AÜTF D5 Dersi : KüreselleşTİRme ve Halk(ın) Sağlığı

AÜTF D5 Dersi :
KüreselleşTİRme ve Halk(ın) Sağlığı

Sevgili AÜTF Dönem V Öğrencilerimiz,

Sizlere 1 ders saati sunduğumuz “KüreselleşTİRme ve Halk(ın) Sağlığı” dersimizin
güncellenmiş yansılarını pdf olarak aşağıda paylaşıyoruz..

Bu konu, salt teknik düzeyde tıbbi bağlamda ve daraltılmış olarak Halk(ın) Sağlığı – KüreselleşTİRme bağlamını kavramak açısından değil fakat genel ölçekte söz konusu KüreselleşTİRme süreçlerinin “ne mene bir şey” olduğunu kavramak bakımından da önemlidir. Çok yalın ve çarpıcı olarak, kısadan vurgulamak gerekirse, denklem çok nettir ve matematiksel kesinliktedir : KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm = ABD hegemenonyası… Dolayısıyla 21. yüzyılı kavrayabilmenin anahtarı söz konusu çarpıcı denklemin adamakıllı kavranmasına bağlıdır.. Salt iyi bir hekim olmak için değil;

– bir yurtsever, bir dünyalı ve
– giderek BEYİN İĞFALİNE uğrayarak zavallılaştırılmış – teslim alınmış, 
– “insansı” bir bir Dünyalı.. olma yıkımından korunma için sizlere bir reçete olacaktır bu notlar.. 20 yılı aşkın bir süredir lisans ve lisansüstü düzeyde veregeldiğimiz bu dersin yansılarının bu göz ve bilinçle değerlendirilmesinde büyük yarar olduğunu düşünüyoruz..

Sağlık hizmetleri her toplum için yaşamsal ve vazgeçilmezdir. Bu hizmetler de öbür kamu hizmetleri gibi yerel – uluslararası sermayenin eline geçmektedir. Küreselleşme sürecinde asıl olan ülke halkının sağlığı değil, bu alanda da kapitalizmin tunç yasası gereği en üst düzeyde kârdır (kâr maksimizasyonu!) Ülkemiz, dış güdümlü sağlık politikalarıyla sağlık hizmetlerini özelleştirmeye zorlanmaktadır.

Genel sağlık sigortası;
PRİM = EK VERGİYE dayalı ahlaksız bir soygun düzenidir!
GSS sizin sağlığınızın değil sermayenin kârının sigortasıdır!
ŞEHİR HASTANELERİ soygun – talan düzeninin aracıdır!

Türkiye’miz bu süreçte giderek daha çok sağlık harcaması yapmakta ancak o ölçüde sağlıklı bir toplum olamamaktadır. AKP’nin Haziran 2003’te başlattığı Sağlıkta Dönüşüm tuzağı – masalı ile yüzlerce milyar $ ulusal servetimiz yerli – yabancı sermayenin kasasına aktarılmıştır. Bu açık ve iğrenç bir post-modern sömürüdür ve kabul edilmesi de sürdürülmesi de olanaksızdır. Kuşku yok, tıp dışından okuyuculara da rahatlıkla hitap edebilecek bir içerik kurgulanmıştır.

Ülkemizin, geçtiğimiz yüzyılın başında emperyalizmin pençesinden Büyük ATATÜRK sayesinde çok ağır bedellerle kurtuluşumuzun üzerinden yüz yıl bile geçmeden ve tek kurşun bile atmadan yeniden emperyalizmin, Mustafa Kemal Paşa‘nın nitelemesiyle

  • Bizi yutmak isteyen kapitalizm ve bizi mahvetmek isteyen emperyalizmle mücadele etmeyi MESLEK edinmiş insanlarız….”

Bu 2 kadim düşmanın pençesine bir kez (son kez!) daha düşülmemesi temel dileğimizdir.
Bunun sonu YENİ SEVR‘dir! 215 yansıyı (13,3 MB) görmek için lütfen tıklar mısınız??

Sınavda ilk 91 yansıdan sorumlusunuz. Sonrakiler ek bilgi amaçlıdır.

KuresellesTIRme_ve_Halk_Sagligi

Sevgi ve saygı ile. 20 Eylül 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BS
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Not : Daha önce AÜTF Dönem VI’da 4 saat süreli verilen daha kapsamlı 2 dosyanın erişimi :
KuresellesTIRme_ve_Halk(in)_Sagligi-1
KuresellesTIRme_ve_Halk(in)_Sagligi-2

KüreselleşTİRme ve Halk(ın) Sağlığı / Globalisation & Public Health


Yine AÜTF D3’te 1 yarıyıl boyunca 30 saat süreli verilen
SEÇMELİ KÜRESELLEŞME VE HALK SAĞLIĞI dersimizin yansıları ise 3 dosya olarak aşağıdaki erişkelerden çağrılabilir :

1_KuresellesTIRme_ve_Halk(in)_Sagligi
2_KuresellesTIRme_ve_Halk(in)_Sagligi
3_KuresellesTIRme_ve_Halk(in)_Sagligi
http://ahmetsaltik.net/2014/03/19/secmeli-kuresellesme-ve-saglik-dersi-yansilari-autf-donem-3-2013-14/

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ – HEALTH LEVEL INDICATORS

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ – HEALTH LEVEL INDICATORS

Değerli AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz,


Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
’nda
Dönem V’te 2 saat süreli staj dersi olarak sunduğumuz.

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ konulu dersin yansılarını pdf olarak izlemek için
lütfen tıklayınız.. Yayınlanmış tüm resmi kaynaklara dayanılarak güncellenmiştir,
Sağlık Bakanlığınca 2016 Sağlık İstatistikleri Yıllığı verileri dahil.. (145 yansı, 10,5 MB)

Bu yansıların ilk 90’ından sınavda sorumlusunuz.. Öbür 55 yansı ek bilgi edinmek içindir.

SAGLIK_DUZEYI_OLCUTLERI

Bilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta, derste özetlenerek işlenmektedir. Yansıların (slaytların) altındaki tarih en son güncelleme günüdür.

  • Birlikte soralım; sağlık düzeyimiz neden çok olumsuz
    ve devasa sağlık harcamalarımız ile uyumlu mu??
    Onlarca milyar dolarımız nereye gidiyor??

Ayrıca, TNSA 2013 özet verilerini de incelemeniz için, bu dosya
sizlere kolaylık sağlamak üzere aşağıdaki erişkeden (linkten) çağrılabilir..

TNSA2013_sonuclar_sunum_2122014

Sevgi ve saygı ile.
20 Eylül 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BS
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD  – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

BAŞKA KAPIYA

PAZAR’LIK

BAŞKA KAPIYA

Konuk yazar :
Ahmet GÖKSAN

ahmetgoksan45@gmail.com
06 Eylül 2018  –  Ankara  –

“Ada’nın %62’sini Rum’lara bıraktık. Kendileri de bilirler ki geçen yıl Ada’nın tümünü alabilirdik. Ama Türkiye Yunanistan gibi genişleme politikası gütmediğinden Ada’yı işgal ve istila etmedi. Sadece barış ile güvenliği sağladı ve güvenlik hattında durdu. Şimdi Rum’lar Ada’dan Türk askerlerinin gitmesini isterler. Nasıl gider Türk askeri? Kendileri Yunan takviyeli en az 40 – 50 bin kişilik bir ordu bulundururken ve bu orduyu her gün yeni silahlarla donatarak Türk halkının varlığı ve hayatı için korkunç bir tehlike yaratırken, Türk askeri buradan nasıl gider?” 1975, Dr. Fazıl KÜÇÜK

İkinci Paylaşım Savaşının 01 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgali ile başladığı biliniyor. Nisan 1945 ayına kadar devam eden savaş sırasında resmi açıklamalara göre 70 milyonun üzerinde insanın öldüğü kaydediliyor. Bu derece ağır insan kaybının bir kez daha yaşanmaması için BM 01 Eylül gününü Dünya Barış günü olarak ilan etti. Etti de ne oldu diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Bundan sonra başlatılan vekalet savaşları ve çatışmalarda daha fazla insanın öldüğünü söylemek de olasıdır. Doğal olarak bu denli çatışma ve savaşları silah üreticisi ülkeler başta Birleşik Amerika Devletleri olmak üzere hep birlikte kışkırtıyorlar. Sonuçta insanlar birer canavara dönüştürülüyor. Olan da kadın ve çocuklara oluyor. En fazla sıkıntı ve can kaybını yaşıyorlar.

Amerikalı Bay Trump’ın başkan seçilmesi sonrasında ivme kazanan çatışmalar dur durak demeden artıyor. Yakın çevremize baktığımızda bire bir insan ilişkilerinin de düzgün olduğunu ne yazık ki söyleyemiyoruz. Bunun temel nedenlerinden bir tanesi ise savaş ve çatışma sahnelerinin boyalı kutularda saatlerce değil günlerce izlettirilmesi olduğunu kaydetmek istiyoruz.

Karşımızdaki unsur ile yaşamakta olduğumuz uyuşmazlığın temelinde uygulanmakta olan eğitim politikaları yatmaktadır. Bu unsurun İlkokullardan başlanarak devam eden öğrenim süresince okutulan UNUTMUYORUZ isimli ders başlığıdır. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir kamuoyu araştırması bu yargımızı doğruluyor. 18 yaş altı Rum gençlerin Ada’nın kuzeyine (soru bu şekilde idi) giderek oraları görmek isteyip istemedikleri sorusuna verdikleri yanıt bize şaşırtıcı gelmedi. Bu eğitim sistemi ile yetişenler %65 oranında kuzeyin Türk işgali altında olduğu nedeniyle gitmek istemediklerini söylüyorlardı. Bu çocuklar savaş yaşamamış olsalar bile eğitim sistemi tarafından sürekli olarak zehirleniyorlar. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılacak bu yönlü araştırma Ada’da barışa ne kadar yakın veya uzak olacağımızın da göstergesi olacaktır. 

Eylül ayının gelmesi ile BM Genel Kurulu 18 Eylül’de çalışmalarına başlayacaktır. Katılacak olan ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, içinden geçilmekte olan durum konusunda görüşlerini açıklayacaklardır. Bu yönlü açıklamaların ne kadar değer bulacağı ise ayrı bir tartışma konusudur. Buna karşın karşımızdaki unsur bu dönemi kazanım olarak kendi hanelerine yazdırmak için yoğun uğraş vereceklerdir. Doğu Akdeniz’de hidrokarbon araştırmalarını başlatmayı da hedefliyorlar. Buna karşın Türkiye’nin de benzer girişimlerde bulunması şaşırtıcı olmayacaktır.

Rum müzakereci Bay Andreas Mavroyannis, Alithia gazetesine geçtiğimiz günlerde yaptığı değerlendirmede, “Çerçeve toprak konusunda Kıbrıs Türk’leri sundukları haritanın ötesine gitmeli ve Rum’ların bazı bölgelerle ilgili isteklerini karşılamalıdır.” diyordu. Bu isteğini “baş üstüne ve derhal ayakaltına” diye yanıtlıyoruz. Hızını alamamış olacak ki, “yeni çaba başarısız olursa, 1974’den sonra ilk kez daha ne yapacağımızı bilemeyeceğiz. Bu durum Kıbrıs sorununda da bir dönemin sonu olabileceğini” söylüyordu.

Müzakerelerin geleceği belirsizliğini korurken “Kıbrıs Türk’leri toprak konusunda verdikleri haritadan öteye gitmeli” diyen bu Bay’a “Allah versin başka kapıya” demek gerekiyor mu ne!…

SEVGİ ile kalınız…
===============================
Dostlar,

Sn. Ahmet Göksan, Kıbrıs konusunda gerçek bir uzmandır. Yaşının da 70’lere yakın oluşu nedeniyle yakın tarihi yaşayarak deneyimlemiş bir yurtsever gözlemcidir. Uzun yıllar Kıbrıs Türk Kültür Derneği‘nin Genel Başkanlığını yürütmüştür. Bu dönemde Derneğin Ankara Tuna Caddesindeki Genel Merkez salonunu ulusalcı toplantılara düzenli olarak açardı. Salı akşamları Prof. Anıl Çeçen düzenli ve başkaları ek sunumlar yapardı. Biz de bu mekanda çok sayıda konferans verdik. Sn. Göksan’ın pek çok Kıbrıs yazısı da bu sitede yayınlandı, yayınlanacak.

AKP ile “iklim” değişti ve Sn. Göksan artık o dernekte genel başkan değil. Salon da ulusalcı toplantı ve konuşmacılara yıllardır kapalı!? Buradan tarihe not düşmüş olalım..

KKTC ve bağlantılı Kıbrıs ulusal davasında Sn. Göksan’ın birikim ve deneyiminden yetkililer mutlaka yararlanmalı. Bu alan, hata yapılabilecek bir kulvar değil çünkü hataların giderimi ve geri dönüşümü son derece güç, belki de olanaksız.. Çook dikkat istiyor..

Teşekkürler yurtsever insan Sn. Ahmet GÖKSAN.. Nöbete ve aydınlatmaya devam..

Sevgi ve saygı ile. 06 Eylül 2018, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

                                                                         

30 Ağustos’un Anlamını da En İyi Atatürk Anlatıyor!

Dostlar,

96 yıl önce 26 Ağustos 1922 sabahı şafağında, Başkumandan Mustafa Kemal Paşa komutasında başlatılan BÜYÜK TAARUZ sürüyor.. 30 Ağustos’ta Yunan tahkimatının dağıtılmasının ardından süpürme ve denize dökme operasyonu devam ediyordu bugünlerde..

Henüz meydan savaşı bitmiş değildi..

Emperyalizmin maşası olarak Megali İdea (Büyük Yunanistan) hayalleri çerçevesinde kullanılan Yunanlar, Ege bölgesine asker çıkarmışlardı.. Polatlı’ya dek de gelmişlerdi. Hatta bu yüzden TBMM’nin Kayseri’ye taşınması düşünülmüştü.. TBMM’de bu bağlamda görüşme açıldığında, Dersim (Tunceli) mebusu Diyab Ağa silahını çekerek;

Biz buraya çekilmeye değil döğüşmeye geldik.. diye gürlemiş ve
TBMM’nin Ankara’da kalmasında belirleyici olmuştu.

Bu arada Saltanat da (Vahdettin ve Sadrazamı Damat Ferit), Yunan işgalini halka meşru gösterme ve kabul ettirme çabasında idi! Yunan birlikleri çekilirken yakıp yıkmayı sürdürüyordu. Köyler ateşe veriliyor, hayvan sürüleri taranıyor ve ölüleri su kuyularına doldurularak yaşam olanaksızlaştırılıyordu. Köprüler, yollar tahrip ediliyordu. 3,5 yıllık işgal dönemi boyunca (16 Mart 1919 – 9 Eylül 1922) sistematik insan kırımı ve ırza geçme yapılmış, insanlık suçu işlenmişti.

Frengili hastalarının (askerlerinin) battaniyeleri Ege köylüsüne dağıtılarak
salgın çıkarılmıştı..

Bu mezalim unutulmadı, unutulmamalı.. Kin ve düşmanlık gütme adına değil; tarihsel bilinç adına. Bir daha zayıf düşmeme ve barışın gerektirdiği güce sahip olma anlamında..

Zafer haftası sürerken, bu dizeleri ve Sn. Prof. Özer Ozankaya‘nın yazısını
paylaşmak istiyoruz ..

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 03.09.2018

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com
=========================================

30 Ağustos’un Anlamını da En İyi
Atatürk Anlatıyor!

portresi

Prof. Dr. Özer OZANKAYA

Mustafa Kemal, 91 yıl önce dış ve iç sömürgeciliği dize getiren
30 Ağustos Zaferini EVRENSEL DEĞERDE İLKELERE DAYALI BİR BÜYÜK DÜŞÜNCENİN KAZANDIĞINI belirtmiş ve bu DÜŞÜNCE‘nin özellikle

  • “Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizindir!„

diye seslendiği yeni kuşaklarca tam olarak kavranmasının önemini vurgulamıştı.
Bu ilkeleri şu başlıklar altında toplayabiliriz:

– “Türk yurdunu ele geçirip Türk’ü tutsak etmek düşü ardında koşanlara hak ettikleri ceza verilmiştir.„

Bugün Türk ulusuna, yurduna ve devletine aynı düşmanlığı güdenlere aynı cezayı vermek istencine sahip olabilmenin özlemi içindeyiz.

– “30 Ağustos yalnız bizim değil, tüm insanlığın tarihine yeni bir yön verecek sonuçlar doğurmuştur. „

Bugün sömürgeci ABD/AB’nin BOP ile Irak’a, Libya’ya, Mısır’a, Suriye’ye .. vahşi saldırılarına, Türk ulusunun ve yurdunun bütünlüğünü de aynı ahlaksız ve kanlı yollarla bozma çabalarına karşılık olmak üzere, uygar insanlığa, Türk Devrimi’nin her ulusa özgürlük, barış, toplumsal adalet getirici niteliklerini sergilemenin özlemi içindeyiz.

Ulusun kayıtsız ve koşulsuz egemenliği önündeki engelleri,
örneğin saltanat ve halifeliği kaldırmanın,
kadın haklarını gerçekleştirmenin,
eğitim birliği ilkesi ile laik, demokratik bir toplumun yurttaşlarını yetiştirmenin yolları
bu zaferle açılmıştır.„Bugün Türk ulusunun yaşamında gerçekten bilimsel düşünüş biçimine, kadın – erkek eşitliğine, laik devlet ve toplum düzenine her özveriyi üstlenerek sahip çıkma, tarikat, cemaat, mezhep, dil ayrımcılığı .. gibi diktacı, ortaçağcıl, baskıcı ve bölücü örgütlenmelere karşı direnme anlayışının egemen duruma gelmesinin özlemi içindeyiz.

ATATÜRK 30 AĞUSTOS’U NASIL AÇIKLAMIŞTI?

Bu özlemlerin anlam ve şiddetini kavramak üzere, 30 Ağustos’u Atatürk’ün yorumundan öğrenelim:

“Efendiler, bu pek büyük yenginin türlü etkenlerinin üstünde en önemlisi ve yücesi, Türk ulusunun kayıtsız ve koşulsuz olarak egemenliğini eline almış olmasıdır. Bu olayın tarihimizde ve bütün cihanda ne büyük, ne verimli bir devrim olduğunu açıklamağa gerek görmem. Ulusumuzun uzun yüzyıllardanberi hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onların baskı ve ezinci altında ne denli ezildiğini, onların açgözlülüklerini doyurma yolunda ne denli büyük yıkımlara ve yitiklere uğradığını düşünürsek, ulusumuzun egemenliğini eline almış olması olayının tüm yücelik ve önemi gözlerimizin önünde belirir.. .”

“Saraylarının içinde Türk’ten başka ögelere dayanarak, düşmanlarla birleşerek Anadolu’nun, Türklüğün aleyhine yürüyen çürümüş gölge adamların Türk yurdundan kovulması, düşmanların denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir devinimdir.
Türk ulusunun (yurdunda) tam anlamıyla efendi olarak yaşaması, ancak o gereksiz ve anlamsız olduktan başka, varlıkları yalnızca zarar ve yıkım getiren o makamların
ortadan kaldırılmasıyla olanaklı olabilirdi.”

“.. .Efendiler, artık yurt bayındırlık istiyor, zenginlik ve gönenç istiyor. Bilim ve beceri, yüksek uygarlık, özgür düşünce ve özgür düşünüş istiyor.”

