TÜRKİYE’de SEÇİM ve GEÇİM SORUNLARI

TÜRKİYE’de SEÇİM ve GEÇİM SORUNLARI

Ertan URUNGA
(E) Askeri Yargıç

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

31 Mart’ta yapılacak olan Yerel Seçimlere sayılı günler kala, AKP Genel Başkanı RTE’nin her vesileyle “Pazara kadar değil, İnşallah mezara kadar” diyerek, duacısı olduğu Cumhur İttifakı’nın, 31.01.2019 tarihinde il ve ilçe adaylarını belirleyip, törenlerle tanıtımını yapmıştır. Anamuhalefet partisinin ise yine işi ağırdan alıp uzun uğraşlardan sonra, ancak 10.02.2019’da 12 maddelik Seçim Bildirgesi ile birlikte kesin adaylarını açıklayabildiği görülmüştür.

Adayların tanıtımında görülen bu manzara karşısında, mütedeyyin halkımızın da her ikisine koca bir “MAŞALLAH” çekip; yerel seçimlerde işi Allah’a havale etmekten başka yapacağı bir şey kalmamıştır. Öyle ya, gönlündeki şövalye -attan düşmekle özürlü olsa da- herkesten önce atına binip kılıcını savurarak, rakiplerine meydan okuması yetmiştir müritlerine…

Oysa bugün, devlet işlerinin ‘İnşallah ve Maşallah’ ile doğru yürüyeceğini sanan, devlet aklından yoksun aymazlara; artık bedevi Arap toplumlarında bile rastlanmamaktadır. Ancak bizdeki aymazların, her seçimde atı alıp Üsküdar’a geçmeyi becerdikleri gibi halkı din ile Allah ile aldatmak söz konusu olduğunda da El-hak üstlerine yoktur hani!

Bu durumda, amaca ulaşmak için her şeyin mubah (dince günah sayılmayan işler) olduğuna inandırılıp kavrama yetisi köreltilen dindar halkımıza; aklın ve bilimsel düşüncenin erdemini anlatmakta yaşanan açmazların başat nedeninin de bu olduğunu bilmeyen kalmamıştır artık!

Ekonomide Tehlike Çanları

Ne var ki bu seçimlerin, dinsel etmenlerden daha çok son birkaç aydan beri başgösteren ve ABD Başkanı Trump’ın, devlet etiği ve geleneğiyle asla bağdaşmayan Türkiye Kürtlere saldırırsa, Türkiye’yi ekonomik olarak mahvederiz sözlerinden sonra giderek yükselen bir eğilime giren Ekonomik Krizin gölgesinde kalacağı anlaşılmaktadır. Nitekim öteden beri çeşitli yol ve yöntemlerle uyutulan, ancak bütün çabalara karşın derin uykusundan uyanması önlenemeyen Enflasyon canavarı, bu kez son yıllarda görülmeyen bir hızla yoksul ve dar gelirli aileler başta olmak üzere, tüm toplumu bir ahtapot gibi sarıp sarmalamaya başlamıştır.

Bugün bilisiz ve duyarsız yöneticilerin elinde 470 milyar Dolar barca batırılan, Cumhuriyetin kazanımı olan ulusal öz kaynakları da özelleştirme adı altında, haraç-mezat satılarak tüketilen Türkiye’nin; bütün uyarılara karşın inatla sürdürülen tüketim ekonomisiyle üretiminin dibe vurup işsizliğin tavan yapması yüzünden, dış borçlarının faizlerini bile ödeyemeyeceği bir duruma düşmesine karşın, yaklaşan tehlike çanlarının ayırdına varıl(a)madığı görülmektedir.

Bunun sonucu olarak da bırakınız enflasyon canavarının hortlamasını bir yana, 1958’de Bayar- Menderes ikilisinin devr-i iktidarında olduğu gibi “Devletin iflası demek olan MORATORYUM (vadesi dolan borçlarını yasayla ertelemesi) ilanına bile gidilebileceği ve yine IMF’nin kapısının çalınacağı, hatta bu konuda görüşmelere de başlandığı kimi uzmanlarca dile getirilmektedir. Bu vahim durumun, devletin tepelerinde “Domates, Biber, Patlıcan Terörü” diye hafife alınması ve Tanzim Satış Mağazaları gibi yeterli etkinliği olmayan palyatif (geçici) önlemlerle giderilemeyeceği için, mutfaktaki yangının da artarak süreceği anlaşılmaktadır.

Seçimler Baştan Kara

YSK’nun açıkladığı seçim takvimine göre 01.01.2019’da başlayan yerel seçim süreci ile birlikte, bu seçimlerde de yolsuzluk yapılacağına ilişkin sav ve belgelerin, her seçim öncesi olduğu gibi mutada inkiyaden ortalıkta dolaşmaya başladığı görülmüştür. Örneğin boş arazilerde, tapuda kayıtlı olmayan bina, daire ve konutlar için sahte seçmen listeleri düzenlendiğinden tutun da kimi mahalle, ilçe ve illerdeki hayali seçmen sayısının, bu yerlerdeki insan nüfusunu bile aştığına; hatta bu yüzden kimi ilçelerin girişlerindeki nüfus tabelalarının değiştirilip sayının şişirildiğine ve YSK’nun da seçmen sayısının yaklaşık iki katına yetecek oy pusulası bastırdığına dek, çeşitli savların sosyal ve genel medyada günlerce yer aldığı bilinmektedir.

Bu nesnel olgulara kaşın, Anayasanın 79/2. maddesinde belirtildiği gibi seçimlerin düzen ve güven içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmak; seçim konularına ilişkin bütün yolsuzlukları, yakınma ve itirazları kesin karara bağlamakla görevli olan YSK’unca; seçimlerde uygulanan SEÇSİS (Seçim Bilişim Sistemi)’nin, dışarıdan gelebilecek yolsuzluklara açık ve seçim güvenliği için sakıncalı olduğu gözetilerek; parmak boyası da dahil kimi ek önlemlerin ivedilikle alınması beklenirken; “Yapılan incelemede sahte/hayali seçmen tespit edilemediği, haberlerde algı operasyonu yapıldığına” ilişkin açıklamalar da adil ve güvenli bir seçime hasret Türk toplumu arasında oluşan haklı kuşkuları gidermeye yetmemiştir.

Yetmemiştir, çünkü bu açıklamayı yapan ve geçen yıl rejim değişikliğiyle sonuçlanan kuşkulu halkoylaması sırasında, yasanın açık hükmüne aykırı olarak mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayan YSK’nun, Başkanı da dahil altı üyesi ile ilgili olarak; seçimlere üç ay kala hiç beklenmeyen ve kamuoyunca ‘Skandal’ olarak nitelendirilen yasal bir düzenleme yapılmıştır.

Anayasaya Aykırı Yasa

Öyle ki 28.12.2018’de RG’de yayımlanan 7159 sayılı Torba Yasanın 10. maddesi ile 7062 sayılı YSK Yasasının geçici 1. maddesine eklenen, Kurul üyelerinden; 2019 yılında görevi sona ereceklerin yerine 2020 yılı Ocak ayında, ..yenileme seçimi yapılır.hükmü ile Başkan ve üyelerin –deneyimli oldukları gerekçesiyle- görev süreleri bir yıl uzatılmıştır.

Ancak önümüzdeki yerel seçimler için kurgulanarak uygulanmasına da başlanan bu hükmün, devlet ciddiyetinden yoksun keyfi ve yersiz gerekçelere dayalı olması bir yana, yürürlükteki AY’nın 67. maddesinin son fıkrasındaki Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz. kuralına mutlak aykırı olduğu için, üç ay sonra yapılacak bir seçimde uygulanması da asla olası değildir.

Çünkü Anayasanın anılan emredici kuralına karşın, yasama organının; seçim yasaları içinde yer aldığına kuşku bulunmayan 7062 sayılı YSK Yasasının bir maddesinde Anayasaya açıkça aykırı olan bir yasa ile değişiklik yapması durumunda, kaynağını Anayasadan almayan bir yetkiyi kullanmış olur ki; bu da AY’nın 6/3 maddesinde yazılı Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz kuralına olduğu ölçüde, yine AY’nın 11. maddesinde yer alan “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” içerikli buyruğuna da mutlak aykırı bulunduğu yadsınamaz.

Bu nedenle, YSK’nun görev süresi dolan başkan ve üyelerinin katılımı ile aldığı ve alacağı bütün kararların, seçimlerden sonra siyasal parti ya da adaylardan birinin yüksek mahkemeye başvuruda bulunması durumunda, yok hükmünde sayılabileceğini de şimdiden söyleyebiliriz.

Öte yandan AKP’li TBMM Başkanının da Anayasanın 94/son maddesi ile Siyasal Partiler Yasası’nın  24/2 maddesinin açık hükmüne göre, “..üyesi bulunduğu siyasi partinin Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine -görevinden istifa etmeden- katılamayacağı” açıkça belirtildiği halde, istifaya  gerek duymadan İstanbul BŞB başkanlığına aday olup faaliyetlerde bulunması, yapılan eleştiriler üzerine de sanki ülkede kendine özgü başka bir hukuk düzeni varmış gibi ‘Seçimler siyasal faaliyet sayılmaz, Hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz’ şeklinde ve ancak ulemaların fetvalarına yaraşan bir gerekçeye sığınarak, aday listelerinin YSK’ya verilmesinin son günü istifa etmekle, çağdaş ve laik hukuk düzenini tanımadığını göstermiştir.

Partili CB ve Beka Sorunu

Yaşanan hukuksuzluklar yalnızca bunlarla sınırlı olmayıp Anayasanın 104. maddesinde yazılı, “Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk ulusunun birliğini temsil eder.” buyruğunun doğal bir sonucu olarak, Cumhurbaşkanının artık siyasal bir partinin genel başkanı hatta üyesi bile olamayacağı halde, devletin bütün olanaklarını da kullanarak partisinin propaganda etkinliklerine katılmasının; hukuksal ve etik değerlere olduğu ölçüde, seçim hukukunun Eşitlik, Adalet, Güven ilkelerine de mutlak aykırı düştüğüne kuşku yoktur.

Kaldı ki, Anayasanın 103. maddesinde yazılı CB andına göre; ..Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına, ..Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerine aldığı görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücüyle çalışacağına büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda namusu ve şerefi üzerine ant içen CB’nın; görevi süresince yaptığı tüm işlerde hangi ilkelere bağlı kaldığı, hangi değerleri koruyup yücelttiği ve hangi görevi yansızlıkla yerine getirdiğini sorgulayıp gereğini yapmak da  her yurttaşın anayasal hakkıdır elbet. Bunları gereği gibi yap(a)madığı ve istifa da etmediği takdirde, çözüm yeri seçim sandığıdır.

Ancak devleti yönetenlerin, başka bir amaçla bilerek ve isteyerek yükümlülüklerinin aksine davranması durumunda, meşruluğunu da yitirmiş olacağı ve işte ancak o zaman devletin bekası tehlikeye düşeceği için egemenliğin gerçek sahibi olan her ulusun direnme hakkının doğacağı, dünyanın çağdaş ülkelerince de kabul edildiği; demokratik ve laik Anayasal devlet düzeninin de esas olarak bu temel ilkeler üzerine kurulduğunu da burada belirtmek isteriz.

