Her eve buzdolabı giriyorsa, memleket refah demekmiş!

Her eve buzdolabı giriyorsa,
memleket refah demekmiş!

Yılmaz ÖZDİL
SÖZCÜ, 08 Haziran 2018

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

1 Yeni Zelanda, 2 Norveç, 3 Finlandiya, 4 İsviçre, 5 Kanada, 6 Avustralya, 7 Hollanda, 8 İsveç, 9 Danimarka, 10 İngiltere, 11 Almanya, 12 Lüksemburg, 13 İrlanda, 14 İzlanda, 15 Avusturya, 16 Belçika, 17 ABD, 18 Fransa, 19 Singapur, 20 Slovenya, 21 İspanya, 22 Japonya, 23 Hong Kong, 24 Malta, 25 Portekiz, 26 Estonya, 27 Çekya, 28 Uruguay, 29 Costa Rica, 30 Mauritius, 31 Şili, 32 İtalya, 33 Kıbrıs Rum Kesimi, 34 Polonya, 35 Güney Kore, 36 Slovakya, 37 Letonya, 38 Malezya, 39 Panama, 40 İsrail, 41 Birleşik Arap Emirlikleri, 42 Litvanya, 43 Hırvatistan, 44 Yunanistan, 45 Trinidad Tobago, 46 Katar, 47 Macaristan, 48 Güney Afrika, 49 Arjantin, 50 Romanya, 51 Surinam, 52 Brezilya, 53 Makedonya, 54 Bostwana, 55 Jamaika, 56 Sri Lanka, 57 Bulgaristan, 58 Karadağ, 59 Ekvador, 60 Filipinler, 61 Endonezya, 62 Tayland, 63 Dominik Cumhuriyeti, 64 Peru, 65 Meksika, 66 Sırbistan, 67 Bahreyn, 68 Namibya, 69 Nikaragua, 70 Umman, 71 Kuveyt, 72 Kolombiya, 73 Paraguay, 74 Arnavutluk, 75 Vietnam, 76 Moğolistan, 77 Kırgızistan,

78 biz.

Küresel Refah Seviyesi Endeksi
‘nde Türkiye’nin yeri bu.
*
Eğitim kalitesinde Ruanda’nın Gana’nın Senegal’in Ürdün’ün bile gerisinde 80’inci sıradayız.
Kişisel özgürlüklerde Kamboçya’nın Honduras’ın Burkina Faso’nun bile gerisinde 94’üncü sıradayız.
Sivil toplum birikiminin değerlendirildiği sosyal sermayede Belize’nin Nepal’in Hindistan’ın bile gerisinde 104’üncü sıradayız.
Güvenlikte İran’ın Lübnan’ın Tanzanya’nın Bangladeş’in bile gerisinde 126’ncı sıradayız.
*
Asrın liderimiz hâlâ “Türkiye ekonomisi tüm başlıklarda gelişmiş ülkelerden dahi çok ileri seviyededir, dünyada bir numara” diyor. Hâlâ “her eve çamaşır makinesi giriyorsa, her eve buzdolabı giriyorsa demek ki refah seviyesi var” diyor.
*
O halde 24 Haziran’da Çelik’e oy verseydik keşke. Hem bundan sevimli.
Hem çamaşır makinesi ve buzdolabının yanında televizyonu da var.
*
Ali Koç Aziz Yıldırım’ı kargoladı. Çelik bunu haydi haydi paketlerdi.
======================================
Dostlar,

Ağzına geçelim ATATÜRK‘ü, Mustafa Kemal sözcüklerini bile almamaya yeminli vefa dolu 2. dönem TBMM Başkanı üstadımız İsmail Kahraman da aşağıdaki gibi buyurmuşlar
(SÖZCÜ, 08 Haziran 2018)..

Eklemişler, geldiğimiz yerin değerini bilelim diye..

TBMM Başkanı Kahraman: Artık dünyaya beyin ihraç ediyoruz

Bu sözün neresi irdelenebilir ve düzeltilebilir ki?
Biz tarihe ve Ulusumuzun vicdanına bırakalım..
Ama şunu da ekleyelim : Yüz ifadesi Kahraman’ın deriiiiiiiiiiin endişesini saklayamıyor..
Dolayısıyla doğruyu söylemediğini / söyleyemediğini haykırıyor bereket..
****
Değer mi gündelik siyaset için.. Yazık değil mi bu ülkeye ve halka?

Dürüstlük insan olmanın ve de İslamiyetin baş koşulu değil mi?

Başınızı yastığa koyunca nasıl uyuyacaksınız?

Diyelim ki beyin ihracı gerçekten yapıyoruz; bu doğru mu?
Niçin kaçırıyoruz o beyinleri yaban ellere??
Böyle yaptığımız için mi Türkiye bunca ağır çok yönlü bunalıma sokuldu son 15,5 yılda?

Orta derecede küresel rekabet edebilecek yalnızca 10 üniversitemiz varken mi oluyor bu ihraç?

Sevgi ve saygı ile. 08 Haziran 2018, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Soner YALÇIN : MESELENİN ASLI BUDUR

MESELENİN ASLI BUDUR

Soner Yalçın

Soner Yalçın
SÖZCÜ, 28 Nisan 2016 

İsmail Kahraman’ı artık iyi tanıyorsunuz; laikliğe karşı bir dinci meclis başkanı.
1940 Rize doğumluydu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiydi.
Turan Emeksiz adını çoğunuz unuttunuz. 1940 Malatya doğumluydu.
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğrencisiydi.
Tarih: 28 Nisan 1960.
20 yaşındaki İsmail Kahraman ve Turan Emeksiz karşı karşıya geldi.
Demokrat Parti’nin demokrasi ve hukuku yok eden Tahkikat Komisyonu’nun kurulmasına karşı çıkan üniversite öğrencileri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde toplandı.
Dağ Başını Duman Almış marşını söylüyorlardı.  İstiklal Marşı’nı söylüyorlardı.
Polisler üniversiteyi bastı, Turan Emeksiz’i öldürdü.
Polise destek veren öğrenciler de yok değildi. Bunların başını Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı İsmail Kahraman çekiyordu. Yapılan soruşturmalarda İsmail Kahraman’a dokunamadılar.1960’lı yıllar…
Türkiye’de devrimci gençlik rüzgarlarının estiği dönem…
Kemalist Devrimi daha ileriye götürmek isteyen gençler, devlet eliyle Milli Türk Talebe Birliği’nden atıldı.
MTTB, 1965 yılından itibaren faaliyetlerini dinci-gerici yapıda sürdürmeye başladı. Ve, devrimci gençlere karşı tertiplere başladı. Bunun öncülerinden biri İsmail Kahraman idi…

Tarih: 11 Mart 1967.
MTTB başkanlığına eylemleriyle dikkat çeken İsmail Kahraman seçildi.
Hemen… 1 Nisan 1967’de Sovyetler Birliği’nin İstanbul’da açtığı resim heykel grafik sergisindeki Lenin büstünü kaldırmak için eylem yaptırdı.
Papa 4. Paul’ün Ayasofya ziyaretini, “Ayasofya cami’dir” diye protesto ettirdi.
Ali Babacan’ın halası Hatice Babacan’ın, İlahiyat Fakültesi’ndeki derslerine türbanıyla girmek istemesine izin vermeyen okul yönetimini protesto için 68 günlük işgal ve boykot eylemi gerçekleştirdi.
Türkiye İşçi Partisi’nin düzenlediği “diriliş” mitinglerine karşı “şahlanış” mitingleri düzenledi.
Ve eline kan bulaştı… Elindeki devrimci kanı.. 

Tarih: 3 Ağustos 1968.
İstanbul Beyazıt Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuşan MTTB Başkanı İsmail Kahraman, şöyle diyordu: “Komünizme zemin hazırlayanlara yeter ve dur deme zamanı gelip geçmektedir.”
Çok geçmedi…

Tarih: 16 Şubat 1969.
Amerikan 6. Filosu’nun gelişini protesto etmek isteyen devrimci öğrenciler, “Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü” düzenledi. Yürüyüş Taksim’de, MTTB’lilerin saldırısına uğradı. İki devrimci üniversite öğrencisi; Duran Erdoğan ve Ali Turgut Aytaç bıçaklanarak öldürüldü.
Saldırıyı organize ettiği iddia edilen İsmail Kahraman’a yine kimse dokunmadı.Çünkü “birilerinin” bunlara ihtiyacı vardı.
“Tam Bağımsızlık İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü” yapan devrimci gençlik, devlet eliyle dinci-yobazlara boğduruldu.
Vedat Demircioğulları… Mehmet Büyüksevinçler… Battal Mehetoğulları…Taylan Özgürler… Nail Karaçamlar… Hangisini yazayım…
Devrimci Fikir Kulüpleri Federasyonu’na bağlı gençler öldürülürken…
Devrimci Gençlik’e bağlı üniversiteliler idam edilirken…
Devrimci aydınlar, öğretmenler zindanlara tıkılırken…
Devlet eliyle MTTB’nin önü açıldı. Devlet eliyle MTTB korundu.
O kan gölü deryasında…. Bir tek MTTB’li gözaltına alınmadı.
Bir tek MTTB’li hapis yatmadı. Bir tek MTTB’li okuldan atılmadı.
Abdullah Gül, MTTB genel yönetim kurulu üyesi oldu.
Tayyip Erdoğan, MTTB tesisler müdürü görevine getirildi.
Ve, İsmail Kahraman 1974’te Çalışma Bakanlığı’na danışman yapıldı.
12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra devleti ele geçirmeye başladılar.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra devletin temel ideolojisini sarsıp dinciliği büyüttüler.
Dernekler, sendikalar, partiler kapatılırken, devrimciler-ülkücüler zindanlara doldurulurken, idam edilirken; İsmail Kahraman’ın, -MTTB’nin yolunda giderek-
“Birlik Vakfı”nı kurmasına izin verdiler.
İsmail Kahraman… Sonra milletvekili oldu. Sonra -DYP eliyle- Kültür Bakanı oldu. Yani… Devrimci gençler biçilirken, İsmail Kahramanların yıldızı hep parlatıldı.
Sonunda meclis başkanı yapıldı. Peki niye?.. 

Erdoğan kandırıyor 

İsmail Kahraman neden TBMM Başkanı yapıldı?
İsmail Kahraman’ın “Anayasa’da laiklik olmayacak” sözü kendini mi bağlar?
Saf olmayınız. Erdoğan’ın ve kimi AKP’lilerin “laiklik yanlısı” görüşlerine kanmayınız.
Ne yazık ki kiminiz hep böyle aldatıldınız. Bakınız:

İsmail Kahraman başkanlığında; Mehmet Alacacı, Resul Tosun, Tahsin Erdinç, Yaşar Öztürk, Yusuf Ağbayram, Leyla Demir ve İsmail Emrah Karayel katılımıyla Birlik Vakfı’nda toplandılar. Tarih: 20 Aralık 2011 idi.
Dört ay süren toplantıların konusu, yeni anayasaydı.
İsmail Kahraman’ın 2012 yılında Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunduğu Anayasa taslağında “laiklik” ile ilgili ne yazıyordu:

“Hazırlamış olduğumuz taslakta laiklik gibi çok muğlâk ve tartışmalı bir kavramın anayasalarda yer almaması gerektiği kanaatinde olduğumuz için taslağımızda laiklik ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Fikir, kanaat ve düşünce hürriyetine pranga vurma aracı olarak kullanılan ‘laiklik prensibine/kavramına’ taslağımızda yer verilmemiştir.”

Bugün…

İsmail Kahraman’ın “Laiklik yeni Anayasa’da olmamalıdır” sözünü duyunca neden irkiliyorsunuz? Oysa. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken şudur:

Erdoğan, İsmail Kahraman’ın yeni anayasa hakkında ne düşündüğünü bilmiyor muydu? Biliyordu. Öyleyse… Erdoğan, 14 yıldır aktif siyasette olmayan İsmail Kahraman’ı “operasyon yapacağız” diyerek neden ısrarla milletvekili ve ardından meclis başkanı yaptı?

Mesele çok açık değil mi?
Erdoğan’ı da, İsmail Kahraman’ı da biz iyi tanıyoruz.
Yıllardır -Turan Emeksiz gibi- devrimcileri biçenlerin ve İsmail Kahramanları yüceltenlerin Türkiye’yi ne hale getirdiğinin farkındayız.
Benim sözüm kimilerine; hala seyretmeye devam edecek misiniz?..

==============================
Çoooook teşekkürler bu önemli yazı için değerli araştırmacı – yazar Soner Yalçın’a!

Sevgi ve saygı ile.
28 Nisan 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com