Jandarma Gn. Kom. Org. Eşref Bitlis’i öldürülmesinin 24. yılında anıyoruz..

Jandarma Gn. Kom. Org. Eşref Bitlis’i
öldürülmesinin 24. yılında anıyoruz..

Yaşamını Türk Yurdunu ve Türkiye Cumhuriyetini korumaya ve yüceltmeye adamış,
görev yaptığı 41 yıla kolay kolay erişilmez başarılar sığdırmış,
şerefli Atatürk Askeri,
Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’i,
kuvvetli suç şüphesinin ABD üzerinde yoğunlaştığı bir suikastle,
aramızdan ayrılışının 24. yılında saygı, özlem ve rahmetle anıyoruz.
Türker Ertürk


Displaying Eşref Bitlis.png

Memleket yanarken Komutan köprü açar mı?

portresi_sade


Türker Ertürk
Emekli Amiral 27.08.2016

Memleket yanarken
Komutan köprü açar mı?

Emekli Amiral Türker Ertürk, dün (AS: 26.08.2016) köprü açılışına katılan komutanları eleştirdi. Ordu Suriye’de savaştayken ve şehit verdiği günde Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının körü açmasını eleştiren Ertürk,

“Bu tip katılımlar ve görünümler; demokrasi ile yönetilen ülkelerde değil, baskıcı ve otoriter ülkelerde olur.
Belli ki; Genelkurmay Başkanı’nı katılım için zorlamışlar”
dedi.

İşte Türker Ertürk’ün Odatv’ye yaptığı değerlendirme:

“Genelkurmay Başkanı’nın; dün (26 Ağustos 2016), İstanbul’daki köprü açılışına katılması, doğru olmamıştır. Hele hele ilgilenilmesi gereken şehitlerimiz ve aileleri varken! Bu tip katılımlar ve görünümler; demokrasi ile yönetilen ülkelerde değil, baskıcı ve otoriter ülkelerde olur. Belli ki; Genelkurmay Başkanı’nı katılım için zorlamışlar.

İşte bu ve bunun gibi nedenlerle; 15 Temmuz‘dan sonra, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının istifa etmesini istemiştik. Çünkü; karizmaları çizilmişti ve istismara açık hale gelmişlerdi. Artık, hiç bir konuda “Hayır!” diyemezlerdi! Kanun Hükmünde Kararnamelerle; TSK‘nin bir şekilde tasfiye edilmesine, siyasetin askerin içine girmesine yol açan düzenlemelere ve askeri okulların kapatılmasına bile!

  • Gerçekte Darbe Girişimi nedeniyle bir yer suçlanacak ve kapatılacaksa; orası AKP olmalıydı!

Askerler de dahil olmak üzere, üst düzey devlet görevlileri ve siyasilerin bazen istifa ederek ülkesine yapacağı hizmet; görevde kalarak yapabileceğini düşündüğü hizmetten katbekat fazla olur! Ne yazık ki Komutanlar, böyle bir fırsatı tepti!”

Odatv.com

Kestanepazarı Camisini yıkacak mısınız?

Kestanepazarı Camisini yıkacak mısınız?

“15 Temmuz’da darbe girişimine katılan helikopterlerin kalktığı ve tankların çıktığı kışlalar ve üsler kapatılacak” açıklaması; dünyanın en saçma sapan, akıldan ve izandan yoksun sözleridir…

“15 Temmuz’da darbe girişimine katılan helikopterlerin kalktığı ve tankların çıktığı kışlalar ve üsler kapatılacak” açıklaması; dünyanın en saçma sapan, akıldan ve izandan yoksun sözleridir. Belki de, bunun biraz daha ötesinde; mevcut durumu istismar etmeye ve durumdan faydalanmaya çalışan bir zihniyetin tezahürü de olabilir. Umarım yanılıyorumdur! Buradan, Sn. Cumhurbaşkanı’nı ve Sn. Başbakan’ı uyarmak istiyorum. Bunlar yanlış işlerdir, darbenin arkasında emperyalizm vardır, tehlike geçmemiştir ve ülkemizi Suriye’leştirmek için çalışmaktadırlar! Kurtulabilmek için; birliğe, beraberliğe ve dayanışmaya ihtiyacımız var!

Tabanca ve tüfek gibi bir silah; bir cinayette kullanıldı diye yargılanabilir mi, cezalandırılabilir mi, tahrip edilerek infaz edilebilir mi? Yanıt evetse, kusura bakmayın ama; ya sizin akıl sağlığınızdan şüphe edilir, ya da zır cehaletinizden emin olunur.

CANSIZLAR CEZALANDIRILMAZ

Cansız varlıklar cezalandırılmaz. Cezalandırma; akıl ve irade gibi kavramları olan insanlar için geçerlidir. Hatta çağdaş hukuk, suçun faili insan olsa bile, akıl sağlığı yerinde olmayanları farklı bir bakış açısıyla değerlendirir.

Tabanca ve tüfek neyse; helikopter, tank, kışla ve üs de aynı şeydir. Cezalandırma; bunları kullanarak suç işleyenlere karşı uygulanır. Başbakan Yıldırım; “Hainlerin yuvalandığı o hain Akıncı Üssü kapatılacaktır ve orası şehitlerimizin anılacağı bir yer haline getirilecektir.” dedi.

DARBENİN BAŞINDA KÂİNAT İMAMI VARDI!

Sayın Yıldırım; bu açıklamanıza bakılırsa, siz meseleyi anlamamışsınız! O üsler, cansız varlıklar. Ayrıca; oralarda kafasında tüy bitmemiş yetimin hakkı olan, trilyonlarca liralık yatırımlar var. Böyle bir şeye hakkınız yok, bunları çöpe atamazsınız.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi;

  • Darbeyi TSK içine sızan, siyasi iktidarlar tarafından sızmasına imkan sağlanan ve özellikle AKP İktidarları döneminde, geçmiş dönemlerle kıyaslanmayacak şekilde, siyaseten destek alan dinciler yaptı.
  • Dinci darbenin başında, “Kâinat İmamı” ve “Mehdi” Fethullah Gülen vardı! Gülen bu örgütlenmeyi, 1960’lı yıllarda İzmir’de, her cuma Kestanepazarı Camisi’nde verdiği vaazlarla başladı ve örgütledi. Soruyorum: Kestanepazarı Camisi’ni de kapatıp yıkacak mısınız?

DİNCİLİK NE DEMEK?

Dinci denince, özellikle bazı saf ve temiz yürekli Müslümanların alınganlık gösterdiğini biliyorum. İslam, Müslümanlık ve dindarlık; kesinlikle hedefimiz değildir ve asla olamaz. Dinci demek; dini, yani İslam’ı çıkarları için satan ve pazarlayan insan demektir. Dinci demek; ticari girişimleri ve siyasi hedefleri için Müslümanlığı kullanan ve araç haline getiren meczup demektir. Sonuç olarak; dinciler yüzünden din itibar kaybeder. Bugün, çağdaş dünyada İslam itibar kaybediyorsa, nedeni bu dincilerdir.

Eğer birisi sizden iş isterken, ne kadar eğitimli, öğretimli, yetenekli ve dürüst olduğunu ispatlamak için belgelerini değil de, ne kadar Müslüman olduğunu göstermeye çalışıyorsa; bilin ki, din satarak sizi kandırmaya çalışıyor demektir. Aynı şey, siyaset için de geçerlidir. İşte biz buna dincilik diyoruz ve İslam’ı bunların şerrinden korumaya çalışıyoruz.

KOMUTA KADEMESİ İSTİFA ETMELİYDİ!

Geçtiğimiz Cuma, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları açıklandı. Geçtiğimiz yıllarda en az 3 gün süre ile toplanan YAŞ, bu yıl kararlarını bir günde, jet hızıyla verdi. Öncesinde; Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının istifa etmesinin, daha doğru olacağını söylemiştik. Çünkü; 15 Temmuz Darbesi öncesi ve sırasında yaşananlar nedeniyle çok itibar kaybettiler ve karizmaları derin çizgilerle çizildi.

Bunun iki türlü sakıncası vardı;

1- Komuta ettiklerine karşı sesleri gür çıkamaz ve onları zor görevlere gönderecek motivasyonu sağlamakta güçlük çekerlerdi!

2- Emrinde oldukları siyasi iktidarın olabilecek istismarına karşı duramaz, alternatif fikir söyleyemez ve ülkemizin güvenliğini yaşamsal olarak ilgilendiren konularda itiraz edebilme hakkını kaybederler ve ezilirlerdi!

BÖYLE BİRLİK VE BERABERLİK SAĞLANAMAZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Dere geçilirken at değiştirilmez” dedi ve Jandarma Genel Komutanı hariç, en üst komuta kademesi aynı kaldı. Ne diyeyim, hayırlı olsun? Ama gelişmeler, haklı olduğumuzu gösteriyor!

Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın hemen İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasının ve tarihi Cumhuriyetimizin kuruluş günlerine kadar giden Muhafız Alay Komutanlığı’nı yok etmenin, yaşanan darbe girişimi ile ne ilgisi var! Belli ki; durumdan istifade ediliyor ve fırsatçılık yapılıyor.

Sırada üsler ve kışlalar var. Amaç şehrin içindekileri, bu bahane ile ranta çevirmek mi? Ya Harp Okulları ve Askeri Liseler için söylenenler! Bunlar doğru şeyler değil, darbeciliğe karşı duruş hiç değil! Gizli niyetlerin, fırsattan istifade ile realizasyonuna benziyor!

Böyle birlik ve beraberlik sağlanamaz, emperyalizme karşı mücadele edilemez.

Saygılar sunarım. 31 Temmuz 2016

Türker Ertürk
Odatv.com

=====================================

Dostlar,

İşin rengi iyice çıkıyor..
Yaşananlar, açıkça bir AKP – RTE darbesidir.
Açık ve nettir.
Bu dayatmayı ve oldubittiyi Türk halkının kabul etmesi olanaklı değildir.
TBMM, OHAL Kararnameleri için ”noter” konumuna indirgenmiştir.
TBMM’de anlamlı hiçbir görüşme yapılmamaktadır.
Oysa Anayasa gereği bu OHAL Kararnameleri’nin de RG’de yayımlanır yayımlanmaz derhal TBMM onayına sunulması zorunludur.
TEK ADAM Türkiye’yi hücrelerine dek teslim almıştır.
OHAL ilan edilmese idi bunca kuşatma hatta Türkiye’ye diz çöktürme
hayal edilebilir miydi?

O halde, böylesi bir altın tepsi fırsatı yakalamak uğruna neler neler yapılmazdı ki?

3 OHAL Kararnamesi Türkiye’yi nerdeyse bitirmiştir.

Bu sorunu kapsamlı olarak web sitemizde yazdık..
Dikkatle okunması, paylaşılması ve ivedilikle birşeyler yapılması gerek..

3 OHAL KARARNAMESİ İLE HUKUK DEVLETİNİN KALINTILARI DA SÜPÜRÜLDÜ .. YA BUNDAN SONRA ??

3 OHAL KARARNAMESİ İLE HUKUK DEVLETİNİN KALINTILARI DA SÜPÜRÜLDÜ .. YA BUNDAN SONRA ??

Sevgi ve saygı ile.
01 Ağustos 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

KANLI NOEL

KANLI NOEL

portresi_papyonlu
Türker Ertürk
E. Amiral, Araştırmacı – Yazar

Kıbrıs’a ilk kez tam tamına 30 yıl önce geldim. Burada, 1985-87 arasında, iki yıl yaşadım ve görev yaptım. Çok olumlu ve güzel anılarla ayrıldım ve hala sürdürdüğüm dostluklar kazandım.
Dün (24 Aralık 2015), eski günleri anmak ve hafta sonunu geçirmek için, Kıbrıs’a geldim. İlk dikkatimi çeken; ekonominin bozukluğu ve insanların mutsuzluğu oldu.
Halbuki 30 yıl önce; Kıbrıs ekonomisi çok canlıydı, insanlar mutluydu ve
gelecekten umutluydu.
Bugün gördüğüm manzara; feci bir ekonomik durgunluk ve umutsuzluk. Bu biraz da; dış dinamiklerin yanında, içeriden kasıtlı olarak yaratılıyor. Amaç; adanın kuzeyini, ‘Türk Tarafı’nı yani KKTC’ni güneye, Rumlara ve AB’ye satabilmek.
Halk zor durumda olsun, güneyi bir çekim merkezi olarak görsün ve güneyle birleşmeyi istesin diye. Bunun başat sorumluluğu; 13 yıldır iktidarda bulunan AKP’nin sürdürdüğü, yalan yanlış ve kökü dışarıda olan Kıbrıs politikalarıdır.
Ölmüş Eşek Fiyatına
AKP; esasında Annan Planı ile 2004’te, KKTC’ni sattı. Rum Tarafı; daha düşük bir maliyetle, doğrusunu söylemek gerekirse kuzeyi ölmüş eşek fiyatına almak istediğinden, o zaman referandumu reddetti ve almadı. Şimdi ise; zamanı geldi, KKTC’nin ve Türkiye’nin pazarlık gücü azaldı, almayı planlıyorlar.
Türkler, Kıbrıs’ta 444 yıldır var. Varın siz tahmin edin; şu anda yaşayan Kıbrıslı Türklerin, kaçıncı kuşak olduğunu. Ayrıca Kıbrıs; Rumlardan ve Yunanlardan değil, Venedik’ten alındı. Fethedilmesinin nedenlerinden biri de; ağırlıkla Ortodoks yerli halkın, Katolik Venedik yönetimi altında baskı görmesi ve yardım istemesiydi.
Padişah II. Selim’in 21 Eylül 1571 tarihli fermanı ile adaya; Anadolu’dan,
Karaman vilayetinin belli yerlerinden, nitelikli ve seçilmiş ‘Müslüman-Türk’ aileler yerleştirilmiştir.
Kıbrıs Türkleri, işte bu seçilmiş insanların genetik devamı ve torunlarıdır. Ayrıca Kıbrıs Türkleri; 1878’de başlayan İngiliz yönetimi altındaki
ağır baskılar ve haksızlıklar, daha sonra Rum terörü nedeniyle çektikleri acılar ile kimliklerine sahiplik konusunda gösterdikleri duyarlıkla, rüştlerini kanıtlamışlardır.
İfestos
Bugün birleşme adı altında; adanın asli sahibi olan Türkleri önce azınlık statüsüne düşürmek ve sonrasında Kıbrıs’ın dışına sürmek istiyorlar. Dün gece, kaldığımız otelde yabancılar için Noel (Christmas) yemeği vardı. Barış ve huzur içinde yapıldı.
Bir anda, 52 yıl öncesini anımsadım.
Kanlı Noel olarak tarihe geçen barbarlığın yıldönümüydü. Türkleri yok etmeye ve soykırıma tabi tutmaya yönelik saldırılar; 21 Aralık 1963’te başlamış ve 24 Aralık’ta vahşet, doruk noktasına ulaşmıştı. Saldırılar sırasında; Dr. Binbaşı Nihat İlhan’ın
eşi ve üç çocuğunu da evde delik deşik ettiler ve banyo küvetinde katlettiler.
Kıbrıs’ta yaşayan Türkleri, soykırım yaparak ve göçe zorlayarak yok etmek istediler. Bu kötü niyetin yadsınamaz belgeleri var. Soykırım planının adı; “AKRİTAS”.
Bu planın bir de harekât emri var. Ayrıntıları içeren, hangi Türk köyünün hangi birlik tarafından imha edileceği ve hangi toplu mezarlara gömüleceği gibi!
Onun adı da; İFESTOS”. Bu belgeler ve kanıtlar elimizde!
Saf ya da Satılmış ve Hain!
Farklı etnik yapılardan gelen, farklı kültürlere sahip, aynı dili konuşmayan,
aynı dine inanmayan ve geçmişe yönelik kötü deneyimleri olan 2 farklı toplumu
niçin birleştirmeye çalışıyorsunuz?
Bunu istemek ve desteklemek iyi niyetli bir yaklaşımın ifadesi olabilir mi? Size tecavüze yeltenen ve öldürmeye çalışmış birisi ile aynı evde yaşamanız önerilse ve istense, buna rıza gösterir misiniz?
Hiç aklınıza gelmiyor mu? Emperyalizm her yeri bölüp parçalamaya çalışırken,
niye Kıbrıs’ta birleşme istiyor?
Yugoslavya’yı yediye böldü, Libya’yı parçaladı, şimdilik en az üç parça gibi.
Irak bölündü, Sudan aynı şekilde ve Suriye ameliyat masasında. Yüzyılın sonunda
iki bin devlete
(AS: bin devlete..) ulaşmayı planlıyorlar ve açıkça söylüyorlar. Yugoslavya’da; aynı etnik kökenden gelen, aynı dili konuşan ve aynı dine inananları bile birbirinden ayırdılar. Ama her şeyi farklı olan Rumlarla Türkleri birleştirmeye çalışıyorlar. Burada iyi niyet olduğuna inanmak için, ya saf olmak gerek ya da satılmış ve hain!
Gerçekten, 1974’de yapılan ‘Barış Harekatı’ndan sonra, adaya barış gelmiştir.
Sorun budur!

Saygılar sunarım. (25.12.2015)

======================================

Dostlar,

Değerli E. Amiral Sayın Türker Ertürk‘e, 23 Aralık 1963 gecesi Kıbrs’ta Rumların
Türklere uyguladığı kanlı soykırım planını unutmadığı ve unutturmadığı için
teşekkür ederiz. Geçtiğiimiz yıllarda sitemizde bu yakıcı sorunu işlemiştik.
(Kapsamlı ve belgeseldir, bakılmasını dileriz..  KANLI NOEL’in 50. Yılı
http://ahmetsaltik.net/2013/12/23/kanli-noelin-taniklari-konusuyor/
)

Kıbrıs’ta oyun büyük ve AKP bu alanda da ulusal çıkarları değil, Batı’nın isteklerini
öne alıyor. Çünkü bir proje partisi ve bunları yapmak üzere programı dışarıda yazıldı, işbaşına getirildi, işbaşında tutuluyor..

Bunun en büyük kanıtı,
RTE’nin 30+ kez kandi ağzından itiraf ettiği BOP eşbaşkanlığı misyonudur.

Geçtiğimiz ay KKTC’ye bağlanan su hattı ile ilgili AKP’nin kaprisleri acı vericidir.
Böylesi önemli bir ulusal projeyi bile devlet güvencesi yerine özel sektöre (yandaşlara??)
peş keş çekmek için olanca güçleriyle dayatmışlar, çok haklı olarak KKTC hükümetinin
kamu güvencesi istemini geri çevirerek su göndermeyi durdurabilmişlerdir!

Kıbrıs’ta 2 devletli – 2 kesimli bir çözüm dışında kalıcı ve sağlıklı bir çözüm yoktur.
Kurulduğundan bu yana KKTC’deki Türklerin cen güvenliği bu modele dayalıdır.
KKTC bağımsızlığını başka gerekçelerle yeniden feda ederse artık dönüş yoktur
ve Türkiye’nin de yapabileceği birşey kalmayacaktır.
Hele TSK kolordusu Kuzey Kıbrıs’tan çekildikten sonra..

2004 Annan Planı oylaması öncesinde Kıbrıs’ta, merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş döneminde çok emek vermiş, sorunu izleyen bir kişi olarak bir de biz yazmış olalım
Türker Paşaya ek olarak…

Sevgi ve saygı ile.
26 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

 

 

 

CHP’li Koç’tan Demirtaş’a Eleştiri: Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP’li Koç’tan Demirtaş’a Eleştiri:
Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP'li Koç'tan Demirtaş'a Eleştiri: Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, “Bugün HDP‘nin ‘geniş kitlelere konuşuyorum ben’ sözünün altında maalesef ırk temelli politikalar vardır. Onun için 1 Kasım’da oy kullanacak, şu geçecek barajı bu geçecek, onlar zaten geçiyor. CHP’nin artık hiç kimseye ‘şu olsun, bu olsun’ diye verecek bir tane oyu yoktur.” dedi.

Koç, partisinin Kalecik olağan ilçe kongresine katıldı.

“3 AY TÜRKİYE‘Yİ GERDİ OYALADI”

Türkiye‘nin 7 Haziran’da bir seçimden çıktığını ve milletin, “ben bunu istiyorum” dediğini aktaran Koç, “Ama birileri ‘yok yok sen bir daha düşün iyi karar vermemişsin’ diye yaklaşık 3 ay Türkiye‘yi gerdi oyaladı ve sonuçta ‘1 Kasım’da bir daha sandığa git!’ dedi.” ifadesini kullandı.

Koç, seçimler sonucu bir koalisyon gereğinin ortaya çıktığını anımsatarak, koalisyon görüşmelerinde “muhalefet her şeye ‘hayır’ dedi.” eleştirileri yapıldığını söyledi.

“ONLARIN AMACI CHP’Yİ MASADAN KAÇIRTMAKTI”

CHP olarak ülkenin gittiği noktayı iyi gördüklerini ve “önce Türkiye dediklerini belirten Koç, “Onların amacı CHP’yi masadan kaçırtmaktı. Ondan sonra da dönüp millete ‘bak gördünüz mü en zor günde CHP sorumluluk almaktan kaçıyor.’ diyeceklerdi. Onlara bu fırsatı vermedik, oturduk, çalıştık. Türkiye‘nin ihtiyaçlarını ortaya koyduk.” diye konuştu.

Terör olaylarına da değinen Haluk Koç, PKK‘nın eli kanlı bir terör örgütü olduğunu dile getirdi.

PKK, SARAY SENARYOSU İŞLİYOR ŞU AN TÜRKİYE‘DE”

Koç, “Binlerce yurttaşımızı katletmiştir, bunda hiç şüphe yok. Ama yaşananlar, ‘seçim sonrasında bir koalisyon olmasın.’ Bir koalisyon olup da CHP’ye 9-10 bakanlık verilip, benim daha önce yaptıklarım kurcalanmasın, işin ucu bana, benim oğluma dokunmasın‘ korkusuyla bu son dönemde artan olaylarda hiç şüpheniz olmasın başka birilerinin de rolü var. Yani ortak bir senaryo var. PKK, saray senaryosu işliyor şu an Türkiye‘de, acı olan budur.” ifadesini kullandı.

“O MASA NİYE KURULDU, NİYE DEVRİLDİ BUNLARI SORMAYACAK MIYIZ?”

Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Siz değil miydiniz, ‘ya bu Apo çok iyi adam Türkiye‘nin önünü açıyor’ diyen. Bunu söyleyenler senin başbakan yardımcıların değil miydi? Bir masa kurmuşlardı, o masada ne pazarlığı yaptınız siz, ne aldınız ne verdiniz. Bu milletin bu konularda bir bilgisi var mı? O masa niye kuruldu, niye devrildi, bunları sormayacak mıyız? Her gün asfaltın altında bir ton, iki ton bomba döşenirken siz ne yapıyordunuz, şarkılı türkülü miting yapıp güya terörü lanetleyenler, siz ne yapıyordunuz? Sormayacak mıyız? Adamlar yol kesip vergi toplarken, kendi mahkemelerini kurarken, cephane yığarken siz ne yapıyordunuz? ‘Bugün akan kanda, yaşanan acılarda sizlerin sorumluluğunuz var.’ derken niye kızıyorsunuz, yok mu? Kaç operasyon yetkisi istemiş asker ama yetki onda değil. Vali verecek. ‘Sizin istediğiniz emniyet müdürlerini, valileri atayacağız.’ Şimdi akan kan için hayıflanıyor, neredeydi aklın? Pazarlıkta şu vardı, ‘Kürt kardeşlerimiz sana başkan olmak için oy versinler, sen de PKK‘nın yollarını aç, öyle mi? Savunma, ‘çok saftık.’ Şimdi ‘istikrar lazım bize oy verin.’ Bunların yüzü aynı kasap süngeriyle silinmiş gibi. İstikrarsızlığın baş sorumlusu bu kadrolardır.”

“BUNLAR ZOR DURUMA DÜŞÜNCE BUNLARA SİMİT ATIYORSUNUZ”

“Terörü bitirmek istiyordunuz, niye CHP’nin önergesine destek vermediniz?” diyen Haluk Koç, MHP‘yi, AK Parti‘yi düştüğü zor durumlardan kurtarmakla suçladı.

Koç, “Bazen MHP‘yi de anlamakta zorluk çekiyorum. Siz niye ikide bir kuyruğa takılıyorsunuz, bunlar zor duruma düşünce bunlara simit atıyorsunuz. Bu kadrolar artık Türkiye‘yi yönetme gücünü yitirmiştir.” ifadesini kullandı.

“SAYIN DEMİRTAŞ SEN DEĞİL MİYDİN…”

“Bir çift sözünün de HDP‘ye olduğunu” belirten Koç, HDP‘nin 6 milyon oy alarak 80  milletvekili çıkardığını hatırlattı.

Haluk Koç, şöyle devam etti:

“Sayın Demirtaş şimdi konuşuyorsun, sen değil miydin, Gezi olaylarında ‘bu bir darbe girişimidir.‘ diyen. Meclis’te eğitim sistemi iyice çağdaşlıktan uzaklaştırılırken, AKP‘ye her türlü desteği veren sen değil miydin? Yolsuzlukları araştırma komisyonu kurulduğunda HDP‘li üyeyi çeken sen değil miydin?

Sana ne diye oy verildi? ‘Terörle aranı aç, meşru siyasi temsilci ol’ diye verildi. ‘Önce insan’ diyoruz, ırk temelinde yapılan siyasetler toplumu ayrıştırır, çürütür. Bugün HDP‘nin ‘geniş kitlelere konuşuyorum ben’ sözünün altında maalesef ırk temelli politikalar vardır. Onun için 1 Kasım’da oy kullanacak, şu geçecek barajı bu geçecek, onlar zaten geçiyor. CHP’nin artık hiç kimseye ‘şu olsun bu olsun’ diye verecek bir tane oyu yoktur. Biz namusumuzla mücadele ediyoruz, biz ‘önce millet’ dedik, ama onlar ‘önce Saray‘ dedi. 1 Kasım’da hepimize bir görev düşüyor, bu görevimizi yerine getirmek zorundayız, Türkiye‘de yaşayan her yurttaşımızı birinci sınıf yurttaş yapmak zorundayız.”

“DAVUTOĞLU’NUN ÜÇ ÇAĞRISINA KATILIYORUZ”

Başbakan Ahmet Davutoğlu‘nun dün siyasi partilere 4 konuda çağrı yaptığına işaret eden Koç, bunlardan üçüne CHP olarak katıldıklarını bildirdi.

Koç, şunları kaydetti:

“Çağrısının bir tanesi dışında, üçüne katılıyoruz. Önce katıldığımızı söyleyeyim. Görüntü kirliliği ve ses kirliliği. Evet burada anlaşalım, hem milli ekonomiyi koruyalım, bayrak, ses, gürültü… Bir tek seçim merkezlerinin önünde ve ilçe merkezlerinin önünde bayrak asılsın. Dağa, taşa, mezarlığa bile bayrak asılıyordu geçen seçimlerde. Bunu bir centilmenlik anlaşmasıyla halledelim, buna varız. Siyasette bazen hakarete varabilecek eleştiriler yapılıyor. Kimseye hakaret etmeyelim. Hiç kimsenin özelini karıştırmayalım. Eyvallah, o bizim düsturumuz zaten. Ama bunları söyleyen Sayın Başbakanın, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ailesiyle ilgili havuz medyasında saçma sapan iftiralar sergilendiğinde de sesini çıkarması gerekiyor. Katılmadığımız bir yön var, ‘Sayın Cumhurbaşkanını bu işlerin dışında tutalım.’ Eyvallah. Sayın Cumhurbaşkanı seçilmiştir, meşrudur, çalışma koşullarını bağlayan anayasal maddeler var. Sayın Cumhurbaşkanı anayasal sınırları içinde kaldığı sürece eyvallah. Ama sen o yetkileri aşıp bir gün başbakan, bir gün AKP genel başkanı gibi meydanlara çıkıp, ağzına geleni söyler, önüne geleni yıkıp devirirsen, o zaman kusura bakma seni muhatap almasak da hakettiği cevabı, hakettiği zaman alnının ortasına yapıştırırız.”

Haluk Koç, Kurban Bayramı‘nı da kutlayarak, Türk milletinin yaşadığı acıların sona ermesi dileğinde bulundu.
(22.9.2015, http://www.haberler.com/chp-li-koc-tan-demirtas-a-elestiri-irk-7714148-haberi/)

===========================

Dostlar,

Eğriye eğri, doğruya doğru..
Meslektaşımız ve sevgili dostumuz – kardeşimiz Haluk Koç’un bu demecinde söyledikleri baştan sona doğru değil mi?

– HDP eşbaşkanı Demirtaş’a :
Irk temelinde yapılan siyasetler toplumu ayrıştırır,”
“Irk Temelli Politika Yapıyor”

  • PKK‘nın eli kanlı bir terör örgütü olduğunu..
  • Türkiye‘de yaşayan her yurttaşımızı birinci sınıf yurttaş yapmak zorundayız

Nasıl ki HDP’den terörle arasına net sınırlar koyması isteniyorsa CHP’den de gerçek Ulusalcı – Kemalist olmayanları Partide baştacı etmemesi.. bekleniyor..

Kemalist  – Ulusalcı tabana yönelmesi ve onunla bütünleşmesi bekleniyor..

Süheyl Batum, İsa Gök, Emine Ülker Tarhan, Türker Ertürk, Birgül Ayman Güler, Dilek Akagün Yılmaz…. gibi gerçek ulusalcı Kemalist değerleri neden dışlayıp – harcadığını anlayamıyor ve içimize sindiremiyoruz. Bu insanlara çağrı yapılmalı ve

  • “Biz hata ettik, daha sonra telefi edebiliriz, sizi CHP saflarında savaşıma (mücadeleye) açağırıyoruz..”  denmelidir.

Başta Vatan Partisi olmak üzere yurtsever – demokrat partiler ve kişilerle neden seçim işbirliği yapmadığını anlayamıyoruz. AKP ile koalisyon görüşmelerine hazırlanılıyor, gidiliyor da örn. DSP ile, Yurt Partisi ile, Vatan Partisi ile neden seçim işbirliği olmuyor?? Hoş AKP de CHP’yi koalisyon görüntüsüyle oyalayıp sonunda azınlık hükümeti için destek istemedi mi??

1 Kasım 2015 seçimleri kritiktir. AKP 7 Haziran da az buz değil, 9 puan oy yitirerek iktidardan bu halk tarafından meşru biçimde düşürülmüştür. 1 Kasım’da halktan 2. ve daha ağır bir tokat yemesi için koşullar elverişlidir.

CHP, bu mazlum halkın tüm kuşatılmışlığına ve baskılara karşın yarattığı bu “olumlu” koşulları çok ama çok iyi değerlendirerek Ülkemizi bu bataklıktan çıkarmak içi elinden geleni yapmalıdır. 1 numaralı stratejik öncelik budur. Büyün yığınak bu hedefe dönük yapılmalıdır.

Sevgi ve saygı ile.
22 Eylül 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com