Hasan Hüseyin Korkmazgil : YENİ MANİFESTO

ŞİİR KÖŞESİ…

Sözler : Hasan Hüseyin Korkmazgil
Şiirin adı “Yeni Manifesto
Göndermeler günümüzde de aynen geçerli.
Seslendirme : Can Ceylan (Prof. Dr.)

YENİ MANİFESTO

çocuklar var
öldürülecek
analar var
ağlatılacak
ocaklar var
söndürülecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
selam olsun sırtlana
çakala selam
aslan çoktan adımız
akrebe selam
ormanlar var
yakılacak
sular var
kurutulacak
zincirler var
vurulacak
hapisler var
yatılacak
ağıtlar var
düzülecek
acılar var
çekilecek
ey gözlüler kulaklılar anlaklılar düşlüler
var mısınız bu sınavda
vatanlar var
yutulacak
dünyanın bütün patronları birleşin
Hasan Hüseyin Korkmazgil

Notlar…
  • Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!
Veya zaman zaman
  • Bütün ülkelerin proleterleri, birleşin!
Özgün Almancası; Proletarier aller Länder vereinigt euch! 
olan Komünist Manifesto kaynaklı ünlü sosyalist slogan.
Ayrıca sloganın farklı bir biçimi de Marx’ın mezar taşında kazılıdır.
Her ne denli çoğu dile sıklıkla işçiler sözcüğüyle çevrilse de, daha doğrudan bir çevirisi Bütün ülkelerin proleterleri, birleşin! biçimindedir.

Dr. Ahmet SALTIK
Kaynak : https://tr.wikipedia.org 28.02.2021

ŞİİR KÖŞESİ : AY’A GİDERİZ AY’A

ŞİİR KÖŞESİ…

 

Mustafa AYDINLI
Eğitimci, yazar

 

AY’A GİDERİZ AY’A

Yıldızlar saya saya
Ay’a gideriz  Ay’a
Hay aklınla çok yaşa
Ay’a gideriz Ay’a

Dört şeritli yol Ay’a
Dünya da kaldık yaya
Sığmaz köşke saraya 
Aya gideriz Ay’a

Yokmuş popoda donu
Gelir elbet bir sonu
Ay’a gitmektir konu
Ay’a gideriz Ay’a

Ay’a gitmek derdimiz
İşsiz kalmış ferdimiz
Dar geldi ya yurdumuz
Ay’a gideriz Ay’a

Sığmaz olduk karaya
Aklı verdin kiraya
En son gelecek Ay’a
Ay’a gideriz Ay’a

Ay’da hayat var mıdır?
Dünya bize dar mıdır?
Haram yemek kâr mıdır?
Ay’a gideriz Ay’a

Ay’la bozduk kafayı
Tutmaz oldu bu sayı
Sevdin köşkü, sarayı
Ay’a gideriz Ay’a

Galaksiler geçerek
Gezegenler seçerek
Bize sabit yer gerek
Ay’a gideriz Ay’a

Bizde Dünya lideri
Hani bunun gideri
Halk bir kemik bir deri
Ay’a gideriz Ay’a

Biraz parsa kapmaya
Orda saray yapmaya
Göle çaldık bir maya
Ay’a gideriz Ay’a

Şiir köşesi : ANDERSEN’DEN MAVALLAR

ŞİİR KÖŞESİ…

ANDERSEN’DEN MAVALLAR

-Can Yücel’e-

Sudan selden sebeplerimiz
Bahanelerimiz silme kuyruklu yalan
Sınıfta kaldık birbirimizi ihmalden
Sırça köşkün hayali tuzla buz
Eylül yine ikmal

Ezincimiz ikinci hamur müsvedde
Sevincimiz kuşe rugan
Borsanın göz bebeği olduğunca
Tavan yapar kâğıtlar
Öyle arzuhalci amcanın
Daktilo merdanesine sardığından değil
Şahsa özel, münhasıran

Dilimiz pabuç
Senedimiz kadar
Banknotumuz tomar tomar
Simsarların peşkeşinde
Menkulümüz pek balaban
Barbekülü geniş balkon
Ahşap tavan lambri
Mesıncır yumakla oynaş
Diz üstü sarman pi’si

Halel gelsin istemeyiz
Dillere destan şarkımızın kılına
Tanrım! Bu ne itibar

Bir tek gedik sırtımızdan
Kimseye sezdirmeden pışpışlanır
Cephe gerisinde kalmışlığımızdan istifade
Stratejik dayatmalı
Andersen’den mavallar

Ah! Kristal emeğimiz
Kapitalist düzeneğin cenderesinde
Sattık seni kaç şeytana
Külyutmaz bir kordu hayıf
İnsaf nedir bilmeyen

Tutukluyuz şimdi…..hayatı ihmalden

Can Ceylan

==================================
Dostlar,

Meslektaşımız Prof. Dr. Can Ceylan‘ın harman yüreğine şükran ile üstteki şiirini paylaşıyoruz..
Can hocamızın sesinden dinlemek de olanaklı!
Yaşasın teknoloji; BİLİMSEL AKILCILIĞIN yaşamı çooook hoş eden ürünü yani!
Yaşasın Can Yücel ve ürettikleri / yarattıkları..
Yaşasın şiir, sanat ve “İNSAN” ın gönül varsıllığı..

Dr. Ahmet SALTIK
07 Şubat 2021

ŞİİR KÖŞESİ : HAK-HUKUK-ADALET…

ŞİİR KÖŞESİ

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...


Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. Eski İİBF Dekanı
21.01.2021. ÇİĞLİ / İZMİR

HAK-HUKUK-ADALET…

Güven bahçesinin gülleri solar,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Çaresiz kalanlar saç ve baş yollar,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Xxx
Ahlak çeşmesinin gözesi kurur,
Mazlumların malı kar gibi erir,
Güçlünün, zalimin kervanı yürür,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Xxx
Haramiler çete kurar, yol keser,
Komşu komşusuna kin, nefret kusar,
Her sokakta zulüm rüzgarı eser,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Xxx
Ahlak, vicdan hiçbir işe yaramaz,
Yargıçlar özgürce karar veremez,
Yargı, zorbalardan hesap soramaz,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Xxx
Basın, doğruları yazamaz olur,
Meclis, sorunları çözemez olur,
Hukuk, zorbalığı ezemez olur,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Xxx
Dürüstlük ağacı kökünden kurur,
Vatandaşın işi rüşvetle yürür,
Özgürlük umudu mum gibi erir,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Xxx
Doğruyu yazanın eli kırılır,
Ozanın sazının teli kırılır,
Devlet dümeninin mili kırılır,
Hak, hukuk adalet çekip giderse…
Xxx
Gönüllere korku salan çoğalır,
Suçsuzlara kara çalan çoğalır,
Zorbalıkla zengin olan çoğalır,
Hak, hukuk adalet çekip giderse…
Xxx
Cehalet, düşmanlık doruğa varır,
Yürekler taşlaşır, vicdanlar kurur,
Toplumun kardeşlik bağları çürür,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Xxx
Çetenin, mafyanın borusu öter,
Yolsuzluk, hırsızlık dünyayı tutar,
Egemen devletin hukuku biter,
Hak, hukuk, adalet çekip giderse…
Xxx
Halil Çivi diyor yollar tükenir,
Çalışıp üreten eller tükenir,
Doğruyu söyleyen diller tükenir,
Hak hukuk adalet çekip giderse…
Xxx

 

 

2021 YILINA GİRERKEN TÜRKİYE’DEKİ TEMEL SORUNLAR ÜZERİNE KISA NOTLAR

2021 YILINA GİRERKEN TÜRKİYE’DEKİ TEMEL SORUNLAR ÜZERİNE KISA NOTLAR


Prof. Dr. Halil ÇİVİ

İnönü Üniv. İİBF Önceki Dekanlarından

(AS: Yazının sonunda yazarın bir de şiiri var!)

Konuya kısa bir anımsatma ile başlayalım. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden önce Türkiye’de büyük bir ideolojik ve siyasal ayrışma, kutuplaşma ve parçalanma vardı. Siyasal liderler birbiri ile kavgalıydı. Ülke birtakım şer güçler, belki de derin devlet, tarafından büyük bir anarşi ve terör burgacına sürüklenmişti. Ülkede sağcı-solcu, ilerici-gerici, dinci-laik, milliyetçi-komünist, sünni-alevi…ve benzeri zıt ve birbirine düşman yapay kutuplaşmalar üretilmişti. Kentler, mahalleler, iller, üniversiteler…ve kamu kurumları bu birbirine düşmanlaştırılmış şer örgütler tarafından parsellememişti. Siyasal kimlikli örgütlerden kimisi mafya ile işbirliği yapıyorlardı. Gruplar birbirinin özerk(!) bölgelerine gidemiyorlardı. Her gün ortalama 15- 20 siyasal, ideolojik cinayet işleniyordu. İnsanlar için, her akşam sağ-salim işinden evine dönebilmek bile büyük bir başarı(!) sayılıyordu. Halkın can güvenliği askıya alınmıştı. Bu gelişmeler çok büyük dramlara, acılara… neden olmuştu. Yaşları 50’den büyük olanlar bunları anımsar.

  • 12 Eylül 1980 günü gece yarısı, ABD’nin güdümünde ve Kenan Evren liderliğindeki faşist askeri cunta, darbe yaptı.

Ülke yönetimine el koydu. Görsel ve yazılı basın kuruluşları darbecilerin güdümüne alındı. Siyasal partilerin tümü ve dernekler kapatıldı, liderleri tutuklandı. Yürürlükteki Anayasa devre dışı bırakıldı. Sendikalar kapatılıp liderleri gözaltına alındı…

12 Eylül Faşist Cuntasının hedefinde, ülkedeki anarşi ve terör hareketlerinin sorumluları olarak siyasal partiler, dernekler, sendikalar, aydınlar ve üniversiteler gösterildi…

12 Eylül 1980 Darbecileri tarafından Devlet yapısına yeni bir düzen(!) ve disiplin(!) getirmek amacıyla…

1- Askeri darbecilerin gölgesinde yeni bir anayasa yapıldı. Bu anayasa hak ve özgürlükler açısından bir tür “ANCAKLAR ANAYASASI” olarak doğdu. Bir maddede peş peşe sıralanan hak ve özgürlükler, aynı anayasa maddesinin devamındaki paragrafta “ancaklar..” koşuluna bağlanarak ya tümüyle geri alındı ya da kullanılması çok zor koşullara bağlandı.

2- Eski siyasal liderlere 10 yıl siyaset yasağı getirildi. Yeni bir siyasal parti kurmak, seçimlere girebilmek Askeri Konseyin iznine ve onayına bağlandı. Ülke insanının, toplumun siyasal düşünceler ve kurumlardan uzaklaşması, siyasetsizleştirme (depolitizasyon) hedeflendi.

3- İşçi ve emekçi sınıfının mesleksel ve ekonomik pazarlık gücü olan sendikalar yasaklandı. Yönetenlerin ve sendikaların mal varlıklarına el kondu. Sendika liderleri tutuklandı.

4- 12 Eylül 1980 faşist cuntasının bir başka hedefi de üniversiteler, bilim insanları ve ülke aydınları oldu. Birçok bilim insanı, üzerlerine atılan çoğu yapay suçlarla ya tutuklandı ya işinden kovuldu yahut yurt dışına kaçmaya zorunlu bırakıldı. Milli Güvenlik Konseyi’nin (MGK) güdümünde hazırlanan yeni üniversiteler yasası (ve YÖK) ile birlikte üniversiteler yukarıdan aşağıya kademelendirilmiş mali, bilimsel düşünce ve kendi kendini yönetme özerkliği elinden alınmış, askeri yönetime benzer emir-komuta hiyerarşisine dayalı bir yapıya dönüştürüldü.

5- Yine 12 Eylül Askeri yönetimi, Anayasanın 2. maddesinde devletin laik yapısını korunur görünürken, öbür yandan anayasaya zorunlu din dersleri eklendi. Suudi kökenli dinci RABITA Örgütü ile işbirliği yapıldı. 12 Eylül 1980 Anayasasının halk oylamasından geçebilmesi için dinci tarikat ve cemaatlere ödünler verilerek işbirliği yapıldı. ABD’nin Yeşil Kuşak Projesi desteklendi. Bu ödünlerin en somut örneği anayasadaki zorunlu din dersleridir.
***
2021 yılına birkaç gün kalmışken ben bunları, niçin yazıyorum?

1- Türkiye’de parlamenter sistem terk edildi, Parlamentonun işlevleri daraltıldı yani halkın sesi büyük oranda kısıldı. Peki şimdi “MİLLİ İRADE” nin, Meclis gücünün, neresindeyiz?

2- Acaba emekçi -işçi sınıfı sendikal, mesleksel, hukuksal, demokratik haklarına tam olarak kavuştu mu? Emekçilerin hak ve çıkarlarından uzaklaşmış, devlet ya da patron yanlısı SARI SENDİKACILIK niçin bu denli güçlendi?

3- Üniversitelerin hiyerarşik, emir – komuta biçimindeki örgütlenme biçimi sona mı erdi? Yoksa akademik düzen ve örgütlenme biçimi daha da mı kötüye gitti? Mali, bilimsel, yönetsel üniversite özerklik anlayışının neresindeyiz?

Bilim ve özgür düşünce kuruluşları olması gereken üniversiteler gerek iç ve gerek dış politika konusunda doğru kamuoyu oluşturabilmek için niçin bilimsel düşünce katkısı sunmuyor ya da sunamıyorlar?

4- Türkiye deki milli eğitim politikaları, mevcut eğitim ve öğretim sistemi 12 Eylül döneminden daha da gerilere götürülmedi mi? Anayasamızın 2. maddesindeki buyurucu ve kalıcı hükmüne karşın din ve vicdan özgürlüğünün olmazsa olmaz koşulu olan LAİKLİĞİ savunmak neden gericilik oluyor?

5- Hukuk devletinin vazgeçilmez hiyerarşik düzeni olan ANAYASA MAHKEMESİ ve AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ kararlarına niçin uyulmuyor? Örneğin AİHM kararlarının hukuksal, kesin bağlayıcılığına karşın, Alevi – Bektaşi yurttaşların dinsel özgürlükleri ve hakları konusundaki yasal düzenlemeler niçin yapıl(a)mıyor? Bu bağlayıcı ve kesin kararları reddeden yöneticiler, kurumlar ve mahkemeler neden hukuk hiyerarşisine uymuyorlar? Eğer uymayacaklarsa hâlâ HUKUK DEVLETİ sayılır mıyız?

6- Demokratik ülkelerde halkın gözü ve kulağı olan, halk adına siyasal iktidarların olumlu ya da olumsuz icraatlarını halka duyurma görevi üstlenen yazılı ve görsel basının ülkemizdeki temsilcileri ne denli özgür ve yansız olabiliyor ? Ya da medya ne denli bağımsız ve özgür?

7- 12 Eylül 1980 Darbesi yöneticilerinin darbe için gerekçe yaptıkları siyasal, ideolojik kutuplaşmalar, ırk, din, mezhep, bölge ayrımcılıkları, etnik bölünmeler, mafyatik bağlar ortadan kalktı mı? Toplumun ve devletin birlik ve bütünlüğünü bozmaya yönelik bu tür gerginlik ve dışlamaları körüklemeye, yeniden pazarlamaya, tedavüle sokmaya çalışanlar var mı?

8- Türkiye’deki istihdam, işsizlik, üretim, teknolojik geri kalmışlık, döviz kıtlığı, tasarruf açığı, enflasyon, gelir ve servet dağılımı adaletsizliği, aşırı dış ve iç borçlanma gereksinimi, eş – dost – ahbap kayırmacılığı… vb. sorunlar neden artarak sürüyor?

9- Türkiye kendine ufuk açıcı, halkın umudunu ve moralini yükseltici, doğru, gerçek verilere ve tutarlı bilimsel irdelemelere dayalı kısa, orta ve uzun vadeli (AS: erimli) ikna edici ve inandırıcı ekonomik ve sosyal program ve projeler neden üretemiyor?

10. Türkiye, iç politikada genelde ayrıştırıcı ve dışlayıcı, dış politikada ise “değerli yalnızlık” burgaçlarına mahkum olmak zorunda mı?

SON SÖZ                                           :

2021 yılına girerken Türkiye ve Türk toplumu için, yönetenlerin bireysel özlem, tutku ve isteklerden değil; toplumun ortak istek ve gereksinimlerden doğan, ekonomi yönetiminin zorunlu ilke ve yasalarını göz ardı etmeden kısa, orta ve uzun vadeli (AS: erimli), ayrıntılı, kapsayıcı ve kamuoyunca benimsenen bilimsel, gerçekçi ikna edici ve inandırıcı programlara gereksinim var. Mevcut siyasal iktidar, söz konusu sorunların bir bölümünün doğrudan üreticisi olduğu için halka çok umut veremiyor. Muhalefetin ise kendini, projelerini ve çözüm önerilerini doğru anlatmaya, halka ulaştırabilmeye ve topluma mal etmeye gereksinimi var. Ancak koşulları ve olanakları iyi kullanarak bunun bir yolunu mutlaka bulmaları gerekiyor.
***
YENİ YIL HERKESE SAĞLIK, GÜVEN, HUZUR, BARIŞ, SEVGİ, ADALET, DEMOKRASİ, SÜREKLİ İŞ VE GELİR GÜVENCESİ GETİRSİN.
YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN…
=====================================

BİZİ DIŞLAMA DEVLETİM
(Sağduyu)

Laik devlet taraf tutmaz,
Bizi dışlama devletim.
Din, mezhep ayrımı yapmaz,
Bizi dışlama devletim.
X x x
Bayrağımın hayranıyım,
Vatanımın kurbanıyım,
Bu milletin insanıyım,
Bizi dışlama devletim.
X x x
Devletin gücü birliktir,
Birlik düzendir, dirliktir,
Bunu görmemek körlüktür,
Bizi dışlama devletim.
X x x
Her bir göreve koşarız,
Vatan aşkıyla coşarız,
Dün vardık, bu gün de varız.
Bizi dışlama devletim.
X x x
İnançlara şaşı bakma,
Irklara, cinslere takma,
Devlete ikilik sokma,
Bizi dışlama devletim.
X x x
Her ırktanım, her dindenim,
Herkesle eşit bir canım,
Tek nefsim var, ben insanım,
Bizi dışlama devletim.
X x x
Aynı yurdun yurttaşıyız,
Bin yıldır can yoldaşıyız,
Devletin temel taşıyız ,
Bizi dışlama devletim.
X x x
Halil Çivi der ki düşün,
Adalettir senin işin,
Eşittir her bir yurttaşın,
Bizi dışlama devletim.
X x x

Prof. Dr. Halil Çivi.

26 Aralık 2020, Çiğli/İZMİR