İSTANBUL SEÇİMLERİ

İSTANBUL SEÇİMLERİ

Mustafa AYDINLI

İstanbul BŞB Başkanlığı seçimi çoğu kesimlerin belirttiği gibi artık bir yerel seçim olmaktan çıkıp, Türkiye’de bir demokrasi mücadelesine dönüşmüştür. Gereksiz ve haksız bir seçimdir. Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçim, YSK marifeti ile 18 gün sonra mazbatası elinden alınarak hakkı gasp edilmiştir. YSK, yaklaşık 250 sayfalık gerekçeli kararında kayda değer gerekçe bulamamış, bulduğu gerekçeyi de yine kendisi çürütmüştür. 23 Haziran seçimlerinin yenilenmesinin hukuksal, vicdani, insani.. hiçbir açıklaması yoktur.

23 Haziran seçimlerine doğru toplumsal vicdan ayağa kalkmış; AKP bırakın kendi dışındaki siyasal güçleri, kendi tabanındaki akıl – vicdan, etik değerler sahibi koşullanmamış, hatta ılımlı (mütedeyyin) pek çok insana söz dinletememektedir. Ülkede, kestirilenin çok üstünde bir İmamoğlu rüzgarı esmekte, hatta fırtınaya dönüşmektedir. Cumhur İttifakı, İmamoğlu’nun kesin kazanacağının ayak seslerini duymaya başladı. Bu nedenle, Partili Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan İstanbulu’un 39 ilçesinde yapacağı mitingleri iptal ediyor. Bahçeli ise, İstanbul’a sermeyi tasarladığı  mitili her nedense, bir türlü ser(e)meden geri topladı.

Hele hele 17 Haziran 2019 gecesi E. İmamoğlu – B. Yıldırım T tartışması sonrası…

Bunun anlamı; seçim yitirilirse, yitiren AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan değil, Binali Yıldırım olacak. Ardından, şu aralar en ön saflarda AKP propagandası yapan İçişleri Bakanı S.S. olacak. Böylece büyük gücün saygınlığı (itibarı) güya sarsılmayacak gibisinden akıl / ayak oyunları.

Anlaşılıyor ki; İstanbul BŞBB seçimini kazanmak için her yol mübah! İmralı sakinine durup dururken verilen olanaklar, Binali beyin Diyarbakır turu ve Kürt kökenli yurttaşa vıcık vıcık yaklaşımı, Irak Kürdistanı’na Dışişleri Bakanını yollama, her adımı takiyye ve AKP = RTE propagandasına bulanmış 19 Mayıs Samsun çıkarmaları da yaraya merhem olmayacak. İktidar çok geniş toplum kesimleri katında güvenilirliğini, içtenliğini yitirmiştir. Her yerden eli boş dönüyor. 17. yılında AKP iktidarı, aynı ırmakta ve aynı suda 2. kez yıkanmaya çalışıyor. Kadim Herakleitos’un uyarısı ile “Aynı nehirde 2. kez yıkanamazsın”; nafile çaba AKP=RTE‘den.

İktidar mensupları; siz İmamoğlu’nun resmen kazandığı seçimi YSK marifeti ile gaspettiniz. İstanbul BŞB başkanlığı seçimini ne pahasına olursa olsun geri almak istiyorsunuz. Muazzam kent rantından yoksun bir siyasal ortamı içinize sindiremiyorsunuz, prestij sorunu yapıyorsunuz.
Ama geçen yıl doğrudan “Reis”in ağzından itirafla bu kente “ihanet” ettiğinizi söylediniz. İhanet ettiğinizi en yetkili ağızdan itiraf ettiğiniz, 25 yıldır yöntegeldiğiniz kenti gene yönetmeye  adaysınız! Kimle? En ağır toplarınızdan biri, TBMM Başkanlığı koltuğundan söküp aldığınız Binali Yıldırım’la! Kim Binali Yıldırım? Daha önce İzmir BŞB başkanlığına da aday yapılmış, İzmirli o makama yaraşır (layık) görmemiş. %49,5 oyla seçim kazanan Prof. Davutoğlu’nun elinden başbakanlık, Reis’in politik operasyonu ile alınarak, “sadık” B. Yıldırım’a altın tepside sunulmuştur. Tek özelliği ‘düşük profilli ve sadık olması’dır. Biat etmesi = koşulsuz – sorgusuz itaatidir. Düşük profilli sadık, İzmir’e başkan yapılmamışken İstanbul’a, nasıl başkan olabilir?

Daha önce, İstanbul’un seçilmiş BŞB başkanı, AKP’li Kadir Topbaş’tı, neden Erdoğan’ın apaçık zorlamasıyla istifa ettirildi? 5 yılı dolmadan, neden!? Halk bunu sorgulamayacak mı? Suçu – FETÖ bağlantısı varsa neden yargılan(a)madı ve hukuksal yaptırımını görmedi? Balıkesir, Bursa, Niğde ve Ankara’da yaptınız benzer operasyonu.. Ne şiş yansın ne kebap öyle mi?

23 Haziran 2019’da boşu boşuna yenilenecek olan İstanbul BŞBB seçimleri için en ön saflarda cansiperane çalışan AKP’li İçişleri Balanı SS’in birkaç yıl önce Demokrat Parti Genel Başkanı iken söylediklerinden bir bölümüne kulak verelim :

  • “Yaklaşık 4 yıldır, 5 yıldır nereye köprü yapacakları belli ama bekliyorlar. Mesele İstanbul’un trafik sıkışıklığını çözmek değil rantı kapmak, arazileri toplamak, kendi ceplerini doldurmak. Buna birilerinin dur demesi lazım. Buna kim dur diyecek?… İdaresiyle birlikte AKP’yi AKP’nin bir problem alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Belediyelerdeki kayırmacılıklarını, yandaş kollamalarını, yolsuzluklarını ve kendi çekirdek kadrolarıyla ortaya koymuş oldukları ilişki ağlarını her birimiz biliyoruz… AKP Türkiye’yi getirip bir bombanın üzerine oturtmuştur. Değerli arkadaşlarım bu bomba patlayacaktır. Ve bu bombadan Türk milleti zarar görecektir. Bu milletin inançları zarar görecektir, bu milletin ekmeği zarar görecektir...Türkiye AKP’yi taşıyamıyor, AKP de Türkiye’yi taşıyamıyor. AKP şımardıkça şımarmıştır. Milletin kendilerine verdiği desteğin sonsuz bir destek olduğunu zannetmektedirler ve Türkiye’yi gerdikçe germektedirler… Biraz önce de söyledim bir bombanın üzerinde oturuyoruz ve bu bombanın pimi de ne yaptığını bilmeyen iktidarın yani hükümet partisinin elinde.”
    ***
    Biz de aynen, siyasal transferci libero Süleyman Soylu gibi düşünüyoruz.
    Herkesi sözünün arkasında durmaya çağırıyoruz.

 

 

 

 

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 20 Şubat 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 20 Şubat 2019

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

TORBACI
AKP Gen. Bşk. RTE, seçim mitinglerinde bez torba reklamı yapıyor.
Vah vaaah !.. Ekonomi çöktükçe düştüğü hale bakın…

KOLTUKÇU
Aday gösterilmeyen CHP’li belediye başkanlarından bazıları istifa edip parti değiştiriyor.
Ülke çıkarından önce koltuk çıkarı…

TANZİM
Tanzim satış 2.5 ay sürecek (TKK Merkez Birliği Gen. Md. açıkladı).
Seçim tanzimi…

UH-1
Bütün ülkelerin envanterden çıkardığı UH-1 Helikopteri dört canımızı daha aldı.
Uuuuuh!. Yetti be sorumsuzlar!…

KUYRUKÇU
Kanal-7’nin kadın muhabiri “Soğuğa, yağışa aldırmadan kuyruğa giriyorlar” diye vatandaşın kuyrukta eziyet çekmesini hoş göstermeye çalışıyor.
Kuyrukçuluk karakter olunca…

E-SEBZE
AKP çağdaştır. Sebze kuyruğunu azaltmak için e-posta ile sipariş alınacak. PTT evlere dağıtacak.
eee-hıyar…

İDDAAA
TFF bahis ihalesini TFF Başkanı Demirören’in şirketi kazandı.
Var mısınız iddaaaya, kendiliğinden istifa etmez…

EKMEK
RTE, “Biz esnafın ekmeği ile oynamıyoruz”
Şimdilik meyve-sebzesi ile oynuyorlar…

METASTAZ
RTE, radyo programında söyledi, ”FETÖ tam bir metastaz yapmış”
Sayenizde.
Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın METASTAZ kitabından sonra FETÖ ile mücadeledeki sahtekarlığın gizleneyemeyeceğini anlamış…

İMAM
Cumhurbaşkanı Bursa Ulu Camiye girdiğinde imam işini bırakıp “Milletimizin sevdiği, milletini canından çok sevdiği, aziz bildiği Cumhurbaşkanımız camimize teşrif etmiştir. Dua ediyoruz, hürmet ediyoruz..” dedi.
Yalova Kadıköy Beldesinin belediye başkan adayı camide kahvaltı verip seçim çalışması yaptı.
Siyaset camiye, cami de siyasete girdi…

DÜRÜSTLÜK
Ekonomik Özgürlük Endeksi’ne göre Türkiye geçen yıldan bu yana 10 sıra geriledi. Endeks kategorileri içinde en düşük notu “hükümet dürüstlüğü” nden aldı.
Dürüstlük dürüst insanlarla sağlanır…

BAŞARILI
Damat Bakan, merkezi yönetim bütçesinin 5.1 milyar fazla ile hedefini tutturduğunu açıkladı.
Bankaların kar paylarını erkenden alınca öyle görülüyor.
Vatandaş da (tanzim satış kuyruğunda) yiyor…

MÜŞAVİR
Binali Yıldırım TBMM Başkanlığından giderayak garsonunu müşavir kadrosuna aldı.

  1. Domuzdan kıl kopardı,
  2. Torpil yapmadı, kıyakçılık yaptı,
  3. Belediye Başkanlığına prova yaptı…

TACİZ
Polis türbanlı bacıyı gözaltına alırken elle taciz etti.
Emniyet polisi haklı gösteren açıklama yaptı.
Ahlak anlayışının AKP ile geldiği durum…

ÖRTÜ
Afyon’da RTE mitingi öncesi muhalif adayların afişleri örtüldü.
RTE yüzlerine bakamaz diye mi?…

KUYRUKLU (Sevgili Cihangir Dumanlı’dan)
Domates kuyruğu,
Patlıcan kuyruğu,
İşsizlik kuyruğu,
Doktor kuyruğu…..
İktidara göre ekonomimiz çok iyi imiş;
Kuyruklu yalan…

GÜVEN
Gezici anketine göre halkımızın en güvendiği siyasetçilerde ilk üç S. Soylu, Ö. Özel ve H. Akar. Beşinci B. Yıldırım.

  1. Süleyman Soylu; RTE/AKP’ye hakaretler edip AKP militanı olan dönek,
  2. Hulusi Akar; 15 Temmuz darbesi yapıldığında Gnkur. Bşk. Atatürk düşmanlarının dostu.
  3. Binali Yıldırım; RTE’nin bindirip indirdiği sırdaşı, mahdumların gemicik ticaretinin önderi, Anayasa’yı uygulamayan Meclis Başkanı.
  4. Takdir yüce Türk ulusunundur…

HAYYAM’dan;
Girme şu alçakların hizmetine,
Konma sinek gibi pislik üstüne.
İki günde bir somun ye ne olur!
Yüreğinin kanını iç de boyun eğme…

BAKAN MI MAFYA BABASI MI?

BAKAN MI MAFYA BABASI MI?

Rifat Serdaroğlu

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Hiçbir demokratik ülkede, hiçbir hukuk devletinde Süleyman Soylu gibi birini, o ülkenin iç güvenliğinden sorumlu Bakan yapmazlar. Yanlışlıkla böyle biri Bakan olsa, aşağıdaki sözlerinden dolayı hükümetiyle beraber istifa ettirilir ve yargılanır.

-İçişleri Bakanı, suçluluğu mahkeme kararı ile kesinleşen bir vatandaşını bile, devlet gücünü kullanarak tehdit edemez! Ederse suç işlemiş olur ve yargılanır.

-O Bakan, toplu katliam emri şeklinde anlaşılacak “O köyde taş taş üstünde bırakmayacağım” cümlesini kullanamaz. Kullanırsa Anayasa ve yasalarımızı çiğnemiş olur ve yargılanır.

-O Bakanın, “size artık yaşama hakkı yok” diyerek, insanları ölümle tehdit etmek yetkisi yoktur. Bu sözler Anayasal suçtur ve mutlaka yargılanmalıdır.

-O Bakanın, ölümle sonuçlanan bir olay hakkında karar vermesi, birilerini suçlaması ne hakkıdır ne de haddidir. Bu görev yargınındır. Yargının görevine müdahale etmeye kalkan Bakan, yargılanır.

Bakanın görevi, yaşanan olayı yasal güvenlik güçleri eliyle izlemek, çalışmaları denetlemek, suçluların yakalanmasını ve yargıya teslim edilmesini sağlamaktır. Bundan bir adım sonrası ise Anayasanın, demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin bittiği anlamına gelir ki, bunun adı kaostur.

Türkiye’yi 16 yıldır yöneten, Süleyman Soylu adlı Bakanın sonradan katıldığı partisi AKP’dir.
======================
-PKK Narko-Terör örgütünü yeniden canlandıran, Soylu’nun deyişiyle “yeşerten”
AKP Hükümetleridir.

-Devlet Yetkililerini Öcalan ile görüştüren AKP Hükümetleridir.
-AKP’li Bakanlar ile HDP’li Milletvekillerini, devletin feribotuyla İmralı’ya gönderip
Öcalan ile görüştüren AKP Hükümetleridir.

-Devlet Yetkililerini, Kandil’e gönderip PKK Baronlarıyla görüştüren AKP Hükümetleridir.
-Devlet Yetkililerini Oslo’ya ve İngiltere’ye gönderip PKK’nın Avrupa Baronlarıyla görüştüren yine AKP Hükümetleridir.
-Türk Devletinin Komutanlarına ve Valilerine “PKK’lıları görmezden gelin” emrini veren AKP Hükümetleridir.
======================

AKP’nin her türlü hileyi kullanarak seçim kazanması
bu gerçekleri değiştirmez
ve bu suçları asla örtemez.

  • Zamanaşımı vatana ihanet suçunda işlemez.

PKK ile, FETÖ ile, IŞİD ile yıllarca kucak kucağa olup,
bu terör örgütlerine güç-kuvvet kazandıran AKP,
işlediği bu suçları ilelebet Türk Milletinden saklayamayacaktır.

Türk Milleti gerçekleri öğrendiğinde ve tüm bu olaylar Türk Yargısının önüne geldiğinde, kimin yaşama hakkının olup olmayacağını da göreceğiz…

İçişleri Bakanı derhal görevinden alınmalı ve yargılanmalıdır.

-İzmir’de içkili bir yerde eğlenirken, Cumhurbaşkanı aleyhine slogan atan, marşlar söyleyen toplam 17 vatandaş hemen o gece polis tarafından yakalanıp, 7’si tutuklanıyor! Tutuklamadaki hıza bakar mısınız?
Tutuklanma gerekçesi ise “Devlet Büyüklerine küfürle hakaret” etmek!

-Fakat 24 Haziran akşamı, binlerce AKP’li tabanca ve otomatik silahlarla Ankara ve İstanbul’un çeşitli meydanlarında saatlerce ateş ediyorlar, bir tane bile yakalama-gözaltı yok! Burada işlenen suç doğrudan “Türk Devletinedir!”

İstanbul-Sultangazi “Eski Habipler Meydanındaki” çocuk parkında ellerinde Erdoğan posterleri, AKP flamaları olan

  • Yüzlerce AKP’li ellerindeki silahlarla saatlerce ateş ettiler.
    Yerler boş mermi kovanlarıyla kaplandı. Birileri kasa-kasa
    mermi taşıyordu! Polis müdahale etti mi?

Nasıl edebilir ki? Onların hepsi AKP militanlarıydı ve İçişleri Bakanı AKP’li idi.
Bu kalkışmanın hesabı sorulmayacak mı? Soruluyor gibi yapılacak!

Değerli Okurlar;

Bu ülkede İçişleri Bakanı, kimin cenazelere gidip gitmeyeceğine karar verebilme yetkisini kendisinde görecek ölçüde gözünü karartmış, aklını yitirmişse ve konuşmasının üzerinden 24 saat geçmesine karşın basın toplantısıyla aynı çirkinliklerde ısrar ediyorsa, üstelik hala görevde kalıyorsa, sözün bittiği noktaya gelmişiz demektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinde dürüst-namuslu vatandaşlar olarak bizlerin sığınabileceğimiz, hakkımızı arayabileceğimiz hiçbir makam kalmamıştır.

Yıllardır anlatmaya çalıştığımız tam da bu idi…

Allah hepimizin yardımcısı olsun!

Sağlık ve başarı dileklerimle 29 Haziran 2018
==========================================
Dostlar,

Sn. Serdaroğlu bu harika yazısında da yerden göğe dek haklı..

S. Soylu gibi bir kişinin İçişleri Bakanı olduğu ülkede kendimizi ne yazık ki güvende duyumsamıyoruz. Oysa kamunun temel görevi yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamak..

Dahası, herkesin KORKUDAN KURTULMASINI sağlamak!

Oysa Bakan Soylu, korku salıyor, ortamı terörize ediyor.
Bu tutumu yeni değil üstelik..
Oysa Türkiye’nin dinginleşmeye gereksinimi öyle büyük ki..

AKP = RTE, Bakan Soylu’nun davranışlarından siyaseten sorumludur.
Hatta hukuksal olarak da sorumlu olacaktır eğer bu öfkeli ve sözünü tart(a)mayan Bakanı
hemen görevden almaz ve hakkında yasal işlem başlatmaz ise..

CHP (eski) milletvekili Eren Erdem‘i dokunulmazlığı biter bitmez hemen tutuklatan ve 3 ay sorasına duruşma günü veren yargımız / savcılarımız, Bakan Soylu için de fezleke
hazırlayacak mı?

AKP = RTE‘nin Bakan Soylu için ne yapacağı, “yeni” iktidar dönemi için turnusol kağıdıdır.

Sevgi, saygı, KAYGI ama umut ile. 29 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Devlet adına yalan söylemek

Devlet adına yalan söylemek

Aydın Engin
Cumhuriyet, 28.5.17

Meclis’in yılan hikâyesine dönmüş komisyonlarından biri de “15 Temmuz’u Araştırma Komisyonu” idi. Başkanlığı TV’lerdeki tartışma programlarında “Ne pahasına olursa olsun AKP haklıdır” demek üzere konuk edilmesiyle ünlü Reşat Petek’e verilmiş; darbenin en dolaysız tanıklarını (belki de sanıklarını) dinlemekten inatla ve ısrarla kaçınmış bir Komisyondan söz ediyorum.
Komisyon adına Başkanı önceki gün karşımıza çıktı. 630 sayfalık bir rapor açıkladı ve raporun en önemli belgesini de burnumuza dayadı:
15 Temmuz “tuhaf darbe” girişiminin sorumlusu Gülen Cemaati’nin elebaşısı Fethullah Gülen’in 1967 yılında, yani bundan tastamam 50 yıl önce CHP’ye 5.000 TL bağışta bulunduğunu kanıtlayan makbuz ele geçirilmişti… Böylece:
Bir: FETÖ ile CHP arasında bağ bulunduğu kanıtlanmış oldu.
İki: 15 Temmuz darbe girişimi çorbasında CHP’nin de tuzu bulunduğu kanıtlanmış oldu.
Üç: “Kontrollü darbe” iddiaları ile yıpratılmak istenen Reis’in ve partisinin sütten çıkmış kaşık olduğu kanıtlanmış oldu… Yerseniz…
Yemediyseniz, “dağ gibi” TBMM komisyonunun “fare” değil “yalan” doğurduğu kanıtlanmış oldu…
Bir: Darbe girişimini güya araştırıp araştırıp, bula bula 50 yıl öncesinden bir makbuzu burnumuza dayamalarıyla, darbenin ciddi ve güvenilir belgelerine ya sahip olmadıkları ya da açıklamak istemedikleri kanıtlanmış oldu.
İki: CHP sözcüsü Çıray’ın sözcükleriyle söylersek, internetten kolayca bulunan antika bağış makbuzlarını doldurup CHP’ye suç ortaklığı bulaştırmak isteyen AKP’nin hepimizi salak sandığı kanıtlanmış oldu.
Üç: Bu belgeye mal bulmuş mağribi örneği sarılan AKP medyasının sahiden salak olduğu kanıtlanmış oldu…

***
Komisyon Başkanı Reşat Petek’in inciler savurmasından birkaç gün önce, bir başka toplantıda ve konuda yağıp gürleyen, eskiden “Demokrat Parti Başkanlığı” yapmış, sonra AKP iskelesine bordolamış, İçişleri Bakanlığı ile ödüllendirilmiş Süleyman Soylu’nun ne kadar “demokrat” olduğu da kabak gibi ortaya çıktı.
Dehşetengiz İçişleri Bakanı, bir mezuniyet törenini bahane edip polis şeflerine konuştu. Haber kanalları ne hikmetse bu konuşmayı canlı yayımlayacak kadar önemsediler ve orada Süleyman Soylu öfke ve iddia taşan cümlelerle KHK ile mesleklerinden atılmalarını protesto için şiddetten tümüyle uzak, açlık grevi eylemine girişmiş iki genç akademisyen hakkında “müthiş gerçekleri” açıkladı…
Mahalle kahvelerinde “Bak bak, onlar üniversite hocası değil, meğer terör örgütünün militanıymışlar” dedirtecek iddiada cümlelerdi.
İçişleri Bakanı ilan etti: Nuriye Gülmen ve Semih Özakça DHKP-C örgütünün militanlarıydı. Haklarında açılmış onlarca (bir iki değil, onlarca) suç dosyası vardı.
Yerseniz… Yemezseniz sorarsınız:
Madem haklarında onlarca suç dosyası vardı, üniversiteden atmak için niye bu kadar ay, hatta yıl beklediniz? Niye üniversitede görevlendirdiniz? Yemezseniz sorarsınız:
Onlarca suç dosyası var, diyorsunuz. Oysa devletin resmi kurumundan alınan belgeler tartışmaya yer bırakmayacak bir açıklıkla gösteriyor: Her iki akademisyenin sicilleri tertemiz; tek bir soruşturma yok.
***
Komisyonu yalan belgelerle bizleri kandırmaya kalkışır, bakanı yalan iddialarla bizleri kandırmaya çalışır. Peki, bu adamlar yalanın bacaklarının kısa olduğunu, mumlarının yatsıya kadar yanacağını, birilerinin çıkıp yalanlarını suratlarına vuracağını bilmezler mi? Biliyorlarsa bizi salak sanıyorlar demektir. Peki, bilmiyorlarsa?..
================================
Dostlar,

Teşekkürler sayın Engin Aydın’a..
Veee bravo AKP… Asıl bravo İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘ya..
Yalan belge ile 2 gariban OHAL KHK’sı kurbanı kamu emekçisine İFTİRA ATACAKSIN.. ve hiçbir şeyden korkmayacaksın. Ya aklını peynir ekmekle yedin ya da YARGI KÖKTEN ELDE! Başka açıklaması var mı? Bu ay 900’e yakın AKP’li yargıç – savcı atanmadı mı? HSK tümüyle AKP – RTE’ye bağlanmadı mı? Toplam yargıç – savcı sayısı 13-14 bin dolayında.. Öncekileri geçelim, son 900 kişilik blok “kaydırma – atama” bağımsız – tarafsız yargı (!?) için yapıldı
değil mi? 18 maddelik deli saçması anayasa değişikliği halkoylamasında 1 madde de yargının niteliklerine “bağımsız” sözcüğüne ek olarak “tarafsız” sözcüğü eklenmesiydi değil mi?

Eyy halkımız, nasıl da aptal – salak – akılsız – budala… yerine konduğunu ne zaman göreceksin?
Şimdi, “Bu halka müstehaktır..” desek, 16 Nisan 2017 deli saçması halkoylamasında yarıyı biraz geçen HAYIR’cılara ayıp olacak.. Onları ayırarak sözümüzü yineleyelim :

  • AKP müridi gözü kapalı – kulağı tıkalı – ağzı mühürlü 25 milyona yakın yurttaş.. size müstehak değil de ne demeli?? Ama sen hala farkında değilsin.. Canı yananlar, senin için de sızlanıyor ah 2 gözüm, bir fark etsen, bir uyansan deriiiin mi derin ölümcül uykundan!? 

    Sevgi ve saygı ile. 28 Mayıs 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

FUAT AVNİ’den : 19 Eylül 2015 Haberleri ve Düşündürdükleri


FUAT AVNİ’den : 19 Eylül 2015
Haberleri ve Düşündürdükleri

Fuat_Avni_ve_RTE

 

 

 

 

 

 

 

1. İsrafsaray’da tamamen diktatörlük kurulu. Yezid hiç kimseye güvenmediğinden,
avaneler sadece onun istediğini yapmakla yetiniyor.
2. Yezid avanelere, avaneler birbirlerine güvenmiyor.
Koltuğunu koruma derdine düşenler birbirlerinin kuyusunu kazıyor.
3. İsrafsaray’daki kutuplaşma Turkiye’deki kutuplaşmadan daha büyük.
Herkes kendince bir ekip oluşturmuş.
4. Mücahit Aslan, Yezid’in kasası ve sır küpü olduğu iddiasıyla kendini en güçlülerden sayıyor. O da etrafına adamlar toplamış durumda.
5. Genel sekreter ve uzantıları, Perinçek’in adamları dahil vesayetin birçok karanlık şahısla ilişkili. Karanlık bir ekip oluşturmuş.

6. Genel sekreter yardımcısı Nadir Alpaslan ve uzantıları da hiçbir gruba güvenmiyorlar.
Kendi ekiplerini kurmuşlar.
7. İbrahim Kalın kendini çok akıllı gördüğünden ayrı bir ekip kurmuş ve kendini aileden biri olarak görüyor.
8. Bir zamanlar bütün kontrolü kendinde zanneden Varank tek başına kaldı.
Kimse O’na güvenmiyor. Yezid dahil herkesi dinletip kayda aldırmış.
9. Birbirlerinden aldıkları bilgileri birbirleri aleyhinde zan oluşturmakta kullanıyorlar.
Her grup Fuat Avni’yi diğer grubun içinde arıyor.
10. Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. Kimse kimseye güvenmiyor,
her fırsatta arkadan iş çeviriyorlar, tek dertleri Yezid’e yaranmak.

11. Yezid tam anlamıyla paranoyak. Herkesten şüphelendiği, korktuğu ve kimseden
emin olmadığı için kimseye güvenmiyor.
12. Davutoğlu ve ekibine güvenmediği için parti içinde paralel bir oluşuma gitti.
Sadece onlarla ve bizzat çalışıyor.
13. Yezid’in hangi konuda ne tepki vereceğini kestiremiyoruz.
Kimseden kendisiyle ilgili olumsuz bir tek ima dahi istemiyor.
14. Yezid ne derse desin herkes kafa sallıyor. Bazen ‘Bu kadar da aptallık olamaz’ diye
içten içe gülüyorum.

15. Yezid’e iletilecek bilgi gelince, hoşuna gitmeyecek bir şeyse herkes birbirine topu atıyor. Bilgi onun istediği şekle sokulup sunuluyor.

16. Yezid, paralel bir dünyada yaşıyor. Avaneler sürekli ona olan hayranlıklarını ifade ediyorlar. Kendi gruplarındaysa küfür bile serbest.
17. Konuşmaları bir şablona oturtuldu. Yezid’in kafasına göre şekillendiriliyor ve bunları
Hamdi Kılıç yazıyor.
18. Konuşma metinleri Yezid’in yaptığı zulümleri başkalarına yıkma mantığıyla kurgulanıyor.
19. Yezid, sadece AKP’ye oy veren %45-50’ye göre hareket ediyor. Onların gönlünü hoş tutacak şekilde konuşuyor.

20. Ana tema olarak ‘terör’ü seçtiler. Konuşmalar ve faaliyetler bu alanda ağırlık kazanıyor. Yalanlar ve iftiralar metinlere konuluyor.

21. Bir şekilde 300-305 milletvekili kazanmak için her yol deneniyor.
Sürekli toplantı ve değerlendirme yapılıyor.
22. Yezid, bu sayıyı yakalamak için Mesut ve Berna Yılmaz ile görüştü.
Cemil Çiçek, MKYK’ya eski isimlerle irtibat kursun diye konuldu.
23. Kimse Süleyman Soylu’yu sevmediği halde o da yakın olarak toplantılara katılıyor.
Yezid onu ispiyoncu olarak kullanıyor. Karakteri dipte.
24. Davutoğlu, Mehmet Ali Şahin’i istemiyordu. Şahin, İsrafsaray’a gelip Yezid’le görüştü ve biat yeniledi böylece devre dışı kalmadı.
25. Bozdağ, Davutoğlu’nu yakın takip için görevlendirildi. Binali, pusuda bekliyor.
Atalay, artık Davutoğlu’nu istemeyenlerin safında.
26. Yezid, salı günü Fidan’la görüştü. Terör olayları azdırılacak.
Mitinglerin arefesinde şiddeti ve çatışmayı arttırmayı planlıyorlar.
27. Mitinglere yeterince adam toplamak ve milleti sokağa dökmek için kaosu derinleştirme peşindeler. Çalışmalar sürüyor.
28. Yezid, Tuğrul Türkeş ile de bizzat ilgileniyor. Onunla MHP’den oy çalacağını düşünüyor. Listeye de bizzat aldırdı.
29. ‘CHP, HDP ile birlikte hareket ediyor ve CHP teröre destek veriyor’ kampanyası başlatacaklar. Amaç ikisini birbirine düşürmek.
30. HDP’yi baraj altında tutmak için gerekirse iç savaş çıkarmayı bile göze aldılar.
Her toplantıda bunu konuşuyorlar.
31. Muhalifleri susturmak için bir yandan ‘paralel’ bir yandan da ‘teröre destek veriyor’ diyerek operasyonlara zemin hazırlanıyor.
32. Doğan grubunu seçim öncesi susturmak icin Varank ve Berat özel olarak çalışıyor.
Yezid ‘Ne olursa olsun, bitirin’ talimatı verdi.
33. Tek başına iktidar olmazsa her şeyin biteceğini çok iyi bilen Yezid,
her türlü kirli kumpası kursa da kaybetmeye mahkum. Az kaldı.

======================= 

Dostlar,

“Fuat Avni” nin yukarıda yazdıklarını görmezden gelemedik…
Paylaşmak istedik..
Ülke ve insanlarımız tam bir propaganda bombalaması – kirliliği içinde..
Bu da kuşkusuz “kara propaganda” nın bir bölümü.

En temel soru şu          :

Devletin her türlü olanağı AKP – RTE’nin elinde iken “Fuat AVNİ” denen
sanal kişilik, nasıl oluyor da belirlenemiyor ve “susturularak” bertaraf edil(e)miyor ??
İçerik apaçık AKP – RTE aleyhine olduğuna göre, dolaylı da olsa mağdur yaratarak
AKP – RTE’ye yarar doğurmayacağına göre; geriye kalan olasılık,
yabancı istihbarat örgütlerinin hüneridir..Peki buna sevinecek miyiz?
2 yanı keskin kılıç.. Evet AKP – RTE’yi fena sıkıştırıyor..
Ama sonunda AKP bu ülkede bir siyasal parti, RTE de 12. CB’lığı makamını işgal eden kişi. Yani yabancı istihbarat birimlerinin “oyuncağı” mı Türkiye’nin tepeleri bile??
Ya da bunlara yükledikleri misyonun yerine getirilmesini sağlamanın güvencesi mi?Sonra; yabancı istihbarat birimleri bu yolla neyin pazarlığını yapabilirler??
Türkiye’nin başına musallat ettikleri / edecekleri kurum ve kişilere şantaj ve politikalarını
dikte ettirmek!?

Görülüyor mu, Türkiye ne feci durumlara düştü, düşürüldü?!

Sevgi ve saygı ile.
21 Eylül 2015, Ankara
 
Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com