ÇOCUĞUNUZUN YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYORSUNUZ?

ÇOCUĞUNUZUN YÜZÜNE
NASIL BAKABİLİYORSUNUZ?

Rifat Serdaroğlu

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

İnsan nedir? İnsan ne için yaşar? İnsanı hayvanlardan ayıran en önemli özellikler nelerdir? Nasıl oluyor da bazı insanlar, hayvanların bile yapmadıkları kötülükleri diğer insanlara yapabiliyor ve daha sonra kendilerini haklı çıkaracak yalanlar uydurup, toplum içinde dolaşabiliyor? Böylesine aşağılık insanlar, eşlerinin çocuklarının akrabalarının arkadaşlarının yüzüne nasıl bakabiliyor?

İnsan hem beden hem ruh yönüyle yaratılmış mükemmel bir varlıktır.
İnsan başka canlılarda olmayan akıllı, düşünen, öğrenen, bilen, irade sahibi, özgür, kendine ve topluma karşı sorumlu bir varlıktır. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli nitelik aklını kullanarak bilgi üretmesi ve düşünme faaliyetinde bulunmasıdır.

Duygu da insanlara bahşedilmiş bir kıymettir. Merhamet, şefkat, cömertlik, vicdan, adalet, sabır, yardımlaşma ve sevgi bu kıymetlerden bazılarıdır.

Geçen gün Murat Atbakan adlı arkadaştan aldığım bir mail beni çok ama çok yaraladı!
O mailde, hayvanların birbirlerine yapmadıkları bazı kötülükleri, insanların birbirlerine yaptıkları örnekleriyle anlatılıyordu…

Rahmetli dedem ve rahmetli babam diğer işlerinin yanında koyunculuk da yaparlardı. 2 binden fazla koyunluk bir sürüyü kâh Kaynarca merasında kâh Dağıstan ovasında yönetirlerdi.
Ayrıca çiftliğimizde büyük baş hayvancılık ve süt inekçiliği de yapardık. Bugün amcalarımdan bazıları ve onların çocukları hala aynı işi yaparlar! Ben de çalışanların ihtiyaçlarını götürmek bahanesiyle, ehliyet alır almaz hemen her hafta sürülerin yanına giderdim.

Bu yaşıma kadar hiçbir koçun bir kuzuya, hiçbir boğanın bir düveye tecavüze kalkıştığını görmedim. Bir horozun bir civcive cinsel amaçlı saldırıda bulunduğunu göreniniz var mı?
Göremezsiniz! Ama hayvanlara tecavüz için saldıran insan müsveddelerinin rezilliklerini gazetelerde okursunuz. Tüm bunlar sanki kıyamet alametleri gibi! Çünkü hayvanın hayvana etmediğini, insan sıfatını taşıyan bazı alçakların diğer insanlara ve hayvanlara ettiğini çok sık görmeye başladık.

Özellikle 16 yıllık AKP iktidarı sonunda kız-erkek küçük çocuklara cinsel saldırılarda bulunulduğunu gözlemliyoruz! Araştırmalara göre bu suçlarda artış oranı %700’ü geçti.
Nedir bu aşağılıklığın, vahşetin, kötülüğün sebebi? Bizim insanlarımızdan bazıları nasıl oluyor da hayvanlardan daha aşağı, daha kötü olabiliyor?

Tarihimize baktığımızda; Osmanlı Saraylarında “İçoğlanlık” diye bir kurum vardı.
Hatta Sakız adasında sırf bu iş için çocuklarını “İçoğlanı” olarak yetiştiren aileler vardı.
Bu ada tam 400 yıl, saraya bu hizmeti verdi! (Bkz: Defter-i Hizan)
Ayrıca geçmişte özellikle Güneydoğu bölgemizde ağaların da böyle sapıklıkları olduğu bilinen bir gerçektir.

Cumhuriyet dönemi ile başlayan “Tevhidi Tedrisat” ve “Çağdaş Eğitim” seferberliğinin çıkış noktası, çocuklarımızı eğiterek bu tarz pisliklerin önüne geçmekti.

Siyasal İslamcıların, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığının temelinde bu olay vardır.
28 Şubat’ta ülkedeki tüm kaçak kurslar yasaklanmış ve bu kurslar Millî Eğitim Bakanlığı ve Diyanetin denetime verilmişti. Dün, Erbakan’ın 28 Şubat kararlarını imzalarken zorlanması ve bugün AKP İktidarı döneminde açılan ve hala devam eden “28 Şubat Davasının da” temeli budur.

Değerli Okurlar;
Bugün 16 yıllık AKP iktidarının sonunda, sayıları 10 bini geçen ve 100 binlerce çocuğumuzun devam ettiği kaçak kurslar vardır. Ayrıca tarikat ve cemaatlerin binlerce yurt ve kursları çalışmaktadır. Bu kurslar her türlü devlet denetimine kapalıdır. Gücünü AKP iktidarından alan bu iblisler, çocuklarımızı birer Cumhuriyet düşmanı ve IŞİD militanı gibi yetiştirmekte ve onlara her türlü tacizi yapmaktadırlar. Ne Kaymakamlar ne de İçişleri Bakanlığına bağlanan Jandarma güçleri bu pisliklere müdahale edememektedirler. Çünkü bu yerler, seçim zamanı birer AKP ilçesi gibi çalışmaktadır.

Bu tip pisliklere ağır cezalar verilmesi, kimyasal yolla hadım edilmeleri çözüm değildir. Bu davranış, bataklık dururken sinekleri öldürmeye benzer. Bataklık, cehalet ve din yoluyla insanların aldatılmasıdır. Dün de söylemiştim. AKP’nin yaptığı ekonomik yıkımı onarmak çok zamanımızı alacak. Fakat, toplumda ve çocuklarımızın ruhlarında ve beyinlerinde yaratılan çirkinlikleri onarmak çok zor olacak. Türk Milleti olarak böyle iğrençlikleri, pislikleri hiç hak etmiyoruz. Türk’ün töresinde böyle pis bir olay bulamazsınız…

Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Şubat 2018
================================================
Dostlar,

Ne söyleyelim?

“Eyyyyyyyyyy AKP ve AKP’liler; eserinizle övünebilirsiniz!” mi diyelim??

Bu insanlar neyden, nasıl anlarlar?? Ne söylemeli, ne yapmalı?
Üstelik de acele etmeli.. Minik yavruların, masum hayvancıkların ırzına geçen, insanlıktan çıkmış canavarlar var toplumumuzda.. Üstelik en az %95’imizin Müslüman olduğu söyleniyor. 36 yıldır Anayasa’da zorunlu din dersleri var AİHM’nin birkaç aykırılık kararına karşın.. Binlerce okul zorla imamhatipleştirildi, yüzbinlerce öğrenciye (1,2+ milyon) bu okullar dayatıldı.. Bu yaşta dinci eğitim alan kuşaklar ne soru sormayı öğrenebildi ne de dürtü denetimini öğrenip sosyyalleşildi! PISA sınavlarında ülkemiz dibe vurdu. Minarelerden, olmadığı yerlerde binalara takılan sesbüyütürlerden ezan okunuyor ve Müslümanlar “dinin direği” namaza çağrılıyor. Ama ne yaparsanız yapın, kimi Müslümanlar akıllarını uçkur takıntısından kurtaramayan sapıklar!

Sorun artık ACİL durum almıştır, alarm vermektedir. Bu sorunu AKP iktidarı alevlendirmiştir. Bu iktidardan çözüm beklenebilir mi?? Erdoğan neden “Eyyyyyyyyyy yobazlar, ulan ahlaksızlar….” diye başlamaz bu insan müsvettelerine?? TRT’de, öbür basında yobaz – din ve akıl dışı hurafeleri engellemez??

Hazindir ki, bu yürek yakan sorun bir yandan da iktidara gündem sakızı oluşturuyor..

22 Ocak 2018 günü web sitemizde yayınladığımız aşağıdaki yazımıza da bakılmasını dileriz..

Sevgi ve saygı ile. 26 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

TÜRK MİLLETİNİ SÜRÜ YERİNE KOYMAK

TÜRK MİLLETİNİ SÜRÜ YERİNE KOYMAK

Rifat Serdaroglu

AKP ve MHP Genel Başkanları önce söz kestiler, sonra birbirlerine nişan taktılar yakında da düğün yapacaklar! Düğün davetiyesine ne yazacaklarına karar verememişlerdi!
“Cumhur İttifakı”, “Ay Yıldız İttifakı”, “15 Temmuz İttifakı”, “Omuz Omuza İttifakı”, “İkili mi Çoklu mu İttifakı” gibi seçenekler gündemde tutuluyordu, sonunda cumhur ittifakında karar kıldılar.

Bu ilkesel tartışmalar sürüp giderken MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan içimize su serpen şu açıklamayı yaptı!
“MHP’nin AK Parti ile kurduğu milli mutabakat bir menfaat ilişkisi değildir.”

Ohh şimdi rahatladık! Hele bu garantiyi MHP kurucusu Alparslan Türkeş’in “Şamanist” diye partiden attığı, Mehmet Ağar ve Özer Çiller’in kankası, oğulları son yılların en çabuk büyüyen taşeron inşaat şirketinin sahibi olan kişi söylüyorsa bu ilişkide menfaat olamaz, yoktur!
AKP-MHP ilişkisi tamamen duygusaldır ve ilkeseldir. Aralarında, henüz nikah yok ama düzeyli bir ilişkileri olduğu çok belli oluyor…

Şimdi her biri birer “dava adamı” olan Ülkücü gençlere soralım;
– Sizler, birileri AKP’li devlet müteahhitlerinin yanında taşeronluk yapıp zengin olmaları için mi siyaset yapıyorsunuz?
– Sizler, Alparslan Türkeş’in öğütlediği 9 Işık ilkesine böyle mi bağlısınız?
“Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım” diyen kişiyi desteklemek için mi,
9 Işık’ın birinci ilkesi olan Milliyetçiliği çiğneyeceksiniz?
– “Ahlakçılık” ilkeniz ile 17/25’i ve Reza Zarrab’ı-AKP’li rüşvetçi Bakanları nasıl bağdaştıracaksınız?
– Ülkücülerin temel düsturu olan “İnsan sevgisi ve insan haysiyetine sonsuz saygı” ile Öcalan’dan mektup getirip PKK ile iş tutanları, Türk Vatanında “PKK Şehitliği” açanları nasıl birleştireceksiniz?

-Sizler, “Ne Mutlu Türküm Diyene” ilkesini görüntü kirliliği yapıyor diye kaldırtıp, çöplüğe atan, Milli andımızı tüm okullardan kaldıran, fakat Hizbullah örgütünün ülkede sınav yapmasına izin veren bir anlayışı gerçekten destekleyecek misiniz?

-Sizler, kafasında hala “Türk Devletinin Tapusu” olan Lozan’ı hazmedemeyen birini nasıl destekleyeceksiniz?

-Sizler, Bozkurt işaretini bırakıp, Muaviye kaynaklı Rabia’yı mı simge olarak kabul edeceksiniz?

-Sizler, makam odasındaki saati 17/25’te durduran, kişileri Kandil uşağı diye suçlayan sonradan yüz seksen derece dönüp o kişiyi desteklemesini içinize sindirebiliyor musunuz?

-Sizler, Atatürk’e devamlı hakaret eden, Kurtuluş Savaşını keşke Yunan kazansaydı diyen fesli şarlatanın peşinden mi gideceksiniz?

Değerli Okurlar;
Özellikle kandırılmış gençlere şunu iyi anlatmamız gerek: Parti, DİN değildir. Partiyi yönetenler kişisel çıkarları için doğrudan ayrıldı ise, onların peşinden gitmek en büyük suçtur ve en büyük günahtır.
Sevgili gençler, çıkar uğruna kendisini satanların sizleri sermaye yapmalarına izin vermeyin.
Haram para kazananlara destek olup, bir taraftan aç ve işsiz gezerken bir de vatanınıza ihanet etmiş kişi durumuna düşmeyin… Eğer kendinizi gerçekten “Türk, Atatürk’çü, Türk Milliyetçisi” olarak görüyorsanız, size yakışanı yapın. Yok, bu parti kararıdır, biz uyarız diyorsanız kendinize yeni bir sıfat bulun! Sizden ülkücü, milliyetçi olmaz…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 22 Şubat 2018
==============================================
Teşekkürler değerli Rifat Serdaroğlu…

Yazdıklarınıza tümüyle katılıyoruz.. Sağolunuz..

Sevgi ve saygı ile. 23 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

ATATÜRK’E SARILACAKSINIZ

ATATÜRK’E SARILACAKSINIZ

Rifat Serdaroglu

Bir milletin başına gelebilecek dertlerin en büyüklerinden biri fikri yapısı oluşmamış, kendi milletinin değerlerinin farkında olmayan cahil kişilerin yönetiminde olmaktır. Böyle fikir ve kişilik fukaralarını başından atmasını beceremeyen milletler sıkıntı çekmeye mahkûmdur.

Üç tarihi gerçeği sizlerle paylaşmak isterim;
-Fatih, İstanbul’u kuşattığında kentte bulunan Kardinal İsodore, Vatikan’a yazdığı “yardım” mektubunda, Fatih Sultan Mehmet için “Troyalıların Prensi” demiştir.

-Atatürk, Dumlupınar Zaferini kazandıktan sonra “Hektor’un intikamını aldık” demiştir.

-1943 yılında vefat eden Halidi-Nakşi Şeyhi “Seyyid Abdülhakim Arvasi”;
“Ben bir Seyyid’im. Yani bu demektir ki Türk değilim. Ama yeryüzünde bütün Türkler silinse, üç Türk kalsa, biri ben olurdum. İki Türk kalsa gene biri ben olurdum. Son Türk kalsa o gene ben olurdum. Çünkü Türkler olmasa bugünkü manada İslamiyet olmazdı…”

Arvasi; Türklerin İslam’a hizmetlerini, İslam’ın sancaktarlığını Türklerin yaptığını çok iyi biliyordu!

Fatih ve Atatürk, Türklerin Anadolu’ya gelişlerinin bilinen tarihten çok önceleri olduğunu, Türklerin Anadolu’nun dip kültürünü oluşturduklarını çok iyi biliyorlardı!
Atatürk, bu konuda ciddi araştırmalar yaptırmıştı. Atatürk Türklerin Anadolu’ya MÖ 7 binli yıllarda geldiklerini buldu. Son gelişmeler ve özellikle Göbeklitepe’nin bulunmasından sonra Türklerin Anadolu’da M.Ö 13 binli yıllarda var olduğu, yazıyı ve tekerleği bulmuş, bazı hayvanları ehlileştirilmiş oldukları ilmen kanıtlamıştır.

Tarihini ve insanını bilmeyenler ülkelerini yönetemezler.
Bizlerin de artık bize dayatılan değil, gerçek tarihimizi öğrenip gençlerimize anlatmamız şart.
Bilemezsek, bu coğrafyada ayakta kalamayız. Ama öncelik tarih bilmemizde!
Troyalı Hektor’u öldüren komutanın adı “Agamemnon” idi! Çanakkale savaşı için gelen İngiliz zırhlısının adının da “Agamemnon” olması sizce tesadüf mü?
Asla tesadüf değil! Hele “Truva Atı” rolünü gönüllü olarak kabul etmiş Badem İktidarı yönetimde ise!
Geçmişte “Truva Atı” ne ise bugünkü “Eşbaşkanlık” aynıdır…

Böylesine muhteşem bir tarihe sahip olan Türk Milletini, adını dahi anmaktan kaçınan Badem İktidarının yönetmesi ne kadar acı! Bademler bir gün “İslam Milleti”, bir gün “İbrahim Milleti”, bir gün “Ümmet” diyorlar, ıkınıyorlar-sıkınıyorlar bir türlü “Türk Milleti” diyemiyorlar… Ya ne diyorlar? Türkçülük yapmak bölücülüktür!
Bahçeli’nin MHP’si de bunları destekliyor…

Halbuki bir kere olsun gönülden “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyebilseler, Türklüğü üst kimlik olarak kabul etseler, bu üst kimliğin altında herkesin kendi kökenini-inancını-kültürünü yaşamasının, yaşatmasının mümkün olduğunu bilebilseler hem kendileri huzura erişecek hem de bu cennet vatan…

İşte o zaman, Bademler de Büyük Atatürk’ün fikirlerine, çağın ötesine geçen vizyonuna sarılacaklar! Nasılsa bir gün herkes Atatürk’çü olacak

Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Ekim 2017
=========================================
Teşekkürler değerli Serdaroğlu…

Sevgi ve saygı ile. 23 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

TEK TİP KIYAFET

TEK TİP KIYAFET

Rifat Serdaroglu

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Her işimizi tamam eden AKP Genel Başkanı Erdoğan, tek eksiğimiz olan cezaevlerindeki tutuklu ve mahkûmlara “Tek Tip Kıyafet” giydirilmesine kafayı taktı!
Türkiye’nin en güvenli ve en sakin yerleri olması gereken cezaevleri Erdoğan’ı rahatsız etmiş olacak ki, şimdi de oraların karışmasını istiyor!

Esasında Türk Milleti olarak en büyük şansımız, genç yaşına rağmen iki defa cezaevinde yatmış bir Cumhurbaşkanımızın olmasıdır.
İlk defasında görevli Yargıca hakaretten, ikinci 2. defasında halkı din-ırk-mezhep bazında ayrıştırmak suçlarından cezaevine giren Erdoğan, “Mektep” denen cezaevlerinin profesörü olmayı bileğinin hakkıyla elde etmiş biridir…

Demokratik standartların yüksek olduğu hukuk devletlerinde cezaevlerinde bulunan ve devletin korumasına emanet edilmiş kişilerin ne giyip ne giymeyecekleri öncelikli sorun değildir.
Öncelik, adil yargılamak ve süratle mahkemeyi sonuçlandırmak, savunma hakkına saygı göstermek, cezaevinde insanca yaşam şartlarını oluşturup, muhafaza etmek ve kişileri tekrardan topluma kazandıracak sosyal projelerle tanıştırmaktır.

Saray Yargısı-Badem Hukukuna göre cezaevlerinde nöbetleşe yatmak ve yemek projeleri geçerli olduğuna göre, adaletmiş hukukmuş kimsenin bunlara baktığı yoktur!
Bu yüzden 20 kişilik koğuşta 42 kişi yatar, cezaevine sağlıklı giren hasta çıkar!

AKP Genel Başkanı Erdoğan’a şu soruları soralım ve “Delikanlı” lakabına yakışır bir yanıt bekleyelim;
-Eyy Erdoğan; Siz iki kez girdiğiniz cezaevinde tek tip kıyafet giydiniz mi?
-Dönemin Adalet Bakanlığı bu kararı alsa idi, tutuklu ve mahkûm olarak tek tip kıyafet giyme emrine uyar mıydınız? Badem rengi tulum giyer miydiniz?
Türk Askerini, Türk Polisini, Türk insanını kahpe tuzaklarla öldüren PKK militanlarına bugüne kadar neden tek tip kıyafet giydirmediniz?
Cezaevlerindeki PKK’lılar şimdi Badem rengi tulum giyecekler mi?
-Cezaevlerindeki IŞİD ve El-Nusra militanları da Badem tulumu giyecekler mi?

Değerli Okurlar;
Bugüne kadar Erdoğan’ın aldığı her karar itirazsız uygulandı. Bu da uygulanacak!
Fakat şimdiden belli ki cezaevlerinde kimse bu karara uymayacak!
Ya kişiler mahkemeye çıkmayacak ve yargılanmalar aksayacak, ya da AKP Hükümeti cezaevlerine belli aralıklarla operasyon düzenleyip, özellikle henüz suçlulukları ispat edilmemiş FETÖ’cuları etkisiz hale getirecekler!
Bugüne kadar işlerinin bazılarını SADAT-SEDAT militanlarına mafya tarzında çözdüren AKP kafası, tıpkı Gezi olaylarında 13 gencin ölümüne, 7 gencin kör olmasına, binlerce gencin yaralanmasına göz yumduğu gibi, cezaevlerini elemanlarına bastırtıp suçsuz insanları katlettirebilir mi?
Erdoğan’ın hemşerisi ve Mafya lideri Sedat Peker, cezaevlerini basacaklarını, insanları elektrik direklerine, ağaçlara asacaklarını görüntülü olarak ilan
etmedi mi? Bir (1) (Yek) (One) (Un) (Eins) (Uno) (Yeden) Cumhuriyet Savcısı da bu adamı çağırıp “Sen kimsin ki, cezaevi basıp adam asacaksın” diyemedi!
Aldıkları maaş, taşıdıkları cübbe, ettikleri mesleki yemin ne işe yarar ki?

Her geçen gün biraz daha demokratik devletten uzaklaşıp, çadır devletine doğru yaklaşıyoruz! Bademlerde T.C. Devletine ve Türk Milletine karşı ne bitmeyen kin varmış be arkadaş!
Türk Devletine-Türk Milletine-Türk’e düşman olanlar yakında kendi yarattıkları kin çamurunda boğulacaklardır, inşallah…

Sağlık ve başarı dileklerimle (12 Ağustos 2017)
==========================================
Dostlar,

Tek tip giysi zorlaması hukuk dışıdır.
Herhangi bir mevzuat düzenlemesi ile uygulamaya konması, bu işlemi hukuka uygun kılmaz. Dayatma insan haklarına aykırıdır.
S. Rifat Serdaroğlu’nun dile getirdiği olasılıklar endişe vericidir.
Dileriz böylesi faşist uygulamalara girişilme.
Öye yandan bu ”atak” da ülkemizi gerçek gündeminden uzak tutmaya dönük görünüyor.
AKP = RTE ülkemizi artık yönetemiyor. Çoğunu kendilerinin yarattığı ağır sorunlarımıza akılcı ve işleyen çözümler üretemiyorlar. İplerin ellerinden kaçmakta olduğunu görüyorlar..
Ama AKP Gn. Bşk. Erdoğan, Kuzey Kore – ABD arasında yaşanan gerilimin (!) de üzerine atlayarak tumturaklı demeçle veriyor. Sanki Küresel çevreler çok değer veriyor! Kimin umurunda! Hedef gene içeride ez eğitimli kitleler, müritler.. Ama nereye dek ??

Sevgi ve saygı ile. 13 Ağustos 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

2017-2018 Müfredatı Açıklandı; Yalandan Eğitime Geçiyoruz

2017-2018 Müfredatı Açıklandı;
Yalandan Eğitime Geçiyoruz

Mahiye Morgül
Eğitimci

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Eğitim programlarında değişmedik dönüşmedik ne kaldı diye soruyorsun kaldırılsın, diyor. Oraya gidiş bu gidiş. internetten ödev yapıyor çocuklar. Akıllının bir tanesi de öneriyor, artık kaynak oluşturmayan tüm kütüphaneler kapatılsın, eski kitaplar ortadan kaldırılsın, diyor. Haber Türk internet sayfasına koymuşlar. Aslında akıl o akıl da, sanki okuyucu istiyormuş gibi gösteriyorlar, eleştiren yorumları koymazlar.

İnternetten ödev yapılmasından en çok şikayet eden de ABD ve Avrupa. Abbas Güçlü yazdı, katıldığı Almanya’daki eğitim konferansında fark etmiş durumu. Ödev yapılan internet siteleri porno reklamlarla dolu diye şikayet eden ülkeleri anlatıyor köşesinde. Yalan haber yazmayı ders olarak koyan Harvard gazetecilik fakültesinin buna örnek verdiği gazete 60 bin satıyormuş.

Şimdi Abbas Güçlü’ye sormak gerek, yalan haber yazmak modası var da yalandan eğitim veren okul yok mu? Hatta kendi halkına yalan söyleyen Eğitim Bakanı yok mu?

Bakın şimdi, 1. sınıfta DİK TEMEL HARFLERE geçiyoruz, dediler; “tablette okuma-yazma getiriyoruz, kalemi defteri kitabı kaldırıyoruz” demediler, farkında mısınız?

Halkımız bu yıl 1. sınıfta çocuğunun neyle karşılaşacağını bilmiyor, bu nasıl olabildi?

Gelelim 5. Sınıfta 15 saat İngilizce’ye, ne demektir? Ana dil İngilizce…

Peki de, bu kadar öğretmen yok, bu yıl pilot okullarda başlayacak, ya sonra?

Diyor ki: “İngilizce dershaneleriyle, okullarıyla işbirliği edeceğiz.”

Bu nedir, bilen var mı? 2006 yılında bunun yasası geçti, uyudunuz. Hatta 1995’te Tansu Çiller eğitimi küresel eğitim piyasasına peş keş çekeceğinin taahhüdünü vermişti de halktan sakladı. Hatta anlayan beri gelsin, 15 Temmuz şehitleri anma fotoğrafında Tayyip beyle birlikte resim (AS: fotoğraf) verdi.

Siz de sözleşmeli İngilizce öğretmeni alacaklar sanırsınız, öyle değil. Eğitimi küresel piyasaya eklemleme görevlileri işbaşında, MEB’in amacı bile bu oldu. Ağzının salyaları akıyor şimdi yabancı dil kurslarının. Reklamlarını bile, yabancı öğretmen 30 günde sınavın ipuçlarını da öğretiyor diyerek yapıyor.  Yani?.. Bu işten kim kazanıyor, ona bakın lütfen.

4. sınıftan sonra çocuklarınız İngilizce piyasa kurslarına atılacak. Öğrendiği kadarını sınav şirketleri ölçecek, belge getireceksin sınıf geçeceksin. Paran kadar İngilizce… Hamiş!

  1. sınıfta konular iyice hafifledi, 4 yıllık Anaokulu başlıyor, 2. sınıfında İngilizce var, bunun öğretmenleri de bilmem nereden 5544/2006 sayılı yasaya uyarak “Dışarıdan Paket Eğitim Hizmetleri” olarak Hıristiyan dadılar göreceksiniz. Çünkü mevcut İngilizce kitapları, dil eğitimi değil, bizde hiç olmayan bir Hıristiyan kilisesinin din eğitimini verecek şekilde hazırlandı. (Lütfen okutulmakta olan ilkokul İngilizce kitaplarına dikkatle bakınız.)

Gelelim içeriğe eklenen İsmet İnönü gibi tarihsel kişiliklere ve Atilla İlhan gibi şairlere.

Daha öncekilere ne yaptılarsa onların başına da o gelecek; resimlerinin yanına birer börtü böcek, sanal çizgi kahraman, kolaj resimlerle karartma, soldurarak buharlaştırma…  Kâbe resminin üzerine boyaması için salyangoz, Atatürk’ün aile fotoğrafıyla yan yana anıran eşek, Kuran üzerinde kurbağa resmi, hadislere karikatür, vb.

Değerler eğitimi her dersteymiş… Siz de inandınız?

Talim Terbiye’nin başı olan Tablette İlmihal yazarı bir kişi, bir de özel eğitim şirketinin başıysa, siz bu adamın kendi şirketine para kazandırmak için eğitimi değiştirdiğini düşünmek için
ne bekliyorsunuz?

2004’te Tebliğler Dergisinde yayınlanan o resmi yazıyı bir daha anlatayım bari. Bu plan kaç yıllık plandır bilinsin. İngilizce’yle beraber piyasada kurslara atılacak daha ne dersler var, bakın:

RESİM, MÜZİK, BEDEN EĞİTİMİ, İNGİLİZCE, DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ, BİLGİSAYAR VE SEÇMELİ DERSLER.

Belgesini görmek isteyenler internette pdf dosya olarak Milli Eğitimde Emperyalist Kuşatma kitabıma bakabilirler. 2006’da MEB Hüseyin Çelik “Desantralizasyona geçiyoruz, 28 kriter (AS: ölçüt) belirledik” derken neyi planladıysa aynen uygulanıyor. Yani

  • Feto MEB içinde hiç uyumadan çalışıyor.

Kamucu ve bilimsel eğitim berhava…  Bilimsel Ders kitapları berhava…
Akıl dışılıklar had safhada. Böyle bir durumda ortada eğitim var diyebilir misiniz?

Abbas Güçlü Harvard’da yalanla gazetecilik öğretiliyor diye yazdı, ben de ekliyorum:

Eğitimi de piyasaya devredeceği üzerine Küresel efendilerin bankası WB ile GATS’ı imzalayan Tansu Çiller ve mahkemelik o bankayı (AS: FETÖ’cülerin Bank Asya’sı!) FETO’ya kuran bu hatun eliyle pişirilip önümüze getirilen MEB EĞİTİM PROGRAMLARI DA YALAN!

Türkçe 8. sınıfa kadar masal kitabı ise, gerisini siz anlayın.

  • Türk Milli Eğitimi bir masal oldu.

Onlar erdi muradına, ya siz sayın okurlar, direnme hakkınız yok mu?

Bu kitaplarla, bu müfredatla eğitim olmaz, buna bizi mecbur edemezsiniz deme hakkınız yok mu? (21.7.2017 – Rize)
============================================
Dostlar,

  • Feto MEB içinde hiç uyumadan çalışıyor.

Çok kıdemli ve çok yetkin eğitimci Sayın Mahiye Morgül hanımefendinin yukarıdaki yazısı
çok çarpıcı..

  • AKP = RTE’nin bu “eğitim müfredatıyla kuşatma ve son hamle” girişimini
    der-hal geri çekmesi gerek. Bu stratejik bir hata!
    Ancak son derece ilginç bir AKP = RTE hattı izliyoruz..
  • Gerek ulusal gerek uluslararası kişi – kurum – kamuoyunı hiç dinlemeden,
    kör inatla bodoslama giden bir TEK ADAM DESPOTİZMİ!

Gemi çatırdamaktadır, su almaktadır..

  • Titanik 1914 faciası gibi güvertede AKP = RTE’nin CİHATLA SON TANGOSU sahnededir!

Ne söylense, ne yazılsa, ne uyarılsa, ne rica edilse, ne ihtar edilse…. bo – şu – na!
Bu gemi ya kayalara çarparak parçalanıp batar ya da karaya oturur şanslı ise.
Ne oldu bu siyasal kadroya?
Neyin hesabındalar? Mühürlendi – kilitlendi tüm sağduyuları..
Belagatları bağlandı sanki.. Anlamak, çözmek çook zor çoook..
Gitmeye gidecekler de, kendileriyle birlikte, enkaza çevirdikleri Türkiye de batacak!

  • Bir şey yapmalı, bir şey yapmalı, bir şey yapmalı…
  • Bu çığlıklar Türkiye’den Dünyaya “SOS” feryatlarıdır..

Umarız zamanında duyulur..

Sn. Rıfat Serdaroğlu‘nun şu dehşet verici saptama ve uyarısına bakar mısınız??

  • “İleride 15 Temmuz’un üstündeki örtü kaldırıldığında, Hulusivil-Fidan işbirliği ile sahnelenen tiyatronun gerçeğini, Tayyip-Gülen işbirliğinin esas yüzünü, kendi insanının üzerine kurşun sıkan istihbaratçıları, mafya tetikçilerinin nasıl adam öldürdüklerini, CIA uşaklarının gerçek yüzlerini göreceğiz.”

Sn. Serdaroğlu‘nun yazısının tümü için tıklayınız :
http://ahmetsaltik.net/2017/07/23/rifat-serdaroglu-15-temmuzun-fatihi/

Sevgi ve saygı ile. 23 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com