Sabahattin Önkibar, kendisine kimin saldırdığını yazdı

Sabahattin Önkibar,
kendisine kimin saldırdığını yazdı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Evinin önünde saldırıya uğrayan gazeteci Sabahattin Önkibar yaşadıklarını kaleme aldı. Sabahattin Önkibar saldırganlarla ilgili, “Göz hasmını tanır derler! Benim tahminim, ülkücülükten geçinen kopillerdir” ifadelerini kullandı.

[Haber görseli]Evinin önünde önünü kesen iki araçtan inen 3 kişinin saldırısına uğrayan gazeteci Sabahattin Önkibar Odatv‘de yayımlanan ‘Bana kim saldırdı‘ başlıklı yazısında yaşadıklarını anlattı.

Önkibar kendisine saldıranlarla ilgili, “Gelelim, saldırıyı kimin yaptığına… Göz hasmını tanır derler!

Benim tahminim, ülkücülükten geçinen kopillerdir. Ancak iki araç kiralayıp saldırmak, basit bir ergen ya da sokak çocuğunun bireysel eylemi olamaz. Hadise açık ve net olarak organize bir kahpeliktir.

Birkaç gün önce yayına verdiğim, Bahçeli ile alakalı Youtube’daki videoma kızmış olabilirler” ifadelerini kullandı.

İşte Önkibar’ın yazısı:
(https://odatv.com/bana-kim-saldirdi-26051923.html, 26.5.19)

Dün akşama doğru eşofman-tişörtle, iyi korunan sitedeki evimden çıktım. Yakındaki kuruyemişçiye uğrayıp markete geçecekken, arabaya binemeden arkadan saldırdılar. Arkadan geldikleri için saldıranların kaç kişi olduğunu bile tam olarak göremedim. Sağ olsunlar, esnaf anında müdahale edip saldırganları kaçırttı. Beni tanıyan bir esnaf ise saldırganların araçlarından birinin plakasını alıp bana verdi. Kaçamasınlar diye anında 155’i arayıp gezici seyyar ekiplere bildirilsin istedim.

Ardından saldırıyı, yazı yazdığım ODATV’ye ve Halk TV’deki dostum Fatih Ertürk’e bildirip hastaneye rapor almaya gittim. Çankaya Emniyet Müdürü bulunduğum Güven Hastanesi’ne gelerek olay hakkında bilgi aldı. Peşi sıra Ankara Valisi “geçmiş olsun” diye arayarak, şu bilgiyi iletti: “Saldırganların aracı kiralık, onu belirledik. Merak etmeyin yakalayacağız.”

Kahpe saldırının özeti budur. Öncelikle, saldırının duyulması ile beraber aldığım çok çok sayıdaki telefon ve mesajlara teşekkür ediyorum; ki hala bazılarına geri dönemedim ve zira sayı çok fazla. Merak edenlere aktarayım; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Sayın Meral Akşener ve Sayın Doğu Perinçek, ODATV haberi duyurur duyurmaz anında aradılar. Peşi sıra CHP ve İyi Parti’den onlarca milletvekili ve de meslektaşlar, dostlar aradı. AKP eski milletvekili, gazeteci kardeşim Mehmet Metiner sağ olsun geçmiş olsun dedi. Bu yazıyı gece yarısı yazdığım için telefonumda hala bakamadığım onlarca isim var, bakacağım, arayan başka bilinen isimler de olabilir.

Gelelim, saldırıyı kimin yaptığına… Göz hasmını tanır derler! Benim tahminim, ülkücülükten geçinen kopillerdir. Ancak iki araç kiralayıp saldırmak, basit bir ergen ya da sokak çocuğunun bireysel eylemi olamaz.

  • Hadise açık ve net olarak organize bir kahpeliktir.

Birkaç gün önce yayına verdiğim, Bahçeli ile alakalı Youtube’daki videoma kızmış olabilirler. Olayı ve failleri yakından takip ediyorum. Çok yakında ayrıntıları ile öğrenirim. Saldırının dikkat çeken bir diğer yönü ise zamanlamasıdır.

Sayın Kılıçdaroğlu’na linç girişimi, ardından Sevgili Yavuz Selim Demirağ’a saldırı ve akabinde bu olay, ki tamamı Başkent’te oldu.

  • Hayır, tam seçim arifesinde bu olanlar tesadüf olarak açıklanamaz.

Buradan haykırıyorum; 1977’den beri eylemli siyasal mücadelenin içinde olan bendeniz bu tür saldırılarla yılmam; ki hatırlayın benzer bir saldırı 2 yıl önce İstanbul Kitap Fuarı’nda yapılmıştı, Tam tersine, o kopilleri arkadan saldırtan alçaklara karşı bilenmiş olarak mücadele edeceğim. Ancak büyük resimde hadise şudur:

  • Türkiye’de artık can güvenliği Kaf Dağı’nın ardındadır.
  • Ondan vahimi, toplum her geçen gün tam ortadan dehşet bir ayrıştırma operasyonlarına muhataptır.
  • Beka ticareti ile oy devşirmeye çalışanların bu saldırılara suskun kalmaları, onların derdinin ülke değil iktidar ve koltukları olduğunun ispatıdır.

