Etiket arşivi: M. K. ATATÜRK

Flash Haber TV Programımız – 26 Kasım 2022

Dostlar,

Dün, 26 Kasım 2022 gecesi FLASH HABER TV‘de Sayın Burcu UĞUR‘un konuğu olduk.

Sn. Uğur, MİLLET MASASI programında CHP, Deva P, Demokrart Parti ve Gelecek Partisi temsilcilerini Gn. Bşk. Yrd. / Milletvekili düzeyinde davet etmişlerdi. Saat 21:00’de başlayan programa biz 80. dakikalarda çağrıldık ve yaklaşık 45 dakika kaldık. (Programın 01.20 – 02:05 saatleri arasında).

CHP İstanbul Milletvekili Sn. Özgür Karabat
DEVA Partisi Gn. Bşk. Yrd. Sn. Av. Doğa Şanlıoğlu,
Gelecek Partisi Gn. Bşk. Yrd. Sn. Doğan Demir
DP Gn. Bşk. Yrd. Sn. Bülent Şahinalp program konukları idiler ve bize sunumumuzun ardından sorular yönelttiler :

– Kovit-19 salgını ne durumda?
– Salgın yeniden patlayacak mı?
– Türkiye’de 2020 ve 2021’de TÜİK ölüm istatistiklerini neden yayınlamadı?
– Kovit-19 ölümleri gerçekten Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı 105 bin dolayında mı yoksa yaklaşık 3 katı mı?
Neden AKP = RTE anti-demokratik “tek adam rejimi” ölüm sayılarını açıklamıyor? Dünyada bir başka örneği var mı bu fiyaskonun?
– Aşılar hala güvenli mi?
– “Anımsatma dozu” ne anlama geliyor son durumda.. 6., 7. aşı mı yapılmalı?
Toplum Bağışıklığı ne düzeyde?
– Neden Türkiye 15 günde bir Kovit-19 verisi açıklıyor ve neden sayılar toplumda algılanan / yaşananın çoook çook altında?
– Birçok dünya ülkesi günlük veri açıklamayı sürdürürken Türkiye neden 2 hafta geriden ve 2 haftalık güncel olmayan ve Epidemiyolojik açıdan değersizleşen veriler açıklıyor, Dünya Sağlık Örgütü‘ne güncel ve gerçek veriler sunmuyor?

Ve… program sahibi Sn. Burcu Uğur‘un yerinde soruları.. Aşı Karşıtlığı vd.
***
2023 Sağlık Bakanlığı bütçesi 379,4 milyar TL / 4,47 trilyon TL = %8,4.. Gene %10’un gerisinde ve sağlık emekçilerinin geliri büyük çoğunlukla yoksulluk altında. Bu güdük bütçenin %15’i ise salt 8 şehir hastanesine :

  • Ulusun alın terini rant aktararak Türkiye’yi talan etmeye ve yerli  – yabancı yandaşları varsıllaştırmayı kurgulu biçimde sürdürüş! İhanetle eşdeğer!

Neden salgın 3. yılı biterken “bitirilemedi” !?
Neo-liberal kapitalizmin vahşeti ve masum insanların
– aşıya,
– erken tanıya,
– etkin sağaltıma
erişemeden önlenebilecek iken salgına kitlesel kurban verilmesi!!??

  • Küresel toplumun asıl sorgulaması gereken ve mutlaka üstesinden gelmesi gereken insanlık dışı köhnemiş ideolojisi.. Türkiye’deki uzantısı ile..

AKP = RTE hukuk dışı TEK adam rejiminin genel kötücül (malign) yönetimi sağlık alanına da tüm yabanıllığı (vahşeti) ile yansıyor.. Hızla kurtulmalıyız bu kahredici kuşatmadan / çökertmeden, ilk seçimde..

İzlemek için lütfen tıklayınız..
İzlenmesi, paylaşılması ve gereklerinin dayanışma ile – örgütlülükle yerine getirilmesi dileğiyle..

https://youtu.be/ramDpo_Q58o

  • “Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir. Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.” M. K. ATATÜRK

Sevgi ve saygı ile. 27 Kasım 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, BSc, LLM
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı
Hekim, Hukukçu-Sağlık Hukuku Uzmanı, Mülkiyeli
www.ahmetsaltik.net            profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik           twitter : @profsaltik

ULUSAL AHLAK VE ULUSAL BEKA KRİZİ NEDİR?

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

ULUSAL AHLAK ve ULUSAL BEKA KRİZİ NEDİR?

(AS: Bizim katkılarımız ve çekincelerimiz yazının altındadır..)

Ulusal ahlak ve beka krizi; bir insanın kendi ailesini, kendi vatanını, kendi toplumunu, kendi devletini, kendi kültürünü, kendi dilini, kendi tarihsel öğretilerini, kendi soydaşlarını ve kendi yurttaşlarını terk edip başka toplumlar, ülkeler ve devletlerin ideallerine göre programlanıp başkaları için çalışması, çaba göstermesi ve hatta savaşmasıdır. Tarih bunun örnekleri ile doludur.

Bu anlamda, biz Türkler olarak, bin yılı aşkındır Arap Dili ve Arap milliyetçiliği için, 1950’lerden bugüne de büyük oranda ABD’nin idealleri ve emperyalist hedefleri ve çıkarları için çalışıyoruz!

Dinler evrenseldir (AS: çekincemiz aşağıda..). Ayrıca dinler ve inançlar hiçbir ulusun tekelinde değildir. Uygarlık da evrenseldir (AS: çekincemiz aşağıda..).

Ahlaklı, vicdanlı, adil, kul hakkı yemeyen iyi bir Müslüman olmak için Arap milliyetçisi olmaya ya da uygar bir insan olmak için emperyalistlerin çıkarlarını gütmeye gerek yoktur.

Müslüman olmak Araplaşmayı, Arp milliyetçiliğine bilerek ya da bilmeyerek, hizmet etmeyi gerektirmez. Ne yazık ki içimizde hâla Arap alfabesini ve Arap dilini kutsal sayan insanımız hiç de az değildir (notumuz aşağıda..). Ancak Araplara ve Arap kültürüne düşman olmaya da gerek yoktur. Türk Dili ve kültürü ne ise Arap Dili ve kültürü de odur. Diller ve kültürler arasında bir alt ya da üst hiyeraşisi (katmanlama) kurulamaz. Aynı biçimde Batı, ABD hayranı, Batı taklitçisi ve gözü kapalı olarak Batıcı olmak da gerekmez. Yalnızca BATILI OLMAK yeter.

Batılı olmak, Batının çıkarları ve emperyalist emellerinin yanında olmak değildir. Batıda tarih ve toplum sahnesine çıkan çağdaş, Aydınlanmacı evrensel anlayış ve uygarlıktan yana olmaktır. Bu uygarlıktan türeyen değerler sistemini benimsemektir. Yurt sevgisinde, ülke ve toplum kalkınmasında Batılı gibi akıl ve bilimle eğitilmek, düşünmek ve davranmaktır.

Her ulusun kimliği kendisi için önemli ve değerlidir. Saygı duyulmalıdır. Ancak ulusların bilerek ya da bilmeyerek kendi ulusal kimliklerinden vazgeçmeleri doğru değildir. Hatta büyük bir sorumsuzluk ve vebal olur. Bu anlamda M. K. ATATÜRK asla Batıcı değil Batılı oldu. Kurtululuş Savaşını Batıyı yenerek kazandı.Türkiye Cumhuriyetini Batıya karşın kendi ulus kimliğine dayanarak kurdu. Batılı emperyalistleri yurdumuzdan kovan Lozan Antlaşması Batıya karşın bağıtlandı. Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu‘nu bu nedenlerle kurdu.

Ümmet kimliği ve ümmetçilik ise aynı dinin farklı kültürlerine sahip birçok farklı ulusu tek bir dinsel kimlikte birleştirme amacına yöneliktir. Arap halkları bile aralarında birlik kuramıyorlar. Çünkü ümmetçilik ütopiktir ve olanaksızdır. Ulusların salt din ve ahiret için çalıştıkları varsayımı gerçekçi değildir. Ayrıca toplumları aklın, bilimin ve teknolojinin yardımı olmadan yalnızca dinsel ahlak öğretileri ile kalkındırma ve geliştirme olanakları da yoktur. Bu nedenle,

  • Uygar dünya artık teokratik (dinci) feodal kültür ve dogmatik değerlerle yaşama dönemini kapatmıştır.

Ortaçağ çok gerilerde kalmıştır. Toplumlar ve bireyler için din, inanç ve vicdan özgürlüğü ve ulus kimliği ön plana çıkmıştır. Çoğunlukcu olmayan ama temelde çoğulcu, sözde değil özde demokratik toplumsal yapılanmalara, hukukun üstünlüğüne ve yurttaşların eşitliğine dayalı bir siyasal anlayış bilinci oluşmuştur. Yeni Dünya ve siyaset düzeni bunu gerektirmektedir. Artık

  • Ümmetçiliğin yeni dünya düzeninde ve dünyanın geleceğinde yeri kalmamıştır.

Tarihimizin genel akışı içinde, bu yeni dünyanın ekonomik, sosyal, kültürel, bilimsel ve siyasal düzenini en doğru ve en iyi kavrayan ve uygulamaya aktaran siyasal önder de Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk‘tür. O’nun ve ulusumuzun kendi özgür istençleri ile kurdukları laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olanTürkiye Cumhuriyeti’dir. Bu, Cumhuriyetin kuruluş felsefesidir, kuruluş ilkeleridir. Ayrıca özgür akıl ve bilim destekli engin yurt ve ulus sevgisidir.

Gümüzde bile, tüm küreselci, emperyalist yoğun telkinlere karşın ulus devlet ve ulus kimliğinin önemi ortadadır. Putin, Ortodoks Hristiyanlık için savaşmiyor, Rus halkının ulus kimliği için savaşıyor. Aynı biçimde, Ukrayna halkı da kendi ulusu, kendi dil ve ulus kimliğini korumak için direniyor… (AS: natumuz aşağıda)

Sonuç olarak                     :

  • Araplaşmak, Acemleşmek… ya da Batıcılaşamak ayn sonucu doğurur.
  • Ulus bilincinin yitimi ulusal bekanın (sağkalımın) da yitirilmesi demektir
  • Kendi ulusal kimliğini ve ulus bilincini koruyarak, nedensiz biçimde, hiçbir ulusu düşman olarak etiketlemeden;
  • Yurtta ve dünyada barış” ilkeleri içinde yaşamanın yollarını aramak en doğru rotadır.

================================
Dostlar,

Sayın Çivi’nin “Dinler evrenseldir” düşüncesine katılmamız olanaksız.. En azından islam dini için.. Kuran kendisi sınırını çizip amacını sınırlıyor :

  • İslam Arap’ın dini.. evrensel değil, yerel!

Yusuf-2 : Biz Kuranı, anlayasınız diye, Arapça indirdik…
إِنَّا أَنزَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
…İnnâ enzelnâhu kur’ânen arabiyyen le allekum ta’kılûn…

İbrahim-4 : Biz her Peygamberi kendi Kavminin Dilinde gönderdik…
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ بِلِسَانِ قَوْمِهِ لِيُبَيِّنَ
…mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî liyubeyyine lehum…
***
Ayrıca “Uygarlık da evrenseldir” görüşüne katılamıyoruz.
Uygarlıklar yerel ve onu yaratan uluslarla sınırlıdır. Örn. Maya uygarlığı, Aztek uygarlığı.. Batı uygarlığı..

Ama MEDENİYET evrenseldir, tekildir ve aşkın bir kavram olarak Uygarlıkları da içerir.
***
Evimize gelen bir su teknisyenini “Selamın aleyküm” sözüne karşılık “günaydın” ile karşılamıştık 1-2 yıl önce. Genç adam şaşırdı, “Allahın selamı..” dedi. Konuştuk biraz.. Kendisini “Arap” sanıyordu, Türk olduğunu bilmiyordu!!
***
Ukrayna ne yazık ki emperyalizmin silahlı örgütü NATO yalakalığı yapmakta idi bir yandan..

Sevgi ve saygı ile. 25 Mart 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

 

SİYASETÇİ VE DEVLET ADAMI FARKI

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

Kendi iç ve dış siyaset stratejisinin (yordamının) odak noktasına daima (sürekli) partisinin ve kendisinin çıkarlarını yerleştiren insanlara SİYASETÇİ; devletin ve toplumun tümünün ortak iç ve dış çıkarlarını yerleştiren ve bu rotadan hiç ayrılmayan gerçek liderlere de DEVLET ADAMI denir.

Örneğin Vahdettin sadece (yalnızca) kendi tahtını kurtarma peşinde olduğu için kendince siyasetçi; M. K. Atatürk ise; hiçbir bireysel çıkar peşinde olmayıp yalnızca devleti ve milleti (ulusu) kurtarmak istediği ve tüm siyasal stratejisini (yordamını) bu temel amaca göre kurguladığı için gerçek devlet adamıydı.

Siyasetçinin vizyonu gelecek seçimi kazanmaktan ibarettir. Halbuki devlet adamının vizyonu halkını ve devletini uygar bir geleceğe taşımak ve uygar devletler düzeyine ulaştırabilecek projeler (tasarımlar) üretebilmektir.

Ne yazık ki, Türkiye’ de siyasetçi gereğinden çok fazla, fakat devlet adamı kıtlığı had safhadadır (çok üst düzeydedir).
============================

DİNBAZLAR!

İyi tanı dindar ile dinbazı,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Dindardan hem Allah hem de kul razı,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Dindarlık imandır, Hakkı bilmektir,
Kul hakkı yememek, dürüst olmaktır,
Dinbazlık riyadır, halkı yolmaktır,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Dindarlar dürüsttür, doğru sözlüdür,
Saygı, sevgi yüklü, ahlak özlüdür,
Dinbazlar kurnazdır, iki yüzlüdür,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Dinbazın tanımı, din düzenbazı,
Bağırtmadan yolar dipdiri kazı,
Haramdan, talandan utanmaz yüzü,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Haram kazanç için el-etek öper,
İnancı sahtedir, servete tapar,
Ahlakın, edebin özünden kopar,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Yemin billah ile satar malını,
Kinden, iftiradan çekmez dilini,
Dindar görünerek bulur yolunu,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Çıkar tuzağıdır eylemi, sözü,
Haram tezgahlarda dokunur bezi,
Karun olsa bile, hep açtır gözü,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Zehiri bal diye satabilendir,
Dostunu tuzağa atabilendir,
Mazlumun malını yutabilendir,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Dinbaz dilbaz olur, din, iman satar,
Din baronu olur herkese çatar,
Milleti kandırır, malını yutar,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Dinbaz halkı Allah ile kandırır,
Dümenini din satarak döndürür,
İncir diker, ocağını söndürür,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
İnancını, imanını çürütür,
Vicdanını, insafını kurutur,
Edebini bir mum gibi eritir,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Siyaset yolunda etkin biridir,
Ticaret çarkının baş aktörüdür,
Temel sermayesi din faktörüdür,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Birlik der; ikilik mayası çalar,
Irkçı, dinci sosla milleti böler,
Ulus birliğini defterden siler,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.
Xxx
Halil Çivi söyler, ibret alana,
Canım kurban gerçek dindar olana,
Tanı dinbazları, kanma yalana,
Sakın dinbazlara aldanma gönül.

 

Prof. Dr. Halil Çivi
22 Eylül 2021, Seferihisar / İZMİR

ATATÜRK’e SALDIRILAR…

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

(AS: Sayın Çivi’nin güncel bir şiiri yazının altındadır.)

Vatandaş soruyor; ” Hocam Atatürk’ e saldırılar konusunda ne düşünüyorsunuz; niye yazmadınız, kısaca yazabilir mısınız.”
Haklısınız, görevimi anımsattığınız için size çok teşekkür ederim. Yazmaya çalışayım:

Ulu önderimiz ve ebedi akıl, bilim ve rota rehberimiz M. K. Atatürk Çağdaş Türkiye’nin hem devamlı doğru gören GÖZÜ, hem akılcı ve bilimsel düşünen BEYNİ, hem her zaman ve her koşulda yurt ve yurttaş sevgisi ile çarpan KALBİ ve hem de bu göz, kalp ve beyin arasında kesintisiz olarak yaşamsal iletişim kuran ŞAH DAMARI’dır.

  • Atatürk’ e her türlü saldırı ve hakaret, laik, sosyal ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşamsal organları ve temel değerlerine saldırı ve hakarettir.

Kutsal dinimizin ve kutsal kitabımızın ayetlerini amaç ve gerçek dışı kötüye kullanarak bu kutsalları siyasete alet etmek ve bireysel özel çıkarlar için dinimizi dünyevileştirmeye yeltenmek asla hoşgörü ve düşünce özgürlüğü konusu olamaz.

O dönemde Ezan ve ibadet asla yasaklanmamıştır. Tıpkı bu gün olduğu gibi, Türkiye’nin her yerinde ve her mabedinde okunmaya ve ibadete devam edilmektedir. Yapılan şey, o dönemin dünya konjonktürü (AS: topludurumu), inançlara saygı ve küresel barış gereği olarak, yalnızca eski bir Hıristiyan Kilisesi olan Ayaofya’nın müzeye dönüştürülmesinden ibarettir.

Bu hakaretler mutlaka hukuksal karşılığını bulmalıdır.

Zaten toplumumuz da hem Atatürk‘ e saldıranları ve hem de bunun hukuksal gereklerini yerine getirmeyenleri asla bağışlamaz…

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Yekta Güngör Özden’in özdeyişi ile,

  • ATATÜRK TÜRKİYE; TÜRKİYE DE ATATÜRK demektir.”

 

 

MİDESİYLE DÜŞÜNENLER
(Çıkar Maskaraları)

Gönüllerde yer bulamaz,
Midesiyle düşünenler.
İnsana yoldaş olamaz,
Midesiyle düşünenler.
XXX
Haktan hukuktan koparlar,
Mala, paraya taparlar,
Ahlaksız yola saparlar,
Midesiyle düşünenler.
XXX
Siyaseti yalan sanır,
Yönetmeyi talan sanır,
Ne arlanır, ne utanır,
Midesiyle düşünenler.
XXX
Kumpas çarkı döndürürler,
Yalana inandırırlar,
Cahilleri kandırırlar,
Midesiyle düşünenler.
XXX
Adaleti sele salar,
Merhameti yele salar,
Kandaşına kara çalar,
Midesiyle düşünenler.
XXX
Hukukun dulu olurlar,
Makamın kulu olurlar,
Zalimin kolu olurlar,
Midesiyle düşünenler.
XXX
Güçlüye karşı susarlar,
Mazluma zehir kusarlar,
Yoksula hava basarlar,
Midesiyle düşünenler.
XXX
Mala mülke saldırırlar,
Küplerini doldururlar,
Halka saç baş yoldururlar,
Midesiyle düşünenler.
XXX
Bolca kendini överler,
Hep sağa- sola söverler,
Her akşam kadın döverler,
Midesiyle düşünenler.
XXX
söz sırası,
Halil Çivi Bunlar çıkar maskarası,
İnsanlığın yüz karası,
Midesiyle düşünenler.
XXX
05 Haziran 2021
Prof. Dr. Halil Çivi
Doğanbey / Seferihisar / İZMİR

DİNCİLİK, IRKÇILIK ve DEMOKRASİ ÜZERİNE KISA NOTLAR…

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...

Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

1- DİNCİLİK

Gerçek ve içten (samimi) dindarlar “DİNCİ” olamazlar. Onların inançları, ahlakları, adalet, liyakat ve vicdan ölçüleri Allah’ın ilahi kutsal buyruklarını kendi çıkarlarına alet etmeye uygun değildir. Dindarlar kul hakkı yemezler. Her türlü cebir, şiddet, kin, nefret, yalan, iftira ve haksızlıklardan uzak dururlar. Yaşadıkları ortama huzur, güvenlik, esenlik ve barış getirirler. Selamlaşmaları bile güven ve esenlik üzerinedir. Olağan yaşamlarına yardımlaşma, dayanışma, dostluk, iyilikseverlik ve hoşgörü … egemendir.

  • Dindarlık ilahidir; dincilik ise ideolojiktir. Dinin kötüye kullanılmasıdır.

2- IRKÇILIK

Gerçek ve içtenlikli (samimi) milliyetçiler (ulusalcılar) asla ırkçılık, kabilecilik ve kafatasçılık yapmazlar. Milliyetçiliği (Ulusalcılığı) bireysel çıkar ve bireysel istikbal  (gelecek) devşirme aracı olarak kullanmazlar. Kendi milletlerinin içerde ve dışarda, her yönden gelişmesi ve çıkarlarının korunması için üstün çaba ve çalışma içinde olurlar. Ancak başka milletlere karşı da düşmanlık beslemezler. Bu tür doğru milliyetçiliğin (ulusalcılığın)  en güzel örneğini M. K. Atatürk göstermiştir. Kurtuluş Savaşı kuvvetleri İzmir’i geri alırken, kendi ülkesine saldıran Yunan Milletinin bayrağını çiğnememiştir.

Tarihsel gelişme süreçlerine ve çağımızdaki çoğu güncel gelişmelere bakılınca şöyle genel bir saptama yapılabilir :

Genelde dincilik ve ırkçılık kozları; toplumları baskılamak, çoğu zaman da, siyasal, ekonomik, hukuksal, sosyal, kültürel (ekinsel) ve sanatsal…. alanlardaki haksızlık, yolsuzluk, adaletsizlik, ahlaksızlık, zorbalık ve çeşitli yetersizlikleri örtbas etmek için kullanılagelmiştir.

3- DEMOKRASİ

Daha iyisi bulunana dek, çağımızdaki en geçerli ve en erdemli yönetim biçimleri, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına, evrensel insan haklarına, din, vicdan ve basın özgürlüğüne, serbest, güvenli ve adil seçim sistemlerine dayalı ve milli iradeyi (ulusal istenci) doğru yansıtan çoğulcu, parlamenter sisteme dayalı anayasal gerçek DEMOKRASİLERDİR.

Darısı Türk Toplumunun başına.

Enseyi karartmayalım ve umutlarımızı diri tutalım.
***
Ek not :

KÖY ENSTİTÜLERİ NİÇİN KAPATILDI?

Köy Enstitülerinin kapatılması; Türkiye’nin akıl, bilim, sanat ve uygarlık yönündeki en önemli kalesinin düşürülmesi, Batı emperyalizminin, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye siyasetine büyük oranda egemen olması; feodal dönemdeki tarikat, cemaat ve aşiret kültürünün yeniden tedavüle (AS: dolanıma) sokulması, Kurtuluş Savaşı ile kazanılan milli irade (AS: ulusal istenç), ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık ilkelerinin yara alması, karşı devrim hareketlerinin önündeki engellerin kaldırılması demektir.

Aynı geri bıraktırıcı rota, çeşitli askeri darbelelerle daha da güç kazanarak hala sürmektedir.

Ancak önünde sonunda aklın, bilimin, uygarlığın parlak ve sürekli ışığı her türlü karanlığı güneş gibi mutlaka aydınlatacaktır.

Millet uyanmaya başlamıştır.

Ayrıca “Z” kuşağından çok umutluyum. Kötümser olmaya gerek yoktur.
================================

Mevlânı arıyorsan,
Sanma ki o Çin’dedir
Gönül gözünü aç bak,
O senin içindedir
(2)
Söz aklın meyvesidir,
Her pazarda satılmaz
Olmuşuna doyulmaz,
Hamı balla yutulmaz
(3)
Yaşi ken eğmek gerek,
Diyerek her fidanı;
Koltuk değneği yapar,
Kullanırlar insanı
(4)
İçki en büyük dostum,
Paramca sarhoş eder,
Benim dost sandıklarım,
Param bitince gider

PUSULAMIZ ŞAŞTI VE ROTAMIZ DEĞİŞTİ Mİ?

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...

Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

Yurdumuzun kurtarıcısı; demokratik ve laik Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz M. K. Atatürk, feodal, teokratik ve aile saltanatına dayalı Osmanlı Devlet yönetim modelini terk edip, yeni devletimizin pusulası ve rotasını akıl ve bilim merkezli çağdaş Batı Uygarlığına çevirmişti. Ayrıca 1925 yılında, Türkiye’deki tarikatlar, tekeler ve zaviyeleri kapatırken şu tarihsel uyarı ve açıklamayı yapmıştı:

  • ” Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet (uygarlık) tarikatıdır. Uygarlığın emir ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir.” (×)

    Atatürk ‘ün bu önemli açıklamasından tam 96 yıl sonra günümüzün tarikat ve cemaat kodamanları iktidardaki AK Parti yönetimine yaptıkları telkin ve basķılarla, 2011 yılında bizzat AK PARTİ tarafından imzalanan insan ve daha çok da kadın hakları ile ilgi olan İSTANBUL SÖZLEŞMESİ‘ni iptal ettirdiler. Mevcut siyasi iktidar, iktidarda kalma ve oy kaygısı ile onların isteğini yerine getirdi…

Tarikat ve cemaat liderlerinin İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ile ilgili tutum ve sevinç açıklamalarını 22 Mart 2021 günlü SÖZCÜ gazetesinin sayfalarında okuyabilirsiniz.

Türkiye’nin yeni rotasının hangi yöne çevrildiğini, bu yeni rotanın hangi anlama geldiğini ve ne gibi sonuçlar doğurabileceğini sizlere bırakıyorum.

(x) Sinan Meydan, PUSULA, İnkılap Yay. 94. yıl, İstanbul 2021, s. 199
******

5 Aralık 2021, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme haklarının verildiğinin 87. yıldönümü idi. Bu konunun siyasal, hukuksal, sosyal, ekonomik ve kültürel öneminden dolayı kadın hakları konusunda yazdığım bir şiirimi sizinle paylaşmak istedim.

TÜRK KADINI ve DEVRİMLER

Türk yurdunda kadınlar, sürer, eker, biçerdi
Sofrada dışlanmazdı, erkekle yer, içerdi
Eski Türk kadınları at biner, ok atardı
Düşman yurda saldırsa, cephede saf tutardı
Kadim Türk töresiydi kadına üstün değer
Hatun doğru söylerse, Hakan ona baş eğer
Ailede, toplumda erkekle kadın birdi
Hakan, Hatun devleti birlikte yönetirdi
Eski Türk töresinde Hakan, Hatun eşitti
Toplum din değiştirdi, eşitlik elden gitti
İslam çağdaş bir dindi, güzel ahlak diniydi
Adalet ve eşitlik bu dinin temeliydi
Allah’ın kitabını, Kur’anı çarpıttılar
Ulema kisvesiyle örfü dine kattılar
Arap örfü din oldu, din adına boy attı
Erkek egemen Arap bu örfleri dayattı
Arap kültürü ile fetvaya başladılar
Toplumdan, mesleklerden kadını dışladılar
Onları hakir gördü, bir kenara attılar
Peçe, çarşaf giydirdi, kafese kapattılar
Üretimden dışlandı üretken elin hası,
Üstüne kuma geldi, bu da işin cabası
Bedenine laf etti, eksik etek dediler
Maldan, mülkten dışladı, haklarını yediler
Bazen cariye diye pazarlarda sattılar
Sultana meze diye hareme kapattılar

Cumhuriyet gelince, hak, adalet dirildi

Kadınların hakları birer birer verildi
Medeni Kanun geldi, kumalığı kaldırdı
Mülkiyet eşitlendi, mirastan pay aldırdı
Türkiye’nin üstüne devrimle güneş oldu
Kadın öz kimliğini bu devrimlerde buldu
Kıyafet devrimleri çözüm üretti kökten
Türk kadını kurtuldu çağ dışı bir kılıktan
Attı çarşaf, peçeyi, parçaladı kafesi
Hem seçti, hem seçildi, daha gür çıktı sesi
Kadınlar eğitildi, üretime katıldı
Doktor, avukat, mimar… her mesleğe atıldı
Kadın, erkek bir oldu, parçalar bütünleşti
Bilim, üretim, sanat… kuvvet buldu, gürleşti

Uyan ey Türk kadını, sen artık kul değilsin
Haksızlığa baş eğme. başlar sana eğilsin
Atatürk devrimleri toplumsal bir ilaçtır
Kadın, erkek, tüm millet devrimlere muhtaçtır
Ey kadınlar eşitiz, Cumhuriyet bizimdir
Kul değiliz, yurttaşız, devrim halkımızındır
Halil Çivi bu sözler devrimler için azdır,
Atatürk sevgisini tüm gönüllere kazdır

19 Kasım 2007, Malatya
Prof. Dr. Halil Çivi

 

Bilgi notu: Kadınlarımıza, 1930’da önce belediye seçimlerinde oy verme hakkı tanındı. Bu gelişmeyi,1933’te köylerde muhtarlık için seçme ve seçilme hakkı izledi. 5 Aralık 1934’te ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilerek tüm seçimlerde erkeklerle hak eşitliği sağlandı.

 

Abdulhamit Han beklerken bakarsınız ATATÜRK çıkagelmiş

Bize gelen bir e-ileti…

Abdulhamit Han beklerken bakarsınız ATATÜRK çıkagelmiş!

ÜMİT            
Mustafa ACER
macer@ttmail.com, 27. 10. 2017

(AS: Bizim katkımz yazının altındadır..)

Sayın Prof. İlber ORTAYLI,

  • Bir tarafta Abdulhamit Han beklerken, bakarsınız ATATÜRK çıkagelmiş diyor.

Siz Osmanlı dönemi özlemleri çekerken, bir de bakmışsınız ki M. K. ATATÜRK’ün fikir ve düşüncelerine hakim olan bir yönetim geleceğimize sahip çıkar.

Ülkenin geleceği ve çağdaş uygarlık düzeyine erişmesi; ancak Atatürk İlke ve Hedeflerine bağlı kadroların iktidara gelerek “Mustafa Kemal gibi düşünmesi ve yapması” ile mümkün olacaktır.

  • Atatürk İlke ve Hedeflerini silmek için uğraşan,
  • Ülke içinde ayrımcılık yaratarak toplumu geren,
  • Hırsızlık ve yolsuzlukları ayyuka çıkmış olan,
  • Egemen Dış güçlerin etkisinde ülkeyi bölmeye,
  • Totaliter Din devleti kurma yolunda değişim uygulamaya çalışanlardan

    kurtulmanın tek yolu kendi özümüze dönmektir.

Türk Milleti’nin gerilimden uzak, ortamı normalleştirmesinin yolu,
Atatürk İlke ve Hedeflerinde birleşmektir.

Türkiye’nin Huzura erişmesi için, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Fırkası (CHP)’nin, kurucu değerlerine dönmesi kaçınılmazdır.

CHP’nin; Konfiçyus’un “Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil” sözü gereğince, bir çözüm bulmak, Atatürk İlke ve Hedeflerine inanan kadroları yönetime getirerekMevzubahis Vatansa, gerisi teferruattır” diyerek ülkenin geleceğine sahip çıkması kaçınılmazdır.

  • Bugün CHP yönetimi Egemen Dış güçlerin etkisi altında kuşatılmış durumdadır.

Ülkenin içeride ve dışarıda birikmiş çok büyük sorunları bulunmaktadır. Bu sorunlar ancak Atatürk gibi düşünen ve yapan kadrolarla aşılacaktır.

Sayın Prof. Ümit Kocasakal Başkanlığında Atatürk İlke ve Hedeflerine sahip çıkan kadroların Yönetime gelmesi durumunda, Türkiye geleceğe Ümit ile bakacaktır.
=======================================
Teşekkürler Sayın Mustafa Acer..

Prof. Ortaylı’nın saptama ve uyarıları Dikkate almaya değer..

– AKP’si malum, Atlantik ötesinin proje partisi
– Bahçelisi malum, AKP stepnesi..
– HDP’si malum, PKK’nın siyasal uzantısı olmaktan kendini soyutla(ya)madı..
– İYİ Parti daha doğarken Atlantikçi – NATO’cu..
– CHP yönetimi ne yazık ki belli ölçülerde kuşatma ve işgal altında..

İş gene başa düşüyor..
Çizmeleri giymenin zamanı geldi.
Mustafa Kemal’in kutsal emanetinin bekçileri “davranmak” zorundalar..

Anadolu’da gene ve bir kez daha AYDINLANMA kazanacak..
Hiç kimse tersine bir hedefe boşu boşuna kilitlenmesin..

Cumhuriyetimizin 94. yaşı bitiyor..
Kutlu ve mutlu olsun!
O’nu sonsuza dek yaşatacağız; hem de başı dik ve onurlu..
Mustafa Kemal Paşa boşuna söylemedi; “hedefe ok attı”!

  • ..Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır..

    Sevgi ve saygı ile. 27 Ekim 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com