TÜRKİYE’nin BEKA SORUNU AKP’dir!

TÜRKİYE’nin BEKA SORUNU AKP’dir!

Rifat Serdaroğlu

Bazı siyasetçiler milletiyle inatlaşır, onu yok sayar ve onun iradesine hakaret eder! Bunların demokrasi ile uzaktan yakından ilgileri yoktur.
Çoğu kara cahildir. Ne bilime, ne uzmanlığa, ne dinlemeye, ne de öğrenmeye saygıları vardır. Bunlar biat (şartsız-tartışmasız itaat) kültürüne inanır.
Çünkü kendileri de öyle yetişmiştir.
Demokrasi ile biat asla bir arada olamaz. İşin doğasına aykırıdır.
Tıpkı ateşle barutun yan yana olamayacağı gibi!
Kesin kanaatim şudur ki; bu tip siyasetçiler asla DEMOKRAT OLAMAZLAR.

Bir millet eğer demokratik rejim içinde yaşamak, özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmak istiyorsa, bu tarz siyasetçilerden yine demokratik yoldan kurtulmak zorundadır.

AKP, Türk Milletine yalan söylemektedir.
AKP, emrindeki devlet gücü ve medya gücüyle doğruları çarpıtmaktadır.
AKP, devlet kadrolarını, AKP’ye emir eri olmayı kabul edenlerle doldurmaktadır.

Türk Milletinin doğruları ile AKP’nin doğruları birbirine yüz seksen derece zıttır.
Örneğin;
Türk Milletine göre, bir devlet bankasının genel müdürünün evindeki ayakkabı kutularının içinde milyonlarca dolar-avro çıkması, tek kelime ile hırsızlıktır.
AKP’ye göre, kendi adamı olan o genel müdür hırsız değildir. Ayakkabı kutusundaki dövizler, filanca yerdeki İmam Hatip Okulu yaptırmak için toplanan yardım parasıdır!

Türk Milletine göre, devletin iş verdiği müteahhitlerden toplanan avanta milyon dolarlarla satın alınan medya grubu, haram bir fesat yuvasıdır.
AKP’ye göre ise bu haram medyası, İslam Devletine giden yolda ele geçirilen bir kaledir ve mubahtır!

Türk Milletine göre, “Sandıkla gelen, sandıkla gitmelidir.”
AKP’ye göre; “Sandık, onlar kazandığı sürece geçerlidir.” Kaybederlerse mutlaka organize hile vardır!

Türk Milleti ne Cumhuriyet döneminde, ne Osmanlı zamanında, ne de daha eski dönemlerde böylesine çirkin, böylesine kindar, böylesine kendi vatanına düşman bir yönetim görmedi!

AKP’nin son densizliğini sizlerle paylaşalım;
İstanbul’da, AKP Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kaybetti ya!
Bir taraftan YSK üyelerine ağır baskı uygularken, öte yandan hiçbir insanın kabullenemeyeceği yöntemlere başvurup, devleti tüm dünyaya rezil ediyorlar!

AKP, daha önce kendi adamlarında olan belediyelerin borçlarını, seçimi kazanan belediyelerin paylarından kesmeye başladı bile. Amaç, belediyeleri çalışanların maaşlarını ödeyemez hale getirmek!

Ayrıca, Belediye Encümenlerin yapısını kararname ile değiştirip, seçilen Başkanların elini kolunu bağlamak kararındalar!

Bu anlayışın benzerini biz daha önce görmüştük;
AKP’nin devlet katında konuk ettiği biri vardı! Fesli Deli Kadir!
Kurtuluş Savaşını keşke Yunan kazansaydı” diyen zavallı!
Bu anlayışıyla, “belediyeler benden olmazsa batsın” anlayışı aynı kafanın ürünüdür.

AKP’nin unuttuğu bir gerçek vardır;
Birileri Türk Milletine kötülük yapmaya kalkarsa, gün gelir Türk Milletinden öyle bir şamar yerler ki, geldikleri yeri bile unuturlar.
Geliyor beş kardeş, dikkat edin. Hem de öyle başparmağı kırık olanından değil…

Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Mayıs 2019

31 MART SEÇİM TAHMİNİ

Rifat Serdaroğlu

31 MART SEÇİM TAHMİNİ

Demokratik ülkelerde seçim tahmini yapmak bize göre çok daha kolaydır. Çünkü;
-Demokrasi ve Demokratik Kurumlar yerleşmiş, işler durumdadır.
-Kuvvetler Ayrılığı İlkesi mevcuttur, çalışmaktadır.
-Hukuk, bağımsız ve tarafsızdır. Kimse hukuka emir veremez.
-Parti Başkanları, siyaseti zenginleşme aracı değil, halka hizmet olarak görür.
-Toplum örgütlüdür. Sivil Toplum Kuruluşları, kendi konularında çok etkindir.
-Basın hürdür. İktidarlar basın kuruluşlarına baskı yapamaz.
-Kamuoyu, yolsuzluklara ve kamu kaynaklarının usulsüz kullanılmasına karşı çok hassastır.
-Halk, iktidardan korkmaz ve düşüncesini açıkça söyler.
-Oy kaydırmaya müsait SEÇSİS sistemi, kullanılmaz.
-Oy sayımı, dökümü, listelenmesi şeffaf olarak yapılır. Hile olmaz…

Böyle demokratik ülkelerde gerek anket firmalarının gerekse kişilerin tahmin yapması ve doğruya yakın sonuçlar elde etmesi mümkündür.

Türkiye’de şu an, yukarıdaki on maddede sıraladığımız ilkelerden hangisi var? Duyamadım! Hiçbiri mi? Doğru tahmin ettiniz.
Demokrasinin olmazsa olmazı olan şartların hiçbiri bizde mevcut değil.

Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, seçimleri doğru ve şeffaf gerçekleştirmekle görevli resmi kurumlar, koltukları uğruna hem meslektaşlarını hem de mesleki onurlarını satmazlar.

Resmi Seçim Kurumları, oylar kullanılırken kanuna aykırı düzenleme yapıp, oy çalınmasına izin vermezler.

Devletin Resmi Kurumlarının başındakiler, iktidar partisinin değil, devletin memuru gibi hareket edip, taraf tutmazlar. Kişiliklerini bir koltuk için satmazlar.

Hiçbir ibadethaneyi, seçim ofisi gibi kullanmazlar. Buna öncelikle din adamları karşı çıkar.

Üstelik, devletin parasının, uçaklarının, adamlarının utanmadan ahlaksızca kullanılmasına izin vermezler.

Türkiye’ye 2002’den beri “Çalıyorlar ama çalışıyorlar”, “Her gelen çalıyor, bunlar ise besmele ile çalıyor” gibi hiçbir ahlaklı toplumda göremeyeceğiniz, ahlak dışı bir anlayışı aşıladılar.

“Bir Türk Dünyaya bedeldir” sözü belki savaşta, güreşte, kurnazlıkta geçerli olabilir ama Türk Milleti kadar, otoriteye şartsız itaat eden ve teslim olan bir toplum yoktur. Konuşmayı, itiraz etmeyi, yapamazsın demeyi, haklarını korumayı bilmez, korkar!

Örneğin;
Hiçbir demokratik ülkede şunu duyamazsınız. Yanlışlıkla duyarsanız, bilin ki o adam akıl hastanesinden kaçmıştır.

  • “İktidardan hiç memnun değilim. Donumuza kadar aldı. Bir adet kabak
    2,25 TL. Bir kilo biber 20 TL. Borç içindeyim. Hiçbir ümidim kalmadı.
    Ama yine de oyumu iktidara vereceğim! Çünkü adam kabadayı kardeşim. Görmüyon mu? Dünyaya kafa tutuyo!”

Şimdi alın o hür dünyadaki anket firmasını da Türkiye’de bir çalışma yaptırın!
Tüm bu olumsuz şartlara ve ne kadar oy çalınacağını bilmememize rağmen,
M. Günal Ölçer dostumun yaptığı bir çalışmadan yararlanarak size bazı rakamlar verebilirim;

AKP 2014 Yerel Seçim sonucuna göre, 30 Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki
30 milyon 650 bin kişiyi belediyeler yoluyla kontrol ediyordu.
31 Mart 2019 da bu sayı 17 milyon kişi civarına düşecek.

  • Yani AKP, kesin olarak oy kaybedecek

MHP 2014 Yerel Seçim sonucu, 3 milyon 840 bin kişinin yaşadığı şehirleri kontrol ediyordu. (30 BŞB)
2019’da bu sayı 1 milyon kişiye düşecek.

  • Yani, MHP de kesin olarak oy kaybedecek…

Cumhur İttifakının bu oy kaybı ne CHP’nin ne de İYİ Partinin eseridir.
Kimse kendine pay çıkarmaya kalkmasın!
Cumhur İttifakının oy kaybetmesinin başlıca sebepleri;
Türk Milletini küçümsemeleri, Türk Milletine sürekli yalan söylemeleri, devletimizin kurucularına hakaret etmeleri, boğazlarına kadar yolsuzluğa batmaları, ekonomiyi duvara dayamaları, insanlarımızı geçinemez hale getirmeleri, Türk Devletinin itibarını yerle bir etmeleridir.
AKP ve MHP un çuvalı gibidirler. Vurdukça bunlardan toz çıkar. Eğer muhalefet bu güne kadar görevini yapsaydı, Türkiye bu ikiliden çoktan kurtulurdu, çoktan.

Neyse, sıkıntı yok. Çoban Ateşi Hareketi gelir, bu ikiliyi layık oldukları yere sürer…

Sağlık ve başarı dileklerimle 28 Mart 2019

SON UYARI

SON UYARI

Rifat SERDAROĞLU
11.01.2019

31 Mart Yerel Seçimlerinde Cumhur İttifakı tarafından 
HİLE yapılacak diye 25 Aralık 2018’de uyarmıştım.
CHP ve İYİ Parti bu uyarıyı hiç dikkate almadılar. Sanki görevleri değilmiş gibi!

CHP’nin Genel Başkanı, Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, CHP’nin Yüksek Seçim Kurulundaki temsilcisi olan kişi, bu ihmalin baş sorumlularıdır.
Bu üç kişi ya seçim işlerinden hiç ama hiç anlamıyor ya da üzülerek söylüyorum, ihanete varacak büyük bir yanlışın içindeler.
Başka türlü bir nitelemede bulunmak mümkün değil.
CHP üyesi, Veri Madenciliği konusunda dünya çapında uzmanlar, bu üç kişiyi defalarca uyardılar. Oy hırsızlığını önleyecek sunumlarını yaptılar.
Parti Meclisinde anlattılar. Gönüllü yapılmak istenen bu hizmet için bile ilgisiz kaldılar, sanki CHP adına değil de Saray adına çalışıyorlar hissini uyandırdılar!

Muhtarlıklarda askıya çıkartılan Sandık Bölgesi Askı Listeleri ile Sandıkta oy kullanılırken imzaladığımız Sandık Seçmen Listeleri arasında büyük fark olacağını, AKP’nin bazı hassas yörelere, seçmen yüklemesi yapacağını, bu listelerin mutlaka tek-tek bilgisayar ortamında kontrol edilmesi gerektiğini ısrarla istemiştik.
Ayrıca listelerin kontrolü için verilen 33 saatlik sürenin çok az olduğunu, CHP’nin YSK Temsilcisinin, süre uzatım talebinde bulunmasının şart olduğunu belirtmiştik.
İstanbul-Ankara-İzmir’de bu güne kadar Belediye Başkan adayları belirlenmedi!
Aday belli olmayınca seçmen listelerini kim kontrol edecek? Belediye Başkan Adayı ile, aday yapılmayan İlçe örgütünün çalışması bir olabilir mi?
Ne bekliyorsunuz ki?
Listeler kesinleştikten sonra mı aday belirleyeceksiniz?
Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Akşener; Sizler partilerinizin mi yoksa Cumhur ittifakının mı Genel Başkanlarısınız, diye sorduk;
Duvardan ses geldi, bunlardan tık yok.

İYİ Parti, henüz parti olamadığı için, onların “Seçim güvenliği” gibi bir meseleleri yok! Onlar, kimin sırtına biner ve kendimizi nasıl seçtiririz telaşındalar.

HDP Eşbaşkanı Bektaş TBMM Genel Kurulunda feryat ediyor. Diyor ki;
“Bakın Şırnak’ta şu adresteki evde 625 seçmen yazılı. Bu hırsızlıktır. Engel olun! Aynı hırsızlık Siirt ilinde de var. Binlerce seçmen ilave edilmiş…”
AKP’liler “Amma kalabalık aile imiş” diye dalga geçiyorlar, utanmadan.

CHP İstanbul İl Başkanı, “Adalar İlçesinde 500 fazla seçmen yazılmış” diyor.
Hanımefendi; Adalar İlçesindeki fazla seçmeni mevcut Belediye Başkanınız belirledi. Siz mi buldunuz? Adalar İlçesindeki seçmen sayısı İstanbul seçmeninin binde biridir. Adalarda 11 bin, İstanbul’da 11 milyon seçmen var.
İstanbul genelini incelerseniz en az 250 bin civarında ekleme yapıldığını göreceksiniz. Niçin incelemiyorsunuz? Neden Genel Merkezinizi uyarmıyorsunuz? Hani diğer ilçelerdeki kontrol sonuçları? Siz İl Başkanlığını oyuncak mı zannediyorsunuz?

Kamuoyu araştırmalarına göre İstanbul’da 15 ilçede seçim 5-6 bin oyla kazanılacak veya kaybedilecek. Siz AKP’nin bu ilçelere seçmen eklemesi yaptığını görmüyor musunuz?

Aynı oyun İzmir’de oynanacak. İzmir Karşıyaka’da 250 bin civarında seçmen var. AKP’nin kazanması mümkün değil! Çünkü CHP %65-70 oy alıyor.
AKP kaybedeceği kesin olan Karşıyaka’dan 10-15 bin oyu Bakırçay Havzasındaki ilçelere aktarırsa, o ilçelerin hepsini kaybedeceksiniz!

İçinizden biri çıkıp şunları söylemedikçe;
Meraklanmayın Eyy Türk Milleti. Tüm kontroller tarafımızdan yapıldı.
Bu seçimde hile yapılmayacaktır. Kefili biziz
” sizleri Türk Milletinin iradesine sahip çıkamayan kişiler olarak damgalayacağız.
İnanın sizleri sokağa çıkamaz hale getiririz…

Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’nin YSK üyeliğine atadığınız kişinin mal varlığını inceletmeniz, mümkün mü?

Sayın Genel Başkanlar, derhal şunlar yaptırmalısınız          :

-YSK; Listelerin kontrol sürelerini mutlaka uzatmalı!
-YSK; Oy kullanan seçmenlerin aynı parmaklarının çıkmaz boya ile boyanması kararı almalı!
-Oy sayımları, SEÇSİS denen şaibeli sistemle değil, elle sayılarak yapılmalı!

Bunlar olmadığı takdirde, tüm muhalefet partilerinin seçime katılmama kararı almanız şarttır.
Aksi olursa, sonucu belli bir seçimle Türk Milletinin demokrasiye olan inancını tamamen bitirirsiniz ve sorumlusu sizler olursunuz…

Not: Yarın 13.00’te Antalya Konyaaltı Nazım Hikmet Kongre Salonundayız.
Bekleriz. Pazartesi görüşmek üzere.

Sağlık ve başarı dileklerimle.
========================================

Sayın Serdaroğlu,

Yüreğinize sağlık..
Uyarı ve feryadınıza katılıyoruz..

Öte yandan, YSK’ya CHP tarafından atanan üyeden söz ediyorsunuz..

Anayasa md. 79/4 aşağıdaki gibi :

“Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir.”
******
Ben anlayamadım YSK’da CHP üyesini???
Nasıl bir düzenleme ve statü bu??

Sevgi ve saygı ile. 11 Ocak 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com


 

 

SAKİN OL REİS, SAKİN!

SAKİN OL REİS, SAKİN!

Reis, öyle bir bağırıyorsun ki, boyun damarların çatlayacak gibi şişiyor!
Sağlık eski Bakanı olarak, ameliyat yerin patlayacak diye ödüm kopuyor, yahu!

İnsan hiç kendi milletini, yani velinimetini azarlar mı?
Aynı zamanda AKP Genel Başkanısın, anladık! Ama Başkansın da!
Üstelik “Tarafsız olacağım” diye namusun ve şerefin üzerine yemin ettin!

Herkes senin gibi düşünmek ve senin gibi davranmak zorunda değil ki!
Bir TV kanalının sunucusu gençle uğraşman Reisliğin şanına yakışır mı?
Anadolu’da, kendi dengi ile değil de küçüklerle uğraşanlara ne derler
bilmez misin?

İnsanların adı ile soyadı ile alay etmek delikanlı adama yakışır mı?
Diyorsun ki;
“Birileri çıkmış portakal mıdır, mandalina mıdır, narenciye midir halkı sokağa çağırıyor. Haddini bil haddini. Bilmezsen haddini, bu millet patlatır enseni.”

Hangi millet Reis? Milletin adı ne? İbrahim Milleti mi yoksa İslam Milleti mi?
Neden ısrarla “TÜRK MİLLETİ” demiyorsun?

Bak Reis,
Yakında biri çıkacak ve sana öyle şeyler söyleyecek ki, ağzını açamayacaksın.
Sen Padişah değilsin, Şah değilsin, Sultan değilsin! Sen kimseye bağıramazsın. Sen Türk Milletinin her ferdine saygılı olmak ve terbiyeli davranmakla yükümlüsün. Seçimle gelen ve süren bittiğinde emaneti teslim edip köşesine çekilecek bir fanisin.
Ne söyleyeceksen, bağırmadan, insanları azarlamadan efendice söyleyeceksin.
Sen bağırınca, insanlar korkuyor zannediyorsan, yanılıyorsun.

Senin görevlerin Anayasamızda yazıyor. Hepsi o kadar. Ne bir gram fazla ne bir gram eksik.
Anayasamızın neresinde, “Cumhurbaşkanı kendisi gibi düşünmeyenleri azarlar ve enselerini patlattırır” diye yazıyor?
Yarın bir meczup çıksa ve Fatih Portakal denen genci öldürse bunun sorumlusu kim olacak?

17/25 olaylarında Bakan veletlerinin yatak odalarında milyonlarca avro çıktı, Türk Milleti sana bağırdı mı?
Reza Zarrab denen dolandırıcıyı, damadının televizyonuna çıkartıp “vatansever” ilan ettin, biz sana bağırdık mı?
Haram Havuzu ile medya grubu satın aldırttın, Türk Milleti sana bağırdı mı?
Devlet Bankasından kredi verdirtip, Torbeş kafalıya medya grubu aldırdın,
Türk Milleti sana bağırdı mı?
“Aha sadece bu yüzüğüm var, duyarsanız ki ben çok zengin olmuşum, bilin ki ben haram yemişim” dedin ama Avrupa basını seni dünyanın en zengin sekiz siyasetçisinden biri ilan etti. Buna Türk Milleti laf söyledi mi?

Suriyeli kaçaklara Türk Milletinin 33 Milyar Dolar parasını dağıttın. Belge yok, bilen yok. Türk Milleti sana bağırdı mı?

Bak Reis;
Eğer sen Türk Milleti susuyor ve bu olayları destekliyor diye düşünüyorsan, çok büyük yanlıştasın!
Türk Milleti, senin daha ne kadar ileri gidebileceğini görmek istiyor.
Zaten Milli Andımızı yasaklatman, Ne Mutlu Türküm Diyene yazılarını kaldırtman, Türk Milletinin sabrını taşırma seviyesine getirdi!
Bu yüzden sakin ol, sakin konuş, sakin kal.
Daha bu işin hesap verme dönemi var. Hepimiz hem bu dünyada hem de ahirette hesap vereceğiz.
Üstelik o hesaplar hiç şaşmaz. Çünkü orada “Seçsis” ve YSK yok ki rakamlar şaşı yapılsın!

Sayın Reis;
Böyle bağırıp çığırmak, herkese hakaret edip efelenmenin en tehlikeli sonucu nedir bilir misin?
Yarın bir delikanlı çıkar, sana meydan okur, utanırsın…
Tıpkı “İnternet” ile “Elektriğin” hikayesi gibi!
İnternet demiş ki; “Ben olmasam hiçbir şey olmaz.”
Elektrik yanıtlamış; “Hadi len!”

Sağlık ve başarı dileklerimle 18 Aralık 2018
Rifat Serdaroğlu

BOP YIKIM EKİBİ

BOP YIKIM EKİBİ

Rifat Serdaroğlu

Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanıyım. Bize verilmiş görevlerimiz var!
AKP Genel Başkanı Erdoğan yukarıdaki sözleri tam 34 (otuz dört) kez söyledi…

Yargıtay’ın bozma kararından sonra, Ergenekon Davasına bakan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin Cumhuriyet Savcısı;

  • “Uzun yıllar kamuoyunu meşgul eden bu davada, sahte deliller kullanılmış, suç işlemediği kesin şekilde bilinen kişilere iftira edilmiştir. Bu dava öncesi yaşanan bazı terör ve suikast olaylarını Cemaatin hazırladığı ve amacın devleti tamamen ele geçirmek olduğu kesinleşmiştir.”

    Dönemin Başbakanı Erdoğan; “Ben bu davanın Savcısıyım”, demişti!

AKP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı (Bilecik eski Valisi) Tahir Büyükakın, düzenlediği ilk basın toplantısında şunları söyledi:

  • “Hak ve batıl mücadelesi veriyoruz. Şu anda bu kalenin temsilcisi Cumhurbaşkanımızdır. Bu kale yıkılırsa, ümmet yıkılır.”

Hak: Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de bildirdiği, her hal ve şart altında doğru olan şey.
Batıl; Şeytana boyun etmek ve onun istediklerini yapmak!
Ümmet; Hz. Muhammed’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan, çeşitli milletlerden oluşan topluluk.

Adana’nın Aladağ İlçesindeki öğrenci yurdunda çıkan yangını sonucu 12 çocuğumuz yanarak ölmüş, 22 çocuğumuz da yaralanmıştı. Davada tutuklu bir kişi kalmadı. TBMM’deki eleştiriler üzerine söz olan AKP Bursa Milletvekili Osman Mesten;

  • “Kan, acı üzerinden siyaset yapmayın. Türkiye’de 18 milyon öğrencimiz var. 900 bin Suriyeli öğrenciyi de katarsak neredeyse 19 milyona yaklaşıyoruz. Bu kadar çocuğun olduğu yerde böyle şeyler olur. Provokasyon yapmayın.” dedi.

Bu beyanların tamamı ve daha niceleri bilerek, planlanarak söylenen sözlerdir. Bu sözler, AKP’nin Atatürk Cumhuriyetine, Türklüğe, Demokratik Rejime, Lâikliğe ve Hukuk Devletine karşı olduklarının kanıtıdır.

Yıllar önce FETÖ ile ilgili iki kitap yazıp, herkesi uyarmaya çalıştık. Devletin, uyarılarımızı dinlemesi gereken kurumlarının başındakiler, bunları görmedi, duymadı! Çünkü ya onlar da FETÖ alçaklarının tarafına geçmişler ya da AKP’den korkularına yenilerek görevlerini yapmamışlardı.

Yıllar sonra (AS: 11 yıl sonra!) Cumhuriyetin bir Savcısı, AKP-FETÖ-CIA tarafından hazırlanan kumpası açıklamak yürekliliğini gösterdi.

Çekilen acılar, yitirilen canlar, kaybolan hayatlar Türk Milletine olan değişmez sevgimize kurban olsun. Türk Milletine hizmet etmek çok zordur. Siz Türk Milleti uğruna canınızı bile feda etmekten çekinmezsiniz ama kimse sizin fedakarlığınızı bilmez, bilmek de istemez! Bir canın bir dünya olduğunu bilmeyen bazı oğlaklar, “Ne olmuş ölmüşse, görevi değil mi?” derler ve sizi bir daha öldürürler…

Fakat bu coğrafyada yaşamanın olmazsa olmazı “Güçlü Türk Ordusunun” komuta heyetinin yok edilip, Ordunun üst kademelerine karakter fukarası zavallıların gelmesiyle, Türk Milletinin başına çok büyük yeni belalar açılmakta olduğunu görmezler. Zoru görünce de “Çıkın bir şeyler söyleyin, sadece yazmakla olur mu?” diye bir de akıl vermeye başlarlar.

Değerli Okurlar;
Bir daha ve altını da üstünü de çizerek söylüyoruz :

Ülkemizde demokratik rejim değiştiriliyor.
TBMM yok hükmünde,
Bakanlar sekreter olmuş,
Yargı vatanseverleri hapse tıkmak için AKP’nin maymuncuğu durumunda!
Polisin ve Askerin zimmetinde olan binlerce ağır silah kayıp!
BOP devam ediyor. Eşbaşkan da görevde.

Barzani, Irak’ın kuzeyinde sessizce “devlet kurma” faaliyetini tamamladı.
ABD öncülüğünde ve Türk Devletini yönetenlerin ihanete varan stratejik körlüğü sayesinde Suriye’nin kuzeyinde de “devlet” kurulmuş durumda!
İsrail’in istediği Büyük Kürdistan Devletinin iki parçası şimdiden yaratılmış oldu. Geriye Türkiye ve İran’dan koparılacak iki parça kaldı.
Eğer engel olunmazsa yakında, kurulması düşünülen Kürt Devletinin üçüncü parçası olacak kısmının bizden koparılması demek olacak “Federe İslam Devletine” dönüştürülecektir.

Aziz Türk Milleti,

Eğer Atatürk gibi bir kurtarıcı bekliyorsak, daha çok bekleriz! Yok öyle biri!
Sen varsın, ben varım, biz varız, Türk Milleti var. Bir araya geleceğiz ve kendi yaramızı kendimiz saracağız. Çare biziz, çare Türk Milletidir.

Türk Milletinin göz göre göre bölünmesine engel olamayan muhalefet partilerinin, hala ülke gerçeklerini görmedikleri ve bir işe yaramadıkları ortada.

Bizler “Çoban Ateşlerini” ülkenin her yerinde yakan Atatürk Milliyetçileri ve Türk Milleti sevdalılları çalışmalarımız hakkında sizleri sürekli bilgilendireceğiz.

Şimdilik vatandaşlar olarak yapmamız gereken şey şudur:

31 Mart 2019 tarihindeki yerel seçimlerde,
AKP’li hiçbir adaya oy vermemek ve verdirtmemek!

İllerde ve ilçelerde dürüstlüğüne, çalışkanlığına, bilgisine güveneceğiniz adaylara oy vermeliyiz.
Bu konuda zaman yaklaştıkça sizlere düşüncelerimizi aktaracağız.

Biz Türk Milletiyiz. Bir ve beraber olduğumuzda emperyalist devletleri yenmiş bir milletin çocuklarıyız. Yine yaparız, yine başarırız…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 03 Aralık 2018.