Etiket arşivi: Rifat Serdaroğlu

HEM ARSIZ HEM HIRSIZ

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
11.12.2021

Arsız kişi gücü eline geçirdiğinde, adalet de susturulmuşsa, haklı olan suçlu durumuna düşer!
Arsız kişi durmaz ve suç işlemeye, insanları ezmeye devam eder!
Arsız kişi, suçlarının ortaya çıkmaması, çalmaya devam edebilmesi için sürekli kavga, kargaşa ortamına ihtiyaç duyar.

Adalet yok, Polis de Arsız’dan yana ise, ne yapacaksınız da hem Arsız’dan kurtulacaksınız, hem de suç işlemeden huzura kavuşacaksınız?

Öncelikle, Arsız kişi gibi düşünüp onun nelerden çekindiğini bulacaksınız. Arsız’ın korktuğu, karşısında birlik olunması ve açıklıktır. Eğer, demokrasisi gelişmiş ülkelerdeki gibi polisin, yargının gelip görevlerini yapmalarını beklerseniz, çok beklersiniz ve çok üzülürsünüz.
İlk işiniz mahallenizdeki namuslu insanlarla biraraya gelip, güçlerinizi birleştirmektir.
Arsız kişiyi, kırmadan dökmeden etkisiz duruma getirip elindeki gücü (silahı) alacaksınız ve polise teslim edeceksiniz. Yasal protesto haklarınızı kullanıp haklarınızı ve sorumluluklarınızı bilen bireyler olarak herkese olayı duyuracaksınız, polisin ve adalet mekanizmalarının düzgün çalışmalarını sağlayacaksınız…

Bu anlatılan basit bireysel bir sorun!
Ama ülkenizi, seçimle işbaşına gelip bir organize suç örgütüne dönüşen bir parti yönetiyorsa daha organize ve dikkatli olup elinizi çabuk tutmanız gerekir.
Ülkenizde, anayasayı, hukuk devletini, laikliği, özgürlükleri askıya alan bir yönetime karşı, Danimarka’da muhalefet yapar gibi davranırsanız, hem Arsız-Hırsız takımını azdırırsınız, hem de özgürlüğünüzü kaybedersiniz.

Şu gerçeği hep aklınızda tutun:

Ortaçağ kalıntısı tarikat-cemaat-ihvan ve Muaviye kafalı yobazlar nasıl ki “Cumhuriyeti yıkıp, İran tipi bir din devleti kurmayı” kendileri için hak olarak görüyorsa, bizlerin yani vatanseverlerin-demokratların-Atatürkçülerin-hukuk devleti ve laik cumhuriyeti-kadın erkek eşitliğini savunanların da Cumhuriyeti korumak gibi çok kutsal bir hakkımız ve görevimiz vardır.

Genelkurmay Komuta Heyeti “Lozan’ı, Montrö’yü” savunan Atatürkçü Amiral ve Generalleri suçlayacak kadar ihanet içinde olabilir. Yüksek Yargı, Yüksek Seçim Kurulu, Emniyet, MİT kendi milletinin aleyhine çalışabilecek kadar Saray’a bağlı olabilir.
Tüm bu olumsuz şartlar karşısında asla umutsuzluğa kapılmayacak ve tek güç kaynağımız olan Türk Milletine gerçekleri anlatacağız. Hem de sokak-sokak, ev-ev, fert-fert gerçekleri anlatacağız.

Türk Milleti, kendi sesiyle uyumlu, namuslu siyasetçilerin sesini çok çabuk anlayacaktır. Tıpkı Kurtuluş Savaşında Atatürk’ü anladığı gibi…

Tüm Milletini ayağa kaldırdığımızda, onun gücünü yanımıza aldığımızda, tüm hırsız-katil-yobaz-emperyalist devletlerin paralı uşakları yer altına kaçacaklardır.

Sonra, Atatürk İlke ve Devrimlerinin devletimizde yeniden etkin olması sağlanacak ve hem ülkemizin yeniden imar ve inşasına milletimizle birlikte başlanacak, aynı zamanda devletimizi-milletimizi soyan Müslüman mintanı giymiş seccade şeytanlarının tümünden hukuk önünde hesap sorulacaktır.

