TELE1’de Mustafa Balbay ile Programımız

Dostlar,

05 Temmuz 2020 Pazar günü,
Bu gün; saat
16:00 -16:45 arasında

TELE1’de Sn. Mustafa BALBAY’a konuk olacağız.

İlgi ve bilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile. 05 Temmuz 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Siyaset Bilimci – Kamu Yönetimi (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Koronavirüs zararına Euro varlık vergisi çözümü

Koronavirüs zararına Euro varlık vergisi çözümü

Nedim TÜRKMEN / SÖZCÜ, 04.07.2020

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Dünya koronavirüs ile ilgili olarak ilk dalgayı atlatmış olmasına rağmen ilk dalga boyunca yapılan harcamalar nedeniyle artan bütçe açığını kapatmak için çeşitli yöntemler aranmaktadır. Kaliforniya Üniv., Berkeley ve London School of Economics’teki Camille Landais, Gabriel Zucman ve Emmanuel Saez kaleme aldıkları “Adaletsizliğin zaferi” isimli makalede; Covid-19 salgınının neden olduğu bütçe açıklarını karşılamak için, zengin vergi mükelleflerinin servetlerine en az %1 oranında geçici bir varlık vergisi getirilmesini teklif ettiler. En zengin Avrupalıların varlıklarına getirilecek %1 ile %3 arasındaki vergi oranlarının, önümüzdeki 10 yıl içinde Avrupa’nın gayri safi yurt içi hasılasını %10’dan çok artırabileceği öngörüsünü paylaştılar.

BAKANLAR TOPLANDI

AB ülkelerinden bir grup Maliye Bakanı, 7 Nisan’da bir araya gelerek “Eurobonds” veya ülkelerin yükü kendilerinin üstlenmesini önlemek için, ortaklaşa borçları görüşmek üzere toplandılar. Yetkililer, 2007-2009 Avrupa Birliği’ndeki ülkeler arasında suçlamalara ve toparlanmayı engelleyen vergi artışlarına neden olan mali krizinden kaynaklanan çöküşün tekrarından kaçınmayı umuyor. Zucman, Saez ve Landais müşterek olarak tutulan borcun doğru yaklaşım olduğunu belirterek ancak bunu ödemek için AB’nin gelirlerinin daha fazlasını biriktirdikçe, artan devlet kredilerinden yararlanacak olan en zengin bireyler için kıta çapında bir vergi çıkarılması gerektiğini söylüyorlar.

“Bu tasarruflar kriz sırasında gelirlerini kaybedenlere yardımcı olarak, yeni kamu borcunu finanse ediyor.”

Kamu borcundaki büyük artış, büyük bir özel, kişisel servetin yaratılması anlamına gelir,

krizden sonra kişilerin özel servetinden kamu borcunun geri ödenmesine katkıda bulunmasını istemek doğal görünüyor.

UYGULAMA BAŞARILI OLAMIYOR

Servet vergileri, insanlar ekonomik eşitsizliğe odaklanmaya devam ettikçe, ekonomi politikası çevrelerinin yanı sıra siyasette de sıcak bir konu olarak gündeme gelmektedir. Ancak konunun Avrupa’da içi dolu bir tarihi var. Birçok AB ülkesi son on yılda servet vergisi düzenlemiştir.

Ama vergi idaresi, vergi kaçırma ve yönetimdeki diğer zorluklarla uğraştıkça, neredeyse hepsi yürürlükten kaldırılmıştır. Fikri eleştirenler, Avrupa başarısızlıklarına işaret ederken, destekçiler; yeni bilgi paylaşımı ve küresel vergi uygulama çabalarının yanı sıra, daha iyi tasarlanmış politikaların, bu kaderi bu sefer yeniden yazabileceğini söylüyor. Vatandaşlıklarından feragat eden veya çeşitli ulusal servet vergilerinin altına düşmemek için fiziksel olarak taşınan vergi mükellefleri de dâhil olmak üzere, Zucman, Saez ve Landais; vergi kaçırma olaylarıyla ilgili geçmiş tecrübelerden ve AB’nin neden bu servet vergisi önerisini, sendika çapında bir politika olarak kabul etmesi gerektiğinden bahsediyor. Bu uygulamanın, AB misyonuyla da uyuşacağını söylüyorlar.

“Avrupa düzeyinde bir vergi, Covid salgını ile mücadelede Avrupa dayanışmasının somut bir dayanışma örneği olacaktır. Bu bencil, ulusal ve kişisel çıkarlara dayanan tezatların üstesinden gelecektir ve Avrupa’nın gerçekten herkes için çalışabileceği duygusuna katkıda bulunacaktır.” tespiti yapıyorlar.

YA TÜRKİYE?

Avrupa Birliği dışında, Amerika Birleşik Devletleri‘nde de Covid-19’la ilgili ortaya çıkan harcamaların finansmanı için Varlık Vergisi önerileri tartışılırken, Rusya Devlet Başkanı Putin, Varlık Vergisi alınmasına ilişkin olarak tasarıyı Meclis’e sundu bile. Türkiye, Covid-19 sürecinde vatandaşına karşılıksız en az yardım yapan, hatta IBAN numarası ile vatandaşından para toplayan bir ülke olduğundan olsa gerek, Varlık Vergisi’nin V’sinden bile söz edilmiyor. TÜİK’in açıkladığı “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” verilerine göre; 2018’de Türkiye’de “son %20” olarak adlandırılan en zengin kesim, gelirin %47.6’sını alıyor. “4. %20” kesim gelirin %20.9’unu alırken en ortada yer alan “3. % 20” grubu gelirin %14.8’ini alıyor. “2. %20”nin payı %10.6 iken, en yoksul kesim olan “ilk %20”nin aldığı miktar toplam gelirin %6.1’i. Buna göre Türkiye’de en yoksul %40’lik kesime toplam gelirden düşen pay salt %17.

Varlık Vergisi şimdi değilse ne zaman?

===================================

Dostlar,

23 Mart 2020 günü HALK TV’de Korona Salgını konuşmak üzere Sn. Ufuk Söylemez’in yönettiği programa katılmıştık. Sn. Söylemez’in “.. finansman için bir yardım kampanyası mı yapılsa??” yolundaki söylemine karşı çıkmış ve ülkemizde gelir dağılımının olağanüstü bozuk / adaletsiz olduğunu, örn. ulusal gelirin yarıya yakının nüfusun en varsıl (zengin) 1/5’i tarafından gasp edildiğini vurgulamıştık. İç içe olmak üzere yoksulluğun, işsizliğin, bölgeler arası gelişme farklarının uçurum düzeyinde olduğunu da belirtmiştik. Devamla, AKP’nin 18 yılı bulan tek başına iktidarının ürünü olarak ülkemizde sermayenin önemli ölçüde el değiştirdiğini, “Yeşil sermaye” nin neredeyse her yıl 1 Dolar milyarderi ürettiğini,

“lanetli denklem 1 Dolar milyarderi = 1 milyon yoksul”!

olgusunun ülkemizde ne yazık ki geçerli olduğunu… vurgulayarak; yoksullaştırılmış halktan “iane” (yardım) için el açan Devlet yerine, özellikle kendisinin yarattığı Dolar milyarderlerinden gönüllü destek istenmesinin çok daha “adil” olacağını belirtmiştik.. Havuz medyasını örnekleyerek, bir medya gurubunun iktidar yanlısı olarak devşirilmesi sırasında bu iktidar zenginlerinden yaklaşık 100’er milyon Dolar istendiğini anımsatmıştık. Sonrasında ise, devasa kamu ihalelerinin adeta abonesi olan bu 5-6 yandaş sermaye gurubu, elbette, “pek doğal olarak” (!) bu cömertliklerinin karşılığını misliyle almışlardı.

“3 Y : Yoksulluk / Yasaklar / Yolsuzluklar” ile savaşmak üzere 3 Kasım 2002’de, 2001 ağır ekonomik bunalımı ile MHP’nin dağıttığı iktidar yerine erken seçimle hükümete gelen AKP, tam da tersini gerçekleştirdi ülkemizde.. Örneğin, korona salgını sırasında doğan çok ağır ekonomik yüke karşın; yatmadığımız şehir hastaneleri, kullanmadığımız köprü, havaalanı, geçit vb. için üstelik Döviz olarak milyarlarca TL ödemeyi, AKP iktidarı “büyük bir sadakatla” sürdürmekte! Patronlara dokun(a)mayan AKP, emekçinin kara gün güvencesi kıdem tazminatını hiç etmeye uğraşmakta.. Enflasyon rakamları TÜİK tarafından gülünecek düzeyde “düşük” ilan edilerek (işsizlik de!) emekçiye ücret zamları eritilmekte.. Dar gelirli kesimlere üst katmanlardan gerçek anlamda gelir aktararak gelirin yeniden dağıtımı üzerinden böylesi bunalım dönemlerinde gelir dağılımını iyileştirme politikaları güdülmesi son derece akıllıca fırsatlar iken, üstelik böylesi politikalarla ulusal gelirin orta erimde büyümesinin sağlanması olanaklı iken; AKP iktidarı asla böylesi yönelimler göstermedi.. Ülkenin her yerinde hala “vicdanlı” yurttaştan Erdoğan’ın çağrısıyla IBAN numaralarına para istenmekte!?

Bu bir turnusol kağıdı idi ve AKP iktidarı bir kez daha haktan ve yoksuldan / emekçiden yana asla değil ama kesinkes sermayeden / zenginden / yandaştan yana olduğunu göstere göstere gösterdi.. Dileriz yurdum insanları artık uyanır ve bu tabloyu görürler.. Hala uyumayı sürdürürlerse, KORONA SALGINI da benzer nedenlerle hala denetim altına alın(a)madığından / böyle giderse alın(a)mayacağından, ayrıca canlarıyla da bedel ödemeyi sürdürecekler.. Üstelik nedenini de anlamadan.. Çok yazık çoookkk…

Not    : Sakarya – Hendek’teki patlama ve iş cinayetleri yüreğimizi yakıyor. Yine yandaş bir patron.. Sakarya MÜSİAD Başkanının fabrikası ve şaibeli, sabıkalı.. 8 yıldır güvenlik yönetmeliklerinin bir türlü uygulamaya konmadığı, daha önce de birkaç kez benzer patlamaların olaylandığı bir uğursuz işyeri..

Sevgi ve saygı ile. 05 Temmuz 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı / Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

İktidarın salgın politikasını eleştirmişti: Prof. Dr. Kayıhan Pala’ya soruşturma!

İktidarın salgın politikasını eleştirmişti:
Prof. Dr. Kayıhan Pala’ya soruşturma!

Türk Tabipleri Birliği Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala hakkında, iktidarın salgın politikasını eleştirmesi nedeniyle soruşturma başlatıldı.

(AS : Bizim kapsamlı düşüncelerimiz yazının altındadır..)

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala hakkında Bursa Valiliğinin talebiyle Uludağ Üniversitesi tarafından “halkı yanlış bilgilendirmek” suçlamasıyla soruşturma açıldı.

Türk Tabipler Birliği (TTB) koronavirüs pandemisi sürecinde iktidarı bilgileri şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşmaya davet eden, vakalar devam ederken hızla normalleşmenin sonuçlarının ağır olacağını söylemişti. Türkiye’de vaka sayısı 200 bine yaklaşırken virüsle mücadele etmesi gereken yönetim Prof. Dr. Kayıhan Pala hakkında soruşturma başlattı. Pala, “halkı yanlış bilgilendirmek” ve “paniğe yönlendirmek” ile suçlandı.

Prof. Dr. Pala, yaptığı birçok açıklamada, haziran başında hayata geçirilen “yeni normal”e ilişkin eleştiri ve kaygılarını sıralamıştı. Pala’nın hakkında soruşturma başlatılmasına gerekçe gösterilen söyleşi ise yerel bir internet sitesinde Nisan ayında yayımlanmıştı. Söz konusu söyleşide Pala, gerçek vaka ve ölüm sayılarının açıklananın çok üzerinde olduğunu belirtmişti.

TTB: HEKİMLİK DEĞERLERİNE ve TTB’YE AÇILMIŞ BİR SORUŞTURMA OLARAK GÖRÜYORUZ

Türk Tabipler Birliği tarafından yapılan açıklamada soruşturma kararına tepki gösterilerek şöyle denildi:

“‘enBursa.com‘ isimli internet haber sitesine  yapmış  olduğu “pandemi’nin Bursa’daki seyri” içerikli açıklamaları nedeniyle  Prof.Dr. Kayıhan PALA hakkında Bursa Valiliği tarafından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına  ihbarda bulunulmuş, ardından  Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevsizlik kararı verilen dosya, gereği için Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü’ne gönderilmiş ve Üniversite Rektörlüğü “halkı yanlış bilgilendirme ve paniğe yönlendirici” açıklamalar  yaptığı iddiası ile soruşturma açmış durumdadır.

Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, değerli hocamız Prof Dr. Kayıhan Pala ve TTB COVID-19 İzleme Kurulu’nda yer alan bütün meslektaşlarımızın açıklama ve değerlendirmelerinin ilk elden muhatabı TTB Merkez Konseyidir. Sorulacak hesabı, açılacak soruşturması olanların öncelikle bilmesi gereken şey;

  • halkın sağlığı, ülkenin geleceği söz konusu olduğunda bilimin ışığında her türlü eleştirel değerlendirmeyi yapmak TTB’nin ve oluşturduğu kurulların varlık nedenidir.

Bu nedenle Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve aynı zamanda TTB COVID-19  izleme grubumuzun üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala’ya Üniversite yönetimi tarafından açılmış olan soruşturmayı hekimlik değerlerine ve Türk Tabipleri Birliği’ne açılmış bir soruşturma olarak görüyoruz. TTB Merkez Konseyi, bağlı Tabip Odaları ve hekimlik değerlerine sahip çıkan bütün hekim ve sağlık çalışanlarıyla birlikte Dr. Kayahan PALA’nın ve savunduğu değerlerin yanında olacağımızı ilan ediyoruz.”

İSTANBUL TABİP ODASI’NDAN TEPKİ

İstanbul Tabip Odası, Prof. Dr. Kayıhan Pala’ya soruşturma kararına tepki göstererek, “Prof. Dr. Kayıhan Pala hakkında soruşturma başlatıldı. Bilimin ve bilim insanlarının sesi kısılamaz. #KayıhanPalayanındayız” açıklamasını yaptı.
=================================================

Dostlar,

İktidar tıkandıkça ve ülkeyi yönetemez duruma sürüklendikçe, baskıcı yöntemlere başvurusunu artırıyor..  Tıkanma ve baskıcılaşma doğru orantılı.. Klasik siyasal tarih örnekleri sergileniyor. Son birkaç güne bakmak yeterli belki de..
– Çok sayıda gazeteci hapiste..
– Muhalefet vekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak hapisteler..
– Çok ağır ekonomik bunalım nedeniyle kaynak bulma paniği içinde emekçilerin alın teri ve kara gün güvencesi kıdem tazminatına el koyma girişimleri.. Emekçiler ayakta..
– Eldeki iktidar yandaşı olmayan 3-4 gazete ve TV kanalına ceza üstüne ceza ve ekran karartma..
– Ülkeyi kutuplaştırarak bölme ve yandaşlarını bu gerilim ekseninde bir arada tutma çabasının son somut ürünü olarak Baroları bölme ve çoklu baro maskesi altında yandaş barolar üzerinden savunma alanını da siyasallaştırma.. Onbinlerce avukat ayakta ve sokaklarda..
– Erdoğan’ın gençlerle YKS öncesi söyleşi denemesi iktidara tokat gibi..
– Sosyal medyada ücretli binlerce trole karşın denge iktidarın çooook aleyhine..
– Yandaş kayırmalar ve nepotizm artık mide bulandıran düzeye vardı..
****
Öte yandan ekonomi, işsizlik verileri, enflasyon verileri çok ağır bir yıkımı / yangını yansıtmakta.
AKP oyları durdurulamayan biçimde düşmekte..
İktidarı uzatmanın akla – hayale gelmeyen yöntemleri araştırılmakta ve uygulanmakta.
18 yıldır tek başına iktidar olan ve ülkeyi kökten gerici – dinci dönüşümlere uğratan siyasal kadro, olağan biçimde iktidarı devretmeye yanaşmamakta..
Bu çok ciddi bir gerilim, hatta ateş hattıdır.
Aktörlerine de ülkeye de çok büyük zarar verir..
Yol yakınken frene basmakta saymakla bitmez yarar vardır ve bunun yöntemleri bulunabilir, bulunmalıdır AKP kadrolarınca.
****
Prof. Dr. Kayıhan Pala, yetkin ve seçkin bir Halk Sağlığı Uzmanı hekimdir.
Başından beri, TTB COVID-19 Bilimsel İzleme Grubuna çok değerli katkılar sunmuştur.
Katıldığı TV programlarında da son derece ağırbaşlı ve ölçülü söylemler kullanmıştır.
Söylemlerinin tüm içeriği bilimsel ve gerçektir, Halkın Sağlığını koruma amaçlıdır.
Kıdemli bir hekim, öğretim üyesi ve özellikle koruyucu hekimlik alanındaki uzmanlığı ve sorumluluğu gereği çok anlamlı Epidemiyolojik irdelemeler yapmış ve demokratik bir toplumda kamuoyu ile düşüncelerini – bilimsel verilerini paylaşmıştır.

  • Üzerine atılı suç ile uzak – yakın bir bağı asla düşünülemez.

Tersine, salgını bilimsel yönetmeyen / yönetemeyenler, suçluların telaşı içindedirler.

Uludağ Üniversitesi yönetimi, Üniversitenin kurumsal kimliğine yakışır tutum alarak söz konusu soruşturmayı derhal geri çekmeli ve tam da tersine Prof. Pala’nın çalışmalarına destek vermelidir..

Bilimin ve bilim insanlarının sesi kısılamaz!

#KayıhanPalayanındayız

Türkiye henüz o denli düşmemiş olsa gerektir..

Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 01 Temmuz 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (Mülkiya)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

Koronavirüs Sonrası Dünya’nın Sonu mu Yoksa Yeni Bir Başlangıç mı?

Koronavirüs Sonrası
Dünya’nın Sonu mu
Yoksa Yeni Bir Başlangıç mı?

Dostlar,

Aşağıda tanıtılan, başlığı ise yukarıda verilen kitapta biz de bir Bölüm yazdık.. Telif hakkı ya da başkaca bir maddi kazancımız söz konusu değil. HALK KİTABEVİ’ne bağışlandı telif hakkı ve geliri.. Kısa bir tanıtım aşağıda..

Sevgili  Şenol Çarık çok emek verdi derleme için. Kendisine teşekkür ederiz bize verdiği süreyi uzattığı ama yazımızı kısalttığı için de! Yararlı olmasını dileriz bu salgını tüm boyutları ile kavrama çabasında olanlara.. Sevgili dostumuz çiçeği burnunda Prof. Dr. Barış Doster‘e de kitaba bölüm yazmamız dileğiyle bize çağrı yaptığı için..

Bizim yazdığımız 33 sayfalık ilk bölümün başlığı aşağıda, 11-43. sayfalar arasında. İnsanlığın tek kurtuluş BİLİMSEL AKILCILIKTA; başka çare yok!

  • YENİ KORONA VİRÜS-19 SALGINI ve
    TIBBİ / EKONOMO-POLİTİK SEYİR DEFTERİ

Biz kitaptaki yazımızı şöyle bağlamışız :
****
Bağlarken;

Bu süreçte, 23 Mart’tan günümüze (20.5.2020) 50’yi bulan TV konuşması yaptık, webinara (sanal ortam semineri / konferansı) katıldık. Pek çok kuruma uzman görüşü verdik tümüyle karşılıksız. 43 yıllık hekim ve 40 yıllık Halk Sağlığı Uzmanı, 25 yıllık Profesör olarak tüm birikimimizi Ulusumuza aktarmaya çabaladık. Yandaş TV’ler bize çağrı yapmadı. Halk TV, KRT ve TELE1 sıklıkla ekran sundular FOX TV ise 1 kez. Almanya’dan, sosyal medyadan yayın yapan çok sayıda TV bizimle yinelenen söyleşiler yaptılar salgının değişik aşamalarında. Bize bildirdiklerine göre, alışılmışın kezlerce katı üstünde izleyiciye ulaşıldı, renkli – yandaş – “büyük” (!) TV’lerin 4 katını bulan izleyici kitlesi yakalandı bu katılımlarımızda. On dolayında kritik önerimizi AKP iktidarı geç de olsa, bir ölçüde de olsa yaşama geçirdi. Dileriz salgın yönetiminde katkısı olsun alın terimizin.. Hedef sağlıklı yaşam!

Ölüm tehditleri, hakaretler, küfürler… yazıldı, iletildi birçok yoldan ne hazin bir çelişkidir ki!

Yurdum insanı mazlum.. Salgın, Epidemiyoloji bilimi ilkeleri ile yönetilmiyor, anonim şirket güdü ve dürtüsü ile götürülüyor ama bedelini masum halkımız yaşamı ile ödüyor gene yanlış hedef saptayarak. En çok da bu dayanılmaz ironi insana koyuyor. Can alıcı sorun; kitleleri uyandıracak akla – bilime dayalı, sorgulayan yurttaşlar yetiştiren bir ulusal eğitim sistemi. Çirkin siyaset kurumu ise tam da bunun tersine oynamakta ve insanın insanlaşması çok ağır bedeller ödetilerek geciktirilmekte, ötelenmekte.

Ancak, nereye dek hey Lordum, nereye dek??
*****
Koronavirüs Sonrası & Dünya’nın Sonu Mu Yoksa Yeni Bir Başlangıç Mı?Kollektif

HALK KİTABEVİ

Arka kapaktan :

Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınının başladığı 2019 yılı Aralık ayından bugüne, salgının etkileri gittikçe artmaktadır. Koronavirüse dair bilinmezlikler ve riskler devam ederken, salgınla baş gösteren sorunlar birçok konuyu da sorgulamayı gerektirmektedir.
  • Üzerinde düşünülmesi gereken en kritik sorulardan birisi, salgının, mevcut kapitalist sistemin, küreselleşmenin ve
    liberal ideolojinin çürümeye başladığı bir sürecin alarmı
    niteliğinde olup olmadığıdır.
Koronavirüsün sadece salgın bir hastalık olmadığı, yeni bir yılın başlangıcında yaşamımızın birçok alanını etkileyen bir sürece işaret ettiğini görmek gerekmektedir. Koronavirüs öncesinde kökleşen sorunlar, salgınla birlikte daha fazla görünür olmaktadır. Yeni bir dünya düzeninin geleceğine dair sesler yükselmektedir.
Bu kitap, alanındaki uzman isimlerin; sağlık ve tıbbi yaklaşımlar, ekonomi, gıda, tarım ve hayvancılık, çalışma yaşamı, sosyoloji, psikoloji, medya, kentleşme, dijital dönüşüm, diplomasi gibi birçok alanda analizlerini içermektedir.
Bu salgının, hem dünyadaki hem de ülkemizdeki etkileri, muhtemel sonuçları ve gelecek tahminlerinin yanı sıra çözüm önerileri de kitapta yer almaktadır.
İşte bu kriz ortamında insanlar bir an önce her şeyin düzelmesini, eskiye ya da normale dönülmesini bekliyor. Bunun ne kadar bir sürede gerçekleşeceği şu an için belirsiz. Peki, ‘eski’ gerçekten iyi miydi? Ya da her şey normal miydi? ‘Normal’den kastettiğimiz şey neydi? Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaksa, koronavirüs sonrasındaki yeni dünyada bizi neler bekliyor?
Derleyici: Şenol Çarık
Yayın Tarihi 2020-06-10
ISBN 6257065733
Baskı Sayısı 1. Baskı
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı 408
Cilt Tipi Karton Kapak
Kağıt Cinsi Kitap Kağıdı
Boyut 13.5 x 21 cm

Sevgi ve saygı ile. 17 Haziran 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimci (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

HALK TV programımız : SALGINDA NEREDEYİZ??

Dostlar,

18 Haziran 2020 Perşembe..
Gece yarısı 01:00 sonrasında

HALK TV’de Sn. Gökmen Karadağ’ın konuğu olacağız..

SALGINDA NEREDEYİZ??

Bilgi ve ilginize sunarız..

Sevgi ve saygı ile. 18 Haziran 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimci (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com