Epidemiyolojide Risk Ölçütleri / Epidemiological Risk Measures


Sevgili AÜTF Dönem 2 Öğrencilerimiz,

Epidemiyolojik Risk Ölçütleri” başlıklı ders notlarımızı, güncellenmiş olarak,
aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklayarak okuyabilirsiniz…

Son olarak bu dersimizi Mayıs 2016’da AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi)
Dönem 2’de 2 saat olarak işlemiştik. Bu yıl ne yazık ki süremiz 1 saat..

Ancak, büyük üzüntüyle belirtelim ki; 444 kişilik sınıf A ve B olarak 2’ye bölünüp
adeta 2 tıp fakültesi gibi büyük özveri ile eğitim verilirken, 222 örencinin 1/10’unun bile
derse gelMEmesi çok can sıkıcıdır ve kabul edilemez.
02 Mayıs 2017 günü sınıfta ne yazık ki yalnızca 15 öğrenci vardı!?

Tıp Fakültesi öğrencisinin çok daha sorumlu davranması beklenmektedir.
Tıp eğitimi ekstern, devam etmeden sürdürülecek bir eğitim değildir.
Belki, sınırda sınav başarıları ile diploma da alınabilir.

Kısa süreli RAM belleğe emanet edilen ezber bilgiler,
sınavlarda ölçme – değerlendirme kurallarına yeterince uyulamamasından da beslenen
aldatıcı bir başarıya dönüşebilir..

Ancak köklü bir tıp kültürü sağlaması, kalıcı bir sediment bırakması beklenmemelidir.

Nitekim sınavlarda, muhakemeye ve sorun çözmeye yönelik sorularda derse devamsızlık, belirgin düzeyde olumsuz etkili olmaktadır. Öbür soru türlerinden sağlanan puanlarla
handikap giderilmeye çalışılmaktadır. Bu tutum bilimsel ve akılcı değildir.

Kurumlarımız aşırı ve gereksiz öğrenci sayısıyla çooook zorlanmaktadır.
Öğrencilerimiz bu tabloda kendilerine yakışan davranışla yönetime yardımcı olmalıdır.
Bu sorunu bilen Yönetim –bizim de yansıttığımız üzere- önlemini almıştır.

Akılı kartlar ile sınıfa girme ve elektronik yoklama gibi..

Tıp bir bütündür ve Kanıta Dayalı Tıp Dersleri olmadan hekim – iyi hekim olmak olanaksızdır.
Öğrencilerimizin kimi yersiz takıntılarını aşmaları, derslere tam devam etmeleri,
sorumluluklarının kaçınılmaz gereğidir.
Kimi konular yoğun us yürütme (muhakeme) gerektiriyor, dersi dinleyerek kavranabilir.
Unutulmasın ki, yüz binlerce öğrenci sizin ulaştığınız bu olanağa erişememiştir.
Nitelikli hekimler olmak, öğrencilerimizin boyun borcudur.

Çağa, tarihe, ulusumuza ağır sorumluluklarımızı gözardı etmeye hiçbirimizin hakkı yoktur.

Yararlı olması dileğiyle..

Epidemiyolojik_risk_olcutleri
(64 yansı, 2,4 MB)

Sevgi ve saygı ile. 03 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com 

 

Epidemiyoloji ve Biyoistatistik İlişkisi / Epidemiology & Biostatistics Relationship


Sevgili AÜTF Dönem 2 Öğrencilerimiz
,
Asistanlarımız, ilgilenen arkadaşlarımız..

Epidemiyoloji ve Biyoistatistik İlişkisi

konulu dersimizin güncellenmiş yansılarını, aşağıdaki erişkeyi tıklayarak izleyebilirsiniz.

Ülkemizin kaynakları çok sınırlıdır.
Özellikle genç araştırıcıların yöntemde hataya düşerek bilimsel araştırma çabalarının karşılığını zaman zaman bulamayışı büyük üzüntü kaynağıdır ve böylesine bir lüksümüz yoktur.
O bakımdan ARAŞTIRMA YÖNTEMBİLGİSİ (Epidemiyoloji) vazgeçilmez gözükmketedir.
Öte yandan, Biyoistatistik çözümleme teknikleri, bilgisayar desteği ile korkunç ilerleme göstermiştir. Bu bakımdan, eskiden beri bilinen klasikleşmiş – konvansiyonel
“2’li çözümlemeler” aşılarak, modern test ailesinin yöntemlerini, “Çok değişkenli çözümlemeleri” yeri geldikçe kullanma özeni gösterilmelidir. Büyük emeklerle elde edilen
ham verilerden (data), işe yarar “bilgi” (information) üretmede Biyoistatistiğin matematiksel hünerleri sonuna dek zorlanmalıdır.

Epidemiyoloji ve Biyoistatistik, Toplum Hekimliği (Halk Sağlığı) Tıp Uzmanlık dalının vazgeçilmez stratejik araçlarıdır. Onlarla

– Topluma (yığınlara, riskli kümelere) TANI konacak,
– Sağlık sorunları toplumsal ölçekte yönetilecek,
– Topluma (tek tek kişilere değil) hekimlik yapılarak
– Toplumsal sağlık düzeyi iyileştirilmeye çalışılacaktır.

Oysa klinsyenin muhatapları tekil öznelerdir..
Bu tümce, klinisyenlerin “Epidemiyoloji ve Biyoistatistik” bilgisinden bağışık tutulabileceği anlamına asla gelmemektdir. En azından “makale okuryazarlığı” için, geçelim “temel” düzeyi, hatırı sayılır bir birikim gereklidir. Bilimsel araştırma yapmak için ise kaçınılmazdır, abecedir.

Temel düzeyde Biyoistatistik bilgisi elde etmek üzere,

“Halk Sağlığı Açısından Temel Biyoistatistik İlke ve Kavramlar”

başlıklı, sitemizde daha önce yayımlanan kapsamlı (149 yansı) sunumumuza da
başvurulmasını öneririz..

http://ahmetsaltik.net/2015/01/06/halk-sagligi-acisindan-temel-biyoistatistik-ilke-ve-kavramlar/

Güncellenen aşağıdaki sunumuzun da (92 yansı, 3,75 MB) ve yararlı olmasını dileriz..

Epidemiyoloji_Biyoistatistik_iliskisi

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 05.05.2016

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
p
rofsaltik@gmail.com

HIZLI NÜFUS ARTIŞI SORUNU / The CHAOS of HUGE POPULATION GROWTH


Sevgili AÜTF Dönem 2 öğrencilerimiz
,
Site okuru dostlarımız. 

  • DÜNYADA ve TÜRKİYE’de NÜFUS SORUNLARI ve POLİTİKALARI

konulu AÜTF Dönem 2 dersi sunumu yansılarını paylaşmak isteriz.

Güncellenmiş dosyayı ilgi ve bilginize sunuyoruz.
Çok emekli ve kapsamlı bir dosyadır (119 yansı).

  • Gereksiz, dengesiz ve hızlı, akıl dışı ve sürdürülemez
    hızlı nüfus artışı ülkemiz ve dünya için en önemli sorunların başında gelmektedir.

Türkiye, 35-40 yıl sürecek bir DEMOGRAFİK FIRSAT PENCERESİ DÖNEMİNDEDİR.
Bu dönemde yapılması gereken, genç nüfusun niteliğinin iyileştirilmesidir.
Bu da sağlık ve eğitim yatırımları ile olur.

Nüfusun “hızlı” yaşlanması sorunu yoktur, akut gündem bu değildir.

İvedi olan 2 adım vardır :

1. Hızlı nüfus artışını teşvikten, “en az 3-5 çocuk doğurun” demekten
hemen vazgeçmek. Her ailenin 1 çocukla yetinmesini önermek..

2. Eldeki çooooook genç nüfusun niceliğini (sayısını) değil niteliğini (kalitesini) geliştirmek.. Yaşamsal sorun budur.. Genç nüfusu 21. yy’da acımasız küresel rekabete hazırlamak..
Yabancı diller ve İLETİŞİM öğretmek, geçerli meslekler edindirmek, özgüven kazandırmak,
istihdamı geliştirmek, yurttaşların sosyalleşmesini sağlamak (karma eğitim başta!)..

Ülkemizin öncelikleri bunlar, Demografi politikaları bakımından..
Bir ULUSAL DEMOGRAFİ KURULTAYI toplamak ve nüfus politikalarını güncellemek..

Ayrıca, kürtaj istemiyorsanız etkin ve yaygın aile planlaması hizmetlerini topluma
mutlaka vereceksiniz.. Özellikle de Doğu ve Güneydoğu’da!

Vurgulayalım ki; Anayasa’nın 41. maddesi açık ve net olarak devlete bu görevi yüklüyor.
Siyasal tercihiniz ne olursa olsun :

Anayasa_madde_41

 

 

 

 

 

 

 

 

Oldukça kapsamlı ve doyurucu bir dosya sunuyoruz.
Okunup okutulması, paylaşılması, politikacılara da ulaştırılması dileğiyle..
Umarız, hala Türkiye’de nüfus artışını bilim ve akıl dışı biçimde savunan tepe yöneticiler de, danışmanları da okusun ve yararlansınlar. Ülkemizi yıkımlara sürüklemesinler..

Lütfen tıklar mısınız erişkeyi (linki) ?

Nufus_sorunlari_ ve_ politikalari

Sevgi ve saygı ile.
06.12.2015, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Bu yansılarda sayın Prof. Ercan’dan çok yararlandık, teşekkür borçluyuz.

Çevre ve İnsan Sağlığı / Environment and Human Health


Sevgili öğrencilerimiz,
Sevgili www.ahmetsaltik.net konuklarımız

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Dönem 2’de verdiğimiz 2’şer saat süreli
(223’er kişilik 2 alt kümeye)ÇEVRE ve İNSAN SAĞLIĞI başlıklı dersimizin güncellenmiş yansılarını izlemek için lütfen erişkeyi (linki) tıklar mısınız ??

Cevre_ve_Insan_Sagligi_Ahmet_Saltik

Cevre_ve_Insan_Sagligi_kapak_yansisi

Bundan önce
“5 Haziran Dünya Çevre Günü-2015′
e de bir armağanımız olsun..”
demiştik..
Yine güncelledik.

21. İklim Doruğu‘ndan (COP-21, Paris) olumlu sonuçlar ve uzlaşma çıkması umuduyla..
Toplantı 11 Aralık 2015’te bitecek..

HER AİLEYE 1 ÇOCUK; Başka çare yok!

Bir de tasarruflu ve çevreye saygılı yaşamı mutlaka uygulamak..

Sevgi ve saygı ile.
06.12.2015, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Hüsnü Mahalli : ‘Türkiye’nin yeni kuşakları IŞİD’ten farklı olmayacak’

Hüsnü Mahalli “IŞİD Gerçeği”ni yazmayı sürdürüyor..

Portresi

‘Türkiye’nin yeni kuşakları
IŞİD’ten farklı olmayacak’!

Bu rezalet devam ettiği sürece, 10-15 yıl sonra Suriye ve Irak nüfusunun %30’u cahil olacak. Cehalet yeni kuşak IŞİD’çi yaratmak için en önemli öge. Cehalete dinsel ve mezhepsel söylemleri monte etmek çok daha kolay. Türkiye’deki cemaatler bunun en somut kanıtı. Böyle devam ederse Türkiye’nin yeni kuşakları IŞİD’ten farklı olmayacak

Haziran’da Musul’u ele geçirerek herkesi şaşırtan IŞİD kısa bir süre içinde Irak’ın üçte birini işgal edecekti. Irak ordusu ve devleti dağılmak üzereydi. IŞİD’in Kuzey Irak’taki Kürt bölgelerine saldırması Batı’yı harekete geçirdi. Üstelik IŞİD’çiler görsel sanat becerilerini sergileyerek Amerikalı ve İngiliz gazetecilerin kafasını kesmeye başlamış ve heyecan yaratmak için binlerce Ezidi kadını kaçırarak fantezilerinden söz ettirmeye başlamıştı.

ABD ve müttefikleri karşı koymanın planlarını yaparken IŞİD lideri Bağdadi
5 Temmuz’da Musul’da bir Cami’de ortaya çıktı ve İslam Devletini kurarak kendini Halife ilan etti. Irak’ın % 30’unu ve Suriye’nin % 20’sini kontrol eden IŞİD artık
İD (İslam Devleti) olmuş ve bu devletin yaklaşık 60-70 bin militanı vardı.
Hepsi ruh hastası, katil, sapık ve öldürmeye programlanmış.

Önemli olan korku salmak

Üstelik intihar saldırılarına çok meraklılar. Olay tipik bir psiko-analiz konusu.
Onlara

– ‘Kâfirlerin arasında kendinizi havaya uçurduğunuzda melâikeler gelecek ve parçalanan cesedinizi toplayıp direkt cennete taşıyacak. Cennetin kapıları Allah tarafından sizin için özel olarak açılacaktır.’ deniliyor.

Onlar da buna inanarak seve seve intiharcı oluyorlar. Kimi öldürdükleri hiç önemli değil. Onlar için herkes kafir ve yok edilmelidir. Önemli olan korku salmaktır. Korku saldıkça daha çok bölgeyi işgal edebileceklerini düşünüyor ve dünyanın dört bir yanındaki yandaş ve sempatizanlarına ‘ Gelin kendi devletiniz için savaşın’ deme fırsatını yakalıyorlardı. Medya ise her zaman onlara hizmet ediyordu. İD ya da bildik adı ile IŞİD’in her olayı büyük haber oluyordu. Özellikle magazin içerikli olanları. Yani IŞİD’in işgali altındaki bölgelerde sosyal yaşam.

Kadınların patlıcan alması yasak!

Çünkü IŞİD tüm kadınlar için tam tesettürü zorunlu kılmış, ilk okuldan başlayarak
kız ve erkek öğrencileri ayırmış, kadınların erkek berber, terzi ve doktorlara gitmesini yasaklamış, okullarda müzik, spor, felsefe, kimya ve biyoloji derslerini iptal etmiş, kadınların pazarlarda muz, patlıcan ve salatalık satın almalarını yasaklamış ve
Arapça dilinde erkek olduğu için kadınların sandalyede oturmalarını cezalandırmıştır. Erkekler için de bir dizi önlem alan IŞİD, onlardan da dar pantolon değil şalvar ve dize kadar uzanan gömlek giymelerini, saç ve sakal uzatmalarını, içki ve sigara içmemelerini, zorunlu olarak namaz kılıp oruç tutmalarını ve Halife hazretlerinin emirlerine hiçbir şekilde karşı gelmemelerini istiyordu.

Emirlere karşı gelenler
– Kırbaçlanıyor,
– El ve kolları kesiliyor,
– Çarmıha geriliyor,
– Zorunlu din kurslarına tabi tutuluyor,
– Yüksek binalardan canlı canlı atılıyor,
– Kafası uçuruluyor,
– Kurşuna diziliyor,
– Canlı canlı yakılıyor ya da
– Taşlanarak recm ediliyor.

Her şey karanlık bir orta çağ alışkanlıklarına uygun!

Kanlı terör örgütü IŞİD, işgal ettiği yerlerdeki kadınları, önce cinsel istismar aracı olarak kullanıyor, sonra da zincirlere bağlayıp, pazarlarda köle olarak satıyor.

Ortaçağ artıkları

Şekil, şema ve içerik. Her tarafları kapkara lümpen tipler. Bulundukları bölgeleri
zifiri karanlığa çevirmek istiyorlar. Kendi beyinleri gibi. Ama yaptıkları her şeyi ayet ve hadisleri kendilerine göre yorumlayarak açıklıyorlar. Kuran-ı Kerim’i, Hadisleri ve
İslam tarihini onlardan daha iyi bilen yok ve olamaz! Bu sapık ruh hastalarından dolayı bugün artık Suriye, Irak, Yemen, Libya, Afganistan, Somali ve Nijerya’da milyonlarca çocuk okula gitmiyor, gidemiyor. Suriye ve Irak halklarının neredeyse %40’ı IŞİD,
Nusra ve benzeri radikal örgütlerin korkusundan kendi evlerini terk ederek başka yerlerde yaşamaya çalışıyor. Ülke dışına kaçanların dramı çok daha farklı.

Her iki ülkenin (AS: Irak ve Suriye) sosyal, kültürel ve demografik yapısı dağılmıştır. Ekonomi ise toptan çökmüştür. Bu ülkelerin normalleşmesi için en az 20-30 yıl gerekecek. Bu işten kazançlı çıkan tek ülke var o da İsrail. Tek bir kurşun sıkmadan kendisi için büyük tehlike oluşturan Suriye, Irak ve Mısır’ın dağıtılmasını sağlamıştır. Yemen, Libya, Somali, Afganistan ve Lübnan birer bonus. Filistin gümbürtüye gitti. En büyük piyango Türkiye. Bölgenin tüm işbirlikçi liderleri İsrail’e hizmet etmiştir. Bu rezalet devam ettiği sürece 10-15 yıl sonra Suriye ve Irak nüfusunun %30’u cahil olacak. Cehalet yeni kuşak IŞİD’çi yaratmak için en önemli unsurdur

Cehalet, dincilerin besin kaynağı

Cehalete dinsel ve mezhepsel söylemleri monte etmek çok daha kolaydır. Türkiye’deki cemaatler bunun en somut kanıtıdır. Televizyonlarda giderek yaygınlaşan dini içerikli programların amacı cahil insanları yüzeysel ve gerçek olmayan dini söylemlerle esir alıp kullanmaktadır. Tipik bir Suudi Selefi Vahabi taktiği. Bugün bu ülkede yaşanan süreç devam ederse Türkiye’nin yeni kuşakları IŞİD’ten farklı olmayacaktır. Tek farkla IŞİD çok daha deneyimli ve becerikli. Örneğin küçük yaşta çocukları topluyor, özel eğitimden geçirerek beyinlerini yıkıyor ve intihar eylemcisi olarak hazırlıyor. Yani hemen yok edilmezse 5-10 yıl sonra IŞİD’in elinde binlerce intiharcı olacak ve bunları istediği yerde ve zamanda kullanabilecek.

Emre itaat etmeyenin cezası ölüm

‘Yaratıcı Kargaşa’ dedikleri teori bu olsa gerek. Üstelik bu kez Kaide’den farklı olarak IŞİD’in elinde her türlü tank, top, füze, roket ve hatta kimyasal silah var. Dünyada ise milyonlarca elemanı, destekleyicisi, sempatizanı, seveni, yardım edeni ve kendisi ile duygusal dayanışma içinde olanı var. Herkesin kendine göre bir gerekçesi var. Bazılarına göre IŞİD ‘Sünni alemin devrimci direnişçileri‘. Başkaları onları ‘Alevi ve Şiileri yok ettiği için seviyor’. ‘Haçlılara kafa tutuyor’ diyenler de var. Bu doğru değil dediğinizde suçunuz sabit oluyor: Halife Hazretlerine itaatsizlik!

Kanlı terör örgütü IŞİD militanları Ezidi halkı katletti, sağ kurtulanlar yerini, yurdunu terk edip, kaçtı.

HALİFENiN HİLAFETİ

5 Temmuz 2014’te kendini Halife ilan eden Bağdadi, Peygamber sülalesine dek uzanan asil şeceresini de açıklamayı unutmamıştı. Biraz asalet, biraz mistisizm ama mutlaka dinsel. Yani Kuran ve Hadisler. O da bu işi çok iyi beceriyordu. Ayet ve Hadisler Hazret’in keyfine göre tefsir ediliyor ve yorumlanıyordu. Hazret nasıl isterse. Kolay değil adam Halife yani hepimizin Emir El-Müminin’i. Dünyanın dört bir yanından Irak ve Suriye’ye giderek IŞİD saflarında savaşanlara bu işin ‘çok yüce ve ciddi’ olduğu gösterilmelidir. Nasıl olsa garibanlar Arapça bilmiyor ve herkes onlara kolayca her şeyi yutturabilir. Bağdadi de öyle yapıyor. Hazretleri, 80 olması gereken koalisyon ülkelerini Merci Dabık meydan savaşı’nda yenecek, Fırat’ın suları çekilecek, muzaffer hilafet ordusu Konstantiniye’yi alacak oradan Şam’a yola çıkarak Emevi Camii’de namaz kılınacak sonra da Kahire alınacak… Sonrası kolay.. Emevi, Abbasi ve Osmanlıların vardığı tüm topraklar Halife Hazretlerine bağlanacak. Hazret’e göre bunların tümü Kuran ve Hadislerde anlatılıyor. İnanmayanların kellesi vurula… (YURT Gazetesi, 05.08.2015)

*****

Yarın (06.08.2015) :
DİN VE MEZHEP ADINA KATLİAM

Öncekiler :
– ‘Herkes Ankara’nın bütün karanlık ve pis işlerini biliyor’
– Eski dost düşman olmaz
– IŞİD 4 yaşındaki çocuğu annesinin kafasını kesmesi için eğitti
– Mezhepçi terörün 70 yıllık hikayesi

http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/turkiye-nin-yeni-kusaklari-isid-ten-farkli-olmayacak-h93673.html, 05.08.2015

========================

Dostlar,

İbretle ve içimiz kavrularak okumayı sürdürüyoruz..
Mutlaka birşeyler yapmamız ve bu felaketi durdurmanız gerek..

En başta LAİK – AKLA / BİLİME DAYALI eğitim geliyor..

Batı emperyalizminin, Ortadoğu Müslüman coğrafyasını manuple etmek için
bu tür olağndışı vahşi araçları terk etmesini sağlamak da bu denli önemli..

IŞİD’in bir ABD – AB – İsrail ürünü – maşası olduğunu akıldan çıkarmadan!

IŞİD : Iak – Şam İslam Devleti,
DAEŞ Arapçası : Davala al İslamiye fil Irak eş Şam,
ISIS İngilizcesi : Iraq – Sam Islamic State

Sevgi ve saygı ile.
5 Ağustos 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com