Bunun için mutlaka ve mutlaka bir ve beraber olmamız şarttır.
Kimseyi dışarda bırakmadan sağlanacak birlik, başarının altın anahtarıdır…

DOĞRU Parti bu amaçla kurulmuş Milli bir Partidir.
Hiçbir şart koşmadan, bu birliğe katkı sağlarız.

Bu yapılmazsa ne olur?
Bu çete, herkesi tek-tek avlar. Çünkü bunların utanmaları yoktur. Tarihimizin en büyük casusluk olayı olan “Kozmik Oda” hırsızlığına izin verip yapanlar, herkesi casuslukla suçlar ve zindana atar.
Türk Devletine “Barzani-PKK/PYD” işbirliğiyle ihanet edenler, dürüst siyasetçileri bir sahtekar polis, bir tetikçi Savcı ile sahte deliller üretip zindana atar.
FETÖ denen CIA uşağı ile 11 yıl aynı yatağa giren alçaklar, Atatürkçü siyasetçileri FETÖ’cu diye damgalayıp hapsederler.

Tüm deneyimlerimle ve tüm samimiyetiyle söylüyorum ki; bu çağrımıza yanıt vermeyen küçük kafalılar, Cumhuriyetimizin yıkılmasına neden olurlar.

  • Demokratik rejim ve Cumhuriyet yıkıldıktan sonra, partiniz olsa ne olur, olmasa ne olur?

Lütfen, aklımızı başımıza alıp, hırs ve küskünlükleri geriye atıp, her birimiz birer Kuvvacı gibi el ele verelim ve ülkemize yapılmakta olan emperyalist saldırıyı birlikte defedelim.
Sonra mı? Nam da, şan da, makamlar da sizlerin olsun!
DOĞRU Parti budur ve üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirecektir…

Not: Bugün Muğla’dayız. Sesimizi duymak isteyen herkesi bekleriz…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 11 Aralık 2021

İTİBAR KALDI MI?

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

7 Kasım 2021

İtibardan tasarruf edilmez” sözü, gerçekte doğru bir sözdür.

Fakat, itibarınız var ise!
AKP Genel Başkanı T.C. Devletinin itibarını o kadar düşürdü ki, itibarımız dünyada dip yaptı!

ABD Başkanı, “Demokrasi Zirvesi” isimli uluslararası bir toplantı düzenliyor,
107 ülkeyi davet ediyor ama içlerinde Türkiye yok!

Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılmak üzere New York’a giden Erdoğan’ı, aynı uçağın arka kapısından inip, ön kapıya koşarak giden Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu karşılıyor!

Fener Rum Patriği 23 Ekim – 3 Kasım arasında Amerika’yı ziyaret etti.
Patriği, ABD Başkanı Biden kabul etti ve görüştü.
Patrik, ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile de görüştü!

Kim bu Patrik?
Erdoğan’ın beğenmediği Lozan Antlaşmasına göre;
Patrik, T.C. Yasaları çerçevesinde idari açıdan Eyüp Kaymakamlığına, Fatih İlçesi C. Savcılığına ve İstanbul Valisine bağlıdır. Çoğu cemaatsiz olan 18 Metropolit tarafından yapılan seçimin onayını İstanbul Valisi verir.
Patriğin T.C. Devleti içindeki en yüksek dereceli muhatabı İstanbul Valisidir!

T.C. Cumhurbaşkanı’nı hiçbir Amerikalı yetkili karşılamayacak, ABD Başkanı zaman ayırmayıp görüşmeyecek ama, Türk Devletindeki en yüksek makamdaki muhatabı İstanbul Valisi olan Patrik, Başkan tarafından kabul edilecek…

T.C. Devletinin 12’nci ve 11’nci Cumhurbaşkanları hariç, hiçbir Cumhurbaşkanı böyle bir rezilliğe izin vermedi!

Yaaa Erdoğan, işte sana gösterilen itibar! İster tasarruf et, ister etme!

Azizi Türk Milleti;
Tarih bilmezliğin, kendi devletine “Çömez Devlet” demenin, ülkesinin tapusu olan antlaşmayı haksız olarak yerden yere vurmanın sonucunu birkaç cümle ile anlatmak isterim.
Fener Rum Patrikhanesi’nin Türkiye’de birkaç bin kişilik Rum Ortodoks cemaati var. Patrik, “Ekümenik” olarak tanınmak istiyor. Yani “Ben dünyadaki tüm Ortodoksların lideriyim, beni böyle tanıyın” demektedir.

Moskova Patrikhanesinin 200 milyon kişilik bir cemaati var ve Fener Patriğinin Ekümenik olarak tanınmasına Rus Devleti şiddetle karşı!

Bizim çok bilmiş Bademler, Rus Devleti ile ilişkilerimizin bozulmasını ister gibi, Ukrayna’nın, Fener Patriğinin yetki alanına girmesini istediler!

Fatih Sultan Mehmet’ten bu yana, devlet olarak kullandığımız bu koz, Bademlerin salaklıkları yüzünden Rus Devleti ile ilişkilerimizin gerilmesine neden oldu…

Ezik Bademler, bir Cihan Devleti olan T.C. Devletinin itibarına hep darbe vurdular.
11. CB Gül ve dönemin Başbakanı Erdoğan, Türkiye’yi ziyaret eden Suudi Kralı, Anıtkabir’e ve Çankaya köşküne çıkmamasına rağmen, Arap Kralın otel odasına koşarak gitmişlerdi! (T.C. Cumhurbaşkanı, yurt içinde kimsenin ayağına gitmez, gidemez. Herkes Cumhurbaşkanı’ nın ayağına gitmek zorundadır. Türk Devlet geleneği budur!)

Gül, Türkiye’ye gelen İngiltere Kraliçesi’nin, kendisini ziyaret etmemesine rağmen kaldığı gemiye, yani Kraliçe’nin ayağına gitmişti. Üstelik İngilizler gemide Türk Bayrağı asmamıştı!

12. CB Erdoğan, Lozan Antlaşmasına ve Türkiye’nin menfaatlerine aykırı olarak, her biri Türk Vatandaşı olması gereken Fener Metropolitlerinin yabancılardan seçilmesine izin vermişti.

12. CB Erdoğan, kendisine verilen “BOP Eşbaşkanlığına” kanarak, Irak ve Suriye’de milyonlarca Müslüman’ın katledilmesine, tecavüze uğramasına sebep olmadı mı?

Geçmişinizi bilmezseniz, Türk ve Müslüman düşmanlarının tuzaklarına düşersiniz. Sonunda da, değil 3 tane, 300 tane Sarayınız olsa da tarihe, ülkesine ihanet etmiş adam olarak geçersiniz. Yazık, çok yazık…

Not;
Yarın, zaman bulabilirsek şu Patrikhane gerçeğini bir daha anlatalım. Çünkü bu konu önümüzdeki yıllarda başımızı çok ağrıtacak.

Sağlık ve başarı dileklerimle, 07 Kasım 2021

 

TERÖRİST KEBAPÇI / DİNDAR ANAYASA / YARGIÇ BİLAL

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Bahçeli, partisinin grup toplantısında “Kebapçıları terörist” ilan etti!
Bahçeli’nin konuşması şu gerçekleri ortaya çıkardı :
Bahçeli’nin konuşmalarını başkaları yazmaktadır.
Bahçeli, yazılan metinleri kontrol etmeden camdan okumaya çalışmaktadır.
Bahçeli, başkasının yazdıklarını bile doğru okuyamamaktadır.
Bahçeli, psikolojik yorgunluğa bağlı “Demans” hastasıdır.
Bahçeli gibi rahatsızlığı olan birinin, devlet işleri ile ilgilenmesi, koalisyon ortağı olması, karar vermesi doğru değildir. Kendisine, her gün kebap yemesi karşılığında kesin istirahat verilmelidir…
***
Dindar Anayasa;

Gerek dindar anayasa, gerek anayasanın ilk 4 maddesinin değiştirilmesi, gerek laiklik ilkesinin anayasadan çıkartılmasını isteyenler CB Erdoğan’ın en yakın çalışma arkadaşlarıdır.
Bu kişiler, Erdoğan’dan izin almadan değil anayasa değişikliği hakkında konuşmayı, izinsiz tuvalete bile gidemezler.

  • Erdoğan, Anayasanın ilk 4 maddesi hakkında ne düşünmektedir?

Ama, fakat, belki olmadan açık-açık dürüstçe Türk Milletine anlatmalıdır.

Erdoğan tarafından “koçbaşı” olarak öne sürülenler kimdir?

  • SADAT Başkanı Adnan Tanrıverdi, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, TBMM eski başkanı İsmail Kahraman!

Bunlara sormak gerek:
Sizler güya dindar oldunuz da ne oldu?
Sözde dindarsınız ama, ülkede “Siyasi Ahlak” yerlerde sürünmekte!
Sayıştay raporlarına düşen hangi hırsızlıklara, yolsuzluklara karşı çıktınız?
Suçsuz yere hapislere atılan, askeri öğrencilere mi sahip çıktınız?
Suçsuz yere zindana atılan 85 yaşındaki emekli Paşalara mı acıdınız?

  • Anayasanın da, devletin de dindarı olmaz!

Esas olan insan olmaktır.
Hazine garantili ihaleler sayesinde, devletin uğradığı milyarlarca dolar zarar için ses çıkarttınız mı?
Dindar oldunuz da, haksızlığın adaletsizliğin kitabını yazdınız!

Önce kendinizi düzeltip, gerçek dindar olun!
Harama el uzatanlardan uzak durun!
Bırakın Anayasayı dindar yapmayı, önce kendiniz “İnsan” olmayı deneyin.

Tarihten ders almadınız, Türk Milletinden ders almadınız, insanlıktan nasibinizi almadınız!
Sizler mi Türk Milletine akıl vereceksiniz?

  • Önce dürüst olun ve servetlerinizin hesabını verin.

Yazıyı bağlarken yalnızca dikta rejimlerinde görülecek bir olayı yaşadık.
Şehzade Bilal Oğlan’ın Vakfı’nın kullandığı İstanbul Belediyesine ait bir bina için ilgili mahkeme “Tahliye” kararı verdi. Devletin polisleri, Saray ve Saray köpekleri tarafından mahkeme kararını yok sayarak, tahliye (AS: boşaltma) engellendi!

Bundan böyle, mahkemelerde işi olan vatandaşların önce Bilal Oğlana müracaat
etmeleri ve gerekli bağışı yaparak işlerini anında halletmeleri mümkündür.
Yargıç ve Savcıları da kovalım, gitsinler!
Madem kararları bir b.ka yaramıyor, boşa maaş vermeyelim! Yuh olsun, yuh!

Sonları ibretlik olacak. Bu kadar suçu ve günahı hiçbir vicdan kaldırmaz, kaldıramaz. Sabır taşı değil, sabır dağı olsa dayanmaz, çatlar…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 07 Ekim 2021

100 BİN ÖLÜMÜN SORUMLUSU KİM?

Rıfat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

DOĞRU Parti Kurucu ve GİK üyesi Op. Dr. Şahap İnmez, sağlıktaki son durumumuz için bir bilgi notu gönderdi. Sizlerle paylaşmak istedim.

Sağlık Sektörü, 9 Trilyon Dolarlık devasa getirisiyle, dünyada 1 numaraya,
Silah Sektörü, 6 Trilyon Dolar ile dünyada 2’nci sıraya,
Enerji Sektörü 3 Trilyon Dolar ile dünyada 3’ncü sıraya yerleşir!
(Yani, 6 Trilyon dolar ile öldürüyoruz, 9 Trilyon ile yaşatmaya çalışıyoruz, bu arada 3 Trilyon dolarlık enerji kullanıyoruz! Şaka-şaka)

Sağlık Sektörü, 30 yıl öncesine kadar 1 Trilyon Dolar ile 3’ncü sıradaydı.
Şimdi 9 Trilyon Dolar ile tam bir “Sağlık Emperyalizmi” oldu.

AKP’nin “Sağlıkta Dönüşüm Projesi” doğal olarak kendi projesi değildir.
Çünkü AKP’de proje kafası yoktur. Yapsatçı kafası vardır.
1993 yılında Sağlık Bakanı olunca, bu projeyi TBMM’ye sunulmaya hazır
“4 Ana Kanun” şeklinde rahmetli Yıldırım Aktuna’dan devraldım.
Yaklaşık 3 ay boyunca, hem sağlıktaki paydaşlarımızla (TTB-TEB-Sendikalar gibi) bu yasaları tartıştık. Daha sonra 1 aya yakın bir süre de, Hazine-Maliye-DPT-Dünya Bankası Uzmanları ile projenin finans ayağını tartıştık.
Bana verilen raporu kısaca şöyle özetleyebilirim :

  • “Sayın Bakan, bu projeyi Bakanlar Kurulunda kabul ettirip, TBMM’de yasalaştırırsanız, partiniz çok oy alır, siz de siyasetin yıldız olursunuz.
    Fakat, sağlığı piyasalaştırıp, özelleştirerek halkımızın sağlığını “Sağlık Emperyalizminin” kucağına atarsınız. 4-5 yıl sonra da ülke bütçesi bu açığı karşılanmakta çok zorlanır!”

Benim kararım, bu projeyi Bakanlar Kuruluna sunmamak yolunda oldu.
Bugünkü durumu görünce o gün için doğru kararı verdiğimi görüyorum!
AKP ile aramızdaki en önemli fark budur. Onlar günlük siyasi çıkar uğruna ülkeyi ateşe atmaktan çekinmezler, bizler ise siyasi çıkar uğruna ülkemizi asla ateşe atmayız…

Geldiğimiz noktada, yıllık 200 Milyar TL olan sağlık harcamalarımızın 35 Milyar TL’si vatandaş tarafından ödenmektedir. O da şimdilik, her geçen gün artacak!
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun en büyük harcama kalemi sağlık harcamalarıdır.
SGK’ya 2015 yılında bütçeden aktarılan para 79 Milyar TL idi.
2020 yılında bu tutar tam 248,8 Milyar TL oldu. Tam %300!

Ülkemizde 579 Özel Hastanenin (çoğu yandaşların) en büyük müşterisi SGK’dır. Kamu hastane sayımız 860, üniversite hastanesi sayımız ise 63’tür.

AKP’nin, Türk Milletine attığı en büyük kazık 10 adet Şehir Hastanesidir.Müşteri garantili 10 Şehir Hastanesine 25 yılda 75 Milyar Dolar para ödeyeceğiz. Şu ana kadar 3,2 Milyar Dolar ödedik bile!

Bu harcamalara karşın sağlık hizmet kalitesi yerlerde sürünmektedir.
Bir örnek; Bizde yıllık bebek ölümleri oranı, Avrupa’nın tam 4 katıdır!

AKP, en son olarak Pandemi dönemini de her konuda olduğu gibi ranta çevirmiştir. Maske ve koruyucu ekipmanlarında (AS: donanımlarında) büyük rantlar elde edilmiştir. Bakanların, kendi işletmelerinden dezenfektan satın alanları görmedik mi?

AKP, Dünya Aşı Tedarik Zincirine (AS: COVAX) birkaç milyon TL yatırmadı! (Yatırsa aşı fiyatı belli olacak ve aşı üstünden para kazanamayacak idi!)

Komisyon oranında anlaştıkları Çin Sinovac aşısını getirtip, koruyuculuğu bile tartışmalı olan bu aşıları, Sağlık çalışanlarına ve +65 yaş üstüne yaptılar. Yüzlerce milyon doları ceplere indirdiler. Foyaları ortaya çıkınca ve AB ülkeleri bu aşıyı kabul etmeyince Alman Biontech aşısını getirdiler.

  • Zamanında bu aşılar alınsaydı, 3’ncü doz aşıya gerek olmayacak, 100 bin vatandaşımız ölmeyecekti.

Şimdi şunu söylemek hakkımız değil mi?

AKP, Pandemi sürecini bilinçli olarak kötü yöneterek ranta dönüştürmüş ve bu program sonucu 100 bin civarında vatandaşımız hayatlarını kaybetmiştir. (AS: 200 binin üstünde!)

100 bin ölümün tek sorumlusu AKP yönetimidir.

Aynen 8 gündür devam eden orman yangınlarının hala söndürülememesinin ve kaybettiğimiz canların, milli varlıklarımızın tek sorumlusu olduğu gibi!

AKP, ülkemizin başına gelmiş en büyük felakettir
ve dakika kaybetmeden demokratik yolla, yönetimden uzaklaştırılmalıdır…

Sağlık ve başarı dileklerimle. 04 Ağustos 2021

BİR ADIM SONRASI MAZHAR OSMAN!

Rifat Serdaroğlu

Eyy Fani Badem;
Bu güne kadar ne elde etiyseniz, hangi makama geldiyseniz “Demokratik Rejim” ve Türk Milletinin hoşgörüsü sayesinde oldu.
Fakat geldiğiniz günden beri sizi yücelten demokrasiyi, özgürlükleri yıkmak için çalışıyorsunuz. Tıpkı kendisini doğuran anasının rahmini bıçaklayan “Katil Bebek Chucky (Çaki)” gibi…

Ülkedeki gelir dağılımındaki eşitsizliği, fukaralığı, üzerine din sosu da ilave ederek, kendilerini sistem dışına itilmiş hisseden kitleleri aldatıp, ABD desteğiyle peşinize taktınız ve bu kesimi sürekli olarak hem istismar ettiniz hem de oy ambarı olarak kullandınız!

22 yaşında, “Milli Görüş” yani “Siyasal İslam” temsilcisi MSP’nin İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanı seçildiniz. 1978’ de “Akıncılar” adıyla gençlik örgütü kurdunuz. Metin Külünk ile birlikte, gençleri eğitim için İran’a gönderdiniz.
6 Eylül 1980’de 26 yaşında iken, Konya’da düzenlediğiniz “Kudüs’ü Kurtarma Mitinginde” Hilafet Sancağı açtınız ve İstiklal Marşımız okunurken yere oturarak protesto ettiniz.

  • 31 yaşında, El-Kaide lideri-uyuşturucu Baronu Gülbettin Hikmetyar’ın dizinin dibinde oturdunuz!

Siyaset basamaklarında yükselirken çeşitli tarikat ve cemaatlere destek verdiniz.
2002 yılından itibaren FETÖ Silahlı Terör örgütünü devletimizin en hassas birimlerine soktunuz.

İslam adının, terörle birlikte anılmasını sağlayan Mısır’daki İhvan terör örgütüne destek verdiniz. Ardından Suriye’ye göndermek üzere, çok sayıda El-Kaide ve türevlerinden oluşan terör örgütlerini ülkemizde topladınız.
Bu kafa kesici sapıkları savaştırdınız, tedavilerini ücretsiz olarak Türkiye’de yaptırdınız. Bu pislikleri Libya’ya da gönderdiniz. Hala oradalar ve maaş alıyorlar!

Tüm bunları açık-açık yaptınız ve üstelik çok zengin olduğunuz iddia ediliyor!
Kıbrıs’a gittiniz ve şu sözleri sarf ettiniz;
“Türkiye’nin, Taliban inancıyla alakalı ters bir yanı yok!”

Eyy Fani Badem;
Makamınız ne olursa olsun, tüm Türk Milletinin inancını değerlendirmek gibi ne bir yetkiniz, ne de bir bilginiz var. İslam’da bir ruhban sınıfı mı yaratmaya çalışıyorsunuz? Siz kimsiniz ki, benim inancım hakkında karar verebiliyorsunuz? Yetinmediniz, Türk Milletinin inancını Taliban denen sapık katillerin inancı ile bir tutuyorsunuz? İnançlarımız arasında nasıl ters bir yan yok?

Bakın Taliban denen sapıklar Afganistan’da neler yaptı?
-Kadınların çalışması, kız çocuklarının okula gitmesi ve eğitimi yasaklandı.
-Bütün okullar medreseye döndürüldü.
-Kadınlara peçe, erkeklere takke ve sakal zorunluluğu getirildi.
-Yüzü görünen kadınlar kırbaçlandı.
-Televizyonlar kapatıldı. Fotoğraf, görsel yayın ve müzik yasaklandı.
-Tüm bilgisayarlar TV olarak kabul edilip parçalandı.
-Erkeklere en yakın camide 5 vakit namaz kılma mecburiyeti getirildi.
-İdamlar ve el kesmeler, Cuma namazından sonra halkın iştirakiyle yapıldı.
-Yapılan kötülükleri ve işkenceleri burada anlatamam. Yürek dayanamaz!

Şimdi bizim inanışımızın bu sapıkların inancı ile ne ilgisi var, söyler misiniz?

Ama, sizin inancınız ile Taliban inancı uyum içinde ise
onu da açıkça söyleyin.

Çünkü çok tehlikeli bir noktadasınız. Bundan sonra bir adım daha giderseniz, akıl sağlığınız hakkında ciddi şüpheler oluşacaktır…

Yetti artık, inanın yetti…

Sağlık ve başarı dileklerimle 22 Temmuz 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı