Muharrem İncenin Yeni Çıkışı: ZAMANSIZ BİR EGO PATLAMASI

Zeki Sarıhan
zekisarihan.com, 12.8.2020

CHP’nin ele avuca sığmaz çocuğu Muharrem İnce, haftalardır gündemde kalmayı başardı. Hedefleri büyüktü. CHP’de aldığı bazı görevler ona yetmemişti.  Genel Başkanı olmak istiyordu. Üç genel başkanlık yarışına girdi. “Hadi bir de bunu deneyelim” diyen CHP delegelerinden aldığı oy da azımsanamazdı. Ama üçünde de Kemal Kılıçdaroğlu karşısında yenildi. CHP yönetiminin onu cumhurbaşkanlığına aday göstermesinin nedeni ise çaresizlikti. Öteki muhalefet partilerinin seçmenlerinden de oy alacak bir aday üzerinde anlaşmaya varılamayınca, ortada ısrarla aday olmak isteyen İnce’ye fırsat doğdu. Hareketli bir seçim kampanyası da yürüttü. Erdoğan’ın karşısında 2. tura bile kalmayı başaramadan 1. turda elenmiş oldu.

Fakat bu yenilginin nedeni İnce değildir. Türkiye’deki tarihi sağ – sol konuşlanmasının devam etmekte oluşudur. Erdoğan MHP’yi yanına alarak İttifak siyasetinin önünü açınca, CHP’ye de muhalefetten bir blok oluşturma düştü ve son yerel seçimde Erdoğan’ın önünün ancak bu yolla kesileceği anlaşıldı. Bu politika CHP içinde Kılıçdaroğlu’na muhalif olanların seslerini kesmelerine neden oldu. Son genel kurulda İnce de içinde olmak üzere Kılıçdaroğlu’na karşı hiçbiri aday olma cesaretini gösteremedi.

Tam da bu aşamada İnce yeniden piyasaya çıktı. CHP’ye genel başkan olamadıysa bir parti kurup seçime girmesinin önü de kapalı değildi ya! Kendisine yar olmayan varsın başkalarına da yar olmasındı! Basına bu yolda haberler sızdırarak nabız yoklamaya başladı. Önce İktidar yanlılarının ağızlarından sular aktığı görüldü. TV kanallarında sayıp döktüler: Muharrem İnce iyi bir insandı ve CHP yönetimi ona haksızlık yapmıştı. Parti kurması en doğal hakkıydı… Sonra Kılıçdaroğlu ve ekibinin politikalarına muhalif bazı CHP seçmeninin de umuda kapıldığını gördük. Anketler yapıldı. %4’ten %15’e dek oy alabileceği ilan edildi. Cumhuriyet gazetesi bile, yazarlarını görüşlerinde serbest bırakmakla birlikte İnce ile CHP arasında tarafsız kalacağını ilan etti!

İNCE’NİN DÜNYA GÖRÜŞÜ NEDİR?

14 yaşından beri CHP’li olduğunu, ne pahasına olursa olsun bu partide kalacağını ilan etmiş olan Muharrem İnce, CHP ile yolunu ayırmaya niçin karar vermişti? Bunun zamansız bir ego patlaması olduğu, CHP’ye başkan olamayınca ondan ayrılıp bir parti kurarak şansını denemek istediği açık iken, bu ayrılığı sırf buna dayandırmak yakışık almazdı. Politik başka gerekçeler bulunmalıydı. Yeni partinin “Atatürkçülerden” oluşacağı, “bir ayağının Kandil’de olmayacağı” gibi CHP’yi suçlayan ifadeler basına sızdırıldı. Gerçekte bu 2 tanımlama tek bir tutumun ifadesi. İnce, CHP’yi, Atatürkçülükten sapmakla suçluyor. Genel merkezin Atatürkçü olmayanlar tarafından ele geçirildiğini ileri sürüyor.

CHP’nin bir ayağının Kandil’de olduğunu, kendi kuracağı partinin ayaklarının Ankara’da olacağını ilan etmesi, çıkmaya hazırlandığı yeni yolculukta Kürt karşıtı milliyetçi oylara da göz diktiğini açıklıyor. Bu suçlama şimdiye dek CHP’ye iktidar tarafından yöneltiliyordu.  Bir ayağın Kandil’de olması iftirasının anlamı gerçekte bu ayağın Diyarbakır’da olmasıdır. İnce böylece CHP ile HDP’nin güçbirliğini de hedef alıyor. Oysa kendisi Cumhurbaşkanı adayı olduğu zaman ilk iş olarak Edirne’de tutuklu Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmiş, ilk mitingini de Diyarbakır’da yapmıştı. Türk milliyetçisi CHP’liler, buna itiraz etmemişlerdi. Amaç, Kürtlerin oyunu almaktı. Onların bir bölümü, bu politikayı iktidar umuduyla daha sonra da savundular, bir bölümünün ise alttan alta eleştirileri sürdü.

İnce şimdi, CHP ile yollarını ayırırken buna ideolojik bir gerekçe arıyor. Bundan önceki Kürt politikasında da ne denli içtenliksiz olduğunu kanıtlıyor. İnce’nin, genel, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakının önünün nasıl kesileceği, iktidara nasıl gelineceği konusunda tutarlı bir öngörüsünün de bulunmadığı anlaşılıyor. Elde kala kala, 1930 modeli bir Atatürkçülük kalıyor. Oysa bunun seçim kazanmaya yetmeyeceğini, geçmiş bütün seçimler gösteriyor.

CHP’DEKİ KAÇINILMAZ AYRIŞMA

İnce’nin çıkışı, bir ego patlamasının sonucu olmakla birlikte, CHP’de ileride bir ayrışmanın da ipuçlarını veriyor. Bu ayrışmanın bir tarafı Turhan Feyzioğlu’nun Ortanın solu hareketine karşı Güven Partisine benzeyecektir. Sloganı, içine halkın giremediği “Cumhuriyetçilik”tir. Öteki taraf ise “Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak” hedefini güdüyor. Daha solda olanlar buna “Demokratik Cumhuriyet” diyorlar. Bu iki eğilimin ayrı siyasi partiler haline gelmesi herhalde CHP’nin yararınadır. Bundan önce paylaştığım “CHP Nasıl İktidar Olabilir?” yazımda da vurguladığım gibi CHP, emekçi kitlelerin (yoksulların) gözünde kendisi için ayak bağı olan bagajındaki yüklerinden de kurtulabilir.

Muharrem İnce gibi bir figür, sonradan ağız değiştirip parti kurmayacağını, Anadolu’yu dolaşacağını söylese de, CHP için bir kangren haline gelmiş bulunuyor. Bir partinin başına geçmenin yolu, parti içinde seçimlere girip delegelerden yeterli oyu almaktır. Bunu başaramayanların yapacağı şey, yerlerine oturmak ve parti yönetimlerine eleştirileri varsa bunu parti içi organlarında dile getirmektir. “Başkan olmazsam yeni parti kurarım” diyen bir kişi bunu söyledikten sonra hâlâ bu partide durabilir mi? CHP’ye daha fazla askıntı olmadan istifa etmesi gerekmez mi? Onu partide tutmaya çalışmanın partiye ne yararı vardır?

Kongre salonunda hela önüne oturtulmuş! Eski bir cumhurbaşkanı adayı olduğu için genel başkanın yanına oturtulmalıymış! Bundan daha gülünç bir eleştiri olamaz. Partide eski cumhurbaşkanları adaylarının oturacağı yeri belirleyen bir yönetmelik mi vardır? Delege arkadaşlarıyla aynı sırayı paylaşmayı küçüklük sayan bir adayın ileride önemli bir makam sahibi olunca halkla neleri paylaşabileceği merak konusudur.

CHP’de genel başkanlığa ilk adaylığını koyduğu zaman “Onu Hiç Gözüm Tutmamıştı” diye yazmıştım. Beni Allah söyletmiş olmalı! (12 Ağustos 2020)

ÇARŞAMBA İĞNELERİ : 24 Temmuz 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ :
24 Temmuz 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

YASAK

MSB Akar, işgal edilen adalarımızı gündeme getiren E. Kur. Alb. Ümit Yalım’a, askeri sosyal tesislere giriş yasağı koymuş.

Yunanlara adalarımıza girişi yasaklasa da Türkiye Cumhuriyeti MSB olduğu anlaşılsa…

HİZMET

Kamu bankaları, İBŞB Başkanı İmamoğlu’nun metro yapımı için yurt dışından bulduğu krediye önceki dönemden gelen borçlar nedeniyle el koydu.

İş yaptırmama işi…

OYUN

AKP-MHP Belediye Melis üyeleri İBŞB’nin borçlanmasını engelliyordu. Şimdi destek oluyorlar. Kredi alınıyor, banka haciz koyuyor, AKP’ye yanaşan şirketlerin alacağı ödeniyor.

Cumhur ittifakı belediyenin çalışmasını engellemiyormuş gibi oluyor.

Ali-Cengiz oyunları sürüyor…

HACİZ

Adana Büyükşehir Belediyesi’nin AKP’li önceki Başkanının, ailesinin hazine arazisindeki bahçesine, belediye olanaklarıyla 596 bin 672 TL’ye elektrik nakil hattı çektirdiği öğrenildi.

CHP’li yeni başkana da bu adamın borçları yüzünden haciz kondu.

Haklı mı bu haciz, yargı mı aciz?…

ÖPTÜM

500 milyon TL borcu olan Çorum Belediyesi Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması nedeniyle etkinlikler yaptı. Ayasofya’da kılınacak ilk Cuma namazı için de tur düzenledi..

CHP’li belediyelere önceki başkanlardan kalan borçlardan dolayı haciz koyanların gözlerinden öperim…

GAZİ

15 Temmuz Gazilerini Saray’ın bahçesindeki 15 Anıtı’na çelenk koymaya almadılar. Daha önce de toplanan paraların hesabını sormak için yürümüşlerdi.

