Etiket arşivi: Rifat Serdaroğlu

ERDOĞAN SAĞLIKLI DEĞİL-2

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Erdoğan, sağlıklı bir insanın yapmaması gereken işleri yaparak bazılarını şaşırtıyor. Haram para ile beslenen satılık kalemler, Erdoğan ve Sisi’nin el sıkışmasını “Diplomatik Başarı” olarak verdiler.
Siyasetçiler elbette ki barışmasını bilmelidir ama devlet adamları, bir terör örgütünü korumak uğruna (İhvan) dost bir Devlet Başkanına ağır hakaretlerde bulunmamalıdır.
Erdoğan’ın yaptığı, halk dilinde “tükürdüğünü yalamak” olarak anlaşılır!

Gel de şimdi rahmetli Demirel’i arama!

60’lı yıllar, Kıbrıs yüzünden İngiltere ile başımız dertte. Demirel İngiltere’ye gider. Dönüşte gazeteciler sorar; “Efendim, İngiltere Başbakanının elini neden sıktınız?”

Demirel; “Ya neresini sıkacaktım?”
***
Dünkü yazım üzerine çok sayıda telefon aldım. Biri Prof. Dr. Ahmet SALTIK idi. Sayın Saltık, üç fakülte bitirmiş, çok sayıda eser vermiş değerli Bilim Adamlarımızdandır. Pandemi  sırasında, Türk Milletine doğruları anlatan nadir hocalarımızdandır.

Saltık Hoca diyor ki                     :

  • “31 Ekim 2015’te aynı konuda yazdım. Sonra Tele-1’deki bir programımda, Erdoğan’ın bayram konuşması sırasında, canlı yayında uyuklamasını gerekçe göstererek, Erdoğan’ın sağlık durumunu mutlaka bir tıbbi kurul raporu ile ortaya koymasını istemiştim. Tepe noktalarda görev yapanların yılda bir hatta altı ayda bir sağlık denetimlerinin yapılmasının, zorunlu (rutin) bir görev olduğunu söyleyip, görünen tablonun “temporal epilepsi” olabileceğini belirttik. Ama RTÜK, TELE 1’e yüklü para cezası verdi… Halbuki Devleti yöneten bu gibi kişilerin sağlık durumları ‘kişisel veri‘ olmayıp, kamuoyunun bilgilenme hakkı ve devletin bekası için zorunlu bilgilerdir…”

***
Aziz Türk Milleti;

Hastalık, herkesin başına gelebilir ve isteyen gizler, isteyen sevdikleriyle paylaşır, kimseyi de ilgilendirmez! Ama siz devleti yönetiyorsanız, bir ülkeyi savaşa sokma gibi çok ağır sorumluluk isteyen bir görev yapıyorsanız, sizin sağlık durumunuz özel, değildir. Geneldir genel!
Bir örnek verelim;
Ülkenin Başbakanı kafayı kırsa, yani kayış sıyırsa ve şöyle bir emir verse :

  • “Şu RTÜK Başkanı denen adamı tutuklayın, bacaklarını kırın, kazığa oturtun
    ve akıl hastanesine atın!”

Biz, Ebubekir Şahin gibi birini, bir daha nasıl bulacağız? Yazık değil mi?
***
CB Erdoğan’ı anlamak mümkün değil.
Diploma diyorsunuz, “Al sana diploma” diyemiyor!
Hasta mısınız diye soruyorsunuz, “Al sana sağlık raporu, taş gibiyim” diyemiyor!

Erdoğan doktorları sevmez. Hatırlarsanız, ülkedeki sağlık sisteminin ticaret, sağlık çalışanlarının köle gibi çalıştırılmasına dayanamayan bazı üstat doktorlarımız yurt dışına gitmişlerdi.

  • Erdoğan “Giderlerse gitsinler, biz de yeni gelenlerle idare ederiz” demişti.

Ayrıca “Ülkede ölülerimizi yıkayacak gasilhane imamı yok, biz yetiştireceğiz.”

Erdoğan’ın Gasilhane İmamlarını, doktorlarımıza tercih etmesi,
O’nun sağlık durumu hakkında bizi endişeye sevk etmektedir…

***
Dönemin Başbakanı, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesini ziyaret eder. Başhekim Prof. Mazhar Osman bilgi verir. Başbakan, yapılanlar karşısında şaşkına döner, tebrik eder ve şöyle der :

Yaptıkların muhteşem, normal biri bunları yapamaz, sen delisin” der.

Mazhar Osman güler ve “Siz bana deli derseniz ben yalnızca gülerim. Ama ben size deli dersem, buradan çıkamazsınız!
***
Türk Devletinin yetiştirdiği, “Hocaların Hocası” konumuna erişmiş değerli tıp insanları!

  • Lütfen yüzlerceniz biraraya gelin ve Erdoğan’ın akıl ve ruh sağlığı konusunda
    bir rapor koyun.

Uzaktan tanı koymanın etik olmadığını ben de biliyorum ama sizleri saraya almazlar ki!

Aynı konulardaki farklı davranışları, dün ak dediğine bugün kara demesi, faklı tespit ve konuşmaları, Bakanları tekme-tokat dövmesi, size tanı koymanız için yeterli olacaktır, kanısındayım.

Eğer, imzalamaktan korkuyorsanız, sizler raporunuzu yazın, altına imzayı eski Sağlık Bakanı olarak ben atarım. Sıkıntı yok!

Türk Milletinden bu kadarcık bir hizmeti lütfen esirgemeyin.

Sizleri seviyor ve güveniyoruz…

Erdoğan’ın bir daha CB Adayı olamayacağı konusu çok nettir.

Anayasal ve Yasal nedenler, malvarlığı ve Devletin güvenliğini ilgilendiren ihanetler ve kendisinin sağlık durumu, aday olmasına izin veremez.

Yetti Gari!

Sağlık ve başarı dileklerimle, 22 Kasım 2022
===============================================
Dostlar,

Önceki Sağlık Bakanlarımızdan çok değerli siyaset insanı ve yazar Rıfat Serdaroğlu’nun “ERDOĞAN SAĞLIKLI DEĞİL” başlıklı yazısını, düzenli olarak bize de göndermesi sayesinde okuduk ve sıklıkla yaptığımız gibi web sitemizde yer verdik : (2 yazı birlikte okunmalıdır)

ERDOĞAN SAĞLIKLI DEĞİL!

http://ahmetsaltik.net/2022/11/21/erdogan-saglikli-degil/

Bu yazıya ilişkin katkı – yorum yazrken, “31 Ekim 2015’te aynı konuda yazdığımız” bir yazıyı da ekledik :

İsviçreli Dr. Hakkı Açıkalın : Erdoğan epilepsi hastasıdır

http://ahmetsaltik.net/2015/10/31/isvicreli-dr-hakki-acikalin-erdogan-epilepsi-hastasidir/

Biz de bu başarılı ve yürekli yazıya çok sayıda dönüt aldık.

Sn. Serdaroğlu’na geribildirim verdik ve sağolsunlar, aramalarıyla konuştuk. Ardından, bu gün yeni yazıları ulaştı : ERDOĞAN SAĞLIKLI DEĞİL-2
***
7+ yıl önce yazdığımız yazıda ve dün şu içeriğe de yer vermiştik :

  • 3 Kasım 2002’den beri ülkeyi tek başına ve giderek artan baskı – sultan yetkisi ile yöneten ve 69. yaşındaki AKP = RTE‘nin sağlık durumunun bu görevi sürdürmesine elverir olup olmadığını öğrenmek Türkiye olarak demokratik – meşru hakkımız; kendisi ve AKP’si için ise yasal, ahlaki, etik, vicdani bir yükümlülük hatta zorunluluktur.
  • Kamuoyu, başta muhalefet partileri bu olguyu izlemelidir. 
  • AKP = RTE hiç kimseyi, hiçbir şeyi kendince “takmama” davranışını inat ve ısrarla sürdürmektedir. Bu durum demokrasilerde kabul edilemez ve sürdürülemez.

Bu düşüncemizi ve çağrımızız bir kez daha yineliyoruz.
Ülkenin ilgili kurumlarını tarihsel göreve çağırıyoruz.
TTB (Türk Tabipleri Birliği), TBB (Türkiye Barolar Birliği), TPD (Türkiye Psikiyatri Derneği) öncülük yapmak zorundadırlar.
Muhalefet gündemine almalı, namuslu medya destek vermelidir.

