SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ – HEALTH LEVEL INDICATORS

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ – HEALTH LEVEL INDICATORS

Değerli AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz,
Asistanlarımız, Lisansüstü öğrencilerimiz ve genel okuyucular,


Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
’nda
Dönem V’te 2 saat süreli staj dersi olarak sunduğumuz.

SAĞLIK DÜZEYİ ÖLÇÜTLERİ konulu dersin yansılarını pdf olarak izlemek için
lütfen tıklayınız.. Yayınlanmış tüm resmi kaynaklara dayanılarak güncellenmiştir,
Sağlık Bakanlığınca 2018 Sağlık İstatistikleri Yıllığı verileri dahil.. (150 yansı, 4,55 MB)

Bu yansıların ilk 92’sinden sınavda sorumlusunuz.. Öbür 58 yansı ek bilgi edinmek içindir.

SAGLIK_DUZEYI_OLCUTLERI

Bilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta, derste özetlenerek işlenmektedir. Yansıların (slaytların) altındaki tarih en son güncelleme günüdür.

  • Birlikte soralım; sağlık düzeyimiz neden çok olumsuz
    ve devasa sağlık harcamalarımız ile uyumlu mu??
    Onlarca milyar dolarımız nereye gidiyor??

Ayrıca, TNSA 2013 özet verilerini de incelemeniz için, bu dosya
sizlere kolaylık sağlamak üzere aşağıdaki erişkeden (linkten) çağrılabilir..

TNSA2013_sonuclar_sunum_2122014

Sevgi ve saygı ile. 20 Şubat 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ATIKLARIN ZARARSIZLAŞTIRILMASI ve TIBBİ ATIKLAR

logo_tam_AUTF

Değerli AÜTF Dönem 2 Öğrencilerimiz, Asistanlarımız;
Site okurlarımız,

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda
Dönem 2 ve 3’te Toplum Sağlığı dersi kapsamında işlediğimiz 2 saat süreli anfi dersi olarak sunduğumuz

ATIKLARIN ZARARSIZLAŞTIRILMASI
ve TIBBİ ATIKLAR

konulu dersin yansılarını pdf olarak izlemek için lütfen tıklayınız..
(20 Mart 2019, 93 yansı, 6.2 MB) ATIKLARIN ZARARSIZLAŞTIRILMASI

UNEP_elektronik_cop_daglari_yoksul_ulkelereBilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta, derste özetlenerek işlenmektedir. Bu konu 93 yansı içermektedir. Ancak derslere katılım olmayışı çok ciddi sorun.

AÜTF, 428 kişilik D3 öğrencilerine sınırlı olanaklarıyla, en iyi eğitimi vermek için vargücüyle çabalar ve bu amaçla adeta paralel / ikili eğitim yaparken, derslere devamsızlık çok ciddi sorun.. Bizim bu konu için derse girdiğimizde katılımcı öğrenci sayısı yalnızca 20, yazıyla yirmi!

Sözümüzü esirgemeyelim; bu ayıptır, hem de çooook ayıptır.
Bundan utanmak gerekir..
Tıp eğitimi dışarıdan devam etmeden (extern) yapılabilecek bir eğitim değildir. Türkiye’miz ve anababalarınız sizlerin hekim ve iyi hekim olmanız için vargücüyle ağır özverilere katlanmaktadır. Sizin girdiğiniz fakülteye giremeyen onbinlerce öğrenci vardır. “Fakülte” sözcüğü “isteğe bağlı” anlamında ve Latince kökenlidir. Kimse sizi bu eğitime zorla yollamadı. Tersine, kendiniz büyük çabalarla girdiniz. Dolayısıyla Tıp Fakültesinin kurallarına uymak zorundasınız. Bunların başında adam gibi derslere devam etmek ve dersi derste öğretim üyeleriyle etkileşim içinde en verimli biçimde öğrenmek zorunluğu gelmektedir.

