ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 16 Ocak 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 16 Ocak 2019

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

(AS: Bizim kısa katkımız yazının altındadır..)

GÜVENCE
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, K. Irak’ta Erdoğan’ın PYD/YPG konusunda taahhütte bulunduğunu açıkladı. ”O da bunu anlıyor” dedi.
Biz neye güvenelim?..

BORÇ
Süper ligde borcu olamayan dört takım var. İkisi, Başakşehir ve Kasımpaşa.
Padişahım çok yaşa…

KORKUTMA
Aczimendi Müslüm Gündüz, Siyasi iktidar Allah Razı olsun, muktedir davranıyor, ciddi davranıyor. O da bir kişi zaten, onun korkusundan bir şeyler oluyor.” diyor.
AKP muhaliflerinden biri söylese savcılar görev başındaydı

FAŞİST
RTE, “Bir bira içseydi” diyen Yılmaz Özdil’i ve “Mozart dinlemesi iyi olur” diyen Rutkay Aziz’i kendisini bu konularda zorlayan faşistler olarak ilan etti.
Müslüm ne demişti?..

TBMM
Mecliste vekiller sürekli kavga ediyor.
İşlevsizilikten…

OPERASYON
Gün geçmiyor ki TSK’dan birileri FETÖ’den tutuklanmasın.
6 yıl geçti tutuklaya tutuklaya bitirilemedi.
TSK bitince rahatlarlar…

SEÇİM
İBB Bşk. adayı Binali Bey, “Seçim siyasi faaliyet değil” dedi.
Adam senelerin siyasetçisi ve TBMM Başkanı.  Anayasayı ondan iyi kaç kişi bilir?  Anayasa 2. Kısım 4. Bölüm md. 67. Seçme ve seçilme için “siyasi hak” diyor.
Düzeltin şu Anayasadaki yanlışı…

HESAP
Binali Yıldırım Meclisteki internet hesabından İBB propagandası yapmaya başladı.
Siyasi ve tarafsız  makamdan siyaset dışı taraflı makam için çalışıyor…

YSK
Binali Bey, “ istifa ile ilgili yasal sorun varsa karar merci YSK’dır” dedi.
Sonuç garanti…

MIZIKÇI
Binali Bey, “Herkes istifa etsin ben de edeyim” diyor. Yasa herkesin istifasını istemiyor ki.
İlkokul çağında, yenileceğimizi anlayınca böyle mızıkçılık yapardık…

KAVAKÇI
RTE, Merve’nin 20 yaşındaki kızı Mariam’ı Cumhurbaşkanlığı danışmanı yapmış.
Kavakçı ailesi cumhurbaşkanlığından sebeplenir halde.
Uzun uzun kavaklar, dökülüyor kaynaklar…

ENFLASYON
MKE, mermi fiyatlarında %8.5 indirim yaparak et fiyatların dolayısıyla enflasyonun düşeceğini değerlendirmiş.
Cinayet enflasyonuna katkı…

ZEYTİN
HTŞ terör grubu İdlib’de TSK’nın 13 kontrol noktasından 12’sinin bulunduğu bölgeyi ele geçirdi.
Zeytin’in dalı yetmedi…

LİNÇ
MÜ İlahiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Mustafa Öztürk’e yönelik linç kampanyası sürüyor.
Tarikat-cemaat dokunana böyle, dokunmayan siyasette önde…

PARA
Ah şu para yok mu, şu kapitalizm yok mu neler yaptırır;

  1. Gözüne kestirdiği her yere saray yaptırır,
  2. Çevre tanımaz hale getirir saray için ormanlara kıydırır,
  3. Sedirde oturan adamı altın varaklı koltuktan aşağısına oturtamaz,
  4. Eş, dost, yandaş, yalaka sebeplensin diye memleketin-milletin varlıklarını çar-çur ettirir,
  5. Saymakla bitmez, gözü doymaz hale getirir…

HİLE
RTE, seçim için bazı yörelere kaydırma yapılmasından şikayetçi oldu.
Dikkat! “Düzeltme yapıldı” gerekçesiyle bazı yörelerde seçmen artışına hazırlıklı olun…

KAZA
Gebze-Florya arasında deneme sürüşü yapan trenler çarpıştı.
Büyük kaza öncesi deneme…

LOZAN
Fener Rum Patrikhanesi, Ukrayna kilisesini Rusya’dan ayırarak kendine bağladı.
AKP iktidarı Lozan’da koca bir delik daha açtı…

TOPUKLU
Ankara Sincan Akşemsettin İlkokulu Müdürü kadın öğretmenlere “günah olduğu” gerekçesiyle topuklu ayakkabıyı yasakladı.
AKP’nin Cumhurbaşkanı RTE derhal müdahale eder, çünkü yaşam biçimine müdahaleye kesinlikle karşıdır!..

FABRİKA
RTE, Adapazarı As. Fab. nın özelleştirilmediğini, 25 yıllığına devredildiğini açıkladı.
Önceki özelleştirmelerde de benzer laflar edildi.
Gaz alma. Madem elinden almıyorsun, yatırımı doğrudan MSB’ye yapsana.

İLAHİYATÇI
Yeni Akit’in hedef gösterdiği, Atatürkçü ilahiyatçı öğretmen Mustafa Cemil Kılıç görevden alındı.
Yobazlık zirve döneminde, MEB emirlerinde…

UYUM
Damat Bakan Albayrak, bütçe açığının yılbaşındaki 72.1 milyar hedefi ile uyumlu olarak 72.6 milyar TL olduğunu açıkladı.
Bu ne uyum azizim, pes!…

==========================================
Dostlar,

Dün (15.1.19) sitemizin manşetinde Sakarya tank palet fabrikasının AKP yandaşlarına peş keş çekilmesi için aşağıdakileri yazmıştık :

Erdoğan, Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası’nın Ethem Sancak & Katar ortaklığı BMC’ye bedelsiz devri için “özelleştirme de değildir” derken, Resmi Gazete’de yayımlanan fabrikanın ihale usulü özelleştirme kapsamına alınması kararını imzaladığını unuttu. Erdoğan, ihale için teklif alınmadan “Dev güçlü bir firmadır” diyerek BMC’yi işaret etti. Altında Erdoğan’ın imzası bulunan Resmi Gazetenin 481” no’lu kararda “… Milli savunma sanayinde ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanmasının sağlanması ile fabrikanın işletme verimliliğinin artırılması ve yeni iş/üretim imkanları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılması amacıyla; Özelleştirme kapsam ve programına alınmasına,

  • Özelleştirme uygulamasının, işletme hakkının verilmesi yöntemiyle gerçekleşmesi ve…”

İşte “TEK ADAM” yetkisi bunun için alındı.. Peş keş, gene ve ihalesiz olarak yandaşa, milyarlarca dolarlık ve gözünün içine baka baka, aptal – salak… yerine kona kona, halkı aldatmak için.. ve TBMM’de bile tek bir soru sorulamamak üzere dokunulamaz! Bu talan böyle sürdürülemez, Türkiye artık doğranıyor, AKP’liler suça ortak! (Cumhuriyet, manşet, 14.1.19)

****

Ülkemizde dinci AKP döneminde artık tuz kokuyor..
Ne ahlak, ne din, ne vicdan, ne Allah korkusu…
Hepsi vız geliyor…

Pekiiii; eyyyy AKP’li olan – olmayan mütedeyyin Müslümanlar; bu kokuşmanın sonu nereye varır?

Bir tek İlahiyat hocası, bir tek tarikat mollası, bir tek namuslu – vicdanlı Diyanet yetkilisi kalmadı mı bu ülkede? Yer yarıldı da topu yerin dibine mi girdiler??

Aydın Din Bilgisi öğretmeni Cemil KILIÇ‘ın açığa alınması apaçık bir dinci – faşist baskı değil mi?!

Yobaz, İslam gerçeklerinin konuşulmasını engelleyerek sömürüsünü sürdürme telaşında.

Ne mümkün! AKP = RTE‘nin rengi giderek kirli yeşil.. 2023 öncesi son durak neresi acaba?!

Sevgi  ve saygı ile. 16 Ocak 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 05 Aralık 2018

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 05 Aralık 2018

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Haftanın tüm iğneleri Türk kadının eşitliğini kabullenmeyen, ona taciz ve tecavüzde bulunanlara…

AKAR
MSB Akar, 15 Temmuz sonrası askeri okulların kapatılmasını savundu.
Akar, rüzgarın yönüne bakar…

YARGI
İngiltere’nin Akın İpek’in iade talebini reddetmesini Bakan Gül, ”Kabul edilemez” olarak değerlendirdi.
Hoşa gitmeyen yargı kararlarına karşı söylem standardı…

TC
TBMM’nde, kamuda T.C. ibaresinin kullanılması için İYİ Partinin verdiği önergeyi AKP reddetti, MHP ve HDP çekimser kaldı.
MHP milliyetçidir, HDP ile yan yana gelmez!…

YARGI
Kılçdaroğlu’na MAN Adası açıklamaları
ndan dolayı 5. kez tazminat (bu kez 190 bin TL) cezası verildi. Paraların hesabı sorulmadı.
Yargımız (adaletten) bağımsızdır…

CİHAT
AKP Kocaeli belediye başkanı adayı Tahir Büyükakın, “Allah yolunda” mücadele edeceğini açıkladı.
Halka hizmetten dine hizmete…

ZAM
Her şey %24 zamlanırken memura %4 zam yapılacak.
Kapıkulu bakışı…

ERGENEKON
Ergenekon kumpas davası çöktü.
Savcısı yükseldi…

MENBİÇ
ABD, Menbiç’te müşterek devriye etkinliklerinden birinin daha tamamlandığını açıkladı.
Tıpış, tıpış…

ÖZGÜRLÜKÇÜ
AKP İzmir BB adayı Zeybekçi;
“Türkiye’de devrimcilik, özgürlük, liberallik, hoşgörü anlamında yaklaşımlara bakacak olursak, gerçek sosyal demokrat, özgürlükçü parti olarak AK Parti’yi rakipsiz görüyorum.” dedi.
Baktık hiçbir yerde göremedik…

CUMHURİYET
Gazetenin çizgisini eleştiren Bartu Soral’ın yazılarına son verildi.
AKP / RTE’yi eleştirmeye ne gerek…

ENFLASYON
Enflasyon düşmüş.
Hadi Türkiye’ye gidelim…

KÖPÜK
Damat, ”Fiyatlardaki köpük ortadan kalkmaya başladı”
Bir de kaymak yiyenler ortadan kalkmaya başlasa…

Yüce İnsan ve Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü Niçin Anıyoruz?

Yüce İnsan ve Önder
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü
Niçin Anıyoruz?


Dostlar,

Doğumunun 137. (19 Mayıs 1881), ölümünün (10 Kasım 1938) 80. yılında
Yüce İnsan ve Önder  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘ü neden anmayı sürdürüyoruz??

Bu soruya kapsamlı bir yanıt olmak üzere 121 yansıdan oluşan bir görsel dosyamızı paylaşmak istiyoruz. 10 Kasım 2006’da Yeni Yüksektepe Kültür Derneği‘nde, aldığımız çağrıya karşılık olarak katılımcılara sunmuştuk. İzlenmesini ve özellikle çocuklarımızla, gençlerimizle konuşarak – tartışarak özenle irdelenmesini dileriz.

Milli Eğitim Sistemimizin AKP = RTE tarafından Ulusal – Laik – Akılcı – Bilimsel – Sorgulayıcı – Kamusal olmaktan çıkarılalı epey yıllar oldu.. Tam tersi niteliklerle felç edildi Türk Eğitim Sistemi. Kendi tarihini bilmeyen, kurucularına – kurtarıcılarına bile nefret yüklü, dinci ve kinci, soru sormadan ezberleyen, biat kültürünün kulları olmaya koşullanmış molla kafalı insanlarla dolu olsun isteniyor Türkiye.. Oysa Suudi Arabistan “ılımlı İslam”a dönüyor Vahabilikten!

Çağdışı – ilkel Halife – Sultanlık rejimine geri dönüş için “insan” (?) malzemesini hazırlıyor, kuşaklarını dönüştürüyor.. Nesl-i Cedit yaratma peşinde AKP.. Demokrasi düzeyi 180 dolayında
ülke arasında 140. sıralara dek gerilemiş, PISA eğitim yarışmalarında özellikle 4+4+4 ilkelliği ardından en diplerden kurtulamayan. yolsuzluk – hırsızlık – ahlaksızlık – cinayet – iş kazaları – trafik kazaları – çevrilemeyen dış ve iç borç – dev cari açık ve dış ticaret açığı – işsizlik – yoksulluk – enflasyon – yasaklar ve örtük OHAL altında TEK ADAM … ülkesine dönüştürüldük özellikle şu son 16 yıllık AKP – RTE iktidarında..

  • Şimdilerde çok ağır, yakıp – yıkan bir ekonomik – çok yönlü bunalıma sürüklendik
    TEK ADAM REJİMİNİN kısa erimde patlayan faturası olarak..

İki milyona dayanan İmam Hatip öğrencimiz, binlerce Kuran kursumuz ve hafızımız var.
Cumhuriyetin tepesinde de bir İmam (İmamların Öcü – Yavuz Selim Demirağ) ve Türkiye’yi bir din devleti yapma sevdası – sanrısı (hezeyanı) içinde adeta.

Ama bu lanetli yılların (Hulki Cevizoğlu) ve kuşatmanın artık bit(iril)mesi gerek.
AKP – RTE %51 takıntısı ile takiyyeye sarıldı gene!.. “10 Kasım’da sap gibi ayakta durmanın anlamı yok..” diyenler bu gün, 10 Kasım 2018’de Anıtkabir yollarına düşüyor. Erdoğan, iğreti de olsa arada “ATATÜRK” diyerek övgüler (!?) düzüyor..  Klavyemizin tuşlarına aşağıdaki görkemli öngörü üşüşüyor :

  • “Beni inkâr edeceksiniz hatta bühtanla yad edeceksiniz.
    Hint’e, Yemen’e ve Mısır’a giden fikirlerim, orada filizlenerek gelip sizi boğacaktır.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK

Erdoğan hayal dünyasında.. Anıtkabir defterine 10 Kasım 2018 günü, Cumhuriyete armağan olarak İstanbul havaalanını yaptıklarını söylüyor!? “Dahili ve harici bedhahlarla” savaştıklarını.. söylüyor gerçekte Atatürk devrimleriyle boğuşan kadrolar kendileri oldukları halde! “Ruhun şad olsun” diye bağlıyor sanki Atatürk’ün O’nun bu dileğine gereksinimi varmış gibi! Kendi dünyasına hapsolmuş apaçık. Bunca mı takiyye olur?! Saray’daki kalabalıklara seslenişte de bir içerik yok.. Kuşakların koşullandırıldığını söylüyor eğitim ile. Oysa kendi “dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz..” demedi mi? “Dininizi ve kininiz eksik etmeyin..” demedi mi ve Milli Eğitimi bu yönde yozlaştırmadı mı?? Bu davranışlar Cumhuriyet’e açık – örtük cihat ilanı değil midir?!

  • Soralım                      :
  • Hangi dinde kin – kindarlık – nefret var??
  • İslamiyet tam tersini buyurmuyor mu?
  • Bu durumda Erdoğan ve bu sözleri İslam dini dışına düşmüş değil midir??

Mustafa Kemal Paşa‘yı bu sorumluluk ve kararlılık içinde anmak istiyoruz.
Yeniden kurtuluşumuzun ipuçlarını, esin kaynaklarını O’nun eşsiz KURTULUŞ (Bağımsızlık Savaşımız) ve KURULUŞ destanında (Kemalist Kültür Devrimi) yakalamak istiyoruz.

” Benim ölümlü bedenim elbet bir gün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır ve
Türk Ulusu, güvenlik ve mutluluğunu temel alacak ilkelerle
uygarlık yolunda
tereddütsüz yürümeye devam edecektir. “

Engin öngörüsü ve kararlılığı bize güçkaynağı ve rehber..

ATATURK_Gercek_Insan

Yansıları görmek için lütfen tıklar mısınız??

Gercek_Insan_ATATURK_10.11.2006

Sevgi ve saygı ile.
10 Kasım 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

ESFENDER KORKMAZ : BİR GECEDE NASIL YOKSULLAŞTIK

BİR GECEDE NASIL YOKSULLAŞTIK

Esfender KORKMAZ

Prof. ESFENDER KORKMAZ
esfender@esfenderkorkmaz.com  Yeniçağ – 19.08.2018

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Doların 7 liraya çıkıp sonrada 6 liranın altına düşmesini bazı yetkililerin piyasa ekonomisinde bir işleyiş olarak yorumladıkları anlaşılıyor.

Piyasa ekonomisi“Yatırım, üretim ve dağıtım ile ilgili kararların arz ve talebe dayalı olduğu, mal ve hizmet fiyatlarının serbest fiyat sistemi içinde belirlendiği ekonomidir.” Ancak piyasanın kendi halinde bırakılması piyasa anarşisi doğuruyor. Zira sermaye karını maksimize etmek için tekelleşme, kartelleşme ve spekülasyon yapma eğilimindedir. Bu nedenle devletin asıl işi gerektiğinde piyasaya müdahale etmek ve rekabet kurallarını çalıştırmaktır. Bizim Anayasamızda da Devlete bu görev verilmiştir.

Bu nedenle eğer dövizde bir spekülatif hareket oluyorsa bunun suçunu spekülatörlere iç ve dış güçlere atmak yanlıştır. Eğer bizim bilmediğimiz tersine bir müdahale yoksa, bu sorun devletin işlevsiz kalmasından kaynaklanan bir sorundur. Hükümet edenlerin kur politikası, faiz politikası, bütçe politikası ve devlet anlayışlarındaki yanlışlar spekülasyona izin vermiştir.

Spekülasyon, bir kısım insanların spekülatif kar elde etmesine, buna karşılık diğerlerinin aynı oranda kayıp vermesine neden olur. Kur hareketinde iki türlü sorun var; Birisi TL’nin düşük değerde olması diğeri de bir gecede kur artışından yüksek para kazananlar ve kaybedenlerdir.

  • TL, Dolara göre %40 daha düşük reel değerdedir. TL / Dolar kurunun 3.80 dolayında olması gerekir. Dolar 6 lira ise 2.20 lira daha pahalı demektir. Kamu kesiminin 142 milyar $ dış borcu var. TL bu değerde kaldığı sürece kamunun TL olarak dış borç karşılığına bugünkü değerle 312 milyar ek yük geldi demektir. Bu fark bütçeden yani halkın vergileri ile ödeneceği için, sonuçta yük topluma yayılmış oluyor.
  • Özel sektörün 217.3 milyar $ döviz pozisyon açığı var. Kazancı TL olduğu için bu kesimin TL karşılığı dış borç yükü de TL’nin düşük değerde kalması halinde % 40 artmıştır.
  • Dünyada yap- işlet – devret modeline göre özel sektöre yaptırılan kamu altyapı yatırımlarında risk, özel sektöre aittir. Bizde ise, rasyonel hiçbir esasa dayanmayan risk paylaşımı söz konusudur. Devlet talep garantisi vermiş ve ayrıca özel sektörün dış borçlarına kefil olmuştur. Üstelik Türkiye’de dolarla talep garantisi vermiştir.

2005 – 2017 Kamu – Özel İşbirliği projeleri yatırım tutarı 48 milyar dolardır. Bu yatırımdan beklenen gelirlerin bugünkü değeri, yani sözleşme değeri 115 milyar dolardır. Bunlar içinde çoğunluğu risk paylaşım yöntemiyle yapılmıştır. Kalkınma Bakanlığı kayıtlarında bu ayırım proje sayısı olarak yapılıyor ve fakat maalesef yatırım değeri olarak yapılmıyor.

Devletin riski paylaşması nedeniyle:

Yatırım pahalıya çıkmıştır. Devlet borç alarak bu yatırım yapsaydı % 15 kar payı ödemeyecekti ve bu nedenle yatırım 7.2 milyar $ daha ucuza çıkacaktı. Devletin talep garantisi her yıl değişir. Genel olarak projenin yarısı kadar dersek takriben 57 milyar $ bütçeden para ödenecektir.

Devlet ayrıca bu projelerin toplam 115 milyar $ gelirinden yoksun olacaktır. Eğer bu yatırımları Devlet borçlanarak yapsaydı, bu borcu yatırım gelirleri ile geri öderdi. Proje geliri Dolarla hesap edildiği için de ek olarak geliri artardı.

Bu haliyle devletin kaybı bütçeden ödenen 57 milyar $ talep farkı ile 7.2 milyar $ yatırım maliyet farkı olarak toplam 64.2 milyar Dolardır. Başka bir ifade ile devletin risk paylaşımına girmesi gibi yanlış bir kararı halka 64.2 milyar dolara mal olmuştur. TL düşük kaldığı sürece bu farkın TL maliyeti de daha yüksek olacaktır.

  • Doları bir gecede 7 liraya çıkarıp o gün dövizini bozduranlar, yüksek spekülatif karlar elde ettiler. Muhtemeldir ki, bu karlarla şimdi zora düşecek şirketleri satın alacaklardır. Söz gelimi bir bankanın 100 olan hisse senedi, şimdi 40 geriledi. Hisselerini kim toplar, bakmak gerekir.

Kesin sonuç “kim olursa olsun manüpülasyon yapanlar, spekülatörler kazandı hepimiz kaybettik şeklindedir.
================================================
Dostlar,

AKP DEVALÜASYONU HAKKINDA
YURDUM İNSANINA 10 SORU ve….

Çok kıdemli ve yetkin Ekonomi hocası, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi önceki Dekanlarından Sn. Prof. Korkmaz’ın bu irdelemesi son derece önemlidir, net ve muazzzam büyüklükte sayısal verilere dayalıdır.

Halkın cebinden en azından 64,2 milyar $ servet çalınmıştır. 

Hırsız kimdir ?

Peki Devletin – Hükümetin temel görevlerinden, varlık nedenlerinden değil midir halkın refahını, can ve mal güvenliğini sağlamak!??

Bu görev yerine getiril(e)memiştir. Görevini yapmayan siyasal iktidar, halk yığınlarının kitlesel olarak yoksullaştırılmasından sorumludur ve bu suçunun yasal – siyasal hesabını vermelidir.

Alman basınında bu hazin tablodan doğrudan Erdoğan sorumlu tutulmaktadır..

Yaşananların, olağanüstü yanlış ekonomi politikaları yüzünden zorunlu duruma gelen yüksek oranlı devalüasyon için bir mizansen olduğu yaygın kabul görmektedir.

İlk iş istifadır!

Ayrıca şu soruların mutlaka yanıtlanması zorunludur       :

  1. AKP – Erdoğan iktidarı gene kandırılmış mıdır?
  2. Kandırıldı ise bu kaçıncı kandırılmadır?
  3. AKP – Erdoğan, kandırılmak için mi iktidar olmuştur?
  4. Yeryüzünde kandırılmak için iktidara gelen hükümeti olan başka ülke var  mıdır?
  5. AKP = Erdoğan, ülke yönetiminin 16. yılında ustalık döneminde bu ”oyuna” (!) nasıl gelmiştir?
  6. Ha bire kandırılan ehliyetsiz – basiretsiz kadroların görevi bırakması ve halka hesap vermesi ülkenin bekası açısından zorunlu değil midir?
  7. AKP = Erdoğan; dış güçler, ekonomik savaş, bayrağa – ezana saldırı.. retorikleri (gerçek dışı laf kalabalığı) ile nereye dek halkı oyalayabileceği / kandırabileceği kanısındadır?
    İlk etapta yerel seçimlere dek mi?
  8. İktidarın ekonomideki yangın ve çökmeyi halka anlamak için bulabildiği en ”akıllıca” (!) yol, damardan hamaset ile  7. sorudaki masallar mıdır?
  9. AKP yandaşı ve soyguna – talana ortak olanlar, Müslüman ve bu ülkenin yurttaşı değil midir?
  10. İktidar; bu muazzam çapta, onlarca milyar $ düzeyinde halkın soyulması zulmünde gerçekten çaresiz durumda mıdır; yoksaaaaa ??????
    Bugün değilse bile bu soruların yanıtları yakın – orta – uzun erimde verilecektir.Demokrasiye yaraşır, onu hak eden bir toplum, millet olmak, sürü – mürit – talancı bir güruh olmaktan çıkabilmek, görüldüğü gibi, ne yazık ki, çoooook dayak – kazık yemek, soyulmakla öğrenilebiliyor.. Bedel çook ağır. Avrupa’da da Rönesans, Reform, Aydınlanma çooook kanlı oldu ve çoook uzun yüzyıllar sürdü. Ama bizim önümüzde hiç yoktan bu acı ve dev deneyim var.. Aynı yollardan birebir geçmek zorunda değiliz..

Eyyyy Yurdum insanı;

  • Bu son dinci – kinci çatal mı çatal kazıktan sonra, zangır zangır titre ve artık tebaa – kul olmaktan çık; Kant‘ın altın öğüdünü anımsa, ‘‘AKLINI KULLAN” (Sapere aude!) in-san-laş!
  • Ülkede bağımsız – tarafsız  yargı, Sayıştay, etkin TBMM, özgür basın, demokrasi olsaydı; yani kadir-i mutlak TEK ADAM rejimi olmasa idi; bu muazzam kazığı sana kim atabilirdi??!!

Kadim Socrates‘e saygı ile..
O, sorular sorarak insana kendi gerçeğini buldurma yolunda egemenlere canını verdi..

Sevgi, saygı ve ENDİŞE ile. 22 Ağustos 2018, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

BAKAN MI MAFYA BABASI MI?

BAKAN MI MAFYA BABASI MI?

Rifat Serdaroğlu

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Hiçbir demokratik ülkede, hiçbir hukuk devletinde Süleyman Soylu gibi birini, o ülkenin iç güvenliğinden sorumlu Bakan yapmazlar. Yanlışlıkla böyle biri Bakan olsa, aşağıdaki sözlerinden dolayı hükümetiyle beraber istifa ettirilir ve yargılanır.

-İçişleri Bakanı, suçluluğu mahkeme kararı ile kesinleşen bir vatandaşını bile, devlet gücünü kullanarak tehdit edemez! Ederse suç işlemiş olur ve yargılanır.

-O Bakan, toplu katliam emri şeklinde anlaşılacak “O köyde taş taş üstünde bırakmayacağım” cümlesini kullanamaz. Kullanırsa Anayasa ve yasalarımızı çiğnemiş olur ve yargılanır.

-O Bakanın, “size artık yaşama hakkı yok” diyerek, insanları ölümle tehdit etmek yetkisi yoktur. Bu sözler Anayasal suçtur ve mutlaka yargılanmalıdır.

-O Bakanın, ölümle sonuçlanan bir olay hakkında karar vermesi, birilerini suçlaması ne hakkıdır ne de haddidir. Bu görev yargınındır. Yargının görevine müdahale etmeye kalkan Bakan, yargılanır.

Bakanın görevi, yaşanan olayı yasal güvenlik güçleri eliyle izlemek, çalışmaları denetlemek, suçluların yakalanmasını ve yargıya teslim edilmesini sağlamaktır. Bundan bir adım sonrası ise Anayasanın, demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin bittiği anlamına gelir ki, bunun adı kaostur.

Türkiye’yi 16 yıldır yöneten, Süleyman Soylu adlı Bakanın sonradan katıldığı partisi AKP’dir.
======================
-PKK Narko-Terör örgütünü yeniden canlandıran, Soylu’nun deyişiyle “yeşerten”
AKP Hükümetleridir.

-Devlet Yetkililerini Öcalan ile görüştüren AKP Hükümetleridir.
-AKP’li Bakanlar ile HDP’li Milletvekillerini, devletin feribotuyla İmralı’ya gönderip
Öcalan ile görüştüren AKP Hükümetleridir.

-Devlet Yetkililerini, Kandil’e gönderip PKK Baronlarıyla görüştüren AKP Hükümetleridir.
-Devlet Yetkililerini Oslo’ya ve İngiltere’ye gönderip PKK’nın Avrupa Baronlarıyla görüştüren yine AKP Hükümetleridir.
-Türk Devletinin Komutanlarına ve Valilerine “PKK’lıları görmezden gelin” emrini veren AKP Hükümetleridir.
======================

AKP’nin her türlü hileyi kullanarak seçim kazanması
bu gerçekleri değiştirmez
ve bu suçları asla örtemez.

  • Zamanaşımı vatana ihanet suçunda işlemez.

PKK ile, FETÖ ile, IŞİD ile yıllarca kucak kucağa olup,
bu terör örgütlerine güç-kuvvet kazandıran AKP,
işlediği bu suçları ilelebet Türk Milletinden saklayamayacaktır.

Türk Milleti gerçekleri öğrendiğinde ve tüm bu olaylar Türk Yargısının önüne geldiğinde, kimin yaşama hakkının olup olmayacağını da göreceğiz…

İçişleri Bakanı derhal görevinden alınmalı ve yargılanmalıdır.

-İzmir’de içkili bir yerde eğlenirken, Cumhurbaşkanı aleyhine slogan atan, marşlar söyleyen toplam 17 vatandaş hemen o gece polis tarafından yakalanıp, 7’si tutuklanıyor! Tutuklamadaki hıza bakar mısınız?
Tutuklanma gerekçesi ise “Devlet Büyüklerine küfürle hakaret” etmek!

-Fakat 24 Haziran akşamı, binlerce AKP’li tabanca ve otomatik silahlarla Ankara ve İstanbul’un çeşitli meydanlarında saatlerce ateş ediyorlar, bir tane bile yakalama-gözaltı yok! Burada işlenen suç doğrudan “Türk Devletinedir!”

İstanbul-Sultangazi “Eski Habipler Meydanındaki” çocuk parkında ellerinde Erdoğan posterleri, AKP flamaları olan

  • Yüzlerce AKP’li ellerindeki silahlarla saatlerce ateş ettiler.
    Yerler boş mermi kovanlarıyla kaplandı. Birileri kasa-kasa
    mermi taşıyordu! Polis müdahale etti mi?

Nasıl edebilir ki? Onların hepsi AKP militanlarıydı ve İçişleri Bakanı AKP’li idi.
Bu kalkışmanın hesabı sorulmayacak mı? Soruluyor gibi yapılacak!

Değerli Okurlar;

Bu ülkede İçişleri Bakanı, kimin cenazelere gidip gitmeyeceğine karar verebilme yetkisini kendisinde görecek ölçüde gözünü karartmış, aklını yitirmişse ve konuşmasının üzerinden 24 saat geçmesine karşın basın toplantısıyla aynı çirkinliklerde ısrar ediyorsa, üstelik hala görevde kalıyorsa, sözün bittiği noktaya gelmişiz demektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinde dürüst-namuslu vatandaşlar olarak bizlerin sığınabileceğimiz, hakkımızı arayabileceğimiz hiçbir makam kalmamıştır.

Yıllardır anlatmaya çalıştığımız tam da bu idi…

Allah hepimizin yardımcısı olsun!

Sağlık ve başarı dileklerimle 29 Haziran 2018
==========================================
Dostlar,

Sn. Serdaroğlu bu harika yazısında da yerden göğe dek haklı..

S. Soylu gibi bir kişinin İçişleri Bakanı olduğu ülkede kendimizi ne yazık ki güvende duyumsamıyoruz. Oysa kamunun temel görevi yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamak..

Dahası, herkesin KORKUDAN KURTULMASINI sağlamak!

Oysa Bakan Soylu, korku salıyor, ortamı terörize ediyor.
Bu tutumu yeni değil üstelik..
Oysa Türkiye’nin dinginleşmeye gereksinimi öyle büyük ki..

AKP = RTE, Bakan Soylu’nun davranışlarından siyaseten sorumludur.
Hatta hukuksal olarak da sorumlu olacaktır eğer bu öfkeli ve sözünü tart(a)mayan Bakanı
hemen görevden almaz ve hakkında yasal işlem başlatmaz ise..

CHP (eski) milletvekili Eren Erdem‘i dokunulmazlığı biter bitmez hemen tutuklatan ve 3 ay sorasına duruşma günü veren yargımız / savcılarımız, Bakan Soylu için de fezleke
hazırlayacak mı?

AKP = RTE‘nin Bakan Soylu için ne yapacağı, “yeni” iktidar dönemi için turnusol kağıdıdır.

Sevgi, saygı, KAYGI ama umut ile. 29 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com