ABD’de bilim çıkmazına önerilen bir model olarak Atatürk

ABD’de bilim çıkmazına önerilen bir model olarak Atatürk

Gülgün Türkoğlu

Gülgün Türkoğlu

gulguntp@yahoo.com
https://www.gazeteduvar.com.tr/ 31.3.19

Yazar, sıradan, hatta zaten başka türlü olamayacağını düşündüğümüz bir şeye işaret eden “hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” sözünün, söylendiği dönemde söylenebilmesinin tartışmaya açık ve cesur bir söz olduğu belirtiliyor. Atatürk’ün bu sözündeki ilim ve fen sözcüklerinin, yan yana kullanımlarındaki denge ustalığını, sözcüklerin etimolojilerini ve kültürel bağlamdaki yerlerini inceleyerek anlaşılır kılıyor.

Stony Brook Üniversitesi, Felsefe Bölümü Kürsü Başkanı Robert Crease, aynı zamanda bir bilim tarihi uzmanı. ABD’de yayımlanmasının üzerinden, henüz bir hafta bile geçmemiş olan,

  • The Workshop and the World: What Ten Thinkers Can Teach Us About Science and Authority 

adlı kitabı, bilim dünyasında ilgiyle karşılandı.

  • Etkisi dünyaya yön verecek denli önemli on düşünürden birisinin Atatürk olduğunun saptandığı

bu kitap, Türkiye’de farklı bir heyecana neden oldu.

Artık, buzulların eridiği konusunda bile inandırıcı bulunmayan, belirli çıkar gruplarının yararına eğilip bükülebilen bilime, prestijinin nasıl geri kazandırılabileceği konusunda beş yıl çalışan Crease, tarihe bakmayı deniyor.

Tarihte, bilimin bir otorite haline gelmeye başladığı dönemlerde, buna güçlü bir biçimde karşı koyanların olduğu biliniyor.

Yazar, bilim taraftarlarının, meslek yaşamlarını hatta, canlarını tehlikeye atarak aldıkları karşı tedbirleri incelemiş.

Bilimin bir otorite olarak tesis edildiği günlerden, artık güvenilir bulunmaktan uzaklaştığı günümüze gelinceye dek, nerede yanlış yapıldığının izlerini sürmüş.
=======================================

what’s up ile iletiyi yollayan sevgili dostumuz Dr. Serol Deveci‘ye şükranla..

Başta AKP = RTE olmak üzere he-ke-sin Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün söylem ve eylemlerini bir kez daha özenle ve yansızlıkla  değerlendirmelerini öneriyoruz..

İnanılsın ki, emin olunsun ki, böylesi bir davranış her-ke-se iyi gelecektir…

Dr. Ahmet SALTIK
01 Nisan 2019

Ulusal ekonomide dalgalanma şiddetlenirken

Ulusal ekonomide dalgalanma şiddetlenirken

Erinç Yeldan
Cumhuriyet, 27.3.19

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Türkiye ekonomisine ilişkin
– “cari işlemler açığı ve finansmanının kalitesizliği”;
– “dış borç stoku ve artış hızı”;
– “tasarruf yatırım dengesi(-zliği)”;
– “enflasyon ve işsizlik oranlarının yüksekliği”;
– “sabit sermaye yatırımlarında gerileme”;
– “sanayi üretim ve istihdam paylarında gerileme

vb. tüm temel göstergeler irdelendiğinde yalın gerçek ortaya net biçimde dökülmektedir:

  • Türkiye ekonomisi uluslararası sermaye hareketlerine bağımlı ve istikrarsız bir yapıdadır. 
  • Ulusal ekonomide dengesizlik giderek derinleşmekte olup, döviz ve diğer finansal varlık piyasalarında gözlenen aşırı dalgalanmalar oluşan kriz koşullarının kısa dönemdeki tezahür biçimleridir.

Türk Lirası’nın geçen hafta sonunda uluslararası para birimleri karşısında birdenbire değer yitirmesi bu sürecin devamı niteliğindeydi. Artan kırılganlık ve dengesizlik göstergelerine karşın, siyasi otoritenin yaklaşmakta olan seçim telaşıyla ekonomiye istikrar kazandıracak politikaların uygulanmasını engellemesi ve/veya erteletmesi yapısal nitelikli sorunların daha da derinleşmesine neden olmaktadır.

TC Merkez Bankası’nın müdahalesinin ardından

Geçen hafta sonu döviz fiyatlarındaki aşırı hareketlenme karşısında TC Merkez Bankası yayımladığı basın bülteniyle para politikasına ilişkin uygulamalarına açıklık getirme çabasındaydı. Bize göre iki ana başlık ön plana çıkmaktadır:

Birincisi, “Brüt rezervlerde yaşanan dalgalanmalar ise olağan işlemlerden ve dönemsel unsurlardan kaynaklanmakta olup öngörülmeyen bir durum söz konusu değildir.”

Gerçekten de Merkez Bankası’nın net rezervlerinde son bir hafta içinde gözlenen azalma gerek ulusal, gerekse de uluslararası finans sermaye çevrelerinde kaygıyla karşılanmış ve TCMB yönetimini piyasalara “güven verme” ihtiyacı doğurmuştu. TCMB yönetimi, rezervlerde gözlenen inişli-çıkışlı dalgalanmaların olağan değerlendirilmesi gerektiği ve belirsizlik içermediğini vurgulayarak güven tazelemeyi amaçlamaktaydı.

Oysa burada önemli olanın rezervlerdeki oynaklığın normal olup olmaması değil, rezervlerin kısa vadeli dış borçlar ya da ekonominin ithalat ihtiyacı gibi temel göstergelere ilişkin seyri olduğunun altı çizilmelidir. Örneğin bir ülkede kısa vadeli dış borç stokunun MB rezervlerine oranı, 1997 Asya krizinden bu yana bir “dış kırılganlık göstergesi” olarak izlenmekte ve “bir krizin öncü göstergesi” olarak nitelendirilmektedir. Tümüyle teknik bir gösterge olan bu oranın seyrini Merkez Bankası’nın verilerine dayanarak aşağıda çizmekteyiz:

[Haber görseli]

Çizimde görüldüğü üzere, Türkiye ekonomisinde söz konusu oran 2009 öncesinde %65’e kadar gerilemiş iken, günümüz itibarıyla 2001 krizi öncesi oranlarına yaklaşmış durumdadır. Bu oranın yüksekliği, brüt rezerv miktarındaki dalgalanmaların olağan olup olmadığı tartışmasını anlamsız kılmaktadır.

Para politikasında çelişkiler ve karmaşa

İkinci olarak, “Finansal piyasalarda gözlenen oynaklıklar ve sağlıksız fiyat oluşumları yakından takip edilmekte olup para politikası ve likidite yönetimine ilişkin tüm araçlar, fiyat istikrarını sağlamak ve finansal istikrarı desteklemek amacıyla kullanılmaya devam edilecektir.” yorumuyla TCMB enflasyonla mücadele ve Türk Lirası’nı güçlü kılma uğruna “sıkı para politikası” duruşuna devam edeceğinin altını çizmektedir.

Sıkı para politikasının” araçlarının neler olması gerektiği iktisat biliminin “İktisada Giriş Dersi” düzeyinde tartıştığı bir konudur. Öncelikle faiz oranının yükseltilmesi ve kredi hacminin daraltılması gereği sıkı para politikası duruşunun olmazsa olmaz önkoşullarıdır. TC Merkez Bankası da hafta sonu aldığı ani kararla politika faizi olarak nitelediği “1 haftalık repo” uygulamasını ertelemiş ve gecelik fonlama maliyetini %25.5’e değin yükseltmiştir. Ancak ne var ki, bu adımı şeffaf ve yalın bir şekilde duyurmak yerine, olabildiğince karmaşık hale getirerek siyasi otoritenin “faizin düşürülmesi” yönündeki telkinlerinden uzak tutma çabasını sürdürmüştür.

Bir yandan da, tam tersi bir uygulamayla, kamu bankalarına verilen talimatlar aracılığıyla kredi genişlemesi sürdürülmüş ve kamu bankalarının son 13 haftadaki kredi miktarındaki artış yıllık bazda % 30’a ulaşmıştır.

  • Siyasi otoritenin ekonomiye olan müdahalesi para politikasını içinden çıkılmaz bir karmaşa ve çelişkiler yumağına sürüklemektedir.

Türkiye ekonomisi yabancı sermaye girişi olduğunda yapay olarak büyüyen, sermaye hareketleri yön değiştirince de “ekonomiye terörist saldırılar var” hamaseti ile uygulamaya konulan çelişkili politikalar altında dengesini yitiren bir konumdadır.
==============================
Dostlar,

Cumhuriyetin kasasının da içini boşaltıyor, boşalttı AKP = RTE!

Merkez Bankası döviz rezervi 26 milyar Dolara düştü! Erdoğan bir aralar övünüyordu 128-130 milyar $’a çıkarttık rezervleri diye!

Şimdilerde ise adeta içimiz boşaltılıyor AKP = RTE tarafından!

İliglenrnlere ABD gazetesi The Wall Street Journal‘da dün (28.3.19) yayınlanan Kantchev / Villars makalesini salık veriyoruz..

  • ‘Döviz rezervlerinin azalması ve yabancı yatırımcının kaçmasıyla Türkiye derin bir ekonomik krize sürüklendi..’
    (https://www.wsj.com/articles/turkish-lira-plunges-as-economic-pain-takes-hold-11553778040, 28 Mart 2019)

Sevgili Damat – Bakanımız da okur mu acaba? Ya da çok değerli danışmanları Erdoğan ve Albayrak’ın dikkatine makalenin özünü sunarlar mı acaba??

  • Son verilerle TCMB rezervleri, Türkiye’nin kısa vadeli borçları bile karşılayamıyor!
  • Ya da tersinden söyleyelim; AKP = RTE’nin borca batırdığı Türkiye’nin kısa vadeli borçları, TCMB rezervlerinin % 120’si düzeyinde!
  • Önceki ay, 26 milyar TL’yi aşan TCMB karı, AKP = RTE’nin isteğiyle birkaç öncesinden el konarak Hazineye aktarıldı..

    Cumhuriyetin kasasının da içini boşaltıyor, boşalttı AKP = RTE!

    Lütfen aylar önce bu sitede yazdığımız makaleyi – uyarıyı bir kez daha okur ve de okutur musunuz??

    AKP = ERDOĞAN TÜRKİYE’yi MORATORYUMA MI SÜRÜKLÜYOR? 

Sevgi, saygı ve DERİN KAYGI ile. 29 Mart 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

Değişen Koşullar, Değişen Yaklaşımlar

Değişen Koşullar, Değişen Yaklaşımlar

Mahfi EĞİLMEZ, PhD
21 Mart 2019

 

 

(Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

2018 yılının son çeyreğinde dünyada farklı bir görünüm vardı. ABD neredeyse artık krizden çıkmış, Avrupa benzer aşamaya geçişte epey bir yol almış, Japonya neredeyse 30 yıl sonra tünelin ucunda ışığı görmüş gibiydi. Gelişmiş ülkeler kategorisinde tek sorun Brexit olarak duruyor onun da çözümü yolunda ilerleme sağlanıyor gibi görünüyordu. Gelişme yolundaki ekonomilerde de durum istikrarlı bir görünüm içindeydi. Sadece Çin’de büyüme ivme kaybediyor bir de gelişmiş ekonomilerin parasal sıkılaştırmaya başlaması dış finansmana aşırı bağlı gelişme yolundaki ekonomilerde bazı finansmana erişim sorunları yaratabilecek gibi duruyordu. Bu durum da büyük endişe yaratmıyor, yönetilebilir olarak kabul ediliyordu.

2019’a girerken görünüm değişmeye başladı. Uzakdoğu ve Latin Amerika kökenli bir resesyon dalgasının dünyayı sarabileceği ve yeniden bir küresel krizin içine çekebileceği korkusu egemen olmaya başladı. Bu yeni bakışın en belirgin kanıtı Davos toplantısı öncesinde World Economic Forum grubunun 800 büyük şirketin CEO’suyla yaptığı anket. Anket sonucuna göre bu en önemli karar alıcıların 2019 için en büyük endişe kaynağının resesyon olduğu ortaya çıktı. Birkaç ay önce küresel krizin artık sonuna gelindiği kanısı egemenken bu hızlı değişim oldukça şaşırtıcıydı. Bu kadar üst düzey karar alıcıların beklentisinin resesyon olması, kararlarını da buna göre alacakları, örneğin yatırımların kısılması, istihdamda azaltmaya gidilmesi gibi adımlar atabilecekleri endişesinin doğmasına yol açtı. Böyle kararlar bu adımların dünyanın her yanındaki diğer şirketlerce de izlenmesine yol açacak bir dalga yaratabilir ve bu gelişme yeni bir resesyonu tetikleyebilir.

Beklentilerin böyle yön değiştirmesinde birçok gelişme etkili oldu. Bunlar arasında Brexit, İtalya’nın giderek bozulan ekonomik durumu, Fransa’daki karışıklıklar, Arjantin ve Venezuela’nın büyük sıkıntıları, Çin ekonomisinin yaşadığı ciddi ivme kaybı, ticaret savaşları, Almanya’da Merkel sonrasında ne olacağının belirsizliği, Türkiye ekonomisinin slumpflasyona gidişi ilk akla gelenler.

Ekonomi, bütün o matematiksel gösterisine karşın, merkezinde insan ve toplumun olduğu bir bilim ve o nedenle beklentiler ekonomide çok önemli bir yer tutuyor. Eğer beklentiler olumlu ise gerçekleşme de büyük ölçüde öyle oluyor. Çünkü karar alıcılar o olumlu beklentilere göre karar alıyor. Tersi geçerliyse yani karar alıcıların gelecekle ilgili beklentileri olumsuzsa kararlarını bu havada alıyorlar ve gerçekleşme de olumsuz oluyor.

Bu gelişmeye göre kararlarını ilk gözden geçiren Avrupa Merkez Bankası oldu. Avrupa Merkez Bankası, 2018’in sonlarında parasal genişlemeyi sadece vadesi gelen tahvillerin yenilenmesine indirgemişti. Draghi verdiği mesajlarda 2019 yılının son çeyreğinde faiz artırımı yapabileceklerini ve parasal genişlemeyi tümüyle durdurabileceklerini ima ediyordu. Sonrasında Avrupa’nın krizden çıkışının daha zaman alabileceğini ve o nedenle faiz artırımı ve parasal sıkılaştırma bir yana, parasal gevşemeye yeniden girebileceklerini söylemeye başladı. Ardından Fed de yaklaşımını revize etmeye yöneldi. Yeni yıla girilirken piyasalar, Fed’in 2019 yılında 3 kez faiz artıracağı ve 600 milyar Doları piyasadan çekeceğine neredeyse kesinlikle emindiler. Fed, son iki toplantısından sonra yaptığı yeni açıklamalarla bu beklentiyi değiştirmeye başladı. Bugün gelinen noktada Fed’in 2019 yılında faizi hiç artırmayacağı ve parasal sıkılaştırmaya da son vereceği beklentisi yerleşmiş bulunuyor. Dünyanın en büyük iki merkez bankası parasal sıkılaştırmadan hızla uzaklaşmaya yönelerek piyasadaki olumsuz beklentileri olumluya çevirmeye çabalıyorlar. Her ikisi de küresel sistemde sadece kendi ülkelerinin veya bölgelerinin sağlam olmasının yetmeyeceğinin, bütün dünyanın iyimser bir havaya geçmesinin gerekli olduğunun farkındalar.

Keynes’e sormuşlar “Üstat, koşullar değişirse ne yaparsınız?” Keynes yanıtlamış: “Koşullar değişirse ben de düşüncemi değiştiririm.” İşte şimdi tam da oradayız. Koşullar değişti, beklentiler olumsuz bu durumda para politikası uygulayıcıların yapması gereken şey bu olumsuz havayı dağıtacak adımlar atmak. Asıl kritik soru bu adımlar yeterli olacak mı sorusu. Bu kez Fed ve Avrupa Merkez Bankası erken davrandı ve politikalarını hızla revize ettiler. O nedenle resesyon eğilimini önleyebilirler. Ama yine de bu adımlar başka bazı gelişmelere de bağlı bulunuyor. Örneğin Brexit’in nasıl sonuçlanacağı, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının nasıl çözümleneceği, Çin’in yaşadığı ivme kaybını durgunluğa girmeden tersine çevirip çeviremeyeceği, IMF’nin Arjantin’in toparlanmasını sağlayıp sağlayamayacağı, Türkiye’nin girdiği slumpflasyondan ne kadar sürede çıkacağı gibi meseleler Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın para politikası değişikliğinden bağımsız yanları olan konular. Bu konularda da olumlu gelişmeler yaşanması gerekiyor. Bütün bunlar da yetmiyor, parasal sıkılaştırmanın gevşemeye dönmesi halinde bu kez piyasalarda yeni balonlar yaratılmasının da önlenmesi gerekiyor.

Özetle söylemek gerekirse 2019 yılı bütün dünya için son derecede dikkatle ele alınması gereken hassas bir yıl. Diğer ülkelerin, küresel sistemin ekonomik yönetimini Fed ve Avrupa Merkez Bankası’na bırakıp arkalarına yaslanarak seyredecekleri bir dönem değil bu. Herkesin üzerine düşeni yapması yeni bir küresel krizden uzak durmanın ilk koşulu.
==========================
Dostlar,

ERDOĞAN’ın GOLAN TEPELERİ İÇİN TRUMP’a ÇATMASININ BEDELİ 26 MİLYAR $!

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi   

Hazine eski Müsteşarı, Mülkiyeli Dr. Mahfi Eğilmez’in irdelemesi son derece uyarıcı ve ayrıca yol gösterici (bkz. başlıktaki erişke..). Eğilmez, SBF = Mülkiye mezunu bizim gibi. Bu seçkin Fakülteyi, bilim yuvasını AKP = RTE, 15 Temmuz 2016 “darbe girişimi” sonrası ağır biçimde yaraladı.

Sayısı 30’a varan akademisyen, haklarında kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın ve daha korkuncu, yargıya başvurma hakkı da tanımaksızın OHAL KHK’leri ile görevden uzaklaştırıldı..

  • Oysa Anayasa m. 38/4 ve AİHS m. 6/2 uyarınca herkes, evrensel masumluk karinesi gereği,
    suçluluğu kesinleşmiş mahkeme kararları ile hükmen sabit oluncaya dek masumdur!

AKP = RTE iktidarı, Sn. Eğilmez’in ciddi uyarılarının ne ölçüde ayırdında acaba?

Damat Hazine – Maliye Bakanı alaycı söylemlerle dövizin yükselmek yerine daha da düşeceğini hiçbir bilimsel veriye dayanmaksızın, basın önünde kafiyeli sözlerle ileri sürerken,
birkaç güne kalmadan kayınpederinin (RTE!) gadrine uğradı adeta!?

AKP = RTE “mutada inkiyaden” (alışıldığı üzere..) gene köpürdü bir bahane bularak (yerel seçim!).. Bu kez, Suriye’nin yarım yüzyıldır İsrail işgali altındaki (9-10 Haziran 1967’den bu yana!) Golan tepelerinin artık İsrail’e verilmesini isteyen ABD Başkanı Trump’a çattı. Kuşku yok bu istem, uluslararası hukuk bakımından yok hükmündedir. Ancak Suriye’nin belinin kırılmasına yol açan 2011 baharında başlayan Emperyalist Batı girişimlerinde oynanan
öncü rol unutuldu bir anda!?

Malum Reis, Türkiye’nin etini – budunu gözetmeden ve de kendinden menkul müthiş şişkin bir egoyla İslam dünyasının tümüne kol – kanat germeye çabalayan post-modern Halife (!) modeli çizmeye adanmış görünüyor.. Ama örn. S. Arabistan’ın Yemen’deki katliamına seyirci!?

ABD / Trump ile her didişmesinde Türkiye ağır ekonomik ve politik bedeller ödüyor, saygınlık yitirerek şamar oğlanına dönüşüyor. Ancak AKP’nin Dışişleri mücahitleri (Monşerleri kovdular sözde!?) bir türlü “stratejik müttefike bu yapılır mı??” ağlamasından – aşağılık kompleksinden sıyrılamıyor.. Dış politika tam bir ikili oynama (double – track policy), maskeli! Dünden bu yana Dolar 5,40’tan 5,70’e 30 krş. yükseldi. 30 krş/5,40 TL=%5,55 oranında dış borç büyüdü. 476 milyar $ x .0555= 26,42 milyar $ dış borç artışı! Toplam dış borç 500 milyar doları aştı.. 26,4 milyar $/82 milyon; kişi başına 322 $ dış borç artışı (1835 TL; neredeyse bir asgari ücret!) oldu RTE’nin bu hesapsız çıkışıyla.

Böyle ülke yönetimi olur mu? Bir iktidar bu denli sorumsuz ve hesapsız davranabilir, aklına eseni uluslararası kamuoyu önünde gelişigüzel söyleyebilir mi? Üstelik ekonomi çöküntü içinde ve ülke yangın yerine dönmüş iken?! Eğer basiretsizlik ürünü değilse, bu söylem üstelik bilinçli – istendik ise (!?!) daha da ürkünç (vahim) bir durum ile yüz yüze değil miyiz eyyy Türk Ulusu, AKP seçmeni?!

Türkiye, 31 Mart 2019 yerel – genel seçimlerinde AKP’ye hak ettiği dersi mutlaka vermelidir.

Sevgi ve saygı ile. 24 Mart 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 16 Ocak 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 16 Ocak 2019

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

(AS: Bizim kısa katkımız yazının altındadır..)

GÜVENCE
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, K. Irak’ta Erdoğan’ın PYD/YPG konusunda taahhütte bulunduğunu açıkladı. ”O da bunu anlıyor” dedi.
Biz neye güvenelim?..

BORÇ
Süper ligde borcu olamayan dört takım var. İkisi, Başakşehir ve Kasımpaşa.
Padişahım çok yaşa…

KORKUTMA
Aczimendi Müslüm Gündüz, Siyasi iktidar Allah Razı olsun, muktedir davranıyor, ciddi davranıyor. O da bir kişi zaten, onun korkusundan bir şeyler oluyor.” diyor.
AKP muhaliflerinden biri söylese savcılar görev başındaydı

FAŞİST
RTE, “Bir bira içseydi” diyen Yılmaz Özdil’i ve “Mozart dinlemesi iyi olur” diyen Rutkay Aziz’i kendisini bu konularda zorlayan faşistler olarak ilan etti.
Müslüm ne demişti?..

TBMM
Mecliste vekiller sürekli kavga ediyor.
İşlevsizilikten…

OPERASYON
Gün geçmiyor ki TSK’dan birileri FETÖ’den tutuklanmasın.
6 yıl geçti tutuklaya tutuklaya bitirilemedi.
TSK bitince rahatlarlar…

SEÇİM
İBB Bşk. adayı Binali Bey, “Seçim siyasi faaliyet değil” dedi.
Adam senelerin siyasetçisi ve TBMM Başkanı.  Anayasayı ondan iyi kaç kişi bilir?  Anayasa 2. Kısım 4. Bölüm md. 67. Seçme ve seçilme için “siyasi hak” diyor.
Düzeltin şu Anayasadaki yanlışı…

HESAP
Binali Yıldırım Meclisteki internet hesabından İBB propagandası yapmaya başladı.
Siyasi ve tarafsız  makamdan siyaset dışı taraflı makam için çalışıyor…

YSK
Binali Bey, “ istifa ile ilgili yasal sorun varsa karar merci YSK’dır” dedi.
Sonuç garanti…

MIZIKÇI
Binali Bey, “Herkes istifa etsin ben de edeyim” diyor. Yasa herkesin istifasını istemiyor ki.
İlkokul çağında, yenileceğimizi anlayınca böyle mızıkçılık yapardık…

KAVAKÇI
RTE, Merve’nin 20 yaşındaki kızı Mariam’ı Cumhurbaşkanlığı danışmanı yapmış.
Kavakçı ailesi cumhurbaşkanlığından sebeplenir halde.
Uzun uzun kavaklar, dökülüyor kaynaklar…

ENFLASYON
MKE, mermi fiyatlarında %8.5 indirim yaparak et fiyatların dolayısıyla enflasyonun düşeceğini değerlendirmiş.
Cinayet enflasyonuna katkı…

ZEYTİN
HTŞ terör grubu İdlib’de TSK’nın 13 kontrol noktasından 12’sinin bulunduğu bölgeyi ele geçirdi.
Zeytin’in dalı yetmedi…

LİNÇ
MÜ İlahiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Mustafa Öztürk’e yönelik linç kampanyası sürüyor.
Tarikat-cemaat dokunana böyle, dokunmayan siyasette önde…

PARA
Ah şu para yok mu, şu kapitalizm yok mu neler yaptırır;

  1. Gözüne kestirdiği her yere saray yaptırır,
  2. Çevre tanımaz hale getirir saray için ormanlara kıydırır,
  3. Sedirde oturan adamı altın varaklı koltuktan aşağısına oturtamaz,
  4. Eş, dost, yandaş, yalaka sebeplensin diye memleketin-milletin varlıklarını çar-çur ettirir,
  5. Saymakla bitmez, gözü doymaz hale getirir…

HİLE
RTE, seçim için bazı yörelere kaydırma yapılmasından şikayetçi oldu.
Dikkat! “Düzeltme yapıldı” gerekçesiyle bazı yörelerde seçmen artışına hazırlıklı olun…

KAZA
Gebze-Florya arasında deneme sürüşü yapan trenler çarpıştı.
Büyük kaza öncesi deneme…

LOZAN
Fener Rum Patrikhanesi, Ukrayna kilisesini Rusya’dan ayırarak kendine bağladı.
AKP iktidarı Lozan’da koca bir delik daha açtı…

TOPUKLU
Ankara Sincan Akşemsettin İlkokulu Müdürü kadın öğretmenlere “günah olduğu” gerekçesiyle topuklu ayakkabıyı yasakladı.
AKP’nin Cumhurbaşkanı RTE derhal müdahale eder, çünkü yaşam biçimine müdahaleye kesinlikle karşıdır!..

FABRİKA
RTE, Adapazarı As. Fab. nın özelleştirilmediğini, 25 yıllığına devredildiğini açıkladı.
Önceki özelleştirmelerde de benzer laflar edildi.
Gaz alma. Madem elinden almıyorsun, yatırımı doğrudan MSB’ye yapsana.

İLAHİYATÇI
Yeni Akit’in hedef gösterdiği, Atatürkçü ilahiyatçı öğretmen Mustafa Cemil Kılıç görevden alındı.
Yobazlık zirve döneminde, MEB emirlerinde…

UYUM
Damat Bakan Albayrak, bütçe açığının yılbaşındaki 72.1 milyar hedefi ile uyumlu olarak 72.6 milyar TL olduğunu açıkladı.
Bu ne uyum azizim, pes!…

==========================================
Dostlar,

Dün (15.1.19) sitemizin manşetinde Sakarya tank palet fabrikasının AKP yandaşlarına peş keş çekilmesi için aşağıdakileri yazmıştık :

Erdoğan, Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası’nın Ethem Sancak & Katar ortaklığı BMC’ye bedelsiz devri için “özelleştirme de değildir” derken, Resmi Gazete’de yayımlanan fabrikanın ihale usulü özelleştirme kapsamına alınması kararını imzaladığını unuttu. Erdoğan, ihale için teklif alınmadan “Dev güçlü bir firmadır” diyerek BMC’yi işaret etti. Altında Erdoğan’ın imzası bulunan Resmi Gazetenin 481” no’lu kararda “… Milli savunma sanayinde ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanmasının sağlanması ile fabrikanın işletme verimliliğinin artırılması ve yeni iş/üretim imkanları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılması amacıyla; Özelleştirme kapsam ve programına alınmasına,

  • Özelleştirme uygulamasının, işletme hakkının verilmesi yöntemiyle gerçekleşmesi ve…”

İşte “TEK ADAM” yetkisi bunun için alındı.. Peş keş, gene ve ihalesiz olarak yandaşa, milyarlarca dolarlık ve gözünün içine baka baka, aptal – salak… yerine kona kona, halkı aldatmak için.. ve TBMM’de bile tek bir soru sorulamamak üzere dokunulamaz! Bu talan böyle sürdürülemez, Türkiye artık doğranıyor, AKP’liler suça ortak! (Cumhuriyet, manşet, 14.1.19)

****

Ülkemizde dinci AKP döneminde artık tuz kokuyor..
Ne ahlak, ne din, ne vicdan, ne Allah korkusu…
Hepsi vız geliyor…

Pekiiii; eyyyy AKP’li olan – olmayan mütedeyyin Müslümanlar; bu kokuşmanın sonu nereye varır?

Bir tek İlahiyat hocası, bir tek tarikat mollası, bir tek namuslu – vicdanlı Diyanet yetkilisi kalmadı mı bu ülkede? Yer yarıldı da topu yerin dibine mi girdiler??

Aydın Din Bilgisi öğretmeni Cemil KILIÇ‘ın açığa alınması apaçık bir dinci – faşist baskı değil mi?!

Yobaz, İslam gerçeklerinin konuşulmasını engelleyerek sömürüsünü sürdürme telaşında.

Ne mümkün! AKP = RTE‘nin rengi giderek kirli yeşil.. 2023 öncesi son durak neresi acaba?!

Sevgi  ve saygı ile. 16 Ocak 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 05 Aralık 2018

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 05 Aralık 2018

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Haftanın tüm iğneleri Türk kadının eşitliğini kabullenmeyen, ona taciz ve tecavüzde bulunanlara…

AKAR
MSB Akar, 15 Temmuz sonrası askeri okulların kapatılmasını savundu.
Akar, rüzgarın yönüne bakar…

YARGI
İngiltere’nin Akın İpek’in iade talebini reddetmesini Bakan Gül, ”Kabul edilemez” olarak değerlendirdi.
Hoşa gitmeyen yargı kararlarına karşı söylem standardı…

TC
TBMM’nde, kamuda T.C. ibaresinin kullanılması için İYİ Partinin verdiği önergeyi AKP reddetti, MHP ve HDP çekimser kaldı.
MHP milliyetçidir, HDP ile yan yana gelmez!…

YARGI
Kılçdaroğlu’na MAN Adası açıklamaları
ndan dolayı 5. kez tazminat (bu kez 190 bin TL) cezası verildi. Paraların hesabı sorulmadı.
Yargımız (adaletten) bağımsızdır…

CİHAT
AKP Kocaeli belediye başkanı adayı Tahir Büyükakın, “Allah yolunda” mücadele edeceğini açıkladı.
Halka hizmetten dine hizmete…

ZAM
Her şey %24 zamlanırken memura %4 zam yapılacak.
Kapıkulu bakışı…

ERGENEKON
Ergenekon kumpas davası çöktü.
Savcısı yükseldi…

MENBİÇ
ABD, Menbiç’te müşterek devriye etkinliklerinden birinin daha tamamlandığını açıkladı.
Tıpış, tıpış…

ÖZGÜRLÜKÇÜ
AKP İzmir BB adayı Zeybekçi;
“Türkiye’de devrimcilik, özgürlük, liberallik, hoşgörü anlamında yaklaşımlara bakacak olursak, gerçek sosyal demokrat, özgürlükçü parti olarak AK Parti’yi rakipsiz görüyorum.” dedi.
Baktık hiçbir yerde göremedik…

CUMHURİYET
Gazetenin çizgisini eleştiren Bartu Soral’ın yazılarına son verildi.
AKP / RTE’yi eleştirmeye ne gerek…

ENFLASYON
Enflasyon düşmüş.
Hadi Türkiye’ye gidelim…

KÖPÜK
Damat, ”Fiyatlardaki köpük ortadan kalkmaya başladı”
Bir de kaymak yiyenler ortadan kalkmaya başlasa…