Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

ATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Ankara Üniv. Tıp Fak. / Halk Sağlığı Uzmanı,
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,

ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com     
facebook.com/profsaltik,
twitter: @profsaltik  CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_22._yil

Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır.
Sitemizden, kaynak gösterilmesi koşulu ile alıntı yapılabilir.

AKP, TTB’den ve Türkiye’den Ne İstiyor??
Okumak ve okutmak için üstünde veya bunu ⇒ tıklayın..

  • DİB Başkanı yerine biz utanıyoruz.. Başkan Türk’e karşı, Yunan yandaşı mı yoksa?!
  • Erdoğan, 2019 aylığında %26 artışı kaldırmalı, en az %10 indirim yapmalı,
    enflasyonla topyekun mücadelede halka örnek olmalı! Ya da çalışanlara aynı zam!
  • Bir de, olağanüstü yetkileri varken TBMM’de bile, kendisine “soru” sorulamamasını demokratik hukuk devleti ile bağdaştırmak olanaklı mı? Erdoğan neden korkuyor-kaçıyor?

REJİM TIKANMIŞTIR!
Başlıklı makalemizi okumak için üstünde tıklayınız..

10 Kasım 2018 günü verdiğimiz “100 üncü Yıla 5 Kala” başlıklı konferans yansılarımızı izlemek için lütfen tıklayınız

10 Kasım 2018 günü Anıtkabir’i ziyaret edenler 1,5 milyonu geçerek tüm zamanların rekorunu kırdı sanıyoruz. Biz gece 21:00 dolayında orada idik ve insanlar “hala” dalga dalga Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu eşsiz öncü – devrimci Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘e saygılarını sunmak üzere gelmekteydi. Vefalı Türk Ulusuna teşekkür ederiz. Türkiye sahipsiz değildir; milyonlar Cumhuriyete kol kanat germektedir. Herkes bu gerçeği böylece bilmeli ve kabul etmeli. Politik psikolojik ağırlık Cumhuriyetçilerde.. AKP’liler – AKP’ciler dikkate almalı; Cumhuriyete saldırmayı bırakmalı!

(Cumhuriyet, Behiç Ak, 13.11.18)
****
13 Kasım 2018 / Günün Karikatürü / Emre ULAŞ 1
Basic Philosophy of Medicine & Health Services..  please click on..
(Phase I, Lecture slides for International Medical School of Ankara University..)
****
Cumhuriyet Ä°MECESÄ°29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” nedeniyle, Pembe Köşk olarak bilinen  İSMET İNÖNÜ EVİ27 Ekim – 02 Aralık 2018 arasında her gün 10.00-12.00  ve 13.00-17.00 arasında okullarımızın ve halkımızın ziyaretine ücretsiz olarak açılacaktır. Özden Toker İNÖNÜ
*****

(Çizim : Emre Ulaş, Yeniçağ, 14.11.18)
****
Erdoğan
ANDIMIZA karşıt çıkışı özellikle yükseltiyor… 3 amacı var :
1- Danıştay’a gözdağı vererek İdari Dava Daireleri Kurulunda görüşülecek olan Milli Eğitim Bakanlığı temyiz davasını etkilemek istiyor; davranışı açıkça Anayasaya aykırı! (md. 138/2)
2- Erdoğan ayrıca, AKP’nin akıldışı politikaları ile yaratılan, Ülkemizi – Ulusumuzu YAKAN – YIKAN EKONOMİK BUNALIMI mutlaka kamuoyu gündeminden düşürmek istiyor..
3. olarak Erdoğan, yaklaşan yerel seçimlerde MHP ile olası sorunlar nedeniyle hem HDP’ye göz kırparak flört öneriyor, hem de HDP tabanından oy devşirmek istiyor.. HDP net tutum alır mı?

Andımızdaki “Türk’üm” sözcüğü, birilerine batıyor ve gerekçe komik; ‘Bu ülkede yalnızca Türk yokmuş.’ Yüce önder Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk Milleti denir” tanımını anlayamayan boş kafalar; bu ülke halkı Arap değil, neden ezan Arapça okunuyor?! Fransa’da, İngiltere’de, ABD’de, Almanya’da… salt Fransız – İngiliz – Amerikan – Alman mı var; yoksa bu ülkelerde yaşayan tüüüüüüm etnisitelerin ortak yurttaşlık üst kimliği mi var?? Örneğin, neden Cezayir kökenli bir Müslüman “ben Fransızım” diyebiliyor? Hepsi asimile edildi de tek bizim Kürtçüler mi en uyanık kaldı!? Kürt kardeşlerimiz Kürt kökenli Türk’türKürtlerimiz, emperyalizmin maşası Kürt ağalarının feodal sömürüsünden, önce Uluslaşarak kurtulacak.. Etnik milliyetçilik tuzağına düşmeyecek; herkese demokrasi ve insan hakları; şu ya da bu etnisiteye değil.. eşit yurttaşlık değil YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ!
*****
* TEK ADAM’ın ilk 100 günü tam bir fiyasko!
Elektirik 5 kez, doğal gaz 4 kez zamlandı. 100 liralık ücret, enflasyon canavarı ile 70 liraya indirildi. Resmi işsiz sayısı 6 milyonu aştı.. asrın liderinin 100 günlük saltanatında. Şimdi sıra, bu açık çıplak gerçekleri yazıp hesap sormak isteyenleri türlü biçimlerde susturmakta.
AKP zengin ettiklerine = dinci rantiyeye SERVET VERGİSİ koyabilir mi AKP?
Ya da yoksul halka mı yıkıyor yarattığı bunalımın ağır bedelini! Yanıt çok net değil mi
ey halkımız?! Vergilerin 2/3’ü adaletsiz – acımasız dolaylı vergi!

  • Doları düşürdük” diye halkla / aklımızla alay etmek yerine; acımasız ve orantısız, halkı yakan ama sermayeyi kollayan elektirik – doğalgaz zamlarını kısmen geri alın..

Sevgi ve saygı ile. 14 Kasım 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com   www.ahmetsaltik.net

  • SAĞLIK HUKUKU yüksek lisans (master) eğitimimizi tamamladık (10.08.18).
    Tez savunması pp yansıları için tıklayın AHMET_SALTIK_Tez_sunumu_10.08.2018
    Tezi kitaplaştıracağız, kapsamlı özetini önümüzdeki günlerde sitemizde paylaşacağız.
    Anayasa Mahkemesi çocuk aşıları hakkında nasıl yanlış bir karar verdi, kamuoyu görmeli!

Önceki yazılarımızdan                              :

2017 yılı çalışmaları dosyamızı ve yıl içinde sitemizde yayınlanan 58 makalenin listesine ve erişkelerine ulaşmak için: http://ahmetsaltik.net/2017/12/31/2017-yili-calismalarimiz/ 

Sitemizde yayınlanan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” / Nazım HİKMET

Dünya Tabipler Birliği’nden 5. madde açıklaması: Utanç verici!

Dünya Tabipler Birliği’nden 5. madde açıklaması: Utanç verici!

Dünya Tabipler Birliği (DTB), TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda kabul edilen “Sağlık Torba Yasası”nda yer alan ve Türkiye’de hekimlerin mesleklerini yapma özgürlüğünü kısıtlayan yeni adımı “utanç verici” olarak niteleyerek, gelişmeyi kınadı.

Sağlık Torba Yasası ile ilgili gelişmeleri yakından izleyen DTB, bugün de (8 Kasım 2018) konuya ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Yeni düzenlemeyle birlikte Türkiye’deki Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde kamu hizmetinden çıkarılan binlerce doktordan bir kısmının 600 gün boyunca hekimlik yapamayacağı, öbürlerinin ise özel hastanelerin büyük çoğunluğunda çalışamayacağı ifade edildi. Ayrıca, bu doktorlar tarafından hazırlanan tıbbi raporların da yargı ve idare organları nezdinde geçerli sayılmayacağı kaydedildi.

Tasarının, son şeklini almak üzere TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceği bilgisinin de paylaşıldığı açıklamada, DTB Başkanı Dr. Ardis Hoven’in değerlendirmesine de yer verildi.

Dr. Hoven, TTB’nin hekimlerin mesleklerini yapmasının engellenmesinin salt Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde tıp mesleğinin icrasına yönelik açık saldırı anlamına geldiği yönündeki saptamasını güçlü biçimde desteklediklerini bildirdi.

Dr. Hoven şu görüşleri kaydetti:

Tasarı utanç vericidir. Binlerce doktorun çalışma hakkına yönelik açık bir ihlaldir. Doktorlar çalışma yaşamının dışına itilirken hastası, yoksulu, engellisi ve yaşlısı başta olmak üzere Türkiye halkı gereksinim duyduğu hizmetlerden yoksun kalacaktır. Bir hükümet neden binlerce doktorunu çalışmaktan men eder ki?

Dr. Hoven, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a gönderdiği mektupta da şu ifadelere yer verdi:

“Tıp mesleğini ve sağlık hizmetleri sunumunu tehdit eden uygulamaları büyük üzüntüyle karşılıyoruz. Tıp mesleği, tıbbi tarafsızlık dâhil olmak üzere açık ve kabul edilmiş etik ilkeleri rehber alır; uygulamalarda ‘bilinç ve vicdanla, saygınlıkla ve örnek tıbbi uygulamalar doğrultusunda hareket eder’ (WMA Cenevre Bildirgesi) ve meslek üyeleri gereksinimi olanlara gerekli bakımı sağlama görevlerini böyle yerine getirir. Tasarı ise tıp mesleğine sınırlama getirerek kaygı verici ölçüde ters yönde gitmektedir.”
*****
Dünya Tabipler Birliğinin açıklaması :

http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=789494a2-e361-11e8-b159-336a7b2d6c99


The World Medical Association has condemned as ‘shameful’ a new move by the Turkish authorities to restrict the freedom of Turkish physicians to practice medicine.

Under a new law approved yesterday by Turkey’s Health Commission, thousands of physicians will be barred from working in either the public sector or in private hospitals operating through contract with the Social Security Agency, effectively putting them out of work.

Dr. Ardis Hoven, Chair of WMA Council, said the WMA strongly supported the claim from the Turkish Medical Association that this was ‘nothing less than a blatant assault on the profession of medicine, not only in Turkey but throughout the world’.

The Bill bars thousands of doctors, who were dismissed from public service during Turkey’s State of Emergency, from practicing medicine, some from all practice for a period of 600 days, others from most private hospitals. In addition, medical reports prepared by these physicians will have no validity before judicial and administrative bodies.

The Bill will now be discussed by the Parliament’s Grand Assembly for final approval.

Dr. Hoven said: ‘This Bill is shameful. It is a blatant violation of the right to work for thousands of physicians. It will force them out of work, depriving the Turkish people – the ill, the poor, the handicapped and the elderly being the most exposed – of the health care they need. Why would any Government want to throw thousands of its doctors out of work?’

In a letter to the President of the Grand Assembly, Dr. Hoven writes: ‘We deplore any practices threatening the medical profession and the provision of health-care services. The medical profession is guided by clear and recognised ethical principles, including the principle of medical neutrality, and to practice “with conscience and dignity and in accordance with good medical practice” (WMA Declaration of Geneva), so that they can fulfil their duties to provide care for those in need. By attempting to restrain the medical profession, the bill is moving in the opposite direction alarmingly.

‘We consider the proposal dangerous and irresponsible. We urge you to take all the necessary steps so that it is withdrawn immediately’.
*****
Bildirinin çevirisi :

WMA, DOKTORLARIN ÇALIŞMASINA YASAK GETİREN ‘UTANÇ VERİCİ’ ADIMI KINADI

Dünya Tabipler Birliği, iktidar tarafından atılan ve Türk doktorların mesleklerini yapma özgürlüğünü kısıtlayan yeni adımı ‘utanç verici’ olarak niteleyip kınadı. Dün Sağlık Komisyonu’ndan geçen yeni yasa tasarısı binlerce doktorun kamu sektöründe ya da Sosyal
Güvenlik Kurumu ile sözleşmeli faaliyet gösteren özel hastanelerde çalışmasını engellemekte,
doktorları fiilen işsiz bırakmaktadır. WMA Konsey Başkanı Dr. Ardis Hoven, Türk Tabipleri Birliği’nin söz konusu tasarıyla ilgili “yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada tıp mesleğine yönelik açık saldırı” tespitini bütünüyle desteklediğini açıkladı.
Yeni düzenlemeyle birlikte Türkiye’deki Olağanüstü Hal döneminde kamu hizmetinden çıkarılan binlerce doktordan bir bölümü 600 gün boyunca hekimlik yapamayacak, öbürleri ise özel hastanelerin büyük çoğunluğunda çalışamayacaktır. Ayrıca, bu doktorlar tarafından hazırlanan tıbbi raporlar da yargı ve idare organlarında geçerli sayılmayacaktır.
Tasarı son biçimini almak üzere Büyük Millet Meclisi’nde tartışılacaktır.
Dr. Hoven konuya ilişkin şu görüşü dile getirdi: ‘Tasarı utanç vericidir.

  • Binlerce doktorun çalışma hakkına yönelik açık bir ihlaldir.
  • Doktorlar çalışma yaşamının dışına itilirken hastası, yoksulu, engellisi ve yaşlısı başta olmak üzere Türk halkı gereksinim duyduğu hizmetlerden yoksun kalacaktır.

Bir hükümet neden binlerce doktorunu çalışmaktan men eder ki?
Dr. Hoven TBMM Başkanına yazdığı mektupta da şunları söyledi:
“Tıp mesleğini ve sağlık hizmetleri sunumunu tehdit eden uygulamaları büyük üzüntüyle karşılıyoruz. Tıp mesleği, tıbbi tarafsızlık dâhil olmak üzere açık ve kabul edilmiş etik ilkeleri rehber alır; uygulamalarda ‘bilinç ve vicdanla, saygınlıkla ve örnek tıbbi uygulamalar doğrultusunda hareket eder’ (WMA Cenevre Bildirgesi) ve meslek üyeleri, gereksinimi olanlara gerekli bakımı sağlama görevlerini böyle yerine getirir. Tasarı ise tıp mesleğine sınırlama getirerek kaygı verici ölçüde ters yönde gitmektedir. “Yasa tasarısını tehlikeli ve sorumsuzca olarak değerlendiriyoruz.

Sizi, tasarının hemen geri çekilmesi için gerekli tüm adımları atmaya çağırıyoruz.”
===================================

Bu iktidar doktorları neden sevmiyor?

Bu iktidar doktorları neden sevmiyor?

Emre Kongar

06.11.18, Cumhuriyet

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Bu iktidar, kendisinden ve kendisine kayıtsız koşulsuz boyun eğenlerden başka kimseyi sevmiyor. 

Profesyonel meslek ahlaklarına sahip çıkan, bu yüzden de iktidarın dayattığı yalan – yanlış kurallara boyun eğmeyen meslek mensuplarından, özellikle hoşlanmıyor: 
Çünkü doktorlar, avukatlar, mühendisler hem kendi meslek ahlâkları olduğu için iktidarın yanlış uygulama ve baskılarına karşı direniyorlar, hem de iktidara dalkavukluk yapmadan uyguladıkları mesleklerindeki başarılarıyla, yaşamlarını siyasete bağımlı olmadan sürdürebiliyorlar.
***
Bu iktidar, profesyonel meslek mensuplarının meslekî ahlâk ve uygulamalarını geliştirmek için onlara eğitim veren ve onları denetleyen Sivil Tolum Kuruluşlarını da bırakın sevmeyi, adeta kendisine düşmanmış gibi görüyor. 
Toplumun refah ve uygarlık düzeyinin yükselmesinde çok önemli işlevler yüklenen Türkiye Barolar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği gibi Sivil Toplum Kuruluşları, bu iktidar tarafından sürekli suçlanıyor, engelleniyor, baskı altına alınmaya ve yetkileri daraltılmaya çalışılıyor.
***
İktidarın yeterince güdümleyemediği Sivil Toplum Kuruluşlarının, STK’ların başında gelen Türk Tabipleri Birliği’ne ve doktorlara karşı olan düşmanca tutumu, “Sağlık çalışanlarına şiddetin önlenmesine yönelik” diye pazarlanmaya çalışılan 44 maddelik son “Torba Yasa” ile iyice belirginleşti. 
Torba yasa teklifi ile olağanüstü hal döneminde “kamudan ihraç” edilmiş olan hekimler ile diş hekimlerinin özel sektörde çalışmaları da sınırlandırılıyor ve neredeyse olanaksızlaştırılıyor. 
Güvenlik soruşturmalarının olumsuz gelmesi nedeniyle zorunlu hizmet yapamayan doktorların, zorunlu hizmet süreleri boyunca herhangi bir yerde çalışmaları yasaklanıyor.
***
Teklif ile Türk Tabipleri Birliği, TTB, Diş Hekimleri Birliği, DHB ve Türk Eczacılar Birliği, TEB’in kimi yetkileri de bu kuruluşlardan alınıyor. 
Buna göre 1’den çok kurumda çalışmak için TTB’den ve DHB’den izin almak zorunluluğu kaldırılıyor. 
Aynı şekilde piyasada bulunmayan ilaçların ithalinde, TEB’in yanı sıra Sağlık Bakanlığı’nın izin vereceği kurum ve kuruluşlar ile SGK’ya da yetki veriliyor.
***
Hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırı bu kez ‘Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ ile Hükümet’ten geldi” diyen Türk Tabipleri Birliği, bu yasa tasarısına karşı direniş kararı aldığını bir bildiri ile açıkladı ve buna karşı doktorların nöbet eylemlerini başlattı.
***
12 Eylül 2010 ve 16 Nisan 2017 halkoylamalarıyla delik deşik edilmiş olan bugünkü “Ucube Anayasa” bile, meslek örgütlerini temsil eden Sivil Toplum Kuruluşlarının haklarını ve görevlerini 135’inci madde ile koruyor. 

  • TBB BAŞTA OLMAK KAYDI İLE BÜTÜN MESLEK ÖRGÜTLERİNİ DESTEKLEMEK, VATANDAŞLARIN KENDİLERİNE YAPILAN HİZMETLERE SAHİP ÇIKTIKLARI ANLAMINI TAŞIR.
    =======================================
    Dostlar,

    AKP, TTB’den ve Türkiye’den Ne İstiyor??

    Bir iktidar, güdümüne alamadığı kendi kurumlarına saldırarak onları felç etmeye, işlevsiz bırakmaya girişirse meşruluğu sorgulanır olmaz mı??

    12 Eylülcülerin ürünü 1982 Anayasasında bile 135. madde ile toplum yaşamında ve demokratik düzen açısından vazgeçilmez yeri – önemi olan profesyonel mesleklerin örgütlenmesi istenmiş ve daha da ileri gidilerek bu yapılanmalara “Kamu Kurumu niteliğinde meslek kuruluşu” nitemi / ayrıcalığı öngörülmüştür.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB)
    Türk Dişhekimleri Birliği (TDB)
    Türk Eczacıları Birliği (TEB)
    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
    Türkiye Barolar Birliği (TBB)

    ayrı ayrı yasalarla kurulmuşlardır. Yasal Organlarını yargı gözetiminde üyeleri seçer ve gelir kaynaklarını da kendileri üretirler. Bir yandan o meslek üyelerinin hakları korunur, disiplin ve meslek etiği ilkeleri konur ve korunur, bir yandan da bu meslekler üzerinden kamu yararı gözetilir.

Örn. 6023 sayılı TTB yasasının 1. maddesinde bu 2 temel amaç ve işlev tanımlanır.
Ne var ki AKP bu bağlamda sabıkalıdır ve sicili temiz değildir. 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile (SAĞLIK BAKANLIĞI VE BAĞLI KURULUŞLARININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME; 02.11.2011, RG 28103 Mükerrer) Bakanlar Kurulu eliyle yasal düzenleme yaparken, bu KHK içine gizlenen bir madde ile TTB yasasının 1. maddesinde son derece anti – demokratik bir değişikliğe gitmişti.

Erdoğan başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, 1 gecede 35 KHK çıkararak ülkemiz kamu yönetimini neredeyse DNA’sına dek değiştirmişti. Cumhurbaşkanı Sezer’in veto ettiği, emperyalist Batı dayatması ve güdümlüsü sözde Kamu Yönetimi Reformu bu yolla fiilen yaşama geçirilmişti.

6023 sayılı TTB yasasının 1. maddesinden adeta cımbızlanarak çıkarılan içerik şöyle idi :

  •  “tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak”

Dönemin Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ, kendisinin de muayenehanesi nedeniyle üye olmak zorunda kaldığı hekim meslek örgütünden neden rahatsızdı(r)??

TBMM tarafından 1953’te yüklenen tırnak içindeki yasal işlev – yüküm neden AKP iktidarına batmaktadır? O ibare çıkarıldığında TTB’den geriye ne kalacaktır? TTB, Anayasanın muradı olan görevleri yerine getiremez kılınırsa, bu, Anayasaya aykırı olmaz mı??

Yasaklara – Yolsuzluklara – Yoksulluğa (3 Y) savaş açarak (!!??) 3 Kasım 2002 seçiminde %34 oyla TBMM’nin %65’ini ele geçiren ve 16 yıldır tek başına Türkiye’yi yöneten (!) AKP iktidarı, kendisini ve ülkemizi nereye savurmaktadır??

  • Örtük amacı nedir AKP’nin??Beraber yürünen yollar” ülkemizi nereye taşıyacaktır??
    ****

    TTB Yasasının 1. maddesinde, hiç ilgisi olmayan bir KHK içinde, açıkça halka ve hekimlere tuzak kurularak yapılan yıkıcı ve etik dışı değişiklik, TTB’nin girişimleri ve anamuhalefet CHP eliyle Anayasa Mahkemesine iptal için taşınmıştır.

Altını bir kez daha çizelim :

  • Neden “6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” başlığı altında “mertçe” yap(a)madınız bu değişikliği? Neden sakladınız, gizlediniz??

Farkına varılmasa ve 60 günlük iptal davası açma süresi geçirilse idi (hak düşürücü süre)
Anayasa Mahkemesine de gidilemeyecek ve değişiklik kesinleşecekti değil mi??

Zaten 12 Eylül faşist rejimi tüm meslek odaları, sendikalar, siyasal partileri iğdiş etmişti. Birkaç yıl kapalı kaldıktan, malvarlıklarına, kayıtlarına…  el konduktan sonra yavaş yavaş açılmaya başlandı bu örgütlenmeler.. Tüm hekimlerin TTB’ye üye olmaları yasal zorunluk iken, asker hekimlerin üye olması yasaklandı, sivil hekimlerden de tam gün kamuda çalışanlara üye olup – olmama seçeneği getirildi. Amaç zayıflatmak, işlevsiz kılmaktı.. Ne var ki günümüzde 150 bini aşkın hekimden 100 binden çoğu TTB’ye üyedir. Sayıları 100 bini aşan tüm avukatlar TBB’ye üyedir… Örgütlenme bilincinin ve örgütlü savaşım (mücadele) bilincinin yansımasıdır bu tablo ve güçlenerek sürdürülecektir. AKP dahil, her şeye karşın!
****

663 s. KHK’nın 58. maddesinin 14. fıkrası ğ bendi aşağıdaki gibiydi :

ğ) 23/1/1953 tarihli ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunun 1 inci maddesinde geçen “tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak”
ibaresi,
yürürlükten kaldırılmıştır.

Bereket, 663 sayılı KHK ile bu maddede yapılan değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin 25.6.2013 tarih ve 28688 sayılı R.G.’de yayımlanan, 14.2.2013 T., 2011/150 E. ve 2013/30 K. sayılı Kararı ile iptal edilmiştir!

Ne var ki; mevzuat.gov.tr resmi kurumsal web sitesinden çağrılan 6023 s. TTB yasasının 1. maddesine bu değişiklik, aradan 5+ yıl geçmesine karşın nedense hala yerine işlenmemiştir!?

Bu madde metni mevzuat.gov.tr den çağrıldığında / indirildiğinde aynen şöyle gelmektedir :

Madde 1 : “Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek diplomasından istifade etmek suretiyle resmi veya özel görev yapan tabiplerin katıldığı Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, (…)(1) “

Bitmedi! Dipnot olarak (1) no ile ise şu içerik var sayfanın altında :

(1) 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı KHK’nın 58 inci maddesiyle, bu maddede geçen “tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak
ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

****
Peki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı neden işlenmedi madde metnine??
Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü’nün görevi bu değil mi?
Üstelik aradan 5 yıldan uzun zaman geçmesine karşın?!

Bu davranış AKP’nin “hukuk devleti“ne karşı olağanüstü hazımsızlığını sergileme ötesinde
açık “suç” değil midir??

Halk, yasalarla ve iktidar eliyle kandırılabilir mi?!

Buradan Cumhuriyetin savcılarına suç duyurusu yapıyoruz!

Yetkili – sorumluları ise bir kez daha, derhal bu zorunlu görevlerini yapmaya çağırıyoruz.
*****
Bu sitede sayısız kez yazdık…
Gidiş gidiş değildir!
AKP ülkemizi hemen her bakımdan derin bir karmaşaya (kaosa) sürüklemiştir.
10 Ağustos’tan bu yana 3 aydır yaşanan yakıcı – yıkıcı ekonomik bunalımın ülkemize yükü algılanabildiğinden – saklandığından kezlerce daha ağırdır ve önümüzdeki yıllara yayılacaktır.

  • Sorumlusu apaçık AKP yönetiminin yağma – talan – dinci yandaş kayırma – soygun düzenidir!

AKP artık Cumhuriyetin – hukuk devletinin – demokratik değerlerin – laikliğin –
Ulus birliğinin… üstüne üstüne gitmeye son vermek zorundadır.

  • Bu gerilim ve boğucu dayatmalar sürdürülürse ülkede iç çatışmalar çıkabilir.

AKP’nin bu ağır riski gör(e)mediği söylenebilir mi? O halde murat nedir?
Artık bıçak, kemiği de kesip bitirmek üzeredir.

AKP Türkiye’den ve Türk halkından ne istiyor?

  • 2023’e “beraber yürünen kutlu yürüyüş” (!?) ün son durağı neresidir?
    HİLAFET VE DİN DEVLETİ MİDİR??
  • Dinci hanedan saltanatı mıdır??

İşin giderek yeşillenen rengi artık iyice anlaşılır olmuştur.

AKP, ateşle oynamaya der-hal ama der-hal son vermeli, önce kendisi normalleşmeli; sonra da

Türkiye bir bütün olarak Anayasal hukuk devleti kodlarına hızla geri döndürülmelidir.

  • Güdülen – gidilen – dayatılan yol çıkmaz sokaktır ve 21. yüzyılda hiçbir şansı YOK-TUR!


Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 06 Kasım 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı (41 yıllık hekim)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırı bu kez Hükümet’ten geldi!

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırı
bu kez Hükümet’ten geldi!

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerince 30 Ekim 2018 günü TBMM’ye sunulan ve hekimlerin istemlerinin karşılanması bir yana; yakıcı mağduriyetler yaratan, sağlıkta şiddet konusunda işe yarar somut hiçbir adım atmayan, “KHK ve Güvenlik Soruşturması” gerekçesiyle binlerce hekimi işsizliğe mahkûm edecek olan, haktan, hukuktan, en temel vatandaşlık haklarından uzak, bütünüyle kötü niyetli bir yasa önersisi ile karşı karşıya kalmış durumdayız.

Türk Tabipleri Birliği olarak; buradan açıklıkla ifade etmek istiyoruz ki;

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın meslektaşımız Dr. Fikret Hacıosman’ın İstanbul’da öldürülmesi sonrasında sarf ettiği; “Sağlıkta şiddeti caydıracak ve suçluların en ağır cezaya çarptırılmalarını temin edecek düzenleme” sözleri ile Meclise sunulan taslak arasında en ufak bir bağlantı söz konusu değildir. Sağlık ortamındaki şiddet nedeniyle saldırıya uğrayacak her hekimin, her sağlık çalışanının sorumlusu içi boş bir taslakla “şiddet yasası çıkarıyoruz” yaygarası yapan ve sağlıkta şiddet karşısında ciddi hiçbir adım atmayan iktidar hükümeti olacaktır.

Binbir emekle kazanılmış hekimliğin, ihtisasın, üst ihtisasın, hiçbir hukuksal sürece bağlı kılınmadan, kimlerin hangi ölçütlerle karar verdiği anlaşılmayan “KHK ve Güvenlik Soruşturmaları” ile hekimlerin elinden alınmasının yasal kılıfı olan bu yasa maddesini TBMM’ye getiren AKP hükümeti, Anayasa’da tanımlanmış en temel haklara, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, hepsinden önemlisi bir arada yaşama ilkelerine aykırı, binlerce hekimin işsizliğinin ve açlığa mahkûm edilmesinin, hastaların bu hekimlerden yoksun kalmasının sorumlusu olacaktır.

Bu maddelerin yanı sıra aile hekimliğinde hak yitiklerine yol açan; hastanelerin “Sağlık Bakanlığına” bağlı döner sermayelerinin “Maliye Bakanlığının” inisiyatifine bırakılmasını amaçlayan; Tabip Odalarının hekimliğin uygulanmasındaki etkisini sınırlamaya çabalayan bu “Yasa Önerisine” karşı tüm hekimler, sağlık çalışanları ile birlikte karşı duracak ve tepkilerini gösterecektir.

  • Kötülüğünüzü,
  • hekimleri işsizlik, yoksulluk ve açlıkla tehdit etmenizi,
  • hekimlerin ölümlerini sıradanlaştırmanızı,
  • her fırsatta sermaye ve yandaşlara rant aktarmanızı,
  • meslek örgütümüzü yok sayan antidemokratik, dinlemeyen tavrınızı kabul etmiyoruz.

Bu nedenle, sağlıkta şiddete karşı, “şiddeti önleme yasa tasarısı” istemli “nöbet eylemlerini”
bu yasa önerisinin tüm maddelerine karşı

HEKİMLER KANDIRMACA DEĞİL, HAKLARINI İSTİYOR NÖBETLERİ”ne çeviriyor,

bütün gücümüzle, tüm sağlık kurumları ve kent meydanlarında sesimizi duyuracağımızı, TBMM’de bu yanlış ve hekim karşıtı yasa önerisini durdurup, sorunlarımızın çözümüne ilişkin maddeler içeren bir yasa önerisisine dönüşmesi için mücadelemizi sürdüreceğimizi
ilan ediyoruz.

(http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=859d52be-dccd-11e8-b0cd-0573319e83b8, 31.10.2018)

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

“Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” için tıklayınız. 

=======================================

Yazıklar olsun AKP’nin bu berbat “yönetimi” ne (!)

“Erdoğan gene kandırılıyor mu??” masallarına kanacak halimiz de yok artık..

Direneceğiz ve kazanacağız..
Çünkü istemlerimiz haklı ve meşru!

Sevgi ve saygı ile. 05 Kasım  2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

ATIKLARIN ZARARSIZLAŞTIRILMASI ve TIBBİ ATIKLAR

logo_tam_AUTF

Değerli AÜTF Dönem 2 Öğrencilerimiz, Asistanlarımız;
Site okurlarımız,

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda
Dönem 2’de Toplum Sağlığı dersi kapsamında işlediğimiz 2 saat süreli anfi dersi olarak sunduğumuz

ATIKLARIN ZARARSIZLAŞTIRILMASI
ve TIBBİ ATIKLAR

konulu dersin yansılarını pdf olarak izlemek için lütfen tıklayınız..
(04 Kasım 2018, 95 yansı, 6.4 MB) ATIKLARIN_ZARARSIZLASTIRILMASI

UNEP_elektronik_cop_daglari_yoksul_ulkelereBilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta, derste özetlenerek işlenmektedir. Bu konu 95 yansı içermektedir. Ancak derslere katılım olmayışı çok ciddi sorun.

AÜTF, 398 kişilik D2 öğrencilerine sınırlı olanaklarıyla, en iyi eğitimi vermek için vargücüyle çabalar ve bu amaçla adeta paralel / ikili eğitim yaparken, derslere devamsızlık çok ciddi sorun.. Bizim bu konu için derse girdiğimizde katılımcı öğrenci sayısı yalnızca 10, yazıyla on!

Sözümüzü esirgemeyelim; bu ayıptır, hem de çooook ayıptır.
Bundan utanmak gerekir..
Tıp eğitimi dışarıdan devam etmeden (extern) yapılabilecek bir eğitim değildir. Türkiye’miz ve anababalarınız sizlerin hekim ve iyi hekim olmanız için vargücüyle ağır özverilere katlanmaktadır. Sizin girdiğiniz fakülteye giremeyen onbinlerce öğrenci vardır. “Fakülte” sözcüğü “isteğe bağlı” anlamında ve Latince kökenlidir. Kimse sizi bu eğitime zorla yollamadı. Tersine, kendiniz büyük çabalarla girdiniz. Dolayısıyla Tıp Fakültesinin kurallarına uymak zorundasınız. Bunların başında adam gibi derslere devam etmek ve dersi derste öğretim üyeleriyle etkileşim içinde en verimli biçimde öğrenmek zorunluğu gelmektedir.

İlgili Yönetmelikte tanınan kuramsal dersler için %30, uygulamalı dersler için %20’ye dek olan devam etmeme olanağı peşinen tanınan ve sonuna dek kullanılacak bir hak değildir.
Elde olmayan nedenlerle devam edememe durumu için sizlere bir esnekliktir. 1971’de Hacettepe’de tıp eğitimine başlayan ve 47 yıllık bir tıp öğrencisi olarak henüz tıp eğitiminin
2. sınıfında olan sizlere söylemek hakkına sahibiz ve söylemeliyiz ki; iyi bir tıp eğitiminin, nitelikli hekim olmanın başta gelen koşulu derslere düzenli devamdır. Tersi büyük ve ağır bir sorumsuzluktur ve hoşgörülmesi, sürdürülmesi olanaksızdır. AÜTF yönetimi ilgili yönetmeliği değiştirerek bu %20 ve %30 oranlarını daha aşağıya çekebilir, her dersin kendi içinde uygulayabilir…. Nitekim söz konusu ders sınıf fotoğrafı Dekanlığa verilmiştir ve çözüm üretilmesi beklenmektedir..

Aşağıdaki fotoğraf acı tabloyu ortaya koyuyor.. Ayakta olan biziz, fotoğrafı ders asistanı çekmiştir ve Dekan yardımcısına what’s up ile yollanmıştır.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ülkemizin en seçkin kurumları arasındadır.
Bu kurumun saygınlığına ve sizlere yakışan biçimde sorumlu davranarak,
bu kabul edilemez devamsızlık fiyaskosuna artık son vermelisiniz!

Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 04 Kasım 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com