Etiket arşivi: Atatürk İlke ve Devrimleri

TÜRK TARİHİNİN KARA LEKESİ AKP

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Türk Tarihinde bilinmeyen olay sayısı çok azdır ama ders alınmayan o kadar çok olay vardır ki!
Tarihten ders almaya almaya, cehaletiyle övünen bir ülke haline geldik.
Ülke yönetimine ne zaman cahil kadrolar gelse, buna paralel olarak bürokrasi de cahil ve yetersiz kadroların eline geçmiştir. Sonuç çöküş, toprak ve özgürlüklerin kaybı ve devletin yıkımı!

Türkler olarak 16 büyük devlet kurmakla övünürüz ama on beş devletimizin yıkılmasına sebep olan şartları görmezden geliriz.
Şimdi de emperyalist ülkelerin planladığı, taşeronu AKP olan yıkım projesinin uygulama aşamasına gelindiği zamandayız.
2007 yılından beri kendisine “Aydın” nitelemesini yakıştıran kesimleri uyarmaya çalıştık. Gün geldi telefonuna çıkılmayan, görmezden gelinen, arkasından konuşulan adam muamelesine maruz kaldık. Çok şükür ki, bizim vatan sevdamızın yanında birer cüce olarak kalan bu sözde aydınlar yeni yeni gerçekleri görmeye başladılar!

Türk Aydını, Atatürk’ün vefatından hemen sonra başlatılan “Karşı Devrimi” doğru okuyamadı. Atatürk’ten sonraki kadroların içinden bazı isimleri cımbızla çekerek karalamaya çalışan basın mensupları var! Sadece bu konuda, İnönü-Bayar dahil Atatürk’ün yolundan ayrılanlar, kırsal kültür, siyasal ümmetçilik ve de özellikle Amerikan sömürgeciliği tarafından esir alınanlar oldu.

Bu esaret bizi 2022 yılında ahlaki ve entelektüel iflasa götürdü. Türk Aydınlarının çoğunluğu bu çöküşe doğrudan katılmasalar da, izlemede kaldılar ve ahlaki çöküntüyü normal bir olgu imiş gibi seyrederek dolaylı ortak oldular…
Türk Aydınının ve Türk Sermayesinin bu davranışı yeni değildir. Varlıklarıyla, demokratik rejimi ve Cumhuriyeti savunma refleksleri ters orantılıdır.
Klasik “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” durumu!

Atatürk, Anadolu’da “Reddi İlhak Cemiyetlerini” kurup, Kurtuluş Savaşımızın alt yapısını ve halkın katılımını hazırladıktan sonra, Ankara’ya geçmek ister. Paraları kalmamıştır. Arabasının tekerleri patlaktır, benzinleri yoktur. Bir arkadaşı kürk paltosunu satıp, yemek problemini çözer. Osmanlı Bankası borç para vermez. Bölge eşrafının da desteği yeterli olmaz. Bölgedeki (AS: Sivas’taki) Amerikan Okulunun Müdiresinden, bedeli daha sonra ödenmek üzere, 6 teneke benzin ve 2 adet iç-dış lastik alınır ve Ankara’ya doğru yola çıkılır!.

Türk Aydınının ve zengininin bu tutumu Atatürk’ün mücadelesini engelledi mi? Tabii ki hayır!

DOĞRU Partinin mücadelesi yavaşlatıp, durdurulabilir mi? Elbette ki hayır…
Cumhur ve Millet İttifaklarının favori Anayasası 1921 Anayasasıdır.
Vatanseverlerin, Atatürkçülerin, Cumhuriyetçilerin ise 1961 Anayasasıdır.

  • Çift Meclisli TBMM, Kuvvetler Ayrılığı, partilerüstü Cumhurbaşkanı, Yargı Bağımsızlığı, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Devlet Planlama Teşkilatı, sendika kurma hakkı, özerk üniversite, devrim yasaları 1961 Anayasasının sağladığı haklar idi. (DOĞRU Parti programını incelemenizi öneririz)

Önce 12 Eylül 1980 ve sonrasında siyasal ümmetçi-İhvancı AKP, tüm bu kurumlarımızı ve demokratik kazanımlarımızı yok etti.

Aziz Türk Milleti;

DOĞRU Parti olarak, Atatürk İlke ve Devrimlerinin, demokratik kazanımlarımızın daha çağdaş ve daha etkin olarak Türk Devletinde yeniden etkin olarak yer alması için, çok ciddi ve yoğun bir mücadele içindeyiz.

  • AKP’yi Türk Milletinin gücüyle sandığa kilitledikten sonra tüm demokratik haklarımızı geri alacağız.

Bizi görmezden gelenlere, AKP’nin uyguladığı basın ambargosuna rağmen, her ilde binlerce insanın katılımıyla kongrelerimizi yapıp, Büyük Kongreye doğru koşuyoruz. Başaracağız!

Bu arada, AKP’nin Türk Tarihine sürdüğü İKİ KARA LEKEYİ belirtmek isterim;

-Tarihimizde ilk kez, bir Cumhurbaşkanı için, “TÜRKİYE DIŞINDA USÜLSÜZ EDİNİLMİŞ MAL- PARA VARLIĞININ BELİRLENMESİ (Soygunun diplomatik dildeki adı) için yabancı bir ülke parlamentosu tarafından araştırma komisyonu kuruldu!

Ne, üç kıtada 624 yıl hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğunun 36 Padişahı, ne de Erdoğan’dan önceki 11 Cumhurbaşkanı döneminde böyle bir rezillik yaşamadık!

-T.C. Devleti AKP döneminde, “GRİ LİSTEYE” alındı.

Bu, Türk Devletinin “Teröre Finans Sağlayan Ülkeler- Kara Para ile mücadele etmeyen ülkeler- Uyuşturucu ile yeterli mücadele etmeyen ülkeler” arasına alındığını gösterir!

Atatürk, “Benim tek mirasım, akıl ve bilimsel düşüncedir” demişti.
Umarız bundan sonra bu sözün değerini daha iyi anlarız.

Kendilerini “Türk Milletinin aydını kabul eden” dostlar! Lütfen biraz cesaret…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 16 Mayıs 2022

Laikliğe Çağrı Birlikteliği…

Laikliğe Çağrı Birlikteliği’nden Uyarılar

24 Mart 2022 tarihli Resmi Gazetede Diyanet İşleri Başkanlığı hakkındaki yasada değişiklik yapan 7383 sayılı yasa yayımlanmıştır. Bu yasa ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak Diyanet Akademisi kurulmuştur.

7 Nisan 2022 tarihli Resmi Gazetede de 1 no’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde değişiklik yapan 98 no’lu Kararname ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir bölüm yetkilerinin devredilmesi yoluyla, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün görevleri genişletilmiştir.

1-3 Aralık 2021’de gerçekleştirilen 20. Milli Eğitim Şûrası’nda, okul öncesi çocuklar için de zorunlu din eğitimi tavsiyesinde bulunulduğu ve uygulamaya da hızla geçildiği ortadadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, giderek hızlanan bu ve benzeri düzenlemeler ve uygulamalarla, tabi olduğu Anayasa hükümleriyle (AS: açıkça) çatışan bir kurum durumuna getirilmiştir.

Cumhuriyet’in bir kurumu olarak (AS: Atatürk döneminde yasayla) kurulmuş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uzunca bir süredir varlık nedeni dışında görevlerle (AS: yetkilerle) donatılması ve giderek bir Şeyhülislamlık mercii haline gelmiş olması hiç kuşkusuz, Anayasa’nın en başta laiklik olmak üzere (AS: m24), değiştirilemez hükümleriyle (AS: m.2 ve m.174) aykırılık yaratmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, devletin her biriminin, her kurumunun görevleri ile toplumsal yaşama ve siyasete ilişkin açıklama yaparak kendini bir fetva makamına çevirmiştir.

Laiklik ilkesi, devletin dinler karşısında (AS: aktif biçimde) yansız kalmasını gerektirmektedir. Buna rağmen (karşın) her geçen gün artan düzenleme ve uygulamalarla gerek devlet organlarında, gerek siyasette, gerekse de toplumsal yaşamda bu (AS: zorunlu) yansızlık ortadan kaldırılmaktadır.

Eğitim, okul öncesinden başlayarak adeta mahalle mekteplerini andıran bir yapıya dönüştürülmüş iken, şimdi bir de Diyanet Akademisi kurulmuştur. “Biz yolumuza devam edelim, hukuk arkadan gelsin” diyerek Anayasa’yı ve hukuku hiçe sayarak hareket eden iktidardaki partinin, “Diyanet Akademisi” adını verdiği kurumun gerçekte medrese olduğu bilinmelidir. Ülkemizde tarikat ve cemaatlerce işletilen onlarca sibyan mektebi ve medrese bu düzenlemelerle yasal ve meşru duruma getirilmeye çalışılmaktadır.

Öte yandan, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün yetkilerinin genişletilmesi ile Anayasa’ya aykırı olan tarikat ve cemaatlerin bütün eğitim sistemine katılmasının yolu açılmak istenmektedir.

Siyasal partilerin demokrasinin vazgeçilmezi, demokrasinin de anayasanın değiştirilemez ilkelerinden olduğunu, ancak laiklik ilkesinin bütün bunların güvencesi olduğunu bir kez daha vurgulayarak;

  • Anayasa’nın değiştirilemez hükümlerinin korunması,
  • Aykırılıkların artarak sürmemesi,
  • Atatürk ilke ve devrimlerinin, demokratik ve laik Cumhuriyet’in hukuk ve demokrasi yoluyla korunması için, TBMM’de yer alan siyasal partilere görevlerini anımsatıyor,
  • Anayasa’nın üstünlüğünü ve değiştirilemez hükümlerini gözeterek, 7383 sayılı Yasa ve 98 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmaya çağırıyoruz.

Laikliğe Çağrı Birlikteliği
9 Nisan 2022, Ankara

===========================================
Dostlar,

Sitemizde daha önce yayınladığımız “Diyanet ‘AK’ademisi” başlıklı yazı ile birlikte okunmasını dileriz..

Diyanet ‘AK’ademisi  | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

CHP, Diyanet Akademisi yasasını mutlaka AYM’ye götürmeli.
Bu yasa Anayasa m .2, 5, 6 ,24, 42, 130,136, 174’e açıkça aykırı.

  • Şeriatçı darbe bu, AKP’nin duracağı yok.

CB kararı ile DİB’in kimi yetkileri MEB Dinişleri Gn. Md.ne devredildi.

  • Türban, okul öncesi bebelere dek indirildi. 
  • Okullarda haremlik – selamlık dayatılmakta..

DİB, “minber dokunulmazlığı” isteyecek ölçüde kantarın topuzunu kaçırdı!

Bu arada AİHM, bir kez daha, zorunlu din dersi insan haklarına aykırı dedi!

Sevgi ve saygı ile. 10 Nisan 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

 

HEM ARSIZ HEM HIRSIZ

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
11.12.2021

Arsız kişi gücü eline geçirdiğinde, adalet de susturulmuşsa, haklı olan suçlu durumuna düşer!
Arsız kişi durmaz ve suç işlemeye, insanları ezmeye devam eder!
Arsız kişi, suçlarının ortaya çıkmaması, çalmaya devam edebilmesi için sürekli kavga, kargaşa ortamına ihtiyaç duyar.

Adalet yok, Polis de Arsız’dan yana ise, ne yapacaksınız da hem Arsız’dan kurtulacaksınız, hem de suç işlemeden huzura kavuşacaksınız?

