” ABD’ye mi sarılacak?? ABD, Zarrab kartını yeniden masaya sürerse AKP = RTE ne yapacak? Bu korkuyla mı ABD üslerine dokun(a)mıyor AKP? ABD Dışişleri Bakanı Türkiye’de neyin pazarlığını yaptı!? Cumhurbaşkanı, ABD Dışişleri Bakanı ile 3+ saat, ne konuşur? Kamuoyuna açıklamada hala “stratejik müttefik” aldatmacası sürüyor!? Suriye hükümeti ile mutlaka ve acilen resmi, açık hukuksal çerçevede işbirliği yapılmalıdır.
****
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad haksız mı, yalanlayabiliyor mu AKP-RTE ??
– Afrin harekatı, Türkiye’nin teröristleri destekleme politikasına dayanıyor..

CHP : Harekata desteğimiz tam.. Ama Erdoğan “..bu ce-ha-pe zihniyeti..” takıntısından kurtulamıyor!? Bu söylemden politik yarar bekliyor? Afrin operasyonu gerçekten milli – ciddi ise, iç cephede bu vahşi bölücülük niye?! Üstelik ağzını çook bozarak. Utanıyoruz, hem de çok.
*****
TBB Gn. Bşk. Yrd. Av. Hüseyin Özbek : “Mesleki birlikteliği temelden yok edecek bu niyet, epeydir niyet olmaktan öteye geçmiş, uygulamaya indirilmiş gibidir. Her politik eğilimin ayrı barosu olsun talebi, iktidar himayesinde kurulması tasarlanan baroları perdelemek için kullanılan maske söylemdir. ‘Her politik eğilimin barosu olsun’ talebi, ‘her alt kimliğin, her tarikat ve cemaatin barosu olsun‘a doğru esnetilecektir. İktidar himayesi altında tarikat ve cemaatlerin gevşek konsorsiyumu da düşünülmüş olabilir.”
24 Şubat 2018 günü Ankara’da başlayacak geniş kapsamlı TBB toplantısına başarı dileriz.!

Birleşmiş Milletler Türkiye’yi bir kez daha, TSK’nin Zeytin Dalı operasyonunun devam ettiği Suriye’nin Afrin bölgesindeki sivillerin yaşam alanlarını korumaya çağırdı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Suriye’deki gelişmelerin tüm müttefikler için ciddi endişe kaynağı olduğunu belirterek, ‘Başka hiçbir NATO üyesinin olmadığı kadar terör saldırısına uğrayan’ Türkiye’nin meşru güvenlik kaygıları olduğunu ancak bunları giderirken orantılı ve ölçülü şekilde hareket edilmesi gerektiğini söyledi. (Karikatür; Musa Kart, Cumhuriyet, 21.02.2018)

  • Erdoğan neden imam nikâhını hiç olmazsa çocuklar için yasaklamıyor?? Gebe kalıp doğuran çocuklar için neden ağzını açmıyor? Dinci-yobaz rezillikleri neden engellemiyor? Hiç rahatsız olmuyor mu? Her ayrıntıya el atarken buna suskun kalması ne anlama gelir, ısrarla soruyoruz!
    ********
    – Erdoğan ABD üslerine dokun(a)mıyor.. 4 Temmuz 2003’te ABD Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirerek tutsak aldığında kamuoyu ABD’ye nota verilmesini istemiş, “Ne notası,  müzik notası mı?” buyurmuştu. Biz hiçbir şey anlamıyoruz.. Siz?
  • ‘Üçüncü havalimanı inşaatında 400 işçi öldü, torbayla gömdüler!’ http://www.abcgazetesi.
    com/ucuncu-havalimani-insaatinda-400-isci-oldu-torbayla-gomduler-78710h.htm

  • AKP, göstermelik bir dış operasyonu allayıp pullayarak erken seçime malzeme yapabilir mi?! Hesap bu mu? Erdoğan ve AKP’si gerçekten çok zorda! Suriye sorunu üzerine hala çok tehlikeli hamaset oyunları ile gidilmekte. Erdoğan konuyu TEK ADAM GÖSTERİSİNE (One Man Show!) dönüştürdü ne yazık ki.. Gerçekler yazılamıyor, yazamıyoruz. AKP/RTE/OHAL kılıcı sallanıyor! 26. Gn. Kurmay Bşk. İlker Başbuğ’a bile RTE’den çok sert gözdağı. Bunca aşırı – anormal  – hukuk dışı tepki hatta tehdit niye; hangi psikolojinin dışayurumu ya da örtüsü? (Karikatürler: Cumhuriyet, Musa Kart)

Kastrasyon (hadım) heveslisi AKP – MHP iltihakına reçete          :
Kimyasal Kastrasyon için;
1. İnsan onuru ile bağdaşmayan bir cezadır; Jus cogens kapsamında ceza olarak verilmemelidir.
2. Geri dönüşümü olmayabilir; adli hata durumunda telafisi olmayabilir.
3. Hekimliğin 1. ilkesi PRIMUM NON NOCERE’dir (Önce zarar ver-me!).. Biz hekimler, kişiye zarar veren bir işlemde taraf ve uygulamacı olamayız, olmamalıyız.
4. AKP-MHP cenahı Osmanlı hayranı; Osmanlı Harem ağalarının testislerini elle burarak (sıkıp  ezerek) hadım ederdi. Öyle yapsınlar.. Sakın ola doktorları bu ilkelliğe zorlamasınlar!

Sevgi ve saygı ile. 24 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com        www.ahmetsaltik.net

Önceki yazılarımızdan                                             :
– 2017 yılı çalışmaları dosyamızı ve bu yıl içinde sitemizde yayınladığımız
58 makalenin listesine ve erişkelerine (linklerine) ulaşmak için tıklayın:
http://ahmetsaltik.net/2017/12/31/2017-yili-calismalarimiz/
Erdoğan İçin Köprüden Önce Son Çıkış : Politik Plastron Patlamak Üzere! 
Erdoğan’ın Hastalığı Gerçekten Koprolali mi, Yoksa… 
AKP = ERDOĞAN’ın DIŞ POLİTİKA – ASKERİ OPERASYONLARA MAHKUMİYETİ!
ERDOĞAN AFRİN’de UÇAN KUŞA BİLE MUHALİF; TTB’ye de!
ÇOCUKLARINA TECAVÜZ EDEN %95’i MÜSLÜMAN BİR TOPLUM
ŞEHİR HASTANELERİ TALANI 
Aşı Yaşamdır; Toplum Sağlığı Riske Atılamaz!
DİNCİ – KİNCİ NESİLLER YETİŞTİRECEK EĞİTİMİ HALKIMIZ REDDECEKTİR!
– 
Cemahiriye-i Sultaniye-i Türkiye
– MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ CİHAT İLANI İLE “ŞAH MAT” HAMLESİ Mİ??!
– 
R.T. Erdoğan Diyarbakır’da, tarih 1 Nisan 2017 : “Türk demiyorum, millet diyorum..”
– 
16 Nisan halk oylaması kirli bir referandumdur
– 
SARAY’DA_TUTSAK_ERDOGAN’A_YARDIM_ETMELI

Basinizin_ustune_getireceginiz_kisinin_Kanindaki_oz_mayaya

Sitemizde yer alan
AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi :
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET

TÜRK MİLLETİNİ SÜRÜ YERİNE KOYMAK

TÜRK MİLLETİNİ SÜRÜ YERİNE KOYMAK

Rifat Serdaroglu

AKP ve MHP Genel Başkanları önce söz kestiler, sonra birbirlerine nişan taktılar yakında da düğün yapacaklar! Düğün davetiyesine ne yazacaklarına karar verememişlerdi!
“Cumhur İttifakı”, “Ay Yıldız İttifakı”, “15 Temmuz İttifakı”, “Omuz Omuza İttifakı”, “İkili mi Çoklu mu İttifakı” gibi seçenekler gündemde tutuluyordu, sonunda cumhur ittifakında karar kıldılar.

Bu ilkesel tartışmalar sürüp giderken MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan içimize su serpen şu açıklamayı yaptı!
“MHP’nin AK Parti ile kurduğu milli mutabakat bir menfaat ilişkisi değildir.”

Ohh şimdi rahatladık! Hele bu garantiyi MHP kurucusu Alparslan Türkeş’in “Şamanist” diye partiden attığı, Mehmet Ağar ve Özer Çiller’in kankası, oğulları son yılların en çabuk büyüyen taşeron inşaat şirketinin sahibi olan kişi söylüyorsa bu ilişkide menfaat olamaz, yoktur!
AKP-MHP ilişkisi tamamen duygusaldır ve ilkeseldir. Aralarında, henüz nikah yok ama düzeyli bir ilişkileri olduğu çok belli oluyor…

Şimdi her biri birer “dava adamı” olan Ülkücü gençlere soralım;
– Sizler, birileri AKP’li devlet müteahhitlerinin yanında taşeronluk yapıp zengin olmaları için mi siyaset yapıyorsunuz?
– Sizler, Alparslan Türkeş’in öğütlediği 9 Işık ilkesine böyle mi bağlısınız?
“Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım” diyen kişiyi desteklemek için mi,
9 Işık’ın birinci ilkesi olan Milliyetçiliği çiğneyeceksiniz?
– “Ahlakçılık” ilkeniz ile 17/25’i ve Reza Zarrab’ı-AKP’li rüşvetçi Bakanları nasıl bağdaştıracaksınız?
– Ülkücülerin temel düsturu olan “İnsan sevgisi ve insan haysiyetine sonsuz saygı” ile Öcalan’dan mektup getirip PKK ile iş tutanları, Türk Vatanında “PKK Şehitliği” açanları nasıl birleştireceksiniz?

-Sizler, “Ne Mutlu Türküm Diyene” ilkesini görüntü kirliliği yapıyor diye kaldırtıp, çöplüğe atan, Milli andımızı tüm okullardan kaldıran, fakat Hizbullah örgütünün ülkede sınav yapmasına izin veren bir anlayışı gerçekten destekleyecek misiniz?

-Sizler, kafasında hala “Türk Devletinin Tapusu” olan Lozan’ı hazmedemeyen birini nasıl destekleyeceksiniz?

-Sizler, Bozkurt işaretini bırakıp, Muaviye kaynaklı Rabia’yı mı simge olarak kabul edeceksiniz?

-Sizler, makam odasındaki saati 17/25’te durduran, kişileri Kandil uşağı diye suçlayan sonradan yüz seksen derece dönüp o kişiyi desteklemesini içinize sindirebiliyor musunuz?

-Sizler, Atatürk’e devamlı hakaret eden, Kurtuluş Savaşını keşke Yunan kazansaydı diyen fesli şarlatanın peşinden mi gideceksiniz?

Değerli Okurlar;
Özellikle kandırılmış gençlere şunu iyi anlatmamız gerek: Parti, DİN değildir. Partiyi yönetenler kişisel çıkarları için doğrudan ayrıldı ise, onların peşinden gitmek en büyük suçtur ve en büyük günahtır.
Sevgili gençler, çıkar uğruna kendisini satanların sizleri sermaye yapmalarına izin vermeyin.
Haram para kazananlara destek olup, bir taraftan aç ve işsiz gezerken bir de vatanınıza ihanet etmiş kişi durumuna düşmeyin… Eğer kendinizi gerçekten “Türk, Atatürk’çü, Türk Milliyetçisi” olarak görüyorsanız, size yakışanı yapın. Yok, bu parti kararıdır, biz uyarız diyorsanız kendinize yeni bir sıfat bulun! Sizden ülkücü, milliyetçi olmaz…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 22 Şubat 2018
==============================================
Teşekkürler değerli Rifat Serdaroğlu…

Yazdıklarınıza tümüyle katılıyoruz.. Sağolunuz..

Sevgi ve saygı ile. 23 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Onur Hoca ile timsah

Onur Hoca ile timsah

 Prof. Dr. Selçuk EREZ
İstanbul Tabip Odası Başkanı
Cumhuriyet, 15.02.18

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

İstanbul Tabip Odası geçen yıl Haldun Taner’in “Timsah” adlı bir oynununu İstanbul, Eskişehir ve İzmir’de sahneledi. 
Taner, 1960’ta 147 öğretim üyesinin askeri yönetim tarafından üniversitelerden gerekçesiz uzaklaştırılmasını eleştirmek için yazmıştı bu oyunu. “Timsah”ın 2017 yılındaki oyuncuları, elli küsur yıl önceki gibi üniversitelerden uluslararası hukuk kurallarına aykırı uzaklaştırılmış olan akademisyenler oldu.. 
Bu oyunda, üniversitedeki görevinden uzaklaştırılan vatandaşı, bir sirkte kayıp düştüğü çukurdaki timsahın yuttuğu İvan adlı bir karakter simgeliyordu: Görevinden, yaşadığı ortamdan böylece uzaklaşmış olan İvan, oyun boyunca timsahın içinden konuşuyor, yutulmasına değişik tepkiler sergileyen insanlar konusundaki düşüncelerini açıklıyordu. 
Oyunun sonunda timsahtan çıkan İvan şöyle diyordu: 
-Ben otuz yılını memuriyete adayan ve son on beş gününü timsahın midesinde geçiren İvan İvanoviç.. İnsanlara tuhaf bir yerden seslendim.. Koşup geldiler. Başına felaket gelmiş bir insanın neler söyleyeceğini merak ettiler. Bu yolculuk bana kırk seyahatte öğrenebileceğimden fazlasını öğretti: Timsahın içinde otururken ülkemin insanlarını, insanlarıyla beraber ülkemi tanıdım. 
Timsah oynunu yaratıcı bir şekilde yöneterek başarısını sağlamış olan Orhan Alkaya’nın başrole yani İvan rolüne en uygun oyuncuyu seçmesi gerekiyordu. Alkaya, bu rol için Onur Hamzaoğlu’nu seçmişti. Seçim isabetliydi: Onur Hoca rolünde çok başarılı oldu. 
Neden? Adaylar arasında timsahlarla en çok cebelleşmiş akademisyen Hamzaoğlu’ydu da ondan. 
Onur Hoca, çevre kirliliğinin doğmamış bebekleri bile zehirlediği Dilovası’nda, annelerin ilk sütünde ve bebeklerin dışkısında Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği sınırın üzerinde ağır metal bulunduğunu kanıtlayan bir araştırmayı yöneltmişti. 2011’den beri bu nedenle üniversitesi ve Belediye Başkanlığı tarafından adeta bir timsahın ağzına doğru itilmişti: Soruşturmalarla, yargılamalarla uğraşmakla geçti yılları: “Böyle bir kirlilik yok” deniyordu, “şarlatanlık”la suçlanıyordu. 
Onur Hoca, bir taraftan bu davalarla uğraştı, bir taraftan öğrencilerini yetiştirmeyi, bilimsel yayınlarda bulunmayı sürdürdü. Davaların tümünde aklandı, timsahın içinden çıkmasını bildi
Bir zaman sonra, Barış Bildirisi’ni imzaladığından Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden uzaklaştırılanlardan biri de Prof. Hamzaoğlu oldu: Hamzaoğlu yeniden dönmüştü timsahın midesine. Olanlara depresyona girerek değil, 2017 model timsahın içinden gerçekleri söylemeyi sürdürerek tepki gösterdi. 
Geçenlerde eşsözcüsü olduğu kuruluşun birçok üyesiyle beraber yeniden itiliverdi timsahın midesine. Timsahın onu sindiremeyeceğini iyi biliyorum. Ancak Timsah oyunun provalarına kadar insan sağlığı ve hakları mücadelesini hayranlıkla izlediğim, yakından tanıdığımda “Onun gibi daha birkaç yüz akademisyenimiz olsaydı dünya demokrasi indeksinde böyle düşük bir yerde mi olurduk?” diye düşündüğüm meslektaşımın bir an önce aramıza dönmesini istiyorum.
========================================
Dostlar,

Sevgili kardeşimiz Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu‘nu GATA Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda asistan olduğu yıllardan beri tanırız. Genç bir teğmen… yüzbaşı…. 12 Eylül faşist yönetiminin 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yasasında yaptığı bölücü – parçalayıcı değişiklik nedeniyle TTB’ye asker hekim olarak üye olamıyordu ama Halk Sağlığı çalışmalarına şevkle, iştahla, coşkuyla katılıyordu. Ad – Soyadında minik bir değişiklik yapmıştı; Hamza Onuroğulları… (diye anımsıyoruz??..)

Onur Hamzaoğlu Kimdir | Neden Tutuklandı

Zamanla akademik yükselmesi oldu.. Halk Sağlığı uzmanlık eğitimine ek olarak Epidemiyoloji alanında yandal eğitimi aldı.. Çok başarılı bir hekim akademisyen oldu. 28 Şubat sürecinde “solcu” olduğu için görevinden uzaklaştırıldı.. Birkaç yıl kamu görevi dışında kaldı. Daha sonra merhum Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kocaeli Üniversitesine rektör olduğunda, Doçentlik kadrosuna atanma kapısı aralandı. Ne var ki, 28 Şubat sürecinin askerlikten attığı birisi için Doçentlik kadrosuna atanmak üzere bilimsel rapor düzenleyecek profesör bulmak kolay değildi. Rektör Baki hoca, 2547 sayılı yasa uyarınca 5 profesörü kendisi belirleyip Onur hocanın bilimsel eserler dosyasını yollayabilirdi ama bunu Onur’a bırakmıştı centilmenlik göstererek. Sevgili Onur kardeşimiz o sırada Trakya Üniversitesi’nde görevli iken bizden jüri üyesi olup olamayacağımızı sordu. Hiç çekincesiz “derhal” dedik ve 2 aylık süreyi kullanmadan, bilimsel çalışmalarını zaten bildiğimizden, çok olumlu bir rapor vererek Rektörlüğe yolladık, Onur kardeşimiz Doçent kadrosuna atandı.

Başı dertten kurtulmadı siyasal görüşleri ve Halkın sağlık hakkını savunduğu için. Kocaeli’nde hakkında açılan davaları izledik, Ankara’dan gidilip geliniyor ve “Onur’umuzu koruyor – savunuyorduk”.. Tüm davalardan aklandı, hatta kendisine “şarlatan” diyen Kocaeli Belediye Başkanı cezalandırıldı.

Barış bildirisine imza ile bir darbe daha aldı Onur hoca ve kamu görevinden dışlandı..
Prof. Dr. Hamzaoğlu, Ocak 2016’da yayımlanan “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı Barış Bildirisini imzalayan 1128 akademisyenden biri olduğu gerekçesiyle, 1 Eylül 2016 Dünya Barış Gününde, Kanun Hükmünde Kararname ile Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edildi
Geçtiğimiz günlerde Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü olarak kimi demeçleri nedeniyle Ankara’da gözaltına alındı ve tutuklandı, şimdilerde hapiste..

  • O’nun hapiste değil, Anabilim Dalı’nın başında olması gerek.

Son derece nitelikli bir bilim insanı olarak Halk Sağlığı bilim alanlarında yan dal uzmanı olduğu Epidemiyoloji birikimini de kullanarak araştırma yapmalı, bilim üretmeli.. Öğrenci ve asistan yetiştirmeli.

  • Türkiye, Onur hocayı hapiste tutarak gerçekte kendini mahkum etmemeli ve ülkemizi bu seçkin bilim insanının hizmetlerinden yoksun bırakmamalı.

Onur hoca ayrıca TTB’nin 40 yıldır dirençle çıkarageldiği bilimsel hakemli saygın TOPLUM VE HEKİM dergimizin çok başarılı başeditörü idi. O’nun bu hizmeti de çok değerli ve vazgeçilmez.. Onur’a reva görülen ceza kişisel kalmıyor..

Prof. Dr. Onur Hamazaoğlu‘nun serbest bırakılması ve düşünce özgürlüğü kapsamındaki söz ve eylemleri nedeniyle suçlanmaması gerektiği inancındayız. Yine de aleyhinde dava açılacaksa, hiç olmazsa yargılamanın tutuksuz sürdürülmesini, kamu görevine iadesini bekliyoruz..

Sevgi ve saygı ile. 23 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Hekimler Şehir Hastaneleri Konusunda Kaygılı

Hekimler Şehir Hastaneleri Konusunda Kaygılı..

  • 19/02/2018, http://www.ato.org.tr/news/show/316 

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır…)

Kamu-Özel Ortaklığı modeli ile yaşama geçirilen Şehir Hastaneleri Türkiye genelinde teker teker tamamlanarak hizmet sunumuna başlıyor. Ankara özelinde ise yapımları devam eden Bilkent ve Etlik Şehir Hastanelerinden birinin içinde bulunduğumuz   yıl, öbürünün de  önümüzdeki yıl faaliyete geçeceğini biliyoruz.

Şehir Hastaneleri yüklenici firmalara bedelsiz tahsis edilen devlet arazileri, bu firmalara verilen hazine garantileri, işletme gelirleri ve 25 yıllık kira bedelleri ile çok kez gündeme geldi. Türkiye genelinde sağlık sunumunda ve halkın sağlığa erişiminde köklü değişikliklere yol açacağını da öngördüğümüz bu hastanelerde hekimlerin çalışma koşulları ve özlük haklarındaki olası değişiklikler bir bilinmeyen olarak karşımızda duruyor.

Ankara Tabip Odası olarak Şehir Hastaneleri sürecini hukuksal açıdan yakından izliyor ve meslektaşlarımızı bilgilendirmeye yönelik çeşitli araştırmalar yapıyoruz. Bu çalışmalardan biri de 22 Aralık 2017’de başlattığımız Şehir Hastaneleri Anketi oldu.

Üyelerimize gönderdiğimiz ve bilimsel olarak ölçtüğümüz bu anketin sonuçlarını paylaşmak isteriz. Ankette yöneltilen 7 soru, Ankara’nın farklı hastane ve sağlık kuruluşlarında görevli toplam 530 hekim tarafından yanıtlanmıştır.

Hekimlerin %73’ü şehir hastanelerinde çalışmak istemediklerini belirtirken, hekimlerin şehir hastaneleri konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıkları ezici bir çoğunlukla %96 oranında ortaya çıktı. Bunun yanında, hekimlerin %86’sı şehir hastaneleri ile ilgili bilgilendirme toplantısı yapılmasını talep ediyor.

Hekimlerin yarıdan fazlası özlük haklarında kayıp olacağını düşünürken, %64’ü ise iş yüklerinin artacağı fikrine sahip.

Şehir hastanelerine ulaşımın büyük zorluk yaratacağı endişesinin haklılığı hekimlerin bu soruya verdikleri %86 evet cevabıyla kanıtlanırken, hekimlerin %66’sı Şehir hastanesinde göreve başladıktan sonra, hastalara şu anda verilen hizmete kıyasla, daha nitelikli bir sağlık hizmeti verilemeyeceğini düşünüyor.

Şehir hastaneleri anketinin sonuçlarını incelemek için tıklayınız :
ATO’nun_hekimlere_SEHIR_HASTANELERI_Anketi

=============================================
Dostlar,

Biz de bu anketi yanıtlayan “kaygılı” hekimlerden biriyiz..
Hatta çooooooooooook kaygılıyız çooooooooooooook…
Sözde “kamu – özel ortaklığı / işbirliği” ile yürütülüyor bu proje..
Emperyalizmin küreselleştiği günümüzde, “yepyeni” (!) bir postmodern sömürü aracıdır!

Devletin bu hastanelerin binalarını yapacak parası yok – muş!
Bunca adaletsiz vergi alınıyor, VERGİMİZ NEREDE??? (2018 bütçesinde 599 milyar TL)
Hem maddi gücün yok bu 5 yıldızlı otel standardında hastaneleri yapmaya, hem kefil oluyorsun yerli – yabancı sermaye ortaklıklarının dış borcuna Kur garantisi bile vererek!
(SAĞLIK BAKANLIĞINCA KAMU ÖZEL İŞ BİRLİĞİ MODELİ İLE TESİS YAPTIRILMASI, YENİLENMESİ VE HİZMET ALINMASI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (6428 sayılı yasa; RG 28582, 09 Mart 2013)

Üstelik bu binalarda sağlık hizmetinden de çekiliyorsun büyük ölçüde; satın alacaksın..
SGK her yıl genel bütçe açığının yaklaşık yarısı düzeyinde açık verirken nasıl öder bu bedeli?

Yandaş yerli – yabancı sermaye ileriye dönük 25-30 yıl halkın sırtından zengin edilecek, halkımızın ise salt yaşayanları değil, çocukları – torunları bile iktidar eliyle sermayeye borçlandırılacak… Küreselleşen vahşi kapitalizm artık günü kurtarmakla yetinmiyor; sermaye birikimi ve maksimum kâr “tunç yasaları” nı geleceğe yayıp uzatıyor..

  • Gelişmekte olan ülkelerde başa getirdiği siyasal kadroları da bu acımasız, kalleş
    TALAN DÜZENİNE taşeron olarak memur ediyor!

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız : ŞEHİR HASTANELERİ TALANI

Uyan eyyyyyy necip millet, uyan artık bu ölümcül gaflet uykusundan…

Sevgi ve saygı ile. 23 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Tabip Odası Üyesi
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Ankara Tabip Odası : Hastanelerin kapatılmasına karşı hukuki mücadeleyi başlattık!

.Hastanelerin kapatılmasına karşı hukuki mücadeleyi başlattık!

Ankara Tabip Odası, Ankara İdare Mahkemesi’nde Bilkent Şehir Hastanesi açıldığında kapatılacağı belirtilen hastanelerin kapatılmaması için hukuki süreç başlattı.

Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla; Ankara Numune Hastanesi, Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi, Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı ve Çocuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Ankara (Dışkapı) Çocuk Sağlığı Hematoloji ve Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin kapatılacağı açıklandı. Yaptıkları çalışmalarla şehir hastanelerinin sağlık hizmetlerine, kentin yapısına, kamu maliyesine vereceği zararlara dikkat çeken Ankara Tabip Odası, kamu kurumu niteliğinde meslek örgütü olma sorumluluğuyla 21 Şubat 2018 günü Ankara İdare Mahkemesi’nde altı hastanenin kapatılması kararına karşı yürütmeyi durdurma talebini de içeren bir dava açtı.

Konuyla ilgili Ankara Tabip Odası’nda 21 Şubat Çarşamba günü yapılan basın toplantısına Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Vedat Bulut, Genel Sekreter Dr. Mine Önal ve Yönetim Kurulu üyesi Dr. Zafer Çelik ile “Hastanemizi Kapattırmayacağız” platformundan CHP Altındağ İlçe, EMEP, SES, Mimarlar Odası Ankara Şube, TMMOB İKK, İnşaat Mühendisleri Odası, Halkevleri ve Tüketici Hakları Derneği temsilcisi katıldı.

Açıklamayı okuyan Dr. Mine Önal hukuki sürecin başladığını belirterek “Hastanelerimizi Kapatmayın, Koruyun, Geliştirin” sözleriyle yetkilileri göreve çağırdı.

Açıklamanın tam metni şöyle :
21/02/2018i, http://www.ato.org.tr/news/show/317

(AS: Bizim katkımız yazınun altındadır..)

“Hastanelerimizi Kapatmayın, Koruyun, Geliştirin”

Ankara Tabip Odası bugün Ankara İdare Mahkemesi’nde Bilkent Şehir Hastanesi açıldığında kapatılacağı belirtilen hastanelerin kapatılmaması için hukuki süreç başlattı. Uzun süredir sürdürdüğümüz mücadeleye hukuki mücadeleyi de ekledi. Süreci özetleyelim.

Ankara’da yapımı süren iki şehir hastanesi var. Bilkent ve Etlik Şehir Hastaneleri.

Şehir Hastaneleri konusunda çok çalışma yaptık, yazdık, söyledik. Çekincelerimizi, sağlık hizmetlerine, kentin yapısına, kamu maliyesine vereceği zararları anlattık. Yurt dışı örneklerini inceledik, yaşanan sorunları belirledik, TBMM’de anlattık, siyasi partilere anlattık, kamu otoritelerine anlattık. Geldiğimiz noktada Sağlık Bakanlığı’nın resmi açıklamalarına göre Bilkent Şehir Hastanesi 2018, Etlik Şehir Hastanesi 2019 yılında açılacak.

Bu süreçlerde en çok sıkıntı yaşadığımız konulardan biri şeffaf davranılmaması. 2017 yılında şehir hastanesi açılan illerden gördüğümüz, daha önceden de vurguladığımız gibi şehir hastaneleri açılırken o ilde bulunan mevcut devlet hastaneleri kapatılıyor. Ankara’da önümüzdeki aylarda açılacak olan Bilkent Şehir Hastanesi için kapatılacak hastanelerin hangileri olduğunu ancak Sağlık Bakanlığı’nın web sayfasına konan bir haberle öğrenebildik.

