BAKAN MI MAFYA BABASI MI?

BAKAN MI MAFYA BABASI MI?

Rifat Serdaroğlu

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Hiçbir demokratik ülkede, hiçbir hukuk devletinde Süleyman Soylu gibi birini, o ülkenin iç güvenliğinden sorumlu Bakan yapmazlar. Yanlışlıkla böyle biri Bakan olsa, aşağıdaki sözlerinden dolayı hükümetiyle beraber istifa ettirilir ve yargılanır.

-İçişleri Bakanı, suçluluğu mahkeme kararı ile kesinleşen bir vatandaşını bile, devlet gücünü kullanarak tehdit edemez! Ederse suç işlemiş olur ve yargılanır.

-O Bakan, toplu katliam emri şeklinde anlaşılacak “O köyde taş taş üstünde bırakmayacağım” cümlesini kullanamaz. Kullanırsa Anayasa ve yasalarımızı çiğnemiş olur ve yargılanır.

-O Bakanın, “size artık yaşama hakkı yok” diyerek, insanları ölümle tehdit etmek yetkisi yoktur. Bu sözler Anayasal suçtur ve mutlaka yargılanmalıdır.

-O Bakanın, ölümle sonuçlanan bir olay hakkında karar vermesi, birilerini suçlaması ne hakkıdır ne de haddidir. Bu görev yargınındır. Yargının görevine müdahale etmeye kalkan Bakan, yargılanır.

Bakanın görevi, yaşanan olayı yasal güvenlik güçleri eliyle izlemek, çalışmaları denetlemek, suçluların yakalanmasını ve yargıya teslim edilmesini sağlamaktır. Bundan bir adım sonrası ise Anayasanın, demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin bittiği anlamına gelir ki, bunun adı kaostur.

Türkiye’yi 16 yıldır yöneten, Süleyman Soylu adlı Bakanın sonradan katıldığı partisi AKP’dir.
======================
-PKK Narko-Terör örgütünü yeniden canlandıran, Soylu’nun deyişiyle “yeşerten”
AKP Hükümetleridir.

-Devlet Yetkililerini Öcalan ile görüştüren AKP Hükümetleridir.
-AKP’li Bakanlar ile HDP’li Milletvekillerini, devletin feribotuyla İmralı’ya gönderip
Öcalan ile görüştüren AKP Hükümetleridir.

-Devlet Yetkililerini, Kandil’e gönderip PKK Baronlarıyla görüştüren AKP Hükümetleridir.
-Devlet Yetkililerini Oslo’ya ve İngiltere’ye gönderip PKK’nın Avrupa Baronlarıyla görüştüren yine AKP Hükümetleridir.
-Türk Devletinin Komutanlarına ve Valilerine “PKK’lıları görmezden gelin” emrini veren AKP Hükümetleridir.
======================

AKP’nin her türlü hileyi kullanarak seçim kazanması
bu gerçekleri değiştirmez
ve bu suçları asla örtemez.

  • Zamanaşımı vatana ihanet suçunda işlemez.

PKK ile, FETÖ ile, IŞİD ile yıllarca kucak kucağa olup,
bu terör örgütlerine güç-kuvvet kazandıran AKP,
işlediği bu suçları ilelebet Türk Milletinden saklayamayacaktır.

Türk Milleti gerçekleri öğrendiğinde ve tüm bu olaylar Türk Yargısının önüne geldiğinde, kimin yaşama hakkının olup olmayacağını da göreceğiz…

İçişleri Bakanı derhal görevinden alınmalı ve yargılanmalıdır.

-İzmir’de içkili bir yerde eğlenirken, Cumhurbaşkanı aleyhine slogan atan, marşlar söyleyen toplam 17 vatandaş hemen o gece polis tarafından yakalanıp, 7’si tutuklanıyor! Tutuklamadaki hıza bakar mısınız?
Tutuklanma gerekçesi ise “Devlet Büyüklerine küfürle hakaret” etmek!

-Fakat 24 Haziran akşamı, binlerce AKP’li tabanca ve otomatik silahlarla Ankara ve İstanbul’un çeşitli meydanlarında saatlerce ateş ediyorlar, bir tane bile yakalama-gözaltı yok! Burada işlenen suç doğrudan “Türk Devletinedir!”

İstanbul-Sultangazi “Eski Habipler Meydanındaki” çocuk parkında ellerinde Erdoğan posterleri, AKP flamaları olan

  • Yüzlerce AKP’li ellerindeki silahlarla saatlerce ateş ettiler.
    Yerler boş mermi kovanlarıyla kaplandı. Birileri kasa-kasa
    mermi taşıyordu! Polis müdahale etti mi?

Nasıl edebilir ki? Onların hepsi AKP militanlarıydı ve İçişleri Bakanı AKP’li idi.
Bu kalkışmanın hesabı sorulmayacak mı? Soruluyor gibi yapılacak!

Değerli Okurlar;

Bu ülkede İçişleri Bakanı, kimin cenazelere gidip gitmeyeceğine karar verebilme yetkisini kendisinde görecek ölçüde gözünü karartmış, aklını yitirmişse ve konuşmasının üzerinden 24 saat geçmesine karşın basın toplantısıyla aynı çirkinliklerde ısrar ediyorsa, üstelik hala görevde kalıyorsa, sözün bittiği noktaya gelmişiz demektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinde dürüst-namuslu vatandaşlar olarak bizlerin sığınabileceğimiz, hakkımızı arayabileceğimiz hiçbir makam kalmamıştır.

Yıllardır anlatmaya çalıştığımız tam da bu idi…

Allah hepimizin yardımcısı olsun!

Sağlık ve başarı dileklerimle 29 Haziran 2018
==========================================
Dostlar,

Sn. Serdaroğlu bu harika yazısında da yerden göğe dek haklı..

S. Soylu gibi bir kişinin İçişleri Bakanı olduğu ülkede kendimizi ne yazık ki güvende duyumsamıyoruz. Oysa kamunun temel görevi yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamak..

Dahası, herkesin KORKUDAN KURTULMASINI sağlamak!

Oysa Bakan Soylu, korku salıyor, ortamı terörize ediyor.
Bu tutumu yeni değil üstelik..
Oysa Türkiye’nin dinginleşmeye gereksinimi öyle büyük ki..

AKP = RTE, Bakan Soylu’nun davranışlarından siyaseten sorumludur.
Hatta hukuksal olarak da sorumlu olacaktır eğer bu öfkeli ve sözünü tart(a)mayan Bakanı
hemen görevden almaz ve hakkında yasal işlem başlatmaz ise..

CHP (eski) milletvekili Eren Erdem‘i dokunulmazlığı biter bitmez hemen tutuklatan ve 3 ay sorasına duruşma günü veren yargımız / savcılarımız, Bakan Soylu için de fezleke
hazırlayacak mı?

AKP = RTE‘nin Bakan Soylu için ne yapacağı, “yeni” iktidar dönemi için turnusol kağıdıdır.

Sevgi, saygı, KAYGI ama umut ile. 29 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Devlet adına yalan söylemek

Devlet adına yalan söylemek

Aydın Engin
Cumhuriyet, 28.5.17

Meclis’in yılan hikâyesine dönmüş komisyonlarından biri de “15 Temmuz’u Araştırma Komisyonu” idi. Başkanlığı TV’lerdeki tartışma programlarında “Ne pahasına olursa olsun AKP haklıdır” demek üzere konuk edilmesiyle ünlü Reşat Petek’e verilmiş; darbenin en dolaysız tanıklarını (belki de sanıklarını) dinlemekten inatla ve ısrarla kaçınmış bir Komisyondan söz ediyorum.
Komisyon adına Başkanı önceki gün karşımıza çıktı. 630 sayfalık bir rapor açıkladı ve raporun en önemli belgesini de burnumuza dayadı:
15 Temmuz “tuhaf darbe” girişiminin sorumlusu Gülen Cemaati’nin elebaşısı Fethullah Gülen’in 1967 yılında, yani bundan tastamam 50 yıl önce CHP’ye 5.000 TL bağışta bulunduğunu kanıtlayan makbuz ele geçirilmişti… Böylece:
Bir: FETÖ ile CHP arasında bağ bulunduğu kanıtlanmış oldu.
İki: 15 Temmuz darbe girişimi çorbasında CHP’nin de tuzu bulunduğu kanıtlanmış oldu.
Üç: “Kontrollü darbe” iddiaları ile yıpratılmak istenen Reis’in ve partisinin sütten çıkmış kaşık olduğu kanıtlanmış oldu… Yerseniz…
Yemediyseniz, “dağ gibi” TBMM komisyonunun “fare” değil “yalan” doğurduğu kanıtlanmış oldu…
Bir: Darbe girişimini güya araştırıp araştırıp, bula bula 50 yıl öncesinden bir makbuzu burnumuza dayamalarıyla, darbenin ciddi ve güvenilir belgelerine ya sahip olmadıkları ya da açıklamak istemedikleri kanıtlanmış oldu.
İki: CHP sözcüsü Çıray’ın sözcükleriyle söylersek, internetten kolayca bulunan antika bağış makbuzlarını doldurup CHP’ye suç ortaklığı bulaştırmak isteyen AKP’nin hepimizi salak sandığı kanıtlanmış oldu.
Üç: Bu belgeye mal bulmuş mağribi örneği sarılan AKP medyasının sahiden salak olduğu kanıtlanmış oldu…

***
Komisyon Başkanı Reşat Petek’in inciler savurmasından birkaç gün önce, bir başka toplantıda ve konuda yağıp gürleyen, eskiden “Demokrat Parti Başkanlığı” yapmış, sonra AKP iskelesine bordolamış, İçişleri Bakanlığı ile ödüllendirilmiş Süleyman Soylu’nun ne kadar “demokrat” olduğu da kabak gibi ortaya çıktı.
Dehşetengiz İçişleri Bakanı, bir mezuniyet törenini bahane edip polis şeflerine konuştu. Haber kanalları ne hikmetse bu konuşmayı canlı yayımlayacak kadar önemsediler ve orada Süleyman Soylu öfke ve iddia taşan cümlelerle KHK ile mesleklerinden atılmalarını protesto için şiddetten tümüyle uzak, açlık grevi eylemine girişmiş iki genç akademisyen hakkında “müthiş gerçekleri” açıkladı…
Mahalle kahvelerinde “Bak bak, onlar üniversite hocası değil, meğer terör örgütünün militanıymışlar” dedirtecek iddiada cümlelerdi.
İçişleri Bakanı ilan etti: Nuriye Gülmen ve Semih Özakça DHKP-C örgütünün militanlarıydı. Haklarında açılmış onlarca (bir iki değil, onlarca) suç dosyası vardı.
Yerseniz… Yemezseniz sorarsınız:
Madem haklarında onlarca suç dosyası vardı, üniversiteden atmak için niye bu kadar ay, hatta yıl beklediniz? Niye üniversitede görevlendirdiniz? Yemezseniz sorarsınız:
Onlarca suç dosyası var, diyorsunuz. Oysa devletin resmi kurumundan alınan belgeler tartışmaya yer bırakmayacak bir açıklıkla gösteriyor: Her iki akademisyenin sicilleri tertemiz; tek bir soruşturma yok.
***
Komisyonu yalan belgelerle bizleri kandırmaya kalkışır, bakanı yalan iddialarla bizleri kandırmaya çalışır. Peki, bu adamlar yalanın bacaklarının kısa olduğunu, mumlarının yatsıya kadar yanacağını, birilerinin çıkıp yalanlarını suratlarına vuracağını bilmezler mi? Biliyorlarsa bizi salak sanıyorlar demektir. Peki, bilmiyorlarsa?..
================================
Dostlar,

Teşekkürler sayın Engin Aydın’a..
Veee bravo AKP… Asıl bravo İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘ya..
Yalan belge ile 2 gariban OHAL KHK’sı kurbanı kamu emekçisine İFTİRA ATACAKSIN.. ve hiçbir şeyden korkmayacaksın. Ya aklını peynir ekmekle yedin ya da YARGI KÖKTEN ELDE! Başka açıklaması var mı? Bu ay 900’e yakın AKP’li yargıç – savcı atanmadı mı? HSK tümüyle AKP – RTE’ye bağlanmadı mı? Toplam yargıç – savcı sayısı 13-14 bin dolayında.. Öncekileri geçelim, son 900 kişilik blok “kaydırma – atama” bağımsız – tarafsız yargı (!?) için yapıldı
değil mi? 18 maddelik deli saçması anayasa değişikliği halkoylamasında 1 madde de yargının niteliklerine “bağımsız” sözcüğüne ek olarak “tarafsız” sözcüğü eklenmesiydi değil mi?

Eyy halkımız, nasıl da aptal – salak – akılsız – budala… yerine konduğunu ne zaman göreceksin?
Şimdi, “Bu halka müstehaktır..” desek, 16 Nisan 2017 deli saçması halkoylamasında yarıyı biraz geçen HAYIR’cılara ayıp olacak.. Onları ayırarak sözümüzü yineleyelim :

  • AKP müridi gözü kapalı – kulağı tıkalı – ağzı mühürlü 25 milyona yakın yurttaş.. size müstehak değil de ne demeli?? Ama sen hala farkında değilsin.. Canı yananlar, senin için de sızlanıyor ah 2 gözüm, bir fark etsen, bir uyansan deriiiin mi derin ölümcül uykundan!? 

    Sevgi ve saygı ile. 28 Mayıs 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

FUAT AVNİ’den : 19 Eylül 2015 Haberleri ve Düşündürdükleri


FUAT AVNİ’den : 19 Eylül 2015
Haberleri ve Düşündürdükleri

Fuat_Avni_ve_RTE

 

 

 

 

 

 

 

1. İsrafsaray’da tamamen diktatörlük kurulu. Yezid hiç kimseye güvenmediğinden,
avaneler sadece onun istediğini yapmakla yetiniyor.
2. Yezid avanelere, avaneler birbirlerine güvenmiyor.
Koltuğunu koruma derdine düşenler birbirlerinin kuyusunu kazıyor.
3. İsrafsaray’daki kutuplaşma Turkiye’deki kutuplaşmadan daha büyük.
Herkes kendince bir ekip oluşturmuş.
4. Mücahit Aslan, Yezid’in kasası ve sır küpü olduğu iddiasıyla kendini en güçlülerden sayıyor. O da etrafına adamlar toplamış durumda.
5. Genel sekreter ve uzantıları, Perinçek’in adamları dahil vesayetin birçok karanlık şahısla ilişkili. Karanlık bir ekip oluşturmuş.

6. Genel sekreter yardımcısı Nadir Alpaslan ve uzantıları da hiçbir gruba güvenmiyorlar.
Kendi ekiplerini kurmuşlar.
7. İbrahim Kalın kendini çok akıllı gördüğünden ayrı bir ekip kurmuş ve kendini aileden biri olarak görüyor.
8. Bir zamanlar bütün kontrolü kendinde zanneden Varank tek başına kaldı.
Kimse O’na güvenmiyor. Yezid dahil herkesi dinletip kayda aldırmış.
9. Birbirlerinden aldıkları bilgileri birbirleri aleyhinde zan oluşturmakta kullanıyorlar.
Her grup Fuat Avni’yi diğer grubun içinde arıyor.
10. Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. Kimse kimseye güvenmiyor,
her fırsatta arkadan iş çeviriyorlar, tek dertleri Yezid’e yaranmak.

11. Yezid tam anlamıyla paranoyak. Herkesten şüphelendiği, korktuğu ve kimseden
emin olmadığı için kimseye güvenmiyor.
12. Davutoğlu ve ekibine güvenmediği için parti içinde paralel bir oluşuma gitti.
Sadece onlarla ve bizzat çalışıyor.
13. Yezid’in hangi konuda ne tepki vereceğini kestiremiyoruz.
Kimseden kendisiyle ilgili olumsuz bir tek ima dahi istemiyor.
14. Yezid ne derse desin herkes kafa sallıyor. Bazen ‘Bu kadar da aptallık olamaz’ diye
içten içe gülüyorum.

15. Yezid’e iletilecek bilgi gelince, hoşuna gitmeyecek bir şeyse herkes birbirine topu atıyor. Bilgi onun istediği şekle sokulup sunuluyor.

16. Yezid, paralel bir dünyada yaşıyor. Avaneler sürekli ona olan hayranlıklarını ifade ediyorlar. Kendi gruplarındaysa küfür bile serbest.
17. Konuşmaları bir şablona oturtuldu. Yezid’in kafasına göre şekillendiriliyor ve bunları
Hamdi Kılıç yazıyor.
18. Konuşma metinleri Yezid’in yaptığı zulümleri başkalarına yıkma mantığıyla kurgulanıyor.
19. Yezid, sadece AKP’ye oy veren %45-50’ye göre hareket ediyor. Onların gönlünü hoş tutacak şekilde konuşuyor.

20. Ana tema olarak ‘terör’ü seçtiler. Konuşmalar ve faaliyetler bu alanda ağırlık kazanıyor. Yalanlar ve iftiralar metinlere konuluyor.

21. Bir şekilde 300-305 milletvekili kazanmak için her yol deneniyor.
Sürekli toplantı ve değerlendirme yapılıyor.
22. Yezid, bu sayıyı yakalamak için Mesut ve Berna Yılmaz ile görüştü.
Cemil Çiçek, MKYK’ya eski isimlerle irtibat kursun diye konuldu.
23. Kimse Süleyman Soylu’yu sevmediği halde o da yakın olarak toplantılara katılıyor.
Yezid onu ispiyoncu olarak kullanıyor. Karakteri dipte.
24. Davutoğlu, Mehmet Ali Şahin’i istemiyordu. Şahin, İsrafsaray’a gelip Yezid’le görüştü ve biat yeniledi böylece devre dışı kalmadı.
25. Bozdağ, Davutoğlu’nu yakın takip için görevlendirildi. Binali, pusuda bekliyor.
Atalay, artık Davutoğlu’nu istemeyenlerin safında.
26. Yezid, salı günü Fidan’la görüştü. Terör olayları azdırılacak.
Mitinglerin arefesinde şiddeti ve çatışmayı arttırmayı planlıyorlar.
27. Mitinglere yeterince adam toplamak ve milleti sokağa dökmek için kaosu derinleştirme peşindeler. Çalışmalar sürüyor.
28. Yezid, Tuğrul Türkeş ile de bizzat ilgileniyor. Onunla MHP’den oy çalacağını düşünüyor. Listeye de bizzat aldırdı.
29. ‘CHP, HDP ile birlikte hareket ediyor ve CHP teröre destek veriyor’ kampanyası başlatacaklar. Amaç ikisini birbirine düşürmek.
30. HDP’yi baraj altında tutmak için gerekirse iç savaş çıkarmayı bile göze aldılar.
Her toplantıda bunu konuşuyorlar.
31. Muhalifleri susturmak için bir yandan ‘paralel’ bir yandan da ‘teröre destek veriyor’ diyerek operasyonlara zemin hazırlanıyor.
32. Doğan grubunu seçim öncesi susturmak icin Varank ve Berat özel olarak çalışıyor.
Yezid ‘Ne olursa olsun, bitirin’ talimatı verdi.
33. Tek başına iktidar olmazsa her şeyin biteceğini çok iyi bilen Yezid,
her türlü kirli kumpası kursa da kaybetmeye mahkum. Az kaldı.

======================= 

Dostlar,

“Fuat Avni” nin yukarıda yazdıklarını görmezden gelemedik…
Paylaşmak istedik..
Ülke ve insanlarımız tam bir propaganda bombalaması – kirliliği içinde..
Bu da kuşkusuz “kara propaganda” nın bir bölümü.

En temel soru şu          :

Devletin her türlü olanağı AKP – RTE’nin elinde iken “Fuat AVNİ” denen
sanal kişilik, nasıl oluyor da belirlenemiyor ve “susturularak” bertaraf edil(e)miyor ??
İçerik apaçık AKP – RTE aleyhine olduğuna göre, dolaylı da olsa mağdur yaratarak
AKP – RTE’ye yarar doğurmayacağına göre; geriye kalan olasılık,
yabancı istihbarat örgütlerinin hüneridir..Peki buna sevinecek miyiz?
2 yanı keskin kılıç.. Evet AKP – RTE’yi fena sıkıştırıyor..
Ama sonunda AKP bu ülkede bir siyasal parti, RTE de 12. CB’lığı makamını işgal eden kişi. Yani yabancı istihbarat birimlerinin “oyuncağı” mı Türkiye’nin tepeleri bile??
Ya da bunlara yükledikleri misyonun yerine getirilmesini sağlamanın güvencesi mi?Sonra; yabancı istihbarat birimleri bu yolla neyin pazarlığını yapabilirler??
Türkiye’nin başına musallat ettikleri / edecekleri kurum ve kişilere şantaj ve politikalarını
dikte ettirmek!?

Görülüyor mu, Türkiye ne feci durumlara düştü, düşürüldü?!

Sevgi ve saygı ile.
21 Eylül 2015, Ankara
 
Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Suay Karaman : HADDİNİ BİLDİRMİŞ

Suay Karaman

HADDİNİ BİLDİRMİŞ
İlk Kurşun Gazetesi, 8 Ekim 2012

AKP Genel Başkanı Tayip Erdoğan, partisinin 4. olağan kongresini izlemek isteyen bazı medya kuruluşlarına yasak getirdi. Bu yasağı “onlara haddini bildirmek de bizim cevabımızdır” diyerek gerekçelendirdi. Kendisini ve iktidarını eleştiren medyaya haddini bildirince, dağ gibi biriken tüm sorunlar çözüldü mü?
AKP’nin kongresini konuk olarak izleyenler arasında, Irak’taki emperyalizmin en aktif iş görenlerinin önde gelenlerinden Mesut Barzani’nin olması şaşırtıcı değildi. PKK terör örgütünün üyelerini Türkiye’ye teslim etmesi istendiğinde Barzani’nin yanıtı şöyle olmuştu; “Türkiye’ye bir Kürt kedisi bile vermem.” Suriye’deki Kürtleri eğittiğini açıklayan ve PKK terör örgütüne destek veren Barzani’ye kongrede bulunanlar “Türkiye seninle gurur duyuyor” şeklinde bağırdılar. Kongrenin konuklarından bir başkası kendi ülkesinde idama mahkum edilen Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi idi. Hakkında interpol aracılığıyla arama kararı çıkartılan Tarık Haşimi, AKP Genel Başkanı’nın Davos’taki çıkışını unutmadığını söyledi. Kongrenin bir diğer konuğu ise, AKP Genel Başkanı’na “sen öndersin” diyen CIA tarafından devşirilen Filistin İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) sürgündeki lideri Halid Meşal idi.
Kongreye CHP ve MHP gibi muhalefet partilerinin yöneticilerinin çağrılmaması dikkat çeken bir durumdur. Ayrıca bazı medya kuruluşlarına ‘haddini bildirmek” amacıyla yasak getirilmesi de demokrasi dışı bir tutumdur. Bütün bunların yanında Barzani gibi emperyalizmin maşalarıyla gurur duyanlar, ‘ileri demokrasi’ masallarına inanan, bilinç yoksunu zavallılardır.

PKK terör örgütünü destekleyenlerle gurur duyanlardan, aynı ülkede yaşayan bizler de utanç duymaktayız.

Bazı medya kuruluşlarına haddini bildirmek isteyenler, yıllardır terör can alırken, neden PKK terör örgütüne haddini bildiremedi? Neden has ile başlayıp, haslı bir küfür eden Diyarbakır Anakent Belediye Başkanı’na haddini bildiremedi?
Haslı küfürü sineye çekenler, HAS Parti (Halkın Sesi Partisi) Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un AKP’yi yerden yere vuran eleştirilerine karşı neden haddini bildirmedi? “AKP’nin riyakâr davranan, millete tepeden bakan, saltanat heveslisi bir parti olduğunu, kamplaşmacı ve gerilimli bir siyaset izlediğini” söyleyen Kurtulmuş, AKP’yi Kemal Derviş’in ekonomik programını izleyerek bu politika ile Türkiye’deki herkesi borçlu hale getirmek, fabrikaları kapatmak, çiftçi ve esnafın işlerinin bozulmasına neden olmak, Türkiye’yi işsizlik ve fukaralık sürecine sürüklemekle itham ederek, özelleştirmelere karşı çıkmıştı. Bu ağır eleştirilerin ardından Numan Kurtulmuş iktidar partisine katıldı ve genel başkan yardımcısı yapılarak, ödüllendirildi. Haddini bildireceklerine, kurtulmuş gibi devşirerek susturdular.
Demokrat Parti eski Genel Başkanı Süleyman Soylu, geçmişte hükümet, iktidar partisi ve başbakan için çok ağır sözler kullanırken neden haddini bildirmedi? Şu soylu söylemler, Süleyman Soylu’ya ait: “Başbakan padişah olmak istiyor… Bu hükümete zıkkımın kökünü göstereceğiz… Hükümet yolsuzluk çukurunun içinde… Başbakan rantın babasını getirdi… At üzerinde duramayan ülkeyi de yönetemez…” Bu ağır eleştirilerin ardından Süleyman Soylu da, iktidar partisine katıldı ve genel başkan yardımcısı yapılarak, ödüllendirildi. Haddini bildireceklerine, soylu bir şekilde devşirerek susturdular.
Yangın yerine dönen ülkemiz, iç savaşın tam içindedir ve emperyalist isteklerin ‘sıfır sorun’ politikası sayesinde Suriye ile savaşın tam ortasındadır. İşsizlik, açlık, yoksulluk, yolsuzluk ve sürekli yapılan zamlar alıp başını gitmektedir. Subaylarımız, yurtsever aydınlarımız Silivri’de zulüm altındadır. Kahraman ordumuz, terör örgütü olarak gösterilmektedir. ‘İleri demokrasi’ aldatmacasıyla faşizmin içine çekilen ülkemiz, yıllardır emperyalizmin oyunlarıyla bölünme ve parçalanma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Sivilleşme ile ihanet birbirine karıştırılmıştır. Bu çetin koşullar altında yaşamaya zorlanan halk, siyasi iktidara haddini bildireceği günü büyük bir özlemle beklemektedir.
Siyasal iktidarlar, sona yaklaşıldığını anlayınca hırçınlaşırlar. Bu hırçınlık siyasal iktidarı demokrasi dışı tutum ve davranışlarda bulunmaya zorlar. Bunun sonucunda siyasal iktidar, kendilerine muhalif olanlara haddini bildirmek için ‘ileri demokrasi’ adını verdikleri faşizme sarılırlar.
‘İleri demokrasiye’ sarılanlar kendilerini usta olarak görseler de, deliğe süpürülmekten korkarlar.
Ancak yolun sonuna gelinmiştir ve korkunun faydası yoktur, süpürülecek delik çoktur…