SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ – HEALTH LEVEL INDICATORS

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ – HEALTH LEVEL INDICATORS

Değerli AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz,


Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
’nda
Dönem V’te 2 saat süreli staj dersi olarak sunduğumuz.

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ konulu dersin yansılarını pdf olarak izlemek için
lütfen tıklayınız.. Yayınlanmış tüm resmi kaynaklara dayanılarak güncellenmiştir,
Sağlık Bakanlığınca 2016 Sağlık İstatistikleri Yıllığı verileri dahil.. (143 yansı, 4,5 MB)

SAGLIK_DUZEYI_OLCUTLERI

Bilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta, derste özetlenerek işlenmektedir. Yansıların (slaytların) altındaki tarih en son güncelleme günüdür.

  • Birlikte soralım; sağlık düzeyimiz neden çok olumsuz
    ve devasa sağlık harcamalarımız ile uyumlu mu??
    Onlarca milyar dolarımız nereye gidiyor??

Ayrıca, TNSA 2013 özet verilerinden de sınavda sorumlu olunduğu için, bu dosya da
sizlere kolaylık sağlamak üzere aşağıdaki erişkeden (linkten) çağrılabilir..

TNSA2013_sonuclar_sunum_2122014

Sevgi ve saygı ile.
13 Şubat 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD  – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

“ATATÜRK’un Ankara’ya Gelişinin 97. Yıldönümü”

Dostlar,

Önceki yıl bu gün, büyük ATATÜRK’ün Ankara’ya teşrif edişinin 96. yıldönümünde aşağıdaki dosyayı paylaşmıştık.. Güncelliğini koruyor.. Bir kez daha paylaşmakta yarar görüyoruz..

Hoşgelişler ola Mustafa Kemal Paşa, hoşgelişler ola diyoruz 98 yıl sonra 1 kez daha!

atatürk'ün ankara'ya gelmesi ile ilgili görsel sonucu

Sevgi ve saygıyla. 27.12.2017

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net       profsaltik@gmail.com
=============================

“ATATÜRK’un Ankara’ya Gelişinin
96. Yıldönümü” konferansımız..

Dostlar,

Dün, 25.12.2015 günü öğlen saatlerinde bir koferansımız oldu..
Çankaya İncek Özgün Sistem Koleji‘nin çağrılısı idik.

Konumuz “ATATÜRK’un Ankara’ya Gelişinin 96. Yıldönümü ” idi..

Yüz bir (101) power point yansısından oluşan bir sunu gerçekleştirdik yaklaşık 45 dakikada.
Hedef kitle, Çankaya Özgün Sistem Koleji’nin 2. ve 3. dört yıllık dilimleri idi..
5 – 12 sınıftan okul öğrencileri öğretmenleriyle birlikte okulun
sevimli konferans salonunu doldurdular.
Eksik olmasınlar, ilgi ve saygı ile sunuşumuzu izlediler..
Zerrin Öğretmen bir demet çiçek bile sundu incelikle..

INCEK_KOLEJI_KON1_25.12

Yansıları izlemek için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

Cankaya_Incek_Koleji_Ata’nin_Ankara’ya_Gelisinin_96._Yili

Önceki yıllarda da bu konuda sitemizde yazılarımız olmuştu :

– Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan : Atatürk’ün Ankara’ya Gelişinin 94. Yılı
(http://ahmetsaltik.net/2013/12/27/prof-dr-temucin-faik-ertan-ataturkun-ankaraya-gelisinin-94-yili/)

– Atatürk’ün Hacıbektaş’ı Ziyareti : 23 Aralık 1919
http://ahmetsaltik.net/2013/12/27/ataturkun-hacibektasi-ziyareti-23-aralik-1919/

Eğitim sistemimimiz Ulusal olmaktan çıkartılalı belki 20 yılı aştı..
ADD Genel Başkan Yardımcısı Rahmetli Prof. Ahmet Taner Kışlalı‘nın bu acı saptaması belleklerdedir. Kışlalı hoca, tanımlamasında “ihanet” sözcüğünü de kullanmaktaydı.

Bir kuşak, “Milli – Ulusal” olmayan bir eğitim sistemi ile yetiştirildi (!)
Bu kuşatma ve yozlaşTIRma, AKP ile 14. yılında ve giderek hızlanıyor, yoğunlaşıyor.
Ülkemizin geleceği bakımından son derece sakıncalı – tehlikeli olan bu gidişin
mutlaka ve hızla durdurulması gerek.

