BAYRAM YİNE ZEHİR OLDU

BAYRAM YİNE ZEHİR OLDU

Rifat Serdaroğlu

Bayram’da yazmaya ara vermeyi planlamıştım. Okunacak çok sayıda kitaplara, dostlarla edilecek sohbetlere ağırlık verip biraz olsun dinlenmekti amacım. Mümkün mü?
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “Özel Büro (Digi. Security.isnet) adlı güvenilir bir sitede yayınlanan konuşmasının bir cümlesi, bayramın zehir olmasına yetti de, arttı bile!

Genelkurmay Başkanı Başbuğ diyor ki;

  • “Kozmik odaya girildikten sonra, yurt dışındaki yabancı istihbarat servislerine ve terör örgütlerine yerleştirdiğimiz (sızdırdığımız) 813 (Sekiz yüz on üç) yurtsever görevli tasfiye edildi, ÇOĞU ŞEHİT EDİLDİ!”

Eğer sitenin haberi doğru ise, Başbuğ bu sözleri söylediğini kabulleniyorsa, bazılarına sadece bu bayramın değil, bundan böyle aldıkları her nefesin zehir olması gerekir…

İddiayı ortaya koyan kim?
Dönemin T.C. Devleti Genelkurmay Başkanı. Yani bu işten sorumlu kişi.
Yani Türk Milletinin, binlerce yıllık tarihini- canını-namusunu emanet ettiği devlet görevlisi!
Bu kişi “Kozmik Odaya girilmesinin ve belgelerin dışarıya çıkarılmasının “ihanet” olacağını, buna asla izin verilmemesi gerektiğini, amiri durumundaki dönemin Başbakanı Erdoğan’a tane-tane anlattığını daha önce söylemişti.

Aldığı yanıt ne idi; (mealen)

  • “Sayın Paşam, izin vermezsek olmaz. Biz Askeri Vesayeti kaldırmak için geldik. Siz izin verin belgelerden istediklerini alsınlar. Nihayetinde alan da bir Hakim. Gerekli izni verin, girsinler…”

İlker Başbuğ’un bu kanunsuz emre uyması, O’nu da 813 vatan evladının katledilmesinin sorumluluğundan kurtarmaz. Hesap vermelidir…

Fakat esas suçlu, FETÖ militanlarına “Kozmik Odaya girme” iznini veren dönemin Başbakan’ı Erdoğan’dır.

Değerli Okurlar;
Bugünkü gibi kapalı, her alanda baskı uygulanan rejimlerde, fısıltı gazetesi, komplo teorileri bolca uçuşur. Elimizde şimdilik devlet belgelerine ulaşma olanağımız da yok. Üstelik Erdoğan, Başbuğ’un bu iddiasını rahatlıkla yalanlayacaktır! Bu işin hesabı inşallah Erdoğan seçimle gönderildikten sonra sorulur

Faka benim birebir bölgedeki dostlarımdan, vatanı aziz bilen devlet görevlilerinden öğrendiğim bir konu var. O da şudur :
Kozmik Oda belgeleri FETÖ tarafından CIA’ya servis edildikten sonra, CIA Türk Devletinin PKK ve PYD terör örgütleri içine sızdırdığı vatan evlatlarının listesini PKK’ya verdi. PKK önderliği de 73 adet gizli görevliyi anında infaz etti!

Bu açık bilgidir. İsteyen Güneydoğu bölgemizdeki “Korucu” olarak görev yapan aşiretlerle konuşur, öğrenir.

  • Şimdi anladınız mı, kim PKK’ya – FETÖ’ya-CIA’ya hizmet edip, kendi evlatlarının kanlarını şerbet niyetine içmiş? Kimin ellerinde Türk Devletinin gizli görevlilerinin kanı varmış?

Not     : Suruç’ta yaşanan feci olay, AKP önderliğinin seçim yitirmemek için neler yapabileceğinin en son göstergesidir. Uzun namlulu ağır silahlarla seçim propagandası yapmanın, Valilerin de bu rezilliği görmezden gelmelerinin sonucu 4 vatandaşımız öldü, 8 kişi de yaralandı! Vatandaşın güvenliğinden kim sorumlu bu ülkede?
Türgev mi, Ensar Vakfı mı, Hizbullah mı, Süleymancılar mı, Menzilciler mi, Işıkçılar mı, kim? Bu saydıklarım Türk Devletinin tepesinde değiller mi?

Vah benim yalnız ve güzel ülkem, vah…

Sağlık ve başarı dileklerimle 15 Haziran 2018
================================================
Dostlar,

Suruç olaylarının içyüzünü öğrenmek istiyoruz!
Seçimi yitirdiklerinde Belgrat ormanlarına gizledikleri silahlarını çıkaracaklarını buyurmuşlardı..
Yetmedi, “.. bu kez elimiz de belimiz de boş değil..” tehdidi de savurdular..
Yetmedi, silah ruhsatı olanlara resmen yılda 1000 (bin) mermi hakkı tanıdılar..
Yetmedi, Suruç faciasında iğrenç bir kamuoyu algı yönetimi operasyonu ile Muharrem İnce’yi sorumlu tutma yüzsüzlüğü sergilediler.. İçişleri Bakanı olacak zat Soylu’ya, CHP’li Vekil Prof. Mehmet Bekaroğlu hak ettiği yanıtı -az bile- verdi :

“Allah belanı versin, utanmaz; ajan provokatörlük yapma!”

CHP İNCELEME HEYETİ GÖNDERDİ

CHP, Suruç’ta yaşanan ve 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylar için bölgeye inceleme heyeti gönderdi. CHP’den yapılan açıklamada, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yaşanan olayları incelemek üzere Ankara Milletvekili Levent Gök’ün görevlendirildiği bildirildi. Levent Gök, temas ve incelemelerde bulunmak üzere Suruç’a gitti (15.6.18 sabahı).

Suruç olayı, toplumun geldiği, getirilmek istenen yer bakımından çok önemli.. Olayın AKP -HDP çatışması olmayabileceğine ilişkin ipuçları mutlaka değerlendirilmelidir.

Öte yandan HDP adına yapılan açıklamada olayın sorumluları – katiller lanetlendi!

İktidar, seçim günü yaklaştıkça ve seçimi yitirme riskini somut gördükçe her şeyi ama her şeyi yapabilir mi, yapacak mı? Kendisi değilse bile kışkırtıcıları engelle(ye)meyecek mi?? Bunca muazzam güvenlik – istihbarat örgütü ne işe yarar? Kan dökmek hangi hesaba sığar seçim kazanmak uğruna?

Yazık değil mi bu ülkeye?

Asla yasa- hukuk dışı yollara başvurulmamalı..

Asla şiddet – hele hele cana kıyma ol-ma-ma-lı!

Sevgi ve saygı ile. 18 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

EROĞAN’a 5 SORU

EROĞAN’a 5 SORU…

Rıfat Serdaroğlu

Rifat Serdaroğlu
E. Devlet ve Sağlık Bakanı

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Türkiye, gerçek demokratik bir ülke olsaydı ve 24 Haziran seçimlerine olağan bir ortamda gidebilseydik, sıradan bir seçim yapıyor olacaktık.

Cumhurbaşkanı adaylarından birini ve partilerden veya ittifaklardan birini, kimin daha iyi hizmet edeceğine inanıyorsak onu seçiyor olurduk.
Fakat Türkiye, AKP ve Erdoğan tarafından öyle bir noktaya getirildi ki, seçimler Erdoğan için “Ölüm kalım meselesi”, Türk Milleti için kelimenin tam anlamıyla bir “Kader seçimi” haline geldi…

Böyle hassas bir ortamda seçime gidilirken Erdoğan, gerçek gazetecilerin değil de maaşlı elemanların çanak sorular sorduğu programları seçiyor. Sonucunda ise Erdoğan’ın izlenme oranları da “Gelinim olur musun?” veya “Hülya Avşar ile sohbet” programlarının bile çok gerisinde kalıyor…

Halbuki, Erdoğan’a şu soruları sorabilsek ve o da yanıtlasa, beraberce reyting rekorları bile kırabilirdik!

