26 EYLÜL DİL BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

DİL BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

portresi_gulumseyen

84 YIL ÖNCE, 26 EYLÜL 1932’de İSTANBUL, DOLMABAHÇE SARAYI’NDA 1. TÜRK DİL KURULTAYI TOPLANMIŞTI.
BU NEDENLE 26 EYLÜL DİL BAYRAMI OLARAK KUTLANMAKTADIR.
SUAY KARAMAN

======================================

Dostlar,

Sevgili arkadaşımız Suay Karaman, bu gün 84. yılını kutlayacağımız Dil Bayaramımız için müzik eşliğinde renkli yansılar hazırlamış.. Yukarıda erişkesini (linkini) verdik. Eline sağlık diyerek teşekkür ediyoruz..

Bu arada 24 Eylül 2016 günü Ankara’da, bizim de üyesi olduğumuz Dil Derneği‘mizin 15. seçimli olağan genel kurulu, Anayasa Mahkemesi önceki başkanlarından Sn. Yekta Güngör Özden başkanlığında yapıldı ve kurucu üyelerden, son 6-7 dönemdir dernek başkanlığını yapan Sayın Sevgi Özel öncülüğündeki takım (ekip) seçimi az farkla (49-58) kazandı. Yeniden / yeni seçilen değerli arkadaşlarımıza içten başarılar diliyoruz..

ata_ve_inonu_kayseride

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dil Derneği’nin 84. yıl nedeniyle Ankara, İstanbul ve Eskişehir’de yapılacak kutlama etkinliklerinin izlencesini (programını) görmek ve katılmak için lütfen tıklar mısınız??

http://www.dildernegi.org.tr/TR,422/84-dil-bayramini-kutluyoruz.html

Sevgi ve saygı ile.
26 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Dil Derneği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

CUMHURBAŞKANI’NA HAKARET SUÇUNUNUN ANAYASA’YA AYKIRILIĞI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI

Logo_Ankara_Barosu

 

CUMHURBAŞKANI’NA HAKARET SUÇUNUNUN
ANAYASA’YA AYKIRILIĞI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI

Ankara Barosu tarafından düzenlenen Türk Ceza Kanunu madde 299’un (Cumhurbaşkanı’na Hakaret Suçunun) Anayasa’ya Aykırılığı ve Çözüm Önerileri Çalıştayı, 4 Aralık 2015 günü gerçekleştirildi. Çalıştayın açış konuşmasını, Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran yaptı. Canduran, şöyle konuştu:

“Son dönemde gündemimizde sıklıkla yer alan TCK madde 299, uzun zamandan beri varlık nedeni ve uygulamaları ile hem hukuk camiasında hem de kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Söz konusu suçun, Anayasa’ya, tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve iç hukukumuzda bağlayıcı etkisi bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılıklar taşıdığı, birçok uygulayıcı ve akademisyen tarafından yüksek sesle dile getirilmektedir. TCK madde 299 ile ilgili olarak her gün açılan soruşturma ve davalar, günlük yaşamın, medyanın ve hukuk gündeminin maalesef ayrılmaz bir parçası konumuna gelmiştir.

Türkiye’nin, özellikle yargı uygulamalarında ifade özgürlüğünden yana değil, kamusal erki kullanan güçten yana olması sebebiyle ciddi hak ihlalleri yaşadığı ve yakın gelecekte de yaşayacağı gözlemlenmektedir. Sorunun, daha vahim ve onarılamaz bir boyuta gelmeden evvel pozitif hukuk kanallarının da aktif kullanım yolunu açarak çözümlenmesi gerektiği açıktır.

Bu vesileyle geniş ve farklı kesimleri bir araya getiren bu çalıştayın, sorunun çözümüne farklı bir bakış açısı getireceğine ve elde edilen çözüm önerilerinin hem uygulayıcılara
hem akademik çevrelere hem de nihai çözümü gerçekleştirecek olan Anayasa Mahkemesi ve/veya TBMM’ye ışık tutacağına inancımız tamdır. Ankara Barosu olarak, bu suç tipi ile ilgili başlatılan çözüm arayışlarının takipçisi ve aktif bir süjesi olacağı vaadiyle çalıştayın başarılı olmasını ümit eder; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlarım.”

Çalıştayın TCK madde 299’un Yargı Pratiği başlıklı ilk oturumunu, Ankara Barosu ve Anayasa Mahkemesi’nin önceki başkanlarından Yekta Güngör Özden yönetti. Bu oturumda YARSAV Başkanı Murat Arslan, Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ, Cumhuriyet Gazetesi Avukatı Tora Pekin ve Ankara Barosu’na kayıtlı Av. Mustafa Gökhan Tekşen, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunun yargı pratiğini anlattı.

Akademisyen Gözüyle TCK Madde 299 konulu 2. oturumun başkanlığını ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önceki Dönem Yargıcı ve 25. Dönem İzmir Milletvekili Rıza Türmen üstlendi. Bu oturumda da Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Güngör ve Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ece Göztepe Çelebi, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu akademisyen gözüyle değerlendirdi.

Çalıştayın Basın Gözüyle TCK Madde 299 başlıklı 3. oturumunu da Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran yönetti. Bu oturuma ise Sözcü Gazetesi Yazarı Bekir Coşkun,
Birgün Gazetesi’nden Barış İnce ve Gazeteci – Yazar İlhan Taşçı konuşmacı olarak katıldı.

Av. Hakan Canduran’ın yönettiği Yasama Gözüyle TCK madde 299 başlıklı son oturumunda da CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu yasama açısından değerlendirdi.
(http://www.ankarabarosu.org.tr/Arkasayfa.aspx?S=HaberTop10Img/haber1916)

======================================

Dostlar,

12. CB Erdoğan’ın kendisine hakaret edildiği savıyla yurttaşlar hakkında açtırdığı davalar
sayıca yüzlerle ifade edilmekte..
Yeryüzünde hiçbir uygar ülkede görülmüş – duyulmuş şey değil!..

AİHM‘nin net tersine içtihatlarına, bizim Yüksek Yargımızın da arada redlerine karşın
yerel mahkemeler genellikle mahkumiyet vermekteler. Bu ceza ne yazık ki “hapis” olarak uygulanmakta. Şehit cenazelerinde yüreğine ateş düşmüş şehit yakınlarından tutunuz,
15 yaşlarında çocuklara dek Erdoğan’ın mahkum ettirdiği insanlar!..

Bay RTE bilerek bu yolu kullanmakta ve bir baskı – korku iklimiyle yapıp – ettiklerine dönük muhalefet ve eleştirileri engellemeye çalışmaktadır. Bu durum düpedüz demokrasi dışıdır, otokratiktir ve çağdaş (modern) demokrasilerde kabul edilmesi olanaklı değildir.

Erdoğan’ın izlediği politikaların doğruluğundan ve hukuka uygunluğundan kuşkusu yoksa
neden bu baskıcı – boğucu yolu seçtiği anlaşılabilir bir tutumdur ve kendini elevermektedir.
Ancak bir hukuk devletinde bu durumun sürgit devamı kabul edilemez.

Hukuk çaresizlik kurumu değildir..

Cumurbaşkanı dahil, hiç kimse de hukukun üstünde değildir.

Hukuk kurumu bu katlanılamaz soruna hızla çare üretmek zorundadır.
Erdoğan, konuşmaları ile pek çok kişi ve kurumu pervasızca aşağılamaktadır.
Kendisini eleştiren ülkemiz aydınlarına “mankurt” deme hakkını kendinde bulabilmektedir!

Davranışları, sözlerinin içeriği, beden dili, küçümseyici bakışları, mimikleri, yersiz biçimde sürekli bağırarak ve hemen her gün çok fazla konuşması yığınları rahatsız ve tedirgin etmekte, çileden çıkarmakta hatta tahrik ederek adeta “suça” (?) kışkırtmaktadır.

Bir Cumhurbaşkanının böylesine davranmaya, kendi ulusunu aşağılamaya,
halkına hakaret etmeye hem insani, hem hukuksal, hem ahlaki, hem demokratik,
hem de mensup olmakla övündüğü İslam dini değerleri bakımından.. hiçbir biçimde
olanak yoktur.

Bu saptama net bir gerçekliktir ve bu davalarda bir karine olarak sanıklar lehine
ilgili mahkemelerde mutlaka hafifletici neden olarak dikkate alınmalıdır.

Hukuk herkesi iyiniyetli olmaya çağırır ve “bir hakkın sırf gayrı ızrar eden” biçimde kullanımını korumaz.

Öyle ki; bu tür davalara bakan mahkemeler Erdoğan hakkında yurttaşını suça iten
kasıtlı ve kışkırtıcı sürgit davranışlarından dolayı suç duyurusunda bulunmalıdır.

Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu sınırsız ve keyfi bir alan değildir.

Salt vatana ihanet suçundan yargılanabilirlik, “yalnızca görevine ilişkin eylemler” ile sınırlıdır.

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı ve Türk Hukuk Kurumu Başkanı Sabih Kanadoğlu şu saptamayı yapmıştır :

“… TÜM YET­Kİ­LE­Rİ İS­Tİ­YO­R”..
CUMHURBAŞKANI, kuv­vet­ler ay­rı­lı­ğı­nı bir ke­na­ra bı­ra­kıp bü­tün yet­ki­le­ri ken­di­sin­de
top­la­mak is­ti­yor. Baş­kan olun­ca ‘her şe­yi is­te­di­ğim gi­bi ya­pa­rı­m’ dü­şün­ce­sin­de…
cum­hur­baş­ka­nı bir si­ya­si par­ti için oy is­ti­yor. Ta­raf­sız­lı­ğı­nı bı­rak­mış, ye­mi­ni­ni unut­muş bir cum­hur­baş­ka­nıy­la kar­şı kar­şı­ya­yız. TÜRKİYE, te­rör ör­gü­tüy­le pa­zar­lık ya­pan bir ül­ke du­ru­mu­na ge­ti­ril­di. Baş­ba­kan­lı­ğı dö­ne­min­de de, Er­do­ğa­n’­ın Yü­ce Di­va­n’­da yar­gı­lan­ma­sı ge­re­ken suç­lar iş­le­di­ği bi­li­ni­yor.

.. ‘Baş­kan­lık sis­te­mi­’ adı al­tın­da ül­ke­mi­zi din­ci bir dik­ta­ya doğ­ru sü­rük­lü­yor­la­r.’..

Tayyip Er­do­ğa­n’­ı ta­raf­sız ha­le ge­tir­me­nin yo­lu, 276 oyu bul­du­ğu­nuz­da, cum­hur­baş­ka­nı se­çil­me­den ön­ce­ki suç­la­ma­lar ne­de­niy­le Yü­ce Di­va­n’­da yar­gı­lan­ma­sı­nı sağ­la­mak­tır. Baş­ba­kan­lık dö­ne­min­de­ki suç­la­ma­lar ne­de­niy­le Yü­ce Di­va­n’­da yar­gı­lan­ma­sı­na
276 oyu bul­du­ğu­nuz za­man en­gel bir du­rum yok..”
(AA, 05 Şubat 2015)
(Yazının tamamı için : 276’yi_bulan_Erdogan’i_Yuce_Divan’a_gönderir)

Hem tarafsızlığın dışına çıkmak, kendisine oy vermeyen kesimleri en hafif deyimiyle ötekileştirmek hem de Cumhurbaşkanlığı özel korunmasından yararlanmak istemek
çifte standarttır ve hakkaniyet dışı, yüksek adalet duygusunu zedeleyicidir.

Hukuk kurumu (TCK md. 299 vd.) biçimsel kurallarıyla belki bir süre daha Erdoğan’a
hizmet edebilir; ancak kamuoyu vicdanında yükselen isyan, meşru çözümlerini de üretecektir, üretmelidir.

Hukuk devletinin vazgeçilmez gereklerinden biri hukuk güvencesidir,
hukukun öngörülebilirliğidir.
Sert hatta çok sert de olsa olağan eleştiri hakkını kullanan yurttaşlar,
doğal olarak bu 2 temel evrensel hukuk kurumuna dayanmaktadırlar.

Erdoğan’ın, Anayasa md. 2’de tanımlanan ve değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek Cumhuriyet niteliklerinden olan Demokratik – Laik – Sosyal – Hukuk devletini tahrip etme, başkalaştırma hakkı asla olamaz! Bu açıkça Anayasal “darbe” suçudur.

Siyasal partiler başta olmak üzere yüksek yargı (Yargıtay) ve giderek Anayasa Mahkemesi’nin bu yıkıcı gidişe “dur” demelerinin zamanı gelmiştir.
Erdoğan’a bu gerçekler mutlaka anlatılmalıdır.
AİHM, kararlarında daha net ve kesin caydırıcı ifadeler, gerekçeler göstermelidir..

Üniversiteler, Hukukçular, felsefeciler, yönetimbilimciler, basın.. sorunu rahatlıkla tartışmalıdır.
(Bkz. “CHP’li başkana ‘Erdoğan’ hapsi!”,
http://ahmetsaltik.net/2015/11/17/chpli-baskana-erdogan-hapsi/)

AKP’nin akilleri Erdoğan’ı itidal ve teenniye ikna etmeli ve mutlaka frenlemelidir.
Türkiye’nin iç ve dış sorunları haddinden ziyadedir ve bunlara odaklanılmalıdır.
Mahkemeler ve kamuoyu bu yersiz davalarla işgal, taciz ve terörize edilMEmelidir.

Ankara Barosu’na bu sorumlu tutumu nedeniyle teşekkür ediyoruz. Toplantı tutanaklarının, bildiri metinlerinin hızla yayımlanarak kamuoyu ile paylaşılmasını diliyor ve bekliyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
11 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Hukuksal geçerlik


Hukuksal geçerlik

portresi
Yekta Güngör Özden
yektagozden@sozcum.com, 15.3.14

 

Arap­ça kö­ken­li ‘meş­ru­’ söz­cü­ğü; hu­kuk­sal ve ya­sal yön­den uy­gun­lu­ğu, ye­rin­de­li­ği, doğ­ru­lu­ğu, ge­çer­li­ği an­la­tır. Özel­lik­le ya­sal iş­lem­le­rin hak­lı­lı­ğı, düz­gün­lü­ğü bağ­la­mın­da sık sık kul­la­nı­lır. Bir ka­ta (ma­ka­ma, gö­re­ve) gel­me­nin yü­rür­lük­te­ki ku­ral­lar bağ­la­mın­da hak­lı­lı­ğı, ge­çer­li­ği bu söz­cük­le ni­te­len­di­ri­lir. Öl­çü­sü, tu­tum ve dav­ra­nış­lar­la yet­ki ve so­rum­lu­lu­ğun ge­rek­ti­ği gi­bi ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si­dir. Ku­ral­la­ra ay­kı­rı­lık­la ay­kı­rı­lık­lar­da di­ren­me, bil­di­ği­ni oku­ma, ge­li­şi­gü­zel dav­ran­ma, ya­sal ge­rek­le­re ve zo­run­lu­luk­la­ra uy­ma­ma bi­çi­min­de­ki ça­lış­ma­lar, ko­num­lar, tu­tum­lar meş­ru ol­ma du­ru­muy­la bağ­daş­ma­yan ki­mi olum­suz­luk­lar­dır. Oyun sa­yı­la­cak fez­le­ke tra­fi­ği de böy­le.

Gü­nü­müz ik­ti­da­rı, ge­çer­li­ği­ni tar­tı­şı­lır kı­lan du­rum­lar için­de­dir.

İk­ti­da­rın ba­şın­da­ki gü­nü­müz Baş­ba­ka­n’­ı söy­lem ve ey­lem­le­riy­le de­ği­şik ay­kı­rı­lık­la­rı­nı sür­dür­mek­te,
hu­kuk ta­nı­maz,
ya­sa­ya uy­maz bir kö­tü gi­di­şin çiz­gi­le­riy­le
ik­ti­dar­da kal­ma­sı­nı ge­rek­siz, hat­ta sa­kın­ca­lı kı­lan du­ru­ma düş­mek­te­dir.

Mu­ha­le­fet li­der­le­ri de ko­nuş­ma­la­rın­da bu aç­ma­za de­ğin­mek­te, eleş­ti­ri ve kı­na­ma­la­rı­nı Baş­ba­kan üze­rin­den sür­dür­mek­te­dir.

İk­ti­dar­cı­lar, ‘gü­nah iş­le­me öz­gür­lü­ğü­’ saç­ma­lı­ğı­na düş­tü.

Oran­tı­sız güç kul­lan­ma dur­mak din­mek bil­mi­yor.

Ber­kin EL­VA­N’­ın yi­ti­mi­ne ne­den olan­lar, “Em­ri ben ver­di­m” di­yen­ler, ka­nun­suz em­re uyan­lar bir gün he­sap ve­re­cek­ler, ya­pıp yap­tır­dık­la­rı ayak­la­rı­na do­la­şa­cak­tır.

Tar­tış­mak ve de­ğer­len­dir­mek ge­re­kir:

Baş­ba­ka­nın tu­tum ve dav­ra­nış­la­rı, söy­lem ve ey­lem­le­ri, Ana­ya­sa­’nın 81’in­ci mad­de­si ge­re­ğin­ce iç­ti­ği and­la bağ­da­şı­yor mu?

Ata­türk Or­man Çift­li­ği­’n­de­ki ya­pı­lan­ma için mah­ke­me­nin ver­di­ği yü­rüt­me­nin
dur­du­rul­ma­sı ka­ra­rı­na kar­şın

– “Gü­cü­nüz ye­ti­yor­sa ge­lin dur­du­ru­n”

sö­zü­nün, ön­ce­ki Ada­let Ba­ka­nı­’y­la yap­tı­ğı yar­gı­yı et­ki­le­me ve yön­len­dir­me söz­le­ri­nin an­la­mı, ama­cı ne­dir?

Ön­ce­ki Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı İl­ker BAŞ­BU­Ğ’­un sa­lı­ve­ril­me­sin­de yap­tı­ğı açık­la­ma­lar ile “Er­ge­ne­kon dâva­sı­nın sav­cı­sı­yı­m” sö­zü­nün uyum­suz­lu­ğu ne­yi,
ne­le­ri gös­ter­mek­te­dir?

17 Ara­lık yol­suz­luk ve rüş­vet olay­la­rın­dan son­ra oğ­lu Bi­la­l’­in yar­gı­ya tes­lim
edil­me­me­siy­le ön­ce­sin­de oğ­luy­la yap­tı­ğı ko­nuş­ma­la­rı bir dev­let gö­rev­li­si­ne
ya­kış­tır­mak ola­na­ğı var mı?

Ye­rel se­çim ko­nuş­ma­la­rın­da 17 Ara­lık ola­yı­nı ‘Yar­gı dar­be­si­’ ola­rak ni­te­le­mek­ten baş­ka olu­şum­lar­da ve ör­güt­len­me­ler­de ken­di pay­la­rı yok­muş gi­bi ‘al­dan­mış­lık ve piş­man­lı­k’ açık­la­ya­rak tüm ay­kı­rı­lık­la­rı ce­ma­ate yük­le­me­si doğ­ru ve inan­dı­rı­cı mı?

Bu bağ­lam­da “Gök ne ver­di de yer ka­bul et­me­di? – Ne is­te­di­ler de ya­pıl­ma­dı?” di­ye­rek ce­ma­at­le iliş­ki­le­ri­ni açık­la­yan da gü­nü­müz Baş­ba­ka­n’­ı de­ğil mi?

Son ko­nuş­ma­la­rın­da yar­gıç­la­rın tü­mü­nü ce­ma­at­çi sa­yıp ‘in­ti­kam ti­mi­’ ola­rak
ni­te­len­dir­me, şüp­he­li­le­ri tü­müy­le ak­la­ma ça­ba­sı, hu­kuk dev­le­ti yö­ne­ti­ci­li­ğiy­le
bağ­da­şı­yor mu?

Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­’nin yük­se­köğ­re­tim ku­rum­la­rın­da sık­ma­ba­şı ya­sak­la­yan ka­ra­rı yü­rür­lük­tey­ken se­çim afiş­le­ri­ne bir be­ce­riy­miş (ma­ri­fet) gi­bi hu­kuk ta­nı­maz­lık­la ka­ra­rı çiğ­ne­me­yi ba­şa­rı gös­ter­me­si uy­gun mu? Kız­la­rı­mı­zı sık­ma­ba­şa sok­ma­ya,
ka­dın­la­rı­mı­zı öte­le­yip ço­cuk bak­mak için eve ka­pat­ma­ya, ça­lış­ma ya­şa­mın­dan dış­la­ma­ya ça­lı­şan­la­rın, “Güç­lü Tür­ki­ye için güç­lü ka­dın­la­r” sö­zü­ne kim ina­nır?

  • Mah­ke­me ka­ra­rı­nı uy­gu­la­tıp ye­ri­ne ge­tir­mek gö­re­vi­ni sav­sak­la­mak
    baş­lı­ca
    ik­ti­dar­dan uzak­laş­tır­ma ne­de­ni­dir.

Tutum ve durum

Ulu­sal ve ya­şam­sal il­ke­ler­de­ki ödün­le­ri, Os­lo gö­rüş­me­le­ri ve son­ra­ki
İm­ra­lı gi­diş-ge­liş­le­rin­de­ki tu­tum­la­rı,

– te­rör ör­gü­tü­ne kar­şı hoş­gö­rüy­le ik­ti­dar,
– tem­sil­ci ola­rak bu­lun­du­ğu kol­tu­ğun say­gın­lı­ğı­na uy­gun dav­ran­ma­mak­ta,
– ulu­sal da­ya­nış­ma­yı, top­lum­sal ba­rı­şı önem­se­me­mek­te,
– inanç sö­mü­rü­sü ve baş­ka yol­lar­la hal­kı ku­tup­la­ra ayı­rıp kar­şıt­lık­la­rı bir tür düş­man­lı­ğa
dö­nüş­tür­mek­te­dir.

Yar­gı­da, eği­tim­de, em­ni­yet­te ve öbür dev­let ku­ru­luş­la­rın­da­ki de­ğiş­tir­me, uzak­laş­tır­ma, ata­ma­lar­la ken­di yan­daş­la­rı­na yer aç­mak­ta, üni­ver­si­te bi­tir­miş yüz­bin­ler­ce gen­ci
iş­siz bı­rak­mak­ta, avu­kat­lık­tan yar­gıç­lık ve sav­cı­lı­ğa ge­çiş­te yan tut­tu­ğu eleş­ti­ri­le­riy­le
ay­kı­rı­lık­ta ün yap­mak­ta­dır.

Baş­ba­ka­n’­ın el at­ma­dı­ğı alan kal­ma­dı.

Ka­nı­mız­ca, pa­ra­sal iliş­ki­ler, hu­kuk­sal bo­zuk­luk­lar, gö­rev­sel amaç­lı iş­lem­ler, ay­rı­ca­lık­lı tu­tum­lar, oran­tı­sız güç kul­lan­ma dav­ra­nış­la­rı, ya­sal ters­lik­ler ne­de­niy­le

  • gü­nü­müz ik­ti­da­rı Ana­ya­sa­’ya ay­kı­rı­lık­lar için­de­dir.

Ge­çer­li­ği yi­tir­mek yal­nız zor ve şid­det kul­la­na­rak ol­maz. Ce­za yap­tı­rı­mın­dan ön­ce
si­ya­sal ah­lâk yö­nün­den yap­tı­rım­la­rın an­lam ta­şı­dı­ğı­nı unut­ma­mak ge­re­kir.

Gü­nü­müz Baş­ba­ka­n’­ının, İl­ker BAŞ­BU­Ğ’­un ce­za­evin­den çık­ma­sı ne­de­niy­le, ön­ce­den hu­kuk­suz tu­tuk­la­ma ve yar­gı­la­ma­ya des­tek ver­di­ği­ni unut­tur­mak ve top­lum­sal tep­ki­le­ri azal­tıp ön­le­mek için kut­la­ma ko­nuş­ma­sı ya­pıp öz­gür­lük­ten söz et­me­si,
ya­sak­çı an­la­yı­şı­nın iki­lem­le­ri ço­cuk­la­rı bi­le kan­dır­mı­yor.

  • Yar­gı ba­ğım­sız­lı­ğı­nı gö­zar­dı et­mek Ana­ya­sa­’ya kar­şı çık­mak­tır,
    ba­ğış­la­na­maz.
  • Yal­nız Ana­ya­sa­’ya de­ğil, ya­sa­la­ra ay­kı­rı­lık da düş­me ve dü­şü­rül­me
    ne­de­ni­dir.

Panel : İSMET İNÖNÜ ve BİLİM


Dostlar,

Aramızdan ayrılışının 40. yılında, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Adamı
saygın insan,

2. Cumhurbaşkanımız İsmet İNÖNÜ’yü anma

bağlamında anlamlı bir panel..

Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Üniversiteliler Derneğinden..
AFİS

Sevgi ve saygı ile.
25.12.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

AHMET TANER KIŞLALI’YI ANDIK.. ve Cinayetlerin Matematiği


Dostlar,

Geçen yıl, 25 Ekim 2012 günü rahmetli dava insanı yurtvever Atatürkçü aydın
Sayın Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı‘nın alçakça öldürülmesinin 13. yılı nedeniyle aşağıdaki yazıyı yazmıştık.

Aradan 1 koca yıl daha geçti ve içimizi acıtan 21 Ekim günü bir daha geldi çattı..

Bakalım AKP iktidarı bu elim olayı anımsayacak mı, ülkemizin bir eski Kültür Bakanının katledilme günü ile ilgili “zarif” bir davranışı olacak mı??

Kitaplığımdan “KEMALİZM LAİKLİK VE DEMOKASİ” çok değerli kitabını
çekip aldık.. Karıştırıyoruz.. (İMGE yay. 3. bs. 1994)

KEMALIZM_LAIKLIK_VE_DEMOKRASI_KİTABI_KAPAGIKapağı kaldırınca “epey” bir kesi (kupür) bizi karşılıyor..
Arka kapakta ise ironik bir yazı var :

“Evet, Atatürk suçludur!”

Bunlardan biri 20 Kasım 1998 tarihli ve
“TÜRKLER VE KÜRTLER” başlıklı..

Tarihsel değeri olan ve günümüze hala ışık tutan
bu değerli yazıyı sitemize koyacağız.

O, Ahmet Taner Kışlalı, böylesine derinlikli, ufuklu ve ışıklı bir Cumhuriyet aydınıydı:

Cumhuriyetin aydınlığından korkan yarasalar, aracının kaputunun üstüne koydukları
bir bomba ile O’nu alçakça aramızdan aldılar..

Adına AKİT denen bir ceride (?) cinayet öncesinde açık hedef göstermişti
Ahmet Taner hocayı..

O sırada ADD Genel Başkan Yardımcısı olan (Gn. Bşk., Anayasa Mahkemesi Başkanlığından yeni emekli olan Yekta Güngör Özden idi) Kışlalı’nın katlinden
birkaç gün sonra, aynı ceride bizi de ana başlığının (manşetinin) üstünde (sür manşet) fotoğrafımız ile “Profesör mü provokatör mü?” diye hedef gösterince, Devlet bizi
yakın polis korumasına almış ve 1 yıl böylesine bir “zor” dönemimiz olmuştu..
ADD Edirne Şubesi Başkanı idik o yıllarda )1996-2000, 2 dönem ardışık).

Saygın anısı ve paha biçilmez ürünleri (kitapları, konferansları, Cumhuriyet‘teki
Haftaya Bakış” yazıları..) Atatürk Cumhuriyetine katkıları nedeniyle
şükran ve minnetle anıyoruz aziz hatırasını Sayın Ahmet Taner Kışlalı‘nın..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 21.10.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

Dostlar,

Ahmet Taner Kışlalı hocamızın anmasına Prof. Ali Ercan hocamız ile birlikte gittik.
İncelikleriyle bizi de otomobilllerine aldılar giderken de dönerken de..
Dönüşte Sn. Uluç Gürkan da bizimleydi. Söyleşimiz yol boyunca Kızılay’a dek sürdü..

Sn. Ercan yine temel düzeyde matematik kullanarak can alıcı derecede önemli bir soruna yanıt veriyor..

Topluma en azından temel düzeyde, uygulamalı matematik öğretmek boynumuzun borcu..

Ne var  ki, devr-i AKP‘de zorunlu din dersleri, Peygamberin yaşamı, Arapça vb.;
pozitif bilimlerden daha çok saat alabiliyor yetişeklerde (müfredatta). Bu uygulama Türkiye’yi nereye götürür RT Erdoğan ve arkadaşları öngöremiyorlar mı?

“Öngöremiyorlar” ise orada nasıl otururlar?

“Öngörebiliyorlar” ise 4+4+4 neyin aracı?
Halka bunu anlatmak gerek.. Sabırla..

Ahmet Taner Kışlalı hocamız da bunu yapıyordu..
Bu yüzden aramızdan kalleşçe koparıldı.
Hem topluma ve aydınlara gözdağı, hem de toplumu öndersiz-aydınsız bırakma..
Ne denli utanç verici!

Biri

  • Kışlalı Ne Yazmıştı ? ABD ATATÜRK’E NİÇİN KARŞI?

(http://ahmetsaltik.net/kislali-ne-yazmisti-abd-ataturke-nicin-karsi/)

olmak üzere 3 yazı da biz koyduk web sitemize 21.10.12’de..
Okunması ve okutulması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile.
25.10.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================================

AHMET TANER KIŞLALI’YI  ANDIK..

Ahmet Taner Kışlalı 1939-1999
Değerli arkadaşlar,13 yıl önce kahpece düzenlenmiş bir bombalı saldırıyla aramızdan alınan Siyaset Bilimci Prof. Ahmet Taner Kışlalı‘yı anmak üzere, dün akşam (21 Ekim 2012) ADD Batıkent Şubesi’nin Ahmet Taner Kışlalı Kültür Merkezi’ndeki sıcak ortamında toplandık. Konuşmacımız eski TBMM Başkan vekillerinden Siyaset Bilimci Uluç Gürkan Beyefendi, A.T. Kışlalı’yı ve O’nun kişiliğinde Laik Cumhuriyete özverili yaşamlarıyla can veren aydınların katledilişlerinin nedenlerini anlattı..Bu “faili güya meçhul” cinayetlerin rstlantısal ve bireysel olup olmadığı sorusunu irdeledik. 1999-2009 arasında “gerçek” failleri meçhul bırakılmış, dosyaları vicdanları rahatlatacak biçimde kapatılmamış en az 6 dosya var. Ben aşağıdaki açıklmada da göreceğiniz gibi, bu cinayetlerin olasılık hesabına eğilmek istedim..
Uluç Gürkan, (1945 – …..)

CİNAYETLERİN MATEMATİĞİ

Polis resmi raporlarına göre “Son 40 yılda Türkiye’de işlenen tüm cinayetlerin % 70’i aydınlatılmıştır.”

Buna göre, tetikçileri değil, gerçek failleri meçhul kalan 6 cinayet olgusunun (U. Mumcu, M. Aksoy, T. Dursun, N. Hablemitoğlu, A.T. Kışlalı, B. Üçok) birbirinden bağımsız, tekil (münferit) olaylar olduklarını varsayarsak; hiçbirinin aydınlatılamaması olasılığı 0,3^6 = 0,0007 olur. (onbinde yedi!) Başka bir anlatımla bu cinayetlerden en az birinin aydınlatılması olasılığı 0,9993 olurdu.. nerdeyse %100 !

Bu denli yüksek olasılığa karşın 1 tanesinin bile bu zamana dek tam aydınlatılamamış olması, varsayımımızın yanlış olduğunu gösterir.

Yani bu cinayetlerin birbirinden bağımsız olaylar olmadıklarının,
belli bir odaktan yönlendirildiğinin matematik kanıtıdır.. æ

not. aşağıdaki linkten A.T.Kışlalı’nın kısa özgeçmişini izleyebilirsiniz.
www.kislali.org

2 attachments — Download all attachments

Kemalizm ..[1].ppt Kemalizm ..[1].ppt
1311K   View   Download
Kemailst ideoloji.æ.docx Kemailst ideoloji.æ.docx
25K   View   Download