Elbette en köktenci politik girişim, Cumhuriyet – Uygarlık – Atatürk düşmanı anlayışın
siyasal iktidardan demokratik yollarla uzaklaştırımasıdır. Ancak öylesine “hin” ve “yoz” siyaset mühendisliği izlenmekte ki; az eğitimli milyonlarca yurttaş acı gerçekleri algılayamadan
oy kullanarak kendi geleceğini ateşe atabiliyor!

Bu durumda, ülkenin laik sermayesinin stratejik düzeyde kritik olan EĞİTİM sektörüne, özellikle ilk – orta eğitim düzeyinde bilinçle yatırım yapması gerek. Bunu tarihsel bir sorumluluk kapsamında görmek ve kazanç beklentisini en gerilere çekmek zorunlu..

Bu dizeleri yazarken Ulusal Kanal’da adı değiştirilen kent futbol alanlarının adı sayılıyor..
10’u buldu ve geçti..

Atatürk” adları çıkarılarak; Antalya’dan Afyon’a, Sakarya’dan Bursa’ya.. “… Arena Stadı” adı konmuş.. Bu basit bir siyasal tercih değildir. İntikam – düşmanlık kör güdüsüyle,
şeriat özlemiyle.. yapılmaktadır?

Nedir bu vefasız,gerici, karşıdevrimci davranışlara yol veren düşünsel – tarihsel itkiler;
anlamak hiç kolay değil..

ATATÜRK” sözcüğünün yerini, kurtarıcısı – kurucusu olduğu ülkede,
ARENA” sözcüğü alabiliyor! Tercih ne hazin ki, bu yönde!?

Geçelim en yüksek makamlara gelmelerini, yaşamda kalmalarını bile Büyük Atatürk‘e
borçlu olan insanların bu kabul edilemez aşırı tepkiselliği nasıl olağan karşılanabilir ??

Acı bir saptama yapmadan edemiyoruz : AKP iktidarı, ATATÜRK adları yerine
“Arena” sözcüğünü tercih etmeye başladı ise
, bu açıktan bir meydan okumadır..

Ve Türkiye gerçekten giderek bir “Arena” ya,
yeniden bir kanlı boğuşmaya – hesaplaşmaya sürüklenmektedir korkarız..

Ali Galiplerin, Sait Mollaların, Şeyh Saitlerin, İskilipli Atıfların, Ebuzziya Suutların,
Hain Vahdettin’in, Al Kemallerin… torunları ile;

ATATÜRK SEVDALILARININ – CUMHURİYET AŞIKLARININ.. torunları
bu topraklarda bir kez daha çağdaşlaşma adına kanlı bir hesaplaşmaya mı sürükleniyor??

Hayır hayır, kökü dışarıda bu alçakça senaryonun engellenmesi gerek..
İlk ve acil görev aklı başında – sağduyulu AKP yöneticilerinin ve “AKP akilleri” nin..
Gecikmeden, hemen..

Üstelik, tek dişi kalmış sözde uygar Batı (M. Akif), ikiyüzlülükle izlerken..

Biz Mustafa Kemal Paşa‘ya, 96 yıl sonra, Ankara’ya teşriflerinin yıldönümünde

“Hoş gelişler ola Paşa, 
Hoş gelişler olan Mustafa Kemal paşa” 

demeyi sürdüreceğiz..
Umarız Türkiye’de de O’na – Yüce ATATÜRK‘e düşmanlık gibi bir akıldışılık yerine,
insana yakışan bir hoşgörü ve vefa egemen olur..

Sevgi ve saygıyla.
27.12.2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net       profsaltik@gmail.com

Yüce İnsan ve Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü Niçin Anıyoruz?

Yüce İnsan ve Önder
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü
Niçin Anıyoruz?


Dostlar,

Doğumunun 136. (19 Mayıs 1881), ölümünün (10 Kasım 1938) 79. yılında
Yüce İnsan ve Önder  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘ü neden anmayı sürdürüyoruz??