Neden BOP Eşbaşkanlığı görevini kabul ettiniz? BOP öncesinde bölge ülkeleri ile ilişkilerimiz nasıl idi, şimdi nasıl? Bu projenin şu ana kadarki bölümünde, “Demokrasi getirilen” (!) ülkelerde toplam kaç erkek, kaç kadın, kaç çocuk öldürüldü? Kaç kişi evini-yurdunu bırakıp göç etti? Kaç kişi Ege ve Akdeniz mezarlığına gömüldü? Bu konuda aldatıldınız mı?

PKK ile yapılan “Çözüm Sürecini” kim dayattı? Çözüm süreci sırasında kaç km tünel kazıldı? Kaç km barikat yapıldı?
“Akil İnsanlarınız” ne oldu? Mesela Baş Akil Rifat Hisarcıklıoğlu nerede? Dolmabahçe İttifakı imza töreninden sonra çözüm sürecinden neden vazgeçildi? Sonrasında kaç asker, kaç polis, kaç sivil öldü? Kaç ev-dükkan-ibadethane yıkıldı. Bu sürecin ülkeye maddi maliyeti ne kadar oldu?
Çözüm sürecinde de aldatıldınız mı?

FETÖ, devletin içine nasıl sokuldu? Ordu-Yargı-İdarede FETÖ örgütlenmesine kim izin verdi? FETÖ’nün uluslararası bir suç örgütüne dönüşmesi için, devlet başkanlarından kim ricacı oldu? FETÖ’nün darbe yapacak bir güce ulaşması için, Ordunun üst kademesinde örgütlenmesinde ve bir devlet kadar ekonomik güce kavuşmasına kim sebep oldu?
Necdet Özel ve Hulusi Akar ne işler yaptılar?
Bunlar da sizi aldattı mı?

IŞİD denen örgütün Türkiye sınırları içinde toplanmasına, kamplar yapmasına, Askerlik Şubesi gibi savaşçı toplamasına, otobüslerle Irak-Suriye’ye gönderilmesine kim izin verdi? Yaralanan cihatçıların Türkiye’deki hastanelerde ücretsiz tedavi edilmesine, iyileşince tekrar savaşa gönderilmesine kim izin verdi? Şu an bu katillerden kaç tanesi Türkiye sınırları içinde?
Yine mi aldatıldınız?

Türkiye’de tam olarak kaç Suriyeli var? Bunlardan kaç tanesi savaşabilecek yaşta? Kaçı kadın, kaçı çocuk, kaçı 40 yaş üstünde?
Suriyeliler için şimdiye kadar toplam kaç lira harcandı?
Bu harcanan paraların hesaplarını kontrol etmek mümkün mü?
Suriyeli gençler nasıl oluyor da, üniversitelere sınavsız girebiliyor?
Her Suriyeliye verilen aylık 930 TL limitli Halkbank gıda kartından, neden yoksul Türk vatandaşlarına vermiyorsunuz?
Bu kaçaklardan kaç tanesi Türk Vatandaşı oldu? Kaçı oy kullanabiliyor?
Ya bunlar da size oy vermeyip, aldatırlarsa?

Gördüğünüz gibi ciddi bir devletin anında yanıt vereceği sorular bunlar!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti binlerce yıllık geçmişi olan ciddi bir devlet olduğuna göre, her şey kayıt altındadır ve açıklanabilir durumdadır!

Değerli Okurlar;

Milyarlarca Dolar ve Avro’nun sıfırlanmasından,
servetlerden,
hırsız Bakanlardan ve onların veletlerinden,
MAN adasından ve Malta belgelerinden,
Katar’dan, Malezya’dan, Hong-Kong’dan,
villalardan, gemiciklerden,
rafineri ve petrol şirketlerinden,
hastaneler zincirinden, (AS: Şehir hastaneleri talanı ve kapitülasyonu!)
konaklardan… 

söz etmedik.

Sorularım tümüyle devleti ilgilendiren ve kayıt altında olması gereken konulardan oluşmakta.

Erdoğan’da mangal gibi yürek olduğu iddia ediliyor. Hatta adamları ona “Delikanlı” veya “Reis” diyorlar. Reis lakabını kazanmış bir delikanlının böyle basit sorulara elbette ki verilecek yanıtı vardır.
Bizler, Türk Milleti olarak, Reis’in bu açıklamalarını can kulağıyla dinleyeceğimize ve reytingleri patlatacağımıza, hatta Acun’un Sörvayvır programını bile geçeceğimize söz veriyoruz.

Hadi açıklayıver, şaşırt bizleri Reis!

Sağlık ve başarı dileklerimle. (13.6.18)
==================================================

Dostlar,

Bravo Sayın Rifat Serdaroğlu…

İşte bunları yazdığınız, yurttaş olarak soru sorma – bilgi edinme hakkını kullandığınız için Reis’e “hakaret” etmiş oluyorsunuz korkarız!

Bu yüzden hapis cezası bile aldınız.. Oh olsun size, az bile (!!)!

Acı şakası bir yana, Sn. Serdaroğlu’na asliye ceza mahkemesinde verilen 11 ayı aşkın hapis cezasının üst yargıda (istinafta…..) bozulacağı ve Türkiye’de YARGIÇLARIN TÜKENMEDİĞİ görülecektir – gösterilecektir umuyor ve diliyoruz..

Geçtiğimiz günlerde biz de Erdoğan’a 10 soru yöneltmiştik (10.6.18)   :

1- Senin hiç öngörü (projeksiyon) hesapların yok mudur?
2- Bunca ağır, boyunu çooooook aşan borçlanmayı neden yaptın?
3- Haydi olağanüstü borçlandın; bu kaynağı hangi döviz getiren üretken yatırımlarda kullandın?
4- Borç servisi için, o da yapabilirsen – bulabilirsen, fahiş faizle ve kritik ödünlerle borçlanma dışında hangi seçeneğin var?
5- Sen bu işin sonunu hiç düşünmedin mi?
6- Üstelik ekonomistim diyorsun, diplomanı bir türlü göremedik ama, ‘kandırıldım’ da diyemezsin bu durumda..
7- Daha kritik bir soru : Ekonomi yönetimi, başdanışmanlar içinde bu öngörüyü (projeksiyonu) yapabilecek tek bir adam yok mu? Varsa sana uyarı yapılmadı mı? Yapıldı ise niye dinlemedin?
8- Örn. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yrd. İngiliz vatandaşı Mr. Mehmet Simsek’in yıllardır işin başında olarak bu yıkımı – çöküşü görememesi olanaklı mı? Göremedi ise diplomalarını yırtmayı ve emekliye ayrılmayı düşünür mü? Gördü ise ve hala kamuflaj ile meşgulse bu ‘misyon’ un adı nedir ve acil yaptırımı ne olacaktır / ne olmalıdır??!!
9. Hala kendinizi ve halkımızı, dünya kamuoyunu yanıltmayı (!) sürdürecek misiniz?
10. Artık bırakıp gitmeye ve hiç olmazsa ülkeyi enkaz ile başbaşa bırakmaya ne dersiniz?

(Tümü için tıklayınız.. http://ahmetsaltik.net/2018/06/10/borc-ekonomisi/)
*******

Sevgi ve saygı ile. 17 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

DİPLOMA YOK ANLADIK; YA MAL BEYANI?

DİPLOMA YOK ANLADIK;
YA MAL BEYANI?

 

Rifat Serdaroğlu

Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Adayı, AKP Genel Başkanı

  • Erdoğan bir türlü DÖRT YILLIK ÜNİVERSİTE DİPLOMASININ ASLINI gösteremiyor!

Bu durum insanları şüpheye düşürüyor.
Halbuki “Aha işte diplomamın aslı” deyip Türk Milletine gösterse problem kökünden çözülecek…

Anladık, diploma işinde bir yamukluk var!
Hiç olmazsa mal beyanını duysak, dediğimizde ise aldığımız yanıt şu oluyor;
“ Sayın Cumhurbaşkanı, 2014 yılında Cumhurbaşkanı seçilince mal beyanını, Yüksek Seçim Kuruluna vermiştir ve Resmi Gazetede yayınlanmıştır.”

YSK Genelgesine göre;
Cumhurbaşkanı seçilen kişi kendisinin, eşinin ve çocuklarının mal varlıklarını da açıklamak zorundadır!
Şimdi tüm Cumhurbaşkanı adaylarından istediğimiz şudur;
-Kendinizin mal varlıklarını ve nasıl kazandığınızı,
-Muhterem eşlerinizin mal varlıklarını ve kaynaklarını,
-Çocuklarınızın üzerlerine kayıtlı mal varlıkları ve yönetimlerinde görev aldıkları vakıf-dernek- yardım kuruluşu gibi kurumların mal varlıkları ve kazanım tarihlerini açıklamanızdır.

Eğer, tüm Türk Milletinin Cumhurbaşkanı olmak istiyorsanız, eğer dürüst-namuslu-milletine hesap vermekten çekinmeyen bir Cumhurbaşkanı olarak anılmak istiyorsanız bu açıklamaları belgeleriyle yapmak zorundasınız…

Türk Milleti olarak şunları duymak istemiyoruz, bıktık artık bıktık!
-“Bizim yolsuzluk yaptığımızı iddia eden, iddiasını ispat etmek zorundadır!”
-“Abdestimizden şüphemiz yok ki, namazımızdan şüphemiz olsun!”
-“Boğazımızdan haram lokma geçmedi!”

Bizler, emanetin esas sahibi Türk Milleti olarak merak ediyoruz?
-Daha düne kadar babalarından harçlık alan çocuklar nasıl oluyor da 100 milyon Dolarlarla oynayabiliyorlar?
-Türk Milletinin süper zekalı üniversite mezunu gençleri iş bulamazken, Başbakan-Bakan çocukları nasıl oluyor da, onlarca gemiciklerden oluşan filoların sahibi olabiliyorlar?
-Ömrü boyunca memurluk yapmış bir Bakanın oğlu, nasıl oluyor da aylık kirası 20 bin avro olan rezidansta oturabiliyor?
-Daha düne kadar, evde diktiği elbiseyi giyen Başbakan eşleri nasıl oluyor da Avrupa’nın moda merkezlerinde mağaza kapatıp, bir defada 500-600 bin dolar harcayabiliyorlar!

Türk Milleti olarak önce bunları öğrenmek istiyoruz.
Yapacağınızı söylediğiniz işlere inanmamızı istiyorsanız, bunları açıklamak zorundasınız.
Öncelikle haram yemediğinize, dolaylı olarak gazete-televizyon sahibi olmadığınıza, kul hakkı yemediğinize, adaletli olacağınıza bizleri inandırın, sonra sizleri ciddiye alıp dinleriz…

Bunlar yoksa oy da yok, saygı da yok. Tamam gari, hadi başka kapıya…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 12 Mayıs 2018,

KIBRIS VATANDIR

KIBRIS VATANDIR

Rifat SERDAROĞLU

Türkiye’de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her Türk, değişmez-değiştirilemez- değiştirilmesi teklif dahi edilemez şu gerçeği hiç unutmamalıdır!

  • Kıbrıs, Türk’ün vatanıdır ve Türk Devletinin koruması sonsuza kadar tüm kurumlarıyla, Kıbrıs Türkünün hizmetindedir.

İster T.C. Cumhurbaşkanı ister KKTC Cumhurbaşkanı ister KKTC vatandaşı olsun, herkes bu gerçeği kafasına yazmalıdır.

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafının lideri Anastasiadis’e sürpriz bir teklif yaptı. Rum lidere, Türkiye’nin adadaki etkin ve fiili garantisini sona erdirmeyi öngören Guterres Belgesini kabul etme çağrısı yapıldı!

KKTC Cumhurbaşkanının ne yapmak istediğini anlayalım mı? Dediği şudur :

-Türkiye’nin adadaki etkin garantisini, (istihbarat, güvenlik güçlerinin yapılandırılması, maddi destek, diplomatik yardım, devletin yapılandırılması, devlet deneyim desteği gibi konuları reddediyor) kaldırmak istiyor.
-Türkiye’nin fiili garantisini (Türk Askerini adadan çıkaracak) kaldırmak istiyor.

KKTC Cumhurbaşkanının gücü buna yeter mi?
KKTC Başbakanının ve Meclisinin güçleri buna yeter mi?
Rum uşaklığına soyunmuş sapıkların güçleri buna yeter mi?

Yetmez!
Hepsi bir araya gelseler de yetmez!
Çünkü vatanın bedeli kandır, şehitlerimiz ve gazilerimizdir.
Bu bedeli ödeyecek kimse var mı? Var mı Sayın Akıncı?
******

İSTİFA ERDEMLİ İNSANLARIN İŞİDİR

Hiçbir demokratik rejimde, Genelkurmay Başkanı “Posta Güvercini” görevini yapmaz!
Türk Ordusunun Komutanı, bulunduğu makamı böylesine aşağılayamaz!
Böyle tarihi bir hata yapan kişi erdemli biri ise, derhal istifa etmelidir!

Hulusivil Paşa ile Kalın Hüseyin’in, devletin helikopteriyle Huber APO’yu (Cumhurbaşkanlığı Adayı olmaması için) ziyaret ettiği, bizzat Huber APO tarafından da doğrulandı!
Huber APO; “Herkesin gözü önünde yaptık! Öyle kaçamak yapar gibi gizli saklı değil! Bir nezaket ziyaretiydi! Tehdit ve saygısızlık yok! Çok yumuşak yanaştılar” dedi.

Hulusivil Paşa;

-Türk Devletinin Helikopterini, özel işinde kullanmaktan hiç utanmadın mı?;
– Genelkurmay Başkanı mısın yoksa çöpçatan mı, arabulucu mu? Nesin sen?”
-Cumhurbaşkanlığı seçimi seni niçin ilgilendiriyor?
-Siyasetle ilgileneceğine, işini yapsaydın 15 Temmuz darbe girişimi olur muydu?
– Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında, Erdoğan için çalışacak mısınız?

Ne hallere düşürdüler seni be Paşa?
Yazık değil mi taşıdığın üniformaya?
İstifa etmek ve hesap vermek bu kadar zor mu?

Sağlık ve başarı dileklerimle 05 Mayıs 2018

EL ELE TUTUŞTULAR VE

EL ELE TUTUŞTULAR VE…

Rifat Serdaroglu

İşlevsiz Doçent, istemeden de olsa hayatında ilk defa işe yaradı!
Erdoğan’ı “Baskın seçime” ikna etti.
Gerekçelerini, başbaşa görüşmede şöyle sıraladı;
Reis, ekonomi bomb.k lastiklerin dördü de patlak. Bu halde yola çıkamayız.
Zamlar ve pahalılık milletin anasını belledi. Herkes bize küfrediyor.
Türk Milleti, Afrin palavrasını da yemedi. O da elimizde patladı!
-Baskın seçim yaparsak, Meral de seçimlere giremez, sokmayız yani.
Meral seçime girerse, Kart Kurtlar bende ama, yavrukurtların alayı kaçar oraya!
-İttifakı biz kurarız, diğerleri nasılsa anlaşamazlar!
-Para bizde, devlet bizde, YSK bizde, trafo kedileri bizde, havuz medyası bizde.
-Bundan iyisi, Şam’da kayısı! Hadi ver elini beraberce atlayalım…

Reis düşündü, taşındı, kaşındı ve içinden “Vallahi bu adam ilk defa doğru söylüyor” dedi ve “Eyy İşlevsiz Doçent, sana hem elimi hem de gönlümü verdim. Hadi beraberce atlayalım” dedi. El ele tutuştular ve beraberce seçim havuzuna atladılar!
İşte o anda İşlevsiz Doçentin sesi duyuldu; “Eyvah, havuzun suyunu doldurmayı unutmuşum!
Ardından, “Allah belanı verecek” bağırtısı ve güüüm…

Yine El Ele Tutuştular ve;
İşlevsiz Doçent ve Malta Binali el ele tutuştular ve Başbakanın makam otosuna bindiler.
Beraberce YSK’ya gidip Reis’in adaylık dilekçesini vermek üzere yola çıktılar!
YSK’nın önünde “Mühürsüz Başkan” onları karşılayacaktı.
Makam otosundan indiler ve merdivenlere doğru yürümeye başladılar.
İşlevsiz Doçent, arkasında kalan Malta Binali’ye, “Hadi geç kalma, Binali” dedi!
Malta Binali, “Bin” komutunu duyunca, tak diye İşlevsiz Doçentin sırtına atladı!
Ağırlığa dayanamayan İşlevsiz Doçent, sırtındakiyle birlikte yere kapaklandı!
Korumalar tarafından kucaklanıp kaldırılan İşlevsiz Doçent, Malta Binali’ye bağırdı;
Ne yapıyorsun kardeşim, ben bu kadar ağırlığı taşıyamam, başlarım senin Cumhur İttifakından da, beka sorunundan da!
Malta Binali; “Kusura bakmayın. Siz “Bin” deyince, ben yanlış anlamışım…”

El Ele Tutuştular ve;
CHP+ İYİ Parti+ Saadet Partisi+ Demokrat Parti el ele tutuştular ve siyaset cambazlarının kurdukları tuzağı, kuranların kafasına geçirdiler.
El ele tutuştular ve Türk Milletinin gönlüne atladılar.
Emeği geçen herkesi kutlarım.
Bu dakikadan sonra milletvekili sayısı, milletvekili sıralaması gibi saçmalıklara takılıp, “Millet ve Demokrasi İttifakına” zarar vermeye kimsenin hakkı yoktur.
Bu noktaya gelinceye kadar Sayın Kılıçdaroğlu ile çok olumlu görüşmelerimiz, önerilerimiz, konuşmalarımız oldu. Sayın Temel Karamollaoğlu ile hiç tanışmadım, konuşmadım.
Bu iki fedakâr devlet adamına gösterdikleri olgunluk ve anlayış için tekrar teşekkür ederim.

Meral Akşener ve Gültekin Uysal’ı yakından tanırım. İkisinin üzerinde de çok emeğim vardır.
Bu iki kardeşimiz, Türkiye’nin önünü açacak ittifak için çok gayret gösterdiler.
Akşener ve Uysal’a nasihatim şudur :
Yaptığınız bu çalışma ile Türk Milletinin gönlüne girdiniz. Lütfen bu güzelliğin bozulmasına izin vermeyin!

Bundan böyle ya devamlı olarak Türk Milletinin gönlünde olacaksınız ya da Mehmet Ağar gibi AKP’ye “Aman benim oğlumu AKP’den milletvekili yapın” diyecek kadar düşeceksiniz. Tercih sizlerin ama unutmayın; Bu fani dünyada en güzel köşk “Türk Milletinin Gönlüdür!”
Sakın bizleri utandırmayın. Hadi kolay gelsin…
Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Mayıs 2018