BOP YIKIM EKİBİ

BOP YIKIM EKİBİ

Rifat Serdaroğlu

Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanıyım. Bize verilmiş görevlerimiz var!
AKP Genel Başkanı Erdoğan yukarıdaki sözleri tam 34 (otuz dört) kez söyledi…

Yargıtay’ın bozma kararından sonra, Ergenekon Davasına bakan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin Cumhuriyet Savcısı;

  • “Uzun yıllar kamuoyunu meşgul eden bu davada, sahte deliller kullanılmış, suç işlemediği kesin şekilde bilinen kişilere iftira edilmiştir. Bu dava öncesi yaşanan bazı terör ve suikast olaylarını Cemaatin hazırladığı ve amacın devleti tamamen ele geçirmek olduğu kesinleşmiştir.”

    Dönemin Başbakanı Erdoğan; “Ben bu davanın Savcısıyım”, demişti!

AKP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı (Bilecik eski Valisi) Tahir Büyükakın, düzenlediği ilk basın toplantısında şunları söyledi:

  • “Hak ve batıl mücadelesi veriyoruz. Şu anda bu kalenin temsilcisi Cumhurbaşkanımızdır. Bu kale yıkılırsa, ümmet yıkılır.”

Hak: Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de bildirdiği, her hal ve şart altında doğru olan şey.
Batıl; Şeytana boyun etmek ve onun istediklerini yapmak!
Ümmet; Hz. Muhammed’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan, çeşitli milletlerden oluşan topluluk.

Adana’nın Aladağ İlçesindeki öğrenci yurdunda çıkan yangını sonucu 12 çocuğumuz yanarak ölmüş, 22 çocuğumuz da yaralanmıştı. Davada tutuklu bir kişi kalmadı. TBMM’deki eleştiriler üzerine söz olan AKP Bursa Milletvekili Osman Mesten;

  • “Kan, acı üzerinden siyaset yapmayın. Türkiye’de 18 milyon öğrencimiz var. 900 bin Suriyeli öğrenciyi de katarsak neredeyse 19 milyona yaklaşıyoruz. Bu kadar çocuğun olduğu yerde böyle şeyler olur. Provokasyon yapmayın.” dedi.

Bu beyanların tamamı ve daha niceleri bilerek, planlanarak söylenen sözlerdir. Bu sözler, AKP’nin Atatürk Cumhuriyetine, Türklüğe, Demokratik Rejime, Lâikliğe ve Hukuk Devletine karşı olduklarının kanıtıdır.

Yıllar önce FETÖ ile ilgili iki kitap yazıp, herkesi uyarmaya çalıştık. Devletin, uyarılarımızı dinlemesi gereken kurumlarının başındakiler, bunları görmedi, duymadı! Çünkü ya onlar da FETÖ alçaklarının tarafına geçmişler ya da AKP’den korkularına yenilerek görevlerini yapmamışlardı.

Yıllar sonra (AS: 11 yıl sonra!) Cumhuriyetin bir Savcısı, AKP-FETÖ-CIA tarafından hazırlanan kumpası açıklamak yürekliliğini gösterdi.

Çekilen acılar, yitirilen canlar, kaybolan hayatlar Türk Milletine olan değişmez sevgimize kurban olsun. Türk Milletine hizmet etmek çok zordur. Siz Türk Milleti uğruna canınızı bile feda etmekten çekinmezsiniz ama kimse sizin fedakarlığınızı bilmez, bilmek de istemez! Bir canın bir dünya olduğunu bilmeyen bazı oğlaklar, “Ne olmuş ölmüşse, görevi değil mi?” derler ve sizi bir daha öldürürler…

Fakat bu coğrafyada yaşamanın olmazsa olmazı “Güçlü Türk Ordusunun” komuta heyetinin yok edilip, Ordunun üst kademelerine karakter fukarası zavallıların gelmesiyle, Türk Milletinin başına çok büyük yeni belalar açılmakta olduğunu görmezler. Zoru görünce de “Çıkın bir şeyler söyleyin, sadece yazmakla olur mu?” diye bir de akıl vermeye başlarlar.

Değerli Okurlar;
Bir daha ve altını da üstünü de çizerek söylüyoruz :

Ülkemizde demokratik rejim değiştiriliyor.
TBMM yok hükmünde,
Bakanlar sekreter olmuş,
Yargı vatanseverleri hapse tıkmak için AKP’nin maymuncuğu durumunda!
Polisin ve Askerin zimmetinde olan binlerce ağır silah kayıp!
BOP devam ediyor. Eşbaşkan da görevde.

Barzani, Irak’ın kuzeyinde sessizce “devlet kurma” faaliyetini tamamladı.
ABD öncülüğünde ve Türk Devletini yönetenlerin ihanete varan stratejik körlüğü sayesinde Suriye’nin kuzeyinde de “devlet” kurulmuş durumda!
İsrail’in istediği Büyük Kürdistan Devletinin iki parçası şimdiden yaratılmış oldu. Geriye Türkiye ve İran’dan koparılacak iki parça kaldı.
Eğer engel olunmazsa yakında, kurulması düşünülen Kürt Devletinin üçüncü parçası olacak kısmının bizden koparılması demek olacak “Federe İslam Devletine” dönüştürülecektir.

Aziz Türk Milleti,

Eğer Atatürk gibi bir kurtarıcı bekliyorsak, daha çok bekleriz! Yok öyle biri!
Sen varsın, ben varım, biz varız, Türk Milleti var. Bir araya geleceğiz ve kendi yaramızı kendimiz saracağız. Çare biziz, çare Türk Milletidir.

Türk Milletinin göz göre göre bölünmesine engel olamayan muhalefet partilerinin, hala ülke gerçeklerini görmedikleri ve bir işe yaramadıkları ortada.

Bizler “Çoban Ateşlerini” ülkenin her yerinde yakan Atatürk Milliyetçileri ve Türk Milleti sevdalılları çalışmalarımız hakkında sizleri sürekli bilgilendireceğiz.

Şimdilik vatandaşlar olarak yapmamız gereken şey şudur:

31 Mart 2019 tarihindeki yerel seçimlerde,
AKP’li hiçbir adaya oy vermemek ve verdirtmemek!

İllerde ve ilçelerde dürüstlüğüne, çalışkanlığına, bilgisine güveneceğiniz adaylara oy vermeliyiz.
Bu konuda zaman yaklaştıkça sizlere düşüncelerimizi aktaracağız.

Biz Türk Milletiyiz. Bir ve beraber olduğumuzda emperyalist devletleri yenmiş bir milletin çocuklarıyız. Yine yaparız, yine başarırız…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 03 Aralık 2018.

SİZİ ÖYLE BİR BAĞLAR Kİ!

SİZİ ÖYLE BİR BAĞLAR Kİ!

Rifat Serdaroglu

(Erdoğan ve AKP YARGI DIŞI değildir. Yargı sadece muhalefet için görev yapamaz. Erdoğan’ı ve AKP’yi yargı dışına çıkarma çabaları boşadır.)

YARGITAY; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şikâyeti üzerine Sözcü Gazetesine bir haberinden dolayı verilen ilan ve reklam kesme cezasını hukuka aykırı buldu. Kararda Cumhurbaşkanının “sert ve rahatsız edici eleştirilere hoşgörü göstermesi gerektiğini” belirtti.

Erdoğan; Yargıtay’ın bu kararı bizi bağlamaz!

DANIŞTAY; “Milli Andımızın” okullarda söylenmesini yasaklayan genelgeyi iptal etti.

Erdoğan; Danıştay’ın bu kararı bizi bağlamaz!

SAYIŞTAY; Köprü-Alt Geçit- Tüp Geçit-Otoyol projelerinde milyarlarca dolarlık yolsuzluklar var!

Erdoğan; Sayıştay’ın kararı bizi bağlamaz!

ANAYASA MAHKEMESİ; Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül için hak ihlali kararı verdi!

Erdoğan; Anayasa Mahkemesinin verdiği karara saygı duymuyorum, bizi bağlamaz!

AHİM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) AHİM, 2 yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunan HDP Eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiği yönünde karar verdi.

ERDOĞAN; AHİM ’in kararı bizi bağlamaz.
****
Bakın Sayın Erdoğan;

Sorumluk sahibi bir siyasetçisiniz. Türk Milletinin tümüne ve Türk Tarihine karşı sorumluluğunuz var. Sizi, ciddi olarak uyarıyorum : Yargı kararları hakkında böylesine hukuksuz ve saygısızca konuşursanız, Başkan olarak hiç kimseden yasalara uymasını bekleyemezsiniz.

Kanunsuzluk derhal tüm yurda yayılır ve ülkemiz tam bir kaosun içine girer ki bundan doğrudan siz sorumlu olursunuz. Yitirilen her canın, akan her damla kanın, kırılan her camın bedeli sizden sorulur! Lütfen, Anayasa’nın size çizdiği sınırlar içine dönün! Siz belli bir zaman için seçimle göreve gelmiş bir fanisiniz. Seçimle geldiniz, seçimle gitmesini kabulleneceksiniz.

Siz ŞAH-PADİŞAH-KRAL-SULTAN filan değilsiniz. Sizden önce gelip geçenlerle aranızda bir fark yok! Ha, ben yasa-masa tanımam, benim gücüm var diyerek başka yollara sapmaya kalkarsanız, iyi bilin ki Türk Milleti olarak buna asla ve asla izin vermeyeceğiz. Kadınımızla, gençliğimizle, erkeğimizle demokratik Cumhuriyetin savunucusu oluruz

  • Yargı kararları herkesi bağlar, sizi haydi haydi bağlar hem de kıskıvrak bağlar!

Anayasa ve yasalara uymaz, çiğnemeye devam ederseniz, sizi ne partiniz ne mafya liderine esir olmuş bastonunuz ne paranız ne Sadat’ınız ne de Sedat’ınız kurtaramaz!

Demirtaş meselesine gelince;

Anayasamızın 90. Maddesinde 07 Mayıs 2004 tarihinde değişiklik yapıp “Milletlerarası anlaşmaları bizim yasalarımızdan üstün” kılan siz ve AKP Hükümetleri idiniz! Türkiye adına altına imza koyduğunuz anlaşmayı inkâr mı ediyorsunuz? Madem AHİM kararlarını tanımıyorsunuz, siz kendiniz niçin ÜÇ DEFA Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdunuz? Abdullah Gül ve eşi niçin AHİM’e müracaat ettiler?

Bakın Sayın Erdoğan;

Öyle şeyler yapıyorsunuz ki, sizin için merhametin kırıntısını taşıyan gönülleri bile kırıyorsunuz. İnanın ki yarın sizin için kimse merhamet duymayacak! Sizin gibi davrananlara asırlar öncesinden Koca Yunus şöyle seslenmiş;

“Yol odur ki, doğru vara / Göz odur ki, Hakkı göre.
Er odur ki, alçak dura / Yüceden bakan göz değil…”

Taş olma, toprak ol da üzerinde güller açsın ya fani!
“Hiç bahar gelmekle yeşerir mi taş? / Toprak ol da güller açsın baş baş…”

Sağlık ve başarı dileklerimle

BİTMEYEN OPERASYONLAR VE DEVLET FAŞİZMİ

BİTMEYEN OPERASYONLAR VE DEVLET FAŞİZMİ

Rifat Serdaroglu

15 Temmuz Darbe Girişiminin gerçek yüzü Türk Milletinden saklandı.
Türk Milletine açıklanması gereken o kadar çok karanlık nokta var ki!
Darbe girişiminin önünü- darbe günü yaşananları-darbe sonrasını en ince ayrıntılarına kadar sadece kendilerinin bildiğini zanneden üç kişi var!
AKP Genel Başkanı Erdoğan, Savunma Bakanı Akar, MİT Müsteşarı Fidan…

Fakat bu üçlü, “siyasette iki kişinin bildiği sır olmaktan çıkar” kuralını unutmuşlar!
15 Temmuz gerçeğini, belgeleriyle-görüntüleriyle-kara kutu kayıtlarıyla-balistik raporlarıyla dosyalayan ve yarın yargıya verecek olan, devlette çalışan öyle yiğitler var ki!
Tıpkı 17/25 Aralık’ta evden para boşaltma operasyonunun ilk ayağının ve sonrakilerin kayda alındığı gibi.
Reis ve ekibinin ayaklarından biri taşa takıldığı an bunlar açığa çıkacaktır…

Bunu çok iyi bilen AKP Genel Başkanı ve Sekreterleri (Bakan değil bunlar, sadece sekreter) devlet faşizminin en ağırını Türk Milletine yaşatıyor.

  • İki satır yazanı, ağzını açıp eleştireni, anayasa garantisindeki demokratik tepkisini kullananı önce gözaltına, orada ezdikten sonra “iddianamesi yazılmadan” Yargıç karşısına ve cezaevine! Buna Hukuk Devleti denilebilir mi?

15 Temmuz’dan bugüne, devletten ihraç edilen insan sayısı 125 bin 806 oldu.
Açlığa, sefalete ve yokluğa atılan 125 bin 806 aile…
Bunlar Anayasa ve Hukuk Sistemine göre adil, şeffaf olarak yargılandılar mı?
İşlerinden, itibarlarından, geleceklerinden koparılırken, haklarında kesinleşmiş birer mahkeme kararı var mı? Yok tabii ki!
Bu kişiler neye, hangi delillere göre tespit edildi?
125 bin 806 kişinin sadece, isim-nüfus örneği- sabıka kaydı- suç delilleri- bilirkişi raporunun hazırlanması aylar-yıllar sürer. Bu evraklar üç-dört gün içinde nasıl hazırlandı?
Yoksa bu kişileri Cemaatten liste alıp, devlete siz mi yerleştirdiniz?
“Efendim, ama bu kişiler FETÖ’cu, bunlar darbe girişiminde bulundular! Tamam da suçlu iseler niçin cezaevinde değiller?” Neye göre cezalandırıyorsunuz? Gariban bir öğretmen FETÖ’cu ve açlığa mahkûm edilmiş ama FETÖ’ye selam duran Bakan, serbest!

Değerli Okurlar;
Bu kişilere yalnızca rakam olarak bakarsanız, toplumda birliği sağlayamazsınız!
Bunların her biri birer insan, aile reisi, anne, baba, akademisyen, asker, gazeteci, yazar, öğretmen!
Herkes, mahkeme tarafından hakkında kesin karar verilmedikçe suçsuzdur.
Herkesin, hepimizin adil ve şeffaf yargılanma hakkımız vardır.

Boğulmak istenen, özünden koparılmak istenen Türk Milletinin özgürlüğüdür.
Bu yöntemi dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde göremezsiniz ama tek adam yönetimlerinde, diktalarda ve faşist yönetimlerde bolca görebilirsiniz…

  • Her gün bir operasyon haberi ile uyanıyoruz! Ne bitmez operasyonmuş be arkadaş? Bitmedi gitti! Bir gün askere, bir gün üniversitelere, bir gün gazetecilere, bir gün akademisyenlere.

Osman Kavala adlı kişi bir yıldır tutuklu!
Sayın Savcı henüz iddianamesini yazmadı! Adam bir yıldır cezaevinde, ne ile suçlandığını bilmeden ailesinden özgürlüğünden koparılmış olarak tutuluyor!
Dün de 20 akademisyen yeni yaratılan “Sivil itaatsizlik ve şiddetsiz eylem”suçlamasıyla göz altına alındı. İçlerinde, bilimde dünyaca söz sahibi kişiler var.
Peki bu açıklamayı Savcı mı yaptı?
Hayır, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi açıklamayı yaptı!
Sadece bu açıklama bile Türkiye’nin artık bir “Hukuk Devleti” olmadığının,
bir “Polis Devleti” olduğunun kanıtıdır.

Bir an için tutuklanan kişilerin tamamının suçlu olduğunu kabul edelim!
Bu kişileri devlete yerleştiren, yüksek yargıyı FETÖ elemanlarına peş keş çeken,
Türk Devletinin kozmik sırlarına ulaşılması emrini verenlerin, FETÖ ile 11 yıl kucak kucağa olanların, hainlerin, hırsızların hiç mi suçları yok?
Bu haksızlıkların hesabının sorulmayacağı mı zannediliyor?
Bu zulümde payı olan herkesten, makamı ne olursa olsun hesap sorulacaktır!

Değerli Okurlar;

Bu zulüm, bu baskı, bu hukuksuzluk bizler sustukça artarak devam edecek!

Anayasa çerçevesinde, demokratik haklarımızı kullanarak örgütlenip sesimizi yükseltmeliyiz.

  • Demokratik cumhuriyetimizi, hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını, çağdaşlığı, devletimizin ve milletimizin itibarını yeniden kazanmak için “Çoban Ateşlerini” yakmaya başladık.

24 Kasım Cumartesi günü saat 13:00’te Çanakkale Belediyesi Türkan Saylan Sosyal Tesislerinde, yeni bir “Çoban Ateşi” yakacağız.

Bu ateş, Türk Milletini koruyacak, ısıtacak ve kimsesizlerin sesi olacaktır.
Türk Devletinin ve Türk Milletinin düşmanlarını ise yakıp kül edecektir.

Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Kasım 2018.
===========================================

Haydi Türk Ulusu!

Yiğitlik gösterme zamanı“dır saygın yazar Işık Kansu‘nun deyimiyle..

  • Cumhuriyet’e kol – kanat germe zamanıdır…
  • O Cumhuriyet ki, bize kutsal emanettir Mustafa Kemal ATATÜRK nam yiğitten!
  • Canımızdan aziiiiizdir binlerce kez..

    Hukuk içinde” her şey diye ekleyelim mutlaka; öküz altında buzağı aranmasın..

    Sevgi ve saygı ile. 18 Kasım 2018, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
    Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

AKP’NİN CUMHURİYETE İHANETİ

AKP’NİN CUMHURİYETE İHANETİ

Rifat Serdaroglu

DışarIdan baktığınızda hepsini namazında-niyazında dindar insanlar olarak görürsünüz. Acaba bunlar göründükleri gibi İdris mi, yoksa insanları dinle aldatan birer İblis mi?
İdris; (Kur’an-ı Kerim’de adı geçen, ilk kez kalem kullandığı için yazarların piri, ilk kez giysi dikip giydiği için terzilerin piri sayılan peygamberin adı.)

Kendilerini dönem-dönem değişik adlarla tanımladılar.
Gün geldi “Siyasi İslamcıyız” dediler!
Gün oldu “Mısır’daki Müslüman Kardeşler Terör Örgütünün Rabia’sıyız” dediler.
Bazen “El-Kaide ve El-Nusra bizimdir. Onlar asabi Müslüman gençlerdir” dediler.
Dönemine göre FETÖ için ağladılar, sonra yerin dibine batırıp Menzilci oldular.
Hem Pensilvanya’ya yüz sürmeye gittiler hem de FETÖ’yu şeytan ilan ettiler.
Bir AB’ci, bir ABD’ci, bir Rus’çu, bir İran’cı olup bazen “Yerli ve Milliyiz” dediler.
Çok sıkıştıklarında “Biiiz Müslüman Demokratız” diye caka sattılar.
Niyetlerini saklamaya gerek görmediklerinde

  • “Demokrasi bizim için araçtır, kendi istasyonumuza (İslam Devleti) geldiğimizde o trenden ineriz” diye haykırdılar…

Cenab-ı Hak, El-Maide, 5/99 da “Peygamber’e düşen, sadece tebliğ etmektir” emretmiştir. Bu emir, Allah ile kul arasına peygamberin dahi karışamayacağının net ve tartışılamaz ifadesidir. Şimdi kendinize lütfen sorar mısınız?
Allah, peygamberine vermediği yetkiyi, siyaset yoluyla İslam’ı maddi çıkar sağlamak için kullanan, babadan oğula geçen (!) tarikat şeyhliği gibi olmayan bir makamı kullanıp Müslümanları aldatan, mallarına- paralarına el koyan, yanmaz kefen- uçan takunya satan, Müslümanları dolandıran sahtekâr tarikat ve cemaat önderlerine vermiş olabilir mi? Elbette olamaz!

17 yıldır tek başına iktidar olan AKP’nin Cumhuriyet-Atatürk-Laiklik-Demokrasi düşmanı olduğu artık Türk Milletinin büyük bir kısmı tarafından da anlaşılmaya başlamıştır.
Nasıl anlaşılmasın ki;
-Diyanet İşleri Başkanı, “Kurtuluş Savaşını keşke Yunan kazansaydı da hilafet devam etseydi” diyen ve hakkında soruşturma dahi açılamayan fesli şarlatanı desteklemek için ayağına kadar gidiyor!
Fesli Şarlatan, Cumhurbaşkanı’nın sofrasında baş köşeye oturtuluyor!
-Genel Kurmay Başkanı ve MİT Başkanı, “Cumhuriyet Okulları hain yetiştirdi” diyen ve Atatürk’e hakaret eden yobazın evine gidiyor!
-9 Kasım Cuma günü, “Cuma Hutbesinde” Atatürk’ün adı anılmıyor!
-Meslekten atılan ve halen tutuklu olan FETÖ Savcısı Ferhat Sarıkaya için dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç, “Savcının yaptığı iş onurlu bir işti. (Büyükanıt’a saldıran ve kahraman iki Astsubayımıza hayatı zindan eden cemaat tetikçisi savcı) Ona karşı meslekten atılması da çok kötü bir cezaydı, maalesef zulümdü. Dedim ki; Ben TBMM Başkanıyım, gelsin o Savcı’ya Mecliste iş vereceğim, Hukuk Müşaviri yapacağım” dedi!
***
Değerli Okurlar;

Yalnızca bu örnekler bile, AKP üst yöneticilerinin Cumhuriyet-Atatürk-Lâiklik-Demokrasi düşmanı olduklarının kanıtıdır.
2017 yılında “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlarda 33.441 dosya,
Küçük Yaştaki Çocuklara Karşı İşlenen Cinsel Suçlarda 8.000 dosya ilave edilmiştir. Fuhuş, AKP döneminde %700 artmıştır!
Biraz aklı olanlar için;

– Liderleri; FETÖ’nun Kozmik Odaya girmesine izin veren,
– TBMM Başkanı; Dedesi Asteğmen Kubilay’ın kafasını kesen derviş Memed, dedesinin kardeşi Yunanistan’a kaçan Hüsnüyadis, damadı FETÖ’ya üye olmaktan hapis yatan,
– Bakanları; Yüksek Yargıyı FETÖ’ya teslim eden,
– Bakanları; İranlı dolandırıcının önüne yatan
– Milletvekilleri; Katar-katar Pensilvanya’ya foto çektirmeye giden,
– Belediye Başkanları; İlleri parsel-parsel FETÖ’ya satan,
– Teşkilatları; Parti içi demokrasinin yanından bile geçmemiş, biat kültürüne inanmış..

bu partiden Türk Devletine ve Türk Milletine hayır gelmeyeceğini anlar…

Tüm bu hazırlıklar, çalışmalar ne için yapılıyor?
Ne için olacak?

Cumhuriyeti yıkıp, yerine bir bölümü “Kürdistan” olacak Federe İslam Devletini kurmak için!

Yetti artık!

Türk Milleti en kısa zamanda bu ihanet kervanına son verecek ve hepsi yargılanacaktır! Ülkemizin her yöresinde “Çoban Ateşleri” yanmaya başladı! Tıpkı Kurtuluş Savaşında olduğu gibi…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 12 Kasım 2018

İSLAMIN 5 ŞARTI

İSLAMIN 5 ŞARTI

Rifat Serdaroğlu

“İslamın beş şartı nedir” diye sorsak, çok büyük bir çoğunlukla alacağımız yanıt;
Namaz, Oruç, Hac, Zekât, Kelime-i Şahadet” olacaktır.
Kur’an-ı Kerim’de böyle bir şart var mı? İslam Bilginlerine göre yok! Şart olmadığına göre cezası olabilir mi? Ulemaya göre, olamaz!
Yoksa bunlar “Hadis” adı altında sonradan yapılan eklemeler midir?

“Şart” öyle bir kuraldır ki, o olmazsa onun temsil ettiği sistem de olmaz…

İslam beş ilke üzerine kurulmuştur; (Kur’an Ayetleri ile sabit)
Adalet
Emanet
Ehliyet
Maslahat (Fayda, bir işin doğru-düzgün ve uygun yapılması)
Meşveret. (Danışma)

Şimdi şu soruları lütfen kendimize soralım;
Adalet olmadan, İslam olur mu?
-Emanete sadakat olmadan, İslam olur mu?
-Yönetimi ehline vermeden yani ehliyet olmadan, İslam olur mu?
-Bir şahsın veya bir grubun değil, halkın yararını esas almadan, İslam olur mu?
-Danışma, fikir alışverişi, düşünce özgürlüğü, meşveret olmadan, İslam olur mu?

Yine İslam Bilginlerine göre; İslam’da, yasak olan ve uymazsanız cezaları da Kur’an-ı Kerim’de belirtilmiş dört şart vardır;
Bu şartların tamamı kişi hak ve özgürlükleriyle ilgilidir!
-Öldürmeyeceksin,
-Çalmayacaksın,
-İftira atmayacaksın,
-Zina yapmayacaksın!

Bu doğru ve kesin bilgiler karşısında Türk Milleti olarak kendimize şunları sormak gerekmez mi?
-17 yıldır ülkede Adaletin kıymığı kaldı mı? AKP, Yargıyı önce FETÖ’nün, sonra da kendi emrine almadı mı? Eğer bu iddia doğru değilse, niye beş binden fazla Savcı-Yargıç meslekten atıldı, cezaevlerine kondu?
-AKP emanete sahip çıktı mı?
Cumhuriyetin eserlerini satmadı mı? Ülkeyi boğazına kadar borca sokmadı mı? Sonunda ekonomi gemisini kayalara bindirmedi mi? Fakir daha fakir, zengin daha zengin olmadı mı?
-AKP yönetimi ehil kişilerden mi oluşuyor?
Rüşvet yediği için görevinden ayrılan adam Büyükelçi yapılmadı mı? Bakanlar, Bakan veletleri AKP’nin vatansever ilan ettiği sahtekâr Zarrab’ın önüne yatmadılar mı? Sıfırlama rezilliğini beraberce yaşamadık mı?
-AKP tüm halkın yararına mı yoksa bir avuç yandaşın yararına mı çalıştı?
Halk fakirleşirken, AKP yöneticileri zenginleşmedi mi? Bunlar sizlerin gözleri önünde olmadı mı?
-AKP, bilenlere hiç danıştı mı? Hazine-Maliyenin başına getirilen damat daha iki ay önce, “enflasyon ekimde tek haneye düşecek” demedi mi? Aynı damat şimdi enflasyon tahminini %20’nin üzerinde ilan etmedi mi? İki ay ötesini dahi öngöremeyen bir kişiye, ülkenin hazinesi ve maliyesi teslim edilir mi?
Şimdi AKP’ye oy veren ve Müslüman olduğunu iddia eden vatandaşlarıma soruyorum;

  • SİZLER AKP’YE OY VERMEKLE
    İSLAM’A KARŞI ÇIKMIŞ OLMUYOR MUSUNUZ?

Gelelim Türkiye’yi yöneten iki güçlü kişiye! ERDOĞAN ve BAHÇELİ’ye!
Siz ikiniz Müslüman mısınız? Herkesin inancı kendisini bağlar ama sizler Türk Milletini yönetme sorumluluğunu bilerek ve isteyerek aldığınız için bu soruyu sormak bizim doğal hakkımızdır. Kaderimiz sizlerin elinde!

İslam’da, yapılması men edilen ve büyük cezaları olan yasaklar neydi?

-Öldürmeyeceksin!
“Çözüm Süreci” diye, 54 bin insanımızın hayatını çalan katil sürüsü PKK ile masaya oturma emrini veren hanginiz idi? Hanginiz milyonlarca Müslümanın katledilmesine, tecavüze uğramasına, göç etmesine, Ege ve Akdeniz’de boğulmalarına sebep olan projenin (BOP) eşbaşkanı idiniz? Hanginiz, devletin Vali ve Komutanlarına emirle “PKK’lılara dokunmayın” dediniz?

-Çalmayacaksın!
Devlet Bahçeli, siz bir buçuk yıl öncesine kadar AKP üst yöneticileri ve ortağınız için “HIRSIZ-RÜŞVETÇİ-SOYGUNCU” kelimelerini Türk Milleti huzurunda defalarca söylemediniz mi?
O dedikleriniz mi doğruydu, bugün suçladığınız kişilerle ortak olmanız mı doğru?

-İftira atmayacaksın!
Bu ülkede başta Genelkurmay Başkanı ve Komutanlar olduğu halde, gazeteciler, akademisyenler bizzat AKP tarafından iftiraya maruz kalmadılar mı?
Türk Ordusuna atılan iftira sebebiyle kozmik odaya girilmedi mi?
Sadece bu sebepten Türk Devletinin çok değerli 833 evladı öldürülmedi mi?

-Zina yapmayacaksın!

TÜİK ve Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre;
AKP döneminde FUHUŞ %790, küçük çocukların cinsel istismara uğrama oranı %434 ARTTI! Daha ne diyeyim ki!

Yazıyı bağlayalım bağlamasına ama, şu soru tüm vicdanları titretecek şekilde Türk Milletinin önünde duracaktır. Bu soruya Allah için doğru cevap verilmedikçe, Türk Milleti rahat ve huzur bulamayacaktır…

  • “Hırsızdan, yalancıdan, ikiyüzlüden, beceriksizden Müslüman olur mu?

    Hırsızlığa, yalana, ikiyüzlülüğe, kötülüğe karşı çıkmayanların “Dilsiz Şeytandan” bir farkı kalır mı?”

  • Hadi artık, hep beraber ayağa kalkmanın zamanı gelmedi mi?

Sağlık ve başarı dileklerimle. 24 Eylül 2018