Etiket arşivi: sağlıkta şiddet

Piyasalaşan sağlık sistemi


DR. BİRGİ TUNA

TIP DOKTORU,

Ekonomist,

Kamu Yönetimi Bilim Uzmanı


Cumhuriyet
, 24 Ağustos 2022

Sağlıkta yaşanan sorunlar gün geçtikçe büyüyor. Sağlık Bakanlığı, yönetmeliklerle kanayan yaraya pansuman çabası içinde. Yara derin, kanama da şiddetli olduğundan, hiçbir pansuman, sorunları çözmeye yetmiyor. Başta sağlıkta şiddet olmak üzere ne yurt dışına giden hekimlere çare bulunabildi ne Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda boş kalan kontenjanlara. Yakında kendimizi emanet edeceğimiz doktor kalmayacak endişesi yaşanıyor.

RANDEVU SORUNU

Üniversitelere yerleştirme sonuçlarına göre tıp fakültelerinde 671 kontenjan boş kaldı! Kontenjan boşluğu, vakıf üniversitelerinin tıp fakültelerinde yaşansa da, kontenjanın yalnızca %5’i ile dolan tıp fakültelerine yerleşen öğrencilerin “ücretli tıp eğitimini” nasıl sürdüreceği, önemli bir sorudur.

Hastanelerden randevu alınamaması, sağlık alanında vatandaşı doğrudan ilgilendiren en belirgin sorundur. Randevu sorunu, bir halk sağlığı sorunudur. Ancak iktidar soruna böyle bakmamaktadır. Hastaların randevu alamadığı günümüzde, salgın hastalıktan dolayı, reçetesiz olarak doğrudan eczanelerden alınması genelgelerle sağlanan raporlu kronik hastalık ilaçları için reçete yazılması koşulu yeniden yürürlüğe sokulunca; sağlık kurumlarındaki yoğunluk neredeyse iki kat artmıştır.

GENİŞ ÇAPLI REFORM

  • Sorunların listesi uzundur ve çözüme ilişkin umut yoktur.
  • Sorunların temelinde AKP’nin sağlıkta dönüşüm programıyla sağlığı piyasaya açması, sağlığı alınır-satılır bir mal haline getirmesi yatmaktadır.

Hekimlerle birlikte tüm sağlık çalışanlarının iş doyumunu sağlayacak düzenli ve yeterli gelire kavuşturulması, AKP sonrasındaki iktidarın çözmesi gereken ilk sorundur.

Tüm sağlık kurumlarının yönetimine, “önce insan” anlayışına sahip liyakat, ehliyet, kıdem olarak öbür sağlık çalışanlarında saygı uyandıracak, nitelikli yöneticiler getirilmelidir.

  • Sağlık hizmetlerinde taşeronlaşma kaldırılmalıdır.
  • Birinci Basamak sağlık hizmetleri yeniden yapılandırılmalıdır.
  • Bütçede kara delik yaratan şehir hastaneleri devletleştirilmelidir.

Kamu kaynaklarını çarçur eden kiralama uygulamalarına son verilmelidir.

  • Askeri hastaneler yeniden açılmalı, buradaki uzman kadrolar yeniden yetiştirilmelidir.

Döner sermaye salt sağlık kuruluşlarının giderlerini karşılamalı, döner sermayeden çalışanlara prim ödenmesi uygulamasından vazgeçilmelidir.

Yerel yönetimlerin, sağlık kurum ve kuruluşlarının arsa ve binalarıyla ilgili yer belirleme, yapım, bakım ve onarım konusunda yetki ve sorumlulukları olmalıdır.

Hıfzıssıhha Kanunu ruhuna uygun olarak güncellenmeli, bu yasa çerçevesinde yerel yönetimlere koruyucu sağlık hizmetleri konusunda görev ve yetki tanımlanmalıdır.

Sağlık alanındaki tüm meslek dallarının meslek örgütü olmalıdır.

Bu meslek örgütlerine meslek içi uygulamaları denetim yetkisi ve görevi verilmelidir.

Sağlık alanındaki sorunlara getirilen bu öneriler, bir dizi çalıştay ve toplantıyla ortaya çıkan önerilerin özetidir.

Sağlıkta dönüşümün yarattığı tahribat, geniş tabanlı ve geniş çaplı bir reformla düzeltilebilir.

Bu reformu da ancak kapitalist anlayışa teslim olmayacak sosyal demokrat bir iktidar gerçekleştirebilir.

Yakın geçmişte öğrencimiz olan bir hekimden uyarılar… SAĞLIKTA ALARM

Yakın geçmişte öğrencimiz olan bir hekimden uyarılar…

SAĞLIKTA ALARM

6 yıllık pratisyen hekimim. Mesleğe zorunlu hizmetimi yaptığım küçük, şirin bir ilçede başladım.
Çalıkuşu edasıyla acil serviste, köy evlerine giderek.. şifa dağıtmaya çalıştım.
Beyaz önlüğün hakkını vermek ve şifa dağıtmak en büyük güdü (motivasyon) kaynağımdı.
İlçe halkının sevgisi ve saygısı ise bu güdülenmemi (motivasyonumu) sürdüren güçtü.
Zaman geçti daha büyük bir kente taşındım. Bu değişiklik açıkçası bana pek iyi gelmedi. Mesleksel kaygılarım başladı, birlikte de bunaltı (anksiyete) sorunlarım.

Bu konuda yalnız olmadığımı, görevdeki binlerce doktora, yurt dışına giden binlerce doktora baktığımda görüyorum.

Peki neler oluyor sağlık sektöründe ?

  • Niye bir yığın hekim isyan ediyor, ülkemizi terk ediyor?

Hasta yoğunuluğu

Özel sektöre geçen doktorlarla birlikte kamuda doktor başına düşen hasta sayısı arttı.
Ve daha da önemlisi ülkemizde koruyucu sağlık hizmetleri ve Birinci Basamak sağlık merkezlerinin öneminin anlaşılmaması üzerine hastanelere özellikle acil servislere yüksek oranda hasta başvurusu var.

  • Polikliniklerde bir günde bakılan hasta sayısı 100’ü, acil servislerde de 1000’i aştı!

Parasal sıkıntı

Böylesine yoğun çalışma ortamı içinde çalışan doktorların önceki zamanları da pek rahat değil. Bulundukları konuma gelebilmek için en az 10 yıl eğitim almaktalar. Sonrasında da yoğun bir çalışma ortamında gece gündüz demeden, tatil zamanları fark etmeksizin hasta bakmaktalar.

  • Böylesine yoğun ve nitelikli emeğin karşılığı daha farklı olmalı.

Sağlıkta şiddet

Ne yazık ki haberlerde, her geçen gün artan sağlıkta şiddet olayları görmekteyiz.
Bu konuda ciddi adımlar gerçekten atılıyor mu?

  • Can tehlikesi ile çalışmanın ne olduğu hissedilip anlaşılabiliyor mu?

Hastanelerde neden güvenlik amaçlı X ışını aygıtı hala yok?

Ve yasal yaptırımlar neden gelmiyor?

Fiziksel şiddet dışında da hakaret ve tehdit gibi durumlarda hekimler “beyaz kod” verebilmekteler.

  • Peki beyaz kodun ardından açılan davalar neden sonuçsuz kalıyor?

Doktor göçü

Bu koşullara dayanamayan doktorların çoğu özel sektöre geçmekte veya yurt dışına gitmekte. Sonuçta hastaneler doktorsuz kalmakta. Bunun sonucunda ne olacak biliyor musunuz? Böyle giderse devlet hastaneleri iyice yetersizleşecek ve sağlıkta daha da yaygın özelleştirilmeye gidilecek!
***
Bu ülke hepimizin…

  • Sosyal devletin olmazsa olmazlarından olan kamusal sağlık hizmeti yurttaşın elinden alınmamalıdır, en temel ve vazgeçilmez insan hakkıdır
  • Tüm Yurttaşlar ücretsiz ve nitelikli olarak sağlık hizmetlerine erişmelidir.

Onun için, alarm vermekte olan sağlık sisteminde

  • Hızla sosyal-kamusal, bilimsel, halktan yana reformlar yapılmalıdır.

Not : Genç meslektaşımızın adı bizde saklıdır. (Dr. Ahmet SALTIK)

HABERAL MEDYA Konuşmamız : Hızla Tırmanan salgın ve Sağlıkta Şiddet

Dostlar,

22 Temmuz 2022 günü, Bursa’dan yayın yapan Sayın Ece ve Burcu Arar’ın HABERAL MEDYA adlı sanal yayın kuruluşuna 2. kez konuk olduk.. Burcu hanımın sorularını yanıtladık Yaklaşık 75 dakika sürdü ve HABERAL MEDYA’nın sosyal medya hesaplarında eşzamanlı, canlı yayınlandı. Duyuru görseli aşağıda..

Hızla tırmanan salgın ve sağlıkta şiddet seçilen temalardı.

Sayın Arar’ın sıcak sorularıyla, söyleşi çok kapsamlı oldu ve 75 dakika dolayında sürdü.

Youtube, twitter ve facebook hesaplarında izlemek için erişkeler (linkler) aşağıda.

(1445) Prof. Dr. Ahmet SALTIK: AKP ve yönetimi tarihe utanç sayfalarıyla geçeceklerdir – YouTube

Gazeteciler böyledir işte..

Ağzınızdan çıkacak sözcüklerden çarpıcı başlıklar yakalar, hatta bu tür sözler edilmesi için tatlı tatlı kışkırtıcı bile olurlar… Aşağıda tipik bir örneği.. 1 saati aşkın konuşmamızda, Sağlık bakanı Dr. Koca’nın ağır, bağışlanamaz ve dur durak bilmeyen hatalarının bedeli olarak ülkemizde onbinlerce masum insanın ölümü.. İsyanımız öyle büyük ki, fantastik bir tümce ağzımızdan döküldü..

  • Ben Tanrı olsam, Bakan Koca’yı cehennemde evire çevire yakardım…

Arifler anlar ve biçime takılmadan, çarpıtmadan ne demek istediğimizi kavrar, gereğini yaparlar.

(20+) Facebook

https://twitter.com/i/broadcasts/1zqJVBPqRjwJB

Haziran başında 7 bini aşan olgu sayısı, geçtiğimiz hafta 227 bin oldu. 4-5 haftada 220 bin eklendi! Nedenleri belli.. Kurban bayramı ve denetimsiz yurda dönen 40 bine yakın hacı..

Yazıklar olsun..

Yapılan ve ısrarla sürdürülen sayısız ciddi hatayı kanıtlarıyla sergiledik.
Teker teker bilimsel çözüm yollarını gösterdik.

İzlenmesi, paylaşılması ve ülkemize yararlı olması dileğiyle.

Böyle giderse, ekonomideki çökertme ve çok ağır bunalımla ile yatay ve dikey yoksullaştırma sürdürülemez boyutlara vardığından; yeterli beslenemeyen, ısınamayan, giyinemeyen, umutsuz, işsiz, moralsiz, gelecek beklentisi kırılmış, endişeli ve kaygılı kırılgan yığınlar, kovit-19 salgınında daha çok ve daha kolay hastalanacak, daha ağır geçirecek ve daha çok öleceklerdir.

Bu karabasan tablosu, AKP’yi, hiiiç beklemediği biçimde iktidardan edebilir; uyarmış olalım..

Sevgi ve saygı ile. 23 Temmuz 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 13 Temmuz 2022

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

YALANCI

RTE, FETÖ’nün NATO belgelerine terör örgütü olarak girdiğini söyledi. M. Ali Güller Cumhuriyet’teki yazısında yalanladı.

Bir yalancı var…

İŞSİZLİK

RTE, ”Vatandaşın alım gücü bir miktar düştü ama kimseyi işsiz bırakmadık, aç-açıkta bırakmadık.”

Resmi işsizlik rakamları %12 dolayında, üniversite gençlerinin dörtte biri işsiz. Vatandaş dediği AKP’ye kayıtlı müritler olsa gerek…

METEOR

Ekonomist Yeşilada, Cumhurbaşkanlığı sistemiyle geçen dört yıl için, ”Başımıza meteor düşseydi daha kötü olmazdı”

O, meteor işte…

BİLİM

Hacettepe Ünv. Tıp Fakültesi mezuniyet töreninde konuşan öğrenci, üniversite kadrosunun siyasileştiğini söyledi. Fakülte dekanı Demiryürek öğrencinin konuşmasını bitirmesi için müdahale etmek istedi. Öğrenci ve izleyiciler tepki gösterince geri çekildi.

Demir yürekler bilim için atsa, gençlerimiz daha donanımlı ve mutlu olsa…

ŞİDDET

Gaziantep Valisi Davut Gül, Konya’da bir tabibin öldürülmesi ile ilgili ”Bu olayı sağlıkta şiddet gibi açıklayamayız” dedi.

Sağlıkçıya şiddet” desek olur mu valim?..

İNSANLIK

Konya’da bir tabibin öldürülmesini protesto eden sağlıkçılar “sağlıkta şiddete alışmayacağız, sessiz kalmayacağız” sloganları atarken polis şiddetle müdahale etti. Olay yerinde fenalaşan polise eylem yapan sağlık çalışanları müdahale etti.

Şiddete tepki gösterene şiddetle tepki gösterene insanca tepki…

İÇKİ

Merve Kavakçı’nın kızı ve Cumhurbaşkanı danışmanı Mariam Kavakçı, “İçki, şiddet ve insan ölümlerinin önde gelen sebeplerinden olmasına rağmen içkilerine laf ettirmeyen doktor arkadaşlar, masum hastaları mağdur ederek şiddeti protesto etmeye karar vermişler. Böyle yaparak ne değişecek acaba?” diyerek sağlıkta şiddete tepki için greve giden doktorları hedef aldı.

Danışmana bak danışanı anla…

KORKU

ODTÜ Rektörlüğü, protestolar olabileceği gerekçesiyle diploma törenini iptal etti.

İyi yönetirsen korkmazsın, yönetemezsen de korkunun ecele faydası yoktur…

FOTO

Demir Yumruk Operasyonu’nda yakalanan çete lideri Hüseyin Eryılmaz ile Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un görüşme fotoğrafları ortaya çıktı.

AKP’lilerin suç örgütü liderleri / elemanları ile fotoğraf verme merakından öte bir şey değildir!..

LİYAKAT

Çalışmalarından dolayı üstün başarı ödülü alan Şanlıurfa Haliliye Gençlik ve Spor Müdürü görevden alındı, yerine AKP’li vekilin yakını atandı.

Devletin altını oya oya kendi altlarını oydular…

KAPATMA

Bahçeli, ”Türk Tabipleri Birliği kapatılmalıdır!”

Genel başkanı kapatılan MHP de kapatılsa fark eden bir şey olmaz…

KONUM

Hazine ve Maliye Bakanı Nebati, 34 liradan 51 liraya çıkardıkları yemek bedeli için, ”Çalışanların yemek bedelini artırdık ve hepsi rahatladı.“ dedi.

CHP’li vekil Özgür Özel de “Üç öğün yemeğin 51 TL’ye yendiği yerin konumunu atsın, biz de orada yiyelim” çağrısı yaptı.

Ben de giderim…

CAHİL

İ. Melih Gökçek, İlber Ortaylı’ya “Ya cahilsin ya da yağcı” dedi.

Ayna, ayna!..

YAĞMA

İstanbul’da 15 Temmuz’dan sonra boşaltılan ve RTE’nin talimatıyla yeşil alan kalacağı ilan edilen askeri kışlaların yerine binalar dikildi. (Sözcü haberi).

İstanbul’a ihanet ettik” demişlerdi. Yetmedi, bitmedi.

İhanet İstanbul’la sınırlı mı?..

MÜCADELE

Cumhurbaşkanlığı YİK üyesi AKP’li Cemil Çiçek, “Kayıt dışı dinle mücadele edilmeli

Ettiniz de etmeyin mi dedik!..

KRT TV Konuşmamız : Kovit’te 6. Dalga ve Sağlıkta Şiddet

KRT TV Konuşmamız…

Dostlar,

8 Temmuz 2022 gecesi saat 21:00 – 24:00 arasında KRT TV Ankara stüdyosunda, programcı sayın İsmail Dükel’in konuğu olduk. Bizim dışımızda başkaca saygın katılımcılar da SKYPE aracılığıyla katkı verdiler. CHP Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin, Sosyal Politika Uzmanı Prof. Dr.  Aziz Çelik, medya ombudsmanı Sn. Faruk Bildirici.. Gazeteci Sn. Yıldız Yazıcıoğlu ise bizimle aynı masada idi.

Biz, öbür konuşmacılara aradaki kısa katkılarımız dışında başta 20 dakika dolayında, Sağlıkta Şiddetin ardalanını anlattık. Özellikle Haziran 2003’te başlatılan Sağlıkta Dönüşüm ile sağlık hizmetlerinin piyasalaştırıldığını, giderek paralı kılındığını, yurttaşların koruyucu sağlık hizmetine erişemediğini, müşterileştirildikleri için sağlık hizmeti almada çok zorlandıklarını… aktardık. Ülkemizde sağlıkta tırmanan şiddetin zaman ekseninde “Sağlıkta Dönüşüm” ile koşut tırmandığını vurguladık. AKP iktidarının neo-liberal vahşet politikaları ile halkı müşteri gibi kışkırtarak şımarttığını ve sorunlardan kendisi sorumlu olmakla birlikte sağlık emekçileriyle halkı karşı karşıya getirdiğini belirttik. Emperyalizmin maşalığını yapan politikalarla ülkemizin uydulaştırıldığını belirttik. (ilk 26 dakika..)

Şehir hastanelerinin bir SAĞLIK KAPİTÜLASYONU olduğunu vurguladık!

Geçtiğimiz günlerde yayınladığımız bir tweet iletisinde, Konya’da görev şehidi olan meslektaşımız Dr. Ekrem Karakaya için yazmıştık :

  • Sorumlu tartışmasız iktidardır.
  • Halk bilinçli yoksullaşTIRma politikasıyla cinnet eşiğindedir.
  • Sağlık hizmeti çok büyük ölçüde özelleştirilmiştir.
  • Hizmete erişemeyen halk hıncını sağlıkçıya yöneltiyor.
  • Gerçek Katil AKP politikalarıdır.
  • Erdoğan istifa ederek ülkeyi rahatlatmalıdır!

****
2. bölümde programın 2. saat 12. dakikası ile bitene dek 35 dakika boyunca Kovit-19’da 6. Dalgayı – Yaz dalgasını değerlendirdik. Yapılan hataları, dünyada ve Türkiye’deki durumu ve en önemlisi de “NE YAPILMALI?” yı açıkladık. İzlemek için lütfen tıklayınız..

https://youtu.be/mN-901cT_EQ

Sevgi ve saygı ile. 12 Temmuz 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

HALK TV PROGRAMIMIZ : 02 Mayıs 2022

Dostlar,

02 Mayıs 2022 Pazartesi günü sabah saat 10:00’da, HALK TV‘de Sn. Seda Selek‘in konuğu olduk.
Sn. Mehmet Tezkan ve Mülkiyeli okuldaşımız Sn. Ozan Gündoğdu da program ortaklarıydı.
Bize yöneltilen soruları yanıtlamaya çalıştık.
İlk soru, Sağlık Bakanlığı’nın Dünya Sağlık Örgütüne yolladığı aktif hasta sayısı ile ilgili skandal hakkındaydı. Bu sayı eksi “(-) 4716” idi ve doğallıkla Türkiye ayağa kalkmıştı.

Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümünün yürüttüğü worldometer uluslararası web sitesine de yansıdı ve “çok ilginç” bir tablo ve grafik ortaya çıktı.! Grafikte Y ekseni sıfır orijin noktasının altına uzamış oldu! Bu nasıl olabilirdi, yanıt yalın..

Yapay zeka destekli yazılım, kendisine yüklenen verileri kullanarak tabloları yapmakta ve grafikleri çizmekte. Doğallıkla “-4716 aktif hasta” öngörülemeyecek / mümkün olmayan bir durum olduğundan, yazılım algoritmasında dikkate alınmamıştı..

Sağlık Bakanı düzeltme yaptı (31.5.22) ve 14 gündür hatalı veri yollandığını itiraf etti. Gerekçesi ise “senkronizasyon hatası” idi!!??
Neyle neyin (hangi 2 veri tabanının) “senkronizasyon hatası” na düştüğünü anlamadık.

AKP = RTE totaliter rejimi sürdükçe de öğrenemeyeceğiz anlaşılan. Ama ortalama yurdum insanının ağzına sakız verilmiş oldu: “senkronizasyon hatası“! Artık köy kahvelerinde konuşulur..

Biz acı bir ironi yaptık programda :

  • Kaçak sarayda tutulan veri tabanı ile mi düştünüz bu “senkronizasyon hatası” na !!??

Öte yandan Türkiye, havuzdaki aktif hasta sayısını, her ne denli “eksi” kılamasa da, inanılmaz bir başarımla (performansla) azaltmakta; halının altına süpürmekte : Dün akşamki (3.5.22) rakam + 4465! Artık (+)! Eee turizm mevsimi geliyor, Şeker Bayramı öncesi toplumu rahatlatmalı, eh artık TURKOVAC aşımız da var evelallah (halen uluslararası standartlara göre aşı değil, uluslararası lisansı yok!).. Hamdolsun, AKP = RTE rejimi Türkiye’de Kovit-19 salgınını pek çok ülkeden önce bitirdi! Dünya genelinde geçen hafta, önceki haftaya göre sağlanan olgu ve ölüm sayılarında azalmanın çok üstünde oranlarda kovit-19 hastalarımız ve ölümlerimiz azaldı / azaltıldı!


Gerçek tablonun hiç de öyle olmadığını sayısal verilerle, Dünya Sağlık Örgütü uyarılarıyla açıklıyoruz programda. İzlemek için lütfen tıklayınız : 1 saat 39. dakikada başlıyor ve yaklaşık 28 dakika sürüyor.

(1138) #CANLI | Seda Selek ile Neden Sonuç | 2 Mayıs 2022 | #HalkTV – YouTube

2020 ve 2021 yılı ölüm verilerini TÜİK hala açıklamadı / açıklayamadı..
Kaçak saraydan talimat gelecek ki, bir kılıf bulunacak ki açıklansın.. Demek hala bulanamadı..
Ama biz AKP = RTE sadık kadrolarının / biat kullarının “yaratıcı” (!) zekalarıyla (??!) bu çalıntı minareye de bir kılıf uydurma başarısı (!) göstereceklerini umuyor ve bekliyoruz..
***
Uyardık                                    :

  • Salgın yönetiminde Dünya Sağlık Örgütü uyarıları yerine getirilmiyor ve halen
    hiçbir Epidemiyolojik bilimsel salgın yönetimi ilkesine uyulmuyor!
  • Böyle giderse, programda ayrıntılı açıkladığımız gerekçelerle, yazıl değilse bile sonbaharda, Ekim’de ülkemizde yeni ve çok yıkıcı olabilecek bir başka dalga riski var!

***
Ek olarak Tıpta Uzmanlık Sınavı kadrolarının, Mart’ta 6 binden 12 bine çıkarılması, randevu sürelerinin kısaltılması, MHRS (Merkezi Hekim Randevu Sistemi) uygulamasının kaldırılması.. hekim göçü, sağlıkta şiddet de konuşuldu.. Köktenci önerimiz şöyle oldu:

  • Sağlık hizmetlerinde piyasalaştırma – özelleştirme durdurulmalı.
  • Neo-liberal küreselleşme dayatmaları duvara dayandı ve tüm dünyada bunalım yarattı.
  • Sağlık hizmetleri kesin olarak koruyucu sağlık hizmetleri öncelikli olmalı.
  • Böyle yapılırsa daha az hasta ve sağlık gideri, daha az hastane, hekim.. yeter. Bataklıkla uğraşmak gerekir, sivrisineklerle değil.
  • Dünya Sağlık Örgütü önerisi kurtarıcıdır : BÜTÜNCÜL SAĞLIK YAKLAŞIMI… Uygun konutu ile, yeterli-dengeli beslenmesi ile, insanca geliri ile, sosyal güvenlik ve toplumsal dayanışması ile, sağlıklı – güvenli çevresi ile, bilimsel eğitimi… ile daha sağlıklı bir toplum olanaklı!

HALK TV ile Sn. Seda Selek ve program ortaklarına, kamuoyuna bu bilgileri ve iletileri sunma şansı verdikleri için teşekkür ederiz. Bu yazımız ve TV programının kaydının (erişkesinin – linkinin) paylaşılmasını, yayılmasını ve yararlı olmasını dileriz.

Aşağıdaki “cik iletimiz” (tweet!) kaçak sarayda RTE başkanlığında “bilim kurulu” toplantısının hemen ardından yayınlandı ve 3-4 günde 1 milyondan çok izleyenimiz tarafından okundu. Ulusumuzun sağduyunun ve bilimim sesinin ardından gittiğini, gideceğini görmekten mutluyuz.

Sevgi ve saygı ile. 04 Mayıs 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​Uzmanı
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

 

 

 

NOKTA TV Konuşmamız – 22 Mart 2022

Dostlar,

Bu gün (22 Mart 2022) NOKTA TV‘de Sn. Damla ÇOLAK’ın konuğu olduk saat 15:00’te..

Konu : “KOVİT-19 Geçirenlerde Sonradan Yaşanan Sağlık Sorunları” idi..


Program yürütücüsü Sn. Çolak birçok soru yöneltti bize bu bağlamda..
– Kovit-19 salgının Dünyada ve Türkiye’de eriştiği son aşama?
– Sağlık Bakanlığı’nın maske, HES kodu vb. önlemelerde gevşemeye geçmesinin zamanlama bakımından ne ölçüde yerinde olduğu?
TURKOVAC aşı mı, değil mi?
– Yeni, bir dalga yaşayabilir miyiz? OMICRON ve BA.2 alt varyantı??
– Salgın bitti mi??
KOVİT-19 geçirenlerde yaşanan kalıcı – süregen sağlık sorunları neler ve nasıl başetmeli?
– Ülkemize yaşatılan ağır ekonomik bunalımın Kovit-19 savaşımına olumsuz yansımaları?
– Ve son olarak da Hekimler, Sağlık Çalışanlarına dönük şiddet, grev eylemleri, hekim göçü.. bağlamında HEKİMLER TAM OLARAK NE İSTİYOR??

Sn. Çolak programı son derece ağırbaşlı yürüttü. Yönelttiği yerinde sorulara yanıt verirken de bizim sözümüzü gerekmeden kesmedi.. Kendisine ve NOKTA TV’ye teşekkür ederiz. 46 dk. süren kapsamlı programı izlemek için lütfen tıklayınız.

https://youtu.be/7PG_LwaC5-g

İzlenmesini, paylaşılmasını ve gereklerinin birlikte yapılmasını dileriz..

Sevgi ve saygı ile. 22 Mart 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

 

 

Hekimlerin isyanı büyüyor

author

İşaretleri vardı, 14 Mart Tıp Bayramı hekimlerin ve sağlık çalışanlarının büyük eylemlerine sahne oldu. Geniş katılımlarla, üç güne varan iş bırakmalar gerçekleşti. Cumhurbaşkanı’nın “giderlerse gitsinler” açıklaması özellikle genç hekimlerin kırgınlığını ve öfkesini artırdı.

  • Yurttaşların hekimlere sahip çıkması, eylemlerde yan yana duran görüntüsü çok çarpıcıydı.

Sağlıkta işlerin iyi gitmediği ve yeni “müjdelerle” durumun idare edilmeye çalışıldığı görülüyor. Çok mesele var, ancak sıkıntıların vücut bulmuş göstergesi sağlık kurumlarında önüne geçilemeyen şiddettir.

Sağlıkta şiddetin gör dediği

Öldürülen, bıçaklanan, boğazı jiletlenen, kafasında kaldırım taşı kırılan
hekim görüntüleri ne anlatıyor?

Yıllardır Sağlık Bakanlığı bir “Türk Mucizesi” tarif ediyor, dünyada sağlığa en az kaynak ayırarak en yüksek memnuniyet elde eden ülkeyiz! Halkımız bu kadar memnunsa neden hastanelerde doktor dövüyor, kayıt yapan sekreterden hemşiresine gördüğüne hakaretler ediyor? Bu tablo verilmeye çalışılan “sağlıkta işler iyi” imajının üzerini çiziyor.

Bundan olacak, Cumhurbaşkanı’nın verdiği 14 Mart müjdeleri içinde önemli bir yeri sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili düzenleme oluşturuyordu. Hemen arkasından hazırlanan yasa teklifi önceki gün TBMM Adalet Komisyonu’na iletildi. Teklif TTB’nin yıllardır önerdiklerinin bir kısmını içeriyor. Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik düzenlemeler ve hatalı tıbbi uygulamalarda izlenecek yola ilişkin esaslar da aynı teklifte yer alıyor.

Burada esas olarak, mevcut haliyle 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 2014 yılında eklenen “sağlık çalışanlarına yönelik görevleri sırasında ve görevlerinden kaynaklı yaralama suçunun tutuklama nedeni varsayılan suçlar arasında sayılacağına” dair hüküm asıl düzenleme olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi’ne alınıyor. Tutuklama koşulu olarak yaralama suçunun silahla işlenmesine dair hüküm kaldırılıyor. Teklifin Genel Gerekçesi’nde hükmün “görünür hale getirilmesinden” söz ediliyor. Hukukçular zaten bu düzenlemenin kendi kanunu yerine sağlıkla ilgili bir kanunun içinde bulunmasını eleştiriyor ve bu değişikliği öneriyorlardı.

Önceki yerinde düzenleme yeterince “görünür” değil miydi bilinmez, sağlıkta şiddet olaylarında tutuklama kararı pek çıkmıyordu. Şimdi “katalog suçlar” listesine alınması işi çözer mi? Meseleyi sadece tutuklama üzerinden tartışabilir miyiz?

Düzenleme önemli, peki yeterli mi?

Ne yazık ki hekimler de hukukçular da olmayacağı düşüncesinde. Sağlıkta şiddet görünen ve görünmeyen pek çok kaynaktan beslenen, sadece ceza tartışmalarıyla çözülemeyecek ciddi bir soruna dönüştü. Son 10 yıldaki sayısız düzenlemeye rağmen, salgın döneminde bile şiddet arttıysa, samimi olmaya, bütünlüklü çalışmaya ihtiyaç olduğu açıktır.

Dr. Ersin Aslan öldürüldükten sonra hazırlanan “TBMM Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu” önemli tespitler içeriyor, tekrar ele alınmalı, geniş katılımlı ve çok yönlü bir çalışma başlatılmalı.

Nereden başlanmalı? Öncelikle şeffaflık. Sorunun büyüklüğünü gizlemeden ortaya koymak önemlidir. Sağlık Bakanlığı’nın elinde, açıklamakta ketum davrandığı önemli veriler var. Beyaz kod raporlarını yıllık olarak başvuru gerekmeksizin hukuki yardım sonuçlarıyla birlikte düzenli açıklamalı. TTB’nin önerilerine mutlaka bakılmalı. Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğü’nün “sağlık çalışanlarına yönelik suçlar” başlığı açarak yıllık raporlarında yer vermesi gerekli. Suçun önlenmesine yönelik kolluk faaliyetleri kapsamında şiddet vaka haritası ile fail profil çalışmalarının yapılması değerli.

En önemlisi uygulanan politikaların bu denli kötüleştirdiği sağlık ortamı. Sağlık kurumlarındaki yoğunluklar, kötü çalışma koşulları, hastaya yeterli zaman ayıramama, piyasacı uygulamalar sorgulanmadan şiddetin önlenemeyeceği belli.

Hekimleri, sağlıkçıları hedef gösteren, küçük düşüren iktidar dili mi? Şiddetin beslendiği önemli bir kaynak, artık son bulmalı.

TTB : Toplumun Sağlığını Riske Atmaya Devam Eden Sorumluları İstifaya Davet Ediyoruz

Bilim Kurulu Toplantısı Sonrası 12 Ocak 2022’de Açıklanan Kararlarla Toplumun Sağlığını Riske Atmaya Devam Eden Sorumluları İstifaya Davet Ediyoruz

Bilim Kurulu toplantısında temaslı aşılıların karantinaya alınmaması ve semptom göstermeyenlere PCR testi yapılmaması kararları alınmıştır. Bu kararları kamuoyuna açıklayan Sağlık Bakanı ve bireysel önlemlerle salgının şubat ayında kontrol altına alınacağını öngören salgının merkez üssü İstanbul’un il sağlık müdürünün yaklaşımları ise pandemi karşısında teslimiyeti işaret etmektedir.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yetmezlikleri, ekonomik kriz; liyakatsiz Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüğü yöneticileri, salgını denetim altına alamamış ve kendi haline bırakmıştır. Yüksek sayıdaki ölümlere de kayıtsız kalınan bu kendi haline bırakma durumu yeni değildir ve bu durum salgının başından bu yana sürmektedir. Bilimsel temellerden yoksun son açıklamalar, Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüklerinin pandemiyi yönet(e)meme sürecinde artık pes ettikleri aşamadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile tedavi edici hizmetlere ve hastanelere odaklanmış sağlık hizmetleri stratejisi çökmüştür. Güçsüzleştirilen ve birey hedefli örgütlenen 1. Basamak sağlık hizmetleri, toplumsal bir tehdit olan salgın karşısında çaresiz kalmıştır.

Virüsün bulaşıcılığının artması nedeniyle test ve aşının özendirilmesi; etkin ve hızlı bir aşılama programı gerekirken Sağlık Bakanlığı’nın aldığı son kararlar bilimsel olarak kabul edilemez. Dolayısıyla kararların sağlık çalışanları ile toplumu karşı karşıya getirme, sağlıkta şiddeti artırma ihtimali yüksektir.

  • Test sayısının azaltılması, hastalığın gerçek boyutunun toplum tarafından anlaşılamamasına neden olmaktadır.

Bakanlık eliyle oluşturulan bu denetimsizlik durumu her yurttaşımızı potansiyel COVID-19 vakasına dönüştürerek toplumu riske atmaktadır. Kamu otoritesinin topluma sunduğu mesaj bu iken sağlık çalışanlarına yönelik politikaları da benzerdir, zira bu kararlar ve uygulamalar sonrası sağlık kurumlarında da herhangi bir önlemin alınmaması, sağlık emekçilerinin hayatlarının da hiçe sayıldığını göstermektedir.

Kötü sağlık politikalarına karşın tüm özverileriyle salgını denetim altına almaya çalışan hekimler ve onların örgütü Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak toplum sağlığı için 1 kez daha uyarıyoruz  :

  • Omicron varyantı ile salgın yeni bir evreye girmiştir ve bu varyantın aşılıları bile hasta edebildiği, bulaştırıcılığının çok yüksek olduğu ve kısa sürede toplumun büyük kesimine bulaşabileceği bilinmektedir.
  • Son bilimsel verilere göre hastaneye yatırma ve ölüme yol açma potansiyelinin Delta’ya göre düşük olması ve daha hafif seyrettiği de bilinmektedir. Buna karşın riskli kesimlerde ölüme yol açma tehdidinin de büyük olduğu ve bu pikin (AS: tepenin) ilerleyen günlerinde daha çok ölümle karşılaşılabileceği de öngörülmektedir.
  • Bununla birlikte hatırlatma dozunu yüksek düzeylerde tutan ülkelerde Omicron varyantının yol açabileceği hastane yatışlarının ve ölümlerin daha düşük olduğu görülmektedir.

Delta varyantı öncesi ve delta dönemindeki bilimsel yayınlarda, post-COVID sürecinin geçirilen hastalığın şiddeti ile paralellik (AS: koşutluk) göstermediği belirtilmişti. Bu anlamda, kişiler virüsle hastalandıktan sonra, yaşamda kalsalar bile sağlıkları olumsuz etkilenebilecektir.

Önümüzde kısa süre olduğunun bilinci ile halk sağlığını koruma yükümlülüğü olan Sağlık Bakanlığı, olası pikin (AS: tepenin) en hafif geçirilmesi için elinden geleni yapmalıdır.

