İzmir TV’den kanalında : TÜRKİYE’nin KORONAVİRÜS İLE MÜCADELESİ..

Değerli site izleyicilerimiz,

Ege / İzmir TV’den kanalında sayın Ayşegül Koç ile ülkemizin korona virüs ile savaşımını irdeledik.

TÜRKİYE’nin KORONAVİRÜS İLE MÜCADELESİ..

SORA SORA idi programın başlığı ve sunucu sayın Koç’un “zor” sorularını, her zaman olduğu gibi  bilim terbiyesi ile yanıtlamaya çalıştık. (36,5 dk.)

İzlenmesi, paylaşılması ve yararlı olması dileğiyle..

Bilimin ateşi herkesi, ondan kaçanları da ısıtır ve aydınlatır..

  • YAŞAMDA EN GERÇEK YOL GÖSTERİCİ AKIL VE BİLİMDİR..”
    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Sevgi ve saygı ile. 30 Mayıs 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimci (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

YOL TV PROGRAMIMIZ : COVID-19 salgını gerçekten denetim altına alınabildi mi??

Değerli Sitemiz İzleyicilerimiz,

29 Mayıs 2020 Cuma, 
20:00 haberlerinde YOL TV’de olacağız / olduk..

  • AKP Türkiye’sinin “anormal” “yeni normal”ini konuşacağız /konuştuk..

COVID-19 salgını gerçekten denetim altına alınabildi mi??

  • AVM’lerin açıldığı 11 Mayıs’tan 29 Mayıs’a dek her gün oralama 1000 (bin) dolayında yeni tanı konan,
  • 30 dolayında insanımızın bu hastalık  yüzünden ölmeye devam ettiği bir tabloda “yeni normal” ne getirir, ne götürür??

Epidemiyolojik irdeleme ile yanıt vermeye çalışacağız / çalıştık..

https://youtu.be/MOtFQ1xMiYs

İzlenmesi, yararlı olması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile. 29 Mayıs 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimci (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

MEDYASCOPE Programımız : Koronavirüs Salgınının Türkiye’deki Seyri

Değerli site okurlarımız,

Koronavirüs Salgınının Türkiye’deki Seyri

25 Mayıs 2020 Pazartesi günü MEDYASCOPE ile Koronavirüs Salgınının Türkiye’deki gidişini / seyrini konuştuk.. 33 – 49. dakikalar arası 16 dk. bizim konuşmamız..

Gökçe Çiçek Kösedağı’na ve MEDYASCOPE‘a bu söyleşi için teşekkür ederiz. (Güne Bakış)

AVM’lerin açıldığı gün 1114 yeni olgu tanısı konmuştu. O akşam uyardık, önümüzdeki 5-6 günde bu kabak çiçeği gibi açılmanın faturasını ödeyeceğiz diye.. Günlük olgu sayısı 5 gün sonra 15 Mayıs’ta 1708’e, 6. günde 1610’a fırladı.. %50 dolayında arttı. Bunu Bilim Kurulu öngörmemiş iktidarı uyarmamış olamaz. Biz elimizdeki çok sınırlı veri ile bu öngörüyü yaptığımıza göre..

Geriye “siyasal tercih” kalıyor! AKP iktidarı bu sonucu, büyük sermayenin baskısına boyun eğerek göze almıştır.

  • Halkın can güvenliği ve yaşam hakkı, kapitalizmin kör kâr güdüsüne feda edilmiştir.

İktidar salgını ne yazık ve ne acı ki, Epidemiyoloji bilimi ilkelerine göre değil, Anonim Şirket yönetircesine CEO mantığı – dürtüsüyle yönetmeye çalışmaktadır!
AVM’lerin açılışını izleyen 14 gün sonra (COVID-19’un en uzun kuluçka süresi) olan 24 Mayıs’ta yeni olgu sayısı 1141 olup, salgın eğrisi anlamlı biçimde bastırılamamıştır, 2 hafta yerinde saydık adeta;  11 Mayıs rakamı 1114 idi. Sağlık Bakanı, verilerin öngörülebilir sınırlarda olduğunu söyleyebilmiştir! Evet, öngörülebilir sınırlardadır, böyle olacağı öngörülmüş ve sonuç göze alınmıştır; bilinçli siyasal tercihtir!

Bu tablo çok hazindir ve ortalama insanlarımız vahim / ürkütücü gerçeğin ayırdına varamadan hastalanmakta yaşamlarını yitirmektedir. Oysa hükümetin 1 numaralı görevi yurttaşların can güvenliğini sağlamaktır.  O gün ve sonrasında uyarmıştık hep : Salgın eğrisi daha hızlı dolayısıyla daha kısa sürede sönümlendirilebilecek iken, bu tür hatalı politik tercihlerle uzayacaktır, uzamaktadır. Eğrinin altında kalan alan daha da büyüyecektir, büyümüştür ? Bunun çıplak anlamı daha çok hasta ve daha çok ölümdür.. Ama kimileri para kazanacaktır! Bu hatalar / politik tercihler yüzünden uzayan salgın, “yavaş yavaş iniyor / indiriyoruz” söylemleriyle maskelenip saklanabilecektir (kamufle edilip üstü örtülebilecektir), öyle de yapılmaktadır. Ölüm ve hasta sayılarını da gerçek boyutuyla bilmiyoryuz!

  • Halktan / insandan yana bir iktidar değil, sermayeden yana açık – net seçim yapan bir kadro.

Kuşkusuz tarihler bu yakıcı olguyu not edecektir ancak yaşanırken algılanması ve engellenmesi, en aza indirilmesi asıldır bu tür irrasyonel ve insancıl olmayan politikaların..

  • Bu bir suçtur, hem de İNSANLIĞA KARŞI SUÇTUR! Notunu düşelim ilgililere ve tarihe..

****
Ek olarak, 10 Nisan 2020 günü yapılan bir başka sorumsuz uygulama, saat 22:00’de duyurulan ve 2 saat sonra başlatılan sokağa çıkma yasağıdır. Biz o sırada HALK TV’de Cevizkabuğu programında Sn. Hulki Cevizoğlu’nun konuğu idik. 300 bin dolayında insanın kuralsız olarak sokağa hücumunu dikkate alarak (İçişleri Bakanı 250 bin dolayında dedi ve önemsemedi!) bir matematiksel öngörü yaptık ve 1 hafta içinde 28 dolayında fazladan ölüm olabileceğini HALK TV ekranında duyurduk.. 10 Nisan günü 96 ölüm kayda girmişti, 6 gün sonra (hastaların %80’i 5.-6. günde bulaştırıcı oluyor) 16 Nisan’da ise 125 ölüm! Tam 29 fazlalık!

  • Bu ölümlerin sorumlusu kimdir, kimlerdir? Hesabı kimlerden sorulacaktır?

***
Bilim Kurulu kararları aynen açıklanmalıdır.
TBMM çalışmalı ve salgın yönetiminde iktidarı denetlemeli, gerekli yasal düzenlemeleri yapmalıdır.

Muhalefet, Anayasa’nın 98. maddesindeki “bilgi edinme ve denetleme” hakkı ve yetkisini kullanmalıdır.

Salgın yönetiminde biricik ilke BİLİMSEL AKILCILIK olmalıdır. Örneğimizde (korona virüs salgını) Epidemiyolojik salgın yönetim stratejileridir; hepsi bu!

Bilim dışına çıkılırsa faturası hayal edilemeyecek ölüd büyük olabilir. Rusya kaynıyor, İran’da yeniden yükselme var. Irak Suriye kara kutu! Salgın dünya genelinde hala tırmanma eğiliminde.

Kurtuluş yok tek başına! Küresel işbirliği, eşgüdüm zorunlu, Sabır ve bilimsel ihtiyatlılık da!

Sevgi, saygı ve DERİN KAYGI ile. 25 Mayıs 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Katsayı bilmecesi

Katsayı bilmecesi

Sağlık Bakanı’na göre ülkedeki bulaştırıcılık katsayısı 1,56. Ancak ülkedeki vaka sayısı ile virüsün yayılma hızı değeri birbirine uymuyor. Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kara, ülkede R0 değerinin 1’in altında olduğunu söyledi. Prof. Dr. Saltık ise şeffaf yürütülmeyen süreç nedeniyle çelişkili verilerin ortada dolaştığına dikkat çekti

UĞUR ŞAHİN / BİRGÜN
https://www.birgun.net/haber/katsayi-bilmecesi-301290, 18 Mayıs 202018 Mayıs 2020

Sağlık Bakanlığı’nca açıklanan koronavirüsün yayılma hızı verileri ile günlük hasta sayısına dair veriler birbirini tutmaması endişe yaratıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamaya göre ülkedeki R0 değeri (bulaştırma katsayısı) 1,56. Uzmanlara göre en basit haliyle bir kişinin virüsü bulaştıracağı kişi sayısını gösteren R0 değerinin 1’in üzerinde olması tehlikelinin sürdüğünün işareti.

Peki, Türkiye’nin gerçekte R0 değeri kaç? Bu soruya yanıt aramak için Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Saltık ile görüştük. Prof. Dr. Kara’ya göre güncel R0 değeri 0,8 dolaylarında. Prof. Dr. Saltık ise R0 değerinin 0,8 olarak Türkiye’ye genellenemeyeceği görüşünde.

DIŞARI ÇIKILDIĞINDA VERİLER DEĞİŞİYOR

Prof. Dr. Kara’ya göre ülke virüsün denetiminde ‘başarılı’ bir noktada. Aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Kara, şöyle dedi: “Yeni tanı konulan vaka sayısında azalma var. Bu azalmada ara ara küçük oynamalar oluyor mu? Oluyor. Hafta sonunun getirdiği sıkılıkla dışarıya çıkıldığında küçük bir oynamaya neden oluyor. Şuna uyulması gerek: Kalabalık bir ortama giriyorsanız maske takılması gerek. Olmazsa olmazımız da mesafe…”

‘GÜNCEL R0 0,8 DOLAYINDA’

Prof. Dr. Kara, ülkedeki R0 değerinin 1’in altında olduğu görüşünde. Prof. Dr. Kara, bunu şöyle açıkladı: “R0’ı hesaplamak için birkaç tane paradigma var. Gerçek R0’ı hesaplamak istiyorsak; yeni bir virüs olması gerek, bunun toplum içinde bilinmiyor olması gerekiyor ve kimseye karşı da önlem alınmaması lazım. O zaman tam R0 sıfır değeri hesaplanabilir. Bizim hesapladığımız R0 değeri o anda virüsün kaç kişiye bulaştığını gösteren, bir miktar da hata payı olan değer… Çünkü biz ‘1 metre kuralı ve maske kuralı’ diyoruz. O nedenle bizim hesapladığımız değerler müdahaleli değerler… R0 değeri vaka sayısı azalmaya başladıysa şu anlama geliyor: Virüs 1 kişiden, 1’den daha az kişiye buluşuyor ki; vaka sayısı azalıyor demektedir. Eğer 1’den daha çok kişiye bulaşsaydı, vaka sayısının hâlâ artıyor olması gerekirdi. Türkiye’de genel olarak bakarsak, R0 hesaplarken 7 ile 10 gün bakmak gerek. 14 günlük dönem içinde bakarsak, Türkiye’nin ortalama R0’ı, 1’in altında. Biz 10 günden fazla süredir vaka sayımızı azaltıyoruz. Bir ara vaka sayısında bin 100’e inmiştik, sonra bin 800 oldu. İşte o 2-3 güne bakarsan da değer 1,56… Aslında değerlerde hata yok ancak baktığın döneme göre değişiyor. Bugün için R0 kaç diye sorarsan, 1’in altında olduğunu söyleyebiliriz. Herhalde 0,8’ler dolayındadır. Ancak vakanın bin 800 olduğu döneme bakarsan da 1,56 gibi orana ulaşırsın.”

BİLGİLENDİRME OLMAYINCA ÇELİŞKİLİ VERİLER AÇIĞA ÇIKTI

Prof. Dr. Ahmet Saltık ise sürecin hâlâ saydam yönetilmediğine dikkat çekti. Prof. Saltık, “Baştan beri saydam bir yönetim sağlanmadı; bir güven bunalımı doğdu” dedi ve ekledi: “Bilim Kurulu’nun kararları kamuoyuna açıklanmadı, ciddi soru işaretleri oluştu. Halka doğru bilgilendirme sağlanmayınca çelişkili veriler ortada dolaşmaya başladı. Bu tablo bizi bu sıkıntıya sürükledi.”

‘NORMALLEŞME’ ADIMLARI İLE VERİLER UYUMLU DEĞİL

Prof. Saltık, ‘normalleşme’ adımlarının Bakan Koca’nın açıkladığı R0 değeriyle uyumsuz olarak atıldığının altını çizdi. Prof. Saltık, şunları dile getirdi:

“Bakan, 1,56 olarak açıkladı ama öte yandan 1,56 R0 değeriyle yani bulaştırıcılık katsayısı ile uyumlu olmayan biçimde de ‘normale dönüş’ ya da gevşeme girişimleri başlatıldı. Gevşeme girişimlerinin ölçüsü R0 1,56 dikkate alındığında, gerçekten aşırıydı. Somut örnek vermek gerekirse Almanya biz 1,56 açıkladıktan birkaç gün önce, R0’ı 0,5’lere dek indirmişti. Birazcık gevşediler, R0 0,9’lara koşuyor, derhal önlemleri artırdılar. Biz 1,56’dayken bunu yaptık, bunun bedeli tabii ki çok ağır oluyor.

  • Daha çok hastalık ve daha çok ölüm oluyor.

‘Ekonomiyi kurtaralım’ derken ödediğimiz bedel çok daha büyük. Bu denli anormal gevşemeseydik salgın eğrisini daha hızlı ve kısa sürede kapatma şansımız olabilirdi,
bu şansı yitirdik. 2’nci dalga için ciddi endişemiz var; yaz geldi, halk, ‘salgını hallettik’ psikolojisine sokuldu. Bunlar maalesef 2’nci dalgayı uyarabilecek risk etmenleri taşıyor.

  • Salgın, epidemiyolojik, bilimsel ilkelere dayalı değil, anonim şirket mantığıyla yönetilmeye çalışılıyor, Bilim Kurulu anlamsızlaşıyor.

Temel sorun demokrasimizin felç, hatta yok edilmiş olmasında ve bunun bedeli de sermayenin çıkarlarına halkın yaşam hakkını gözünü kırpmadan feda etmek oluyor. Türkiye’nin trajedisi budur ve bu tablo anlaşılmadan çözüm de yoktur.”

SAYININ TÜRKİYE’YE GENELLENEBİLECEĞİNİ SANMIYORUM 

Prof. Dr. Ahmet Saltık, ülkenin R0 değeri için şunları kaydetti:

“Türkiye için İstanbul çok özel oldu, Wuhan benzetmesi yapıldı, doğrudur. Wuhan’ın nüfusu 11 milyon, İstanbul’un 16 milyon… Bir bilim kurulu üyesi arkadaşımız, ‘İstanbul’da bağışıklık oranı % 40’lara ulaştı’ dedi. Bu, 16 milyonun 6,4 milyonuna koronavirüsün bulaştığı anlamına gelir. Üstelik bu bir hafta kadar önceydi, yani kabaca % 50’sine vardı dersek, İstanbul’da 7-8 milyona yakın bir insanda toplum bağışıklığı oluştu. Bu bir bakıma sevindirici, olanaklı olan en az hastalık ve ölümle toplum bağışıklığı artabiliyorsa ne ala. Ancak yanılgı şurada: İstanbul’daki değeler, oradaki yangının çok hızlı seyretmesi nedeniyle kısa sürede yükseldi. Bunu Türkiye’ye genelleme şansımız yok. Ülkenin R0’ını hesaplarken, İstanbul’un ciddi ağırlığı var ama İstanbul’da salgın büyük ölçüde yaşandı, bitmeye yakın diyelim.. Fakat ülkenin geneli için bu geçerli değil. O bakımdan 0,8 R0 belki İstanbul’un ciddi ağırlığıyla yakalanmış olması beklenen bir sayı olabilir ama Türkiye’ye genellenebileceğini sanmıyorum.”

AVM’LERE GİDİLMEMELİ

“Önümüzdeki günlerde sağlık turizminin, genel turizmin açılması planlanıyor, ciddi endişelerimiz var” diyen Prof. Saltık, sözlerini yurttaşlara uyarılarda bulunarak sonlandırdı:

“Halkı karamsarlığa itmek istemeyiz ama yersiz cesarete de kapılmasınlar. Siyasal iktidar bu salgını iyi yönetemiyor;

  • Yaptıkları ve söyledikleri arasında ciddi çelişkiler var.
  • Ölüm rakamları konusunda bile halka yeterince dürüst ve saydam davranmadılar.
  • Yurttaşlar kendi kişisel önlemlerini sürdürmeli, hele hele bayramda ziyaret yapılmasın. Yaşlılarımızın hastalanıp ölmesi riski çok ciddidir, onları seviyorsak,
    bu bayram uzaktan kucaklayacağız.
  • AVM ziyaretleri de lütfen yapılmasın, kalabalık yerlere girmekten 1 ay daha kaçınalım.”

Not                : 18 Mayıs 2020 günü BİRGÜN’de yer alan bu demecimizi, web sitemizdeki teknik sorunlar nedeniyle gecikerek paylaşıyoruz hoşgörü dileyerek… Dr. A. Saltık

 

‘Kelebek’ değil tsunami etkisi

‘Kelebek’ değil tsunami etkisi

Bakan Koca’nın ‘kelebek etkisi’ sözlerini değerlendiren Prof. Dr. Saltık, “Biz bir tsunami etkisi görebiliriz” dedi. TTB Başkanı Adıyaman ise Koca’ya şu soruyu yöneltti: “Yurtdışından koronavirüs hastalarını getirirken yurttaşları kelebek etkisinden nasıl koruyacaksınız?”

‘Kelebek’ değil tsunami etkisi

BİRGÜN, 21 Mayıs 2020

İKTİDAR, uzmanların tüm uyarılarına rağmen normalleşme adımlarını atmaya devam ederken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ‘kelebek etkisi’ uyarısında bulundu. Koca, “Küçük bir etkenin, kestirilemez büyüklükte sonuçlar doğurmasına Kelebek Etkisi denir. Vuhan’da ortaya çıkan koronavirüsün tüm dünyada hayatı alt üst etmesi gibi. Şimdi de küçük bir ihmal, bir uçtan bir uca tüm Türkiye’yi etkileyebilir. Risk devam ediyor. Tedbirlere uyalım.” dedi.

Bakan Koca’nın sözlerini değerlendiren Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “Koca, ‘kelebek etkisi’nden bahsediyor ama

  • … yurtdışındaki koronavirüs hastaları Sağlık Bakanlığı’nın bir şirketi aracılığıyla Türkiye’ye getiriliyor”

dedi ve ekledi: “Vaka sayılarının çok yüksek olduğu Rusya’dan, İngiltere’den Türkiye’ye koronavirüs hastaları sağlık turizmi adı altında gelebiliyor. Durum böyleyken siz Sağlık Bakanlığı’nın şirketi ile yurtdışından koronavirüs hastalarını getirirken yurttaşları kelebek etkisinden nasıl koruyacaksınız?”

ÇALIŞANA BÜYÜK HAKSIZLIK

“Bazen bir kelebeğin çırpınışı bir depreme yol açar ve uçarak gelen hastalar da çok büyük yıkımlara yol açabilir..” diye konuşan TTB Başkanı Adıyaman, şöyle devam etti:

“Yurtdışından hasta getirilmesi için yayımlanan genelgede, ‘uçakta 3 saatte bir maskeler değişecek’ deniyor. Yoğun bakımlarda çalışan sağlık emekçilerine 8 saatte bir maske değiştirttiler. Türkiye’de 10 binin üzerinde sağlık çalışanı koronavirüse yakalandı ve 40’a yakın sağlık çalışanı da koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Burada sağlık çalışanlarına büyük haksızlık edilmiştir. Siz yurtdışından hasta getiriyorsunuz ama yurtiçinde hâlâ tedavi olmak için bekleyen kanser hastaları var. Hiç Covid-19 negatif hastanesi bırakmadılar. Birçok kanser hastası tedavi olmak için bekliyor, siz onlara bir şey demiyorsunuz ama yurtdışından hasta kabul ediyorsunuz.”

KELEBEK ETKİSİ DÜŞÜNÜLMEDİ

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık ise Sağlık Bakanı Koca’nın ifadelerinin çelişkili olduğuna vurgu yaptı. Prof. Dr. Saltık,

  • “İnsanların kafası karışık. Nasıl önlem alacaklar, nasıl kendilerini koruyacaklar? Örneğin AVM’ler açıldı ve bunun hiçbir acelesi yoktu. AVM’ler 11 Mayıs’ta açıldı. Beş, altı gün sonra 500-600 dolayında hasta artışı gördük. 14’üncü günün sonunda umarım daha fazla hasta artışı görmeyiz, yani AVM’leri erken açmamız yüzünden kelebek etkisi olmaz” şeklinde konuştu.
    Prof. Dr. Saltık, sözlerini şöyle noktaladı: “Hükümet bir yandan turizmi, bir yandan da sağlık turizmini açmayı planlıyor. Gerçekten ürkütücü. Turizm sektörü bastırdı, kapitalizmin mabetleri AVM’ler bastırdı. Ekonomik kaygılar öne çıktı. Burada kelebek etkisi hiç düşünülmedi. Kelebek etkisi bir yana biz bir kasırga, tsunami etkisi görebiliriz.”
    =====================================
    Dostlar,

    BİRGÜN‘e demecimizin tümü aşağıdaki gibi idi, oldukça kısaltılarak verilmiş gazetede :
    ****
    Sayın Sağlık Bakanımız Dr. Koca bir uyarı yapmış, “kelebek etkisi” nden söz etmiş tvit iletisi ile.
    Son derece yerinde… Gerçekten küçük savsaklamaların (ihmallerin) çok ağır sonuçlar doğurabileceğini hepimiz biliyoruz.
    Buna günlük dilde, “Kelebek etkisi” deniyor. “Domino etkisi” de denebilir. Bir yerden başlayan minicik bir etki, enerji.. büyük bir hızla yayılarak ağır istenmeyen sonuçlar doğurabiliyor.

    Nitekim korona salgını da öyle de oldu. 31 Aralık 2019’da Çin Wuhan’dan 44 olgu bildirdi Dünya Sağlık Örgütü’ne ve 5 ay geçmeden, bu gün dünyada 5 milyona yakın olgu var.

    Ne var ki Sayın Bakan’ın sözleri ve yeni normale dönük gevşeme önlemleri birbiriyle örtüşmüyor. Hükümetin gevşeme önlemleri bu özene ters düşüyor, büyük çelişkiler taşıyor.
    Dolayısıyla insanların kafası karışık. Nasıl önlem alacaklar, nasıl kendilerini koruyacaklar?
    Örneğin Kapitalimin tapınakları / mabetleri AVM’ler açıldı! Oysa hiç acelesi yoktu. AVM’ler 11 Mayıs’ta, patronların / şövalyelerin bastırmasıyla açıldı, bugün 21 Mayıs’tayız. 5-6 gün sonra 500- 600 dolayında hasta artışı gördük. 14. günün sonunda umarım daha çok hasta artışı görmeyiz. En azından, daha hızla inebilecek salgın eğrisi direniyor ve uzuyor. Yani kelebek etkisi AVM’leri erken açmamız vb. ölçüsüz gevşeme girişimleri yüzünden devasa boyutlarda yaşanabilir.

    Bunun dışında öbür gevşeme önlemleri de neredeyse kabak çiçecği gibi açılma anlamına geliyor.
    2. bir salgın dalgasından son derece korktuğumuz gibi, halen salgın beklenen hızla azalmıyor.
    Daha 1, dalgayla baş edemedik bütünüyle. Çok ciddi bir sorun.
    Hala binlerin üstünde günlük olgularımız. Etrafımız yangın yeri… Rusya öyle, 2. Sıraya tırmandı dünyada. Irak ve Suriye’den bilgi yok!? İran’da tekrar salgın yeniden yükselmeye başladı.
    Bir yandan turizmi, bir yandan sağlık turizmini açmayı planlıyor hükümet. Gerçekten ürkütücü. Rusları almayacak mıyız örneğin? Sınır kapısında test yapacağız, bekletmeyeceğiz insanları. Sonradan test pozitif çıkarsa, bu insanlar ülkeye çoktan girmiş olacak. O arada birçok insana bulaştırmış olacak.

    Turizm sektörü bastırdı, kapitalizmin mabetleri bastırdı. Ekonomik kaygılar öne çıktı.
    Burada kelebek etkisi hiç düşünülmedi.

    Kelebek etkisi bir yana tsunami etkisi görebiliriz.

    Salgının Epidemiyoloji biliminin kurallarına uygun yönetilmesi gerekiyor, ticari kaygılarla değil!

    Ama iktidar ne yazık ki ülkeyi anonim şirket dürtüsüyle yönetiyor.

  • Yerli ve yabancı tekellerin ekonomik çıkarları öne çıkıyor ve insanımızın yaşam hakkı
    buna feda ediliyor.

    Bu politikalar daha çok insanın hastalanmasına neden olabilecektir. Bu çok ciddi bir risktir.
    Bu yanlış politikaların sorumlusu siyasal iktidar olmakla birlikte, yitirdiğimiz canlar
    geri gelmeyecektir.

    Bir kez daha uyaralım: Kılı kırk yararak, halkın can güvenliğini tartışmasız olarak 1. sıraya koyarak, birtakım yandaş şirketleri ve ticari kaygıları geri plana iterek, salgını tümüyle Epidemiyolojik bilimsel kurallarla yönetelim diye çağrı yapmak isterim.

    Dr. Ahmet SALTIK, 21.5.20 / BİRGÜN