BM İcra Direktörü : Koronavirüs bir uyarı mı?

BM İcra Direktöründen dikkat çeken ifadeler… Koronavirüs bir uyarı mı?

Yusuf Yavuz
Odatv.com, 29.03.2020

BM Çevre Programı (UNEP) İcra Direktörü Inger Andersen, tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının iklim kriziyle birlikte doğanın bir mesajı olduğunu söyledi. İnsanlığın doğal yaşama çok fazla baskı yaptığını dile getiren Andersen, The Guardian’a verdiği demeçte acil önceliğin insanları koronavirüsten korumak olduğunu, ancak uzun vadede biyolojik çeşitlilik kaybına karşı mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici de koronavirüse karşı cadde ve sokakların kimyasallarla dezenfekte edilmesi sırasında dikkatli olunması gerektiğine işaret etti. Ağır metaller içeren kimyasallarla ev, araç ve kent meydanlarının temizlemenin yararlı olmadığını dile getiren Kesici,
  • “Bu kimyasalların denizlere, göllere ve yeraltı sularına karışmasına izin verilmemeli. Aynı şekilde bu kimyasalların toprakta zehirli madde birikimine
    yol açarak yararlı organizmaları yok ettiği unutulmamalı. Kaş yapalım derken
    göz çıkarılmamalı. Belediyeler çalışmalarını yürütürken bilimin ışığından uzaklaşmamalı.”
    uyarısında bulundu.

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) salgınına ilişkin bir açıklama yapan BM Çevre Programı (UNEP) İcra Direktörü Inger Andersen,

  • Doğanın koronavirüs ve devam eden iklim kriziyle ilgili bir mesaj gönderdiğini dile getirdi.

İnsanlığın dünyaya zarar verici biçimde çok baskı yaptığını savunan Andersen, gezegene zarar veren insanın aslında kendisine zarar verdiğini söyledi.

  • Avustralya’daki orman yangınları ve Kenya’daki çekirge istilası gibi çevresel sorunların da doğanın bir mesajı olduğuna değinen Andersen,
  • İstesek de istemesek de doğaya bağımlıyız. Doğaya önem vermezsek kendimize önem veremeyiz. En büyük müttefikimiz doğadır.” dedi.

‘BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK KAYBINA KARŞI MÜCADELE EDİLMELİ’

İngiliz The Guardian Gazetesi’ne konuşan Andersen, acil önceliğin insanları koronavirüsten korumak ve yayılmasını önlemek olduğunu, uzun vadede yapılması gerekenin ise habitat ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla mücadele etmek olması gerektiğini dile getirdi.

‘COVİD-19 SALGINI, VAHŞİ YAŞAMIN AÇIK BİR UYARISI’

The Guardian’da yer alan ve bilim insanlarının konuyla ilgili görüşlerine de yer verilen haberde,  Covid-19 salgınının vahşi yaşamın açık bir uyarısı olduğuna dikkat çekilerek hastalıkların insanlara bulaşmasına her zaman insan davranışlarının neden olduğu görüşüne yer verildi. Daha fazla salgını önlemek için hem küresel ısınmanın hem de doğal yaşamın tarım, madencilik ve betonlaşma için tahrip edilmesinin sona ermesi gerektiği görüşüne yer verilen haberde, bu tahribatların vahşi yaşamın insan ile temas etmesine neden olduğu kaydedildi.

‘BULAŞICI HASTALIKLARIN %75 VAHŞİ YAŞAM KAYNAKLI’

Uzmanların yasadışı küresel canlı hayvan ticaretinin de sonlandırılması yönündeki görüşlerine yer verilen haberde, geçmişte patojenlerin evcil hayvanlardan insanlara geçmesi için bu kadar çok olanak olmadığına dikkat çekilerek ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların % 75’inin vahşi yaşamdan geldiği kaydedildi. Doğal alanların yok edilmesinin insanların yaban hayatına yakın alanlarda yaşamasına olanak sağladığına değinilen haberde, iklim değişikliğinin canlıları hareket etmeye zorladığı kaydedilerek bu durumun patojenlerin taşınmasına neden olduğu vurgulandı.

‘ATEŞLE OYNADIĞIMIZI FARK ETMELİYİZ’

Haberde, ABD Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan Aaron Bernstein, “SARS, MERS, Covid-19, HIV yaşadık. Doğanın bize ne anlatmaya çalıştığını görmemiz gerekiyor. Ateşle oynadığımızı fark etmeliyiz” uyarısına da yer verildi.