Uzaktan tanı koymak ve rapor vermek değil, istenecek şey şudur             :

  • Erdoğan, içinde gözlemci olarak TTB, TPD üyesi birer uzman hekimin de bulunacağı, tam donanımlı bir üniversite hastanesinden, Psikiyatrist ve Nörolog’un da yer aldığı 5 hekimden oluşan bir tıbbi kuruldan SAĞLIK RAPORU almalıdır. Bulguları ve laboratuvar verileri,
    örn. ABD Başkanlarında olduğu gibi kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
  • Bu rapor, Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığını yürütmeye beden ve
    akıl-ruh sağlığı bakımından yetkin olup olmadığına ilişkin net bir tıbbi yargı içermelidir. 

Sevgi ve saygı ile. 22 Kasım 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
​Hekim, Hukukçu-Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Mülkiye’li​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

ERDOĞAN BİR DAHA CUMHURBAŞKANI ADAYI OLAMAZ

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..
Bkz. Anayasaya karşı hile! | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, BSc, LLM)

Bölüm 1               :
Anayasamızın 101’nci maddesi; “Bir kimse en fazla İKİ DEFA Cumhurbaşkanı seçilebilir” der.

Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te ilk defa Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
(Yüksek Seçim Kurulunun 12 nci Cumhurbaşkanı Mazbatası) https://i.hizliresim.com/hxapq5c.jpeg

Aynı Erdoğan, 24 Haziran 2018 yılında İKİNCİ DEFA Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
(Yüksek Seçim Kurulu’nun 13 üncü Cumhurbaşkanı Mazbatası) https://i.hizliresim.com/9jvu5tj.jpeg

  • Bu durumda, Erdoğan 3 üncü kez Cumhurbaşkanlığı seçiminde ADAY OLAMAZ!

Anayasamızın 116 ncı maddesi ise “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından SEÇİMLERİN YENİLENMESİNE karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı BİR DAHA ADAY OLABİLİR demektedir. Burada dikkat edilmesi gereken konu Meclisin “Seçimlerin Yenilenmesine” karar vermesi şartıdır.

Seçimlerin yenilenmesi için YSK’nın verdiği en son karar, 31 Mart 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin “YENİLENMESİ KARARIDIR” Bu kararda, seçimi kazanan İmamoğlu’na verilen MAZBATA, YSK tarafından iptal edilmiş ve SEÇİMLERİN YENİLENMESİNE karar verilmiştir.

Eğer TBMM Seçimlerin Yenilenmesine karar verirse, YSK’nın önce 13’üncü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mazbatasını iptal etmesi gerekir. Bu durumda 24 Haziran 2018’den bu yana yapılan tüm işlemler, atılan imzalar, örtülü ödenek harcamaları tartışmalı hale gelecektir. (AS : Hayır, TBMM buna yetkili değil. Bu yetki tekil -münhasır- olarak YSK’nin. TBMM’nin “seçimlerin yenilenmesi” kararı “erken seçim” ile eşdeğer.)

TBMM “Erken Seçim” kararı alırsa, Erdoğan aday olamayacaktır. Çünkü Anayasamızda, “Erken Seçim” değil, “Seçimlerin Yenilenmesi” yazmaktadır.
TBMM “Seçimlerin yenilenmesine” karar verse bile Erdoğan yine CB Adayı olamayacaktır.
(AS: TBMM’nin “Seçimlerin Yenilenmesi” kararı “Erken Seçim” ile eşanlamlıdır..)
Size sunulan iki adet Mazbata bunun kanıtıdır.
Eğer YSK, tüm bu şartlara rağmen (koşullara karşın) Erdoğan’ın adaylığına izin verirse, “Anayasayı İhlal Suçu” işlemiş olur ki, YSK’nın tüm üyeleri yargılanmaktan kurtulamaz…

  • Sonuç : Erdoğan CB Adayı Olamaz. Kararımız Yasal ve Net!

Bölüm 2              :
6’lı İttifakın iki önderi Kılıçdaroğlu ve Akşener, “Erdoğan’ın mağdur olmaması” gibi saçma bir gerekçe için, seçimlerin 14 Mayıs 2023’e alınabileceğini, böylelikle Erdoğan’ın aday olmasının önünü açacaklarını ısrarla söylemektedirler. (CHP Sözcüleri; en son CHP İstanbul Mv. Gökhan Zeybek, İYİ Parti Mv. ve Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray’ın Uğur Dündar’a verdiği röportaj)

Bu durum anlaşılabilir değildir. Anayasamız, Erdoğan dahil hepimizi bağlar. Anayasa emirlerine uymak ne zamandır mağduriyet sebebidir ki? Yoksa “Bu Anayasa Erdoğan’ı bağlamaz” diye bir hüküm mü var?
21 sene Türkiye’yi babasının takası gibi yöneten biri, niçin mağdur olsun ki?
Ayrıca Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti, neden ısrarla 14 Mayıs 2023 tarihini söylerler?

Bildiğiniz gibi AKP-MHP’nin birlikte hazırladıkları ve Cumhur İttifakına en az 50 MV daha kazandıracak “Yeni Seçim Kanununun” yürürlük tarihi 6 Nisan 2023’tür. Bu tarihten sonra yapılacak bir seçim AKP’ye 50 MV ikram etmektir.

  • 6’lı Masa, AKP’nin taşeronu mudur?

TBMM – YSK ve 6’lı İttifak veya 35-40 tane SATILIK Milletvekili, Anayasayı yok sayan bu kararı verir ve Erdoğan CB adayı olursa, neden CHP ve İYİP daha fazla MV çıkarabilecekleri mevcut yasa ile kendi yararlarına, Cumhur İttifakının zararına olacak “şu anki Seçim Kanunu” ile seçim istemezler?”

Erken Seçim denen yasa tanımazlığı yapacaksanız, niçin Şubat veya Mart ayında yapmazsınız? Deniz Baykal’ın, “Erdoğan’ın seçilme yasağını kaldırmasının yeni formatını mı Türk Milletine dayatacaksınız?

Önümüzdeki haftalarda, kimlerin “Emperyalist patronlarının emrine uyup, Light AKP rolüne soyunacaklarını” beraberce göreceğiz!

Sonuç              :

  • AKP ve Erdoğan devri bitmiştir.
  • Sıra, Atatürk Düşmanı Light AKP’ye gelecektir!
  • Kararımız Yasal ve nettir.

Rahat uyu Atam! Öz evlatların nöbettedir…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 11 Kasım 2022.
=========================================

Dostlar,

İlkesel olarak Sn. Serdaroğlu ile aynı düşüncedeyiz.
Aşağıdaki düşüncelerimizi 17 Ekim 2022’de web sitemizde paylaşmıştık, yineleyelim :
(Anayasaya karşı hile! | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, BSc, LLM)

“Mağduru oynamasın” ve / veya bu iklimle RTE aday olursa oylarımız artabilir… varsayımı ile Hukuk kurban edilemez. Anayasanın ilgili 2 maddesini fıkralarıyla aşağıda veriyoruz :

Anayasa md. 101/2 : “Bir kimse en fazla İKİ DEFA Cumhurbaşkanı seçilebilir.”

Anayasa, bir kişinin üçüncü kez aday olabilmesi için tek bir ayrık (istisnai) durum tanımlıyor:

Anayasa md. 116/3) “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi.”

Sn. Serdaroğlu’nun yazısında ayraç içinde verdiğimiz üzere; ayrıldığımız yer şu :

TBMM’nin “Seçimlerin Yenilenmesi” kararı “Erken Seçim” ile eşanlamlıdır. YSK’nin usulsüzlük temelli “seçimlerin yenilenmesi” kararı ile aynı sonucu doğurmaz; salt erken seçime gidilir.

Sözcük oyunları ile Erdoğan’a 3. kez CB adayı olma yolu açılamaz. Bu durum çok net ve kesindir.
Durum çok nettir, kafa karıştırılmasına izin verilemez.
**
6 Nisan 2022’de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve seçim sisteminde önemli değişiklikler getiren, ülke barajını %10’dan %7’ye düşüren ve büyük partilerin yararına (lehine) kurallar içeren 7393 sayılı yasal düzenleme, ancak 6 Nisan 2023 sonrası yapılacak bir genel seçimde uygulanabilecektir (Anayasa m. 67/son).

Cumhur ittifakı, kurguladığı bu avantajdan yoksun kalmak istemez elbette. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesince CHP’nin başvurusu üzerine, Anayasaya aykırı bulunmayarak hukuk düzenimizde yerini almıştır. AKP-MHP’nin seçimi öne alma girişiminde bulunmamaları biraz da bu yüzdendir. 18 Nisan 2023, erken seçim takviminin “biçimsel olarak” başlatılmasının son günüdür. Ancak böylesi bir yönelim asla gerçek anlamda erken seçim olmayacaktır.

Hukuk – Anayasa tanımazlığı 20+ yıldır belgeli bir parti ve yöneticisine hak etmedikleri kimi ödünleri vermeye hele hukuku çiğneyerek ve ülkenin geleceğini tehlikeye sokarak.. hiç kimsenin kesinlikle hakkı yoktur.

Üstelik 3. kez ve TEK ADAM ucube rejiminin olağanüstü  sultanlık yetkileriyle Cumhurbaşkanlığı ?!??!! Neden, niçin, bulunmaz Hint kumaşı mıdır Bay RTE?
Diploması bile ortalıkta yokken.. Türkiye bunları asla hak etmiyor.

ABD’de neden Başkanlık en çok 2 dönem, 4+4=8 yılla sınırlı örneğin??
***
2017 şaibeli / hileli Anayasa değişikliği bir geçiş hükmü koymamış ve Erdoğan’ın yararına (lehine) yorumlanabilecek ayrık bir düzenleme de getirmemiştir.

Buna ek olarak, değiştirilen, 1982 Anayasası’nın tümü değil, kimi hükümleridir.

Dolayısıyla yeni bir anayasa” söz konusu olmayıp, 1982 anayasası yürürlüktedir.

10 Ağustos 2014’te gerçekleşen ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi “bir başka Anayasa” kapsamında değildir. Erdoğan, 24 Haziran 2018’de 2. kez Cumhurbaşkanı seçilmiş ve bu seçim de halen yürürlükteki 1982 Anayasasının 6771 sayılı yasa ile yapılan değişklikleri bağlamında olmuştur.

  • Erdoğan’ın 3. kez aday olması anayasal olarak
    KESİNLİKLE O – LA – NAK – SIZ – DIR!

Ancak, TBMM Başkanı ve Adalet Bakanı siyaset psikolojisi bakımından ön almak için kurgulu iletilerle hiçbir sorun olmadığını, 3. kez adaylığın meşru (yasal ve hukuksal olmadan da öte!) olduğunu ileri sürmektedirler ve muhalefet Anayasaya açıkça aykırı bu çıkışlara ne yazık ki sessiz kalmaktadır!?

  • Sorun çıkarmayalım, aday olsun, nasılsa sandığa gömeriz yaklaşımı hukuk dışı ve ilkesizdir, çok büyük bir politik kumardır.
    Buna hiç kimsenin hakkı yoktur.
    Hukuk (yasalar) önünde herkes eşittir (Anayasa md. 10).

Bu bağlamda şimdiden hazırlık yapılmalı ve seçenek planlar geliştirilmelidir. Son sözü YSK (Yüksek Seçim Kurulu) söyleyecektir. Cumhurbaşkanı adayları koşulları yerine getirerek YSK’ye başvuracak ve bu Anayasal Kurul, seçime katılabilecekleri belirleyerek kamuoyuna duyuracaktır. YSK’nin bu bağlamdaki yargısal kararı kesindir ve başka hiçbir makama, Anayasa Mahkemesi dahil, başvurulamaz (Anayasa md. 79/2). (Geçmişte bir başvuruyu AYM, yetkisizlik gerekçesiyle reddetmiştir).

  • YSK’nin, Erdoğan’ın 3. kez aday olabileceğine karar vermesi
    bir hukuk kırımı (katliamı) hatta apaçık SİVİL DARBE olacaktır!

Ardından da seçimde engellenemeyecek hileler, Devlet gücü ve atı alanın Üsküdar’a / Üsküdar’ı bir kez daha geçmesi.. Türkiye bunu kaldıramaz.

Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti devletinin dinci – teokratik bir şeriat devletine dönüşmesinin ve islami federasyon altında parçalanmasının kapılarını ardına dek açacaktır.

Türkiye’nin geleceği ile kumar oynama hakkı hiç kimsenin olamaz!

  • Muhalefet, 6’lı Masa’dan daha geniş bir toplumsal tabanla,
    hazırlanan ve rap rap yaklaşan bu lanetli oyunu bozmak zorundadır.

Sevgi, saygı ve kaygı ile. 15 Kasım 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, BSc, LLM
Hekim, Hukukçu-Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimci
Anayasa Hukuku Doktora Öğrencisi
www.ahmetsaltik.net       profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter : @profsaltik    

KÖR MÜSÜNÜZ?

Rifat Serdaroğlu

ASSAM adlı kuruluşun “Laiklik Karşıtı Eylemlerini” kapsayan toplantılarını basından izlemiş ve DOĞRU Parti henüz kurulmadan, Çoban Ateşi Hareketi Başkanı olarak görevlileri uyarmış ve tüm kurumlara servis etmiştim. Yeni uyanan siyasetçiler okusun diye bir daha gönderiyorum. 26 Mayıs 2022

Adam, Emekli General ve Cumhurbaşkanının Güvenlik Başdanışmanı!
SADAT denen “Silahlı Örgütün” Başkanı!
ASSAM denen “Mehdi’nin geliş ortamını hazırlamakla görevli örgütün” Başkanı!

Bu sapık ne diyor?

    • Türkiye Eyaletlere ayrılmalı. Başkenti İstanbul, dili Arapça olmalı.
    • İsteyen Türkçe de konuşabilmeli! Kürtçe resmi eğitim dili olmalı.
    • Kurulacak Devletin adı “Asrika” olmalı. (Asya-Afrika)
    • Devlet, İslam Birliği Konfederal Cumhuriyeti olmalı.
    • Her maddesi Kur’an ile uyumlu yeni bir Anayasa yapılmalı.
    • Devlet Başkanı aynı zamanda Halife olmalı.

Ayrıca bu sapkın kişi, Askeri Okulların kapatılmasından, TSK’nın Savunma Bakanına bağlanmasını kendisinin gerçekleştirdiğini de söylüyor! (Sadece bu iddia bile AKP’nin kapatılmasını gerektirir!)

Assam, 19-20 Aralık 2019’da üçüncü toplantısını İstanbul’da yaptı. Dört toplantı daha yapılması kararlaştırıldı. Yedinci toplantı 2023 yılında yapılacak ve o zamana kadar hedefe ulaşılacak…

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adlı yeni sistemde her şeyi tek başına yapan, her bürokratı atayan Sayın Cumhurbaşkanına beraberce soralım :

  • Şahsınızın Güvenlik Başdanışmanınızın faaliyetlerinden haberiniz var değil mi?
    Haberiniz olmaması eşyanın tabiatına aykırıdır. Siz de O’nun gibi mi düşünüyorsunuz?
  • Sizden izin almadan, her biri devlet kuruluşu olan ve Türk Milletinin parasıyla ayakta duran THY – MKEK – ASELSAN – TAİ – HAVELSAN gibi kuruluşlar, bu irticai toplantıya nasıl sponsor olabilir?
  • Sizin Güvenlik Başdanışmanınız hangi cüretle mevcut Anayasal düzeni yıkmak için çalışır?
  • Her sözü “Anayasa İhlal suçu işlemek” olan bu sapık kişi, sizden başka kimden cesaret alabilir?
  • Bu kişiyi niçin göreve getirdiniz ve eğer O’nun gibi düşünmüyorsanız neden siz görevden almadınız?
  • Başdanışmanınızın istifa etmesi, işlediği suçları ortadan kaldırır mı?

Sayın Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan;

Bu olanlar “Bunlar Başdanışmanın kendi fikridir” denecek veya suskun kalınarak geçiştirilecek çalışmalar değildir.

  • Bu yapılanlar açıkça T.C. Devletini ve Anayasal düzeni yıkmak, yerine İran tipi bir “Din Devleti” kurmak faaliyetleridir.

Bu ihaneti, sizin Başdanışmanınızın yapması daha büyük suçtur.
Sizin bu ihanetleri görmemeniz de, sizin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Lütfen Türk Milletine bir açıklama yapın. Taşıdığınız sorumluluk gereği bunu yapmak zorundasınız. (Bildiğiniz gibi Erdoğan, “Benim SADATÇILARLA ne ilgim olabilir, dedi! Doğrudur, alakası yoktur, çünkü tam içindedir…)
***
Değerli Okurlar;

Türkiye sözüm ona bir Hukuk Devleti değil mi?
Cumhuriyet Savcılarımız, üç aylık Askeri Okul öğrencisini, elinde silah olmayan yeni askeri “T.C. Devletini ve mevcut Hükümeti yıkmak” iddiasıyla “Yedişer kez Ağırlaştırılmış Ömür Boyu Hapse” mahkum ediyor da, bu yobaza mı güçleri yetmiyor?

Kör müsünüz?

Hiç mi mesleki vicdanınız sızlamaz?
Yarın çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız?
***
Aziz Türk Milleti;

Bu yapılmak istenen, doğuştan sahip olduğunuz ve asla elinizden alınmaması gereken kişisel hak ve özgürlüklerinizin sizlerden kopartılması faaliyetidir.
Sizleri karanlığa, cehalete, tebaa olmaya atmak demektir. Siz susarsanız, siz Anayasal hakkınız olan “Demokratik Direnme Hakkınızı” kullanmazsanız, siz bu duygularla Türk Milletinin önüne düşen vatanseverlere sahip çıkmazsanız, ışığımız söner. Hem öyle bir söner ki, bir daha aydınlığı göremezsiniz…

Çoban Ateşi Hareketi bu karanlığı yırtacak organize tek halk hareketidir.
Güneş kararsa, yer çökse, dağlar yıkılsa kimse bizi susturamaz.

Gerçekleri Türk Milletine anlatmaya devam edeceğiz…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 13 Ocak 2019

İHANETİN TELAFİSİ OLMAZ!

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Bu topraklarda yaşamak ve kalıcı olmanın iki şartı olduğunu daha önce söylemiştim. Tarihi, özellikle yakın tarihinizi çok iyi bileceksiniz ve insanınızı çok iyi tanıyacaksınız!
Ülkemize, bir emperyalist plan gereği süpürülen ve yerleştirilen yaklaşık 10 milyon sığınmacının ve hemen sınırımızın dibinde bekletilen 5 milyona yakın sığınmacı adaylarının, başımıza ne belalar açtığı, tedbir alınmazsa önümüzdeki yıllarda devletimizi batıracak güce kavuşacaklarını anlatırken, tarihten iki yaşanmış olaydan bahsedeceğim!
“Suriye ve Filistin Cephesinde yaralanmış iki bin Mehmetçik, Şam’daki hastaneye yatırılmıştı. Hastane dolmuş, Mehmetçikler avludaki sedyelerde tedavi sırası bekliyordu. Yeterli sağlık personeli, ilaç, narkoz yoktu.

  • Türk kanı içmeye yemin etmiş Arap Bedevileri hastaneyi bastılar ve herkesi kılıçtan geçirip katlettiler!”
  • “TBMM Zabıtları 1921 Mayıs-Haziran sayılarına göre, 1918 Eylül-Ekim aylarında Filistin-Sina cephesindeki yenilgi ile 15 bin Mehmetçik esir olarak, İngilizler tarafından İskenderiye’deki esir kamplarına gönderildi. Tehcirle Mısır’a gönderilen Ermeniler, bu kamplarda yönetici idiler.
  • Mehmetçikleri temizlenme bahanesiyle, dipçik darbeleriyle yıkanma havuzlarına attılar.
  • Havuzlara bol miktarda Krizol (Cresol) dökülmüştü!
  • Mehmetçiklerin büyük bir kısmı gözlerini kaybedip, kör oldular.”

Bu iki olay gibi yüzlerce alçakça katliam yaşandı!
Bu vahşetlerden yüz yıl sonra Türkiye’den iki ses geldi;
Erdoğan; “Köpekleri Arap diye çağıran zihniyet, Suriye’den gelenleri istemiyor. Geri göndermeyeceğiz!”
CB Başdanışmanı İbrahim Kalın; “Cumhuriyet, Arap düşmanlığı üretti!”
Bu anlayıştaki iki kişi bugün Türkiye’yi yönetiyor!
Barzani’ye, sıra gecesinde saz çalıp eğlendiren bir memur, Cumhuriyetimizi suçlayabiliyor!
Lütfen bu soruyu kendinize sorar mısınız?

  • Türkiye, emperyalistlerce işgal edilirse, sığınmacılar ve vatandaşlık satın alanlar kimi destekler?

Yanıt verelim : Osmanlı yıkılırken, İngilizlerin, Fransızların yanında yer alıp, Mehmetçiğe karşı savaşan Arap Kabileleri ne yaptılarsa, onu yapacaklardır. ABD adına savaşan ve Türkiye’ye gönderilen yüz binlerce genç Afganlı da (Özellikle Peştunlar), bize karşı savaşacaktır. Suriyeli sığınmacılar, şimdiden ülkemizdeki insanlarımızı tehdit etmeye başlamadılar mı?

“Sığınmacılar ülkelerine gönderilmelidir” diyen bizlere, bizi yönetenler şu yanıtı vermektedir;
Erdoğan; “Sığınmacıları geri göndermeyeceğiz. Onlar muhacir, biz ensar’ız!”

İbrahim Kalın; “Cumhuriyet Arap düşmanlığı üretti!”

Aziz Türk Milleti;

Sığınmacıların Türkiye gönderilmeleri ve AKP Hükümeti tarafından sınırlarımızın açılarak kabul edilmeleri, emperyalist bir planın uygulanmasıdır, dedik.

  • AKP, bu konuda hem ortaktır, hem de ihanet içindedir.

Türk Tarihine not düşmek için yazıyorum :

  • Suriye ve Sığınmacılar politikasının iki sorumlusu vardır; Erdoğan ve Davutoğlu!

Erdoğan; yurt dışındaki malvarlıkları, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Avrupa Savaş Suçları Mahkemesi (İŞID’ın kaçak petrolünün satılmasına göz yummak-SADAT faaliyetleri-Gri Listeye alınmamız) tarafından
tehdit edilmekte ve baskılara uymak durumundadır.

Davutoğlu; Bu konuda gerek Dışişleri Bakanı gerekse Başbakan ve AKP Genel Başkanı olarak, başımıza bu belaların gelmesinin esas sorumlusudur.
Peki, Davutoğlu ile ortak olmaya karar veren CHP ve İYİ Parti, ortaklarının bu ihanetini paylaşabilecekler mi?
Türk Milletinin şunu hiç unutmaması gerekir :

  • İhanetin Telafisi, Kahpeliğin Bahanesi Olmaz! Karar sizin…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 24 Mayıs 2022

19 MAYIS TÜRK’ÜN EMPERYALİZME BAŞKALDIRISIDIR

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

(40 yıldır Kur’an araştırmaları yapan Değerli Yazar ve DOĞRU Parti Gen. Bşk. Yrd. Sayın Sedat Şenermen’e teşekkür ve saygılarımla.)

(AS: Kısa bir katılmama notumuz yazının sonundadır…)

Türk’ün vicdanındaki Milli Sır, Emperyalizme karşı çıkmaktır. Bu karşı çıkış, Kur’ani’dir. Kur’an, emperyalizmi “Küresel şer ve şeytanlık, düşmanlık” anlamında “Tağut” olarak tanımlamaktadır.

Nutuk’ta, “Milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiği büyük gelişme kabiliyetini “Milli Sır” olarak belirleyen Atatürk, onun “Milli Egemenliğe dayanan kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk Devleti kurabilmek” olduğunu ifade eder.

Bu kararın dayandığı en güçlü muhakeme ve mantığı da Atatürk “Nutuk sh. 9-10” da açıklamaktadır:

  • “Temel ilke, Türk Milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklalden yoksun bir millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez. Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez. Halbuki, Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. O halde, ya istiklal ya ölüm! İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır.”

Peki, Atatürk’ün dediklerine Türk Milleti olarak uyduk mu? Hiç düşündünüz mü?
Atatürk’e ve annesi Zübeyde Hanıma en aşağılık hakaretleri yapan yobazları, devlet sofrasında konuk etmekten utanmayan siyasetçileri kim seçti?

  • T.C. Başbakanı olabilme yetkisini, ABD Oval Ofiste alan biri, sizin Başbakanınız olabilir mi?
  • ABD Başkanından, BOP Eşbaşkanı diplomasını alan zavallılar, Türkiye’nin bağımsızlığını sağlayabilir mi?
  • 1,5 milyon insanın katledilmesine, 150 binden fazla Müslüman kadının tecavüze uğramasına yol açan bir istilanın uygulayıcılarının Eşbaşkanı olan bir iktidardan, Türk Milletinin yararına ve bağımsızlık adına bir şeyler beklemek mümkün mü?
  • Diploması ve serveti şaibeli, hırsızlığı uluslararası kuruluşlarca tespit edilmiş bir İhvancı-Ümmetçi kafa Türk Milletini hangi çağdaş-medeni seviyeye getirebilir?

Peki, Atatürk ve çağdaşlık düşmanı soyguncuların zulmüne son verecekleri iddiasıyla, İşadamlarımız ve İBB destekli basınımız tarafından desteklenmek üzere, muhalefet olarak kimleri Türk Milletinin huzuruna çıkardık?

Yönünü Atatürk’e değil de, Seyit Rıza’ya ve Şeyh Said’e dönenleri mi?

Türkiye’yi eyaletlere bölecek, AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartını kabul edenleri mi?
Kürtçeyi ikinci resmi dil olarak kabul etmeyi söz verenleri mi?
Atatürk’ü “Dersim Katliamcısı” ilan edenleri mi?
FETÖ’nun Prensesi olarak, toplantılarda FETÖ’ya övgü düzenleri mi?
Türk Ordusunun Amirallerine “Zevzek” diyenleri mi?
Said-i Nursi’yi ÖNDER olarak kabul edenleri mi?
Suriye politikasının mimarlarını mı?
Telekom’u, Cumhuriyetin eserlerini satan İngiliz Tefecilerinin elemanlarını mı?
Sivas Katliamının organizatörlerini mi?

Bunlarla çağdaş-bağımsız-onurlu Türk Devletini yeniden kuracağınızı düşünüyorsanız, buyrun meydan sizin! Kurun sizi tebrik edelim.

Yalnız şunu hiçbir zaman unutmayın!

Tek sermayesi, Türk Milletini ve Atatürk’ü sevmek olan bizler, yanıldığınız ve ağladığınızda size merhamet göstermeyeceğiz.

Herkesin kaderini kendi tercihi belirleyecek…

“Ne Mutlu Türküm diyene” ve sözünden dönmeyene…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 19 Mayıs 2022
==============================================
Dostlar,

Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başardığımız şanlı ulusal kurtuluş savaşımız,
yalın bir tarihsel – eytişimsel (diyalektik) gerçekliktir.
Bu ulusal bağımsızlık savaşının son derece zorlama birtakım yorumlarla Kuran’a bağlanması, orada bağlantılar gösterilmesi hem olanaksız hem de gereksizdir.
Yazının bu bölümüne katılmıyoruz.
Yurtsever yazar Sn. R. Serdaroğlu’na bu düşüncemizi ilettik.
Bu sınırlama ile makaleyi web sitemizde paylaşmış oluyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 20.05.22
Dr. Ahmet SALTIK

 

SİZİ TEK TEK AVLAYACAKLAR

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

“Kendi düşenin ağlamaya hakkı yoktur. Siyasi ümmetçi, hırsız, soyguncu, vatan topraklarını satan bir partiyi, demokratik hayatın bir unsuru olarak kabul edip, ona göre muamele ederseniz, sonucuna katlanırsınız…”

Erdoğan’ın siyaset yasağını dönemin CHP Genel Başkanı ve halen CHP Milletvekili olan Deniz Baykal kaldırdı!
Erdoğan’ın Milletvekili ve Başbakan olması için Siirt Seçimlerinin iptaline yol açan süreci destekleyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’dır.
Erdoğan’ı “Demokrasi var kardeşim, en çok oyu alan partinin liderinin dışarda kalması uygun olmaz” diyen CHP Genel Başkanları yeniden yarattı!

Peki, AKP denen parti demokrasiye inanan bir parti mi?
AKP yönetimi, demokrat insanlardan mı oluşur?

  • AKP’nin, “Biat Kültürü” ile yaşayan, cemaat ve tarikatlardan beslenen, Siyasal Ümmetçi, soyguncu bir parti olduğunu, her şeyi bilen CHP Genel Başkanları bilmez mi?

Ne karşılığında ve hangi baskıyla Erdoğan’ın siyasi yasağı kaldırıldı?
Başbakan Erdoğan ilk iş olarak, CHP’li Milletvekillerini hapse attırdı.
Haberal, Balbay ve Berberoğlu yıllarca tutuklu kalmadılar mı?
CHP Genel Merkezi, milletvekillerini hapisten çıkarmak için konuşmaktan başka ne yaptı? Hiç!

AKP, Türk Ordusunun Atatürkçü Komutanlarını FETÖ-CIA işbirliğiyle zindana attı. Kozmik Oda sırları terör örgütlerine servis edildi. Milli bütünlüğümüzü, Milli Ordumuzu “Askeri Vesayet” zanneden biatçı-İhvancı AKP’ye, “Bu asker de çok oldu, biz karışmayalım” düşüncesindeki CHP destek olmadı mı?

Atatürkçü Komutanlar zindana atılıp, yerlerine FETÖ’ye kulluk edenler gelince, konuşmaktan başka ne yaptılar?

15 Temmuz çakma darbe girişimine, AKP’nin Yenikapı Mitingine katılıp, konuşma yapan CHP Genel Başkanı, 15 Temmuz’u meşrulaştırmış olmadı mı?
Böylelikle AKP’nin “Tek Adam” taleplerinin önü açılmadı mı?

7 Haziran – 1 Kasım (AS: 2015) arasında CHP Genel Merkezi ile alay eden Davutoğlu’nun “İstikşafi Görüşmelerini” seyretmediniz mi?
Ekmelettin adlı bir Atatürk düşmanını CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı yapıp, Erdoğan’a seçimi hediye etmediniz mi?

  • AKP’nin göz göre göre oy çaldığı, zarfa giren dört oydan birinin sayılmadığı yasa dışı seçimlerde, CB Adaylarınız sonuçlar açıklanmadan kaybolmadı mı?

Sürekli olarak her olaydan sonra iki gün konuşup, sustunuz.
2007 yılından beri sizi uyarmaya çalıştık. Duymadınız bile! Muhalefet olmak size yetiyordu!
Hele Büyükşehir Belediye seçimlerini, “AKP karşıtlarının” oylarıyla kazandığınızda, kibrinizden yanınıza bile yaklaşılamadı.
Tüm bunlar yetmedi!

Ellerinden milyonlarca insanın kanı damlayan, yüzbinlerce kadının tecavüzüne yol açan politikalarıyla bildiğimiz Davutoğlu ve Babacan’ı, Said-i Nursi’nin Prensi Uysal’ı, Sivas Belediye Başkanı Karamollaoğlu’nu, FETÖ’nun Prensesiyle birlikte yanınıza alıp, Türk Milletinin huzuruna çıkmadınız mı?

Bunlar da yetmedi;

  • Türk Subayları zindanda iken, onların sayın eşlerine ağır hakaret eden FETÖ sermayelerini, Atatürk’e küfredenleri otobüsünüzde gezdirip, gözümüze sokmadınız mı?

Şimdi CHP İstanbul İl Başkanını aldılar. Sırada İmamoğlu var! Yarın da onu alırlar! 1 Haziran’ı bekleyin!

Size defalarca söyledik!

  • AKP, Türkiye’nin partisi değildir.
  • AKP, ABD Derin Devleti tarafından rehin alınmış, bir organize suç örgütüdür.
  • Gri listeye alınmış Türkiye’de AKP, teröre finans sağlayan bir partidir.

Bunlarla müzakere edilmez, mücadele edilir. Hem de anladıkları dilden mücadele edilir.

Üzülerek söylüyorum ki, AKP yönetimi hepinizi tek- tek avlayacak.
Bunu da sizinle alay ederek yapacak.
Türk Milletine ve onun sevdalılarına yüzünüzü dönüp, Atatürk İlke ve Devrimlerine sarılacağınıza, hala Ahmet Şık, Başak Demirtaş, HDP gibi bölücülerle, Garo Paylan, Sezgin Tanrıkulu gibi yüzü Seyit Rıza’ya dönük olanlarla beraber olmaya devam ediyorsunuz!

Siyaseti bilmiyorsunuz, Türk Milletini tanımıyorsunuz, Türk Milletine güven vermiyorsunuz.
Hata üstüne hata yapıyorsunuz. Söz dinleyin. Yarın çok geç olacak…

Not; Cumhuriyetimizin direği, Ulusal Birliğimizin sancağı, Atatürk Şehri
Sivas’tan sevgilerle…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 14.05.2022

TÜRK TARİHİNİN KARA LEKESİ AKP

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Türk Tarihinde bilinmeyen olay sayısı çok azdır ama ders alınmayan o kadar çok olay vardır ki!
Tarihten ders almaya almaya, cehaletiyle övünen bir ülke haline geldik.
Ülke yönetimine ne zaman cahil kadrolar gelse, buna paralel olarak bürokrasi de cahil ve yetersiz kadroların eline geçmiştir. Sonuç çöküş, toprak ve özgürlüklerin kaybı ve devletin yıkımı!

Türkler olarak 16 büyük devlet kurmakla övünürüz ama on beş devletimizin yıkılmasına sebep olan şartları görmezden geliriz.
Şimdi de emperyalist ülkelerin planladığı, taşeronu AKP olan yıkım projesinin uygulama aşamasına gelindiği zamandayız.
2007 yılından beri kendisine “Aydın” nitelemesini yakıştıran kesimleri uyarmaya çalıştık. Gün geldi telefonuna çıkılmayan, görmezden gelinen, arkasından konuşulan adam muamelesine maruz kaldık. Çok şükür ki, bizim vatan sevdamızın yanında birer cüce olarak kalan bu sözde aydınlar yeni yeni gerçekleri görmeye başladılar!

Türk Aydını, Atatürk’ün vefatından hemen sonra başlatılan “Karşı Devrimi” doğru okuyamadı. Atatürk’ten sonraki kadroların içinden bazı isimleri cımbızla çekerek karalamaya çalışan basın mensupları var! Sadece bu konuda, İnönü-Bayar dahil Atatürk’ün yolundan ayrılanlar, kırsal kültür, siyasal ümmetçilik ve de özellikle Amerikan sömürgeciliği tarafından esir alınanlar oldu.

Bu esaret bizi 2022 yılında ahlaki ve entelektüel iflasa götürdü. Türk Aydınlarının çoğunluğu bu çöküşe doğrudan katılmasalar da, izlemede kaldılar ve ahlaki çöküntüyü normal bir olgu imiş gibi seyrederek dolaylı ortak oldular…
Türk Aydınının ve Türk Sermayesinin bu davranışı yeni değildir. Varlıklarıyla, demokratik rejimi ve Cumhuriyeti savunma refleksleri ters orantılıdır.
Klasik “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” durumu!

Atatürk, Anadolu’da “Reddi İlhak Cemiyetlerini” kurup, Kurtuluş Savaşımızın alt yapısını ve halkın katılımını hazırladıktan sonra, Ankara’ya geçmek ister. Paraları kalmamıştır. Arabasının tekerleri patlaktır, benzinleri yoktur. Bir arkadaşı kürk paltosunu satıp, yemek problemini çözer. Osmanlı Bankası borç para vermez. Bölge eşrafının da desteği yeterli olmaz. Bölgedeki (AS: Sivas’taki) Amerikan Okulunun Müdiresinden, bedeli daha sonra ödenmek üzere, 6 teneke benzin ve 2 adet iç-dış lastik alınır ve Ankara’ya doğru yola çıkılır!.

Türk Aydınının ve zengininin bu tutumu Atatürk’ün mücadelesini engelledi mi? Tabii ki hayır!

DOĞRU Partinin mücadelesi yavaşlatıp, durdurulabilir mi? Elbette ki hayır…
Cumhur ve Millet İttifaklarının favori Anayasası 1921 Anayasasıdır.
Vatanseverlerin, Atatürkçülerin, Cumhuriyetçilerin ise 1961 Anayasasıdır.

  • Çift Meclisli TBMM, Kuvvetler Ayrılığı, partilerüstü Cumhurbaşkanı, Yargı Bağımsızlığı, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Devlet Planlama Teşkilatı, sendika kurma hakkı, özerk üniversite, devrim yasaları 1961 Anayasasının sağladığı haklar idi. (DOĞRU Parti programını incelemenizi öneririz)

Önce 12 Eylül 1980 ve sonrasında siyasal ümmetçi-İhvancı AKP, tüm bu kurumlarımızı ve demokratik kazanımlarımızı yok etti.

Aziz Türk Milleti;

DOĞRU Parti olarak, Atatürk İlke ve Devrimlerinin, demokratik kazanımlarımızın daha çağdaş ve daha etkin olarak Türk Devletinde yeniden etkin olarak yer alması için, çok ciddi ve yoğun bir mücadele içindeyiz.

  • AKP’yi Türk Milletinin gücüyle sandığa kilitledikten sonra tüm demokratik haklarımızı geri alacağız.

Bizi görmezden gelenlere, AKP’nin uyguladığı basın ambargosuna rağmen, her ilde binlerce insanın katılımıyla kongrelerimizi yapıp, Büyük Kongreye doğru koşuyoruz. Başaracağız!

Bu arada, AKP’nin Türk Tarihine sürdüğü İKİ KARA LEKEYİ belirtmek isterim;

-Tarihimizde ilk kez, bir Cumhurbaşkanı için, “TÜRKİYE DIŞINDA USÜLSÜZ EDİNİLMİŞ MAL- PARA VARLIĞININ BELİRLENMESİ (Soygunun diplomatik dildeki adı) için yabancı bir ülke parlamentosu tarafından araştırma komisyonu kuruldu!

Ne, üç kıtada 624 yıl hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğunun 36 Padişahı, ne de Erdoğan’dan önceki 11 Cumhurbaşkanı döneminde böyle bir rezillik yaşamadık!

-T.C. Devleti AKP döneminde, “GRİ LİSTEYE” alındı.

Bu, Türk Devletinin “Teröre Finans Sağlayan Ülkeler- Kara Para ile mücadele etmeyen ülkeler- Uyuşturucu ile yeterli mücadele etmeyen ülkeler” arasına alındığını gösterir!

Atatürk, “Benim tek mirasım, akıl ve bilimsel düşüncedir” demişti.
Umarız bundan sonra bu sözün değerini daha iyi anlarız.

Kendilerini “Türk Milletinin aydını kabul eden” dostlar! Lütfen biraz cesaret…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 16 Mayıs 2022

DOKUNULMAZ ÜMMETÇİLER

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Ey Türk Gençliği,

Birinci vazifen Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. (Mustafa Kemal Atatürk)

  • Hiçbir faaliyetin, Türk Milli menfaatlerinin, Türk Varlığının, Devleti ve Ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk Milliyetçiliği, ilke ve devrimleri ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği ve Laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamaz.
  • Bu Anayasa, Fikir-İnanç ve kararıyla anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, Türk Milleti Tarafından, demokrasiye aşık Türk Evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. (T.C Anayasası Başlangıç Kısmı)

Biri Türk Devletinin Kurucu Önderi, diğeri Türk Milleti tarafından kabul edilmiş ve halen yürürlükte olan Anayasası tarafından, kendisini Türk Milletinin bireyi, T.C. Devletinin bir vatandaşı olarak kabul eden herkesi bağlayan iki ulusal mesajdır!

Türkiye Cumhuriyeti, ABD tarafından yurtdışındaki malları-paraları yüzünden rehin alınmış Erdoğan’ın, günlük halüsinasyonları ile 20 yıldır uğraşıyor!

– AKP yirmi yılda, her türlü kanunsuzluğu, ahlaksızlığı, soygunu yaptı.
– Cumhuriyetimizin yukarıda sayılan değerlerini bilerek ve planlayarak tahrip etti.

– Demokratik rejimin, Hukuk Devletinin, Laiklik İlkesinin üzerinde tepindi.
– Ekonomiyi soygunlarla, beceriksizlikle batırdı.
– Ortadoğu’nun ne kadar iti-uğursuzu-katili-hırsızı- sapığı-mikrop taşıyan pislikleri milyon-milyon katarlar halinde ülkemize sokulup; Türk Vatandaşlarını açlığa, sefalete, yoksulluğa attı.

AKP, sanki ülkemizin ve 86 milyon vatandaşımızın sahibi imiş gibi dilediği ihaneti yapıyor ama Türk Milletinin çoğunluğunu oluşturan “AKP Karşıtı Cephe” hiçbir eyleme geçmeden, AKP’nin bozduklarının düzeltilip düzeltilemeyeceğini tartışıyor!

  • Yıkan AKP, buna rağmen yerinde duran AKP, kendi hataları nedeniyle başkalarını suçlayan yine AKP!
  • Ceremesini çeken Türk Milleti!

AKP larvalarına kucak açan ve seyreden muhalefet! Sanki Siyasal, Ümmetçiler dokunulmaz varlıklarmış gibi!
Bu, çelişkiyi bu hakareti, bu ihaneti ve bu vurdumduymazlığı benim aklımın alması mümkün değil!
DOĞRU Parti olarak, yıllardır muhalefeti uyarmaya çalıştık. Bizi muhalefete muhalefet etmekle suçladılar. Ama dediklerimizin hepsi doğru çıktı.,

Aziz Türk Milleti;

Bir iktidar, Anayasayı kezlerce ihlal ederek, yasaları çiğneyerek, uluslararası yargı kararlarına uymayarak davranmakta ısrar ediyorsa, ona ülkede demokratik rejim varmış gibi muhalefet etmekle sonuç alamazsınız.

AKP’ye anladığı dilden konuşmak, anladığı şekilde davranmak, her türlü Anayasal ve Yasal direniş hakkımızı kullanarak, AKP’yi “Anayasal Sınırlar” içinde tutmak mümkün idi.

  • Çünkü Erdoğan sadece güçten ve paradan anlar.

Bunu en son Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı davasının, para karşılığı katillere satmalarından anlıyoruz.
Papaz Brunson, Deniz Yücel olaylarından biliyoruz. “Katil Devlet” dediği İsrail ile anlaşmasından ve Filistin davasını satmasından hatırlıyoruz.

Başını CHP ve İYİP ’in çektiği muhalefet, eğer bizi dinleselerdi, AKP ilk başlarda durdurulabilirdi. Artık mümkün değil gibi görünüyor!

AKP, ipini koparmış vahşi at gibi uçuruma doğru koşuyor!
Sırtında da Türkiye’yi uçuruma sürüklüyor!

Çare nedir diyorsanız, söyleyelim!

  • Cumhur İttifakı ve yandaşları dışında, tüm ulusal güçler biraraya gelmelidir.

İKİ konuda geniş ittifak yapılmalıdır:

– Birincisi, Türk Milletinin gönlüne sığacak CUMHURBAŞKANI ADAYI için ittifak!
– İkincisi, Sandık ve Milli İrade Hırsızlarına karşı, SEÇİM GÜVENLİĞİ ittifakı!

İki ittifak, derhal seçim sloganıyla, Anayasal çerçevede her gün büyük mitingler yapmalı ve gerçekleri Türk Milletine anlatmalıdır.

Bu, Türk Milletinin son şansıdır. Bu birliktelik için AKP Larvaları, FETÖ ve Said-i Nursi’yi önder kabul edenler ayıklanmalıdır.

  • Türk Milletinin her ferdi, Atatürk’ün ve Türk Milletinin emaneti olan Cumhuriyetimize sahip çıkmak zorundadır.

Tıpkı Genelkurmay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, MİT Başkanı, Emniyet Genel Müdürü gibi!

Türk Milleti adına bu devlet görevlilerinin her adımlarının takipçileri olacağız…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 11 Mayıs 2022

ÇOKLU İHANET

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Dünyanın en güçlü eşkıyası tarafından “Eşbaşkanlık” madalyası (!) Oval Ofis’te eline verilen AKP (Arapçı-Kürtçü Parti), Türkiye’yi bir defa (kez) daha Sevr öncesi “Hasta Adam” durumuna getirdi!

  • Çevremiz leş yiyicileriyle doldu, hepsi saldırmak için iyice düşmemizi bekliyor.

Cumhuriyeti korumakla görevli kurumlarımızın başındakiler ve muhalefet partileri ya AKP ile aynı düşüncede olduklarından ya korktuklarından ya da bilgisizliklerinden, ihanete ortak oluyor.

HDP Milletvekili Ermenistan Ajanı bir pislik, Kurtuluş Savaşımızı yönetmiş Gazi TBMM’ye, sözde Ermeni Soykırımının tanınması ve Türk Komutanların adlarının vatan sathından silinmesi için kanun teklifi (yasa önerisi) verebiliyor!

ABD’li tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy’e göre, Osmanlı-Rusya savaşı sırasında 3 milyon Türk katledildi. Savaşta, Ruslarla beraber olan Ermenilerden de 600 bin kişi öldü! 3 milyon Türk’ü katleden Ermenilere bile, Türk’ün öz benliğinde bulunan hoşgörüyü esirgemeyen Türk Milletine ve ülkemizde kardeşlerimiz olarak yaşayan Ermeni kökenli vatandaşlarımıza yapılabilecek en büyük hakareti yapmaktan çekinmiyor!

Milli Bayramlarımıza katılmamaya özen gösteren, Türk Devletinin Kurucu Önderi Atatürk’e her fırsatta hakaret eden, minberden hakaret edilmesine izin veren AKP Genel Başkanından bu pisliğe üç gündür söylenmiş tek söz yok!

Ya Türk Milliyetçiliğini Saraya paspas yapan Püskevitçi’den ses var mı?

TBMM çoğunluğu AKP-MHP ikilisinin elinde değil mi? Ekmek yediği kaba pisleyen bu Türk düşmanının dokunulmazlığını kaldırmak için ne bekleniyor?

Ya sizler, Cumhuriyetimizin Cumhuriyet Savcıları?

Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanına “Terör Örgütü Yöneticisi” diye soruşturma açmayı, emekli Türk Komutanlarını, FETÖ’cü savcıların yarattığı yalan yanlış sahte bilgilerle zindana atmayı biliyorsunuz da, bu pisliğe neden dava açmıyorsunuz?

  • Türk Tarihine ve Türk Milletine yapılan bu ağır hakaret, sizin onurunuza dokunmuyor mu?

Pes be arkadaş!
Her gün ve her gece bu pisliği ekranlarına çıkaran CHP’nin Halk TV’si-Tele1’i-KRT’si, aynen böyle devam edin! Ne kadar Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı varsa hepsine ekranlarınızı açın. Cumhuriyet yıkıldıktan sonra, sanki televizyonlarınız elinizde kalacak!
AKP-MHP’yi Türk Milleti artık tanıdı, ne yaparlarsa yapsınlar ikisinin oyu %30’u geçmeyecek. İnanmayan bu yazıyı saklasın, seçimden sonra görüşürüz.

  • Tamam da, Bremen mızıkacıları gibi sürekli kakofoni yapan Millet İttifakı ne yapıyor?

İngiliz Bankerlerinin adamı ve Telekom dahil Cumhuriyetin tüm eserlerinin satıcısı, Millet İttifakının ekonomik kaptanı Ali Babacan Diyarbakır’da konuştu :

“Biz kuru kardeşlik sloganları atmıyoruz. Biz, eşitlik diyoruz. EŞİT VATANDAŞLIĞIN altını kalın bir çizgi ile çiziyoruz. Eşit Vatandaşlık olsaydı, bu topraklarda konuşulan hiçbir dil yok sayılmazdı” dedi!

Aziz Türk Milleti, izninizle, PKK Narko-Terör örgütünün tüm kongrelerinde T.C. Devletinden talep ettiği ve HDP’nin sürekli kullandığı “Eşit Vatandaşlık” ne demektir ve bundan ne istenir? Açıklayalım :

“Türk Vatandaşlığından vazgeçilmesi ve halkın etnik topluluklara bölünme isteğidir. Eşit Vatandaşlık, bireyler arasında eşitlik, yurttaşların eşitliği demek değildir. İstenen, etnik toplulukların Anayasamızda kimlik olarak tanınması, etnik anadillerin ulusal ve bölgesel RESMİ DİL haline gelmesi, tüm devlet ve toplum hizmetlerinde (ÇOKLU RESMİ DİL) kullanılması, seçimlerde parlamentonun ve belediye meclislerinin etnik topluluk kotaları temelinde oluşturulmasıdır.

Bosna-Hersek’te Dayton Antlaşmasıyla kurulmuş olan “Milliyetler Sistemine” geçilsin demektir. Elbette bu talebin olmazsa olmaz şartı, Anayasamızdan Türk Vatandaşlığının silinmesidir.”
İyi de, Türkiye’de herkes zaten eşit değil mi? Anayasamızın 10’ncu maddesi; “Herkes dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” Yetmez mi?

Babacan denen şapşik bir de tweet attı:

  • “Geçmişte yaşanan acıların faili biz değiliz. Hepimiz, karşılıklı anlayış çerçevesinde, birbirinin yarasını sarmaya çalışan Anadolu insanları olmalıyız. Bu vesileyle, Ermeni halkının bugün derinden hissettiği acıyı anlıyor, 1915’te hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerini anıyorum.”

Şimdi sorulması gereken soru şudur :

Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Akşener; Sizler de Babacan gibi mi düşünüyorsunuz?
“Hayır, düşünmüyoruz” diyorsanız, PKK ağzı ile konuşan AKP Larvalarıyla ne işiniz var?

  • “Türkiye’ye Said-i Nursi gibi bir önder gerek” diyen Gültekin Uysal ile ne işiniz var?

Hem bizim önderimiz Atatürk’tür diyeceksiniz, hem PKK ve Tarikat artıklarıyla iş tutacaksınız! İşte bunu Türk Milleti yemez. DOĞRU Parti olarak biz buna izin vermeyiz. Açıklamanızı bekliyoruz! Yoksa hepinizi üst üste koyup, bir seferde sandığa gömeceğiz!

FOX TV’nin Sayın Yöneticileri;
Televizyonunuzun sahibi “İngiliz Sermayesi” bunu biliyoruz. Ama siz Türkiye’de yayın yapıyorsunuz. Sabah akşam Babacan ve Davutoğlu’nu çıkartıyorsunuz. Yürürlükteki Anayasamız sizi bağlamaz mı? Kendinizi Anayasamızın üstünde mi görüyorsunuz?
DOĞRU Parti, Cumhuriyete, Demokrasiye ve Atatürk’e bağlı Büyük Türk Milletiyle birlikte bu emperyalist oyunu mutlaka bozacaktır. Göreceksiniz.

Sağlık ve başarı dileklerimle, 25 Nisan 2022

TÜRK MİLLETİ AKP’Yİ AFFETMEYECEK

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
16 Şubat 2022

TÜRK MİLLETİ AKP’Yİ AFFETMEYECEK

AKP, Siyasetteki ahlakı bitirdi!
AKP dönemini izleyen gençlerimiz, siyasetin çalmak, soymak, rüşvet almak, haksız yere zengin olmak diye zannediyorlar! AKP’den sadece bunu gördüler!

AKP, en büyük ihaneti İslam’a yaptı;
Barışa, sevgiye, kardeşliğe, güzel ahlaka, bilim ve akla çok önem veren İslam Dinine, AKP hırsızlık yaparak, devleti soyarak, hırsızları ve soyguncuları yargıdan kaçırarak, en büyük kötülüğü yaptı. Gençlerimiz artık Cuma günleri dahi camiye gitmez oldu!

AKP, Sığınmacılar belasını başımıza sardı;
AKP önderliği, BOP Eşbaşkanlığı görevini üstlenerek ve bununla gurur duyarak, çok iyi ilişkiler kurduğumuz Suriye ile aramızın açılmasına sebep oldu. Sınırlarımızı kasten açık tutarak, El-Kaide militanlarının Suriye’ye serbestçe girip çıkmasına ve sığınmacıların ordular halinde vatanımıza girmesine izin verdi. Çocuklarımıza sağlık-beslenme-eğitim olarak gitmesi gereken milyarlarca dolar, “Vatanını korumaktan kaçan” sığınmacılara verildi, verilmeye devam ediliyor!

AKP, Geleceğimizi de yedi, bitirdi;
Cumhuriyetin tüm eserlerini sattı. Ülke borcunu tam dörde katladı.
İngiliz tefecilerine ülkeyi soydurdu. Hazine garantili işlerle, ancak önümüzdeki 20-25 yılda ödeyebileceğimiz borca soktu!

Peki, Türk Milleti kendisine bu kötülükleri yapan AKP’yi affetmeyecek de, sığınmacılar belasını başımıza saran AKP artığı Davutoğlu ile başta TELEKOM olmak üzere Cumhuriyetin tüm fabrikalarını iki-üç yıllık gelirleri karşılığına satan Babacan’ı affedecek mi? Elbette ki affetmeyecek!

Aziz Türk Milleti;
DOĞRU Parti olarak bizim kişilerle işimiz olmaz. Hele Türk’e, Türklüğe düşman olanlarla hiç işimiz olmaz. Bizler bugünkü DOĞRU davranışımızla uyarı görevimizi yerine getiriyoruz. CHP’ye ve İYİ Partiye

  • “Yapmayın, böyle devam ederseniz, ülkeyi CIA uşağı FETÖ’nun kucağına tekrar atarsınız, oyuna geliyorsunuz” diyoruz!

İster anlarlar, anlamazlarsa da sonucuna katlanırlar!

Dostum, Yüksek İslam Enstitüsü Mezunu İlahiyatçı yazar ve DOĞRU Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Sedat Şenermen’ın gönderdiği bir bilgiyi paylaşmak isterim;

Kur’an’da İslam’ın şartı sadece beş değildir. Kur’an’daki tüm hüküm içeren ayetlerin her biri İslam’ın şartıdır. Bunlar, Allah’ın emir ve yasaklarının tamamıdır, ki beş yüz’e yakındır. Düşmanı tanımak, ona boyun eğmemek, onunla işbirliği yapmamak farzdır, İslam’ın şartıdır. Allah, insan ve cin şeytanlarının, insanın ve insanlığın yeminli düşmanı olduğunu belirtiyor. Bireysel ya da bölgesel veya küresel şeytanlara boyun eğmemek hem İslam’ın hem imanın şartıdır.

Türk Milletine, Türk Devletine, onu Cumhuriyet değerleri üzerinden oluşturan Atatürk’e düşmanlık edenler, ülkemizin devletimizin milletimizin gizli-açık tüm düşmanlarına hizmet edenlerdir. Cumhuriyetin kurucu değerlerine bakmak gerekiyor. Bunlar Rahmani mi, şeytani mi?

Rahmani ise, ki hiç şüphesiz ki öyledir, bu değerleri yıkmaya çalışanlar kimlere hizmet etmiş oluyorlar?”

Görüldüğü üzere, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak, hem insan olarak hem de inanan biri olarak bizlerin görevidir…

Milli Andımız da bizler için vazgeçmeyeceğimiz değerimizdir, Atatürk’ün Türk Milletine armağanıdır!

Davutoğlu ve Babacan ikilisinin bu konudaki görüşü şudur;

  • “Andımız uygulaması,1930’lu yılların otoriter zihniyetinin (Atatürk Dönemini kastediyor) bir ürünüdür. Vesayetçi sistem (Cumhuriyet Dönemine diyor) ve zihniyetle yürütülen mücadele çerçevesinde, 2013 yılında pedagoji ’ye aykırı bulunarak kaldırılmıştır!”

İşte AKP larvaları! Bu iki kafa “Milli Andımızın” okunmasını pedagoji ‘ye aykırı bulur ama 4-6 yaşındaki bebelere Arapça Kur’an ezberletmeyi, onları birer Taliban Militanı gibi yetiştirmeyi pedagoji’ ye uygun bulurlar…

İşte Yeni CHP’nin vazgeçemediği ortakları…

Sağlık ve başarı dileklerimle.