Ankara Tabip Odası : İşyeri Hekimliğinde Son Gelişmeler

Ankara Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği’ne bağlı 65 Tabip Odası’ndan en çok üyeye sahip olan 2. büyük odadır.. Üye sayısı 15 bini aşkındır..

 

 

 

 

Değerli Meslektaşımız,

Ankara Tabip Odası’nda 24 Ekim Salı günü düzenlenecek olan

  • “İşyeri Hekimliğinde Son Gelişmeler” 

başlıklı toplantıya katılımınızı bekler, iyi çalışmalar dileriz.

Saygılarımızla.

ato İŞyerİ hekİmlerİ buluŞmasi sonn.jpg==================
Dostlar, 

Arkadaşlarımıza, meslektaşlarımıza teşekkür ediyoruz emekleri için..
Eski – kıdemli bir işyeri hekimi ve Ankara Tabip Odası üyesi olarak..

Sevgi ve saygı ile.
20 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Ankara Tabip Odası Üyesi
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TTB : Artık yeter! İşçi cinayetleri yaşansın istemiyoruz…

Artık yeter! İşçi cinayetleri yaşansın istemiyoruz…

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, Cudi Dağı eteklerindeki kömür ocakları bölgesinde bulunan 3 nolu açık kömür ocağında meydana gelen göçükte 7 işçinin (AS: 8 oldu!) yaşamını yitirtmesiyle ilgili açıklama yaptı. İşçilerin yaşamını yitirmesinden duyulan üzüntünün dile getirildiği açıklamada, kârına kâr katmaya devam eden sermayeye ve sermayeden yana tavrı ile işçi cinayetlerine zemin hazırlayan, kaçak maden ocaklarının işletilmesine göz yuman siyasal iktidara tepki gösterildi. Açıklamada, “Yalnzca maden ocağını işletenler değil, denetimleri yapmayanlar, işçileri bu çalışma koşullarına mahkûm edenler de yargı önünde hesap vermeli; bu süreçten siyasi olarak sorumlu olanlar istifa etmelidir.” denildi. Açıklamanın tam metni aşağıdadır:

ARTIK YETER, İŞÇİ CİNAYETLERİ YAŞANSIN İSTEMİYORUZ!

17 Ekim 2019 günü Şırnak – Cizre karayolunun 20. kilometresinde Cudi Dağı eteklerindeki kömür ocakları bölgesinde bulunan 3 no’lu açık kömür ocağında meydana gelen göçükte 7 işçimizi işçi cinayeti sonucu kaybetmiş bulunuyoruz. Daha bir hafta önce, Aliağa Tüpraş’ta 4 işçimizi yine bir işçi cinayeti sonrasında yitirmenin acısını yaşadık. Acımız büyük, yaramız derin. Kârına kâr katmaya devam eden sermayeye ve sermayeden yana tavrı ile işçi cinayetlerine zemin hazırlayan, kaçak maden ocaklarının işletilmesine göz yuman siyasal iktidara öfkeliyiz. Sesimizi, çığlıklarımızı artık duyun istiyoruz!

Göçüğe ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, “Şırnak’ta meydana gelen kazanın olduğu maden sahası, işletme ve iş güvenliği riski barındırdığı için Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) tarafından 2013 yılında faaliyeti durdurulmuş bir sahadır. Kazanın meydana geldiği saha için MİGEM tarafından verilmiş çalışma ruhsatı söz konusu değildir. Yapılan işlem kaçak işlemdir”  deniliyor. Yetkililere soruyor ve yanıt bekliyoruz:

  • Göz önünde olan ve denetimlerin en üst düzeyde olduğu bir bölgede ruhsatı iptal edilmiş
    bir maden işletmesinin kaçak olarak çalışmasına nasıl izin verildi?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile işçi kazalarının yok edileceği söylemlerinin içi boş bir aldatmaca olduğunu her gün yaşayarak görüyoruz. Maden kazalarının, işçi cinayetlerinin nedeni, güvencesiz, esnek, kuralsız, taşeron çalışma düzenidir.

Artık işçi cinayetleri nedeni ile yas tutmak istemiyoruz. Sadece maden ocağını işletenler değil, denetimleri yapmayanlar, işçileri bu çalışma koşullarına mahkûm edenler de yargı önünde hesap vermeli; bu süreçten siyasi olarak sorumlu olanlar istifa etmelidir.

İşçi cinayetlerinin önlenmesi, çalışma hayatının kâr amaçlı değil, insan odaklı olarak yeniden düzenlendiği bir işçi sağlığı ve iş güvenliği ortamının sağlanmasıyla mümkündür.
(http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=f1573f0a-b416-11e7-965b-3e055bbc9cd9)

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

Bayrak_dalgalananATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi  profsaltik@gmail.com   https://www.facebook.com/profsaltik,
twitter : @profsaltik    CV_Ahmet_SALTIK_web

    Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır..

Sayın Deniz Baykal’a içten şifa diliyoruz… Diren Baykal, ülkenin sana hala gereksinimi var!
Deniz Baykal ile ilgili görsel sonucu

Baykal’ın yoğun bakımdaki sağaltımı 4’üncü gününde. 72 saatlik kritik süreyi atlattı. Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, Baykal’ın sağlık durumu ile ilgili, “Beklenen gelişmeler olumlu ve inşallah daha güzel olacak.” dedi. Ankara Üniv. Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, “Kötüye giden bir durum yok, son 24 saatte ödem ve kanamada gerileme var, bizi umutlandıracak bulgular var. Baykal’ın oğlu da karar süreçlerine katılıyor.” dedi. (20.10.17)
*****
Erdoğan TRT World Forum (??) denen bir oturumda uzuuuuuuuuuuuuuuuuun uzun konuşuyor. ABD’nin vize yasağı kararını salt Ankara Büyükelçisi J. Baas’ın aldığını sanarak yükleniyor!?
Kararı ABD hükümetinin aldığı açıklandı oysa. Erdoğan neden bu takıntıyı sürdürüyor??
******
Bakanlık Şırnak’taki kömür ocağının kaçak olduğunu 7 işçinin ölümünden sonra fark etti..
Şimdi de öğreniyoruz ki jandarma karakoluna 1 km ve kaçak değil! Şırnak Kömür Ocakları bölgesinde “ruhsatsız” (!) olduğu belirtilen bir kömür ocağında meydana gelen göçükte 7 kişi öldü, 1 kişi de yaralandı. Kurtarma çalışmaları sırasında 1 işçi de rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Kurtarma ekipleri, göçükte başka işçilerin olma ihtimaline karşın, arama çalışmalarını sürdürüyor… // Çoook üzgünüz.. Türkiye emekçi cinayetleri ülkesi oldu.. 2017’nin ilk sekiz ayında en az 1338 işçi yaşamını yitirdi. AKP’li son 14,5 yılda en az 19 894 emekçi, 2016’da en az 1970 emekçi yaşamını yitirdi. 14,5 yılda her ay ortalama 1320+ işçi cinayeti! NİÇİN böyle ? AKP kimin iktidarı; emekçinin mi, sermayenin mi?
====================================
AKP = Erdoğan’a Açık Çağrı

İlahiyatçı yazar: Müftülere nikah yetkisi vermek İslam'a suikasttır

Kadın örgütleri ve muhalefet partilerin  tüm tepkilere karşın müftülere resmi nikâh yetkisi TBMM’de kabul edildi!
TBMM Genel Kurulu’nda ‘Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında
Müftülere nikâh kıyma yetkisinin verildiği 6. madde kabul edildi. İlahiyatçı yazar Cemil Kılıç, müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısına sert tepki göstermişti (YURT, 6.10.17) : Müftülere nikah yetkisi vermek İslam’a suikasttır!
Yazıklar olsun.. İşte AKP demokrasisi (!) bu! “Yetmez ama evet” çiler kına yakmalı pek çok yerine ama bu arada azıcık “adam”lık yapıp açık bir özeleştiri de vermeli ve bu İslamofaşist kuşatmadan ülkenin kurtarılması için mücadele safında yerini almalı..  Epey ama epey geç kalındığını, işimizin çoook güçleştiğini, bunda sorumlulukları olduğunu hiç akıldan çıkarmadan! Ve de CHP hemen o maddeleri Anayasa Mahkemesi’ne taşımalı iptali için (Anayasa md. 150)
*****
Reis kendi belirlediği belediye başkanlarını harcamakta. Gerekçe yolsuzluk ise yasal işlem yapın, değilse hani MİLLETİN İRADESİ?? Gerekçe saklanan yolsuzluk olmalı, açıklanamıyor! Baskıyı gören Belediye Başkanının açığı olmasa direnirdi herhalde!? Giderken bile RTE’ye yağ!
Bir yıldan çok gecikmeyle de olsa Şaban Dişli de ayrıldı.. AKP içten yanmalı motor gibi!
*****
ABD /Kaliforniya’da Hepatit A salgını .. (Cumhuriyet, 15.10.179
Kaliforniya’da orman yangınlarının ardından çıkan Hepatit A salgını yüzünden sokaklar çamaşır suyuyla yıkanıyor. Vali Brown, yangınların ardından Hepatit A salgını yüzünden acil durum ilan etti. Vali, salgınla mücadele kapsamında 40 bin kişinin aşılandığını açıkladı. //AS: Türkiye’de Anayasa Mahkemesi, 2 bireysel başvuruda “yasada yazmadığı” gerekçesiyle zorunlu aşı yapılamayacağına hükmetti ve neredeyse 2 yıldır Sağlık Bakanlığı gerekli tek maddelik yasal düzenleme yap(a)madı.. Acaba Reis izin vermiyor mu? Ya salgınlar çıkarsa?!
Ülkemizin masum çocuklarının geleceğini ateşe atmayın, yasa ile aşıları zorunlu kılın lütfen..
*****

Ölüm Orucunda 226’ıncı gün                         :

Semih Özakça elektronik kelepçe takılma koşuluyla serbest bırakıldı.. (20.10.17)
Nuriye Gülmen duruşmaya getiril(e)medi ancak tutukluluğun sürdürülmesi kararı verildi!

NURİYE GÜLMEN ve SEMİH ÖZAKÇA’YI KURBAN ETMEYELİM!

Ölüm orucunun 226. gününde Nuriye ve Semih  ölümün soğuk kıyısında! 11 Mart 2017’den beri 7 ay 16 gündür (22.10.17)! Sincan cezaevi hastanesinde tutuluyorken, bilinci açık olan Nuriye, isteği dışında Numune Hastanesi yoğun bakımına alındı. Gülmen’in sağlığı kötüleşiyor. Gülmen’i ziyaret eden Ankara Tabip Odasından Dr. Benan Koyuncu, Gülmen’de bası yarası oluştuğunu, eklemlerde hareket kısıtlılığı olduğunu söyledi. OHAL Komisyonu bu dosyayı öncelikle incelesin ve hızla, nesnel – adil bir karar versin lütfen.. 2. başvuru üzerine AİHM, dava başvurularını “öncelikli” sayarak “acil” işleme koydu. AİHM, Gülmen ve Özakça’nın davasında bu hafta Türk hükümetine bir dizi soru yöneltti ve savunma göndermesini istedi. AİHM, uzayan “geçici tutuklama” nın hukuka uygunluğunu irdelemekte. Yargılama tutuksuz sürsün. 2 masum insan ölmeden, kalıcı engelli olmadan ACİL BARIŞÇI GİRİŞİM istiyoruz iktidardan. Aksi halde kaçınılmaz sondan kesin sorumlu olacaklar. (16.6.2017) Okumak için tıklayın : Eyyy AKP! Nuriye ve Semih’in Kul Hakkını Çok Çiğnediniz : Huzur-u Mahşerde Sizi Yüce Tanrı Bile Asla Bağışlamayacak! 

Bu 2 masum genç ölürse gerçek katili kim olacak, belli. Çare;
HEMEN İŞE İADE, HEMEN!
Ayrıntıları ve ağır-kritik tıbbi durumu okumak için 4 yazıyı tıklayın lütfen..
AÇLIK GREVLERİ ÜSTÜNE.. 
NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI YİTİRİYORUZ!!!
Gülmen ve Özakça’nın son durumu: Kalp yetmezliği başladı!
Ayrıntılar için tıklayın: Uyarı üstüne uyarı… Dünya ‘DUR’ diyor. 

Ankara Konur Sokak’ta İnsanlık Anıtı çevresinde sürdürülen abartılı polis önlemleri bizi üzüyor. Türkiye’nin saygınlığına ciddi gölge düşürüyor. Yersiz, tuhaf, hatta komik.. lütfen ölçülü olalım.

bilim-akademisi-akademik-ozgurlukler-raporu-2016-2017
(Okumak için lütfen üstünde tıklayınız..)

Sevgi ve saygı ile.
22.10.2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. –
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com  www.ahmetsaltik.net 

Önceki yazılarımızdan       :
AKP = RTE NEDEN İKBY – BARZANİ’ye KESİN – NET “HAYIR – YAPAMAZSIN” DİYEMİYOR ?
BARZANİSTAN HALKOYLAMASI; NE YAPMALI?
CHP’nin Adalet Kurultayı : Çevre Adaleti ve AKP’nin 2.5 Milyar Hayalet Ağacı!
DİNCİ – KİNCİ NESİLLER YETİŞTİRECEK EĞİTİMİ HALKIMIZ REDDECEKTİR!
Cemahiriye-i Sultaniye-i Türkiye
MİLLİ EĞİTİMDE DİNCİ – ŞERİATÇI MÜFREDAT GERİ ÇEKİLSİNMÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ CİHAT İLANI İLE “ŞAH MAT” HAMLESİ Mİ??!
Nurzen_Amuran’dan_ODATV_icin_sorular (Şehir hastaneleri soygunu üzerine…)
R.T. Erdoğan Diyarbakır’da, tarih 1 Nisan 2017 : “Türk demiyorum, millet diyorum..”
16 Nisan halk oylaması kirli bir referandumdur
SARAY’DA_TUTSAK_ERDOGAN’A_YARDIM_ETMELI00
ERDOĞAN’ın 3. ABDÜLHAMİTLEŞMESİNE “NE YAZIK Kİ” (!) ZAMANIN RUHU ELVERMİYOR

Basinizin_ustune_getireceginiz_kisinin_Kanindaki_oz_mayaya

Sitemizde yer alan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi :
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” Nazım HİKMET

İmam Nikahı Yasallaşırsa Ne Olur? Rezillik Olur?

İmam Nikahı Yasallaşırsa Ne Olur?
Rezillik Olur?

Dr. Ali Rıza Üçer

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Şaka gibi, Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden neredeyse yüz yıl sonra sürüklendiğimiz yere bakar mısınız?

Cumhuriyetimizin temelleri sarsılırken, kurucu değerleri ve birikimi yerle yeksan edilirken CHP’nin yeri göğü yıkması gerekmez miydi? Bu nasıl bir ölü toprağıdır, bu nasıl bir uyuşukluktur, anlayan beri gelsin..

68 kuşağından KBB uzmanı Dr. Orhan Aybers ağabeyimiz ODTÜ’de ellisinden sonra tarih doktorasını tamamlamıştı 15 yıl önce, ODTÜ tarih bölümünde doktora yapan ilk ve tek hekimdi, muhtemelen hala da öyledir..

Söyledikleri ne kadar çarpıcı bakar mısınız?
*****

İMAMLARA NİKAH KIYMA YETKİSİ:
Verilirse ne olur? Rezillik olur.
Tamı tamına 100 yıl geriye gidilmiş olur.

Dr. Orhan Aybers
KBB Uzmanı
Tarih Doktoru

https://www.youtube.com/watch?v=15kfFsLLeGA 

İmamın kıydığı nikah “şeriat HÜKÜMLERİNE GÖREDİR VE İSLAM ŞERİATINDA KADININ BOŞANMA HAKKI YOKTUR.

Bir tek istinası vardır: ERKEĞİN ERKEKLİK ORGANININ YOKLUĞUDUR. (Erkeğin cinsel işlevini yerine getirememesi değil, “kılıçla kesilmiş” ve “olmayan” erkeklik uzvundan bahisle, bir tek bu şartla kadına “imama müracaat ederek” boşanmayı isteme hakkı verilmektedir.

Türkiye’de (Osmanlı devleti olarak düşünün) ilk kez 1918 (yanlış okumadınız 1918) yılında
“Zevcin Cünun ve Cüzamla Maluliyeti Halinde Zevcenin Feshi Nikahı Talebe Salahiyeti Hakkında” adıyla çıkarılan; bugünkü Türkçe ile söylersek: “Erkeğin akıl hastalığı ve/veya cüzam hastalığı halinde kadının nikahın sonlandırılmasını isteme yetkisi hakkında” ve o zamanki resmi gazete olan “Takvim-i Vekayi‘de” yayınlanarak yürürlüğe giren

* PADİŞAHLIK FERMANI İLE Müslüman kadınların BOŞANMAYI TALEP ETME HAKLARI tanımlanmıştır. Daha öncesi yoktur.

Bana inanmayan veya inanmak istemeyenler, bir zahmet TBMM kütüphanesine kadar giderlerse, orada “Takvim-i Vekayi, no: 3045/UG-1/1918 mikrofilm arşivi”ne bakarlarsa, yukarıda bahsettiğimin doğru olduğunu göreceklerdir.

* KADINLAR-GENÇ KIZLAR- KIZ ÇOCUK BABASI ERKEKLER-NİNELER-TEYZELER UYANIN!

1918 yılında bu padişah fermanının yaptığı tanımlama da, kadınlarımıza sadece CÜNUN (akıl hastalığı) ve/veya CÜZAM hastalığı belirlenen erkeklerden boşanabilmek için MÜRACAAT HAKKI’nı tanımlamaktadır.

Tekrar edersek: İmamın kıydığı nikah ŞERİAT nikahıdır.
Böyle bir nikahta kadının değil boşanmak, “boşanmayı isteme” hakkı bile yoktur.

Ancak ATATÜRK geldikten sonra, 1926 yılında çıkarılan MEDENİ KANUN ve buna dayanarak yapılan MEDENİ NİKAH sayesinde yüzyılarca süregelmiş bu rezillik önlenebilmiştir.

Preview YouTube video İmam Nikahı Kıyılma Videosu

Dileyelim ve/veya umalım mı ki, Türkiye’de bir Anayasa Mahkemesi hala vardır ve Anayasal düzeni Anayasa üzerinden hukuksal olarak koruyup kollar?

Göreceğiz..

Milli Eğitim müfredatında Talim Terbiye Kurulu alet edilerek AKP = RTE talimatı ile yapılan ATATÜRK’süz ama dibine dek DİNCİ yetişek (müfredat) değişiklikleri uygulamaya kondu epeydir.

Ne var ki, bu Yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması – iptali için “HA-LA” bir ara karar bile çıkmış değil izleyebildiğimiz ölçüde!?

Sevgi ve saygı ile. 22 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLAMAYIZ

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLAMAYIZ

Güzide Filiz TUZCU

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

CESUR – DÜRÜST BİR BİLİM ADAMI, GERÇEK BİR TÜRK AYDINI, VATANSEVER  VE KEMALİST BİR DAHİ – OKTAY SİNANOĞLU‘NUN “HEDEF TÜRKİYE” ADLI KİTABINDAN;(Kendisini en derin saygı ve minnet duygularımızla, rahmetle anıyoruz.)

Batı denilince, Rusya’dan bütün Avrupa’sına ve bütün Amerika’sına kadar şunu gördüm: en üst seviyedeki kişiden, sokaktaki alelâde insana kadar, hatta hoşgörü lafını edenlerin dahi kafasında tek bir şey var; “Endülüs’ü sildik, Türkiye halâ ayakta duruyor” saplantısı vardır. Bu saplantı onların adeta dinidir. 

(Hocamız gayet haklıdır, ben de Batı da aynı tavrı çok kez gözlemlemiştim… Çünkü Hıristiyan, ya da Yahudi Batılılar, kendileri ve dinleri için  “en büyük düşman olarak İslam’ı ve İslâm’ın biricik koruyucusu ve temsilci olarak da Türkleri” görüyorlar; bu tarihten günümüze hiç değişmeden süregelen bir gayrimüslim Batılı düşüncesi ve tavrıdır. İki kelimeden son derece rahatsız olurlar, hatta yüzlerinin şekli değişir, bunlardan biri İSLÂM, diğeri de TÜRK kelimesidir.)

Batılılar önce Balkanları dağıttılar ve çalışmalarını sürdürdüler: Onların asıl amacı Doğu Avrupa ve Anadolu topraklarında “Müslüman Türk” sözünü bırakmamaktı.  Öbür tüm Müslüman ülkeleri  zaten sömürgeleri yapmışlardı. Batılılar Araplardan da tedirgin olmazlar, çünkü İslâm koruyuculuğunu hep Türkler yapmıştır…

Batı, Türk Milletinin gücünü ve kapasitesini çok iyi biliyor,  ama biz bilmiyoruz! Yıllarca üzerimize haçlı seferleri düzenlediler, ancak Müslüman Türkleri yenemediler. Sonra çok etkili bir formül buldular; Türkler bir araya gelip güçlü olmamalıydılar. Şöyle düşündüler “Türkleri içten bozarsak, Türklük ve Müslümanlık şuurunu/bilincini bırakmazsak ve nihayet Türkleri içten böler ve birbirlerine düşürürsek,  milli kimliklerini, hatta feleklerini bile şaşırtırız ve işte o zaman Türklerden rahatça kurtuluruz.”

İşte bu plan Türkiye’de yürümektedir…

Sovyetler Birliği dağılınca, Türkiye’ye “Türk Dünyasıyla” sıkı ilişikler kurma olanağı doğmuştur; Batı ise bundan dolayı son derece rahatsız olmuş ve müthiş telaşa kapılmıştır…

Emperyalist Batılıların işgal etme – ele geçime yolları   :

  1. Eski yer  adlarını, yabancı adlarla değiştirmek (Örneğin Behramkale’ye Assos demek!)
  2. Eğitimi, ülkenin kendi ana dili yerine “yabancı dille” yaptırmak, ülkenin ulusal dilini ve kültürünü hızla yok etmek,
  3. Uyum içinde yaşayan azınlıkları kışkırtmak, bu azınlıkları ülkede kilit mevkilere getirmek ve onlar aracılığıyla, “ulusal kimliği ve birliği” yok etmek,
  4. Topraklara el koymak, tek tip ürün yetiştirtmek, tarımı ve hayvancılığı yok etmek, milleti kendi topraklarında köle gibi çalıştırarak, aç bırakmak,
  5. Büyük araziler içinde askeri üsler kurmak, ülkede iç karışıklıklar çıkartmak, ülkeye zararlı örgütleri desteklemek, o ülkenin – komşuları ile arasını açmak, düşmanlık yaratmak ve komşularına saldırılar düzenlemek,
  6. O ülkenin,  tarihi ve kültürel bağları olduğu başka ülkelerle iyi ilişkiler kurmasını engellemek,
  7. Ülkenin halkını fakirleştirerek, elindeki toprakları ve gayrimenkulleri yok pahasına yabancılara sattırmak; hatta yabancı emlâkçı şirketleri  kullanarak (Realty World, Remax vs…gibi) yerli millete alış verişte alacağı yüzde payını bile bırakmamak,
  8. Yabancıları getirip, ülkenin topraklarına yerleştirmek ve sonunda ülkenin kendi insanlarını azınlık durumuna düşürmek. (Balkanlarda Türklerin çoğunluk iken azınlığa düşürülmeleri gibi… Ayrıca son yıllarda yaklaşık dört milyon ya da beş milyon (net rakamlar verilmiyor!)  Suriyelinin getirtilerek Türk topraklarına yerleştirilmesi gibi!  Oysaki dünyanın en zengin ülkelerinin başında gelen ve Türkiye topraklarından neredeyse on misli geniş topraklara ve çok az nüfusa sahip olan Kanada, çok zorunlu durumlarda bile ancak birkaç bin ile  ifade edilebilen sığınmacı veya göçmen almıştır. Onların da nitelikli ve eğitimli olmalarına hep dikkat etmiştir.)
  9. Ülkenin kendi tarihini, kültürel mirasını, abidelerini yıkmak veya bakımsız bırakarak yıkılmaya mahkûm etmek; öbür yanda kendi kültürüne yakın  gördüğü kalıntıları (kiliseleri – manastırları) ön plana çıkarmak.”

    OKTAY SİNANOĞLU, HEDEF TÜRKİYE, OTOPSİ YAYINLARI, İSTANBUL,
    2002, syf. 131 – 137, 149 – 150.
    =====================================
    Dostlar,

    Sitemizde daha önce de birkaç önemli yazısını yayınladığımız Tarih uzmanı değerli Güzide Filiz TUZCU bu kez yukarıdaki irdelemeyi yapıyor ve gerçekten bir değer olan merhum Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu‘ndan önemli alıntılar yapıyor.
    Emperyalizmin türlü türlü oyunları bitmez.
    Ayrıca 3. Binyıl (Millenium) içinde yeryüzünde 1000 (bin!) devletçiğe – karakol ya da istasyon devletine ya da Antik Yunan’ıın site devletlerine erişme hedefleri doğrudan bu emperyalistlerce açıklandı. 20. yy başlarında (1900’lü yıllar) yeryüzünde 20 dolayında bağımsız devlet vardı. 100 yıl içinde bu sayı 10’a katlandı. 2000-2100 arasında ise 200 bağımsız devletten bin dolayında devletçik çıkarma hedefi güdüyorlar.

    “Böl – parçala ve yönet” büyülü bir yol göstericidir. Türk Ulusu da artık aklını kullansın ve bu kadim siyaset oyununa gelmesin! AKP = RTE de üstüne düşen ilk işlerden biri olarak Ulusu birleştiren politikalar izlemek zorundadır.

Sevgi ve saygı ile. 21 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com