Etiket arşivi: 30 Ağustos Zafer Bayramı

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’NIN ANLAM VE ÖNEMİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı
27 Ağustos 2021

Bu yıl, yurdumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun ve emperyalist güdümlü düşmanları kesin yenilgiye uğratarak yurttan kovduğumuz 30 Ağustos Zafer Bayramımızın 99. yıl dönümü. Ancak konuya başlamadan önce çok önemli bir noktanın altını çizmek gerekir.

Tarih sosyolojisi açısından krallıklar, imparatorlukla ya da devletlerin yaptıkları savaşları ve bu savaşlarla kazanılan zaferleri (utkuları) iki ana grupta (kümede) toplamak olasıdır.

Bazı savaşlar sadece (yalnızca) fetih, başka ulusların yurtlarına saldırma, toprak kazanma, sınır genişletme, vergi gelirlerini artırma, ideoloji yayma ya da Haçlı Seferlerinde olduğu gibi inanç ihracı olabilir. Bu vb. fetih ve nüfuz savaşları, fetih yapan uluslar için zafer ama ne yazık ki fethedilen, toprak kaybına (yitimine) uğrayan ülkeler ve uluslar için ise işgal ve zulüm (ezinç) anlamına gelir. Empati ya da duygudaşlıktan yoksundur.

İkinci tür savaşlar ise, öz savunma (nefsi müdafa), vatanın, devletin ve ulusun varlığını koruma ve sürdürebilme, ölüm kalım yani var olma, yaşayabilme ya da yok olma (ya istiklal ya ölüm, hayat-memat) savaşlarıdır. Aslında meşruluğu fazla savaşlar bu gruba girer.

Bu 2. tür savaşlar; yurdu, ulusu, devleti ve halkın namusunu koruyabilme amacına yöneliktir. Bu nedenle 2. kümedeki savaşlar, 1. tür fetih savaşlarına göre çok daha yaşamsal ve önemli konumdadır. Yok olan, varlığı sönerek, ortadan kalkan bir ulusun ya da halkın inanç, kültür (ekin), dil ya da din bekçiliği hiçbir anlam taşımaz.

Bizim Kurtuluş Savaşımız, ulusumuz ve devletimizin, başta ulusal varlığımız, yurt ve ekonomi olmak üzere, her anlamda emperyalistlerin boğucu kıskacından kurulma, kendini var etme ve yaşatabilme savaşıdır. Tam bir öz savunmadır (nefsi müdafa). Bu nedenledir ki, kazanılan zaferin (utkunun) değeri ve sonuçları başka savaşlar ve zaferlerle karşılaştırılmayacak kadar (ölçüde) kutsaldır ve büyük önem taşır.

Büyük Taarruz‘dan yaklaşık bir yıl önce, 22 Ağustos – 11 Eylül 1921 de gerçekleşen ve 22 gün 22 gece süren Sakarya Savaşı işgalci düşman ordusunu durdurmuş ve direncini kırmıştı. Sıra düşmana son darbeyi vurup yurdu işgalden, ulusu da işgalci zulmünden yani düşmandan kurtarmaya gelmişti. Düşmana son darbe hazırlıkları birçok ekonomik, sosyal, askeri ve siyasal zorluklar içinde ancak bir yılda tamamlanabilmişti. Artık düşmana karşı saldırıya geçme (taarruz) zamanının geldiği kararı alındı.

26 Ağustos 1922 günü sabah 05.30’da başlayıp 9 Eylül 1922’de İzmir’de zaferle perçinlenen ve ” BÜYÜK TAARRUZ” ya da Başkumandanlık Meydan Savaşı olarak adlandırılan Kurtuluş Savaşımızın son ve bitirici halkası, ülkemizi yoktan var eden büyük bir zaferle taçlanmıştır. Bu taç, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, yurtsever arkadaşları, tüm Kurtuluş Savaşı gazileri ve şehitlerinin hep birlikte Ulusumuzun başına onurla giydirdikleri tam bağımsızlık, ulusal egemenlik, özgürlük ve çağdaş uygarlık tacıdır.

Türk Ulusu Kurtuluş Savaşı ile birlikte, sanki küllerinden yeniden doğmuş, dimdik ayağa kalkmış, ülkesini emperyalist düşman ittifakından kurtarmış, yepyeni bir uygar devlet kurmayı başararak, uygar uluslar kervanında yerini almıştır. Özgürlük, bağımsızlık, ulusal egemenlik ve vatan toprağımızın temel tapusu ise Kurtuluş Savaşından sonra, dönemin emperyalist ve işgal heveslileri ile yapılan ve perçinlenen Lozan  Barış Andlaşmasıdır.

Kurtuluş Savaşının kazanılması ile birlikte:

1- Emperyalizmin güdümündeki düşmanlar yurttan sökülüp atılmış, vatanımız, ulusumuz ve namusumuz işgalcilerden temizlenmiştir.

2- Aile, birey ya da hanedan iradesine, padişahlık yönetimine dayalı teokratik devlet rejimi sona ermiş, onun yerine ulusal egemenliğe, halk iradesine (istencine), halkın kendi kendini yönetmesine dayalı bir siyasal rejim getirilmiştir. Bu durumun en önemli kanıtı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmuş ve devleti yönetme yetkisini doğrudan üstlenmiş olmasıdır.

3- Tam bağımsız bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Laikleşmenin, ekonomik bağımsızlığın, demokratikleşmenin ve bireysel olarak din ve vicdan özgürlüğüne kavuşabilmenin yolu açılmıştır.

4- Şer’i hukuk düzeninin yerini, laikleşmiş, meşruluğunu ulustan (milli iradeden) alan anayasal ve sivil devlet rejimi almıştır

5- Akılcılığa, bilimselliğe ve karma eğitime dayalı bir eğitim ve öğretim sistemi getirilmiştir. Siyasal, ekonomik, mesleksel ve kültürel açıdan kadın ve erkek eşitliği hedeflenmiştir.

6- Mustafa Kemal Atatürk,Türkiye Cumhuriyetini Kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” diyerek çoğunlukçu kültür anlayışından ÇOĞULCU TOPLUM ANLAYIŞINA kavuşmanın önündeki engelleri kaldırmıştır. Bu oluşumun en önemli kanıtı hukuksal olarak her konuda ve devlet katında YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ ilkesidir.

7- Kurtuluş Savaşımızın temel ve çok önemli bir özelliği de emperyalizmin kıskacındaki öbür uluslara özgüven, umut ve başarma iradesi aşılamasıdır. Mazlum uluslara önderlik edilmiştir.

Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki; ülkemiz ve ulusumuz açısından Kurtuluş Savaşımız, ZAFER BAYRAMI ve hatta Lozan Andlaşmasının anlam ve önemini, neden ve sonuçları ile birlikte henüz yeterince derinlemesine anlayamamış kimi cahil (eğitimsiz) yurttaşlarımız, aydınlarımız (!) basınımız (!) ve siyasilerimiz vardır. Ancak güneş balçıkla sıvanmaz. Uygarlık güneşi uygarlık karşıtlarını bir gün mutlaka kör edecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta M.K. Atatürk, silah (ve dava) arkadaşları, Kurtuluş Savaşı şehitlerimiz, gazilerimiz ve bu savaşa canı, malı ve emeği ile destek veren kadın ve erkek yurttaşlarımızı şükran, minnet, saygı ve rahmetle anıyorum.

HERKESİN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN!

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 02 Eylül 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

RAHMET

Ayasofya’da lanet okuyan DİB Erbaş 26 Ağustos’ta Alparslan’la birlikte Atatürk’e de rahmet diledi.
Mehteran, iki ileri bir geri…

TAKVİM

DİB 2021 takvimi için 10 milyon TL harcayacak.
Çok hayırlı iş!…

SEL

Giresun’da sel 16 can ve pek çok malı götürdü.
HES, yandaş müteahhit, avanta,
Olay olunca görüntü ver vatandaşın yanında…

TAZMİNAT

Ermenilerin girişimleriyle dünya genelindeki bazı örgütler Sevr Antlaşması’nın uygulanması ve Ermenilere tazminat ödenmesi için çağrı yaptı. Bildiriye HDP Gençlik Meclisi de imza attı.

HDP cami duvarını aştı…

AYAK

AKP’li Mahir Ünal FETÖ’nün siyasi ayağı için, “Siyasete sızmayı hiçbir zaman düşünmediler, emniyete sızdılar, yargıya sızdılar; siyasete sızmayı hiçbir zaman düşünmediler” ifadelerini kullandı.

Sızmaya gerek yoktu, içindeydi…

EKMEK

Erzincan’da, mesire alanında, mısır tezgahı belediye görevlilerince kaldırılmak istenilen Yavuz Polat kendini yaktı. 

Protokol cenazede değil de ekmek parası kazandırmada yanında olsaydı…

GEREKÇE

Müyesser Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, Yıldız hakkında tutukluluğa devam kararı veren hakimin “şüphelilerin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesi” şeklindeki gerekçesini “iftira” niteliğinde bularak HSK’ya şikayetçi oldu.

FETÖ mahkemelerini unutmamızı istemiyorlar…

VİRÜS

Beş Balıkesir AKP milletvekili 27 Ağustos’ta temel atma törenine katıldı, üç gün sonra virüs gerekçesiyle 30 Ağustos Zafer Bayramı törenine katılmadı.

Milliyetsizlik virüsü…

KÜÇÜLME

Yılın 2. çeyreğinde ekonomimi %9.9 küçüldü.

Bakan damat ve kayınpeder;

Bunu da süsleyip güzel gösterirler…

94. YILINDA 30 AĞUSTOS’un, 9 EYLÜL 1922’nin GÜNCEL ANLAMI

98. YILINDA 30 AĞUSTOS’un,
9 EYLÜL 1922’nin GÜNCEL ANLAMI


Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com


Giriş                                                       :

Onlar (Yunanlar) zafer ve megalo idea için dövüştüler.
Fakat Türkler ocaklarını ve yurtlarını korumak için savaştılar.

(A. H. Lybeyer, “Türk’ün Ateşle İmtihanı” H.E. Adıvar, Atlas Kitabevi, İst., 1994, s. 177)

Osmanlının Milli Savunma Bakanı (Harbiye Nazırı) Enver Paşa ve arkadaşlarının son derece yanlış, serüvenci politik kararları ile 1. Dünya Paylaşım Savaşı’na Almanların yanında giren (1914) Osmanlı Devleti, bağlaşığı (müttefiki) Almanya’nın yenilmesiyle; Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Çanakkale gibi kimi savaşlarda ciddi askeri başarılarına karşın yenik sayılmış, ateşkes (mütareke, silah bırakışması) istemek zorunda kalmıştı.

Mondros Ateşkes Anlaşması’nın kurallarını çiğneyen Batılı işgalciler, Megalo İdea veya
Büyük İyonya düşleri ile kışkırttıkları Yunan komşumuzu silahlandırarak Batı Anadolu’ya sürmüşler ve 15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edilmişti.

Son Osmanlı Padişahı 6. Mehmet Vahidettin tarafından kabul edilen önce 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesi (Mütarekesi), sonra da 10 Ağustos 1920’de bağıtlanan Sevr Anlaşması ile, Osmanlı İmparatorluğundan geriye kalan en az bin yıllık anavatan toprakları Anadolu da
Batılı emperyalistlerce hızla işgal edilmiştir!

Mütareke İstanbul’u Çaresiz                               :

…….

Kurtuluş Savaşı Örgütleniyor                             :

…….

Büyük Taaruz”a Hazırlık                                  :

…….

Büyük Taarruz ve Sonuçları                               :

……

Sonuç                                                                     :

Emperyalizmin sömürgeleri, Türk Ulusunun UNESCO’nun 1979 kararıyla da onaylandığı üzere yeryüzünün ilk ve tek anti-emperyalist bağımsızlık savaşını başarmış olmasından cesaret alarak tutsaklığa başkaldırıyor ve Atatürk’ün savaşım yöntemini örnek alarak başarılı oluyorlar.

Bu görkemli tarihsel dönüşüm ve başarının uluslararası kıvancı, Yüce Atatürk’ün önderliğindeki Ulusumuzundur. Bu yüzdendir ki, hazımsız ve kinci emperyalizmin
ülkemizle görülecek büyük hesabı vardır!

Geleceği, bize Yüce Atatürk’ün kutsal emaneti Türkiye Cumhuriyetinin parlak geleceğini,
Cumhuriyet ordusunun aydınlık beyinli, yiğit yürekli ve yurtsever subayları ile biz Kemalist aydınlar el ele Ulusumuza öncülük ederek, “tüm ulusçu ve cumhuriyetçi güçleri bir araya” getirerek kuracağız.

Bu duygularla ulusumuzun ve Ordumuzun ve milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı
ve 9 Eylül 1922’yi, İzmir’in 3,5 yıl sonra Yunan işgalinden kurtarılışını kutluyoruz.

………

===========================================

Dostlar,

6 sayfalık uzunca yazımızın tümünü okumak için lütfen tıklar mısınız??

93._YILINDA_30_AGUSTOS’un_9 Eylul_1922’nin_Guncel_Anlami_30.8.2015

30_Agustos_Kutlamasi

Bir kez daha kutlu olsun Büyük Zafer

30 Ağustos Utkusu ve uzantısı, tamamlayıcısı 9 Eylül 1922!

İzmir’in ve Ege’nin emperyalistlerin maşası Yunanların işgalinden kurtarılışının 98. yılı!

9 Eylül 1922 ile ilgili görsel sonucu

Mustafa Kemal Paşa Başkomutanİsmet Paşa ise Batı cephesi komutanı idi. Türkiye’nin işgalden kurtaran bu 2 yengin (muzaffer) ve saygın komutan ve devlet adamı için R.T. Erdoğan Başbakan iken ne acı, ne yazık, ne utandırıcı ve ne uyandırıcı ki, “2 ayyaş” nitelemesini kullanabilmişti..

Haziran 2013 Gezi isyanının tetikleyicisi oldu bu acı, haksız, yanlış ve çok sorumsuz.. sözler..

  • Erdoğan özür dilemedi hala, mutlaka dilemeli oysa..
    Tarihin şaşmaz hakemliğine ve yargısına bırakıyoruz Erdoğan’ı ve iftirasını.. Son anavatan toprağı Anadolu’nun bile son Osmanlı padişahının işbirliği ile emperyalistlerce işgaline son veren, Sevr’i yırtıp Lozan’ın yolunu açan, Türkiye’nin kurtuluş zaferi olan 9 Eylül 1922‘yi,

Üstelik bu yıl, “pandemi” bahanesiyle, inanılmaz bir ikiyüzlülükle 30 Ağustos anmalarının yasaklanmasına bile yeltenildi.. Kamuoyunun haklı ve şiddetli tepkisi ile geri adım atmak zorunlu oldu.. Ne denli zavallılık…

Adına AKİT denen gazete olduğu ileri sürülen ceride, “ANIT KABİR ” yerine “ANIR KABİR” yazdı.. Sonra da sahibinin sesi edasıyla maddi hata gerekçeli özür diledi!??
Biz de yuttuk!
Zırva öyle büyük ki, hiçbir tevil kaldırmıyor, kaldıramaz..
Mutlaka yasal işlem yapılmalı ve hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdırlar..
RTÜK hazretleri gece yarısını bekle(ye)meden hemmen, en ağır yaptırımını koymalıdır..

  • Ölen insanın anısına bile saygı göster(e)meyen önce insan, sonra da müslüman olabilir mi??

98 yıl sonra bir kez daha coşku ile anıyoruz.

Büyük Zaferde en küçük emeği olan herkesi, şehitlerimizi sonsuz bir minnet ve şükranla anıyoruz.

Sevgi ve saygı ile.

30 Ağustos 2020, Tekirdağ

Zafer… Ve sancı

Zafer… Ve sancı

Zafer Arapkirli
28 Ağustos 2020, Cumhuriyet

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Biliyorum, bu sözcük seni rahatsız ediyor.

Yok. Naçiz şahsımı kastetmiyorum. Doğumum hasbelkader bu kutlu güne denk geldiğinden, rahmetli anam babam bu güzel ismi uygun ve layık görmüşler bana. Onurla taşıyacağım sonsuzluğa dek. Çünkü, başlarını öne eğdirmedim çok şükür. Onların da geçen yüzyılın başlarında cepheden cepheye koşuşturup, yedi düvelin ordularına karşı göğsünü kahramanca siper eden, İngilize yıllarca esir düşüp serbest kaldıktan sonra da çarpışmaya devam eden rahmetli dedem Beşiktaşlı Veli Çavuş’un mübarek hatırasına hürmetle.

Bu toprakları kanları ile sulama pahasına düşmana teslim etmeyen Veli Çavuş gibi yüz binlerce vatan evladının en önünde savaşan Muzaffer Başkumandan Mustafa Kemal ve askerlerinin “Zafer”inden söz ediyorum.

Başta Yunan olmak üzere pek çok ulusun kumandanlarını, nazırlarını, devlet reislerini saygı ile önünde eğilten kumandanın “Zafer”inden.

Anlayamadığım şey, seni neden rahatsız ediyor bu “Zafer”?

Bırak, Trikopis’in torunları karalar bağlasın bu gün.

Misal: Onlar eğer uydu kanallarını karıştırırken ya da internette dolaşırken, önlerine “? ??????? ????????? ?? µ????????? ???? ???” (Türkiye bu gün en büyük “Zafer”ini kutluyor) gibi bir cümle çıktığında canları sıkılsın.

Sana ne oluyor?

Sen niye yasaklıyorsun?

Sen niye rahatsızsın?

Bırak millet assın bayraklarını, çıksın meydanlara, “Bu gün vatanımızı düşman çizmesinden arındırdığımız en mutlu günümüz!..” diye haykırsın. Antiemperyalist duygularla yedi düvele, “Bir daha asla denemeye kalkmayın” diyebilsin.

Senin sıkıntın nedir?

Sağa sola efelenmek, her önüne gelenle, her bir komşumuzla maraza çıkarıp da İngilizlerin deyimi ile “kendini bayrağa sarıp sarmalamak” (wrap yourself in flag) marifet değil. O bayrağın bu semalarda özgürce dalgalanmasının başlıca sebebi olan o “Mübarek Kurtarıcılar”a saygı ile olur vatanseverlik. Emperyalist güçlerin Yunanı Türk’e, Arap’ı Yahudi’ye, Sırp’ı Boşnak’a kırdırmak için tasarladığı düzeneklerin birinin daha yaşandığı Akdeniz’de kavga arayarak değil, barış arayarak bu işlerin içinden çıkabilecekken, niye tam tam çalıyorsun?

Gel, İzmir Marşımızı çalalım söyleyelim birlikte.

Gel, “Büyük Zafer”i kutlayalım.

Çekinme. Gel, bak burası daha onurlu bir yer.

Mustafa Kemal’in arkasında saf tuttuk biz.

“Geldikleri gibi gidecekler” dedikten sonra daha 4 yıl geçmeden o düşmanı önüne katıp “Geldikleri gibi kovalayan” yüce önder ATATÜRK’ün arkasında.

Biz, Veli Çavuş’ların, Kara Fatma’ların, Seyit Onbaşı’ların, Yörük Ali’lerin, Şahin Bey’lerin torunları, tarifsiz bir onurla kutlayacağız “Büyük Zafer”i.

Vahdettin artıklarına inat. Damat Ferit muhiplerine inat.

HMS Malaya Zırhlısında Vahdettin’i karşılayan İngiliz Amiral Sir De Brock’un ve Yunan General Nikolaus Trikopis’in torunlarına inat.

Biz 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN diye avazımız çıktığı kadar bağıracağız.

Senin ağırına gitse de.
****

Toplu intihar

“Düğünüme dokunma. Asker uğurlamama dokunma, AVM alışverişime dokunma. Lokantama, kafeme dokunma. Sınavıma dokunma. Tatilime dokunma. Toplu cuma namazıma dokunma. Seyahatime dokunma. İnşaatıma dokunma…”

İyi de canım kardeşim. Bak, sadece doktorların ve hemşirelerin çevrelerinden aktardıkları sayıları alt alta toplasak, birilerinin “Yalan Turkuvaz Tablosu”ndan birkaç kat fazla sayıya ulaşıyoruz. Bu gidişle, tez vakitte korkarım gasilhanede dokunacaklar sana.

Bak, cenaze cemaatine de sınırlama var. En yakınlarının bile hepsi gelemeyecek musalla taşına. Haberin olsun. Biraz sorumlu ol.

Uyma sen, bu “her yeri ve her şeyi ardına kadar açıp” sonra da millete “tedbiri elden bırakmayın” diyen sorumsuzlara. Onların derdi, dizginleri artık ellerine, kollarına, her taraflarına dolanmış ekonomiyi” ayakta tutabilmek ve üç beş dinci oyu elden kaçırmamak. Uyma onlara.
========================================
Dostlar,

Cumhuriyet Gazetemizin seçkin yazarlarından, her Cuma haftalık yazılarını iple çektiğimiz Sayın Zafer ARAPKİRLİ‘nin bu nefis yazısını da site okurlarımızla paylaşmak istiyoruz.

Kendisini kutluyoruz… Son derece önemli ve güncel 2 temayı ustalıkla işlemiş..

Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı E. Org. Sayın İlker Başbuğ‘un twitter iletisi de çok öğretici :

  • “Türk Ordusu İzmir’i kurtarınca,Yunan Kralı ve Sultan Vahdeddin ülkelerinden kaçtı, İngiltere Başbakanı ise makamını terk etti. Bunların önemini anlamamak için insanın kör olması gerekir, eğer kafasında Atatürk’ün gerçekleştirdiği Cumhuriyet ile sorunu yoksa.” 

Bir de, Cumhuriyet tarihimizin ilk elden yakın tanığı Falih Rıfkı Atay‘ın şu belirlemelerinin altını çizmek istiyoruz :

  • ‘Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın pençesinden, vicdanımızı ve düşüncemizi Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos zaferine borçluyuz.’

Uluslararası ölçekte, Dünya tarihinde yeri olan bu görkemli başarının coşkusunu Ulusumuzla yaşamayan, yaşayamayan, dahası insanımıza bu haklı gururu yaşatmak istemeyen, ikiyüzlü engeller koyanlara gerçekten acıyoruz…

Zavallılar…

Korona salgınına kurban edilen / feda edilen masum yurdum insanlarına da acıdığımız gibi.

Sevgi ve saygı ile. 29 Ağustos 2020, Tekirdağ

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı : 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!

Ülkemiz, vatanımız, uğruna kan dökülen topraklar

Ailelerimizle yaşadığımız, işimize gittiğimiz, sokaklarında alışık olduğumuz yüzlerini gördüğümüz, bisiklet sürdüğümüz, dostlarımızla yemek yediğimiz, sevdiğimizle batan güneşi seyrettiğimiz, çocuklarımızı doğurduğumuz, büyüttüğümüz, nefes aldığımız var olduğumuz yurdumuz, vatanımız..

Başta liderimiz, atamız Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bugün özgürce yaşadığımız ülkemizi bize kazandıran, bu topraklarda özgürce yaşamamız için yaşamlarını veren görmediğimiz; belki çoğunun isimlerini bile bilmediğimiz binlerce insan, vatandaşımızın huzurlarında saygıyla eğiliyoruz…

Oraya gitmeyebilirlerdi; gittiler, dönmeyebileceklerini biliyorlardı, dönemeyenler oldu… Hepsini ülkeleri için, bizler için yaptılar…

Ülke topraklarımızı işgalci kuvvetlerden geri aldığımız günü kutladığımız 30 Ağustos Zafer bayramımız kutlu olsun

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı