YOL TV Programımız – 5 Mayıs 2021

Dostlar,

Bu gün, 5 Mayıs 2021 Çarşamba günü  YOL TV‘den Sn. Rojda Aslan’ın konuğu olduk.


Sorular / sorunlar belli…
Bu “alaturka kapanma” nereye varacak??
Turizm Bakanı’nın 17 Mayıs’ta günlük 5 bin olgunun altına inileceği sözleri ne demek?
Test sayıları neden azaltılıyor?
Olgu / hasta sayıları neden büyük bir hızla azaltılabildi (!) ??
Test sayıları ile yakalanan hasta sayılarının ilişkisi var mı??
Hasta – test sayıları azalıyor görünse de ölüm sayıları neden koşut hızla düşmüyor??
***
Soruları haber programında yanıtlamaya çalıştık.. (18-36. dakikalar arasında..)

https://fb.watch/5ivz438SXb/
https://twitter.com/YolTV/status/1390013840553807876?s=19

 

Sevgi ve saygı ile. 05 Mayıs 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik 

 

 

Epidemiology of Respiratory Transmitted Diseases

Dear Phase 2 Students of Atılım Univ. Medical School

All medical students,
Medical residents in different branches
Allied health staff

General public and Media,

Today we conducted a 2 hours lecture on zoom for Phase 2 Students of Atılım Univ. Medical School with a title / topic of

Epidemiology of Respiratory Transmitted Infections

Here are the 50 power point slides having a rich and up to date content.. (PDF, 1.7 MB)

Epidemiology_of_Resp._Transmitted_Infections

***
As considering fight against Covid-19 pandemic, as a basicly respiratory transmitted infection, current content of slides, no doubt should be of valuable and important for all users.

With respect and love. 04 May 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Univ. Medical School, Dept. of  Public Health (Emeritus)
MSc in Health Law
BSc in Political Sciences & Public Administration
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

 

 

 

TELE1 TV Programımız – 02 mayıs 2021

Dostlar,

02 Mayıs 2021 Pazar günü saat 11:00’de,
TEE1’de Sn. Namık KOÇAK’ın konuğu olacağız.

Yarı buçuk alaturka kapanmanın 4. gününe girdik.
Türkiye’de ve Dünyada “Salgının Seyir Defteri” ne hangi notlar düşüldü, düşülebilir?
2. açılım – saçılım kumarını oynamaya başladığımızda (1 Mart 2021) turkuvaz tablo aşağıdaki gibi idi :


Neredeyse tüm Türkiye’nin sözbirliği edercesine TAM KAPANMA temposu tutturması üzerine, anormal artan günlük hasta ve ölüm sayıları (sırasıyla 60+ bin ve 300+) ve de özellikle yaklaşan turizm mevsimi kaygısı ile AKP = RTE 26 Nisan akşamı kendince “tam kapanma” ya gitti.

Ne var ki, ilan edilen sözde tam kapanma tam alaturka, ve ne yazık ki yoz bir AKP klasiği daha. Pek çok bakımdan Epidemiyoloji bilimi ilkeleri ile uyumsuz. Bekleneni vermesi çok güç. Oysa 1 Mayıs 2021 günü turkuvaz tablosu, son 1 haftadır her nasılsa hızla inişe geçen verilere karşın (örn. test sayısı 320 binden 240 bine %25 azaltıldı; tersi zorunlu iken!?) hala çok ürkütücü :

Sağlık Bakanı Dr. Koca’nın sözleri çelişkilerle dolu ve üzücü:

– Mutasyonların da bir sonunun olacağını söyledi, tümü ile bilim dışı olarak..
– Önümüzdeki 2 ay aşı kıtlığı yaşanacağını açık açık itiraf etti; salgının ortasında aşımız yok!
– Daha da çarpıcı olanı; Ramazan bayramına, “vakaların artış hızında azalma görerek” bayram yapmayı umduğunu da söyleyebildi!

Demek oluyor ki 11 gün sonra 13 Mayıs’ta, vakalar (kaçınılmaz olarak ölümler de!) hala artıyor olacak ancak artış hızında bir düşme olacak ve bu durum bize çifte bayram yaşatacak!!??

