DSÖ: Sabit ve korkutucu bir artışla karşı karşıyayız

DSÖ: Sabit ve korkutucu bir artışla karşı karşıyayız

Dünya Sağlık Örgütü Acil Durum Program Direktörü Mike Ryan,

  • Birçok ülkede vaka sayısı haftalık % 25-50 artış gösteriyor.
  • Sabit ve korkutucu bir artışla karşılaşıyoruz,” 

DSÖ: Sabit ve korkutucu bir artışla karşı karşıyayız

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni tip koronavirüs salgınına ilişkin yeni kestirimini açıkladı.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Salgının ilk ayında DSÖ’ye 10 binden az vaka bildirildi. Geçtiğimiz ay ise bildirilen vaka sayısı neredeyse 4 milyona ulaştı” dedi.

Tüm dünyaya yayılan salgına ilişkin Dr. Ghebreyesus, “Önümüzdeki haftada 10 milyon vakaya ulaşacağımızı tahmin ediyoruz” diye konuştu. Dr. Ghebreyesus,

salgının sona ermediğini,

bu verilerin aşı çalışmalarının önemine işaret ettiğini aktardı. Ghebreyesus, “Yayılmayı önlemek ve yaşam kurtarmak için sahip olduğumuz tüm kaynaklarla, mümkün olan her şeyi yapmak gibi bir sorumluluğumuz var” dedi.

LATİN AMERİKA ALARM VERİYOR

DSÖ verilerine göre Aralık 2019’da başlayan

koronavirüs salgını şimdiye dek 216 ülke ve bölgeye yayıldı.

DSÖ Acil Durum Program Direktörü Mike Ryan ise Latin Amerika’da etkisini artıran salgına ilişkin bilgilendirme yaptı.

DSÖ’den ‘virüs çekip gitmiyor’ uyarısı

Ryan bölgedeki salgının yoğun olduğunu belirterek,

  • “Özellikle Orta ve Güney Amerika’daki ülkelerde salgın etkili.
  • Sabit ve korkutucu bir artışla karşılaşıyoruz.

Birçok ülkede vaka sayısı haftalık % 25-50 artış gösteriyor” dedi. Latin Amerika’da salgının henüz zirve noktasına ulaşmadığını belirten Ryan, “Bu da bölgede vaka ve can kaybı sayısının artış göstermeye devam edeceğine işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
https://www.birgun.net/haber/dso-sabit-ve-korkutucu-bir-artisla-karsi-karsiyayiz-305924 25.6.2020

 

DSÖ’den koronavirüs hakkında korkutan açıklama!

DSÖ’den koronavirüs hakkında korkutan açıklama!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü
Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus,

  • Kovid-19 çekip gitmiyor.
  • Aksine, pandemi büyüyor.
  • Vaka ve ölüm sayısı artmaya devam ediyor.”

SON DAKİKA HABERİ: DSÖ'den koronavirüs hakkında korkutan açıklama!

Ghebreyesus, Birleşmiş Milletler (BM) Kamu Hizmeti Günü nedeniyle video konferans yöntemiyle düzenlenen programın açılışında konuştu.

Kamuda görevli sağlık çalışanlarının durumuna değinen Ghebreyesus,

  • “Sağlık çalışanlarının ihtiyacı olduğu şekilde vardiyalar arasında kalacakları güvenli bir yer temin ederek ve fiziksel güvenliklerini sağlayarak damgalanma, taciz ve saldırılara karşı korunmalarını sağlamalıyız.” dedi.

Ghebreyesus, ülkelere çağrıda bulunarak, güvenli şekilde hizmet verebilmeleri için sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve korunması gerektiğini vurguladı.

Sağlık çalışanlarına gerekli ekipman ve malzemelerin de sağlanması gerektiğinin altını çizen Ghebreyesus, sağlıklı bir toplum için mevcut sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve sağlık ve sosyal hizmetlerde daha çok iş fırsatı oluşturulmasının önemine işaret etti.

Konuşmasında, Kovid-19 salgınının gidişatına da değinen Ghebreyesus,

  • Kovid-19 çekip gitmiyor.
  • Aksine, pandemi büyüyor.
  • Vaka ve ölüm sayısı artmaya devam ediyor.”uyarısında bulundu.

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-haberi-dsoden-koronavirus-hakkinda-korkutan-aciklama-41548825 24.6.2020

 

Asıl tehdit virüs değil, uygulanan “sağlık” sistemidir!

Asıl tehdit virüs değil,
uygulanan “sağlık” sistemidir!

Yeniçağ: Asıl tehdit, virüs değil, uygulanan “sağlık” sistemidir! – 

Küresel salgın, nasıl oluşur hiç düşündünüz mü? Küresel bir salgının, bütün ülkelerde neredeyse eş zamanlı olarak başlaması mümkün müdür? “Çin’de başladı İran’a geçti” deniyor ama bu doğru değil. ABD, İtalya, İngiltere, Fransa, Almanya ve Türkiye dahil bütün dünyada 2019’un Eylül, Kasım, Aralık aylarında, boğazda tahriş ve hırıltı ile başlayan bir hastalık var! Peki bu hastalığa sebep olan virüs, Güney Amerika’da, Amazon ormanlarında yaşayan ve şehirlerle teması olmayan yerli kabilelere rüzgârlarla mı ulaştı?

“Virüsün DNA şeması çıkarıldı” (AS: bu virüs için RNA olacak) deniyor ama ortaya çıkarılan virüs resmi bilgisayarda çizilmiş bir figürden ibaret! Üstelik virüs resmi diye çizilen bu figür, insan ve hayvan hücresinde bulunan eksozomlar ile aynı! En azından böyle bir iddia var! Yani bize virüs diye gösterilen resim, insan vücudunda doğal olarak bulunan, hücre içindeki bir maddenin resmi olabilir! (AS: Virüs RNA’ları kesin olarak elde edildi) Bu maddenin elektromanyetik dalga etkisiyle dış etkiyle, hücreyi patlatarak (hücre içinde çoğalıp mekanik olarak hücreyi patlatıyor) dışarı çıktığı ve kanı zehirlediği (kanda çok az bulunuyor), önce akciğerleri etkilediği için solunum yoluyla temasta bulunulan diğer insanlara da bulaştığı belirtiliyor.

İnsan metabolizmasını değiştiren ve doğal hücre ölümlerinin dışında “programlanmış hücre ölümü”ne yol açan bir dış etken var ama Türkiye’de şu günlerde bu konuları tartışan ve halkı bilgilendiren bir bilim adamı yok! Daha önceleri, bu konularda bilimsel çalışma yapan, bilimsel makale ve kitap sahibi olanlar ise hiçbir TV kanalında konuşturulmuyor.

Neden? Çünkü Türkiye’de sağlıkla ilgili bilimlerde araştırma yapmak bile artık Bakanlık iznine bağlanmıştır. Sağlık Bakanlığı ise Dünya Sağlık Örgütü’nün kurallarına göre çalışıyor. (COVID-19 kodlamasında tersine!) Peki Dünya Sağlık Örgütü kimin kurallarına bağlı? Bir defa DSÖ’nün kuruluş sermayesini veren Rockefeller Vakfı’dır. Dolayısıyla DSÖ, ilaç kartellerinin örgütüdür. Türkiye’deki sağlık sistemi de bu kartellerin istediği şekilde düzenlenmiştir. İtiraz eden sistemin dışında kalır, doktorsa ruhsatı bile elinden alınır!
***
Gazeteler sokağa çıkma yasağı günlerinde çıkmıyor. Dolayısıyla bu yazı kâğıda basılı gazetede yayınlanmayacak. Yazı biraz uzun olacak ama İnternet’te yer sıkıntısı yok. Bu itibarla, sağlık sisteminin ne halde olduğunu, uzman tespitiyle bilginize sunmak istiyorum.

Emekli genel cerrah Uğur Yılmaz’ın “Sağlığın Karanlık Yüzü” diye 700 sayfalık bir kitabı var. Yılmaz daha kitabın girişinde Ivan Illich imzalı bir söze yer veriyor:

  • Sağlık kuruluşları insan sağlığı için büyük bir tehdit haline gelmiştir. Tıbbi uygulamalar üzerinde mesleki denetimin sakatlayıcı etkisi, bir salgın hastalık boyutlarına ulaşmıştır.”

Mesele bu kadar vahim aslında… Uğur Yılmaz devam ediyor:

*Sağlık sistemi deyince toplum hekim ve hasta arasında olan ve hastanelerde verilen bir hizmeti anlamaktadır. Soruna böyle yaklaşıldığı zaman ‘sistem’ anlaşılamaz. Sistemin ön planında ABD’nin emperyalist küreselleşme stratejilerine uygun olarak ülkelerde uygulanacak sağlık sistemlerini belirleyen DTÖ, Dünya Bankası, OECD, IMF gibi küresel örgütler vardır.

*Türkiye cephesine baktığımız zaman sağlık politikaları ile ilgili bütün kurum ve kuruluşların yöneticileri sistemin içindedir. Sağlık sistemi, hiç de bilimsel ilkelere göre, hasta veya insan yararına, kusursuz ve düzgün işleyen bir sistem değildir.

*Aksine sistem, arkasında Dünya Bankası gibi ABD’nin küresel egemenlik örgütlerinin olduğu, her düzeyde ilgili kişilerin ve çalışanların bu kirli ilişkilerde kendilerine verilen rolleri oynadıkları, kirli, mafyatik, nitelikli dolandırıcılık ve soygun sistemidir.

*Bu kişiler toplum karşısında, TV ve basında yüzlerine masum-temiz bir maske geçirmektedir. Sağlık sisteminin bir de bilinmeyen, bilinmek ve görülmek istenmeyen, değiştirilmek istenmeyen karanlık bir yüzü vardır.

*Kovid-19 salgını münasebeti ile Türkiye’nin sağlık sistemi bütün toplumu aldatacak bir şekilde övülmektedir. Bu sistemin Atatürk‘ün kurduğu sistemin devamı olan kamucu bir sistem olduğu propagandası yapılmaktadır.

*Sağlık haberciliği yalan haberciliğin en fazla uygulandığı bir habercilik şeklidir. Bu şekilde kitleler yönlendirilir, aldatılır, belli bir hedefe doğru yönlendirilir. Medyada maalesef sağlık ile ilişkili konularda doğru haberlere rastlamıyoruz. 

*Sağlıkta Dönüşüm sistemi, ABD’nin kurmak istediği yeni dünya düzeninin sağlık alanında uygulamasıdır. Atatürk’ün kurduğu sistemle bir ilgisi yoktur. Bu uygulama devletin sağlık alanından tasfiyesi, ABD emperyalizmi tarafından düzenlenen işletim sistemi ile tıp kartelinin çıkarlarına uygun bir sağlık piyasası oluşturulması, sağlık kuruluşlarının özelleştirilmesi ve bu iş tamamlanıncaya kadar mülkiyeti devlete ait olan sağlık tesislerinin işletmesinin SGK sistemi vasıtası ile oluşturulan sağlık piyasasına dâhil edilmesidir.

*Devletin elinde gibi görülen sağlık tesislerine de kartelin ürünlerinin daha fazla satılması ve pazarlanması görevi verilmiştir. Bu amaca ulaşmak için tıbbi hizmet, tedavi, girişim, ürün ve cihazların satılması ve pazarlanmasında diğer komisyonculuk işlerinde olduğu gibi kâr payı dağıtılmaktadır. 

  • Şu anda Türkiye’de uygulanan sağlık sistemi,
    Dünya Bankası tarafından kurulmuş ve yönetilmekte olan bir sistemdir.
  • Milli bir sistem değildir.
  • En son “Başakşehir Şehir Hastanesi”nin açılışı vesilesi ile “Sağlıkta Dönüşüm”ün
    bu son uygulaması da tüm halka kamucu bir uygulama olarak yedirilmiştir.
  • Başakşehir Şehir Hastanesi bir devlet hastanesi ve yatırımı değildir.

*Bu hastane Dünya Bankası ile ticari ortaklığı olan uluslararası Rönesans Holding‘in Japon ortağı ile yap-işlet-devret yöntemi ile yaptığı bir hastanedir. Bu gibi hastanelerin milletin sırtına bindirdiği yük sıradan bir özel hastaneninkinden çok fazladır. Çünkü şehir hastanelerine gelir ve kâr garantisi de verilmektedir. Hastane belirlenen geliri sağlayamazsa aradaki fark Orhangazi köprüsünde ve benzerlerinde olduğu gibi devlet tarafından ödenecektir.  

COVID-19 AŞILARI ve Hastalıktan Korunma İçin 10 Temel Öneri

COVID-19 AŞILARI ve Hastalıktan Korunma İçin 10 Temel Öneri

  • Aşılar ilaçlardan daha GÜVENLİ biyolojik moleküller olmalıdır
    çünkü hastaya değil sağlıklı insanlara yaygın olarak uygulanmaktadır.

Aşıların komplikasyolarını en aza çekerek tersine koruyucu etkisini en üst düzeye çıkarmak gibi ikili bir sorumluluk söz konusu Vaksinolojide (aşı bilimi).

Aşı redcileri, aşıdan çekinenler… açısından ellerine bir koz vermemek gerek. Risk – yarar dengesinin böylesine kritik olduğu durumlar aşı üretimi ve yaygın uygulanması. Öte yandan milyarlarca doz aşının kısa sürede üretilebilmesi de ciddi bir lojistik kapasite sıkıntısı.. Üstelik Türkiye, KOVID-19 için aşı üretmek üzere uluslararası konsorsiyuma henüz akçalı (mali) katkıda bulun(a)madı öğrenebildiğimiz ölçüde..

Genel ve özel koruyucu önlemlerle korunmayı özenle sürdürelim :

1. Kalabalık ortamlara zorunlu olmadıkça girmeyelim, girilecekse fiziksel uzaklığı koruyalım ve uygun maske takalım; bu mekanlar kapı – pencere açık havalansın.
2. Genel hijyen, özellikle el yıkama alışkanlığını sürdürelim.
3. Beden direncini yüksek tutacak davranışları alışkanlık edinip sürdürelim.. Yeterli – dengeli beslenme, spor, uyku, hobiler ve dayanışma..
4. Kamusal sağlık politikaları ile koruyucu sağlık hizmetlerini kesin bir öncelikle, sosyal devlet sorumluluğu sayalım yeniden.
5. Toplumda yoksulluğu, işsizliği, sosyal güvencesizliği en aza indirelim; gelir dağılımını iyileştirelim; yabanıl Küreselleşmeye son verelim.
6. Küresel işbirliği ve eşgüdüm içinde olalım Dünya Sağlık Örgütü ile.
7. Tıp ve sağlık bilimlerine yatırım yapalım, betona değil.
8. Ulusal Hıfzıssıhha (Koruyucu Sağlık) Kurumunu bilimsel olarak özgür, yönetsel ve akçalı (mali) bakımlardan özerk (otonom) kılalım; afet planları yapsın, temel aşıları ve ilaçları üretsin.
9. Çevreye saygılı olalım, onu fahişe gibi görmeyelim, birlikte barış içinde yaşamak (peaceful co-existence) zorunda olduğumuzu, yeryüzünün biyolojik anlamda “zorunlu paraziti olduğumuzu” hiç unutmadan, “sürdürülebilir kalkınma” (sustainable development) yerine “sürdürülebilir yaşam (sustainable life) ilkesini (paradigmasını) koymak zorunda olduğumuzu görelim.
10. Bunca devasa / yersiz / gereksiz / kaldırılamaz nüfus sorunu ile yüzleşelim ve Yeryüzünün kaldıramadığı 7,8 milyar nüfusu artık üst sınır görelim ve demokratik yollarla insanları kazanarak – ikna ederek

HER AİLEYE 1 ÇOCUK ilkesini zorunlu genelgeçer kılalım.

  • Kuşkusuz tüm önlemlerin genel çerçevesi BİLİMSEL AKILCILIK!

Sevgi ve saygı ile. 24 Mayıs 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

ArtıTV programımız : Korona Salgınında Neredeyiz, Ne Yapılmalı??

ArtıTV programımız :
Korona Salgınında Neredeyiz,
Ne Yapılmalı??

Sn. Nazım Alpman beyefendi ile bu sabah 10:00’da başlayarak Korona Salgınını değerlendirdik. 48 dakika sürdü.
Sn. Alpman’ın sorularını yanıtlamaya çalıştık.
Önce 19 Mayıs 1919’un 101. yılının anlamını aktardık.
Ardından da COVID-19 salgınını irdeledik.
Olanak verildiği için teşekkür ederiz.
Kayıdın herkese yararlı olmasını dileriz.
Ne yazı ki ortada bilimsel olmayan bilgileri kimi “uzmanlar” (!?) dillendiriyor.
Bilgi kirliliğinden çok ürküyoruz.

  • Çocuklara bir şey olmazmış, futbolculara bir şey olmazmış!?

Dünya Sağlık Örgütü‘nün uyarıları ortada:

  • Her yaştan insanın virüsten korunmak için gerekli tüm adımları atması isteniyor..Genç insanların da, ek hastalıkları olmasa bile (eşlik eden 5 önemli hastalık) bu hastalıktan (COVID-19) ölme olasılığı var.. Bu risk göz ardı edilemez.Bütün birikimimiz ve bilim namusumuzla halkımıza doğruları aktarmak için olağanüst bir çaba ile çalışıyoruz.Paylaşılması, dağıtılması… dileğiyle

    Sağlık Bakanı F. Koca’nın deyimi ile “kelebek etkisine” feda etmeyelim insanlarımızı. Dr. Koca “haklı” olarak uyarıyor cik (tweet) ietisi ile : Dr. Fahrettin Koca @drfahrettinkoca

  • Küçük bir etkenin, kestirilemez büyüklükte sonuçlar doğurmasına Kelebek Etkisi denir. Vuhan’da ortaya çıkan Koronavirüs’ün tüm dünyada hayatı alt üst etmesi gibi. Şimdi de küçük bir ihmal, bir uçtan bir uca tüm Türkiye’yi etkileyebilir. Risk devam ediyor. Tedbirlere uyalım.

    Image

İyi de, kabak çiçeği gibi açılma girişimlerine ne demeli??

Geçelim KELEBEK ETKİSİ’ni, TSUNAMİ ETKİSİ riski ile yüz yüze gelebiliriz..

  • Salgın ANONİM ŞİRKET’in kör kâr güdüsüyle yönetilemez!Yalnızca EPİDEMİYOLOJİ BİLİMİ ilkeleri ile yönetilir.İktidarın sözü ve eylemi çok çelişkili..
  • Dileriz faturası fazladan ama önlenebilir masum insan ölümleri olmasın / olmaz ??!!

Sevgi ve saygı ile. 20 Mayıs 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com