MARŞ MARŞ, YERLERİNİZE!

MARŞ MARŞ, YERLERİNİZE!

Mustafa Aydınlı - BiyografyaMustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya’daki ilk cuma hutbesinde

  • “Vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” sözleri ile ad vermeden Atatürk’e lanet okudu!

Birlik ve beraberliğe, en çok gereksinimimiz olduğu şu günlerde, dinin sevgi ve hoşgörüye dayalı iletilerini vermesi gerekirken; Vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetin kurucusu M. Kemal Atatürk’e lanet okumak ülkede infial / isyan yaratmıştır.

İstanbul 4 yıl, 10 ay, 23 gün İngiliz işgalinde kalmış (13 Kasım 1918, 6 Ekim 1923), kentin anahtarını İngilizlere Padişah Vahdettin teslim etmişti. İstanbul’u da, Ayasofya’yı da işgalden kurtaran Mustafa Kemal, Diyaneti kuran da O! Ali Erbaş da oturduğu koltuğu O’na borçlu. Ayrıca Murat Bardakçı’nın açıklamalarına, göre vakfiyede öyle bir metin de yok.

Bir din adamı neden yalan söyler? Neden gerçekleri çarpıtır? Neden kurucusuna ve kurtarıcısına hakaret eder? Çok düşündürücü değil mi? Bu tutum nankörlük değil de nedir? Peki, İslam inancında nankörlüğe yer var mıdır, nankörlük eden “neye uğrar” ??!! Dahası ahlak dışı bir davranış değil midir bu iftira; özünde İslam dini “iyi – güzel ahlak” odaklı değil midir??

Mustafa Kemal’in bir bölüm sözde din adamlarınca saldırıya uğraması ilk değil. Şeyhülislam ve İngiliz Muhipleri Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti’nin kurucusu Mustafa Sabri, Mustafa kemal Paşa hakkında idam fermanını kaleme alan kişi ve Sevr’in imzalanması için özel çaba harcadı.

  • “Mustafa Kemal ve Ankara hükümeti kahpedir… Kudurmuş haydutlar, caniler…
    Eyy Allah’tan korkmayan, eyy peygamberden haya etmeyen mahluklar… Bunların dinsizlik derecesi tasavvur edilemez, cenabı hakkın gazabı ve laneti bunların üzerine olsun… Yunanlara fazla zayiat verdirmek bizim için hayırlı ve menfaatli olamaz, İngilizleri kızdırırız, İngiliz gibi muazzam devlete karşı katiyen kazanma ihtimali yoktur… Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara’dadır..”

Fesli Kadir Mısıroğlu da “Keşke Yunan galip gelse” diyenlerdendi. Belli ki Ali Erbaş da bunlardan el almış.

Yurtsever din bilgileri de var elbette, Ankara Müftüsü Rıfat Börekci ilk Diyanet İşleri başkanı idi. Günümüzün aydın din bilginlerinden Sayın Cemil Kılıç gibi. Kılıç, attığı bir tivitte şöyle diyor :

  • “İnsanlığın dincilere tutsak düşen dinlerden çektiği nedir Allah aşkına?
  • Tıpkı Muaviye’nin cami kürsülerinden Ehlibeyte lanet okutması gibi,
    bu gün de kürsülerden Cumhuriyet’in kurucusuna ad vermeden lanet okunuyor.
  • Unutma! Bu gün minberden isim vermeden Kadir Mısıroğlu’na rahmet,
    Atatürk’e de lanet okundu.
  • Bu gün Atatürk’ün kurduğu devletin bir memuru, Atatürk’e lanet okudu.
  • Susanın kanı kurusun.”
    Can Yücel ; “Bana ‘Şiirlerinde küfretme.’ diyorlar usulsüz. Ulan nasıl anlatayım bu kadar o….. çocuğunu küfürsüz?” demektedir.

Neyzen Tevfik ise bir şiirinde;

Ben sana _ok demem,
_oklar duyar ar eder.
Bir zerren düşse _oka,
Onu da mundar eder..

diye başlayan ancak 2. dörtlüğünü buraya almaktan bizim de “hâyâ” edeceğimiz dizelerle içinden taşan ölçüsüz ve haklı isyanı dile getirir..

Geldiğimiz yer tam da burasıdır ve halkın duyarlığı, sinir uçları ile neden bilerek ve isteyerek, adeta kör kör gözüm parmağına oynanır; anlamak ve anlatmak olanak dışıdır!
Anlaşılan AKP = RTE “gidici” olduğunu kesin ve net olarak görmektedir.. Bu çöküşü geciktirme  derdindedir. Kısa günün kârı yanı sıra, ehh, bir miktar daha kutuplaşma ve tabanını bir arada tutma çırpınışı..
Yalnızca batmıyorlar, insanlık tarihinde utanca da boğuluyorlar..
****
Edebiyat dersinde öğretmen yazılı yoklama yapıyor, öğrenci noktalama işaretlerini nereye koyacağını bilmiyor. Kompozisyon bitince tüm noktalama işaretlerini en sona yazıyor ve “Marş marş yerlerinize” diyor.

Biz de Can Yücel ve Neyzen Tevfik’in sözlerini nereye koyacağımızı bilmiyoruz,
nereye yakışıyorsanız oraya, marş marş yerlerinize diyoruz.
=============================

Dostlar,

Biz de dökelim içimizi                       :

1. Ali Erbaş adlı DİB Devlet Memuru, tüm ulusumuzdan ve Yüce ATATÜRK’ün
aziiiiiiiiiiiiiz anısından açıkça özür dilemelidir.
2. Ali Erbaş adlı DİB Devlet Memuru, derhal görevinden istifa etmelidir.
3. Ali Erbaş adlı DİB Devlet Memuru hakkında derhal, halkı kin ve düşmanlığa teşvikten ve Atatürk Hakkında Yasayı çiğnemekten adli işlem / ceza kovuşturması başlatılmalıdır.
4. Ali Erbaş adlı DİB Devlet Memuru hakkında derhal 657 s. yasa kapsamında disiplin soruşturması başlatılmalı ve hak ettiği en ağız ceza, DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA yaptırımı uygulanmalıdır.
5. Ali Erbaş adlı DİB Devlet Memuru, AKP = RTE / Partili Cumhurbaşkanı tarafından görevinden azledilmeli ve Erdoğan da halktan ve Atatürk’ten özür dilemelidir.
6. Ali Erbaş adlı DİB Devlet Memurunun söz konusu konuşması YOK HÜKMÜNDE SAYILMALI, yerine Büyük ATATÜRK’e açık şükran ve minneti de ifade eden yeni bir metin tarih kaydına geçirilmelidir.

Sevgi ve saygı ile. 26 Temmuz 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

 

Vicdan, tutarsızlık, yüzsüzük

Vicdan, tutarsızlık, yüzsüzük

D. Perinçek, Amiral Yaycı’nın görevden alınması ile ilgili eleştirilere cevaben;

“TSK’ya hiçbir siyasi tavırla müdahale edilemez.” dedi.

Müdahale (MSB) tamamen siyasi tavır…

ULUS

AKP’de iken, 13 yaşındaki kız çocuğunun nikahla evlenmesinde sorun olmadığını söyleyen Gelecek P. Gn. Bşk. Yrd. Vahdettin İnce; Türkiye’de tek dil, tek din ve tek ulus dayatması olduğunu, Türk ulusu yaratma çalışmasının tutmadığını, Osmanlı sisteminin gayet güzel işlediğini söyledi.

Osmanlı eskisi Gelecek umudu vermiyor …

VİCDAN

RTE, 23. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni”nde; “…sizlerden vicdanınızı ve imzanızı Allah korkusu ve uygulamakla yükümlü olduğunuz kanunlar dışında asla hiçbir kimsenin, hiçbir gücün emrine vermememizi istiyorum.” dedi.

“Şahsım” ve yakınları aleyhinde bir karar verin, görün ne demek istediğini…

TUTARSIZLIK

Vatan Partisi’nin,” AK Parti, MHP ve CHP ile katılacağı, zorlukları paylaştıracak bir hükümet en iyi tercih olur.” yaklaşımına, CHP Milletvekili Gürsel Tekin “Siyasette her şey mümkündür.” dedi. “CHP’nin olumlu yaklaşımı” diye atladılar.

Hani adamlar PKK işbirlikçisi, Atlantikçi idi. Nasıl beraber olacaksınız?…

SELA

Ramazan boyunca boş camilerde her akşam sela okundu salavat getirildi.

AKP camileri kapattı” dedirtmemek için çatlıyorlar ama boşuna, kapattılar…

GÜÇ

RTÜK, Sevda Noyan’ın 50 kişiyi öldürmekle tehdit ettiği programı nedeniyle ÜLKE TV‘ ye oy birliği ile üç kez program kapatma cezası verdi.

Kamunun demokratik gücü ancak buna yetti. Noyan CHP’li olsa içerdeydi…

SİRKAT

Damat Bakan’ın, “Birileri bir dönem ülkemizi ithalat cenneti yapmaya çalıştı” sözlerine CHP, ”72 yılda 57 hükümetin yaptığı ithalatın beş katını 17 yılda siz ve sizin hükümetleriniz gerçekleştirdi” yanıtı verdi.

Kıymetli damadı üzmesek…

SALGIN

Sosyal medyada paylaşılan pembe renkli örme maskeli Rus milletvekili fotoğrafının, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekiline ait olduğu ve TBMM’de taktığı iddia edildi.

Salaklık yukardan aşağıya yayılan bir salgındır…

BABA

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Düzce’de vaizlik yapan kızı Merve Sefa Likoğlu, “Anne, kızının yanında da diz üstü şort giyemez”, “Haram şirketin hissesiyle borsa oynanmaz”, “Zekatınızı, Biz Bize Yeteriz Türkiyem kampanyasına da verebilirsiniz” gibi fetvalar vermiş.

Boynuz kulağı geçmiş…

ANLARSIN

Mavi Vatan kavramının devlette ve TSK’da büyük rahatsızlık yarattığını öne süren Murat Yetkin, “Ne demek Mavi Vatan. Diğeri ne?” diye konuştu

Yunan gelseydi anlardın…

DİŞLİ

Davutoğlu, 2015 Yüksek Askeri Şûrası’nda, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden biri olan eski Tümgeneral Mehmet Dişli’nin emekli edileceğini, ancak kararın son anda uygulanmadığını açıkladı.

Güçlü ve dişliye itiraz etme, şimdi kendi kendini temizle. Yok öyle…

YAKINIMDIR

TÜİK Başkanlığı’na, Başkan Yardımcısı ve Emine Erdoğan’ın özel kalem müdürünün eşi olan Muhammed Cahit Şirin getirildi.

Ee, o kadar hatır işi de olsun!…

BAKAN

İzmir’de camilerden şarkı dinletilmesine  tepki gösteren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ‘Yapanı bulur caminin dibinde ezan dinletiriz’ dedi.

Sedat Peker döndü mü?…

ANNE

AKP Çorum Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir, Cumhurbaşkanı RTE ile yapılan toplantıda, “Bazen diyorum ki, çocuklarımın ömründen alsın size versin” dedi.

Bu kadın çocuklarını kendi mi doğurdu acaba?…

DESTEK

Bahçeli, “MHP, Siyasi Partiler Kanunuyla ilgili hazırlıklarını gündeme getirmek suretiyle hükümetin önereceği tekliflere tam destek verecektir.”

Açıklamaya ne gerek?…

YÜZSÜZLÜK

DEVA Partisi’nin Gn. Bşk. Yrdc. Yeneroğlu; AKP ile siyaset yaptığı dönemde yaşanan haksızlık ve hukuksuzlukların kendisi için dayanılmaz boyutlara ulaştığını, AKP’den çocuklarının yüzüne bakabilmek için ayrıldığını söyledi.

Devam edenler bakabiliyor herhalde…

CEZA

RTÜK eski üyesi Faruk Bildirici, RTÜK üyelerinin günlük 230 Euro harcırah aldıklarını ve sürekli dış gezilere gidip birbirlerini ağırladıklarını söyledi. Üyelerin 2019 yılında yurt dışında 32 etkinliğe katıldıkları belirtildi.

Muhalif kanallara ceza keserek karşılığını iktidara ödüyorlar…

YARDIMLAŞ-MA

İBB Meclisinde; AKP ve MHP grupları, salgın ve deprem gibi olağanüstü dönemlerde sosyal yardımlarda “vatandaş beyanının yeterli görülmesi” ne hayır dedi. Bu nedenle İBB yardım talebi toplamayı durdurdu.

“CHP yardım ediyor” denmesin, vatandaş dilensin, gelsin AKP’ye oy versin…

KARANLIĞIN YARIŞI

KARANLIĞIN YARIŞI

Konuk yazar : 
Mustafa AYDINLI

Ülkemizde; aslında öteden beri süregelen, fakat son günlerde dozu artırılan bir karanlık yarışıdır gidiyor. Kimi gruplar, kurumlar, şeyhler ve hatta önemli mevkideki kişiler karanlığın yarışını körüklemeye ve palazlandırmaya çalışıyorlar. Eskiden bir deterjan reklamı vardı; tüm deterjan firmaları, beyaz yıkadığı reklamını yaparken, bir deterjan firması işin hakkından geldi, “beyazın da beyazı var!”

Türkiye’deki yarış buna benziyor, karanın da karası var. Kısacası bir zifiri karanlığa tam gaz sürükleniyoruz.

Maraş Dondurmacısı kılıklı, Püsküllü Fesli şarlatanın hezeyanları, gündeme damgasını vurmaya devam ediyor. Püsküllü Feslinin Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK için neler dediğine ana başlıkları ile bir bakalım :

* “Keşke Yunan galip gelseydi
* “Hükümete niye şeriatı ilan etmiyorsun diyemezsin. Vakti var…Heykellerinin köpek leşi gibi meydanlarda sürüklendiğini göreceğim inşallah.”
* “10 Kasımda saat dokuzu beş geçe kenefe gidin.”
* “Vallahi de billahi de, Kemal’in düşmanıyım… Mustafa kemal’le zerre muhabbeti olanlar, cenazeme gelmesin.”
* “Ne mecburiyetim var 10 Kasımlarda O’nun için dikelmeye, ne mecburiyetim var, gittiğim her dairede O’nun resmini görmeye?”

gibi sayısız zırvalamanın sahibidir. Püsküllü Fesli.

Aynı zamanda İstiklal Marşı ve Mehmet Akif için de benzeri düzeysizlikleri var. Yine Atatürk’ün Annesi için, iğrenç iftiralarını buraya almayayım…

Normal insan ahlakından yoksun bu kişi, Atatürk’ü sevmek ve fikirlerine inanmak zorunda değil. Bunu anlayabiliriz. Bir ulusun kahramanına, Cumhuriyetin kurucusuna böylesine küfür, iftira, hakareti bu ülkenin ekmeğini yiyip, suyunu içen, havasını teneffüs eden hangi akıl ve erdem sahibi insan kabul edebilir?

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın resmi giysisi ve makam arabası ile bu kişiyi ziyareti, tüm bunları hoşgörü ile karşıladığı ve bu düşüncelerden yana taraf olduğunu gösterir. Görevi Ülkede barışı, kardeşliği, ulusal değerlere saygıyı, iyi ahlakı, temizliği güzelliği, insanlığı, doğruluğu dürüstlüğü yaymak… olan kişi bunu yaparsa, ülkenin vah haline. O görevde normalde kalamaz. Görüyoruz ki Ali Erbaş ve Püsküllü yalnız değil, Türkiye halkı şimdilik bunları kaydediyor.

Bu ülke tarihinde çok sahte ve düşmanla işbirliği yapan sözde din adamları gördü. Birkaçını sayarsak; Mustafa Kemal Paşa hakkında idam fetvası yayınlayan Şeyhülislam Dürrizade Abdullah; “Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları diye bir çete türemiştir. Dinimizce katli vaciptir” buyurmuştur! Bu fetvasından sonra da Yunanistan’a kaçmıştır. Fetvayı kaleme alan ise; Şeyhülislam Mustafa Sabri. İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin kurucusu ve Anadolu’daki direnişi kırmak için İngilizler tarafından icat edilen İslam Teali Cemiyeti’nin kurucularındandı.

Katıksız vatan haini. “Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti kahpedir… kudurmuş haydutlar” diyordu.

“Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara’dadır” diyordu.

O da Yunanistan’a kaçtı. Yunanistan’a “Birlikte özerk hükümet kuralım” teklifi yaptı, Yunan başbakanı Gunaris teklifi inceledi, “Kendi milletini satan, böyle hainlere ihtiyacımız yok” dedi.

Tarihin yinelemesi (tekerrürü) bu olsa gerek…

Bir atasözü ile bitirirsek;

“Katranı kaynatsan olur mu şeker? Cinsini okşadığım cinsine çeker”

 

 

 

 

‘Diyanet ile hıyanet yan yana’

‘Diyanet ile hıyanet yan yana’


(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Muhaletfet partileri, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, “Keşke Yunan galip gelseydi” ve “10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe kenefe gidin” sözüyle tepki çeken ve Fesli Kadir olarak bilinen Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etmesine ve önceki günkü cuma hutbesinde de Atatürk’ten söz edilmemesine büyük tepki gösterdi. (cumhuriyet.com.tr, 11 Kasım 2018)

[Haber görseli]

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, ” Diyanet İşleri Başkanı derhal istifa etmelidir. Kendisi istifa etmiyorsa, gecikmeden görevden alınmalıdır” dedi. Ağbaba, yazılı açıklamasında, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 80’inci yılında, Atatürk’e kezlerce hakaret eden Kadir Mısırlıoğlu‘nu ziyaret ettiğini belirtti.

Erbaş’ın bu ziyaretiyle kendisini o makama atayanlara mesaj verdiğini iddia eden Veli Ağbaba, “Ulusumuzun kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürk‘ün ölüm yıl dönümü arifesinde gerçekleşen bu ziyaret, AKP’nin Türkiye’yi getirdiği yerin özetidir.” ifadesini kullandı.

Ağbaba, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanı ‘Hocam’ diyerek elini öperse, Diyanet İşleri Başkanı da Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde Atatürk düşmanını ziyaret eder. Bu ziyaret, AK Parti zihniyetinin dışa vurumudur. Böyle bir kişiyi Diyanet İşleri Başkanı yapanlar bu suça ortaktır. Diyanet İşleri Başkanı derhal istifa etmelidir. Kendisi istifa etmiyorsa, gecikmeden görevden alınmalıdır. Diyanet İşleri Başkanı, Atatürk’e ihanet başkanı olmuştur. Bir dakika bile o görevde kalmamalıdır.”

1 DAKİKA BİLE GÖREVDE TUTULMAMASI GEREKİYOR’

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de ziyaretten duyduğu rahatsızlığı şöyle anlattı: “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, sana söylüyoruz. Bizim vergilerimizle aldığın o maaşın her bir kuruşu haram zıkkım olsun. O parayı yemek, o parayla geçinmek, o parayla mutlu olmak sana nasip olmasın. Bugün saat tam 9’u 5 geçe hepimiz Atatürk’ün önünde saygıyla eğilirken, hepimiz telefonlarımızda, internette, gazete haberlerinde, Atatürk’ten nefret eden bu adamı ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı’nı gördük. Yunanı, Türk ordusuna tercih eden bir adamın yanına ziyarete giden kişinin 1 dakika bile görevinde tutulmaması gerekiyor. Eğer Recep Tayyip Erdoğan onu görevde tutmaya devam ederse, bugün gittiği ziyaretin, deftere yazdığı notların, bıraktığı çelengin hiçbir anlamı yoktur. ” dedi.

BİR FATİHA’YI ÇOK GÖRDÜLER’

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç konuyla ilgili şunları söyledi: “İlahiyat fakültesini, imam hatipleri, Diyanet’i Atatürk’ün önderliğinde CHP kurdu. Atatürk bu ülkenin her yerinde, her karış toprağında var. Biz hem milli hem dini duygularımızı bir arada yeşertebilir, güçlendirebilirsek o zaman güçlü bir ülke oluruz. Diyanet, Diyanet’i kuran liderini yok etmeye, unutturmaya çalışıyor. Onu camilerdeki hutbelerden, dualardan yoksun bırakıyor. Bu ülkenin var olmasını, ezan seslerinin minarelerden yükselmesini sağlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna bir Fatiha’yı çok görüyor. Ona, bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne, Cumhuriyet’ine karşı olan insanlara daha çok değer veriyor.

‘HIYANETLE YAN YANA’

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray ise şöyle konuştu:

“Zamanlama planlı ve Atatürk’e düşmanlığın sergilenmesine yönelik. Atatürk ve Türk düşmanlığı Diyanet’e taşınıyor. Mesaj bu. Diyanet’le hıyanet yan yana gelmemeliydi. Başkan derhal görevden alınmalı.”
=========================================
Dostlar,

Bunlar çok yanlış davranışlar. İkiyüzlülüktür. Bir yandan 10 Kasım’da Mustafa Kemal ATATÜRK için Erdoğan şimdiye dek ağzına almadığı “olumlu” (!?) sözler kullanırken, bir yandan apaçık Cumhuriyet – ATATÜRK düşmanı ve “elhamdülüllah şeriatçıyım” diye histerik çığlıklar atan bir kişiyi (lütfen kendisiyle TV söyleşimizi ibretle izleyiniz : https://www.youtube.com/watch?v=Z_dNl4oEXY4&t=24s) kurumsal olarak ziyaret etmek laik bir hukuk devletinde savunulamaz.

Diyanet İşleri Başkanı bu ziyaretini “kişisel” olarak ve basına reklam etmeden yapmalıydı.

DİB açıklamasında “insani bir ziyaret” gerekçesi ileri sürdü. ve güldürdü Özürü kabahatından büyük.. Yukarıda da yazdığımız gibi, “insani ziyaret” böyle resmi giysi ile ve basına servis ederek yapılmaz. En azından bu biçimiyle bu ziyaret de tepki üzerine yapılan açıklama da etik – dürüstçe değildir.. Bir Müslümana yakışmıyor.. AKP kendi dinci tabanına subluminal (bilinçaltı) iletisini böylelikle veriyor.. Laik kesimden tepki alınca oy kaygısıyla kendince “dengelemeye” girişiyor.. Çok tuhaf – komik oluyor, kendisine güldürüyor acı acı.. İki arada bir derede yalpalayıp duruyor, çok hazin!

AKP’liler ne yazık ki Müslümanlıkta da sınıfta kalmaktalar.. Takiyye ve ikiyüzlülük Müslümanlığa çooooook uzak davranışlar olmalı.. Çok yazık çok..

AYDINLANMA çağında “bilgeleşen” laik insan, AKP insanından, AKP’nin yaratmaya zorladığı prototipten öylesine gelişkin, ahlaklı, etik, dürüst, çalışkan, üretken, ilkeli….. ki. AKP ve zihniyetinin ülkemize  – insanımıza en büyük yıkıcı etkisi bu değerler – ilkelerdeki yozlaşma, aşınma (erozyon) oldu..

Sahi, AKP içinde hiç namuslu din adamı kalmadı mı, hiç Felsefeci yok mu?? Bu çürüme niye??

Sevgi, saygı ve kaygı ile ile. 11 Kasım 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com