Kapatılacağı Açıklanan Kamu Hastanelerinin her biri bu ülkenin paha biçilmez değeri

Kapatılacağı açıklanan hastaneler hakkında söylenecek çok şey var, ancak açıklamamız kapsamında birkaç hatırlatma yapalım. Bilindiği gibi bu hastaneler kuruluşları itibariyle birer kamu hastanesi, diğer bir ifadeyle devlet hastanesidir. Kamu hastanesi demek bu ülkeye ait, bu ülkenin ortak malı ve yurttaşların yararını önceleyen kurumlar demektir. Buralar kuruluşlarını takiben vergilerle finanse edilen, ücretsiz hizmetin öncelendiği, çalışanlarının da birer kamu çalışanı olduğu şifa merkezleriydi. Yıllar içinde bu özelliklerini hükümetler yıkmak için çok uğraşsa da direndiler, dayandılar. Şimdi ise şifa merkezi değil alışveriş merkezi kılıklı, özel kişi veya holdinglere peş keş çekilen bir “anlayışla” buralar terk edilecek, çalışanları giderek kamu çalışanı olmaktan çıkarılacak. Oysa bu kurumlar kimi eksiklikleri de olsa Cumhuriyet’in halkçı anlayışının birer örneği olan kurumlar. Örneğin Ankara Numune Hastanesi. Ankara’nın en eski ve başlı başına simge hastanesi. Cumhuriyet dönemindeki sağlık atılımlarının sembollerinden biri. Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi. Sadece Ankara değil, tüm Türkiye’den hastalarımızın belli ihtisas alanlarında üst düzey sağlık hizmeti aldığı çok köklü bir hastane. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı ve Çocuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi.. Nam-ı diğer Büyük Doğumevi, Cebeci Doğumevi. Türkiye’de kadın sağlığı alanında kendini ispat etmiş en önemli hastanelerimizden, başlı başına bir değer, Ankaralıların çoğu burada doğuyor, kadınlar şifa buluyor. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Daha açılalı 13 yıl oldu, verdiği üst düzey sağlık hizmeti ile kendini ispat etti. Üstelik zaten şehir hastanesinin yapıldığı yerde bulunan bu modern hastane yerle bir edilecek. Ankara (Altındağ) Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen, çoğu hastanenin kabul etmeye çekindiği en zor durumdaki rehabilitasyon hastaları burada sağlık hizmeti aldı, almaya devam ediyor. Ankara (Dışkapı) Çocuk Sağlığı Hematoloji ve Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Çocuk sağlığı alanında başlı başına bir sembol. En zorlu hastalıklarla mücadele eden çocuklarımıza şifa dağıtan bir merkez.

Saydığımız hastanelerin tümü üst düzey, 3. Basamak sağlık hizmeti veriyor. Hepsi eğitim ve araştırma hastanesi, geleceğin doktorlarını yetiştirdi, buralardan eğitim alan pek çok hekim değişik üniversitelerde hoca oldu, bilim üretti, öğrenci yetiştirdi, yetiştirmeye de devam ediyor.

Bu hastanelerin her biri bu ülkenin paha biçilmez değeri. Bunların kapatılmasına yürek dayanmaz, vicdan kabul etmez. Halkın sağlık hakkına ağır bir darbe olduğu ise kuşku götürmez.

Hekimler Şehir Hastaneleri konusunda az bilgiye sahip ve kaygılı

Bu hastanelerde bilgilendirme toplantısı yapılmadı, hekimler dahil planlamaların ne olduğunu, sağlık çalışanlarının nasıl çalışmasının planlandığını bilmiyoruz. Ankara Tabip Odası olarak yapmış olduğumuz ve daha önce basınla paylaştığımız bir anket çalışması ile hekimlerin Şehir Hastaneleri konusunda ne denli az bilgiye sahip olduğunu, ne kadar kaygılı olduğunu göstermiş olduk.

Bilkent Şehir Hastanesi’ne sorunsuz erişim için 13 şeritli yol yapmak gerekiyor!

Öte yandan Bilkent şehir hastanesine kolay erişimin mümkün olamayacağını bilimsel çalışmalarla ortaya koyduk. Hastaneye sorunsuz erişim için 13 şeritli yol yapmak gerekiyor! Hastaneye yol yapılacağı gerekçesiyle geçtiğimiz eylül ayında ODTÜ’de büyük bir orman katliamı yapıldığını biliyorsunuz. Bilkent’te hastanenin yapıldığı bölgeye taşınan Sağlık Bakanlığı Merkez Teşkilatı çalışanları şu anda bile, hastane açılmadığı durumda bile, bu bölgeye erişemediklerini, sabahları 1,5 saatlerinin yolda geçtiğini ifade ediyorlar.

