TEK SORUMLU SENSİN!

Dostlar,

Tam 1 yıl önce bu gün web sitemizde yayımladığımız Sn. Rifat Serdaroğlu‘nun
“TEK SORUMLU SENSİN!” başlıklı yazısını ve altındaki bizim katkımızı 1 yıl sonra
1 kez daha bu güncel notu ekleyerek sunmak istiyoruz..

İşte arşivlerin unutmaması ve Tarih bilinci bu olsa gerektir..
İbret almak üzere 1 kez daha özenle okunması dileğimizdir..

Yaklaşık 2,5 – 3 saat sonra Gazi Mustafa Kemal Paşa, Afyon Kocatepe’den Büyük Taarruzu başlatan “ateeeşşşş!” emrini gürleyerek verecek..  Bir ulusun ölüm – kalım savaşı başlayacak.
94 yıl sonra geldiğimiz hazin ve yürek yakan durumumuza bakar mısınz??

AKP – RTE hiç kendine sormaz mı                           ???

– 14 yıl önce Türkiye’yei nereden aldık, nereye sürükledik?
– Ülke neden kan – revan içinde, binlerce insan bizim hatalı politikalarımız yüzünden öldü..
– Komşularla çatışmaya girdik,
– gelir dağılımını iyileştiremedik..
– 3 Y temel (ana) vaadimiz vardı; Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklar… Tam tersini yaptık,
Ülke OHAL altında inliyor.. çelik pençe ile yönetilirken TBMM tatilde!
Bu alaturka hovardalığın dünyada örneği var mı?
– Ha bire kandırılıyoruz (!?)
………

1 Başbakan (?) + 5 Başbakan yardımcısı + 21 Bakan = 27 kişi, kerameti kendinden menkul.
1 de CB “Sultan President Erdogan”… 28 kişi..
1 ağızdaki diş sayısı kadar ama gerçekte “Tek adam“ın Meclissiz, mutlak monarşik,
otoriter – totaliter, demir yumrukla yönetimi..

Yoksa asıl hedef bu muydu ?????
Yollarda beraber yürünen cihat ortaklarının tasfiyesinde mi sıra??
2023’e giden yolların arifesinde kanlı kadifeden parke taşları mı döşeniyor?? 

*****
Birkaç kısa tümce de İngilizce yazalım.. Belki işe yarar!?..
Yıllardır Türkçe yazdıklarımızın bir anlamı – değeri olmadı!

*****
Afterwards, later on, qou vadis Mr. Erdogan ??
Qou vadis Mr. Erdogan ??
Qou vadis Mr. Erdogan ??
Qou vadis….. Mr. Erdoğan<
Are you OK; JDP (AKP) & Mr. Sultan Erdogan ??

Sevgi, saygı ve derin kaygı ile.
26 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Sn. Serdaroğlu’nun yazısının altında geçen yıl koyduğumuz notların da okunması dileğiyle.

====================================

TEK SORUMLU SENSİN!

portresi_gulen

 

Rıfat SERDAROĞLU

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

 

Devlet yönetmeyi oyun mu sandın?

Cehaletinin, işbilmezliğinin, hırsının, kibrinin, doymak bilmeyen açlığının, ailenin şımarıklığının bedelini niçin Türk Milletine ödetiyorsun?

Türkiye’de olan her olumsuzluğun, her kötülüğün kaynağında sen varsın!

Senin, bulunduğun makamdan Anayasa’ya uygun olarak
derhal indirilip, yargılanman gerekir!

Senin kasıtlı olarak uyguladığın yanlış politikaların sonucu bir tane insan ölse, binlerce dünya batıyor!

Sen bu acının, bu büyük günahın farkında mısın?

Yitip giden bu canlar sana bunun hesabını sormayacaklar mı sanıyorsun?

Kalanlar bu dünyada, gidenler ahirette senden davacı olmayacaklar mı sanıyorsun?

Sen kendine kabadayı-delikanlı- mert adam denilmesinden hoşlanırsın
değil mi?

Eğer bu vasıflar sende varsa, istediğin televizyon kanalında şu sorulara cevap vermelisin :

Yeter artık, kaçmaktan, yalanların arkasına sığınmaktan bıkmadın mı?

Çık saraydan dışarı, Türk Milletine önce hesabını ver, sonra başkan mı olacaksın, sultan mı olacaksın, ne olursan ol! Ama bizden uzak ol!

-13 senedir, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve tüm kurumlarını
sen tek başına yönetmiyor musun?

-13 senedir, T.C. Devletinin tüm bürokratik yapısını
sen değiştirmedin mi?

-13 senedir, Cemaat denen illegal yapının elemanlarını,
Devletin en hassas birimlerine sen yerleştirmedin mi?

Zekeriya Öz gibi Savcı müsveddesi tetikçileri sen bulup,
altına zırhlı Mercedes araba, cebine hükümet yetkisi, para verip,
Türk Ordusunun Komuta heyetini sen çökertmedin mi?

-Oslo’dan başlayıp, Habur ve İmralı görüşmelerini sen onaylamadın mı?

-Vesayeti kaldırıyorum diye, Askeri kışlasına Polisi Karakollara
sen kapattırmadın mı?

-Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgemizde, şehir hâkimiyetini,
bilerek ve planlayarak PKK’ya sen bıraktırmadın mı?

-Türk Devletinin istihbarat kuruluşunu, PKK ve IŞİD görüşmecisi seviyesine sen indirtmedin mi?

PKK Narko Terör örgütünün ve El-Kaide türevlerinin,
şehirlerimizi silah deposu haline getirmelerine sen imkân tanımadın mı?

-13 senede, Cumhuriyet tarihinde yapılan borcun ÜÇ katını
sen yapmadın mı?

-Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Ortadoğu bataklığına sen sokmadın mı?

Tüm bunları sen bilerek isteyerek yapacaksın, tüm suçu başkalarının üstüne atacaksın!

“Beni halk seçti” diyerek Anayasal sistemi değiştirdiğini söyleyeceksin!

“Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına aldım” diyeceksin,
sonra en keskin Türk Milliyetçisi kesileceksin!

Büyük Atatürk’ün büstleri yıkılır-yakılırken sesini çıkarmayacaksın,
Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Şeyh Said’in heykelinin dikilmesine
izin vereceksin,

Cumhuriyetin kurucularına “İki Ayyaş” diyeceksin,

sonra sıkışınca Türk Milliyetçisi olduğunu söyleyeceksin ha!

Sen Türk Milletini kör ve sağır mı sanıyorsun?

Sana verilen şansı kötüye kullandın. Kendi sonunu kendin hazırladın!

Başımıza gelen her kötülüğün tek sorumlusu sensin.

Hesap vereceksin hesap…

=============================

Dostlar,

Ne demeli, Sayın Eski Sağlık Bakanı Rifat Serdaroğlu‘nun
eline, koluna, yüreğine, beynine, kalemine sağlık ve de ALKIŞ!

Evet, kaçınılmaz son yaklaşıyor…

Bay RTE, 13 yıldır Başbakan + Cumhurbaşkanı, ondan önce de 1994 – 2002 arası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yaptığı tüm hukuksuzlukların hesabını verecek..
Bunu kendisi de görüyor.. Gemileri yakması ondan..

Salt ulusal yargıda da değil… Uluslararası Ceza Mahkemesinde de yargılanacak Suriye’de iç savaşı kışkırttığı için, MİT tırları ile silah yolladığı için, insanlığa karşı suç – insanlık suçu – savaş suçu işlediği savları ile..
GEZİ’de polis terörü ile öldürülen yurttaşlar,
20 Temmuz’dan bu yana şehit edilen 60’a yakın asker – polis, çok sayıda sivil ve korucu…..

Saymakla biter mi ki??

Sayın Serdaroğlu 13 soru sormuş.. 1 de biz ekleyelim :

Bay RTE’ye Sorumuzdur                :

  • Daha dün sucuk, su, bisküvi… satarken ve ev kiranızı ödeyemezken;
    bugün sekiz milyar Doları bulan servetiniz olduğu söylendi ve kaynağı soruldu.
    Vargücünüzle bağırarak, gırtlağınızı yırtarcasına (suçluların telaşı mıydı sahi??!)
    “İftiradır, ispatlamayan şerefsizdir..” buyurdunuz. İsviçre Hükümetine dünya kamuoyu önünde yetki verebilir misiniz ki; o ülke bankalarında sizin ve 1. derece yakınlarınızın
    ne denli hesabı varsa açıklasınlar??
    Yaaa.. işte böyle.. Deniz Baykal yıllar önce aynen böyle yapmıştı!

Evet Bay RTE, dönülmez akşamın ufkudur ortalığı basan..
Alınan mazlum ahlarıdır, çıkacaktır aheste aheste..
Bu dünyada yasal hesap verilecek, ayrıca İlahi adalet de tecelli edecektir
er ya da geç…

Sevgi ve saygı ile.
26 Ağustos 2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Rifat Serdaroğlu : NESEBİ GAYRİ SAHİH

NESEBİ GAYRİ SAHİH

portresi_gulen

 

Rifat Serdaroğlu

 

 

Nesebi Gayri Sahih; “Yasal olmayan bir birleşme sonucu doğan çocuk ” demektir.
Halk dilinde ise “babası belli olmayan çocuk”, Kasımpaşalı ağzında “Piç” denir.

Bu yazının konusu, nesebi gayri sahih olan kişilerle ilgili değildir.
Bizim ilgilendiğimiz konu, gerçek sahibin adını gizlediği “Evet bu kuruluş benimdir. Bu kuruluşu vergilendirilmiş ticari faaliyetlerim sonucu kazandığım para ile şu kadar TL’ye aldım.” diyemeyen kişi ve kuruluşlardır. Hele bu kuruluşlar, kamuoyunu yanıltabilecek nitelikteki gazete-televizyon-dergi-radyo gibi iletişim araçlarına sahiplerse sahibinin adının saklanması, o ülkenin birinci derecedeki güvenlik sorunu olmalıdır.

Beraberce düşünelim :
Suriye diktatörü Esad (AS: Bu değerlendirmeyi yanlış ve haksız buluyoruz..), Suriye’de devlet müteahhitliği yapan adamlarından 3-5 tane “Para için milletin a.sına koyacak kadar şerefsiz” adam bulsa ve bunlara örneğin Sabah Gazetesini, Sabah Televizyonunu, radyoları, dergileri satın aldırsa neler olur, tahmin edebilir misiniz?

Veya İŞID terör örgütünün başı Ebu Bekir El Bağdadi aynı yolu izleyip, Habertürk Medya Grubunu satın alsa!

Ya da PKK Narko-Terör örgütü, Sabah’ı birilerinin aldığı gibi Doğan Medya Grubuna el koysa!

Devlet için öncelikli konu, para değil, milletinin güvenliği olmalıdır.
Finans kuruluşları da aynı öneme sahiptir. Dünya üzerinde “Çok para veriyor” diye, bankalarını uluslararası bir suç örgütüne veya “Kiliseler Birliği” gibi sizi yıkmaya yemin etmiş bir örgüte satacak kadar salak yöneticilere sahip bir devlet olabilir mi?

Eğer T.C. Devleti, gerçek yöneticilerin elinde olmaz da, demokratik rejim düşmanı siyasetçilerin eline geçerse, devletin MİT-Genelkurmay-Emniyet-Maliye bürokratları da bu ihanete çanak tutarlarsa, devletin batışı kaçınılmaz olur.
Yalnız bu bürokratların unutmamaları gereken şey, ihanette zamanaşımı olmadığıdır! Bir gün mutlaka bu bürokratlar hesaba çekileceklerdir…

Düşünmeye beraberce devam edelim :
Bir T.C. Vatandaşı veya bu ülkenin herhangi bir şirketi, sahip olduğu bir ekonomik varlığa adını vermekten, o varlığın kendisinin olduğunu açıklamaktan niçin çekinir?
Bunun tek yanıtı; O kişinin-ailenin veya şirketin o malı sahiplenmesinde yolsuzluk, kanunsuzluk, haram ve kara para olmasıdır.
Gizleyecek bir işi olmayan kişi niçin saklansın ki?

Zaman Gazetesinin künyesinde, sırayla bir sürü adamın ismi yazıldı. Hâlbuki Zaman Gazetesinin gerçek sahibinin Fethullah Gülen olduğunu herkes biliyordu. Niçin sahibi olduğu gazetenin künyesine adını yazdıramadı?

Peki, Sabah Medya Grubu kimin?

  • Binali Yıldırım, Devletle iş yapan müteahhitlere baskı kurup, onlardan 630 MİLYON DOLAR toplamadı mı? Tabii ki topladı.

100 MİLYON DOLAR avanta veren bir müteahhit, “Dün gece hiç uyuyamadım, çocuklarımın yüzüne nasıl bakacağım..” diye konuşmuştu!
Bu haram parayla Sabah Medya grubunu Başbakan Binali kendisine mi aldı?
Erdoğan ailesi mensuplarının o grubun yönetim kadrolarında ne işleri var?
2008-2016 yılı 22 Şubat tarihleri arasındaki Ticaret Sicil Gazetelerini araştırdım. Gerek Çalık grubunun gerekse Zirve Holding kayıtlarının tamamında Erdoğan’ın damadı veya kardeşinin adları var. Buradan çıkarılacak sonuç şudur;

Demek ki Sabah Grubunun gerçek sahibi Erdoğan Ailesidir

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı-Başbakanı-Bakanı-avantacı müteahhitleri bir araya gelmişler ve oluşturdukları “Haram Havuzuyla” Erdoğan Ailesini, Medya patronu yapmışlardır.
Devletten maaş alan ve öncelikli görevleri Türk Milletinin çıkarlarını korumak olan üst düzey bürokratları da susmakla, bu ortaklığın içine balıklama atlamışlardır…

Bir de bu kanunsuz yöntemlere üzerine çökülen, hak sahiplerinin elinden kayyım kurumunu kullanıp alınan medya gruplarında köşe yazısı yazanlar yok mu, ben işte bunlara çok acıyorum.
Bu gazeteci müsveddelerinin, bizler gibi vatanseverlere çamur atmaları neye benziyor biliyor musunuz? Bedenlerini gönüllü olarak para karşılığı satıp başkalarına namus taslayanlara, fikir orospuluğunu meslek edinmişlerin bizlere sapık fikirler dayatmalarına, hırsızlığı babadan oğula sürdürenlerin bize dürüstlük taslamalarına benziyor…

İşte gerçek nesebi gayri sahih diye bunlara denir. Çünkü bu yalaka takımının anaları avro, babaları da dolardır.
Siz daha fazla para verirseniz, sizin köpeğiniz olurlar…

Sağlık ve başarı dileklerimle
04 Haziran 2016

=======================================

Ne diyelim,

Dostlar,

Sn. Serdaroğlu üstadımızın “üstad” yazısını yorumsuz paylaşıyoruz…

Sevgi ve saygı ile.
04 Haziran 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Rıfat SERDAROĞLU : KİRALIK KAFANIN BEDELİ KÖLELİKTİR

KİRALIK KAFANIN BEDELİ KÖLELİKTİR

portresi_gulen

 

Rıfat SERDAROĞLU

Geldiğimiz noktaya bakar mısınız?
Binlerce yıllık devlet tecrübesi olan Türkiye Cumhuriyetinin kaderi 2 kişinin
eline kaldı!
Birisi; (AS: Bay RTE!)

*Cehalet, bilgi-görgü eksikliği ve aile ortamından kaynaklanan açgözlülük ile boğazına kadar şaibeye batmış, yalnızca kendini kurtarma derdinde!
-Devlet, elinde silah olan ve insan öldürmeye devam eden bir
Narko-Terör örgütüyle (AS : PKK) müzakere etmez.
-Devlet, Cemaat-Tarikat gibi illegal ve gizli örgütlerle birlikte yönetilmez.
-Bulunduğumuz coğrafyada Güçlü – Milli Ordusu olmayan milletler yaşayamaz.
-İletişim araçlarının bu kadar geliştiği çağımızda, hiçbir baskıcı-yasakçı rejim
ve tek adam yönetimi ayakta kalamaz
.
-Küreselleşen dünyada, dünya ve ülke ekonomik gerçeklerini keyfinize göre değiştiremezsiniz. Değiştirir ve başarısız olursanız, kendi insanlarınızı fakirleştirirsiniz. (AS: Türk insanı AKP ile yıllardır yoksullaştırılmakta!) 
Devlet yönetmenin değişmez bu gerçeklerini bilmeyen “Birisi”;
Narko-Terör örgütünü devletin muhatabı yaptı.
“Çözüm süreci” diye, terör örgütünün silahlanmasına, şehirlerimizi ve
devlet yollarını ele geçirmesine, her tarafın “bomba ve mühimmat deposu” haline getirilmesine izin verdi. Devletin en hassas birimlerine Cemaat militanlarını
bizzat kendisi yerleştirdi. Bakanlıkları Tarikatlar arasında pay etti. Milli Ordumuza kumpas kurulmasına ve yıpratılmasına yol verdi. Özerk kuruluşlarımıza müdahale ederek, ülke ekonomisinin dengelerini bozdu. 

Diğeri; (AS: Apo!)

Emperyalist Devletlerin yüz yıllar evvelki “Kürt Kartının” ve “Yeni Sevr’in” gönüllü oyuncusu oldu. Sakat (AS: Engelli) bıraktıklarıyla birlikte 54 binden çok 
insanımızın yaşamını çaldı. Yıktırdı-yaktırdı- öldürttü. Milyarlarca dolarımızın
heba olmasına yol açtı.

Örgütünün (AS : PKK)
– üçte birini Ermeni çetelerinden,
– üçte birini İranlı Kürtlerden ve
– diğerini de kandırıp dağa çıkardıkları Kürt çocuklardan oluşturdu.

İlk yakalandığında; “Ben Kürt değilim, benim anam Türk’tür.
Ben Devletin hizmetindeyim.”
diyen kokain bağımlısı bu sapık,
yukarıdaki “Birisi” sayesinde hala can aldırmaya devam ediyor…

Değerli Okurlar;

İleride çok ilginç olaylara tanık olacaksınız!
Çünkü Birisi” ve “Diğeri” her konuda daha önceden zaten anlaşmışlardı!
7 Haziran’da yapılan Genel Seçimler bu ikilinin istediği gibi sonuçlanmayınca, Fidan (AS: MİT Müsteşarı Hakan Fidan!) eliyle anlaşma yenilendi.

Kaba hatlarıyla plan şu                            ;

“Diğeri” kan akıtmaya, can almaya, yıkmaya-yakmaya devam edecek.
“Birisi” kahraman edasıyla terörle mücadele ediyor gibi görünecek!

Bu arada, yüzlerce genç yaşamlarını yitirecekmiş, ekonomi çökme noktasına gelecekmiş, kimin umurunda!

1 Kasım’dan 15-20 gün önce, “Birisi” barış çağrısı yapacak,
Diğeri” ateşkes sağlayacak ve yeni çözüm süreci başlayacak!
Birisi akan kanı durduran kahraman olarak seçimden tek başına iktidar olarak çıkacak ve “BAŞKAN” olacak.
Diğeri” ise, hastalık bahanesiyle önce ev hapsine,
sonra da dışarı çıkarılacak…
8

Veleddalin Âmin!

Ayı, arkadaşlarına “Bu sene dağda armut çok bol olacak..” demiş!
Arkadaşlarından biri; “Nereden biliyorsun?” diye sorunca,
Canım öyle istiyor.” demiş.
Birisi” ile “Diğerinin hesabı da aynen ayının hesabı gibi!
Türk Milletinin o eşsiz sağduyusunu, devletine-tarihine-geleceğine,
yeri geldiğinde nasıl sahip çıktığını bu iki sepet bilmiyorlar.

Türk Milleti, bu çirkef oyunu mutlaka kafalarına geçirecektir.
Göreceksiniz!

==================================

Dostlar,

Önceki Sağlık Bakanlarımızdan yürekli ve birikimli yazar Sayın Rifat SERDAROĞLU, yazdıkça açılıyor gördüğünüz gibi..

İlerleyen yaşı ile emeklilik yaşamının tadını çıkaracak iken yaşadığı şu gerilime ve acıya bakınız.. Biz de sözde tatildeyiz ama ne emperyalizm tatile çıkıyor ne de içerideki iğrenç maşaları! Dolayısıyla gecenin 02:38’inde, Ağustos böceklerinin derin sessizliği içinde “peeeeeeeek çok” insanımız “deriiiiiin” uykularda iken biz klavye başında nöbetteyiz…

Büyük Atatürk;

Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yok temek isteyen kapitalizme karşı savaşımı MESLEK edinmesi gereken zavallı bir halk olmanın gerektirdiği yapılanmayı hedeflemeliyiz.” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Derken, “meslek edinmeliyiz” kritik vurgusuyla yüksek zekasını bir kez daha
ortaya koyuyor :

“Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yok temek isteyen kapitalizm..” ile savaşım (mücadele) öyle boş zamanlarda, hafta sonlarında ya da tatillerde işten arta kalan zamanlarda verilebilecek bir savaşım mıdır?! Yoksa, bu 2 lanetli – kadim düşmanla sürgit savaşımı “2. bir meslek edinerek” “sürekli”, güncel ölçü ile “7/24” mü sürdürmek gerekir?O, Yüce ATATÜRK;

  • “.. Ben, günü geldiğinde, en büyük armağanım olmak üzere Türk ulusuna canımı vereceğim..” kararlılığı içinde yaşamadı mı? Onca yoğun yaşam ile ömrünü “hızla”
    bizim için tüketmedi mi? 57 yaş ölünecek yaş mıydı? Dediğini tam da yapmadı mı??

*****

Atalar boşuna mı uyarmıştı : “Su uyur; düşman uyumaz!” diye?

Artık uyanmanın zamanıdır..
Nazım Hikmet‘in de güzelim çağrısında çook ustaca yaptığı gibi :

Kuvayı Milliye şehitleri, mezardan çıkmanın vaktidir!

Toplumu kim uyandıracak?

Biz de Sayı Serdaroğlu gibi iyimseriz…

Türk Milleti, bu çirkef oyunu mutlaka kafalarına geçirecektir…

Sevgi ve saygı ile.
23 Ağustos 2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Rıfat Serdaroğlu: TORUN TORBA BİR ARADA


Dostlar
,

Yurtsever ve yürekli insanımız Sn. Rifat Serdaroğlu‘nun aşağıdaki yazısı bize,
Yüce ATATÜRK‘ün çok önemli bir uyarısını anımsattı.
Bu sözü sitemizin girişinde (manşetinde) tutuyoruz sürekli :

  • “Efendiler, sırası gelmişken, aziz Milletime şunu tavsiye ederim ki;
    başının üzerine çıkaracağı adamların kanındaki öz cevheri
    çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an bile geri kalmasın.”

Bir de aşağıdaki uyarıyı..

ATA_ic_cephenin_suskunlugu

 

 

 

Dileriz, Ulusumuz çok geç kalmadan her 2 kulvarda da “gereğini” yapsın..

Sevgi ve saygı ile.
26 Kasım 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

===============================================

 

TORUN TORBA BİR ARADA

portresi

Rıfat Serdaroğlu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 1-2-3-4. maddeleri ve Devrim Yasalarının korunmasını emreden 174. maddesi yürürlükte iken, T.C. Başbakanlık koltuğuna oturtulan kişi nasıl böylesine ihanete varacak davranışlarda bulunabilir?

Sorumlu bir yönetici, nasıl olur da ülkesinin birliğini bozacak,
ülkeyi bir iç savaşa sürükleyecek politikalar uygular?

Adamın işi-görevi buysa, dedesinden babasından bunu öğrendiyse bal gibi yapar.
Daha beterini de yapar!

Bugün şu Dede – Torun ilişkilerine birlikte bakalım;

-Adamın dedesi, Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda, Cumhuriyet Devrimlerine karşı çıktıysa, Potamya’da askere gitmemek, devlete vergi vermemek için isyan edip
yakıp yıktıysa, TORUN da aynı işi yapmayı sürdürür.

O torun, Avrupa’da gariban Müslümanlardan toplanan sadaka paralarıyla
siyaset yaparsa, üstelik gerçeği bilmeyen – toplumun problemleriyle ilgilenmeyen – okumayan- öğrenmeyen kişiler tarafından ülkenin tepe noktalarına getirilirse,
ihanetin katmerlisini yapar!

Niçin şaşırıyorsunuz ki?

– Adamın dedesi, Cumhuriyetin fidan gibi bir asteğmeni KUBİLAY’ı kör bıçakla ensesinden kestiyse ve o adam dedesinin yolundan yürüyorsa, ihanetin daniskasını yapar.

Başka bir hainin torununu da, T.C. Başbakanlık binasındaki makamında
davul-zurna ile ağırlar!

Niçin şaşırıyorsunuz ki?

-Adamın dedesi ve dedesinin babası Hazar Yahudileriyle beraber Kafkaslarda Müslüman -Türk katliamı yaptıysa ve sen de bu kuşağın torununu ülkenin tepe noktalarından birine oturttuysan, adam Türkiye’yi bölmek isteyen Ermeni çetelerinin adamını kendisine danışman yapar.

Cumhuriyete-Laiklik ilkesine- Demokrasiye- çağdaşlığa düşman olup, kendi Şeyhliğini ve gücünü korumak için binlerce zavallıyı silahlandırıp, devlete isyan ettiren ve
binlerce cana kıymış eşkıyanın torunlarının ayaklarına gider.

Niçin şaşırıyorsunuz ki?

İhanetin nedeni olmaz, hainin sütünde vardır ihanet!
Ama her ihanetin mutlaka bir bedeli olur!

Bu hainler için;

Cumhuriyet Dönemi, zulüm dönemidir!
Cumhuriyeti kuran Atatürk ve arkadaşları, işkenceci – asimilasyoncu – inkârcı
ve din düşmanıdırlar!

Bu hainler için;

Muaviye yanlıları Yezid taraftarları!

Öcalan ve Kandildeki çıyanlar!

İngiliz Ajanı-Feodal Derebeyi-Şeyh Bozuntusu Çete Reisi Şeyh Said!

Amerika’nın maaşlı memuru diktatör – binlerce Türk Askerinin katili Barzani!

İngiliz Ajanı Yunanistan elemanı İskilipli Atıf Hoca!

Damat Ferit-Bedirhanlar Özallar-Topbaşlar-Kalyoncular-Halid-i Bağdadi-
Seyit Taha-Berzenciler- Reza Zarraf gibiler, makbul adamlardır…

Ne demiş atalarımız; Hoca hocayı tekkede, it iti dakkada bulur!

Bu kafadaki adamlardan Demokrasi-Hukuk Devleti-Dürüstlük bekleyen insanlara
çok şaşırıyorum.

Bunlar demokrasimizin, Türklüğün, Türk Vatanının, Türk Milletinin sırtına yapışmış sülüklerdir.

Bunlara “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazan levhalar batar, derhal indirtirler!
Fakat PKK ve Kürdistan paçavralarının asılmasına ses çıkarmazlar!

Geçmişte yaşanan acı olayları çarpıtırlar ve Türk Devletine-Cumhuriyetin Kurucularına hakaret ederler. Ama 54 bin insanımızın yaşamını söndüren yılan çetesi ile görüşürler!

Türk Ordusunun Genel Kurmay Başkanını “Terör Örgütü Lideri” diye zindana atarlar, PKK Narko-Terör örgütünün lideri ile kucak kucağa olurlar.

Türk Milleti ayağa kalkmadığı, kendi haklarına, kendi demokrasisine sahip çıkmadığı takdirde bu ihanet düzeni Türkiye parçalanıncaya kadar devam eder.

Herkes demokratik yollarla hakkını-hukukunu korumayı, direnmeyi, demokratik tepkisini kullanmayı öğrendiğinde bu şarlatanlar layık oldukları Ortaçağa kaçacaklardır.

Tekrar tekrar söylüyorum: Çare var, çaresiz değilsiniz.
Çare sizsiniz…

Rıfat Serdaroğlu: GÜLTAN KIŞANAK DENEN KADIN

(fotoğrafı biz ekledik – AS)

GÜLTAN KIŞANAK DENEN KADIN

portresi3

 

 

Rıfat Serdaroğlu

 

 

İçinin karası yüzüne vurmuş, PKK sözcüsü, örgütün Belediye Başkanı yaptığı
zavallı kadın!

Kendisini doğuran anasının rahmine bıçak sokan hayırsız evlat gibi,
kendisini var eden vatanını bölmeye çalışan Kürtçü-Bölücü kart bir militan.

Hayatını hep yıkmaya-bölmeye-yakmaya adamış, ömründe bu cennet vatan için
tek çivi çakmamış, hayırlı bir iş yapmamış, sürekli olarak Türk Milletinin sırtından geçinen asalaklar gibi yaşayan biri.

İşi gücü tahrik etmek, olay çıkarmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamak için çalışan zararlı yaratık.

Görüntülerini iğrenerek seyrediyorum.
Genç, pırıl-pırıl bir Türk Subayına ağzından tükürükler saçarak bağırıyor;

  • “Senin devletin bana söz verdi, çekil önümden!”

Görevli Subay, gayet vakur bir şekilde aynen şunu diyor :

  • “Burası benim devletimin toprağıysa, lütfen terk edin burasını.
    Ben emir aldım ve aldığım emri uygularım.
    Derhal terk edin burasını…”

Türkiye’de Milli hassasiyetleri olan bir hükümet olsa, oturduğu koltuğun hakkını veren bir Genelkurmay Başkanı olsa, bu kamu zararlısı, bir Türk Subayına böyle edepsizce bağırabilir miydi?

Soruyu başka türlü soralım;

Gültan Kışanak denen zararlı, acaba diktatör Barzani’nin peşmergelerinden
rütbesiz birine böyle bağırabilir miydi?

Bağırmaya kalksa, ömrünün sonuna kadar rahat-rahat oturabilir miydi?
İnanın o Peşmerge O’nu kazığa oturturdu!

Birkaç soru da “Açılım Sürecinin” mimarı ve baş savunucusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a soralım;

Türkiye Cumhuriyeti Devletine “Benim Devletim” diyemeyen bu soysuzlarla mı
açılım yapacaksın?

Türk Vatanında, Türk Ordusunu “İşgalci” olarak gören,
bu vatanın evlatlarına nefretle bakanlarla mı açılım yapacaksın?

Türk Askerinin-Türk Polisinin-bebe-dede-kadın-erkek demeden Türk insanını kahpece öldüren ve bugüne kadar asla “pişman olduk” demeyen bu hainlerle mi açılacaksın?

Görev yapan Türk Askerine taşla saldıran bu sapıklarla mı açılım yapacaksın?
Türk Bayrağını PKK marşı eşliğinde yakanlarla mı çözüm üreteceksin?
T.C. Anayasa’sını paspas yapanlarla mı açılım sürecini sürdüreceksin?
Ülkenin okullarını acımadan yakan itlerle mi açılım yapacaksın?

Eyy Cumhurbaşkanı;

Tüm bunların sorumlusu sensin.
Sen ve senin saçma-sapan politikaların!
Artık şunu anlamak zorundasın :
Kürtçü-Bölücülerin yaptıkları Türk Milletini çok yordu.
Sabır taşı çatlamak üzere.
Çağlayan olup, sel gibi taşmak üzereyiz.
İyi bilesiniz ki, Türk Milleti çağlarsa, önündeki tüm kütükleri süpürecektir.
Yetti artık, yetti!

Eyy Kürt Kökenli İşadamları!

Türkiye’nin en zengin kişilerisiniz.
Kiminiz ülkemizin güzide spor kulüplerinin başkanısınız, kiminiz gazete-televizyon sahibi, kiminizin onlarca fabrikası var.
Türk Devletinin ve Türk Milletinin imkânlarıyla bu servetleri kazandınız.
Sizler de bölünmeden yana mısınız?
Öyleyse söyleyin!
Bölünmeden yana değilseniz, reklam verdiğiniz televizyon-gazetelere çıkın,
PKK Narko-Terör Örgütüne iki laf söyleyin.
Susmaya devam ederseniz, önümüzdeki günlerde çıkacak kargaşa ortamının sorumluları arasında sayılacaksınız.
Konuşun efendiler, içinizde ne varsa konuşun.
Susarak PKK’ya destek veriyorsunuz.

Eyy Sİ EN EN Televizyonu Yetkilileri;

Sizin kadar sinsi bir şekilde Bölücü-Kürtçü propagandası yapan yok.
Bu konuda elinize kimse su dökemez.
Süsleyip-püsleyip televizyona çıkardığınız, kız kuruları ile Kürtçü-Bölücü propagandaya ne denli hizmet ettiğinizin farkında mısınız?
İnanın her konuşmanız, her programınız vatanseverler tarafından kayıt edilmektedir.
Eğer bir gün iş başa düşerse, Türk Milleti sizden tüm bunların hesabını
tek-tek soracaktır…

Aziz Türk Milleti;

Bugün başımıza bela olan içteki ve dıştaki bölücülerin ağa babalarını, dünyanın en büyük emperyalistlerini sen yokluk içinde iken, kurtuluş savaşında perişan etmedin mi?
Bu sapısilikler mi seni bölecek?
Sadece silkinmen ve ayağa kalkman yeter.
Başını dik tut ve kendi evlâtlarına sahip çık…

=============================================

Dostlar,

Ne denebilir ki bu tabloya..
Bu acı olaya (23.9.14) biz de sitemizde bir yazımızda değinmiştik :

Halkımızı – Ulusumuzu etnik kökenine – inançlarına göre ayrıştırarak

birbirine düşmanlaştırmak ve iç  çatışmaya sürüklemek apaçık VATAN HAİNLİĞİDİR!

Halkımız bu sinsi amacı güden kişi – kurum ve devletleri bilmektedir.
Bu oyunları boşa çıkaracaktır..

AKP iktidarı Ülke ve Ulus’tan yana ise gerçekten,
Diyarbakır Belediye Başkanı Gültan Kışanak hakkında yasal işlem başlatmalıdır..

Gültan hanıma bir kez daha en derin teessüflerimizi bildiriyoruz..
Kamuoyu önünde özür dilemeli ve bu tür kışkrtıcılıklara son vererek
bütünleştirici davranmalıdır.

Sevgi ve saygı ile.
27.9.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net