SAĞLIK BAKANI SAYIN FAHRETTİN KOCA’YA AÇIK MEKTUP

Değerli Meslektaşımız,

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi kamu-özel bütün sağlık kurumlarındaki sağlık çalışanlarının COVID-19 salgınından korunması için Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan acil talepte bulundu.

TTB Merkez Konseyi’nden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya iletilen açık mektupta şöyle denildi:

  • Açık ve şeffaf olunsun
  • Hekimler hastalarının test sonuçları hakkında aynı gün mutlaka bilgilendirilsin
  • Koruyucu ekipman ve çalışma düzeninde hiçbir eksiklik ve aksaklık yaratılmasın
  • COVID-19 hasta temas ya da şüphesi olanlardan başlanarak bütün hekim ve sağlık çalışanları testen geçirilsin.

Mektubun tamamı şöyle:

SAĞLIK BAKANI SAYIN FAHRETTİN KOCAYA
AÇIK MEKTUP

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Olarak, Kamu-Özel Bütün Sağlık Kurumlarındaki Sağlık Çalışanlarının Salgından Korunması Adına Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’dan Acil Talebimizdir!

Açık ve şeffaf olunsun; Hekimler hastalarının test sonuçları hakkında aynı gün mutlaka bilgilendirilsin; Koruyucu donanım ve çalışma düzeninde hiçbir eksiklik aksaklık yaratılmasın; COVID-19 hasta temas / kuşkusu olanlardan başlanarak bütün hekim ve sağlık çalışanları testten geçirilsin!

COVID-19 salgınını kontrol altına alabilmek ve toplumumuzun en az zararla bu süreci atlatabilmesi için, hekimler ve tüm sağlık çalışanları büyük mücadele sergilemektedir.

  • Sağlık çalışanları bu mücadeleyi kendi sağlıklarının ve yaşamlarının da büyük tehlike altında olduğunu bilerek gerçekleştirmektedirler.

Salgının başından bu yana sürecin başarıyla yürütülebilmesi için hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının kişisel koruyucu donanımlarının karşılanmasını, çalışma koşulları ve sürelerinin iyileştirilerek düzenlenmesini talep ediyor olmamıza rağmen, halen yeterli koordinasyon sağlanamamıştır. Bazı iyileştirmeler sağlanmakla beraber, yaşamsal aksaklıklar devam etmektedir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak, salgınla mücadelenin başarıyla yürütülebilmesi için şeffaflık ve açıklık politikasına ihtiyaç duyulduğunu bir defa daha hatırlatmak istiyoruz. Büyük bir özveriyle, salgınla mücadelenin en ön sıralarında görev yapmakta olan hekimler ve sağlık çalışanları, kendilerini ve diğer hastalarını COVID-19’dan koruyabilmeleri için şeffaflığa en çok gereksinim duyan kesimi oluşturmaktadır.

Alandan edindiğimiz bilgilere göre,

  • hekimlere ve sağlık çalışanlarına muayene ve takip ettikleri hastalar hakkında bilgi ya hiç verilmemekte ya da çok geç verilmektedir.

Bu hastaların test sonuçlarını öğrenmek hekimler için ek ve stresli mücadeleye dönüşmüş durumdadır. Oysa, bu bilgilendirme sadece ilgili hekim veya sağlık çalışanı için değil, beraber çalıştığı diğer sağlık çalışanları ile tedavi ettiği hastaların sağlığının korunması açısından da yaşamsal derecede önemlidir. Bu bilgilerin saklanması ya da geciktirilmesi hem kaygıyı artırarak görev yapma motivasyonunu düşürmekte, hem de sağlık çalışanlarının COVID-19’dan korunmak üzere alacakları tedbirleri geciktirmekte ve aksatmaktadır.

Bu durum önlenmediği takdirde, yaşanmakta olan sorunlar kısa bir süre sonra sağlık hizmeti sunumunu aksatan bir boyut kazanacaktır.

Sağlık Bakanlığı’ndan hastaların test sonuçları çıkar çıkmaz hekimleriyle paylaşılmasını, test istem ve sonuçlarının Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri’nde görülebilmesinin sağlanmasını bir kez daha talep ediyoruz.

Taleplerimizden biri olan test sayısının son günlerde artmakta olması sevindiricidir. Bilindiği üzere, salgında hastalanma ve yaşamlarını yitirme riski en yüksek olan kesimlerin başında hekimler ve öbür sağlık çalışanları gelmektedir. Bu nedenle başka ülkelerde de COVID-19 testinin öncelikle bu kesimlere yapılması üzerinde durulmaktadır. Ülkemizde de salgına karşı en ön cephede kamu-özel bütün sağlık kurumlarında COVID-19 hasta temas ya da temas kuşkusu olan hekim ve sağlık çalışanlarından başlanarak bütün sağlık çalışanlarının testlerinin hızla tamamlanmasını önemli ve gerekli buluyoruz.

SARS-CoV-2 virüs yükünün (kişinin aldığı virüs miktarının) hastalık seyri üzerinde etkili olduğunu, virüse fazla temas edenlerin hastalığı daha ağır geçirdiğini ortaya koyan bilimsel yayınlar vardır. Ön cephede bulunan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çalışma süreleri bu bilimsel gerekçelerle düzenlenmeli ve

  • çok uzun süreler boyunca yoğun hasta temasının önüne geçilmelidir.

    Ayrıca, sağlık çalışanlarının sosyal çevrelerine hastalığı bulaştırmalarını önlemek adına, mesai sonrası kalacakları mekânlar bir an önce organize edilmelidir. 28.03.2020

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

Tıbbın kaynağı fetvalar değil, bilimsel bilgidir!

Tıbbın kaynağı fetvalar değil, bilimsel bilgidir!

Sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi ve toplumun her geçen gün muhafazakârlaştırılması çabaları ne yazık ki ülkemizde bilimden uzaklaşmayı da körüklemektedir.

Bilim dışı sağlık uygulamaları yasal alt yapının oluşturulması, dini gerekçelerle aşı karşıtlığının körüklenmesi, inanç temelli sağlık kongrelerinin gerçekleştirilmesi ile hızla yaygınlaştırılmaktadır.

Bunun son örneği ise 21-22 Aralık 2019 tarihlerinde gerçekleştirileceği duyurulan

  • Tıbbi Konularda Fetva Verme Metodolojisi ve Zorluklar Sempozyumu”dur.

Acıların dindirilmesi, yaşam hakkının korunması mücadelesinin insanlık tarihi ile özdeş olduğu ve insanın acı nedeniyle vahşi ormanlarda yankılanan ilk yardım çığlığının hekime gönderilen ilk mesaj olduğu kabul edilir. Hiç tanımadığı birisine yardım üzerinde yapılanmış bir meslek olarak tıbbın zenginliğini, gelişmesini ve birikimini sağlayan, bilimsel yönteme dayanan uygulamalardır.

Tıp, içgüdüsel davranış kalıplarına dayanan uygulamalardan, bugün bilimsel yöntemin benimsendiği kanıta dayalı uygulamalara ulaşmıştır. Bu gelişmeler hekimliğin değerlerinin, mesleksel evrensel ilkelerinin dinsel inançları değil bilimsel bilgiyi ve hak temelli yaklaşımı temel alması ile sağlanmış; politik, ekonomik ve inanç gerekçelerinin hekimlik uygulamalarında ötekileştirici ve ayrıştırıcı değişimlere neden olması engellenmiştir.

Bugün hekimliğin en kadim “önce zarar verme!” ilkesinin yaşama geçirilmesi bilimsel yöntem ile kanıtlanabilir, yinelenebilir, denetlenebilir, eleştiriye açık bilgi üretilebilmesi ile olanaklı olabileceği gibi, hekimi de ‘güvenilir’ kılar. Güven değerine dayanan, hekimliğin evrensel insancıl boyutunu oluşturan hekim-hasta ilişkisi böylelikle kurulabilmekte, hekimliğin insana karşın değil, insanla birlikte yürütülmesi sağlanabilmektedir.

Ayrıca bilimsel bilgi, toplumun hekimden nitelikli olma beklentisini de karşılayarak söz konusu güveni pekiştirmektedir. Bugün yürürlükte olan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nde hekimin bilimin gerekliliklerine uyması vurgulanırken, Dünya Tabipleri Birliği Hekimlik Ahlakı Uluslararası Yasası da hekimin hastasına bilimin bütün olanaklarını sunmakla yükümlü olduğunu açıkça belirtmektedir.

Aklın özgür ve bağımsız düşünebilmesinin, sorgulamasının önüne ket vuran inanca dayalı bilgi üretme süreçleri, toplumların gericileşmesinin en temel göstergelerindendir. Planlanan sempozyum tıbbi konularda fetva vermeye yöneliktir. Fetva, bir sorunun dinsel hukuk kurallarına göre müftüce çözümünün açıklanması olarak tanımlanmaktadır. Tıbbi konularda fetva verme anlayışı, sağlık hizmetleriyle ilgili kararların din insanlarınca verilmesini gerektirir ki bu bilime, hekimliğin evrensel ilkelerine ve hukuk kurallarına aykırılık oluşturacaktır.

Böylesi bir geri gidişin sağlık alanında yaşanması ise yaşam hakkının sağlanmasının olanağı olan ve sağlık politikaları ve piyasaya dönük sağlık örgütlenmeleri ile zedelenen sağlık hakkının yitirilmesine neden olacaktır.

Türk Tabipleri Birliği olarak toplumun sağlık hakkını ve demokratik hukuk sistemini yok sayan, gericileşmeyi körükleyen yaklaşımlar ve uygulamalara karşı uyarma sorumluluğumuzu yerine getiriyor ve bu bağlamdaki mücadeleyi her zaman sürdüreceğimizi belirtiyoruz.

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırı bu kez Hükümet’ten geldi!

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırı
bu kez Hükümet’ten geldi!

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerince 30 Ekim 2018 günü TBMM’ye sunulan ve hekimlerin istemlerinin karşılanması bir yana; yakıcı mağduriyetler yaratan, sağlıkta şiddet konusunda işe yarar somut hiçbir adım atmayan, “KHK ve Güvenlik Soruşturması” gerekçesiyle binlerce hekimi işsizliğe mahkûm edecek olan, haktan, hukuktan, en temel vatandaşlık haklarından uzak, bütünüyle kötü niyetli bir yasa önersisi ile karşı karşıya kalmış durumdayız.

Türk Tabipleri Birliği olarak; buradan açıklıkla ifade etmek istiyoruz ki;

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın meslektaşımız Dr. Fikret Hacıosman’ın İstanbul’da öldürülmesi sonrasında sarf ettiği; “Sağlıkta şiddeti caydıracak ve suçluların en ağır cezaya çarptırılmalarını temin edecek düzenleme” sözleri ile Meclise sunulan taslak arasında en ufak bir bağlantı söz konusu değildir. Sağlık ortamındaki şiddet nedeniyle saldırıya uğrayacak her hekimin, her sağlık çalışanının sorumlusu içi boş bir taslakla “şiddet yasası çıkarıyoruz” yaygarası yapan ve sağlıkta şiddet karşısında ciddi hiçbir adım atmayan iktidar hükümeti olacaktır.

Binbir emekle kazanılmış hekimliğin, ihtisasın, üst ihtisasın, hiçbir hukuksal sürece bağlı kılınmadan, kimlerin hangi ölçütlerle karar verdiği anlaşılmayan “KHK ve Güvenlik Soruşturmaları” ile hekimlerin elinden alınmasının yasal kılıfı olan bu yasa maddesini TBMM’ye getiren AKP hükümeti, Anayasa’da tanımlanmış en temel haklara, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, hepsinden önemlisi bir arada yaşama ilkelerine aykırı, binlerce hekimin işsizliğinin ve açlığa mahkûm edilmesinin, hastaların bu hekimlerden yoksun kalmasının sorumlusu olacaktır.

Bu maddelerin yanı sıra aile hekimliğinde hak yitiklerine yol açan; hastanelerin “Sağlık Bakanlığına” bağlı döner sermayelerinin “Maliye Bakanlığının” inisiyatifine bırakılmasını amaçlayan; Tabip Odalarının hekimliğin uygulanmasındaki etkisini sınırlamaya çabalayan bu “Yasa Önerisine” karşı tüm hekimler, sağlık çalışanları ile birlikte karşı duracak ve tepkilerini gösterecektir.

  • Kötülüğünüzü,
  • hekimleri işsizlik, yoksulluk ve açlıkla tehdit etmenizi,
  • hekimlerin ölümlerini sıradanlaştırmanızı,
  • her fırsatta sermaye ve yandaşlara rant aktarmanızı,
  • meslek örgütümüzü yok sayan antidemokratik, dinlemeyen tavrınızı kabul etmiyoruz.

Bu nedenle, sağlıkta şiddete karşı, “şiddeti önleme yasa tasarısı” istemli “nöbet eylemlerini”
bu yasa önerisinin tüm maddelerine karşı

HEKİMLER KANDIRMACA DEĞİL, HAKLARINI İSTİYOR NÖBETLERİ”ne çeviriyor,

bütün gücümüzle, tüm sağlık kurumları ve kent meydanlarında sesimizi duyuracağımızı, TBMM’de bu yanlış ve hekim karşıtı yasa önerisini durdurup, sorunlarımızın çözümüne ilişkin maddeler içeren bir yasa önerisisine dönüşmesi için mücadelemizi sürdüreceğimizi
ilan ediyoruz.

(http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=859d52be-dccd-11e8-b0cd-0573319e83b8, 31.10.2018)

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

“Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” için tıklayınız. 

=======================================

Yazıklar olsun AKP’nin bu berbat “yönetimi” ne (!)

“Erdoğan gene kandırılıyor mu??” masallarına kanacak halimiz de yok artık..

Direneceğiz ve kazanacağız..
Çünkü istemlerimiz haklı ve meşru!

Sevgi ve saygı ile. 05 Kasım  2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

“Emek – Barış ve Demokrasi” Mitingi’ne Güle Oynaya Gelen 103 İnsanın Parçalanmış Bedenleri Arasında Adalet Arıyoruz!

“Emek – Barış ve Demokrasi” Mitingi’ne Güle Oynaya Gelen 103 İnsanın Parçalanmış Bedenleri Arasında Adalet Arıyoruz!

Dün (03.08.2018) sonuçlanan ve piyonların müebbet hapis cezaları aldığı yargılamanın Adalet’i sağladığına kimse bizi inandıramaz.

10 Ekim’de yitirilen insanlarımız için Adalet, ölümleri ile sonlanan “Emek – Barış ve Demokrasi” yürüyüşünün yeniden başlatılması ve hedefine varması ile sağlanacaktır.

Saygılarımızla,  04.08.2018

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Sağlıkta Şiddet Can Almaya Devam Ediyor!

Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen,
bu gün görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Medikal firma temsilcisi olduğu iddia edilen bir kişi, tartıştığı Berilgen’i silahla vurarak ağır yaraladı. Ancak meslektaşımız tüm çabalara karşın kurtarılamadı.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak saldırıyı kınıyor, Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen’in ailesine ve tüm hekim camiasına başsağlığı diliyoruz.

Bir kez daha Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete ve ölümlere alışmayacağız” derken, olayla ilgili tüm gelişmelerin takipçisi (AS: izlemcisi) olacağımızı kamuoyuna duyururuz. (http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/siddet-6707.html, 25.05.2017)

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi
============================
Dostlar,

Biz de büyük acı duyarak, üyesi olduğumuz TTB’nin (Türk Tabipleri Birliği) basın açıklamasını paylaşıyoruz.

Sağlı Bakanlığını ve AKP iktidarını, meslek örgütümüz TTB’nin sorunun çözümüne ilişkin önerilerini, “dediğim dedik ilkelliği” ni bırakarak, AR – TIK dikkate almasını istiyoruz. Hazırlanmış ve Sağlık Bakanlığı’na sunulmuş kapsamlı raporlarımız var :

HEKİME YÖNELİK ŞİDDET ÇALIŞTAYI 
(http://www.ttb.org.tr/siddet/images/file/itocalistay.pdf, 76 sayfa, pdf, 2009)

Bu sağlıkçı cinayetlerinin gerçek sorumlusu – azmettiricisi; SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) adı altında Haziran 2013’ten bu yana 14 yıldır akıl dışı dayatmayla sürdürülen piyasacı, en çok (maksimum) kâr odaklı, IMF – DB güdümlü kökü dışarıda uydu vahşi politikalar ve uygulayıcılarıdır.

Onları tarih ve kamuoyu önünde teşhir ediyoruz.. Yazıklar ve utançlar olsun!

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Türk Tabipleri Birliği Üyesi, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com