Öncelikle, Arsız kişi gibi düşünüp onun nelerden çekindiğini bulacaksınız. Arsız’ın korktuğu, karşısında birlik olunması ve açıklıktır. Eğer, demokrasisi gelişmiş ülkelerdeki gibi polisin, yargının gelip görevlerini yapmalarını beklerseniz, çok beklersiniz ve çok üzülürsünüz.
İlk işiniz mahallenizdeki namuslu insanlarla biraraya gelip, güçlerinizi birleştirmektir.
Arsız kişiyi, kırmadan dökmeden etkisiz duruma getirip elindeki gücü (silahı) alacaksınız ve polise teslim edeceksiniz. Yasal protesto haklarınızı kullanıp haklarınızı ve sorumluluklarınızı bilen bireyler olarak herkese olayı duyuracaksınız, polisin ve adalet mekanizmalarının düzgün çalışmalarını sağlayacaksınız…

Bu anlatılan basit bireysel bir sorun!
Ama ülkenizi, seçimle işbaşına gelip bir organize suç örgütüne dönüşen bir parti yönetiyorsa daha organize ve dikkatli olup elinizi çabuk tutmanız gerekir.
Ülkenizde, anayasayı, hukuk devletini, laikliği, özgürlükleri askıya alan bir yönetime karşı, Danimarka’da muhalefet yapar gibi davranırsanız, hem Arsız-Hırsız takımını azdırırsınız, hem de özgürlüğünüzü kaybedersiniz.

Şu gerçeği hep aklınızda tutun:

Ortaçağ kalıntısı tarikat-cemaat-ihvan ve Muaviye kafalı yobazlar nasıl ki “Cumhuriyeti yıkıp, İran tipi bir din devleti kurmayı” kendileri için hak olarak görüyorsa, bizlerin yani vatanseverlerin-demokratların-Atatürkçülerin-hukuk devleti ve laik cumhuriyeti-kadın erkek eşitliğini savunanların da Cumhuriyeti korumak gibi çok kutsal bir hakkımız ve görevimiz vardır.

Genelkurmay Komuta Heyeti “Lozan’ı, Montrö’yü” savunan Atatürkçü Amiral ve Generalleri suçlayacak kadar ihanet içinde olabilir. Yüksek Yargı, Yüksek Seçim Kurulu, Emniyet, MİT kendi milletinin aleyhine çalışabilecek kadar Saray’a bağlı olabilir.
Tüm bu olumsuz şartlar karşısında asla umutsuzluğa kapılmayacak ve tek güç kaynağımız olan Türk Milletine gerçekleri anlatacağız. Hem de sokak-sokak, ev-ev, fert-fert gerçekleri anlatacağız.

Türk Milleti, kendi sesiyle uyumlu, namuslu siyasetçilerin sesini çok çabuk anlayacaktır. Tıpkı Kurtuluş Savaşında Atatürk’ü anladığı gibi…

Tüm Milletini ayağa kaldırdığımızda, onun gücünü yanımıza aldığımızda, tüm hırsız-katil-yobaz-emperyalist devletlerin paralı uşakları yer altına kaçacaklardır.

Sonra, Atatürk İlke ve Devrimlerinin devletimizde yeniden etkin olması sağlanacak ve hem ülkemizin yeniden imar ve inşasına milletimizle birlikte başlanacak, aynı zamanda devletimizi-milletimizi soyan Müslüman mintanı giymiş seccade şeytanlarının tümünden hukuk önünde hesap sorulacaktır.

Bunun için mutlaka ve mutlaka bir ve beraber olmamız şarttır.
Kimseyi dışarda bırakmadan sağlanacak birlik, başarının altın anahtarıdır…

DOĞRU Parti bu amaçla kurulmuş Milli bir Partidir.
Hiçbir şart koşmadan, bu birliğe katkı sağlarız.

