Uzm. Dr. Ali Rıza ÜÇER’den Soner Yalçın’a

Uzm. Dr. Ali Rıza ÜÇER’den Soner Yalçın’a..

Sayın Yalçın, 

Kara Kutu ile ilgili eleştiri yazılarımı gıyabında paylaşmamın etik olmayacağını düşündüğüm için sana da yolluyorum, eleştirilerimle ilgili çok olumlu geri bildirimler alıyorum. Önemsenmeye hiç ihtiyacım yok, zira endüstri ile ilgili olarak yaptığımız işler ortadadır, somuttur, kuru sıkı atmadan yaptık yapacağımızı. Merak ediyorsan sorup soruşturabilirsin bu konuda yaptıklarımızı.
Eleştirilerimin sığlığından, hiçbir derinliği olmadığından  söz ediyorsun en iyi olasılıkla yanılıyorsun daha büyük bir ihtimalle ne dediğimi anlıyorsun anlamazlığa geliyorsun. Daha neyi çürüteceğiz? “Saklı Seçilmişler“de Türkiye’de bebek ölümleri tüm ölümlerin üçte biri dedin (yani neredeyse % 35’i). Bunu da aşılara falan bağlayıverdin. Biz de bebek ölüm oranını 10’la çarptığını kanıtladık, suspus oldun geçiştirdin, Sana o zaman yolladığım iletiyi de hatırlatayım istersen.. (AS: 2018’de toplam ölüm 426.106, bebek ölümleri 11.623)
 
Frengi antibiyotikle iyileşmez diyorsun, komik duruma düşüyorsun, eleştiriyoruz cevap veremeyip geçiştiriyorsun. Almanya’da kamuoyu araştırmalarında toplumun % 82’si çocuğuna aşı yaptırmıyor diyorsun, gözümüzün içine baka baka gerçekleri çarpıtıyorsun, Zira 2018 yılında Almanya’da çocukluk çağı temel aşılarının toplumdaki uygulanma oranları ortada. Neredeyse yüzde yüze yakın bir bağışıklama (AS: aşılama denmeli..) söz konusu. Bunu Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019’daki dokümanları ile önüne koyuyoruz, görmezden gelip geçiştiriyorsun. 
 
Türkiye’de çocukluk çağı temel aşıları zorla dayatılıyor (zorunlu) diyorsun, yani kuru sıkı atıyorsun, Sağlık Bakanlığı yetkilisi Fatih Altaylı’nın programına bağlanıyor, aşı reddi formunu dolduran aileler aşı yaptırmama hakkına sahip diyor (ki bu çok yanlış ne yazık ki, temel aşılar zorunlu olmalı, ailelerin keyfine bırakılamaz, zira çıkacak bir salgın tüm toplumu etkiliyor), sanki bunu söylememiş gibi geçiştiriyorsun. 
 
Çin’de çocuklara aşı yapmıyorlar diyorsun, bu konuda uzman bir hekim Çin’deki çocukluk çağı temel aşı programını ortaya koyuveriyor, öfke krizine kapılıyorsun, kardeşim Çin beni ilgilendirmez, ben Mao zamanından bahsediyorum deyip güzel aldırmazlıkla geçiştiriveriyorsun.
 
Aşılar otizm yapıyor, astım yapıyor, alerji yapıyor diyorsun, kuru sıkı atıyorsun, hiçbir bilimsel kanıt yok, üfürüyorsun sansasyon için..
 
Cumhuriyetin sağlık atılımlarına damga vuran simge isimleri Refik Saydam’lara, Aras’lara, Or’lara, Tokgöz’lere Rockefeller‘in adamı diye kara çalıyorsun…  
Kara Kutu‘yu didik didik ediyoruz, bütün palavralarını tek tek yüzüne vuracağız, bunların hepsini nasıl uydurduğunu ortaya koymak boynumuzun borcudur.
Antidepresan almam tavsiyene gelince; senin alman iyi olacak kanımca, ne kadar umutsuz bir vaka olsan da.. (AS: İnsanlara ilaç önerisini yalnızca hekimler yapar, hekime ilaç önerisini de mi Soner Yalçın kendinde görüyor??)
 
Dr. Ali Rıza Üçer
 
 
Soner Yalçın <syalcin@sozcu.com.tr>, 3 Ara 2019 Sal, 16:48 tarihinde şunu yazdı:
Sayın Ucer,
Şunu merak ediyorum;  zorlama yazını bana niye gönderiyorsun?
Önemsenmek mi istiyorsun?
Kusura bakma hiçbir derinliği olmayan sığ bir yazı bu.
Soner Yalçın’ın tek bir belgesini çürütemeyip, demagoji yapmaya çalışmışsın. Olmamış.Ama şunu yazayım; okudukça Kara Kutu sizin önyargınızı kıracak. Ha gayret kitabın daha başındasınız.
Selamlar
sy
not. antidepresan almaya başladınız mı?

DİLSİZ ŞEYTAN…

DİLSİZ ŞEYTAN…

BEKİR COŞKUN
SÖZCÜ
, 4.12.19

Kahreden yaşam zorluğu karşısında canına kıyan pazar yerlerinde bağırıp-çağıran insanlar çoğalınca Diyanet hutbe yayınladı:

Bu bir imtihandır isyan etmeyin…”

Hatırlarsınız; Diyanet internet sitesinden Atatürk’ün resmini çıkartmış gençler hackleyerek yeniden koymuşlardı…

İlahiyatçı alim profesör hutbenin yerinde Atatürk‘ü görünce diğer ilahiyatçı alime koştu “Yarabbim hutbemizi sabit eyle” dedi ki bir Atatürk resmi daha geldi bu sefer atın üzerinde…

Siliyoruz siliyoruz gitmiyor” diye hep birlikte başkana koştular hutbe gözükmüyordu şeytan mı cin mi derken…

Başkan sordu:

Entır yaptınız mı?. . 

Yaptık aç kapa insört eyledik control bas home hutbe inmiyor…”

Pg down şeklinde bir tık etseydiniz…”

Tık ettik geldi…”

Evliyalar rahmetlerini bu vesile ile gönderdiler mi?. . 

Hayır, Mustafa Kemal geldi yine atlı bu sefer…”

Diyanet’in yüksek mertebedeki alimleri “Control F5′imizi kadim eyle hutbemizi Home Page eyle yarabbi” diyerek meseleye eğildiler:

O bir değnek ül vazife var…”

Görev çubuğu…”

Onu üç vakte kadar ittirip sonra My dokuments’e scrooll down yapıp bize rahmetini göster…”

Bir de Log of var…”

Of deme of deme… İsyan etme hacı…”

Başkan iman birliği ile bu işi çözmek gerektiğini söyledi…

Yarabbim hesabımızı helak edenlerin hard disklerini harap eyle bizim my dokuments’imizi link eyle” diye ekledi…

Kontrol ül sehpa” (denetim masası) üzerinde oynayıp tık’ladılar…

Atatürk çıktı…

Bak hoca:

  • Bu Cumhuriyet;
  • Saltanatın ihanetine karşı acı içinde tükenmekte bir milletin ve Mustafa Kemal ile arkadaşlarının öncülüğünde isyanı sonucu kurulmuştur

İslam; zıvanadan çıkanlara putperestlere karşı isyan edenlerin yüce dinidir…

İsyan etmeyin” hutbesi Hazreti Muhammed’in şu sözünden daha mı öncedir:

Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır…”

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/bekir-coskun/dilsiz-seytan-5488010/

SEÇME – SEÇİLME HAKKINDAN KADININ KÖLELİĞİNE

SEÇME-SEÇİLME HAKKINDAN KADININ KÖLELİĞİNE

MUSTAFA SOLAK
Tarihçi – Yazar

5 Aralık 1934’te TBMM tarafından kadına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmasının yıldönümünü kutluyoruz.

3 Nisan 1930’da belediyelerde, 26 Ekim 1933’te köy ihtiyar heyeti ve muhtarlık seçimlerinde, 5 Aralık 1934’te ise Türkiye Büyük Millet Meclisinde kadına seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Ülkemizde, kadınlara seçme ve seçilme Fransa, Belçika, İtalya ve İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinden önce tanındı. Öte yandan, ilk kadın Bakan 1971’de 33. hükümet döneminde görev almıştır.

Kadının bugünkü durumu nedir?

Diyanet fetvalarında kadın

Diyanet İşleri Başkanlığı “ ‘Boşarım’ demekle boşanma meydana gelir mi?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

“Boşama, kişinin eşine söylediği “Boşsun”, “Boş ol”, “Boşadım” veya “Karım boştur” gibi boşama iradesini ortaya koyan “şimdiki veya geçmiş zamanlı” ifadelerle ya da mahkemenin kararıyla gerçekleşir.”[1]

  • Diyanet, mahkeme kararı olmaksızın, salt sözle de erkeğin karısını boşayabileceğini savunuyor!

Diyanet, “Boşama yetkisinin eşe veya başkasına devredilmesi mümkün müdür?” sorusuna verdiği yanıtta da “boşama yetkisi prensip olarak kocaya verilmiştir” diyerek kadına bu yetkinin verilmediğini ima yoluyla dile getiriyor.

MEB kitaplarında kadın

Benzer anlatımlar İmam Hatip Lisesi “FIKIH” ve “FIKIH OKUMALARI” ders kitaplarında var. Fıkıh ders kitabında sayfa 185’te erkeğin kadını boşaması şu şekilde düzenlendi:

Talak, Fıkıh ders kitabının ifadesiyle “kocanın tek taraflı irade beyanıyla eşini boşamasıdır.” Talak, “sen benden bir talak ile boşsun” veya “kendine artık başka koca ara” gibi cümlelerle olmaktadır. Boşama yetkisi salt kocaya verilmekle birlikte koca evlenirken veya daha sonra, dilerse bu konuda karısını da yetkili kılabilecekmiş.[2]

Ders kitabında görüldüğü gibi; yalnızca erkeğin boşaması değil aynı anda eşinin kızkardeşi, halası, teyzesi ile olmamak koşuluyla erkeğin çok eşli olabileceği de dile getiriliyor.

Dahası “Fıkıh Okumaları” ders kitabında da bir erkek eşini üç kez “boş ol” veya yukarıda belirttiğimiz ifadelerle boşarsa onunla yeniden evlenebilmek için eşinin bir başka erkekle evlenip boşanması veya yeni kocanın ölmesi gerekir. Fıkıh Okumaları ders kitabında, yeni koca ile evliliğin zifafı içereceği de yazılıdır.[3]

Ayrıca ders kitaplarında şunlar da var:

  • Miras payı Medeni Yasa’ya değil ayete göre düzenlendi,
  • Kadının “açmasına izin verilen avreti; yüzü, bilekleriyle birlikte elleridir”,
  • Elbise, karşı cinsin dikkatini çekmemeliymiş,
  • Nafaka varken mehir düzenlendi,
  • Kadına bakmak haram,
  • Mezheplere göre avret yeri farklılığı,
  • Kürtaj “cinayettir” yaklaşımı, (AS: Katolik Kilisesi bile esnedi bu konuda!)
  • Estetik yasak,

Tekfir eden (dinden çıkan) erkekse, Müslüman bir kadınla evlenemez,

Daha çoğu var ancak buncası yeterli sanırım. Bu fetvalar ve ders kitaplarındaki ifadelerle kadının durumu ilerler mi? Geriler mi?

Ceren Özdemir’in, Emine Bulut’un katline bir de bu yönden bakmalı.

Bu fetvalar ve eğitime nasıl yaklaşılmalı?

Peki kadının onuru, özgürlüğü için ne yapacağız?

NOT: Ders kitaplarındaki ve Diyanet fetvalarındaki durumu görmek için

  • GAYRİMİLLİ EĞİTİM ve DİYANET’İN FETVALARI kitaplarımı okuyabilirsiniz.

[1] https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/839/%E2%80%98bosarim–demekle-bosanma-meydana-gelir-mi-, erişim tarihi 01.12.2017.

[2] Orhan Çeker, Saffet Köse, Abdullah Kahraman, Servet Bayındır, İbrahim Yılmaz, Recep Özdirek, Adnan Memduhoğlu, Hasan Serhat Yeter, Editör: Recep Özdirek, Fıkıh, MEB Yayınları, Ankara, 2017, s.185.

[3] Abdullah Kahraman, Servet Bayındır, Recep Özdirek, Adnan Memduhoğlu, İbrahim Yılmaz, Ahmet Özdemir, Fıkıh Okumaları, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2017, sayfa 108. FIKIH OKUMALARI kitabına http://www.eba.gov.tr/ekitap?icerik-id=2626 adresinden erişebilirsiniz.

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 05 Aralık 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 05 Aralık 2019

Türk Vatandaş Naci BEŞTEPE

BEYİN
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” sözleri için “önce sen kendi beyin ölümünü kontrol ettir” dedi.
Deneyimli…

MHP
Iğdır’da, MHP’lileri eleştiren gazetenin sahibi Metin Işık, Ülkü Ocakları mensuplarınca dövüldü.

Bahçeli sayesinde milliyetçiliği, ülkücülüğü unuttular bir becerileri adam dövmek kaldı…

TARİH
Ulusal Kanal’da, Mustafa Albayrak adlı biri, Osmanlı borçlarının son taksitinin 2013 yılının Mayıs ayında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ödendiğini iddia etti.

Tarih, tarih bilmeyenlerle; palavracılar palavra ile doludur… (AS: 30. ve son taksit 1953)

GÖRÜŞ
Emmanuel Macron, Trump’ın yanında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Türkiye’ye baktığım zaman şunu görüyorum: Şimdi bizimle beraber çalışanlara karşı savaşıyorlar. Aynı zamanda bazen de IŞİD’le bağlantılı gruplarla beraber çalışıyorlar.” dedi.

Birinci görüş düşmanlık, ikinci görüş RTE/AKP’nin neden olduğu şaşkınlık…

ENFLASYON
Kasım ayı enflasyonu %10.56 olarak açıklandı. Vakıflar Edirne Bölge Müdürlüğü dükkan kiralarına %100 zam yaptı.

Emirle rakam değişiyor, gerçek değişmiyor…

SALDIRI
Edirne’de çember sakallı biri, başı açık kadınlara kimyasal madde ile saldırdı.

Haydi beyler, “Eyyy, benim başı açık bacıma saldıran…” diye nutuk bekliyorum…

TERÖRİST
Yüz bin abonesi olan YouTube kanalı Avrasya Yatırım’da, her gün ekonomik yorumlar yapan Evren Devrim Zelyut, terörist olduğu iddiasıyla gözaltına alındı.

Damat terörü…

ALKIŞ
Termik santralların bacalarına filtre takılmasını 2.5 yıl erteleyen yasayı çıkaran AKP’li vekiller, yasayı veto edince RTE’yi alkışladılar.

Senaryo kötü, oyuncular yeteneksiz..

ÖTV
CHP Milletvekili Teğmen M. Çelebi; % 90’dan az engelli gazilerin aldığı özel arabalarda % 35 olan ÖTV’nin yat, kotra ve pırlantadaki gibi sıfırlanmasını öneriyor.
Eyyy Çelebi, ‘gazilik‘ ne ki!…

YOLSUZLUK
Üsküdar Belediyesinden atılan eski müdür Veysel Kömürcü, belediyedeki yolsuzlukları yazılı olarak ihbar etti. AKP ve MHP’li üyeler soruşturma önergesini reddetti.

Yolları yolsuzluk…

VETO
Erdoğan, NATO müttefiklerinin YPG’yi terör örgütü olarak kabul etmemeleri durumunda Baltık Planı’na karşı çıkmaya devam edileceğini söylemişti.

YPG görüşülmedi, RTE planı onayladı.

  1. Hangi çıkarımız karşılığında onaylandı?
  2. Devlet onurumuz kaldı mı?
  3. RTE’nin hangi sözüne, nasıl inanacağız?

İYİ!
Şule Çet davasında sanığın önce ‘cinsel saldırı’ gerçekleştirdiğine, ardından da suç delillerini gizlemek için cinayeti işlediği yönünde hüküm kuran mahkeme, takdir indirimi uygulayarak ağırlaştırılmış müebbet cezasını müebbet hapis cezasına çevirdi.

Size de iyi haller hakim beyler…

​​​​​​​”Kanal İstanbul bir ABD projesidir!

​​​​​​​”Kanal İstanbul bir ABD projesidir!”

arslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr
YENİÇAĞ, 02 Aralık 2019

Kanal İstanbul ile ilgili son açıklamayı kim yaptı?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu değil mi? Anlaşılıyor ki, proje ekonomik bir ihtiyaçtan değil dış politika ile ilgili bir zorunluluktan kaynaklanıyor! Türkiye’nin değil AKP iktidarının zorunluluğu…

Çünkü Türkiye’nin dış politikası, uzun süredir Ankara’dan belirlenmiyor!

Mesela AKP iktidarının uyguladığı Suriye politikası, yakın zamana kadar ABD, İngiltere ve İsrail koalisyonu tarafından belirlenmiştir. Rusya da sonradan müdahil olmuştur.

Çavuşoğlu, “Kanal İstanbul’a kazmayı vurduğumuz zaman, dünyada denizcilik ve ulaşım bakımından tarih değişecek, dönüm noktası olacak.” dedi.

Oysa Karadeniz ile Akdeniz’i Marmara ve Ege üzerinden birbirine bağlayan İstanbul ve Çanakkale Boğazları zaten vardır. Kanal İstanbul, yapılırsa Süveyş ve Panama kanalları gibi yeni bir suyolu olmayacak?

Yine de ABD savaş gemileri Kanal İstanbul’dan serbestçe Karadeniz’e çıkarsa bu durum gerçekten tarihi bir dönüşüm olabilir!
***
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Kanal İstanbul’a karşı. Devlet Su İşleri’nin de olumsuz rapor sunduğunu açıklayan İmamoğlu, Fatih Altaylı‘nın programında, inşaat sırasında çıkacak yaklaşık 1.5 milyar metreküplük hafriyata dikkat çekerek “1.5 milyar metreküp hafriyat ne demek? Esenler, Bağcılar, Güngören’in 30-35 metre yukarıya doğru havalanması demek. Bu şehre ihanet ettirmeyeceğiz. dedi.

İmamoğlu, “İstanbul’a ihanet ettik diyorlar ya. Tüm ihanetleri bir kenara koy yüzle çarp. İşte Kanal İstanbul” ifadesini kullandı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz ise “Allah nasip ederse göreceksiniz belki 50 yıl sonra bu ülkede Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsedilirken, bir çağın kapatılıp bir çağın açıldığı tarih olarak bahsedilecek AK Parti dönemi için.” dedi.

Sosyal medyada bu iddia, ileriye doğru değil de geriye doğru bir çağ değişimi olarak görüldü ve “orta çağa dönüşü kastediyor herhalde” diye değerlendirildi.
***
Bir deniz amirali olan Türker Ertürk, 7 Şubat 2016’da odatv’de yayınlanan “Kanal İstanbul’un altından ne çıktı?” başlıklı yazısında konuyu incelemişti:

“Kanaatim o ki; Kanal İstanbul projesi ülkemiz dışından belli amaçlara yönelik olarak sufle edildi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi‘nin tartışılması ve masaya gelmesi durumunda Türkiye, güvenliği ve Boğazlar üzerindeki egemenliği açısından, kazanımlarını çok büyük bir oranda kaybedecektir.

ABD Deniz Kuvvetleri; Karadeniz’de uçak gemileri ve nükleer denizaltıları da dahil olmak üzere, hiçbir sınırlamaya tabi olmadan, devamlı olarak konuşlanmak istemektedir.

ABD; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden memnun değildir ve değişmesini istemektedir. Bu maksatla uygun ortamı kovalamaktadır.

Hiç tereddüt yok ki bu proje; dışarıdan yerli aracılar vasıtası ile Erdoğan’a iletilmiş ve ikna edilmiştir. Esas amacı; Montrö Sözleşmesinin diplomasi masasına gelmesi için doğal şartları hazırlamak ve bu Sözleşme’nin Karadeniz’e kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine getirdiği kısıtlamaları kaldırmaktır.”
***
Yenimesaj gazetesi yazarı Yusuf Karaca ise 28 Mayıs 2019 tarihli “Seçimi hangi proje iptal ettirdi?” başlıklı yazısında “İstanbul seçimi Kanal İstanbul için iptal edildi!” iddiasında bulunmuştu.

Karaca, “Çünkü bu proje ABD için çok önemli, ‘dere geçerken, at değiştirmek’, projeyi riske atar. Bu proje, bir ABD projesidir. Çünkü ABD, Montrö Boğazlar sözleşmesini Kanal İstanbul projesi ile bozmak istiyor. İBB, AKP’nin elinden alınınca ne olur ne olmaz. Bu proje ne 3. Köprüye, ne de 3. Havalimanı’na benzer.” ifadelerini kullanmıştı.

Yeniden yapılan seçimi yine İmamoğlu kazandı ama Boğazlar bir kararnameyle Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı!

Bu bilgiler ışığında bakılırsa,

  • Kanal İstanbul yalnızca İstanbul’a değil Türkiye’ye ihanet olur!