TÜRK MİLLETİNE

TÜRK MİLLETİNE

Çoban Ateşi Hareketi Genel Başkanı
Rifat Serdaroğlu

Dünya, çok ciddi sonuçları olabilecek bir virüs salgını ile karşı karşıyadır. Ülkemizin de içinde bulunduğu bu durum, hepimizin el ele vermemizi gerektiren ulusal ve uluslararası bir sorundur.
Bu sorunun boyutlarının yakın gelecekte başımıza neler getireceği, ülkeyi ve dünyayı nelerin beklediği gerçekten çok belirsiz ve vahimdir.

Yapılan bilimsel araştırmalar sonucu görünen şudur:
Virüsün etkileri Temmuz ayında azalacak, ancak Ekim ayında daha şiddetli olarak ortaya çıkacaktır. Aşı çalışmalarının sonuçlanması en iyimser şartlarda 18 ay dolayında olacaktır.

  • Ölümlerin artması, insanları bekleyen açlık-kıtlık olasılığı ve yoksulluk, beraberinde yağma-talan- sokak eşkıyalığına yol açacak, can ve mal güvenliği tehlikeye girecektir.

Olayın bu boyutlara gelmesini önlemek için dünya, Birleşmiş Milletler düzeyinde, tüm dünyada uygulanacak genel önlemleri almalı ve takibini yapmalıdır.

Türkiye özelinde gördüğümüz şudur :
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini uygulamaya çalışan gerek seçilmiş Siyasetçilerin gerek atanmış Bakanlarının gerekse de Bürokratlarının yani devletimizin, böylesi biyolojik saldırılara karşı herhangi bir hazırlığı, planlaması maalesef yoktur.
Türk Ordusunun bu konudaki hazırlıkları da “Kozmik Odaya” FETÖ’nün sokulması ile yok edilmiştir. Kurumlar arasında bir uyum bulunmamaktadır. Bu durum hem kaynak israfına, hem de istismara yol açmaktadır.

Türk Devletini şu an yönetenler derhal akıllarını başlarına almalı, salgın olayını “Siyasi Çıkar” sağlama çabalarından çıkarmalı, kurumları ve insanları bölmekten çekinmeli, hayal ile iş yapmaktan vazgeçmeli, tüm kurumları-belediyeleri-STK’ları kapsayan,

  • Bilimin-uzmanların öncülüğünde bir “Ulusal Plan” ortaya koymalıdır.

Böylelikle, çok başlılık ve israf önlenecek ve destekler gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmış olacaktır.

Bunlar yeter mi? Elbette ki yetmez!
Bizler, sorumlu bireyler olarak üzerimize düşeni, şikayet etmeden yapmalı, sağlık ve hijyen kurallarına tam olarak uymalıyız

Çoban Ateşi Hareketi Gönüllüleri olarak önerdiğimiz, “Harcama Yönünden Sosyo-Ekonomik Tedbirler”  ve “Gelir Artırıcı Tedbirler” çalışmamızı kamuoyumuza takdim ediyoruz;

Harcama Yönünden Sosyo-Ekonomik Tedbirler                  :

1)Bu mücadeleden başarıyla çıkmak için, 15/ Nisan/ 2020 ile 15/ Temmuz/ 2020 arasındaki üç ay boyunca ülkede her şeyin dondurulması gerektiğini düşünüyoruz.

2)Bu sürede hiçbir Banka, 15/ Nisan/ 2020 tarihine kadar olan bireysel ya da ticari kredi ve kredi kartı borçlarına ana para aynı kalmak kaydı ile faiz çalıştırmamalı ve ödemeler 15/Temmuz 2020’den sonra kendi orijinal tarihlerinde başlamalıdır. (Hazine Maliye Bakanlığı-BDDK-Bankalar Birliği)

3)Geliri 2.500 TL altındaki ailelere, üç ay boyunca Elektrik-Su-Gaz bedava verilmelidir. (Geçmiş yıl ortalamaları kadarı ücretsiz olacak. Bunu geçenler aradaki farkı ödeyecek) (Enerji Bakanlığı-EPDK-BOTAŞ-Dağıtım Şirketleri-Belediyeler)

4)Ev ve İşyeri sahiplerinden üç ay için kira almamaları istenecektir.
Kiracılarından kira bedeli almayan kişi ve kuruluşlar, mülklerinin bir yıllık gelir vergisinden muaf tutulmalı, devlet de kiradan stopaj talep etmemelidir. Belediyeler 2020 yılı emlak ve çevre vergisi almamalıdır. (Gelirler Genel Müdürlüğü-Belediyeler Birliği)

5)Tahmini sayısı, 4 Milyon hanede oturan yoksul ailelerimize e-devlet kayıtlarından bakılarak üç ay, ayda 1.500 TL nakit yardım yapılmalıdır.(Hazine ve Maliye Bakanlığı-Valiler-Kaymakamlar-Belediyeler-Muhtarlar)

6)Hiç kimsenin işçi çıkarmasına izin verilmemelidir. 3 ay sonra her şey sıfır noktasında olduğu yerden başlatılmalıdır. (Çalışma Bakanlığı-Sendikalar)

7)Hammadde ithalatında vergi alınmamalı, ihracatta teşvikler aynen devam etmelidir. (Ticaret Bakanlığı-TÜSİAD-TOBB)

8)Borsada hızlı düşüş yaşayan sektörlerin, fırsatçıların (Özellikle Yabancıların) eline geçmesini önlemek için gerektiğinde devlet, hisse almalı şirketlerimizin durumu düzeldiğinde bedeli karşılığında sahibine devretmelidir.(Maliye Bakanlığı-BİS)

9)Başta Kanal İstanbul olmak üzere, tüm kamu yatırımlarından
2020 yılı için vazgeçilmelidir. Devam edenler ÜÇ AY süreyle durdurulmalıdır. (Cumhurbaşkanlığı)

Gelir Arttırıcı Tedbirler                                 :

1)Bugüne kadar imtiyazlı vergi olanağına sahip Kuyumculuk ve Değerli Taş Firmalarından, 2019 Mali yılı sonuçlarına göre yıllık
50 Milyon TL satış geliri elde eden şirketlerden %5,
20 Milyon TL satış geliri elde eden şirketlerden %2,5,
1 Milyon TL elde edenlerden de %1 olarak ve BİR defaya mahsus olarak “Dayanışma Vergisi” alınmalıdır. (Maliye Bakanlığı-TOBB)
Ayrıca, yıllık 250 Bin TL üstünde gelir gösteren iş dünyasından ve şahıslardan, BİR defaya mahsus olmak üzere, 2019’da ödedikleri verginin %5’i tutarında yardım yapması talep edilmelidir.

2)BİR Milyon TL üzerinde değere sahip YAT-Lüks Otolardan BİR defaya mahsus olarak, değerinin %5’i tutarında Dayanışma Vergisi alınmalıdır. Ayrıca Lüks Tüketim mallarının ithalatından da üç ay boyunca aynı oranda vergi alınmalıdır. (Maliye Bakanlığı-İç İşleri Bakanlığı)

3)Kamudaki araç kullanımına sınır getirilmelidir. Bakanlar dışında hiçbir devlet memuru, makam aracı kullanmamalıdır. (Devlet Denetleme Kurumu)

4)Her türlü Vakıf ve Dernek-Cemaatlere aktarılan yardımlar kesilmelidir. Bunların menkul-gayrimenkulleri ile nakit kaynaklarının %50’si Hazineye aktarılarak, virüsle mücadelede kullanılmalıdır.

5)Hazine garantisi verilerek inşa edilen otoyol-köprü müteahhitlerine bu yıl ödenmesi gereken bedelin ödenmeyerek, önümüzdeki yıllara yayılmalıdır.

6)Sosyal Yardım Fonundaki 70 Milyarın Üç aylık tutarı 17,5 Milyar TL etmektedir. Bu para virüs salgını için kullanılmalıdır.

7)Devlet, şahıs ve şirketlerin bankalardaki vadeli hesaplarından ANA PARASINA DOKUNMADAN, üç aylık faizini borç olarak almalıdır. Bu alınan borcun iadesi 2021 yılında yapılmalıdır.

8)Tüm bu önerilerin görüşüleceği yer, Ekonomik ve Sosyal Konseydir. Tasdik yeri ise TBMM’dir. Arzu edilirse, deneyimli arkadaşlarımızla katkı koyacağımız bilinmelidir.

Bu yollarla elde edilecek gelir, yoksullara dağıtılan paranın yanı sıra, TARIMDA KENDİ KENDİMİZE YETMEK için, üretilen ürün üzerinden, çiftçiye ALIM GARANTİSİ verilerek, tüm tarım girdilerinde %50 İNDİRİM olacak şekilde kullanılmalıdır. Kalan miktar, artan sağlık harcamalarının karşılanmasında, stratejik şirketlerimizin desteklenmesinde kullanılmalıdır.

9)Son olarak tüm bu tedbirleri ve harcamaları içeren ve Bakanlar Kurulunu yetkilendiren, ÜÇ AYLIK bir GEÇİCİ BÜTÇE yapılmasını ve bu bütçenin TBMM’de onaylanmasını öneriyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı;
Bugünkü sistemde siz onay vermezseniz, bu önerilerimizin gerçekleşmeyeceğini biliyoruz.
Siz de lütfen şunu bilin;
Böylesine açık ve geliştirilebilir nitelikteki ve ayakları yere basan önerileri hayata geçirmek, genel ve yerel her kurumumuzu ve tek-tek her insanımızı bu mücadeleye katmak sizi küçültmez.
Aksine büyütür. Atalarımızdan bizlere kalan çok değerli bir söz vardır; “Taç Giyen Baş Akıllanır” diye!
Sorumluluk ve yetki sizde. Ya bu önerileri veya daha iyilerini yapar Türk Milletini bu zor günlerden çıkarırsınız ya da yalnızca AKP Genel Başkanı olarak davranır ve yıkıma neden olursunuz.

Çoban Ateşi Hareketi olarak, 15 Temmuz 2020’ye kadar muhalefet görevimizi askıya alıyoruz. Başarılı olursanız, sizi alkışlarız.
Bu önerilerimizi tartışmadan reddederseniz ve insanlarımızın ölümüne, işlerini kaybetmelerine, yoksullaşmalarına sebep olursanız, 15 Temmuz 2020’den sonra, şimdiye kadar görmediğiniz şiddetteki muhalefet hareketini başlatırız.

Karar sizin, takdir Yüce Türk Milletinindir.

  • Ne Mutlu Türküm Diyene ve Sözünden Dönmeyene!
    08 Nisan 2020

SAKIN UNUTMAYIN

SAKIN UNUTMAYIN

Rifat Serdaroğlu

Türkiye’yi 18 (On Sekiz) yıldır AKP, tek başına yönetiyor.
TBMM’de, AKP’nin istemediği hiçbir yasa tasarısı, yasalaşamaz.
AKP Genel Başkanından habersiz ihale yapan Bakan, tekme tokat dövülür, atılır. Şereften yoksun bu Bakanlar, kendilerini savunmaktan da acizdir.

Tüm Vali, Emniyet Müdürü, Müsteşar, Genel Müdür, Genel Md Yardımcıları, Daire Başkanları bizzat AKP Genel Başkanı tarafından atanır. Bakanlar, kendi danışmanlarını bile O’ndan izinsiz atayamazlar.

Üniversite Rektörlerinin tamamı, AKP Genel Başkanı tarafından, karpuz seçer gibi seçilerek atanır. Rektör seçimi için, gerekiyorsa yasalar çiğnenir, çekinmeden suç işlenir. Yeter ki adam AKP’li olsun. Yasaya göre bir kişinin Rektör olarak atanması için 3 (Üç) yıllık Profesör olması şarttır. Damadın adamı olan Nuri Aydın 1 (Bir) yıllık Profesör idi. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle üç yıllık Profesör olma şartı 1 (Bir) haftalığına kaldırıldı. Nuri Aydın İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Rektörü yapıldı. 1 (Bir) hafta sonra üç yıllık Profesör olma şartı yine konuldu!

Henüz 1 (Bir) aylık Profesör olan Yusuf Tekin adlı biri, yine Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle üç yıllık Profesör olma şartı kaldırılarak, Hacı Bayram Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. Bir hafta sonra üç yıllık Profesör olma şartı yeniden kondu.

Ayrıca Cumhuriyetin en önemli projelerinden olan “Cumhuriyet Üniversiteleri” AKP Genel Başkanı tarafından paramparça edildi. Sırf, adamlarına iş vermek için Üniversiteler parçalandı, sayıları çoğaltıldı. FETÖ’ya 15 (On beş) Üniversite kurdurulduğunu AKP Genel Başkanı açıkladı.

Sakın unutmayın!
AKP Genel Başkanı şunları diyemez :
“TBMM’de bizi engellediler, ekonomi bu yüzden bozuldu, tedbir alamadık.”
“Şu yasaları çıkaramadık, işsizlik bu yüzden arttı.”
“Terörü önleyecektik fakat Askeri ve Siyasi Bürokratlar engelledi. Çünkü bunlar “Eski Türkiye’den” kalan bürokratlar idi. Değiştirmemiz engellendi.

Sözün Özü;
Ülkemizde Sosyal Hukuk Devleti ilkesi artık işlemiyorsa,
Laik Cumhuriyet paramparça edilmişse,
Türk Milleti boğazına kadar borçlandırılmış ve yoksullaştırılmış ise,
Ülke tekrar IMF kapısına getirilmişse,
Devlet itibarımız zedelenmişse,
Çocuklarımız Arap çöllerinde, sapık katilleri korumak uğruna can veriyorsa,
Tümünün tek sorumlusu, yurt dışında şaibeli olarak edinilen mal varlığı nedeniyle,

Emperyalist Devletler ve yabancı istihbarat örgütleri tarafından rehin alınmış olan AKP Genel Başkanı,
yakınları ve eski-yeni Bakanlarıdır…

Değerli Okurlar;

Dünyanın en zor coğrafyası olan bu bölgede varlığını sürdürmek isteyen devlet, kendisine yapılan ihanetin hesabını sormak zorundadır. Hiçbir kimsenin, Türk Devletine karşı yapılan ihaneti görmezden gelme hakkı yoktur. Böyle davranan, suç ortağıdır.

Çoban Ateşi Hareketi olarak biz ne mi yapacağız?
Bizler, tümüyle hukuk içinde kalarak devri sabık yaratacağız.
Bu konuda, uzmanlarımız hukuki ve idari yasalara dayanan hazırlıklarını tamamladılar. Bazı konularda, Türk Milletinden yetki almak için referandum önerilerimiz de hazır.

  • Kim Türk Milletinin bir kuruşunu çalmışsa, kim kul hakkı yemişse, kim can ve mal kaybına sebep olmuşsa, kim hak etmediği koltukları işgal edip başkasının hakkını yedi ise, yurt içinde-yurt dışında haksız ve yasalara aykırı olarak edindiği varlıklarının tamamı Türk Hazinesine iade edilecektir.

Sizlere düşen görev, yaşadığımız 18 yılı, yaşamınızın hiçbir anında unutmamanız, sürekli hatırlamanız, çevrenize anlatmanızdır.
Şu anda yaşadığımız virüs krizindeki “yönetme beceriksizliği” ise başlı başına
Türk Milletine ihanettir.

AKP İktidarı yakında sona erecektir. Gecenin kararıp kalmayacağı gibi!
Bu yaşadıklarımız bizlere ders olmazsa, gençlerimize yaşananların gerçek yüzünü anlatmazsak, kanımız kurusun, bizi yer-gök kabul etmesin…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 31 Mart 2020

DARPHANE / KABRİSTAN

DARPHANE / KABRİSTAN

Rifat Serdaroğlu
20 Mart 2020

AKP Genel Başkanı, önce Çankaya Köşkünde Koronavirüs Salgını nedeniyle bir toplantı yaptı.
Dünyanın bir bütün olarak çalıştığı, devletlerin bile birbirine yardım ettiği salgın için yapılan toplantıya, Tıp Uzmanları, Sağlık konusunda yetkin STK’lar, Muhalefet parti temsilcileri, Sendikalar davet edilmedi.

Erdoğan, dip dibe oturulan altı saatlik toplantı sonunda, basın toplantısı için, şov olsun diye katılımcıları birer koltuk atlatarak oturttu ve alınan tedbirleri, destekleri açıkladı.

Açıklanan tedbir ve sözüm ona desteklere gelince, Türkiye’de bundan böyle fazla mesai yapacak iki kurum kalmış;

  • Darphane ve Kabristan Görevlileri!

Kabristandaki fazla mesainin nedeni Koronavirüs salgınına karşı ciddi mücadele edilmemesi olacak.
Darphanedeki 7/24 çalışmanın nedeni ise, paramızın kalmaması.

Özellikle yaşlı kesimden Kabristana giren, bir defada kurtulacak!
Karşılıksız para basmanın sıkıntısını ise virüsten kurtulan yaşlılar ve nüfusun kalan kesimi yıllarca çekecek!

16 Mart 2020 tarihindeki “Kriz Yönetmek” başlıklı yazıda, Bademlerin bu krizi yönetemeyeceklerini yazmıştım. Öngörüm, maalesef doğru çıktı.

  • Çağımızın vebası, cehalettir.

Ülkeyi yönetenler; Cahilse, bir de her şeyi bildiğini sanıyor ve kibre kapılmışlarsa, yandığınızın resmidir. Bu tip yöneticilerin bastıkları yerde ot bitmez, bereket ve güzellik olmaz.

Gerçekleri yazalım                             :

-Sistemin durmaması, insanlarımızın sıkıntı çekmemesi için 15-20 milyar Dolarlık kaynak gerek. Var mı böyle bir sağlam kaynak? Yok!
-Her türlü olası virüs salgını için, olası biyolojik saldırı için bir planlamamız
var mı? Yok!
-Türkiye’de 100 bin kişiye 281 yatak düşerken, bu oran AB ülkelerinde 504 yatak. Sağlık hizmetleri de yetersiz.
-Bilime, uzmanlığa, yardımlaşmaya inanan bir iktidar var mı? Yok!

Bu kadar “yok”tan, çıksa çıksa “felaket” çıkar.

Öyle bir iktidar tarafından yönetiliyoruz ki;
Bankaların, yandaş müteahhitlerinin, haram medyasının milyarlarca liralık vergi borçlarını sıfırlıyor, yandaş vakıflara milyarları akıtıyor, ama iş vatandaşa gelince tık yok!

Bu destek paketinde çiftçinin, köylünün, çalışanların, emeklilerin desteklendiğini gördünüz mü?
Göremezsiniz. Fakat kendileri, termal kameralarla, özel doktorlarıyla Saraylarda kendilerini korur.

Değerli Okurlar;

  • Hırsızlığı, soygunculuğu tüm dünya tarafından bilinen AKP iktidarı,

susadığı zaman “Tuzlu Su” içen şaşkınlar gibidir.
Susadıkça içen, içtikçe susayan şaşkınlar gibi, çaldıkça zenginleşirler, zenginleştikçe daha çok çalmaya devam ederler.

Türk Milletinin payına ise, sabır ve dua kalır.

Vah Türkiye vah…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 20 Mart 2020

NE YAPMALISINIZ?

NE YAPMALISINIZ?

Rıfat SerdaroğluRifat Serdaroğlu

Öyle bir noktadayız ki;

  • Ya AKP iktidarını demokratik yolla göndereceğiz ya da son devletimiz olan T.C. Devleti için Fatiha okuyacağız.

Eğer Türk Milleti olarak, seccademize dadanmış şeytanları, İhvancıları, Muaviye özentilerini, devlet hazinesini talan eden soyguncuları, biatçıları iktidardan indirmeyi beceremezsek önümüz çok karanlık!

Artık gerçekleri görmek zorundayız.
Konu Türk Vatanı olunca, kimseye keyif bağışlayacak halimiz yok.
Kripto AKP’lilere, tarikat artıklarına, “istikrar var para kazanıyoruz” diyen eblehlere, demokratik rejimi korumanın hepimizin görevi olduğundan habersiz fikirsizlere acıyacak durumumuz yok…

Lütfen herkes kendine şunları sorsun                         :

-AKP, bu noktadan sonra Anayasal sınırlar içine döner mi?
-AKP, bu andan sonra demokrat olabilir mi?
-AKP, bundan sonra hukuk devletini ister mi?
-AKP, artık Laik Cumhuriyeti savunur mu?
-AKP, soygundan ve yalan söylemekten vazgeçer mi?

Cumhuriyet değerlerimizi ve demokratik kuralları, AKP ile aynı kazana koysak ve kırk yıl kaynatsak AKP yine bu değerlerle kaynaşamaz.

Ortak kanımız bu ise, öncelikle yapılması gerekenler şunlardır :

-Bundan böyle AKP’ye söylenecek söz kalmamıştır.
AKP muhatap alınmamalı ve yok sayılmalıdır.
AKP’nin tahriklerine, tuzaklarına, kumpaslarına karşı, Türk Milleti olarak uyanık ve dikkatli olmalıyız.

Göreve davet etmek istediğimiz öncelikli gruplar şunlardır :

Emekli Askerler, emekli bürokratlar, emekli üniversite hocaları, emekli öğretmenler, emekli Yargıçlar ve Savcılar, tüm işçi ve memur emeklileri, tüm sivil toplum kuruluşları, sendikalar, gençlerimiz ve özellikle kadınlarımız…

Görev, TBMM’nin kuruluşunun 100’üncü yılı olan 23 Nisan 2020 tarihinde başlamalıdır;

Sayıları yüz binleri bulacak Türk Aydınları, aydınlatma ve doğruları Türk Milletine anlatma seferberliğine katılmalıdır.

Vatanseverler, öncelikle kendi aile çevremizdeki gençlere, sonra kendi doğum yerlerimizdeki veya etkili olabileceğimiz yerleşim yerlerinde, gazete-kitap okumayan insanlarımıza, özellikle kadınlarımıza ve gençlerimize, demokratik rejimin – Atatürk Cumhuriyetinin – Özgürlüklerimizin – Adaletin – serbestçe üretip hakça paylaşmanın, barış içinde huzurla yaşamanın nimetlerini ısrarla ve kezlerce anlatmalıdır.

Bu gezilere herkes kendi olanakları ile katılmalı ve iki ay içinde girilmedik ev, ayak basılmamış köy kalmamalıdır.

Katılan vatanseverler görüşlerini ve yapılması gerekenleri, 23 Nisan 2020’den başlayarak hizmete sunulacak olan Çoban Ateşi web sitesine bildirmelidir.

Çoban Ateşi Hareketi Gönüllüleri, tüm taraftarlarıyla bu hareketin öncülüğünü memnuniyetle yapacaktır.

Bu hareketin amacının, bölünmüş milletimizi tekrar birleştirmek, doğruları halkımıza anlatmak, Türk Milletini emperyalist oyunlardan, haram para ile kurulmuş basın organlarının çarpıtmalarından korumak olduğu anlatılmalıdır.

Anlatımlar sırasında kullanılacak dil, davranış biçimi, gerekli yayınlar ve Türkiye’nin her yöresinde vatanseverlerimize destek olacak ÇAH görevlilerinin adresleri 23 Nisan 2020’den başlayarak isteyenlere verilecektir.

Aziz Türk Milleti;

– Bizler Demokratız ve Cumhuriyetçiyiz, biat etmeyiz, tartışır ve vatanımız için doğrusu ne ise onu yaparız.
– Bizler, kurucu önderimiz Atatürk’e sevgi ve saygı ile gönülden bağlıyız.
– Bizler, siyaseti geçim kapısı değil, halkımıza hizmet aracı olarak görenleriz.
– Bizler, Türk Milletinden AH alanlardan değiliz.
– Bizler, İslam Dinini ticaret ve siyaset için çıkar kapısı yapanlardan değiliz.
– Bizler, Anayasamızın ilk 6 maddesini gönlüne ve beynine kazımış vatanseverleriz.
– Bizler, Türk Milletinin, Türk Tarihinin, Büyük Atatürk’ün yolunda yürüyenlerdeniz.
– Bizler, Toroslardaki Çoban Ateşini söndürmemeye yemin etmiş kişileriz.

Ne Mutlu Türküm Diyene ve sözünden dönmeyene…

Sağlık ve başarı dileklerimle,
29 Şubat 2020, https://rifatserdaroglu.net/2020/02/28/ne-yapmalisiniz/

ERDOĞAN / BAŞBUĞ

ERDOĞAN / BAŞBUĞ

Rifat Serdaroğlu

Erdoğan, İlker Paşanın mahkemeye verilmesini emretti!

Ömürleri boyunca Fethullah Gülen’i hiç görmemiş, birlikte iş tutmamış, Gülen’in elini hiç öpmemiş, “Gel Hocaefendi gel, bitsin bu hasret” diye salya-sümük ağlamamış, yolsuzlukların-hırsızlıkların üzerlerini birlikte örtmemiş, FETÖ’yu devletin ta dibine kadar sokmamış, Yüksek Yargıyı FETÖ’nun emrine vermemiş, her biri demokrasi ürünü olan, süt gibi bembeyaz AK, AKP milletvekilleri emri derhal yerine getirdiler.

Mahkeme safhasında, bazı kirli çamaşırların ortaya döküleceği besbelli. İzleyip göreceğiz!

Bu olayda AKP Genel Başkanının tutumu bizi şaşırttı mı? Elbette hayır!
“Askeri Vesayeti” kaldırıyoruz diye (FETÖ-CIA) çetesinin Türk Ordusunun Komuta Heyetine KUMPAS kurmasına, Komutanların yıllarca haksız yere zindanlara atılmasına göz yumacaksınız.
Yıllarca süren tutukluluklarından sonra, sanki sizin hiç siyasi sorumluluğunuz yokmuş gibi “Evet, Komutanlara Kumpas kuruldu, geçmiş olsun” diyeceksiniz.

İlker Paşa, FETÖ’nun AKP ile ilişkisini ortaya çıkaracak bir soruyu dillendirdiğinde, mahkeme yolunu göstereceksiniz!

Bu tutum sağlıklı bir bünyenin, bir demokratın, bir vatanseverin yapacağı bir davranış değildir.

Tıpkı, bir gün “İslam’ın hükümlerini günlük hayatın içine yerleştireceğiz” diyerek Anayasadaki laiklik ilkesini tahrip ettiğiniz, öte yandan Türk Milleti huzurunda “Laiklik ilkesini koruyacağınıza yemin ettiğiniz gibi.”

Savunduğu fikrini dahi cesurca ifade edemeyen kişi, siyasal korkaktır…

Gelelim İlker Başbuğ’a                                  :

Türk Milletinin, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’dan beklediği şu idi :

Dünyanın en zor coğrafyasında 2229 yıldır görev yapan Türk Ordusu Komuta Heyeti, FETÖ denen pespaye örgütün tuzağına düşmemeliydi.

Bu affedilmez bir hatadır. Bu hata sebebiyle, üzerlerine atılan iftiralara dayanamayıp intihar eden onlarca kadın-erkek subaylarımızın hesabını kimden soracağız?

Türk Devletinin binlerce yıllık sırlarının saklandığı “Kozmik Odayı” koruyamayan Genelkurmay Başkanı rahat uyuyabiliyor mu?

İlker Başbuğ kezlerce; Kozmik Odaya girilmemesi gerektiğini dönemin Başbakanı Erdoğan’a söylediğini fakat Erdoğan’ın, FETÖ’cu Yargıçlar için “Bırakın girsinler” diye emir verdiğini söyledi.

İlker Başbuğ bir şey daha söyledi:

  • Kozmik odadan alınan belgeler, terör örgütüne verilmiş ve sonucunda Türk Devletinin terör örgütlerine yerleştirdiği 833 istihbaratçı vatan evladının şehit edildiğini de açıkladı!
  • 833 evladımızın kaybının sorumlusu kim, kimler?

İlker Başbuğ yani Atatürk’ün ordusunun Genelkurmay Başkanı ne yapmalıydı?

Dönemin Başbakanından kozmik odaya FETÖ’cuların girebilmesi için YAZILI EMİR istemeliydi!

Yazılı emre rağmen, FETÖ’cuları Kozmik Odaya sokmamalıydı.

Kozmik Odaya girişlerin şifrelerini, anahtarlarını, bir tutanak ile birlikte dönemin Cumhurbaşkanı Gül’e teslim etmeliydi! (AS: Yanlış, Anayasa m. 137 uyarınca hukuka aykırı emir yerine getirilmemeliydi!) 

En sonunda da, 833 vatan evladının öldürülmesine neden olduktan sonra, durumu Türk Milletine açıklayıp; Yarbay Ali Tatar, Üsteğmen Nazlıgül Daştanoğlu kadar yürekli olup Başbakanlık binasının önünde kafasına sıkmalıydı…

Bu sözler, kimi okurlarımıza çok ağır gelebilir. Fakat kimi devlet görevlerinde başarısız olma olasılığı yoktur. Ya başarılı olacak ve görevinizi yerine getireceksiniz ya da ölüm dahil her türlü sonuca katlanacaksınız.

Her karış toprağı şehit kanları ile sulanmış bu coğrafya nasıl VATAN oldu zannediyorsunuz?

Bu cennet vatanı, “Kurtuluş Savaşını keşke Yunan kazansaydı” diyen soysuzları, devlet sofralarında bizim paralarımız ile konuk edenlere mi bırakacağız?

Asla, bin kere, milyon kere asla…

Sağlık ve başarı dileklerimle. 10.02.2020