SALGINLAR, TÜRKİYE ve DÜNYA; Ne Yapmalı, Ne Yapmamalı ??

Dostlar,

27 Şubat 2021 Cumartesi günü (Bu gün!) saat 16:00’da

aşağıdaki çevrim içi konferansı vereceğiz..

SALGINLAR, TÜRKİYE ve DÜNYA;
Ne Yapmalı, Ne Yapmamalı ??

Sanal oturuma “zoom yazılımı” aracılığı ile erişilebilecektir.
Kullanıcı kimliği : 842 0662 6710
Şifre : 552459
olarak belirlenmiştir (görselin altında da görülebilir..).

Toplantıyı düzenleyen ve bizleri onurlandırarak konferans vermeye çağıran İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Üniversitesi İİBF Mezunları Derneğine, Ankara Şb. Bşk. dostumuz Sn. Davut Özdemir‘e ve emek verenlere, katılıp izleyeceklere, duyuracaklara… teşekkür ederiz.

Bu saygın ve köklü, güçlü Derneğin İstanbul Genel Merkezinde, Ankara Şubesinde salgın öncesinde çok sayıda konferans verme olanağımız olmuştu..
Şimdi ise “sanal ortamda – çevrim içi”…
Bereket bilgisayar bilimleri bu olanağı bize sağlamış durumda..

Salgınlar toplum yaşamı için olağanüstü zor dönemlerdir.

  • Salt BİLİMSEL AKILCILIK öncülüğünde, asla siyaset karıştırmaksızın
  • Epidemiyolojik ilkelere mutlak dayalı
  • Ve ancak sosyal devlet sorumluluğu ve ülkesel – küresel DAYANIŞMA ile başedebiliriz.Tüm insanlık ciddi bir sınavdadır.

Ülkemize, insanlığa yararlı olmasını dileriz.

Sevgi ve saygı ile. 27 Şubat 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (Em.)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik 

İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ KURULUŞ / GÖREVLERİ, BİRİM BAŞKANLIKLARI ve VALİ ATAMALARINA İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER

İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ KURULUŞ / GÖREVLERİ, BİRİM BAŞKANLIKLARI ve VALİ ATAMALARINA İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER

Mahmut ESEN
Mülkiye Başmüfettişi

(21.02.2021’de güncellenmiştir.)

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

I-GİRİŞ

1- 6771 sayılı Anayasa’da Değişiklik Yapılması Hk. Yasa, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylaması sonucunda   %51,41 oranı ile kabul edilmiştir. Bu suretle Türk seçmeni 140 yıllık parlamenter sistem uygulamasını/deneyimi bir yana bırakarak, tercihini “başkanlık/ cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi “olarak adlandırılan yeni sistemden yana kullanmıştır.

Bilindiği üzere yeni sistemde Cumhurbaşkanının yetkileri artırılmıştır. Yürütme yetkisi tümüyle Cumhurbaşkanına bırakılmıştır. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı; Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları ve üst düzey kamu yöneticilerini atayabilmekte ve görevlerine son verebilmektedir. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda (açıkça yasayla düzenlenmesi gereken / düzenlenmiş konular dışında) Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilmektedir.

2-10.05.2018 gün ve 7142 sayılı Yasayla; Anayasa’da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla çeşitli kanun / KHK değişiklik yapılması konusunda Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilmiştir.

Yasanın verdiği yetkiye dayalı olarak Bakanlar Kurulunca; 14.06.2018 – 02.07.2018 tarihleri arasında 698, 699, 700, 702 ve 703 sayı ile (5) adet KHK kabul edilmiştir.

Kabul edilmiş olan 698 ve 700 sayılı KHK’lerde: Çok sayıda kanun / KHK yer alan “Başbakanlık”/ “……Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca”/ “Bakanlar Kurulu” vb. ibarelerde, “ Cumhurbaşkanlığı” şeklinde bazı rutin/teknik değişikliklere gidilmiştir.

703 sayılı KHK’de ise kamu idarelerinin teşkilat kanunları başta olmak üzere “203”  yasada ek / değişiklikler yapılmıştır.

698, 700 ve özellikle 703 sayılı KHK ile, “başkanlık/ cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişin altyapısı hazırlanmış, bu bağlamda bir tür “ mıntıka temizliği” yapılmış,  yeni sistemin temelleri atılmıştır.

3- 703 sayılı KHK ile yapılmış köklü değişiklikler, Cumhurbaşkanın ant içerek göreve başlamış olması nedeniyle Anayasa’nın halkoylaması sonucu kabul edilmiş olan tüm hükümlerinin yürürlüğe girmiş olması, Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlarını ataması, bakanlıkların sayısının 16’ya düşürülmesi, yürütme alanına ilişkin ek / değişiklik yapanlarla birlikte (70) adet Cumhurbaşkanı kararnamesi çıkarılmış olmasından; yürütme organının Anayasa’nın değişik 104. maddesi uyarınca yeniden düzenlendiği görülmektedir.

Bu amaçla kamu idarelerinin büyük bölümünün kuruluş; görev / yetkilerine, kadro ve atama usulleri vb. konularda (Anayasa’nın 123. maddesindeki kanunla düzenlenmesi gerektiğine ilişkin hüküm de göz ardı edilerek) köklü değişikler yapılmıştır. Bu yolla yeni sistemin oluşturulmaya / yerleştirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Cumhuriyet yönetimi döneminde kamu yönetiminde bu kapsamda / çok yönlü/ayrıntılı bir değişim olayı ilk kez yaşanmaktadır. Bunun yanı sıra yeni yapılanma, çok hızlı bir şekilde ve bilinenlerin dışında (KHK / Cumhurbaşkanlığı kararnameleri gibi) farklı yöntem/yaklaşımlarla seri bir şekilde gerçekleştirilmiştir.

Bu yüzden yeni yapılanmanın / değişikliklerin niteliğini, yasal dayanaklarını, ortaya konulan modeli kavramak kolay değildir.

Bu nedenle, emekli / deneyimli mülkiye başmüfettişi olarak; kamuoyunun aydınlatılmasına katkı sağlamak, değişikliklerin niteliği hakkında somut bilgi vermek için İçişleri Bakanlığındaki yapılanma temel alınmış, İçişleri Bakanlığı teşkilatının kuruluşu, görev ve yetkileri; Bakanlık personelinin kadro / atama / görevden alma durumlarındaki değişiklikler, araştırmacı / uygulayıcılara da kolaylık olması bakımından, dayanakları da gösterilerek incelenip bir rapora bağlanmıştır.

Ulaşılabilen saptamalar özet olarak aşağıya çıkarılmıştır.

II-İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ KURULUŞ, GÖREV ve YETKİLERİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER

4-1984 yılından bu yana yürürlükte olan Bakanlıkların Kuruluş, Görev ve Çalışma Esaslarına İlişkin 3046 sayılı Kanun’un adı “Bakan Yardımcılarının Mali Hakları ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun” olarak değiştirilmiştir.

Kanunun; yeniden düzenlenmiş olan “bağlı / ilgili / ilişkili kamu kurum ve kuruluşlarının  Cumhurbaşkanlığı veya bakanlıklarla ilgilendirilmesi konusunda Cumhurbaşkanının yetkili olduğuna, bakan yardımcılığı konusuna ilişkin düzenlemeler dışında diğer (bakanlıkların kuruluş / görev ve çalışma esaslarına ilişkin) hükümleri tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Bakanlıkların teşkilat görev ve çalışma usul ve esaslarını düzenleyen kuruluş kanunları da istisnasız yürürlükten kaldırılmış veya korunan / kaldırılmayan kimi hükümlere koşut olarak adı değiştirilmiştir.

Bu bağlamda 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nun da adı değiştirilmiş; yüksek disiplin kurulu, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı aracılığıyla yürütülmekte olan il yatırım hizmetleri dışındaki hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

İçişleri Bakanlığının merkez ve taşra yapılanmasında, görev ve çalışma esaslarında da (703 s. KHK) ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri (CBK) ile köklü değişikler yapılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı (bu bağlamda merkezi yönetim) teşkilatının görev, yetki ve kuruluşu 10.07.2018 gün ve 1 sayılı CBK ile ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

 Anılan bu düzenleme içeriğinde İçişleri Bakanlığına 254- 276’ncı maddelerinde yer verilmiştir.

(Bu kurallarda, sonuncusu 6.02.2021 tarihinde olmak üzere, sıklıkla ek / değişikliklere gidilmiştir. Bu bağlamda İçişleri Bakanlığı ile ilgili kuralların toplam 12 maddesinde (mükerrer madde / mülga / ek / değişiklik) şeklinde köklü değişiklikler yapılmıştır. Kısa aralıklarla bu kurallarda köklü değişikliklere gidilmiş olmasından kuralların düzenlenmesi sırasında gerekli hazırlık, inceleme ve araştırmaların yapılmamış olduğu, deneme yanılma yöntemiyle hareket edildiği anlaşılmaktadır.)

Bu bağlamda eskisinden farklı olarak İçişleri Bakanlığına ilişkin düzenlemelerde:

4.01İçişleri Bakanının, kuruluşun en üst amiri olduğu, bakanlık hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu olduğu, görev ve yetkileri konusunda yasal düzenleme kaldırılmıştır. Bu konuya ilişkin CBK’de Bakanın görev / yetki ve sorumlulukları vb. düzenlemelere yer verilmemiştir.

 4.02- Yerel yönetimlerin düzenlenmesi / yönlendirilmesine ilişkin çalışmalar Bakanlığın görev alanından çıkarılmıştır. Mahalli İdareler Gn. Md. lüğü, (Yerel Yönetimler Gn. Md. adıyla)  Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredilmiştir. Görevde olan Mah. İd. Gn. Md. görevi yasa ile sona ermiştir. MİGM görev yapan memurlar (MİAHS personeli dışında) Çevre ve Şehircilik Bakanlığına halen bulundukları kadro derecesi üzerinden atanmış sayılmıştır.[1]

Yerel Yönetimler Gn. Md.lüğünde kontrolör istihdam edilebilecektir.

(İçişleri Bakanlığına mahalli idareler kontrolörü istihdamı sağlayan CBK-4 ile yapılmış değişiklikten sonra Mahalli İdareler Kontrolörlüğü Başkanlığının, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devrinden vazgeçildiği ve Bakanlık bünyesinde bırakıldığı anlaşılmaktadır.)

Bununla birlikte Anayasa’nın 127. md. uyarınca İçişleri Bakanlığının mahalli idareler üzerindeki vesayet yetkisinden kaynaklanan görev ve yetkileri devam edecektir. Bu bağlamda mahalli idarelerin seçilmiş / atanmış organ ve üyeleriyle diğer kamu görevlileri hakkında inceleme / araştırma ve soruşturma işleri mülkiye müfettişleri tarafından yapılacaktır. Ayrıca yerel yönetimlerin hesap ve işlemlerinin teftiş / denetim / soruşturmaları konularında da mülkiye müfettişlerine görev verilmiştir.

4.03– Dernekler Dairesi Başkanlığı, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Md. olarak yeniden yapılandırılmıştır. Genel Müdürlüğün görev alanı derneklerin yanı sıra (Vakıfların üst kuruluşları, yabancı vakıfların Türkiye’deki şube / temsilcilikleri, Türk vatandaşları tarafından yurt dışında kurulan dernekler; sendikalar ve siyasi partilerin bazı iş ve işlemlerini yürütülmesini de kapsayacak şekilde) belirlenmiştir.

Ayrıca I. Hukuk Müşavirliği, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne dönüştürülmüştür.

4.04-I sayılı CBK yapılmış değişikliklerle, daha önce öngörülmemiş iki adet yeni hizmet birimi ihdas edilmiştir. Bu bağlamda;

Güvenlik ve güvenlik kaynaklı acil durumlarda kamu kurum kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği sağlamak amacıyla Güvenlik ve Acil Durumlar Merkezi;

İç güvenlikle ilgili stratejilerin belirlenmesi ve bu stratejilerin izlenmesini yapmak üzere İç Güvenlik Stratejileri Daire Başkanlığı;

kurulmuştur.

Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezinin görevlerini yerine getirebilmesi amacıyla illerde İl Sosyal Etüt ve Proje Md. oluşturulmuştur. İhtiyaç duyulması halinde bu amaçla ilçelerde de büro kurulabilecektir.

4.05-Öbür bakanlıklar gibi İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hk. Kanundaki Bakanlığa bağlı (EGM / J. Gn.K / Sahil Güv. K./ Kamu Düzeni ve Güv. Müs. / Göç İdaresi Bşk.) kuruluşları gösteren madde yürürlükten kaldırılmıştır.

Bağlı kuruluşlardan:

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hk. Kanun yürürlükten kaldırılmış; kapatılmış Müsteşarlık İçişleri Bakanlığına devir edilmiştir.

6458 sayılı Kanunun Göç İdaresi Gn. Md. kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını içeren hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hk. Kanunun adı değiştirilmiş; kuruluş/görev ve yetkilerine ilişkin hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. Bu arada Afet Bölge Koordinatörlüğü ile il koordinatörlüklerince yürütülen görevlerin ilgili mevzuat hükümlerine göre, il valilerince sürdürüleceklerine ilişkin 3152 Kanuna ek madde de yürürlükten kaldırılmıştır.

EGM / J. Gn. K / Sahil Güv. K. kuruluş, görev ve çalışma esaslarına ilişkin hükümlere dokunulmamıştır.

Bağlı / ilgili / ilişkili / diğerleri olmak üzere toplam (54) kurum ve kuruluşun, kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin düzenlemeleri içeren CBK-4 çıkarılmıştır.

Bu kararname kapsamında İçişleri Bakanlığına bağlanan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile  Göç İdaresi Gn. Md. kuruluş, görev ve yetkileri de düzenlenmiştir.

4.06-Bakanlık bünyesinde kurulu sürekli kurullar (Bakanlık Encümeni, Kaçakçılık İstihbarat ve Koordinasyon Kurulu) kapatılmıştır.

Bu tür kurullardan görevlerine sürdürecek olanlar CBK ile gösterilecektir. CBK gösterilmeyen kurul / komisyon vb. ilişkin görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına veya CB’nca yetkilendirilecek kurum veya makama devredilmiş sayılacaktır.

4.07- 3046 sayılı Kanunun bakanlıkların taşra teşkilatlarının kurulmasını düzenleyen temel hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. (Merkezi yönetimin taşra yapılanması, Anayasa’nın 126/2 maddesinde yer alan “İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.” kuralı yönünden de önemlidir.)

Bakanlıklar / bağlı kuruluşların merkez ve taşra teşkilatlarının (bölge / il / ilçe) kuruluşu ve hiyerarşik sıralaması CBK ile düzenlenmiştir.

Bu arada büyükşehir belediyelerin olduğu illerde taşra teşkilatı olarak kurulu Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezleri (YİKOP) 703 sayılı KHK ile yeniden (tüm illerde kurulabilecek şekilde ve kamu tüzel kişiliği olmaksızın) yapılandırılmıştır.

Ancak (I ) Sayılı CBK ile YİKOP’lar tekrar eski statülerine döndürülmüştür.

Kamu idarelerince her türlü yatırım / onarım / yardım işleri de YİKB aracılığıyla yapılabilecektir. İlde kamu idarelerince yürütülmesi gereken yatırım ve hizmetlerin aksadığının kamu düzeni ve güvenliğinin olumsuz etkilendiğinin tespiti halinde söz konusu yatırım ve hizmetler YİKB aracılığıyla yapılabilecektir.

Hudut mülki idare amirliği kurulmuş, bu bağlamda 11 adet kadro ihdas edilmiştir.

İçişleri Bakanlığı taşra teşkilatındaki İl Mahalli İdareler Md. kadrosu, İdare ve Denetim Md. olarak değiştirilmiştir.

III- KADRO KURULMASI / İPTALİ İŞLEMLERİ

5-1983 yılından beri yürürlükte olan (yerel yönetimler dışında) 426 bini İçişleri Bakanlığı personeli olmak üzere toplam 2,6 milyon kadrolu çalışan kamu personelini yakından ilgilendiren; tüm çalışanların kadro unvanı / sınıfı / kadro derecesi / kadro adedini gösteren; kurulmasının (ihdasının) ancak kanunla olabileceğini ve değişikliklerin bakanlar kurulu kararıyla yapılacağını düzenleyen 190 sayılı KHK yürürlükten kaldırılmıştır.

657 sayılı DMK/34 md. yer alan kadro ihdasına ilişkin hükümde yürürlükten kaldırılmıştır.

190 sayılı KHK eki cetvellerde yer alan kadrolar yeniden düzenlenerek altı ay içinde CBK ile eklenecektir.

Bu arada müsteşar / müsteşar yrd. ve merkez valiliği kadroları iptal edilmiş; iptal edilmiş bu kadrolar bakanlıkların kadro cetvelinden çıkarılmıştır.

CBK-2’de yapılmış düzenleme ile bundan böyle kamu kurum ve kuruluşlarında kadro / pozisyon ihdası, iptali / değiştirilmesi ve kullanılması (doldurulması) işlemleri CB tarafından yapılacaktır.

IV-ATAMA /TERFİ / GÖREVDEN ALMA İŞLEMLERİ

Yürürlükten Kaldırılan veya Ek / Değişiklik Yapılmış Yasal Düzenlemeler

6-703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan, ek / değişiklik yapılmış yasal düzenlemeler aşağıya çıkarılmıştır.

6.01-1981 yılından beri yürürlükte olan bakanlıklar ve bağlı kuruluşlarda atama esaslarını düzenleyen 2451 ve 2477 sayılı yasalar yürürlükten kaldırılmıştır.

6.02-1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunundaki (Kaymakamlık adayı sınavına giriş için bitirilmesi gereken fakülteler; mensupların sınav / atama usullerine yönelik) özel hükümler içeren düzenlemeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

6.03-1949 yılından bu yana yürürlükte olan 5442 sayılı İller İdaresi Kanununda bulunan valiliğe / vali yrd. /il idare şb. başkanlıklarına / kaymakam atamalarına ilişkin (mülki idare amirlerinden valiliğe atanacakları 1. sınıf mülki idare amiri olması, merkez valiliğe atanma vb.) hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Bunun yanı sıra valilerin hukuksal durumları, görev ve yetkilerine ilişkin yasanın 9. maddesinde kimi ek / değişiklikler yapılmıştır.

Bu bağlamda,  (“Vali; ilde Devletin ve hükümetin temsilcisidir” ibaresi yerine) Valilerin; ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve yürütme vasıtası olduğu; ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olduğu,” ilçede kaymakamın (“hükümet temsilcisi” ibaresi yerine) “Cumhurbaşkanının idari yürütme vasıtası” olduğu şeklinde düzenlemeye gidilmiştir.

6.04- 657 sayılı DMK’da yapılmış “ucu açık” bazı ek/değişiklikler ile CBK ile yapılacak düzenlemelerin önü açılmıştır.

(Cumhurbaşkanı onayı ile yapılacak atamalarda Cumhurbaşkanı kararnamesinde öngörülen hizmet süresinin  geçerli olacağı, taşra teşkilatında uzman çalıştırılabileceği, iş mevzuatına tabi veya sözleşmeli istihdamı, denetim elemanı istihdamı, kurumlar arası geçici görevlendirmeler, yerli / yabancı sözleşmeli personel istihdamı, iş mevzuatına tabi personel istihdamı, huzur hakkı ödemeleri; kadro / pozisyonları kaldırılan üst düzey yöneticileri atamaları hakkında CBK hükümlerinin uygulanacağı;

Üst düzey kamu yöneticiliğine atanabilmek için CBK ile öngörülmüş koşulların taşınması gerektiği,

Kadroların CBK ile gösterildiği şekilde düzenleneceği vb. düzenlemeler yapılmıştır.)

6.05– 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunundaki (genel md. yrd. sayısı ve bu kadrolardan birine mülki idare amiri atabileceğine, EGM personelin seçim ve atanmalarına ilişkin özgün) bazı hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

6.06- KHK yayımlandığı tarihte Bakanlıkta, bakanlık müşaviri / danışmanlık kadrolarında bulunanların görevleri sona ermiştir. (Bakan müşavirini bakanın görev süresi ile sınırlı olarak görev yapacaklarına ilişkin yasal düzenleme yapılmıştır.)

7.07- Belediyelerin kuruluşu / tüzel kişiliklerini yitirmeleri konusunda Danıştay görüşü alınması kaldırılmıştır.

Atama ve Görevden Alma

7- 703 sayılı KHK ile yapılmış yasal düzenlemelerden sonra yürütme alanında atama usul ve esaslarına ilişkin konuları içeren CBK-3 çıkarılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile getirilmiş düzenlemeler uyarınca:

7.01- İçişleri Bakanlığında bakan yardımcısı; merkez teşkilatındaki birim başkanları (genel müdürler, teftiş kurulu başkanı, kurul başkanları vb.) ve valiler; Cumhurbaşkanı kararıyla atanacak ve görevden alınacaktır.

(Dolaysıyla bakanların bakanlığın en üst amiri olma, bakanlık hizmetlerinin yürütülmesi konularında yetkili ve sorumlusu olmaktan uzaklaştıkları; üst düzey yöneticilerden yalnızca müşavirlerini atama konusunda tam yetkili oldukları, dolaysıyla bakanlıkların “genel sekreteri” konumuna getirildikleri görülmektedir.)

Üst düzey yöneticilerin görev süresi Cumhurbaşkanının görev süresi ile sınırlandırılmıştır. Görev süresi bitenler yeniden atanabilecektir. Bu görevlilerin sözleşmeli çalıştırılması olanağı da bulunmaktadır.

Daire başkanı, 1. hukuk müşaviri, mülkiye müfettişleri, genel md. yrd., yali yrd., kaymakam, bakanlık il md. ve il emniyet md. atamaları ise Cumhurbaşkanı onayı ile yapılacaktır.

Öbür görevlilerin atamaları ise Cumhurbaşkanı yrd., bakan veya diğer atamaya yetkili amirler tarafından yapılacaktır.

Öte yandan üst düzey yöneticilik ile il / bölge md. kadrolarına, kamu personeli dışında beş yıllık özel sektör deneyimi olanlar da atanabilecektir.

7.02- 10.07.2018 günlü 3 sayılı CBK ile yapılmış olan:

“Görevleri sona eren ve görevden alınan üst düzey kamu görevlileri ile daire başkanları / genel md. yrd., il / bölge md.lerinin daha önceki kadrolarına, müfettişlik / uzmanlık veya araştırmacı vb. kadrolarına (uygun boş kadro olmasa bile) atanacaklarını” belirten düzenleme yaklaşık iki yıllık süreden sonra kaldırılmış ve konu bu kez yasa ile düzenlenmiştir. 18.06 2020 gün ve 7247 sayılı yasayla yapılmış yeni düzenleme ile il valiliği görevinden alınanların yeni kurulmuş vali – mülkiye başmüfettişi kadrolarına atanacakları esası getirilmiştir.

(Bu suretle Mülkiye Teftiş Kurulunda mülkiye müfettişleri ile birlikte çalışan, aynı işi yapan vali – mülkiye başmüfettişleri ile mülkiye başmüfettişleri arasında ciddi aylık farkı oluşmuş, eşit işe eşit ücret ilkesi zedelenmiş, çalışma barışının olumsuz etkilenmesinin önü açılmıştır.)

Öte yandan getirilmiş yeni düzenleme uyarınca, görevden alınan ve emeklilik hakkını kazanmış üst düzey kamu görevlileri, yaş haddinden önce emekliliklerini talep etmeleri halinde, emeklilik ikramiyeleri %30- 50 fazlasıyla ödenecektir. Bu oran Cumhurbaşkanınca artırılabilecektir. 

7.3-Kaymakam adaylığına giriş koşulları CBK ile ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemede bitirilmesi gereken fakülteler (hukuk dışında) yerine, fakültelerin belli bölümleri sayılmıştır. Bu arada kaymakam adayı alımı yapılacak alan genişletilmiştir.

Bu bağlamda fakültelerin uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, kamu yönetimi, işletme, iktisat bölümlerinin yanı sıra; maliye ve finans, sosyoloji, halkla ilişkiler ve tanıtım, psikoloji bölümü mezunlarına veya üniversitelerin sosyal bilimler, mühendislik fakülteleri ile tarih bölümlerinden lisans eğitimi aldıktan sonra kamu yönetimi vb. alanlarda lisansüstü eğitimi yapmış olanlara da kaymakamlık yolu açılmıştır.

Konuya ilişkin usul ve esaslar yönetmelik ile düzenlenmiştir.

Jandarma Gn.K. / Sahil Güv. K. ve EGM Personeli

8- Jandarma Gn. K. / Sahil Güv. K. atamaları Cumhurbaşkanınca yapılacaktır.

Jandarma Gn. K / Sahil Güv. K. atanabilmek için general veya tuğamiral olma koşulu kaldırılmıştır.

Albaylıktan tuğgeneral / tuğamiraliğe terfiler,  general ve amirallerin bir üst rütbeye terfileri, Jandarma / SGK yardımcıları, bölge komutanları, il jandarma k. atamaları Cumhurbaşkanın onayı ile yapılacaktır.

Astsb. / subay terfileri Bakan tarafından yapılacaktır.

Jandarma ve Sahil Güvenlik personelinden teğmen – albay rütbesinde olanlar yetersizlikleri halinde TSK mensupları gibi hizmet süresine bakılmaksızın T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanacaktır.

Jandarma ve Sahil Güvenlik K. personelinin askeri görevleri sırasında işledikleri suçlar hakkında emrinde görev yaptığı askeri birlikteki personeli muhakeme etmekle görevli / yetkili mahkemede yargılanacaktır.

[1] MİGM daha önce de 1978/1979 yıllarında, yeni oluşturulmuş olan Yerel Yönetimler Bakanlığına bağlanmıştı.
===================================
Dostlar,

Böylesine kapsamlı ve hızlı, köktenci bir kamu yönetimi yapılanması değişimi siyasal tarihte görülmemiş bir uygulamadır.

Yüzeysel bir irdeleme bile ciddi emek ve birikim istemektedir.
Sn. Mahmut Esen dostumuz, bu ağır işin üstesinden gelebilecek az sayıda birikimli insanlarımızdan biridir. Emekli, halen etkin (aktif) olarak kamu görevi yürüten, çok kıdemli – deneyimli bir Mülkiye Başmüfettişi olarak bu önemli yükü omuzlamıştır. Sağolsunlar, web sitemizde paylaşma olanağı da sunmuşlardır.
***
Tıp eğitimimize ek olarak Mülkiye eğitimi de almış olmamız nedeniyle gelişmeler bizi de yakından ve profesyonel düzeyde ilgilendirmektedir. Belirtmeliyiz ki, DEVLET ÖRGÜTLENMESİ (Teşkilatı) alt üst edilmiş, genlerine dek oynanarak değiştirilmiştir.

Karşımızda, bir Genetiği Değiştirilmiş Devlet – GDD olgusu vardır.

  • Kanımızca, bunca kapsamlı, bağlantılı ve hızlı köktenci değişimlerin gerçekleştirilebilmesi için hazırlıklara çok önceleri başlanmış ve KESİN OLARAK YABANCI KURUM- UZMAN DESTEĞİ sağlanmış – alınmış – verilmiştir..

Türk Kamu Yönetimini tek elde toplayarak dış yönlendirmelere açık / yatkın kılmak öteden beri Küresel emperyalizmin amacı idi. Özellikle 1 Mart 203 Irak Tezkeresi’nin TBMM’de reddinin ardından, ABD’nin Türkiye istasyon şefleri açık açık bu yöndeki tasarımlarını / beklentilerini dillendirmiş, yazmış hatta raporlamışlardır (Paul Henze vd.)

Türkiye, dünyada örneği olmayan ucube bir TEK ADAM DEVLETİ / ŞAHSIM DEVLETİ ucubesine dönüştürülebilmiştir.

Bu tablo, ülkemizin bekası bakımından son derece ciddi bir tehdit olup, mutlaka GÜÇLER AYRILIĞINA dayalı demokratik parlamenter sisteme dönülmenin yolu – yolları bulunmalı ve hızla yaşama geçirilmelidir.

Sevgi ve saygı ile. 27 Şubat 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

‘Yeri ve zamanı…’

‘Yeri ve zamanı…’

Zafer Arapkirli

Zafer Arapkirli
26 Şubat 2021, Cumhuriyet

Bugün bu konuya girmeye, aslında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sayın Pervin Buldan zorladı beni. Güncel “Gara operasyonu” tartışması üzerinden yapılan tartışmada, iş “Siz şunu yapmıştınız, bunu yapmıştınız. Örgütle görüşmüştünüz. Oraya gitmiştiniz. Şunu yapmıştınız…” babında haksız yüklenmelere maruz kaldıklarında, Sayın Buldan’ın sarf ettiği “Çözüm sürecinde bize verilen vaatleri, yeri ve zamanı geldiğinde açıklamazsak namerdiz…” mealindeki laftan söz ediyorum.

Bence, sadece Sayın HDP Eş Genel Başkanı’nın değil, pek çok siyasetçinin başvurduğu ve bana göre demokrasilerde çok gerekmedikçe başvurulmaması gereken bir yöntemdir bu. Türkiye’de aktüel gelişmelerin ve siyasi tarihin adeta “yüksek debi ile güldür güldür akan bir nehir” gibi akıp gittiği, siyasi hafızanın “sıcak ve taze tutulmasının” çok önemli olduğu ve en önemlisi de “olupbitenin taze versiyonunun kamunun bilgisinden gizlenmesinin muazzam sakıncalar doğuracağı gerçeğinin” önemine binaen, “yeri ve zamanı geldiğinde çıkarılmak üzere çekmecede saklanmasının” sakıncalı olduğunu düşünüyorum.

  • Türkiye’nin en can alıcı sorunlarından biri olan Kürt sorununa ilişkin geçmişte, hele hele “Açılım-Çözüm Süreci” denen süreçte neler olupbittiğini bu toprakların insanı ne zaman bilecek de ona göre “pozisyon” alacak?

Yani, Sayın Buldan’ın yaptığı “Yeri ve zamanı geldiğinde” vurgusu, zaten bu konularda sağlıklı değerlendirme yapacak geri-plan bilgiye aç olan bu toplumdan “neyin gizlenmek saklanmak istendiği” sorularını akıllara getiriyor.

Zaten, başka her türlü özgürlükler gibi halkın bilgi alma hakkının da baskılandığı, hak ve özgürlükler için mücadele eden kesimlerin (bu arada HDP’nin ve temsil ettiği kitlelerin ta kendisinin) ağır bir istibdat altında yaşamak zorunda kaldığı, çoğunluğunun iktidar kıskacında olduğu medyanın on milyonlarca insanı “derin bir karanlığa mahkûm ettiği” bu ülkede çıkıp da üstelik tam da bu “mağdur kesimden” birinin “yeri ve zamanı geldiğinde” diye “bilgiyi ötelemesini” anlamak mümkün değil.

  • Tam tersine, bugün çıkıp konuşmalısınız.
  • Bugün çıkıp gerçekleri bütün yalınlığı ile anlatmalısınız.

Bugün çıkıp kimin geçmişte ne dediğini, ne yaptığını, neyi gizlediğini ve neyin bilinmesini istemediğini açık açık duyurmalısınız ki muktedirler bu ülke insanını kandıramasın. Dün söylediğinin ve yaptığının tam 180 derece zıddını insanlara “yutturamasın.” 

Bugün, Gara’da yaşanan olağanüstü boyuttaki büyük felaket ve skandal niteliğindeki başarısızlık dahil, Kürt sorunu bağlamındaki tüm bilinmeyenlerin aydınlanması için gerçeklerin “bugün ve hemen, şimdi” bilinmesinde yarar yok mu? Adil olmak adına, bu eleştiriyi sadece Sayın Buldan ve diğer siyasetçilere değil, kendi mesleğimin mensuplarına da yapmak istiyorum.

Yıllar önce bir meslektaşımın, çalıştığı gazetedeki üst düzey bir yönetici ile telefon görüşmesine tanık olmuştum. “Elindeki çok önemli bir haberi (bilgiyi)” o gün hemen gazeteye girmek istiyordu. “Amiri”, genel yayın yönetmeninin cevabını bugün gibi hatırlarım:

“Asla veremeyiz bunu. At kenara. Yarın yeri ve zamanı geldiğinde, bir gün bu konuda kitap yazarsan, orada kullanırsın…”

Konu neydi? Sonra o meslektaşım (kitaplar da yazdı) o yayın yönetmeninin dediği gibi mi yaptı? Yani bilgiyi kamuoyu ile paylaştı mı? Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var: Türkiye gibi bir yerde, bugün olanların bugün bilinmesinin gerekliliği bence her türlü siyasi ve kişisel hesabın üzerinde yer almalı.

  • Gazeteciler de siyasetçiler de “kumbaraya” atmadan, “bugün, hemen, şimdi” söylemeli söyleyeceklerini. Söylemeli ve yazmalı.

Bilgi, haber, bizim gibi toplumlarda başka yerlerden de önemli ve değerli bir hazinedir.

Kimse bana “Şimdi zamanı değil…” pragmatizmini satmaya kalkmasın. Madem ki açık rejimdir. Faşizm, yani bunun zıddı madem “üstü örtülü, gizli saklı, kapaklı, kuytularda işlerin çevrildiği” bir rejimdir. O zaman çıkın konuşun. Yazın, çizin.

Yani, kitlelerin bilmesinden korkmadan. Onların her şeyi duyup, bilip, okuyup belli bir yargıya ve fikre sahip olabilmeleri ve “sandık önlerine geldiğinde de” ona göre tavır belirleyebilmelerinin yolu buradan geçer.

Bugün Gara ile ilgili, dün 15 Temmuz hain FETÖ’cü kalkışması ile ilgili, siyasetin, ekonominin ve bilcümle diğer güncel hayati konu başlıklarının bilinmesi, Türkiye’nin sadece bugününü değil, yarınını da doğrudan ve derinden etkileyecek bir zorunluluktur.

Kaldırın örtüleri. Açın dolapları.
Çekin çekmeceleri. Yutkunmayın.
İçinizde tutmayın. Konuşun. Yazın. Açıklayın. Tartışılsın.
Açıklıktan kimseye zarar gelmez. Tam tersinden sakının.

ŞİİR KÖŞESİ : BEN’DENİZ

ŞİİR KÖŞESİ…

BEN’DENİZ

Işığım akşamdan kalma
Geç bakalım dip dalganı mavilim
Sütlimanda gergin sanki üzerin
Sabah sabah hiç çekemem üzerim

Görmez misin
Girdap senin, mehtap senin, tan senin
Gerdan kırıp ay çatlatan gök tenin
Sür keyfini dal sarmaşık seferin

Kimler neler kalmadı hem
Balık istif ukde sepet içimde
Sen de katıl sakın ola çekinme

Değil mi ki;
İpe gelir sapa gelmez dümeni sol yerdeniz
Bandırası dolunay kaptanı da bendeniz

Ol fikrimde bu demde
Kasırgası fırtınası bol deniz

Can CEYLAN,
Prof. Dr. (Tıp)

 

Candemi - Can Ceylan - 9789755843865 - Kitap | garantikitap.comDeğerli meslektaşımız
Prof. Dr. Can Ceylan, yanda görülen adla, “CANDEMİ” adıyla bir demet şiir sundu yaşamımıza..
Gönül varsıllığıyla..
Büyük bir incelikle bize de bir örneğini imzalayarak armağan etti.
Bu kitaptan kendilerinin seçtiği bir şiiri yukarıda sunarak paylaşıyoruz..
Yaşasın sanat, bilim, kültür, felsefe, duygusal varsıllık, bilimsel akılcılık, nesnel iyimserlik, umut..

EVRİM Kuramının bulucusu Charles Darwin ne demişti : Bilim ve sanat bir kuşun 2 kanadı gibidir. İkisinden biri olmazsa tavuk toplum olurunuz ve altınızdan yumurtanızı birileri sürekli alır..

Dr. Ahmet SALTIK

 

 

 

BİLİM İNSANI VE YALANCI BAKAN

BİLİM İNSANI VE YALANCI BAKAN

Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık Bakanı

Profesör. Dr. Ahmet Saltık, “Bilim Saygınlığı” çok yüksek olan, itibarlı bir değerimizdir.

Türkiyem’e” başlığıyla bir yazı gönderdi ve halkımızın sağlığı ile ilgili çok önemli uyarılarda bulundu. Saray ve AKP Yönetimi bu bilimsel uyarıları dinleyip, uygular mı? Hiç sanmıyorum. Keşke yanılsak!

Sayın Saltık’ın yazısı;

“14-21 Şubat haftasında 81 İl için verilen insidens hızlarının (100 bin nüfusta yeni tanı alan olgu sayısı) Türkiye nüfusu içindeki oranı ile ağırlıklandırılmış ortalaması, dün Türkiye toplamı olarak açıklanan 9+bin yeni olgudan hesaplanan insidens hızı olan yaklaşık 10/100 binin5-6 katı gibi.
Dolayısıyla 9 bin değil, 5-6 katı PCR+ yakalanıyor (tüm eksiğine karşın) ama onun da 1/5-1/6’sı açıklanıyor. Bu Fahrettin Katsayısı 1 ve halen kullanımda.
Fahrettin Katsayısı 2 de ölümleri, 1/3 gösterme işlevli ve o da halen kullanımda…

Sağlık Bakanlığı/AKP ciddi bir yanılsama içinde.

İkinci bir 11 Mart 2020 faciasına sürükleniyoruz.

O erken (AÇILIM-SAÇILIMIN) bedeli, sonbahar-kış kasırgası ve
ÖNLENEBİLECEK on binlerce masum insanın ölümü olmuştu!

Bu kez 1 Mart 2021 erken doğumu (AÇILIM-SAÇILIMI) gündemde!

İlkinden daha beter bir kasırgaya neden olabilir.

Aşı çok zayıf (%50), toplum bağışıklığı çok önemsiz düzeyde, 130 ülkede hiç aşılama yapılamadı, mutasyonlar hızlı, çeşitli ve tehlikeli, herkes çok yoruldu.

Sağduyu, sabır, BİLİMSEL AKILCILIKLA YÖNETİLEN SOSYAL DEVLET

Ve 2-4 hafta tam kapanma!

Reçete bu ne yazık ki…”

***
Kendini Türk Milletine karşı sorumlu hisseden dürüst bilim insanının feryadıdır bu mektup!

Şimdi de yazının “Yalancı Bakan” bölümüne geçelim;
T.C. Hükümetlerinde Bakan olarak görev yapmış biri olarak Sağlık Bakanı Koca’ya “Yalancı Bakan” sıfatını yakıştırmak, bana çok zor geliyor. Ama hiçbir kimse, Türk Milletine yalan söyleyemez. Hele insan sağlığı konusunda hiç söyleyemez!

Polimetre sahibi Sayın M. Günal Ölçer’in bulduğu ve belgelediği bir yalanı paylaşayım;

8-14 Şubat 2021 haftasında, Sağlık Bakanlığı vaka sayılarını açıkladı.
Bakanlığın günlük açıkladığı 8-14 Şubat arasındaki olgu sayısının 7 günlük toplamı:54.727
Bakanlığın 8-14 Şubat arası bir haftalık olgu sayısı ise; 48.475 olarak açıklandı.

Bakanlık aynı, rakamlar günlük olarak aynı, bir toplamada 54.727 diğer toplamada 48.475! Aradaki fark 6.252…
Bu sadece bir rakam değil. İnsan canına mal olabilecek olgu (Vaka) sayısı!

  • Kendilerinin koyduğu kuralları çiğneyen, basit siyasi hesaplar için insanların sağlığını tehlikeye atan bir iktidar ve Türk Milletine yalan söyleyen bir Sağlık Bakanı var!

Bu Bakan, binlerce kişini katıldığı cenaze için aynen şunları söyledi;

  • “Kalabalık olacağını öngöremedim. Ön görmeli miydim? Evet! Bu anlamda özür dilerim!”

Bu özrün ne anlama geldiğini irdeleyelim :

-CB’nın gittiği her yer kalabalık olur. En az 1500 özel koruma, Polis, İstihbaratçı, idareci.. Belediyeci! O konvoy doğal olarak “Ayaklı Virüs” konvoyu gibidir.
Öngörseydiniz, sizi dinleyecekler miydi?

-Bakanın özrü sonrası bu ilkellik kongrelerle devam etti, daha da edecek.
-İnsan Sağlığını tehdit edecek, ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlikeli bir duruma sebep olacak siyasetçinin yapacağı şey özür dilemek ve istifa etmektir. Var mı o yürek?

Böyle bir yalan karşısında bazı TV kanallarında sunucular “Bravo Bakana, alkışlanacak bir tutum” dediler. Ne diyebilirim ki?

Dilerim bu sunucular Virüs kapmazlar da, aşı olarak Bakanın özrünü kullanmazlar.
Yağcılık ve yalakalıkta da rekor kırdık…

Sağlık ve başarı dileklerimle 25 Şubat 2021

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
=================================
Dostlar,

Eski Sağlık Bakanı, saygın insan Rifat Serdaroğlu’na, çığlığımızı duyduğu ve özen gösterdiği, üstteki makalesine konu ettiği için şükranlarımızı sunuyoruz..

Bu açık – belirgin başarısızlık ve HALKI SÜREGELEN ALDATMA sürdürülemez.

Sağlık Bakanı Koca, gerçekleri açıklayarak, onları gerekçesi yaparak kamuoyuna sunmalı ve istifa ederek salgınla savaşımın önünde “set” olmaktan çekilmelidir.

Beeeelkiiiii; AKP = RTE bir parça silkelenir ve “biz ne yapıyoruz???!!” sorusunu kendilerine sorabilirler..

Ama Bakan Koca’nın düşlerinde karabasanlar gördüğünden eminiz..

Nasıl ki eski başbakan A. Davutoğlu‘nun kurucusu olduğu Şehir Üniversitesi birkaç gün içinde adeta gasp edilerek elinden alındı; Sağlık Bakanının sahibi / patronu olduğu hastane zinciri de 1-2 gün içinde el değiştirebilir, kapatılabilir, kamulaştırılabilir… 

Sevgi ve saygı ile. 25 Şubat 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik