HALİL ÇİVİ ŞİİRİ : DEDİM – DEDİ

ŞİİR KÖŞESİ…

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...

Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

 

DEDİM – DEDİ (x)

Dedim ahlak nedir, dedi hayadır.
Dedim barış nedir, dedi mayadır.
Dedim huzur nedir, dedi yuvadır.
Dedim bozar mısın, söyledi yok yok…
x x x
Dedim kadın-erkek, dedi ki birdir.
Dedim zenci-beyaz, dedi ki birdir,
Dedim inancın ne, dedi ki sırdır.
Dedim söyler misin, söyledi yok yok…
x x x
Dedim adalet ne, dedi ismimdir.
Dedim vicdan nedir, dedi resmimdir.
Dedim eşitlik ne, dedi cismimdir.
Dedim ya iltimas, söyledi yok yok…
x x x
Dedim özgürlük ne. dedi aşımdır.
Dedim eğilmez ne, dedi başımdır.
Dedim yurttaşlık ne, dedi işimdir.
Dedim bozgunculuk, söyledi yok yok…
X X X
Dedim kardeşin kim, dedi halkımdır.
Dedim demokrasi, dedi ülkümdür.
Dedim ya laiklik, dedi aklımdır.
Dedim cayar mısın, söyledi yok yok…
X X X
Dedim bayrak nedir, dedi canımdır.
Dedim vatan nedir, dedi tenimdir.
Dedim bedeli ne, dedi kanımdır.
Dedim ya ihanet, söyledi yok yok…
X X X
Dedim Atatürk kim, dedi bilimdir.
Dedim cehalet ne, dedi zulümdür.
Dedim cumhuriyet, dedi yolumdur.
Dedim sapar mısın, söyledi yok yok…
X X X
Dedim Halil Çivi, dedi bilirim,
Dedim tanır mısın, dedi bulurum.
Dedim fikirleri, dedi alırım,
Dedim sever misin, söyledi çok çok…
X X X

 

 

(x) Halk şairleri ya da ozanları arasında DEDİM – DEDİ şiirleri halk tarafından çok sevilen ve beğenilen bir farklı tarzdır. Çoğu halk ozanının bu tarzda şiirleri vardır. Ben de bir yeni örnek yazarak beğenilerinize sunmak istedim. Halil Çivi, 11 Ocak 2018, İZMİR / ÇİĞLİ

Vicdan, tutarsızlık, yüzsüzük

Vicdan, tutarsızlık, yüzsüzük

D. Perinçek, Amiral Yaycı’nın görevden alınması ile ilgili eleştirilere cevaben;

“TSK’ya hiçbir siyasi tavırla müdahale edilemez.” dedi.

Müdahale (MSB) tamamen siyasi tavır…

ULUS

AKP’de iken, 13 yaşındaki kız çocuğunun nikahla evlenmesinde sorun olmadığını söyleyen Gelecek P. Gn. Bşk. Yrd. Vahdettin İnce; Türkiye’de tek dil, tek din ve tek ulus dayatması olduğunu, Türk ulusu yaratma çalışmasının tutmadığını, Osmanlı sisteminin gayet güzel işlediğini söyledi.

Osmanlı eskisi Gelecek umudu vermiyor …

VİCDAN

RTE, 23. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni”nde; “…sizlerden vicdanınızı ve imzanızı Allah korkusu ve uygulamakla yükümlü olduğunuz kanunlar dışında asla hiçbir kimsenin, hiçbir gücün emrine vermememizi istiyorum.” dedi.

“Şahsım” ve yakınları aleyhinde bir karar verin, görün ne demek istediğini…

TUTARSIZLIK

Vatan Partisi’nin,” AK Parti, MHP ve CHP ile katılacağı, zorlukları paylaştıracak bir hükümet en iyi tercih olur.” yaklaşımına, CHP Milletvekili Gürsel Tekin “Siyasette her şey mümkündür.” dedi. “CHP’nin olumlu yaklaşımı” diye atladılar.

Hani adamlar PKK işbirlikçisi, Atlantikçi idi. Nasıl beraber olacaksınız?…

SELA

Ramazan boyunca boş camilerde her akşam sela okundu salavat getirildi.

AKP camileri kapattı” dedirtmemek için çatlıyorlar ama boşuna, kapattılar…

GÜÇ

RTÜK, Sevda Noyan’ın 50 kişiyi öldürmekle tehdit ettiği programı nedeniyle ÜLKE TV‘ ye oy birliği ile üç kez program kapatma cezası verdi.

Kamunun demokratik gücü ancak buna yetti. Noyan CHP’li olsa içerdeydi…

SİRKAT

Damat Bakan’ın, “Birileri bir dönem ülkemizi ithalat cenneti yapmaya çalıştı” sözlerine CHP, ”72 yılda 57 hükümetin yaptığı ithalatın beş katını 17 yılda siz ve sizin hükümetleriniz gerçekleştirdi” yanıtı verdi.

Kıymetli damadı üzmesek…

SALGIN

Sosyal medyada paylaşılan pembe renkli örme maskeli Rus milletvekili fotoğrafının, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekiline ait olduğu ve TBMM’de taktığı iddia edildi.

Salaklık yukardan aşağıya yayılan bir salgındır…

BABA

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Düzce’de vaizlik yapan kızı Merve Sefa Likoğlu, “Anne, kızının yanında da diz üstü şort giyemez”, “Haram şirketin hissesiyle borsa oynanmaz”, “Zekatınızı, Biz Bize Yeteriz Türkiyem kampanyasına da verebilirsiniz” gibi fetvalar vermiş.

Boynuz kulağı geçmiş…

ANLARSIN

Mavi Vatan kavramının devlette ve TSK’da büyük rahatsızlık yarattığını öne süren Murat Yetkin, “Ne demek Mavi Vatan. Diğeri ne?” diye konuştu

Yunan gelseydi anlardın…

DİŞLİ

Davutoğlu, 2015 Yüksek Askeri Şûrası’nda, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden biri olan eski Tümgeneral Mehmet Dişli’nin emekli edileceğini, ancak kararın son anda uygulanmadığını açıkladı.

Güçlü ve dişliye itiraz etme, şimdi kendi kendini temizle. Yok öyle…

YAKINIMDIR

TÜİK Başkanlığı’na, Başkan Yardımcısı ve Emine Erdoğan’ın özel kalem müdürünün eşi olan Muhammed Cahit Şirin getirildi.

Ee, o kadar hatır işi de olsun!…

BAKAN

İzmir’de camilerden şarkı dinletilmesine  tepki gösteren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ‘Yapanı bulur caminin dibinde ezan dinletiriz’ dedi.

Sedat Peker döndü mü?…

ANNE

AKP Çorum Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir, Cumhurbaşkanı RTE ile yapılan toplantıda, “Bazen diyorum ki, çocuklarımın ömründen alsın size versin” dedi.

Bu kadın çocuklarını kendi mi doğurdu acaba?…

DESTEK

Bahçeli, “MHP, Siyasi Partiler Kanunuyla ilgili hazırlıklarını gündeme getirmek suretiyle hükümetin önereceği tekliflere tam destek verecektir.”

Açıklamaya ne gerek?…

YÜZSÜZLÜK

DEVA Partisi’nin Gn. Bşk. Yrdc. Yeneroğlu; AKP ile siyaset yaptığı dönemde yaşanan haksızlık ve hukuksuzlukların kendisi için dayanılmaz boyutlara ulaştığını, AKP’den çocuklarının yüzüne bakabilmek için ayrıldığını söyledi.

Devam edenler bakabiliyor herhalde…

CEZA

RTÜK eski üyesi Faruk Bildirici, RTÜK üyelerinin günlük 230 Euro harcırah aldıklarını ve sürekli dış gezilere gidip birbirlerini ağırladıklarını söyledi. Üyelerin 2019 yılında yurt dışında 32 etkinliğe katıldıkları belirtildi.

Muhalif kanallara ceza keserek karşılığını iktidara ödüyorlar…

YARDIMLAŞ-MA

İBB Meclisinde; AKP ve MHP grupları, salgın ve deprem gibi olağanüstü dönemlerde sosyal yardımlarda “vatandaş beyanının yeterli görülmesi” ne hayır dedi. Bu nedenle İBB yardım talebi toplamayı durdurdu.

“CHP yardım ediyor” denmesin, vatandaş dilensin, gelsin AKP’ye oy versin…

VİCDAN…

VİCDAN…

Dr. Noyan UMRUK

 Mahkeme-i Kübra… Mahkemelerin en yücesi… İlahi adalet…
Silivri Mahkemelerine benzemez…
İlahi Adalet’in tam manasıyla tecelli ettiği tek yer…

 

Tasavvufi bir yaklaşım ama bu mahkeme-i Kübra, en büyük mahkeme vicdanımız olmasın sakın…
Vicdanımız, her hatalı davranışımızda derinlerden bizlere seslenen:

‘’Yapma’’ diye uyaran…
Oysa biz çoğu zaman kulaklarımızı tıkarız…
Daha sonra anlarız ki o ses haklı imiş.

Anlarız ama yine de hatamızdan dönemeyiz zaman zaman…
Hatamızdan dönmemiz için vicdanımız yine bize fısıldar, yine duymazdan geliriz.

Sadece hareketlerimizde değil, düşüncelerimizde, fikirlerimizde, tercihlerimizde vicdanımız derinlerden bize seslenir.

Bıkmaz usanmaz, durmaz, ara vermez…
Vicdan ruhumuzdan, beynimizden gelen mesajları bize ulaştırır.
En doğru, en namuslu olanı bize ulaştırır.

 

Kötülüklerde aşırı giden, bütün sınırları çiğneyen insanların vicdanları bir gün ebediyen susar.
O kişi artık manen sıfırlar kendini…
Ama mahkeme-i Kübra’da ya da vicdanlarda hiç kimsenin hiç bir mazereti olmayacak.

“Bilmiyordum” yok.
“Filan kişi beni o işlere sürükledi”

“Nefsime uydum, şeytana uydum” gibi mazeretlerimiz asla kabul edilmeyecek…

Vicdan deyip geçmeyelim.
Vicdanını devre dışı bırakan bir insanı dini de kurtaramaz imanı da…

Vicdan..vicdan… vicdan…
Vicdanlıysan,

Baştan mahkemeni kendin kur; savcın, avukatın kendin ol…

Tıpkı eski meclis başkanı Cemil ÇİÇEK’in ”Ortada devlet kalmadı. Ortada, ne Anayasa, ne Meclis, ne kuvvetler ayrılığı…” itirafı gibi ”DEVLETİ BİZ ÖLDÜRDÜK…”
http://islamicjusticeanddevelopment.blogspot.com.tr/… 

Aksi takdirde bitmeyen davalar çıkar karşına..
Memleketin yüreği cayır cayır yanıyorken,
Hukukun köküne kibrit suyu ekilmişken,
Uyguladığınız iç, dış, güvenlik, ekonomi, eğitim politikaları iflas etmişken…

Dünya âlemi karşınıza almışken,
Ülkeye yapabileceğiniz son bir iyilik kaldı artık,
Kurumuş vicdanlarınızın son damlalarından,
Ülkenin fabrika ayarlarına geri dönülebilmesi için…

Tek çare kaldı artık                 :

  • Milletin, ihtiras ve evhamlarınızla sürüklediğiniz kaostan kurtulabilmesi için
    bir an önce çekilip gitmeniz…

Aksi takdirde başınızı yastığınıza koyduğunuzda uyuyamayacaksınız…
Çünkü hepiniz, her zaman oralardaydınız…
Yaşayamazsınız böyle kurumuş vicdanlarınızla…
Uyuyamazsınız başınızı yastığınıza koyduğunuzda…
İş işten geçince timsah gözyaşları dökmenin yararı yok…
Dileriz çooook geç kalmadınız…

Cüneyt ÜLSEVER : Merdan Yanardağ üzerinden Ergenekon Davası!


Dostlar,

Sayın Cüneyt Ülsever‘in aşağıdaki yazısı üzerinde düşünmeye değer..

Ergenekon Davası‘na bakan özel yetkili İstanbul 13. ağır Ceza Mahkemesi
5 Ağustos 2013 günü gökten zembille yağdırırcasına onlarca yıl ağır hapis cezalarına, müebbetlere, ağırlaştırılmış müebbete, 2 kez müebbete.. hükmederken; tutuksuz yargılanan sanıklardan hapis cezası verdikleri hakkında yakalama kararı çıkarmaktan da geri durmadı. Oysa hükmünün Yargıtay’da onanmasını bekleyebilirdi.. Onanmazsa kendisine dönecek, kendisi direnecek
ya da uyacak; son sözü Yargıtay Ceza Genel Kurulu söyleyecekti.
Hüküm kesinleşene dek de bu kişiler hapse konulmayacaktı. Nereye kaçacaklar? Bu güne dek hangisi kaçtı? Hangi delili karartacaklar? Hüküm verilmedi mi? Yargılama tutuksuz yapılmadı mı bu kişiler açısından?? Yurt dışına çıkış yasağı, adli denetim önlemleri yetmez miydi? Yaşları 70’i geçmiş insanları hüküm kesinleşmeden hapse atma eyleminin adı “yargıçlık, yargılama” mıdır??

Ellerindeki dava sonlandığında kendiliğinden tasfiye olacak olan bu mahkeme, kararından öylesine emin olsa gerek ki, hükmü onanmazsa insanların haksız yere hapis yatmaları olasılığını gözetme gereği duymamakta.

Acaba Yargıtay temyiz aşamasında tutuksuz yargılama kararı verir mi?
Hangi Yargıtay? Yeniden yapılandırılırken 160 üyeye bir çırpıda kavuşan Yeni Yargıtay mı??

Balyoz davası temyizinde sanık ve savunmanlarının savunma süreleri kısıtlanmazken bir de baktık ki YAŞ toplandı, hala tutuklu ama hükümsüz paşalar emekli edildi..

Sanırız, hatta korkarız; VİCDAN, ADALET, İNSAF, HAKKANİYET..
gibi sözcükleri devr-i AKP‘de sözlüklerden ve dillerden düşürmek gerekecek.

Yerlerine neler konduğunu hadi biz söylemeyelim;
TCK’dan eylemimize uyan bir madde bulmak çok da zor olmasa gerek..

Ne acı ki, ülkemizde hiç kimse hukuk devleti güvencesinde değil!

Çok yazık, çok..

Hukuksal çözümü bilerek olanakszılaştırılan bu davada tek çare “AF” olarak mı adreslenmektedir? Anayasa md. 10 uyarınca hiç ayırım yap(a)madan mı?
İmralı sakinini hedefleyerek mi?

Bu ne lanetli senaryodur, nerede ve kimlerce yazılmıştır?

Ama zamanla mutlaka çözüme kavuşturulacaktır.

Sevgi ve saygı ile.
Tokat, 8.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=======================================

Merdan Yanardağ üzerinden Ergenekon Davası!

Merdan Yanardağ üzerinden Ergenekon Davası!

Cüneyt ÜLSEVER

Önce önemli bir not:

Gayet açıktır ki bu ülke değerli olan insanına değer vermiyor, değersiz olanı ise
baş tacı ediyor.

TRT prodüktörü Servet Somuncuoğlu’nu çok genç yaşta ve en verimli çağında kayıp ettik. Ancak o esasen köküne kadar bir araştırmacı idi. Bu değerli insanın ölümü ile ilgili haberi sadece Yeniçağ ve Cumhuriyet’te görebilmek içimi kanattı.
O benliğini insanı insan yapan “merak güdüsü”nü besleyen araştırmacılığa adamıştı. Kanaatlerini masa başında değil, bizzat yaptığı araştırmalarla oluşturma terbiyesine sahipti. Orta Asya’dan Anadolu’ya Türk kültür tarihinin izlerini yaptığı kapsamlı araştırmalar ile takip etti.

550 sayfalık “Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler” adlı eseriyle Türk kültür tarihi alanında çığır açtı. Türk milletinin atalarının hüküm sürdüğü 6 ülkeyi 4 yıl boyunca dolaştı. 150 bin km yol kat etti. 138 gün, 65 ayrı alanda saha çalışması yaptı.

Değerli dostum Servet Somuncuğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır dilerim!

***

Aynı gün bir başka dostum Merdan Yanardağ da Ergenekon Davası’nda hüküm yedi. Meğerse 1 yılı aşkın süredir Yurt Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmenliği’mi yapan Yanardağ, lideri dâhil organizasyon yapısı tarif edilemeyen “Ergenekon Terör Örgütü”nün basından sorumlu üyesiymiş! Bizi engin hoşgörülü,
yüksek düzeyde sabırlı tavrı ve beyefendi görünümü ile örgüt adına oyalayarak kullanıyormuş ama bu durumdan yılların gazetecileri ne Ayşenur’un, ne Mustafa’nın, ne Yaşar ne de Haluk Hocaların, ne İdris’in, ne Cevher’in, ne Atilla’nın, ne de
yayın yönetmenlerinin haberi varmış!

Mahkeme hepimizin uyanmasına vesile oldu.

Merdan Yanardağ beni, Hürriyet’ten kovulduktan sonra, kurulmakta olan Yurt Gazetesi’ne davet ettiğinde çok şaşırmıştım. Değme “sahibinin sesi”
üfürük liberal-demokratlar beni Hürriyet’ten savmak için ne dümbelekler çevirdiler ama sosyalist Merdan bana gazetesinde yer verdi!

Tanıştığımızda anlatmıştı. Tuncay Özkan ile Kanaltürk’te birlikte çalıştığı için
5 yıl önce gözaltına alınmış ve ifade vermişti. 5 yıl boyunca bu insan ne kaçtı,
ne delil kararttı. Yalnızca gazetecilik yaptı ama ceza yemekten kurtulamadığı gibi hakkında “yakalama” emri çıktı!

Mahkeme, Yargıtay kararını beklemek yerine bir gazeteciyi daha içeri atmak hevesinde!

Bakalım ne olacak?

***

Neydi Merdan Yanardağ’ın suçları?

1) Kitap yazarak, “Cemaat” hakkında benim bazı görüşlerine katılmadığım olumsuz saptamalarda bulunmuştu. Mahkeme tıpkı Hanefi Avcı’ya yaptığı gibi
Merdan Yanardağ’dan da intikam almak istiyor.

Ancak  Bediüzzaman Said Nursi öğrencilerinin oluşturduğu Risale-i Nur Forum’a göre:

“İntikam” kelimesinin dilimize geçmiş manası “öç almak” olduğu halde, Allah (CC) için kullanıldığında ise ‘dilediğini suçuna denk bir ceza ile cezalandırmak suretiyle adaleti sağlamak’ manasına gelmektedir.”

Bu anlamda Allah’tan başka “gerçek” intikam sahibi yoktur.

İnsanoğlu intikam ile sadece öç alır!

2) Muhalif Yurt Gazetesi’ni çıkarmış, hiç reklam yapmadan, doğru dürüst reklam alamadan muazzam bir başarı ile gazetenin tirajını 70 binlere çıkarmış,
Yurt’u ciddi bir muhalefet gazetesi haline getirmiştir.

Yanardağ’a verilen ceza ve yakalama emri Ergenekon Davası kararlarını
büyük ölçüde yönlendiren ruh halinin bir özetidir:

1) Senin hakkında iddialarda bulunan herkesten intikam al!

2) Sana ciddi muhalefet yapan herkesi susturmaya çalış!

***

Nitekim Ergenekon Davası’na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanlığını yaptığı sırada görevden alınan Hâkim Köksal Şengün kararlarla ilgili diyor ki:

“1) Dosyadaki hiçbir sanık hakkında eylemlerle bağlantı kurulmadı.

2) Deliller eşliğinde suçlama getirilmedi.” (odatv-07.08.2013)

Yukarıdaki 2 saptama hukukta “hükmün” temel yol göstericisidir.

  • Suç
    i) somut eylemlere bağlanmadan,
    ii) somut eylemlere de delil getirilmeden “hukuki hüküm” oluşamaz!

Mahkeme büyük ölçüde tek başına delil oluşturamayan

i) telefon dinlemelerine ve
ii) gizli tanık ifadelerine dayanarak “hüküm” değil, “kanaat” oluşturmuştur.

***

Nitekim İngiliz Times Gazetesi mahkeme kararlarını “Erdoğan’ın düşmanları cezalandırıldı” başlığıyla verdi. Gazete davayı “İslamî eğilimli Türk Hükümeti‘nin ülkenin laik tabakasını tasfiye etme girişimi olarak” görüyor.

Öte yanda, Salı günü iddia ettiğim gibi beraber yola çıktıkları “Ergenekon Davası”nda ABD ile RTE bu kararlar yüzünden de kapışacaklar gibi!

Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, Ergenekon Davası’nda verilen cezalar hakkında yorum yapmak için temyiz kararını bekleyeceklerini ve
sürecin takipçisi olduklarını” açıklıyor. Ancak hemen devam ediyor:

“1) İstanbul’daki özel mahkeme tarafından açıklanan karar ve cezaların sertliğiyle ilgili medya haberlerini takip ediyoruz.

2) Çok sayıda Türk vatandaşının,

dava sürecinin
i) uzunluğu,
ii) şeffaflık eksikliği,
iii) mahkeme kararı ve cezaların verilme şekli bağlamında

ciddi kaygılar dile getirdiğini” de (biliyoruz). (Çeşitli gazeteler)

***

Sanırım, RTE’nin Batı’da zaten muazzam irtifa kaybetmiş itibarına
bir sille de bu dava kararları vuracak!