PANDEMİNİN İLK 14 GÜN DEĞERLENDİRMESİ

PANDEMİNİN İLK 14 GÜN DEĞERLENDİRMESİ

Değerli site okurlarımız,

Bizim de üyesi olduğumuz HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ (HASUDER), korona salgını sürecinde etkmin biçimde çalışmakta. Uzmanlık Derneğimiz,

YENİ KORONAVİRÜS HASTALIĞI (COVID-19) GÖREV GRUBU

adı ile bir birim kurarak süreci izlemeye koyuldu. Bu bağlamda ilk rapor, başlıkta görüldüğü üzere,

 

  • PANDEMİNİN İLK 14 GÜN DEĞERLENDİRMESİ

başlığını taşımakta. Emek veren meslektaşlarımıza ve özellilkle, Edirne’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında uzun yıllar birlikte çalıştığımız, bu Raporun takım önderi (ekip lideri) Sn. Prof. Dr. Muzaffer Eskiocak’a eşekkür ederiz. Rapor pdf biçiminde. Aşağıdaki gibi başlıyor :
****

Bu Durum Raporu,
Prof. Dr. Muzaffer Eskiocak,
Dr. Öğr. Üyesi Meltem Akın Dikleli,
Prof. Dr. Gül Ergör
ve Arş. Gör. Dr. Eray Öntaş’ın

katkılarıyla HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ (HASUDER)

YENİ KORONAVİRÜS HASTALIĞI (COVID-19) GÖREV GRUBU İş Planı
çerçevesinde hazırlanmıştır.

Değerlendirmenin amacı, yöntemi ve kısıtlılıkları

Bu çalışmada, COVID-19 pandemisinin ülkemizde ilk olgunun duyurulmasından sonraki 15 gün içinde geçen süreci değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu değerlendirme; salgın yönetim sürecinde olanların, ellerindeki veriler gözeterek mevcut durumu değerlendirmelerine ve karar süreçlerine katkıda bulunabileceği umuduyla yapılmış ve paylaşılmıştır.

Yöntem:

Sağlık Bakanı her gün basın açıklaması ve/veya tweet iletisi ile kamuoyuna bilgi vermiştir. Sağlık Bakanının basın açıklamaları ve tweet mesajları, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) durum raporlarındaki Türkiye verileri ve ECDC verileri değerlendirilerek; gazete haberleri, salgın yönetimi ve DSÖ’nün COVID Pandemisi sürveyansı için önerileri doğrultusunda işlenmiştir.
****
Rapor davamla;

Test Yapılan Merkezler
 Test yapılmaya Ankara’da referans laboratuvarda başlanmış,
 Ardından İstanbul, Erzurum ve İzmir, Adana, Samsun eklenmiş
https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-koronavir%C3%BCse-ne-kadar-haz%C4%B1r/a-52714162
https://www.saglik.gov.tr/TR,64493/saglik-bakani-koca-koronaviruse-iliskin-son-durumudegerlendirdi.html
 Sağlık Bakanı, Meclis konuşmasında laboratuvar sayısının 12’ye çıktığını, tüm illerde test
yapılacağı ve ücretsiz olacağını duyurmuş (19.03.2020),
https://www.saglik.gov.tr/TR,64544/bakan-koca-tbmmde-koronavirus-ile-mucadeleye-iliskin-sunumyapti.html
 25.03.2020’de laboratuvar sayısının 23 ilde 37 merkeze ulaştığı bildirilmiştir.
https://www.milliyet.com.tr/gundem/corona-testlerinde-laboratuvar-atagi-6173269

Vaka Sayısı

Vaka sayısının 98’den 191’e ulaştığı ilk hafta sonunda virüs dolaşımı importe olmaktan çıkıp yerel dolaşım olarak nitelendirilmiştir. Sağlık Bakanı ülkede virüsün yaygın dolaşımda olduğunu duyurduğunda, DSÖ raporunda da Türkiye durumu “Yerel dolaşım” olarak görülmektedir.
(Kaynak: WHO, Situation Reports https://www.who.int/docs/default-source/coronaviruse/ situationreports/20200319-sitrep-59-covid-19.pdf?sfvrsn=c3dcdef9_2)

Ölüm Bildirimi
İlk ölüm 7. günde duyurulmuştur. Ölen 44 olgunun yalnızca 2’sinin 60 yaşın atında olduğu bildirilmiştir. (https://www.saglik.gov.tr/TR,64648/bakan-koca-koronaviruse-iliskin-tedbirleri-ve-son-durumudegerlendirdi.html)
****
Prof. Eskiocak ve çalışma arkadaşlarının bu önemli raporu devamla, Salgınn Epidemiyolojik olarak bilimsel eksende yönetilebilmesi için bilinmesi gerekenlerin BOŞ TABLOLARI ile sürüyor.

Sağlık Bakanlığınca dikkate alınması dileğimizdir.

Raporun bütünü 12 sayfa ve aşağıdaki erişkeden indirilerek incelenebilir, paylaşılabilir.

PANDEMİNİN İLK 14 GÜN DEĞERLENDİRMESİ 26.03.2020. Eskiocak ve ark.

Bir kez daha HASUDER’e ve çalışma kuruluna teşekkür ederiz..
****

Bir kez daha vurgulayalım ki; bu salgının yönetimini AKP iktidarı gereğince yapamamaktadır.
Bir kez çooook gecikilmiş, ilk olgunun Ç,n’den bildiriliği 31 Aralı 2019’dan sonra gerekli hazırlıklar yapılmamıştır.

Bunların başında sağlık sektörünün çok yönlü güçlendirilmesi geliyordu. Maske, özel giysiler, ilaçlar, hastane yatakları ve yoğun bakım birimleri, halkın ve sağlık çalışanlarının eğitimi, karantina yerleri ve sahra hastaneleri ya da uygun binaların hastaneye dönüştürülmesi..

Özellikle TEST YAPILMAMASI ciddi hata kaynağı oldu. Dünya Sağlık Örgütü sürekli olarak 3 adımlı reçeteyi vurguladı :

1. Test yap
2. Testle yakalanan Taşıyıcı / kuşkulu olguyu karantinaya al, toplumdan ayır..
3. Testle yakalanan hastaları izole et ve erkenden sağaltıma başla..

Bunları yapmadık, hala yeterli yapmıyoruz.. Bu hafta içinde bile hangi tarama / tabı testini kullanacağımızı belirleyemedik.. Çooook ciddi zaman yitimi oldu ve olgular patladı sonunda.

2. büyük hata Umre’ye izin verilmesi oldu. 21500 kişi, çoğu yaşlı olmak üzere gittiler ve döndüklerinde yarısından bile azı karantinaya alındı. Çoğu topluma (İstanbul, Kocaeli ağırlıklı) dağıldı, çooook sayıda ziyaretçi kabul ettiler ve yangına adeta benzinle gidildi..

Öğrenci yurtları boşaltıldı ve binlerce öğrenci etik ve hukuk dışı biçimde evlerine yollanarak toplum içi hareketlilik çok artırıldı, oysa son zamanlarda herkese AMAN EVDE KAL… demekteyiz. Bu

  • Uumrecilere, Türkiye’ye dönerken uçakta parasetamol içerikli ateş düşürücü dağıtıldığını ve termal kameralardan ateşi olanların kaçırıldığını  dehşetle öğreniyoruz..
  • Bu davranış Müslümanlığa asla yakışmadığı gibi, insan haklarının da açık ihlalidir.

Ve son olarak, sınır kapılarından girişler denetlenmedi, bu kapılar çoooook geç kapatıldı.

Öte yandan Türkiye’de 5 milyon dolayında Suriye ve Irak vatandaşı var, kaçak 1 milyon dolayında nüfustan söz ediliyor; işsizlik ve yoksulluk çok yakıcı, yaşam standartları geri..

Böyle bir tabloda Türkiye yakalandı..

Şimdilerde, AKP = TEK ADAM ERDOĞAN, yangının hızla büyümemesi için duacı. Salgın hızla tepe yaparsa, hasta ve ölüm sayılarının çok artması siyasal faturası kaçınılmaz bir durum. Öte yandan tam bir sokağa çıkma yasağı ilanı ise ekonomik bakımdan kaldırılabilir değil. 1,1 trilyon TL olarak bağlanan 2020 bütçesi zaten 139 milyar TL açık öngörmekte. TCMB yedek akçeleri ve yıllık kârına geçen yıl el kondu. Borç gırtlağı aşıyor ve yeni kredi = dış borç almak, Devlet tahvilleri ile tefeci faizi verilmesine karşın olanaklı olamıyor..

  • Tüm umut, salgınun hızlı bir tepe yapmadan 2-3 hafta içinde yavaşlamaya geçmesi, salgın eğrisinin düzleşmesi.. Ya da zamana yayılması Ne var ki, salgının uzaması ekonomik yıkımı büyütecek..
  • Türkiye, çoook gecikmiş olsa bile, çok sayıda test yapmalı ve DSÖ stratejisi ile salgını yönetmeye bakmalıdır; bir kez daha UYARMIŞ OLALIM..

Bu gün akşam, Sağlık Bakanlığı resmi verileri aşağıda (https://covid19.saglik.gov.tr/) :

Responsive image

Dünyadaki durum ise şöyle (https://www.worldometers.info/coronavirus/ 28 Mart 2020, 18:39)

Koronavirus olguları: 650,913
Ölümler : 30,299
İyileşenler : 139,555

Kaba bir ölçütle, Türkiye Dünya nüfusunun %1,1’i olup, yukarıdaki ilk 2 rakamın %1,1’ni alırsak;

650,913 x % 1,1 = 7160 olgu beklenir; 7,402 olgumuz var.. Hızla tırmanıyoruz!
30,299 ölüm x %1,1 = 333 ölüm beklenebilir ama 108 ölüm var.. Keşke doğru olabilse!?

– Buzdağının ucunu yeni yeni yakalıyoruz.
Çünkü mızrak çuvala sığmıyor..
Ama AKP iktidarı gerçek durumu hala perdeliyor..
Günü gelince,

  • AKP = Erdoğan, “DÜNYA ALEM BİZE HAYRAN – KISKANIYORLAR BİZİ, hamdolsun, bütün dünyadan daha başarılı kapattık bu salgını da….” diyecek..

Hazırlık buna mı?? Yazık.. çok yazık!

Sevgi ve saygı ile. 28 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Koronavirüs salgını neleri gösterdi?

Koronavirüs salgını neleri gösterdi?

Barış DOSTER
Cumhuriyet
, 21.03.2020

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
Dünya koronavirüs salgınına karşı zorlu bir mücadele yürütürken, insanlık da çetin bir sınavdan geçiyor. Aklın ve bilimin önemi daha çok anlaşılıyor. Kapitalizmin, sağlık ve eğitim başta olmak üzere, kamusal olması gereken tüm hizmetleri, piyasa öznesi yapmasının vahim sonuçları, daha çok sorgulanıyor. Hastane ve okulları işletme; sağlık ve eğitim emekçilerini pazarlama elemanı; hasta ve öğrencileri müşteri olarak gören kapitalist zihniyet, daha çok eleştiriliyor.
Sosyalist Küba’nın sağlıktaki başarısı, tıbbi destek konusundaki insancıl tavrı daha fazla dikkat çekiyor. ABD, İtalya, Fransa gibi ülkelerin; hatta İsveç gibi refah toplumuna, sosyal devlete örnek gösterilen bir ülkenin sağlık hizmetlerindeki yetersizlikleri, egemen söylem ve ezberlerin daha çok sorgulanmasını sağlıyor. IMF, Dünya Bankası, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler’in, salgınla mücadelede bile, öncelikle Batılı, merkez, emperyalist ülkelerin çıkarını kolladıkları; mazlum milletlerin, ABD’ye kafa tutan ülkelerin, salgınla mücadele konusundaki haklı taleplerine (AS: istemlerine) kulak tıkadıkları görülüyor.
Cumhuriyet; kamucu sağlık, toplumcu hekimlik, koruyucu tıp
Türkiye’nin de önlem alırken, çıkarması gereken dersler var bu süreçten. Sıralayalım…
Kimilerinin dudak büktüğü, Atatürk’ün partisinde siyaset yapan bazılarının bile burun kıvırdığı, sol liberallerin (ne demekse o) uzak durduğu halkçılık ve devletçilik ilkelerinin, Cumhuriyetin kamuculuk ve planlama anlayışının önemi bir kez daha görüldü.
Piyasa ekonomisinin, giderek piyasa toplumuna dönüştüğü; kapitalizmin kâr hırsının, hiçbir kural, hiçbir insani, vicdani, ahlaki değer tanımadığı; özelleştirmenin bazılarının öne sürdüğü gibi her derde deva olmadığı, küreselleşmenin sınırları kaldırıp, dünyayı küçük bir köy yapıp, sorunları çözmediği görüldü.
  • Kapitalizmde kârların özelleştirildiği, zararların kamulaştırıldığı bir kez daha görüldü.
İnsanı müşteri olarak gören, önce hasta edip, sonra tedavi eden anlayışın değil;
İnsanı insan olduğu için önemseyen, yurttaş olarak gören, koruyucu tıbbı, önleyici tıbbı esas alan kamucu sağlık politikasının benimsenmesi gerektiği görüldü.
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir diyerek bilimin önemini vurgulayan, 
Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir diyen,
akıl ve bilim üzerine kurduğu Cumhuriyetin halkçı, kamucu, toplumcu yönüne dikkat çeken Atatürk’ün dehası bir kez daha görüldü.
Her alanda ehliyet ve liyakatin ne denli önemli olduğu, Türk Tabipleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği, Türk Dişhekimleri Birliği gibi meslek örgütlerinin uyarılarının ne denli yerinde olduğu görüldü.
Sözün özü;
  • Sağlıkta özelleştirmeyi değil,
  • Tıbbiyeli Hikmet geleneğini savunan Tıbbiyelilere;
  • NATO’ya ve uzantısı FETÖ’ye selam çakanlara değil,
  • Mustafa Kemal’in askeri olmanın gururunu yaşayan Harbiyelilere;
  • bakanın, genel müdürün gözüne girmek için yarışanlara değil,
  • her koşulda Cumhuriyet, devlet ve millet için çalışan Mülkiyelilere ihtiyacımız olduğu görüldü.
    ==============================

Dostlar,

Çok değerli meslektaşımız (siyaset bilimci!) Doç. Dr. Barış DOSTER’in bu yazısı gerçekten son derece önemli..

Çok temel belirlemeler netlikle yapılmış, yinelemeyelim..
Ancak son paragrafta bizi de ilgilendiren ve gururlandıran, omuzlarımıza çok ağır yükler yükleyen bir durum var..

Biz hem Tıbbiyeli (İstanbul Tıp 1977) hem de Mülkiyeliyiz (Ankara Mülkiye, 2016)..
Sanırız Türkiye’de tekiz!?
Büyük onur ve ağır sorumluluk..
Hepsini Cumuriyetimize borçluyuz..
Bu sitede ve yaşamımızda ülkemize – insanlığa borcumuzu ödemeye çabalıyoruz..

Türkiye’miz ve insanlık korona virüs salgınını da yenecek kuşkusuz..
Ancak epey ağır bedeller ödeyerek..
Ve hiçbir şey artık eskisi gibi olamayacak..
Örn. dizginsiz vahşi kapitalizm ve emperyalizmin dişleri sökülmüş olacak..

Sağlık hizmetlerini doğuştan hak eden saygın ve onurlu özneler olan insanları müşterileştiren ve sefilce soyan sağlık sistemleri tasfiye edilecek..

Devletin en temel görevi SAĞLIK hizmeti.. Görüldüğü ve yaşandığı gibi SAĞLIK HER ŞEYİN BAŞI!

Sağlıklı toplum da devletin baş ödevi..

Bunu da başaracağız tüm insanlık el ele..

Dayan Türkiye, dayan insanlık..

Sevgi ve saygı ile. 21 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

PANDEMİ DE ŞİDDET DE SAĞLIKTA KAMUSAL YAKLAŞIMLA ÖNLENEBİLİR

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın 14 Mart Mesajı

PANDEMİ DE ŞİDDET DE SAĞLIKTA KAMUSAL YAKLAŞIMLA ÖNLENEBİLİR

Sevgili meslektaşlarım,

Ülkemizde ve dünyada “Yeni Koronavirüs” (Covid-19) olarak adlandırılan ve gerekli önlemlerin alınmaması durumunda yaygın ölümlere yol açtığı bilinen bir salgın tehdidiyle karşı karşıya olduğumuz günlerden geçiyoruz. Aralık ayı sonunda Çin’de ortaya çıktığı andan başlayarak hızla dünyayı etkisi altına alan bu salgınla ilgili olarak, Türkiye’de de ilk olguların görüldüğü açıklandı. Dünya Sağlık Örgütü 11 Mart 2020’de salgını “pandemi” olarak tanımladı. Ülkelerin sağlık sistemlerinin deyim yerindeyse “sınandığı” bir dönem olacak bu… Halk sağlığına bakışın sonuçlarının ortaya çıkacağı bir dönem…