Bu soruya kapsamlı bir yanıt olmak üzere 121 yansıdan oluşan bir görsel dosyamızı paylaşmak istiyoruz. 10 Kasım 2006’da Yeni Yüksektepe Kültür Derneği‘nde, aldığımız çağrıya karşılık olarak katılımcılara sunmuşuz. İzlenmesini ve özellikle çocuklarımızla, gençlerimizle konuşarak – tartışarak özenle irdelenmesini dileriz.

Milli Eğitim Sistemimizin AKP = RTE tarafından Ulusal – Laik – Akılcı – Bilimsel – Sorgulayıcı – Kamusal olmaktan çıkarılalı epey yıllar oldu.. Tam tersi niteliklerle felç edildi Türk Eğitim Sistemi.
Kendi tarihini bilmeyen, kurucularına – kurtarıcılarına bile nefret yüklü, dinci ve kinci,
soru sormadan ezberleyen, biat kültürünün kulları olmaya koşullanmış molla kafalı insanlarla dolu olsun isteniyor Türkiye.. Oysa Suudi Arabistan “ılımlı İslam”a dönüyor Vahabilikten!

Çağdışı – ilkel Halife – Sultanlık rejimine geri dönüş için “insan” (?) malzemesini hazırlıyor, kuşaklarını dönüştürüyor.. Nesl-i Cedit yaratma peşinde AKP.. Demokrasi düzeyi 180 dolayında
ülke arasında 140. sıralara dek gerilemiş, PISA eğitim yarışmalarında özellşkle 4+4+4 ilkelliği ardından en diplerden kurtulamayan. yolsuzluk – hırsızlık – ahlaksızlık – cinayet – iş kazaları – trafik kazaları – çevrilemeyen dış ve iç borç – dev cari açık ve dış ticaret açığı – işsizlik – yoksulluk – enflasyon – yasaklar ve OHAL altında TEK ADAM … ülkesine dönüştürüldük özellille şu son 15 yıllık AKP – RTE iktidarında..
İki milyona dayanan İmam Hatip öğrencimiz, binlerce Kuran kursumuz ve hafızımız var.
Cumhuriyetin tepesinde de bir İmam (İmamların Öcü – Yavuz Selim Demirağ) ve Türkiye’yi bir din devleti yapma sevdası – hezeyanı içinde adeta.

Ama bu lanetli yılların (Hulki Cevizoğlu) ve kuşatmanın artık bit(iril)mesi gerek.
AKP – RTE %51 takıntısı ile takiyyeye sarıldı gene!.. “10 Kasım’da sap gibi ayakta durmanın anlamı yok..” diyenler bu gün, 10 Kasım 2017’de Anıtkabir yollarına düşüyor. Erdoğan, iğreti de olsa arada “ATATÜRK” diyerek övgüler düzüyor..  Klavyemizin tuşlarına aşağıdaki görkemli öngörü üşüşüyor :

  • “Beni inkâr edeceksiniz hatta bühtanla yad edeceksiniz.
    Hint’e, Yemen’e ve Mısır’a giden fikirlerim, orada filizlenerek gelip sizi boğacaktır.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK

Mustafa Kemal Paşa‘yı bu sorumluluk ve kararlılık içinde anmak istiyoruz.
Yeniden kurtuluşumzun ipuçlarını, esin kaynaklarını O’nun eşsiz KURTULUŞ (Bağımsızlık Savaşımız) ve KURULUŞ destanında (Kemalist Kültür Devrimi) yakalamak istiyoruz.

” Benim ölümlü bedenim elbet bir gün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır ve
Türk Ulusu, güvenlik ve mutluluğunu temel alacak ilkelerle
uygarlık yolunda
tereddütsüz yürümeye devam edecektir. “

Engin öngörüsü ve kararlılığı bize güçkaynağı ve rehber..

ATATURK_Gercek_Insan

Yansıları görmek için lütfen tıklar mısınız??

Gercek_Insan_ATATURK_10.11.2006

Sevgi ve saygı ile.
10 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

ATATÜRKÜMÜZ DÜNYADA EN AZ 50 YERDE YAŞATILIYOR!

ATATÜRKÜMÜZ
DÜNYADA EN AZ 50 YERDE YAŞATILIYOR!

BİZDE ATATÜRK’Ü KARALAMAK İÇİN HER TÜRLÜ SALDIRI ve SAYGISIZLIK YARIŞI UTANMAZCA ve VEFASIZCA YAPILIRKEN…

Mustafa Kemal ATATÜRK, saptanabildiği ölçüde Dünyada 50 yerde yaşatılıyor..

Yontu (heykel), cadde, meydan, okul… olarak adı verilmiş durumda..

Görselleri görmek için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

50_yerde_dunyada_ataturk

Bu güzelim dosyayı bize gönderen değerli dostumuz Sn. Prof. Hasan Pekmezci’ye ve
çalışmanın sahibi gözüken (?) Sn. Şinasi Yavuzer‘e emekli çalışması için teşekkür çook ederiz..

Aramızdan bedensel – fiziksel olarak ayrılışının 78. yılında O’nu çoook özlüyoruz..

En büyük ve kutsal yapıtı (eseri) Türkiye Cumhuriyeti, O’nun tarihe şerh düşen sözleriyle;

  • “.. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!”

Yani,

  • “.. Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır!” 

    Özgür ve bağımsız, başı dik ve onurlu, erinç (huzur) ve gönenç (refah) içinde..

  • “Beni inkâr edeceksiniz hatta bühtanla yad edeceksiniz.
    Hint’e, Yemen’e ve Mısır’a giden fikirlerim, orada filizlenerek gelip sizi boğacaktır.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK

Sevgi ve saygı ile. 10 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

95. YILINDA SALTANAT’IN KALDIRILMASININ ANLAMI

95. YILINDA
SALTANAT’IN KALDIRILMASININ ANLAMI

Dostlar,

Bu bağlamda önceki yıllarda yazdıklarımızı yeniden paylaşalım..
1 Kasım 1922 idi Mustafa Kemal Paşa’nın başında olduğu yeni kurulmakta olan Türk devletinin saltanatı kaldırması. Lozan görüşmelerine Sevr’e imza koyan Osmanlı Saltanatı da çağrılınca, Kemal Paşa’nın sabrı taşmıştı. Gerçekte içinden çürümüş bu kuruma daha fazla dayanılamazdı. Halifelikten ayrılarak Saltanat kaldırıldı. Zaten Sevr’i onayladıkları için Millet Meclisince “hain” ilan edilmişlerdi.

Kutluyoruz bu büyük Devrimci adımı atan eylemcileri.. Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere O’nun dava ve silah arkadaşlarını. Ne var ki, geçen yıla göre AKP = R.T. Erdoğan saltanatı son 1 yılda biraz daha pekiştirildi. Hele gayrımeşru = geçeresiz = yok hükmünde olan 16 Nisan 2017 halkoylamasının kıl payı farkla “evet” yönünde çıkarılmasının ardından Erdoğan AKP’li Cumhurbaşkanı oldu ve eylemli olarak yarıbaşkanlık rolü üstlendi. Uluslararası kamuoyu Türkiye’yi bir saltanat, diktatörlük gibi görmeye başladı, dışlamalar, vize yasakları vb. başladı!
O denli ki, CHP Gn. Bşk. Yrd. Bülent Tezcan, AKP Gn. Başkanı Erdoğan için “Faşist diktatör, diktatörün şeddelisi” ifadelerini kullandı ve saatler içinde hakkında adli inceleme başladı ve Erdoğan suç duyurusunda bulundu..

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan eleştirilerinde, siyaset yaparken AKP Gn. Başkanı gibi davranıyor, ağır – ölçüsüz bir dil kullanıyor sıklıkla ama benzer – yakın ton ve dozda eleştiri aldığında Cumhurbaşkanı kalkanının ardına geçerek bu sıfatla davacı oluyor!? Bu durum siyaset etiğine asla sığmadığı gibi adil, hakkaniyetli, dürüst, eşitlikçi, hukuka uyarlı değil ve silahların denkliği ilkesine de açıkça ters düşüyor.

  • 2019 yerel – genel ve Cumhurbaşkanlığını da AKP = Erdoğan alırsa karşı devrim tamamlanabilir!

Türkiye’de pek çok insan bu ciddi tehdit ve tehlikenin ayrıdında; sorun dağınıklıkta. Etkili bir siyasal önderlikle AKP = RTE karşıtı toplum kesimlerini bir seçim ittifakında toplamak olanaklı. Dileriz bu siyasal girişim önümüzdeki aylarda gerçekleşir ve Türkiye 21. yy’da çağdışı bir yönetime savrulmaktan kurtulur.

AKP = RTE saltanatına da bir kez daha sağduyu diliyor;
– Cumhuriyetin temel değerlerine saldırıya son vermeye,
– Anayasaya tam saygılı olmaya,
– laik – demokratik – sosyal – hukuk devletine içtenlikle bağlı kalmaya çağırıyoruz.

Bu halk başkasını asla kabul etmiyor ve bir yolunu bulup bu gibileri başından defetmeyi
mutlaka başarıyor..

Sevgi ve saygı ile. 01 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

=====================================================
94. YILINDA SALTANAT’IN KALDIRILMASININ ANLAMI

Dostlar,

Önceki yıl bu gün,

“90. YILINDA SALTANAT’IN KALDIRILMASININ ANLAMI

başlıklı bir makalemizi sizlerle paylaşmıştık.. Artık “94 yıl önce..” oldu.. Ama minik bir farkla : Artık nur topu gibi bir “yeni Saltanat” ımız var..

– AKP Saltanatı.. : 2002 – ….
Recep Tayyip Erdoğan Sultan Saltanatı : 2002 – …
– Tayyipgiller Saltanatı : 2002 – …
Devr-i AKP Saltanatı : 2002 – ….
– Reis saltanatı.. uğruna idam cezası geri getirilmeye çalışılıyor..
– Başkanlık Saltanatı
– Türk tipi Başkanlık saltanatı )!?)
– %90 ABD benzeri Başkanlık Saltanatı!
– Halife-Sultan saltanatı.. (Irak ve Suriye “Topraklarımdan çekil; vururum!” diyor?!)
……
Ya da benzerleri.. Acaba gelecek yıl ne adlar koyabiliriz?
Koyabilir miyiz? Yazabilir miyiz??
Uğruna memleketin tüm tersanelerine girildi, tüm kaleleri işgal edildi…..
Ama direneceğiz.. Parlamenter Demokrasiyi koruyacak, güçlendirecek ve Cumhuriyetimizi taçlandıracağız. 1876’da başlamıştık Parlamento’lu yaşam kavgamıza.. Onun gerisine kimler düşürebilir ki Türkiye’yi?? Hangi güç ya güçler??

Sevgi ve saygı ile.
01 Kasım 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com
============================================
90. YILINDA SALTANAT’IN KALDIRILMASININ ANLAMI

Dostlar,

Günümüzden 90 yıl önce bu gün, Devrim tarihimizin en önemli dönemeçlerinden biri yaşandı. Ulus’taki küçük, mütevazi binada toplanan yurtsever milletvekilleri, 600 yıllık kadim Osmanlı Saltanatına son verdiler! Söylemesi dile kolay.. Bozkırın ortasındaki
25 bin dolayında nüfusu olan bir Anadolu kasabasının bağrında toplanan Milletin Meclisi, İstanbul’daki Halife-Sultanı artık tanımadığını tüm dünyaya ilan ediyordu.

30 Ağustos 1922 büyük utkusu ve 9 Eylül 1922’de emperyalistlerin maşası işgalci Yunanların denize dükülmesinin ardından, Batı emperyalizmi sıcak savaşa son vermek zorunda kalmıştı. Lozan’da barış görüşmelerine başlanacaktı. Batılı emperyalistlerin işlerine geliyordu 2 başlı bir Türkiye. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları elbette bu oyunu yutmayacaklardı. Ayrıca diyalektik olarak, çürümüş ve
içi boşalmış Osmanlı Saltanatı’na son ölümcül darbeyi vurmanın da tam zamanıydı.
Taktik ve strateji ustası Gazi Mareşal ve TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa,
tarihin deterministik gereklerini yerine getirmde çekince göstermedi. Aşağıda SÖYLEV‘inden aktardığımız paragraf, 31 Ekim / 1 Kasım 1922 gecesi
TBMM Komisyonunda Saltanatı kaldırmada ayak sürüyen vekillere söylendi.
Devrim, kararlılığını elbet vurgulayacak ve demir yumruğunu gerektiği yerde kaçınılmaz biçimde indirecekti. Yapılan, tam da buydu.

Kısa makalemizi ilgi ve bilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile.
1.11.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

SALTANAT’IN KALDIRILMASININ ANLAMI

Şu sözler, son (36.) Osmanlı Padişahı Halife-Sultan VI. Mehmet Vahdettin’in :

     “Koşullar ne denli ağır olursa olsun kabul edelim. İngiltere’nin doğudaki bize dost politikası değişmemiştir. Daha sonra bağış ve iyiliklerini kazanabiliriz.”

Ardından, Paris Konferansı’nda Vahdettin’in Sadrazamı ve damadı Ferit Paşa, İzmir için İngiliz işgalini önerir. Buna karşılık, ekonomik, parasal, hukuksal bağımsızlık.. gibi en yaşamsal istemlerden vazgeçer. Hatta, Bakanlıklarda İngiliz Müsteşar bulunması, illerde vali yardımcılığı görevini İngiliz konsolosların yapması ve maliyenin tümüyle İngilizlerin denetimine bırakılması bile Vahdettin tarafından önerilir. Yeter ki, son Osmanlı Padişahı “Halife-Sultan” VI. Mehmet Vahdettin taht ve tacından geri kalmasın. Ülke parçalanmış, açıkça sömürgeleşmiş, ulus tutsaklaşmış ve vatan toprakları bir avuç kalmış olsa da..

Ülkeyi böylesine satan, hain bir Osmanlı saltanatının daha fazla tutulmasının ulusa hiçbir yararı olmadığı ortadayken, Lozan Konferansı’na bağlaşıklarca taraf olarak çağrılınca, Mustafa Kemal Paşa’nın sabrı taşar. Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca emperyalistlerle işbirliği yaparak ülkeyi arkadan hançerleyen Osmanlı Saltanat kadrosunun artık ulusa daha fazla ihanetine katlanılamazdı. Mustafa Kemal Paşa ve Türk ulusu “ya bağımsızlık ya ölüm” ilkesiyle şanlı Kurtuluş Savaşı’nı verirken, Vahdettin ve tayfası düşmanla işbirliği içindeydiler. Yıllarca savaş alanlarında kan, can ve gözyaşıyla kazanılan ulusal bağımsızlığın ve utkunun Lozan Konferansı’nda masada tehlikeye atılmaması gerekiyordu.

İşte bu gerekçelerle, 1 Kasım 1922’de Saltanat ve Hilafet birbirinden ayrılarak Saltanatın kaldırılması, TBMM’de Mustafa Kemal Paşa’nın şu kararlı sözlerinin ardından oybirliği ile kabul edildi :

  • “Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına zorla el koymuşlardı. Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. Şimdi de, Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehal olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır… Fakat ihtimal, bazı kafalar kesilecektir.”

İşgalci İngiliz dostlarının (!), kendisinin istemini izleyen gün Malaya zırhlısıyla 17 Kasım 1922’de İstanbul’dan Malta’ya kaçırdıkları son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in (Osmanlı tarihinde hiçbir padişahın düşmana sığınmak gibi davranışı görülmemiştir!) Halifeliği de kaldırıldı ve yerine Abdülmecit Efendi seçildi. Böylece ulus yönetiminin demokratikleşmesi ve Cumhuriyet rejiminin yerleşmesi için çok önemli bir adım daha atılmış oldu. Kimi aymazların dediği gibi Mustafa Kemal Paşa diktatör olsaydı, kendisine önerilen Halife-Padişah makamını kabul ederdi. Oysa O, en “büyük yapıtım” dediği Cumhuriyet’in, TBMM istenciyle seçilen demokrat Cumhurbaşkanı olmayı yeğlemiştir.

Böylelikle; Padişahın tebası-kulu olan insanımız, Cumuriyetin yurttaşı olma yolunda çok önemli bir kazanım sağlamıştır. Egemenliğin kaynağı, gökyüzünden yeryüzüne indirilerek Anadolu Aydınlanma Devrimi’nin en önemli adımı atılarak, Türkiye’nin çağdaş dünyada kendine yaraşır yeri pekiştirilmiştir.

Türk Ulusu’na; Anayasamızın 2. maddesinde 6 temel niteliği tanımlı –insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik bir sosyal hukuk devleti– olan tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetimizde sonsuza dek onurlu bir yaşam dileriz.

Sevgi ve saygı ile.
1.11.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com