Devletçilik niçin önemli ve gerekli? 

Devletçilik niçin önemli ve gerekli? 

Yıldırım Koç

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Kemalist Devrim‘in en önemli dayanaklarından biri, 1937 yılında Anayasaya da eklenen devletçiliktir. Ne yazık ki, Cumhuriyet Halk Partisi ve CHP geleneğinden gelen birçok kişi, Kemalizm’in bu temel ilkesinden koptu ve yıllardır emperyalistlerin ülkemize dayattığı özelleştirmeleri savunuyor. Devletçilik yalnızca devletin kimi fabrikalara, demiryollarına, limanlara, elektrik santrallarına sahip olması değildir. Kemalist Devrim’in üç temel amacı;

– bir milli devletin kurulması,
– Osmanlı’dan devralınan halktan Türk milletinin yaratılması ve
– insanların kulluktan kurtarılarak özgür yurttaşlar haline getirilmesidir.

Tarihteki demokratik devrimlerin çoğunda bu üç temel amaç vardır. Devletçilik, bu üç amaç açısından da yaşamsal önemdedir.

MİLLİ DEVLET İÇİN DEVLETÇİLİK

Emperyalizme karşı mücadele ancak güçlü devletlerle başarıya ulaşabilir. Amaç, halkın desteğini alabilecek biçimde faaliyet gösteren güçlü bir devletin yaratılmasıdır. Emperyalizmin genel politikası, ülkeleri küçücük ve zayıf devletçiklere bölmek ve böylece onlar üzerindeki baskı ve sömürüsünü sürdürebilmektir. Devlet düşmanlığı anarşistlerin genel özelliğidir.

Bir devletin güçlü olabilmesinin önkoşullarından biri güçlü bir ekonomiye sahip olmasıdır. Devletçiliğin bir ögesi, Planlamadır. Devlet, ekonomiyi demokratik bir biçimde ve ülkenin ve halkın çıkarları doğrultusunda planlayacaktır.

  • Planlı ekonomi olmadan güçlü bir devlet ve ülke yaratamazsınız.

Güçlü devletin diğer bir önkoşulu, ekonominin belirli sektörlerinin devletin denetimi altında olmasıdır. Ülkenin stratejik kaynakları devletin denetiminde olmalıdır. Özellikle enerji gibi önemli bir sektörde devletin egemenliği, siyasal bağımsızlık açısından zorunludur. Halkın temel gereksinimlerinin devlet tarafından sübvansiyonlu olarak sağlanması da temel amaçlardan biri olmalıdır.

  • Devletin elinde ekonomiye güçlü müdahale araçlarının bulunmaması durumunda, emperyalist güçlerin ekonomi alanındaki saldırıları bir ülkeyi göçertebilir.Ayrıca, özel sektörün de devlet tarafından yönlendirilmesi esastır.

TÜRK MİLLETİ İÇİN DEVLETÇİLİK

Devletçilik yalnızca fabrikaların veya demiryollarının mülkiyetiyle sınırlı olarak anlaşılmamalıdır.

  • Sağlıkta devletçilik, halkı birbirine bağlayan en önemli bağdır.
    Devlet tarafından merkezi bir yapı içinde sunulan nitelikli ve parasız sağlık hizmeti, ülkemizin farklı bölgelerindeki insanların kaynaştırılması açısından en önemli araçtır.
  • Sağlık hizmetleri merkezi devletin denetiminin dışına çıkarsa, bölücülüğün en kolay yayılacağı bir ortam doğar.

Eğitimin devlet eliyle parasız olarak sağlanması, farklı köken ve inançlardan insanlardan bir millet oluşturmanın en önemli aracıdır.

Devlet fabrikaları ve öbür işletmeleri, farklı köken ve inançtan insanların ekmek ve hak mücadelesinde omuz omuza gelmelerini sağlar.

KULLUKTAN KURTULUŞ İÇİN DEVLETÇİLİK

Çağdışı toplumsal güçler ve emperyalizm, insanları tarikat şeyhlerinin, aşiret reislerinin, toprak ağalarının kulu yapmaya çalışmaktadır. Kadınları eve hapsederek erkeklerin kulu yapmaya yönelik girişimler de bu niteliktedir.

Devletçi anlayışla verilen eğitim, insanların çağdaş bilimlerle tanışmasını sağlar. Kamu kurum ve kuruluşları, özellikle kadınların istihdamına katkıda bulunarak, insanları çağdışı baskılardan kurtarır.

Devletçiliğe saldıranlar ve özelleştirmeyi savunanlar, burada kısaca özetlenen nedenlere bağlı olarak, gerçekte Kemalist Devrim’e saldırmaktadır.
==============================================
Dostlar,

SERMAYENİN SOPALI TAHSİLDARI YAPILAN DEVLET :
NEREYE DEK?

Sayın Yıldırım Koç arkadaşımızın bilgi birikimi ve yazı ustalığı tartışma dışıdır. Bu yazı da çok değerlidir. Mustafa Kemal Paşa özel sektöre ve sermayeye tümüyle karşıt değildi. Ancak kamu yararını kesin olarak üstün tutar ve bu ikilinin (özel sektör ve sermaye) halkın gönencine (refahına) katkıda bulunmasını kesin ön koşul, hatta araç sayardı. Ulusal Bağımsızlığımıza en küçük sakınca oluşturmaması için üstüne titrerdi. Bu yüzden HALKÇILIK ilkesini geliştirmiş, 6 Ok‘tan biri olarak Kemalist İdeolojinin temel direklerinden saymıştı.

Günümüzde özelleştirmenin sürüklendiği yer, siyasal iktidarların yerel – yabancı sermaye ile iğrenç bir işbirliğidir. Maşa iktidarlar mazlum milletlerin başına getirilmekte ve mide bulandıran post-modern yöntemlerle (sömürünün Küreselleştirilmesi!) iktidarlar, kendi halkının kaynaklarını, alın terini taşeronu oldukları sermaye çevrelerine rant olarak aktarmaktadırlar. Tabii bu arada “komisyon” larını da cebe indirmektedirler.

Bir anlamda Anarşist liberallerin dilekleri gerçekleşmiş, Devlet işlevsizleştirilmiş, yok hükmüne indirgenmiştir. Dahası, yerel – küresel sermaye ittifaklarının sefil maşasına dönüştürülerek halkının sırtında sopalı tahsildarlığa mahkum edilmiştir.

21. yy’ın şafağında İnsanlık, hala olgunlaşmış (matür) olmaktan çok uzaktır ve Küresel ağaları akılları (Rasyonalite) değil, Adam Smith’in hastalığı (en çok kâr) yönlendirmektedir. Ancak bu denli derin eşitsizliğin ve ölçüsüz sömürünün sürdürülebilirliği kalmamıştır. Sular ısınmaktadır. Yepyeni bir devrim ufuktadır.

  • Kapitalizm maksimum kârdan “makul kâr”a geçecek, terbiye olacak/edilecek, evcilleşecek, ahlaksızlığına son verilecektir! Bu öngörü deterministiktir (kaçınılmazdır)..

Ufku yak(ın)laştıracak olan, insanların deneme – yanılma ile çooook yavaş öğrenmek yerine bilimsel öngörü ile geleceği yordama yeteneğini geliştirmesidir. Bu da bir yandan somut olguları yaşayıp deneyimleyerek bir yandan da nitelikli – sorgulayan akılcı eğitimle gerçekleşebilecektir. Kapitalizm için bu tehlikenin panzehiri (antidotu) dinci eğitimle uyuşturma, kitleleri afyonlamadır.

  • Karl Marks haksız mıdır kapitalizmin dini halkların afyonu olarak kullandığını vurgularken?! Yüzsüz sermaye ve sözcüleri bu söylemi utanmazca çarpıtarak Marks’ın “dine afyon dediği” çamuruna yönelmişlerdir. Marks’ın uyarısının gerçek anlamını kavrayamayacak zeka fukarası olmadıklarına göre geriye ne kalıyor?!

Emperyalistleşen – Küreselleşen kapitalizmin 2. kalleş silahı yoksullaşTIRmadır.. AÇ BIRAKMA pahasına üstelik! 2016 içinde 38 milyon AÇ İNSAN daha havuzdakilere eklenmiş ve toplam aç insan sayısı 800 milyonu geçmiştir. Dünyanın tüm aç insanlarını bir ülkede toplamak olanaklı olsaydı, Çin ve Hindistan’dan sonra dünyanın en kalabalık 3. ülkesi AÇLAR ÜLKESİ olacaktı!

İnsanın insanlaşma süreci yavaş da olsa, inişli – çıkışlı da olsa sürüyor, sürecek. Aç da kalsa, aç da bırakılsa.. Hatta “keskin” çelişkiler “uyanmasını” hızlandırabilecektir bile!

Ne mutlu, bu İNSANLAŞMA sürecine bir tuğla koyabilenlere..

Sevgi ve saygı ile. 20 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

‘IMF’ye 5 milyar dolar’ yalanı belgesiyle çürütüldü…

‘IMF’ye 5 milyar dolar’ yalanı belgesiyle çürütüldü…
‘Battı denilen Yunanistan bile listede var’

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
Cumhurbaşkanı Erdoğan bugünkü konuşmasında IMF’nin, Türkiye’den 5 milyar dolar borç istediğini, kendisinin de “verin” dediğini ve bunun ardından IMF’in borç istemekten vazgeçtiğini söyledi. Cem Toker, IMF’den yapılan açıklamada, 2008 kriz sonrası ek kaynak arttırım kararına Türkiye’den ‘moral’ destek verdiğini aktardı. (cumhuriyet.com.tr20 Kasım 2017)

[Haber görseli]

Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “IMF’e borç kaldı mı kalmadı. IMF bizden 5 milyar dolar borç istedi. Arkadaşlara dedim ki verin. Baktılar ki Türkiye verebiliyor, vazgeçtiler.” dedi.

Erdoğan’ın konuşmasının ardından sosyal medya hesabı üzerinde açıklama yapan Cem Toker, “IMF’ye yazdım sordum, Türkiye’den borç istediniz mi? Resmi yanıt geldi… 2008 kriz sonrası ek kaynak artırım kararına Türkiye’den ‘moral’ destek verdi diyorlar. Kasım 2017 kaynak aktaranlar listesinde, Yunanistan bile var ama Türkiye görünmüyor.” paylaşımında bulundu. Cem Toker, paylaşımına IMF’ye yazdığı mektup ve yanıtı da ekledi.
==========================================
Dostlar,

Siyaset böylesine yozlaştırılınca aktörlerine neler neler yaptırıyor değil mi??
Birlikte batıyorlar gerçekte..
Oysa siyaset kurumu, taa Platon döneminde 2500 yıl kadar önce saygın bir kurum olarak tanımlandı. Platon;
Filozoflar – bilgeler kral olsunlar dedi.
Filozof kral – bilge kral mitosunu yarattı.
O güzelim politik metafor, özellikle gelişmekte olan – geri ülkelerde paramparça edildi..

Türkiye de ne yazık ki bu ülkeler arasında kaldı; Cumhuriyet düşmanları temel sorumlu!

Siyaset kurumu yaşamı güzelleştirmeye hizmet etmiyor ülkemizde;
tam tersine cehenneme dönüştürüyor.

Öyle ki, KüreselleşTİRmeciler = Yeni emperyalistler Devleti elimizden aldılar.

Devleti Halkın sırtında sopalı tahsildara indirgeyerek sömürülerini vahşice sürdürüyorlar.
Bu sefil – alçak rolü benimseyen / boyun eğen işbirlikçi siyasileri,
entrika dolu operasyonlarla iktidara taşıyorlar..

İnsanlığın bu kabul edilemez tuzakları hızla görmesi ve deli gömleğini yırtması gerek.

Aydınların kitlelere namuslu – bilimsel öncülüğü kesintisiz – kararlı – örgütlü sürmeli..

Elbette insanlık onuru / aklı ve bilim kazanacak.. Er ya da geç. er ya da geç..

Sevgi ve saygı ile. 20 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 15 Kasım 2017

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 15 Kasım 2017

Naci BEŞTEPE

BİLGİ
Barzani, “Kerkük’e girişimizden İngiltere ve ABD’nin bilgisi vardı”
Sadece bilgi değil; ilgi, istek, yönetme, zora girince dirsek gösterme…

GÖRÜŞME
Başbakan Yıldırım, ABD görüşmesini,” samimi, dürüst ve verimli” olarak tanımladı.
“Samimiyet ve dürüstlük” ABD’ye bulaşmaz,
“Verimlilik” kimin için oldu bilemem…

ORTAK
Başbakan Yıldırım’la ABD Başkan Yrd. görüşmesi sonrasında “stratejik ortaklık teyit edildi” denildi.
Yine bir şeyler koparacaklar…

YANIMIZ
ABD, PKK ve öbür terör örgütleri ile mücadelede yanımızda imiş.
Görünmeyen yanımızda …

İMAM
Başı açık Kadınları ambalajı açılmış ürüne benzeten müftü terfi ettirildi.
AK iktidar menzile yürüyor…

BASKI
NATO yetkilisi, S-400 konusunda Türkiye’ye baskı yapmaya devam ettiklerini açıkladı.
Bağımsız Türkiye’nin Bakanı da ortak üretim açıklaması yaptı…

SUÇLU
15 Temmuz şehidinin oğlu,” asıl suçluların en başından beri bunlarla (FETÖ’cülerle)
iş yapanlardır” dedi.
Kimmiş onlar?…

BETON
RTE, şehirlerdeki betonlaşmadan yakındı.
25 yıl yap, işlet; 26. yılda şikayet et…

2010
RTE, 2010’dan başlayarak FETÖ’yü işaret ettiğini söyledi.
Kişiler yalan söyler arşiv söylemez…

OFFFFF!
Başbakan’ın oğulları ve akrabalarının Malta’da off-shore şirket kurup vergi kaçırdıkları iddialarının araştırılması istemi TBMM’de AKP oyları ile reddedildi.

  1. Yıldırım; dışarıya “araştırılsın”, içeriye “kapatılsın” dedi,
  2. AKP grubu “bize de dönerse” diye korktu,
  3. “Belediye başkanları bile araştırılmıyor, haksızlık etmeyelim” dediler,
  4. “Görünen köy kılavuz istemez, boşuna uğraşmayalım” dediler…

GELİYORLAR
Yeni Şafak yazarı Mehmet Acet, ”Kemalistler geri mi geliyor?” diyerek AKP’nin dikkatini çekti.
Bu ne korku?…

ŞEYTAN
Karamanoğlu Mehmet Bey Ünv. doçent alım ilanında şeytan kovma niteliği istedi.
İlanı vereni kovacak nitelik gerekli bize…
==============================

Teşekkürler değerli dostumuz Sn. Neci Beştepe paşamız..
YÖK, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi’nin “doçent alım ilanında şeytan kovma niteliği” arayan ilanını iptal etti.

Ne yapsak, sevinsek mi acaba??

Tavşana aç, tazıya tut…
Kötü polis Üniversite, iyi polis YÖK.. Ama ikisi de polis!
Yeter mi, o üniversite rektörü, ilgili fakülte ve birim sorunluları hakkında yasal işlem de yapacak mı / yapabilecek mi YÖK acaba???

Sevgi ve saygı ile. 16 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Atatürk ile 15 yıl AKP ile 15 yıl…

Atatürk ile 15 yıl AKP ile 15 yıl…

Erdal Atabek
Cumhuriyet, 13.11.2017,

Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk ile 15 yıl iktidar dönemi yaşadı, 1923-1938. 
Bu iki dönemde bakalım neler oldu?
1. Atatürk, siyasal iktidarı sultan ve halife olan tek adamın elinden alıp kurduğu Büyük Millet Meclisi’ne devretti.
AKP ise, Büyük Millet Meclisi’nin yetkilerini “Tek Adam Olarak Cumhurbaşkanı”na devretti.

2. Bağımsızlık Ata’nın karakteri, Cumhuriyetin siyaseti oldu.
AKP, Amerika himayesinde İslamcılıktan, Rusya himayesinde İslamcılığa savruluyor. 

3. Hukuk alanında uygar Batı’nın laik hukuku temel alınarak devrim yapıldı.
AKP, adım adım Sünni İslam hukukunu geri getirmeye çalışıyor. 