Alınmazlar, onlar muharip değil muhalif gaziler…

AHLAKSIZLIK

ABB Başkanı Mansur Yavaş önceki dönemdeki yolsuzlukları anlatınca AKP’li meclis üyeleri üzerine yürüdü.

Eskiden ahlaksızlık yapanların üzerine yürünürdü…

SAYIN

AKP’li Ömer Çelik’in müşteki (AS: yakınmacı) olduğu bir iddianamede isminin önüne “sayın “ sıfatı yazılmış.

Cüppesi ilikli yargı…

BAĞLI

Kılıçdaroğlu’na MAN Adası davasından tazminata hükmeden yargıç FETÖ’den açığa alınmış, Yunanistan’a kaçarken yakalanmış, sonra affedilip göreve iade edilmiş.

Göbekten bağlı yargı…

CEMAAT

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, İstanbul Sözleşmesi’nin “Üç cemaatin isteği üzerine” tartışmaya açıldığını söyledi. Sözleşmenin devamını savunan Meclis Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon Başkanı Canan Kalsın görevden alındı.

RTE, “Çalışın!” direktifi vermişti.

Cumhurun başı, cemaatlerin baş tacı…

CAMİLEŞTİRME

Kanal İstanbul’dan yolsuzluk fışkırıyor.

AKP’li belediyelerin yolsuzlukları ortaya dökülmekle bitmiyor.

Devlet ihalelerinde oyun üstüne oyun dönüyor.

Cemaat yurtlarındaki tecavüz haberlerinden geçilmiyor.

Değil Ayasofya tüm tarihi binalar cami yapılsa ne yazar, ahlaksızlık önlenemiyorsa…

HİLAFET

Ayasofya camiye dönüştürüldü.

Kadını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış çalışmaları sürüyor.

Atatürk’ün İş Bankası vasiyetinin iptali dillendiriliyor.

Diyanet sürekli büyüyor.

İmam Hatipliler devlet kademelerini dolduruyor.

Aydın/solcu geçinen dernekler devrim kanunlarını sorgulatmaya hazır.

Sabah TARAF’ından özel kalem Müderrisoğlu da aynı kafada yazdı.Konu işleniyor.

Türkiye’m nereye?…

OMURGASIZ

RTE’nin TTK Başkanlığına atadığı eski Ensar Vakfı yöneticisi Prof. Dr. Ahmet Yaramış, 15 Temmuz’un yıl dönümüyle ilgili düzenlenen bir panelde, darbe teşebbüsüne karışmış, pişman olmuş kişilere sahip çıkılması gerektiğini söyledi. Tepkiler üzerine çark etti.

Bir de dik durabilseler…

LAN

Ak Partili bir il gençlik kolu başkanı;

Sosyal medyada, ‘jakuzi’ videosu paylaştı.

‘Lan fakirler; Beni rahatsız etmeyin, keyif ediyorum’ dedi.

Fakir halkın görgüsüz zenginler partisi!…

AYRIM

Sivas’ta bir Alevi Köyü’nün yolu yapılmazken komşu köye dört yılda üç kez asfalt döküldü.

Lafa gelince tek millet, birlik, milli irade filan…

BİZANSLI

Numan Kurtulmuş, Ayasofya’nın camiye çevrilmesini eleştirenleri,”İçimizdeki Bizanslılar” diye aşağıladı.

Türk insanı içinden Bizanslı çıkacağını sanmam ama gerici, tutucu, yobaz boldur…

BAVULCU

Taraf’ın bavulcusu Baransu 19 yıl altı ay hapis cezası aldı.

Bavullaşırsan paketlenirsin…

FİRAVUN

Atatürk’e “firavun” diyen Nuri Pakdil’in adı AKP-MHP oyları ile Tuzla’da bir sokağa verildi.

Sokak kalsın, adı batsın…

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 13 Mayıs 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 13 Mayıs 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

RÜŞVETÇİLER

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy,  telekonferansta Serik Belediyesi’nin günübirlik alanda işyeri bulunan bir işletme sahibinden 500 bin lira aldığını söyleyerek belediye başkanına çıkıştı.

Nerde yasal işlem? Nerde CHP’liler “zırt” deyince dava açan savcılar?…

KONUM

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un şikayeti üzerine CHP’li Özgür Özel ve Engin Özkoç hakkında soruşturma başlatıldı. Gerekçe, Altun’un Boğazda kaçak yapılanması ile ilgili açıklamaları.

Muhalif yazar Özdil’in tadilatı idamlık suça dönüştürülürken, RTE’ye yakın adamın yaptığını araştırmak ve dile getirmek bile suç.

Önemli olan konut değil konum…

GÜZEEEL

Diyarbakır Valisi Hasan Güzeloğlu, AKP il ve ilçe başkanları ile video konferans sistemiyle toplantı düzenledi.

Ya İstanbul’a vali, ya bakan…

YANDAŞ

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) ve Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü’nün (NATEN) kapatılarak, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) adı altında birleştirildi.

Bilimsel kuruma ne gerek, yandaşa arpalık gerek…

KAZ

Kaz Dağları’nda altın madeni projesine karşı 288 gündür nöbet tutan çevrecilere 57,240 lira idari para cezası kesildi. Ceza gerekçesi “toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığını, çevreyi ve ekonomik düzeni bozmak .”

Ceza dağdan kaz…

VİCDAN

Aydınlık gazetesi yazarı Oktay Yıldırım, Odatv’nin kapatılmasını ve Barışların cezaevinde tutulmasını eleştirdi. Yıldırım yazısında, “Vicdanım buna sessiz kalmama izin vermiyor” ifadelerini kullandı.

Aydınlık’ta da vicdanlı birileri var…

BAĞIMSIZLIK

Saray Cumhuriyet Savcısı, Saray İlçe Belediyesi çalışanının “Tam bağımsız Türkiye için canlarını feda eden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm yıldönümü” paylaşımı için soruşturma açtı.

Tam bağımsızlık ne ki?

Ne kadar kötü ki?..

TEHDİT

İktidara yakın Ülke TV’de Esra Elönü’nün sunduğu “Arafta Sorular” programında Sevda Noyan, “Bizim aile şöyle bir 50 kişiyi götürür. Onu söyleyeyim. Biz çok donanımlıyız bu konuda maddi ve manevi olarak. Biz liderimizin yanındayız. Asla yedirmeyiz. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim hala sitede var 3-5. Benim listem hazır açıkçası” dedi.

Muhalif kanal ve şahıs olsa RTÜK şimdiye cezayı kesmiş, savcılar resen soruşturma açmıştı…

ASBEST

ABŞB’nın AKP ve MHP’li Belediye Meclisi Üyeleri, Ankaralılara zehir saçan asbestli su borularının değişimi için M. Yavaş’ın borçlanma talebini reddettiler.

Hay sizin siyasetinizi…

FATURA

Karar gazetesi Ekonomi yazarı İbrahim Kahveci, iktidarın yaptığı projelerde faturayı milletin ödediğini belirtirken, İstanbul-İzmir Otoyolu için yapılan ihaleyle ilgili de; “Temel atılırken (2011): Kur 1,80 ve maliyet 6 milyar dolar. Kurdele kesilirken (2019): Kur 5,50 ve maliyet 11 milyar dolar.” bilgisini paylaştı.

Bitmeyen pandemi…

KURT

AKP’de seçim sistemi üzerinde çalışmalar yapıldığı konuşulmaya başlayınca Bahçeli, “Üç hilalin tek başına iktidar olma zamanı geldi” diyerek “ayağını denk al!” mesajı çekti.

RTE, “Hiçbir şey Cumhur ittifakını bozamaz” diyerek elindeki kozları anımsattı.

Eski kurtlaaaar, eski kurtlar…

CÜPPE

DİB’lığının eşcinsellik konusundaki açıklamasını destekleyen Perinçek için

Cübbeli Ahmet, “Diyânet’i destekleyen ve değerlerimizi azîz tutan Doğu Perinçek kardeşimize şükrânlarımızı arz ederiz” dedi.

Uyum…

SOLUNUM

İzmir Çiğli Belediyesi Başkanı az bir maliyetle (700 TL); dayanışma ve imece usulüyle yerli ve milli solunum cihazı üretti.

Ruhsat alamaz, soruşturma açılır…

SEVİYESİZ

Vatan Partisi Genel Sekreteri, partisinin AKP ve MHP ile ilişkilerini göklere çıkarıyor ve partiden ayrılanlar için şöyle diyor:

“…hepimiz aynı gemide olmayanları kusarak içimizden çıkardık. Ak Parti de kustu, MHP de kustu. Bakmayın ayrı parti kuramadılar ama Vatan Partisi de kustu. Şimdi hepsi ABD gemisinde buluştular.”

Benim bildiğim bir kişi bile partiden çıkarılmadı. Herkes VP’nin gidişini görüp kendi ayrıldı.

İfadenin ve ifade edenin seviyesizliğine bakın.

Kusmuk…

DEKAN

Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Orhan Acar, video konferans görüşmesinde yayını açık unutup ‘Kızların resimlerini de görüyoruz böylece ha, çaktırma’ dedi.

Pislik…

ŞAFAK

Yeni Şafak Gazetesi, FETÖ’nün bir numaralı ayağı olarak İsmet İnönü’yü gösterip RTE ve diğer AKP’liler dışındaki bir sürü devlet adamını sıraladı.

Şafak batıdan atıyor ve güneş dünyanın etrafında dönüyor değil mi?..

2019-2020 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇÖZÜLEMEYEN SORUNLARLA BAŞLIYOR

2019-2020 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇÖZÜLEMEYEN SORUNLARLA BAŞLIYOR

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır.)

2019-2020 eğitim-öğretim yılı, 9 Eylül 2018’de başladı. 18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi bu eğitim öğretim yılına da birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla, müfredat ve sınav sistemi değişikliği, karma eğitimin kaldırılması girişimleri gibi tümüyle ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesinde girecektir.

Dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller, derslik açıkları, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, ikili eğitim öğretim, taşımalı eğitim, uluslararası sınavlardaki başarısızlıklar, öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkum edilmesi, çocukların örgün eğitim dışına itilmesi, öğretmenlerin özlük sorunları, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik, öğretmenlerin aile birliğinin sağlanamaması, kadrolaşma, liyakatsizliğin ve yandaşlığın egemen olması gibi sorunlar maalesef bu öğretim yılına da taşınmıştır. Bütün bu sorunların üstüne bir de ekonomik krizin yarattığı olumsuz etki yüklenmiştir.

SINAV SİSTEMİ DEĞİŞİKLİKLERİ ÖĞRENCİLERİ MAĞDUR ETTİ

LGS birçok öğrenciyi istemedikleri okullara gitmeye zorunlu bırakmaktadır. Sınavla öğrenci alan akademik liselerin kontenjanlarının sınırlı tutulması, sınavsız öğrenci alan Anadolu Liseleri’nin kontenjanlarının dolduğu birçok ilde öğrenciler seçeneksiz kalmıştır.

Bu sistemle öğrencilerin istemedikleri okullara yerleştirileceği, birçok ailenin çocuklarını istemedikleri halde meslek, imam hatip lisesi ya da özel okullara göndermek zorunda kalacağı yönündeki kaygılarımız ne yazık ki haklı çıkmıştır. Bu değişikliğin uzun vadede eğitim sistemimizi tümden özelleştirme ve imam hatipleştirme projesinin bir adımı olduğu ortadır.

YKS sonuçları ise ortaöğretimdeki çöküşün aynası olmuştur. 2019 YKS’ye giren 2,5 milyon adayın bir gün içinde sabah ve öğleden sonra yapılan oturumlarda başarı göstermesi beklenmiş ancak sorulara verilen doğru yanıtların ortalaması çok düşük kalmıştır. Birçok öğrenci açıkta kalmamak için istemediği bölümleri tercih etmiştir.

Bugün, eğitimdeki başarısızlığın çözümü için tüm paydaşların görüşü alınarak hazırlanacak, bilimsel düşünmeye ve üretmeye dayalı bir eğitim sisteminin gerekliliği kaçınılmaz hale gelmiştir.

– Kamusal,
– parasız,
– bilimsel,
– laik ve
– karma eğitim

hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabilmesi mutlaka sağlanmalıdır.

Bu yeni eğitim döneminde de birçok eğitimci yine mesleğine kavuşamayacaktır. Kangrene dönen ataması yapılmayan öğretmenler sorunu giderek büyümüş, mesleğine kavuşturulmayan öğretmen sayısı  700 bine dayanmıştır. Sayıştay’ın denetim raporunda bile yüz binlerce öğretmene ihtiyaç duyulduğu saptamasına karşın, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bu konuda da bir irade göstermemiştir.

Bir eğitim sisteminin dinamosu, öğretmendir. Öğretmenlerimizin kadrolu çalışma haklarını ellerinden alıp, iş güvencelerini yok eden, eşit işe eşit ücret alma haklarını gasp eden AKP iktidarına karşı, Bakan Selçuk da kendisinden önceki milli eğitim bakanları gibi sessiz kalmıştır. Yani yeni eğitim-öğretim dönemi, yalnızca veliler ve öğrenciler için değil, biz eğitimciler için de bolca kara haber barındırmaktadır.

EĞİTİMDE ÖZELLEŞTİRME SÜRÜYOR!

AKP iktidarı döneminde, eğitimde piyasa merkezli işletmeci anlayışı yerleştirilmeye çalışılmış, özel okullara yönelik doğrudan teşvik uygulamalarında ciddi adımlar atılarak kamusal eğitim alanı daraltılmıştır.

  • Kamusal kaynaklar, eğitimin ticarileştirilmesi için özel sermayeye aktarılırken kamusal eğitimin niteliği düşürülmüştür. (AS: AKP sermaye iktidarıdır!)

MEB verilerine göre, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Türkiye’de 54 bin 732 resmi, 13 bin 679 özel okul bulunmaktadır. 2003’te özel okulların resmi okullara oranı % 2 iken, 2019’a gelindiğinde bu oran % 25’e yükselmiştir. 2002-2003 eğitim ve öğretim yılında tüm özel okullarda kayıtlı öğrencilerin toplam öğrenci sayısına oranı % 1 iken, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 8 kat artarak % 8,2’ye çıkmıştır.

TAŞIMALI EĞİTİM DEVAM EDECEK, ÇOCUKLARIMIZ TARİKAT VE CEMAATLERİN YURTLARINA MAHKUM EDİLECEK

4+4+4 düzenlemesi ile birlikte 2012-2013 eğitim öğretim yılından başlayarak çok sayıda köy okulu kapatılmış ve taşımalı eğitim uygulamaları yaygınlaşmıştır.

2013-2014 eğitim öğretim yılında taşınan ilkokul ve ortaokul öğrenci sayısı 825 bin 90 iken, 2018-2019 eğitim öğretim yılında taşınan öğrenci sayısı 1 milyon 324 bin 960’a çıkmıştır.

Eğitimlerine devam etmek için yerleşim yerlerine en yakın ilçelere giden öğrenciler Aladağ’da olduğu gibi devlete ait yurt olmadığı için yine cemaat ve tarikatların yurtlarına yönlendirilecektir. Taşımalı eğitim sisteminde özellikle kız çocukları mağduriyet yaşamakta ve eğitimden kopmaktadırlar.

Özellikle ilköğretim ve lise çağındaki çocuklarımız devletin bizzat hizmet verdiği yurtlarda barınma ihtiyacını karşılamalı, hiçbir yolla özel girişim, dernek, vakfın faaliyetine izin verilmemelidir.

OKULLAŞMA ORANI HALA DÜŞÜKTÜR

21. yüzyılın Türkiye’sindeki okullaşma oranları da içler acısıdır. Önümüzdeki dönem içinde de çözülmeyeceği belli olan okullaşma oranı, bugün bizzat Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından itiraf edilmiştir. Bakan Selçuk, ilkokullarda okullaşma oranını %91,5,  ortaokullarda ise %94,47 olarak açıklamış ve bunu iyi bir tablo gibi sunmuştur. Ancak bu rakamların gerisinde yatan gerçek, 17 yıldır iktidarda olan AKP’nin, ilkokul çağındaki çocukların yaklaşık % 10’unu, ortaokul çağındaki çocukların yaklaşık %6’sını okula gönderemediğidir. Bu kayıpçocuklar düzeni de elbette ki iktidarın, çocukları yine dolaylı olarak tarikatlara yönlendirme taktiği olarak devam edecektir.

KRİZ BAHANESİYLE MEB BÜTÇESİNDEN YAPILAN KESİNTİ YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI OLUMSUZ ETKİLEYECEK

Yaşanan ekonomik krizi bahane eden AKP iktidarının, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin 2 milyar TL’sini kesmesi yeni eğitim öğretim yılını olumsuz etkileyecektir. En çok kesintinin okul onarımları ve öğrenciler için verilen yardımlardan yapılması, siyasal iktidarın eğitime verdiği önemin göstergesi olmuştur!

Öğrenci sayısının artmasıyla birlikte okul, derslik ve öğretmen açığı hızla büyümektedir. Bugün Türkiye’de halen öğretmeni olmayan okullar bulunmaktadır. Türkiye’deki okulların yarısından çoğunda ikili eğitim yapılmakta, birleştirilmiş sınıflarda eğitim ve taşımalı eğitim uygulamasına devam edilmektedir. Okullardaki altyapı ve donanım eksiklikleri, nitelikli bir eğitim politikasının yürütülmesinin önünde büyük bir engeldir. Okul yetersizliği ve derslik açığının yanında, acil çözüm bekleyen en önemli sorun, öğretmen açıklarıdır.

Ancak siyasal iktidar, MEB bütçesinde kesintiye giderek, kalıcı çözümlerin uzağında kalmakta, dahası eğitimi özelleştirme, eğitimin yükünü yoksul halkın sırtına yükleme anlayışında ısrar etmektedir. Bu anlayışla parasız, nitelikli ve herkese eşit eğitim anlayışının yaşama geçirilmesi olanaklı değildir.

İKİLİ EĞİTİM SORUNU DEVAM EDİYOR

2023 Eğitim Vizyonu’nda, “… ikili eğitime son verme hedefi” öbür programlarda olduğu gibi yinelenmiştir. Ancak bilindiği gibi AKP iktidarında tekli eğitim yapan okullar bile ikili eğitime geçmiş; okul binaları hem içeriden tuğlalarla bölünmüş ve hem de okul bahçeleri küçültülmüş, eğitim sistemi işlevsiz duruma getirilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ilköğretim kurumlarının % 14.4; ortaöğretim okullarının ise % 6.4’ünde ikili eğitim yapılıyor. Yine MEB’in verilerine göre 2019 sonuna dek ikili öğretimin kaldırılması için Türkiye genelinde 57132’si temel eğitimde, 1630’u ise ortaöğretimde olmak üzere toplam 58762 derslik yapılması gerekiyor. Ancak MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay ile hele ki ekonomik kriz nedeniyle yapılan kesintiden sonra bunu gerçekleştirmek mümkün görünmemektedir.

YENİ ÇALIŞMA TAKVİMİ,
ÖĞRENCİLERİ DENEY TAHTASI HALİNE GETİRECEK 

Eğitimin yığılmış sorunları çözüm üretilmeksizin ortada dururken, daha çok ara tatil içeren yeni çalışma takvimi açıklanmıştır. Bu takvimin bizim sistemimize uygun olup olmadığı büyük bir soru işareti olarak ortada durmaktadır. Her tatil öncesi rehavetin egemen olduğu, okullarda ders işlenmediği, birçok öğrencinin rapor alarak tatilini uzatıp seyahate çıktığı gibi ögeler de hesaba katılmadan açıklanan yeni takvim, bir kuşağı daha deney tahtası haline getirecektir.

SONUÇ:

Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların, Bakan değişikliğine, büyük reformlar gerçekleştirileceği vaadiyle açıklanan vizyon belgelerine karşın, 2019-2020 eğitim öğretim yılında da artarak süreceği görülmektedir. Eğitimde yaşanan yapısal sorunlar karşısında MEB’in somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amacının olmadığı, eğitimde yaşanan

– ticarileşme,
– özelleştirme ve
– dinselleştirme

uygulamalarının hız kesmeden süreceği görülmüştür.

Daha önce kezlerce söylediğimiz gibi eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların aşılmasının, çocukların nitelikli bir eğitime ulaşabilmesini sağlamak için bugüne dek izlenen bilimsel olmayan eğitim politikalarını tümüyle değiştirmekten geçmektedir.

  • Yaşanan karanlık tablodan çıkışın tek yolu ise
  • eğitimin eşit, parasız, bilimsel, laik ve kamusal niteliğinin artırılmasıdır.

Eğitim-İş olarak parasız, bilimsel, demokratik, laik, ulusal ve karma eğitim mücadelemize, Atatürk’ü ve devrimlerini anlatmaya, haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalmış tüm eğitim emekçilerinin yanında olmaya devam edeceğiz.

  • Yolumuz çağdaş uygarlık yoludur,
  • yolumuz Cumhuriyet yoludur ve
  • bu yoldan asla dönmeyiz.

EĞİTİM-İŞ MERKEZ YÖNETİM KURULU

==========================================
Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz EĞİTİM-İŞ’in yukarıda aktardığımız raporuna bütünüyle katılıyoruz.

Rapor ilk ve orta eğitime odaklanmış.
Okul öncesi eğitim ve yükseköğretim kapsanmamış.
Bu alanlarda da sorunlar ilk ve orta eğitimden geri değil.
AKP iktidarının 17 yılı bulan tek başına iktidarında en çok darbe vurduğu alan kuşku yok ULUSAL EĞİTİM SİSTEMİDİR.
Ulusal eğitime 2 büyük darbe vurulmuştur :

1. Eğitimin laik – bilimsel kanadı kırılmıştır.
2. Eğitim büyük oranda özelleştirilerek
yandaşlara rant alanı açılırken, yoksul çocukları tarikat – cemaatlere çok yönlü malzeme yapılmıştır. Buna ne utanç verici ki, cinsel taciz de dahildir.

Sonuç ortadadır.. Halk kitlelerinin özellikle eğitimsiz – cahil bırakılarak vicdansız ve ahlaksız bir dinci sömürü ile iktidara oy deposu kılınması.. Ne var ki, izlenen sinsi politikaların yaşamda somut karşılıklarını halk kitleleri algılamaya başlamıştır. Nedensellik bağını yeterince kuramasa da sağduyusu ile bu hazin tablodan AKP iktidarını sorumlu tutmaktadır, tutacaktır.

İlk genel seçimde bu iktidarın son bulması için halka önderlik ederek yaşadıklarının nedenlerini anlatma çabası sürdürülmelidir. Sendikalar, dernekler ve özellikle siyasal partiler bu süreçte öncü olmak zorundadır.

MİLLET İTTİFAKI güçlendirilerek sürdürülmelidir. HDP’nin iktidar tarafından kriminalize edilmesine izin verilmemelidir. Bunun en etkin anahtarı HDP’nin elindedir; PKK ve uzantısı terör örgütleriyle tüm bağlarını kesin bir dille atmalı ve etnik temele dayanmayan demokratik siyaset güderek sahnede yer almalıdır. Ancak böylesi bir güçbirliği ile Cumhur İttifakı yenilebilir. Somut örneği 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde ve özellikle 23 Haziran’da yinelenen İstanbul BŞBB seçiminde kanıtlanmıştır.

AKP’nin seçeneği, asla bu partiden kopan ve aynı zihniyet sahiplerinin günah çıkaran eski kadroları olamaz. Halkımız bu tuzağa düşmeyecektir.

EĞİTİM-İŞ Sendikamızın web sitesinde 10 Eylül 2019 günü yayınlanan rapor çok değerlidir :

  • MEB İSTATİSTİKLERİ AKP İKTİDARININ EĞİTİMDE YARATTIĞI YIKIMI ORTAYA KOYDU

Bu rapor okunmalı, paylaşılmalı, gereği yapılmalıdır. Tıklayınız

İmam Hatip Okullarındaki Artış Sürmektedir

4+4+4 düzenlemesiyle birlikte imam hatip ortaokullarının yeniden açılması ve birçok genel lisenin imam hatip lisesine dönüştürülmesiyle,

  • imam hatip okullarında inanılmaz bir artış yaşanmıştır.
  • MEB’in istatistiklerine göre Türkiye genelinde 2012-13 eğitim öğretim yılında 1099 olan imam hatip ortaokulu sayısı geçtiğimiz yıl 3286’ya bu yıl 3394’e; 708 olan imam hatip lisesi sayısı ise geçtiğimiz yıl 1605’e, bu yıl 1624’e çıktı.
  • İmam hatip lisesi öğrenci sayısı 605 869, imam hatip ortaokulu öğrenci sayısı ise 761 785 oldu. Geçen yıla göre ortaokul ve lise ile birlikte imam hatipli sayısı 1 350 611’den, 1 367 654’e yükseldi. Bu sayı, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 71 100’idi.
  • Yine imam hatip ortaokullarında görev yapan öğretmen sayısı 39 356’dan, 43 112’ye çıkmıştır. Derslik ve öğretmen ihtiyacının had safhaya ulaştığı ülkemizde imam hatiplerin öğretmen kadrosu bakımından avantajlı olması dikkat çekicidir. (Bkz. MEB İSTATİSTİKLERİ AKP İKTİDARININ EĞİTİMDE YARATTIĞI YIKIMI ORTAYA KOYDU)

Kurulacak ilk Ulusal İktidar eliyle Türkiye, restorasyon dönemine girecektir.

Sevgi ve saygı ile. 20 Eylül 2019, Datça

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
EĞİTİM-İŞ Üyesi
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Tutmadı

Olayların Ardındaki Gerçek :

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Tutmadı

Cumhuriyet, 11 Eylül 2019

Gazetemiz Cumhuriyet’in dünkü sayısında “Başkanlık Tutmadı” başlığı ile manşetten önemli bir haber yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli ile ilgili bir anket çalışmasının çarpıcı sonuçları bu haberde veriliyordu. Bilindiği gibi 2017 yılında bir anayasa değişikliği yapılarak “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı verilen ve yapısal olarak dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir sistem getirilmişti. Türkiye’yi ve Türk ekonomisini “uçuracağı” iddiasıyla sunulan

  • “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” bir yılda,
    hem hukuku hem demokrasiyi hem de ekonomiyi çökertmiş bulunuyor.

Konuyla ilgili olarak yapılan anket, halkın bu modele açıkça karşı çıktığını göstermektedir. Türkiye’de bu “ucube” başkanlık sisteminin yararlı olduğunu düşünenlerin oranı % 37’lere inmiş bulunuyor. Ankete katılanların % 53.8’lik bir bölümü parlamenter sisteme geri dönülmesini istiyor. Bunun anlamı şudur: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen ve bütün gücün tek kişide toplandığı modele karşı halkta büyük bir destek erimesi görülmektedir. Araştırmanın ayrıntıları da ilginçtir. Çünkü, Cumhur İttifakı’nın en önemli destekçisi MHP’lilerin yalnızca % 29’u bu başkanlık sisteminin yararlı olduğunu belirtirken, % 52.6’sı da parlamenter sisteme dönülmesini istemiştir. Bu oranlar CHP ve İYİ Parti seçmeninde daha açık ara ile belirmiştir. CHP seçmeninin % 89.7’si, İYİ Parti seçmeninin % 84.4’ü ve HDP seçmeninin % 93.4’ü parlamenter sisteme dönülmesini istemektedirler.

Yerel Seçim Sonuçları

Anket sonuçları, son yapılan yerel seçim sonuçlarıyla da paralellik (AS: koşutluk) göstermektedir. Özellikle İstanbul seçim sonuçları halkın açık olarak “Başkanlık Modeli”ne hayır dediğinin göstergesidir. Seçimlerden beş gün sonra (28 Haziran 2019) Cumhuriyet’te yayımlanan “Yeni Anayasa” başlığını taşıyan başyazıda aynen şöyle deniliyordu:

“Bu seçimde ilk kez seçmen, Erdoğan’a açık bir biçimde hayır demiştir.
Bu husus, temelde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişmelidir,
şeklinde yorumlanmalıdır.”

Cumhuriyet’in bu değerlendirmesi, 23 Haziran 2019’da yenilenen İstanbul seçiminden yalnızca 2.5 ay sonra yapılan ve bu yazıda sözünü ettiğimiz anketle, açıkça ve somut olarak kanıtlanmış bulunuyor. Cumhuriyet gazetesi, birikimi ve siyasal yorumlarıyla bu konuda ilk saptamayı böylece seçimlerden hemen sonra yapmış bulunuyordu. Son anket sonuçları da bu konudaki tartışmanın giderek yükseleceğini gösteriyor. Çünkü diş macunu tüpten dışarı fırlamıştır, artık geri dönüşü olamaz.

Evrensel demokrasinin temel kurallarıyla çelişen bugünkü Başkanlık Sistemi artık dönülemez bir biçimde tartışmaya açılmış bulunmaktadır. Yukarıda sözünü ettiğimiz 28 Haziran 2019 tarihli “Yeni Anayasa” başlığını taşıyan başyazımız şu cümleyle bitiyordu:

  • “Seçim sonuçları, tek adam rejimi olan Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin tartışmaya açılmasına neden olmuştur.” Sözü edilen anket bu değerlendirmenin somut bir göstergesidir.