İSLAMIN 5 ŞARTI

İSLAMIN 5 ŞARTI

Rifat Serdaroğlu

“İslamın beş şartı nedir” diye sorsak, çok büyük bir çoğunlukla alacağımız yanıt;
Namaz, Oruç, Hac, Zekât, Kelime-i Şahadet” olacaktır.
Kur’an-ı Kerim’de böyle bir şart var mı? İslam Bilginlerine göre yok! Şart olmadığına göre cezası olabilir mi? Ulemaya göre, olamaz!
Yoksa bunlar “Hadis” adı altında sonradan yapılan eklemeler midir?

“Şart” öyle bir kuraldır ki, o olmazsa onun temsil ettiği sistem de olmaz…

İslam beş ilke üzerine kurulmuştur; (Kur’an Ayetleri ile sabit)
Adalet
Emanet
Ehliyet
Maslahat (Fayda, bir işin doğru-düzgün ve uygun yapılması)
Meşveret. (Danışma)

Şimdi şu soruları lütfen kendimize soralım;
Adalet olmadan, İslam olur mu?
-Emanete sadakat olmadan, İslam olur mu?
-Yönetimi ehline vermeden yani ehliyet olmadan, İslam olur mu?
-Bir şahsın veya bir grubun değil, halkın yararını esas almadan, İslam olur mu?
-Danışma, fikir alışverişi, düşünce özgürlüğü, meşveret olmadan, İslam olur mu?

Yine İslam Bilginlerine göre; İslam’da, yasak olan ve uymazsanız cezaları da Kur’an-ı Kerim’de belirtilmiş dört şart vardır;
Bu şartların tamamı kişi hak ve özgürlükleriyle ilgilidir!
-Öldürmeyeceksin,
-Çalmayacaksın,
-İftira atmayacaksın,
-Zina yapmayacaksın!

Bu doğru ve kesin bilgiler karşısında Türk Milleti olarak kendimize şunları sormak gerekmez mi?
-17 yıldır ülkede Adaletin kıymığı kaldı mı? AKP, Yargıyı önce FETÖ’nün, sonra da kendi emrine almadı mı? Eğer bu iddia doğru değilse, niye beş binden fazla Savcı-Yargıç meslekten atıldı, cezaevlerine kondu?
-AKP emanete sahip çıktı mı?
Cumhuriyetin eserlerini satmadı mı? Ülkeyi boğazına kadar borca sokmadı mı? Sonunda ekonomi gemisini kayalara bindirmedi mi? Fakir daha fakir, zengin daha zengin olmadı mı?
-AKP yönetimi ehil kişilerden mi oluşuyor?
Rüşvet yediği için görevinden ayrılan adam Büyükelçi yapılmadı mı? Bakanlar, Bakan veletleri AKP’nin vatansever ilan ettiği sahtekâr Zarrab’ın önüne yatmadılar mı? Sıfırlama rezilliğini beraberce yaşamadık mı?
-AKP tüm halkın yararına mı yoksa bir avuç yandaşın yararına mı çalıştı?
Halk fakirleşirken, AKP yöneticileri zenginleşmedi mi? Bunlar sizlerin gözleri önünde olmadı mı?
-AKP, bilenlere hiç danıştı mı? Hazine-Maliyenin başına getirilen damat daha iki ay önce, “enflasyon ekimde tek haneye düşecek” demedi mi? Aynı damat şimdi enflasyon tahminini %20’nin üzerinde ilan etmedi mi? İki ay ötesini dahi öngöremeyen bir kişiye, ülkenin hazinesi ve maliyesi teslim edilir mi?
Şimdi AKP’ye oy veren ve Müslüman olduğunu iddia eden vatandaşlarıma soruyorum;

  • SİZLER AKP’YE OY VERMEKLE
    İSLAM’A KARŞI ÇIKMIŞ OLMUYOR MUSUNUZ?

Gelelim Türkiye’yi yöneten iki güçlü kişiye! ERDOĞAN ve BAHÇELİ’ye!
Siz ikiniz Müslüman mısınız? Herkesin inancı kendisini bağlar ama sizler Türk Milletini yönetme sorumluluğunu bilerek ve isteyerek aldığınız için bu soruyu sormak bizim doğal hakkımızdır. Kaderimiz sizlerin elinde!

İslam’da, yapılması men edilen ve büyük cezaları olan yasaklar neydi?

-Öldürmeyeceksin!
“Çözüm Süreci” diye, 54 bin insanımızın hayatını çalan katil sürüsü PKK ile masaya oturma emrini veren hanginiz idi? Hanginiz milyonlarca Müslümanın katledilmesine, tecavüze uğramasına, göç etmesine, Ege ve Akdeniz’de boğulmalarına sebep olan projenin (BOP) eşbaşkanı idiniz? Hanginiz, devletin Vali ve Komutanlarına emirle “PKK’lılara dokunmayın” dediniz?

-Çalmayacaksın!
Devlet Bahçeli, siz bir buçuk yıl öncesine kadar AKP üst yöneticileri ve ortağınız için “HIRSIZ-RÜŞVETÇİ-SOYGUNCU” kelimelerini Türk Milleti huzurunda defalarca söylemediniz mi?
O dedikleriniz mi doğruydu, bugün suçladığınız kişilerle ortak olmanız mı doğru?

-İftira atmayacaksın!
Bu ülkede başta Genelkurmay Başkanı ve Komutanlar olduğu halde, gazeteciler, akademisyenler bizzat AKP tarafından iftiraya maruz kalmadılar mı?
Türk Ordusuna atılan iftira sebebiyle kozmik odaya girilmedi mi?
Sadece bu sebepten Türk Devletinin çok değerli 833 evladı öldürülmedi mi?

-Zina yapmayacaksın!

TÜİK ve Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre;
AKP döneminde FUHUŞ %790, küçük çocukların cinsel istismara uğrama oranı %434 ARTTI! Daha ne diyeyim ki!

Yazıyı bağlayalım bağlamasına ama, şu soru tüm vicdanları titretecek şekilde Türk Milletinin önünde duracaktır. Bu soruya Allah için doğru cevap verilmedikçe, Türk Milleti rahat ve huzur bulamayacaktır…

  • “Hırsızdan, yalancıdan, ikiyüzlüden, beceriksizden Müslüman olur mu?

    Hırsızlığa, yalana, ikiyüzlülüğe, kötülüğe karşı çıkmayanların “Dilsiz Şeytandan” bir farkı kalır mı?”

  • Hadi artık, hep beraber ayağa kalkmanın zamanı gelmedi mi?

Sağlık ve başarı dileklerimle. 24 Eylül 2018

ASRIN İHANETİ 

ASRIN İHANETİ 

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, yazı

AKP Hükümetlerinin uyguladığı Suriye politikasının yanlış olduğu, AKP Hükümetlerinin Türkiye’yi tam bir felakete sürüklediği konunun uzmanları
ve yazarlar tarafından kezlerce yazıldı, anlatıldı.
Duvardan ses geldi, AKP üst yönetiminden tık yok!

AKP Hükümetleri, Suriye politikasını bilerek, ABD ve İsrail’in paralelinde planlayarak ısrarla sürdürüyor.
Bu gidişin sonu yalnızca Türkiye ve Türk Milleti için felaket olacaktır.
AKP, yakasından paçasından tutulup demokratik yolla alaşağı edilmediği takdirde olacaklar bellidir :

-AKP, T.C. Devletinin “Federe İslam Devletine” dönüştürülmesi ve kendisinin iktidarda tutulması karşılığında, Suriye’nin kuzeyinde bir “Kürt Devleti” kurulmasına izin vermek zorunda bırakılacaktır.

-“Federe İslam Devleti” hem ABD hem İsrail hem Rusya hem de İran’ın alkışlayacağı bir harekettir.

-ABD ve İsrail, bölgede ikinci bir İsrail olarak görev yapacak “Kürt Devletini” yıllardır planladıkları için destekleyecektir.

-Kürt Devletinin kurulması Rusya ve İran’ın da onaylayacağı bir yapıdır.

Rusya’nın PKK/PYD sempatizanı olduğu bilinen bir gerçektir.

Rusya’nın bu konuda Esad’ı ikna etmesi çok kolaydır.
İran ise kendisinden de parça kopartarak kurulması planlanan Irak’taki
“Kürt Devletini” Suriye’ye kaydırmaktan ve bölünmenin Türkiye’yi güçsüz düşüreceğini bildiğinden “Kürt Devletini” destekleyecektir.
Irak’ta kurulması başarılamayan “Kürt Devleti” AKP sayesinde Suriye’de kurulmaktadır…

ABD ve İsrail’in planının ikinci bölümüne  gelince :

Türkiye “Federe İslam Devletine” dönüştürülüp, İran’daki Mollalar Devriminde olduğu gibi on binlerce yurtsever aydın bir gecede asıldıktan sonra, Güneydoğu Anadolu Bölgesine “Özerklik” verilecek, birkaç sene sonra ise Suriye’deki Kürt Devleti ile birleştirilecektir. Sonunda Türkiye’nin parçalanma süreci başlayacak ve Vatikan’ın, ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in isteği yerine gelmiş olacaktır.

Değerli Okurlar;

Bu bir komplo teorisi ve kötü senaryo yazmak değildir. Adamlar yıllardır bunu açıkça söylüyorlar! Siz inanıp inanmamakta elbette ki serbestsiniz.

  • AKP iktidarı ile başlayan defolu siyasetçiler ve soygun dönemi sonucu, Türkiye’yi yönetenlerin en gizli hesaplarını ele geçiren ABD ve İsrail istihbarat örgütleri AKP yönetimine istediklerini yaptırabilecek güce kavuştular.
  • Artık ipin ucu puştun eline geçmiş, bir yabancı Büyükelçi, Türkiye’yi yönetenlerin masasına içinde yurtdışı hesapların olduğu dosyaları bırakacak hale gelmiştir! Bu acı gerçeği reddedecek bir tane AKP üst yöneticisi var mı?

Gelin birlikte son 7 yılı birlikte gözden geçirelim;
-2011 yılı öncesinde, PYD diye bir sorunumuz var mıydı?
-2011 yılı öncesinde, Türkiye ile Suriye arasında PKK sorunu var mıydı?
-2011 yılı öncesinde, Türkiye Suriye ortak Bakanlar toplantısı yapmadı mı?
-2011 yılı öncesinde, bir yılda vizesiz 1,1 milyon Suriyeli Türkiye’yi turist olarak ziyaret etti. Türkiye’den de 1,6 milyon kişi Suriye’yi ziyaret etti.
İş adamları karşılıklı antlaşmalar yaptı.
Bunlar olmadı mı?

Peki, ne oldu da birlikte denize girebilecek kadar yakın dost iki lider ansızın kanlı-bıçaklı oldu?
“Efendim, Esat bizi dinlemedi, demokrasiye geçmedi, aramız ondan bozuldu” söylemi yalanın kuyruklusudur. Esat Ailesi 47 yıldır Suriye’yi yönetmiyor mu? Esad aynı Esad ama AKP’yi ne değiştirdi?
Ne olacak ABD ve İsrail istedi, AKP de hay hay, baş üstüne, emriniz olur dedi!

Katar Dışişleri Bakanı,

  • “Esad rejimi yıkılsın diye, Suudi Arabistan ve biz Türkiye’ye para verip, dinci militanları destekledik.” diye demeç vermedi mi?

El-Kaide’nin türevleri olan örgüt militanları Türkiye’den otobüslerle gönderilmedi mi?
Bu sapık katiller Türk Hastanelerinde ücretsiz tedavi edilmediler mi?
AKP’li Türkeş; “Silahlar Türkmenlere gitmedi” demedi mi?

Sonucunda ne oldu?
Şimdilik ülkemizde ekmeğimizi çalan, huzurumuzu bozan 4 milyon Suriyeli var.
Türkiye’de şu an vatanı belli olmayan yaklaşık 400 bin çocuk var!
AKP bunlara 35 Milyar Dolar para harcandığını söylüyor!
Özgür Suriye Ordusu militanları “Maaşımızı Dolar olarak verin” diye Türkiye’ye isyan ediyor!

Değerli Okurlar;
Burası krallık-hanlık-sultanlıkla yönetilen bir çadır devleti değildir.
Eğer Türkiye Cumhurbaşkanı “Biz Suriyeli misafirlerimiz için 35 Milyar Dolar harcadık” diyorsa bu paranın hesabını Türk Milletine vermek zorundadır.
-35 Milyar Doları, nereden bütçemizin hangi faslından, hangi uluslararası yardım fonundan verdiniz?
-Bu paraların teslim tarihlerinin belgeleri nerededir?
-Kimlere para verdiniz? Belgeleri nerededir?
-ÖSO militanlarına ne kadar miktarda para ve silah mühimmat verdiniz? Makbuzları nerededir?

Ülkeyi yönetenler, “Efendim, biz yalnızca Allah’a hesap veririz, gerisi devlet sırrıdır” masalına sığınmaya kalkarlarsa, bilsinler ki, buna kimse inanmaz.
Türk Devletinin her kuruşunun hesabı mutlaka ama mutlaka sorulacaktır.

Ya Yüce Divanda ya da Divan-ı Harp’te!

Çünkü buna düpedüz “Asrın İhaneti” denir…

Sağlık ve başarı dileklerimle 10 Eylül 2018

Rifat SERDAROĞLU
https://rifatserdaroglu.com/
=================================

Dostlar,

Birşey eklemeye ya da çıkarmaya gerek var mı?

Sn. Serdaroğlu’nu alkışlayarak yazısını paylaşıyoruz..

Fotoğraf Sn. Serdaroğlu’nun sitesinde yoktur, kurgudur..

Sevgi ve saygı ile. 11 Eylül 2018, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ÇANLAR SUSMAZ BAYRAKLAR İNMEZ

ÇANLAR SUSMAZ BAYRAKLAR İNMEZ

Rıfat Serdaroğlu

Rifat Serdaroğlu
https://rifatserdaroglu.com/, 24.08.2018

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Dünyanın yeni delisi Trump, Avrupa Birliği Ülkeleri için de yaptırım kararı aldı ve uygulamaya başladı!
Siz, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinden örneğin Almanya Şansölyesi Merkel’den; (hani tesadüfen zengin olmuş, 300 Milyar Avro bütçe FAZLASI veren ülke var ya hah işte tam orası) “Eyy Almanlar; Trump’ın bu yaptığı, doğrudan kilisedeki çanlarımıza ve bayraklarımıza karşı yapılmış ekonomik bir saldırıdır” dediğini duydunuz mu?

Duyamazsınız! Çünkü Avrupalı yöneticiler hayal aleminde yaşamazlar.
Plan yaparlar, strateji geliştirirler ve sonuca giderler.
“Yol bulmak”, “Sıfırlamak”, “Hırsızlık oğuldan babaya değil babadan oğula geçer”, “Fakir, çalmasını bilmediği için fakirdir” gibi ahlak dışı anlayışları yoktur! Vatandaşlarına asla yalan söylemezler.
Almanya, bankalarının tamamını yabancılara satmaz. Stratejik Kuruluşlarını dağıtmaz. Bir otoyolu veya köprüyü, maliyetinin 5-6 katına mal edip milletini soydurmaz!
Avrupa’da bu soygunlara vatandaşları izin vermez. Bunları yapmaya yeltenen, yoldan çıkan bir yönetici olursa, kamuoyu ile basını ile yargısı ile ona dünyayı dar ederler.

Saatçi Zafer-
Eskort Egemen-
Boyunsuz Muammer-
İ. Melih Gökçek-
Okçu Bilal-
alışveriş için mağazayı tümden kapatan eşler

gibilerini orada asla göremezsiniz. MAN Adası ve Malta Dövizleri gibi rezilliklere meydan verilmez. Niyetlenen kendini yargıcın karşısında bulur. Deniz Feneri e.V gibi soygunlara anında müdahale edip, karara bağlarlar. Avrupa’da kimse hırsızı korumaz!

Peki, ne yapar bu Avrupalılar?
ABD’ye nasıl karşılık vereceklerini veya vermeyeceklerini, ekonomilerinin dayanma güçlerini, ilmi olarak belirlerler ve diplomasiyi kullanarak bu sıkıntılı durumdan çıkmaya çalışırlar…

Biz ne yapıyoruz?
Yıllarca borç aldık, borcu üretim ve istihdam değeri olmayan yerlere gömdük. Yandaşları beslemek için, gereksiz büyüklükte yatırımlar yaptık, sonunda duvara dayandık!
Sonra zavallılar gibi başladık, ezanımıza bayrağımıza saldırıyorlar diye bağırmaya!
Gerçek şudur :
Akşamdan yediğin hesapsız hurmalar, sabah kıçını tırmalar. Bizimkisi de o hesap. Göm borç aldığın parayı taşa toprağa, benden sonra ne olursa olsun.

Size iki örnek vereyim :
-Bayburt-Gümüşhane Havaalanı için müteahhite yıllık 2 milyon yolcu garantisi verildi. 20 yıl boyunca bu garantiyi döviz olarak ödeyeceğiz.
Bayburt 80 bin nüfuslu, Gümüşhane 170 bin nüfuslu. İki il 250 bin kişi. Bu 250 bin vatandaşımız, yılda 8’er defa uçsalar ancak yandaş müteahhite verilecek para tamamlanacak. Uçmazlarsa Türk Milleti olarak bu parayı bizler uçacağız! Bu iki ilimizin yakınında rahatlıkla kullanabilecekleri 1,5 saat mesafeli Trabzon ve Erzurum Havaalanları da var. Bu parayı bir fabrika, bir üretim tesisi için kullansak daha akılcı olmaz mıydı?

-Tüm statlarımıza bakın! Üç büyüklerinkiler hariç, tamamının maç başına seyirci ortalaması 3-5 bin kişidir! Stat kaç kişilik? 40 bin-50 bin-60 bin! Ne gerek var? Her ile 15-20 bin kişilik statlar yap, artan para ile üretim tesisleri aç. Yoo olmaz! Niçin olmaz? O zaman avantayı, ortaklığı nasıl kapacağız?

  • Behey Müslüman, kendi insanını, kendi ülkeni soyuyorsun, hiç utanmaz mısın?

Değerli Okurlar;
Türk Milleti olarak iki önemli işimiz var!

-AKP’nin bizleri bilerek düşürdüğü bu durumdan, egemenliğimizi tamamen kaybetmeden nasıl çıkarız?
-Bizi hangi siyasi parti bu çukurdan çıkarır?

Yanıtınız varsa lütfen gönderin!
Özellikle CHP ve İYİ Parti yetkilileri! Tatiliniz bittiyse, ne düşündüğünüzü
Türk Milletine lütfen anlatır mısınız? Biz düşüncelerimizi yine açıkça ve mertçe pazartesi günü sizlerle paylaşacağız…

Sağlık ve başarı dileklerimle.
====================================
Dostlar,

Bir kez de biz soralım :

  • Behey Müslüman, kendi insanını, kendi ülkeni soyuyorsun, hiç utanmaz mısın?

ATATÜRK, 1 $ = 1,26 TL olarak bıraktı 1938’de. Erdoğan 2002 sonunda 1 $ = 1,61 TL’den aldı, 1 $ 6 TL’yi buldu.

Gerekçe hep aynı ve hazır : “Dış güçler!”
Reçete de şablon : “Bizim Allahımız var”
İslam inancına göre Allah tüm insanları yaratmadı mı?
Erdoğanizm, Allah’a da el koyacak!
Bayram iletisinde ABD’nin yaptığı ‘bayrağa ve ezana saldırı’ dır dedi..

  • Mide bulandıran, sınır tanımaz, damardan hamaset ve aldatma nereye dek?

Halk elbet uyanacak, yoksullaştırma diz çökertiyor!

Siyaset etiği
 en başta halka doğru söylemeyi, dürüstlüğü gerektirmiyor mu?

Dindar değil dinci, hatta din sömürgeni, dinbaz AKP siyaseti bu kuraldan bağışık mı
(muaf mı)??

İnsanlığın 1. kuralı DÜRÜSTLÜK değil mi! AKP İslamında Dürüstlük yer almıyor mu?
Kur’an
müslümanlara DÜRÜST olmayı emretmiyor mu?

Yoksa, ‘dar-ül harp’ ilan ettiğiniz Türkiye’de, her taraf viraneye döndürülene dek Kur’anı askıya mı aldınız? Kim ve hangi yetkiyle?

Cihat hukuku mu ilan edildi Anadolu’da? Nedir bu yaptıklarınız??
Nerede duracaksınız??
*****

Durum ”kritik” aşamadadır ve Muhalefet ortak davranmalı ve bu ağır bunalım için TBMM’yi hemen toplantıya çağırarak çare üretmelidir. Israrla şu isteği öncelikli gündemde tutmalıdır :

  • Emekçilerin ücretlerinde, yıl sonu beklenmeden enflasyonun altında kalmamak üzere hemen iyileştirme (zam!) yapılmalıdır. 
  • On milyonlarca masum insanı göz göre göre yoksullaştıramazsınız. 
  • Haramzadelerin borçlarını Devlet olarak yüklenemezsiniz!
  • Bedeli rantiye sınıfı ödemeli. Çünkü bu çöküşten masum Halk değil, iktidar ve onlar sorumlu.
  • Basın, bu sefillikten kendini kurtarmalı; evrensel görevini yapmalıdır. Basın etiğinin tüm dünyada geçerli kuralı, DÜRÜST – DOĞRU HABER, özgür yorumdur.. Haber ver kardeşim, halka gerçek – çıplak haberleri ver ve.. Dilediğince yorumla. Halkın beynini yıkama!

    Öyle sanıyoruz ki, yandaş basının içine düştüğü , düşürüldüğü ahlaki sefaletin bir örneği daha tarihte yoktur ve olmayacaktır.

Bir yandan vahşi devalüasyon ile gazete – TV…. yayıncılığının maliyetleri katlanacak, öbür yandan RTÜK ha bire cezalar yağdıracak ve sermaye de reklam ambargosu uygulayacak; Saray’ın sesi basıncık ile demokrasi olacak öyle mi? Bu senaryo 1800’lerde çökertildi!

Sevgi, saygı ve endişe ile. 25 Ağustos 2018, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

DARBE GİRİŞİMİ / VESAYET / DARBE

DARBE GİRİŞİMİ / VESAYET / DARBE

Rifat Serdaroğlu

2002 seçimlerinde Erdoğan Milletvekili olamadı. Çünkü Anayasal ve yasal engeli vardı. Böyle bir şey olabilir miydi? Yargı kararı-mahkûmiyet-temiz kâğıdı ne demekti yani! O sıradan biri miydi ki, yargı kararları onun önünü kessin? Adamın partisi iktidar olmuş, kendi milletvekili bile seçilemiyor. Hiç böyle bir rezillik olabilir miydi? İşte size buz gibi bir darbe girişimi ve Yasal Vesayet!

Demokrat hem de sosyallisinden demokrat, yıların CHP’lisi Deniz Baykal aniden kendini ortaya attı ve Atatürk’ün kurduğu Lâik Cumhuriyeti ve Demokrasiyi yıkacak, Türkiye’yi Federe İslam Devletine götürecek pandoranın kutusunu açıverdi.
Kimse ona, “Hadi Sayın Genel Başkan, git bu ayıbı düzelt” dedi mi? Demedi!
Erdoğan’ın durumunda Baykal olsaydı, Erdoğan aynı işi yapar mıydı?
Niye yapsın ki? Hem bu durum özel değildi ki, geneldi geneeeel!

Neyse, eğdiler büktüler, Siirt’in 3 köyünde yapılan seçimde birdenbire bir hile buldular. Siirt seçimleri önce iptal edildi, yandaş basında hala reklamları yayınlanan uluslararası dolandırıcı Jet Fadıl’ın adamı istifa ettirildi ve Erdoğan Milletvekili seçildi.
İlk darbe girişimi böylece def edilmiş ve Erdoğan TBMM’ye girmişti.

Aradan bir miktar zaman geçince, yaklaşık 20 yıldır CHP’nin başında olan o zaman 71 yaşındaki Baykal’ın bir seks kaseti yayınlandı! Kasette bir CHP’li Kadın milletvekili ile Baykal vardı! Dünya bu kasetle Baykal’ın kıçını görmüştü.
Baykal istifa etti. Kaseti kimin yayınlattığı bu güne kadar bulunamadı, iyi mi?
Bu defa “Vesayet” galip gelmiş ve darbe önlenememişti. Darbe CHP’nin kafasını gözünü yardı. O günden beri de CHP bir türlü toparlanamadı.

CHP devre dışı bırakılıp “etkisiz eleman” konumuna getirilince. Sıra diğer darbe girişimlerini önlemeye ve vesayet zincirinin kırılmasına gelmişti.
AKP-FETÖ-CIA işbirliği bu konuda harikalar yaratıyordu! Önce Askeri Vesayet bitirilmeliydi!
Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanı “Öcalan ile aynı seviyeye düşürülerek 8 metrekarelik hücreye hapsedilirken, Mehmet Ağar için özel cezaevi açılıyordu!
Askeri Vesayet ’in bitirilmesinde en başarılı aktörler Özel Paşa ile Hulusivil Paşa oldu. Önce Askeri okullar kapatıldı. Askeri Hastaneler Menzil tarikatının emrine verildi. En sonunda Türk Ordusu tüm gelenek ve görenekleriyle tarihe gömüldü, Savunma Bakanına bağlandı. Hulusivil Paşanın işi bitip, Bülent Arınç gibi kapının önüne konulduktan sonra Savunma Bakanlığına, sürekli uyuyan eski Bakanın sıkmabaşlı kızı veya “Kız Bekir” namlı yiğit getirilirse hiç şaşırmayın!
Sivil elbise ile esas duruş gösteren eski Paşa, artık rahatlıkla Atatürk’e küfreden yobazlardan ders almaya Fidan oğlan ile birlikte evlerine kadar gidebilirdi!
Oh be sonunda Askeri Vesayet de sıfırlanmıştı! Yaşasın demokrasi…

Sonra FETÖ’nun gazete ve televizyonlarında bir reklam yayınlanmaya başladı;
İki komşu huzur içinde oturup zenginleşirken, aralarında kavga çıkınca tekme-tokat birbirlerine giriyorlar ve ikisi de kan revan içinde kalıyordu.
Yani FETÖ, “böyle olmayalım, şimdi kardeşlik zamanı” diye mesaj gönderiyordu!
Fakat AKP ve FETÖ kaynak paylaşımında anlaşamayınca öyle bir kavga çıktı ki, ortalığı pislik götürdü.
AKP, 17/25 Aralık Hırsızlık-Yolsuzluk-Rüşvet olaylarına “Darbe Girişimi” adını verdi ve tüm milleti darbeye karşı koymaya çağırdı!
Bazı geri zekalılar; “Ulan bunun neresi darbe? Bal gibi malı götürmüşsünüz işte! Baksanıza kendi Bakanlarınız bile, ben yapmadım o yaptı demedi mi?” şeklinde konuştular. Ama AKP önderliği, çok başarılı bir şekilde bu darbe girişimini atlatıp, tüm serveti sıfırlamanın bir yolunu buldu.

Sonunda, baktılar vesayetleri teker-teker bitiremiyorlar, Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürüp kökünden bitirelim diye karar verdiler. Örnekleri CIA tarafından dünyanın pek çok bölgesinde uygulanmış bir “Kontrollü Darbe”de karar kıldılar ve uyguladılar. Cumhurbaşkanı, darbe girişimini Marmaris’te otelde 4 uçak ve 2 helikopter eşliğinde, Başbakan ise bir otoyol tünelinde kahramanca izlediler.
Ertesi sabah “Bu darbe girişimi bize Allah’ın bir lütfudur dediler.
Gene mahkemeler safhası başladı. Darbeyi engelleyemeyen tüm üst düzey komutanlar yerlerinde kaldılar ve terfi ettiler!
Gariban 33 tane silahsız er, darbe girişiminde bulundukları gerekçesiyle yargı tarafından YEDİŞER DEFA Ömür boyu ağırlaştırılmış hapse mahkûm ettirildiler…
Evinin kirasını, ev sahibi öyle istedi diye Bank Asya’ya yatıran öğretmenler zindana atıldı! Kardeşi FETÖ elemanı olanlar Bakan yapıldı. Bu arada çok sayıda kişinin malına mülküne el kondu. Tıpkı Uzan Ailesi ve Adnan Hoca gibi…

Sonunda her şey, tüm makamlar, tüfekli kuvvetlerden İHA’lara, kır bekçilerinden SİHA’lara kadar hepsi Sayın Cumhurbaşkanı’na bağlandı. Siz sağ ben selamet! Vatana ve millete hayırlı ve uğurlu olsun…

Demokrasi, Hukuk Devleti, Lâik Cumhuriyet, Özgür ve Adil Seçimler mi?
Geç kardeşim geç, bundan sonra O ne derse o!

Benim diyeceğim şudur :

  • Kar ne denli çok yağarsa yağsın yaza kalmaz,
  • Bokla yapılan sidikle bozulur!

Olan, önündeki hırsızlıkları-haksızlıkları görmek istemeyen gariban halka olur!
Zengin, dağdan aşırır yine halleder işini, gariban muhallebi yerken kırar dişini…

“Çalıyorlar ama çalışıyorlar” veya “Bunlar besmele ile çalıyorlar” demeyecektin
be gariban kardeşim. Sen yine bunlara oy vermeye devam et…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 20 Temmuz 2018

BİR ÜLKE NASIL ÇÖKERTİLİR?

BİR ÜLKE NASIL ÇÖKERTİLİR?

Rifat Serdaroğlu

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Türkiye üzerinde asırlardır hesabı olan emperyalist devletlere şöyle bir çağrı yapsak; “Aranızda bir komisyon kurun. Görevi “Türk Devletini çökertmek” olsun. Hadi gelin yapın!”

İnanın 16 senedir ülkemizi tek başına yöneten AKP kadar yıkım yapamazlar…

1.Olay;
24 Haziran akşamı Antalya Adliyesi önünde, oy çuvallarının tutanak altına alınmadan içeri sokulmaması konusunda bir grup CHP’li genç, Polisler ile tartışmaya girer. Gençler, teslim tutanağı imzalanmadan, oy çuvallarının adliyeye sokulmasını istemezler. Sonuçta tutanak imzalanır ve herkes dağılır.
3 gün sonra polis kamera kayıtlarını inceler ve 10 genç gözaltına alınır.
Hakim, 10 gençten 5’ini tutuklar…

-Aynı günün akşamı özellikle Ankara-İstanbul-İzmir’in kimi semtlerinde yüzlerce kişi, sırtlarında çelik yelek ellerinde otomatik tüfek ve tabancalarla sokağa çıkarlar. Çoğunda Erdoğan’ın posteri ve AKP flamaları vardır. Bu kişiler saatlerce havaya sürekli ateş ederler. İstanbul-Sultanbeyli-Eski Habibler Mahallesindeki “Çocuk Parkının” zemini mermi kovanları ile kaplanır. Ne bir polis gelir, ne kamera görüntüleri incelenir ne de bir kişi bile gözaltına alınır…

2.Olay;
24 Haziran akşamı İzmir’de içkili bir restoranda insanlar eğlenmektedir. Müşterilerden birkaçı, stadyumlarda söylenen ve içinde Erdoğan’a küfür içeren marşı söylerler.
Ertesi gün restoranı basan polis, kredi kartı sliplerinden müşterilere ulaşır ve insanları gözaltına alır.
Hakim, 12 kişiyi tutuklar. Bunların tamamı iş sahibi, itibarlı insanlardır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi gibi düşünmeyen ve kendisine oy vermeyecek olan milyonlarca insanı her gün “Terörist-PPK uşağı-Terör örgütleri destekçileri” diye aşağıladığı, hakaret ettiği ortamda, üstelik seçim havasının gerginliğinde Hakim Bey’in aklına “Haddinizi aşmışsınız. Sizi bu defalık bağışlıyorum, bir daha olursa tutuklarım” demek gelmediğinden veya tayin edilme korkusundan insanları “Devlet Büyüklerine Hakaret” suçundan içeri atmak, özgürlüklerini ellerinden almak daha kolay gelmiş olmalı!

-Tutuklamaların yapıldığı günlerde, Ceylanpınar Belediye Başkanı (AKP) Menderes Atilla, hastaneden dönen abisi için karşılama töreni düzenledi.
Tüm resmî kurumlara katılım emri verildi.
İlçe girişinde yüzlerce kişi, ellerinde uzun namlulu otomatik silahlarla binlerce mermi ile ateş ettiler. Ateş etme olayı yarım saate yakın sürdü. Ne bir polis geldi ne bir Savcı gördü ne bir Hakim duydu.
Bu olayda, “Devlet Büyüklerine” hakaret edilmemişti ama “Türk Devletinin” temeline dinamit konup, patlatılmıştı!

Ülkenin bir bölümünde insanların çoğu, elektriği-suyu kaçak kullanır parasını ödemez, vergi vermezse ve devlet kör-sağır taklidi yaparak aldırmazsa, diğer yörelerde insanlar hem kendi kullandıkları elektriğin hem de kaçak kullanan zibidilerin parasını ödüyorsa o ülkede adalet olmaz.

Bir bölgede kaçak kullanılan elektriği kesmeye giden görevliler dövülüp gönderiliyor, diğer yerlerde anında elektrikler kesiliyorsa, o ülkede yasalar herkese eşit uygulanmıyor, demektir.

Bir ülkede dürüst-yasalara uyan- devletine milletine saygılı kişiler bizzat yönetenler tarafından “Salak” yerine koyuluyorsa, o ülkeyi bir arada tutamazsınız.

  • AKP’nin yaptığı ile emperyalist suç şebekelerinin yaptığı birebir aynıdır.

Demokrasiyi hazmetmemiş ortaçağ kafalıların ülke insanlarını “benden olan – olmayan” diye ayırması, ülkede adalete-devlete olan güveni yok edecektir.
Muhalefet Partileri bu durumun farkında değildir. Olsalar bir şeyler yaparlardı!
Bu ayrımcılık Türk Milleti tarafından da görülmediği ve anayasada var olan demokratik direnme hakkımız kullanılmadığı takdirde başımıza daha çok felaketler gelecektir…

Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Temmuz 2018
===========================================

Evet dostlar…

Tarihte son sözü hep direnenler söyler..

8/9 Temmuz 2018 gece yarısı Türkiye, 1923’ten bu yana süregelen 95 yıllık parlamenter güçler ayrılığı rejimini terk ederek GÜÇLER BİRLİĞİ olarak da tanımı olanaksız, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” adı altında dünyada örneği olmayan ucube bir sultanlık rejimine ge-çi-ri-li-yor..

1876 ilk Meşrutiyet öncesi Osmanlıda Sultanlar mutlak egemendi,.
1. Meşrutiyet (Şarta bağlanma, conditional) Meclis, Başbakan (Sadrazam) ve Bakanlar Kurulu (Heyet-i Vükela) getirdi.

Ayrıca Padişahın bir siyasal partisi de yoktu!

Şimdiki ucube Türkiye rejiminde 2 muazzam faklılık daha var :

1. Türkiye 15,5 yıllık tek başına AKP iktidarında tam anlamıyla ilkel bir PARTİ DEVLETİNE dönüştürülmüştür.

2. Bu partinin genel başkanı ve mutlak egemeni 1 kişi, aynı zamanda olağanüstü yetkilerle, neredeyse tümüyle siyasal ve yargısal denetimsiz kadir-i mutlak olarak ülkeye el koymuştur.

Seyreyleyin siz bundan sonra “gümbürtü” yü…
Bürokrasi yapacaktır, polis yapacaktır, jandarma yapacaktır..iktidarın örtük buyruklarının gereğini; sorun kamuoyunda yankı uyandırabilirse, siyasal iktidar bu kez “iyi polisi” oynayabilecektir..

Herhalde açık faşizmin “halen” azzzzzzzıcık yumuşak post-modern Türkiye örneği olsa gerektir.
Ayrıca “dinci faşizm” acı sosumuz da var Türkiye’de boooolca..
****

Bir ezginin melodisi kulaklarımızda, engelleyemediğimiz biçimde yankılanıyor..

Kendim ettim, kendim buldum..
Gül gibi sararıp soldum, eyvaaah eyvaaaah..

Öte yandan, tek bir kişiye çağdaş dünyada görülmemiş düzeyde denetimsiz yetki veren düzene 26 milyonu aşan oy yağdırdı necip milletimiz.. (+ şaibe ve siyaset oyunları payı ile?)

Bir acı da burada; bedeli “oy” verenler değil, “direnenler” ödüyor, onlara bedel ödetiliyor..

Şimdi anladınız mı 1 Kasım 1922’de Mustafa Kemal Paşa neden Saltanatı kaldırdı ve yerine kayıtsız şartsız halk egemenliğini koydu..

Şimdi anladınız mı, 3 Mart 1924’te içi boşaltılmış ve gerçekte din dışı olan heyula hilafeti kaldırarak bizi “acı sos” tan da (dincilik) niçin kurtarmıştı Mustafa Kemal Paşa!?..

Çifte kavrulmuş ucube, dünyada örneği olmayan yeni yoz yönetim rejimi neciiiiiiiiip milletimize hayırlı olsun..

Kaçınılmaz boool musibetleriyle.. Belki ancak böyle terbiye olur ve
Mustafa Kemal Paşa‘nın yaptıklarının değerini anlayabilir muhterem halkımız..

Çünkü “öngörü” öğretilmiyor bu toprağın insanlarına.. “Kul” eğitimi yapılıyor..
ATATÜRK Cumhuriyetinin başı dik özgür yurttaşları olmak yerine tam biat eden kullar..

Onlar da tarihin kanlı laboratuvarında gerçekleri ancak yaşayarak anlayabiliyor.
Taa ki yüzyıllar içinde ender olarak bir dahi çıkıp, mucize yaratıp kurtarıcı olana dek..
O dahi, kendisine yenildiği için İngiliz Başbakanı Lloyd Georg’u Başbakanlık koltuğundan eden Mustafa Kemal Paşa idi. Ama daha 1 yüzyıl bile geçmedi üzerinden..
Birkaç yüzyıl daha mı bekleyeceğiz ve gene bize mi nasip olacak!?

Anadolu halkı kendi göbeğini kendi kesecektir; her şeye karşın..

Bir umut ve de bir yasa var ki; tarihte son sözü hep direnenler söylüyor..
Aşağıdaki demlenmiş dizeler ozan Adnan Binyazar’dan..

  • Düşlerin sonsuza koştuğu yerde
    Sabrın çiçeklerini açtığı yerde
    Asla kapanmaz yaşanan defter
    Çünkü tarihin en güzel yerinde
    Son sözü hep direnenler söyler..

Sevgi ve saygı ile. 05 Temmuz 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com