Pes, pes, pes…

Devasa hasta havuzu inanılmaz bir el çabukluğu – hamaratlıkla boşaltılmaya çalışılmaktadır!? Yine de resmi verilerle 1 Mayıs 2021 günü havuzda 400 bin dolayında PCR testi (+) insan vardır (olgu – vaka – hasta). 17 günde bu havuz gerçekten boşaltılabilecek midir? Ne mümkün!

İşte ülkemizde salgın ne yazık ki böylesi sui generis (kendine özgü) bir anlayış ile yönetiliyor / YÖNETİL(E)MİYOR ama kullanılıyor! Tüm toplumsal muhalefet, toplanma vb. pandemi kalkanına (!) çarpıyor!

  • Pekiiiii, gerçekte AKP kadroları hiç de beceriksiz değil, örn. salgın ortasında bile yandaşlarını kollayabiliyor. O zaman salgın yönetiminde neden bunca fahiş hata, tüm uyarılara karşın ısrarla sürdürülüyor??
  • Çok sayıda ülke birkaç kez uzayan ve çok sıkı kapanmalara başvurmuşken Türkiye neden ayak sürümüştür? Taa ki açık ara Dünya birincisi olana dek!
  • Yoksa temel tasamız yaklaşan turizm mevsimi midir? Galiba öyledir, veriler bu yönde..

Tek ya da temel sorun tam kapanmanın finanse edilemeyeceği kaygısı mıdır?

Çok çarpıcıdır ki, ilan edilen 17 günlük sözde tam kapanmada, zorunlu / yaşamsal  sosyal devlet desteği son derece güdük kalmış ve tam kapanma duyurusunu izleyen günlerde gelebilmiştir.

Türkiye bu sorunun yanıtını hızla ve doğru olarak bulmak zorundadır.

İktidar, salgının denetim altına alınarak sürmesinden yana mıdır?
Öyle ise niçin??
Bunları derinlemesine tartışmak gerekiyor mutlaka…


Bilgi ve ilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile. 02 Mayıs 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik 

 

BİRGÜN Gazetesine Demecimiz : Covid değil, bilim düşmanlığı öldürüyor

Türkiye ‘kapandı.’ Ama ‘çarklar dönüyor’, milyonlarca emekçi işe gitmeye devam ediyor. Uzmanlar “Tam kapanma böyle olmaz” diyor.

Covid değil, bilim düşmanlığı öldürüyor

Manşet ve sayfa 8-9
Türkiye ‘kapandı.’ İktidarın ‘kontrollü normalleşme’ diyerek mart ayında tedbirleri kaldırmasının ardından salgın kontrolden çıkınca bu karar alındı. Şimdi ise 17 gün sürecek ‘tam kapanma’nın ardından vaka sayısının 5 binin altına düşürülmesi planlanıyor. Ancak uzmanlar, dün akşam başlayan kapanma sürecinin ‘tam kapanma’ olmadığını, milyonlarca emekçinin işe gitmeye devam ettiğini vurguluyor. Aşılama sürecindeki sorunlara da dikkat çeken uzmanlar,
  • Kapanma kararı zaten geç kalınmış bir karar. Yasaktan muaf tutulan kesimlerin fazlalığı ve yine bilimsel ölçütlerle hareket edilmemesi nedeniyle salgının hızında keskin bir azalma olmayacak” diyor.

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, aşı sağlanmasında yaşanan sıkıntılara işaret ederek,

  • “Her ne olursa olsun bir iktidar salgının ortasında halkını aşısız bırakamaz” diye konuştu.

Türkiye’de 350’ye çıkan günlük ölüm sayısının İngiltere’de 6’ya kadar düştüğüne dikkat çeken Saltık, “İngiltere’de günlük olgu sayıları da 2 binlere düştü. Demek ki bilimsel olarak mücadele edince bunların hepsi başarılıyormuş. Şahsım devleti, bunların hiçbirini yapamıyor” ifadelerini kullandı. Salgınla geçen 14 ayda uygulanan politikaların tam bir fiyasko olduğunu belirten Prof. Dr. Saltık,

  • “Türkiye son 14 gündür günlük yeni tanı konan hastaların insidens hızında dünyada açık ara şampiyon” dedi ve ekledi:“Açıklanan resmi rakamlara göre, Türkiye’de toplam 4,8 milyon kişi hastalandı. 40 bine yakın insan yine bu hastalıktan öldü. Gerçek sayı ise bunun çok üstünde. Gerçekte 80 ile 120 bin kişi arasında insan öldü. Bu insanların tamamı salgından değil, AKP iktidarının kötü yönetiminden dolayı hayatını kaybetti.
  • Salgın öldürmüyor, iktidarın bilim dışı ve beceriksiz politikaları öldürüyor.
  • Tüm dünyada tanı konulan her 100 hastanın 5’i Türkiye’de.”ÜÇ SACAYAĞI OLMALIUygulamaya konulan kapanmanın “tam kapanma” olmadığına da vurgu yapan Prof. Dr. Ahmet Saltık, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Süre takvime göre ayarlanmaz. Salgın sizin koyduğunuz takvime kendini uyarlamaz, tersine sizin salgının gerektirdiği takvimi sağlamanız gerekir. Bu da dört haftadır. 14 gün bulaşıcılık süresi vardır. Matematiksel gerçekliği 28 gündür. 17 gün sonra Türkiye bu kapatmadan beklediğini bulamayacak. Bunun nedenlerinden biri 43 kalemde yasaktan muaf tutulan insanlar. Her 5 çalışandan 3’ü yasaktan muaf. İnşaat işçileri çalışmaya devam edecek. Bu şekilde nasıl bir kapanmadan söz edebiliriz?”Kapanmanın etkili olabilmesi için üç sacayağı üzerine oturması gerektiğini belirten Saltık, “Birincisi, eve kapattığınız insanlardan kapı kapı dolaşarak örnek alacaksanız. Saklı kalmış taşıyıcıları ve bulaştırıcıları yakalayıp engellemeniz gerekiyor. İkinci köşede aşı var. Fakat aşı elimizde çok az. Üçüncü olarak da halka mutlaka sosyal destek verilmeli; ancak açıklamaların hiçbirinde sosyal devlet katkısı yok” diye konuştu.

    İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu da salgının başından bu yana uygulanan politikaların tutarsızlığına işaret etti: “Alınmış bir kararın değiştirilmesi, sonra da bu kararın tekrar iptal edilmesi salgının en başından beri karşılaştığımız tutarsız politikaların bir örneği. Hasta-vaka ayrımı gibi verilerin paylaşımında da, maske dağıtımında da, sokağa çıkma yasağının ilan edilip bu karardan vazgeçilmesinde de hep bu tutarsızlıkları gördük.” Bu kapanma kararının da tutarsızlıklarla dolu olduğunu söyleyen Küçükosmanoğlu,

  • Ekonomik sosyal destek olmadan alınan bu karar; işçi sınıfının, küçük esnafın ve günlük çalışan kişilerin büyük bir soysal yıkıma uğramasına neden olacak.

    Diğer yandan şehirlerarası kısıtlamanın yapılacağı duyuruldu; ama insanlar köyüne, kasabasına gidiyor. Salgının en yoğun olduğu, her 3 vakadan 1’nin görüldüğü İstanbul’dan insanlar bütün ülkeye virüsü yayacak. Geçen haziran ayında da aynı yanlış yapılmıştı. Bu tutarsızlık yine tekrarlanıyor” şeklinde konuştu.

    SALGIN BİZDEN ÖNDE

    “Biz resmen salgını takip ediyoruz” diyerek salgının yönetimini eleştiren Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden Prof. Dr. Sarp Üner ise şunları ifade etti: “Normalde öngörüyle karar verip, önlem alınması gerekirken bizde olaylar gerçekleştikten sonra müdahale ediyormuşuz gibi hissediyorum. Ya geç yaptık ya da yapmış gibi yaptık. Bu da bizi bugünkü duruma getirdi.”

    Prof. Dr. Üner, 17 günlük bu kapanma sürecinin ardından vaka sayılarının istenilen düzeye inmeyeceği görüşünde: “Tam kapanma deniyor ama bu sürede hemen herkes çalışıyor. Herkes o listeye girebilir gibi duruyor. Fabrikalar devam ediyor, bu tam kapanma değil. Yine bilimsel değil, turizm sezonuna yetişmek için alınmış bir karar. En az 4 hafta olması gerekirken 17 günlük kapanma kararı alındı.”
    =============================
    Dostlar,

    BİRGÜN Gazetesine yolladığımız  tam metin aşağıdaki gibi idi :

    ****
    BioNTech&Pfizer aşısının sağlanmasında çeşitli sıkıntılar yaşandı ve bu sıkıntıların birkaç nedeni var. En başta yüksek maliyet. Bu aşının maliyeti, Çin’den gelen Sinovac aşısının iki katı neredeyse. Sinovac’ın aşısının gelmemesinin de çeşitli nedenleri var. Aylardır Sinovac’la yapılan anlaşmayı açıklayın demekteyiz, niye bu aşının gelmediğini anlayalım: Çin’in Uygur bölgesinde yaşayan Türk soydaşlarımızla ilgili bir pazarlık olduğunu biliyoruz. Ayrıca iktidarın ödeme güçlükleri olduğunu da. Çin bu aşıyı satmayı ve yer yer bağışlamayı sürdürüyor. Her ne olursa olsun bir iktidar salgının ortasında halkını aşısız bırakamaz. Bu beceriyi göstermek ve yeterli aşıyı zamanında halka ulaştırmak devletin kaçınılmaz zorunluğu. Öte yandan 10 dolayında aşı halen acil kullanım onayı almış durumda. ABD, İngiltere, İsrail, Yeni Zelanda, Avustralya.. aşılamada çok başarılı. Türkiye’de günlük ölümler 350’ye dek tırmanmışken, İngiltere’de 6’ya düştü; günlük hasta sayısı da 2 binlere! Demek ki bilimsel savaşım verince başarılıyormuş. Kader, talih, kısmet, Allah’tan… değilmiş. “Şahsım devleti” hiçbir alanda başarıya erişemiyor ama Halkı aldatmayı ısrarla sürdürüyor!?Salgında 1. yılın sonunda geldiğimiz nokta gerçekten tam bir çuvallama, tam bir fiyasko. Türkiye son 2 haftadır, günlük yeni tanı konan hastaların insidens hızında (milyon nüfusta) dünyada açık ara şampiyon! Açıklanan “resmi” rakamlara göre Türkiye’de toplam 4,8 milyon kişi hastalandı. 40 bine yakın insanımız bu hastalıktan öldü (resmi veri!). Gerçek rakam ise bunun çok üstünde, 80-120 bin arasında insan Kovit-19’dan öldü. Kovit-19 yüzünden dolaylı ölümler ise bunun en az yarısı dolayında. Toplam ölümler 120-180 bin arasında, korkunç bir kırım ve AKP iktidarı bu tabloyu doğalmış gibi bize yutturmaya uğraşıyor ne yazık ki!

    • Bu insanların çoğu salgından değil, AKP iktidarının akıl-bilim dışı yönetiminden yaşamını yitirdi.
    • Salgından çok, AKP iktidarının beceriksiz ve insan yaşamına odaklanmayan sermaye yanlısı politikaları öldürüyor. Bu durum sürdürülemez ve kabul edilemez, iktidar suç işliyor, yargılanacaktır gelecekte.
    • Erdoğan Türkiye’yi bir devlet gibi değil Anonim Şirket gibi, CEO olarak kâr amaçlı yönetiyor!?

    Dünya genelindeki son 24 saatte 886.963 yeni vaka tanısı kondu, 40.444’ü Türkiye’de. Tüm dünyada tanı konan her 100 hastanın 5’i Türkiye’de, oysa nüfusumuz dünyanın %1’i! Bunların “resmi” rakamlar olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz. İktidar, gerçek ölüm ve hasta (vaka) sayılarını hep gizliyor. Özellikle son 1 haftada günlük 63 binden, inanılmaz bir hızla, 1/3’ten çok azalma sağlandı, nasıl oldu ise?? Oysa dünyada %8 artış var hasta-ölü sayısında son haftada! Salgının şu azgın aşamasında günlük test sayısını azaltıyorlar, akıl almıyor!?

    Biz “Derhal % 95’e varan tam kapanma!” demekteyiz aylardır. Şu an 43 kalem, yasak dışı kesim var ve genişletiliyor! Bu kesinlikle tam kapanma değil! Salgında kapanma süresi takvime göre ayarlanamaz. Salgın, sizin koyduğunuz takvime kendini uyarlamaz; tersine, salgın dinamiğinin gerektirdiği kapanma süresini sağlamak zorunludur, bu da verili koşullarda en az 4 haftadır. Ortalama 14 gün bulaşıcılık süresi söz konusu. Bir evde 2 kardeş olsun, biri pozitif çıksın. Pozitif çıkan, 14. gün öbür kişiye bulaştırdığında, ikinci bir 14 gün gerekliliği bu nedenledir; o evde bulaş zinciri kırılsın diye. Epidemiyolojik gereklilik en az 28 gündür. “17 gün” alaturka, uyduruk – sentetik, politik ve yetersiz bir zaman dilimidir. Sayılan nedenlerle Türkiye, bu “uyduruk kapatma” dan beklediğini bulamayacaktır ne yazık ki. Nedenlerden biri, yasaktan bağışık tutulan 43 kalem kesimler. İnşaat işçileri bile çalışmayı sürdürecek! Bu biçimde nasıl bir “tam kapanma”dan söz edebiliriz ki? 26.8 milyon istihdamın yaklaşık % 61’i çalışmayı sürdürecek, %22’si bir ölçüde bağışık. Tam bağışık (muaf) tutulan kesim yalnızca %17 (4,5 milyon) ! Her 5 çalışandan en az 3’ü kısıtlama dışı. Buna “tam kapanma” asla denemez?
    Ne ki; “üretim – imalat – tedarik – lojistik” AKP = RTE iktidarının 4 kutsalı!?

  • Tam kapanma için para yok!?Bu kapanmanın ayrıca 3 sac ayağı üzerine oturması gerekiyor:1. Eve kapattığınız insanlardan kapı kapı dolaşarak, burundan sürüntü örneği alacaksanız; toplumda saklı – gizli kalmış olası tüm taşıyıcı – bulaştırıcıları yakalamak için. Bulaş zincirini kırmak için bu kaçınılmaz.2. İkinci köşede YAYGIN – HIZLI AŞILAMA var ama elde aşı yok gibi. Ancak 10 milyon insan ikinci dozu alabildi, nüfusun 1/9’u ve çok çok yetersiz salgını sınırlamak için.3. Üçüncü olarak da yoksul – işsiz halka, küçük esnafa mutlaka sosyal destek verilmeli.Erdoğan sosyal devletin S’sinden, D’sinden söz etmedi oysa. Yalnızca “kapattık git otur” deniyor.Salgınlar toplum yaşamında çok ağır afetlerdir ve ancak Millet – Devlet seferberliği ile başedilebilir. Toplum katılımı olmaksızın başarı hayaldir. Hele “halka karşın” dayatmalarla, hep sermayeyi kollayarak salgın yönetimi felaketten başka bir sonuç getirmez, ne yazık ki halen Ülkemizde görülen budur ve ülkemizi de, iktidarı da hızla eritmektedir..
    ================Sayfa 8-9 aşağıda..
    Sevgi ve saygı ile. 02 Mayıs 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

 

 

 

 

KRT TV ve ARTI Programımız – 30 Nisan 2021

Dostlar,

30 Nisan 2021 Cuma günü KRT Televizyonunda Sn. Aslı KURTULUŞ MUTLU‘nu konuğu olduk (saat 13:15 – 13:35 arası 20 dakika)

“AKP usulü Kapanma” Salgın yönetimine ne katabilir, irdeledik.

Özellikle bu “yarı kapanma” nın beklenen yararı sağlayabilmesi için hızla alınması gereken önlemleri vurguladık. 17 günün yeterli olmayacağını,

  • Epidemiyolojik verilerin en az 4 haftalık bir kapanmayı zorunlu kıldığını vurguladık. 

Takvim günü ve kapanma süresi belirlemek yerine, Epidemiyolojik hedefler konması gerektiğini, kapanma süresinin o hedeflere erişilmesine göre ilan edilmesi gerekliliğini savunduk.

  • Gelişmiş Batı ülkelerinin 3-4 kez, 4 haftayı aşan sürelerle ve çok katı ölçütlerle kapandığını örnekledik.

Hele hele son haftada olgu sayılarında küresel ölçekte %3, ölüm sayısında ise %10 gibi çok ciddi artışlar gözlenirken!

Hasta havuzu büyük bir hızla boşaltılmakta! Havuzdaki 460 bin hastadan 68 bini daha iyileşti 30 Nisan günü!!?? Havuzun %15’i!

  • Bu, karantina süresinin Sağlık Bakanlığınca 7 güne indirildiği anlamına geliyor ki, hiçbir bilimsel temeli yok.. Çok tehlikeli bir uygulama. Verilerin iyileştiği görünümünü yapay olarak sağlama işgüzarlığı.. Çok yanlış..

Üstelik ülkemizde karantina merkezleri kurularak temaslılar buralarda toplumdan ayrılmış ve PCR testleri negatifleşince topluma iade edilmiş de değiller..

Başta İstanbul, büyük kentlerden Anadolu’ya “salgın göçü” nün beklenen tehlikelerine dikkat çektik ve hiç olmazsa 17 Mayıs’ta bu yarı kapanma sonlandırılacaksa, tersine bir göçün 2 hafta süre ile engellenmesi gerektiğini vurguladık. (Yaklaşık 20 dk.)

***
Akşam 18:00’de ise ARTI TV‘den Sn. Fatih Yapıcı bizi programına konuk aldı. Meslektaşımız Kardiyoloji uzmanı Sn. Prof. Dr. Bengi Başer ile salgının güncel boyutlarını konuştuk. Özellikle “alaturka kapanma” olgusunu, aşı kıtlığından aşı yoksunluğuna sürüklenişimizi..
43 kalem kapanma bağışıklığı (muaflığı) tanınan kesimleri.. Örn. inşaat sektörü ve işçileri.. Ardından 5 kalem daha bağışıklık..26.8 milyon toplam istihdamın %61’i kısıtlama dışı, çalışmayı sürdürecek emekçiler. %22’si bir ölçüde bağışık, kısmen çalışacaklar. Salt %17’si, yaklaşık 4,5 milyon emekçi çalışmayacak bu 17 günde..

Daha baştan, %95’lere erişmesi gereken kapanma oranı kabaca %50’lere, YARI KAPANMAYA indirgendi. Bir de milyonlarca insanın kapanma öncesi kentler arası göçü, yer değişimi.. Çok ağır faturası olabilecek ve öngörülerek engellenmesi gereken bir olaydı. Hiç olmazsa 17 Mayıs sonrasında bu kitlelerin 14 gün daha yerlerinde kalmaları, aynı kitlesel toplum hareketliliğinin mutlaka engellenmesi gerek.

Salgında “kapanma” uygulamasının ciddi ve ağır bedelleri olan bir uygulama olduğunu açıkladık. 3 ayaklı bir sehpa modeli aktardık. Sehpanın yüzeyinde kapanma oranı var.. %95’leri bulmalıydı ama %50’ler gibi görünüyor ne yazık ki..

Sacayaklarından biri kapanmada yaygın – hızlı AŞILAMA! Ama aşı yok!!?? 

İkinci ayak AKTİF SÜRVERYANS ile toplumda saklı – gizli olguları erken yakalayıp toplumdan ayırarak EVLERİNDE DEĞİL, karantina merkezlerinde yalıtmak.. (izole etmek)

3. adım ise kapsamlı SOSYAL DESTEK… Yoksula, işsize, kısa süreli çalıştırılana, ücretsiz izne ayrılana, küçük esnafa ve KOBİ’lere…

Sehpanın düzlemi darmadağın; kapanma yarım yamalak..
Her 3 bacak da kırık..
Eee, biz bu sözde kapanmadan ne yarar bekliyoruz??
Dileriz 17 Mayıs’ta düş kırıklığı yaşamayız ama Sağlık bakanı Dr. Koca’nın itirafı net :

  • “Artış hızında azalma” görerek bayram yapmak… (!!??)

Demek ki salgın eğrisi yükselmeyi sürdürecek ve eğri azalmış (!?) bir hızla yukarı tırmanırken biz 17 günü bitireceğiz ve hatta 3-4 gün öncesinde Bayram yapmaya başlayacağız!!??

Bu tablo tam bir akıl tutulması değil de nedir?
Bunca açık – belirgin hata ısrarla sürdürüldüğüne göre AKP’nin gerçek niyeti nedir?

Kendince salgını denetim altında tutarak ama
“UZATARAK kullanmak” ne hikmettir, hangi üst akıl ürünü – yönlendirmesidir; halkın yaşam hakkı ile kumar oynayarak??

Bilgi ve ilginize kaygı ile sunarız. (yaklaşık 45 dakika)

Sevgi ve saygı ile. 01 Mayıs 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik