24 Ocak 1980 Kararları 41. Yılında

Dostlar,

8 yıl önce bu sitede yayınladığımız bir yazımızı ve tarihsel belge niteliğindeki ekini, hala güncel olması ve süren önemi nedeniyle, -hoşgörülmesi dileğiyle- bir kez daha paylaşmak istiyoruz..

AKP, bu kritik kırılma noktasının türev çıktılarından biridir ve son derece nettir ki, o misyonun sürdürücüsüdür. O misyon, YENİ SEVR‘dir tüm çıplaklığıyla..

24 Ocak 2021 günü, Uğur Mumcu’nun uğruna canını verdiği çıplak ve ürkünç gerçeği buradan, 28 yıl sonra bir kez daha, Türkiye Cumhuriyet’nin tüm yurttaşlarına =

  • Kadimçileli ama yiğit ve özgür – başı dik, onurlu, eğilmez … Anadolu insanımıza…

İHANETİ, DEDELERİ GİBİ KENDİNE İŞ TUTAN KALITSAL VATAN HAİNLERİNİ AYIRARAK..

bir kez daha,
çok kalın çizgilerle altını kezlerce çizerek
ve artık DAVRANMA ZAMANIDIR diyerek
anımsatmanın ve ÇAĞRININ;

vaktinin kemale erdiği andır.

30 Ocak 2021 Cumartesi günü, NÜSED adına (Onur Kurulu Üyesi olarak) vereceğimiz konferansın duyurusunu da eklemek istiyoruz.

Bunları anlatacağız orada..

  • Mutlaka bir çıkış (EXODUS!) yolu bulacağız; ya bulacağız ya da yaratacağız!

Haberiniz olsun gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde olan malum şüreka..

Bu söyleşi, Uğur Mumcu’nun alçakça öldürülmesinin 28. yılında, UM:AG kapsamında, NÜSED‘in (Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği) katkısı olarak gerçekleştirilecektir.

Sevgi, saygı ve ACI ile AMA KARARLILIK ve UMUTLA.
24 Ocak 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

=============================================

Dostlar,

Bu gün (27.1.13) günü sitemize Sayın Nazif Ekzen‘in çok çarpıcı bir ekonomik irdelemesini koyduk. Orada, “24 Ocak 1980 Kararları” nın son derece kritik ve belirleyici olduğunu vurgulamış Sayın Yazar ve sitemize koyacağımızı yazdık kendilerine.

Emin Çölaşan, bu tarihsel sürecin kitabını yazmıştı o yıllarda. Biz de o kitaptan bir özet çıkarmış ve ADD Edirne Şubesi etkinlikleri bağlamında yaygın dağıtmıştık (2003).

O özeti, yoğun bir 4 sayfa olarak, aşağıda pdf biçiminde size sunuyoruz.

Okunmalı, okutulmalı.
Dünü bilmeden bu günü nasıl anlayacak ve geleceğe nasıl bağlayabileceğiz??

Tarih ne işe yarıyor; zamandizgisel (kronolojik) bir masal mı çocuklara, büyüklere??

24 Ocak 1980 kararları, Emin Çölaşan

Sevgi ve saygı ile. Ankara, 28.01.2013

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİNİN 101. YILDÖNÜMÜ..

ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİNİN 101. YILDÖNÜMÜ..

Ataturk'un_Ankara'ya_gelisi_27.12.1919

 

 

 

 

 

 

Dostlar,

Bu gün, 27 Aralık 2020, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşı’nı örgütlemek üzere Anadolu’ya geçtikten yaklaşık 7,5 ay sonra Ankara’ya gelişinin 101. yıldönümü.

Bilindiği gibi Osmanlı Devletinin kurtuluşuna İstanbul’da olanak bulamayan Paşa, çözümü Anadolu’da halkı örgütlemede görmüş, 16 Mayıs 1919 günü Samsun’a hareket etmişti.. İşte bu 7,5 ayın kısa öyküsü aşağıda..
*****
1. Dünya Paylaşım Savaşı sonunda Osmanlı Devleti yenilmiş sayıldı. İtilaf Devletleri her yeri işgale giriştiler. Sadrazam Tevfik Paşa’nın imzaladığı Sevr Antlaşmasına (10 Ağustos 1920) göre, Anadolu’nun da paylaşılması kararlaştırıldı. Urfa, Antep, Maraş, Adana, Antalya ve başkent İstanbul işgal edildi. Yunanlar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e girdi. Vatanı bu hazin işgalden halkla el ele vererek kurtarmak için İstanbul’da çare üretilemeyeceğini görünce, Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı.

22 Haziran 1919’da kritik Amasya Genelgesini yayımladı:

  • Vatanın geleceği tehlikededir;
    bu durumdan kurtuluş milletin azim ve kararlılığı ile olacaktır.”

Daha sonra Erzurum’a geçen Atatürk, 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresini,
4 Eylül 1919’da Sivas Kongresini topladı. Bu halk kongrelerinde Ulusal İstence (milli iradeye) dayalı hükümet kurulması temel hedef oldu. Tüm illere telgraflar çekilerek halkın kendi adına karar verecek temsilcileri seçmesi istendi. Bu temsilcilerin toplanacağı güvenli bir yer gerekliydi.

  • Ankaralılar Atatürk’ü ve Temsil Heyeti’ne (Heyet-i Temsiliye) seçilenleri Ankara’ya davet ettiler.

Gazi Mustafa Kemal Paşa Kurtuluş Savaşının en iyi Ankara’dan yönetileceği inancındaydı. Anadolu’nun ortasında ve cephelere eşit uzaklıktaydı. Tüm illerde haberleşme ve ulaşım olanağı yoktu. Bu gerekçelerle Gazi ve Temsil Heyeti üyeleri 27 Aralık 1919 günü Dikmen sırtlarından Ankara’ya girdi.

27 Aralık 1919 Cumartesi… Hava açık, ılık… Birkaç gün evvel sepeleyen kar tutmamış.
Halk, Çankaya bağlarının batısındaki Kırşehir yoluna açılan yokuş boyunca akın akın yollarda… Kulaklar minarelerde. O tarihsel anı, selalarla bütün Ankara’ya müezzinler duyuracaktı. Gazi Paşa’yı karşılamaya gelenler arasında bölük bölük seğmenler, göz alıcı, hepsi de çakı gibi… Kimi atlı, kimi yaya… Kiminin sağ omzunda baltaları asılı… Kiminin Martini tüfekleri çapraz… Şal kuşaklarında hançerler parlıyor, gözleri gibi… Usta davulcular gelmiş; Abdal Hasanlar, Deli Hasanlar, Kara Mahmutlar, Mohaç’tan, Çaldıran’dan ya da başka er meydanlarından… Sabırsız bir bekleyiş… Saat:15.10…Selalar duyuldu. Yokuş başına doğru yüklendi Ankara… Bir sevinçli telaş, bir büyük coşku… Uzaklarda bir motor gürültüsü vardı. Sonra korna sesleri… Evet geliyordu, yiğit – yengin (muzaffer) Mustafa Kemal Paşa.

Yedi ay önce Bandırma Vapuruyla Samsun’a çıkan Ordu Müfettişi (Orgeneral Mustafa Kemal Hazretleri) değildi bu gelen. Anadolu Bağımsızlık – Özgürlük Hareketini başlattığı için Vahdettin’in “İdam Fermanı”nı boynunda taşıyan, istifa edip bütün rütbelerini sökmüş,

  • Sine-i Millette ferd-i mücahit” olarak Mustafa Kemal’di.

Yaralı bir halk, O’nun önderliğinde buradan şahlanacaktı. Samsun’da bir hurdalıktan alınan, her parçası bir başka yerden bulunmuş, üstü açık, köhne otomobil yaklaşınca coşku (heyecan) doruğa varmıştı. Gülümsüyordu Mustafa Kemal, henüz 38 yaşındaydı ama yüzünde nice savaş meydanının tandırında yoğrulmuş bir olgunluk vardı. Mavi gözleri çelik pırıltısıyla yanıyor, kalpağının iki kenarında, şakaklarında uçuşan başak rengi saçları, güzel yüzüne başka bir anlam yüklüyordu. Yokuş başında Seğmenlerin önünde durdu, otomobilden indi. Onlara doğru ağır ağır yürüdü. Esas duruşa geçtiler. Tek can idiler. Bütün gözler O’nun gözlerinde düğümlüydü. Vakur ve sert bir sesle:

–          Merhaba efendiler! dedi.
–          Sağol Paşa Hazretleri…
–          Arkadaşlar! Buraya neden geldiniz?
–          Millet yolunda can vermeye geldik!
–          Fikrinizde sabit misiniz?
–          Andolsun!

Mustafa Kemal’in gözleri yaşardı.. (şu dakikalarda bizim de…)  Zincir kabul etmeyen bu halk O’nun peşinde, gerekirse ölüme bile, göz kırpmadan gidebilirdi. Ankara ve çevresinin tüm halkı Atatürk’ü ve Temsil Heyeti üyelerini coşkun sevgi ve sevinç gösterileri içinde davul-zurna ile karşıladı. Eskimiş bir otomobilden inen bir çift gök rengi gözün derinliklerinde vatan ufuklarından tutsaklık bulutlarının dağılışını görmüşler, yurdun kurtuluşuna inanmışlar ve O’nu sonsuza dek “Reis” tanımışlardı. Yassı deri kalpağının altında zayıf bir yüz, kaç ay, kaç yıl ve yıllar milleti için rahat yüzü görmemiş, çelikleşmiş, sarı bir çehre ve içe işleyen sıcak bir bakış… Boz palto altında sivil yol elbisesi, kumandanca yürüyüş…

Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya böyle geldi, halay çekildi, Seğmenler gösteriler yaptı. Bu içten karşılama Gazi Paşa’yı çok duygulandırdı. Teşekkür etti. İçinde bulunduğumuz durumu, bundan nasıl kurtulacağımızı özetleyen bir konuşma yaptı.

Ata’nın Ankara’ya gelişi, Kurtuluş Savaşı için önemli bir dönemeçti. TBMM’nin açılması, Ordu kurulması vb. çalışmalar Ziraat Mektebinde başlatıldı. Ankara, Kurtuluş Savaşının merkezi oldu. Sonsuza dek Başkentlik görevini üstlendi.

DÜNYADA İLK ANTİ-EMPERYALİST KURTULUŞ SAVAŞI GÖRKEMLİ BAŞARI ile SONUÇLANDIRILDI..

Her 27 Aralık’ta seğmenler at sırtında gösteriler yapar, Başkent Ankara bayraklarla süslenir,
Atatürk Koşusu yapılır. Okullarda törenler düzenlenir. Halk şenliklerle bu mutlu günü kutlar.

  • Bu yıl ise, sözde “pandemi” gerekçesiyle, AKP = Erdoğan, Atatürk Koşusunu bile yasakladı!! Bu yasakçı davranışın, Andımızın okunmasını bile yasaklayan…. AKP = Erdoğan iktidarının hak ettiği yanıtı Ulusumuzun demokratik yöntemlerle, ilk seçimde vereceği inancındayız.

Kurtuluşun şanlı öncülerini 101 yıl sonra saygı ve özlemle anıyoruz ve hep anacağız.

  • Göz bebeğimiz Türkiye Cumhuriyetimizi, AYDINLANMA DEVRİMLERİ İLE TAÇLANDIRACAĞIZ!

Kutsal Emaneti sonsuz geleceğe taşıyacağız…

Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa, hoş gelişler ola..

Sevgi ve saygı ile. 27 Aralık 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

HABLEMİTOĞLU SUİKASTI VE MEDYATİK BENLİK

HABLEMİTOĞLU SUİKASTI VE MEDYATİK BENLİK

HULKİ CEVİZOĞLU
hulkicevizoglu@cevizkabugu.com.tr
YENİÇAĞ, 22 Aralık 2019
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/hablemitoglu-suikasti-ve-medyatik-benlik-54310yy.htm

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Atatürkçü/cumhuriyetçi aydın kendi ifadesiyle “istihbarat tarihçisi” Dr. Necip Hablemitoğlu‘nun bir suikast sonucu katledilmesinin üzerinden 17 yıl geçti.
*
Bugünlerde Hablemitoğlu hakkında haberler yapılıyor.
Oysa onun Alman Vakıfları ve Fethullah Gülen (şimdiki ifadesiyle FETÖ) konularında mücadele ettiği yıllarda (1990 sonları) durum böyle değildi.
*
Karşısında azgın bir medya vardı. Ve O’na demediklerini bırakmıyorlardı.
Bir kısmı adını bile doğru telaffuz etme duyarlığını göstermiyordu.
Örneğin Mehmet Ali Birand “32. Gün” programına çıkardığı “konuğu” Hablemitoğlu’na sırasıyla “Hamlecioğlu” “Hamlemitoğlu” ve sonunda “Hablemitoğlu” diyordu!

Aynı programdaki Samanyolu TV’nin adamları Nevval Sevindi kendisine defalarca “Ahlaksız, terbiyesiz” diye bağırıyor yine Samanyolu TV’nin öteki adamı Etyen Mahçupyan da onaylıyordu.
Birand ise bir kez bile müdahale etmiyordu. (Bu videoları internette rahatlıkla izleyebilirsiniz.)
*
(Fethullah Gülen’in medyatik silahşörü Etyen Mahçupyan şu anda yeni kurulan Ahmet Davutoğlu’nun “Gelecek Partisinin” kurucuları arasında ve Davutoğlu’nun “kılavuzu.”)
(Bu kılavuzluğun boyutları konusunda daha sonra başka bilgiler vereceğim.)
*
“Benlik” sosyoloji ve psikolojinin en önemli ortak kavramlarından biridir.
(Benim de tez konumdur. ) Benlik ile “kimlik” iç içe geçen kavramlardır.
İnsanlar durumlara (konjonktüre) göre benlik/kimlik geliştirirler.
Buna “Durumsal Benlik/Kimlik” denir.
*
Türkiye’deki medya da bunun somut ve uç örneklerinden biridir.
Bunu Hablemitoğlu olayında da rahatlıkla görüyoruz.
Bu –Attila İlhan’ın “Türk medyası Türk değildir” biçiminde ifade ettiği- Türk medyası için “medyatik benlik” türünü oluşturmaktadır.

  • Hablemitoğlu: “Görünmeyen bir el bunları koordine ediyor”

Necip Hablemitoğlu ile o dönem program yaptığım ATV’de çok program yaptım.

6 Ekim 2001’deki “Ceviz Kabuğu”nda 5 saat 40 dakika bir hafta sonra 13 Ekim 2001’de ise tam 6 saat aralıksız canlı yayın yaptım. (Bilgiler kaybolmasın diye “Altın ve Suikast” adıyla kitaplaştırdığım bu programlar birer canlı yayın rekoru idi.)
*
Orada söylediklerinin bir kısmının başlıklarını vermek istiyorum.
 “Hiç kimsenin cesaret edemediğini yaptım. ”
 “Cumhuriyetçiyim diye üniversiteden 3 kez uzaklaştırıldım. ”
 “25 yıldır üniversitedeyim odam ve masam yok. ”
 “Bu koşullarda ben aydın kalmanın mücadelesini veriyorum ve bunun onurunu taşıyorum. ”
 “İşin peşini bırakmaya niyetim yok Türkiye karşıtı çalışanlar Türkiye’den uzaklaşıncaya kadar…”
 “Şimdi bu olaylar (Bergama altın madeni ve Alman Vakıfları olayı-HC) gösterdi ki görünmeyen bir el bunları koordine ediyor. ”
 “Emperyalizme karşı olmak Kuvayı Milliyeci olmak tek boyutlu değil. Türkiye’yi tehdit eden tüm dış ülkelere karşı tam bağımsızlıktan yana olmaktır.”
*
Ne zaman aydınlarımıza-zamanında-sahip çıkarsak o zaman “insan oluruz. ”
Mutlu pazarlar.
============================================
Dostlar,
(Geçen yıl yayınladığımız yazıdır; 18 Aralık 2020)

Birkaç gün gecikme için özür dileyerek, merhum yurtsever dostumuz Dr. Necip Hablemitoğlu’nun sevgin (aziz) anısını saygı ve şükranla selamlıyorum.. Sn. Cevizoğlu’na da teşekkür ederiz..

Sevgi ve saygı ile. 27 Aralık 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

O’nu, Yüce Atatürk’ü Aramızdan Bedensel Ayrılışının 82. Yılında Niçin Anıyoruz?

Dostlar,

Bu akşam saat 21:00’de Yüce ATATÜRK‘ü anacağız.. / ANDIK…

ADD Çankaya Şubesi önceki Başkanı Sn. Şengül CAN’ın dileği ile gerçekleşecek / GERÇEKLEŞEN sanal oturumda (webinar) konumuz şöyle :

O’nu, Yüce Atatürk’ü Aramızdan Bedensel Ayrılışının 82. Yılında Niçin Anıyoruz?

Açık, şifresiz erişim için lütfen tıklayınız..

https://us05web.zoom.us/j/6146181141?pwd=Nm43bzliZVU1QnRBU3hGMllmQ0V5UT09

İzlenmesi, duyurulması… dileği ile.

Sosyal medya hesaplarında paylaşıldığında erişkelerini (linklerini) burada sunacağız / AŞAĞIDA

Bu konuşmamızda yararlandığımız yansılar pdf olarak aşağıdadır..
Belgesel nitelikli 51 yansıyı görmek için lütfen tıklayınız (1.6 MB):

O’nu_Nicin_Aniyoruz_09.11.12_Cankaya_ADD

Aynı başlık altında yazdığımız bir makale ise 10 Kasım 2020 günü saat 00:01’de web sitemizde yayınlanmış olacak..

Bilgi ve ilginize sunarız. (Güncelleme : 15.11.2020)

Sevgi ve saygı ile.

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
ADD Genel Başkan Yard. (2004-2006)
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Kamu Yönetimi Siyaset Bilimci (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

TELE1 TV Programımız – 11 Kasım 2020

TELE1 TV Programımız – 11 Kasım 2020


Dostlar,

11 Kasım 2020 Çarşamba, saat 22:00’de TELE1’de Sn. Sedef Kabaş’ın konuğu olacağız./ OLDUK..

Denetimden çıkan SALGIN’ı nasıl yönetebileceğimizi konuşacağız./ KONUŞTUK..

Bilgi ve ilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile. 11 Kasım 2020, Ankara (Güncelleme: 12.11.20, 21:00)

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimi (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com