Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalananATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi  profsaltik@gmail.com   https://www.facebook.com/profsaltik,
twitter : @profsaltik   CV_Ahmet_SALTIK_web

    Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır..

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu, Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük “.. sen bittin…” içerikli alaycı, aşağılayıcı, tehdit kokan… sözleri nedeniyle esefle kınıyoruz. O’nun yerine biz utanıyoruz.. Yazıklar olsun.. Özür dilemeye ve sözlerini geri almaya çağırıyoruz.. Erdoğan’ı – Başbakanı bu Bakanı uyarmaya, görevden almaya  çağırıyoruz. Demokratik geleneklere, hukuka, edebe yakışmıyor. Toplumda gerilim – düşmanlık tohumluyor. Utandırıcı! Hem de çoook utandırıcı.. Ayıp!
*********
Siyonizmin ve maşalarının son Kudüs girişimi, tasarlanmış bir misyondur..

Bu misyon, Ortadoğu’da “sürekli istikrarsızlık” tır (de-stabilizasyon). Oyun öylesine görünür oynanmaktadır ki; 2011 ilkyazında Suriye’nin bölünmesinde Türkiye neredeyse Batı emperyalizmi adına gönüllü taşeronluk üstlenmiş, gırtlağına dek batağa – kana saplandığını geç de olsa ayrımsayınca bu kez 180 derece dönüşle tersine politikalar izlemek zorunda kalmıştır. Bereket Devlet aklı, siyasal iktidarı doğal sağkalım (beka) refleksi ile yoluna sokmuştur.
(Musa Kart, Cumhuriyet, 08.12.2017)

********
Son günlerde “birden bire” hikmetli biçimde (!) Atatürk’e sahip çıkmaya başlayan AKP’li CB Erdoğan, Atatürk’ün en büyük armağanlarından olan Lozan Andlaşmasını tartışmaya açarak çok büyük gaf yapıyor. Ayrıca Çipras’ın “Kıbrıs’ta 43 yıldır işgal var.” tuzak sözlerine oltaya takılırcasına “Çözelim o zaman” diyerek açıkça işgal savını kabul ediyor! Olacak şey değil! Kıbrıs’ta 1974’ten beri BARIŞ var. Asıl suçlu, ENOSİS (Kıbrıs’ı Yunanistan’a katma) planını bir darbe ile gerçekleştir-meye çalışan ve Ada Türklerine soykırım başlatan Rumlar! Türkiye, uluslararası hukuk kapsamında Londra ve Zürih Andlaşmalarından kaynaklanan garantör ülke statüsü haklarını kullanarak Kıbrıs’ta kanlı darbeyi önlemiştir. Ülkemiz asla işgalci değildir, meşru bir girişimde bulunmuştur. Erdoğan’ın bu gibi söz ve davranışları açıkça ulusal çıkarlarımıza ağır hasar vermektedir. Bu durum kabul edilemez ve sürdürülemez. Bir biçimde, Erdoğan’ın bu sorumsuz ve anayasaya aykırı politikalarının durdurulması gerek. Anamuhalefet gerekli uyarıyı hemen yapmalıdır. TBMM devreye girmelidir. Başbakan artık susmayıp konuşmalıdır. Aklı başında sağduyulu – vicdanlı AKP’li vekiller nerelerdesiniz?? Türkiye artık Erdoğan’ı kaldıramayacak biçimde çıkmaza sürüklenmiştir.
SOS! SOS! SOS!
*****