İnşaatı yapan şirket günde 100 000 kişinin hastaneye giriş çıkış yapmasının beklendiğini ifade ediyor. Bu koşullarda hastalarımızın ve sağlık çalışanlarının yaşamları alt üst olmadan buraya ulaşmaları, konforlu sağlık hizmeti almaları ve vermeleri olanaklı değil. Ankara’nın neredeyse her yerinden bir otobüs ya da dolmuşla ulaşılabilen yerlerdeki köklü hastanelerimizin kapatılması, hastalarımızın AVM benzeri yeni dev kampüslere gitmeye zorlanmaları kabul edilemez. Burada bir kamu yararı olmadığı çok açıktır.

Ankara Tabip Odası meslek örgütü olma sorumluluğuyla dava açtı

Ankara Tabip Odası halkın sağlığını ve hekimlerin, sağlık çalışanlarının haklarını korumakla görevli kamu kurumu niteliğinde meslek örgütü olma sorumluluğuyla bugün Ankara İdare Mahkemesi’nde sayılan altı hastanenin kapatılması kararına karşı yürütmeyi durdurma istemini de içeren bir dava açmıştır.

Ankaralılar, Ankara’daki emek ve meslek örgütleri, siyasi partiler, dernekler, örgütlü halk kesimleri sağlık hakları adına mevcut hastanelerin kapatılmaması için bir araya gelmiş ve “Hastanelerimizi Kapatmayın” Platformu kurmuşlardır. Halkı bilgilendirme çalışmalarının yanında yetkilileri göreve çağıran, hastanelerine sahip çıkan imza kampanyası yürütmektedirler.

Mersinliler’in %80,9’u “İki devlet hastanesi kapatılmasaydı”

Burada önemli bir veriyi paylaşmak yerinde olacaktır. Mersin Şehir Hastanesi bir yılını doldurdu. Mersin Şehir Hastanesi için Kent merkezindeki Mersin Devlet Hastanesi ile Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi kapatıldı. Birinci yılda Mersin Tabip Odası Mersinlilere “şehir hastanesi yapılmadan önce size sorulsaydı kararınız ne olurdu?” sorusunu yöneltti, yurttaşların %80,9’u kapatılan iki devlet hastanesinin kapatılmamasını, ek devlet hastaneleri yapılmasını tercih edeceklerini belirttiler. Yine çarpıcı bir veri: Henüz şehir hastanesine gitmeyen Mersinliler “ihtiyaç duymaları halinde hangi hastaneyi tercih edecekleri” sorusunu yanıtlarken sadece %3,7 oranında şehir hastanesini tercih edeceklerini, çoğu (%45,5) kent merkezinde kalan tek devlet hastanesi olan Toros Devlet Hastanesi’ni tercih edeceklerini bildirdi.

Gerçekler ortada! Geç olmadan yargıyı ve yetkilileri göreve çağırıyoruz. Mevcut çok değerli hastanelerimizi kapatmayın, onları koruyup geliştirin, yeni açılacak hastanelerle birlikte iş yüklerinin azalmasını ve daha rahat sağlık hizmeti vermelerini sağlayın.

Yurttaşlarımızın aldığı sağlık hizmetini zorlaştırmayın, kolaylaştırın.

Ankara Tabip Odası
=======================================
Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası‘nın bu açıklamasını ve çabasını bütünüyle destekliyoruz. Doğru ve yerinde buluyoruz.

  • İktidar, bir yandan yerli – yabancı sermayeye ulusal kaynaklarımızı peş keş çekererek rant aktarmak zorunda; bir yandan da siyasal maliyeti dikkate alarak oy hesabı yapmak arasında sıkışmış durumda.

Halkımızın etkili – örgütlü muhalefeti çok işle yarayabilir. Daha önce de birkaç girişimini bu nedenlerle AKP geri çekmek zorunda kalmıştı. Örn. 10 haftayı geçmeyen gebeliklerin çiftlerin istemi ile sonlandırılması yasal hakkını (2827 sayılı Yasa ile) geri alamamıştı.

Bir de babaları – dedeleri yaşında insan müsvettelerince kirletilen kız çocuklarının ırz düşmanı sapık bu kişilerle evlendirilerek suçun – istismarın örtülmesi utancına halkımız izin vermedi.. Bu kez de başarabiliriz..

  • Görünür maliyet 30 milyar Doları aşıyor.. Çırılçıplak gerçeği söyleyelim           :

    ŞEHİR HASTANELERİ AKP tarihinin en büyük talanıdır; açıkça kapitülasyondur!

Oysa Lozan’da tüm kapitülasyonları büyük mücadele ile yırtıp atmıştık..

Ayrıntılar için lütfen tıklayınız : ŞEHİR HASTANELERİ TALANI

Sevgi ve saygı ile. 23 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Tabip Odası Üyesi
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com