Tıbbın konusu!

Konuk yazar…
Tünay SÜER

Tıbbın konusu!

(AS: Bizim kapsamlı irdelememiz bu yazının altındadır…)

Ülkemizde kan gövdeyi götürürken, kimsenin can ve mal güvenliği yokken,
iktidarın en güzel yaptığı şey halkı kandırmaya çalışmak.
Nasıl mı? Başbakanlığı tartışılan Davutoğlu’nun sözlerine bakalım.
Diyarbakır’a gitmiş, çelik yelek giymemiş. Korkmamış da…
Sokaklara çıkın, teröre prim vermeyin diyor…
Sanki çevremizde 500 koruma varmış da, etten duvar örmüşler gibisine (!)…
Terörle mücadelede çok başarılılarmış. Bilmem kaç barikat yıkılmış,
Yüzlerce hendek kapatılmış, Binlerce patlayıcı imha edilmiş,
Silahlar, bombalar ele geçirilmiş. Göğsünü gere gere anlatıyor.
Peki, bunca mühimmatı PKK üretemediğine göre nasıl elde etti?
Tüm bu saydıklarını PKK nasıl ve ne zaman hazırladı?
Bu ülkede devlet yok muydu? Bu ülkede hükümet yok muydu?
Siz neredeydiniz minik başbakan?
Ha, belki diyecek ki ben daha çiçeği burnunda bir başbakanım.
Tamam, tamam da yıllarca dışişleri bakanı kimdi?
Belki olanlar karşısında akıl tutulması yaşayan % 50’yi kandırabilirsiniz ama
aklı başında olan kimseyi inandıramazsınız.
***
Türkiye bugün itibarını kaybettiyse (AS: Saygınlığını yitirdiyse) ve bu duruma gelmişse,
Unutmayın sizin iktidarınız ve muhalefetin sayesindedir.
Gelmiş geçmiş hiçbir iktidar döneminde bunca yolsuzluk ayyuka çıkmamıştı.
Yine hiçbir iktidar döneminde iddia edildiği gibi liderin, bakanların ve yandaşların
mal varlığında ortaya çıkan astronomik artışlara ulaşan yükseliş görülmemişti.
Hiçbir iktidar özgürlükçü demokrasi vaadiyle Türkiye’yi çağın gerisine götürmeye kalkışmamıştı. Suçluyu yakalayan veya ifşa eden hapise tıkılmamıştı.
Hiçbir yolsuzluğun üzeri,  darbe yapacaklardı diye kapatılmamış ve onlarca aydın,
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güzide askerleri aynı suçlama ile zindanlara kapatılmamıştı.

PKK ile masaya oturulmamıştı.

Mühimmat, bomba depolaması, öz yönetim ilan etmesi yol kesmeleri..
Şanlı bayrağımızın gönderinden sökülmesi asla olmamıştı.
Ve her gün bunca şehit haberi gelmemişti.
***
Devlet kasasından servetine servet katan yandaşlar çoğalırken öte yanda yoksul,
ekmek bulamayan kitlenin sessizliğe bürünmesi ve biat etmesi anlaşılır gibi değilse,
Türkiye’nin yarısında akıl tutulması var demektir.
İşte yeni Türkiye dediğiniz, yarattığınız ülke budur.
Gece yastığa kafanızı koyduğunuzda rahatsanız, ne kadar öğünseniz azdır.
***
Gelelim cumhurun başı olan eski başbakana…
Pardon! Bu eski başbakan sözümü geri alıyorum.
Eskimeyen başbakandır o… Çünkü elan Türkiye’yi tek başına yönetiyor.
Demek ki O’nun aklı AKP’deki tüm bakanlardan, milletvekillerinden daha üstün.
Ne yaparsa yapsın, öyle bir kitle yarattı ki, hepsi sanki efsunlanmışlar.
Haydi, fakir ve cahil kesimi anladık da, içlerinde nice okumuş hatta profesör çıkmış akademisyenler var. Akademisyenlerden söz açmışken;
Bu ülkede ve 21. Yüzyılda
– “Halifelik sistemine bir ihtiyaç varsa, bu sistem kurulacaksa,
bu neden Recep Tayyip Erdoğan olmasın?”
– “Hilafetin yeniden gündeme gelmesini ve Türkiye’nin tüm İslam devletlerinin başına geçmesi gerektiğini” söyleyen, aydın geçinenler varsa, Erdoğan’ın yaptıkları azdır bile.
Bunları söyleyenler yağcı takımları, dalkavuklardır.
Erdoğan’ı çok sevmelerinden ötürü değil tabi ki.
Bir kısmı geçmişte Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının torunları,
bir kısmı da korkaklar, prim yapmak isteyenlerdir.
Ya diğerleri? Yahu bunların hiçbirisi de uyanmazlar mı?
Hayret!
Birkaç gün önce CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bir söz etti.
Amacı 45 çocuğa yapılan cinsel istismarı unutturmamak, Aile ve Sosyal işler Bakanı
Sema Hanımdan görevini yapmasını bu çirkin olayın üzerine gitmesini istemekti.
Sözleri çarpıtıldı. (Böyle olacağı belliydi aslında.)
Yandaş medya bombardımana tuttu adeta. Tuh! Yazıklar olsun hepsine de.
Türkiye’nin nereye gittiği hiç umurlarında değil. Varsa yoksa dertleri çıkar sağlamak…
Erdoğan’ın “Kuvvetler uyumu ”dediği sözün ardında krallık ve monarşinin yönetim biçimi olan Kuvvetler Birliği, Yasama – Yürütme ve Yargı’nın tek elde toplanması yatmaktadır.
AKP’li vekil Ensarioğlu;
* “Aslında şimdiki sistem bizim daha çok işimize yarar. Yasama bizim elimizde,
yürütme bizim elimizde, yargı bizim elimizde.” diyerek bunu açıkça itiraf etti.
Evet, şimdilik her karar Erdoğan’ın yetkisinde ama bunu meşrulaştırmadıktan sonra
içi rahat değil. Erdoğan bulunduğu mevkinin ağırlığını taşıyamayan, her zaman sokak ağzıyla konuşan bir kişidir. Demek ki bu millet bundan anlıyor!
Şimdi Kılıçdaroğlu’na var gücü ile saldırıyor. Gittiği bir toplantıda;
“Artık bizim için ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğu boştur, sakıttır.
Bizim için bu zat yok hükmündedir. Kendisi cezai ehliyet sahibi olmaktan çıktığı için
ne söylerse söylesin, ne yaparsa yapsın bizim açımızdan mazurdur, tıbbi sorundur. ”diyor.
Vah!  Vah! Vah!
Oysa ülkede siyasetçi olmaktan çıkmış, tıbbın konusu haline gelmiş kimlerin olduğu bellidir.
Türkiye değişiyor ve karanlıklara doğru hızla yol alıyor. Baksanıza, Bakan hanım;

“Cinsel istismar ve saldırı haberlerinin sık verilmesinin çocukları ve aileleri rencide ettiğini”  söylemiş! Varın gerisini sizler düşünün…===============================================

Dostlar, 

Konuk yazar Sayın Tünay SÜER‘in yazısına ekleyecek birşey var mı?? Var…
En iyi savunma saldırıdır.. denir. Ne denli doğru acaba??
Üstelik en ağır biçimde saldırarak, bindirme paralı AKP’li kadın kıtalarını harekete geçirerek..
Kentlerin duyuru panolarını Sayın Kılıçdaroğlu’na kınama posterleriyle donatarak..
Bu işlerin finansmanı mı dediniz??
Bir de bu mu sorulacak?? Kaç örtülü ödenek var el altında, Türkiye’nin rantı peş keş çekilen besleme kıtalar hazırolda beklemede.. Belediyeler de.. Gerektiğinde havuza yüz milyon Dolar attırılan AKP zenginleri.. Sonra AKP iktidarından mutlaka kaz geliyor tavuk feda edildiği için..

Cumhurun başı Anayasal düzenin orkestra şefliği yapacağına,
saldırı kıtalarının başına geçip bizzat ve en üst perdeden yönlendiriyor.
AKP’li vekiller, bir utancı TBMM’de blok (sürü psikolojisi?!) oylarıyla reddettikten sonra, Bakan Sema Ramazanoğlu’nu “kutlama” (!!!??) kuyruğuna girebiliyorlar..
Bu mu normal ve “milli irade” ye saygılı – uygun olan ???
Bir kadın doktor olarak Sema hanım, ırzına geçilen 45 çocuk adına saçını başını yolacağına,

“Bir kez bir olay oldu diye Ensar vakfını yaralamayalım…” anlamında konum alıyor!?

TTB (Türk Tabipleri Birliği), Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ve Hekimlik Meslek Ahlakı İlkeleri’ne aykırı davranışı nedeniyle Dr. Sema Ramazanoğlu hakkında
mutlaka ve gecikmeden disiplin soruşturnası başlatmalıdır. 

Böylesine bir suç;

– Yoksul çocukların dinci vakıfta din öğretmeleri tarafından ırzına geçilmesi,
TÜM İNSANLIĞA KARŞI işlenmiş bir suçtur. Bağışlanması olanaksızdır.
Kaldı ki; suç 1 kez değil, 45 çocuğa karşı kezlerce yinelenegelmiştir
Sapık din dersi öğretmeni masum, küçük, yoksul erkek çocuklarından Harem kurmuş!
 
Suçlar genellikle 1 kez işlenir. Örn. cinayet.. Yinelen(e)meme suçu kaldırmaz, “tekrarlama” dan kaynaklanan ceza ağırlaştırılmasını durdurur. Bakan hanım aynaya bakmalı ve vicdanının – sağduyusunun sesini dinleyerek istifa etmeli ve başta bu 45 masum yoksul çocuk ve aileleri olmak üzere tüm Türkiye’den, tüm insanlıktan özür dileyerek köşesine çekilmelidir.
Ya da var gücüyle sorunun üzerine gidip, gücü yetiyorsa köklü çözümlere kavuşturup
öyle istifa etmelidir. Böyle bir planı varsa, onu da baştan kamuoyu ile paylaşmalıdır.
Bu çocuklara ve ailelerine, damgalanmaksızın, uzun yıllar psikolojik – psikiyatrik destek sağlanmalı, tıbbi olarak izlenmelidirler.Yaşamın tüm alanları kadınlı – erkekli, doğaya ve insanın doğasına uygun paylaşılmalı; insanların sağlıklı Sosyalleşmesi için toplumsal – hukuksal – kültürel – geleneksel önlem demetleri bilimin ışığında yaşama geçirilmelidir.

Kadınların artık askerlik de yaptıkları, Başbakan olduğu ülkemizde,
tüm toplumsal cinsiyet (gender) ayrımı odakları dışlanmalı,  ayıklanmalıdır.
Başta Milli Eğitim, kız – erkek okulları ayrımı hemen kaldırılmalı, eğitim karma olmalıdır.

 

Sevgi ve saygı ile.
11 Nisan 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Sağlıkta Yalanlar ve Gerçekler 2002 – 2015

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz meslek örgütümüz TTB (Türk Tabipleri Birliği) 

  • Sağlıkta Yalanlar ve Gerçekler 2002 – 2015

Başlıklı bir belge yayımladı.. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi yayın organı
Tıp Dünyası Gazetesi’nin Mayıs 2015 eki olarak.

Bu özlü içeriği, pdf yansıları olarak aşağıdaki erişkeden (linkten) çağırabilirsiniz.

SAGLIKTA_Yalanlar_Gercekler_2002-2015

Okunmalı ve okutulmalı ki; AKP’nin sağlık efsanesinin nasıl duvara tosladığı görülsün.
Dönen dolaplar anlaşılsın..
Korkunç tahribatı bir an önce durdurmak gerekiyor…

Çare, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde
AKP’yi mutlaka alaşağı etmekte…

Yoksa çok daha ağır tablolar ülkemizi ve ulusumuzu bekliyor..

ŞEHİR HASTANELERİ talanı bunlardan biri..
Aile Hekimliği merkezlerini zincir yapılarak sermayeye satışı bir başkası..
Kamu Hastanelerinin zincir halinde sermayeye devri bir diğeri..
Eczanelerin zincir biçiminde büyük sermayeye devri ile eczacıların da işçileşitirilmesi..
– Veeee. sosyal devletin hatta Devletin tasfiyesi ile sağlık hizmetlerinin çooook büyük ölçüde özelleştirilmesi; ABD’nin vahşi sisteminin ülkemize dayatılması…
…….

Ayrıntıları, 17 Mayıs 2015 günü Ulusal Kanal’da Bilim ve Toplum Programında açıkladık…
Erişkesi aşağıda..

http://izletvcanli.com/bilim-ve-toplum-17-mayis-2015-prof-dr-ahmet-saltik-prof-dr-sadi-yenen.html

Bizim notlarımız                :
Yansı 7’de hapis cezasından söz edilmekte; oysa Anayasa md. 38,
(Ek: 3/10/2001-4709/15 md.); “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.” düzenlemesi var..
Akçalı yükümlülükleri yerine getir(e)memek hapis cezası ile cezalandırılamıyor.

Yansı 12’de geçen “Yeşil Kartlılar”.. Yeşil Kart Yasası kaldırıldı.. Prim ödeyemeyenlerin yerine Primsiz Ödemeler bağlamında Merkezi Yönetim Bütçesinden SGK’ya aktarım yapılıyor.

Yansı 14’te Türkiye nüfusu 77 milyon deniliyor.. 2014 yılı 31 Aralık günü 77,7 milyon nüfus var.. 2 milyon da Suriyeli.. TNSA 2013 verileriyle 0-6 yaş kayıt dışı nüfustan bile
söz edilmekte! Yılda 1 milyon dinamik nüfus (35 milyon turist ortalama 10 gün kalırsa…) olarak turistleri de hesaba katmalı..

Yansı 15’te “en ucuz ilaç fiyatı” değil, 28 AB üyesi içinde en ucuzdan başlayarak alttan
10 ülkenin ilaç fiyatı ortalaması taban olarak alınıyor..

Yansı 16’da, Nisan 2015 sonunda AKP döneminde Kasım 2002’den günümüze 12,5 yılda
15231 emekçi iş cinayetlerinde kurban edildi! AKP iktidarında ortalama 1219 işçi cinayeti / yıl..
2015’in ilk 4 ayında işçi cinayetleri (620 kurban!) 2014’ün ilk 4 ayından %50 fazla..
Ders almış mıyız?? AKP etkili önlem almış m??

Sevgi ve saygı ile.
21 Mayıs 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

“Türkiye ve Dünyada İşçi Sağlığı ve Güvenliği” : Soma ve Filistin Emekçilerine Armağan


“Türkiye ve Dünyada İşçi Sağlığı ve Güvenliği” :
Soma ve Filistin Emekçilerine Armağan..
Soma’da 301 Emekçinin Katliamının 1. Yılı..

Güncelleme : 12 Mayıs 2015..

Sevgili Öğrencilerimiz, Asistanlarımız
Dostlarımız..

“Türkiye ve Dünyada İşçi Sağlığı ve Güvenliği”
(Occupational Health & Safety; in Turkey and in World)

başlıklı dosyamız güncellendi ve 333 yansıya ulaştı..

Okumak, incelemek ve paylaşmak için lütfen tıklar mısınız??

Dunyada_ve_TR’de_ISG

Yarın, Soma katliamının 1. yılı bitiyor.
Yargılama daha yeni başladı ve ite kaka zorlukla yürüyor Akhisar’da..
Kurbanların geride kalan eş ve çocukları ile bakmakla yükümlü oldukları
1. derece yakınlarının “perişan halleri” sürüyor.

2015’in ilk 4 ayında, geöen yılın aynı dönemine göre işçi cinayetleri %50 daha çok..

Lanet olası vahşi kapitalist düzen, emekçilerden KAN ve CAN VERGİSİ almayı
hiç ama hiç utanmadan sürdürüyor..

Sıkıyönetim yasası 6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ YASASI ise 30 Haziran 2012’den beri sözde yürürülükte.. Aşamalı olarak genişleyerek yürürlük alıyor..
Fakat “Batı cephesinde değişen bir şey yok” !

Sorun BM düzeyinde, küresel ölçekte “ivedi” kaydıyla ele alınmalı..
Emekçiler direniş hatlarını daha da sıkılaştırmalı; DİRENİŞ KÜRESELLEŞTİRİLMELİ
Prof. Noam Chomsky’nin önerdiği gibi..

İşimiz zor ve yapacak çooooook iş var..

Bu uğurda emek veren ve vereceklere sonsuz şükranla..

Kurbanlara – şehitlere ölçüsüz hürmet ve özlemle..

Sevgi ve saygı ile.
12 Mayıs 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

=======================================
Sevgili Öğrencilerimiz, Asistanlarımız

Dostlarımız..

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda son sınıfta
(Dönem 6, intörnlük yılı) verdiğimiz 4 saat süreli

“Türkiye ve Dünyada İşçi Sağlığı ve Güvenliği”
(Occupational Health & Safety; in Turkey and in World)

konulu seminerimizin power point yansıları pdf olarak güncellenerek sitemize yüklenmiştir..

Bilindiği gibi her yıl 28 Nisan Dünya İş Sağlığı Günü (World Health Day) nedeniyle
ILO (International Labor Organisation) bir tema belirlemekte ve bu tematik alan yıl boyunca gündemde tutularak işlenmektedir.

28 Nisan 2014’te belirlenen tema İşyeri Kimyasalları idi.

28 Nisan 2015 sonrası 1 yıl için ise İŞTE SAĞLIK ve GÜVENLİK teması belirlendi.
Bu temayı da yansılara yerleştirdik.

ILO : World Day for Safety and Health at Work 
Safety and health at work : Everyone has a role, know yours

326 yansıdan oluşan bu çok varsıl ve sürekli güncellenen dosyaya aşağıdaki erişkeden (linkten) ulaşılabilir. (Son sürümü en üstte.. Dunyada_ve_TR’de_ISG)

Ayrıca, 25 Nisan 2015 Cumartesi günü, MESKA (Meslek Hastalıkları ve İş Kazaları Vakfı) çağrılısı olarak İstanbul’da bir konferansımız olacak..

(Saat 14:00.. Yer belirlemesi sürüyor.. sitemiz manşetinde duyuracağız..)

Aşağıdaki dosyamızda ise, yansıların metin içerikleri word dosyasına aktarılmış ve
pdf olarak sunulmaktadır. 29 sayfalık bir pdf metin dosyası olup alttaki erişkeden (linkten) ulaşılabilir (bir önceki power point yansı içerikleridir) :

Dünya_ve_Turkiye’de_İS_SAGLIGI_GUVENLIGI_SEMINERİ_yansı_icerikleri

Ülkemizin “İş Sağlığı ve Güvenliği Sorunları”nın ne denli yakıcı olduğu bilinmektedir.

Biz, daha 18’imize gelmeden Karayolları’nda “düz işçi” olarak (Van’da), gezgin satıcılık vb. işlerde çalışmaya başlayarak (Van, İstanbul) “emekçilik” yaşamına adım atmıştık.

Hekim olduktan sonra da bu sorunlara hep öncelikli ve özdeşim (empati) yüklü
bir ilgi duyduk. Keban’daki ilk görevimizde (1977) Etibank Keban Simli Kurşun İşletmesi‘nde çalışan SSK’lı işçilerin aynı zamanda işyeri hekimi idik ve bu yeraltı maden işletmesine inerek, yerinde iş sağlığı – güvenliği önlemleri için çaba gösterirdik.

Halk Sağlığı Uzmanı (Toplum Hekimi) olduktan sonra da, akademik kariyere geçmeden önce Elazığ’da Kağıt ve Çimento Fabrikaları işyeri hekimlikleri yapmıştık.

Üniversitede de akademik olarak bu alana epey emek akıttık.
Trakya Üniversitesi’nde sanayi ile hep iyi ve yoğun ilişkilerimiz oldu.
Onlara danışmanlık yaptık, kimi sağlık ve eğitim hizmetleri verdik,
ÇED raporları düzenledik.. mahkemelerde bilirkişilik yaptık.. uzun yıllar boyunca.

Son sınıfa gelen tıp öğrencilerimizi, İş Sağlığı Güvenliği Birimleri iyi çalışan işyerlerine
eğitim amaçlı olarak götürdük yıllarca.. Asistanlarımızı da..
Gönüllü olanlara buralarda seçimlik (elektif) stajlar yaptırdık.

Dr. Mahmut Yaman..

Bu örnek işyeri hekimlerinden bizde derin iz bırakan en saygın adlardan biri..
Artık emekli ve İstanbul’da özel bir İşyeri Sağlık Güvenlik Birimi’nde çalışıyor;
bin Doları bulmayan emekli aylığı geçimine yetmediğinden..
Türkiye’nin bu alanda en birikimli hekimlerinden biri.. (1980 Ege Tıp mezunu..) Dostluğumuzun hala sürdüğü, az önce telefonla konuştuğumuz Dr.Yaman,
ricamız üzerine sitemiz için bir yazı yazdı.. 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası‘nı (30.6.2012’de aşamalı yürürlük) eleştirel olarak ele aldı. Kendisine teşekkür borçluyuz.
Bu değerli irdelemeyi sitemizde elbette paylaşacağız..

İzleyen yıllarda yaklaşık olarak 1990 – 2000 arasındaki 10 yıllık zaman diliminde meslek örgütümüz TTB (Türk Tabipleri Birliği) ile çalıştık ve TTB Kuruluş Yasası’nın 5. maddesi bağlamında düzenlediğimiz İşyeri Hekimliği Sertifika Programlarında koştuk. Ülkemizin
her yerinde yaklaşık 10 yıl boyunca, yaklaşık 100 (yüz!) kursta planlayıcı, akademik sorumlu, aktif eğitici, ölçme-değerlendirmeci olarak büyük emek harcadık. Her kursta yaklaşık 200-250 (4 sınıfta) katılımcı, toplamda 20-25 bin meslektaşımız İşyeri Hekimliği Sertifikası edindiler. Bu süreçlerde bize bu onurlu görevi yapma olanağı sağlayan meslek örgütümüz TTB’ye
şükran borçluyuz.. O dönemler TTB 2. Başkanı sevgili kardeşimiz Dr. Sedat Abbasoğlu‘nun özverili ve nitelikli emeklerini özellikle anmalıyız..

Bu süreçte önümüzü açan, 1988’de bu kursları başlatan, Hacettepe Tıp Fakültesi’nde
1. sınıfta (1971) öğrencisi, daha sonra 1978-80 arasında Halk Sağlığı dalında uzmanlık eğitimi almak üzere asistanı olma onuru  yakaladığımız merhum (3 Kasım 1990)
Prof. Dr. H. Nusret FİŞEK idi..

HÜTF’den (Hacettep Üniv. Tıp Fak.) hocalarımız o dönem Doç. Dr. İsmail Topuzoğlu
(halen 100 yaşına yaklaşan emekli Prof.)
 ve Dr. Nazmi Bilir ağabeyimiz (geçtiğimiz aylarda emekli olan Prof.); İÜTF’den (İstanbul Üniv. Tıp Fak. -ki biz bu fakültede de öğrenci ve
asistan olduk..- Doç. Turhan Akbulut (halen 90+ yaşlarda emekli Prof.), İTO’dan (İstanbul Tabip Odası) merhum Dr. Nejat Yazıcıoğlu (İTO her yıl adına İş Sağlığı ödülü veriyor..),
Dr. Şükrü Güner,
merhum Dr. Haldun Sirer ve merhum Dr. Nazif Yeşilleten‘in
son derece özverili, nitelikli, uzun soluklu, ufuk açıcı ve emekten yana yurtsever hizmetlerini sonsuz bir şükranla anmak gerekir.

Biz bu öncü kadro ile uzun yıllar birlikte emekçinin sağlığı – güvenliği için koşuşturmaktan büyük keyif aldık ve bu onuru yaşadık..

Bizden sonra Trakya Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD’nda yetişen genç meslektaşlarımız
özenle bu hizmetleri sürdürüyorlar. Biz görevdeyken orada uzman olan Dr. M. Sarper Erdoğan ayrıca Almanya’ya da gönderilerek İş Sağlığı Doktorası yaptırılmıştı ve Dr. Erdoğan bugün Profesör sanıyla İstanbul Üniv. Cerrahpaşa Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD’nın başkanıdır.

Biz, 2004’ten bu yana AÜTF’de de (Ankara Üniv. Tıp Fak.) Halk Sağlığı AbD’nda
benzer çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

İş Sağlığı Güvenliği, İş Kazaları, Meslek Hastalıkları gibi dersleri mezuniyet öncesi ve sonrasında omuzlamaya çalışıyoruz.

Bu mütevazi emeğimizi, Soma’da 13 Mayıs 2014 günü sorumsuz sermayeye ve kamuya kurban verdiğimiz 301 maden emekçimiz ile 7 Temmuz’dan bu yana İsrail zulmü ile
Gazze’de öldürülen Filistin’li emekçilere
armağan etmek istiyoruz (2 link yukarıda).

“Türkiye ve Dünyada İşçi Sağlığı ve Güvenliği”
(Occupational Health & Safety; in Turkey and in World)

Ayrıca 29 sayfalık bir pdf metin dosyaya aşağıdaki erişkeden (linkten) ulaşılabilir :

Dünya_ve_Turkiye’de_İS_SAGLIGI_GUVENLIGI_SEMINERİ_yansı_icerikleri

Bir de iş sağlığı, meslek hastalıkları… alanındaki bilimsel çalışmalarımızın bir listesini sunmak istiyoruz.. (Mütevazi ödüller de verilen…)

Ahmet_SALTIK_Is_ve_Meslek_Hastaliklari_Bilimsel_Yayinlari

******

     Soma’lar ve Gazze’ler olmasın..
     Emekçiler genç yaşlarında ölmesin, öldürülmesin..
     Çocuklarını büyütebilsin, torunlarını görebilsinler..
     Sendikaları da olsun..
     Sağlıklı – güvenli ortamlarda üretsinler bizler için..
     EMEK EN YÜCE DEĞER ve
EMEĞE SAYGI İNSAN OLMANIN BAŞ KOŞULU olsun..
     Bu gerçek hiç akıldan çıkarılmasın.. 

Yararlı olması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile.
19 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com 

Prof. Dr. Raşit TÜKEL İstanbul Üniversitesi Rektörüdür


Prof. Dr. Raşit TÜKEL
İstanbul Üniversitesi Rektörüdür

TTB_logo
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
BASIN AÇIKLAMASI

Üniversitelerinde Demokrasi İşletilmiyorsa,
Demokratik Bir Ülkeden Bahsedilemez!

Ülkemizin en büyük ve dünyanın sayılı üniversiteleri arasında sayılan İstanbul Üniversitesi’nde rektörlük seçimleri tamamlandı. 2595 öğretim üyesinin oy kullandığı seçimlerde
Prof. Dr. Raşit Tükel 1202, Prof. Dr. Mahmut Ak 908, Prof. Dr. Harun Cansız 382,
Prof. Dr. Faruk Erzengin 18, Prof. Dr. Recep Seymen 17 ve öbür adaylar 1’er oy aldı.

Üniversitelerde demokratik işleyişe aykırı pek çok uygulama var, ancak tüm eksikliğine karşın hala üniversitelerde rektörlük için seçimlerin varlığı, öğretim üyelerinin irade kullanıyor olması önemlidir. Bunu daha da değerli kılacak ve ülkemizin demokrasi karnesini geliştirecek olanın ise bu seçimlere gösterilecek olan saygılı tutum olduğu çok açıktır.

Buradan açıklıkla ifade ediyoruz ki; üniversitenin iradesine, öğretim üyelerinin oyuna
saygı gösterilmelidir.  İlk sırada çıkamayan adaylar demokrasiye saygının gereği olarak
geri çekilmeli, 12 Eylül ürünü olan YÖK süreci ve üniversitenin kararını onaylamakla
sorumlu olması gereken Cumhurbaşkanı’nın atama süreci demokratik beklentiye uygun olmalıdır. 1202 oyla seçimden 1. sırada çıkan ve açık farkla İstanbul Üniversitesine
rektör olması istenen Prof. Dr. Raşit TÜKEL’in ataması derhal yapılmalıdır.
Tersi bir tutum ülkemizi bir karabasana doğru sürükleyen otoriter, totaliter yönetim anlayışının bir kez daha onaylanmasından başka bir anlam ifade etmeyecektir.

Bizler, bu ülkenin hekimleri olarak, üniversitelerimize ve ülkemize sahip çıkmanın yolunun demokratik değerlerin korunmasından geçtiğini çok iyi biliyoruz.
Öğretim üyelerinin iradesine saygı duyulması üniversiteye saygı duyulmasıdır.
Her fırsatta milli iradeden söz edenlerin öğretim üyelerinin iradesine saygı göstermesi
tutarlılık olacaktır.

1202, 908’den büyüktür.
Prof. Dr. Raşit TÜKEL 
İstanbul Üniversitesi Rektörüdür!

==========================================

Dostlar,

Biz de aynen katılıyoruz bu açıklamaya..

YÖK’ü de, RT Erdoğan’ı da sandığa saygılı olmaya, demokrat davranmaya çağırıyoruz..

RT Erdoğan BM Genel Kurulu’nda 5 sürekli üyenin avantajlı konumunu eleştiriyor ve
adalet duygusu incinmişliği ile, isyan ile “5; 1’den büyüktür” diyordu feryat edercesine..
1202 ise 908’den çooook büyüktür..
Erdoğan, üzerinde biriken olumsuz – negatif anti-demokratik yükü azalmaya çalışmalıdır.
Bu atama kendisi için önemli bir fırsat olacaktır.
YÖK düzenini 13 yıldır bu yüzden değiştirmediniz, turnusol kağıdı budur..

Biz de aşağıdaki söylemi – belirlemeyi yineliyoruz..

1202, 908’den büyüktür.
Prof. Dr. Raşit TÜKEL 
İstanbul Üniversitesi Rektörüdür!

Sevgi ve saygı ile.
22.03.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI SİMPOZYUMU


Dostlar
,

Geçtiğimiz yıl (2014) 18 – 19 Ekim’de İstanbul’da yapılan

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI SİMPOZYUMU

sunumları kitaplaştırıldı ve bize de sağolsunlar, sevgili meslektaşlarımız ulaştırdılar..

Sağlık çalışanlarında İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları.. başlıca tema.
90 sayfa ve 1,2 MB. Meslektaşımız Dr. Hasan Ogan yayına hazırladı ve
TTB (Türk Tabipleri Birliği) bastı..

Hem halkımızın hem de sağlık çalışanlarının ilgisini çekeceğini umarız.

Bu sorun alanında iyileştirici girişimler yapılması başlıca dileğimizdir.

Kitabı okumak için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

SAGLIK_CALISANLARININ_SAGLIGI_SIMPOZYUM_KITABI_2014

Sevgi ve saygıyla.
21.3.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com