Etiket arşivi: OMICRON

SALGIN MI BİTTİ, AKP Mİ BİTTİ?

Dostlar,

Bu gün (19.4.22) sabah 11:20 – 11:40 arasında ARTI TV‘de Sn. Kemal Göktaş’ın konuğu olduk.
Sağlık Bakanı Dr. F. Koca’nın son günlerdeki salgının bitmek üzere olduğu / bittiği yönündeki söylemleri çok merak ediliyor. Dün de Cumhuriyet gazetesi bizimle ve sevgili dostumuz Prof. Mehmet Ceyhan ile söyleşi yapmış ve demeçlerimizi manşetten vermişti.. Bakınız :

Dr. Saltık : Salgının bittiğini söyleyemeyiz! | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

  • Gerçekte biten salgın değil AKP!

Yaz geliyor, turizmi mutlaka ayağa kaldırmak istiyorlar. Hem geçen 2 yıldan büyük yitikler var hem bu yıl ödenecek 170 milyar $ dolayında borç için döviz olağanüstü gerekli. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya askeri operasyonu boyut bakımından çok büyüdü, süre olarak da epey uzadı, uzayabilir. Oysa bu 2 ülkeden gelen turistler, toplam ziyaretçilerimiz içinde çok önemli oranda.

Bunlara ek, AKP = RTE‘nin, ülkemiz aşkın (hiper) enflasyondan kırılırken gündemi olabildiğince saptırmaya ve daha da önemlisi bir başarı öyküsüne gereksinimi çok ciddi.

  • “Salgını dünyada herkeslerden önce biz bitirdik, hamdolsun!” diyebilmek istiyorlar!!

Oysa yaşamın gerçekliği çok acı. Dünya Sağlık Örgütü geçen hafta

  • Salgın henüz kesin olarak bitmedi!” uyarısı yaptı.

Omicron’un BA.4 ve BA.5 varyantlarını “endişe verici varyant” olarak duyurdu.

Afrika’da halkın %80’inden çoğunun aşılan(a)madığının altını çizdi.

Örtün başı Genel Sekreter Dr. T.A. Ghebreyesus şunları vurguladı :

  • Her ülke virüsü (varyantları) izlemeli,
  • Etkin aşılarla yaygın aşılamayı sürdürmeli (Toplum bağışıklığı yüksek tutulmalı)
  • Kovid-19’a karşı dayanıklı sağlık sistemi gerekli, (Türkiye son derece yanlış olarak ,1. Basamağı hala yeterince güçlendirmedi, salgını hastanelerde göğüslemeyi hüner saydı!)
  • Yurttaşlara, özellikle yoksullara, virüsle savaşım araçlarına eşit ulaşım sağlanmalı
  • Küresel işbirliği konularına önem verilmeli.

Bunları ve daha çoğunu programda aktardık ve S. Göktaş’ın sorularını yanıtladık.

Türkiye 5. dalgayı yaşıyor, 4 haftadır inme eğilimindeki veriler rahatlatıcı ama Sağlık Bakanlığı verilerine güvenilmiyor, sayılar gerçeği yansıtmaktan çok uzak. Salgın eğrisinin her an yükselmeye geçme riski var.. Yeni ve tehlikeli varyantların gelişme riski de.

  • Ne yazık ki, AKP iktidarı halkın sağlığı ile kumar oynamayı sürdürüyor!

İzlemek için lütfen tıklayınız : https://youtu.be/OHzKKpE0fhM

İzlenmesi, paylaşılması ve gereğinin yapılması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile. 19 Nisan 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

 

DSÖ Başkanı Ghebreyesus : “Salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez”

Ghebreyesus; “Salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez

Dr. T.A. Ghebreyesus; “Salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez”

DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, “Omicron’un küresel olarak yayıldığı ve yeni varyantların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu şartlarda salgında sona yaklaştığımız asla söylenemez” dedi.

Gazete DUVAR’ın haberine göre, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19’un Omicron varyantı nedeniyle son bir haftada dünyada 18 milyonun üzerinde Covid-19 vakası görüldüğünü ve varyantın hızla yayıldığını söyledi.

Ghebreyesus, örgütün Cenevre’deki merkezinde düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Kovid-19 salgınına ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi.

Bundan önceki varyantlara kıyasla daha az ölümcül olmasından ötürü Omicron’u “hafif hastalık” olarak nitelemenin yanıltıcı olduğunu söyleyen Ghebreyesus, “Omicron’un da hastanelik ettiği ve ölüme yol açtığı gerçeği unutulmamalıdır.

  • Birçok kişinin risk altında olduğu bu dönemde virüs, oldukça hızlı yayılmaktadır” dedi.

Son bir haftada dünya genelinde 18 milyon yeni Covid-19 vakası tespit edildiği bilgisini paylaşan Ghebreyesus, “Omicron dünyada yayılmaya devam ediyor. Can kaybı rakamları şimdilik sabit durumda fakat sağlık çalışanları ve sağlık sistemlerinin kapasitesini zorlayan Omicron’un etkilerine ilişkin ciddi endişelerimiz var” açıklamasında bulundu.

Dünyanın, Covid-19 ile mücadele unsurlarını kullanarak Omicron’un etkisini azaltma kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, “COVAX programı kapsamında 1 milyar dozun üzerinde aşı bağışlanmış olması gurur vericidir. Bu tabii ki yeterli değildir ve daha çoğunu yapmamız gerekmektedir.

  • Omicron’un yayıldığı bu günlerde aşı yaptıramamış kişilere aşı ulaştırılması her zamankinden daha önemlidir.”

ifadesini kullandı.

Ghebreyesus, eldeki aşıların Omicron’a karşı daha az etkili olabileceğini ama ciddi hastalık ve ölüm riskine karşı aşıların hala etkili olduğunun altını çizdi.

TTB : Toplumun Sağlığını Riske Atmaya Devam Eden Sorumluları İstifaya Davet Ediyoruz

Bilim Kurulu Toplantısı Sonrası 12 Ocak 2022’de Açıklanan Kararlarla Toplumun Sağlığını Riske Atmaya Devam Eden Sorumluları İstifaya Davet Ediyoruz

Bilim Kurulu toplantısında temaslı aşılıların karantinaya alınmaması ve semptom göstermeyenlere PCR testi yapılmaması kararları alınmıştır. Bu kararları kamuoyuna açıklayan Sağlık Bakanı ve bireysel önlemlerle salgının şubat ayında kontrol altına alınacağını öngören salgının merkez üssü İstanbul’un il sağlık müdürünün yaklaşımları ise pandemi karşısında teslimiyeti işaret etmektedir.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yetmezlikleri, ekonomik kriz; liyakatsiz Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüğü yöneticileri, salgını denetim altına alamamış ve kendi haline bırakmıştır. Yüksek sayıdaki ölümlere de kayıtsız kalınan bu kendi haline bırakma durumu yeni değildir ve bu durum salgının başından bu yana sürmektedir. Bilimsel temellerden yoksun son açıklamalar, Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüklerinin pandemiyi yönet(e)meme sürecinde artık pes ettikleri aşamadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile tedavi edici hizmetlere ve hastanelere odaklanmış sağlık hizmetleri stratejisi çökmüştür. Güçsüzleştirilen ve birey hedefli örgütlenen 1. Basamak sağlık hizmetleri, toplumsal bir tehdit olan salgın karşısında çaresiz kalmıştır.

Virüsün bulaşıcılığının artması nedeniyle test ve aşının özendirilmesi; etkin ve hızlı bir aşılama programı gerekirken Sağlık Bakanlığı’nın aldığı son kararlar bilimsel olarak kabul edilemez. Dolayısıyla kararların sağlık çalışanları ile toplumu karşı karşıya getirme, sağlıkta şiddeti artırma ihtimali yüksektir.

  • Test sayısının azaltılması, hastalığın gerçek boyutunun toplum tarafından anlaşılamamasına neden olmaktadır.

Bakanlık eliyle oluşturulan bu denetimsizlik durumu her yurttaşımızı potansiyel COVID-19 vakasına dönüştürerek toplumu riske atmaktadır. Kamu otoritesinin topluma sunduğu mesaj bu iken sağlık çalışanlarına yönelik politikaları da benzerdir, zira bu kararlar ve uygulamalar sonrası sağlık kurumlarında da herhangi bir önlemin alınmaması, sağlık emekçilerinin hayatlarının da hiçe sayıldığını göstermektedir.

Kötü sağlık politikalarına karşın tüm özverileriyle salgını denetim altına almaya çalışan hekimler ve onların örgütü Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak toplum sağlığı için 1 kez daha uyarıyoruz  :

  • Omicron varyantı ile salgın yeni bir evreye girmiştir ve bu varyantın aşılıları bile hasta edebildiği, bulaştırıcılığının çok yüksek olduğu ve kısa sürede toplumun büyük kesimine bulaşabileceği bilinmektedir.
  • Son bilimsel verilere göre hastaneye yatırma ve ölüme yol açma potansiyelinin Delta’ya göre düşük olması ve daha hafif seyrettiği de bilinmektedir. Buna karşın riskli kesimlerde ölüme yol açma tehdidinin de büyük olduğu ve bu pikin (AS: tepenin) ilerleyen günlerinde daha çok ölümle karşılaşılabileceği de öngörülmektedir.
  • Bununla birlikte hatırlatma dozunu yüksek düzeylerde tutan ülkelerde Omicron varyantının yol açabileceği hastane yatışlarının ve ölümlerin daha düşük olduğu görülmektedir.

Delta varyantı öncesi ve delta dönemindeki bilimsel yayınlarda, post-COVID sürecinin geçirilen hastalığın şiddeti ile paralellik (AS: koşutluk) göstermediği belirtilmişti. Bu anlamda, kişiler virüsle hastalandıktan sonra, yaşamda kalsalar bile sağlıkları olumsuz etkilenebilecektir.

Önümüzde kısa süre olduğunun bilinci ile halk sağlığını koruma yükümlülüğü olan Sağlık Bakanlığı, olası pikin (AS: tepenin) en hafif geçirilmesi için elinden geleni yapmalıdır.

  • Toplumsal ve bireysel önlemler birlikte yaşama geçirilmelidir.
  • Aşısızların ve eksik aşılıların etkin ve hızlı bir kampanya ile aşılanmaları sağlanmalıdır.
  • 5-11 yaş grubu için aşılama programı başlatılmalıdır.
  • PCR yanında hızlı testlerden de yararlanılmalı; günlük yapılan test sayısı yükseltilmeli; temaslı ve risk gruplarının taramaları hızlı tarama testi ile yapılmalıdır.
  • Bulaştırma potansiyeli olan yakın temaslı kişiler, hatırlatma dozu yapılmış olsalar bile karantinaya alınmalıdır.
  • İzolasyon ve karantina altına alınan aileler için adı konmuş bir ekonomik ve sosyal destek programı uygulanmalıdır.
  • Bulaşı artırma potansiyeli olan barınma koşullarına sahip aile bireyleri için karantina dönemini geçireceği kamusal yerler sağlanmalıdır.
  • Ücretsiz ve nitelikli maskenin Omicron varyantı pikinde yaşamsal olduğunu hatırlatıyoruz. Riskli yerlerde çalışanlara N95 maske dağıtılmalıdır.
  • Kalabalıklaşmalardan kaçınmak için önlemler alınmalıdır. Toplu yaşam yerlerinin kapasitesi %50 ile sınırlandırılmalıdır. Aşısız kişilerin bu yerlere girmeleri engellenmelidir. Bu öneriler toplu taşıma için de geçerlidir. Yüz yüze yapılacak etkinliklerde bu önlemlere dikkat edilmelidir, etkinliklerin mümkünse çevrimiçi olarak yapılması sağlanmalıdır.
  • Kapalı ortamlarda havalandırmaların kamusal denetimi sağlanmalıdır.
  • Çalışma yaşamı, kalabalıklaşmanın gözlemlendiği bir başka alandır. Fabrikalar ve kamu kurumları %50 kapasite ile çalışmalıdır. Bu süreçte çalışanlar herhangi bir hak kaybına uğramamalıdır.
  • Sağlık kurumlarında kapasitenin aşılmasına ilişkin hazırlıklar yapılmalıdır.

Bu öneriler, toplumun ve sağlık emek meslek örgütlerinin karar alma süreçlerinde olduğu aktif bir mekanizmayla, değişen koşullara göre güncellenmelidir. TTB’nin Aralık ayında yaptığı erken uyarı ve ayrıntılı önlemler kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu uyarılar kamu kurumlarınca göz önünde bulundurulmalıdır. Sıraladığımız önlemler, hem salgın denetim deneyimi olan bilim insanları hem de Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyeleri tarafından bilinmektedir. Olması gereken bilginin gereğini yerine getirecek iradeyi gösterebilmek ve yükümlülükleri yerine getirebilmektir.

Ne yazık ki yetkili merciler, salt bireysel korunma önlemlerine bel bağlamıştır, salgın denetimi vatandaşların aşı gönüllüğüne, fiziksel mesafe ve maske önlemlerine daraltılmış ve bırakılmıştır. Bakanlığın ve müdürlüklerin halk sağlığı yükümlülükleri rafa kaldırılmıştır. Bu tercih ile ölümlere sessiz kalan popülist, bilimsellikten uzak

  • iktidar, yaşam hakkı ihlali yapmaya ve insanlığa karşı suç işlemeye devam etmektedir.

Halk sağlığı için gerekli adımları atmayan iktidar yönet(e)memektedir ve bu süreçte sorumluluğu olanlar istifa etmelidir.

Türk Tabipleri Birliği Pandemi Çalışma Grubu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Aşı yetmez ! “Vaccine Plus”

Dr. Akif AKALIN

https://toplumcutip.blogspot.com/p/akif-akalin-ozgecmis.html?showComment=1641289049906
04.01.2022

Dün bilim insanları İngiliz Tıp Dergisi’nde (British Medical Journal) bir “açık mektup” yayınladılar. Mektupta birçok ülkenin pandemiyle “salt aşı” yaparak mücadele ettiğini, ama bunun yeterli olmadığını, aşı yanında halk sağlığı önlemlerinin de alınması gerektiğini ifade ettiler.

HALK SAĞLIĞI ÖNLEMLERİ OLMADAN OLMAZ

Aslında mektupta bilmediğimiz hiçbir şey yok. Pandeminin başından beri söylediklerimiz Omikron vesilesiyle bir kez daha yineleniyor. Bulaşı önlemek için sıkı tedbirler alınan ülkelerde hem ölümlerin, hem de ekonomik zararın daha düşük olduğu anlatılıyor.

Uzmanlar pandemiyle mücadele için önerdikleri “aşı yetmez” (vaccines-plus) stratejisi çerçevesinde özetle şunların yapılması gerektiğini savunuyorlar: aşının yanında halk sağlığı ömlemlerinin uygulanması, üretim kısıtlamasına ilişkin ölçütler getirilmesi ve testlerde pozitif bulunarak izole edilenlerin mali (akçalı) yönden desteklenmeleri.

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü’nün artık COVID-19 enfeksiyonunun “damlacık yoluyla” değil, “hava yoluyla” bulaştığını açıklaması ve halk sağlığı önlemlerinin hava yoluyla bulaşı önleyecek biçimde güçlendirilmesi gerektiğini söylüyorlar.

ÖLÜMLERDEN ÖLÜM BEĞENMEK

Mektup yayınlanır yayınlanmaz sosyal medyada büyük tepkiyle karşılaştı.

  • Aşı yetmez, “halk sağlığı önlemleri” de aşıya eşlik etmeli..

anlatımının, şu veya bu ölçüde yeni kapanmaları çağıştırdığını bilenler veya “duyumsayanlar” hemen mektuba karşı saldırıya geçtiler.

Aşı yetmez!” stratejisini “yeni bir fantezi” olarak niteleyenler, her zamanki gibi “sol gösterip, sağ vuruyor”. Günümüzde hükumetlerin izole edilen yurttaşları mali (parasal) olarak desteklemelerinin olanaklı olmadığını, böyle bir istemin asla karşılan(a)mayacağını belirtiyorlar.

Halk sağlığı önlemleri de uygulandığında, yani virüsün yayılmasını önlemek için sıkı önlemler alınması durumunda çocukların okullarından geri kalacağını, emekçilerin evlerine ekmek götüremeyeceklerini savunuyorlar.
(AS: HES… Emekçi için “Hayat eve SIĞMIYOR!”)

Özetle söyledikleri şu: Evet, belki Halk Sağlığı önlemleri alın(a)madığı için “virüsten” ölüyoruz, ama Halk Sağlığı önlemleri alınırsa bu kez “açlıktan” öleceğiz!

Ve ölümlerden ölüm beğeniliyor, açlıktan ölmektense, virüsten ölmek yeğleniyor.

Bu “seçim”, eve ekmek götürülemediğinde açlıktan ölümün “kesin” olduğu, ama COVID-19’a yakalanan herkesin ölmediği biçiminde mantığa büründürülüyor (rasyonelleştiriliyor).

DÜŞEREK Mİ, AÇLIKTAN MI ÖLEYİM?

Neredeyse tıpa tıp aynı bir us yürütmeye (rasyonelleştirmeye) yaklaşık on yıl önce katıldığım bir toplantıda da tanık olmuştum.

Tuzla tersanelerindeki işçi cinayetlerine karşı bir İşçi Sağlığı Platformu oluşturulmuştu. Platform, Petrol-İş Sendikası’nda bir toplantı düzenlemişti. Toplantıda söz alan bir tersane işçisi aynen şu tümceleri kurmuştu:

  • “Ben biliyorum, o direğin tepesine çıkarsam düşüp ölürüm. Bilmediğimden değil! Çıkmazsam işten atılırım, açlıktan ölürüm. Ben direkten düşerek mi öleyim yoksa açlıktan mı öleyim; bu ikisi arasında seçim yapmak zorundayım. Benim önümde yaşam seçeneği  yok zaten!”

EMEKÇİLERİN ÖNÜNE YAŞAM SEÇENEĞİ KOYMAK ZORUNDAYIZ

Pandemi, işçi cinayeti, sel felaketi, deprem… Adını siz koyun.

  • İstisnasız (AS: Ayrıksız) bütün felaketlerin (yıkımların) dönüp dolaşıp, yoksulun ve emekçinin başında patladığını biliyoruz.
  • Emekçi çaresiz!

Çünkü 1980’lerden beri tüm dünyaya giderek daha çok egemen olan neoliberal sağcı politikalar emekçinin önünden “yaşam” seçeneğini kaldırıyor. Önünde bir “yaşam” seçeneği göremeyen emekçi, her zaman ölümlerden ölüm beğenmek zorunda kalıyor.

Emekçi bu ruhsal durummdayken biri çıkıp “aşı yetmez, halk sağlığı önlemleri de alınsın” deyince, çılgına dönüyor. Çünkü binlerce yıldır “açlıkla terbiye edildi”. Aç kalmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyor.

Çünkü binlerce yıldır açlıkla terbiye edilmiş bu insanlar,

  • “gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan” günlerin gelebileceğine inanamıyor.

=============================================
Dostlar,

Değerli meslektaşımız Dr. Hakkı Açıkalın‘ı bu başarılı irdelemesi için kutluyoruz. Kendisi ne yazık ki çok erken emekli oldu. Ancak içindeki “HALK SAĞLIĞI” ateşi, –bizde de olduğu gibi– cayır cayır.

Kurduğu web sitesinde çok değerli yazılar yazmakta.

Dr. Akalın Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Kanada’ya gitti ve orada Ryerson Üniversitesi Halk Sağlığı Okulunda 4 yıl eğitim aldı. Özgeçmişi ve hizmetlerine bakılmalı:

https://toplumcutip.blogspot.com/p/akif-akalin-ozgecmis.html

Türkiye’de AKP = RTE iktidarı 1 Temmuz 2021’de tüm salgın savaş önlemlerini (Halk Sağlığı Önlemlerini!) kaldırdı AŞI dışında..
Kararlılıkla vurgulandı, “ARTIK AŞI VAR!”

HES : Hayat eve sığar..
HES, Emekçi için kocaman bir aldatmaca!..
“Hayat eve SIĞMIYOR!” eve ekmek girmezse..

Doğallıkla, salt “aşı” ile özlenen toplum bağışıklığına hala erişelemedi, hatta toplumsal bağışıklık ülkemizde artık artmıyor, azalıyor..
3 aşılı olanlar tam bağışık saılırsa, bu sayı 19 milyonu biraz aşıyor.
Gerçekte 3 Biontech aşısı olanları tam aşılı saymak gerek ki bu 10 milyon bile değil korkarız..

Dolayısıyla, başta yetersiz aşılama ve Halk Sağlığı önlemlerinin büyük ölçüde terk edilmesi olmak üzere, pek çok etmene ikincil (bağlı) olarak salgın ülkemizde ve dünyada denetim altına alınamıyor.

Neo-liberal yabanıl (vahşi) kapitalizm, bizim 40+ yıldır öğrencisi olduğumuz Halk Sağlığı / Epidemiyoloji bilim alanının gerekleini yerine getir(e)miyor. Bedeli, en temel insan hakkı olarak SAĞLIKLI YAŞAM HAKKIndan yoksun bırakılan emekçiler canlarıyla ödüyor.

  • Omicron‘dan hastaneye yatış riski Delta’nın yarısı. Ama bulaştırıcılık 70 kat, çok kısa sürede patlayan hasta sayısı hastaneleri zorlayabilir.
  • AŞI + bilinen kişisel korunma yöntemleri ve toplumsal – çalışma yaşamında, eğitimde.. sosyal devlet destekli kimi sınırlamalar zorunlu.

Ülkemizde ve dünyada en can alıcı soru / yumuşak karın, SALGINDA KİMLERİN ÖLDÜĞÜ”DÜR!

Evrensel kuraldır                                 :

  • YOKSUL DAHA ÇOK HASTALANIR, DAHA ÇOK ÖLÜR..
  • Ölmeden kurtulursa daha da YOKSULLAŞTIRILMIŞTIR ve yeni bir hastalık – ölüm daha da yakınlaşmıştır!

Bütün dünyanın EZİLENLERİ birleşmeli ve kapitalizmin – emperyalizmin kanlı ellerinden yaşam haklarını ve onurlarını kurtarmalıdır, hem de bu yüzyıl içinde!

Lütfen tıklayınız, TURCOVAC henüz aşı değil, aşı adayı.. skandal! Evre 3 çalışması yoktur!

http://ahmetsaltik.net/2021/12/30/turkovac-asi-adayinin-bilimsel-verileri-makalesi-nerede/

Sevgi ve saygı ile. 04 Ocak 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Bilim Kurulu 2. Bşk.

www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik       twitter : @profsaltik     

 

TELE1 TV’de 2 Konuşmamız : 02 Ocak 2022

Dostlar,

2022’nin ilk Pazar günü erkence kalkarak TV konuşmamıza hazırlığımızı sürdürdük.
TELE1‘de Sayın Namık Koçak bizi 10:30’da canlı yayına aldı..


Üstteki görselde de de sunduğumuz üzere 3 temayı irdelemeye çalıştık.
İlk olarak ülkemizin içine sürüklendiği yakıcı ekonomik bunalım..
Gerçekte Türkiye’nin bunalımı çok yönlü ve “ekonomik çökertme” son vuruşlardan..

Biz, olup bitenlerin asla rastlantısal olmadığını, bir kurgu ürünü olduğunu düşünüyoruz.

Mülkiye’de aldığımız Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi eğitiminde Politikolojide (Siyaset Bilimi) hiçbir şeyin rastantısal olmadığını / olamayacağını da öğrendik.

Ülkemize yaşatılan çok yaygın ve derin (yatay ve dikey) yoksullaşTIRmanın erekli olduğunu düşünüyoruz
AKP iktidarı = RTE Türkiye’yi ve Türk halkını sevmiyor, adeta intikam alıyor.
Kendi ağzıyla da söylemişti :

  • Dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz
  • Dininizi ve kininizi eksik etmeyin..

45 dakika boyunca özellikle vahşi – acımasız zam yağmurunu, ülkemizin talan edilişini, şehir hastanelerinin TALAN / SAĞLIK KAPİTÜLASYONU / Lozan Andlaşmasına aykırı… olduklarını vurguladık.

Salgın yönetimi için kaynak kalmadığını, Sağlık Bakanlığı bütçesinin 1/5’inin şehir hastanelerine gittiğini, 2022 bütçesi vergi gelirlerinin 1/6’sınun borç faizi olduğunu.. Faize karşı olduğunu söyleyen Erdoğan iktidarının gerçekte yerli – yabancı faiz lobisinin besleyeni olduğunu vurguladık.

Omicron‘u anlattık..

DSÖ Genel Başkanı Dr. T.A. Gebreyesus;

  • “Omicron çok bulaşıcı, Delta ile birlikte dolaşımda, tsunamiye yol açabilir çok endişeliyim. Çöküşün eşiğinde bitkin sağlık emekçileri ve sağlık sistemine muazzam baskı. Birlikte müdahaleyi iyileştirmezsek virüs gelişmeye ve sağlık sistemlerimizi tehdit etmeye devam edecek.”

TURKOVAC’ın henüz bir aşı olmadığını sorular sorarak bilimsel gerekçeleriyle açıkladık.. Ayrıntılı olarak günlerdir yazmaktayız, lütfen tıklayarak okur musunuz??

Dolayısıyla saflar artık iyice ayrıldı Türkiye’de..

İktidar bunca vahim hatayı bilmeyerek yapacak ölçüde zeka fukarası değil elbette.

O zaman geriye “bilerek” yapma olasılığı kalıyor.. Bu da gafletin de dalaletin de ötesinde; İHANET!

Erdoğan Anayasayı bilerek ve isteyerek, tasarlayarak ve yineleyerek çiğnemeyi sürdürüyor. Anayasaya bağlı kalacağına yemin etmesine karşın (Anayasa md.101). Apaçık Anayasayı ihlal suçu işliyor pervasızca.. Türk Ceza Yasası md. 309..

Herkesin saflarını belirlemesi ve bu iktidardan bir an önce kurtulmak için demokratik mücadelede işbirliği yapması zo – run – lu! Başka seçenek yok, yok, yok…

===========================================

Bu akşam (02 Ocak 2022) 2. kez TELE1’e konuk olacağız.

HALK TV’de bizi haftalarca Cumartesi gecesi konuk eden Sn. Fatih Ertürk’ün konuşmacılarından biri olacağız.. Bu programlar hep izlenme rekoru kırardı her hafta.

Sabah olduğu gibi yaklaşık 40 – 45 dakika konuşma olanağımız olmayacak, başka konuşmacılar da olduğundan.. Satın Ertürk’ün sorularını yanıtlamaya çalışacağız.

TELE1’e, yurtsever – yürekli yürütücüsü Merdan Yanardağ’a ve emekçeilerine teşekkür ederiz. Dayanışma içinde ülkemizi bu darboğazlardan çıkaracağız; az kaldı; umutla…

Bilgi ve ilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile. 02 Ocak 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter : @profsaltik