4. Eğitim laik temelde köylerden üniversiteye kadar bilimsel yapıda yeniden kuruldu.
AKP, imam hatipler yoluyla Sünni İslam temelli eğitimi yaygınlaştırıyor.
5. Halkevleri kurularak halkın bilimsanat alanında bilinçli eğitimi yaygınlaştırılıyordu.
AKP, camiler, imamlar ve Kuran kursları yoluyla halkı tarikatların elinde inanç alanına yönlendiriyor.
6. Atatürk, halkın dinini öğrenmesini, aracılık yapan yobazların etkisiz kılınmasını amaçladı. Laikliğin amacı buydu.
AKP, tersine, halkı tarikatların, şeyhlerin, şıhların eline bıraktı, onlardan siyasetinde yararlanmayı esas yaptı.
7. Atatürk köylüyü milletin efendisi kabul etti. Kalkınmayı, eğitimi köyden başlattı.
AKP, köyü kente getirdi, varoşları yarattı. Onlardan oy deposu olarak yararlandı. Kentleri betona çevirdi.
8. Atatürk, tarımı kendine yeterlilik amacına göre destekledi. Ülke, her ürünü üretti, ihraç etmeye başladı.
AKP tarımı yok etti. Artık buğday ve saman dahil her ürünü dışarıdan getirip dövizle ödeyen ülke olduk.
9. Atatürk, yerli sanayi hamlesi başlattı. Bankalar kuruldu, yerli sanayi desteklendi. Karma ekonomi esas alındı.
AKP, kapitalist özelleştirmeyi temel yaptı, her şeyi satarak bugün halkı şirketlerin eline bırakan ortamı yarattı. Hiçbir şey artık ‘yerli’ ve ‘milli’ değil.
10. Atatürk, ülkeyi savaştan barışa taşıdı. Komşularla barış antlaşmaları gerçekleştirdi.
AKP ise ülkeyi barıştan savaşa soktu. Bugün, ülke içeride de dışarıda da savaşıyor. Geleceği belirsiz bir dönem yaşanıyor.
11. Atatürk, dost komşuları olan bir ülke yaratmıştı.
AKP döneminde ülkenin hiç dostu kalmadı. Her komşu bir anlaşmazlık konusu ile kavgalı hale geldi.
12. Atatürk dönemi, bütün çağdaş sanatların toplumun içinde yaşadığı bir dönem oldu. Klasik müzik, tiyatro, opera, bale, resim, heykel, mimarlık toplumun can damarı oldu.
AKP dönemi, sanatın küçümsendiği, önemini yitirdiği bir dönem oldu. Resim, heykel sanatı terk edildi. Müzik bir yana bırakıldı. Opera, bale geleneğe uygun bulunmadı. Böyle de sürüp gidiyor.
13. Atatürkkadın’ gerçeğini toplumda layık olduğu yere yüceltti. Kadını kafesten ve peçeden kurtardı. Erkekle eşit yerine koydu.
AKP kadının erkeğe itaatini esas olan bir din temelli sistem yarattı. Örtünme, çarşafa girme geri getirildi. Kadın cinayetlerinin böyle yaygınlaşması rastlantı değildir.
14. Atatürk döneminin Köy Enstitüleri salt bir eğitim kurumu değildir. Köyden başlayan kalkınmanın simgesidir.
AKP için ise, köy bir propaganda alanıdır. Muhtarlar toplantıları, kutsal söylemler eğitilecek topluluklar değil, destek verecek alanlardır.
15. Atatürk, Türkiye için “çağdaş uygarlık” hedefini göstermişti.
AKP için “çağdaş uygarlık”, İslam ülkelerinin birleşmesi, İslami yaşam biçiminin topluma kabul ettirilmesidir.
***
İşte, Mustafa Kemal Atatürk ile yaşanan 15 yılın,
AKP ile yaşanan 15 yılla, 15 maddede özetlenen karşılaştırması.
Öyle Anıt-Kabir’e zoraki gidip Atatürk’e içinden gelmeyen saygı gösterişi ile aslında bir şey yapılmış olmuyor.
Olan biten, Atatürk’ün yattığı yerden AKP zihniyetini yenmiş olduğudur.
Bu gerçek de sizin kabul edip etmemenize bağlı değildir.
Atatürk mü? Sonsuza kadar…
====================================
Dostlar,

Saygıdeğer meslek büyüğümüz Dr. Erdal Atabek çok etkili bir karşılaştırma yapmış sağolsun. 18 Kasım 2017’de AKP iktidarı 16. yılına giriyor. Kültürümüze de önemli katkısı oldu AKP’nin! Halk arasında

  • “Yiyo ama çalışıyo; emme alnı secde görüyo..”

    Neciiiip mi necip milletimiz / ümmetimiz psikolojik savunma düzeneklerinden biri olan mantığa bürünme (Rasyonalizasyon) aracını büyük bir ustalıkla kullanmakta ve dünyaya özgün örnekler vermekte..

Sevgi ve saygı ile. 16 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Kılıçdaroğlu: Lafla Atatürkçülük olmaz

Kılıçdaroğlu: Lafla Atatürkçülük olmaz

Kemal Kılıçdaroğlu CHP Grup Toplantısı’nda konuştu. Kılıçdaroğlu kamuoyunda tartışılan Atatürkçülük söylemine ilişkin olarak,

* “Atatürk olmasaydı bizim minarelerimizden 5 vakit ezan okunur muydu?” diye sordu.

SGK ile ilgili CHP lideri, “Kurumun açığı 2 milyardan 21 milyara çıktı. SGK’yı sen batırdın sen” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları:

“Biz depremden büyük acılar yaşamış bir ülkenin yurtdaşları olarak onların acısını paylaşıyoruz, yürekten geçmiş olsun diyoruz.”

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bizim baş tacımızdır”

“Bugünlerde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik sevgi var, bu bizi mutlu ediyor. Ortak değerlerimize nasıl sahip çıkıyorsak hemen hemen her alanda Türkiye’nin çağdaşlaşmasına katkı veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bizim baş tacımızdır. Düşmanları bile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saygı gösterdiler. O savaşı da kurallara uygun olarak yaptı. O ülkenin insanlarının onurunu korudu.”

“Kocatepe Cami yaptırma derneği kurucusu İnönü’dür”

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizim dışımızda dünyanın da ortak değeridir. Zaman zaman eleştiriler yapıldı. Camileri kapattılar, bir sürü laf. Bunlar rivayetler, yok böyle bir şeyler. Kızgınlıklarını bu rivayetlerle götürmeye çalışıyorlar. İnönü’ye her türlü hakaret ediliyor. Kocatepe Cami yaptırma derneği kurucusu İnönü’dür.”

“Atatürk olmasaydı minarelerimizden 5 vakit ezan okunur muydu?”

“Emin olun şunu merak ediyorum: Siz tarih de mi bilmiyorsunuz?. Tarihi de mi okumuyorsunuz? Nasıl oluyor da siz bunları ifade edebiliyorsunuz? Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olmasaydı bizim minarelerimizde 5 vakit ezan okunur muydu?
Bu gerçeği herkesin bilmesi lazım.”

“Devleti kim yönetiyor belli değil”

 “Devlet şu anda yönetilmiyor. Devleti kim yönetiyor belli değil. Araçlara cam filmi taktırılması, 5.5 milyon kişi, 3.3 milyon araca cam filmi taktırdı. Her birisi 600 lira verdi.”

“Cam filmi cezaları geri ödenecek mi?

“Aynı hükümet cam filmini yasaklıyor. Siz bir araya gelmediniz mi? Millet ayağa kalktı, yanlıştır dedi. 427 lira ceza dediler. Araba başı söküm bedeli 150 lira. Ne hakla alıyorsun sen bu parayı. Tepki gelince Bakan açıklama yapıyor. Ceza yazdırmayı kaldırdık diye. Ceza ödeyenler ne oldu? Onların parasını iade ediyor musun? Hayır etmiyor. Cam film yasağında ceza alan sürücülerin nasıl bir yol izleyeceklerine dair görüşünü bildiren Avukat Mücahit Günay Ertopuz, “İdarenin cam filmi konusunda para cezası yaptırımını tesis ettiği genel-düzenleyici işlemi yürürlüktedir.”

“70 bin kasap cezalandırılıyor”

7 yıldır et ithalatı yapıyorsunuz hani üretim artacaktı. Yapmadılar, üretim azaldı. Sanki bu ülkede meralar yok, besici yok, kasabı yok. Senin kasabın cezalandırılıyor. 70 bin kasap esnafına sesleniyorum. Sen bunun hesabını sandıkta sormak zorundasın kardeşim.”

 “Atatürk dışarıdan löp et ithal etmedi”

Besmelesiz eti getirdiler halka yedirmeye çalışıyorlar. Sen onu sarayında kendin ye. Atatürkçülük milletin çıkarlarını savunmaktır. “Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir?” diyor Mustafa Kemal, “Türkiye’nin sahibi ve efendisi gerçek üretici ve köylüdür” diyor. Atatürkçülük budur. O gidip dışarıdan çöp et ithal etmedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aşar vergisini kaldırdı, çiftçiye yük olmayacak dedi. Çiftçilerin önünü açmak için. Bu milletin hakiki efendisi köylüdür diyordu. Aynı köylü perişan hale getirildi şimdi. Herkes perişan vaziyette.

  • 330 bin 306 KOBİ icra takibinde.
  • İcra dosyaları zaten her vatandaşın, neredeyse 2 kişiden 1’inin icra dosyası var.

“SGK’yı kim batırdı?”

“Bütün emeklilere sesleniyorum, ağlayacağınıza sandığa gittiğinizde oy vereceksiniz. Bana “Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı” diyorlardı. 3 sosyal güvenlik kurumunun benim emekli olduğum tarihte açığı 2 milyar 341 milyon liraydı. Şimdiki açığı 21 milyar lirayı aşıyor. Ben Erdoğan ve Binali Yıldırım’a soruyorum bu rakam doğru mudur, yanlış mıdır? Sosyal Güvenlik Kurumu’nu kim batırdı? Benim zamanımda kadın 34, erkek 43 yaşında emekli oluyordu. Sayın Erdoğan beni duyacaksın, beni dinleyeceksin. Sen batırdın sen!”

 “Tarım politikası saray hükümetine bağlı”

“Şeker Kurumu yönetim kurulu üyeleri uzun süredir atanmıyor. Niçin atama yapılmıyor? Atanması gerekiyor 2016’dan beri atanmıyor, denetlenmiyor. Eğitim politikası saray hükümetine bağlı, tarım politikası saray hükümetine bağlı.”

“İki hükümet var; Saray hükümeti ve Yıldırım hükümeti”

Günümüzde aynı menzile yürüyen iki hükümet var; Saray hükümeti ve anayasal Binali Yıldırım hükümeti.

“Siz çocuklarınızı niteliksiz okula göndermeye razı mısınız?”

“İlgili Bakan açıkladı, bizim okullarımızın %10’u kaliteli, %90’ı niteliksiz dedi. Siz çocuklarınızı niteliksiz okula göndermeye razı mısınız? Bunun hesabını sevgili anneler sandıktan bu hükümete soracak mısınız? Çocuklarınızı seviyorsanız, onların iyi okula gitmesini istiyorsanız, 15 yılda okulların %90’ını niteliksiz hale getiren bu hükümete sandıkta gereken dersi vermek sizin görevinizdir.”

 “Saray hükümeti gayri meşru, bir de yasal hükümet var”

“Saray hükümeti gayri meşru, bir de yasal hükümet var Binali Yıldırım. Dış politikayı Saray belirler. Eğitim politikasını Sarayın hükümeti belirler. Yasal hükümetle gayri meşru hükümet arasındaki ilişkide gayri meşru hükümet daha baskın. Otomobillere cam filmi taktırmak meşru hükümetin görevi. Vatandaş bağırıyor, gayri meşru hükümet cezaları kesmeyin diyor.”

15 yılda 145 milyar dolar faizi kimin parası ile ödediniz?”

15 yılda bir avuç faiz lobisine 145 milyar dolar faiz ödediniz.

Kimin parası ile? İçeride bizim vatandaşlarımız eski para ile 620 katrilyon lira, 620 milyon lira faiz ödedi. Bu 620 katrilyon lirayı kim aldı, 145 milyar doları kimler aldı?

  • “Saray ve hükümet nasıl oluyor da ayrı ayrı örtülü ödenek kullanıyor?”

“Nasıl oluyor da saray hükümeti ile Binali Yıldırım hükümeti ayrı ayrı örtülü ödenek kullanıyorlar? Bunun hesabı var mı? Yok.

BDDK’ya 5-6 aydır neden, hangi gerekçe ile atama yapmıyorsunuz, niçin yapmıyorsunuz?Neden hiç kimse bu soruyu sormuyor?

Türkiye yönetilmiyor. BDDK böyledir, Şeker Kurumu böyledir, TÜİK böyledir…
=============================================
Dostlar,

CHP Gn. Bşk. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu günkü Meclis grubu konuşmasından satırbaşları yukarıda.. (Cumhuriyet gazetesi web sitesi, 14.11.17)

Kamuoyunun takdirine bırakıyoruz Türkiye’nin AKP = RTE iktidarıyla nasıl sefil bir duruma düşürüldüğünü.. Halkın geniş biçimde bu acı gerçekleri öğrenmesi gerekiyor. İktidar sıkıştıkça demagojiye, çamur atmaya ve geçmişe dönük gündem oyunlarına yöneliyor..

Ama nereye dek??

Qou vadis AKP = RTE, qou vadis??

Sevgi ve saygı ile. 14 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com