“Efendiler, ulusumuzun ereği, ulusumuzun ülküsü, bütün cihanda tam anlamıyla uygar bir toplumsal kurul olmaktır. Bilirsiniz ki dünyada her ulusun varlığı, değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı uygar yapıtlarla orantılıdır. Uygar yapıt ortaya koyma yeteneğinden yoksun olan topluluklar, özgürlük ve bağımsızlıklarından yoksun kılınmağa yazgılıdırlar… Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak yaşamanın koşuludur.. Efendiler, uygarlık yolunda başarı yenileşmeğe bağlıdır. Toplumsal yaşamda, ekonomik yaşamda, bilim ve uygulayım alanında başarılı olmak için tam gelişme ve ilerleme yolu budur.”
“Yaşam ve geçime egemen olan kuralların zamanla değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zorunludur… Uygarlığın temeli, ilerlemenin ve güçlü olmanın dayanağı, aile yaşamındadır… Aileyi oluşturan kadın ve erkeğin doğal haklarına sahip olmaları, aile görevlerini yürütmeğe yeterli bulunmaları zorunludur.”
“Efendiler, ulusumuz burada kazandığımız zaferden daha önemli bir görevin arkasındadır. O zaferin sonuçlarının tam olarak kazanılması ulusumuzun ekonomi alanındaki başarılarıyla olanaklı olacaktır. .. Hiç bir uygar devlet yoktur ki, ordu ve donanmasından önce ekonomisini düşünmüş olmasın”.

“… Çağın savaşımlarında ulusumuzu başarılı kılacak bir ekonomik yaşam sağlanmasını amaçlayan genel eğitim ve öğretim düzenlerimiz, her gün daha çok temellenecek
ve kuşkusuz başarılı olacaktır.

“Efendiler, artık bugün yaşam ve insanlık gerekleri bütün gerçeğiyle belirmiştir.
Bunlara aykırı söylentiler ahlak ve inanca temel olamaz… Uydurmalar, boş inançlar kafalardan çıkmalıdır. Her türlü yükselme ve yetkinleşmeğe yetenekli olan ulusumuzun toplumsal ve düşünsel devrim atılımlarını kısaltmak isteyen engeller kesinlikle
ortadan kaldırılmalıdır”.

  • Efendiler, kendilerine bir ulusun geleceği (talihi) güvenilip bırakılan adamlar, ulusun güç ve yeteneğini yalnız ve ancak yine ulusun gerçek ve elde edilebilir yararları yolunda kullanmakla yükümlü olduklarını bir an düşüncelerinden çıkarmamalıdırlar.”

“Efendiler, son sözlerimi yalnızca ülkemizin gençliğine yöneltmek istiyorum.

Gençler!
Yürekliliğimizi arttıran ve sürdüren sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile insanlık niteliğinin, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız.

  • “Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizindir.
    Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak sizsiniz.”

26 Ağustos, gece sabaha karşı

Dostlar,

Yurtsever ozanımız Yusuf Ziya Ortaç‘tan bir 26 Ağustos şiiri..

Gümbür gümbür.. Kısa ama destanımsı..

Topların Afyon ovasında alev alev gümbürtülerine de 1-1,5 saat kaldı..

Gözümüze uyku girmiyor ki..

Kahramanların yurtseverlikleri ve yüreklilikleri karşısında

Ürperiyoruz.. Alnımız yerlerde..

Aziiiiz şehit ruhlarına minnet ve şükranla..

Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Askerinle Milletinle bin yaşa!

26_Agusts_1922

 

 

Sevgi, saygı ve huşu ile.
Tekirdağ, 26.08.2018, saat 03:00

Dr. Ahmet Saltık
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

=========================================

AKDENİZ’E

26 Ağustos, gece sabaha karşı,
Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı.

Bu ölüm bestesinin içinde yandı dağlar,
Altüst oldu siperler, eridi demir ağlar.

Fırtınadan yeleli, yıldırımdan kanatlı,
Alevlerin içinden geçti binlerce atlı.

Çığlıkla, iniltiyle sarsıldı, köşe bucak,
Savruldu gökyüzüne: kafa, kol, gövde, bacak!

Rüzgârlarla at başı yarış etti bu akın,
Şimdi yakınlar uzak, şimdi uzaklar yakın!

Akdeniz, ayakları altında ordumuzun,
Mavi bir atlas gibi serilmişti upuzun.

Çekti Kadife kale al bayrağını yine,
Güzel İzmir büründü yine eski rengine.

Süngüler ilk amaca tam on dört günde vardı,
O gururlu alınlar yere düşüp yalvardı.

Yusuf Ziya Ortaç
(1895 – 1967)

Yusuf_Ziya_Ortac