DR. EROL KESİCİ: ‘SALGINDA PARA, PARA ETMİYOR’

Doğa ve Sürdürülebilirlik Derneği ile Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici de dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının yıllardır yaptığı uyarıların yeterince dikkate alınmadığını belirterek;

Bugün iklim sözleşmelerine uymayarak vahşi yaşam alanlarını tahrip etme pahasına milyonlarca dolar kazanan ülkeler, salgın karşısında milyarlarca dolar bütçe ayırmak zorunda kaldılar. Paranın değil, doğanın her şey olduğu bir kez daha anlaşıldı. Ne yazık ki paraları ve zenginlikleri bir işe yaramıyor. Salgında para, para etmiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

‘BİLİMDEN UZAKLAŞMAK BİLİNÇ OLUŞMASINI ZORLAŞTIRIYOR’

Temel eğitimde çevre bilinci ve deneysel sonuçlara dayanan bilim dallarına verilen önemin giderek azalmasının büyük bir hata olduğuna da değinen Kesici,

Tüm dünyada salgına neden olan virüsün şakasının olmadığını gördük. Doğa ve çevre bilincinin oluşturulmaması, pozitif bilimlere önem verilmemesi toplumda salgın döneminde yeterli önlemlerin alınmasını zorlaştırıyor.” dedi.

‘COVİD-19, HIRSLARINIZDAN VAZGEÇİN DİYOR’

Dünya üzerinde yaşayan insanların ekonomik ayak izinin ekolojik ayak izinden daha büyük olması durumundan kıtlık, salgın ve savaşların kaçınılmaz olacağına işaret eden Kesici, şöyle konuştu:

Covid-19’un insanlara açık mesajı, ‘hırslarınızdan vazgeçin’ anlamına geliyor. Yaşamın bazı temel ilkeleri var ve bunu yıllardır her fırsatta dile getiriyoruz: Hepimiz doğanın ürünüyüz. Doğa biz olmasak da var olmaya devam eder ancak doğaya yapılacak kötülüklerden en büyük zararı biz insanoğlu görürüz. İnsan, doğaya en son dâhil olan canlı türüdür ve adeta muhteşem bir pazılın bütünlüğü tamamlayan son parçasıdır. Bu denge içerisinde diğer canlılar da vardır ve asla bozulmamalıdır.”

KİMYASALLA TEMİZLİK : ‘KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARILMAMALI’

Uzun yıllardır Türkiye’nin su kaynakları ve gölleri üzerine bilimsel çalışmalar yürüten Dr. Erol Kesici, koronavirüse karşı cadde ve sokakların kimyasallarla dezenfekte edilmesi sırasında dikkatli olunması ve su kaynaklarının kirletilmemesi gerektiği konusunda da uyarılarda bulundu. Ağır metaller içeren kimyasallarla ev, araç ve kent meydanlarının temizlemenin yararlı olmadığını dile getiren Kesici,

Bu kimyasalların denizlere, göllere ve yeraltı sularına karışmasına izin verilmemeli. Aynı şekilde bu kimyasalların toprakta zehirli madde birikimine yol açarak yararlı organizmaları yok ettiği unutulmamalı. Kaş yapalım derken göz çıkarılmamalı. Belediyeler çalışmalarını yürütürken bilimin ışığından uzaklaşmamalı” uyarısında bulundu.

‘SALGINLA TEMİZ SUYUN KIYMETİ DAHA İYİ ANLAŞILDI’

Hekimlerin su ve sabundan oluşan temel hijyeni topluma anlatmaya çalıştığını ancak kentlerin dezenfekte edilmesi sırasında içeriğinde ne olduğu bilinmeyen kimyasallar kullanılmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini dile getiren Kesici,

Kolay erişilebilir ve içilebilir su kaynaklarımızı ve tüm canlı yaşamını bu dönemde gözümüz gibi korumak zorundayız. Çünkü bu salgın bize temiz suyun ne kadar kıymetli bir varlık olduğunu bir kez daha gösterdi. Su kaynağımız olan derelerin, göllerin ve akarsuların kirletilmesine ve kurumasına göz yuman; kirletilen suların tarımda kullanılmasına izin verenler durup bir kez daha düşünmeli. Su kaynakları aynı bakış açısıyla yönetilmeye devam edilirse korkarım bu günleri de arar duruma geleceğiz. Bu nedenle acilen bilimsel ve akılcı bir su politikasını yaşama geçirmek zorundayız.” görüşünü dile getirdi.