İlgili Yönetmelikte tanınan kuramsal dersler için %30, uygulamalı dersler için %20’ye dek olan devam etmeme olanağı peşinen tanınan ve sonuna dek kullanılacak bir hak değildir.
Elde olmayan nedenlerle devam edememe durumu için sizlere bir esnekliktir. 1971’de Hacettepe’de tıp eğitimine başlayan ve 48 yıllık bir tıp öğrencisi olarak henüz tıp eğitiminin
2. sınıfında olan sizlere söylemek hakkına sahibiz ve söylemeliyiz ki; iyi bir tıp eğitiminin, nitelikli hekim olmanın başta gelen koşulu derslere düzenli devamdır. Tersi büyük ve ağır bir sorumsuzluktur ve hoşgörülmesi, sürdürülmesi olanaksızdır. AÜTF yönetimi ilgili yönetmeliği değiştirerek bu %20 ve %30 oranlarını daha aşağıya çekebilir, her dersin kendi içinde uygulayabilir…. Nitekim söz konusu ders sınıf fotoğrafı Dekanlığa verilmiştir ve çözüm üretilmesi beklenmektedir..

Aşağıdaki fotoğraf acı tabloyu ortaya koyuyor.. Ayakta olan biziz, fotoğrafı ders asistanı çekmiştir ve Dekan yardımcısına what’s up ile yollanmıştır.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ülkemizin en seçkin kurumları arasındadır.
Bu kurumun saygınlığına ve sizlere yakışan biçimde sorumlu davranarak,
bu kabul edilemez devamsızlık fiyaskosuna artık son vermelisiniz!

Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 02 Mart 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

AYM : Aşıda sorumlu aile

AYM : Aşıda sorumlu aile

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
Anayasa Mahkemesi (AYM) son yıllarda yanlış bilgi ve inanışlar nedeniyle hızla artan aşı reddi ile ilgili önemli bir karar verdi. (06.12.18, Cumhuriyet)

AYM tarafından verilen kararda

  • Çocuğa aşı yaptırma sorumluluğu ailenindir” denildi.

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı (AHEF) Başkanı Dr. Şenol Atakan, bu kararın aile hekimleri için de çok önemli olduğunu belirterek,

“Bireyler kendileri ya da çocukları için aşı olmayı kabul etmediğinde Sağlık Bakanlığı aileyi değil aile hekimlerini sorumlu tutabilmekte ve hatta aile hekimlerine yaptırım uygulayabilmekteydi. Bu karar işte buna dur diyor” dedi.

4 Aralık tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile AYM aşı sorumluluğunun aileye ait olduğuna hükmetti.

‘Aşı kanun ile zorunlu olmalı’
Dr. Şenol Atakan, “Bundan sonra çocuğuna ya da kendisine aşı yaptırmayı kabul etmeyen bireyler için hekimler suçlanamayacaktır. Ancak bunu da yeteli görmüyoruz. Aşı toplum sağlığı için çok önemlidir ve zorunlu olması gerekmektedir” dedi.
*****

Dostlar,

Ülkemiz çok kötü yönetiliyor.
Kasım 2015’te AYM’nin bireysel başvuru üzerine çocuklarına aşı yaptırmak istemeyen anababayı “aşıları zorunlu kılan yasal düzenleme yok” gerekçesiyle “haklı” bulmasının ardından 3 yılı aşkın zaman geçti ve AKP iktidarı tek maddelik yalın (basit) bir düzenlemeyi özellikle, kasıtlı olarak  yapmadı!

