DOLAR 3 TL’ye KOŞUYOR.. Ya AKP – RTE ve SÜRÜKLEDİKLERİ TÜRKİYE ??


DOLAR 3 TL’ye KOŞUYOR..
Ya AKP – RTE ve SÜRÜKLEDİKLERİ TÜRKİYE ??


Dr. Ahmet SALTIK

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com
Yılların birikimli – öngörülü saygın iktisat yazarı Prof. Güngör Uras, “3 TL’lik dolar fiyatı normal mi?” başlıklı bir yazı kaleme aldı (Milliyet, 17.8.2015)

12. CB hazretleri Bay RTE de çok sayıdaki başdanışmanlarından biri üzerinden buyurmuşlar ki; Dolar’ın 3 TL olması dünyanın sonu değil hatta Türkiye için “rekabetçi” bile olabilir!..

Güngör hoca, bu Kaçak Saray sakininin yorumundaki önemli eksiklere işaret etmekte.
Doların 3 TLye tırmanması kıyamet işareti olmayıp “rekabetçi” avantaj ağlayacakmış!?

Peh peh peh…

Yaşamın gerçeğinden uzak, finans-kapitalin şatolarında afsunlayıcı teknik analizler!

İşte Türkiye’deki yangına bakış böyle Bay RTE’nin.. Fiyaskoya teknik kılıf uydurma çabası.

AKP Kasım 2002’de iktidar olduğunda 1 Dolar = 1,58 TL idi.
Demek ki 13 yıllık tek başına iktidar, Dolar fiyatını katlamak anlamına gelecek.
Her 13 yılda bir Dolar katlanarak gitmeli Türkiye’de..
Hatta 13 yıl çook uzun.. Son yılda olduğu gibi, Temuuz 2014 – Temmuz 2015 arasında 2.13 TL’den 2.79 TL’ye (18 Ağustos’ta, 01:37’de 2,9172 TL) fırlayarak 1 yılda 66 kuruş, 0.66 / 2,13 = %31 oranında değer kazanmalı Devr-i AKPde!

Bankalar % 10’un altında TL faizi verirken, FED Dolar’a yıllık % 0.5 (yarım!) puan faiz öderken, Dolar sahipleri Türkiye’de “yatırım” (!?) yaparak 1 yılda % 31 gibi muazzam – hayal ötesi bir gelir sağlasınlar… Bunun adı serbest piyasa ve AKP’nin ekonomide istikrar sağlaması olsun!?..

Bu dehşetli küresel soygun, 80 milyonluk halk üzerinde ancak bunca ustalıkla = kalleşlikle sürdürülebilir!

Böylesine muazzam rant aktarımı sağlayan
bir siyasal kadro, iktidarda tutulmaz da ne yapılır??

Neden kişi başına yıllık gelir 10 bin Doları aşamıyor son birkaç yıldır?
Dolar 3 TL olunca asgari ücret net 1000 Tl/ 3 = 333 $ olacak, bunun anlamı ne?

1 Dolar = 3+ TL yüksek Dolar – ucuz TL kuru nasıl “rekabetçi” olacakmış?
Dışsatımımız (ihracatımız) %70-80 aralığında dışalıma (ithalata) bağlı.
Dışalım girdileriniz pahalılaşınca dışsatım ürünlerinize bu maliyet artışını yansıtacaksınız.
Nitekim dışalım düşüyor, sevinebilirsiniz dış ticaret açığı ve cari açık azalabilir diye;
ancak dışsatm artmayıp o da azalıyor ve de cari açığınız gerilemiyor, yerinde sayıyor!

Bu ne acayip bulmacadır?  İşte Cari açık ülkeyi böyle tutsak alır!..
Borçlandırılarak iflas eden – ettirilen Osmanlı’ya (1877) dayatılan Düyun-u Umumiye (1881, Muharrem Kararnamesi) ile devlet maliyesine doğrudan el konmasından
“daha az beter” değildir! Düyun-u Umumiye’nin salt sözcük anlamı Genel Borçlar İdaresidir.
*****

Prof. Erinç Yeldan‘ın bu sitede yer verdiğimiz bir makalesi şöyle bağlanıyordu :
(Dünyadan Türkiye ekonomisinin görünümü)

– Uluslararası iş bölümünün ucuz ithalat ve ucuz işgücü deposu Türkiye,
bu yapısal bağımlılık ve asimetrik ilişkiler yumağına; “Yurtta savaş, cihanda savaş” konjonktüründe giriyor…. (http://ahmetsaltik.net/2015/08/07/erinc-yeldan-dunyadan-turkiye-ekonomisinin-gorunumu/)

Deneyimli iktisatçı, eski Hazine Müsteşarı Dr. Mahfi Eğilmez ise,
Türkiye Örneği: Enflasyonun Kökeninin Araştırılması” başlıklı irdelemesinde

– “Türkiye’de 2014 yılında yaşanan enflasyonun talep değil maliyet kökenli olduğunu, maliyet enflasyonunun da faiz değil kur kökenli olduğunu..” vurgulamakta..
(http://ahmetsaltik.net/2015/08/07/ekonomide-analitik-dusunme-dersleri-turkiye-ornegi-enflasyonun-kokeninin-arastirilmasi/)

Demek ki Prof. Güngör Uras’a ek 2 yetkin iktisat uzmanı kalem daha, 12. CB. ve kaçak saray sakini Bay RTE‘nin Dolar kurundaki fırtına yükseliş tezine katılmıyor ve yıkımı (felaketi) açıklıyor..

“SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM” adı altında Haziran 2003’ten bu yana 12+ yıldır sürdürülen kökü dışarıda Dünya Bankası Projesi olan ve ABD – AB – IMF baskısı ile sürdürülen politikalar için Prof. Yeldan, daha 2. yılında şu çarpıcı saptamayı yapmıştı :

Bay RTE’nin hazin durumu, karanlıkta ya da mezarlıkta korkusunu bastırmak isterken
ıslık çalan adamın çağrıştırıyor..

Dış çevrelerin desteğini sürdürmeleri adına verilen muazzam küresel politik rüşvet,
artık sürdürülemez durumdadır. Çünkü bu kez “içeride” dengeleri tutturmak olanak dışı olmaktadır. Birkaç soru soralım daha kolay anlaşılması için :

– 333 Dolar asgari ücret hangi orta gelişmiş ülkede vardır?
– 28 AB ülkesinde en az (minimum) asgari ücret kaç dolardır?
(Bulgaristan’da 789 € x 1,1 $, Eurostats, Ocak 2015)
– 2015 sonunda GSMH % kaç büyüyebilecektir?
– 2023’te ilk 10 ekonomi içine girme planları (masalları!) ne oldu??

Akıl dışı biçimde kışkırttığınız nüfus artışı %1,5 ve GSMH artışı %3 olursa (?),
aradaki 1,5 puan farkla mı Türkiye’nin başı göğe erecek, ek istihdam yaratılacak,
2023’te 10. büyük ekonomi olunacak??
– İşsizliği % kaçlarda tutabileceksiniz, tek rakama indirebilecek misiniz?
– Enflasyonu 2 basamaklı olmaktan engelleyebilecek misiniz?
(2016 için kabul edilen %5 + %4 memur aylığı artışı neyin habercisi??)
– Ülkenin iliği kemiği boşaltılıyor, bu ne denli sürdürülebilir veee;

– Sizin hiç insafınız, vicdanınız yok mudur ki, iktidardan düştüğünüzde bir enkaz durumunda bırakacaksınız ülkeyi ve ayağa kaldırmak onyıllar sürebilecek!

*****
Bütün bunlar “vatana – halka ihanet” değildir de nedir??
“vatana – halka ihanet” suçunun tanımı nedir?
Bu kaygıları gerekçeleriyle dillendirmek ve kamuoyunun gündemine taşımak
yurttaşlık hakkı ve ödevi kapsamında ve ifade özgürlüğü (AY m. 26) değil de suç mudur?
Bilim insanı sorgulamaz mı? “Suçtur, hakarettir..” denilecekse ve olup biten de vatana – halka ihanetin ta kendisi ise, gerçek, çok da gecikmeden nasıl, ne zaman ve kimlerce ortaya konacaktır? Yalnızca TBMM’nin 3/4 olanaksız çoğunluğunun (413/550 vekil!) kararıyla açılabilecek Yüce Divan yargılamasının kamuoyunda düşünsel – olgusal hazırlık ve olgunlaşması kimlerce, nerede ve nasıl yürütülecektir?

Zaman, yasaların mekanik baskıcılığını karşıtlar üzerinde iktidar gücüyle kırbaç gibi şaklatmak zamanı değil; bu olağanüstü yanlış, yıkıcı ve kökü dışarıda politikalar
artık son verme zamanıdır.

Ülke gümbür gümbür çöküntüye sürüklenmektedir, rezervler ve sabırlar tükenmiş,
çöküş hızlanmıştır. Hiç kuşku yok, çöküşün altında kalacaktır politik sorumlular ve
en ağır biçimde –yasal– hesap vereceklerdir.

Sonuç                               :

Bu sitede yıllardır yazıyor ve iyi niyetle AKP – RTE ikilisini uyarıyoruz..

– Duyuyor ve görüyor musunuz ki, artık duvara dayandık!
Moratoryum (uluslararası iflas!) eşiğindeyiz ve Batı…
– Bu dış güdümlü politikaların sürdürülebilirliği kalmadı;
Emperyalizmi bu tabloyu AKP eliyle kurgulamaktadır.
– Kıbrıs, Ege, Güneydoğu başta olmak üzere yaşamsal çıkarlarımızı,
bizi ekonomik olarak dize getirip söke söke çiğnemek, gasp etmek için..

Artık yeter!!…

(Not     : Bu dizelerin yazarı Prof. Dr. Ahmet Saltık (Tıp);
İktisada Giriş 1 ve 2 / Kamu Maliyesi / Makro İktisat / Türkiye Ekonomisi /
Kalkınma İktisadı..
 derslerini kredili olarak almış ve sınavlarını başarmıştır..)

Sevgi, saygı ve derin kaygı ile.
18 Ağustos 2015, Tekirdağ

Yazının pdf biçimi :  DOLAR_3_TL’ye_KOSUYOR_Ya_AKP-RTE_ve_SURUKLEDIKLERI_TURKIYE

3 TL’lik dolar fiyatı normal mi?

3 TL’lik dolar fiyatı normal mi?

Olayların içinden  |  
Güngör Uras 
guras@milliyet.com.tr
Milliyet, 17.8.2015
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Cemil Ertem, cuma sabahı yaptığı açıklamada, Türk Lirası’nın Dolar karşısında 2.8 TL seviyesinin altında “değerli”,
2.8 TL seviyesini aşmasının “normal” ve 3 TL seviyesinde ise “rekabetçi” olduğunu  söyledi.
Başdanışmanın açıklamaları, Cumhurbaşkanı’nın Dolar fiyatınındaki değişimi nasıl değerlendirdiği konusunda fikir vermesi bakımından önemlidir.
Anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı Dolar fiyatının 3.00 TL’ye çıkmasını normal kabul ediyor.
Hatta 3.00 TL’nin bile üzerine çıkabileceğini kabul ediyor.
Başdanışman Cemil Ertem, Dolar fiyatı konusundaki değerlemelerinde Merkez Bankası’nın
reel efektif döviz kuru hesabına gönderme yapıyor.
Merkez Bankası her ay TÜFE ve ÜFE’ye göre Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi yayımlıyor.TÜFE bazlı endekste Türkiye’deki TÜFE fiyat değişimi, ticaret yapılan 36 ülkenin fiyat değişimlerinin ağırlıklı ortalamasıyla karşılaştırılıyor.
Endeks, Türkiye’deki fiyat artışları ile ticari ilişkilerimiz bulunan ülkelerdeki fiyat artışlarına göre Türk Lirası’nın değerli olup olmadığını gösteriyor. Endeks 100 ise Türk Lirası olması gereken değerdedir. Endeksin 100’ün üzerinde olması TL’nin değerli olduğunu gösteriyor.

Türk Lirası, hâlâ değerli
Merkez Bankası’nın TÜFE bazlı (2003=100) Reel Efektif Döviz Kuru Endeksleri:
Genel olarak geçen Temmuz 104.05 iken bu Temmuz 99.55 oldu.
Gelişmekte olan ülkelere göre geçen Temmuz ayında 72.72 iken bu Temmuz 67.36 oldu.
Gelişmiş ülkelere göre ise 117.90 iken bu Temmuz 118.10 olarak hesaplandı.
Geçen Temmuz 2.13 TL olan Dolar, bu Temmuz 2.79 oldu ama (TÜFE – Gelişmiş ülkeler endeksine göre) Türk Lirası gene de değerli. Değer kaybetmeye devam etmesi gerekiyor.
Ne var ki reel efektif döviz kuru hesabı, sadece ülkeler arası enflasyon farkına dayanıyor. Halbuki Doların değeri ülkeler arası enflasyon hesabı dışında tırmanışa geçti.
Kıtlık rantı, risk primi
Dolar/Euro çapraz kuru geçen Temmuz 1.32 idi. Bu Temmuz 1.09 oldu. İşte bu nedenle, enflasyon farkı ötesinde Dolar ve Euro’nun değerindeki değişim, bizde Dolar fiyatının oluşumunu sağlıyor.

Özetle     :
TÜFE – Gelişmiş ülkeler bazlı reel efektif döviz kuru endeksinin hâlâ 118.10 olması,
(başka etkenler olmasa da) enflasyon farkı baskısında Dolar fiyatının daha da artabileceğini işaret etmektedir.
Buna ek olarak Doların küresel piyasalarda değer kazanmaya devam etmesi
Dolar fiyatını yukarı çekmektedir.
Türkiye’nin iç politika ve dış politika riskinin giderek artması,
enflasyon farkına ve Doların değer kazanmasına ek olarak Dolar fiyatını artırmaktadır.

Sonuç           :
Başdanışman Cemil Ertem’in Dolar için normal kabul ettiği 3.00 TL’lik fiyat
nihai (AS: sonal) fiyat olmayabilir.
Özellikle iç ve dış politikanın Dolar fiyatına yüklediği ve yükleyeceği “kıtlık rantı ve
risk primi”, Dolar fiyatının 3.00 TL’nin üzerinde de tırmanışını sürdürmesine yol açabilir.
================================== 

Dostlar,

Yılların birikimli – öngörülü saygın iktisat yazarı Prof. Güngör Uras‘ın yazısı yukarıdaki gibi.

12. CB hazretleri Bay RTE‘de çok sayıdaki başdanışmanlarından biri üzerinden buyurmuşlar ki;
Dolar’ın 3 TL olması dünyanın sonu değil hatta Türkiye için “rekabetçi” bile olabilir!..

Güngör hoca, bu Kaçak Saray sakininin yorumundaki önemli eksiklere işaret etmekte.
Doların 3 TLye tırmanması kıyamet işareti olmayıp “rekabetçi” avantaj ağlayacakmış!?

Peh peh peh…

Yaşamın gerçeğinden uzak, finans-kapitalin şatolarında afsunlayıcı teknik analizler!

İşte Türkiye’deki yangına bakış böyle Bay RTE’nin..
AKP Kasım 2002’de iktidar olduğunda 1 Dolar = 1,58 TL idi.
Demek ki 13 yıllık tek başına iktidar, Dolar fiyatını katlamak anlamına gelecek.
Her 13 yılda bir Dolar katlanarak gitmeli Türkiye’de..
Hatta 13 yıl çook uzun.. Son yılda olduğu gibi, Temuuz 2014 – Temmuz 2015 arasında
2.13 TL’den 2.79 TL’ye (17 Ağustos’ta, 01:38’de 2,9172 TL) fırlayarak 1 yılda 66 kuruş,
0.66 / 2,13 = %31 oranında değer kazanmalı Devr-i AKP’de!

Bankalar % 10’un altında TL faizi verirken, FED Dolara’a yıllık % 0.5 (yarım!) puan faiz öderken, Dolar sahipleri Türkiye’de “yatırım” yaparak 1 yılda % 31 gibi muazzam – hayal ötesi bir gelir sağlasınlar… Bunun adı serbest piyasa ve AKP’nin ekonomide istikrar sağlaması olsun..

Bu dehşetli küresel soygun, 80 milyonluk halk üzerinde ancak bunca ustalıkla = kalleşlikle sürdürülebilir!

Böylesine muazzam rant aktarımı sağlayan bir siyasal kadro, iktidarda tutulmaz da ne yapılır??

Neden kişi başına gelir 10 bin Doları aşamıyor?
Dolar 3 TL olunca asgari ücret net 1000 Tl/ 3 = 333 $ olacak, bunun anlamı ne?

1 Dolar = 3+ TL yüksek Dolar – ucuz TL kuru nasıl “rekabetçi” olacakmış?
Dışsatımınız (ihracatınız) %70-80 aralığında dışalıma (ithalata) bağlı.
Dışalım girdileriniz pahalılaşınca dışsatım ürünlerinize bu maliyet artışını yansıtacaksınız.
Nitekim dışalım düşüyor, sevinebilirsiniz dış ticaret açığı ve cari açık azalabilir diye;
ancak dışsatm artmayıp o da azalıyor ve de cari açığınız azalmayıp yerinde sayıyor!

Bu ne acayip bulmacadır?

Prof. Erinç Yeldan‘ın bu sitede yer verdiğimiz bir makalesi şöyle bağlanıyordu :
(Dünyadan Türkiye ekonomisinin görünümü)

– Uluslararası iş bölümünün ucuz ithalat ve ucuz işgücü deposu Türkiye,
bu yapısal bağımlılık ve asimetrik ilişkiler yumağına;
“Yurtta savaş, cihanda savaş” konjonktüründe giriyor….
(http://ahmetsaltik.net/2015/08/07/erinc-yeldan-dunyadan-turkiye-ekonomisinin-gorunumu/)

Deneyimli iktisatçı, eski Hazine Müsteşarı Dr. Mahfi Eğimez ise,
Türkiye Örneği: Enflasyonun Kökeninin Araştırılmasıbaşlıklı irdelemesinde

“Türkiye’de 2014 yılında yaşanan enflasyonun talep değil maliyet kökenli olduğunu, maliyet enflasyonunun da faiz değil kur kökenli olduğunu..” 

vurgulamakta.. (http://ahmetsaltik.net/2015/08/07/ekonomide-analitik-dusunme-dersleri-turkiye-ornegi-enflasyonun-kokeninin-arastirilmasi/)

Demek ki Prof. Güngör Uras’a ek 2 yetkin iktisat uzmanı kalem daha, 12. CB. ve kaçak saray sakini Bay RTE’nin Dolar kurundaki fırtına yükseliş tezine katılmıyor ve felaketi açıklıyor..

“SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM” adı altında Haziran 2003’ten bu yana 12+ yıldır sürdürülen kökü dışarıda Dünya Bankası Projesi olan ve ABD – AB – IMF baskısı ile sürdürülen politikalar için Prof. Yeldan, daha 2. yılında şu çarpıcı saptamayı yapmıştı :

Bay RTE’nin hazin durumu, karanlıkta ya da mezarlıkta korkusunu bastırmak isterken ıslık çalan adamın çağrıştırıyor..

Dış çevrelerin desteğini sürdürmeleri adına verilen muazzam politik rüşvet artık sürdürülemez durumdadır. Çünkü bu kez “içeride” dengeleri tutturmak olanak dışı olmaktadır. Birkaç soru soralım daha kolay anlaşılması için :

– 333 Dolar asgari ücret hangi orta gelişmiş ülkede vardır?
– 28 AB ülkesinde en az (minimum) asgari ücret kaç dolardır?
– 2015 sonunda GSMH % kaç büyüyebilecektir?
Akıl dışı biçimde kışkırttığınız nüfus artışı %1,5 ve GSMH artışı %3 olursa,
aradaki 1,5 puan farkla mı Türkiye’nin başı göğe erecek, istihdam yaratılacak?
– İşsizliği % kaçlarda tutturabileceksiniz?
– Enflasyonu 2 basamaklı olmaktan engelleyebilecek misiniz?
– Ülkenin iliği kemiği boşaltılıyor, bu ne denli sürdürülebilir veee
– Sizin hiç insafınız, vicdanınız yok mudur ki, iktidardan düştüğünüzde bir enkaz durumunda bırakacaksınız ülkeyi ve ayağa kaldırmak onyıllar sürebilecek!

*****

Bütün bunlar “vatana – halka ihanet” değildir de nedir??
“vatana – halka ihanet” suçunun tanımı nedir?
Bu kaygıları gerekçeleriyle dillendirmek ve kamuoyunun gündemine taşımak
yurttaşlık hakkı ve ödevi kapsamında ve ifade özgürlüğü değil de suç mudur?
“Suçtur, hakarettir..” denilecekse ve olup biten de vatana – halka ihanetin ta kendisi ise gerçek nasıl ortaya konacaktır?

Yalnızca TBMM’nin 3/4 çoğunluğunun suçlamasıyla / kararıyla açılabilecek Yüce Divan yargılamasının düşünsel – olgusal hazırlık ve olgunlaşması kimlerce, nerede ve nasıl yürütülecektir?

Zaman, yasaların mekanik baskıcılığını karşıtlar üzerinde kırbaç gibi şaklatmak zamanı değil; bu olağanüstü yanlış, yıkıcı ve kökü dışarıda politikalara son verme zamanıdır.
Ülke  gümbür gümbür çöküntüye sürüklenmektedir, rezervler tükenmiş, çöküş hızlanmıştır. Hiç kuşku yok, çöküşün altında kalacaktır politik sorumlular ve an ağır biçimde –yasal– hesap vereceklerdir.

Sonuç                                      :

Bu sitede yıllardır yazıyor ve iyiniyetle AKP – RTE ikilisini uyarıyoruz..

– Duyuyor ve görüyor musunuz ki, artık duvara dayandık..
– Bu politikaların sürdürülebilirliği kalmadı.
Moratoryum (uluslararası iflas!) eşiğindeyiz ve
Batı emperyalizmi bu tabloyu AKP eliyle kurgulamaktadır.
– Kıbrıs, Ege, Güneydoğu başta olmak üzere yaşamsal çıkarlarımızı,

bizi ekonomik olarak dize getirip söke söke çiğnemek, gasp etmek için..

Artık yeter!…

(Not     : Bu dizelerin yazarı Ahmet Saltık; İktisada Giriş 1 ve 2 / Kamu Maliyesi /
Makro İktisat / Türkiye Ekonomisi / Kalkınma İktisadı..
derslerini kredili olarak almış
ve sınavlarını başarmıştır..)

Sevgi ve saygı ile.
18 Ağustos 2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dr. Rana Güven’den ileti


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı Dr. Rana Güven‘den ileti…

Dostlar,

Çok değerli meslektaşımız, İşçi Sağlığı alanında PhD (doktora) derecesi sahibi
Dr. Rana Güven‘den aşağıdaki “üzücü ileti“yi aldık..

Paylaşalım istedik..

***********

2001 yılı Ocak ayından bu yana büyük bir onur ve sevda ile sürdürdüğüm İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcılığı görevimden 22 Ağustos 2014 tarihi itibariyle “başka bir göreve atanmak” üzere alınmış bulunmaktayım.

Genel Müdürlüğümüzün yeniden kuruluşu, ülkemiz  İSG mevzuat ve politikasının şekillendirilmesi ve toplumsal İSG kültürü oluşturulması için geçen yaklaşık
14 yılda; uluslararası ve ulusal düzeyde  işçi, memur ve işveren örgütleri,
meslek örgütleri,  üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışma
ve üretme imkanı buldum.

Mensubu olmaktan gurur duyduğum Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
çatısı altında verilecek yeni görevimde çalışma hayatıma bir süre daha
devam etme kararlılığındayım.

Yöneticilik görevim sırasında kişisel ve kurumsal destek ve işbirliğiniz için değerli yöneticiler ve akademisyenlere, İSG profesyoneli meslektaşlarıma, İSG sevdalısı dostlarıma teşekkür etmek ve durum hakkında sizleri bilgilendirmek isterim.

Sevgi, saygı ve sağlıcakla…
23.8.14

Dr. Rana Güven

****************

Biz de Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) iletişim ortamına şu kısa iletiyi yazdık :

*****

Değerli meslektaşımız Dr. Rana Güven’e çok değerli katkıları için kişisel şükranlarımı sunarım.

Dilerim Bakanlık kendisini daha yetkili (ham hayalime bakar mısınız!?) bir konumda değerlendirir ve / veya sevgili Rana her şeye karşın dirençle daha yıllarca savaşımını sürdürür..

********

Devr-i AKP‘de işler böyle…
İğneden ipliğe parti – yandaş -ve de düne dek Cemaat- kadroları olacak her yerde
ve her noktada..

Bu tutum ülkeyi bölünmeye – felakete sürükler…

Bir kez daha AKP iktidarına ve bay RTE’ye anımsatmak isteriz..

HASUDER iletişim ortamında Bakanlığın bu tutumunu kınayan çoook sayıda ileti var..

Sevgi, saygı ve kaygıyla.
25.8.2014, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

AHMET TANER KIŞLALI’YI ANDIK.. ve Cinayetlerin Matematiği


Dostlar,

Geçen yıl, 25 Ekim 2012 günü rahmetli dava insanı yurtvever Atatürkçü aydın
Sayın Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı‘nın alçakça öldürülmesinin 13. yılı nedeniyle aşağıdaki yazıyı yazmıştık.

Aradan 1 koca yıl daha geçti ve içimizi acıtan 21 Ekim günü bir daha geldi çattı..

Bakalım AKP iktidarı bu elim olayı anımsayacak mı, ülkemizin bir eski Kültür Bakanının katledilme günü ile ilgili “zarif” bir davranışı olacak mı??

Kitaplığımdan “KEMALİZM LAİKLİK VE DEMOKASİ” çok değerli kitabını
çekip aldık.. Karıştırıyoruz.. (İMGE yay. 3. bs. 1994)

KEMALIZM_LAIKLIK_VE_DEMOKRASI_KİTABI_KAPAGIKapağı kaldırınca “epey” bir kesi (kupür) bizi karşılıyor..
Arka kapakta ise ironik bir yazı var :

“Evet, Atatürk suçludur!”

Bunlardan biri 20 Kasım 1998 tarihli ve
“TÜRKLER VE KÜRTLER” başlıklı..

Tarihsel değeri olan ve günümüze hala ışık tutan
bu değerli yazıyı sitemize koyacağız.

O, Ahmet Taner Kışlalı, böylesine derinlikli, ufuklu ve ışıklı bir Cumhuriyet aydınıydı:

Cumhuriyetin aydınlığından korkan yarasalar, aracının kaputunun üstüne koydukları
bir bomba ile O’nu alçakça aramızdan aldılar..

Adına AKİT denen bir ceride (?) cinayet öncesinde açık hedef göstermişti
Ahmet Taner hocayı..

O sırada ADD Genel Başkan Yardımcısı olan (Gn. Bşk., Anayasa Mahkemesi Başkanlığından yeni emekli olan Yekta Güngör Özden idi) Kışlalı’nın katlinden
birkaç gün sonra, aynı ceride bizi de ana başlığının (manşetinin) üstünde (sür manşet) fotoğrafımız ile “Profesör mü provokatör mü?” diye hedef gösterince, Devlet bizi
yakın polis korumasına almış ve 1 yıl böylesine bir “zor” dönemimiz olmuştu..
ADD Edirne Şubesi Başkanı idik o yıllarda )1996-2000, 2 dönem ardışık).

Saygın anısı ve paha biçilmez ürünleri (kitapları, konferansları, Cumhuriyet‘teki
Haftaya Bakış” yazıları..) Atatürk Cumhuriyetine katkıları nedeniyle
şükran ve minnetle anıyoruz aziz hatırasını Sayın Ahmet Taner Kışlalı‘nın..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 21.10.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

Dostlar,

Ahmet Taner Kışlalı hocamızın anmasına Prof. Ali Ercan hocamız ile birlikte gittik.
İncelikleriyle bizi de otomobilllerine aldılar giderken de dönerken de..
Dönüşte Sn. Uluç Gürkan da bizimleydi. Söyleşimiz yol boyunca Kızılay’a dek sürdü..

Sn. Ercan yine temel düzeyde matematik kullanarak can alıcı derecede önemli bir soruna yanıt veriyor..

Topluma en azından temel düzeyde, uygulamalı matematik öğretmek boynumuzun borcu..

Ne var  ki, devr-i AKP‘de zorunlu din dersleri, Peygamberin yaşamı, Arapça vb.;
pozitif bilimlerden daha çok saat alabiliyor yetişeklerde (müfredatta). Bu uygulama Türkiye’yi nereye götürür RT Erdoğan ve arkadaşları öngöremiyorlar mı?

“Öngöremiyorlar” ise orada nasıl otururlar?

“Öngörebiliyorlar” ise 4+4+4 neyin aracı?
Halka bunu anlatmak gerek.. Sabırla..

Ahmet Taner Kışlalı hocamız da bunu yapıyordu..
Bu yüzden aramızdan kalleşçe koparıldı.
Hem topluma ve aydınlara gözdağı, hem de toplumu öndersiz-aydınsız bırakma..
Ne denli utanç verici!

Biri

  • Kışlalı Ne Yazmıştı ? ABD ATATÜRK’E NİÇİN KARŞI?

(http://ahmetsaltik.net/kislali-ne-yazmisti-abd-ataturke-nicin-karsi/)

olmak üzere 3 yazı da biz koyduk web sitemize 21.10.12’de..
Okunması ve okutulması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile.
25.10.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================================

AHMET TANER KIŞLALI’YI  ANDIK..

Ahmet Taner Kışlalı 1939-1999
Değerli arkadaşlar,13 yıl önce kahpece düzenlenmiş bir bombalı saldırıyla aramızdan alınan Siyaset Bilimci Prof. Ahmet Taner Kışlalı‘yı anmak üzere, dün akşam (21 Ekim 2012) ADD Batıkent Şubesi’nin Ahmet Taner Kışlalı Kültür Merkezi’ndeki sıcak ortamında toplandık. Konuşmacımız eski TBMM Başkan vekillerinden Siyaset Bilimci Uluç Gürkan Beyefendi, A.T. Kışlalı’yı ve O’nun kişiliğinde Laik Cumhuriyete özverili yaşamlarıyla can veren aydınların katledilişlerinin nedenlerini anlattı..Bu “faili güya meçhul” cinayetlerin rstlantısal ve bireysel olup olmadığı sorusunu irdeledik. 1999-2009 arasında “gerçek” failleri meçhul bırakılmış, dosyaları vicdanları rahatlatacak biçimde kapatılmamış en az 6 dosya var. Ben aşağıdaki açıklmada da göreceğiniz gibi, bu cinayetlerin olasılık hesabına eğilmek istedim..
Uluç Gürkan, (1945 – …..)

CİNAYETLERİN MATEMATİĞİ

Polis resmi raporlarına göre “Son 40 yılda Türkiye’de işlenen tüm cinayetlerin % 70’i aydınlatılmıştır.”

Buna göre, tetikçileri değil, gerçek failleri meçhul kalan 6 cinayet olgusunun (U. Mumcu, M. Aksoy, T. Dursun, N. Hablemitoğlu, A.T. Kışlalı, B. Üçok) birbirinden bağımsız, tekil (münferit) olaylar olduklarını varsayarsak; hiçbirinin aydınlatılamaması olasılığı 0,3^6 = 0,0007 olur. (onbinde yedi!) Başka bir anlatımla bu cinayetlerden en az birinin aydınlatılması olasılığı 0,9993 olurdu.. nerdeyse %100 !

Bu denli yüksek olasılığa karşın 1 tanesinin bile bu zamana dek tam aydınlatılamamış olması, varsayımımızın yanlış olduğunu gösterir.

Yani bu cinayetlerin birbirinden bağımsız olaylar olmadıklarının,
belli bir odaktan yönlendirildiğinin matematik kanıtıdır.. æ

not. aşağıdaki linkten A.T.Kışlalı’nın kısa özgeçmişini izleyebilirsiniz.
www.kislali.org

2 attachments — Download all attachments

Kemalizm ..[1].ppt Kemalizm ..[1].ppt
1311K   View   Download
Kemailst ideoloji.æ.docx Kemailst ideoloji.æ.docx
25K   View   Download

İçişleri Bakanı Muammer Güler : “Tabela dar T.C.’yi attık“

İçişleri Bakanı Muammer Güler : “Tabela dar T.C.’yi attık“

Dostlar,

AKP iktidarının bu vb. saldırıları artık dayanılmaz durum aldı.

Apaçık halk isyana teşvik edilmekte.. hem de hükümet uygulamaları eliyle..
Bir kez daha sağduyulu (aklıselim) AKP’lilere anımsatalım; bu gidiş hayra alamet değil!

Yeryüzünde görülmüş şey değil..

Yaşam boyu yapabileceğim tüm kınamaların yarısını, Allah kimseyi düşürmesin,
bu olaydaki traji-komik durumu için İçişleri Bakanı Muammer Güler‘e kullanıyorum..
Devr-i AKP‘de olmasak belki de tüm yaşam boyu kınama kotamı
Sn. Güler’e sunardım..

Yazıklar olsun, yazıklar olsun… hem de binlerce kez…
Güler’in çoluk çocuğu, yakınları O’nun yerine de çok utanıyor olmalılar??

Efendiler; Cumhuriyetin temel değerleri ile uğraşmaktan vazgeçin, çarpılacaksınız!

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 24.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

================================================

“Tabela dar T.C.’yi attık“

İçişleri Bakanı Muammer Güler, Balıkesir Valiliği’nin
tabelayı yenilerken “alanın dar olması” ve “yazının uzaktan daha belirgin olması
ve okunabilir olması amacıyla” T.C.’nin konulmadığını, ancak burada da “istismarı”
önlemek için T.C.’nin yeniden asıldığını bildirdi.

Muammer_Guler_Icisleri_Bakani_24.8.13

ANKARA – Bursa Valiliği’nde, istismarı önlemek için T.C. ibaresinin yeniden konulduğunu belirten Bakan Muammer Güler, Balıkesir Valiliği’nin tabelayı yenilerken “alanın dar olması” ve “yazının uzaktan daha belirgin olması ve okunabilir olması amacıyla” T.C.’nin konulmadığını, ancak burada da “istismarı” önlemek için T.C.’nin yeniden asıldığını bildirdi.

Radikal’den Miray Çimen’in haberine göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Denizli, Balıkesir ve Bursa valiliklerindeki tabelalardan “T.C.” ibarelerinin kısa sürelerle arka arkaya kaldırılmasının ardından konuyu TBMM’ye taşımıştı. Oran, 18 Nisan’da TBMM’ye bir soru önergesi vererek geçen yıl Denizli’de, yılbaşında Balıkesir’de nisan ayında da Bursa’da valilik konaklarındaki T.C. ibarelerinin niçin kaldırıldığını, bakanlık olarak bu konuda bir talimat verip vermediklerinin açıklanmasını istemişti.

“İSTİSMAR OLMASIN DİYE”

İçişleri Bakanı Güler verdiği yanıtta Balıkesir ve Bursa valiliklerinde “konunun istismar edilmemesi için” T.C. ibaresinin yeniden konulduğunu belirtti.
Güler, Bursa Valiliği olarak kullanılan Çarşamba semtindeki ana hizmet binasının ön ve arka cephesinde T.C. Bursa Valiliği ibaresinin bulunduğunu ancak Bursa Valiliği Heykel binasında sadece Valilik yazısının bulunduğunu bildirdi. 2008 yılından bu yana yapılan restorasyon çalışmalarından bu yana binada sadece “valilik” yazısının bulunduğunu kaydeden Güler, “yanlış anlaşılmalara son vermek ve konunu istismar edilmemesi amacıyla T.C. Bursa Valiliği olarak yeniden düzenlenmiştir.” dedi.

BALIKESİR’DE TABELA DAR GELMİŞ

Balıkesir’de ise hükümet konağında 2012 yılında büyük bir onarım çalışmasının yapıldığını bu kapsamda yıpranmış tabelaların da yenilendiğini bildiren Bakan Güler,

“Tabelaların bulunduğu alanın dar olması nedeniyle yazının uzaktan daha belirgin ve okunabilir olması için tabelanın valilik olarak düzenlendiği fakat konunun istismar edilmemesi amacıyla tabelaların yeniden T.C. Balıkesir Valiliği şeklinde değiştirilmiştir.” dedi.

UMUT ORAN: T.C. BÜTÜN TABELALARA SIĞACAK

Yanıta tepki gösteren CHP’li Umut Oran ise;

“Yurttaşlarımızı ve sayın valilerimiz hiç merak etmesinler CHP iktidarında Türkiye Cumhuriyeti ve T.C. ibaresi bütün belgelere, tabelalara rahatça sığacak, bundan kimse kuşku duymasın. 93 yıldır tabelalara sığan T.C. yazısı niçin AKP döneminde sığmaz oldu birden bire? Önergede yazdığım gibi Cumhurbaşkanı’nın dışında makam arabasında bayrak taşıyan sadece büyükelçilerimiz ve valilerimizdir. İki meslek grubunun da gelip gecen hükümetleri değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil ettiklerini bir kez daha kendilerine hatırlatmak isterim. Onlarca yıldır sabit duran valiliklerin yerini vatandaş çok iyi biliyor tabelayı uzaktan algılayıp okuyabiliyor merak etmesin sayın valilerimiz. Bu yanıttan şunu da anlıyoruz ki; yurttaşımız tepki göstermese bizler izlemesek valiliklere göre ‘istismar’ konusu haline gelmese oldu bitti ile istediklerini yapacaklar. Bu kabul edilemez, konunun her zaman takipçisiyiz.” diye konuştu. (YURT, 23 Ağustos 2013)