Bayrağımız sonsuza dek özgürce dalgalansın..

ATATURK_Gercek_Insan

Ahmet_Saltik_portresi

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Ankara Üniv. Tıp Fak. / Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Uzmanı,
ADD 2004-6 Genel Başkan Yrd. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com     
facebook.com/profsaltik,
twitter: @profsaltik  CV_Ahmet_SALTIK_profesorlukte_22._yil

Vatanı ve milleti için çalışanlar 1. sınıf insanlardır.
Sitemizden, kaynak gösterilmesi koşulu ile alıntı yapılabilir.

Ankara ve İstanbul Tabip Odasından:
10 Ekim’den başlamak üzere yedi gün sürecek Sağlıkta Şiddet Yasasını İstiyorum temalı nöbet eylemini Kuğulu Park’ta ve Kadıköy’de 18.00-20.00 saatleri arasında yürütüyoruz… Bu nöbete beyaz önlüklerle destek vermenizi bekliyoruz.
*****
Son 1 yılın cari açığı 50 milyar doları aşkın.. Yaşasın AKP’nin borç ekonomisi!

Damat Bakan Albayrak, aba altından sopa ile %10 indirim zorlamasıyla enflasyonla mücadele edileceğini (!?) duyurdu. Demek ki Padişah fermanı böyle. Çok yalın bir önerimiz var: El kesesinden babayiğitlik yapmak yerine KDV’yi yarılayın! Bir yiğitlik yapın; yarısı sizden, yarısı bizden. Kamu eliyle yüksek vergiler doğrudan enflasyon nedenidir; enflasyon da düşer KDV’yi azaltırsanız. Vergi gelirlerindeki azalmayı israftan kaçarak, makul tasarrufla dengeleyebilirsiniz.. Bir de memur – işçi zamlarını öne alın, yıl sonunu beklemeyin. İnsanlar
harcama yapabilsin ki üretim çarkları da dönsün, STAGFLASYON (yüksek enflasyona karşın durgunluk!) riski de kapıda! Elektrik – doğal gaz – akaryakıt zamları bekletilemiyor nedense (kutsal serbest piyasa!) ama milyonlarca dar gelirli aylarca bekletiliyor zam için. AKP‘nin adaleti bu işte. Kalkınması da kalmadı adaleti de, misyonunu tamamladı, tükeniyor. Kendi zengin ettiklerine SERVET VERGİSİ koyabilir mi AKP? Ya da yoksul halka mı yıkıyor yarattığı bunalımın bedelini.. Yanıt net değil mi??

  • IMF, siyasal ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle küresel büyüme kestirimlerini güncelledi. Türk ekonomisi için 2019 büyüme beklentisini %4’ten %0,4’e düşürdü. Kriz – mıriz yok!? 
  • AKP hala, 2023’te ilk 10 ekonomi içine gireceğimiz safsatası ile halkı / kendini kandırıyor..

    Dış borç toplam 467 milyar $! 1923’ten 2002’ye dek 80 yılda toplam dış borç 130 milyar dolardı. AKP 16 yılda 467 milyar dolara çıkardı. TL olarak reel sektör kredileri 970 milyar, hane halkı 575 milyar ve kamu 605 milyar TL borçlu; toplam 2 trilyon 140 milyar TL. Son 1 yılda döviz kurları ve faizde yaşananların içyüzü nedir? Alınan bu muazzam borç, 15 yılda 337; yılda ortalama 22,5 milyar $ ne için kullanıldı? Betona gömüldü, dinci rantiyeye aktarıldı, seçmen tabanına politik rüşvet verildi, üretken yatırıma yönlendirilmedi, ülke özelleştirme vb. ile yağmalandı – talan edildi.. kaynaklar bitti. AKP geldiğinde 15 olan Dolar milyarderi sayısı salt İstanbul’da 44’ü buldu (yalnız 2017’de 8 yeni yandaş Dolar milyarderi yaratıldı; ulusal servet el değiştirdi, İstanbul dünyada 12.!) Şimdi ne olacak? Düyun-u Umumiye mi, Kapitülasyonlar mı, Kıbrıs’ta garantörlükten çekilme mi, apaçık – kopkoyu faşizm mi, yeni SEVR mi, hangisi?!

Makalemiz için tıklayın :
REİS, 16 YILLIK VAHŞİ TALANI TERSİNE ÇEVİRMEYE MECBUR ve MAHKUM!
*****
Balıkesir SEKA, neden ve kimler tarafından, mahkeme kararı ve Anayasa çiğnenerek

51 milyon $ paha biçilen tesis, 1 milyon 100 bin dolara Albayrak’lara satıldı..

  • Emekçilerin ücretlerinde, yıl sonu beklenmeden, HE-MEN enflasyonun altında kalmamak üzere hemen iyileştirme (zam!) yapılmalıdır. 2018, 15 Kasım’da %20 zam, bekletmeden!
  • On milyonlarca masum insanı göz göre göre yoksullaştıramazsınız. Bedeli dinci rantiye sınıfı ödemeli. Çünkü bu TALAN ve çöküşten masum Halk değil, iktidar ve onlar sorumlu.
  • %50 yoksullaştırıldık bu DEVALÜASYONDUR; cebimizdeki 2 TL’den 1’i kalleşçe çalındı!
  • Brunson krizi yaratılmasa idi, birkaç ay sonra ekonomi gene dibe vuracaktı. Sorumlu sizsiniz! 12 Ekim’de Brunson “bırakıldı”; yakıcı ekonomik bunalım bitecek mi eyy AKP ve Damat!?

Çare                           : Muhalefet partileri her şeyi ertelemeli ve ortak, yapıcı muhalefet yürütmeli. Halka her şeyi açıklamalı ve çözüm üretmeli. Seçim öncesi Demokrasi İttifakı sürmeli. CHP adına M. İnce değil, Parti yetkilileri konuşmalı. Hazine, yandaş şirketlerin – bankaların borcunu asla üstlenmemeli! Ama pek çok yandaş şirketin dış borçlarına kur farkı dahil Hazine garantisi verdiniz! Örn. Şehir hastaneleri talanı! Müslümanın adil ve hak yemeyen yönetimi bu mu?Şimdi de Hazine arsaları satılıyor; batan geminin malları mı?
*****
Fahiş fiyatlar için vatandaşı muhbirliğe çağıracağınıza, “yandaş hal mafyasını ve siyasetteki ortaklarını” tasfiye edin.. Biraz tarımsal girdilere destek, biraz üretici – tüketici kooperatiflerine destek.. ithal baskı ve tehdidini kaldırın, tarımsal ürünler %50 ucuzlar! Ama niyet başka!

Sevgi ve saygı ile.
16 Ekim 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi   profsaltik@gmail.com   www.ahmetsaltik.net

  • SAĞLIK HUKUKU yüksek lisans (master) eğitimimizi tamamladık (10.08.18).
    Tez savunması pp yansıları için tıklayın  AHMET_SALTIK_Tez_sunumu_10.08.2018
    Tezi kitaplaştıracağız, kapsamlı özetini önümüzdeki günlerde sitemizde paylaşacağız.
    Anayasa Mahkemesi çocuk aşıları hakkında nasıl yanlış bir karar verdi, kamuoyu görmeli!

Önceki yazılarımızdan                              :

2017 yılı çalışmaları dosyamızı ve yıl içinde sitemizde yayınlanan 58 makalenin listesine ve erişkelerine ulaşmak için: http://ahmetsaltik.net/2017/12/31/2017-yili-calismalarimiz/ 

Sitemizde yayınlanan AYDINLANMA makalelerimizin bir bölümüne ulaşma erişkesi
Prof.Dr.Ahmet_SALTIK’in_Secilmis_TV_programlari_konferans_makale…_kayitlarina_erisim

“Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanların korkusu!” / Nazım HİKMET

Hekimlik değerlerinden ve toplumun sağlık hakkından vazgeçilemez!

Hekimlik değerlerinden ve toplumun sağlık hakkından vazgeçilemez!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, son günlerde bazı devlet ve üniversite hastanelerinin Başhekimlikleri tarafından, döviz kurundaki artış gerekçe gösterilerek ameliyatların sınırlandırılması istemiyle ilgili bölümlere gönderilen yazıların, ekonomi krizin sağlık ortamına etkilerinin çok vahim olacağını gösterdiğini açıkladı. TTB Merkez Konseyi, bu uygulama dolayısıyla sağlıkta şiddetin daha da artabileceği uyarısında bulundu.

TTB’den yapılan açıklamada, “Bu uygulama dolayısıyla  ekonomik krizin faturasının halkın sağlık hakkı ile, tıp öğrencilerinin eğitim hakkı ile ödenmesini kabul etmiyoruz” denildi. Ameliyatların durmasından, tedavilerin aksamasından sorumlu olanların ortaya çıkarak hizmetin sürmesi için hangi önlemleri alacaklarının kamuoyuna açıklamasının istendiği açıklamada, krizin hekimlere ve sağlık emekçilerine yeni  saldırılar üretmesinden duyulan endişeye yer verildi. Açıklamada yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

  • Hükümetin ilaç ve tıbbi malzemeler için izlediği döviz kuru ve SUT fiyatlandırma politikasının temin güçlüğünü artırdığını dikkate alması ve TL’deki değer kaybına göre yeniden düzenlemesi gereklidir.
  • SUT fiyatları sağlık hizmet sunucularının nitelikli hizmet verebilmesine olanak sağlayacak düzeye çıkarılmalıdır.
  • Üniversitelerin gelir-gider dengesini bozduğu Sayıştay tarafından da saptanan diğer bütün koşullar düzeltilmelidir.

Açıklamanın tam metni aşağıdadır:

HEKİMLİK DEĞERLERİNDEN VE TOPLUMUN SAĞLIK HAKKINDAN VAZGEÇİLEMEZ!

Siyasal iktidarın yanlış ekonomi politikalarının ürettiği krizin sağlık ortamına etkilerinin çok vahim örnekleriyle karşılaşmaktayız.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi (AS: Hastanesi) Başhekimliği’nin 05.10.2018 tarihli yazısı bunlardan yalnızca biridir  ve durumun ciddiyetini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır. Cerrahi anabilim dalı başkanlıklarına hitap eden yazıda hastaneye ilaç ve tıbbi malzeme satan firmaların son zamanlarda döviz kurundaki artış nedeniyle Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) belirtilen fiyatların üzerinde fiyatlar teklif ettikleri belirtilmekte, ilaç ve malzemelerin SUT fiyatlarının üzerinde alınması halinde kamuyu zarara sokmak suçlaması ile karşılaşılabileceğine dikkat çekilmekte, bunun meydana gelmemesi için ilaç ve malzeme istemlerine yapılacak işlem/ameliyatın zorunluluğuna ve yaşamsal önemi olup olmadığına ilişkin gerekçeli raporun eklenmesi talep edilmektedir. Yazıda, yaşamsal önemi olan malzemelerin alınabileceği, elektif ameliyat ve işlemler için gereken malzemelerin alımlarının erteleneceği ifade edilmektedir. Yazı, yaşamsal önem taşıyan işlemlere devam edilmesi ve elektif işlemlerin ertelenmesi isteği ile sonuçlanmaktadır.

Bu yazı, ekonomik krizin sağlık hakkını ortadan kaldırabileceği öngörümüzü haklı çıkarmıştır. Birçok kurum benzer durumdadır ve artık yaşamsal önemi olmayan ameliyat ve işlemlerin zamanında, gecikmeden, hastalıklar ilerlemeden tedavi edilme olanağı azalmış, hatta bazı durumlarda ortadan kalkmıştır. Bu, halkın sağlık hakkının ihlal edildiğinin açık kanıtıdır.

Sorun salt Gazi Üniversitesi ile sınırlı olmayan, yalnızca ameliyatların ertelenmesinden ibaret olmayan yaygın ve kapsamlı bir sorundur. Aynı durumda olan, hizmetlerini yavaşlatan pek çok başka üniversite, kamu ve özel hastane olduğu bilinmektedir. Hem mamul ürünlerde hem de ham maddede dışa bağımlılık ve yerel üretimin yetersizliği nedeniyle başta kanser ilaçları olmak üzere bir çok ilaca erişilememekte, sargı bezinden enjektöre kadar pek çok malzemede sıkıntı başgöstermektedir.

Krizin etkisinin öncelikle üniversite hastanelerinde yaşanmasının nedeni geçtiğimiz hafta basına yansıyan Sayıştay raporlarında ortaya konmuştu. Sayıştay raporlarında çok sayıda üniversitenin iflas noktasına geldiğine dikkat çekilmiş ve mali işlemlerde usulsüzlük yapıldığı tespit edilmişti. Üniversitelerin borçlarının yalnızca son dört yıl içinde bile katlanarak arttığı, gelirlerin giderleri karşılamaktan çok uzak olduğu, borçların yıllarca geriden ödenebildiği saptanmıştı. Sayıştay bu sonucun başlıca nedenleri olarak; enflasyon ve döviz kurlarındaki yükselişle maliyetleri giderek artan üniversite hastanelerinin gelirlerinin SUT fiyatlarının yıllardır artırılmaması nedeniyle sabit kalması, üniversitenin bilimsel araştırma bütçesi ve birtakım cari giderlerinin döner sermayeden karşılanması olarak saymıştır. SGK’nin sağlık işlerinin “fazla” verirken bu durumun yaşanması sağlık bütçesinin doğru yönetilememesinin sonucudur.

Üniversitelerin borçlarını tedarikçilere zamanında ödeyememesi, tedarikçilerin ihalelere ya hiç girmemesine ya da girseler dahi (alacaklarını zamanında tahsil edemeyeceklerini tahmin ettiklerinden) ihalelerde çok yüksek fiyat teklif etmelerine neden olmuş, bu da hastanelerin kriz sürecine kısıtlı stoklarla girmelerine yol açmıştır. Üniversite hastanelerinin bu nedenle artık ameliyat dahi yapamayacak hale gelmesi,

  • hem toplumun sağlık hakkını, hem de tıp öğrencilerinin eğitim hakkını elinden alan ciddi bir hizmet kusurudur.

Hekimlerin ameliyatların yaşamsal olup olmadığına karar vermeye, yaşamsal değilse yapmamaya zorlanması ya da ameliyatlar/tıbbi işlemler yapılabilsin diye “yaşamsal” sınıfına sokmalarının tavsiye edilmesi kabul edilemez. Hangi ameliyatın yaşamsal, hangi ameliyatın elektif (isteğe bağlı) olduğu kararı hekimlerle hastalar arasında ciddi gerginliklere neden olma potansiyeli taşıyan “gri” bir alandır. Bugün elektif gibi görünen bir işlemin ertelenmesi yarın kalıcı zararlara yol açabilir ve pekala yaşamsal sonuçlar doğurabilir. Bu uygulama, nitelikli sağlığa erişim hakkını ortadan kaldırmaktadır.

Bu uygulama nedeniyle ortaya çıkabilecek olumsuzlukların sağlık çalışanlarının şiddete uğrama olasılığını artıracağı açıktır. Oysa bu kötü sonuçta hekimlerin kusuru, eksikliği, katkısı yoktur. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sahipleri gelinen noktayı sahiplenmek ve düzeltmek zorundadır. Hastaların ve yakınlarının olası olumsuzlukların faturasını karşısındaki hekime kesmemesi için, sağlık otoritesi ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın savunucuları ameliyatların niçin ertelenmek/yapılmamak durumunda kalındığını kamuoyuna açıklamalıdır.

Ekonomik krizin faturasının halkın sağlık hakkı ile, tıp öğrencilerinin eğitim hakkı ile ödenmesini kabul etmiyoruz.

Ameliyatların durmasından, tedavilerin aksamasından sorumlu olanların ortaya çıkarak hizmetin sürmesi için hangi önlemleri alacaklarını kamuoyuna açıklamasını talep ediyoruz.

Krizin hekimlere ve sağlık emekçilerine yeni saldırılar üretmesinden endişe ediyoruz!

Bu nedenlerle;

Hükümetin ilaç ve tıbbi malzemeler için izlediği döviz kuru ve SUT fiyatlandırma politikasının temin güçlüğünü arttırdığını dikkate alması ve TL’deki değer kaybına göre yeniden düzenlemesi gereklidir.

SUT fiyatları sağlık hizmet sunucularının nitelikli hizmet verebilmesine olanak sağlayacak düzeye çıkarılmalıdır.

Üniversitelerin gelir-gider dengesini bozduğu Sayıştay tarafından da saptanan diğer bütün koşullar düzeltilmelidir.

TÜRK TABİPLERI BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ

TTB, Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulu’na katıldı

TTB, Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulu’na katıldı

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulu 3-6 Ekim 2018 tarihleri arasında İzlanda’nın Reykjavik kentinde düzenlendi. Toplantıda Türk Tabipleri Birliği’ni Merkez Konseyi Başkanı Dr. Sinan Adıyaman ve Dr. Murat Civaner temsil etti.

Toplantıda gündeme getirilen tutum belgelerinden biri göçmen sağlığına ilişkindi. Oybirliği ile kabul edilen belgede, 2016’da İstanbul’da düzenlenen Göç ve Sağlık Sempozyumu’nda oluşturulan tutum belgesi tekrar anımsatıldı ve hekimlerin insan haklarını ve insan onurunu savunma ödevi bulunduğu vurgulanarak ulusal tabip birlikleri göçmenlerin gereksindikleri sağlık hizmetine erişimi için gerekli girişimlerde bulunmaya çağrıldı.

Genel Kurul’da görüşülen bir diğer belge önerisi, ülkelerinde ağır suç işlemiş hekimlerin başka ülkelerde hekimlik yapmasına izin verilmemesi üzerineydi. Türk Tabipleri Birliği bu önerideki “ağır suç” tanımının oldukça geniş ve belirsiz olduğunu, örneğin TTB Başkanı Dr. Sinan Adıyaman’ın “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı basın bildirisi nedeniyle diğer Konsey üyeleriyle birlikte halen “terör örgütünün propagandasını yapmak” ve “insanlar arasında nefret ve düşmanlık yaymak” gibi suçlardan hapis cezası istemiyle yargılandığını, önerinin bu haliyle bırakılması durumunda ifade özgürlüklerini kullanan TTB yöneticilerini de kapsayacağını belirtti. Bu eleştiri üzerine belgenin adı ve ilgili ifadeler yeniden kaleme alındı ve belge yalnızca soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlarla sınırlı olacak biçimde düzenlenerek kabul edildi.

Toplantıda görüşülerek kabul edilen yeni tutum belgeleri ‘Plastik torbalar, ekolojik konular ve çevresel bozunum’ ve ‘Biyobenzer tıbbi ürünler’ üzerineydi. Toplantıda ayrıca civa kullanımının yarattığı çevresel yük ile insan ve hayvan tıbbı arasında işbirliği üzerine tutum belgeleri 10. yıllarını doldurmuş olmaları nedeniyle güncellendi. Onuncu yılını dolduran sağlıkta şiddet konulu belgenin ise sağlık çalışanlarına işyerinde yönelen şiddeti de kapsayacak biçimde genişletilmesi gerekliliğine dayanarak revizyon için önerileri derlemek üzere ulusal tabip birliklerine gönderilmesine karar verildi. DTB’nin hekimlerin idam cezasına katılımının meslek ahlâkına aykırı olduğunu belirten iki tutum belgesinin birleştirilmesi, bu kapsamda yapılan çalışmaların bir diğeriydi.

TTB’nin üye olarak katkıda bulunduğu “Genetik ve Tıp” çalışma grubu toplantıda bugüne dek yaptığı çalışmaları özetledi. Konunun karmaşıklığı ve çok boyutluluğunu dikkate alarak genel ilkeleri kapsayacak bir taslak hazırlanmakta olduğu, yıl sonuna dek yapılacak toplantı ve çalışmalarla taslağın olgunlaştırılarak Tıp Etiği Komitesi’ne iletileceği belirtildi.

Toplantıda alınan bir başka karar, DTB’nin kapsayıcılığını artırmak ve daha çok ülkenin katılımını teşvik etmek üzere halihazırdaki DTB bölgelerine bir yenisinin eklenmesi ve “Doğu Akdeniz” bölgesi kurulması idi.

Genel Kurul toplantısında İsrail Tabipler Birliği’nden Dr. Leonid Eidelman başkan olarak görevine başladı. Sonraki dönem için yapılan başkanlık seçimini ise Brezilya Tabipler Birliği’nden Dr. Miguel Roberto Jorge kazandı.

Toplantıda önemli bir sorun, Kanada Tabipler Birliği’nin Dr. Leonid Eidelman’ın yeni başkan olarak yaptığı açılış konuşmasının Dr. Chris Simpson’un 2014 yılında DTB Başkanı olarak yaptığı açılış konuşmasıyla neredeyse birebir aynı olduğunu ileri sürerek Dr. Eidelman’ı intihal ile suçlamasıydı. Dr. Eidelman’ı istifaya davet eden Kanada TB, bu istek üyelerce kabul edilmeyince DTB’den çekildiğini duyurarak toplantıyı terk etti. Dr. Eidelman konuşmanın profesyonellerce hazırlandığını, başka yerlerden alıntı yapıldığının farkında olmadığını belirterek Genel Kurul üyelerinden özür diledi.

Toplantının son gününde Genel Kurul’a hitaben bir konuşma yapan Dr. Sinan Adıyaman, TTB yöneticileri hakkında “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı basın bildirisi nedeniyle açılan dava ve öbür soruşturmalarda gelinen nokta hakkında bilgi verdi. Dr. Adıyaman konuşmasına başında TTB MK üyelerinin gözaltına alınmasından hemen sonra DTB’nin yayımladığı bildirinin unutulmaz olduğunu belirtti. TTB yöneticileri üzerindeki baskıların sürdüğünü, yeni açılan soruşturmaların yanı sıra aile hekimliği sözleşmelerinin sonlandırılmasının söz konusu olduğunu belirten Adıyaman, DTB ile ulusal tabip birliklerine destekleri için teşekkür etti ve konuşmasını şu sözlerle bitirdi:

  • Biz doktorlar insan hayatına azami saygı göstermeye and içtik. Savaş yaşamları sonlandırır. Bizim uyguladığımız tek siyaset, ettiğimiz Hekimlik Andı’nın gereklerini yerine getirmektir.”
    ================================

    Dostlar,

    Değerli meslektaşlarımız, sevgili arkadaşlarımız TTB MK Bşk. Dr. Sinan Adıyaman ve Dr. Murat Civaner‘e DTB Kongresine katılım ve katkıları için teşekkür ediyoruz. 

DTB (Dünya Tabipleri Birliği / World Medical Association – WMA) bir gönüllü kuruluştur ve Ulusal Hekim Birliğimiz TTB (Türk Tabipleri Birliği) bu kurumun kurucu üyelerindendir. Yayınladığı Bildiri – Bildirgelerle Dünya genelinde Tıp uygulamalarının insan haklarına ve tıp etiğine uygun gelişmesi için çaba göstermektedir.

Geçtiğimiz yıl Hipokrat Andını / Yeminini güncellemiştir.
Malta Bildirgesi de geçen yıl güncellenmiş ve açlık grevlerinde hekim tutumu ilkeleri konmuştur.

DTB’nin ilk Bildirisi “Helsinki Bildirisi” olup, insan deneklerde biyomedikal araştırma ilkelerini belirlemiştir. 1975’lere tarihlenen Helsinki Bildirisi yaygın kabul görmüş ve eylemli olarak güç kazanmıştır. Ülkemizde de Klinik Araştırmalar Yönetmeliği, bu Bildirgeye gönderme yaparak içselleştirmiş ve Yönetmelik düzeyinde iç hukukumuza katmıştır.

DTB / WMA hakkında, kurumsal web sitesi olan https://www.wma.net/ adresinden kapsamlı bilgi edinilebilir..

Özellikle genç hekimlerin bu kurumsal siteyi sıklıkla ziyaret ederek hekimlik meslek etiği değer ve ilkeleri bilgilerini geliştirmelerini öneririz. Sağlık hukuku ile ilgilenen hukukçuların ve felsefecilerin de..

Sevgi ve saygı ile. 16 Ekim 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

“Neden İngilizce Tıp Eğitimi Değil?”

Herkese merhaba,

Bu hafta Prof. Dr. Erhan Nalçacı‘nın yapacağı

“Neden İngilizce Tıp Eğitimi Değil?”

sunumunda buluşacağız.
Aşağıda detaylı bilgiye erişebilirsiniz, görüşmek üzere 🙂
Dr. Mert GÜNGÖR
Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu Üyesi

WhatsApp Image 2018-10-14 at 12.33.38.jpeg

Mithatpaşa Cad. 62/18, Yenişehir / ANKARA

Bülend KIRMACI’dan MAKALELER..

Bülend KIRMACI’dan MAKALELER..


Dostlar,

Değerli dostumuz, birikimli ve üretken araştırmacı – yazar Sayın R. Bülend Kırmacı’dan aşağıdaki iletiyi aldık..
Sevinçle paylaşmak isteriz.
Sn. Kırmacı’yı okumanızı salık veriyoruz..

Sevgi ve saygı ile. 15 Ekim 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

==================================================

R. Bülend Kırmacı

twitter: https://twitter.com/bulendkirmaci
facebook: https://www.facebook.com/r.b.kirmaci
https://rbulendkirmaci.wordpress.com/

Merhaba, sizlerle son yazılarımdan bir seçkiyi paylaşır, selam ve saygılar sunarım.

DÜNYA’NIN BÜYÜK EKONOMİLERİ
http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/1673

Tüketimden Gelen Gücümüzü kullanalım
http://blog.milliyet.com.tr/tuketimden-gelen-gucumuzu-kullanalim/Blog/?BlogNo=594702

YENİDEN MERHABA!
http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/1660

Dolara da Avroya da teslim olmamak!
http://blog.milliyet.com.tr/dolara-da-avroya-da-teslim-olmamak-/Blog/?BlogNo=592547