  • Tüm dünyanın sağlık hakkına ve sağlık hizmetlerine yaklaşım yönünden dersler çıkaracağı bir dönem…

Bu dönemde sağlık çalışanlarına -benzer tüm zamanlarda olduğu gibi- son derece önemli görevler düşüyor, düşecek. Peki, kim bu sağlık çalışanları?

Her tür olağandışı sağlık hizmetinin sunumu sırasında risk kümeleri arasında ilk sırada yer alanlar…

Vatandaşın sağlık hakkına sahip çıkarken, kendi özlük hakları, çalışma koşulları tahrip edilenler…

Yöneticiler tarafından günlük politik çıkarlar uğruna, sağlık hizmetlerindeki aksaklıkların sorumlusuymuş gibi gösterilerek hastalarıyla karşı karşıya getirilenler…

Özveriyle ve fedakârca sundukları hizmet sırasında giderek artan oranlarda şiddetle karşı karşıya olanlarYaralananlar, sakatlananlar, öldürülenler!…

Hekimler, hemşireler, diş hekimleri, ebeler, eczacılar, laborantlar, radyoloji teknisyenleri, fizyoterapistler, diyetisyenler, sağlık teknisyenleri, sağlık memurları, psikologlar, biyologlar, paramedikler, hastabakıcılar, taşeron sağlık işçileri… Bizler!

14 Mart’a giderken içinde bulunduğumuz sağlık ortamının küçücük bir yerden görüntüsü bu.

Genişletebiliriz; Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın çökmüş olduğundan söz edebiliriz örneğin. Öyle ki, Sağlık Bakanlığı’nın artık “veri saklar” duruma geldiğinden… (Bkz. Raporlar Sağlık Bakanlığı’nın yorumlarından farklı bir Türkiye’yi yansıtıyor)

  • Birinci Basamak sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlardan,
  • aile hekimlerinin koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaştırılıp, polikliniklere hapsedildiğinden…
  • Üniversite hastaneleri başta olmak üzere kamu ve özel birçok hastanenin finansal sıkıntı yaşadığından ve faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığından… Bu durumun salt sağlık hizmetinin niteliğini ve gelişimini değil, bilimsel araştırmaları, tıp ve uzmanlık eğitimini de olumsuz etkilediğinden…
  • Asistan hekimlerin, tıp öğrencilerinin, yaşadığı sorunlardan…
  • Sağlık alanında şiddetin Sağlık Bakanlığı’nın açıklamakta pek gönüllü olmadığı “Beyaz Kod” verilerine göre son üç yıl içinde %61 arttığından söz edebiliriz. (Bkz. Şiddeti Marifet Saymaya Karşı Savaşmak Gerek)

14 Mart Tıp Haftası çünkü!

Gözlerin sağlık çalışanlarında olması gerek. Binlerce yıldır bu topraklarda şifa dağıtmış hekimlere ve sağlık çalışanlarına kulak vermek gerek. İstemlerini dinlemek gerek, duymak gerek, anlamak gerek!

Bizler, sağlık meslek örgütleri olarak, 14 Mart Tıp Haftası dolayısıyla sağlık alanındaki sorunları dile getirmek, özellikle de sağlıkta şiddete hayır demek için 15 Mart 2020 Pazar günü Ankara’da yapmayı planladığımız Büyük Beyaz Miting’i mesleksel sorumluluğumuzun bilinciyle, tüm konsantrasyonumuzu Koronavirüs’ün yaratacağı sağlık sorunlarının çözümüne odaklayabilmek için şimdilik erteledik. Ama istemlerimiz geçerliliğini koruyor:

  • Türk Tabipleri Birliği’nin hazırladığı, sağlık emek ve meslek örgütlerinin desteklediği ve sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanların cezalarının artırılmasını öngören “Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı” bir an önce yasalaştırılmalıdır.
  • İşyerinde yaşanan şiddet, iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir.
  • Poliklinik muayene randevuları sağlık çalışanlarının hastalarıyla sağlıklı iletişim kurabileceği,  yeterince ilgilenebileceği ve nitelikli hizmet verebileceği biçimde düzenlenmelidir.
  • Acil servisler hızla yalnızca acil hastalara hizmet verecek biçimde düzenlenmelidir.
  • Birinci Basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmeli,
  • Sevk zinciri uygulamasına geçilmelidir.

Bizler, bu olağanüstü dönemde de görevimizin başında olarak; emeğimizi değersizleştiren, ücretlerimizi ezdiren, çalışma koşullarımızı her geçen gün zorlaştıran yönetim anlayışı değişinceye, sağlıktaki ölümcül şiddeti ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılıncaya, önerdiğimiz önlemler alınıncaya dek istemlerimizi dile getirmeyi sürdüreceğiz.

Sağlık alanında şiddet önlenmeli, toplumun sağlık hakkı korunmalıdır.

  • Pandeminin de, sağlıkta şiddetin de ortadan kaldırılmasının yolu, sağlıkta kamusal bir yaklaşımın egemen kılınmasından geçmektedir.

Türk Tabipleri Birliği’nin aklı ve yüreği hekimlerledir. Örgütsel deneyimimizin, bilimsel bilgi birikimimizin ve dayanışmamızın, bütün sorunların çözümünde en büyük gücümüz olduğunu biliyor, tüm meslektaşlarımızın ve sağlık çalışanlarının 14 Mart’ını kutluyorum.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman
TTB Merkez Konseyi Başkanı

SAĞLIK HUKUKU / Turkish Health LAW

logo_AUTF

 

 

Değerli AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz, Asistanlarımız;
Site okurlarımız,

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda Dönem V’te 2 saat süreli staj dersi olarak sunduğumuz TEMEL SAĞLIK HUKUKU MEVZUATI konulu dersin güncellenmiş yansılarını pdf olarak izlemek için lütfen tıklayınız..

Son olarak 25.08.2017’de 694 s. OHAL KHK’si değişiklikleri ve 1 ve 703 sayılı CBK ile yapılan değişiklikler yansıtılmıştır… Örn. artık Yüksek Sağlık Şuramız yok.. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı da.. Bakan yardımcıları var.. Bütün örgüt yapıları 9 Temmuz 2018 sonrası adeta “reset” lendi TEK ADAM tarafından..

Saglik_Hukuku (08 Şubat 2020)

Bilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta,
derste özetlenerek işlenmektedir. Bu konu 205 yansı içermektedir (4,2 MB).
Sınav kapsamında ilk 95 yansıdan sorumlusunuz. Sonrakiler ek bilgi içindir.

Konuya ilişkin olgu çalışmasını da yapmanız gerekmektedir..
Verilen 4 olgu örneğinin kazanılan bilgilerle çözümlenebilmesi gereklidir.
Bu amaçla “657 Sayılı Yasada İzinler” başlıklı dosyadan da yararlanılmalıdır.

657’de izinler

SAGLIK_HUKUKU_SEMINERI_TBB_19.9.2015

Sevgi ve saygı ile. 08 Şubat 2020

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
AÜTF Halk Sağlığı AbD Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Mülkiyeli 
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com

2014 yılının ilk Sağlık Mevzuatı dersi 8.9.14 günü sabah 08:30 – 10:20 arasında işlenmişti.
Bu ders ve ardından “Gıda Güvenliği ve Sanitasyonu” dersimiz için 
yıllık iznimiz içinde Datça’dan Ankara’ya günübirlik gelmiş ve sevgili öğrencilerimize görevimizi yapmıştık..

Yeni Koronavirüs Salgını

Yeni Koronavirüs Salgını


Değerli okurlarımız,

Yeni Koronavirus salgını tüm hızıyla sürmekte..
Ölenlerin sayısı 500’ü, doğrulanmış olgu sayısı 20 binleri aştı.
Ülkemizde henüz hastalık yok.
Gerekli tüm bilimsel önlemleri almak zorundayız.
Bu bağlamda Ankara Tabip Odamızda 4 Şubat 2020 akşamı, geleneksel Salı toplantıları kapsamında bir sunum gerçekleştirildi.

Konuşmacı, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan meslektaşımız Sn. Prof. Dr. Özlem KURT AZAP idi.

Özenle hazırlanmış ve güncel bilgiler içeren 59 yansı ile bilgilerimizi tazeledik. ardından soru – katkı – tartışma bölümü oldu. Prof. Ö.K. Azap’tan yansılarını web sitemizde yayınlamak üzere izin aldık ve aşağıda sunuyoruz. Kendisine emeği ve izni için teşekkür ederiz.

Yansıları PDF olarak izlemek için lütfen tıklayınız.. (3 MB)

Yeni Koronavirüs-4 Şubat 2020

Tartışma bölümünde, Türkiye’de ve genelde alınan önlemlerin dengeli – abartılı olup olmadığı gündeme geldi. Prof. Ö.K. Azap “abartılı” bulmaktaydı özellikle Türkiye’de alınan önlemleri. Biz karşı görüşü savunduk.. “Ro değeri”nin üstel olarak katlanarak büyüdüğünü belirttik. 4 Şubat 2020 günü okuduğumuz Çin kaynaklı bir makalede [ Shi Zhao ve ark. Preliminary estimation of the basic reproduction number of novel coronavirus (2019-nCoV) in China, from 2019 to 2020: A data-driven analysis in the early phase of the outbreak; doi: https://doi.org/], 17 Ocak 2020 günü, bir bulaşıcı hastalığın salgın yapıp yapmadığını değerlendirme ölçütü olan bu değerin –1’i aştığında, yayılma hızının salgın sayılabileceği bilinmektedir– ortalama Ro değeri aralıklarının 2.24 [ %95GA: 1.96-2.55] ile 3.58 [% 95 GA: 2.89-4.39] olarak hesaplandığını ve bu ölçütün üstel (ekponansiyel) olarak büyüdüğünün belirtildiğini aktardık. Dolayısıyla yayılma hızının tartışmasız bir SALGIN oluşu ve aritmetik hızla (eklemeli) değil üstel hızla (katlamalı) yayılma hızı nedeniyle, alınan önlemlerin abartılı sayılmaması gerektiği yönünde görüş sunduk.

Sonuç olarak;

Dünya Sağlık Örgütü‘nün “ALARM DURUMU” yerindedir.
Uluslararası toplumun işbirliği içinde uyumlu önlemler alması ile bu salgın önümüzdeki günlerde – haftalarda sönümlendirilebilecektir.
Sağlık Bakanlığı’nın, BİLİM KURULU  son derece yerindedir ve tüm politikalar bu Kurulun önerileri doğrultusunda özenle sürdürülmesini dileriz.

  • PANİK tepkisi vermek yersiz ve gereksizdir.
  • Bilimsel önlemleri uygulamak ve sakin olmak gerekir.Bu arada, yeri gelmişken, Yeni Koronavirüs küresel salgını (Pandemi) ile ilgili kamuoyuna her gün açıklamaları Sağlık Bakanı yerine, “Bakanlık Sözcüsü“nün yapmasını öneriyoruz.
    ABD’de bu bağlamda görevlendirilen “Surgeon General” kurumu / makamı vardır.
    Uzun yıllar içinde bu makam halkın büyük güvenini sağlamıştır ve kamuoyunu aydınlatmada etkili bir araç olarak yararlanılmaktadır.

    Koronavirüs salgını ile ilgili Dünya Sağlık Örgütü‘nün toplumu bilgilendirme amacıyla hazırladığı görseller, Sağlıkta Hamilik Topluluğu (SAHA) ve gönüllü öğrenciler tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Toplumun koronavirüs farkındalığını artırmak için hazırlanmış olan bu çalışmanın görsellerine aşağıdaki erişkeden (linkten) ulaşılabilir…

  • DSÖ – Koronavirüs Salgını Türkçe Görselleri-20200206T205425Z-001

    Sevgi ve saygı ile. 06 Şubat 2020, Ankara

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
    Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı / AÜTF Halk Sağlığı AbD
    www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com