Rıfat Serdaroğlu: BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

portresi_kravatli

Rıfat Serdaroğlu
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
Ne yalan söyleyeyim, Pazar günü yapılan Yeni Türkiye’nin Yeni Kapısındaki mitingde Erdoğan’ı dinleyinceye kadar, kafam biraz karışıktı!
Erdoğan’a güvensem mi, güvenmesem mi bir türlü kesin kararımı verememiştim.
Ne zaman ki Erdoğan, önce Cübbeli Jet Skici Hoca ile Türk Ordusunun altını tutamayan Baş Komutanını bir araya getirdi, aha şimdi bizi bütünleştirecek, dedim!
Bir de kürsüden aşağıdaki muhteşem konuşmayı yapınca kendi kendime dedim ki; “Rifat Aga, yeter artık yahu! Herkes Hülya Koçyiğit ve Rifat Hisarcıklıoğlu gibi de, bir tek sen mi akıllısın yahu! Dünya dönüyor diye kimse dünyaya “Dönek” diyor mu? Sen de dön, gerçekleri gör ve Kurtulan Numan ve çıplak Soylu gibi Karun ol yahu…”
Dinlemeyenler için Erdoğan’ın konuşmasından benim ona güvenmemi sağlayan bazı başlıkları sizinle paylaşmak isterim; (Dinleyin Dünya Lideri Konuşuyor) :
-Kahraman Millet, bu günden sonra her kim ki;
Millet Anayasayı rafa kaldırdı, demokratik parlamenter rejim askıya alınmıştır, diyorsa, iyi bilin ki o artık şerrefsizdir!
Lâik Cumhuriyet, inanç ve ibadet özgürlüğümüzün teminatıdır.
Din istismarcılığı yapanlar, dini kullanıp Deniz Feneri e.V ve FETÖ benzeri dernekler kurup Müslümanları dolandıranlar, namussuzdurlar!
-Cumhuriyetimizin ve Devletimizin kurucusu Atatürk’ün fikirlerine saygı duyuyorum. Kim ki kurucumuza “Ayyaş” veya “Kefere Kemal” der, Allah onları çarpsın, sonra bir daha çarpsın!
(Alkışlamaktan Kılıçdaroğlu’nun elleri pespembe oldu)
-Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına almaya kalkanlar, Türk Milletinin düşmanı olan alçaklardır. (Uykuya dalmış olan Bahçeli’yi dürttüler, Bahçeli ağlayarak alkışlamaya başladı. Az daha tıkanacaktı adamcağız)
-Kuvvetler Ayrılığı demokrasinin olmazsa olmazıdır. Buna “Ayak Bağı” diyenler ihanet içindedirler!
-Kadın-Erkek eşittir. Kadınlarımız, kızlarımız her dalda yer almalıdırlar.
“Kadın-Erkek eşitliği yaradılışa terstir” diyenler varsa iyi bilesiniz ki, bunlar geri zekâlıdırlar.
-Ben ve ailem tüm varlığımızı Türk Hazinesine bağışlayacağız. Karı-Koca maaşımızla geçineceğiz. Bilal ve Burak gemilerini Gölcük Donanma Üssüne verecekler. Bilal’e bir boyacı sandığı alıp ayakkabı boyacılığı yaptıracağız. Bakan Damat ise istifa edip, köfteci dükkânı açacak. Siyaset yapıp zenginleşenler mutlaka ve mutlaka hırsızdırlar! Hele hanlar-hamamlar-gökdelenler alanlar, kelimenin tam anlamıyla “Hırsızlar İmparatorudurlar.” (Bu noktada beyaz elbiseleri içinde Tansu Çiller, beyaz mendilini çıkarıp, gözyaşlarını sildi. Çiller çok istediği halde mallarını şehit ailelerine bağışlamasını Meral Akşener engellemişti! “Ben de bağışlayacağım” diye yanındaki Yıldırım Akbulut’a fısıldadı!)
PKK-IŞİD-El Nusra gibi terör örgütleriyle iş tutanlar, bunlara lojistik destek verenler, düpedüz vatan hainidirler. (Hakan Fidan, havaya bırakılan balonları saymakla meşguldü)
Başbakan Binali’nin oğlu, tövbe edecek ve bir daha kumarhanelere gitmeyecek!
Burhan Kuzu kafayı kırdığı için onu kovdum. Onun yerine Ertuğrul Özkök’ü aldım. Artık ben de ayağımda şıpıdak terlik, bermuda şort, kadın-sex-lezbiyenlik-transseksüellik gibi konularda ondan yardım alacağım.
-Darbeyi zamanında bildirmediği için Melih Gökçek’i Bülent Arınç’ın danışmanlığına gönderdim. Yerine Diyanet İşleri Başkanı Görmez Mehmet’i atadım! Hem Diyanet’i, hem de Ankara Belediyesini yönetecek!
-Egemen denen fırlamaya aldırmayın. Onu buraya ben çağırmadım. Beni “Yengemgiller davet etti” deyip aramıza sızmış! Onu ve boyunsuz Muammer’i en kısa zamanda, hayırsever Reza Zarrab’ın yanına göndereceğim…
Bundan sonraki konuşmasını not alamadım. Güvenebileceğim bir lider bulmanın sevinciyle, heeeyyyt diye bir nara atıp Harmandalı Zeybeği oynamaya başlamışım. Allahtan, çocuklar yarım saat sonra zorla oturtmuşlar da, sevindirik olup, dört kolluya binmekten kurtulmuşuz…
Tekrar ediyorum;
Cübbeli Jet Skici Hoca ile altını tutamayan Genelkurmay başkanı ona tapıyorsa,
Meral Akşener’in tek evladının nikâh şahidi, ablası Çiller ise “Yurt dışı yatırımlar danışmanlığını” yapıyorsa,
İlker Başbuğ 4 metrekarelik hücreye tıkılırken, kendisine özel tek kişilik cezaevi açılan Mehmet Ağar “Onun önünde durmak lazım” diyorsa,
Türkiye’nin tek özgür basın kuruluşu olan “Havuz Medyası” onun arkasında ise,
Eyy tanklara ve uçaklara karşı osurukla savaşıp galip gelen Kahraman Millet;
Ben de O’nun arkasındayım ve O’na çok ama çok güveniyorum…
Peki ya sizler? Gazete bile okumayan oğlak sanatçılar, sizler de güveniyor musunuz?

========================================

Dostlar,

Sayın Rifat Serdaroğlu yazdıkça açılıyor maaşallah ve de maazallah…
Tam bir hiciv ustası oldu!.. Yüreğine ve kalemine sağlık diyoruz..
Ne var ki, Atalar “.. can çıkmadıkça huy çıkmaz..” buyurmuşlar..
Hem daha 15 Temmuz darbe girişiminin içyüzünü henüz tam olarak bilmekten öyle uzağız ki!

3 OHAL Kararnamesi ile TSK bitirilmiştir..
 Neden?? Buna ne buyurulur??

15 Temmuz Darbe girişimi ile başetmenin reçetesi Ordu’yu darmadağın etmek midir???
Bu olay (15 Temmuz) olmasa idi RTE – AKP bunca yıkımı kaç onyılda yapabilirlerdi acaba??
Öte yandan, bunca muazzam ölçekte ve içerikte kitlesel algı yönetimi örneğini insanlık tarihinde göremiyoruz!

Neciiiiip mi necip (soylu) milletimiz mucizelere kolay inanır, 600 yıllık “Padişahın kulluğu” hücrelerine sinmiştir ve tapınacak yeryüzü tanrılarına bağımlılık derecesinde gereksinimlidir.

Büyük ATATÜRK boşuna mı şu sözleri söylemişti :

  • Ulusları özgür, bağımsız, şanlı ve yüce yapan ya da tutsaklığa ve yoksulluğa sürükleyen eğitimdir. En önemli, en temel nokta eğitim sorunudur. Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum durumunda yaşatır; ya da bir ulusu tutsaklık ve düşkün­lüğe bırakır. Ulusal eğitim politikasının temel taşı, bilgisizliğin yok edilmesidir (1922).

Türkiye’nin geleceği; Mustafa Kemal’in asker – sivil çocuklarının yüksek yurtsever tarih bilincine emanettir ve her durumda mutlaka korunup – kollanacak ve sonsuza dek özgür ve başı dik – onurlu.. yaşatılacaktır..

Böyle biline; herkes özünü – sözünü – eylemini… bu kadim gerçeğe göre ayarlaya…

Sevgi ve saygı ile.
09 Ağustos  2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

K.P.S.S. : Kamuya Palavra Sıkma Sınavı

K.P.S.S. : Kamuya Palavra Sıkma Sınavı

portresi_kravatli

 

Rifat Serdaroğlu

 

 

-Başörtülü Bacıma saldırdılar! Yanında bebeği olan bacımı dövdüler, yerlerde sürüklediler. Belden üstü çıplak olan 50 kadar erkek, bacımın üzerine işediler. Elimizde görüntüleri var. Mübarek Cuma günü açıklayacağız.

Soru; a)Doğru mu? b)Yalan mı?

-AKP tarafından göreve getirilen ve 8 senedir Diyarbakır Dicle Üniversitesi Rektörü olan Başörtülü Bacımız Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, elleri ters kelepçelenerek gözaltına alındı!

Başörtülü yüzlerce Bacımız, Zaman Gazetesi önünde Polis tarafından coplandılar.

TOMA’lar Başörtülü Bacılarımızın üzerine ilaçlı su sıktı!
Başörtülü Bacılarımız, sudan çıkmış sıpaya döndüler!

Soru; a) Doğru mu? b) Yalan mı?

-Bu seçim zaferinde büyük payı olan Pensilvanya ’ya ve
muhterem Hocaefendiye şükranlarımı sunarım.
(Dönemin Başbakanı Erdoğan)

-Cemaat ateşte pişmiş bir hizmet hareketidir. Yıllardır beraberiz! (Erdoğan)
-Cemaatle AK Parti arasında fitne ateşi yakmayı başaramayacaklardır.
Biz biriz, bir! (Adalet Bakanı Bekir Bozdağ)
-Ankara’yı Cemaate parsel-parsel sattılar! Bülent Arınç (Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç)
-Muhterem Hocaefendiye iftira atanlar, bir gün oOnu çiçeklerle karşılayacaklar! (Bülent Arınç)
-Terbiyeni takın. Fethullah Gülen Hocaefendiye FETÖ diyemezsin, terbiyesiz!
(İ. Melih Gökçek)
-Cemaat bir terör örgütüdür. Bunlar Haşhaşindir, katildir, vatan hainidir. (Erdoğan)
-Cemaat, bizim stratejik ortağımız olan ABD’nin CIA’sının adamıdır. Yani haindir. (İ. Kalın)

a) Hangisi Doğru? b) Hangisi Yalan?

15 Temmuz 2016 Silahlı Kalkışmayı inceleyen Sayın Savcılarımız;

Sizler şimdi “Sırat Köprüsünden” yaşarken geçen faniler gibisiniz. Allah her kuluna bunu
nasip etmez. Ya işinizi düzgün yapıp, yaşarken cenneti hak edeceksiniz, ya da cübbenizi faşistlere kiralayıp, adınızı Zekeriya Öz gibilerin yanına yazdıracaksınız.

Bu katilleri ve onları yönlendirenleri araştırıp mahkemeye sevk ederken,

14 yıldr T.C. Devletini FETÖ’cuların emrine veren siyasetçileri-bürokratları unutmayın!

Dün, Cemaate her türlü desteği veren Gazetecileri ve Sivil Toplum Örgütlerini bu soruşturmanın içine almazsanız, işinizi hakkıyla yapmamış olursunuz…

Hem Türk Devletinin tepesinde 14 senedir oturacaksın, hem 30-35 senedir Cemaatle işbirliği içinde olacaksın, sonra da mağduru oynayıp bir gecede 50 binden çok insanı ve ailelerini
aç bırakacaksın.

Hangi vicdan, hangi kanun bu haksızlığı kabul eder Sayın Savcı?

Gel beni dinle, yalnızca hukukun ve adaletin emrinde ol.
Bugünlere gelmemizde kimin suçu varsa, makamına-mevkisine bakma, yakasına yapış ve
adını Türk Hukuk Tarihine altın harflerle yazdır…

Soru; a)Yapar mı? b)Yapamaz mı?