ŞEHİR HASTANELERİ TALANI
konulu. Görsel konferansımızın yansılarını izlemek için tıklayın: http://ahmetsaltik.net/2017/11/01/sehir-hastaneleri-talani-konferansimiz/
*****
Sayın Deniz Baykal’a içten şifa diliyoruz.
Al
manya’da FTR sağaltımının yararlı olmasını dileriz.
*****
Nuriye Gülmen Ölüm Orucunun 269’uncu gününde serbest. Şimdi; HEMEN İŞİNE İADE! Yargılama sürdürülecekse tutuksuz olarak ve somut kanıta dayalı olarak. 34 kg yitiren ve ölüm dahil ciddi sağlık riskleri olan bu insanın etkin sağaltımı gerek. Öncelikle açlık grevini bitirmesi için hemen İŞİNE İADE… Semih’in de.. Haydi AKP, Haydi Başbakan!
****
Ankara Konur Sokak’ta İnsanlık Anıtı çevresinde sürdürülen abartılı polis önlemleri bizi üzüyor. Türkiye’nin saygınlığına ciddi gölge düşürüyor. Yersiz, tuhaf, hatta komik.. lütfen ölçülü olalım. Ama Ankara Valiliği, hemen her türlü eylem yasağını OHAL gerekçesiyle uzatıyor!??

    

69 kurumdaki taşeron işçisine kadro yok

50 BİN KİŞİYE KÖTÜ HABER

Türk-İş Konfederasyonu kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamı dışında kalan ve aralarında ÇAYKUR, TCDD, TTK, TPAO’nun bulunduğu 69 kurumda çalışan yaklaşık 50 bin taşeron işçisi kadroya alınmayacak. Bu kurumlarda çalışan taşeron işçilerinin çoğunun Türk-İş’e bağlı sendikalara üye olması gözlerden kaçmadı. (AYDINLIK internet sitesi, 14.12.17).

– Oysa Erdoğan tüm taşeron işçilerinin kadroya alınacağını söylemişti???
*****
Salt Cumhuriyet‘ten 4 gazeteci hala tutuklu yargılanıyor. Durum ürkünç! Devr-i AKP’de 170’i aşkın gazeteci mesleğini değil casusuluk, muhalefet.. vs. yapıyor nedense!? 411 gün oldu. Zarrab AKP’li Bakanlara on milyonlarca € rüşvet dağıtırken kahramandı ve madalya verilmişti. ABD mahkemesinde yaptıklarını anlatınca hain ve casus oldu AKP’ye göre!? 7. günde itiraflar sürüyor.. Sarraf, doğrudan sorgusunda Bunlar Çağlayan’a ödenen paralardıdiyerek komisyon aldığını iddia ettiği belgeleri gösterdi. (Cumhuriyet 08.12.17)

Sevgi ve saygı ile. 15.12.2017
Dr. Ahmet SALTIK

Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net 

Basinizin_ustune_getireceginiz_kisinin_Kanindaki_oz_mayaya

Sitemizde yer alan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi :
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET

 

78 Yaşındaki Çiftçiden 2 bin fotoğrafla Atatürk Evi

 

23. TIPTA UZMANLIK KURULTAYI SONRASI..

23. TIPTA UZMANLIK KURULTAYI SONRASI..

Dostlar,

09 12.17 günü AÜTF (Ankara Üniv. Tıp Fak.) salonlarında düzenlenen bu kurultaya Uzmanlık Derneğimiz HASUDER (Halk Sağlığı Uzmanları Derneği) adına görevli olarak katıldık. Toplantının duyurusunu sitemizde toplantı öncesinde paylaşmıştık (http://ahmetsaltik.net/2017/12/08/xxiii-tipta-uzmanlik-egitimi-kurultayi/).
Ülkemizin değişik yörelerinden gelen 140 katılımcı gün boyu sorunları tartıştı ve çözümler ürettiler. Sunuş konuşmalarının ardından TTB (Türk Tabipleri Birliği) Merkez Konseyi Başkanı Sn. Prof. Dr. Raşit Tükel  kapsamlı bir sunum yaptı Türkiye Tıp Ortamına ilişkin. Başlık şöyle idi :

Oldukça kapsamlı olan (87 yansı, 3.4 MB) bu sunuyu izlemek için üzerinde tıklayınız.

Ardından program gereği çalışma kümeleri ayrılarak raporlarını hazırladılar ve öğleden sonra bu raporlar teker teker sunuldu, tartışıldı, sonuç bildirgesi metni oluşturuldu. O arada Ankara Üniv. Siyasal Bilgiler Fakültesinden İdare Hukuku Uzmanı Sn. Prof. Dr. Onur Karahanoğulları’nın Sağlık Bilimleri Üniversitesi konulu değerlendirmesini dinledik. Onur hoca Mülkiye yıllarımızdan dostumuzdur, her zamanki gibi yüksek hukuk muhakemesi gücü ve derin hukuk bilgisi ile bu “ucube” sorunu irdeledi. Yöntem olarak ise katılımcılardan soru aldı ve o o sorular üzerinden yürüttü sunumunu.

Türk Radyoloji Derneğinden Radyolog Dr. Muzaffer Başak İstanbul’dan gelmişti ve çarpıcı bilgiler paylaştı. Örn. MR çekiminin OECD ortalamasının bin hasta başına 55 iken Türkiye’de  147 olduğunu vurguladı.

Şehir Hastanelerinin Sağlık Çalışanlarına Etkisi” başlıklı sunuyu HÜTF Halk Sağlığı AbD’ndan sevgili Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz’dan dinledik.

Sonuç bildirisinin ilgili web sitesinde henüz yayınlanmadığını görüyoruz.
Bu bildiriyi sitemizde paylaşacak ve değerlendireceğiz.
Çalışma alt kümelerinde ve genel toplantıda sunduğumuz katkıları da paylaşacağız.
Bize görev vererek onurlandıran Uzmanlık Derneğimiz HASUDER’e raporumuzu sunacağız.

Sevgi ve saygı ile. 14 Aralık 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

 

 

9. Tıpta Uygulama Hataları (MALPRAKTİS) Kurultayı

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden
9. Tıpta Uygulama Hataları (MALPRAKTİS) Kurultayı

Bu toplantıları 9. kez sebatla gerçekleştiren başta sevgili dostumuz Ankara Üniv. Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Yaşar Bilge ve aynı fakültemizden genel cerrahi uzmanı dostumuz Prof. Dr. Ethem Geçim hocamıza ve emek verenlere teşekkür ederiz.
(Bu kurultaylardan 2’sinde biz de konuşmacı olmuştuk…)

Tıpta uygulama hataları (Malpraktis!), yaşamın en nazik alanlarından biri.
Hem başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanları hem de sağlık hizmeti kullanıcıları taraf.
Yargıya yansımış çok sayıda dava var.. Hatta AİHM önünde Türkiye’den 60 dolayında sağlık davası görülüyor.. Türkiye’nin ceza aldığı davalar da oluyor AİHM’de.

Sağlık çalışanlarına yasa ile tıbbi malpraktis sigortası zorunlu. Yüzbinlerce sağlık çalışanının sigorta primleri üzerinden muazzam bir risk pazarı var. Üstelik genel olarak Türkiye sigortacılık sektörünün 3/4’ü yabancı sermaye elinde!

Bir yandan sağlık hizmeti – malları (başta ilaç!) tüketimi sağlık çalışanlarına performans ücreti aracılığıyla kışkırtılırken bir yandan kurulu kapasite sınırlılığı, hak sahibi iken  “müşterileştirilen” ama olup bitenin ayrımına varamayan yurttaşları çileden çıkarıyor ve çekip döner bıçağını – palasını – piştovunu; vuruyor hekimi, hemşireyi, ebeyi.. Küresel – yerli sermaye ortakları ve maşaları siyasal iktidarlar ise el oğuşturarak seyrediyor.

Bir yandan da hekim ve öbür sağlık çalışanlarının sayıları hesapsız – kitapsız artırılıyor. Hekim sayısı 150 bine dayandı. Bu yıl 14 bine yakın yeni tıp öğrencisi kaydedildi 90 tıp fakültesine! Tıp fakültesi sayımız İngiltere’yi 2’ye katlıyor. Doğallıkla “nitelikli hekim” yetiştirme giderek olanaksızlaşıyor..

Emperyalizm bozarken de kazanıyor, sözde onarırken de! Her durumda win, win, win! İnsanları birbirine kırdırırken.. Sağlık sektöründe hastalarla – sağlıkçıları düşmanlaştırarak ve de sürece bu kez kuklası hükümetlere yasa ile zorunlu malpraktis sigortası kurdurarak. Sorun yakıcıdır ve kitlelerin gerçekleri öğrenmesi için örgütlü önderlikle aşılabilir..

Sevgi ve saygı ile. 13 Aralık 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Lozan’ın anlamı

Lozan’ın anlamı

Emre Kongar
(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
AKP iktidarının, Sarraf Mahkemesi ve Man Adası tartışmalarını geriye itmek için başlattığı tartışmanın konusu olan Lozan Antlaşması’yla yeni bir devlet kurulmuştu: 
Birinci Dünya Savaşı’nda mağlup olan Osmanlı İmparatorluğu yerine, İstiklal Savaşı’nı kazanan Türkiye Cumhuriyeti. 
Lozan bir zafer antlaşmasıdır!
***
1920’li yıllarda Anadolu’nun nüfusu 11-12 milyon kadardı; yani bugünkü İstanbul’un nüfusundan daha az. 
Bu nüfusun yüzde onu okuma yazma biliyordu, yaklaşık bir milyon kişi; onların da yarısı ancak adını yazabiliyordu. 
Hemen herkes hastaydı: Trahom, verem ve sıtma. (AS : Cüzzam ve Frengi!)
Tüm nüfus, uzun süren savaşların sonunda zaten yorgun, bezgin, aç ve hastaydı.
(AS: Erkekler savaşta kırılmıştı..)  

İşte bir Din/Tarım Toplumu’nu 15 yıl içinde bir Kentsel/Endüstriyel Toplum olma eşiğine getiren, yirminci yüzyılın en çarpıcı siyasal ve kültürel atılımı, böyle bir nüfusla gerçekleştirilmiştir! (AS: Batılı emperyalistlerin diliyle KILIÇ ARTIĞI!)
***
Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları büyük devletler tarafından cetvelle harita üzerinde çizilmedi:
Yüz binlerin kan ve gözyaşı ile yoğrulmuş savaşlar sonunda belirlendi. 

1) Sadece İstanbul’u, Trakya’yı ve Anadolu’yu işgal eden galip devletlerin silahlı kuvvetlerine, İngiliz, Fransız, İtalyan ordularına karşı değil… 
2) Batı’dan saldıran taze Yunanistan ordularına karşı… 
3) Doğu’dan gelen taze Ermenistan ordularına karşı… 
4) İçteki Halife taraftarlarının isyanlarına karşı… 
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, “ölümüne verilen” bir mücadele ile çizildi bu sınırlar.
***
Çok kişinin aşırı milliyetçi, şovenist duygularını gıcıklayan bu saldırılar,
yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni ırkçı, faşist bir diktatörlüğe yöneltmedi: 

Tam tersine, yeni Cumhuriyet, ırk, din, dil, mezhep farkı gözetmeksinizbu sınırları çizen,
bu devleti kuran halka Türk
 halkı denir” anlayışıyla, siyasal bilince ve bireysel tercihe dayalı bir vatandaşlık kavramı üzerinde yükselen “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” olmayı hedefledi.
***

  • Lozan, Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalananlar arasında devam eden
    tek barış antlaşmasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, Birinci Dünya Savaşından bugüne kadar varlığını, gelişerek sürdürmüştür. 
Bu Cumhuriyet’in hedeflediği Demokrasi ve İnsan Haklarının, bütün farklılık ve çatışmaların panzehiri olduğunu unutmayalım. 
Farklılıklarımızı koruyarak bir arada yaşamanın, gelişmenin nimetlerinden,
bu toprakların güzelliklerinden eşit ve adil bir biçimde yararlanmanın yollarını arayalım. Siyaseti, gerilim, kavga, kin ve intikam üzerine kurmayalım. 

Birbirimize, haksız ve adaletsiz bir biçimde, ayrımcı bir vicdanla bakmayalım. 
İnsanları haksız, hukuksuz ve adaletsiz muamelelere tabi tutmayalım;vicdanlarımızda
ve özellikle de adalet
 mekanizmasında yargısız infazlar yapmayalım… 

Cumhuriyetimizi, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak geliştirmeye çalışalım: 

  • DİREN İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ!

==================================================
Dostlar,

LOZAN ANDLAŞMASI’nın ANLAMI ve
AKP = ERDOĞAN’ın DERİN AÇMAZI

Üstad Emre Kongar’ın sözünün üstüne söz söyleme olanağı var mı??
Metinde 2-3 yerde ayraç içinde not düştük..
Lozan’ın böylesine derin bilinçsiz – bilgisiz – sorumsuz ve bu halkın verdiği şehitlerin, gazilerin, dökülen kanların hürmetsiz biçimde ağza alınmasını asla içimize sindiremiyoruz..
Türkiye bu tabloyu, böylesine yöneticileri hak etmiyor..
Yunan Cumhurbaşkanı ve uluslararası hukuk profesörü Pavlopulos adeta ders verdi sözleriyle. Uluslararası Andlaşmalar için Erdoğan’ın bilinçsizce önerdiği böylesine bir yol – yöntem olmadığını açıkladı. 43 yaşındaki genç Başbakan Çipras da..  Erdoğan ise “..siyaset hukukunda var böyle bir şey, yaparız biz..” anlamında karşılık verdi. Anımsatmaya gerek var mı, böyle bir hukuk dalı yok! Konuya ilişkin normlar Uluslararası / Milletlerarası Hukuk dalınca konuyor.

Mülkiye de okumuş olma yetkisiyle not düşelim ki; bu tür Andlaşmaların / metinlerin altına ancak “ek maddeler” konabilir. Özgün metne dokunulamaz. ABD Anayasası tipik bir örnektir. 1776’lara uzanan bu çekirdek Anayasa salt 7 (yedi!) maddedir ve Amerikan halkınca adeta kutsanmaktadır. 240 yılı aşkın süredir bu maddelere dokunul(a)mamıştır. Gereksinim duyulan içerikler madde olarak da değil “ammendment” (düzeltme) sıfatıyla eklenmiştir, o kadar.

Anayasada Cumhurbaşkanı’nın tek başına yaptığı işlemlerden sorumlu olmadığı kurala bağlanıyor.. (md. 125/1 ve 2). Ancak yaşanan pratik, bu madde ile ilgili sorunlar yaratıyor. Anayasa koyucu Erdoğan gibi “atipik” cumhurbaşkanlarını elbette hesaba katamazdı. Ne var ki bu hukuksal – anayasal bağışıklık Türkiye için son yıllarda ağır faturalara neden oluyor.  Erdoğan’ın Lozan Andaşması hakkındaki bu sözleri Dışişleri bürokrasisince hazırlandı ise bu kişiler için yasal sorumluluk doğabilir. Bu durumda o talihsiz ve asla kabul edilemeyecek ağır gaf niteliğindeki sözlerin oluşturduğu “idari eylem”de Cumhurbaşkanı “tek başına” değildir ve hazırlık işlemi kendisi dışında yapıldığından sorun Yönetsel (İdari) Yargıya taşınabilir. Nitekim önceki yıllarda Rektör atamalarında Erdoğan’ın, YÖK’ün sunduğu 3 aday içinden dilediği bir adı Rektör atama işlemi benzer gerekçeyle Danıştay’a taşınmış ve yüksek yargı başvuruyu kabul etmişti. Sorunun hukukçular ve kamu yöneticilerince tartışılması yerinde olacaktır.

Bu gibi sorunların aşılması için Anayasa’nın anılan maddesinde Cumhurbaşkanının anayasal sorumsuzluğu nedeniyle, “tek başına” yapabilecekleri dışında bırakılan işlemlerde ilgili Bakan – Başbakan’ın imzası koşul tutularak onlar sorumlu tutulmuştur. Kimi ülkelerde ise Devlet Başkanlığı Konseyi biçiminde bir yapılanma ile kritik kararlar bu kurula bırakılmıştır.

Erdoğan, fiilen (de facto) tek adamdır ve henüz “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” denen yeryüzünde örneği olmayan ucube – uyduruk – zorlama rejim 3 Kasım 2019 seçimleri yapılmamış olduğundan yürürlüğe girmemiş olmakla birlikte, TEK ADAM yönetimi sergilemekte ve ülkeyi tek başına demir yumrukla, son 1,5 yıldır da resmen OHAL dayatmasıyla totaliter bir rejime sürüklemektedir, sürüklemiştir. Zaten açıkça itiraf edilmiştir Anayasa dışına çıkıldığı ve Anayasa’nın yaratılan fiili duruma uydurulması = anayasayı fiilen çiğneme suçunun işlendiğinin itirafı ve fakat yasallaştırılması AKP tarafından ülkeye dayatılmıştır. Dönemin İçişleri Bakanı Efgan Ala, TBMM kürsüsünde elini vargücüyle kürsüye vururken, avazı çıktığınca da “Tanımıyoruz bu anayasayı!” diye haykırmıştı.. (03 Mart 2015, TBMM)

16 Nisan 2017 Anayasa değişiklikleriyle; böyle giderse 3 Kasım 2019 sonrasında
AKP = Erdoğan hala ülkenin başında olursa, çok daha katı – sekter, Erdoğan’ın kendi deyimiyle “astığın astık kestiğin kestik” bir eğik düzleme ülkemiz sürüklenmiş olacaktır.
Erdoğan Başbakan iken, 23 Nisan 2010’da simgesel olarak makamına oturttuğu kız çocuğuna
bu sözleri söyleyebilmişti..

Lozan görüşmelerinde Başdelegemiz ve Dışişleri Bakanımız İsmet Paşa‘nın yakın hukuk danışmanı aile büyüğümüz Prof. Dr. Veli Saltık‘ın kulakları çınlasın. Lozan Andlaşması bu bağlamda bizim için ayrı bir önem ve değer taşımakta.

Nezihe Araz’ın aktardığına göre İsmet Paşa Lozan’dan Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı bir mektupta;

  • Velinimetim efendim, beni görseniz tanıyamayacaksınız. Birkaç ayda saçlarım bembeyaz oldu.. Hasretle ellerinizden öperim. / İsmet

diye yazmıştı.

Siyaset çooooooooook gergin, gerçekte AKP = RTE tarafından bilerek ge-ri-li-yor..
Kamuoyunun dikkatini dağıtmak ve asıl sorunlardan uzaklaştırmak zorunda AKP = RTE
Son bir hafta – 10 günde ne çok yapay “gündem tohumu” saçıldı topluma değil mi?

2018 Bütçe görüşmelerinde AKP tarafından özellikle izlenen gerilim politikası da
aynı bağlamda.

AKP = RTE‘nin derdi 1 değil ki… Bin dert ile boğuşmaktalar ve ipler giderek el ve ayaklarına dolaşmakta. Dillerine de… Bakışlarına da.. Yüz ifadelerine de… Beden dillerine ve duruşlarına da.. Beyinlerine, akıllarına, sağduyularına, sabır ve belagatlarına…. da! Güliver’in cüceleri pek hünerli.. Üstelik ülke dışından da “epey çelme” gelmekte..

Ne var ki; ne Lozan, ne Kudüs, ne %11 büyüme masalı kurtuluş değil..

  • AKP = RTE uzatmaları oynamakta..

Yolun sonu görünüyor.. Erken seçim?? Orada da denklemler çoook karmaşık ve çoook bilinmeyenli.. En azından Anayasa md. 67 ciddi zorluk çıkarıyor : Seçim yasalarında yapılacak değişiklikler en az 1 yıl sonra yapılacak seçimlerde uygulanabiliyor. AKP bu noktada bağlanmak istemiyor; erken seçim zorunlu duruma gelirse ne yapacak??

Kongar hocamız gibi bağlayalaım :

  • DİREN İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ!

Sevgi ve saygı ile. 12 Aralık 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com