Çubuk’ta ana muhalefet liderini linç etmeye kalkanlar bırakın tutuklanmayı, kahraman gibi baştacı ediliyorsa, bu ülkede bırakın demokrasi, bırakın hukuk, bırakın ahlak ve vicdan, birlikte yaşama bile tehdit altında demektir. Dahası lince ve saldırıya açık davetiyedir.

Son söz    :

  • Ümitsizlik yok… Karanlığın en kesif olduğu an, aydınlığa en yakın olunan zaman dilimidir…
  • Her şey güzel olacak…

=========================================
Dostlar,

KILIÇDAROĞLU, DEMİRAĞ VE ÖNKİBAR’a SALDIRILARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

İktidar karşıtı gazetecilere  apaçık gözdağı ve yıldırma kokan ağır fiziksel saldırılar asla kabul edilemez. Hükümetin en temel görevi ülkedeki tüm insanların can ev mal güvenliğini etkili biçimde sağlamaktır. Son 2 haftada bu bağlamda 3 önemli fiziksel saldırı, hatta Anamuhalefe CHP lideri Kılıçdaroğlu’na dönük açık linç girişimi yaşanmıştır. 3 olay da Başkenttedir.

Tek adam, AKP = Erdoğan, Türkiye’de olur – olmaz hemen hemen her konuda yersiz ayrıntılara varana dek inerek uzuuuuuun uzun konuşmakta, önüne geleni açık açık tehdit etmekte, gözdağı vermekte, yargıya hedef göstermektedir. Siyasal tarihte böylesi bir Cumhurbaşkanı örneği görülmemiştir ve görüleceğe de benzememektedir. Erdoğan bu bağlamda “benzersiz” dir (!).

AKP iktidarı = RTE‘nin İstanbul BŞB Başkanlığı seçimlerini “yaşamsal” kerteye taşıdığı görülmektedir. Halkın verdiği meşru mazbatayı türlü oyunlarla geri alan anlayış, Genco Erkal‘ın deyimi ile hırsızlığın ta kendisi iken; yaygın halk kitlelerinde derin bir aldatılmışlık – istismar – gönül kırıklığı… ve olanbitene isyan – infial duyguları tepe yapmışken bir de masum insanlara fiziksel saldırı, darp, dayak, linç girişimi toplumdaki gerilimi daha da tırmandıracaktır.

AKP = RTE toplumdaki bu derin ayrışma geriliminden ne gibi bir yarar, bir medet ummaktadır? 31 Mart öncesi seçim stratejisi “beka” masallarına dayandırılmak istenmişti ancak geri tepti. Bu çok tehlikeli ve bumerang nitelikli “oyuncak” 17 yıldır tek başına iktidar olan ve dünya kadar politik deneyim biriktiren / biriktirmiş olması gereken AKP siyasal kadrolarına ve stepnesine yakışmamaktadır.

Çırılçıplak görünen odur ki; “Cumhur ittifakı” çırpınış ve savruluşlar içinde şaşkın, sersemdir. 23 Haziran’da yinelenecek seçim için kaygan zeminde olduklarının ve çok yüksek olasılıklı yenilgi sonucunun ayrımındadırlar. Ancak bu sonucu bir türlü kabul edememekte ve ağır bir hazımsızlık yaşamaktadırlar. Bu durum daha çok ve ağır hatalara yol vermekte ve yenilgiyi netleştirmektedir.

AKP = Erdoğan‘a ve stepnesine önerimiz;

  • Akıl dışı yanlışlara son vererek seçim kampanyalarını hukuk – demokrasi içinde ağırbaşlılık ve edeple yürütmeleridir. Başarı şanslarını artıracak biricik yol budur.

Böylesi bir strateji, son derece tehlikeli biçimde kutuplaştırılmış halkımız için de selametli ve son derece gerekli bir yaklaşım olacaktır.

Türkiye, hiç kuşku yok, 23 Haziran seçiminin sonucu ne olursa olsun yoluna devam edecektir.

Ancak gemileri yakıp köprüleri atmak en büyük zararı Cumhur ittifakına verecektir. Biriken negatif enerji, hesap edilemeyen biçimde büyüyecek ve ilk erken genel seçimde sorumlularını silip süpürerek sandığa gömecektir. Örnekleri yakın tarihimizde DSP ve ANAP’ın başına gelmiştir.

Ancak Erdoğan’ın hem bu olağanüstü yanlış, haksız ve bağışlanamaz politikalardan doğrudan sorumlu olduğunu, değişime – yumuşamaya – esnemeye içtenlikli olarak asla yatkın olmadığını görüyor ve biliyoruz hem de yakın çevresinden yeterince etkili olumlu uyarı ve katkı alıp almadığını net olarak bilemiyoruz. Bu ikili negatif – sinerjistik yapı sistemde çözüm değil çözümsüzlük, daha da ağırlaşan katlanılamaz sorunlar ve giderek PATLAMA doğurur.

Korkarız bu sonki olacak birlikte deneyimleyerek sonuçlarını görüp yaşayacağız.

40 yıllık “Yani” bir türlü olmuyor “Kâni”.. Erdoğan çooooook inatçı ve gözü kara. Su testisi su yolunda kırılacak, yolcular yeni yollarına dağılacak ama HANCI TÜRKİYE baki kalacaktır!

Sevgi ve saygı ile. 27 Mayıs 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Not : S. Önkibar’ın youtube’da yayınlanan 15 dakikalık ALTERNATİF video kaydı için tıklayınız : https://youtu.be/Scu5xCcXyUY

NUMUNE HASTANESİ KAPANDI!

NUMUNE HASTANESİ KAPANDI!


Prof. Dr. Siber Göksel

Türkiye Yüksek İhtisas Hast. Kardiyoloji Kliniği Direktörlüğünden Emekli

BÜTÜN ANADOLU YILLARCA NUMUNE’YE AKMIŞTIR. DUYUMLARIMA GÖRE DIŞKAPI HAST. DE ŞEHİR HAST. NE TAŞINACAKMIŞ. BU HALE GÖRE MERKEZDE SADECE ÖZEL HASTANELER KALACAKTIR. BİR DE ÜNİVERSİTELER.
BİRKAÇ AY ÖNCE DE TYİH KAPANMIŞTI. YÜKSEK İHTİSAS Ü.NİN . KURULMASI HİÇ OLMAZSA TYİH NIN ADINI YAŞATACAK. REKTÖR PROF DR. MUSTAFA PAC DA BU HASTANENİN ESKİ YÖNETİCİSİ ZATEN.
MERKEZDE BU KÖKLU HAST.LERİN KALDIRILMASI ÇOK YAZIK ÇOK. HELE KALP HASTALARI İÇİN BU AYRICA ÖNEMLİ. ZAMANLA YARIŞIRKEN HASTANEYİ MERKEZDEN İYİCE UZAKLAŞTIRMAK HİÇ DE HAYIRLI BİR İŞ DEĞİL.
NÜMUNE HASTANESİ ÇOK ÖNEMLİDİR. BİR ASIRDIR TÜRKİYE’YE HİZMET VERMİŞTİR. HİTLER ZULMÜNDEN KAÇIP DA TÜRKİYE’YE GELEN ALMAN VATANDAŞI PROFESÖRLER TÜRK BİLİMİNE BÜYÜK KATKIDA BULUNMUŞLARDIR. HUKUKTA PROF. HİRSCH, TIPTA MELCHİOR. EKSTEİN VE DAHA BİRÇOKLARI BU HASTANEDE ÇALIŞMIŞLAR. ANKARA Ü. TIP FAK.NİN KURULUŞUNDA DA GÖREV ALMIŞLARDIR. BEN NÖROLOJİ VE ÇOCUK STAJINI NUMUNE HAST.DE YAPTIM. HACETTEPE NİN TEMELİ, NUMUNE HAST.NİN BÜNYESİNDE KURULAN ÇOCUK KLİNİĞİDİR.

BU HASTANELERİN ARSASI MI DEĞERLİDİR?

NEDİR BİLEMİYORUZ. AMA BUNCA YIL EMEK VERMİŞ, ONCA UZMAN YETİŞTİRMİŞ DUAYEN BİR HEKİM OLARAK BU DURUMA ÜZÜLMEMEK MÜMKÜN DEĞİL. BU HASTANELERİMİZDEN ONCA ÖĞRETİM ÜYELERİ, DEKANLAR, REKTÖRLER ÇIKMIŞTIR.

BÜYÜK HASTANELERİN YARARI DA TARTIŞILIR. HASTANE İÇİNDE TETKİKLER İÇİN BİR YERDEN ÖBÜRÜNE GİTMEK, KONSÜLTASYONLARA YETİŞMEK ZORDUR. DAĞINIKLIK GETİRİR. BÖYLE DEĞİŞİMLER İÇİN DENEYİMLİ, MESLEĞE YILLARINI VERMİŞ HEKİMLER ARASINDA ANKETLER YAPILMALI, FİKİR SORULMALIYDI.
BU BİR İHTİSAS İŞİDİR. ORADA ÇALIŞAN SAĞLIK PERSONELİ BİLİR EN İYİSİNİ. AYRICA HASTALAR NASIL ULAŞACAKTIR ORAYA??.. ZOR. BU İŞLER GİDEREK DE ÇOK ZORLAŞIYOR. YAZIK OLUYOR. NUMUNE HASTANESİNİN DEĞERLİ HEKİMLERİNE. SAĞLIK ÇALIŞANLARINA GEÇMİŞ OLSUN DİYORUM. HASTALARA DA KOLAYLIKLAR DİLİYORUM.. ÖZEL HASTANELERİN KARLARI ARTACAĞI İÇİN ONLARI DA TEBRİK EDİYORUM.

Not : 5 yıl önce TYİH nın tarihini yazdığım kitapta, Numune Hast.ne çalışmak için gelen Profesörlerden söz etmiştim..

Görüntünün olası içeriği: yazı
===========================

Sayın hocam,

Numune Hastanesi’nin de taşınması ile ilgili bu çoooooooook haklı olarak hüzünlü yazınızı web sitemizde yayınladık..

Numune hastanesi kapandı ile ilgili görsel sonucu

Yıllardır söylüyor, yazıyorum : ŞEHİR HASTANELERİ BİR TALANDIR!

Siz soruyorsunuz, bu hastanelerin yerleri mi değerli??
Evet hocam, öyle… RANT TUTSAKLIĞI yaptırıyor tüm bu ihanetleri..
Sevgi ve saygı ile.

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı / Ankara Üniv. Tıp Fak.
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Mülkiyeliler Birliği Üyesi

www.ahmetsaltik.net  profsaltik@gmail.com

Heey… Bir işsiz kendini yaktı!

Heey… Bir işsiz kendini yaktı!

Mustafa Balbay
Cumhuriyet, 23.5.19

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Gaziantep’te 32 yaşındaki işsiz genç Eyüp Dal’ın kendisini yakarak ölümü, ekonominin ne halde olduğunu, toplumun derinliklerinde hangi gerilimlerin biriktiğini, sorumluların duyarsızlığını ortaya koydu.
Eyüp, 16 Mayıs günü Şahinbey Belediyesi’ne gidiyor. Seçimlerden önce belediye başkanının kendisine iş sözü verdiğini söyleyip yanıt bekliyor. Olumsuz karşılık alınca üzerine benzin döküp ateşe veriyor. Dört günlük yaşam mücadelesini kaybediyor.
Eyüp’ün ölümü üzerine Şahinbey Belediye Başkanlığı’ndan şu açıklama yapılıyor:
Söz konusu kişinin babası 3 katlı ev sahibidir. Bir katında kendisi oturmaktadır. Babasının 2 bin lira emekli maaşı vardır.
Yani, işsiz olsa da hayatta kalabilirdi, ailesi ona bakabilirdi! Bir tek “Ölmekle suç işlemiştir” dememişler. İnsaf, hiç mi vicdanınız sızlamadı?
Eyüp’ün annesi Türkan Dal, Gaziantep Hakimiyet gazetesine, kendilerini hiçbir yetkilinin başsağlığı için bile aramadığını söylüyor.
***
Eyüp’ün eşi ise bir başka yaraya parmak basıyor:
Suriyelilere verilen değerin onda biri bize verilmiyor. Eşim 5 yıldır iş arıyor. Gelir geçer işlerde çalışıp bizi aç bırakmamaya çalışıyordu. Seçimlerden önce söz verdiler, ama tutmadılar. Her fabrikaya başvurdu, hep ret çıktı… Devlete hakkımı helal etmiyorum
Acılı anne ve eşin anlattıkları hem işsizliğin boyutlarını hem de Suriyelilere yönelik tavrı ortaya koyuyor.
Dün Gaziantep’te tanıdıklarımı aradım. Verdikleri bilgiler şöyle:
-Bu şehir savaş günlerinde bile ekonomisini ayakta tutardı. Şimdi hemen tüm işyerleri küçülüyor, vardiyaları azaltıyor.
-Koca fabrika sahipleri iflas ya da konkordato istersek başımız derde girer diye korkuyorlar.
Suriyeliler, Kilis’ten girince soluğu Gaziantep’te alıyor. Her yerde ayrıcalıklılar. Vergisiz işyeri açıp, ithalat yapan var. İşyerinde kendi vatandaşlarını çalıştırıyorlar. Geçenlerde bir Türk başvurmuş, “Yabancı çalıştırmıyoruz” demişler. Ülkemizde yabancı olduk.
Hastanelerde doğan her 10 bebekten 8’i Suriyeli.
-Şehirde alışık olmadığımız bir asayiş sorunu var. Akşam 21.00’den sonra pek çok yer tehlikeli.
Bu bilgileri aldıktan sonra bilgisayar aramaya “Gaziantep-Suriyeliler” yazdım. Şu başlıklar çıktı:
-Suriyelilere linç girişimi.
-Suriyeliler, Valiliğe yürüdü.
-Suriyeliler döner bıçaklarıyla kavga etti.
-Suriyeliler Türklerle kavga eti: 3 ölü.
-Suriyeliler Türk bayrağını indirdi.
***
Suriyeliler, iktidarın ne yaparsa yapsın kendini anlatamayacağı ciddi bir sorun olarak büyüyor.
İşsizlik de yine Suriyelilerle bağlantılı olarak büyüyor.
İnsan, işsiz kalınca elbet üzülür. Ancak, işsizliğin Suriyelilerden kaynaklandığını düşünmesi yeni sorunları beraberinde getirir.
Türkiye pek çok alanda olduğu gibi işsizlikte de dünyanın en kötü dörtte birlik diliminde. 205 ülke arasında 149’uncuyuz.
Dünyada işsizlik ortalaması %5. Bizde TÜİK, indire indire %10.5’e çekebildi!
İşsizler ordusuna katılanların %25’i son bir yıl içinde işsiz kaldı.
Üniversite mezunu genç işsizlerin oranı %30’a yaklaşıyor. 
Eyüp Dal, işsizlik ateşinin tüm bedenleri yakıp kavurduğunu gösterdi.
Ekonomi borsa endeksi, döviz kurundan ibaret değil. Her şeyden önce insandan ibaret.
İktidar sahiplerine sesleniyoruz; Eyüp Dal’dan yükselen alevler içinizi yakmadıysa, bu kadar kalın nasırı nasıl ürettiniz?
======================================
Dostlar,

KENDİNİ YAKAN YURTTAŞLAR VE AKP = RTE’nin SÜREN TEHLİKELİ HEZEYANLARI

Erdoğan, “Ben ekonomistim” diye böbürleniyor.
Diplomasını doğru dürüst gören yok.
Ergün Poyraz “DİPLOMASIZ” diye koca kitap yazdı..
Bunlar yetmezmişçesine, ülkemizin iyi yönetimi için “tek adam” yetkisi istedi. “Cumhurbaşkanlığı hükümet sitemi” adı altında dünyada örneği olmaya ucube bir TEK ADAM REJİMİ’ne sürüklendik.. 16 Nisan 2017 halkoylamasında Anayasa değişikliği için YSK, oylama sürerken mühürsüz oy pusulası ve zarfları da geçerli saydı. Hukuk ayaklar altına alınarak rejim değiştirildi.

Erdoğan, “Verin yetkiyi, siz o zaman görürsünüz enflasyonla savaşı, dövizde sıçramayı…” anlamında sözler etti..
24 Haziran 2017 genel seçimi ile birlikte 2. kez CB seçildi, 9 Temmuz 2019’da da adeta TAHTA ÇIKTI!
Son 1 yıldır ekonomideki yangın artık bastırılamaz durumda. Krizin her alevlenmesinde “dış güçler saldırıyor, ekonomide sabotaj var..” masalları ile halka algı operasyonu uyguladılar. Paranoid hezeyanlarla toplumu sersefil ettiler, alıklaştırmaya çabaladılar..

TCMB rezervleri eridi, kârına el kondu, ne denli emisyon (para basma) var, bilemiyoruz.
Türkiye Varlık Fonu bir işe yaramadı. Kredi Garanti Fonundan destekle (!) bankalar 250 milyar TL’yi bulan, dönüşü son derece güç, hatta olanaksız krediye zorlandı. Şimdi 3 kamu bankasının seçilen sektörlere 250 milyar TL kredi aktaracağı söyleniyor. Bir kez 3 kamu bankası zaten zorda, nakitleri Hazineye geçti bir biçimde ve yerine Hazine kağıtları kondu. Kaldı ki 3 kamu bankasının bu büyüklükte bir krediyi finanse edecek kaynak yeterliği yok..

3 Kasım 2002 seçimleriyle AKP iktidar olduğunda 1 Dolar = 1,60 TL idi.. 16,5 yıl sonra 4 katına yaklaştı. Dünyada parası böylesine “pul” olan hangi “kıskanılan” ülke var acaba?
Ülkesini bunca kötü yöneten hangi yönetim iktidarda kalabiliyor?!

Damat Hazine Bakanı ne söylese tutmuyor hatta tersi çıkıyor, ayrıca ne söylediği hiiiiç anlaşılmıyor.. Bilinçli bulanık söylem ve politika sürdürülüyor..

İşsizlik – yaşam pahalılığı, hukuksuzluk ülkeyi kavuruyor, can güvenliği kalmadı..
Gazeteciler, anamuhalefet lideri darp ediliyor, saldırganlar serbest bırakılıyor..

TÜSİAD
artık korku duvarını aşmış, arka arkaya çok ciddi uyarılarda bulunuyor..
İstanbul Belediyesinde İmamoğlu’nun açıkladığı talan akıllara durgunluk veriyor..
Hafta içinde Boğaz köprüsünde bir yurttaş aracını durdurup ateşe verdi ve denize atladı, cesedi çıkarıldı.
İstanbul BŞB seçimlerinde “oyları çaldılar” dediler, majestelerinin YSK’sı bile sözde gerekçesinde “oy hırsızlığından” söz edemedi..
Yetkin hukukçular YSK’nın şişirilmiş 250 sayfalık sözde gerekçesini “tüm sonuçlarıyla geçersiz” ilan ediyor..
Üstüne üstlük Erdoğan “bu işi hırsızlara bırakmayacağız“.. diye ev sahibini bastırırcasına kendince ön almaya kalkmaz mı! İnsanların bunca haksızlığa dayancı kalmadı ve onyılların usta tiyatro sanatçısı Genco Erkal patladı :

  • Genco Erkal’dan Erdoğan’a: Hırsız halkın verdiği mazbatayı seçilmiş başkanın elinden çalandır.

    Usta oyuncu Genco Erkal, AKP’li CB R.T. Erdoğan’ın, YSK’nın yenileme kararı verdiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin, “Herhalde bu sandığın hakkını vereceğiz. İnşallah hırsızlara bu işi bırakmayacağız” sözlerine tepki gösterdi.
    Erkal, twitter’dan paylaştığı mesajda “Hırsızlara bu işi bırakmayacağız,“ demiş. Sen ne diyorsun be adam, kim hırsız, nerenden çıkarttın bu lâfı, senin yüksek yargıçların bile bu kadarını söylemeye yeltenmedi, sen hâlâ hırsız diyorsun. Hırsız halkın verdiği mazbatayı seçilmiş başkanın elinden çalandır.” diye yazdı.
    ****

Örtülü ödenek almış başını gidiyor, Erdoğan’dan bir açıklama yok..
Sarayın 13 uçağı olduğu basında yazılıyor, yalanlama yok! Ahlat ve Marmaris’te yeni saray yapımları çevre talanıyla sürüyor..

Eğitim sistemi daha da dincileştiriliyor, bürokraside “Liyakat”ın “L” si kalmadı. 2. kez atanan Burdur Üniversitesi rektörü açık teşekkür listesine AKP il başkanını da katabiliyor..

Saymakla bitmiyor AKP’nin irrasyonel ve hukuk dışı uygulamaları – dayatmaları..

Türkiye, tarihinin hiçbir döneminde böyle kötü yönetilmedi ve talan edilmedi.
Asırlık Numune Hastanesi de Bilkent Şehir Hastanesine taşındı. Bu hastaneler ayrı ve muazzam bir yıkım Türkiye için. Gelin görün ki, Erdoğan’a bu hastanelerin “hülyası” olduğu söyletiliyor!?
*****

  • Bu iktidar artık Türkiye için ciddi bir beka sorunudur, mutlaka kurtulmak gerekiyor.İlk iş 23 Haziran’da ciddi bir ders daha vermek.. Sonra arkası gelir.. İmamoğlu %55’i aşarsa, Cumhur İttifakı %45’in altına inerse, Türkiye erken genel seçim iklimine girer. Bu rüzgarla da AKP alt – üst olur ve TBMM’de çoğunluğu yitirir.. Zaten hala 290 / 600 milletvekili var. Gerçekte topal ördek konumunda ve MHP stepnesi ile ayakta durabiliyor.. Üflesek düşecek!

    Ha gayret Türkiye…

  • Yinelenecek İstanbul BŞB Başkanlığı seçimi AKP’den kurtulmak için kritik önemde!

Sevgi ve saygı ile. 26 Mayıs 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Mülkiyeliler Birliği Üyesi

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ – HEALTH LEVEL INDICATORS

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ
HEALTH LEVEL INDICATORS

Değerli AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz,
Asistanlarımız, Lisansüstü öğrencilerimiz ve genel okuyucular,


Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
’nda
Dönem V’te 2 saat süreli staj dersi olarak sunduğumuz.

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ konulu dersin yansılarını pdf olarak izlemek için
lütfen tıklayınız.. Yayınlanmış tüm resmi kaynaklara dayanılarak güncellenmiştir,
Sağlık Bakanlığınca 2018 Sağlık İstatistikleri Yıllığı (2017 verileri), TÜİK raporları dahil..
(150 yansı, 4,6 MB)

Bu yansıların ilk 92’sinden sınavda sorumlusunuz.. Kalan 58 yansı ek bilgi edinmek içindir.

SAGLIK_DUZEYI_OLCUTLERI

Bilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta, derste özetlenerek işlenmektedir. Yansıların (slaytların) altındaki tarih en son güncelleme günüdür.

  • Birlikte soralım; sağlık düzeyimiz neden çok olumsuz
    ve devasa sağlık harcamalarımız ile uyumlu mu??
    Onlarca milyar dolarımız nereye gidiyor??

Ayrıca, TNSA 2013 özet verilerini de incelemeniz için, bu dosya
sizlere kolaylık sağlamak üzere aşağıdaki erişkeden (linkten) çağrılabilir..

TNSA2013_sonuclar_sunum_2122014

Sevgi ve saygı ile. 24 Mayıs 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

49 barodan YSK’nın iptal kararına tepki

49 barodan YSK’nın iptal kararına tepki

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararına ilişkin 49 baro tarafından ortak açıklama yayımlandı. Açıklamada;

  • “..Seçim kurullarının 02.03.2019’da kesinleştiği gerekçesiyle, sandık kurullarının usulüne uygun olmadan oluşturulduğuna ilişkin tam kanunsuzluk iddiasına ret kararı verilirken, bir başka seçimin bu gerekçe ile iptal edilmesini, hukuki ve vicdani olarak kabul etmek mümkün değildir.” dendi.

49 barodan YSK'nın iptal kararına tepki


Ayrıca açıklamada, iptal kararı demokrasi ve hukuk tarihimizde kara bir leke olarak yerini alacaktır ifadesi kullanıldı.

49 baronun ortak açıklaması şu şekilde:

“Biz aşağıda imzası bulunan Barolar;

YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin İPTALİNE ilişkin 06.05.2019 tarihli kararı nedeniyle kamuoyuyla aşağıdaki açıklamayı paylaşma zorunluluğu duyduk.

YSK’nın kısa kararından ve kamuoyuna yansıyan bilgilerden seçimin; usulüne aykırı oluşturulan seçim kurulları nedeniyle iptal edildiği anlaşılmaktadır.

YSK’nın sandık kurullarının oluşumuna ilişkin 135 sayılı Genelgesinin 4. Maddesinde 298 Sayılı Yasanin 23. maddesine atıfta bulunmak suretiyle; ‘…İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22’nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler. Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksiklikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimseler arasından tamamlanır.’ denmektedir.

“Hukuki ve vicdanı olarak kabul etmek mümkün değil”

Yani seçim kurullarının oluşumunda seçime katılan siyasi partilerin hiçbir müdahalesi yoktur. Kaldı ki, YSK benzer şekilde Bursa Mustafa Kemal Paşa İlçesi seçimleri için; seçim kurullarının 02.03.2019 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle, sandık kurullarının usulüne uygun olmadan oluşturulduğuna ilişkin tam kanunsuzluk iddiasının REDDİNE karar vermişken, bir başka seçimin bu gerekçe ile İPTALİNİ HUKUKİ VE VİCDANİ olarak kabul etmek mümkün değildir.

“Yerleşik içtihatlar, teamüller ve ilke kararları yok sayılmıştır”

Bu kararla; ülkemizin uzun ve sıkıntılı demokrasi tarihinde edinilen tecrübeler, yasal düzenlemeler ve seçim kurullarının uygulamaları ile oluşan yerleşik içtihatlar, teamüller ve ilke kararları yok sayılmıştır. Halbuki bunların tamamı seçimlerin sağlıklı işlemesi, millet/seçmen iradesinin şaibesiz bir şekilde sandığa yansıması içindir. Ancak YSK kararı ile tüm bu birikim bir yana atılınca, artık seçmenin seçim sonuçlarına ilişkin kuşku ve endişeleri artacağı gibi sandık kurulu başkan ve üyeleri de potansiyel suçlu gibi görülecektir.

Demokrasi, öncelikle halkın iradesi ile şekillenen seçim sonuçlarına saygı duymakla mümkündür. YSK şeklin ikincil sayılması gerektiğini, esas olanın seçmenin iradesi olduğunu bir çok kararında olduğu gibi ‘mühürsüz oyların geçerliliğine ilişkin karar’ı ile de göstermiştir.

“Hukuk tarihimizde maalesef kara bir leke olarak yerini alacaktır”

Hal böyleyken; demokrasi birikimimizi, kültürümüzü ve yıllar içinde oluşan tüm içtihatları yok sayarak alınan bu karar, demokrasi ve hukuk tarihimizde maalesef KARA BİR LEKE olarak yerini alacaktır.

İlkesel bazda yaptığımız bu açıklama ile amacımız; hukuksuzluğu kabul eden anlayışa karşı temelini hukuk ve adaletten alan demokrasiye sahip çıkmak ve onu savunmaktır.

Bu sürecin İstanbul ve Ülke genelinde sağduyuyla ve demokratik kurallara uygun bir şekilde sonuçlanmasını diliyor, kamuoyu ile saygıyla paylaşıyoruz. 08.05.2019

Adana Barosu-Adıyaman Barosu-Aksaray Barosu-Amasya Barosu-Ankara Barosu-Antalya Barosu-Artvin Barosu-Aydın Barosu-Balıkesir Barosu-Bartın Barosu -Batman Barosu-Bilecik Barosu-Bolu Barosu-Burdur Barosu-Bursa Barosu-Çanakkale Barosu-Denizli Barosu-Diyarbakır Barosu-Düzce Barosu-Eskişehir Barosu -Gaziantep Barosu-Giresun Barosu-Hatay Barosu-Isparta Barosu-İstanbul Barosu-İzmir Barosu-Kastamonu Barosu-Kırklareli Barosu-Kocaeli Barosu-Malatya Barosu-Manisa Barosu-Mersin Barosu-Muğla Barosu-Muş Barosu -Niğde Barosu-Ordu Barosu -Osmaniye Barosu-Samsun Barosu-Siirt Barosu-Sinop Barosu-Şanlıurfa Barosu-Şırnak Barosu-Tekirdağ Barosu-Tokat Barosu-Trabzon Barosu-Tunceli Barosu-Yalova Barosu-Zonguldak Barosu-Van Barosu”
===============================
Dostlar,

YSK’nın 7 İptalcisi

49 Baronun ortak basın açıklaması da ‘hukuksal olarak’YSK’nın 7 İptalcisi“ni iknaya yetmedi. Bu açıklama iptal kararından birkaç gün sonra, 8 Mayıs 2019’da yapıldı. Ne var ki, onlar bu alanın en yetkinleri (!) Söyleyecek söz bulamıyoruz. 7 iptalcinin gerekçeleri komik olmanın ötesinde inanılmaz çelişkiler – tutarsızlıklar içermekte. Gerçekte bir hukukçunun yazabileceği, altına imza koyacağı içerikler olmaktan çok uzak. Niye böyle oldu? Baskı mı çok yamandı? Yandaşlık mı çoooook katı idi? Diyet mi çoooook ağırdı??!! Neden neden??

Öte yandan iptale karşı çıkan  4 üyenin karşıoy yazıları (muhalefet şerhleri) ise 2’şer sayfayı geçmiyor.. Çok sade, net, kararlı, anlaşılır ve iptal başvurusundaki gerekçeleri kesin biçimde çürüterek reddeden içeri ve nitelikte.

  • Bu “gasp” hiç kuşku yok salt siyasal tarihe değil, uygarlık – insanlık tarihine de yüz kızartıcı – utandırıcı bir karar olarak geçecektir.

İstanbul halkı 23 Haziran 2019’da, örneği görülmemiş bu hak gaspını mutlaka onaracaktır, onarmalıdır.

AKP = RTE tarafından içine sürüklendiğimiz bu cendereden en sağlıklı – en az zararla çıkmanın yolu budur.

Çare, merhem İstanbul seçmeninin ellerinde, “oy” larındadır.

Binali bey, tüm kredilerini kendisi, hoyratça tüketmiştir.. İptal istemelerinin gerekçesini “Çok basit, çünkü çaldılar..” olarak açıklamıştı.. Ya da kendisine böyle söyletilmişti!? YSK kararında “oy çalma” gerekçesi yer almıyor! Binali bey bu kez kıvırtıyor; “siyaseten çaldılar” dediğini açıklıyor. Ne diyelim, ünlü atasözüdür; zırva tevil götürmez..

Binali bey, “İmamoğlu ile TV programına çıkar mısınız?” sorusuna da “Ona ben tek başına karar veremem” diyerek gerçeği ağzından çıkardıktan sonra, eleştiriler üzerine yeni bir kıvırtma ile “İmamoğlu’nun da kabulüne bağlı.. demek istedim” buyurdu. Ayarının ince ince Saraydan verildiğini dünya alem gördü..

Saray nelere “ince ince” ayar vermiyor ki! CNN Türk’te Ahmet Hakan da elbette sivil örümceğin ağlarında..

İstanbul’un seçilmiş ama hakkı gaspedilmiş BŞB Başkanı Ekrem İmamoğlu, AKP döneminde bu belediyede yapılan inanılmaz yolsuzlukların belgelerini göstermeye başladığında, hava aniden döndü, barometre basıncı yükseldi ve program yukarıdan emirle aniden kesildi!

Tüm bunlar, artık ülkemizde mevsimin AKP = RTE için sonbahara döndüğünün kesin kanıtlarıdır.

AKP = RTE, yaklaşan hazin sonu görmektedir ve maçı uzatmak istemektedir. Bu süreçte her şey ama her şey mübah görülmektedir iktidar tarafından. Ancak ne yapılırsa yapılsın çare yoktur. Zerre kadar siyasal tarih bilgisi olanlar bu olguyu net olarak saptayabilecektir. Ancak güç sarhoşluğu ve türevi olan kibir imparatorluğu…. tüm sağduyuyu yok etmiştir.

23 Haziran’da AKP = RTE ve ortağının oyları toplamda %45’in altına inerse, ülkemiz hızla bir genel seçim ortamına – iklimine sürüklenecek ve bu genel seçimler Cumhur ittifakının sonu olacaktır. İmamoğlu’nun %55’lere varan oranla kazanması bu bağlamda da kritik – stratejik önem taşımaktadır.

İstanbul seçmeni bu gelişmeleri görecek, değerlendirecek ve gereğini yapacak siyasal olgunluk ve bilince sahiptir.

Sevgi ve saygı ile. 23 Mayıs 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com