DAHA YALNIZ / DAHA TUTSAK / DAHA FAKİR

DAHA YALNIZ / DAHA TUTSAK / DAHA FAKİR


Rifat Serdaroğlu
07 Haziran 2017

Yanlış seçim, yanlış eleman, yanlış araç!
-Seçim; demokrasiden, özgürlükten, çağdaşlıktan yana olmalıydı fakat cemaatten, tarikattan, biat kültüründen yana oldu!
-Eleman; kendisini Türk Milletinin bir ferdi olarak kabul eden, eğitimli, dürüst, demokrat bir elemandan yana olmalıydı ama kendisini Arap kabul eden, sahte diplomalı, sıfırlama ustası bir dikta heveslisinden yana oldu!
-Araç; Türk Milletinin partisi olmayı kabul etmiş demokrasiden, lâik Cumhuriyetten, hukuk devletinden yana olan partiler olmalıydı fakat daha önce kezlerce Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmış, Anayasa Mahkemesi tarafından mahkûm edilmiş, Türkiye’yi yalnızlığa, fakirliğe, esarete düşüren bir organize Suç Örgütünden yana oldu…

Herkes kendi tercihlerinin sonucunu yaşar!
Bu yüzden öncelikle ve ivedilikle herkes özeleştiride bulunup kendi tercihini sorgulamalıdır.
Tabii ki sözüm, geçim derdine düşürülmüş, boğazına kadar borca sokulmuş, iş aramaktan iflahı kesilmiş, tefecilerin kucağına atılmış, teröristlerin gelir kapısı olmaya itilmiş Türk Milletine değildir.
Sözüm; Bu ülkede okumuş, Türk Milleti sayesinde çok zengin olmuş, dünyayı ve gerçek demokrasiyi bilen, istihdam yaratan, vergi veren, üreten Türk İş Alemine-Türk Medya Grubu sahiplerine ve ödlek temsilcilerinedir.

Örneğin TÜSİAD ve TOBB Üyeleri;
Bağımsız ve Tarafsız AKP Üyesi ve AKP Genel Başkanı, başında “TÜRK” kelimesi bulunan bu iki kuruluşun Genel Kurullarında, yüzlerine karşı hakaret etti, “Olağanüstü Hal sizin neyinizi engelliyor” dedi, hiçbirinden tık çıkmadığı gibi çılgınlar gibi alkışladılar, hem de ayakta!
1.300.000 üyesi olduğu söylenen diğer kuruluşun Başkanı ise, sırf yağcılık olsun diye “Siz arkamızda durun, biz her şeyi yaparız” deyip, ters L gibi durabildi!

Bunlara ne söylesek yeridir. Türk Milletinin olanaklarıyla süper zengin ol, sonra ülkenin dikta ile yönetilmesini alkışla! Adam olan adamların yapacağı bir iş değildir bu!
Bunlar aşağıda anlatacağım “Sarışın” gibi kendi menfaatleri uğruna yanlış tercih yapanlardır…

“Sarışın bir afet, intihar etmek düşüncesiyle köprüye çıkar!
Tam o sırada köprüden geçmekte olan bir araçtan yakışıklı yurdum insanı iner kızı kolundan tutar ve sorar; “Niçin intihar edeceksiniz?”
Sarışın; “Tüm idealim Amerika’ya gidip artist olmaktı, yapamadım. Yaşamak istemiyorum” der.
Yakışıklı; “Bakın ben yarın gemiyle ABD’ye gidiyorum. Dilerseniz sizi kaçak olarak gemiye bindirip ABD’ye götürebilirim” der, sarışın kabul eder!
Adam gece kızı gemiye bindirip, saklar. Her gece gelip kaçak yolcuya yemek getirir. Sarışın da kendisine yapılan iyiliğin bedelini, geceleri adamla birlikte olarak öder! Aradan 1 ay kadar bir süre geçer.
Bir gün kaptan gemiyi dolaşırken saklandığı yerde kızı görür ve “Sen de kimsin” diye sorar.
Sarışın korkudan başından geçenlerin hepsini anlatır.
Kaptan; Ah be kızım, geceleri güzel vakit geçirdiğinize hiç şüphem yok ama bu gemi Amerika’ya gitmez ki! Sirkeci-Harem feribotu bu…”

Kırk kez söyledik;
Bu seçimle, bu elemanla, bu araçla gideceğiniz tek yar vardır;
Federe İslam Devleti! Dönün bi yol çevrenize bakın, anlayıverin gari…

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Haziran 2017

ZEKÂT VERMEK

ZEKÂT VERMEK


Rıfat Serdaroğlu

​Hayırlı Ramazanlar! Allah tekrarını nasip etsin, âmin…
Etrafta AKP için çalışan o kadar çok sahtekâr hoca var ki, bunlar Erdoğan ve Binali’ye öyle yanlış dini telkinlerde bulunuyorlar ki, yanlışa düşüp günaha girmemeleri mümkün değil!
Tasası sana mı düştü, bırak günaha girerlerse girsinler diyeceksiniz ama yapamadım!
Mübarek Ramazan’ın havasından mı, suyundan mıdır nedir, hislendim! İnsanlık bende kalsın, yardım edeyim şu Müslüman fanilere de daha fazla günaha girmesinler diye bunları yazdım…

Dersimizin konusu; İslam’ın 5 şartından dördüncüsü olan “Zekât Vermek.”
Zekât, dini ölçülere göre zengin olan Müslümanların seneden seneye malının ve parasının kırkta birini (as: %2,5!) fakir olan Müslümanlara vermesidir.
Paranın her kırk lirasından bir lirası, her kırk koyundan biri, her beş deve için bir koyun,
otuz sığır için bir dana olarak hesaplanır!

AKP Üyesi, AKP Genel Başkanı, Tarafsız ve Bağımsız Cumhurbaşkanı Erdoğan;
Elbette sizin gibi bir siyasi İslamcı da zekât verecektir. Sizde “Yes ve No” dan başka lisan olmadığı için yabancı basını takip etmeniz mümkün değil.
Geçen hafta, Fransız Gazetelerinde bir haber yayınlandı!
Azerbaycanlı Mübariz Mansimov (Mübariz Kurbanoğlu adını alıp T.C. Vatandaşı oldu.
Bu çocuk da aynen Rıza Sarraf gibi hayırsever) sizin ailenize Malta’da tam tamına 25 Milyar (AS: Milyon Dolar olmasın? Milyar Dolar çook büyük rakam!) Dolarlık bir gemicik hediye edip hayır işlemiş!
Geminin sahipleri Kayınçonuz Hasan Gülbaran ve Bilal Oğlan olarak görünüyormuş!
Ehh Rabbim verdikçe veriyor, değil mi?
Kendinizin zekât tutarını hesaplarken, bu gemiciği de mal varlığınıza eklemeyi unutup günaha girmeyin diye bu uyarıyı yaptım. Tüm gün sıfırlandığı halde ertesi gün elde kalan 30 Milyon Avronun, Şehr-i Zar Konaklarındaki 4 Konağın ve diğer çiftliklerin, yurt dışı yatırımlarının, malların mundar olmaması için dikkatinize sunarım…

Son Başbakan Binali Yıldırım ;
Size de Hollanda basınında yayınlanan haberleri bildirmek isterim.
Gerçi siz ömür boyu maaşa talim ettiniz. Her namuslu Müslüman gibi sizde mal-mülk olmaması lazım ama bu Hollandalılar iyice cıvıttılar. Sizi resmen kısa yoldan haramla çok zengin olan biri yerine koydular. Sizin Hollanda’da 140 Milyon Avroluk mal varlığınız, yine Hollanda’da
7 gayrimenkul sahibi olduğunuz belgeleriyle ortaya konulmuş!
Bu haber yalansa “eyy Hollanda” diye başlayan basın açıklamanızı hasretle bekliyor olacağız.
Doğru ise ki ses çıkarmamanızdan öyle görünüyor, o zaman bunları kırkta birini de
zekât tutarınıza eklemeyi lütfen unutmayın…

Sayın Erdoğan ve Sayın Binali;
Benim de bazı dini konularda bilgilendirilmem gerekiyor.
Sizler aracılığıyla, kaçak otelleriyle meşhur ulemadan Nihat Hatipoğlu Hocanıza şu sorularımı iletir ve yanıtlarını paylaşırsanız, sevaba gireceğinizden eminim :

– Haram malın zekâtı olur mu ve zekât tutarı kaç deve eder?
– Hırsızların zekât vermesi farz mıdır ve tutarı kaç sığırdır?
– Kul hakkı yiyen ve sürekli yalan söyleyen biri zekât vermeli mi?
Tutarı kaç küçükbaş hayvan eder?
– Hırsızlık paralarıyla, örneğin Hong Kong’da alınan gökdelenin zekâtı TL ile mi,
US Doları ile mi, Çin Yuan’ı ile mi ödenir ve kaç öküze eşittir?
Hırsızdan Müslüman olur mu veya Müslüman hırsızlık yapabilir mi?

Yanıtlarınızı hasretle bekliyorum.
Hadi şimdi abdestiniz alın ve varsa günahlarınızın affedilmesi için tanrıya yalvarın.

  • Yakında öyle belgeler açıklanacak ki, yandaşlar birbirine girecek ve bu mal-mülk-para derdinden kurtulup, tüm servetinizin bir tane 14 ayar nişan yüzüğü olduğu mutlu günlere döneceksiniz!

    Aman yüzüğünüze sahip çıkın. O gün geldiğinde yüzüğü sizden satın alıp, Sözcü Gazetesi muhabiri yeğenim Gökmen Ulu’ya hatıra olarak vereceğim.

    Hiç unutmayın, kutuplarda bile bitmeyen gece yoktur! Sadece biraz uzun sürer…
    ==========================================

    Ne denir, ne eklenir dostlar??
    Yüreğinize, kaleminize, Betz hücrelerinize sağlık çooook değerli eski Sağlık Bakanı
    Sayın Rıfat Serdaroğlu!

    Sevgi ve saygı ile. 29 Mayıs 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

ŞEHİR HASTANELERİ SOYGUNU

ŞEHİR HASTANELERİ SOYGUNU

Rifat Serdaroglu

Türk Milletinin ve Türk Devletinin denetim kurumlarının adlarını hiç unutmamaları, demokratik düzen tekrar tesis edildiğine bunların yedi soyundan hesap sormaları gereken bazı kişiler var!
Binali Bey’in emriyle oluşturulan “Haram Havuzuna” 630 Milyon Dolar avanta verip milletin orasına koyanları zaten biliyorsunuz.
Bunlara İtalya’nın en büyük hırsızı Berlusconi ile ilişkisi olan Astaldi’yi, Erdoğan’ın çocuklarını Amerika’da hayrına okutan Remzi Amcanın Türkerler firmasını ve
adları Panama Belgelerinde çıkan yandaş iş adamlarını mutlaka ekleyin.
Türkiye’de ne kadar milyarlık ihale yapıldıysa, nerede devlet firmaları peş keş yoluyla üç paraya satıldıysa, Yap-İşlet-Kırışalım (!) yoluyla yapılmış ne kadar otoyol-köprü-devlet inşaatı varsa hepsinin %90’ı bu yandaş ekip tarafından yapılmıştır. Çoğu eğitimsiz olan 2002 öncesi ikinci-üçüncü sırada taşeronluk yapan bu yandaşlar şimdi “Şehir Hastanelerine”
Reisin emriyle balıklama daldılar!

Basit bir anlatımla, Türk Milletinden saklanan Şehir Hastanelerinin gerçeği şöyle  :
-İhaleyi alan firmaya, hazine arazisi BEDAVA verilir.
-Devlet firmaya 25-30 yıl sürekli kira ödemesi yapmayı, hazine garantisi vererek kabullenir.
-Sözleşme süresi 49 yıla kadar çıkarılabilir.
-Hastane çevresindeki tesisleri yüklenici firma işletir, gelir onundur.
-Hastane ve çevresindeki yapılardaki işletmeler her türlü vergi-harçtan muaftır.
Şehir Hastanelerine devlet tarafından %70 doluluk garantisi verilmektedir.
-Şehir Hastanesinin çevresindeki Devlet Hastaneleri kapatılacak ve kadroları Şehir Hastanesine devredilecektir.
-Kapatılan Devlet Hastanelerinin bina ve arazilerinin tasarrufu da yüklenici firmaya bırakılacaktır.

Sağlık tamamen PARALI ve PAHALI hale getirilmektedir.
-Şehir Hastanesi yapılan İllerde yatak sayısı artmamaktadır. Denizli’de 1000 (Bin) yataklı Şehir Hastanesi kurulacak. Denizli Merkezdeki KAPATILACAK Devlet Hastanelerindeki yatak sayısı zaten 995 idi!
Şehir Hastaneleri, İhale Kanununa tabi değildir.
2010 yılında “İhale Yöntemi” ile yapılan 1200 Yataklı Erzurum Devlet Hastanesi 193,5 Milyon TL bedelle tamamlanmıştır.
Fakat Kayseri Şehir Hastanesi (1538 Yatak) sabit yatırım tutarı 427 Milyon TL’yi geçecektir. Devlet Kayseri Şehir Hastanesi için yüklenici firmaya 25 yılda 3 Milyar 443 Milyon TL kira bedeli ödeyecektir.
Yani Kayseri Şehir Hastanesi için firmaya ödenecek 1,5 yıllık kira bedeli karşılığında
(1200 Yataklı) bir Devlet Hastanesi yapılabilecektir
!
-İngiltere’de yapılan çalışmalar, 1 adet Şehir Hastanesi için harcanan parayla,
3 adet Devlet Hastanesi yapılabileceğini ortaya koymuştur.
-Sağlık çalışanları, taşeron işçi haline getirilecektir…

Değerli Okurlar;
Bu proje yeni değildir. Küresel sermayenin Dünya Bankası aracılığıyla kendisine iş sahası açması için yapılmış bir sömürü aracıdır.
Ülkesini düşünen hiçbir dürüst- namuslu siyasetçi bu projeye imza atamaz. AKP’liler hariç!
İşin en iğrenç yanı ise şudur;
Türk Milleti hem kazıklanmakta hem de aldatılmaktadır.
-Yapılan işin namuslu-doğru düzgün olduğu iddia edilecekse, yapılan ihaleler niçin kamuoyundan saklanmaktadır? Devletimizi yönetenler, babalarının parasıyla mı hastane yapmaktalar?
Para Türk Milletinin değil mi? Niçin ve neleri saklıyorsunuz?
Kimlerin yakınlarının bu Şehir Hastanelerinde “Gizli Ortaklığı” var?

Tüm bu hırsızlıkların-soygunların-yolsuzlukların hesabının sorulması için, hırsızların gerçek yüzlerini ortaya çıkarmak için mutlaka ama mutlaka HAYIR oyu kullanmalıyız, kullandırmalıyız…

Ne diyor Erdoğan;
“Ahh benim vatandaşım ahh, eskiden hastaneye sağlam giren sakat çıkardı, yaa!”
İnsanda geçmişe biraz saygı olmalı. Hangi Doktor veya sağlık çalışanı bilerek kendi insanını sakatlar? O zaman Devletimizin imkânları ne kadarsa, o kadar eser yapılabilmişti.
Yoksa Osmanlıdan her şehirde bir Şehir Hastanesi kaldı da biz mi görmedik?
Ya şimdi ne olacak?

  • Şehir Hastanelerine hasta gireceksiniz ama orada donunuza kadar neyiniz varsa alacaklar,
    artık nasıl çıkarsınız orasını da siz bulun!

Soru şu : Hangi vicdanlı siyasetçi, ülkesindeki sağlık hizmeti üzerinden para kazanmak ister?
Bademler mi? Yok canım onlar Müslüman, onlar çalar mı?
Deniz Feneri mi burası? Reza Zarraf bunların patronu mu?

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Şubat 2017
==================================
Dostlar, 

Biz çok yazdık bu konuyu.. (Sitemizde..)

ŞEHİR HASTANELERİ ALÇAKÇA BİR SOYGUN VE TALANDIR… dedik..
Bir de eski Sağlık Bakanından okuyun..

Sevgi ve saygı ile. 20 Şubat 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net       profsaltik@gmail.com

 

Rıfat Serdaroğlu: BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

portresi_kravatli

Rıfat Serdaroğlu
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
Ne yalan söyleyeyim, Pazar günü yapılan Yeni Türkiye’nin Yeni Kapısındaki mitingde Erdoğan’ı dinleyinceye kadar, kafam biraz karışıktı!
Erdoğan’a güvensem mi, güvenmesem mi bir türlü kesin kararımı verememiştim.
Ne zaman ki Erdoğan, önce Cübbeli Jet Skici Hoca ile Türk Ordusunun altını tutamayan Baş Komutanını bir araya getirdi, aha şimdi bizi bütünleştirecek, dedim!
Bir de kürsüden aşağıdaki muhteşem konuşmayı yapınca kendi kendime dedim ki; “Rifat Aga, yeter artık yahu! Herkes Hülya Koçyiğit ve Rifat Hisarcıklıoğlu gibi de, bir tek sen mi akıllısın yahu! Dünya dönüyor diye kimse dünyaya “Dönek” diyor mu? Sen de dön, gerçekleri gör ve Kurtulan Numan ve çıplak Soylu gibi Karun ol yahu…”
Dinlemeyenler için Erdoğan’ın konuşmasından benim ona güvenmemi sağlayan bazı başlıkları sizinle paylaşmak isterim; (Dinleyin Dünya Lideri Konuşuyor) :
-Kahraman Millet, bu günden sonra her kim ki;
Millet Anayasayı rafa kaldırdı, demokratik parlamenter rejim askıya alınmıştır, diyorsa, iyi bilin ki o artık şerrefsizdir!
Lâik Cumhuriyet, inanç ve ibadet özgürlüğümüzün teminatıdır.
Din istismarcılığı yapanlar, dini kullanıp Deniz Feneri e.V ve FETÖ benzeri dernekler kurup Müslümanları dolandıranlar, namussuzdurlar!
-Cumhuriyetimizin ve Devletimizin kurucusu Atatürk’ün fikirlerine saygı duyuyorum. Kim ki kurucumuza “Ayyaş” veya “Kefere Kemal” der, Allah onları çarpsın, sonra bir daha çarpsın!
(Alkışlamaktan Kılıçdaroğlu’nun elleri pespembe oldu)
-Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına almaya kalkanlar, Türk Milletinin düşmanı olan alçaklardır. (Uykuya dalmış olan Bahçeli’yi dürttüler, Bahçeli ağlayarak alkışlamaya başladı. Az daha tıkanacaktı adamcağız)
-Kuvvetler Ayrılığı demokrasinin olmazsa olmazıdır. Buna “Ayak Bağı” diyenler ihanet içindedirler!
-Kadın-Erkek eşittir. Kadınlarımız, kızlarımız her dalda yer almalıdırlar.
“Kadın-Erkek eşitliği yaradılışa terstir” diyenler varsa iyi bilesiniz ki, bunlar geri zekâlıdırlar.
-Ben ve ailem tüm varlığımızı Türk Hazinesine bağışlayacağız. Karı-Koca maaşımızla geçineceğiz. Bilal ve Burak gemilerini Gölcük Donanma Üssüne verecekler. Bilal’e bir boyacı sandığı alıp ayakkabı boyacılığı yaptıracağız. Bakan Damat ise istifa edip, köfteci dükkânı açacak. Siyaset yapıp zenginleşenler mutlaka ve mutlaka hırsızdırlar! Hele hanlar-hamamlar-gökdelenler alanlar, kelimenin tam anlamıyla “Hırsızlar İmparatorudurlar.” (Bu noktada beyaz elbiseleri içinde Tansu Çiller, beyaz mendilini çıkarıp, gözyaşlarını sildi. Çiller çok istediği halde mallarını şehit ailelerine bağışlamasını Meral Akşener engellemişti! “Ben de bağışlayacağım” diye yanındaki Yıldırım Akbulut’a fısıldadı!)
PKK-IŞİD-El Nusra gibi terör örgütleriyle iş tutanlar, bunlara lojistik destek verenler, düpedüz vatan hainidirler. (Hakan Fidan, havaya bırakılan balonları saymakla meşguldü)
Başbakan Binali’nin oğlu, tövbe edecek ve bir daha kumarhanelere gitmeyecek!
Burhan Kuzu kafayı kırdığı için onu kovdum. Onun yerine Ertuğrul Özkök’ü aldım. Artık ben de ayağımda şıpıdak terlik, bermuda şort, kadın-sex-lezbiyenlik-transseksüellik gibi konularda ondan yardım alacağım.
-Darbeyi zamanında bildirmediği için Melih Gökçek’i Bülent Arınç’ın danışmanlığına gönderdim. Yerine Diyanet İşleri Başkanı Görmez Mehmet’i atadım! Hem Diyanet’i, hem de Ankara Belediyesini yönetecek!
-Egemen denen fırlamaya aldırmayın. Onu buraya ben çağırmadım. Beni “Yengemgiller davet etti” deyip aramıza sızmış! Onu ve boyunsuz Muammer’i en kısa zamanda, hayırsever Reza Zarrab’ın yanına göndereceğim…
Bundan sonraki konuşmasını not alamadım. Güvenebileceğim bir lider bulmanın sevinciyle, heeeyyyt diye bir nara atıp Harmandalı Zeybeği oynamaya başlamışım. Allahtan, çocuklar yarım saat sonra zorla oturtmuşlar da, sevindirik olup, dört kolluya binmekten kurtulmuşuz…
Tekrar ediyorum;
Cübbeli Jet Skici Hoca ile altını tutamayan Genelkurmay başkanı ona tapıyorsa,
Meral Akşener’in tek evladının nikâh şahidi, ablası Çiller ise “Yurt dışı yatırımlar danışmanlığını” yapıyorsa,
İlker Başbuğ 4 metrekarelik hücreye tıkılırken, kendisine özel tek kişilik cezaevi açılan Mehmet Ağar “Onun önünde durmak lazım” diyorsa,
Türkiye’nin tek özgür basın kuruluşu olan “Havuz Medyası” onun arkasında ise,
Eyy tanklara ve uçaklara karşı osurukla savaşıp galip gelen Kahraman Millet;
Ben de O’nun arkasındayım ve O’na çok ama çok güveniyorum…
Peki ya sizler? Gazete bile okumayan oğlak sanatçılar, sizler de güveniyor musunuz?

========================================

Dostlar,

Sayın Rifat Serdaroğlu yazdıkça açılıyor maaşallah ve de maazallah…
Tam bir hiciv ustası oldu!.. Yüreğine ve kalemine sağlık diyoruz..
Ne var ki, Atalar “.. can çıkmadıkça huy çıkmaz..” buyurmuşlar..
Hem daha 15 Temmuz darbe girişiminin içyüzünü henüz tam olarak bilmekten öyle uzağız ki!

3 OHAL Kararnamesi ile TSK bitirilmiştir..
 Neden?? Buna ne buyurulur??

15 Temmuz Darbe girişimi ile başetmenin reçetesi Ordu’yu darmadağın etmek midir???
Bu olay (15 Temmuz) olmasa idi RTE – AKP bunca yıkımı kaç onyılda yapabilirlerdi acaba??
Öte yandan, bunca muazzam ölçekte ve içerikte kitlesel algı yönetimi örneğini insanlık tarihinde göremiyoruz!

Neciiiiip mi necip (soylu) milletimiz mucizelere kolay inanır, 600 yıllık “Padişahın kulluğu” hücrelerine sinmiştir ve tapınacak yeryüzü tanrılarına bağımlılık derecesinde gereksinimlidir.

Büyük ATATÜRK boşuna mı şu sözleri söylemişti :

  • Ulusları özgür, bağımsız, şanlı ve yüce yapan ya da tutsaklığa ve yoksulluğa sürükleyen eğitimdir. En önemli, en temel nokta eğitim sorunudur. Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum durumunda yaşatır; ya da bir ulusu tutsaklık ve düşkün­lüğe bırakır. Ulusal eğitim politikasının temel taşı, bilgisizliğin yok edilmesidir (1922).

Türkiye’nin geleceği; Mustafa Kemal’in asker – sivil çocuklarının yüksek yurtsever tarih bilincine emanettir ve her durumda mutlaka korunup – kollanacak ve sonsuza dek özgür ve başı dik – onurlu.. yaşatılacaktır..

Böyle biline; herkes özünü – sözünü – eylemini… bu kadim gerçeğe göre ayarlaya…

Sevgi ve saygı ile.
09 Ağustos  2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

K.P.S.S. : Kamuya Palavra Sıkma Sınavı

K.P.S.S. : Kamuya Palavra Sıkma Sınavı

portresi_kravatli

 

Rifat Serdaroğlu

 

 

-Başörtülü Bacıma saldırdılar! Yanında bebeği olan bacımı dövdüler, yerlerde sürüklediler. Belden üstü çıplak olan 50 kadar erkek, bacımın üzerine işediler. Elimizde görüntüleri var. Mübarek Cuma günü açıklayacağız.

Soru; a)Doğru mu? b)Yalan mı?

-AKP tarafından göreve getirilen ve 8 senedir Diyarbakır Dicle Üniversitesi Rektörü olan Başörtülü Bacımız Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, elleri ters kelepçelenerek gözaltına alındı!

Başörtülü yüzlerce Bacımız, Zaman Gazetesi önünde Polis tarafından coplandılar.

TOMA’lar Başörtülü Bacılarımızın üzerine ilaçlı su sıktı!
Başörtülü Bacılarımız, sudan çıkmış sıpaya döndüler!

Soru; a) Doğru mu? b) Yalan mı?

-Bu seçim zaferinde büyük payı olan Pensilvanya ’ya ve
muhterem Hocaefendiye şükranlarımı sunarım.
(Dönemin Başbakanı Erdoğan)

-Cemaat ateşte pişmiş bir hizmet hareketidir. Yıllardır beraberiz! (Erdoğan)
-Cemaatle AK Parti arasında fitne ateşi yakmayı başaramayacaklardır.
Biz biriz, bir! (Adalet Bakanı Bekir Bozdağ)
-Ankara’yı Cemaate parsel-parsel sattılar! Bülent Arınç (Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç)
-Muhterem Hocaefendiye iftira atanlar, bir gün oOnu çiçeklerle karşılayacaklar! (Bülent Arınç)
-Terbiyeni takın. Fethullah Gülen Hocaefendiye FETÖ diyemezsin, terbiyesiz!
(İ. Melih Gökçek)
-Cemaat bir terör örgütüdür. Bunlar Haşhaşindir, katildir, vatan hainidir. (Erdoğan)
-Cemaat, bizim stratejik ortağımız olan ABD’nin CIA’sının adamıdır. Yani haindir. (İ. Kalın)

a) Hangisi Doğru? b) Hangisi Yalan?

15 Temmuz 2016 Silahlı Kalkışmayı inceleyen Sayın Savcılarımız;

Sizler şimdi “Sırat Köprüsünden” yaşarken geçen faniler gibisiniz. Allah her kuluna bunu
nasip etmez. Ya işinizi düzgün yapıp, yaşarken cenneti hak edeceksiniz, ya da cübbenizi faşistlere kiralayıp, adınızı Zekeriya Öz gibilerin yanına yazdıracaksınız.

Bu katilleri ve onları yönlendirenleri araştırıp mahkemeye sevk ederken,

14 yıldr T.C. Devletini FETÖ’cuların emrine veren siyasetçileri-bürokratları unutmayın!

Dün, Cemaate her türlü desteği veren Gazetecileri ve Sivil Toplum Örgütlerini bu soruşturmanın içine almazsanız, işinizi hakkıyla yapmamış olursunuz…

Hem Türk Devletinin tepesinde 14 senedir oturacaksın, hem 30-35 senedir Cemaatle işbirliği içinde olacaksın, sonra da mağduru oynayıp bir gecede 50 binden çok insanı ve ailelerini
aç bırakacaksın.

Hangi vicdan, hangi kanun bu haksızlığı kabul eder Sayın Savcı?

Gel beni dinle, yalnızca hukukun ve adaletin emrinde ol.
Bugünlere gelmemizde kimin suçu varsa, makamına-mevkisine bakma, yakasına yapış ve
adını Türk Hukuk Tarihine altın harflerle yazdır…

Soru; a)Yapar mı? b)Yapamaz mı?

15 Temmuz’un EN NAMUSLUSU;
Hepimiz tek yürek, tek vücut olacağız. Dimdik duracağız! (Bilal Erdoğan)
-Aynı anda aşağıdan bir ses gelir; “Cüzdanlar da tek olacak mı Bilal!”

15 Temmuz’un EN KOMİĞİ;
Devlet, milletine değil kendisine olağanüstühal ilan etti. (Kayınço Bin Ali)

-Üst aklın alt sesi; “O zaman sen niye oturuyon orda garip Bin Ali?
Hadi in Ali…

Sağlık ve başarı dileklerimle
22 Temmuz 2016