Sağlık çalışanlarının salgın koşullarında acil talepleri

Sağlık çalışanlarının salgın koşullarında acil talepleri

Sağlık çalışanları koronavirüs salgını karşısında acil taleplerini açıklayan bir imza metni yayımladı. Taleplerini tüm sağlıkçıların imzasına açan ilk imzacılar, koronavirüs salgınının hızının kesilmediği bir durumda yaşanabilecek kaosun sağlıkçıların bile sağlık ve can güvenliğini tehdit edeceğine işaret etti.

soL – Haber Merkezi, 29 Mart 2020

Bir grup sağlıkçının ilk imzacı olarak imzaya açtığı acil talepler salgın koşullarında yapılması gerekenlerle ilgili. Sağlık çalışanları arasında giderek salgının hızının kesilemediği bir durumda ortaya çıkacak kaos (AS: karmaşa) ortamında can güvenliklerinin bile kalmayacağı kanısının baskın duruma geldiğini belirten metinde, herkese sağlık çalışanlarının istemlerinin duyulması ve yaşamaa geçirilmesi için destek olma çağrısı yapılıyor.

İmza metni ve ilk imzacılar şöyle:

Sağlık çalışanları yeni koronavirüs salgını karşısında acilen şunları talep ediyor

Salgına karşı verilen mücadelede, bu mücadelenin en ön cephesinde bulunan sağlık çalışanlarının ülkemizdeki verili durumdan doğan kaygı ve endişeleri had safhadadır.

  • Sağlık çalışanları mücadelenin birincil sorumlusu olan siyasi iktidarın salgınla ilgili stratejisini anlayamamakta, dahası bir stratejisi olup olmadığından dahi emin olamamaktadır.

Bunun nedeni bakanlığın yaptığı açıklamalar ile alanda çalışan sağlık emekçilerinin yaşadığı gerçekler arasındaki açının her geçen gün artmasıdır.

Sağlık çalışanları kendilerini ve ailelerini koruyamamakta, şüphelendikleri hastalarına tanı koyamamakta,
tanı koyamadığı hastalarına uygun takip ve izolasyon olanağı sunamamakta ve tanı koyduklarının tedavisini yapacak yer bulamamaktadır.

Sağlık çalışanları arasında giderek baskın hale gelen kanaat, salgının hızının kesilemediği bir durumda ortaya çıkacak kaos ortamında can güvenliklerinin bile kalmayacağı yönündedir.

Bu koşullarda biz aşağıda imzası bulunan sağlık çalışanlarının acil istemleri şunlardır :

1) Salgının kontrol altına alınabileceği izolasyon şartları acilen sağlanmalı, halkın gerçekten evinde kalabilmesi için yaşamsal sektörlerin dışında üretim durdurulmalı, böylece tüm ülkede üretim faaliyetinin asgariye çekilmesi sağlanmalıdır.

2) Tanı konup ayakta tedavi edilecek hastaların ilaç temini devlet güvencesine alınmalıdır.

3) Yatacak hastalar için salgının yayılma hızı da dikkate alınarak uygun yatak kapasitesi hızlıca artırılmalı, bu amaçla özel hastaneler acil olarak kamulaştırılmalı,
sahra hastaneleri kurulmalıdır.

4) Yeterli solunum cihazı sağlanmalıdır.

5) Sağlık çalışanlarına maske, gözlük ve tulum gibi koruyucu donamım sağlanması eksiksiz ve her düzeyde acilen güvence altına alınmalıdır.

6) Gebe olan ve emziren anneler, kronik hastalığı olan sağlıkçılar izinli sayılmalıdır.
İnsani çalışma sürelerine dikkat edilmelidir.

7) Salgın dışında kalan sağlık hizmetlerinin sürekliliğini sağlayabilmek için hastanelerin bir bölümü Kovid-19’lu hastalar kabul edilmeyecek şekilde ayrılmalıdır.

8) Salgında görevli sağlık emekçilerinin ailelerinin korunması için barınma ihtiyaçları acilen karşılanmalı, bu amaçla uygun oteller kamulaştırılmalıdır.

9) Salgınla ilgili tüm veriler açık bir şekilde sağlık çalışanları ile paylaşılmalıdır.

10) Sağlık çalışanı olarak işe alınacak binlerce yeni kişi, Kovid-19 hakkında eğitimden geçirilmelidir.

talepediyoruz@gmail.com

İmzacılar                 :

Ahmet Soysal (Hekim, DEÜ Halk Sağlığı AbD)
Akif Akalın (Halk Sağlığı Uzmanı)
Ali Kemal Akgül (Hemşire, Genel Sağlık-İş İşyeri Temsilcisi)
Ali Rıza Ayder (Doç. Dr., Üroloji Uzmanı, Bozyaka Eğt.ve Araş. Hastanesi eski başhekimi)
Ali Rıza Karabulut (Hekim)
Ayşe Yetişen (Hemşire)
Bülent Cengiz (Prof. Dr., Gazi Üni.Tıp Fak. Nöroloji AbD)
Bülent Kundak (Hekim, Manisa Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi)
Deniz Arık Binbay (Psikiyatrist)
Ebru Basa (Aile Hekimi)
Elif Tetik Acar (Hemşire, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası İzmir Şubesi Örgütlenme Sekreteri)
Endam Köybaşı (Psikiyatrist)
Ender Düzcan (Prof. Dr., Patoloji Uzmanı)
Gamze Özdemir (Hemşire)
Gökçe Cihan Üstündağ (Dr. Öğr. Üyesi, Eczacı)
Gül Polat (Hekim)
Gülperi Pütgül Köybaşı (Psikiyatrist)
Gülseren Atal (Hemşire)
Hasan Semih Bilgin (Psikiyatrist)
Havva Öztürk (Hemşire)
İlker Belek (Doç. Dr., Halk Sağlığı Uzmanı)
İnci Özgür İlhan (Prof. Dr., Psikiyatri Uzmanı)
Mehmet Atal (Anestezi Teknikeri, SES kurucu üyesi)
Melahat Sönmez (Doç. Dr., Psikiyatrist)
Melike Aktemur (Hemşire)
Mine Önal (Hekim)
Mustafa Can Keskin (Ecza Teknikeri)
Mustafa Torun (Hekim, Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı)
Münir Çelik (Hekim, Manisa Tabip Odası üyesi)
Orhan Köker (Hekim, Manisa Tabip Odası Denetleme Kurulu Üyesi)
Özge Atacan (Hekim)
Rahmi Sever (Hekim, Manisa Tabip Odası üyesi)
Saadet Ülker (Emekli Hemşire Öğretim Üyesi)
Sahre Çeliktaş (Hemşire)
Selçuk Görmez (Dr., Kardiyoloji Uzmanı)
Semra Ustabaş (Hemşire, SES İşyeri Temsilcisi)
Tolga Binbay (Doç. Dr., Psikiyatrist)
Tülay Akkaş (Hemşire, THD İzmir Şube Eski Başkanı)
Ulaş Erdoğan (Eczacı)
Volkan Kavas (Doktor Öğretim Üyesi, Ankara Üni. Tıp Fak.)
Zorlu Paksoy (Hekim)
Zuhal Okuyan (Prof. Dr., Halk Sağlığı Uzmanı)
================================================

Biz de bu çağrı, uyarı ve istemlere katılarak imza koyuyoruz..

Sevgi, saygı, kaygı ve umut ile. 29 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

İşyerlerinde Koronavirüs Önlemleri

Ankara Tabip Odası

İşyerlerinde Koronavirüs Önlemleri

Değerli Meslektaşımız,

Koronavirüs hastalığından korunmak için sosyal mesafenin korunması, hijyen kuralları ve diğer önlemler çok önemlidir.

  • Fakat öncelikle, ekonomiyi halk sağlığından daha önemli gören bir yaklaşımın
    yanlış olduğunu düşünüyoruz.

Esas olarak salgınla mücadele kapsamında zorunlu, acil ve temel mal ve hizmet üretimi dışındaki işler 3 hafta – 1 ay süreyle toplu olarak tatil edilmelidir. Çalışanların sağlığı temel olarak böyle korunabilir. İşyerlerinde ciddi sağlık riskleri söz konusudur. Sosyal mesafenin korunması zor hatta çoğu zaman imkansızdır. Servisler ve yemekhaneler, alınacak tüm önlemlere karşın ciddi risk oluşturmaktadır. Bu zorunlu evde kalma döneminin asgari barınma ve beslenme şartları sağlanmalıdır. Bu süreçte gıda, sağlık, enerji gibi faaliyetini sürdürmesi zorunlu alanlarda çalışma koşullarının nasıl olması gerektiği belirlenmeli ve uygulanmalıdır.

Çalışanların kendi iradeleri dışındaki ücretsiz izin uygulaması kabul edilemez. Salgın döneminde bu tip uygulamalar geçersiz sayılmalıdır. Salgın nedeniyle zorunlu olarak verilen tüm izinler, yıllık ücretli idari izin olarak sayılmalıdır.

Koronavirüs pandemisi tüm dünyanın en sıcak gündem maddesi haline gelirken, çalışanların işini yitirme korkusunun, koronavirüs korkusunun önüne geçtiği görülüyor. Yani insanlar yaşamını yitirmekten çok işini yitirmekten korkuyor. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz, olağanüstü önlemler alınmalıdır.

  • Acilen işten çıkarma yasağı getirilmelidir.
  • İşten çıkarma yasağı toplumsal bir felaketi önlemenin ilk adımıdır.

Evde kalmayı geçici bir süre başarabilenlerin bunu ne kadar sürdürebileceği belli değil. Eğer Anayasamızda belirtilen sosyal devlet (AS: md. 2) olmanın gerekleri yerine getirilirse, insanların birkaç gün, birkaç ay evde kalmasının bedelini daha büyük işsizlik ve açlık olarak ödemeleri önlenebilir. Ama halen bugünlerde fabrika, inşaat ve tarlalarda işçiler çalışmak zorundalar ve bu bir süre daha böyle sürecek gibi görünüyor. Dolayısıyla bu koşullarda işyerlerinde ilk olarak yeni koronavirüs salgını dikkate alınarak risk değerlendirmesi ve acil durum planlarının güncellenmesi yapılmalıdır.

Yaşadığımız dijital çağ, çalışma biçimlerinde önemli değişiklikler ve yeni olanaklar yaratıyor. Bu olanaklardan yararlanarak salgın döneminde uzaktan çalışma uygulaması teşvik edilmelidir. Uzaktan çalışma mevzuatta yer alan bir uygulamadır. Uzaktan çalışma çalışanın hak kaybına uğramaksızın işini yapması anlamına gelmektedir. Kamuda ve özelde pek çok alanda uzaktan çalışma mümkündür ve salgından korunmanın en önemli yollarından biridir.

Bütün ülkede toplum sağlığını tehdit eden COVID-19 salgının önlenmesinde, hepimizin bildiği gibi risk grubuna giren kronik hastalıkları bulunan işçilerin işyeri ortamından uzaklaştırılarak korunması yaşamsal öneme sahiptir. Sağlık Bakanlığı kamuda çalışan ve risk grubuna giren kronik hastaların idari izinli sayılması konusunda bazı tedbirler almıştır. Oysa özel sektörde çalışan kronik hastalar da aynı risk altındadır. Kamuda çalışan kronik hastalar idari izinli sayılırken, özelde çalışan kronik hastaların 14 gün rapor verilerek kalabalık ortamlardan uzaklaştırılması ve izolasyonu için Aile Sağlığı Merkezleri ve hastanelere yönlendirilmesi ayrıca bir risk oluşturmaktadır. Hem bu riskin önlenmesi hem de işyeri hekiminin evde izlenmesini uygun göreceği hastalar için; TTB, bu kritik süreçte, 14 gün rapor verme yetkisinin, işyeri hekimlerine de tanımlanması için SGK’ya bir yazı ile başvurmuştur. Bu uygulama gerçekleşinceye kadar bu çalışanlar ücretli izinli sayılmalıdır.

İşyerinin tüm girişleri kontrol altında tutulmalı, girişler mümkün olan en az düzeye indirilmeli, giriş yapan tüm çalışanlar ve diğer kişilerin (ziyaretçi, tedarikçi, vs.) ateşi ölçülmeli, ateşi 37,8 °C üzerinde olanlar alınmamalı, varsa işyeri hekimi tarafından yapılacak muayene sonrasında şüpheliler hastaneye sevk edilmeli ya da evlerinde dinlenmeye gönderilmeli, işyeri hekimi yoksa ALO 184 aranarak süreç izlenmelidir. Bu hastaların değerlendirildiği ve sevk edilmesine kadar bekletildiği İzolasyon Odası oluşturulmalıdır. Ateş ölçenlerin ve sağlık çalışanlarının koruyucu donanımı olmalıdır. Maske, eldiven gibi koruyucu ekipman (AS: donanım) eksiksiz olarak kullanılmalı ve tedariği sağlanmalıdır.

Ateş, öksürük, nefes darlığı ve benzeri yakınması olanların işe gelmemeleri ve doğrudan sağlık kuruluşlarına yönlendirilmeleri sağlanmalıdır. Çalışanlar arasında hastalık kuşkusu taşıyan ya da pozitif çıkan veya ön tanı konarak hastaneye yatırılan çalışan var ise bu kişi ile temas eden işyeri çalışanlarının belirlenmesi, çalışan ile temas etmiş kişilerin iletişim bilgilerinin kayıt altına alınması, İl/İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün yönlendirmesine göre hareket edilmesi sağlanmalıdır.

Servis araçlarının sürücüleri, yemekhane, temizlik çalışanları da dahil olmak üzere tüm çalışanlar hastalığın bulaşma ve korunma yolları ile ilgili olarak eğitilmeli, yapılması gerekenlerin afiş ve talimatlar halinde tüm alanlara asılması sağlanmalıdır. Bütün taşeron hizmetlerdeki çalışanların gerekli koruyucu donanımları yönetim tarafından eksiksiz olarak sağlanmalıdır.

Sabun, dezenfektan gibi hijyen ürünlerinin yaygın biçimde olması sağlanmalı, kullanıma ilişkin afişler asılı olmalıdır. Bütün alanların düzenli olarak havalandırılması ve tuvaletler, kapı kolları, merdiven trabzanları, çalışma masaları ve tüm çalışma araçlarının temizlenme sıklığı ve niteliği en üst düzeyde olmalıdır.

Tüm çalışma alanlarında, atölye ve üretim alanlarında, yemek ve diğer hizmetlerde 1,5 m kuralına uymaya çalışma ya da uygun yeni çözümler bulunmalıdır. (Toplu yemek yerine hazır kumanya dağıtılması, ortak kullanım alanındaki su sebilleri ve çay makinalarının mümkün olduğunca kullanılmaması, çalışanlara kapalı şişelerde su sağlanması gibi)

Servislerde özellikle sık temas edilen yüzeyler başta olmak üzere temizlik ve hijyen sık aralıklarla yapılmalı ve araç girişlerine el dezenfektanları konulmalıdır. Servis taşıma kapasitesi en az yarı oranında azaltılmalı, bunun sağlanamadığı zorunlu durumlarda yolculuk süresince araç içinde sürücü ve tüm yolcuların cerrahi maske takmaları sağlanmalıdır.

Sonuç olarak;

  • Çalışanlar salgına karşı korumasız ve zayıftırlar.
  • Bu nedenle, Covid-19 ile mücadele esas olarak; daha fazla sosyal devletçi,
    insani ve toplumcu politikaların yaşama geçirilmesini talep etmek ve
    bunun için mücadele etmekle mümkün olabilecektir.

Ankara Tabip Odası
Yönetim Kurulu

SAĞLIK BAKANI SAYIN FAHRETTİN KOCA’YA AÇIK MEKTUP

Değerli Meslektaşımız,

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi kamu-özel bütün sağlık kurumlarındaki sağlık çalışanlarının COVID-19 salgınından korunması için Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan acil talepte bulundu.

TTB Merkez Konseyi’nden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya iletilen açık mektupta şöyle denildi:

  • Açık ve şeffaf olunsun
  • Hekimler hastalarının test sonuçları hakkında aynı gün mutlaka bilgilendirilsin
  • Koruyucu ekipman ve çalışma düzeninde hiçbir eksiklik ve aksaklık yaratılmasın
  • COVID-19 hasta temas ya da şüphesi olanlardan başlanarak bütün hekim ve sağlık çalışanları testen geçirilsin.

Mektubun tamamı şöyle:

SAĞLIK BAKANI SAYIN FAHRETTİN KOCAYA
AÇIK MEKTUP

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Olarak, Kamu-Özel Bütün Sağlık Kurumlarındaki Sağlık Çalışanlarının Salgından Korunması Adına Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’dan Acil Talebimizdir!

Açık ve şeffaf olunsun; Hekimler hastalarının test sonuçları hakkında aynı gün mutlaka bilgilendirilsin; Koruyucu donanım ve çalışma düzeninde hiçbir eksiklik aksaklık yaratılmasın; COVID-19 hasta temas / kuşkusu olanlardan başlanarak bütün hekim ve sağlık çalışanları testten geçirilsin!

COVID-19 salgınını kontrol altına alabilmek ve toplumumuzun en az zararla bu süreci atlatabilmesi için, hekimler ve tüm sağlık çalışanları büyük mücadele sergilemektedir.

  • Sağlık çalışanları bu mücadeleyi kendi sağlıklarının ve yaşamlarının da büyük tehlike altında olduğunu bilerek gerçekleştirmektedirler.

Salgının başından bu yana sürecin başarıyla yürütülebilmesi için hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının kişisel koruyucu donanımlarının karşılanmasını, çalışma koşulları ve sürelerinin iyileştirilerek düzenlenmesini talep ediyor olmamıza rağmen, halen yeterli koordinasyon sağlanamamıştır. Bazı iyileştirmeler sağlanmakla beraber, yaşamsal aksaklıklar devam etmektedir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak, salgınla mücadelenin başarıyla yürütülebilmesi için şeffaflık ve açıklık politikasına ihtiyaç duyulduğunu bir defa daha hatırlatmak istiyoruz. Büyük bir özveriyle, salgınla mücadelenin en ön sıralarında görev yapmakta olan hekimler ve sağlık çalışanları, kendilerini ve diğer hastalarını COVID-19’dan koruyabilmeleri için şeffaflığa en çok gereksinim duyan kesimi oluşturmaktadır.

Alandan edindiğimiz bilgilere göre,

  • hekimlere ve sağlık çalışanlarına muayene ve takip ettikleri hastalar hakkında bilgi ya hiç verilmemekte ya da çok geç verilmektedir.

Bu hastaların test sonuçlarını öğrenmek hekimler için ek ve stresli mücadeleye dönüşmüş durumdadır. Oysa, bu bilgilendirme sadece ilgili hekim veya sağlık çalışanı için değil, beraber çalıştığı diğer sağlık çalışanları ile tedavi ettiği hastaların sağlığının korunması açısından da yaşamsal derecede önemlidir. Bu bilgilerin saklanması ya da geciktirilmesi hem kaygıyı artırarak görev yapma motivasyonunu düşürmekte, hem de sağlık çalışanlarının COVID-19’dan korunmak üzere alacakları tedbirleri geciktirmekte ve aksatmaktadır.

Bu durum önlenmediği takdirde, yaşanmakta olan sorunlar kısa bir süre sonra sağlık hizmeti sunumunu aksatan bir boyut kazanacaktır.

Sağlık Bakanlığı’ndan hastaların test sonuçları çıkar çıkmaz hekimleriyle paylaşılmasını, test istem ve sonuçlarının Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri’nde görülebilmesinin sağlanmasını bir kez daha talep ediyoruz.

Taleplerimizden biri olan test sayısının son günlerde artmakta olması sevindiricidir. Bilindiği üzere, salgında hastalanma ve yaşamlarını yitirme riski en yüksek olan kesimlerin başında hekimler ve öbür sağlık çalışanları gelmektedir. Bu nedenle başka ülkelerde de COVID-19 testinin öncelikle bu kesimlere yapılması üzerinde durulmaktadır. Ülkemizde de salgına karşı en ön cephede kamu-özel bütün sağlık kurumlarında COVID-19 hasta temas ya da temas kuşkusu olan hekim ve sağlık çalışanlarından başlanarak bütün sağlık çalışanlarının testlerinin hızla tamamlanmasını önemli ve gerekli buluyoruz.

SARS-CoV-2 virüs yükünün (kişinin aldığı virüs miktarının) hastalık seyri üzerinde etkili olduğunu, virüse fazla temas edenlerin hastalığı daha ağır geçirdiğini ortaya koyan bilimsel yayınlar vardır. Ön cephede bulunan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çalışma süreleri bu bilimsel gerekçelerle düzenlenmeli ve

  • çok uzun süreler boyunca yoğun hasta temasının önüne geçilmelidir.

    Ayrıca, sağlık çalışanlarının sosyal çevrelerine hastalığı bulaştırmalarını önlemek adına, mesai sonrası kalacakları mekânlar bir an önce organize edilmelidir. 28.03.2020

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

We’ll lose ‘World War C’ against the coronavirus if we don’t fight the right way

We’ll lose ‘World War C’ against the coronavirus if we don’t fight the right way

ABD CDC eski başkanı Dr. Tom Friden’in çok önemli bir makalesini paylaşmak istiyoruz.

Makaleyi dikkatimize getiren Prof. Dr. Toker Ergüder‘e teşekkür ediyoruz.

Dr. Ahmet SALTIK, 28.0.2020
****

We'll lose 'World War C' against the coronavirus if we don't fight the right way
© UPI Photo


This is war. It is “World War C,”
humans against the coronavirus.

In a war, a strategy is important and so is organization. For rapid, effective action to fight epidemics, the best practice is to use an incident management system. Every country needs one, but it’s not clear that the U.S. has one today.

As of today, organization of the U.S. response remains unclear. What is the role of the Federal Emergency Management Agency (FEMA) concerning the vice president, the White House Coronavirus Task Force, the chairman of the task force, and the White House Coronavirus coordinator?

The FEMA operation does use an incident management system, but does it feed information to the White House to be the basis of careful assessment of policy options — for example, guidelines for when to relax physical distancing? What role is the U.S. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) playing? In every infectious disease response since the CDC was created nearly 75 years ago, it has been central to the U.S. response. Sidelining, the CDC will cost time and lives.

For example, the administration rightly notes that private industry is eager to help with masks, ventilators and other critical supplies. Forcing them to do so may be appealing to some but is probably unnecessary. What the White House seems to fail to understand is that to be effective, industry efforts must be carefully coordinated by the federal government.

Real-time data is essential to make, assess and revise policy decisions and program implementation. The better we understand how the virus spreads and how to stop its spread to health care workers and in the community, the better we limit health and economic harm.

When we know what proportion of infections are spread by pre-symptomatic and asymptomatic people, we can better target contact tracing, isolation of patients, and quarantine of exposed people. If we learn that children rarely spread infection, reopening schools and daycare centers will be an easier decision. The urgent need for real-time, accurate data is one of the reasons the absence of the CDC is so dangerous — the CDC is the part of the federal government that is best placed to answer (and to help others answer) many of the most important questions.

During the 2014-2016 Ebola epidemic, the CDC produced a weekly dashboard of the most important interventions, objectively grading each in every affected country as red, yellow or green. For Ebola, interventions were in five domains: command and control, surveillance and epidemiology, case management (including laboratory testing), essential health services, and effective communication.

The dashboard focused attention on interventions most likely to stop the epidemic. With COVID-19, the same five domains are essential; two additional domains are physical distancing and providing social and economic support. Once the priorities are clear, then data, guidance, and useful tools can be cascaded from national to state, city and community levels.

Details and management matter. Here’s a starter set of 10 areas to be tracked both nationally and in every state and community:

  1.  A well-organized emergency management system with empowered incident managers aligned with political leaders.

  2.  Testing available for every patient with pneumonia within four hours, every symptomatic person within 12 hours, and capacity for drive-through testing.

  3. Start contact tracing within hours of case identification; identify contacts for >95 percent of cases, track >95 percent of contacts, test 100 percent of symptomatic contacts, and monitor >95 percent of quarantined contacts for 14 days.

    This is an enormous undertaking, and both trained people and practical digital tools will be essential. China tracked 685,000 contacts — with fewer cases than the U.S. has.

  4. Provide daily briefings with accurate and timely numbers of those infected, ill and deceased, epidemiologic trends and analysis, along with updated guidance from credible spokespeople.

  5. Protect health care workers with policies, training, and personal protective equipment.

  6. Be sure health care systems can safely surge for large numbers of mildly ill patients, a large increase in patients needing intensive care, and patients needing ongoing, non-coronavirus-related care.

  7.  Be able to resume targeted or general physical distancing if needed rapidly.

  8. Support nutrition, learning, mental and physical health and well-being, and social needs during isolation and quarantine.

  9. Engage communities, obtaining information from the public through surveys, assessing adherence to physical distancing recommendations, and using findings of these surveys to improve the effectiveness and reduce the disruption of measures taken.

  10.  Coordinate with states and localities so guidance and policies are implemented within 24 hours of publication.

Achieving targets such as these through clear, accountable incident management systems will reduce infections and deaths. They also will provide the critical data needed to decide when and how to re-open schools, workplaces and the rest of the economy. When health care is ready to surge and public health can test, isolate, trace and quarantine contacts, then it may be safe to loosen the faucet and begin to resume normal activities gingerly.

The group I lead, Resolve to Save Lives, advises countries around the world on how to prepare for and respond to epidemics. Until the United States has a best-practice incident management structure that organizes operations and supplies information for the decisions of our political leadership, and which fully integrates the CDC, we are not even organized for battle.

Dr. Tom Frieden is the former director of the U.S. Centers for Disease Control and Prevention and former commissioner of the New York City Health Department. He is president and CEO of Resolve to Save Lives, a global non-profit initiative funded by Bloomberg Philanthropies, the Chan Zuckerberg Initiative, and the Bill and Melinda Gates Foundation and is part of the global public health organization Vital Strategies. Resolve to Save Lives works with countries to prevent 100 million deaths and to make the world safer from epidemics.
Dr. Frieden is also a senior fellow for global health at the Council on Foreign Relations. Follow him on Twitter @DrTomFrieden.