KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin düşündürdükleri

KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin düşündürdükleri

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2. tura kalan adaylardan Başbakan Ersin Tatar’ın zaferiyle sonuçlandı. Kendisini içtenlikle kutluyor, Türkiye ile dayanışma içinde Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve demokrasi içinde sağladıkları kazanımları güçlendirerek devam ettirme yolunda sarfedeceği çabalarda kendisine başarılar diliyorum.
Büyük devletlerin baskısı altında ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin beklentileri doğrultusunda Türkiye’nin antlaşmalardan kaynaklanan garantörlük haklarının ortadan kaldırılması, Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin güvencesi olan Türk askerlerinin adadan çekilmesi için gibi hedeflerin Sayın Tatar’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde hayata geçirilmesine fırsat verilmeyeceğine inanıyorum.
Artık seçimler sırasında yapılan tartışmalar geride kalmıştır. Şimdi Türkiye’de de KKTC’de de iç politika tartışmaları bir yana bırakılmalı, Kıbrıs sorunu partiler üstü bir milli dava gibi görülmelidir. Türk basınına ve yayın organlarına da bu alanda büyük görev düşmektedir.
Seçimlerin ortaya çıkarttığı sonuçlara saygı duymak, yeni seçilen Cumhurbaşkanının başarısına yardımcı olmak için çalışmak, Türkiye ile KKTC arasındaki yakın bağları zedelemeyi ve Kıbrıslı Türkleri birbirine düşürmeyi amaçlayanların hedeflerine yardımcı olacak söylemlerden ve davranışlardan kaçınmak hepimizin ortak görevi olmalıdır.
Saygılar, sevgiler.

Tabip odalarından manifesto: ‘Çoklu Oda’yı da Fincancı’yı da istemiyoruz!

Tabip odalarından manifesto:
‘Çoklu Oda’yı da Fincancı’yı da istemiyoruz!

Tabip Odalarının çoklu meslek örgütü haline getirilmesi hedefine ve TTB Merkez Konseyi Başkanlığı’na getirilen Fincancı’ya Türk hekimlerinden tepki geldi. 21 Tabip Odası ve hekimlerden oluşan 7 platform ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada “Bugün, hekim hakları ile birlikte vatanımızın ve milletimizin birliğini savunacak güçlü bir meslek örgütü olabilmesi adına TTB’ye sahip çıkmak için bütün meslektaşlarımızı Tıbbiyeli Hikmet ruhuyla davranmaya çağırıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada “Çoklu baro sisteminde yapıldığı gibi aynı çalışmayı TTB ve diğer meslek odalarında da yapmak durumundayız” ifadelerini kullanmıştı.

21 Tabip Odası ve yedi platform Erdoğan’ın ‘çoklu meslek örgütü’ önerisine tepki gösterdi.

Açıklamada aynı zamanda Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında FETÖ’nün yanında yer alan, Türkiye’yi “soykırımcı” ilan eden ve TSK’ya karşı Hendekçileri koruyan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı‘ya tepki gösterildi.

Fincancı’nın görevden alınmasını isteyen hekimler, “Çoklu meslek örgütü girişiminin bu sorunlar için çözüm olamayacağını” vurguladı.

Açıklama metninin tamamı ise şu şekilde:

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Tabip Odalarının çoklu meslek örgütü haline getirilmesi bugün yaşadığımız sorunlara çözüm getirmez, Türk Tabipleri Birliği’nde vatanımızın ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne karşıt kimliklerin etkin olmasını önlemez.

Türk hekimleri, meslek örgütümüzün bugün getirildiği konumdan, özellikle TTB Merkez Konseyi (MK) Başkanlığına getirilen kimlikten büyük rahatsızlık duymuştur. Bu kişinin ve destekçilerinin geçmiş etkinlikleri TTB kimliğine büyük zarar vermiştir.

Türk Hekimleri olarak mücadelemiz, 1953 yılında kurulan Türk Tabipleri Birliği’nin kurumsal kimliğine karşı değildir, geçmişinde ulusal birlik ve beraberliğimize karşıt tutum almış bir kimliğin ve destekçilerinin TTB MK Başkanlığına ve yönetimine getirilmiş olmasına karşıdır.

Hekim haklarının ve toplum sağlığının savunulabilmesi için zorunlu olan hekimlerin birliğini sağlaması mümkün olmayan bu kişi öncelikle TTB MK Başkanlığından ayrılmalıdır.

Çoklu meslek örgütü girişimi ise bu sorunları için bir çözüm olamaz. Çünkü:

  • Çoklu meslek örgütü girişimi, çok sayıda Oda kurulması ve dolayısıyla Odaların siyasallaşmasının önünü açacaktır. Bugün yaşadığımız sorunu çözümsüz hale getirecektir.
  • Odalar arası rekabet hekim haklarının savunulması açısından hekimlerin zaman ve enerjisini tüketecektir.
  • Hekimlerin katılımı azalacak, hekim hakları savunulamadığı gibi Türkiye Cumhuriyeti’ne kasteden azınlıklara da meydan verilecektir.

Türk hekimleri vatanına milletine ve asırlık geleneklerine bağlıdır.

Meslek örgütümüzün adındaki TÜRK kelimesi biz Tıbbiyeliler için övünç kaynağıdır, kaldırılması kabul edilemez. Bu kavramın adımızdan kaldırılması kavramın düşmanlarının işine yarar.

Bugün Türk Hekimleri olarak inanıyoruz ki meslek odamızın, her zamankinden daha çok, tüm hekimlerimizin desteğine ihtiyacı vardır.

Bizler TTB’nin bugün içine düşürüldüğü durumdan kurtarılabilmesi için;

  1. Bütün hekimlerin Odalara üyeliğinin ve seçimlere katılımının zorunlu hale getirilmesini
  2. Oda ve TTB seçimlerinde hekimlerin katkılarının yer alabilmesi için seçimlerinin nispi temsille yapılmasını öneriyoruz.

Bugün, hekim hakları ile birlikte vatanımızın ve milletimizin birliğini savunacak güçlü bir meslek örgütü olabilmesi adına TTB’ye sahip çıkmak için bütün meslektaşlarımızı Tıbbiyeli Hikmet ruhuyla davranmaya çağırıyoruz.

Saygılarımızla,

Afyonkarahisar TO
Aksaray TO
Amasya TO
Çorum TO
Denizli TO
Erzurum – Kars – Iğdır – Ardahan – Bayburt – Gümüşhane TO
Kahramanmaraş TO
Karabük TO
Karaman TO
Kayseri TO
Konya TO
Kütahya TO
Malatya TO
Nevşehir TO
Niğde TO
Ordu TO
Rize – Artvin TO
Sakarya TO
Sinop TO
Tokat TO
Yozgat TO
Ankara TO Hekimiz Biz Grubu
Antalya TO Önce Hekim Grubu
Balıkesir TO Önce Hekim Grubu
İstanbul TO Cumhuriyetçi Hekimler Grubu
İzmir TO Hekim Güçbirliği Grubu
14 Mart Tıbbiyeliler Derneği
İstanbul Hekim Hakları Derneği

KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ..

KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ..

Av.Prof.Dr. NECDET BASA Türkiye Barolar Birliği Başkan Başdanışmanı | inci  Sineması

Konuk yazar :
Av. Prof. Dr. Necdet Basa

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi, sayın Ersin Tatar’ın zaferiyle sonuçlanmıştır.
KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı seçilen değerli Dostumuzu içtenlikle kutluyorum.
Kendilerine ‘Büyük (!)” diyen birçok devletin baskılarına rağmen alınan bu sonuç, 46 yıldır devam eden ‘sonuçsuz’ görüşmelere, artık yalnızca ‘egemen eşitlik’ temelinde ‘Mavi Vatan’ stratejisi çerçevesinde devam edileceğinin göstergesi ve garantisidir.
Böylece, son olarak 2017’de Crans Montana’da iflas eden ‘federasyon tartışmaları’, tarihin çöplüğüne atılmış; Doğu Akdeniz Denklemi’ne ikinci bir Türk Devleti’nin eklenmesinin yolu ardına kadar açılmıştır.
Kıbrıs Türk’ünün hür ve bağımsız yaşama iradesinin tekrarı ve açık tezahürü olan bu muhteşem sonuç, aynı zamanda başta Maraş ve Güzelyurt olmak üzere, bu güne dek sürdürülen ‘nafile toplumlar arası müzakerelerde’ ‘pazarlık masasında’ yer almış olan ‘Vatan Toprağı’nın artık “toprak tavizi’ çerçevesinde bu masadan ebediyen kaldırılmış olduğu” anlamına da gelmektedir.
Anavatan Türkiye’nin kayıtsız-şartsız ve sınırsız desteğine sahip olan Kıbrıs Türk’ü, inanç, azim ve kararlılıkla ulaştığı bu muazzam sonuçla; ömrünü Kıbrıs Davası’na adamış olan Dr. Fazıl Küçük ve TOROS lakaplı Rauf Denktaş başta olmak üzere, bu kutsal toprakları mübarek kanlarıyla sulayarak VATAN yapan Aziz Şehitlerimizin tertemiz anılarının tazelenmesi yanında ruhlarının da bir kez daha şad edilmesidir; Anavatan’a, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına, Kıbrıs Mücahitlerine, Gazilerine ve o zor sürece katkısı olan herkese sevgi, saygı ve minnet duygularının tekrarıdır.
Kıbrıs’lı Soydaşım, Can Kardeşim, artık yarınlara daha güvenle bakabilirsin.
Artık garantörlüğün sonlandırılması tehlikesi yok; Türk askerinin Ada’dan çekilmesi endişesi yok.
KKTC ile Anavatan arasında eşit iki devlet bazında dostluk ve kardeşlik ilişkisi var…
Artık seçim tartışmaları geride kalmalıdır.
Hedef, emperyal oyun ve baskılara boyun eğmeden, parçalanmadan, dağılmadan, bir bütün halinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bilim önderliğinde aydınlanan ışıklı yolunda kararlı adımlarla yarınlara yürümek olmalıdır.
Değerli Kıbrıs Türk’ü kardeşim, dilerim yolun açık, başın da bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da sonsuza dek her daim dik olsun.

Çoklu TTB: Tabuta çakılan son çivi!

Çoklu TTB: Tabuta çakılan son çivi!

Dr. Ceyhun Balcı
https://www.veryansintv.com/coklu-ttb-tabuta-cakilan-son-civi
17 Ekim 2020

MHP önderi Bahçeli’nin haftalar önceki çıkışıydı: “TTB (Türk Tabipleri Birliği) kapatılsın! Yönetcileri soruşturulsun, kovuşturulsun!”

Tek yetkili Cumhurbaşkanı bu çıkışı farklı bir yorumla tamamladı!

Çoklu TTB görüşü bir bakıma ölümü gösterip hastalığa razı etmek olarak da yorumlanabilir.

Gerçekte TTB’nin kapatılması ile Çoklu TTB arasında pek de fark olmadığının altını çizmekle başlayalım. İkincisinde “kapatmadan kapatma” söz konusudur. Çok daha kötüdür!

En yetkili ve muktedir ağızdan süreç başlatılmışken, bundan sonra bu gelişmeye karşı hekim kamuoyunun nasıl bir duruş göstereceği tartışılabilir.

TTB’yi son 25 yıldır yöneten grupçuklar koalisyonu bugün gelinen noktada hekim kamuoyunu öylesine bölüp, parçalayıp etkisizleştirmiştir ki, tabuta çakılan son çiviye eşdeğer bu düzenlemeye karşı hekim kamuoyu duruşundan kuşkuya düşmek kaçınılmazlaşmaktadır.

Bugün için 165 bin hekimin gözbebeği olması gereken ve geçmişinde sayısız şanlı sayfa olan

  • TTB dış kaynaklı etnikçiliğin yuvasına dönüştürüldüğü için

zaten uzunca süredir kendi kitlesi olan hekimlerden kopmuş bir görüntü vermekteydi. Dolayısı ile Türk kamuoyu gözünde de herhangi bir öneme ve saygınlığa sahip değildi.

Denebilir ki, bu böyle olmasa da her kişi ve kuruluşu “kendisileştirme” tutkusuyla yanıp tutuşan siyasi iktidar yine de benzer bir uygulamaya yönelmez miydi? Kuşkusuz bu kuşku ve öngörü de yersiz değildir.

Ancak, ikisi arasındaki fark saygınlığı ve güvenilirliği olan bir TTB’nin arkasında duracak hekim yığını ve Türk kamuoyuyla açıklanabilir. Az şey değildir.

Uzunca süredir dile getirmeye çalıştığımız kaygılarımızın da yersiz olmadığı bu önemli gelişmeyle bir kez daha doğrulanmıştır.

ŞEBNEM KORUR FİNCANCI ADIMI

Salgın ortamındaki baskın seçimlerle iktidarlarını pekiştirmek isteyen grupçuklar koalisyonu ortamdaki olumlu havayı değerlendirerek TTB Merkez Konseyi’nin başına çok daha ılımlı ve saygın bir kişiliği getirmek yerine, etnikçiliği ve Türkiye karşıtlığıyla nam salmış Şebnem Korur Fincancı’yı getirince iktidar için tabuta son çiviyi çakmak kolaylaşmış oldu! Kurumun başına adı terörle ilişkilendirilemeyecek birisini getirmek bu kadar zor muydu diye sormaktan alamıyor kendisini insan!

Öte yandan; çoklu tabip odası düzenlemesi yasalaşıp da yürürlüğe girince olacakları şimdiden söylemiş olalım!

Herkes kendi meşrebindeki Odaya üye olacaktır. Böylelikle yaşamın öbür alanlarındaki ayrıştırma ve kutuplaştırma hekimlik gibi siyaset üstü olması gereken ortama da taşınmış olacaktır. Kuşkusuz bu çoklaşmada kimi Odalar iktidara yakın olacaktır. İktidar bu oluşumları koruyup, kollayacak ve kök salmalarına yardımcı olacaktır. Hatta, sendikalarda olduğu gibi iktidarın etki ve yetki alanındaki kamu kurumlarında çalışan hekimlerin yandaş Odalara üye olmaları sağlanarak güç kazanmaları (en azından görüntüde) sağlanmış olacaktır.

Demedi demeyin! Biz bu filmi o kadar çok gördük ki…

Sencilik-bencilik Türkiye’nin hücrelerine dek işlenerek ülkeye yazık ediliyor!

Hekimin özlük haklarının, toplum sağlığının ve hekimler arası ilişkilerin iktidarcısı – muhalefetçisi olur mu?

TTB ve kimi Tabip Odalarının yönetimine egemen olan, adları anılmaya değmez kimi grupçuklar buraları öylesine siyasallaştırdılar ki; aynı tutkuyla donanmış olan siyasi iktidar arayıp da bulamadığı fırsatı önünde buldu ve değerlendirme yoluna gitti.

Olay budur!

KORONA SÜRECİNDE TÜRKİYE

Dostlar,

Bu akşam konumuz;

KORONA SÜRECİNDE TÜRKİYE..

Erişime açık.. aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklamak gerekecek..

https://m.teamlink.co/5812412727 

Bizler, “Yeni Koronavirüs Salgını” nı ulusal ve küresel bir sorun, bir afet olarak görüyor ve hızla sönümlendirilebilmesi için bilimsel akılcılığa dayalı önerilerimizi bu sitede ve kimi gazetelerde yazıyor, kimi yurtsever TV’lerde ve bilimsel toplantılarda sürgit konuşuyoruz..

Ancak salgın yönetimine iktidarın politik kaygı ve beklentileri karışıyor ve çok ciddi hatalar yapılıyor. Örneğin iktidar, anlaşılmaz bir inat ve hırsla Türk halkına ve Dünya Sağlık Örgütü’ne gerekli bilgileri vermiyor, açıkça veri saklıyor ve bunu pervasızca itiraf da ediyor!

  • Hasta ve ölüm sayılarını bile bizlerden saklıyor, eksik – yanlış bilgi veriyor AKP iktidarı.

Bu durum kabul edilemez ve sürdürülemez!

Bilimsel Danışma Kurulu göstermelik olarak tutuluyor..
Maske, dezenfektanlar, aşı…. konularında bile yolsuzluk savları ayyuka çıkmış durumda.
……………
……………….
Daha pek çok ciddi sorun alanı var..

  • Hastalıktan çok hatalı siyasal tercih ve politikalar masum insanlarımızın ölümünden ve ekonominin sürdürülemez kanamasından başlıca sorumlu.

Her şeye karşın Türk halkı olarak konuşmak – tartışmak – paylaşmak ve muhalefeti yükselterek Epidemiyoloji bilimi ekseninde çözümleri ortaya koymak zorundayız.

Bu Webinarın duyurulması, izlenmesi ve gereğinin yapılması için çabaya çağırıyoruz herkesi.

Düzenleyici meslektaşımız Dr. Şahin Özdemir ve emek verenlere şükranla.

Sevgi ve saygı ile. 17 Ekim 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimi (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com