AHMET TANER KIŞLALI’YI ANDIK.. ve Cinayetlerin Matematiği


Dostlar,

Geçen yıl, 25 Ekim 2012 günü rahmetli dava insanı yurtvever Atatürkçü aydın
Sayın Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı‘nın alçakça öldürülmesinin 13. yılı nedeniyle aşağıdaki yazıyı yazmıştık.

Aradan 1 koca yıl daha geçti ve içimizi acıtan 21 Ekim günü bir daha geldi çattı..

Bakalım AKP iktidarı bu elim olayı anımsayacak mı, ülkemizin bir eski Kültür Bakanının katledilme günü ile ilgili “zarif” bir davranışı olacak mı??

Kitaplığımdan “KEMALİZM LAİKLİK VE DEMOKASİ” çok değerli kitabını
çekip aldık.. Karıştırıyoruz.. (İMGE yay. 3. bs. 1994)

KEMALIZM_LAIKLIK_VE_DEMOKRASI_KİTABI_KAPAGIKapağı kaldırınca “epey” bir kesi (kupür) bizi karşılıyor..
Arka kapakta ise ironik bir yazı var :

“Evet, Atatürk suçludur!”

Bunlardan biri 20 Kasım 1998 tarihli ve
“TÜRKLER VE KÜRTLER” başlıklı..

Tarihsel değeri olan ve günümüze hala ışık tutan
bu değerli yazıyı sitemize koyacağız.

O, Ahmet Taner Kışlalı, böylesine derinlikli, ufuklu ve ışıklı bir Cumhuriyet aydınıydı:

Cumhuriyetin aydınlığından korkan yarasalar, aracının kaputunun üstüne koydukları
bir bomba ile O’nu alçakça aramızdan aldılar..

Adına AKİT denen bir ceride (?) cinayet öncesinde açık hedef göstermişti
Ahmet Taner hocayı..

O sırada ADD Genel Başkan Yardımcısı olan (Gn. Bşk., Anayasa Mahkemesi Başkanlığından yeni emekli olan Yekta Güngör Özden idi) Kışlalı’nın katlinden
birkaç gün sonra, aynı ceride bizi de ana başlığının (manşetinin) üstünde (sür manşet) fotoğrafımız ile “Profesör mü provokatör mü?” diye hedef gösterince, Devlet bizi
yakın polis korumasına almış ve 1 yıl böylesine bir “zor” dönemimiz olmuştu..
ADD Edirne Şubesi Başkanı idik o yıllarda )1996-2000, 2 dönem ardışık).

Saygın anısı ve paha biçilmez ürünleri (kitapları, konferansları, Cumhuriyet‘teki
Haftaya Bakış” yazıları..) Atatürk Cumhuriyetine katkıları nedeniyle
şükran ve minnetle anıyoruz aziz hatırasını Sayın Ahmet Taner Kışlalı‘nın..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 21.10.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

Dostlar,

Ahmet Taner Kışlalı hocamızın anmasına Prof. Ali Ercan hocamız ile birlikte gittik.
İncelikleriyle bizi de otomobilllerine aldılar giderken de dönerken de..
Dönüşte Sn. Uluç Gürkan da bizimleydi. Söyleşimiz yol boyunca Kızılay’a dek sürdü..

Sn. Ercan yine temel düzeyde matematik kullanarak can alıcı derecede önemli bir soruna yanıt veriyor..

Topluma en azından temel düzeyde, uygulamalı matematik öğretmek boynumuzun borcu..

Ne var  ki, devr-i AKP‘de zorunlu din dersleri, Peygamberin yaşamı, Arapça vb.;
pozitif bilimlerden daha çok saat alabiliyor yetişeklerde (müfredatta). Bu uygulama Türkiye’yi nereye götürür RT Erdoğan ve arkadaşları öngöremiyorlar mı?

“Öngöremiyorlar” ise orada nasıl otururlar?

“Öngörebiliyorlar” ise 4+4+4 neyin aracı?
Halka bunu anlatmak gerek.. Sabırla..

Ahmet Taner Kışlalı hocamız da bunu yapıyordu..
Bu yüzden aramızdan kalleşçe koparıldı.
Hem topluma ve aydınlara gözdağı, hem de toplumu öndersiz-aydınsız bırakma..
Ne denli utanç verici!

Biri

  • Kışlalı Ne Yazmıştı ? ABD ATATÜRK’E NİÇİN KARŞI?

(http://ahmetsaltik.net/kislali-ne-yazmisti-abd-ataturke-nicin-karsi/)

olmak üzere 3 yazı da biz koyduk web sitemize 21.10.12’de..
Okunması ve okutulması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile.
25.10.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================================

AHMET TANER KIŞLALI’YI  ANDIK..

Ahmet Taner Kışlalı 1939-1999
Değerli arkadaşlar,13 yıl önce kahpece düzenlenmiş bir bombalı saldırıyla aramızdan alınan Siyaset Bilimci Prof. Ahmet Taner Kışlalı‘yı anmak üzere, dün akşam (21 Ekim 2012) ADD Batıkent Şubesi’nin Ahmet Taner Kışlalı Kültür Merkezi’ndeki sıcak ortamında toplandık. Konuşmacımız eski TBMM Başkan vekillerinden Siyaset Bilimci Uluç Gürkan Beyefendi, A.T. Kışlalı’yı ve O’nun kişiliğinde Laik Cumhuriyete özverili yaşamlarıyla can veren aydınların katledilişlerinin nedenlerini anlattı..Bu “faili güya meçhul” cinayetlerin rstlantısal ve bireysel olup olmadığı sorusunu irdeledik. 1999-2009 arasında “gerçek” failleri meçhul bırakılmış, dosyaları vicdanları rahatlatacak biçimde kapatılmamış en az 6 dosya var. Ben aşağıdaki açıklmada da göreceğiniz gibi, bu cinayetlerin olasılık hesabına eğilmek istedim..
Uluç Gürkan, (1945 – …..)

CİNAYETLERİN MATEMATİĞİ

Polis resmi raporlarına göre “Son 40 yılda Türkiye’de işlenen tüm cinayetlerin % 70’i aydınlatılmıştır.”

Buna göre, tetikçileri değil, gerçek failleri meçhul kalan 6 cinayet olgusunun (U. Mumcu, M. Aksoy, T. Dursun, N. Hablemitoğlu, A.T. Kışlalı, B. Üçok) birbirinden bağımsız, tekil (münferit) olaylar olduklarını varsayarsak; hiçbirinin aydınlatılamaması olasılığı 0,3^6 = 0,0007 olur. (onbinde yedi!) Başka bir anlatımla bu cinayetlerden en az birinin aydınlatılması olasılığı 0,9993 olurdu.. nerdeyse %100 !

Bu denli yüksek olasılığa karşın 1 tanesinin bile bu zamana dek tam aydınlatılamamış olması, varsayımımızın yanlış olduğunu gösterir.

Yani bu cinayetlerin birbirinden bağımsız olaylar olmadıklarının,
belli bir odaktan yönlendirildiğinin matematik kanıtıdır.. æ

not. aşağıdaki linkten A.T.Kışlalı’nın kısa özgeçmişini izleyebilirsiniz.
www.kislali.org

2 attachments — Download all attachments

Kemalizm ..[1].ppt Kemalizm ..[1].ppt
1311K   View   Download
Kemailst ideoloji.æ.docx Kemailst ideoloji.æ.docx
25K   View   Download

Atatürk Cumhuriyeti ve İzdüşümü

Atatürk Cumhuriyeti ve İzdüşümü
(Cumhuriyet gazetesinin başyazısı, 29.10.23) 

Büyük Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bugün 89’uncu yılını kutluyor.

Ancak Cumhuriyetin, Kemalizm ilkelerine dayalı bir yaşam biçimi oluşundan rahatsızlık duyanların çarpıtmaları, artık onu geriye götürmeye niyetlenenlerin katkısıyla yaşama geçirilmek istenmektedir.

Tek ulusal bayram olan Cumhuriyet Bayramı ve ulusça kutlanması gereken önemli yıldönümlerinin “halktan kopuk kutlandığı” iddiası ile değiştirilmeye kalkışılması ve sonunda da halkın kutlama coşkusuna yasak getirilmesi geriye gitme niyetinin somut bir göstergesi olmuştur.

89’uncu yılında Cumhuriyetin durumu şudur    :

Cumhuriyetin “Atatürk Cumhuriyeti” olarak anılmasından doğan rahatsızlık her geçen gün biraz daha ortaya çıkmaktadır. Anayasadaki “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” nitelemesi bir süreden beri yalnızca kâğıt üzerinde kalmış ve neredeyse uygulamadan kaldırılmıştır.

Siyasetin yönetimce uygulanmasını tek kişinin tercihlerine bırakan bir demokrasi anlayışı hâkimdir. Laiklik ilkesi dinsel kuralların öne çıkarılması ve yaygınlaştırılması girişimleriyle örselenmiştir.

Sosyal yapı, tüm yurttaşların gönenç ve erinç içinde yaşamalarını sağlamak yerine belirli grupların sorunlarına çözüm üretilmesi için yeniden düzenlenmektedir.

Hukuk ise uluslararası ilkeler yerine siyasal iktidarın tercihlerine göre yapılandırılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları bu durumu açıkça belgelemektedir.

Şikâyet edilen özel mahkemelerin görevde bırakılmasıyla daha da garipleşen yargı sistemi, salt vicdani kanaate dayalı bir ceza yargısı oluşturmuş, düşman yargı sistemi olarak nitelendirilen bu sistem, tutuklulukları ceza infazına dönüştüren ve her yurttaşı “terörist” konumuna indirgemeyi olanaklı kılan bir duruma gelmiştir. Çok sayıda gazeteci, asker, bilim insanı ve öğrenci iki bayramı da hapiste kutlamıştır.

Uygulanan dış politikanın ülke çıkarına olmayışı ile eğitim sisteminin düşürüldüğü düzey de Cumhuriyete yeni bir içerik kazandırmayı amaçlayan girişimlerin başkaca somut örnekleridir.

Cumhuriyetin ilanına ilişkin teklifin görüşüldüğü komisyonun sözcülüğünü yapan Yunus Nadi, Atatürk’ün önerisi ve adını koymasıyla gazeteniz Cumhuriyet’i yayın hayatına sokmuştu.

Amacını da Cumhuriyet’in ilk sayısına (27 Mayıs 1924) yazdığı başyazıda açıklamıştı:

“Cumhuriyet, yalnız Cumhuriyetin bilimsel ve yaygın anlatımıyla demokrasinin savunucusudur. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını yıkmaya çalışan her kuvvete karşı mücadele edecektir. Cumhuriyet, Atatürk devrim ve ilkelerinin açtığı ‘aydınlanma’ yolunda, aklın bağnazlıktan, bilimin dinden bağımsızlaşması, laiklik ilkesinin toplumca benimsenmesi için çaba gösterecektir.”

Cumhuriyet bugün de aynı yolda yürüyor.

  • Atatürk Cumhuriyeti bir darboğazdan geçiyor.
  • Ama Atatürkçülerin karamsar ve umutsuz olma hakları yoktur.

Yaşasın Cumhuriyet!

Cumhuriyet