SON SÖZ’ü, eşsiz öngörüsü ile zor günlerimizde yolumuzu aydınlatan yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’e bırakıyoruz:

  • Kendi kişisel çıkarları için yabancılarla işbirliğine giren ve gücünü halktan almayan küçük bir azınlığın dışındaki tüm güçler; aralarındaki etnik, dinsel ve siyasal ayrımları erteleyerek, ulusal kurtuluş mücadelesi yolunda birleşmelidirler.
    ==============================================
    Dostlar,

Sayın (E) Askeri Yargıç Ertan URUNGA‘nın son derece yetkin makalesi herkese yol göstermekte. Özelikle iktidar partisine ve başındaki Erdoğan’a.

AKP = ERDOĞAN’ın KENDİNDEN BAŞKA DÜŞMANA GEREKSİNİMİ YOK!

17 yıllık tek başına iktidarın siyaset biliminde ve tarihte yerini bulan kaçınılmaz – doğal sonuçlarını AKP = Erdoğan örneğinde tipik olarak görüyor ve izliyoruz.

Güç sarhoşluğu ve türevi yanlışlar birbirini izliyor.. üstelik yapılan hatalar çok belirgin (major)!

Örneğin “Millet ittifakı”nı kapkara zeminde zillet – illet – terörist… vb. biçimde suçlamak hangi akla hizmettir? Erdoğan, bu akıl almaz cik iletisini (tweet’i) bilerek mi yayınlamıştır? Danışmanlar hazırladı ise, bu ağır ve bağışlanmaz “irrasyonalite” danışmanlar ordusunun genelinde de egemen midir? Bu son sorunun yanıtı “evet” ise ülkemizin yönetimi için asıl “beka” sorunu bu yüzden var demektir!? Yanıt “hayır” ise, 2 ucu _oklu değnek örneği, böylesine halkı bölücü hatta düşmanlaştırıcı, giderek iç çatışma tohumlayıcı bir siyaset niçin izlenebilir??

Beka sorunu masalı” halkı “aptal” yerine koymak değil midir? 17 yıldır ülkemizi tek başına yönetenler neden “beka sorunu” içine sürüklemiştir Türkiye’yi? Ortalama yurttaş bu soruyu sormaktadır doğallıkla.. Ayrıca 31 Mart 2019’da yapılacak olan genel değil yerel seçimdir. AKP – MHP koalisyonunun yerel seçimlerde yenilmesi neden Türkiye için beka sorunu yaratsın ki?! Erdoğan, CB olarak, Padişahlarda bile olmayan yetkilerle iktidarda, TBMM’de ortağı MHP ile salt çoğunluğa sahip.. Genel seçimler olağan koşullarda 2023 Haziranında.. Daha 4+ yıl var.

İktidarda tam bir ürkü (panik) egemen.. Olağan demokratik rejimlerde seçim kazanmak ve yitirmek eşdeğer olgunlukla karşılanır. Geldiğiniz gibi gidersiniz.. Demirel kezlerce “gitmiş” ve “gelmişti”.. İslamcı AKP, halkın dinsel değerlerini en utanç verici biçimde siyasete alet eden iktidar, neden seçim yitirmekten bunca anormal derecede korkmaktadır?

Bu kritik sorunun 2 yanıtı vardır :

  1. İktidar partisi çoooooooooooooooooooook suç işlemiştir ve bunun yargıda hesabını vermekten ödü patlamaktadır; bu yüzden asıl beka sorunu kendileri içindir..
  2. İktidar partisi “hala” asıl hedefi olan “Türkiye İslam Cumhuriyeti” ni eylemli (fiili) olarak ve resmen ilan edememiştir, oysa 2023 hedefi gerçekte bu amaca dönüktür, “kutsal misyon” = cihad henüz tamamlan(a)mamıştır; yerel seçimde “ciddi – ağır” bir yenilgi erken genel seçimi tetikleyebilir ve orada da büyük “risk” söz konusudur…

Ne var ki; baştan sona ağır ve ciddi yanlışlarla dolu ekonomi politikalarının kibir ve kör inatla, dahası ülkeyi –belki de bilerek çökertme pahasına!?– dayatılmasının kaçınılmaz (deterministik) sonuçları alev alev bir ekonomi, çevrilemeyen borçlar, katlanılmaz yaşam pahalılığı, işsizlik, yoksulluk, özekıyımlar (intiharlar), dışa göçler, üretimsizlik, devlet bakkallığı (!), 1 kişilik işe 6 bini aşkın başvuru, açım aç!” diye kameralar önünde haykıran anneler, öğrencisizlikten kapatılan imam-hatip liseleri, Erdoğan’ın Erzurum mitinginde yaşanan açık hüsran… Tüm bunların elbette ağır politik bir faturası ve olağan koşullarda sandığa yansıması olacaktır..

AKP = Erdoğan gemileri yakmış görünüyor!?..

Bir yerel seçim için ülkenin 90 yıllık muazzam birikimi, barışı, esenliği, birliği, demokrasisi, hukuku, ekonomisi, bilim-sanatı, dış ilişkileri… geleceği nasıl hoyratça feda edilebilir?

Bu anormal ve kabul edilemez politika, belirtilen 2 nedenle esas olarak sürdürülebilir de değildir! Önümüzdeki 4 haftada, çok tehlikeli düzeye tırmandırılan gerilimin mutlaka düşürülmesi gereklidir. Bu, AKP = Erdoğan başta, herkesin yararına olacaktır.

  • AKP = Erdoğan mutlaka ama mutlaka ve de hızla sağduyuya dönmelidir;
  • tersi, tükeniş ve giderek yok oluşu hızlandırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.
  • Asla unutulmasın; baki olan Türkiye’dir; her iktidar gibi AKP = Erdoğan iktidarı da fanidir.

Sevgi ve saygı ile. 03 Mart 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

SON UYARI

SON UYARI

Rifat SERDAROĞLU
11.01.2019

31 Mart Yerel Seçimlerinde Cumhur İttifakı tarafından 
HİLE yapılacak diye 25 Aralık 2018’de uyarmıştım.
CHP ve İYİ Parti bu uyarıyı hiç dikkate almadılar. Sanki görevleri değilmiş gibi!

CHP’nin Genel Başkanı, Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, CHP’nin Yüksek Seçim Kurulundaki temsilcisi olan kişi, bu ihmalin baş sorumlularıdır.
Bu üç kişi ya seçim işlerinden hiç ama hiç anlamıyor ya da üzülerek söylüyorum, ihanete varacak büyük bir yanlışın içindeler.
Başka türlü bir nitelemede bulunmak mümkün değil.
CHP üyesi, Veri Madenciliği konusunda dünya çapında uzmanlar, bu üç kişiyi defalarca uyardılar. Oy hırsızlığını önleyecek sunumlarını yaptılar.
Parti Meclisinde anlattılar. Gönüllü yapılmak istenen bu hizmet için bile ilgisiz kaldılar, sanki CHP adına değil de Saray adına çalışıyorlar hissini uyandırdılar!

Muhtarlıklarda askıya çıkartılan Sandık Bölgesi Askı Listeleri ile Sandıkta oy kullanılırken imzaladığımız Sandık Seçmen Listeleri arasında büyük fark olacağını, AKP’nin bazı hassas yörelere, seçmen yüklemesi yapacağını, bu listelerin mutlaka tek-tek bilgisayar ortamında kontrol edilmesi gerektiğini ısrarla istemiştik.
Ayrıca listelerin kontrolü için verilen 33 saatlik sürenin çok az olduğunu, CHP’nin YSK Temsilcisinin, süre uzatım talebinde bulunmasının şart olduğunu belirtmiştik.
İstanbul-Ankara-İzmir’de bu güne kadar Belediye Başkan adayları belirlenmedi!
Aday belli olmayınca seçmen listelerini kim kontrol edecek? Belediye Başkan Adayı ile, aday yapılmayan İlçe örgütünün çalışması bir olabilir mi?
Ne bekliyorsunuz ki?
Listeler kesinleştikten sonra mı aday belirleyeceksiniz?
Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Akşener; Sizler partilerinizin mi yoksa Cumhur ittifakının mı Genel Başkanlarısınız, diye sorduk;
Duvardan ses geldi, bunlardan tık yok.

İYİ Parti, henüz parti olamadığı için, onların “Seçim güvenliği” gibi bir meseleleri yok! Onlar, kimin sırtına biner ve kendimizi nasıl seçtiririz telaşındalar.

HDP Eşbaşkanı Bektaş TBMM Genel Kurulunda feryat ediyor. Diyor ki;
“Bakın Şırnak’ta şu adresteki evde 625 seçmen yazılı. Bu hırsızlıktır. Engel olun! Aynı hırsızlık Siirt ilinde de var. Binlerce seçmen ilave edilmiş…”
AKP’liler “Amma kalabalık aile imiş” diye dalga geçiyorlar, utanmadan.

CHP İstanbul İl Başkanı, “Adalar İlçesinde 500 fazla seçmen yazılmış” diyor.
Hanımefendi; Adalar İlçesindeki fazla seçmeni mevcut Belediye Başkanınız belirledi. Siz mi buldunuz? Adalar İlçesindeki seçmen sayısı İstanbul seçmeninin binde biridir. Adalarda 11 bin, İstanbul’da 11 milyon seçmen var.
İstanbul genelini incelerseniz en az 250 bin civarında ekleme yapıldığını göreceksiniz. Niçin incelemiyorsunuz? Neden Genel Merkezinizi uyarmıyorsunuz? Hani diğer ilçelerdeki kontrol sonuçları? Siz İl Başkanlığını oyuncak mı zannediyorsunuz?

Kamuoyu araştırmalarına göre İstanbul’da 15 ilçede seçim 5-6 bin oyla kazanılacak veya kaybedilecek. Siz AKP’nin bu ilçelere seçmen eklemesi yaptığını görmüyor musunuz?

Aynı oyun İzmir’de oynanacak. İzmir Karşıyaka’da 250 bin civarında seçmen var. AKP’nin kazanması mümkün değil! Çünkü CHP %65-70 oy alıyor.
AKP kaybedeceği kesin olan Karşıyaka’dan 10-15 bin oyu Bakırçay Havzasındaki ilçelere aktarırsa, o ilçelerin hepsini kaybedeceksiniz!

İçinizden biri çıkıp şunları söylemedikçe;
Meraklanmayın Eyy Türk Milleti. Tüm kontroller tarafımızdan yapıldı.
Bu seçimde hile yapılmayacaktır. Kefili biziz
” sizleri Türk Milletinin iradesine sahip çıkamayan kişiler olarak damgalayacağız.
İnanın sizleri sokağa çıkamaz hale getiririz…

Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’nin YSK üyeliğine atadığınız kişinin mal varlığını inceletmeniz, mümkün mü?

Sayın Genel Başkanlar, derhal şunlar yaptırmalısınız          :

-YSK; Listelerin kontrol sürelerini mutlaka uzatmalı!
-YSK; Oy kullanan seçmenlerin aynı parmaklarının çıkmaz boya ile boyanması kararı almalı!
-Oy sayımları, SEÇSİS denen şaibeli sistemle değil, elle sayılarak yapılmalı!

Bunlar olmadığı takdirde, tüm muhalefet partilerinin seçime katılmama kararı almanız şarttır.
Aksi olursa, sonucu belli bir seçimle Türk Milletinin demokrasiye olan inancını tamamen bitirirsiniz ve sorumlusu sizler olursunuz…

Not: Yarın 13.00’te Antalya Konyaaltı Nazım Hikmet Kongre Salonundayız.
Bekleriz. Pazartesi görüşmek üzere.

Sağlık ve başarı dileklerimle.
========================================

Sayın Serdaroğlu,

Yüreğinize sağlık..
Uyarı ve feryadınıza katılıyoruz..

Öte yandan, YSK’ya CHP tarafından atanan üyeden söz ediyorsunuz..

Anayasa md. 79/4 aşağıdaki gibi :

“Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir.”
******
Ben anlayamadım YSK’da CHP üyesini???
Nasıl bir düzenleme ve statü bu??

Sevgi ve saygı ile. 11 Ocak 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com


 

 

Tehlikenin farkında mısınız?

Tehlikenin farkında mısınız?

Barış Terkoğlu
Cumuriyet
, 13.12.18
Farkında mısınız?

Fethullah Gülen’i 2008’de beraat ettiren kararı verenler, İlhan Cihaner’e kurulan kumpasta ise FETÖ’nün tezlerini destekleyenler bugün yargının tepesinde. 
Farkında mısınız? 
FETÖ İmamı Suat Yıldırım’ın çalışma arkadaşı, örgütün derneği KADİP’in Yönetim Kurulu Üyesi, Abant Toplantıları’nın katılımcısı, Dinlerarası Diyalog çalışmaları için Vatikan’a yol yapan Ali Erbaş bugün Diyanet’i yönetiyor. 
Farkında mısınız? 
Erdoğan’ın tehdit edildiği toplantıda en önde oturan, Bilal Erdoğan’ın ortağı Mehmet Gür TUSKON davasında ifadeye bile çağrılmadı. Bilal Erdoğan’ın Akıncı Üssü davasına Adil Öksüz ile ABD’ye gidip gelenler arasında görünen ortağına da bugüne kadar soru soran olmadı.
Farkında mısınız?
Zaman gazetesi hisselerinin 2014 yılındaki sahibi, sık sık Pensilvanya’da “arınan” Fettah Tamince, soruşturmalardan Cumhurbaşkanı avukatlarının “başarılı” savunması sayesinde kurtuldu. 
Farkında mısınız? 
15 Temmuz darbesinin beyni Adil Öksüz, kolunda Hava Kuvvetleri armalı saatle gözaltına alındı. Emniyet’e sorguya ısrarla götürülmedi. Savcının 2 kez tutuklama istemesine rağmenr “tarla bakmaya geldi” diye serbest bırakıldı. “Pes” eden savcı, “Fethullahçı zihniyet hala yönetiyor” diyerek görevini bıraktı. 
Farkında mısınız? 
Bazı davalara “para iddiaları” karıştı. Kimi savcılar görevden alındı. Polis, hapisteki FETÖ sanıklarından ifade bile aldı. Geçen hafta İstanbul’daki bir savcı, mal varlığındaki 660 bin TL açıklanamayan artış nedeniyle görevden alındı. 
Farkında mısınız?
AKP İzmir İl Binası’nın 15 Temmuz’da bile mal sahibi, Işık Sigorta’nın da Gediz Üniversitesi’nin de kurucusu Ahmet Küçükbay tutuklandıktan sonra, en bilinen markasına AKP’ye yakın Mustafa Latif Topbaş ortak oldu. Küçükbay’dan istenen bir dizi paradan sonra yandaş medyada aleyhindeki haberler durduruldu. Etkin pişmanlıkla tahliye edildi. Kaynağı örgüt olanlar hariç, serveti iade edildi. 
Farkında mısınız? 
FETÖ’de ilk akla gelen “çatı davası”nda 72 sanıktan sadece 7’si tutuklu. Kalanlar nerede? 65’i de firarda. Haklarında yakalama kararı çıkmadan isimlerini yandaş medyada çarşaf çarşaf yayımlatanlar, yurt dışına çıkışlarını da izledi. 
Farkında mısınız? 
Bank Asya’ya para yatırma suç delili sayılırken bankanın sahipleri hakkındaki iddianame yeni çıktı. Farkında mısınız? 15 Temmuz’a kadar FETÖ’nün yayın organlarında nutuk atan, “Ben Hizmet hareketini bir terör örgütü olarak görmüyorum” diyen parti lideri AKP listelerinden milletvekili oldu. Partisi Cumhur İttifakı’na katıldı. 
Farkında mısınız? 
Kot markasıyla ünlü TUSKON yöneticisi işadamı, adliyeden “İfademi verdim ve aynı gün işimin başına döndüm” diyerek çıktı. Davaya giren MASAK raporu ise Bank Asya’ya yatırdıklarının, FETÖ kurumlarına darbeye kadar aktardıklarının listesini veriyordu. Zaten koca TUSKON dosyasında bugün hapiste 10 kişi var. Tabii ki kalanlar aramızdalar! 
Farkında mısınız? 
Fethullah Gülen’le sevgi dolu fotoğrafları ortaya çıkan Nurettin Nebati, Berat Albayrak’ın yardımcı oldu. “Nasıl oldu” diye soran Nurettin Veren gazetesinden kovuldu.

Farkında mısınız? 
“FETÖ ile nasıl mücadele edilmeli” raporu yazan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’ndaki daire başkanının telefonundan ByLock çıktı. 
Farkında mısınız? 
Türkiye’de birileri “evlerinden İncil çıktı” haberleri yapıyor. Yurt dışındaki Fethullahçılar bunları kendini haklı göstermek için kullanıyor. Türkiye’deki saçmalıklar FETÖ tanıtımına malzeme oluyor. 
Farkında mısınız? 
Adalet Bakanı, birkaç gün önce yurtdışında FETÖ ile mücadelenin kaybedildiğini adeta itiraf etti. 
Farkında mısınız? 
Yargı imamları yakalanıp ceza bile alsa onlarla irtibatı ortaya çıkan bazı hâkim ve savcılara kimse soru sormuyor. 
Farkında mısınız? 
FETÖ’nün diğer tarikatlara sızarak yoluna devam ettiğini yazan Emniyet’in mahrem yapılanma raporu sumen altı ediliyor. 
Farkında mısınız? 
Medyada dün en ateşli Fethullah propagandası yapanlarla, bugün herkesi FETÖ’cü ilan ederek tutuklama listesi açıklayanlar aynı kişiler. 
Farkında mısınız? 
“Herkes” FETÖ’cü olursa aslında “kimse” FETÖ’cü olmaz. Bu sıralar “herkes FETÖ’cü” ile “kimse FETÖ’cü değil” arasında dikkat çeken uyum var. 
Farkında mısınız? 
15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri darbeden sonra yaşananlara isyan ederek küsüyor. 
Farkında mısınız?
Hem Pensilvanya’da hem Ankara’da birileri “FETÖ ile çözüm süreci”ni fısıldıyor. “FETÖ ile mücadele”deki tesadüf sayılamayacak gidiş, Türkiye’yi ancak af ile sıyrılabileceği bir enkaza götürüyor. 

Farkında mısınız? 
Bütün bunlar olurken Necati Doğru’ya ve Emin Çölaşan’a FETÖ davası açılıyor.
Tehlikenin farkında mısınız?

24 Haziran 2018 Seçimi

24 Haziran 2018 Seçimi

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Değerli arkadaşlar,

Baştan söyleyeyim; hemen her şey “normal” akışında sürdü… Rekor düzeyde, %86 katılımlı Seçimde, RTE %52,6 ile 1. turda Başkan seçildi. CHP’den 8 puvan fazla alan M. İnce %30,6’da kaldı… AKP + MHP İttifakı %53,7 oy aldı. 344 MV ile Mecliste çoğunluğu sağladı… Çok dillendirilen moda Kavram “Yönetimde istikrar” devam ediyor demektir;

%42,0 Oy alan AKP, Kenan Evren’den kalma Seçim Yasasının çarpık mantığı sayesinde, (Her İl’e +1 Kontenjan MV ve d’Hondt Sayım Yöntemi) hak ettiğinden %17 (43 MV) fazla çıkardı ve TBMM’de 295 Sandalye kazandı. Mecliste Kadın Vekillerin oranı 1/6 kadar… 5/6 oranında Erkek egemen bir Meclisimiz var.

Bu seçim, Referandumlar ve Yerel Seçimler dışında, AKP’nin art arta kazandığı 5. seçim oluyor… 8-24 yaş arası yaklaşık 20 milyon genç nüfus, AKP ve RTE’den başka bir Politikacı tanımadan büyüdü…

CHP’nin %23’te kalması beni pek şaşırtmadı. Her zaman söylediğim gibi, CHP’nin %20-%30 bandında seyretmesini gayet “doğal” buluyorum. CHP’nin Programı nasıl olursa olsun, Genel Başkanı kim olursa olsun, Laiklikten açıkça ödün verilmedikçe (gizli ödün veriliyor zaten) CHP’nin alacağı seçim sonucunu en çok +/- 3 puvan etkiler… Yani CHP’nin temel sorunu Parti Programı veya Genel Başkan değildir. (Bu temel sorunu daha önceki paylaşımlarımda dile getirmiştim)

Bu kez CHP Seçmeni, Baraj altında kalmamaları için İyi Parti’ye ve HDP’ne 3 destek Puanı verdi; bu destek de göz önüne alındığında “CHP oy toplamı %26’dır.” diyebiliriz. CHP Seçmeni böyle öngörülü davranmasaydı, Cumhur İttifakı 440 MV ile Anayasayı tümüyle değiştirebilecek ezici bir çoğunluk elde edebilirdi.

Aşağıdaki grafikte, 1 Kasım 2015 seçim sonuçlarıyla (kırmızı rakamlar) 24 Haziran 2018 sonuçlarını (mavi rakamlar) ve hesapladığım Partiler arası Oy geçişlerini Oklarla gösterdim. Bu modele göre, büyük umutlarla ortaya atılan İYİ Parti’nin seçmen profilini %50 eski MHP’li Ülkücüler, %30 AKP’deki Laik kesim ve %20 kadar da ‘ödünç’ CHP seçmeni oluşturuyor.

“Türkiye Seçmeninin büyük bölümü, kabaca 2/3’ü maalesef yeterli düzeyde laik/çağdaş eğitim alamamış, Rasyonel düşünemeyen, ortalama zekası* IQ ~ 85, geçmişin hamaset ve masallarıyla avutulan “homo-ahreticus” lardan (hayali öte Dünyaya endeksli, ama gerçek Dünyaya da tırnaklarını geçirmiş tiplerden) oluşuyor.” derken, 70 yıldır gözlemlediğim sosyal yapı gerçeğinin satirik özetini veriyordum. Eğer Hal böyle olmasaydı, Çağdaş medeni bir ülkede,

…Milli Paranın 5 yılda yarı değerine düşüşüne,
…%15’i geçen işsizlik ve enflasyon ortamına,
…Ülke yaşam kaynaklarının, Madenlerin, Suların, Ormanların, Limanların, Bankaların, Fabrikaları satılıp savrulmasına,
…Gittikçe büyüyen Cari açık ve 450 milyar doları aşkın dış Borca vs. vs…

hiç bu kadar kayıtsız kalınır, Mehter marşı eşliğinde uykuya devam edilir miydi?!

Siyasi ağırlığı pek olmayan 1/3’lük kesim ise, Dünya ve Ülke gerçeklerini iyi-kötü tanıyan, IQ ortalaması normal(100) eğitimli, Çağdaş, laik Toplumdan oluşuyor diyebiliriz.

Değerli arkadaşlar,

Böyle bir sosyal yapı, dünden bugüne ani bir dönüşüm veya değişiklik göstermez; Demokrasi sayesinde İktidara gelen “örgütlü Cehalet” yapıştığı iktidar koltuğundan asla ayrılmak istemez; bunları da bilelim.

Dolayısıyla, sevgili Dostlar, bizlere Aydınlanma Mücadelesine bıkmadan usanmadan, azimle devam etmek görevi düşüyor.

Sevgilerimle. æ
____________
Not :  Bu arada ilk Suriyeli Millet(?) Vekili de Meclise girmiş.😯
*Google’da Ülke IQ ortalaması, Türkiye için 90 veriliyor maalesef (1/3 x 100 + 2/3 x 85 = 90)😢

Otomatik alternatif metin yok.

Peşinen söyleyelim; Anketler Denek sayıları ve örneklem tutarsızlıkları nedeniyle elbette yanılabilir …Haziran ayında
(2-5 bin denekle) yapılan 8 Anketin MHP sonuçlarına baktığımızda;

6,9 – 5,3 – 7,4 – 5,8 – 6,0 – 7,3 – 6,2 ve 9,2 görüyoruz.

Verilerin her birinde +/- %10 hata varsayalım. Sonuçta bu değerlerin tümünün ortalaması %24’ü geçmez yani MHP’nin Seçimde alması beklenen Oy oranı [%6,8 +/- %1,6] dır. Seçim sonucu %11,1 bu değerden 2,7 Sigma (AS: standart sapma) daha büyüktür… şöyle de diyebiliriz :

MHP’nin Seçim sonucunun güvenirlik payı % 0,35 tir…
Çok düşük !

Bu nedenle Sayın Serdaroğlunun kaygısını paylaşıyorum..
Cumhur İttifakı toplamda İstatistik Ortalama olarak beklenenden (anlamlı derecede farklı) 7 puvan (3,5 milyon Oy) fazla almıştır ki; bu da ~13 bin denetimsiz sandığın başına bir “haller” geldiğine işaret olabilir.

İstatistik yanılabilir, ama bu denli büyük ve tek yönlü yanılgı pek olmaz.
====================================

Dostlar,

Değerli hocamız Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan’ın yüksek zekasının ve matematiksel düşünce biçimini yaşam yöntemi olarak benimseyen çizgisinin ürünü önemli analiz yukarıda..

Keşke Türkye’yi yönetenler ve onlara gözü kapalı milyonlarca oy boca edenlerin hiç olmazsa 1/3’ü kavrayabilse..

Ne çok işimiz var Mustafa Kemal’in AYDINLANMA ASKERLERİ olarak değil mi?

Durmak yoooook, yola devam!
İyi de Millet İttifakı partilerinin bu hesapları yapabilecek uzmanları yok mu?
Varsa, neden bütün güçleriyle kamuoyuna ve YSK’ye itirazlarını sunmazlar? Bu boyun eğiş (!?) daha da ürkünç (vahim) ve kabul edilemez değil mi?
Ne dolaplar döndürülüyor Türkiye’de ve milyonlarca aldatılıyor? 
Daha çok müslüman hatta yalnızca kendileri müslüman olan (!?) birileri, muazzam ölçüde oy çalıyor seçimde, akıl alma hileler yapıyor ve daha az Müslümanlar ya da din sömürüsünü reddeden mazlum ve mağdurlar bu kitlesel OY HIRSIZLIĞINI = kul hakkını önleyemiyor.!?
Adaletin batsın zalım dünya ve de Türkiye!
* Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacak; çağdaş uygarlık düzeyinin de ötesine mu-la-ka taşınacaktır; ahdımızdır!

 

Sevgi ve saygı ile. 29 Haziran 2018, Ankara
(Güncelleme; 30.06.2018)

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

OHALLİ SEÇİM BÖYLE OLUR!

OHAL’Lİ SEÇİM BÖYLE OLUR!

Rifat Serdaroglu
26 Haziran 2018

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Seçimlerden bir gün önceki “Nasıl Bir Pazartesi” başlıklı yazımda, “25 Haziran’da tercihiniz ne olacak?” diye sormuştum.
Türk Milletinin yarısının, güçler ayrılığının kaldırıldığı-Hukuk Devletinin yok edildiği– Lâik Cumhuriyetin sıfırlandığı-nüfusumuzun 49 milyonunun yoksulluk, 14 milyonunun açlık sınırında yaşadığı-mutfak enflasyonunun %30’u aşacağı- hesap sorulamayan ve tek adam tarafından yönetilen bir Türkiye’den yana olduğunu gördük…

Türkiye’yi seven, demokrat ve çağdaş insanlarımızın elbette ki söyleyecekleri çok şey vardır.
Fakat, önüne konan tabldot seçimi hiç tartışmadan kabul eden partilerin ve adayların tek söz söylemeye hakları yoktur. Bu kişiler Türk Milletini temsil etme yeteneğine sahip olmadıklarını bir daha gösterip, yine yenildiler.

Bunca kepazeliğe, bunca rezilliğe, bunca hırsızlığa, bunca ahlaksızlığa rağmen yenilmişliği anında hazmedenlerin, gözlerinin önünde yapılan hırsızlıkları görmeyenlerin, milletin oyuna sahip çıkamayanların, hala söz söylemeye hakları olabilir mi?

Henüz sonuçlar-rakamlar kesin olarak elimizde değil. Sandık-sandık sonuçlar açıklanınca yapılan oy hırsızlığını net olarak, sayısal olarak ortaya koyacağız. Ama itiraz süresi geçmiş olacağı için, tarihe not düşmekten başka işe yaramayacak!

Seçim fareleri bu seçimde MHP üzerinden oy devşirerek, Cumhurbaşkanlığı seçimini 1. turda tamamladılar.

  • Hırsızlık, oy sayımı anında yapılmadı. 24 Hazirandan önce hazırlandı ve o sabah çok erken saatlerde yapıldı.

Erdoğan’ın bir videosu yayınlanmıştı. Partililerine “Erkenden sandık başlarına gidin ve işi bitirin” talimatını veriyordu. Oy hırsızlığının bir kısmını açıklamadan önce sizlere bir soru sormak isterim:

Gerek AKP’yi destekleyen anket şirketlerinde, gerekse AKP’ye muhalif olan anket şirketlerinden herhangi birinde, MHP’yi %11 veya %12 gösteren olmuş muydu?
Olmamıştı! En yüksek gösteren şirketlerden Konda %7,3, Optimar ise %6,9 gösteriyordu, öbürleri %3-%5 arasında veriyorlardı.

Şanlıurfa-Mardin-Şırnak-Hakkari-Gaziantep-Kilis-Adıyaman-Diyarbakır-Batman-Siirt
illerindeki kırsal kesimlerdeki sandıklara, sabahtan öbür partilerden hiç kimse, devlet ve silah gücü ile yanaştırılmadı. (OHAL’li seçim böyle olur, demiştik) Cumhurbaşkanlığında Erdoğan’a, Milletvekilliğinde MHP’ye mühür basılan oylarla doldurulmuş sandıklar yerleştirildikten sonra, öbür parti müşahitleri içeri alındı.
Yine Şanlıurfa’dan bir görüntü yayınlanmıştı; Nasılsa sandık alanına girmiş bir partili bağırıyordu;
“Bakın sandığı önceden doldurmuşlar, Başkanım siz de gördünüz değil mi?”
Sandık Başkanı kadın ise, eli ağzında, şaşırmış taklidi yaparak dolaşıyordu…

Yukarıda saydığım illerde ve Doğu Anadolu’nun kırsal kesimlerinde aynı taktikle MHP’ye %6 – %8 arasında oy şişirildi. Böylelikle oyu %42’ye düşen AKP, MHP’ye aktarılan oylarla ilk turda Cumhurbaşkanlığını kazanmış ve Cumhur İttifakı da TBMM çoğunluğunu ele etmiş oldu. Aynı yöntem özellikle Elazığ’da ve Erzurum’da da uygulandı…

Bakın oy hırsızlığı nasıl belli oluyor?

Yukarıda sayılan 10 ilde, MHP’nin 1 Kasım 2015’te aldığı oyları toplayın.
Aynı illerde MHP’nin, 24 Haziran 2018 seçimlerinde aldığı oyları da yazın.
Aradaki farkın, MHP lehine yaklaşık 2 milyon 200 bin olduğunu görürsünüz!

2015’ten bu yana yani 3 yıldır, MHP ne yaptı da Kürt kökenli seçmenlerin sevgisini kazandı ve bu on ilde oyunu 2 milyon 200 bin artırdı?
MHP bizden habersiz “Çözüm Süreci” sözü mü verdi? Kaketi çıkmış (Kaset değil) Bahçeli, Kürtçe mi öğrendi, Öcalan’dan icazet mi aldı?
Ayrıca MHP’nin içinden, kadrolarının ve adaylarının çoğu MHP’li olan bir İYİ PARTİ çıkmadı mı? İYİ Parti, %10 oyunu hangi partinin seçmeninden aldı? Elbette ki çoğunluğunu MHP’den aldı…

O zaman bir daha soralım :
İYİ PARTİ’nin kurulmasıyla, karpuz gibi ikiye bölünen MHP, tüm anket şirketleri onu %3-%5 arasında gösterirken, nasıl oluyor da %11,13 oy alabiliyor?
Bu sorunun yanıtını Erdoğan-Bahçeli ve Sadi Güven vermelidir.

Konu ilerde nasılsa açıklığa kavuşacaktır.

YSK’daki rezilliklerden kaçmak için hazırlanmakta olan 6 üye nasılsa konuşacaktır…

Sağlık ve başarı dileklerimle.
=============================================
Dostlar,

Sn. Serdaroğlu’nun yazısı ciddidir.
Sorulan soruların yanıtlanması gerekir.
Kuşkulu yerlerin açığa kavuşturulması gerekir.
Bu konu öyle geçiştirilecek basit bir konu değildir.
Ülkenin geleceği – barışı – güvenliği… ile doğrudan ilgilidir.
Seçimlere hile karıştırmak Türk Ceza Yasasında ağır suçtur.
Ayrıca ne dine ne imana, ne de İslamiyete – Müslümanlığa sığar..
Ahlak ve Etik dışıdır, namussuzluktur, hak yemektir..
Ülke barışına  – huzuruna kastetmektir.
Kabulü ve sindirilmesi olanak dışıdır.

Biz de 2 gündür sitemizde kezlerce yazdık.. Yinelemeyelim burada.
Benzer sorunları dile getirdik ve önerilerde bulunduk.
Özellikle CHP ve ittifak ortaklarını acil göreve çağırdık..
İtiraz süresi bitmeden YSK’ya gerekli başvurular yapılmalıdır.
YSK’dan tedbir alınması istenmelidir.
Ülke genelinde seçim yolsuzluklarına ilişkin elinde bilgi – belge olanların kimlikleri korunarak Millet İttifakı‘na iletmesi çağrısı yapılmalıdır..

YSK’nın namuslu üyeleri bir an önce, seçim sonuçlarına itiraz süresi bitmeden ne yapacaklarsa yapmalıdırlar.. Geç kalan eylemin bir anlamı – yararı olmayacaktır.

Atı alanın bir daha Üsküdar’a geçmesine asla izin verilmemelidir.

Türkiye bu pislikleri hak etmiyor..
Her kim bulaştı ve yasa – hukuk – ahlak dışı iş yaptı, destek verdi, göz yumdu ise suçlu olacaktır ve gereğinde bu suçlarda zamanaşımı da kaldırılabilecektir ileride.

Allah belanızı versin.. hiç kuşku yok, er ya da geç verecektir.

  • İlahi adalet mazlumun ahını asla yerde bırakmayacaktır;
    bu bir evrensel yasadır!

Sevgi ve saygı ile. 26 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com