Bu yapılmazsa ne olur?
Bu çete, herkesi tek-tek avlar. Çünkü bunların utanmaları yoktur. Tarihimizin en büyük casusluk olayı olan “Kozmik Oda” hırsızlığına izin verip yapanlar, herkesi casuslukla suçlar ve zindana atar.
Türk Devletine “Barzani-PKK/PYD” işbirliğiyle ihanet edenler, dürüst siyasetçileri bir sahtekar polis, bir tetikçi Savcı ile sahte deliller üretip zindana atar.
FETÖ denen CIA uşağı ile 11 yıl aynı yatağa giren alçaklar, Atatürkçü siyasetçileri FETÖ’cu diye damgalayıp hapsederler.

Tüm deneyimlerimle ve tüm samimiyetiyle söylüyorum ki; bu çağrımıza yanıt vermeyen küçük kafalılar, Cumhuriyetimizin yıkılmasına neden olurlar.

  • Demokratik rejim ve Cumhuriyet yıkıldıktan sonra, partiniz olsa ne olur, olmasa ne olur?

Lütfen, aklımızı başımıza alıp, hırs ve küskünlükleri geriye atıp, her birimiz birer Kuvvacı gibi el ele verelim ve ülkemize yapılmakta olan emperyalist saldırıyı birlikte defedelim.
Sonra mı? Nam da, şan da, makamlar da sizlerin olsun!
DOĞRU Parti budur ve üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirecektir…

Not: Bugün Muğla’dayız. Sesimizi duymak isteyen herkesi bekleriz…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 11 Aralık 2021

KURBAN BAYRAMI

Suay Karaman

1400 yıl önceki İslami yaşam biçimini, bugün her yönüyle yaygınlaştırmak isteyen anlayış, laik devlet ilkesi ile çatışmaktadır. Bugün ortaçağ karanlığına dönmek isteyenlerle, çağdaş uygarlıktan yana olanlar arasında süregelen bir çatışma söz konusudur. Atatürk ilke ve devrimlerini, özellikle laikliği kavrayamayan küçük beyinler, günümüzde toplumu din ile kandırarak, karanlığa doğru sürüklemektedirler.

İşin özü, dini yaşanılan çağa göre yorumlamak gerekir. 1982 yılında Müslüman olan Fransız siyasetçi ve yazar Roger Garaudy (1913-2012), İslam dini için şöyle bir yorum yapmıştır:

  • “İslam’ın özü ile o özden yola çıkarak o günün koşullarına göre üretilmiş çözümleri birbirine karıştırmamak gerekir. Ben 1400 yıl öncesinin koşulları içinde konulmuş kurallara uymak için dinimi değiştirmedim. O özü beğendiğim için Müslüman oldum. 1400 yıl öncesinin koşullarına getirilmiş olan çözümleri dahice buluyorum. Ama onların bugün de uygulanmasını savunmayı da aptalca buluyorum.”

Yaşadıkları çağa ayak uyduramayan bazı ilahiyatçılar İslam dinine göre kurbanın, Tanrı’ya yaklaşmak ve rızasına ermek niyetiyle kesilen hayvan olduğunu savunurlar. Bu ilahiyatçılara göre kurban kavramı, çok genel bir adanmışlığı, Tanrı için bireyin her şeyini feda edebilecek olmasını ifade etmektedir. Ancak yaşadıkları çağa uygun düşünen ve kendilerini geliştiren bazı ilahiyatçılar ise, Kuran ayetlerinin hatalı yorumu sonucunda böyle bir uygulamanın yapıldığını, bunun ise tümüyle yanlış olduğunu ileri sürerek, İslam dininde “hayvan kesmek” gibi bir ibadet olmadığını bildirmektedirler.

Çağdaş ilahiyatçılar, Arapça dualar eşliğinde sürdürülen hayvan katliamının, Muhammed Peygamber’in yaşamı boyunca hiç yapılmayan bir uygulama olması nedeniyle din dışı olduğu konusunda fikir birliği içindedirler.

  • Geçmişten gelen bir gelenek olan kurban kesimi, dinsel bir gereklilik değildir.

Gündelik yaşamın dinsel kurallara göre yönlendirilmesi, laiklik ilkesinin çiğnenmesini doğurmaktadır.

Kurban kesmek bir ibadet olarak değil, yoksulun et yemesi olarak düşünülen sosyal yardımlaşmanın bir türü olarak algılanmalıdır. Ancak bu sosyal yardımlaşma unutulmuştur. Yaşadığımız bu çağda kurban kesimleri, hayvanlara işkence anlamına gelmektedir ve bazen katliama dönüşmektedir. Kurban bayramlarında, hayvanlara eziyet ile her türden kötü davranış görülmektedir. Bu nedenle

  • .. kurban bayramı, yüreğinde sevgi taşıyan insanlar için sıkıntılı bir süreç olarak algılanmaktadır.

Türkiye’de Kurban Bayramlarında çok sayıda hayvan kesilmektedir. 2020 yılı verilerine göre ülkemizde yaklaşık üç milyon küçükbaş, bir milyon büyükbaş hayvan kurban edilmiştir. Ülkemizin tarihinde ilk olarak 2010 yılında, daha sonra 2011, 2017, 2018 yıllarında kurbanlık amaçlı hayvan dışalımı (ithalatı) yapılmış ve bu dışalımlara yaklaşık 4 milyar Dolar ödenmiştir. Ülkemiz, kurbanını bile yurtdışından alacak duruma getirilmiştir. Türkiye’yi her alanda dışa bağımlı duruma getiren yanlış politikalar, bugünkü sıkıntılı günlerin ve ekonomik krizin nedenidir. Bu şekilde Kurban Bayramı kutlamanın da mantığı yoktur.

Bayram özünde sevgidir, dostluktur, saygıdır.

Bayram doğayı ve vatanını sevmektir, ulusal değerlerimize sahip çıkmaktır.

Ormanlarına, denizlerine, kıyılarına, topraklarına, doğal güzelliklerine, kadınlarına, çocuklarına, insanlarına, laik cumhuriyetine ve eşsiz liderimiz Atatürk’e sahip çıkamayan bir toplumda bayram kutlamak da ilginçtir.

Bayram, bu olgulara sahip insanlarımız için olmalıdır.
(Azim ve Karar, 19 Temmuz 2021)
========================================
Bizim eklememiz aşağıda..

Dr. Ahmet Saltık
20 Temmuz 2021

102 emekli Amiral’den Yüce Türk Milletine

102 emekli Amiral, son dönemde gündeme gelen “tekkedeki amiral“,
Montrö’nün tartışmaya açılması” ve Atatürk
ilke ve devrimleri konusunda açıklama yaptı


(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Kamuoyuna yapılan 103 imzalı açıklamada şöyle denildi :

Yüce Türk Milletine,

Son zamanlarda gerek Kanal İstanbul, gerekse Uluslararası Antlaşmaların iptali yetkisi kapsamında Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması endişe ile karşılanmaktadır.

Türk Boğazları, dünyanın en önemli suyollarından biri olup, tarih boyunca çok uluslu antlaşmalara göre yönetilmiştir. Bu antlaşmaların sonuncusu ve Türkiye’nin haklarını en iyi şekilde koruyan Montrö; sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye’ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşmasını tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir. Montrö, Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin güvenliğinin temel belgesi olup Karadeniz’i barış denizi yapan sözleşmedir. Montrö, Türkiye’nin herhangi bir savaşta, savaşan taraflardan birinin yanında istemeden savaşa girmesini önleyen bir sözleşmedir. Montrö, Türkiye’nin II. Dünya Savaşında tarafsızlığını korumasına imkân yaratmıştır. Bu ve benzeri nedenlerle, Türkiye’nin bekasında önemli bir yer tutan Montrö Sözleşmesinin tartışma konusu yapılmasına/masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz.

Diğer taraftan; son günlerde basında ve sosyal medyada yer alan kabul edilemez nitelikteki bazı görüntüler, haber ve tartışmalar ömrünü bu mesleğe adamış bizler için çok derin bir üzüntü kaynağı olmuştur. TSK ve özellikle Deniz Kuvvetlerimiz son yıllarda; çok bilinçli bir FETÖ saldırısı yaşamış ve çok değerli kadrolarını bu hain kumpaslara kurban vermiştir.

  • Bu kumpaslardan çıkarılacak en önemli ders; TSK’nin, anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif bile edilemez temel değerlerini titizlikle sürdürmesi zaruretidir.

Bu gerekçelerle, TSK ve Deniz Kuvvetlerimizi bu değerlerin dışına çıkmış, Atatürk’ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabalarını kınıyor ve tüm varlığımızla karşı çıkıyoruz. Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir.

Türk Milletinin bağrından çıkan şanlı bir geçmişe sahip, Ana ve Mavi Vatan’ın koruyucusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinin Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirilmesi elzemdir. Ülkemizin her köşesinde denizde, karada, havada, iç güvenlik bölgesinde ve sınır ötesinde fedakârca görev yapan, Mavi Vatandaki hak ve menfaatlerimizin korunması için Atatürk’ün gösterdiği yolda canla başla çalışan cefakâr Türk Denizcilerimizin yanındayız.

04 Nisan 2021
Deniz Şehitlerimizi anarak Saygıyla duyururuz.”

KATILAN EMEKLİ AMİRALLER

1. E. Amiral Ergun MENGİ                               2. E. Amiral Alaettin SEVİM
3. E. Amiral Nazif ÖZDAĞDEVİREN             4. E. Amiral Işık BİREN
5. E. Amiral Ahmet ŞENOL                              6. E. Amiral Hasan HOŞGİT
7. E. Amiral Vedat ERSİN                                 8. E. Amiral Metin AÇIMUZ
9. E. Amiral Atilla KEZEK                              10.E. Amiral Nurhan KAHYAOĞLU
11.E.Amiral Önder ÇELEBİ                            12.E.Amiral Metin POYRAZLAR
13.E.Amiral Mücahit ŞİŞLİOĞLU                  14.E.Amiral Engin BAYKAL
15.E.Amiral Hüseyin ÇİFTÇİ                          16.E.Amiral Atilla KIYAT
17.E.Amiral Vehbi ALPMAN                          18.E.Amiral Celal PARLAKOĞLU
19.E.Amiral Mustafa Ekmel ÖZDENGİL        20.E.Amiral Serdar DÜLGER
21.E.Amiral Abdullah METE                           22.E.Amiral Ertan DEMİRTAŞ
23.E Amiral Orhun ÖZDEMİR                        24.E.Amiral Ersin GÜLER
25.E.Amiral Nadir KINAY                               26.E.Amiral Hüseyin HOŞGİT
27.E Amiral İlker GÜVEN                               28.E.Amiral Baha EREN
29.E.Amiral Abdullah GAVREMOĞLU          30.E.Amiral Şükrü BOZOĞLU
31.E.Amiral Hakan ERCAN                            32.E.Amiral Mesut ÖZEL
33.E.Amiral Taner EZGÜ                                 34.E.Amiral İbrahim AKIN
35.E.Amiral Ömer AKDAĞLI                         36.E.Amiral Mehmet OTUZBİROĞLU
37.E.Amiral Taner BALKIŞ                             38.E.Amiral İzzet ARTUNÇ
39.E.Amiral Hakan ERAYDIN                        40.E.Amiral Mehmet Ali ÇINAR
41.E.Amiral Deniz DAĞLILAR                      42.E.Amiral Yalçın ERTUNA
43.E.Amiral Türker ERTÜRK                         44.E.Amiral Aydın CANEL
45.E.Amiral Sami ÖRGÜÇ                             46.E.Amiral Yalçın KAVUKÇUOĞLU
47.E.Amiral Nazım ÇUBUKÇU                     48.E.Amiral Ahmet AKSOY
49.E.Amiral Can ERENOĞLU                       50.E.Amiral Doğan HACİPOĞLU
51.E.Amiral Abdullah AKGÜL                       52.E.Amiral Aziz ÖZTÜRK
53.E.Amiral A. Serdar AKINSEL                   53.E.Amiral İlker GÜVEN
54.E.Amiral Mustafa İPTEŞ                           55.E.Amiral Caner BENER
56.E.Amiral Nejat BERKSUN                       57.E.Amiral Kadir SAĞDIÇ
58.E.Amiral Tayfun TANSAN                       59.E.Amiral İskender YILDIRIM
60.E.Amiral Ali Yüksel ÖNEL                       61.E.Amiral Uğur YİĞİT
62.E.Amiral Mustafa ÖZBEY                        63.E.Amiral Cem GÜRDENİZ
64.E.Amiral Bülent BOSTANOĞLU             65.E.Amiral Murat BİLGEL
66.E.Amiral Cengiz ALPÖZÜ                       67.E.Amiral Serdar Okan KIRÇİÇEK
68.E.Amiral Tufan MİMİR                            69.E.Amiral Turgut TUFAN
70.E.Amiral Turhan ÖZER                            71.E.Amiral Alper TEZEREN
72.E.Amiral Mustafa ÜLTANUR                  73.E.Amiral Ruhsar SÜMER
74.E.Amiral Cemal ÜREN                            75.E.Amiral Gündüz Alp DEMİRUS
76.E.Amiral Deniz CORA                             77.E.Amiral Gürkan İNAN
78.E.Amiral Atilla TONGUÇ                        79.E.Amiral Mustafa KARASABUN
80.E.Amiral Erol YÜKSEL                           81.E.Amiral Özbek GÜRGÜN
82.E.Amiral Bülent OLCAY                         83.E.Amiral Nejat GÜLDİKEN
84.E.Amiral Turgay ERDAĞ                        85.E.Amiral İsmail TAYLAN
86.E.Amiral Aydın GÜRÜL                          87.E.Amiral Raif NALDEMİR
88.E.Amiral Numan ALANSAL                   89.E.Amiral Tanzar DİNÇER
90.E.Amiral Erol ADAYENER                     91.E.Amiral Haluk Sayın
92.E.Amiral Ferhat FERHANOĞLU            93.E.Amiral Mehmet Ali ÖZGÜVEN
94.E.Amiral Ali Sadi ÜNSAL                       95.E.Amiral Doğan DENİZMEN
96.E.Amiral Taner AKKAYA                        97.E.Amiral Necati KURT
98.E.Amiral Tayfun URAZ                           99.E.Amiral Engin HEPER
100.E. Amiral Hayati Bilgiç                        101.E. Amiral Hasan Nihat DOĞAN
102.E. Amiral Ömer Bayram ÇETİN
==========================================
Dostlar,

Bu açıklamayı biz de bütünüyle paylaşıyoruz..
126 emekli büyükelçinin basın açıklaması gibi..
(126 emekli Büyükelçimizin KAMUOYUNA DUYURUSU – Prof. Dr. Ahmet SALTIK)

Bu metni web sitemizde yayınladık. Hukuk dışı hiçbir yön göremediğimiz gibi; tersine, Anayasa’dan kaynaklanan Cumhuriyete sahip çıkma hak, yetki ve sorumluluğumuzun gereğini yerine getirdiğimizi düşünüyoruz.

Anayasanın, metne dahil olan BAŞLANGIÇ bölümünün son tümcesi aynen aşağıdadır :

“TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”

Dolayısıyla bu açıklama Anayasanın yüklediği bir yurttaşlık görevinin kaçınılmaz gereğidir.

Sevgi ve saygı ile. 04 Nisan 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik