Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalananATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi  profsaltik@gmail.com   https://www.facebook.com/profsaltik,
twitter : @profsaltik    CV_Ahmet_SALTIK_web

Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır..

DİNCİ – KİNCİ NESİLLER YETİŞTİRECEK EĞİTİMİ HALKIMIZ REDDECEKTİR!

başlıklı yazımızı okumak için lütfen üstünde tıklayınız..
*****
NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI YİTİRİYORUZ!!!

Ölüm orucunun 168. gününde (23.08.2017) sağlık durumları kritik eşiği aşan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ölümün soğuk kıyısında! 5 ay 18 gün bitti ölüm orucunda!

Hemen işe iade edin. Yargılama tutuksuz sürsün. Ölmesin, engelli kalmasın, yaşasınlar.
2 masum insan ölmeden, kalıcı engelli olmadan ACİL BARIŞÇI GİRİŞİM istiyoruz iktidardan. Aksi halde kaçınılmaz sondan kesin sorumlu olacaktır. (16.6.2017)
Durum çok ACİL!
Saatler bile önemli! Bu 2 masum genç ölürse gerçek katili kim olacak, belli! Çare;
HEMEN İŞE İADE, HEMEN!
Zaten başlayamazlar.. Aylarca sağaltım zorunlu. Ayrıntıları ve ağır-kritik tıbbi durumu okumak için aşağıdaki 4 yazıyı tıklayın lütfen..
AÇLIK GREVLERİ ÜSTÜNE.. 
NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI YİTİRİYORUZ!!!
Gülmen ve Özakça’nın son durumu: Kalp yetmezliği başladı!
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız : Uyarı üstüne uyarı… Dünya ‘DUR’ diyor. 

Tuğrul Türkeş’in MİT TIR’larının silahlarının Bayırbucak Türkmelerine gitmediğine ilişkin yeminli TV kaydı.. (3,5 dk.). İzlemek için lütfen tıklayınız.. CNN Türk, 21.11.2015,

“MİT TIR’ları AKP’nin elinde patlamıştır.”

MHP Gn. Bşk. Bahçeli’nin Bayburt konuşmasını izlemek için tıklayınız (3 dk. dan kısa). 30 Mayıs 2015, https://youtu.be/XdQJSz4mzbs

Erdoğan, Davutoğlu, Arnç, Hüseyin Çelik, Bekir Bozdağ, Sadullah Ergin… FETÖ hayranlığı kanıtı videoyu izlemek için tıklayınız..

https://www.facebook.com/TurkiyeNoktaNet/videos/525890534278818/

AKP = RTE‘nin, erimeleri nedeniyle 2019 yerel ve genel seçimlerinin öne çekilmesi epey olası. Erdoğan tam parti başkanı gibi Giresun’da yoklama alıyor ve tüm TV kanalları Cumhurbaşkanı konuşuyor diye hemen canlı yayına geçiyor. Bu görülmemiş bir politik anomali! “Yeni devlet kuruyor Erdoğan” diyen AKP’li şaşkını haşlayıp partiden atabildiniz mi? Ama hükümet sözcüsü FETÖ hayranı Bozdağ, “15 Temmuz tiyatrosu..” diyen CHP’li vekil Prof. M. Akaydın’ın hemen atılmasını istiyor partisinden! Anamuhalefet CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na tutuklama gözdağı veriyor AKP Genel Başkanı + Cumhurbaşkanı! Bu son traji-komik kumpasın yeryüzünde herhangi bir uygar – demokratik hukuk devletinde örneği var mı? Erdoğan nereye?

Konuya ilişkin kapsamlı bir yazı için lütfen tıklayınız :
Tayyip’in_sahte_diplomasi_GOKCE_FIRAT
=================================================
Sevgi ve saygı ile. 23.08.2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi    www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com  

Önceki yazılarımızdan                                            :
Cemahiriye-i Sultaniye-i Türkiye
MİLLİ EĞİTİMDE DİNCİ – ŞERİATÇI MÜFREDAT GERİ ÇEKİLSİN
Dr. HÜSEYİN DEMİRDİZEN’e KEFİLİZ
MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ CİHAT İLANI İLE “ŞAH MAT” HAMLESİ Mİ??!
Nurzen_Amuran’dan_ODATV_icin_sorular (Şehir hastaneleri soygunu üzerine…)
R.T. Erdoğan Diyarbakır’da, tarih 1 Nisan 2017 : “Türk demiyorum, millet diyorum..”
16 Nisan halk oylaması kirli bir referandumdur
Varlık Fonu’na devretmeye ilk tepki: Çiftlik gibi kullanılacaklar!
SARAY’DA_TUTSAK_ERDOGAN’A_YARDIM_ETMELI
ERDOĞAN’ın 3. ABDÜLHAMİTLEŞMESİNE “NE YAZIK Kİ” (!) ZAMANIN RUHU ELVERMİYOR
Basinizin_ustune_getireceginiz_kisinin_Kanindaki_oz_mayaya

Sitemizde yer alan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi :
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET

”SOLCULAR VATANSEVER DEĞİLDİR” DİYOR REİS

Konuk yazar…

Mustafa AYDINLI

”SOLCULAR VATANSEVER DEĞİLDİR” DİYOR REİS;
VATANSEVER OLMAK İÇİN BUNLARI MI
YAPMAK GEREKİYOR
??

1-Kendi Ordusuna kumpas kurup, yurtsever subayları zindanlara doldurmak.

2-Hatta Genelkurmay Başkanını terörist ilan etmek.

3-Kumpas kurarak KOZMİK ODAYA girip ülkenin yaşamsal sırlarını deşifre etmek.

4-Bu ülkenin ormanlarını yakıp, sonra yerlerine otel ve villa vb. yapmak.

5-Hayvanları ve doğayı katletmek, çocuklara tecavüz etmek, hiç utanmadan, Bakan düeyinde
Bir defadan bir şey olmaz’’ demek.

6-Yunanların Ege’de yirmiye yakın ada ve kayalığı işgaline göz yummak.

7-Ülkenin tapusu Lozan’a saldırıp emperyalizmin Sevr ideallerini meşru kılmak.

8-Kuran kursu adı altında, yoksul kız çocuklarının sağlıksız, güvensiz, ruhsatsız binalarda vahşice yanmasına neden olmak. Milli eğitimi bu gibi yobaz vakıflara teslim etmek.

9-İşgüvenliği ve iş sağlığı önlemlerini almayıp, yüzlerce işçiye – emekçiye maden ocaklarını
ve işyerlerini mezar etmek. Sonucu –işçi cinayetlerini– işin fıtratına bağlamak.

10-Laik Cumhuriyeti lağvedip ülkeyi molla takımı ile yönetmeye kalkışmak. Tüm okulları imam – hatip okullarına dönüştürmek. Zorunlu din derslerini AŞHM kararlarına karşın sürdürmek.

12-Cumhuriyetin tüm yatırımlarını özelleştirme talanı ile yandaş yerli ve yabancılara satmak.

13-FETÖ örgütünün Devleti ele geçirmesini sağlamak darbe girişimini OHAL rejimi için gerekçe kılıp tüm karşıtlarını tasfiye etmek.

14- FETÖ kalkışması 15 Temmuz’u, büyük densizlikle, Çanakkale destanı ile karşılaştırmak.

15- Küçük yaştaki kız çocuklarını babaları – dedeleri yaşındaki tecavüzcüleri ile evlendirmek için yasa çıkarmaya çalışmak. Tecavüzcüleri affetmek için Meclise yasa tasarısı sunmak.

16-Eğitimde Atatürkçülüğü kaldırıp, şeriat esasına dayalı dinci programlar yapmak.
ÖSYM ve başta TSK olmak üzere kurumların sınav sorularını çalmak, satmak,
yüzbinlerce masum gencin hakkını yemek.

17-En kanlı terör örgütü İŞİD’i öfkeli gençler olarak süslemek.

18-Bütün büyük ihaleleri ”Bu milletin a…a koyacağız..’’ diyen yandaş şirkete peş keş çekmek.

20-Yargıyı iktidar partisinin emir kulu haline getirmek.

21-ATATÜRK’ün ‘‘Yurtta barış dünya da barış’’ idealini bırakıp dünyaya düşman olmak.
Cumhuriyet kurucuları Mustafa Kemal Paşa ve İsmet İnönü’ye ”2 ayyaş” diyebilmek!

22-Ülkeyi bilimde, sağlıkta, eğitimde, sanayide… iç ve dış politikada ayağa düşürmek.

23-Aynı menzile koştuğu FETÖ ile mücadele adı altında asıl Atatürk’e saldırmak,
heykellerini kırmak, Anıtkabir’i sinsice yok etme projeleri yapmak, AOÇ’ni bitirmek.

24-”Bir Türk öldürmek 70 gâvur öldürmekten daha sevaptır..’’ diyen Şey Sait’i övmek ve İngilizlerin, Yunanların uzantısı, asker kaçaklarını özendiren İskilip’li Atıf Hoca’ya anıt mezar yaptırmak.

25-Amerikan vatandaşı ve tıp doktoru türbanlı Kavakçı’yı liyakatı atıp, ile büyükelçi atamak.

26-Ekonomiyi çökertip vatandaşına dünyanın en pahalı petrol, elektrik, gübre ve doğal gazını satmak. Yoksulluk çemberinde dar gelirli milyonları inim inim inletmek.
………………………………….

  • Bunlar ve benzeri pek çok eylem – işlem vatanseverlikse,
    solcular hiçbir zaman vatansever olmayacaklardır. (
    23.08.2017)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YILMAZ ÖZDİL: Konyalı Mehmet’ten utanır biraz insan…

Konyalı Mehmet’ten utanır biraz insan…

YILMAZ ÖZDİL
SÖZCÜ
, 23.8.17

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

​Punta’da bayram vardı… Yunan ordusu Pasaport’tan karaya çıkmış, İzmir metropoliti Hrisostomos etekleri zil çala çala koşmuş, haçıyla takdis edip, “evlatlarım, ne kadar Türk kanı içerseniz, o kadar sevaba girmiş olacaksınız” diyerek yere kapanmış, toprağımıza ilk ayak basan Yunan albayının çizmelerini öpüyordu.
*
Aniden, uzun boylu, siyah takım elbiseli bir delikanlı fırladı ortaya… Elinde revolver tabir edilen toplu tabanca vardı. Bastı tetiğe, trak trak trak! Efsun alayının sancaktarı karpuz gibi düştü atının sırtından… Şen şakrak kahkahaları suratlarında dondu. Baktılar ki, tek başına, sarıverdiler etrafını, ilk süngüyü iman tahtasına sapladılar, sonra neresine denk gelirse orasına… Hasan Tahsin‘di o. Henüz 30’unda.
*
Böyle başladı macera.
*
Saray hükümetimiz hâlâ işgali yalanlıyor, “bu tür şayialara ehemmiyet vermeyin” diyordu. Mustafa Kemal ise “vakit tamam” demişti, “Anadolu’ya geçiyoruz.”
*
Ateşten gömleği giymişti ulus, aktı gitti, aylar yıllar, canlar… Takvimler 30 Ağustos 1922‘yi gösterdiğinde, yer gök yarılıyordu. Yüzbaşı Kanellopulos, hatıra defterine çaresizce şunları yazıyordu: “Türk topçusu susmuyor, titreyerek güneşin batmasını bekliyoruz.”
Onun batmasını beklediği güneş, bizim için doğuyordu.
*
Kudurmuştu Ali Kemal… Efendilerinin büyük gazetecisi! Köşesinden kin kusuyordu. “Bu millici mahluklar kadar başları ezilesi yılanlar hayal edilemez, düşmanlar onlardan bin kere iyidir” diyordu.
O “mahluk”lardan biriydi, İzmirli süvari teğmen Yıldırım… 18 yaşındaydı. Vurulmuştu. 40 derece ateşli olmasına rağmen, hastaneden kaçmış, cepheye koşmuş, bugün kendi adını taşıyan Küçükköy İstasyonu’nu almaya çalışırken, son nefesini vermiş, bahçesine defnedilmişti.
*
Yıldırım toprağa düşerken, 30 kadar Yunan askeri, savunmasız Kuzuluk Köyü’ne girdi. Gözleri Fatma’ya takıldı. 15’indeydi. “Taze incir gibi” dediler, sırıtarak… Kaçtı Fatma, evine kapandı, kapıyı kilitledi. Omuzladılar. Açılmadı. Yakalım dediler, evi yakalım, nasıl olsa çıkar. Çaktılar kibriti, alev alev… Çıkmadı kardeşim. Çıkmadı Fatma.
*
Teğmen Şevket, Uşak’tan geçiyordu o sırada… Sakarya’da şehit düşen Yüzbaşı Basri’nin anacığı yakaladı kolundan, “Basrim nerde?” diye sordu. İçi çekildi Şevket’in, boğazı düğümlendi. “Arkadan geliyor ana” dedi. Söyleyemedi gerçeği… Ve, ömrünün sonuna kadar unutamadı bu yalanını, “kendimi asla affetmedim” diye yazdı, o güne dair hatırasını.
*
“Bedelli askerlik” yoktu o zamanlar. Zenginse canı sağolsun, garibansa vatan sağolsun denmiyordu. Albay “deli” Halit, belinin sağ tarafında “namuslu” dediği tabancasını, belinin sol tarafında “namussuz” dediği tabancasını taşıyordu. İşgalciye “namuslu”yla sıkıyor, işgalciden korkup kaçana “namussuz”u gösteriyordu, “tercih senin yiğidim” diyordu, “istersen buyur kaçmaya çalış!”
*
Deli’ren biri daha vardı. İstanbul’daki işgal kuvvetleri komutanı general Charpy, öfkeden deliye dönmüştü. Elindeki haritayı yırttı, fırlattı attı, “bu hızla yarın İzmir’e girerler” dedi. İnanamıyordu. 250 bin kişilik devasa ordu, Fahrettin Altay’ın süvarileri tarafından darmadağın edilmişti. Hayalet gibi, bi ordan bi burdan çıkıyorlar, birliklerin arasına dalıyorlar, hızar gibi biçiyorlar, blok halinde hareket etmesi gereken orduyu, lokma lokma bölüyorlardı.
Kaçıyordu Yunan.Ecel peşlerinde.
*
Minarelerden ezan sesi yükselirken, Belkahve’deydi Mustafa Kemal, İzmir’i seyrediyordu. Nif’te kendisi için hazırlanan bağevine gitti. Tek kat, taş, penceresiz, gaz lambasının ışığıyla aydınlanan, buram buram Ege kokan bağevine… Yorgundu. Yemek getirdiler. Yemedi. Cıgara çıkardı. Kahve istedi. “Biliyor musun İsmet” dedi… “Bir rüya görmüş gibiyim.”
Karabasanla başlayan, 3 yıl 3 ay 22 gün süren, mucizeyle biten bir rüya… Çiçekler açıyordu İzmir’in dağlarında.
*
Bornova’dan boşaldılar aşağıya, dörtnala… Sonradan adı Kahramanlar olan semte geldiler. Ödenecek bedel vardı daha…
İkinci tümen dördüncü alaydan, Antalyalı Hakkı, Avanoslu Ahmet ve Konyalı Mehmet, son şehitler! Bugün anıtları var orada. Şehitler Abidesi.
“Vatan ve Namus” yazıyor altında.
Ve…
*
Milli mücadele’nin son şehidi Konyalı Mehmet’ten utanmadan İzmir Marşı’na dil uzatan, kendi tribünlerinde İzmir Marşı söylenmediği için gurur duyan Konyaspor başkanında bylock çıktı iyi mi!
Allah’ın tokadı yok dedikleri, işte budur.
Konya’daki somut ibret bir kez daha göstermiştir ki…
İzmir Marşı “vatan ve namus”un turnusol kağıdıdır.
*
Eğer biri İzmir Marşı’ndan rahatsız oluyorsa…
Telefonunda olmasa bile, ruhunda bylock vardır!
===========================================

Yaşşşa Yılmaz Özdil, sen bin yaşşşa!

Bu Konyaspor’un taraftarlarının şiddet taşkınlığı yüzünden  Futbol Federasyonunca verilen cezasını Başbakan Binali bey ”halletmek” için elinden geleni yapacağını söylerken, Sam-sun’-da, Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluşu başlattığı kentte, maça ”Yaşa Mustafa Kemal Paşa” dövizi sokulması yasaklandı ve Beşiktaş taraftarları için soruşturma başlatıldı..

Sizin adaletinizi sevsinler iyi mi eyyyy ”Adalet” ve bilmem ne …… Partisi..
Haydi canım sen de! Resmen ve açıkça milletin aklıyla alay ediyor ve zulüm uyguluyorsunuz.. Bunca zulüm bumerang gibi dönüp sahiplerini boğacaktır. Dün Hasan Tahsin’lerin vatan uğruna dökülen tertemiz yiğit kanlarının,
Ali Kemal gibi emperyalist uşaklarının kirli kalemlerini susturduğu gibi; günümüzde de Mustafa Kemal’in askerleri olan yurtseverler – vatan sevdalıları kazanacaktır bu namus kavgasını.. Ruhunuz ”bylock”a tutsak olsa bile!

15 Temmuz Çanakkale savunmasından daha büyük / daha mübarekmiş..
Bunlar resmen kışkırtma.. Ağzımızdan bir yanlış söz çıksın da, bir biçimde Cumhurbaşkanına hakaretten eziyet görüp hapislere tıkılsın insanlar..
Çanakkale savunmasında avuç içi kadar yerde, Gelibolu yarımadasında 250 bin yabancı 250 bin de vatan evladı olmak üzere 500 bin = yarım milyon insan yitirildi.. Uyduruk 15 Temmuz’da genellikle silahsız yurdum insanı AKP – RTE aşkıyla bile bile canlı kalkan yapıldı 250 insanımız.. Allah’tan korkmak gerekir.

Sayıları karşılaştırmak şık olmayacak ama 1915’te karşında 7 düvel tüm kara – deniz – hava güçleriyle Çanakkale Boğazı’nı geçip İstanbul’u işgal etmek ve Çarlık Rusya’sına destek amaçlı kahredici ateş gücüyle yüklenirken; kalkıp hiç utanıp sıkılmadan 15 Temmuz’u alternatif tarih yaratmaya kalkarak Çanakkale Direnişi ile karşılaştırmak için yeryüzünün en sefil ahlak anlayışına sahip olmalı! Değil bu halk, Ulusumuz, orta zekalı her insan acıyla gülecektir!

Efendiler, artık kendinize gelin!
Gündem yaratayım vb. sosyal – politik mühendislik.. adına tüm değerleri akıl dışı biçimde ayaklar altına alıyor; gülünç, maskara, rezil-rüsva oluyorsunuz!

Sevgi ve saygı ile. 24 Ağustos 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Eyy Alman Bakan!… Sen kimsin yaa?.

Eyy Alman Bakan!…

Sen kimsin yaa?… diyene cevaben (AS: yanıt olarak), bakalım o Alman Bakan kimmiş:

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel
58 yaşında, Göttingen Üniversitesi’ni derece ile bitirmiş. Siyaset felsefesi dahil 4 ayrı doktorası, yayınlanmış 100’den çok makalesi var. Almancanın dışında 2 dili daha anadili gibi konuşuyor. Klasik müziğe meraklı, keman çalıyor. Güzel havalarda Bakanlığa bisikletle gidip geliyor. Fırsat buldukça Hertha Berlin’in maçlarını taraftarların arasında izliyor. Evinin balkonunda sebze yetiştiriyor. Market alışverişini Berlin’de ise kendisi, değilse hanımı yapıyor. Yurt dışı gezilerine Lufthansa’nın tarifeli seferleriyle, Almanya içinde ise hızlı trenle çıkıyor…  
 
KİMMİŞ ???


Türker Ertürk (E. Tuğa.)
erturkturker@gmail.com
================================

Dostlar, 

Teşekkürler değerli amiralimiz Sn. Ertürk’e..
Çoook özlü ve vurucu.
Anlayana ya da anlamak isteyene..
Tersini yapanlar, anlamayan / anlamak istemeyenler de elbet bedelini ödeyecek.
Bu Vatan ve Ulus’un kadim tarihsel varolma hakları ve hukuku vardır ve hiç kimse, hiçbir biçimde bu hakları – hukuku görmezden gelemez, gelemeyecektir.
Ölçüyü – izanı – sabrı – dayancı (tahammülü) aşan aleyhine gelişmeleri halkımız da önünde (AS: eninde değil!) sonunda değerlendirecektir.

Bu lanetli parantez – utanmaz din sömürgeni AKP Fetret devri de bitecek,
sorumluları tarihin çöplüğüne atılacaktır.

Savaşıma (mücadeleye) devam..

Sevgi ve saygı ile. 23 Ağustos 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Atatürk’ün esgeri’ne sahip çıkmayan milletin hazin hikayesi! 

Atatürk’ün esgeri’ne sahip çıkmayan milletin hazin hikayesi! 

Güzide Filiz TUZCU

SEVGİLİ ATATÜRKÇÜ, CUMHURİYETÇİ, VATANSEVER DOSTLAR,

BİZLER NE KADAR İYİ NİYETLİ VE SAMİMİ OLURSAK OLALIM, SADECE “BİZ ATATÜRKÇÜYÜZ, BİZ ONUN YOLUNDAYIZ, BİZ MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ” DEMEKLE KURTULUŞ MÜMKÜN DEĞİL!

GERÇEK TARİHİMİZİ BİLMEK VE ONA GÖRE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ. (BİZLER, ZATEN TARİHİMİZİ, KAİDM MİLLİ KİMLİĞİMİZİ, DİNİMİZİN TEK KAYNAĞI KURAN’IN UYARI VE MESAJLARINI ÇOK ÇOK GEÇ ÖĞRENMİŞ, HATTA HALÂ ÖĞRENEMEMİŞ BİR MİLLETİZ!)

1938 SONRASI SÜREÇLE İKTİDARA GELENLER,  BÜYÜK ATATÜRK’ÜN ÖNGÖRDÜĞÜ “TARAFSIZ, FAYDALI VE MİLLİ TARİH ANLAYIŞINDAN” TAMAMEN SAPARAK,  TÜRK MİLLETİNE KISIR, DONUK VE FAYDASIZ BİR TARİH DAYATMIŞLARDIR;

SÖZDE BU TARİH,  “GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÖPRÜ KURMA İŞLEVİNİ YERİNE GETİRMEYEN; ÇAĞIMIZIN KİŞİ VE OLAYLARINI AYDINLATMAYAN, NEDEN – NİÇİN – NASIL GİBİ HAYATİ SORULARI CEVAPLANDIRAMAYAN”   BATININ VE ONLARIN YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİNİN, “TÜRK MİLLETİNİN HAFIZASINI SİLMEK ÜZERE”
DÜZENLENDİKLERİ , TÜMÜYLE İŞLEVSİZ, ANLAMSIZ VE BOŞ BİR TARİHTİR!

GERÇEK TÜRK TARİHİNİ BİLMEDEN; TARİHTEKİ TÜRK DÜŞMANLARINI VE ONLARIN İKİ YÜZLÜ – SİNSİ POLİTİKALARINA – ENTRİKALARINA VAKIF OLMADAN;

  • KADİM TÜRK ATALARIMIZI TANIMADAN,
  • İSLÂM DİNİNİ KURAN’DAN ÖĞRENMEDEN VE DE

EN ÖNEMLİSİ  BÜYÜK ATATÜRK’ÜN İLKELERİNİ, GERÇEK DÜŞÜNCELERİNİ, HEDEFLERİNİ VE MİLLETİNE YAPTIĞI HAYATİ UYARILARI BİLMEDEN VE BUNLARA GÖRE PLANLAR YAPIP, HAREKET ETMEDEN” BİZLER,  ATATÜRK’ÜN YOLUNDA GİTTİĞİMİZİ  İDDİA EDEMEYİZ!

NİTEKİM YIL 1938 – YIL 2017, TAM 79 YIL GEÇMİŞ, TÜRKİYE’NİN DURUMU APAÇIK ORTADIR. BÜYÜK ATATÜRK‘ÜN HER TÜRLÜ YOKLUKLAR VE ZORLUKLAR İÇİNDE SIFIRDAN BAŞLAYIP, 15 YIL İÇİNDE BAŞARDIKLARI DA ORTADIR. HALÂ ONUN MİRASI YENİLMEKTEDİR…

AYRICA SÖZ KONUSU “GERÇEK TARİHİ BİLGİLERE” SAHİP OLMADAN, GEÇMİŞİMİZLE – GÜNÜMÜZÜ KIYASLAYAMAYIZ, NEREDEN NEREYE GETİRİLDİK BİLEMEYİZ, KISACASI HİÇ BİR SİYASİ OLUŞUMU, PARTİYİ, PARTİ BAŞKANINI, GERÇEK POLİTİKASINI,  SİYASETÇİLERİN ÜLKEYE NE ZARARLAR VERDİKLERİNİ ANLAYAMAYIZ!  “TARİH BİR MİLLETİN HAFIZASIDIR“. TARİH TARİH TARİH TARİH TARİH TARİH TARİH …

TARİHTE BÜYÜK ATATÜRK, SADECE TÜRK MİLLETİ İÇİN DEĞİL, TÜM MAZLUM VE BARIŞÇI ULUSLARA DA UMUT IŞIĞI OLMUŞ VE BÖYLECE TÜRKİYE’NİN BULUNDUĞU COĞRAFYA’DA, TÜM KOMŞULARINA VE İYİ NİYETLİ, BARIŞ YANLISI  DEVLET LİDERLERİNE DE BİR GÜVENCE  VE DAYANAK OLMUŞTUR.

BÜYÜK ATATÜRK SADECE MİLLETİNİN DEĞİL, TÜM KOMŞULARININ VE MAZLUM MİLLETLERİN DE, “EMPERYALİST DEVLETLERİN BASKI VE SÖMÜRÜSÜNDEN KURTULARAK”,  HUZUR VE BARIŞ İÇİNDE, ÖZGÜRCE YAŞAMALARINI ARZU ETMİŞTİR.

ANCAK ONUN ARAMIZDAN AYRILMASIYLA HEM VATANIMIZDA, HEM DE KOMŞULARIMIZDA HER ŞEY AMA HER ŞEY ALTÜST OLMUŞTUR;
ÇÜNKÜ “BÜYÜK ATATÜRK‘E, ONUN MİLLİ POLİTİKALARI VE HEDEFLERİNE VE HER AÇIDAN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİMİZE“, BAĞLI KALACAKLARINA DAİR YEMİNLER EDEREK TBMM’NE GİRENLER, BU YEMİNLERİNİ TUTMAMIŞLARDIR; DİLLERİYLE “BİZ ATATÜRKÇÜYÜZ, BİZ ONUN İZİNDEYİZ” DİYEREK, YILLARCA TÜRK MİLLETİNİN GÖZÜNÜ BOYAMIŞLAR, MİLLETİN DEĞERLİ ZAMANINI, HUZURUNU, YAŞAM SEVİNCİNİ – MUTLULUĞUNU, UMUTLARINI VE GELECEĞİNİ ÇALMIŞLARDIR…

BU BAĞLAMDA TÜM KOMŞULARIMIZIN VE DÜNYANIN SAYGI VE GÜVENLE BAKTIĞI T.C. DEVLETİ – YANİ ATATÜRK’ÜN KURDUĞU TÜRK DEVLETİ –  1938 SONRASINDA TAM BAĞIMSIZ SAĞLAM DURUŞUNU, GÜCÜNÜ,  DÜNYADA KENDİSİNE DUYULAN GÜVEN, SEVGİ VE SAYGINLIĞINI MAALESEF YİTİRMİŞTİR.

ONUN İÇİNDİR “GERÇEK ATATÜRKÇÜ – DEĞERLİ TÜRK DEVLET ADAMI SAYIN EBULFEZ ELÇİ BEYİN” MÜCADELESİ  ÇOK DİKKATLE OKUNMALI, ONUN SÖZLERİ  VE BAŞINA GELEN FELÂKETLER AKILLARDAN ÇIKARILMAMALDIR. TARİHİNİ BİLMEYEN, BÖYLECE TARİHİNDEN DERS ÇIKARMAYAN MİLLETLER, TEKRAR VE TEKRAR AYNI UÇURUMLARA YUVARLANMAYA VE TELÂFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN BELÂ VE FELÂKETLERE MARUZ KALMAYA MAHKUMDURLAR.
=====================================

Sn.Yılmaz ÖZDİL’in 6 ay önce “Azerbaycan ve Ebülfeyz ELÇİBEY”i konu alan yazısını “Atatürkçü düşünce”nin büyük kaybı; çağımızın büyük Atatürkçüsü ve Atatürk sevgisinin simgesi Elçibey’e sevgi özlem ve saygılarımı sunarak paylaşıyoruz.

Bildergebnis für atatürk'ün esgeri elçibey yılmaz özdil   Bildergebnis für atatürk'ün esgeri elçibey yılmaz özdil 

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ataturkun-esgerine-sahip-cikmayan-milletin-hazin-hikayesi-157633h.htm

Atatürk’ün esgeri’ne sahip çıkmayan milletin hazin hikayesi!.http://www.yenicaggazetesi.com.tr/s/i/1x1.gif
SÖZCÜ, 23.02.2017

Atatürk'ün esgeri'ne sahip çıkmayan milletin hazin hikayesi!

Yılmaz Özdil, bugünkü (23.2.17) köşe yazısında Azerbaycan Türkleri’nin efsanevi lideri Ebülfeyz Elçibey’den övgü ile bahsederken; onun vefatından ardından gelen isimleri ve yönetim anlayışlarını eleştirdi.

Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü köşesinde “Men Atatürk’ün esgeriyem” diyen Azerbaycan’ın eski Cumhurbaşkanı Ebülfeyz Elçibey’den övgüyle bahsetti. Elçibey’in vefatının ardından bugüne kadar yönetimde bulunanları ise sert bir dille eleştirdi.
İşte Özdil’in  
“Al sana Türk tipi başkanlık” yazısı: 

http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/al-sana-turk-tipi-baskanlik-1695201/

Al sana Türk tipi başkanlık..

SÖZCÜ, 23 Şubat 2017

Azerbaycan cumhurbaşkanı Aliyev, eşi Mihriban’ı birinci cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atadı. Kocasına bi şey olursa, Azerbaycan’ı Mihriban yönetecek.
*
Memleket babasının malıydı. Tapusunu eşinin üstüne yaptı. Yönetim tek elde toplanmıştı.
Artık “tek evde” toplanmış oldu!
Çünkü… Ebulfez Elçibey.
Azerbaycan’ın elbet bir gün bağımsız olacağına, halk egemenliğine dayalı demokratik bir cumhuriyet olacağına inanıyordu.
Rol modeli Mustafa Kemal’di.
“Men Atatürk’ün esgeriyem” diyordu.
Tutuklandı. 1.5 yıl hapis cezası verdiler.
KGB zindanlarında, taş ocaklarındaki ağır şartlarda hayatta kaldı.
“Çok işkence gördüm, çok çektirdiler, hiçbirine yanmam da, Atatürk rozeti vardı yakamda, onu aldılar elimden, ona yanarım” diyordu.
Çıkar çıkmaz, bağımsızlık mücadelesine kaldığı yerden devam etti. Azerbaycan Halk Cephesi’ni kurdu. Bir yandan özgürlük, bir yandan Ermenistan’a bırakılan Türk topraklarını geri almak için boğuştu. Sovyetler dağılınca, Azerbaycan cumhurbaşkanı oldu.
İlk resmi seyahatini Türkiye’ye yaptı, Anıtkabir’e gitti, şeref defterine “ey böyük Türk’ün böyük komutanı, seni ziyaret etmekle özüm ve bütün milletim adına şeref duydum” diye yazdı ve aynen şöyle imzaladı, “senin esgerin, Ebulfez Elçibey.”
Anıtkabir’den sonra TBMM’ye gitti, kürsüye çıktı, milletvekillerimize hitaben aynen şunları söyledi: “Biz bu mücadeleye başlarken, bana sordular, ne yapacaksınız, onlara dedim ki, yolumuz Mustafa Kemal’in yoludur, demokrasi devleti kuracağız!”
Böylesine yurtsever… Böylesine demokrasi aşığıydı.
Sözde değil, özde Atatürkçüydü.
Atatürk devrimlerini Azerbaycan’da gerçekleştirmeye başladı, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçti, devletin resmi dilini Türkçe yaptı, milli para bastı, Ruble’den Manat’a geçti, Rus ordusunu Azerbaycan topraklarından çıkardı, petrol ve doğalgazda “milli menfaatler” çerçevesinde anlaşmalar imzalamaya başladı. E haliyle… Düğmeye basıldı.
Elçibey’den acilen kurtulmak gerekiyordu.
İşbirlikçi subaylarla ayaklanma başlatıldı. Memleket kaosa sürüklendi.
Elçibey telefona sarıldı, Ankara’dan yardım istedi. Ancak… Büyük hayal kırıklığına uğradı.
Çünkü, Ankara kılını bile kıpırdatmıyordu, ne silah veriyordu, ne para veriyordu, ne de diplomatik destek veriyordu. Tuhaf bi durumdu.
*
Elçibey henüz bilmiyordu ama… ABD’nin kucağında oturan Ankara siyasetçileri, maalesef, bağımsız Azerbaycan’ı satmıştı! Elçibey’e bizzat Ankara tarafından akıl verildi, “Haydar Aliyev’i göreve davet et, meclis başkanı yap, Rusları yakından tanıyor, çok tecrübelidir, ayaklanmayı bastırsa bastırsa o bastırır” denildi.
Haydar Aliyev, KGB generaliydi, Sovyetler Birliği’nde 20 sene milletvekilliği yapmıştı, Gorbaçov tarafından görevden alınmıştı, Nahçıvan’da Yeni Azerbaycan Partisi’nin başkanıydı.
*
Elçibey çaresizdi, adeta eli mahkumdu, Aliyev meclis başkanı oldu.
“Kumpas” tamamdı…
Aliyev koltuğa oturur oturmaz, ayaklanmayı başlatan subaylarla el sıkıştı, yangına körükle gitti, ülke iç savaşın eşiğine getirildi.
Azerbaycan halkı tarihi bir hata yaptı… Elçibey’in yanında durmak yerine, korkuya boyun eğdi, baskıya, şiddete teslim oldu. Atatürk’ün esgeri yapayalnızdı. Çekilmek zorunda kaldı.
Darbe kumpasıyla, memleket tek adam’a bırakılmıştı.
*
Haydar Aliyev cumhurbaşkanı oldu, darbeci albayı da başbakan yaptı. Bismillah ilk iş… Elçibey döneminde imzası atılan milli petrol-doğalgaz anlaşmalarını iptal etti, Azerbaycan kaynaklarını Amerikan, İngiliz, Rus petrol şirketlerine kapış kapış paylaştırdı. Elçibey tamamen tasfiye edildi, henüz 61 yaşındayken GATA’da şak diye rahmetli oldu. Cenaze törenine bir milyon kişi katıldı ama, iş işten geçmişti. Azerbaycan artık Azerbaycan halkının değildi.

Bundan sonra yapılacak olan seçimler elbette formaliteden ibaretti. Azerbaycan halkı ne oy verirse versin, Haydar Aliyev yüzde 80, yüzde 90 gibi oranlarla kazandı. 11 sene tek başına yönetti. Oğlunu önce milletvekili, sonra başbakan yaptı. Öldüğünde de, memleketi oğluna bıraktı. Oğlu 14 senedir tek başına yönetiyor. Eşi Mihriban’ı önce milletvekili yaptı, dün itibariyle de, birinci başkan yardımcısı yaptı. Muhtemelen Mihriban da, memleketi ya kızına bırakır, ya torununa.
*
Tam referandum arefesinde, Allah’ın lütfudur, ibrettir bu.
“Atatürk’ün esgeri”ne sahip çıkmayan milletin hazin akıbeti, “Mustafa Kemal’in Askerleri”ne kulak vermeyenlere, ibret olmalıdır.
Birey olarak kalın kardeşim… Babasının malı olmayın.
=======================================

Dostlar,

Değerli tarihçi – araştırmacı – yazar Sn. Güzide Filiz TUZCU hanımefendiye teşekkür ederek
bu önemli yazıyı paylaşıyoruz..

Sevgi ve saygı ile. 23 Ağustos 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com