  • Bu davranış halkın sağlığıyla oynamak demektir.
  • Bu siyasal inat salgınlara çağrı çıkarmak demektir.
  • Aşılar son derece güvenli biyolojik ürünlerdir ve her yıl en az 3 milyon çocuğun ölümünü engellemekte, yaklaşık 1 milyon dolayında engelli çocuk oluşmasını önlemektedir.
  • Aşıyı reddedenlerin hukuka – bilime uygun haklı – makul gerekçeleri yoktur ve olamaz.
  • Anayasa md. 56, herkese sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı tanımaktadır. Aşıyı red bu hakkın çiğnenmesi demektir.
  • Aşı reddinin daha da yaygınlaşması ile önümüzdeki dönemde SALGINLAR beklenmelidir, dünya ve Türkiye örnekleri bunun kanıtıdır..
    ……………………………
    Listeyi daha da uzatabiliriz..
    Durum böyle iken Sağlık Bakanlığı’nın düşen aşılama oranlarından (2016 sonunda %98, 2017 sonunda %96, 2018 sonunda???!) Ale Hekimlerini sorumlu tutması ve yaptırım uygulaması kabul edilemez bir saçmalıktır.

Sorumlu, doğrudan siyasal iktidar ve ne yazık ki çoğunluğu ile güdümü altına aldığı TBMM’dir. Her 2 kurum da görevlerini yap(a)mamaktadır.
Aşılama hizmetleri KAMU HİZMETİ – SORUMLULUĞUDUR, kamusal alana ilişkindir.
İktidar ve TBMM görevini daha çok oyalanmadan yapmalıdır.
Gerekli yasal düzenleme önerisi 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce TBMM başkanlığına sunulmuştur. Kadük edilmeden yasalaştırılmalı ve pek çok ülkede olduğu gibi, AYM’nin gerekçesi dikkate alınarak, AŞILAR YASAL OLARAK ZORUNLU kılınmalıdır

Buradan bir kez daha uyaralım                             :

  • Ülkemiz salgın eliğine sürüklenmiştir.
  • Olası bir salgında ölen ve engelli kalanlardan, doğrudan AKP iktidarı sorumlu olacaktır.
  • Bu bilim ve akıl dışı politika çok ağır bir hizmet kusuru hatta İNSANLIĞA KARŞI SUÇTUR!

Bir kez daha uyarmış ve anımsatmış olalım..
3+ yıllık kör inat ülkemizi kritik eşiğe sürükledi!
Zaman kalmadı…

Sevgi ve saygı ile. 07 Aralık 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

HASUDER : 3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ AÇIKLAMASI

HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ (HASUDER)

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ AÇIKLAMASI*

3 Aralık 2018

 

Pozitif ayrımcılık: eğitim, istihdam, sosyal haklardan eşit ve tam yararlanma

 

1992 yılından bu yana 3 Aralık günü Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Engelliler Günü olarak kabul edilmiştir. Böylece, toplumun ve kalkınmanın her alanında engelli bireylerin haklarının ve iyilik durumunun geliştirilmesi, politik, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamın her alanında engelli bireylerin durumu ile ilgili farkındalığın artırılması amaçlanmaktadır.


Birleşmiş Milletlerin engellilik alanındaki çalışmaları uzun yıllardan beri sürmektedir. 2006 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen “Engellilerin haklarına ilişkin Birleşmiş Milletler sözleşmesi”, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde kapsayıcı, adil ve sürdürülebilir kalkınma için engelli bireylerin güçlendirilmesine dikkat çekilmesi, bu konuda yapılan olumlu gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu duruma dikkat çekmek amacıyla
2018 yılı teması “Engelli Bireylerin güçlendirilmesi ve kapsayıcılığın ve eşitliğin sağlanması” olarak belirlenmiştir.


Dünya nüfusunun en az %10’u (750 milyon birey) engellidir. Düşük orta gelirli ülkelerde yardımcı cihaz ve teknolojiye gereksinim duyan engellilerin ancak %5-15’i buna ulaşabilmektedir. Ülkemizde ise en az bir engeli bulunan kişi sayısı 4.876.000’dir. Bu rakamın yaklaşık bir milyonunu engelli çocuklar oluşturmaktadır. Engelli birey ve çocukların eğitimi konusunda son yıllarda önemli gelişmeler olsa da, bu çalışmalar çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Özel eğitim okullarında öğrenim gören öğrenci sayısı 48.212, özel eğitim sınıflarında öğrenim gören 42.900, kaynaştırma öğrencisi olarak okullara devam eden 242.486 öğrenci bulunmaktadır. Buna karşın gerek öğretmen sayısının azlığı, gerekse başta fiziksel altyapı yeterli donanımın sağlanamaması nedeniyle ülkemizde engellilerin eğitim alma ve meslek edinme olanakları kısıtlıdır. Kaynaştırma öğrencileri için okullarda bireysel eğitim programlarının uygulanmaması, son derece doğru bir uygulama olan kaynaştırma uygulamasından yararlanılamamasına neden olmaktadır. Ayrıca özel eğitime gereksinim duyan öğrencilerin geç belirlenmesi, eğitimde gecikmelere ve bu nedenle de çözümlenebilecek sorunların çözümsüz duruma gelmesine neden olmaktadır.


Dünyada engellilerin 500 milyonu çalışma yaşındadır. Gelişmiş ülkelerde bu yaş dilimindeki engellilerin %50-70’inin herhangi bir işi yok iken, bu rakam yoksul ülkeler için %80-90’a ulaşmaktadır. Ülkemizde
son yıllarda istihdam edilen engelli memur sayısında gözle görünür iyileşme olmasına karşın (2011 yılı 20.829; 2018 yılı 51.814), gerek kamu gerek özel kurumlarda çalıştırılmakla yükümlü olunan engelli sayısına göre, çalışan engelli sayısı daha azdır.


‘2010 Özürlülerin Sorun ve Beklentileri Araştırması’ sonuçlarına bakıldığında, kayıtlı olan engellilerin %66,9’u kaldırımların, yaya yollarının ve yaya geçitlerinin engelli bireylerin kullanımı için uygun olmadığını düşünmektedir. Engellilerin ancak %38,4’ü sosyal yardımlardan düzenli olarak yararlanmaktadır.


Kamu kurum ve kuruluşlarından beklentilere bakıldığında, ilk üç sırayı

1. sosyal yardım ve desteklerin artırılması,
2. sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ile
3. bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılması almaktadır.


Sonuç olarak;
 engelliler için istihdam, eğitim, sosyal haklar konusunda yapılan düzenlemelerde ilerleme olmasına karşın hala olması gereken noktalardan uzaktır.


2018 BM temasında olduğu gibi engellilerin güçlendirilmesi, pozitif ayrımcılık gözetilerek eğitim, istihdam, sosyal haklardan eşit ve tam olarak yararlanmalarının sağlanması önemlidir. Bunun önünde engeller giderilmeli, engelli bireylerin sosyal yaşamın her basamağında kendilerine yer bulabilmeleri sağlanmalıdır.

 

 

*Bu metin, Prof. Dr. Filiz Abacıgil (Halk Sağlığı Uzmanı) tarafından HASUDER adına hazırlanmıştır.

TTB : 1 Aralık Dünya AIDS Günü – Bilmek ve Korkmamak

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve TTB Halk Sağlığı Kolu, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla açıklama yaptı.

1 Aralık Dünya AIDS Günü – Bilmek ve Korkmamak

Bu yıl dünya AİDS gününün teması “durumunu bil” olarak açıklandı. UNAIDS, Birleşmiş Milletler’in HIV/AIDS konusunda uzmanlaşmış organı, dünyada 9,4 milyondan çok insanın HIV durumunu bilmediğini kestiriyor. Bunun temelde iki nedeni var:

İlki anonim ve ücretsiz test hizmeti veren laboratuvarlara erişimin kısıtlı olması ya da olmaması; ikincisi testin pozitif çıkacağı korkusuyla test yaptırmaktan kaçınmak. Bunlara, Türkiye gibi ülkelerde toplumsal cinsiyet örüntülerinden temellenen  “bana bir şey olmaz” algısı / yanılsaması da eklenebilir.

Oysa Türkiye’de bir şeyler oluyor!

  • HIV/AIDS Dünya genelinde düşme eğilimi gözlenmesine karşın Türkiye,
    yeni olguların “en hızlı arttığı” ülkelerden biri.

Ülkede son on yılda HIV olgularında %465 artış kaydedildi. Üstelik yeni tanı alanların %49’u, 25-49 yaş aralığındaki genç insanlar. Bu veriler, bize HIV enfeksiyonunun yakın gelecekte de önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya sürdüreceğini gösteriyor.

Bu veriler bize başka bir şey daha gösteriyor: Bu zamana dek yaptıklarımızdan daha çoğunu yapmamız gerektiğini. Öncelikle, HIV’in “artık korkulacak bir enfeksiyon olmadığını” her fırsatta yinelememiz gerekiyor. Geçen yıl 21.000’den çok kişi ile yürütülen bir araştırma, katılımcıların %77.3’ünün HIV/AIDS ile ilgili “hiçbir bilgisi” olmadığını ortaya koymuştu. Hiç bilginin olmaması kötü ama yanlış bilgi çok daha kötü.

  • HIV ile ilgili korkunun üretilmesinde sorun, bulaş yollarının yanlış bilinmesi kaynaklı.

Bu nedenle, TTB Halk Sağlığı Kolu olarak HIV’in hangi yollar ile bulaşmadığını hatırlatmakta yarar görüyoruz. HIV;

  • HIV ile yaşayan insanlar ile tokalaşmak, öpüşmek, kucaklaşmak veya onlara sarılmak;
    kısaca herhangi bir sosyal temas ile BULAŞMAZ,
  • HIV ile yaşayan insanlarla aynı okulda okumak, aynı işyerinde çalışmak, aynı yerde yemek yemek,  aynı havuzda/denizde yüzmek, aynı tuvaleti/banyoyu kullanmak; kısaca hava, su, gıda veya doğrudan temas yolu ile BULAŞMAZ,   
  • Sinek veya böceklerden BULAŞMAZ.

HIV;
– korunmasız (kondomsuz) cinsel ilişki,
– test yapılmamış kan, doku ve organ nakilleri,
– damar-içi ortak kullanılan şırıngalar ve
– kesici / delici alet yaralanmaları ile bulaşır.

Bir başka bulaş yolu da anneden-bebeğe bulaştır ki, doğru tedavi ile bu bulaş %100 engellenebilmektedir.

  • HIV’den korkmaya gerek yoktur.

Bugünkü tedavi seçenekleri, kişinin yaşama niteliğini etkilemeden, genelde günde tek bir ilaç alarak sağlıklı yaşamasını olanaklı kılmaktadır.

Dolayısıyla bugün HIV ile yaşamak, diyabet veya hipertansiyon gibi bir süregen hastalık ile yaşamaktan farklı değildir.

Elbette öncelik riskli davranışlardan kaçınmak, dolayısıyla korunmadır.

Ancak kuşkulu bir durum var ise test yaptırmak ve HIV durumunu bilmek kritiktir.

Test sonucu HIV (+) ise tedaviye bir an önce başlamak ve düzenli tedavi alarak viral yükün baskılanmasını sağlamak temel anahtardır.

  • Unutmayınız ki; gerek test ve tanı hizmetleri, gerekse tedavi hizmetleri ülke genelinde yaygın ve ücretsizdir.

Ayrıca bu konu özelinde destek ve danışmanlık hizmeti veren sivil toplum kuruluşlarına ulaşmak da mümkündür.

Bilmek, korkularımızla baş etmenin en kısa yolu.
Bu kısa yol, uzun ve sağlıklı bir yaşama açılıyor üstelik…

TTB Merkez Konseyi
TTB Halk Sağlığı Kolu