Etiket arşivi: Meral Akşener

“SİYASİ CİNAYETLER…” Mİ?

Belki de, manşetlerde gerektiği büyüklükte yeralmadığı için, üzerinde biraz daha ayrıntılı durmayı hak eden bir demeç diye yazmak istedim bugün.

Bir grup gazetenin Ankara temsilcilerinden oluşan gazeteci heyetine verdiği ortak mülakatta, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın siyasi ortamı gerginleştirme arzusu ve çabası içinde olduğunu anlatırken, bu konuda haklı bir kaygı duyduğunu ortaya koyuyor. Gazetecilerin, “Yani, biraz açar mısınız?” mealindeki sorusunu yanıtlarken de, “Siyasi cinayetler (cinayet değil cinayetler a.b.c.)” olasılığından söz ediyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu endişeyi dile getirmesinin, başka bir deyişle siyasette son dönemde alışkın olmadığımız biçimde “kan dökülmesi” olasılığından söz etmesinin ciddiyetine binaen, önce o sözlerini tam olarak şuraya aktarmak istiyorum:

“Erdoğan gerilimi doruk noktasına çıkarıp seçime gitmek ister. Bu gerilimden olabildiğince uzak durmamız lazım. Milletvekili, il başkanlarına söylüyorum, sakin olacağız. İttifakı oluşturan diğer partiler de gerilim istemiyorlar. Eğer iş belli grupların ellerine silah alıp belli kişileri öldürme yoluna gitmezlerse bir gerilim olmaz. Umarım öyle bir tablo da Türkiye’de yaşanmaz. Siyasi cinayetler… Böyle kaygılarım var. Erdoğan  ‘Dur bakalım daha başınıza neler gelecek’ dedi. Devletin bütün güçleri elinde olan bir insan bunu söylüyorsa, çok tehlikeli bir cümle. Açıkça tehdit ediyor.”

Kılıçdaroğlu’nun hatırlattığı bu “Dur bakalım. Daha başınıza neler gelecek…” cümlesi, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Rize’de maruz kaldığı bir provokasyon sonrasında bizzat Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkmıştı. Herhangi bir siyasi partinin genel başkanı sıfatı ile ya da “Rizeli Erdoğan” sıfatı ile söylenmiş olsa, belki “sıradan sorumsuz bir uyarı” veya “Benim memleketimde-mahallemde-tapulu arazimde dolaşma. Dolaşırsan sana tepki geliştirir hemşehrilerim” gibi bir söz olarak algılanabilir ve geçiştirilebilirdi.

Ama bunu “Yürütmenin Başı” hatta yürütmeyi temsil eden tek kişi söylediği zaman, hem Akşener’in, hem Kılıçdaroğlu’nun ya da başka muhalefet liderlerinin hem de sıradan vatandaşlar olarak herkesin kaygılanması için ciddi bir neden vardır. Öyle ya, Rize’de ya da başka bir yerde, sokaktan geçen biri, bir muhalif siyasetçiye ya da herhangi birine “Dur bakalım başına daha neler gelecek” diye bir tehdit savursa, insan karakola gidip şikayet etmek ister. “Tehdit” suçtur, çünkü. “Neymiş o başıma gelecek olan?” diye sorma hakkı doğar, karakolda da “Neymiş o başına getireceğin?” diye sorarlar adama.

Haydi daha da ileri götüreyim örneği.

Biri kalkıp, herhangi bir ortamda Cumhurbaşkanı’na hitaben “Dur bakalım. Daha başına neler gelecek?” dese ne olurdu? Anında (haklı olarak) “Darbeci” damgasını yer, anasından emdiği süt de fitil fitil “her tarafından” getirilirdi.

Demokratik siyasi ortamın sükunetini, nezahatini ve sulhünü korumak isteyen hiçbir siyasetçi bu sözleri etmez. Etmemelidir.

Şimdi gelelim, bu sözlerin ardından ve hatta öncesinde de neler yaşandığına.

Türkiye’nin dört bir yanında, en ufak bir hak arayışına kalkan, en ufak bir hoşnutsuzluk ifade etmeye kalkan insanlar, öğrencisi, işçisi, memuru, emeklisi, öğretmeni, doktoru, avukatı, devletin şiddetle mukabelesine maruz kalmıyor mu? Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakları sürekli, üstelik de şiddet kullanılarak ihlal edilmiyor mu? Buna rağmen eyleme kalkışanlar, bizzat iktidarın en üst düzey sözcüleri (misal: İçişleri Bakanı) tarafından açıkça “terörist, terör örgütü mensubu hatta açık açık örgüt ismi verilerek filanca örgüt üyesi” diye suçlanmıyor mu?

Türkiye’nin dört bir yanında, durup dururken, gazeteci, siyasetçi, aydın, yorumcu, öğretim üyesi vb. insanlar sırf iktidarı ya da iktidar mensubu partileri eleştirdikleri için azgın magandaların sopalı, yumruklu, muştalı saldırısına uğramıyor mu?

Bunu daha da ileri götürüp, bir siyasi partinin (HDP) İzmir İl Başkanlığı silahlı bir terörist tarafından basılıp da bir kadın öldürülmedi mi? Hatta, olaydan sonra “Canım zaten o parti terörist değil mi? Ölen de herhalde onlardan biriydi…” diye dehşet verici bir söylem geliştirilmedi mi?

Bu eylemlere kalkışanlar, (cinayet işleyen hariç) karakolların arka kapısında da değil, ön kapısından ellerini kollarını sallayarak çıkıp gitmediler mi? Tam tersine, mağdurlar adeta “hak etmişçesine” suçlanan bir dil kullanılmadı mı?

Bu ülkede bizzat Ana Muhalefet lideri (Çubuk’ta) yüzlerce azgın linççi terörist tarafından öldürülmeye çalışılmadı mı? Ve bu linç güruhu halen ellerini kollarını sallayarak dolaşmıyor mu? Ağır Ceza Mahkemesi yerine Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargı(lanır gibi) yapılmıyor mu?

Eski davalar ısıtılıp ısıtılıp yeniden açılıp, eski davaların (FETÖ’cü) kumpasa kurban gitmiş mağdurları tekrar hapse atılmıyor mu? Ya da yeniden (üstelik FETÖ’cü savcı ve hakimlerin artığı iddianame ve dosyalarla) açılan davalarda mahkum edilmek için çırpınış içinde görünmüyor mu iktidar?

Özetle, ağzını her açana devlet tüm gücü ile, yargısı ile, güvenlik kuvvetleri ile, ya da bindirilmiş ve iktidarın “sırt sıvazlamasına mazhar” maganda çeteleri aracılığı ile saldırı olmuyor mu?

Bütün bunları alt alta topladığınızda, üzerine bir de Büyükada’da yaşandığı üzere “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır hesabı” hukuksuzluğu gidermeye çalışanların üzerine polis gücünün gönderilmesi de eklenince, insanın kaygı duyması için yeterli neden yok mu?

Ama Kılıçdaroğlu’nun bugünkü pek çok gazeteye yansıyan (çok sayıda gazeteciye topluca söylediği için ilave bir teyit de gerektirmeyen) demeci, meselenin bizim sandığımızdan da vahim olduğunu gösteriyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “siyasi cinayet” de değil, “Siyasi cinayetler” diyor. Endişesi o boyutta. Yani adeta 1970’lerde veya 90’lardaki gibi, peşpeşe “siyasi nitelikli cinayetler” işlenmesinden daha doğrusu “işletilmesinden” endişesini dillendiriyor.

Bu yolla da, belki de iktidarın “kanlı bir ortam oluşması”nı arzuladığını, o ortamı da, belki de seçimin ertelenmesi, ötelenmesi, ya da en azından halk iradesinin sandığa sağlıklı olarak yansımayacağı bir korku ikliminin hakim olmasını arzuladığını ima ediyor.

Çok vahim.

Göründüğünden de vahim bir endişe ve olasılık.

Bu endişe, eğer devlet protokolünde en tepelerde bulunan ve “Anayasal bir konum” sayılan Ana Muhalefet liderinden geliyorsa, ben durur uzun uzun düşünürüm. Çünkü Ana Muhalefet lideri, iyi kötü bizlerden çok daha fazla ve daha derin istihbari bilgilere erişimi olduğunu varsaydığımız bir siyasetçidir. En azından siyasi kulisleri ve havayı daha “yakından” koklayan birisidir.

Dikkate alınmalı.

Bir an önce de hem Kılıçdaroğlu’nun ve hepimizin endişelerini giderici, kesin olarak giderici söylem ve eylemler geliştirilmelidir. Bunu yapabilecekleri bir potansiyel var mıdır?

Ben karamsarım.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı

Örsan K. ÖymenÖrsan K. Öymen
Cumhuriyet, 12 Temmuz 2021

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki genel seçimlerde “Millet İttifakı”nın cumhurbaşkanı adayı olacağına dair CHP’nin içinden gelen bazı açıklamalar, doğal olarak tepkiyle karşılandı.

Birincisi, “Millet İttifakı”nın adayının kim olacağına CHP tek başına karar veremez. Bu karar “Millet İttifakı”nın diğer unsurlarıyla birlikte karara bağlanır.

İkincisi, CHP, “Millet İttifakı”na bir aday adayını önerse de bu aday adayının kim olacağına CHP Genel Başkanı ve onun yakın çevresinde kendi siyasi kariyerinin derdine düşen birkaç kişi karar veremez. Bu karar partinin tabanının, seçmeninin, üyelerinin beklentileri dikkate alınarak verilebilir. Aksi halde CHP’lilerin tamamı böyle bir aday adayına sahip çıkmaz.

Üçüncüsü, “Millet İttifakı”nın cumhurbaşkanı adayının, cumhurbaşkanı seçilebilecek birisi olması gerekir. Söz konusu adayın cumhurbaşkanı seçilebilmesi için de geçerli olan sisteme ve mevcut siyasi koşullara göre, her siyasi partiden oy alabilecek birisinin olması gerekir.
***
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de “Cumhur İttifakı”nın adayı olan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan karşısında seçilme olasılıkları son derece zayıftır.

Akşener’in, HDP tabanından ve CHP tabanının bir kesiminden oy alması çok güçtür. Kılıçdaroğlu ise 11 yıl önce genel başkan seçildiğinden beri girdiği tüm genel ve yerel seçimleri kaybetmiş bir liderdir.

CHP’nin son yerel seçimde bazı illeri AKP’nin elinden almış olması, tüm Türkiye için bir genelleme yapılmasına olanak tanımaz. Bu genellemeyi yapanlar, Türkiye’nin sosyolojik gerçeklerinden tamamıyla kopuk bir biçimde, çok ciddi hesaplama hatası yapmaktadırlar.

Kılıçdaroğlu, CHP ve HDP tabanının çoğunluğunun oyunu alsa da İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti tabanından, yani muhafazakâr merkez sağ seçmenden çok ciddi fireler ve kayıplar verir.

Söz konusu siyasi partilerin yapılan kamuoyu araştırmalarına göre ortaya çıkan oy oranlarını toplayarak bir karar vermek de büyük bir hatadır. Bu hesabı yapanlar çok ciddi bir yanılgı içindedirler. Çünkü bu kamuoyu araştırmalarında seçmene hangi siyasi partiye oy vereceği sorulmaktadır, hangi cumhurbaşkanı adayına oy verileceği sorulmamaktadır. Hangi olası cumhurbaşkanı adayına oy verileceğinin sorulduğu araştırmaların hiçbirisinde, Kılıçdaroğlu ve Akşener, Erdoğan’dan fazla oy almamaktadır.
***
Kamuoyu araştırmalarına göre, Erdoğan’dan fazla oy alan olası aday adayları, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tır. Ancak bu iki adayın içinde de farklı araştırmaların ortalaması alındığında, İmamoğlu önde görünmektedir. İmamoğlu her siyasi partiden oy alabilen bir olası adayken, Yavaş’ın HDP tabanından oy alabilmesi konusunda sıkıntı yaşanmaktadır.

İmamoğlu’nun aday olmasıyla ilgili en büyük zorluk ise İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çoğunluğun AKP’de olması, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olmak için istifa etmesi durumunda, İstanbul Belediyesi’nin, bir veya iki yıl için AKP’ye geçeceği gerçeğidir.

Ancak bu durumda da “Türkiye’nin geleceği, İstanbul’daki yerel yönetimden daha önemlidir” düşüncesiyle, İstanbul bir süre için, bir sonraki seçimde yeniden geri alınmak üzere, AKP’ye teslim edilebilir, kötülerin iyisi yönünde bir tercih yapılabilir.

İmamoğlu ve Yavaş, ideal adaylar olmasa da geçerli olan siyasi sistem ve mevcut sosyolojik gerçekler dikkate alındığında, onların adaylığı konusunda da yine kötülerin iyisi yönünde bir tercih yapılabilir. Sonuçta onların yöneteceği bir hükümetin, AKP iktidarından daha kötü olamayacağı kesindir.

Bu arada zaman içinde, İmamoğlu ve Yavaş dışında başka olası adaylar da elbette ortaya çıkabilir ve onlar da kamuoyu araştırma kurumları tarafından araştırmalara dahil edilebilirler.

AKP’yi yenmek için önce egoları yenmek gerekir!

Halk ozanı Hozatlı Ahmet Yurt Dede yaşamını yitirdi

Anadolu’nun Kayıp Şarkıları albümünde ‘Eşrefoğlu’ parçasını seslendiren Hozatlı Ahmet Yurt Dede yaşamını yitirdi

Tuncelili halk ozanlarından Hozatlı Ahmet Yurt Dede yaşamını yitirdi.
Hozatlı Ahmet Yurt Dede, Kalan Müzik’in geçen ay vefat eden kurucusu Hasan Saltık’ın da amcasıydı.

Hozatlı Ahmet Yurt Dede’nin eşi Fethiye Yurt 2 hafta önce yaşamını yitirmişti.

Sarı Saltık Ocağı Pirlerinden Ahmet Yurt Dede, bugün Hozat Cemevi’nden Hakka uğurlandı
(https://www.tum-haberler.com/haber/ahmet-yurt-dede-hakka-ugurlandi-18273, 09.07.2021)

Yaşa bağlı sağlık sorunları nedeniyle bir süredir sağaltım (tedavi) gören Ahmet Yurt Dede, dün gece saatlerinde yaşamını yitirdi. Bu gün Hozat Cemevinde düzenlenen cenaze töreniyle ilçedeki aile mezarlığına defnedildi. Cenazeye, Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
***
KÜLTÜR BAKANLIĞI TAZİYE İLETİSİ YAYINLADI

Tuncelili Alevi Dedelerinden Hozatlı Ahmet Yurt, 87 yaşında vefat etti. Ahmet Dede için Kültür ve Turizm Bakanlığı taziye mesajı yayınladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Halk ozanlarımızdan Hozatlı Ahmet Yurt Dede’nin vefatını üzüntüyle öğrendik. Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabırlar diliyoruz” denildi.

Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener de başsağlığı iletisi yayınladılar.

HOZATLI AHMET YURT DEDE KİMDİR ?

1934 tarihinde Tunceli’nin Ovacık İlçesi’nin Güneykonak (Eski ismi Çakperi) köyünde doğdu.

Okuduğu deyişlerle Alevi inancını tüm dünyaya tanıtan bir kültür ataşesi olarak da bilinen Ahmet Yurt Dede uzun zamandır Hozat’da yaşıyordu.

ALEVİ OCAKLARINDAN SARI SALTIK OCAĞI MENSUBUYDU

Sevilen Halk Ozanı Ahmet Yurt, Sarı Saltık Ocağı mensubuydu. Anadolu’nun Kayıp Şarkıları albümünde “Eşrefoğlu” şarkısını seslendiren Hozatlı Ahmet Dede, geniş kitlelerce tanınmıştı. Yurt’un 600’ün üzerinde şiir ve deyişi bulunuyor.
(cumhuriyet.com.tr  ve basın 08 Temmuz 2021)
=========================================

Dostlar,

Can akrabamız Ahmet Yurt dedemizi de Hakka uğurladık..
Önceki ay Hasan Saltık‘ı..
Daha dün, Emre Saltık‘ı..
Kurşun mu döksek (!)…
***
Kişisel arşivimizden birkaç paylaşım…
14 Mayıs 2009, Ankara – Batıkent Cemevi, Cem’i yürütürken… yakaladığımız 3 kare..


İnsanın içini yakan deyişlerinden birkaçını izlemek için..

https://www.youtube.com/watch?v=u6-U7q7GDZA

https://www.youtube.com/watch?v=DXqog9hzHDM

https://www.youtube.com/watch?v=c7UAP2KCcnQ

https://www.youtube.com/watch?v=-6ta9njqF98

Sevgi ve saygı ile. 09 Temmuz 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter : @profsaltik

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 9 Haziran 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

DEĞERLENDİRME

AKP Dönemi İBŞB, Vatan Cad. üzerindeki bir yeşil alanı 25 milyon TL’ye bir şirkete satıyor.
Şirkete sattığı arsayı imara açıyor ve 430 milyon TL’ye geri alıyor.
Geri aldığı arsayı tekrar yeşil alana çeviriyor.
İBŞB’nin kaybı 106.5 milyon dolar. Dosya Bakanlıkta.
İçişleri Bakanlığı’nın gereğini yapacağından zerre kuşkum yoktur!..

CEZA

RTÜK, RTE’nin Meral Akşener’i tehdit eden sözlerini eleştiren TV’lere ceza yağdırdı.
Padişahım çok yaşa!..

ÇALDIRMA

AKP’nin Cumhurbaşkanı RTE, Avrupa ve dünya şampiyonalarında madalya alan cimnastikçileri kabulünde, “madalyaları çaldırmayın” dedi.

Ne söyleyecek? Bildiğini…

KÖPEK

ROK, eşinin programına çıkan Prof. Dr. Ümit Kocasakal için, “Bunlar bizim köpeğimiz. Onlar bize lazım, hoşgörülü ol” mesajı attı.

Aynanın karşısındaydı sanırım…

ÖNEMSEME

RTE, Sedat Peker’in videoları için “Önem vermeyin” demiş.

Önemsememekle pislikler örtülmüyor ki..

DÜŞMAN

İlahiyatçı Cemil Kılıç;

  • “Tarih, Türkiye’deki İslamcılar kadar hırsız, düzenbaz, yalancı ve cahil bir topluluk görmüş değildir” dediği için halkın bir kesimini aşağılamaktan 6 ay 7 gün hapis cezası aldı.

Övmesi mi gerekiyordu?..

CİDDİYET

İYİ P. Grup Başkan Vekili Dervişoğlu, kendisini suikast girişimi ile suçlayan Perinçek için, “Ciddiye almıyorum, dava açacağım” dedi.

Ciddiye alsa ne yapacaktı?..

ŞEHİT

Şehit Albay Dilaver Karasavuranoğlu’nun adının bir parka verilmesine, Kılıçdaroğlu cenaze törenine katıldığı için izin çıkmadı.

Önemli olan vatan için şehadet mi, iktidara biat mı?..

HERKES

Sedat Peker’e dava açan Perinçek’in avukatı dilekçesinde, Müvekkil herkes tarafından tanınan ve saygı duyulan bir siyasi parti lideridir.ifadesini kullanmış.

Avukat bey bana sormadan yazmış…

İNANMAMAK

Metropoll Araştırma şirketinin açıkladığı verilere göre halkın %94’ü, enflasyonun TÜİK verilerinden daha fazla olduğunu düşünüyor.

Halk birilerini siliyor…

PKK

Gölge CIA” olarak bilinen Stratfor belgelerinde “TR-705” adıyla kodlanan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, PKK propagandası yaparak, “Türkiye’den Filistin’e büyük bir destek var ama Türkiye’de ölen çocuklar konusunda niye kimse sesini çıkarmıyor?” ifadelerini kullandı.

TR-705’i partiye alan versin yanıtı…

GAZ

RTE, yeni gaz müjdesi verdi.

Bu gazla rahat zam yaparlar…

PİSLİK

Sedat Peker,” Bana pislik, mafya diyorsunuz seçimde dağıttığınız kahveler benim” dedi. Bastı kalayı.

Pisliğe bulaşmış alayı…

TEMİZLİK

AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, Sedat Peker’in açıklamaları ile ilgili, “Yanlış yapan varsa ayıklamak bizim görevimiz. AK Parti’nin hatası varsa gereğini AK Parti yapmak durumundadır” dedi.

Ayıklanınca parti kalır mı?..

HADDİMİZ

MSB Akar, ”Bakanından komutanlarına, tüm personelinin Atatürkçülüğünü sorgulamak da kimsenin haddi değildir.”

TSK’ya sözümüz yok.

Atatürk düşmanlarının kankasını sorgulamak herkesin haddidir. Millete had bildirmek kimsenin haddi değildir…

SORUYORUM                         :

  1. 128 Milyar dolar nerede?
  2. Sarıklı amiralin soruşturması kaç yıl sürecek?
  3. Bakan Ruhsar Pekcan hakkında soruşturma açılması neden engellendi?
  4. Sedat Peker’in açıklamaları neden araştırılmıyor? Neden ilgililer açıklama yapmıyor?
  5. Bakan Soylu, Yüce Divan’da aklanmak için neden dokunulmazlığının kaldırılmasını istemiyor?

ÇARŞAMBA İĞNELERİ  – 02 Haziran 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

BECERİKSİZ 

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, “Bakandan kaynaklanan bu beceriksizlikten dolayı, bir nesli / kuşağı kaybetmek üzereyiz. Çok ciddi önlemler alınmalıdır.” diye yazdı.

Yalnızca O mu?..

SAHİP

RTE, Sedat Peker açıklamaları konusunda iki hafta sonra konuştu.
Hiçbir suçlamaya açıklık getiremedi. Topu taca attı. Soylu’nun arkasında durduğunu söyledi.
Arkasında durmasa kim ne açıklar?..

MAFYA

AKP Cumhurbaşkanı RTE, Rize’de Meral Akşener’e yapılan provokatif saldırılar için, “Gelin hanıma güzel bir ders verildi. Yine dua et ki çok ileri gitmediler. Daha neler olacak neler? Dur bakalım daha bunlar iyi günler..” dedi.

Peker, Çakıcı, Ağar. Bunlar olmasa kim var?..

YANDAŞ

Doğu Perinçek, suçlamaların hedefindeki Bakan Soylu’ya sahip çıktı.
Süleyman Soylu hedef alındığı zaman Türkiye’nin hedef alındığını belirten Perinçek, “Soylu, ABD’nin baş suçlularından. Çünkü PKK’yı ve FETÖ’yü bastırıyor.” dedi.

Pislikler ortaya dökülünce de aynı terane, “Vatan savaşı…ABD gemisi…”
1984’ten beri PKK ile mücadele eden ilk Bakan mı Soylu?
Sığınacak başka bahaneniz? Başka nakaratınız?..

MOSSAD

Perinçek diyor ki “Sedat Peker’in arkasında CIA’yı, Mossad’ı görmemek mümkün değil. Peker Mossad’ın avucunda”
Peker iktidara karşı değilken O’nunla kanka pozları veren Vatan Partililer kimin avucunda?..

KAZIK

Alaattin Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’na yönelik ”Kazığa oturturum” sözleri “basit tehdit” sayıldı.
Kazık, çatal çivili filan olmalıydı ki!..

MECLİS

KKTC Meclisi’nde gazeteci Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili ortaya atılan yeni iddiaların araştırılması amacıyla Meclis Araştırma Komitesi kuruldu.
Aynı bizim Meclis!..

TASMALI

Bahçeli, MHP Meclis Grup Toplantısı’nda Soylu için, “İkazen diyorum ki, hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı’nın boynuna tasma geçiremeyecek…”

Vatan savaşı, tasma savaşına evrildi..

27 MAYIS

Basın açıklamasında imzası olan 84 amiral 27 Mayıs günü ifadeye çağrıldı.
“Darbeciler, darbenin yıldönümünde hesap verecek!” mesajı.
Yargı ayak oyununun topu olmuş…

AK

Muğla Mumcular’ın AKP’li eski Belediye Başkanı Kazım Avcı, RTE’nin Soylu’ya arka çıkması üzerine “AK parti benim için artık AK değildir” diyerek istifa etti.
Baştan karaydı zaten…

DİNCİ

Fethiye’de din öğretmeni Yunus Taşkıran dürbünlü tüfekle poz verip “Biz de senin arkandayız ağam” mesajı ile Soylu’ya destek verdi.
Din öğretmenliği yerine tuvalet bekçiliğine yakışır…

HESAP

Bakan Soylu, şiddetten korunmak için polisten yardım isteyen kadınlara yardımcı olmayan polislerden hesap soracağını söyledi.
Olurlar. “Bunlar daha iyi günleriniz” derler…

DİNSİZLEŞTİRME

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, Taksim’e açılan camiyle “Türkiye’yi dinsizleştirme çabalarının engellendiğini” öne sürdü.
85 bin cami engelleyemedi, Taksim’e yapılan bir cami engelledi. Ne mantık ama!..

KAFİR

Ayasofya’da dün düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı hafızlar icazet töreninde konuşan imam eskisi Mustafa Demirkan, Ayasofya’yı müzeye çevirenlere işaret ederek “Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir? O zihniyet bir daha başa gelmesin ya Rab” dedi.

  1. Milletini kurtaran, devletini kuran insana bu kin nedir?
  2. Ayasofya’da konuşma yapanlar özellikle Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olanlardan mı seçiliyor?
  3. RTE’nin huzurunda söylemesi işaret midir?
  4. Bu tür adamlara dindar mı, kindar mı, kafir mi denir? ..

AYNI

Atatürk düşmanı imam, YÖK Başkanı’nın damadı, RTE’nin arkadaşı imiş.
Aynı hamurun suyu…

TUTTURAMADI

Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam için “Venzuella’ya dezenfektan ve maske yardımı için gitti” dediği tarihlerde oraya hiç maske dışsatımı yapılmadığı tespit edildi.

  1. Binali şoktaydı, şaşkınlığından öyle dedi.
  2. Binali düşündü taşındı, en tutarlı seçenek olarak bunu bulabildi.
  3. Maskeler el bagajına sığdırılmıştı, gümrükten geçmedi…

SORUYORUM

  1. 128 milyar Dolar nerede?
  2. Sarıklı amiral soruşturması kaç yıl sürecek?
  3. Ruhsar Pekcan’ın soruşturulması mecliste niçin engellendi?
  4. Sedat Peker’in suçlamaları için araştırma ne zaman başlatılacak?

EFES

Euro League şampiyonu Efes Pilsen’i ve şampiyonluğu şehitlerimize armağan eden koç Ergin Ataman’ı kutluyorum.
FB taraftarı ve kongre üyesi olarak onları tebrik etmeyen FB yönetimini ayıplıyorum…