ŞİİR KÖŞESİ : AY’A GİDERİZ AY’A

ŞİİR KÖŞESİ…

 

Mustafa AYDINLI
Eğitimci, yazar

 

AY’A GİDERİZ AY’A

Yıldızlar saya saya
Ay’a gideriz  Ay’a
Hay aklınla çok yaşa
Ay’a gideriz Ay’a

Dört şeritli yol Ay’a
Dünya da kaldık yaya
Sığmaz köşke saraya 
Aya gideriz Ay’a

Yokmuş popoda donu
Gelir elbet bir sonu
Ay’a gitmektir konu
Ay’a gideriz Ay’a

Ay’a gitmek derdimiz
İşsiz kalmış ferdimiz
Dar geldi ya yurdumuz
Ay’a gideriz Ay’a

Sığmaz olduk karaya
Aklı verdin kiraya
En son gelecek Ay’a
Ay’a gideriz Ay’a

Ay’da hayat var mıdır?
Dünya bize dar mıdır?
Haram yemek kâr mıdır?
Ay’a gideriz Ay’a

Ay’la bozduk kafayı
Tutmaz oldu bu sayı
Sevdin köşkü, sarayı
Ay’a gideriz Ay’a

Galaksiler geçerek
Gezegenler seçerek
Bize sabit yer gerek
Ay’a gideriz Ay’a

Bizde Dünya lideri
Hani bunun gideri
Halk bir kemik bir deri
Ay’a gideriz Ay’a

Biraz parsa kapmaya
Orda saray yapmaya
Göle çaldık bir maya
Ay’a gideriz Ay’a

EYVAH, REFORM YAPACAKLAR !!!

EYVAH, REFORM YAPACAKLAR !!!

Mustafa  AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Değerli dostlar, iktidarın ülkemize hizmetleri ekonomide, siyasette, iç ve dış politikada, haberleşme ve iletişim özgürlüğünde, eğitim, sağlık, işsizlik gibi konularda yaptığı hizmetler say say bitmez(!) Biz bu günkü yazımızda, bu güzide çalışmaların yalnızca bir bölümünü inceleyeceğiz. Havuzdan bir bardak su alıp analiz edeceğiz.

İktidarın baştan ne yapacağını bilmiyorsanız, onu okuyamıyorsunuz, hamleleri karşısında şaşkına dönüyor, bozguna uğruyorsunuz. İyi bir satranç oyuncusu karşıdakinin ne hamle yapacağını ve ne anlama geldiğini bilen kişidir.

Ben bugünkü iktidarı çözdüm, olaylar karşısında hiç şaşırmıyorum. İktidar hangi konuya el attıysa bilin ki tersini yapacak. Durum, bu iktidar için kesin ve şaşmaz doğrudur. Bu tezden bihaber olanlarımız, olaylar karşısında sudan çıkmış balık gibi şaşkına dönüyor.

Dünya liderimizin akşam söylediğini sık sık sabah yalanlaması bundandır. Demirel tezi devreye giriyor; “Siyasette dün dündür, bugün bugündür”

Örneğin Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinin yaratacağı olumsuzluklar sıralandı, sonra da bir baktık Ayasofya Müslümanlara ibadete açıldı. Hem de bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’e Diyanet İşleri Başkanı’nın ağzından lanet okuyarak!!??

“Kürt açılımı, analar ağlamasın” filan dendi, o günden bugüne Kürt yurttaşların elinden mendil eksik olmadı. Yasal olarak kurulmuş HDP’nin lideri Selahattin Demirtaş mapustan çıkamıyor. HDP’nin seçilmiş bütün il belediyelerine kayyum atandı. Sevgi belirtisi bunlar..

“Alevi açılımı” dedi, Alevi yurttaşlarımız istediği dinsel bilgiyi alamıyor. Zorunlu din dersi ile Vahabi kültürü dayatılıyor. Alevi yurttaşların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde zorunlu din derslerinin insan haklarına aykırılığı hakkında kazandığı davalar hiçe sayılıyor.

“İşçi kardeşlerimizin 1 Mayıs’ı emek ve dayanışma günü olarak kutlamaları için karar almış bulunuyoruz” dendiğinde, ben işçi kardeşlerimizin 1 Mayıs’ta temiz bir dayak yiyeceklerini anlamıştım.

“Çiftçimizin yüzü gülecek” dendi, mazot alamayan çiftçi traktörünü, tohumluk buğdayını sattı.

“Ekonomi zirve yapacak dediler”, dip yaptı, Merkez Bankası 40 milyar $ ekside.

“Ben İstanbul’u eşimden çok seviyorum” filan dendi, sonra da kendileri açıkladı, “Biz İstanbul’a ihanet ettik”… Dünya liderimiz yalan söyleyecek değil ya, İstanbul’a ihanet edildiyse edilmiştir!

Şimdi “Hukuk reformu yapalım” denince ne yalan söyleyeyim, “eyvah” dedim! Anladım ki, henüz iktidarın sopası yapamadıkları, vicdanının sesini dinleyen pek çok yargıç ve savcımızın da hakkından gelecekler; az da olsa kalan çağdaş yasaları kökten silecekler.

Eyvah eyvah, reform yapacaklar!!!

 

 

 

ÇORUM HABER Gazetesi ile söyleşimiz..

ÇORUM HABER Gazetesi ile söyleşimiz..

TÜRK DEVRİMİ, SÜREKLİ KARŞI DEVRİM GİRİŞİMLERİ İLE BOĞUŞMAK ZORUNDA KALDI..

 

Söyyleşi için, Sn. Mustafa AYDINLI‘ya ve Çorum Haber Gazetesine teşekkür ederiz.

Sevgi ve saygı ile. 12 Kasım 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

Çorlu DEVRİM Gazetesi ile söyleşimiz…

Çorlu DEVRİM Gazetesi ile söyleşimiz…

Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Sonsuzluğa Göç Edişinin 82. Yılında Özel Söyleşi..

Sn. Mustafa AYDINLI‘ya teşekkürlerimizle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgi ve saygı ile. 12 Kasım 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

MANSUR YAVAŞ’A KIZIYORUM

MANSUR YAVAŞ’A KIZIYORUM

Mustafa AYDINLI
Eğitimci Yazar

Sayın Mansur Yavaş’a  kızıyorum dostlar. Hem de öyle böyle değil, tepeden tırnağa kızıyorum. Şunun şurasında daha 2. yılını doldurmadan yaptıklarına bakıyorum, kızılmayacak gibi değil. Neredeyse çeyrek yüzyıldır biz böyle şeylere alışkın değildik, ‘Eski köye yeni adetler getirmeye başladı’. Neymiş efendim, “Ankara Cumhuriyet’in başkentiymiş. Türkiye’nin çağdaş, modern, gülen ve görünen yüzü olmalıymış.” filan.

Yaşadığımız pandemi günlerinde tutturmuş, kenar mahallelerdeki işsiz güçsüzlerin, çoluk çocuk gecekondusuna sığınmış ailelerin bakkal borçlarını kapatacağım diye. Kapatmış da, vatandaş bakkala borcu nedeniyle utana sıkıla giderken.

Bakkal müjdeyi veriyor vatandaşa;

-Haydi gözünüz aydın, dün bir Hızır geldi. Kim olduğunu bilmiyorum. Veresiye defterlerini alıp gitti, bakkala borcunuz yok.

Askıda fatura“, “askıda ekmek“… Veren belli değil, alan belli değil. Şaşaa yok, tantana yok. Çaresiz vatandaşın yüzü gülüyor, içine bir umut, bir ışık doğuyor. Ülkede böyle insan, böyle idareci de olacakmış demek. Nesli tükenmiş de olsa.

Sahi ben neden kızıyorum Sayın Yavaş’a? Gelecekte “dinozorların heykelini diken adam” olarak anılmak varken, “nesli tükenen dinozor” olarak anılacak (!)

Öte yandan Ankara’yı bilimin, kültürün, uygarlığın başkenti yapmak çok zor ve çetin iştir. Akıl vermek gibi olmasın ama Sayın Yavaş, aslında işin kolayı var. Örneğin arabanızla yontuların yanından geçerken “tükürüp geçseniz yontuların içine” daha pratik degil mi? (!)

Yine geçen gün kavşaklara ve köprülere kaç liraya mal olduklarını yazdırmış. Dedik ya nesli tükenmişlerden. Biz siyaseti kasayı doldurmak olarak değil, keseyi doldurmak olarak biliriz. Yoksa yanılıyor muyum? Örneğin, Ankara’yı parsel parsel satmak varken… Sonra işi laf kalabalığına getirip, halkın karşısına geçip, pişkin pişkin gülmek varken… Siz tutun, köprünün üstüne şu fiyata mal oldu diye yazın. Olacak iş mi bu?

Demek ki Sayın Yavaş farkında değil. Neredeyse son çeyrek yüzyılda siyasetin iklimi değişti. Siyaset toplum için midir, yoksa ticaret için mi? Balığı ‘bulanık suda’ avlamak varken, siz tutun köprünün üstüne maliyetini yazın. Atasözüdür anımsatayım, “İbadet de gizlidir, kabahat de.” Gizli olmayınca “parsel parsel” nasıl satacaksınız?

Sonra Sayın Yavaş, bugün akıldaneliğim tuttu kusura bakmayın. Size avantadan bir akıl daha.. “Ankara’yı parsel parsel satmanın” hiçbir ‘cürmü cezası’ filan yok. Olsa olsa Sayın Kılıçdaroğlu sizi görevden alır. Mahkemeye verecek değil ya. Konu unutulur gider yahu. Ben “lekelenirim, karalanırım mı?” diyorsun. Kolayı var.  Bir televizyon şirketi kurarsınız, oradan anlatırsınız. ‘Beyaz, bembeyaz, ak pak’ olursunuz gider. Sonra yeleli aslanlar gibi dolaşırsınız milletin karşısında, otuz iki dişinizi göstererek (!)

Kahramanmaraş’ta edebiyat öğretmeni Aziz Serin, uzaktan eğitim yaparken internette yaşadığı sorun nedeniyle öğrencilerine ders anlatabilmek için çıktığı tepede, kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmiş.

Sayın Yavaş bu öğretmenin de acısını içinde duymuş. Şimdi öğretmeni tanıyan, duyan, hesaba alan mı var? “Öğretmen maaşları fazla diye” yakınıldığı, öğretmen evlerinin, lokallerinin elinden alındığı dönemde bu ne hümanistlik böyle?

Ayrıca Sayın Yavaş, Kars’ta, Van’da, Erzurum’da, Diyarbakır’da en ücra köylerde uzaktan eğitim alabilmek için çekmeyen internet nedeniyle tepelerde koşturan, ‘yalın ayak başı kabak’ köy çocuklarının da sesini duymuş. Açıklama yapıyor; buralara dek teknoloji götürmeye ben hazırım diye.

En ücra köylerdeki çocukların heyecanını duymak, onların feryadını duymak… Onların gözyaşları nasıl oluyor da toprağa değil, Sayın Yavaş’ın taa Ankara’da yüreciğinin başına damlıyor?

Bu nedenlerle kızıyorum Sayın Yavaş’a. Şu üç günlük dünyada, bir tarikata girip, bir şeyhin eteğine yapışıp, “Ankara’yı parsel parsel satmak” varken, siz tutun sınır boylarındaki çocukların feryadını duyun, dinleyin. Olacak iş değil (!)