27 MAYIS 1960

27 MAYIS 1960

Suay Karaman

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Askeri harekatlar ki buna darbe, ihtilal, devrim de denebilir, topluma olumlu getirileri ya da olumsuz götürüleriyle önem kazanırlar. Devrim ya da darbe oldukları da ancak bu şekilde belirlenir. 27 Mayıs 1960 Devrimi’nin 57. yılını kutladığımız bugünlerde, henüz bunun ayırdına varamayanların, 27 Mayıs 1960 Devrimi’ni anlayamayanların olduğunu görmek, şaşırtıcı gelmemelidir.

Koşullar tamam olduğu zaman ihtilal kaçınılmaz olur. Her ihtilalin, onu yapanlar kadar onun koşullarını hazırlayanların da eseri olduğunu unutanlar, 27 Mayıs konusunda sürekli hataya düşmektedirler.

  • 27 Mayıs 1960, seçimle gelen sivil iktidarın demokrasi dışı tutum ve davranışlarıyla diktatörlüğe giden yönetimine karşı bir tepki sonucu gerçekleştirilmiştir.

    27 Mayıs 1960 için “demokrasiye darbe” diyenler, 27 Mayıs 1960 öncesinde demokrasi olduğunu sanan aymazlardır.

On yıllık Demokrat Parti iktidarında devrim karşıtı hareketler ve olgular yaratılmıştı. Bunun yanında anayasa ve hukuk dışına çıkılarak, ülke büyük karışıklıklara sürüklenmişti. Özellikle Meclis Tahkikat Komisyonu kurularak, diktatörlüğe giden bir yolun başlangıcına gelinmişti.
İşte bu koşullarda Türk Silahlı Kuvvetleri, anayasa ve hukuk dışına çıkmış bir siyasal iktidara karşı direnme hakkını kullanmış ve ülke yönetimine el koymuştu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin arkasında milletin desteği bulunmaktaydı. Siyasal iktidarın baskısına ve faşist diktatörlüğe gidişe karşı verilen bu mücadelede üniversite, gençlik, aydınlar, basın ve muhalefet partileri de Türk Silahlı Kuvvetleri ile birlikteydi.

27 Mayıs 1960 Devrimi’nin en büyük eseri 1961 Anayasası’dır. Bu çağdaş anayasa, Cumhuriyet Senatosu, Anayasa Mahkemesi, Devlet Planlama Teşkilatı, Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumu, Devlet Personel Dairesi, Türk Standartları Enstitüsü, Basın İlan Kurumu başta olmak üzere getirdiği kurumlarla demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin yolunu açmıştır. 1961 Anayasasıyla bağımsız yargı ve hakim güvencesini sağlayacak kurumlar oluşturulmuş, grev ve toplu sözleşme hakkı kurumlaştırılmış, üniversiteye ve TRT’ye özerklik sağlanmıştır. Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Yasası, Basın-Fikir İşçileri Yasası, İlköğretim ve Eğitim Yasası, Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Yasası, Gelir Vergisi Yasası gibi yeni düzenlemeler yapılmıştır. 1961 Anayasası ile ülkemize sosyal devlet anlayışı yerleştirilmiş, özgür bir ortam yaratılmış, çağdaş bireysel hak ve özgürlüklerin sağlanması başarılmıştır.

Türk halkının insanlık, haysiyet ve haklarını, fikir ve vicdan hürriyetini koruyan, demokratik bir düzen içinde ve ekonomik bir planla kalkınabilmesinin şaşmaz reçetesi olan

  • 27 Mayıs 1960 Devrimi’nin Anayasası, Atatürk İlke ve Devrimlerine bağlılığın
    bilinci ile hazırlanmıştır.

    Bu çağdaş anayasa ile geçen altmışlı yıllar, Türk toplumun aydınlık ve özgürlük yıllarıdır.

Seçimle iktidara gelen bir partinin kurduğu hükümetin ve onu oluşturan

  • Siyasi iktidarın, her koşulda hukuka, adalete, ahlaka ve
    bütün halkın çıkarına dayanması gereklidir
    .

    Ülkeyi yöneten iktidarların hukuk devleti ilkelerine bağlı kalarak, gerçek demokrasiyi etkin hale getirdikleri zaman, darbe ya da darbe ortamları yaşanmaz. Gerçek demokrasiyi yok eden darbelerin her türlüsüne, her zaman ve her koşulda karşı konulmalıdır. Hukuk devleti ve demokrasiyi ortadan kaldıran askeri darbelerin ve içinde yaşadığımız sivil darbe sürecinin,
    haklı ve meşru gösterilebilecek bir yanı yoktur. Sivil yönetimler demokrasiyi benimsedikleri, hukuk ilkelerine bağlı kaldıkları ve ülkenin çıkarlarını korudukları zaman, darbe ortamlarının yaşanmadığı herkes tarafından görülecektir.

  • 27 Mayıs 1960 Devrimi, ülkemize 1961 Anayasası ile özgürlüğün ve evrensel demokrasinin kapılarını açmıştır.
  • Getirdiği kurumlar ve sonuçlarıyla 27 Mayıs 1960, tartışmasız bir devrimdir..
    (İlk Kurşun Gazetesi, 29 Mayıs 2017)
    ====================================
    Dostlar,

    Değerli dostumuz sevgili Suay Karaman‘ın yukarıda yazdıklarına birebir katılıyoruz..
    Kendisi, 27 Mayıs 1960 Devrimi’nin MBK (Milli Birlik Komitesi) üyesi merhum
    Suphi Karaman‘ın oğludur ve babasından, O’nun arşivinden bu konuyu en iyi bilenlerdendir.
    Bu kez yazısı 2 gün gecikerek geldi!?.. Merhum MBK üyesi Suphi Karaman; Menderes, Polatkan, Zorlu’nun idam cezasının infazı için MBK’da “hayır” oyu kullanan üyelerdendir…

    Bu şanlı Devrimin ülkemize en görkemli katkılarından biri de
    SAĞLIK HİZMETLERİNİN SOSYALLEŞTİRİMESİ‘dir. Bu amaçla, aynı adı taşıyan
    224 sayılı Yasa, 5 Ocak 1961’de çıkarılmıştır. Sağlık Bakanı olmayıp Müsteşarlığı tercih eden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nusret H. Fişek, halktan yana
    bu sağlık sisteminin ve adı geçen yasanın mimarıdır. 1961-65 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı görevini üstlenmiş ve bu sistemi kurmuştur. 1965 genel seçimlerinde Adalet Partisi seçimi kazanıp Süleyman Demirel 41 yaşında Başbakan yapılınca ilk işlerinden biri
    Nusret Fişek hocamızı görevden almak olmuştu! Fişek hoca Danıştay’a başvurmuş, daha sonra, Hacettepe Tıp Fakültesini kuran sınıf arkadaşı Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın çağrısıyla bu Fakülteye Prof. olarak atanmış ve Toplum Hekimliği Bölümü‘nü kurmuştu. Bu Üniversitede halen yaşayan Nüfus Etüdleri Enstitüsü‘nü de Fişek hoca kurdu. Müsteşarlığı döneminde
    27 Mayıs 1960 Devrimi’nin felsefesi ile uyumlu olarak 224, 555 ve 557 sayılı çok önemli 3 yasanın mimarlığını üstlenmişti. 557 sayılı yasayı 1983’te 2827 sayılı yasa ile güncelledi.

    Biz de bu kalpaksız kuvayı milliyeci 27 Mayıs Devrimcisi Prof. Nusret Fişek‘in Hacettepe
    Tıp Fakültesinde öğrencisi ve asistanı olmanın onurunu yaşıyoruz; vasiyetine uygun olarak TÜRKİYE’de  SOSYAL TIBBI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ.. 27 Mayıs Devrimcilerinin ve O’nun ülkemize – halkımıza armağanı idi.. Dinci – sağcı – sermayeci – işbirlikçi – dış güdümlü siyasal iktidarlar ise bu halktan yana harika sağlık sistemini yok ettiler.. Onlar, işte bu nedenlerle 27 Mayıs Devriminin ve Devrimcilerinin iflah olmaz düşmanı, kinci intikamcısıdırlar..

    27 Mayıs 2017 günü web sitemizde yayımladığımız öbür dosyaların da okunmasını dileriz.

    Sevgi ve saygı ile. 29 Mayıs 2017, Ankara

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK
    Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
    AÜTF Halk Sağlığı AbD   Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Devletin medikal alımları alarm veriyor

Devletin medikal alımları alarm veriyor

Çiğdem Toker
Cumhuriyet
, 29.05.2017

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Geçen hafta tıp ve eğitim camiasını sarsan trajik bir olay yaşandı.
Elazığ Fırat Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen, odasında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Sevilen bir hekim, eğitimci ve yönetici olan Berilgen’in ölümü “sağlık şiddeti” olarak açıklandı.
Gelin görün ki, gerçeğin boyutları biraz daha ayrıntılı bakmayı hak ediyor.
DHA’nın olayla ilgili haberinden:
DHA’nın olayla ilgili haberinden: “Öte yandan, hastane yetkilileri, medikal malzeme alımlarında başhekimin talimatı ile ödemelerin sıraya göre yapıldığı, ancak Sercan Gök’e yapılacak ödeme ile ilgili henüz sıranın gelmediği belirtildi. Medikalci arkadaşları da, Sercan Gök’ün maddi anlamda sıkıntı yaşadığı, bu yüzden de icralık olduğu için Başhekim Prof. Dr. Berilgen ile görüşmeye geldiğini ve tartışma sonucu olayın olduğunu iddia ettiler.”
Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçileri Derneği MASSİAD’ın açıklaması da bu vahameti teyit eden unsurlar taşıyor. Olayı şiddetle kınayan, MASSİAD “Sektörün çözülemeyen ve gittikçe ağırlaşmaya devam eden sorunları nedeniyle benimsemediğimiz, hiçbir şekilde onaylamadığımız ve tasvip etmeyeceğimiz benzer trajedilerin oluşmasından endişe ediyoruz.” diyor.

Bu korkutucu uyarının gerekçelerine bakalım:

* Kamu ve üniversite hastanelerinin 250 günden başlayıp 3-4 yılı bulan uzun ödeme süreleri,
* Döviz kurlarındaki hızlı artış ile ihalelerde TL sabit fiyat verilmesi nedeniyle yaşanan zararlar
* SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) fiyatlarının döviz ve enflasyona göre güncellenmemesi. Pek çok ürünün geçiş dönemi verilmeden listeden çıkarılması.

Borç batağı

“Meslektaşlarımız günü kurtarmaya çalışırken bankalara muhtaç duruma gelmiş, borç batağına sürüklenmiştir” diyen dernek, çözüm için, hükümetin kendilerini de çağırarak çalışma başlatmasını talep ediyor.

Kamu hastaneleri açıklasın

Piyasadan bir isimle de görüştüm. Son beş yıldır, özellikle üniversite hastanelerinde alım yapılan tıbbi cihaz/malzeme ödemeleri için “çok uzun süreli vade yapıldığının” altını çizdi.
Teslimattan 360, 550 gün sonra gibi vadeler. Dahası vade geldiğinde dahi ödeme yapılmadığını belirten yetkili, çarpıcı bir şey daha söyledi:
“Özel sektörün dış borcu arttı deniyor. Ama özel sektörün devletten alacağı rakamı
hiç kimse takip etmiyor.. Çünkü bu karambol durum devletin işine geliyor.”

MASSİAD açıklaması ve yaptığım görüşmeden sonra, Başhekim Prof. Dr. Berilgen’in ölümünün “sıradan bir sağlık şiddeti olayı” olmadığı, sorunun çok daha yapısal ve kurumsal olduğu izlenimini edindim.

Sonuç: Tıbbi cihaz ve malzeme alım ödemeleri, alarm veriyor.
Maliye ve Sağlık bakanlıklarının dikkatine.
=============================================
Dostlar,

“Sağlıkta Dönüşüm” masalının duvara dayandığının bir başka göstergesidir yaşanan dram.
Kamu hastaneleri, özellikle kamu üniversite hastaneleri bilerek ve isteyerek bir mali bunalım girdabına sokulmuşlardır. Sonuç kurguludur ve Başbakan iken R.T. Erdoğan’ın ağzından açıklanmıştır :.. Sağlık hizmeti ve hastane işletmeciliği faklı şeylerdir. Sen ilkini yap, ikinciyi bize bırak… Mali dengeni sağlayamıyorsa hastane yönetimi bize devret… 
İlk kurban Marmara Üniversitesi Top Fakültesidir. Böyle bir hastane artık yoktur ve bu Fakülte, Sağlık Bakanlığına ait Pendik Araştırma ve Eğitim Hastanesi’nde hizmet vermekte, tıp öğrencilerini ve asistanlarının uzmanlık eğitimini bu hastanede vermektedir. Hastalar – başvuranlar üzerinde yürütülen klinik tıp araştırmaları da bu hastanede yapılmaktadır.

Personel yönetimi ve mali bakımdan tam bir karmaşa yaratan modelde Üniversite’nin Anayasa gereği tanınan (md. 130/1) özerkliği de dolaylı olarak ortadan kaldırılmaktadır. İznini Tıp Fakültesi Dekanından alması gereken akademik çalışanlar, gerçekte Sağlık Bakanlığı’nın personeli olan Başhekimden izin almak durumundadır. Hastanenin yönetiminde Akdemik personelin bir söz hakkı yoktur.. Alınacak araç – gereç vb. alanlarda da..
Böylelikle kamu üniversite hastanelerine de AKP el koymak istemektedir. SGK’nın sağlık mal ve hizmetlerinin bedelleri olarak belirlediği SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) fiyatları güncel değildir ve geriödemeler gecikmektedir. Özel hastaneler SUT bedellerine ek %200’e dek farkı hastalardan alabilmektedir. Üniversite hastaneleri döner sermayeden ödenecek ücretlerle personel çalıştırmak, bina ve tıbbi araç – gereçlerin bakım – onarımını yaptırmak ve tüm üniversitenin Bilimsel Araştırma projelerini finansmanını sağlamak zorundadır. Dolayısyla mali bunalım içindedirler, ciddi düzeyde borçludurlar. Yatan hastaların ilaçları da dahil, SGK paket anlaşmalarına dahildir ve satınalmalarının bedellerini uzun vadeye yayarak ayakta kalmaya çabalamaktadırlar.. Firmalar ihaleye girmek istememekte, geriödeme süresi ve güçlüklerini dikkate alarak yüksek fiyatlar vermektedir.

Bu hastanelerin mali iflaslarını isteyerek Sağlık Bakanlığına teslim olmaları beklenmektedir.
Dev üniversite hastaneleri bile “borcu hızlı artırmamakla” (!?) yetinmektedir.
Bunun adı KÖTÜ YÖNETİM değildir de nedir?? Beklenen, tıp fakültesi hastanelerinin yönetimine süreç içinde el koymak ve böylelikle sanki Anayasa’nın 130/1 maddesini çiğnememiş olmaktır..
Öte yandan SGK gelirleri sağlık giderlerini karşılayamamaktadır. Merkezi Yönetim Bütçesinden aktarım da haliyle yetersiz kalmaktadır. Ortanca yaşı 31 olan, 18 yaş altında 24 milyon, üniversitede 6+ milyon öğrencisi ile toplam 30 milyon 25 yaş altındaki insanda SGK için prim = ek vergi alamayan, 65+ yaşta %8,2 oran ile 6,5 milyon insanı olan, resmen 4 milyon işsizi, çalışanların 1/3’ünün kayıtdışı olup SGK primi ödemediği, kişi başına gelirin aylık ortalama 1000 doları bulmadığı, TÜİK verileriyle nüfusunun iyimser %21’i yoksul olan bir yapı…
Siz bu hastalıklı yapıda pek çok ilacı ve tıbbi gereci ithal ediyorsunuz, ayrıca KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİ ÖNCELEYEN değil hastalanınca sağaltımı (tedaviyi) kutsuyorsunuz! Su, gıda hijyeni çok yetersiz, havası kirli, halkın sağlık eğitimi keza yetersiz,
iş sağlığı güvenliği olabildiğine berbat, nüfus artış hızının kışkırtıldığı, terör, trafik kazaları vb. yaralanmaların önemli boyutta olduğu, ciddi sayıda asker + polis + güvenlik korucuları istihdam edilen (1 milyona yakın!) bir doku… Bir yandan da 5 yıldızlı lüks otel koşullarında binalarda (şehir hastanelerinde!) lüks hastanecilik hizmeti hovardalığı. Dışarıda iflas etmiş ama Türkiye’nin kobay olarak kullanıldığı bir model!

Bu gemi yürümez efendiler.. Bu model Dünya Bankası’nın iflas etmiş dayatmasıdır.
Aklımızı başımıza toplamamız ve kamu öncülüğünde, KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNE mutlak bir öncelik ve ağırlık veren, yerli üretim – teknolojiye dayanan bir sağlık sistemine dönmek zorundayız.. Aşı üretmek ve 0-6 yaşta öncelikle olmak üzere tüm duyarlı nüfus kesimlerine uygulamak zorundayız. Vergi karşılığı sağlık hizmeti anayasal hak iken vergi unutturuldu ve utanmaz bir pişkinlikle prim = ek vergi zorunlu kılındı.. Bu da yetmedi SGK  pek çok sağlık hizmetini, mallarını, ilacı prim kapsamı dışına aktardı.. Bu da yetmedi, 12 kalemde cepten harcama yaptırılıyor.. Bu da yetmedi, SGK utanıp sıkılmadan yurttaşı TAMAMLAYICI SİGORTA yaptırmaya çağırdı..
Katmerli soygun, Deli Dumrul haltetmiş!

Sağlık giderleri onlarca milyar doları aştı, kişi başına 900 dolarlara erişti, ama SGK ayda 53 TL’ye sağlık sigortası bezirganlığına girişti posterlerle (16 Nisan halkoylması öncesi halka ahlaksız teklif!) .. Ülkenin sağlık düzeyi göstergeleri dünyada 80-113. sıralarda.. OECD içinde sonuncu..

  • Ülkenin her yıl onlarca milyar doları kimlerin kasasına aktarılıyor??
  • Devlet, sağlık sektöründe zorunlu GSS (genel sağlık sigortası) üzerinden yerli – yabancı sermaye adına halkının sırtında SOPALI TAHSİLDARA (Osmanlı’nın mültezimlerine!) nasıl indirgendi?
  • GSS gerçekten halkın sağlığının sigortası mı, yerli – yabancı sermayenin kârının sigortası mı?

Sağlık sektöründe, AKP’nin 14 yıllık SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM KEPAZELİĞİNDE olup biteni gerçekten anlayamıyorsanız bir hekime başvurarak zekanızı ölçtürmelisiniz.. Yok eğer zeka fukarası değilseniz en temel erdemlerin – değerlerin yoksulu – yoksunusunuz demektir ki yazarsak ne yazık ki hakaret vb. suç oluşturabilir. Bu halka karşı, açıkça adını yazamadığımız yapılanlar suç olmuyor ama çıplak adını koymak suç oluşturuyor! Hukuk da egemen düzenin yaptırım aracı kırbacı!

  • Sevsinler küresel sermayenin ve yerli uzantılarının aklını (!), düzenini (!) ve de sefilliğini..

Sevgi ve saygı ile. 29 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

2016 Yılı Aydınlanma Makalelerimiz ve Konferanslarımız..

2016 Yılı Aydınlanma Makalelerimiz
ve Konferanslarımız
(63 ve 11 adet)


Dostlar,

2016 yılı boyunca 63 aydınlanma makalesi yazdık..
Bunların listesi aşağıda. Erişkeye (linke) tıklayarak bu makaleleri çağırıp okumak olanaklı.
Ülkemize, insanımıza ve sorunlarımızın çözümüne katkısı olursa bu yazılar amacına erişmiş olacaktır. 1 Ağustos 2016’dan başlayarak Ankara Üniv. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden – Mülkiye’den mezun olduğumuz için (Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Bölümü) Aydın sorumluluğumuz daha da ağırlaştı.. Tıbbiye + Mülkiye mezunu olmak büyük bir keyif ve
ağır bir yükümlülük halkımıza ve çağımıza karşı..

02 Ocak 2016 sabahı “DTK’nin (Demokratik Toplum Kongresi) 14 Maddelik Açıklaması ve İstanbul Barosu’nun 14 Maddelik Yanıtı Üzerine..” başlıklı makale ile başlamıştık..

Ne yazık ki yıl boyunca, AKP – RTE‘nin izlediği yanlış ve ülkemizin – çağımızın gerekleri – gerçekleri – gereksinimleri ile örtüşmeyen hatta açıktan çatışan politika dayatmaları karşısında savunmada kalan yazılar oldu çoğu makalemiz.. Biz, ulusumuz, aydın kamuouyu yoruldu ancak RTE ve AKP’si inat ve hırsla açık – örtük gündemlerini Türkiye’ye ölçüsüz bir hırsla dayattılar.

15 Temmuz 2016 darbe girişimini – kurgusunu da yazdık birkaç makalede..

2016’nın son ve 63. makalesi şöyle idi :

  • Yurttaşlık Yetkisi, Sorumluluğu ve Hukuku ile AKP ve Erdoğan’a Sesleniyor,
    Soruyor ve
    ACİL Çağrı Yapıyoruz..

Sitemiz epey okunuyor, izleniyor.. Bize zaman ayıran ve değer veren okurlarımıza ve paylaşımcılara, yorumculara… teşekkür ederiz.
Sitemiz, 7 bine yaklaşan dosya sayısı ile kapsamlı bir başvuru kütüphanesi durumuna bile geldi.. 1 Mayıs 2012’de başlamıştık bu son sitemize.
Önceki yıllarda başlıca, www.ahmetsaltik.com adresli siteyi kullanıyorduk.
Ayrıca Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndaki öğretim üyeliği görevimiz nedeniyle verdiğimiz derslerin power point yansılarını da pdf olarak sürekli güncelledik.
Başka tıp fakültesi öğrencilerinin, asistanlarının da… bu derslerimizi izlediğini biliyoruz.

Yıl içinde 11 –görsel– konferans verdik. Bu sunumların power point yansılarını da paylaştık.

  1. Hızlı ve Gereksiz Nüfus Artışı : Türkiye’nin ve Dünyanın Karabasanı (Kâbusu).
    Ulusal Kanal EKOPOLİTİK Programı, Çetin Ünsalan ile, Ankara, 04.04.2016 https://youtu.be/cGgI61YXW9E
  2. Halk Sağlığı Açısından Çocukların Cinsel İstismarı. Yüksek Ticaretliler ve Cumhuriyet Kadınları Derneği, açıkoturum, 20.04.2016, (Sununun power point yansıları erişimi : Cocuklarin_Istismari_ve_Halk _Sagligi_panel_20.4.16_AHMET_SALTIK)
  3. Sağlıkta Sönüşüm 13 üncü Yılı : Yüzlerce Milyar TL Nereye Gitti?
    İzmir Aile Hekimleri Derneği Ulusal Aile Hekimliği Kongresi. Konferans sunumu, 23.04.2016, Çeşme – İzmir
    SAGLIKTA_DONUSUM_IZMIR_AILE_HEKIMLIGI_KONGRESI_23Nisan2016
    (yansıların erişimi)
  4. Atatürk ve Çağdaş İnanç Dünyası, Cem TV, İstanbul, Ali Kaya ile, 01.05.2016 https://youtu.be/lgvCITurVLI (56:25 dakika)
  5. 1 Mayıs 2016 Emekçi Bayramı : Türkiye’nin İş Cinayetlerti Karabasanı (Kâbusu).
    Ulusal Kanal EKOPOLİTİK Programı, Çetin Ünsalan ile, Ankara, 02.05.2016 (https://youtu.be/CQaoA228SS0)
  6. Yüzyılda ATATÜRK’ü Anlamak. Candostlar Cemevi, 09.11.2016
  7. Halkçı Cumhuriyetin Sağlık Politikalarından Günümüze Sağlık Politikalarındaki DeğişimVatan Partisi Ankara – Çankaya İlçe Başkanığı, 12.11.2016
  8. Ortadoğu Cehennemi ve Türkiye’nin Dış Politikası. Candostlar Cemevi, 16.11.2016
  9. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 68. Yılında En Temel İnsan Hakkı :
    SAĞLIKLI- ONURLU YAŞAM!
    Ulusal Eğitim Derneği Genel Merkezi, 10 Aralık 2016, Ankara
  10. Savunmacı Tıp Uygulamalarının Halk Sağlığına Etkileri.
    8. Tıpta Uygulama Hataları Simpozyumu, 08.12.2016, Ankara. (Sözlü bildiri)
  11. Çocuk Hakları. Ankara Batıkent Ahmet Hamdi Tanpınar Ortaokulu. 16.12.2016

“Sağlıkta Dönüşüm Süreci 13. Yılında : Neredeyiz?” başlıklı, Denizli Tabip Odası
14 Mart 2016 bilimsel programı, çağrılı konferansımız Pamukkale Üniv. Tıp Fakültesi Yönetimi izin vermediğinden yapılamadı!?..

1996 başında ADD Edirne Şubesi Başkanı olarak seçilmemizden bu yana, deyim yerinde ise 21 yıldır “koşuyoruz…”! Arşivleyebildiğimiz AYDINLANMA MAKALESİ sayısı 576‘ya ulaştı. Dileriz bu yüzlerce makalemizi kitaplaştırarak ülkemizin son çeyrek yüzyılına kanıtlar ve kalıcı katkılar sunabiliriz.

Görsel konferanslarımız ise, son 20 yılda yurt içi ve dışı toplam 1495‘i buldu.
Bu 1495 rakamı çok ciddi bir sayı hatta rekor..
Uzmanlık alanımızda 300’ü geçen bilimsel ürünümüz bunların dışında..

Dileriz siyasal iktidar kesimleri, danışmanları da kulak kabartır ve yazdıklarımızdan yararlanırlar. Türkiye’nin son 45 yılına, Hacettepe‘de tıp eğitimine başladığımız 1971’den beri yakından, bilinçle tanığız. Yerli – yabancı yazını (literatürü) izliyor ve
Tıbbiyeli + Mülkiyeli birikimimizin yetki ve ağır sorumluluğu ile yazıyoruz.
Yapıcı olmaya çabalıyoruz elden geldiğince, öneriler sunuyoruz..

  • Ancak ülkemiz son derece kritik koşullara sürüklenmiştir.
  • Bu çok üzüntü verici kritik tablodan doğrudan Erdoğan ve peşinden sürüklediği AKP’si sorumludurÇıkış için büyük özen ve çaba, bilimsel akılcılık ve tutarlı ulusal politikalar gerekmekte. Bölgesel işbirliğine ve uluslararası dengelere çok önem veren bir diplomasi ustalığı kaçınılmaz.
  • 2017’de artık hiç hata yapmama zamanıdır. 
  • İlk iş, TBMM’deki Cumhuriyeti yıkan Anayasa değişikliği = rejimi sultanlığa dönüştürme dayatmasına son vermektir!

Erdoğan’ın -dışarıdan da yönlendirilen- bu ölçüsüz ve irrasyonel ihtirası hüsranla sonuçlanmadan, vahim totaliter – otoriter – despotik dayatmanın geri çekilmesi
her bakımdan çok yerinde ve yararlı olacaktır hatta kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Sevgi ve saygı ile.
05 Ocak 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

No Makalenin konusu Yayımlandığı yer(ler) Tarihi
1 DTK’nin (Demokratik Toplum Kongresi) 14 Maddelik Açıklaması ve İstanbul Barosu’nun 14 Maddelik Yanıtı Üzerine… 14_Maddelik_DTK’nin_Demokratik_Toplum_Kongresi_Aciklamasi_ve_Dusundurduklari

 

02.01.2016
2 Yeni Anayasa’da Türk Kimliği Olmayacaksa

Bu Anayasa Kimin Anayasası Olacak??

http://ahmetsaltik.net/2016/01/06/anayasada-etnik-kimlik-olmayacakmis/ 06.01.2016
3 AKP’nin Din Devleti Dayatmaları http://ahmetsaltik.net/2016/01/10/diyanet-isleri-baskanligi-kurtaj-fetvasi-yayinladi/ 11.01.2016
4 Anayasa Mahkemesi’nden Sokağa Çıkma Yasağına Tedbir İstemine Red ve Ötesi.. http://ahmetsaltik.net/2016/01/13/anayasa-mahkemesinden-sokaga-cikma-yasagina-tedbir-istemine-red/ 13.01.2016
5 ABD 2. Başkanı J. Biden’in Milletvekilleriyle Toplantısını Şiddetle Kınıyoruz.. Günün yazısı.. 22.01.2016
6 24 Ocak…  Çoook Olumsuz Bir Gün… http://ahmetsaltik.net/2016/01/24/24-ocak-coook-olumsuz-bir-gun/ 24.01.2016
7 2015 Davos Forumunun Ardından.. http://ahmetsaltik.net/2016/01/24/osman-ulagay-nereye-gidiyoruz/ 26.01.2016
8 Erdoğan Apaçık Hukuksuzluk Çağrısı Yaparak
Suç İşliyor.. Mutlaka Durdurulması Gerek..
http://ahmetsaltik.net/2016/01/27/siyaset-silaha-esir-olmamali/ 27.01.2016
(Günün yazısı 28.01. 2016)
9 ABD – AB – İsrail Emperyalizmi PKK Üzerinden Vekaleten Savaşı Tırmandırıyor :
BOP İçin Acele ve Orta Yoğunlukta Çatışma
http://ahmetsaltik.net/2016/02/04/pkknin-elindeki-en-tehlikeli-silah-abdden-hediye/
ile yayımlandı
04.02.2016
10 Ekonomide Olağanüstü’nün Ötesi!? http://ahmetsaltik.net/2016/02/05/bu-israfa-10-enflasyon-az-bile/ (ile yayımlandı) 05.02.16
11 Anayasa Uzlaşma Komisyonunun Dağılması…
(“Anayasa Masasında Ne Oldu?” ekinde)
http://ahmetsaltik.net/2016/02/17/anayasa-masasinda-ne-oldu/ 17.02.2016
12 Kıbrıs’ta Son Tangoya Doğru… http://ahmetsaltik.net/2016/02/15/tbb-paneli-kibrista-son-soz-soylenmedi-ve-cagrisimlarimiz/ 18.02.2016
13 Artvin Cerattepe Direnişinin Düşündürdükleri.. http://ahmetsaltik.net/2016/02/21/artvin-cerattepe-direnisinin-dusundurdukleri/ 21.02.2016
14 Türkiye’nin Balkanlaştırılması http://ahmetsaltik.net/2016/02/28/chpnin-yerine-taklidi-mi-kondu/ (erişkesi kondu, günün yazısı olarak manşete kondu) 27.02.2016
16 Türkiye’nin Balkanlaştırılması http://ahmetsaltik.net/2016/03/03/bayrak/ (bu yazı sonunda erişkesi var) 27.02.2016
15 Anayasa Mahkemesi Kararları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da Bağlar! http://ahmetsaltik.net/2016/02/29/anayasa-mahkemesi-kararlari-cumhurbaskani-erdogani-da-baglar/

 

29.02.2016
17 Erdoğan Nereye Koşuyor? Quo Vadis Mr. Erdogan? http://ahmetsaltik.net/2016/03/01/bekir-coskun-bu-savaslar-seni-almadan-gitmez/
(yazısı ekinde)
01.02.2016
18 R.T. Eerdoğan’ın Bilim Dışı Nüfus Artışı Takıntısı http://ahmetsaltik.net/2016/03/08/8-mart-dunya-kadinlar-gunu-2016-ve-dusundurdukleri/ 08.03.2016
19 Emine Erdoğan : “HAREM Bir okuldur..” buyurdular http://ahmetsaltik.net/2016/03/10/muazzez-ilmiye-cigdan-emine-erdogana-tarih-dersi-ve-katkilarimiz/  (yazısı ekinde) 10.03.2016
20 R.T. Erdoğan : “Siz sadece doğurun, yeter!” http://ahmetsaltik.net/2016/03/11/rt-erdogan-siz-sadece-dogurun-yeter/ 11.03.2016
21 Ankara Barosu’ndan Erdoğan’a ‘AYM’ tepkisi:
“Hiç şaşırmadık” Ve Derinlerde Ne Var???
http://ahmetsaltik.net/2016/03/13/ankara-barosunun-erdogana-tepkisi-hic-sasirmadik-ve-derinlerde-ne-var/ 13.03.2016
22 AKP -RTE İçin Denız Bitti : Yol Ayrımına Gelindi Manşette verildi, arşivlendi 14.03.2016
23 Acil Ulusal Koalisyon Gereksinimi http://ahmetsaltik.net/2016/03/21/acil-ulusal-koalisyon-gereksinimi/ 21.03.201
24 Ülke – Vatan – Ulusun Hukukunu Pervasızca Çiğneyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Hukuk Hala Koruyabilir mi? http://ahmetsaltik.net/2016/03/22/erdigandan-itiraflar-valilere-uzerlerine-gitmeyin-talimati-verdik-silahlar-o-zaman-geldi/ 22.03.2016
25 Karaman’da Irzına Geçilen Çocuklarımız,
AKP’nin Ülkeyi İçine Sürükelediği Derin Utançve AKP’ye Oy Veren Yurttaşların Suç Ortaklığı
http://ahmetsaltik.net/2016/03/31/yilmaz-ozdil-cocuk/ 31.03.2016
26 Karaman Faciası Üzerinde Bir Hekim Olarak Önemli Ekleyeceklerimiz Var : http://ahmetsaltik.net/2016/04/02/kimi-dinci-memleketin-kimi-dinci-cocuklarin-irzina-geciyor/  02.04.2016
27 Erdoğan’ın Uluslararası Hukuk Suçları ve
Obama mı – Erdoğan mı Yalan Söylüyor??
http://ahmetsaltik.net/2016/04/03/rusya-turkiye-isid-iliskileri-raporunu-bmye-sundu-ve-cagrisimlarimiz/ 03.04.2016
28 Türkiye Ekonomisi Büyüdü Ama Kişi Başına Gelirimiz Azaldı!? http://ahmetsaltik.net/2016/04/03/artik-19uncu-buyuk-ekonomiyiz/ 03.04.2016
29 Türkiye, Dönüşü Olmayan Yolda;
Devlet Aklı ve Beka Refleksi Sürükleyici Artık..
http://ahmetsaltik.net/2016/04/07/biz-bosuna-mi-vurusuyoruz/

 

07.04.2016
30 Karaman’da Yargılanan Salt Din Öğretmeni Muharrem B. mi; AKP’nin Sefil Din – Dünya Anlayışı
ve Dayatması mı??
http://ahmetsaltik.net/2016/04/19/37469/  

 

19.04.2016
31 Diyanet Kaldırılmalıdır http://ahmetsaltik.net/2016/04/21/son-10-yilda-diyanetten-5-bin-kisi-yan-gecisle-baska-kurumlara-kaydirildi/ 22.04.2016
32 Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü 28 Nisan 2016 Teması : “İŞYERİNDE STRES.. Ortak bir zorluk..” http://ahmetsaltik.net/2016/05/05/dunya-is-sagligi-ve-guvenligi-gunu-28-nisan-2016-temasi-isyerinde-stres-ve-cagrisimlarimiz/ 05.05.2016
33 Perinçek’in “Bölücü Teröre Karşı 14 Maddelik Çözüm” Önerisi ve Düşündürdükleri http://ahmetsaltik.net/2016/05/06/perincekten-bolucu-terore-karsi-14-maddelik-cozum/ 06.05.2016
34 24 Vatan Evladının Öldüğü Gün

RTE’nin Kızı Sümeyye’nin Kutlu (!) Nikahı

Manşette yer aldı.. 16.05.2016
Ekleme; 18.5.16
35 Emeğin Hukuku Kurultayı ve Düşündürdükleri.. http://ahmetsaltik.net/2016/05/23/emegin-hukuku-kurutayi/ 23.05.2016
36 Atatürk Cumhuriyeti’nin Sonu Gelmez Elbette! http://ahmetsaltik.net/2016/05/26/prof-ilber-ortayli-ataturk-cumhuriyetinin-sonu-gelmez/ 26.05.2016
37 Van’da 6 Şehit ve Çağrışımları… http://ahmetsaltik.net/2016/05/26/diyarbakirda-gorevli-hemsire-askere-polise-mudahale-edilmedi-olduler/ 26.05.2016
38 27 Mayıs Devrimi’nin 56. Yıldönümü..
Hürriyet ve Anayasa Bayramı’na Özlem..
http://ahmetsaltik.net/2016/05/28/27-mayis-1960in-56-yildonumu/ 29.05.2016
39 Üreyelim Arkadaşlar … http://ahmetsaltik.net/2016/06/01/ozgur-mumcu-ureyelim-arkadaslar/ 03.06.2016
40 Almanya’nın Sözde Soykırım Kararı Hakkında T.C. Hükümetine İvedi Çağrı www.ahmetsaltik.net
manşetinde 3 hafta tutuldu
05 – 28 Haziran 2016
41 CHP Adına Deniz Baykal’ın TBMM’de Yaptığı Kritik Konuşma www.ahmetsaltik.net manşetinde yayımlandı 28.06.2016
42 Bir Narsisistin Tükürdüğünü Yalamak
Zorunda Kalması Ne Demektir?
http://ahmetsaltik.net/2016/06/28/turker-erturk-kim-kimden-ozur-diledi/

 

28.06.2016
43 AKP – RTE, OHAL, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve 2023 Hedefleri www.ahmetsaltik.net manşetinde yayımlandı 21.07.2016
44 Anlı Şanlı 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi http://ahmetsaltik.net/2016/07/23/anli-sanli-15-temmuz-2016-darbe-girisimi/ 23.07.2016
45 3 OHAL Kararnamesi ile Hukuk Devletinin Kalıntıları da Süpürüldü .. Ya Bundan Sonra ?? http://ahmetsaltik.net/2016/07/31/4-ohal-kararnamesi-ile-hukuk-devletinin-kalintilari-da-supuruldu-ya-bundan-sonra/ 31.07.2016
46 OHALKararnamelerinin Anayasa Yargısına Taşınması www.ahmetsaltik.net manşetinde yayımlandı 03.08.2016
47 OHAL Kararnameleri ile Fiili Sivil Darbe http://ahmetsaltik.net/2016/09/04/672-673-ve-674-sayili-yeni-khkler-ne-getiriyor/ 04.09.2016
48 Tarık Akan’ın Ardından.. www.ahmetsaltik.net manşetinde yayımlandı 16-22 Eylül 2016
49 Erdoğan Lozan Andlaşmasına Neden Saldırıyor!? http://ahmetsaltik.net/2016/10/01/erdogan-lozan-andlasmasina-neden-saldiriyor/ 01.10.2016
50 Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Bil(E)medikleri http://ahmetsaltik.net/2016/10/02/adalet-bakani-bekir-bozdagin-bilmedikleri/ 02.10.2016
51 Milli Eğitim Nereye Sürükleniyor??

 

http://ahmetsaltik.net/2016/10/08/milli-egitim-icin-mucadele/ 08.10.2016
52 Yaşasın; Türkiye Cumhuriyeti 93 Yaşında! yaşasın; türkiye cumhuriyeti 93 yaşında! 28.10.2016
53 Ortadoğu Cehennemi http://ahmetsaltik.net/2016/11/27/40420/ 28.11.2016
54 Aladağ Yangını ve Erdoğan’ın Gönlündeki
Sultanlık Yangını
http://ahmetsaltik.net/2016/12/04/iste-aladag-gercegi/ 04.12.2016
55 CHP’nin Adana Mitinginde Yapılan Büyük Gaf Onarılmalı.. http://ahmetsaltik.net/2016/12/03/chp-turkiyeyi-boldurtmeyecegiz-cumhuriyeti-koruyacagiz/ 07.12.2016
56 İnsan Hakları Gününde İstanbul’da Katliam : 38 Ölüm, 150’yi Aşkın Yaralı http://ahmetsaltik.net/2016/12/11/insan-haklari-evrensel-bildirgesinin-68-yilinda-en-temel-insan-hakki-saglikli-onurlu-yasam/ 11.12.2016
57 Erdoğan’ın 3. Abdülhamitleşmesine “ne yazık ki” (!) zamanın ruhu elvermiyor.. http://ahmetsaltik.net/2016/12/12/anayasa-hukukcularindan-kuvvetler-birligi-uyarisi-kurgu-erdogana-gore/ 12.12.2016
58 PISA Yarışmaları Utancı ve AKP’nin Dinci – Kinci – İlkel.. Eğitim Dayatması PISA neyi ölçüyor?

 

13.12.2016
59 AKP’nin Anayasa Değişikliği Önerisi Hukuk Dışıdır ve Meşru Değildir! http://ahmetsaltik.net/2016/12/15/yeni-anayasa-nasil-yapilir/ 15.12.2016
60 Başkanlık Hedefli Anayasa Değişikliği Önerisi
Neden Çağdışı ve Anayasaya Aykırı??
http://ahmetsaltik.net/2016/12/18/uyanin-200-yil-geriye-gidiyoruz/ 18.12.2016
61 AKP’li Cemil Çiçek’ten Tarihsel Saptama ve Çağrı http://ahmetsaltik.net/2016/12/20/cemil-cicek-bu-ulke-siyaseten-ve-dinen-kandirilmislar-ulkesi/ 20.12.2016
62 Türkiye’deki Suriyeli – Iraklı Sığınmacı Erkekler Eğitilip Ülkelerini Savunmaya Gönderilsin.. http://ahmetsaltik.net/2016/12/23/turkiyedeki-suriyeli-irakli-siginmaci-erkekler-egitilip-ulkelerini-savunmaya-gonderilsin/ 23.12.2016
63 Yurttaşlık Yetkisi, Sorumluluğu ve Hukuku ile AKP ve Erdoğan’a Sesleniyor, Soruyor ve
ACİL Çağrı Yapıyoruz..
http://ahmetsaltik.net/2016/12/23/turkiyedeki-suriyeli-irakli-siginmaci-erkekler-egitilip-ulkelerini-savunmaya-gonderilsin/ 23.12.2016

 

 

TTB : Gülhane’nin devri iptal edilmelidir!

ttb_logosu

Gülhane’nin devri iptal edilmelidir!

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin (GATA) Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi ile ilgili olarak açıklama yaptı.
(http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/gata-6354.html, 25.10.2016)

TTB’den yapılan açıklamada,

  • “Yüzlerce hekim ve tıp fakültesi öğrencisi ile binlerce sağlık çalışanı ve sağlık meslek öğrencisini, hem muvazzaf hem de geçici süreli asker personeli ve ailelerini mağdur eden devir işlemi, yalnızca modern tıp eğitiminin tarihinin değil, kamusal sağlık hizmeti sunumundaki sosyal devlet uygulama modelinin de silinmesi operasyonudur.” denildi. Açıklamada, bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiği vurgulandı.

GÜLHANE’NİN DEVRİ İPTAL EDİLMELİDİR!

Kuruluş tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilen Gülhane, 1908 yılında İstanbul Tıp ve 1945 yılında Ankara Tıp Fakültelerinin kuruluşlarına doğrudan, ilk nüvesi 1954 yılında atılan Hacettepe Tıp Fakültesi’nin kuruluşuna da dolaylı olarak katkıda bulunmuş; mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimi kadroları ile tıp ve sağlık hizmetleri tarihimizin temel taşlarından birisi olmuştur..

Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin (GATA), 15 Temmuz 2016 tarihindeki asker kalkışmasından 10 gün sonra, 25 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında, diğer asker hastaneleri ile birlikte Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi kararlaştırılmıştır. Karardan yaklaşık bir hafta sonra, 31 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan 29787 sayılı Resmi Gazete’de yer alan 669 sayılı KHK ile bu karar uygulamaya girmiştir. İki hafta gibi kısa bir süre içinde, 29804 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/9109 sayılı GATA ve Asker Hastanelerinin Devrine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Karar ile asırlık kurum, bir gecede tamamlanan tabela değişimleriyle yok sayılmak, hiçleştirilmek istenmiştir.

Kurumda, 626 (AS: 926 olacak) sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Personel Kanunu’na tabi asker sağlık çalışanları ve eğitim almakta olan öğrenciler, bırakın karar aşamasında yer almayı, her türlü ön bilgilendirme ve yapılandırmadan uzak bir biçimde ‘adeta sokağa konmuşlar’; bu kişilerin çalışma ve eğitim ortamları yok edilmiş, özlük hakları ellerinden alınmıştır. Bu durum kabul edilemez! Hekim meslektaşlarımızın da içinde yer aldığı sağlık çalışanlarının maruz kaldığı bu uygulama geri alınmalıdır.

Gelen eleştiriler karşısında ‘muharip gücü yüksek ordu yapılanması’ gerekçesi ile savunulmaya çalışılan uygulama, gerçeği yansıtmamaktadır. TSK’nin sağlık dışındaki hizmet sınıfları olan levazım, ordu donatım, muhabere, ulaştırma vb. sınıflarına yönelik bu türden bir düzenleme söz konusu değildir. TSK, bu alanlardaki hizmeti kendi personeli ile kendi birimlerinde üretmeye devam etmektedir.

Sağlık Bakanı başta olmak üzere, uygulamayı gerçekleştiren ve sahip çıkanların aksine GATA ve Asker Hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devri, AKP’nin 2003 yılında başlattığı Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) kapsamında gerçekleştirilmiş bir işlemdir. Çünkü bu kurumlar, 926 sayılı TSK Personel Yasası kapsamındaki kamu personeli ve aileleri ile zorunlu askerlik hizmetini yapmakta olanlar ve ailelerine parasız sağlık hizmeti sunan, sosyal devlet uygulamalarının sağlık alanındaki son örnekleriydi. GATA ve Asker Hastaneleri, sağlık hizmetlerinin finansmanının TSK’ye genel bütçeden ayrılan paydan sağlandığı, hizmet sunumu ile finansmanının tek elden yürütüldüğü, hem hizmetin niteliği ve maliyeti hem de personelin çalışma koşulları açısından ülkemizdeki son kamu sağlık kuruluşuydu.

Özetle; yüzlerce hekim ve tıp fakültesi öğrencisi ile binlerce sağlık çalışanı ve sağlık meslek öğrencisini, hem muvazzaf hem de geçici süreli asker personeli ve ailelerini mağdur eden devir işlemi, yalnızca modern tıp eğitiminin tarihini değil, kamusal sağlık hizmeti sunumundaki sosyal devlet uygulama modelinin de silinmesi operasyonudur.

Asker hekimliği ortadan kaldıran uygulamadan çok kısa bir süre sonra, kıt’a hekimliği uygulamaları da sekteye uğramaya başlamıştır. Sağlık Bakanlığı, 71. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası için ilan ettiği 718 kadronun 47’sini, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı kıt’a hekimliklerine ayırmıştır. Farklı bir personel yasası bulunan, sivil tababetten farklı gereksinimleri olan TSK birimlerinde sivil hekimlere zorunlu hizmet uygulaması, Anayasa başta olmak üzere, hukukun rafa kaldırılmasıdır; kabul edilemez. Kapatılan GATA Tıp Fakültesi nasıl birkaç hafta sonra yeniden eğitime başlatıldıysa,

  • 669 sayılı KHK’nin GATA ve Asker Hastaneleri ile ilgili
    106-109. maddeleri de iptal edilmelidir.

Daha çok zaman geçirmeden bu yanlıştan dönülmelidir. Yanlışın yarattığı tahribat, bir zaman sonra hatadan geri dönülmek istense de onarılamayacak boyuta ulaşabilir.

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi
======================================
Dostlar,

Bu açıklama ve çağrıya bütünüyle katılıyor ve biz de uyarı ve anımsatma görevimizi hem bir yurttaş hem de profesyonel olarak yerine getirmek istiyoruz…  Sitemizde daha önce de bu konuyu işleyen yazılara yer verdik..

Hatadan dönmek de bir irfandır..

Devlet yönetimi sağduyuya – bilimsel akılcılığa – hukuka – adalete – erdeme.. dayanmak zorundadır.

Bu KHK’yi çıkaran ve çıkarılmasını teşvik edenler sayılan değerlere tümüyle yabancı – saygısız – vicdansız… olamayacaklarına göre!?

Sevgi ve saygı ile.
30 Ekim 2016, Ankara

Prof.Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

TTB : Zorunlu aşı sorunu; yeniden

TTB Merkez Konseyi ve TTB Halk Sağlığı Kolu, Anayasa Mahkemesi’nin 26 Ekim 2016’da basına yansıyan kararıyla yeniden gündeme gelen ve zorunlu aşıların ebeveyn (AS: anababa) rızası olmadan yaptırılamayacağı yönündeki tartışmalarla ilgili olarak yazılı açıklama yaptı.

Hatırlatmak açısından, 2015 yılı Kasım ayında bir aile çocuğuna aşı yaptırmayı reddetmiş, Sağlık Bakanlığı’nın yerel mahkemeye yaptığı başvuru sonucu mahkeme, bebeğin sağlık hakkı ve kamu yararı gözetilerek, aile istemese de zorla aşı yaptırılabileceğine karar vermişti. Aile bunun üzerine Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi ise yerel mahkeme kararını reddetmiş, “yasal bir düzenleme ile kısıtlama getirilmediği sürece anne-baba rızası olmadan mahkeme kararıyla bile olsa çocuğa zorunlu aşı yaptırılamayacağına” karar vermişti. Bu kararını verirken Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda bazı hastalıklara karşı aşı yaptırma zorunluluğu bulunmasına karşın, bebeğe yapılacak aşıların burada yer almadığı öne sürülmüştü ve bu konuda özel bir yasal düzenleme yapılmasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştı.

Oysa Yargıtay birkaç ay önce aldığı bir kararda; ana ve babanın velayetleri altındaki çocukların bakım, bedensel, zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişmeleri konusunda onların çıkarını göz önünde tutarak, gerekli kararları almalarının ve uygulamalarının yasal bir zorunluluk olduğunu belirtmekteydi. Kararda, “O halde anababanın çocuklarla ilgili karar alırken onların menfaatlerini ve üstün yararlarını göz önünde tutmaları gerekir. Buna aykırı bir tutum haklı görülemez. Küçüğe yapılacak müdahalenin amacı, niteliği ve sonuçlarıyla yapılmaması halinde ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda aydınlatıldıkları halde ana ve babanın haklı bir sebep göstermeksizin müdahaleye karşı çıkmaları durumunda çocuğun üstün yararı esas alınarak müdahalenin gerekli olup olmadığına karar verilmelidir.” demektedir. Yani bebeğe, ailenin onayı alınmadan aşı yapılabilmesi için bir yasal düzenlemeye gerek görülmemekte, çocuğun uzun dönemdeki yararının gözetilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Nitekim, Türk Tabipler, Birliği olarak o zaman konuyla ilgili yaptığımız açıklamada “Genelleyici bir yaklaşımla, birey özerkliğinin toplum yararı gerekçe gösterilerek çiğnenebileceği anlayışı, kişilik haklarını ihlal edebilecek çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Bununla birlikte, duyarlı bireylerin bağışıklanmasıyla toplum düzeyinde etkin ve güvenli koruma sağlanabilen bulaşıcı hastalıklar özelinde, bir değer olarak toplum yararı birey özerkliğinin üzerindedir.” denmektedir. Burada aşılamayla yalnızca çocuğun gelecekteki hastalıklardan korunmakla kalmayacağı, hastalığın yayılımının engellenmesi ile öbür çocukların da korunmuş olacağı, çocuk aşılamalarında toplumsal bir yarar bulunduğu gerçeğine vurgu yapılmaktadır.

Sağlık Bakanlığı da yaptığı açıklamayla “Bireyin hakkı toplumun haklarını, sağlıklı geleceğini bozuyorsa, burada karar toplumu ve diğer bireyleri koruma yönünde olacaktır. Anayasa Mahkemesi keşke bilim kurumlarının görüşünü alarak karar verseydi. Birey hakları önemli ama toplumun hakları onun önündedir.” diyerek en kısa sürede Anayasa Mahkemesi’nin öngördüğü şekilde bir yasal düzenleme yapılacağını, ancak aşılama programlarının da devam edeceğini bildirmiştir.

Ne yazık ki aradan geçen bir yıl içinde aşılamayla ilgili yasalar çıkartılamadı. Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan yeni bir kararında, yine aşılamaya ve bebeğin topuğundan kan alınmasına karşı çıkan bir aileden söz edilmektedir. Ailenin aşı yapılması ve kan alınmasına itirazı yerel mahkeme tarafından reddedilmişse de, Anayasa Mahkemesi bir yıl önce verdiği karara uygun olarak ailenin rızası olmadan çocuğa aşı yapılamayacağı kararını yinelemiş, zorla aşı yapımını bir “Hak İhlali” saymıştır. Mahkeme bu kararını Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “Maddi ve manevi varlığın korunması” güvencesine dayandırmaktadır. Mahkeme bu güvencenin ancak acil bir durumda veya tıbbi bir zorunluluk nedeniyle, o da bu konuda yasal bir gerekçe varsa ihlal edilebileceğini belirtmektedir. Nitekim Mahkemenin aynı kararında topuktan kan alınmasının bir hak ihlali olmadığı, çünkü metabolik hastalıkların erken tanısıyla ilgili olarak yasal dayanakların ve bunlara uygun çıkartılmış genelgelerin bulunduğu belirtilmektedir.

Aşılar tıbbın bulaşıcı hastalıklarla savaşımındaki en etkili silahlardır.

Yüzyıllardır insanlığın en büyük sağlık sorunu olan bulaşıcı hastalıklar ve bunların salgınları aşılar kanalıyla büyük ölçüde azaltılabilmişlerdir. Öldürücü çicek hastalığı yeryüzünden silinmiştir; çocuk felci ve kızamık sıradadır. Aşılar çocuklarımızı ciddi hastalık tehditlerinden korumaktadır. Yararları yanında ender görülen ve çoğu hafif  geçen yan etkileri bütün dünyadaki veliler tarafından göze alınmaktadır.

Biz TTB olarak, bütün ailelere çocuklarının geleceğini ve ülkedeki öbür çocukların sağlığını düşünmelerini, çocuklarının aşılarını zamanında ve tam olarak yaptırmalarını diliyoruz. Sağlık Bakanlığı’na da, şimdiye dek yaşanan sıkıntıları aşacak yasa önerisini TBMM’ye bir an önce yapmasını öneriyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
TTB Halk Sağlığı Kolu (27.10.2016)
===========================================
Dostlar,

Bu bağlamda biz de sitemizde epey yazdık;

HASUDER’den Anayasa Mahkemesi’nin Aşılama Kararı Hakkında Basın Açıklaması

Kapsamlı bir raporumuzu da buraya ekleyelim (24 A+ sayfası, güncelleme 29.10.16) :
biyoetik_odevimiz_aymnin_asi_karari_irdelemesi_29-05-2016

Sağlık Bakanlığı’nın, AYM’nin hak ihlali kararının Anayasal bağlayıcılığı karşısında 2015 Kasım’ından bu yana bir yasal düzenleme adımı atmamış olması kabul edilemez. 663 sayılı KHK ile gerekli düzenleme yapılamayacağından (Anayasa md. 13/1), 1593 sayılı yasada küçük bir değişiklik ya da madde eklemesi sorunu çözmeye yetecektir.

Sağlık Bakanlığı’nın bu görevini savsaklaması hem etik olarak kabul edilemez hem de Anayasa’yı ihlal suçudur (TCK md. 309) ve siyasal sorumluluğu da vardır..

Lütfen…

Sevgi ve saygı ile.
30 Ekim 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com