Türk Tabipleri Birliği : Yeni Hükümet’in dikkatine!

Yeni Hükümet’in dikkatine:
Yalan değil, çözüm istiyoruz!

tabip

AKP’nin 13 yıllık yalanlarla dolu iktidarı 7 Haziran 2015 seçimiyle sona erdi.
Tıp Dünyası olarak, siyasal partilerin koalisyon arayışları sürerken, hekimler ve sağlık çalışanlarının yeni hükümetten ve yeni Sağlık Bakanı’ndan beklentilerini ve istemlerini anımsatmak istedik.
  • Çalışma koşullarının acilen düzeltilmesi
  • Emekliliğe yansıyacak temel ücretlerin iyileştirilmesi
  • Fiili hizmet zamlarının ödenmesi
  • Tıp eğitiminde niceliği değil, niteliği önceleyen politikaların uygulanması
  • Bütün yurttaşların eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesi

Tıp Dünyası – ANKARA

AKP’nin 13 yıllık yalanlarla dolu tek başına iktidarı 7 Haziran 2015 seçimiyle sona erdi. Sağlık, bu yalanların en fütursuzca sergilendiği alanların başında geldi. Sağlıkta “reform” yaptık denildi, “çağ atladık” denildi, “bütün vatandaşlar memnun, istediği hastaneyi, istediği hekimi seçebiliyor” denildi. Oysa halkın ve sağlık çalışanlarının gerçekleri böyle değildi.

Sağlık bir tüketim malzemesine, üzerinden kâr edilen bir metaya dönüştürüldü. Kamuda uygulanan “performans” sistemi, özel sektörde ise ciro ve kar baskısı sağlık hizmetlerini şekillendirdi. Muayene, ameliyat sayıları, ilaç tüketimi, tetkik sayıları son 10 yılda üçer kat arttı. Muayene sayılarındaki artış özel sektörde 13 katı buldu.

Tıp ve sağlık eğitimi sayısız nedenle zarar gördü. Türkiye ciddi biçimde niteliksiz tıp
ve sağlık eğitimi sorunuyla karşı karşıya bırakıldı. Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ağırlaştı, hak gaspları yaşandı. Sağlıkta şiddet hiç olmadığı kadar arttı. Sağlık çalışanları ücret yetersizliği ve adaletsizliği, çalışma barışının bozulması, ağır çalışma koşulları,
mesleksel tatminsizlik, meslekte yükselmelerde kayırmacılık, liyakatın dikkate alınmaması
ve şiddet nedeniyle ciddi sıkıntılar içine düştüler.

En temel insan hakkı olan ve herkesin ayrımsız olarak en nitelikli biçimde ulaşabilmesi gereken sağlık hizmetlerinde durum, başlangıçtaki göz boyama uygulamalarından sonra giderek olumsuzlaştı. Vatandaşlar giderek ceplerinden daha çok katkı/katılım payı ödemeye buna karşılık sağlık hizmetine daha az ulaşabilmeye başladılar. Aşılama oranları düştü,
bebek ölüm hızı yükseldi. Vatandaşların sağlıktan memnuniyeti giderek azaldı.

Gerçekleri görün!

7 Haziran seçimleri sonrası yeni hükümet arayışları sürüyor. Hekimler ve sağlık çalışanları yeni hükümeti ve yeni Sağlık Bakanı’nı, belki de AKP’nin oy yitirmesinin nedenlerinden biri olan sağlıktaki olumsuz tabloyu görmeye, doğru okumaya ve hekimlerin/sağlık çalışanlarının istemlerini dikkate almaya çağırıyor ve acil itemlerini bir kez daha hatırlatıyor:

–  Çalışırken de emeklilikte de insanca yaşayabilecek güvenceli bir gelir talep ediyoruz. Hazırladığımız yasa teklifi doğrultusunda acilen emekliliğe yansıyan ücretimizin ve
mevcut emekli hekim maaşlarının iki katına çıkmasını istiyoruz.

–  İnsanüstü bir çabayla, insanlık dışı, şiddet gördüğümüz koşullarda çalışıyoruz.
36 saat kesintisiz, ihtiyaç molası bile veremeden, performans/ciro baskısı altında,
sağlıksız koşullarda, şiddet baskısı altında, taşeron sistemiyle çalışıyoruz.
Çalışma koşullarımızın acilen düzeltilmesini talep ediyor;
yetkilileri taşeron sistemine “çağdaş köleliğe” son vermeye çağırıyoruz.

–  Yıllarca haftada 40 saatlik yasal sürenin çok üzerinde ve ağır koşullarda çalıştığımız halde bugüne dek bir türlü verilemeyen fiili hizmet zammını talep ediyoruz.

–  Başta tıp eğitimi olmak üzere sağlık alanındaki mesleki eğitimin niteliğinin giderek bozulduğunu, bunun halkımızın geleceğini tehdit ettiğini görüyoruz. Tıp ve sağlık eğitiminde meslek örgütleriyle, ilgili derneklerle işbirliği yapılmasını, sayıyı değil niteliği önceleyen
bir politikayı talep ediyoruz.

– Katkı, katılım paylarıyla, istisnai hizmet tanımıyla, fark ücretleriyle,
5 dakikalık randevu süreleriyle halkımızın sağlık hizmetine erişimi kısıtlanmaktadır.

Nitelikli sağlık hizmetine bütün yurttaşlarımızın ücretsiz ulaşabilmesini talep ediyoruz.

===================================

Dostlar,

“Bayram günü” nde bile şehitlerimiz var ne acı ki!…
İki şehidimizin acısı tüm “buruk Bayram” coşkusunu baskıladı.

Karayolları değil artık KANYOLLARI demeli…

Niğde’de bu gün 13 ölü var trafik cinayetinde..
İlk 7 günde 90 “kurban” (ölü!) ve 420 yaralı var KANYOLLARINDA..
Hac’da ise 753 ölü!
4 milyon Suriyeli yurdundan oldu, 300 bini öldürüldü..
Dünyanın birçok yerinde sıcak bölgesel çatışmalar var çoğunu emperyalizmin kurguladığı!
Ne oldu Türkiye^ye ve Dünyaya??

Tüm bu ağır, önemli bir bölümü güdümlü gündem boğuntusunda,
belki gerçekte daha da önemli sorunlarını hiç konuşamıyor..

Bunların başında SAĞLIK SORUNLARIMIZ geliyor..

Sağlıklı olmayan bir toplumun ne anlamı var ki?
Sağlıklı olmayan bir toplum hangi sorununa çözüm üretebilir ki??

Bu yüzden zaman zaman bu sitede sağlık sorunlarımızı öne çekiyoruz..

Sağlık, eğitim, ekonomik demokrasi… temel sorunlarımız ve iç – dış güvenlikten artakalan zamanlarda değil her zaman konuşabilmeliyiz, konuşmalıyız..

Sevgi ve saygı ile.
25.09.2015, Manavgat

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

TTB’den Yeni Hükümet’in dikkatine: Yalan değil çözüm istiyoruz!

Yeni Hükümet’in dikkatine:
Yalan değil, çözüm istiyoruz!

tabip

AKP’nin 13 yıllık yalanlarla dolu iktidarı 7 Haziran 2015 seçimiyle sona erdi.

Tıp Dünyası olarak, siyasal partilerin koalisyon arayışları sürerken, hekimler ve sağlık çalışanlarının yeni hükümetten ve yeni Sağlık Bakanı’ndan beklentilerini ve istemlerini anımsatmak istedik :

  • Çalışma koşullarının acilen düzeltilmesi
  • Emekliliğe yansıyacak temel ücretlerin iyileştirilmesi
  • Fiili hizmet zamlarının ödenmesi
  • Tıp eğitiminde niceliği değil, niteliği önceleyen politikaların uygulanması
  • Bütün yurttaşların eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesi

Tıp Dünyası – ANKARA

AKP’nin 13 yıllık yalanlarla dolu tek başına iktidarı 7 Haziran 2015 seçimiyle sona erdi.
Sağlık, bu yalanların en fütursuzca sergilendiği alanların başında geldi.

– Sağlıkta “reform” yaptık denildi,
– “çağ atladık” denildi,
– “bütün vatandaşlar memnun, istediği hastaneyi, istediği hekimi seçebiliyor” …

denildi. Oysa halkın ve sağlık çalışanlarının gerçekleri böyle değildi.

Sağlık bir tüketim malzemesine, üzerinden kâr edilen bir metaya dönüştürüldü.
Kamuda uygulanan “performans” sistemi, özel sektörde ise ciro ve kâr baskısı sağlık hizmetlerini şekillendirdi. Muayene, ameliyat sayıları, ilaç tüketimi, tetkik sayıları
son 10 yılda üçer kat arttı. Muayene sayılarındaki artış özel sektörde 13 katı buldu.

Tıp ve sağlık eğitimi sayısız nedenle zarar gördü

  • Türkiye ciddi biçimde niteliksiz tıp ve sağlık eğitimi sorunuyla karşı karşıya bırakıldı.
  • Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ağırlaştı, hak gaspları yaşandı.
  • Sağlıkta şiddet hiç olmadığı kadar arttı.
  • Sağlık çalışanları ücret yetersizliği ve adaletsizliği, çalışma barışının bozulması, ağır çalışma koşulları, mesleksel doyumsuzluk, meslekte yükselmelerde kayırmacılık, liyakatın
    (AS: yaraşırlığın) dikkate alınmaması ve şiddet nedeniyle ciddi sıkıntılar içine düştüler.
  • En temel insan hakkı olan ve herkesin ayrımsız olarak en nitelikli biçimde ulaşabilmesi gereken sağlık hizmetlerinde durum, başlangıçtaki göz boyama uygulamalarından sonra giderek olumsuzlaştı.
  • Vatandaşlar giderek ceplerinden daha fazla katkı/katılım payı ödemeye buna karşılık
    sağlık hizmetine daha az ulaşabilmeye başladılar.
  • Aşılama oranları düştü,
  • Bebek ölüm hızı yükseldi. (AS : Türkiye’de buzağıların ve bebeklerin ölüm hızı çok yakın!)
  • Vatandaşların sağlıktan memnuniyeti giderek azaldı.

Gerçekleri görün!

7 Haziran seçimleri sonrası yeni hükümet arayışları sürüyor. Hekimler ve sağlık çalışanları
yeni hükümeti ve yeni Sağlık Bakanı’nı, belki de AKP’nin oy yitiğinin nedenlerinden biri olan sağlıktaki olumsuz tabloyu görmeye, doğru okumaya ve hekimlerin / sağlık çalışanlarının istemlerini dikkate almaya çağırıyor ve acil istemlerini bir kez daha anımsatıyor:

–         Çalışırken de emeklilikte de insanca yaşayabilecek güvenceli bir gelir talep ediyoruz. Hazırladığımız yasa teklifi doğrultusunda acilen emekliliğe yansıyan ücretimizin ve
mevcut emekli hekim maaşlarının iki katına çıkmasını istiyoruz.

–          İnsanüstü bir çabayla, insanlık dışı, şiddet gördüğümüz koşullarda çalışıyoruz.
36 saat kesintisiz, ihtiyaç molası bile veremeden, performans / ciro baskısı altında,
sağlıksız koşullarda, şiddet baskısı altında, taşeron sistemiyle çalışıyoruz.
Çalışma koşullarımızın acilen düzeltilmesini talep ediyor;
yetkilileri taşeron sistemine “çağdaş köleliğe” son vermeye çağırıyoruz.

–          Yıllarca haftada 40 saatlik yasal sürenin çok üzerinde ve ağır koşullarda çalıştığımız halde bugüne dek bir türlü verilemeyen fiili hizmet zammını talep ediyoruz.

–          Başta tıp eğitimi olmak üzere sağlık alanındaki mesleki eğitimin niteliğinin giderek bozulduğunu, bunun halkımızın geleceğini tehdit ettiğini görüyoruz. Tıp ve sağlık eğitiminde meslek örgütleriyle, ilgili derneklerle işbirliği yapılmasını, sayıyı değil niteliği önceleyen
bir politikayı talep ediyoruz.

–          Katkı, katılım paylarıyla, istisnai hizmet tanımıyla, fark ücretleriyle, 5 dakikalık randevu süreleriyle halkımızın sağlık hizmetine erişimi kısıtlanmaktadır.

  • Nitelikli sağlık hizmetine bütün yurttaşlarımızın ücretsiz ulaşabilmesini talep ediyoruz.

==============================

Evet dostlar,

AKP’nin sağlık hizmetlerinde balayı dönemi -epeydir- bitti!

Artık, deyim yerinde ise “Sağlık hizmetlerinde Dikenli kirpi dönemi” başladı..
Neresinden tutarsanız tutun, Sağlık hizmetlerinin bedelleri can ve cep yakmaya başladı.

Sağık giderleri SGK primleri (prim = EK VERGİ!) ile karşılanabilmekten çok uzak.
5510 sayılı yasa, Kurumun (SGK) topladığı primlerin 1/4’ü kadar da yasal devlet katkısını (Merkezi yönetim bütçesinden sosyal devletin aktarımı – transferi) öngörüyor (md. 81)
ama bu da yetmiyor.. Çünkü;

– Sağlık Sistemi piyasalaştırılmış,
– Kâr amaçlı ve
– Sağaltım (tedavi) odaklı..

Sağlık hizmetlerinin idam sacayağı bu yapı.. Dipsiz kuyu..
Uygar = halktan yana (sermayeden yana değil!) sağlık hizmetlerinde olmaması gereken
3 olumsuzluğun 3’ü de var!

2015 yılı SGK bütçesi 223 milyar TL.. Neredeyse genel bütçenin (yakl. 500 milyar TL) yarısı. Ancak 21 milyar TL açığı var.. Genel bütçe açığı da bu denli.. Bir anlamda bütçe açığının sorumlusu SGK!

SGK 2015’te yaklaşık 160 milyar TL prim toplarsa, bunun 1/4’ü olan 40 milyar TL de yasal Devlet katkısı olarak 200 milyar TL’yi bulacak.. Açığı da genel bütçeden kapatılacak;
sonuçta 60 milyar TL’yi aşan bir tutar, genel bütçenin %12’si SGK’ya aktarılmış olacak..

Bu tablo sürdürülebilir gözükmüyor.. Aktüaryal dengenin daha kararlı ve kalıcı biçimde sağlanması gerek. Prim gelirlerinin artırılması, giderlerin de azaltılması..

İşte bu yüzden SGK giderek sağlık hizmetleri giderlerini kısıyor ve açığını
GENEL SAĞLIK SİGORTALISININ CEBİNE YIKIYOR..

1 Ekim 2008’de özel sağlık kuruluşlarında %20 olan “katkı payı” geçtiğimiz yıl %200’e yani
tam 10 katına çıkarıldı! Daha nereye?

Sağlık sigortası trafik sigortası gibi güdük mü, kasko gibi kapsamlı mı olacak??
Bizde giderek trafik sigortasına dönüşüyor ve SGK da bunu açık açık itiraf ederek,
“… benden bu kadar… fazlasını istiyorsan tamamlayıcı özel sigorta yaptır.. ” diyor..
Tıpkı trafik sigortasının çok sınırlı güvence ile zorunlu olması, başınız rahat etsin istiyorsanız, birkaç katı daha primi gözden çıkarıp kasko yaptırıyorsunuz..

SGK’yı kurtarmak için hep ama hep artık duvara dayanmış olan “moneter” (parasal) önlemler öneriliyor. Oysa insancıl politikalar gerek ve daha verimli bunlar..

Örneğin sağlık hizmetlerinde gereksiz – spekülatif giderleri azaltmanın en etkili yolu,
mutlak biçimde KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ ODAKLI sağlık sistemidir..
Ama piyasalaştırılmış, kâra odaklı özel sağlık sektörü yapılanması buna özünden ters!

– Yoksulluğu azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– İşsizliği azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Kayıt dışını azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Gelir dağılımını vahşi durumundan kurtaracaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Harcamalarda etkinlik, saydamlık sağlayacaksınız, giderleriniz azalacak..
– Yolsuzlukları önleyeceksiniz. giderleriniz azalacak..
– Gereksiz – anlamsız – akıl dışı nüfus artışını frenleyeceksiniz, giderleriniz azalacak..
– Daha sağıklı ve güvenli bir yaşam – toplumsal düzen kuracaksınız, giderleriniz azalacak..

Hesap böyle..

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu koltuğunu korudu..
Uyanık adam, geçtiğimiz hafta “Başkanlık olsaydı bu karmaşa olmazdı..” buyurdu ve
Bay RTE’nin gönlünü bir kez daha, -tam zamanında- çeldi.. Batı Trakya göçmeni ve
vatansız (haymatlos) kalmışken her şeyini anayurt Türkiye’ye borçlu doktor, işte böyle işlerle meşgul.. Sağlık sistemi çökmenin eşiğinde ama Sağlık Bakanı ucuz siyasetle meşgul.
Sağlığı yerinde mi acaba??

Sevgi ve saygı ile.
29.08.2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

YASTAYIZ – İSYANDAYIZ! 1 HAZİRAN 2015 PAZARTESİ GÜNÜ HASTANELERİMİZE GİRMİYORUZ!

Uzman Doktor Kamil Furtun
Samsun’da silahlı saldırıda öldürüldü

SADECE KATİLİN DEĞİL, AZMETTİRİCİLERİN DE BULUNMASINI İSTİYORUZ!

YASTAYIZ / İSYANDAYIZ!

1 HAZİRAN 2015 PAZARTESİ GÜNÜ HASTANELERİMİZE GİRMİYORUZ!

Samsun Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Hastanesi’nde görevli Göğüs Cerrahisi Uzmanı Operatör Doktor Kamil Furtun dün silahlı bir saldırı sonucu öldürüldü.

Yüreğimiz acı ve öfke dolu.
Meslektaşımızın görev yaptığı hastanede hunharca katledilmesini nefretle kınıyoruz.

Biliyoruz ki bu münferit bir vaka (tekil bir olgu) değil…

Acı ile doluyuz; yılların emeği ile yetişmiş, kendi ailesinden, eşinden, çocuklarından çaldığı vakitlerle hastalarına yararlı olmaya çalışan ve halkımızın sağlığı için gece gündüz özveriyle hizmet vermeye çabalayan çok değerli meslektaşlarımız için göz yaşı döküyoruz.

Öfke ile doluyuz; çünkü biliyoruz ki her geçen gün artan ve canımızdan can alan sağlıkta şiddet olaylarını önlemek için pek çok şey yapılabilir, yapılabilirdi… Niyetler, hedefler, planlar
bu yönde olsaydı Ersin’imiz, Melike’miz, Kamil’imiz bugün bembeyaz önlükleri ile
hastane koridorlarında halkımızın sağlığı için koşturmaya devam ediyor olabilirlerdi…

Uyardık, “Artık Yeter!” dedik sağlıkta gün be gün artan şiddete karşı; duymadılar.

Acil taleplerimizi ilettik; görmezden geldiler.

Türk Ceza Kanunu’na ek maddeler önerdik, yok saydılar.

Açıklamalar, eylemler, toplantılar yaptık; Sağlık Bakanlığı’nın önünü aşındırdık,
Meclis Komisyonu’nda sunumlar yaptık, dikkate almadılar.

Şiddete uğrayan sağlık emekçileri için acil şiddet hattı kurmak zorunda kaldık,
yetkililer önemsemediler.

“Hazırladığınız raporun gereğini yapın. Sağlıkta şiddeti önlemek için sahici adımlar atmaya başlayın. Yarın çok geç olmadan…” diye haykırdık; ciddiye almadılar.

Bakanlık bizimle alay eder gibi şiddete karşı tedbir diye hasta ve çalışan tuvaletlerini birleştirdi.

Ve sonunda yine “geç” oldu; bugün de Kamil Furtun arkadaşımız aramızda değil,
aramızdan söküp alındı…

Biz, bu cinayetlere zemin hazırlayan etmenleri çok iyi biliyoruz.

Bu cinayette katil kadar sorumluluğu olanlar:

“Ben doktora iğne yaptırmam, doktor bir iğne yapar, adamı felç eder icabında.”
diyenlerdir.

Bu cinayette katil kadar sorumluluğu olanlar:

“Doktor efendi dönemi bitti” diyenlerdir,

Bu cinayette katil kadar sorumluluğu olanlar:

“Doktorların eli hastaların cebinde”, “Doktor efendi mani peşinde” deyip miting meydanlarında vatandaşa sağlıkçıları yuhalatanlardır;

Bu cinayette katil kadar sorumluluğu olanlar:

Mafya bozuntularını “taşeron” adı altında hastanelere sokanlardır.

Daha çok kar hırsıyla sağlıkçıları zorla, tehditle ölesiye çalıştıran, özel sermayenin gözünü doyurmak için hastalanma garantisi veren ve bir yandan hekimleri – sağlıkçıları
her fırsatta kötüleyen, “paragöz, tembel” diyen, SABİM’le terör estirenlerdir.

Yalnızca katilin değil, azmettiricilerin de bulunmasını istiyoruz!

1 Haziran 2015 Pazartesi günü bütün Türkiye’de bütün sağlık kurumlarında
yastayız / isyandayız!

Sürekli olarak şiddete uğradığımız, dövüldüğümüz, vurulduğumuz hastane binalarına girmiyoruz!

Sabah mesai başlangıcında hastane bahçelerinde toplanıp saygı duruşunda bulunuyoruz,
basın açıklamaları ve yürüyüşler yapıyoruz.

Öğle saatlerinde meydanlarda toplanıp Sağlık Müdürlükleri’nin önüne yürüyerek
siyah çelenk bırakıyoruz.

Bütün hekimleri, bütün sağlık çalışanlarını, tek bir eksiksiz,
Doktor Kamil Furtun’un öldürülmesini protesto eylemlerine çağırıyoruz.

Bütün halkımıza, bütün hastalarımıza, hekimlere, sağlık çalışanlarına sahip çıkmaya,
1 Haziran 2015 Pazartesi günü hastanelere, sağlık kurumlarına muayene olmak için değil, sağlıkçılara destek olmak için gelmeye çağırıyoruz.

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

=========================================

Dostlar,

Meslek örgütümüz, üyesi olduğumuz (Ankara Tabip Odası) TTB’nin (Türk Tabipleri Birliği) açıklamasına bütünüyle katılıyoruz..

Özellikle, sağlık hizmetlerini iğrenç bir popülizmle halka oy avcılığı için pazarlayan iktidar,
bu kanlı tablodan 1. derecede sorumludur.

Çıkıp halktan ve hekimlerden özür dilemeli ve ağır yanlışlarının özeleştirisini vererek SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM denen kökü dışarıda IMF – DB – AB dayatması kepazelikten
geri dönmelidirler. Yapabilirler mi? Yapamazlar… Çünkü bu vaatlerle iktidara getirildiler. Sağlık hizmetlerini piyasalaştırmak, on milyarlarca dolar rantı yandaşlara ve
yabancı sermayeye peş keş çekmek için görevlidirler. Bu görevi yapmaktadırlar..

“Dolayısıyla, Sağlıkta Dönüşüm Programı özünde, gerek IMF’ye gerekse ulusal ve uluslararası sermaye çevrelerine aktarılacak yeni kaynak arayışı içinde olan tarikatlar koalisyonu AKP‘nin
kısa dönemde gerçekleştirmeye çabaladığı bir rant transferi ve güven tazeleme operasyonu olarak değerlendirilmelidir.” (Prof. Erinç Yeldan’dan aktaran Saltık, A. Cumhuriyet STRATEJİ eki 31.7.2006).

Küresel sermaye ve işbirlikçisi yerel ortakları, hekim dahil, sağlık hizmetlerinin
tüm bileşenlerinin gücünü ve etkinliğini kırarak köleleştirmek ve mutlak bir hegemonya kurmak hevesindedirler. Bu nedenle halkı müşterileştirerek kışkırtmaktadırlar (müşteri östrus’u!).

SGK örtük – artık saklanamayan  bir iflas içindedir.

85 milyar TL’yi bulan prim = ek vergi açığı vardır. Bu mali yılda (2015), SGK açıklarının kapatılması için yaklaşık 50 milyar TL merkezi yönetim bütçesinden aktarım yapılacaktır (Bütçenin 1/9’u!). Sürdürülemez bir finansal yapısal bozukluk – hastalık söz konusudur.
Bu yüzden sağlık hizmetlerinde giderek daraltma uygulanmakta, doğan önemli aksaklıkların ardalanını göremeyen yurttaş, çirkin siyasetçi tarafından adeta “abuse” edilerek
sağlık çalışanlarının üstüne sürülmektedir.

Katildirler.. Katil kendileridir.. Elleri kanlıdır… 

İşte SAĞLIKTA KÜRESELLEŞME böyle bir şeydir; kanlıdır, ölümdür, öüm getirir, öldürür.
Tanıyı çooook net koymak ve safını da o ölçüde net koymak gerekir..

TTB’nin Sağlık Bakanlığına kezlerce sunduğu sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önleme raporları derhal gündeme çekilerek gerekleri yapılmalıdır.

Sağlık Bakanı Dr. M. Müezzinolu, bir hekim olarak, masum meslektaşı Dr. Kaml Furtun‘un alçakça katledilmesi karşısında zerrece yüreği sızlıyorsa, bunun kanıtı olarak görevinden
derhal çekilmelidir. Bakanlık web sitesine aşağıdaki iletiyi koymak hiçbir anlam taşımıyor!
Hele bir de genel geçer başsağlığı demeci..

Sağlık Bakanı Dr. Müezzinoğlu, TTB’nin sağlıkta şiddetle başetmek için ısrarla getirdiği
ivedi önlemlerin neler olduğunu ve bunlar karşısında neler yaptıklarını karşılaştırmalı olarak
ve gerekçeleri ile açıklamalıdır. Uygulamadıkları önlemlerin nedenlerini de..

Başımız Sağolsun

Sağlık Bakanı başsağlığı demecinde, toplumun başkaca kesimlerinde de şiddet olduğu göndermesi – avuntusu ile, merhum Dr. K. Furkun’a yönelik vahşi cinayeti hafife alma sorumsuzluğu içindedir. Bu gözlem doğru ise, iktidarları bu bağlamda neler yapmıştır?? Toplumsal şiddet hemen her alanda neden böylesine yoğundur? Bu sorunsala yanıt üretmek Sağlık Bakanı / Bakanlığının en başta görevlerinden değil midir?

Bakan, olayın “izleneceğini” de belirtiyor.. Örn. he – men özel bir yönetsel (idari) soruşturma kurulu oluşturmuş mudur? Denetçi ve uzmanlar görevlendirip Samsun’a göndermiş midir?
Adli soruşturmayı – kovuşturmayı sürdürecek Savcılık makamına destek – işbirliği önerisi götürmüş müdür? Ne yapmıştır ne?? Somut olarak açıklayabilir mi??

Cumhurbaşkanlığı web sitesine şu dakikalarda erişemedik..
Başbakanlık web sitesinde ise kahreden cinayete ilişkin tek bir sözcük göremedik..??!!
Başbakan’ın eşinin de bir hekim olmasına karşın..

*****

Saygın halkımız acı gerçekleri artık görmeli ve kendisinin sağlığı için çırpınan, müttefiki olan
sağlık emekçilerine değil; kendisinin sırtında küresel sermaye adına sopalı tahsildara dönüşen sağlık politikalarına ve onların taşeronlarına meşru öfkesini – isyanını yansıtmalıdır..

İlk hedef 7 Haziran 2015 seçimleridir.
Oy’unu, piyasacı değil ama halkta yana – sosyal sağlık politikaları izleyeceğini vurgulayan siyasal programlara – kadrolara yönlendirmelidir.

Sevgi ve saygı ile.
31 Mayıs 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com