15 Temmuz’un EN NAMUSLUSU;
Hepimiz tek yürek, tek vücut olacağız. Dimdik duracağız! (Bilal Erdoğan)
-Aynı anda aşağıdan bir ses gelir; “Cüzdanlar da tek olacak mı Bilal!”

15 Temmuz’un EN KOMİĞİ;
Devlet, milletine değil kendisine olağanüstühal ilan etti. (Kayınço Bin Ali)

-Üst aklın alt sesi; “O zaman sen niye oturuyon orda garip Bin Ali?
Hadi in Ali…

Sağlık ve başarı dileklerimle
22 Temmuz 2016

ÖRTÜ BUNLARI ÖRTER Mİ BACIM??

ÖRTÜ BUNLARI ÖRTER Mİ BACIM??

portresi_gulen

 

Rifat Serdaroğlu

 

 

(AS: Bizim katkımız yazıın altındadır..)

Allah aşkına inan be bacı! Bu sıcakta seni Cem Yılmaz’ın Gora filmindeki çakma astronotlar benzeri alüminyum folyo’ya sarıp sarmalanmış gibi görünce beni afakanlar basıyor, pişik her tarafımı sarıyor yahu! Biliyorum ki, inancınızdan dolayı örtünüyorsunuz! Eyvallah… Tamam da, Müslüman insan İslam Dininin işine gelen kısmını alıp, işine gelmeyeni “bu emir bana ters” deyip almamazlık edebilir mi? Tabii ki edemez! Edenler dinden çıkmış olmaz mı bacı?

Müslüman bir kadın, “Çarşaf bana yakışmıyor beni bozar, ben sadece başımı rahibeler gibi örter, tüm vücut hatlarımı belli edecek daracık pantolon giyerim. Makyajımı yapar, Şark Çıbanı büyüklüğünde yüzükler takarım. Benim Müslümanlık inancım budur.” diyebilir mi? Bunu yapan dinden çıkmış olmaz mı?

Müslüman bir kadın; “Bir erkeğin, yabancı (na-mahrem) bir kadınla tokalaşması haramdır, caiz değildir.” hadisine rağmen na-mahrem erkeklerle hele hele Hıristiyan erkeklerle tokalaşırsa ne diyeceğiz? Bunu yapan dinden çıkmış olmaz mı bacı?

Müslüman bir kadın, “Hayırsever” sandığı bir kişiden yardım alsa, o kişinin sonradan dolandırıcı olduğu anlaşılırsa ve o kadın aldığı parayı iade etmezse ne yapacağız? Bunu yapan dinden çıkmış olmaz mı bacı?

Değerli Okurlar;
Şimdi bu “Bacı” kim diyeceksiniz! Nereden çıkardın bu bacıyı diye soracaksınız! Milli ve Yerli Arap Bacılarımızdan herhangi biri diyelim…

Först Leydimiz de inancı gereği (!) yeni moda tesettür giyimin öncülerindendir. O’nun derneğine, Rıza Sarraf adlı dolandırıcının milyonlarca dolar tutarında yardım ettiğinin belgeleri açıklandı. Üç gündür Emine Hanım’dan tık çıkmadı! “Ne yardımı? Asla böyle bir şey yok, iftira bunlar” demedi! Erdoğan’ın “Hayırsever” dediği ve yere-göğe koyamadığı Rıza Sarraf’ın dolandırıcı olduğu meydana çıktı ve ABD’de yargılanıyor!

Soru şu;
-Sayın Först Leydi, bu dolandırıcıdan aldığınız haram parayı iade ettiniz mi?
-Oğlunuz Bilal, bu kişiden kendi vakıflarına aldığı haram paraları iade etti mi?

Son soru;

  • Allah aşkına sizler gerçekten Müslüman mısınız?
    Yoksa İslam dinini bozmak için parayla tutulmuş İsrail ajanları ile mi anlaştınız?

Londra’nın en lüks randevuevinin sahibi bir kadın, yıllardır her Pazar gittiği kiliseye gitmiş ve yine günah çıkarmak istemiş!
Papaza sormuş; Kutsal Peder, ben yıllarca hem çalıştım hem de randevuevimi yönettim. Çok günah işledim, biliyorum. Ama kilisenize de çok yardım ettim. Alın size 50 bin poundluk bir çek daha.. demiş ve çeki papaza uzatıp sormuş. Benim günah durumum nedir? Ben cennete gidecek miyim?

Papaz 50 bin poundluk çeki hemen kapmış ve düşünmeye başlamış! Uzunca bir süre sonra demiş ki;
“Hayırsever kızım, senin yaptığın yardımlar işlediğin günahları sildi. Üstelik bunca yıldır öpüldüğün de (!) yanına kâr kaldı…”

*****

Eyy Türk Milleti;
Siz yıllarca Müslüman bunlar diye AKP’ye çuvalla oy verdiniz. Hatta “Çalıyorlar ama çalışıyorlar..” dediniz. Sizin işiniz yukarıdaki randevuevi patronundan çok daha zor! Türk Milletinin Bademlere oy vermeyen kısmı sizi affetse bile, Allah affeder mi bilemem. Hele o sizin her kalıba giren işadamlarınız yok mu, onlar kesin cehennemlik…

Sağlık ve başarı dileklerimle
21 Mayıs 2016

============================================
Dostlar,

Kıssadan hisse;

– Emineanım haram paraları iade etmeli
– Bilal oğlan da…
– RTE ise;

  • “Bir kez daha kandırıldım. Rıza Sarraf da beni kandırdı.. Herkes beni kandırıyor. Bu kaçıncı!
    Buna engel olamıyorum, halbuki onlarca danışmanım var bin küsur odalı devasa, ultra lüks
    ve de kaçak sarayımda. Koca ülkeyi nasıl idare edeceğim? Ya Binali de gemicikleriyle kandırırsa?? Külliyemde külliyen açmaza düştüm.. “
    diye düşünmeli ve bu düşüncelerini kamuoyuna açıklayarak görevinden affını istemelidir..
    Şakacıktan da olsa kamuoyuna bu içerikte bir demeç vermeli ve sonra
  • “Şaka yaptııım, sizi kandırdıııım..” falan demeli..Sinirlerimiz öyyyyyle bozuk ki; minicik espri kırıntılarına takla atacağız…

    Sevgi ve saygı ile.
    22 Mayıs 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

SEROK AHMET KAÇTI

SEROK AHMET KAÇTI

portresi_gulen


Rifat Serdaroglu

Kim ne derse desin, Erdoğan’ın yükü Serok Ahmet’e ağır geldi, biiir! Yurtdışı ilişkileri “ÇOK ÖZEL” olan Serok Ahmet,
kendisine yurtdışından yapılan telkini dinlemek zorunda kaldı, ikiii!

Ülkemizi “Stratejik Derinlik” diyerek soktuğu Ortadoğu bataklığında boğulmaktan korktu, üüüç!
Kaçıp kurtulmada has adamı Hakan Fidan’dan daha becerikli olduğunu gösterdi, dööört!

Serok Ahmet’in basın toplantısını dikkatle izledim! Dokunsanız ağlayacak gibiydi.
Sürekli olarak kendisinin ne kadar başarılı olduğunu anlattı.
Abisi Erdoğan’a bağlılığını ve bundan sonra da bağlı kalacağını söyledi.
Üç-beş kuru alkışla toplantı salonundan ve Türkiye’nin gündeminden kaçtı, gitti…

Serok Ahmet konuşmasını bitirir bitirmez abisi Erdoğan açıklama yaptı;
“Ben O’na ayrıl demedim, kendisi bana o öneriyle geldi” deyip, Başbakanı Cami avlusuna bırakıverdi…

Serok Ahmet, kendi işinden ayrılsaydı “gittiğin yeri güldür” der geçerdik!
Fakat Türk Milletine tek-tek hesap vermeden kimse kaçamaz. Serok da hesap verecek, hesabı temiz çıkarsa istediği yere gidebilir, amma hesabı alnının akıyla veremezse, gideceği tek adres var orası da Silivri

Eee Serok Ahmet;
PKK ve İŞID, Türkiye’yi bomba ve silah deposu yaparken siz icranın başında idiniz.
Ülkeye girmesine göz yumduğunuz bomba ve silahları almadan nereye gidiyorsunuz?
-Bu bomba ve silahlarla ölen, yaralanan gençlerimizin hesabını vermeden, onlardan
helallik almadan kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
-Cumhurbaşkanının, TBMM Başkanının “Anayasa İhlal Suçlarını” işlemelerine, Lâik Cumhuriyeti yok saymalarına söyleyecek tek sözünüz yok mu? Onlar gibi mi düşünüyorsunuz?
-Sizin namusunuza emanet edilmiş “Örtülü Ödeneğin” ne kadarının sizin tarafınızdan,
ne kadarının Erdoğan tarafından ve nerelere harcandığını Türk Milletine açıklamadan
nereye gidiyorsunuz?
Hırsızlık-Yolsuzluk yapan Bakanlarınızı Yüce Divan’a sevk etmediniz. Gözünüzün önünde özellikle “Özelleştirme Yüksek Kurulunda” ve yüksek rakamlı devlet ihalelerinde yapılanlara ses çıkarmayarak suça ortak oldunuz. Bunları anlatmadan kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
-Tankla-topla yıkılan mahalleleri-ilçeleri Toledo’ya dönüştürmeden nereye gidiyorsunuz?

Bakınız Serok Ahmet;
Vereceğiniz o kadar hesap var ki, hepsini yazmaya kalksak Zekeriya Öz’ün iddianameleri kadar kalın olur. Sizinle işimiz bitmedi yani, daha çok görüşeceğiz, çoook…
Siz hele bir iyice dinlenin, arayanız soranınız iyice azalsın, telefonlar sussun, kafanızı dinleyin.
Daha sonra sizi arayacağız.
Öptüm Serokçuğum…

Sağlık ve başarı dileklerimle
07 Mayıs 2016

BADEMLER Mİ MÜSLÜMAN??

 

BADEMLER Mİ MÜSLÜMAN??

Rifat Serdaroglu

Ortadoğu’yu yıllardan beri izleyen ve iyi bilen çağdaş düşünürlerin Türkiye ile ilgili ortak kanaatları şu noktada birleşir;

“Emperyalist Devletler Arap ve Müslüman ülkelerin işini çoktan bitirdiler.
Arap-Müslüman ülkelerin paraları, yatırımları çoğunlukla Amerika ve İngiltere’dedir!
Emperyalist ülkelerin askeri güçleri ise, Arap-Müslüman ülkelerinde!
Bunların kıpırdayacak hali kalmadı. ABD ne isterse onu yapmak zorundalar.

İslam ülkeleri içinde, yarım yamalak da olsa demokrasi ile yönetilen,
Lâiklik ilkesini ayakta tutmaya çalışan tek ülke Türkiye’dir.
Türkiye 21. Yüzyılda atılım yapabilecek, insan ve bilgi birikimine sahiptir.

Türkiye güçlenirse Batı’nın çıkarlarına zarar verebilir.

Yapılması gereken, Türkiye’yi diğer Arap-Müslüman ülkelerden farklı kılan değerleri
yok etmektir. Ortadan kaldırılması gereken değerler, Atatürk Cumhuriyeti‘nin
kuruluş değerleridir.
Örneğin Lâiklik, İslam’ı yıkmak için uydurulmuş Kemalist Din olarak tanıtılacak ve
cahil Müslümanlar, Cumhuriyet’e ve Atatürk’e düşman edileceklerdir.
Batı’nın, İkinci dünya savaşından bu yana, Türkiye için uyguladığı planlarının
en önemli maddesi budur…”

Bu düşünceye noktasına, virgülüne kadar katılırım.

  • Emperyalist Devletlerin 2002 yılı için geliştirdiği ve desteklediği AKP,
    bu büyük oyunun bir piyonudur.
  • Bademler bu ihanet için uygun bulunmuş, onlar da sahiplerinin emirlerini
    derhal yerine getirmeyi kabul etmişlerdir.
  • Daha milletvekili bile olamadan Erdoğan’ın, ABD Başkanı tarafından kabul edilmesi
    bu sebeptendir.
  • Bademler, “İndirilmiş İslam’ın” yerine, “Uydurulmuş İslam’ı” Müslümanlara yutturmak ve onları uyuşturmak için çok çalışmışlar ve Allah kelâmı olan “İndirilmiş İslam’a” da
    zarar vermişlerdir. 
  • Karşılığında büyük paralara ve siyasi güce kavuşmuşlardır.

Erdoğan Belediye Başkanı olmadan önce nişan yüzüğünü gösterip şöyle diyordu;

– “İşte tüm servetim bu yüzüktür. Duyarsanız ki, bir gün Erdoğan çok zengin olmuştur diye,
bilin ki Hırsız olmuşumdur!”

Bakın bir adet 18 ayar nişan yüzüğünden neler çıktı?
Onlarca adet gemi ve değerleri 100 Milyon Dolardan fazla eden taşıma filoları!
İstanbul’un en iyi yerlerinde 15 adet lüks restoran!
İstanbul’da 6 adet havuzlu-helikopter pistli süper lüks villalı, site!
Çatalca’da 50 bin metrekare büyülüğünde içinde 11 adet villa olan çiftlik!
Urla’da kaçak 4 adet, denize sıfır villa!
İstanbul’da 4 adet Şehrizar Konağı!
Bir defada 100 Milyon Dolar bağış alabilen vakıflar ve bunların yüzlerce mülkü!
24 saatte araçlarla boşaltılamayan, evde tutulan nakit döviz!
Kuzey Irak- Uzak Doğu- Malezya’daki yatırımlar…

Şimdilik bu kadarını yazalım ve “Müslüman Erdoğan” a soralım :

-Delikanlı, şimdi sen ne oldun? Hır lı mı, yoksa Hır sız mı?
-Servetini helal yolla kazanmayan kişiye Müslüman denir mi?

Erdoğan, Başbakan olmadan evvel ne diyordu?

Minareler Süngü / Kubbeler Miğfer,
Camiler Kışlamız / Müminler Asker…

Erdoğan iktidarının 14. yılında ne oldu o minarelere-kubbelere-camilere-müminlere?
Minareler, Amerikan askerlerinin süngüsü oldu!
Kubbeler, miğferli ABD askerlerinin tecavüzüne uğrayanların çığlıkları ile doldu!
Camiler, El-Kaide, El-Nusra ve IŞİD’in kışlası oldu!
Müminler ve Kur’an-ı Kerim, İncirlikte Amerikan askerlerinin nişangâhı oldu!

Müslüman Erdoğan’a soralım;

-Irak’ta on binlerce kadına kıza tecavüz eden Amerikan Askerleri için,
“Sağ salim ülkenize dönmeniz için dua ediyorum” diyen biri Müslüman olabilir mi?

Değerli Okurlar;
Gerçek İslam’a Bademler kadar zarar veren başka bir grup yoktur.
Kendi devletini soyan, soyduran, kendi insanına acımayan kişilere Müslüman demek,
en büyük günahtır…
Sözün özü;

  • T.C. Devletinin ve Türk Millerinin bir tane problemi vardır; RTE!
    Demokratik yolla gönderilmesi, ülkenin kurtuluşu demektir…

Sağlık ve başarı dileklerimle
24 Şubat 2016

========================================

Dostlar,

Yiğit ve namuslu yurttaş, eski Sağlık Bakanlarımızdan Sayın Rifat Serdaroğlu’dan müthiş bir yazı daha…

Tarihe not düşecek nitelik ve içerikte..
Dileriz yaygın olarak okunsun ve necip milletimiz acı gerçekleri gösün..
AKP – RTE’ye “iyi niyetle” bağlanan AKP’liler “artık” yakıcı gerçeği algılasın..
Çıkar bağı olanlar artık “insaf etsin”…
Ve suç ortaklığına son vererek Türkiye’nin son yılların en büyük belası olan bu kuşatmadan kurtulmasına destek vererek bir parça olsun günahlarını hafifletsinler..
Özellikle yandaş – havuz medyası.. Bu sefalet artık sürüdülemeyecek ölçüde iğrençleşti.

RTE_Wall_Street_Journal'de_ABD_askerine_duaci

Sevgi ve saygı ile.
25 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com