  • Toplumsal ve bireysel önlemler birlikte yaşama geçirilmelidir.
  • Aşısızların ve eksik aşılıların etkin ve hızlı bir kampanya ile aşılanmaları sağlanmalıdır.
  • 5-11 yaş grubu için aşılama programı başlatılmalıdır.
  • PCR yanında hızlı testlerden de yararlanılmalı; günlük yapılan test sayısı yükseltilmeli; temaslı ve risk gruplarının taramaları hızlı tarama testi ile yapılmalıdır.
  • Bulaştırma potansiyeli olan yakın temaslı kişiler, hatırlatma dozu yapılmış olsalar bile karantinaya alınmalıdır.
  • İzolasyon ve karantina altına alınan aileler için adı konmuş bir ekonomik ve sosyal destek programı uygulanmalıdır.
  • Bulaşı artırma potansiyeli olan barınma koşullarına sahip aile bireyleri için karantina dönemini geçireceği kamusal yerler sağlanmalıdır.
  • Ücretsiz ve nitelikli maskenin Omicron varyantı pikinde yaşamsal olduğunu hatırlatıyoruz. Riskli yerlerde çalışanlara N95 maske dağıtılmalıdır.
  • Kalabalıklaşmalardan kaçınmak için önlemler alınmalıdır. Toplu yaşam yerlerinin kapasitesi %50 ile sınırlandırılmalıdır. Aşısız kişilerin bu yerlere girmeleri engellenmelidir. Bu öneriler toplu taşıma için de geçerlidir. Yüz yüze yapılacak etkinliklerde bu önlemlere dikkat edilmelidir, etkinliklerin mümkünse çevrimiçi olarak yapılması sağlanmalıdır.
  • Kapalı ortamlarda havalandırmaların kamusal denetimi sağlanmalıdır.
  • Çalışma yaşamı, kalabalıklaşmanın gözlemlendiği bir başka alandır. Fabrikalar ve kamu kurumları %50 kapasite ile çalışmalıdır. Bu süreçte çalışanlar herhangi bir hak kaybına uğramamalıdır.
  • Sağlık kurumlarında kapasitenin aşılmasına ilişkin hazırlıklar yapılmalıdır.

Bu öneriler, toplumun ve sağlık emek meslek örgütlerinin karar alma süreçlerinde olduğu aktif bir mekanizmayla, değişen koşullara göre güncellenmelidir. TTB’nin Aralık ayında yaptığı erken uyarı ve ayrıntılı önlemler kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu uyarılar kamu kurumlarınca göz önünde bulundurulmalıdır. Sıraladığımız önlemler, hem salgın denetim deneyimi olan bilim insanları hem de Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyeleri tarafından bilinmektedir. Olması gereken bilginin gereğini yerine getirecek iradeyi gösterebilmek ve yükümlülükleri yerine getirebilmektir.

Ne yazık ki yetkili merciler, salt bireysel korunma önlemlerine bel bağlamıştır, salgın denetimi vatandaşların aşı gönüllüğüne, fiziksel mesafe ve maske önlemlerine daraltılmış ve bırakılmıştır. Bakanlığın ve müdürlüklerin halk sağlığı yükümlülükleri rafa kaldırılmıştır. Bu tercih ile ölümlere sessiz kalan popülist, bilimsellikten uzak

  • iktidar, yaşam hakkı ihlali yapmaya ve insanlığa karşı suç işlemeye devam etmektedir.

Halk sağlığı için gerekli adımları atmayan iktidar yönet(e)memektedir ve bu süreçte sorumluluğu olanlar istifa etmelidir.

Türk Tabipleri Birliği Pandemi Çalışma Grubu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Sağlık Bakanına açık mektup!

Dr. Ceyhun Balcı

Yeni yıl, yeni beklentiler demek. En azından böyle bir gelenek var.

Türkiye’nin, dünyanın ve tüm canlılığın sayısız sorunu var. Bu sorunların önde gelen nedeni sorumsuz varlık insandır. Dolayısı ile çözüm de insanın elindedir.

İşim ve sorunlara yakınlığım nedeniyle ülkemizin sağlık ortamındaki sorunlara değineceğim yılın bu son yazısında. Başka alanlarda olduğu gibi sağlıkta da sorunlar dağlarcadır. Burada bu sorunları sıralamaya kalksak sonuna geldiğimizde en baştakini anımsamakta zorlanabiliriz.

Bu nedenle can alcı birkaçıyla yetineceğim.

Bunu yaparken de bir meslektaşı olarak ülkemizin sağlık bakanına sesleneceğim.

SAĞLIKTA ŞİDDET

Sayın bakan.

Salgınla baş etme çabalarımızda 2 yılı geride bırakmak üzereyiz. Bu konuya azımsanmayacak süre ayırdığın/m/ız kuşkusuzdur.

Bu duyarlı süreçte başta hekimler olmak üzere her kesimden sağlık çalışanları olağanüstü çaba göstererek elden geleni yapmaya çalıştı.

Bu sürecin de etkisiyle hekimlere ve sağlık çalışanlarına saygı ve sevginin biraz olsun canlandığını biliyoruz. Ancak, ülkemizin ve elbette sağlık ortamımızın değişmez eylemine dönüşen sağlıkta şiddetin de neredeyse hız kesmediğini üzülerek izlemeyi sürdürüyoruz.

Diyeceksiniz ki, bu olumsuzluğun önlenmesi için yasal düzenleme yaptık. Daha ne yapalım?

İlk bakışta haklı görünseniz de, çıkartılmış olan yasanın yanlış kapsamda çıkartıldığını üzülerek belirtmek isterim. Yasanın çıkışından bu yana sağlıkta şiddetin, salgına karşın hız kesmeden sürmekte oluşu yasanın yanlışlığını ve caydırıcılıktan uzak kaldığını göstermeye yeter. Sağlıkta şiddeti önleme düzenlemesinin CMK yerine sağlık hizmetleri temel yasasının içine konması beklenen caydırıcılıktan uzak kalmasının önemli nedenidir.

Diğer yandan, bu olumsuzluğun yalnızca yasal düzenlemeyle sonlandırılacağı düşüncesinin de yanlış olduğunun altını çizmekte yarar var.

Sağlık ortamımızdaki iş yükü fazlalığı önde gelen şiddet üretecidir. Sağlıkta şiddetin yasanın yanlışlığından da kaynaklı olarak tırmanarak sürüyor oluşunda iş yükünün rolü oldukça fazladır.

Sağlık yönetiminin başındaki kişi olarak iş yükü sorununu bir an önce çözme göreviyle karşı karşıya olduğunuzu önemle anımsatırım.

HEKİM GÖÇÜ

Sayın bakan!

Sayısal verilerin de doğruladığı gibi Türkiye hekimin en gerekli olduğu zamanda “hekim göçü/eksilmesi” yaşamaktadır. Bugüne dek hekim dışı uğraş alanlarında kendisini göstermiş olan ve beyin göçü olarak nitelenen olgu hekimleri de etkisi altına almıştır. On bine varan sayıda hekim kamu görevinden ayrılmıştır. Önemli bölümünün ülke dışında hekimlik yapma olanaklarını araştırdığı ve azımsanmayacak sayıda hekimin bu yola girdiği artık bilinen gerçektir.

Bir hekim olarak hekim olmanın ve hekim yetiştirmenin güçlüklerinin farkında olduğunuzdan kuşku duymuyorum. Ülkemizin bu denli nitelikli insan kaynağını yitiriyor olması görmezden gelinecek, oralı olunmayacak bir sorun olmasa gerektir.

Geçtiğimiz haftalarda bu önemli sorunun da dayatmasıyla hekimlerin gelirlerinde iyileşme sağlayacak bir yasal düzenleme girişiminde bulunulduğunu da biliyoruz. Yine, yeterince hazırlık yapılmamış, iyi yazılmamış bir yasa tasarısının hızla geri çekildiğine şaşırarak tanıklık ettik. Bu tasarıdan geriye kalansa sağlık ortamındaki barışın bozulması oldu.

Salgın koşullarında olağanüstü özveriyle çalışan, çabalayan hekimler ve onların ayrılmaz parçası olan sağlık çalışanlarıyla ilgili düzenleme konusunda girişimde bulunmanız daha fazla düşünmeyi ve ertelemeyi gerektirmeyen ivediliktedir.

SALGIN YÖNETİMİ

Sayın bakan!

Son olarak, güncel sorun salgına değinmek isterim.

Salgın ülkemizin ekonomik sorunlarının tavana vurduğu bir döneme denk düştü. Dolayısı ile, salgınbiliminin gerektirdiği önlemler ve uygulamalar tam anlamıyla yerine getirilemedi.

Bilim Kurulu kararları saydamlık ilkesi gereğince kamuoyuyla paylaşılmalıydı. Bu yapılmadığı için bilim kurulu ne kararlar aldı yürütme bu kararların ne kadarını uyguladı sorularının yanıtları bilinemedi.

Şu ya da bu şekilde bugüne gelmiş olduk.

Bu sürecin son bir yıllık bölümünün önemli başlığı aşılar ve aşılamaydı hiç kuşkusuz.

Hemen her gün gerek basın toplantıları ve gerekse sosyal medya aracılığıyla aşılanmanın önemine vurgu yaptınız. Yurttaşları aşılanmaya çağırdınız.

Buna duyarlılıkla karşılık verenlerin yanı sıra aşılanmayı başarılı kılmaya yetmeyecek ölçüde duyarsız davranan vatandaşlarımızın olduğu sayısal verilerden anlaşılmaktadır.

Bu salgının bir an önce söndürülmesi küresel ve ulusal ölçekte aşılanma oranlarının yükseltilmesine bağlıdır. Küresel ölçekteki başarısızlık apaçık önümüzde durmaktadır. Gereğinden çok aşı edinen, bir tür aşı stokçuluğu yapan varlıklı ülkeler salgınla baş edilememesinde önemli sorumsuzluk sergilediler. Aşı formüllerini paylaşmayarak, aşının birçok merkezde üretimine engel olarak sorumsuzluklarına vicdansızlığı ekledikleri de açıktır bu ülkelerin.

Küresel durumu özetledikten sonra ulusal davranma görevimize dönecek olursak!

Salgının önemli bir toplum sağlığı sorununa dönüştüğünden hareketle aşılama konusunda ülke düzeyinde başarılı olma zorunluluğu içinde olduğumuzu göz ardı edemeyiz.

Günümüz aşı karşıtlığı/kuşkuculuğu eğiliminin bundan 6 yıl önce adının önünde savcı unvanı bulunan bir vatandaşımızın Anayasa Mahkemesi’ne başvurusu sonrasında alınan karara dayandığı yadsınmaz bir gerçektir. Anayasa Mahkemesi bu (bence) yanlış kararı aldığında yasamaya bir görev de vermişti. Aşılanma konusunda yurttaşların kafasında oluşması olası kuşkular ve karşıtlıklar o dönemde sıcağı sıcağına yapılacak düzenlemeyle çok da büyümeden giderilebilirdi. O gün göz ardı edilen bu görevin günümüzde kartopu gibi büyüyerek eriştiği büyüklük hepimize ders olmalıdır.

Toplum sağlığı, bireylerin bilimsel dayanaktan yoksun ve akılcılığı belirsiz “kişisel özgürlük” heveslerine kurban edilmeyecek denli önemli bir kavramdır. Özetle, her gün yurttaşları aşılanmaya çağırmanın ötesine geçmenin zamanı gelmiştir, geçmektedir.

Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte çıkartılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu salgınların önüne geçilmesi bakımından bugün de geçerliliğini koruyan ilkeler bütünü olarak varlığını sürdürmektedir. Bu yasayla yerel yönetimlere ve kurumlara da önemli görevler yüklenmiştir. Ne yazık ki, bu görevlerin de yerine getirilmediğini üzülerek izliyoruz.

Son olarak, ülkemizde geliştirilmiş olan Covid 19 aşısı olan TURKOVAC’ı yaptırırken (AS: TURKOVAC henüz aşı değil bilimsel kurallara göre!) yerli aşı girişimlerinin Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü diriltme yolunda önemli adım olduğunu ifade etmiş olduğunuzu sevinçle karşıladım. On yıl önce varlığına son verilen bu önemli kurumumuzun yeniden yaşama dönmesi son derece önemli bir adım olacaktır. Öngörüldüğü gibi salgınlar bundan sonraki yaşamımızın gündeminde olmayı sürdürecektir. Buna bağlı olarak da aşı üretimi yeteneğimizin diri tutulması yaşamsal önem taşıyacaktır.

Sayısız sağlık sorunundan birkaçını bilginize sunmuş oldum!

Yeni yılda bu sorunlara çözüm getirilmesi öncelikli dileğimdir.

Yeni yıl iyilik, sağlık ve mutluluk getirsin…