Sağlık Bakanlığı askerlerin zehirlenme nedenini açıkladı

Sağlık Bakanlığı askerlerin zehirlenme nedenini açıkladı

MANİSA 1’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı’nda geçen cumartesi günü hastaneye kaldırılan 731 askerin yemekten zehirlendiği kesinleşti. Savcılığın başlattığı soruşturmada gözaltına alınanlardan dün adliyeye sevk edilen 25 kişiden 6’sı tutuklanırken, bugün adliyeye sevk edilen 23 kişiden 6 asker serbest bırakıldı.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Manisa 1’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası’ndaki askerlerin zehirlenmesiyle ilgili ön incelemenin tamamlandığı belirtildi. Açıklamada

  • … klinik bulgular, hastalardan alınan örnekler ve epidemiyolojik analiz sonuçlarına göre olayın besin zehirlenmesi olduğu kaydedildi.

SAVCILIK SORUŞTURMASI SÜRÜYOR
Manisa 1’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası’nda, geçen 17 Haziran’da akşam yemeğinden sonra 731 asker rahatsızlandı. Hastanelere kaldırılan askerlerin tamamı tedavilerinin ardından taburcu edildi. Olayla ilgili başlatılan soruşturmada ilk olarak 17 Haziran’da yemek şirketinin Manisa’daki yönetici ve çalışanı 19 kişi gözaltına alındı. Sonraki günlerdeki gözaltılar ile birlikte toplam sayı 48’e yükseldi. Dün adliyeye sevk edilen ilk 25 kişilik gruptan şirketin Genel Müdürü A.T. ile Manisa sorumlusu V.A.G.’nin de aralarında bulunduğu 6 kişi tutuklandı. 16’sı savcılık tarafından, 3’ü de sulh ceza hakimliği tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

ASKERLERİN TAMAMI SERBET
Soruşturma kapsamında gözaltında bulunan yemeklerin kontrolünden sorumlu subay ve astsubaylar S.Ç., S.Z., O.K.Y., A.Ö., H.Ş. ve A.A. ile yemek şirketinin satın almadan sorumlu müdürü M.A. ile diğer çalışanlar Y.H., C.E., A.Y., E.E., İ.Ü., F.E., S.S., Z.S., F.T., Y.K., H.G., H.Y., M.D., D.Y., K.Ö., S.T. emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen 23 kişilik ikinci grupta yer alan askerlerin tamamı, savcılıkta ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Diğer şüphelilerin adliyedeki işlemleri ise sürüyor.

BAŞSAVCIDAN ÖN RAPOR AÇIKLAMASI

Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek, 1’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı’nda askerlerin zehirlenmesiyle ilgili açıklama yaptı. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ‘Gıda zehirlenmesi ön raporuna’ ilişkin telefonda değerlendirme yapan Başsavcısı Şimşek, “Tahlilleri biz istemiştik. Açıklanan rapor bir ön rapordur. Ayrıntısı çıktıktan sonra bize gelecek. Biz zaten, bugüne kadar gıda zehirlenmesi üzerine soruşturmamızı sürdürüyorduk. Rapor geldiğinde, dosyasına koyup, mahkemeye sunacağız.” dedi.
==========================================
Dostlar,

Manisa’daki asker zehirlenmeleri 4. kez yaşanıyor. Açıkçası GIDA HİJYENİ önlemlerine uyulmamasının ve bunun denetlenmemesinin sonucudur. Askerin beslenmesini bile ehil olmayan yandaş ve kâra tapan firmalara ve onların taşeronlarına (ne de koyu müslümanlık taslarlar üstelik!) bırakırsanız olacağı budur.

Tablodan siyasal iktidar doğrudan sorumludur.

Teessüf ediyoruz.. Yazıklar olsun.. Çok üzüntülüyüz, Dünyadan utanıyoruz. Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı neden susar? Yargı mutlaka sorumluları hızla ortaya çıkarmalı ve hak ettikleri en ağır yaptırımı uygulamalıdır.

  • OHAL kalkanıyla darmadağın edilen TSK bütünlüğü sistemine mutlaka ve
    hızla geri dönülmelidir
    .

M. Savunma Bakanı, depremlerle – zehirlenmeler arasında bağ kurma safsatasına son vermelidir.. diye yazmıştık. Mızrak çuvala sığmadı ve Sağlık Bakanlığı 22.6.17’de GIDA ZEHİRLENMESİ bilimsel raporunu geciktirerek de olsa kabul ve açıklamak zorunda kaldı : SALMONELLA bakterisine bağlı enfeksiyon – toksikasyon.. Yalın BESİN ZEHİRLENMESİ!

Önceki kapsamlı irdelememizi okumak için lütfen tıklayınız :
Manisa’daki Askerler Neden Zehirleniyor? 

Sevgi ve saygı ile. 22 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Açlık Grevini Sonlandırmak İçin Tutuklama Yapılabilir mi?

Açlık Grevini Sonlandırmak İçin Tutuklama Yapılabilir mi?

Açlık Grevini Sonlandırmak İçin Tutuklama Yapılabilir mi?

Tabii böyle bir tutuklama sadece kağıt üzerinde geçerli olacaktır. Çünkü bu gerekçeyle tutuklama yapılamaz. Böyle bir nedenle tutuklama yapılmasına dair yasalarda bir hüküm yok.

AİHS’in 18. maddesi uyarınca Sözleşme hükümleri ile izin verilen kısıtlamalar öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz.

Bu nedenle, zorla besleme yapmak amacıyla tutuklama yapmak da mümkün değildir. Bu nedenle karara bu nedenle tutukluyoruz demeyecekler, başka bir gerekçe yazacaklar ama bu durumun daha sonra saptanmasına mani değil. Yani gerçek amacın farklılığı daha sonrasında da saptanabilir.

Zorla besleme konusunda da sınırsız bir yetki yok. 82. madde de “hayatî tehlikeye girme veya bilinç bozukluğunun hekim tarafından belirlenmesi” koşulu getiriyor. Ama nihayetinde böyle bir doktor raporunun kolayca temin edilebileceğini tahmin etmek güç değil. Ancak bu yapılırsa, bu da Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlaline neden olabilir. AİHM, zorla beslemeyi kategorik olarak reddetmiyor. Ama bunun koşulları var. Tabii bugüne kadarki vakalarda hep hapiste olan kişinin açlık grevi tartışılıyordu, ilk defa açlık grevini sonlandırmak için bir tutuklama vakasıyla karşı karşıyayız, bu temel ilkeleri etkiler mi onu kestirmek güç.
(http://mulkiyehaber.net/aclik-grevini-sonlandirmak-icin-tutuklama-yapilabilir-mi/, 23.5.17)
==========================
Yazıklar olsun AKP iktidarına…

Sevgi ve saygı ile. 20 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

PETKİM işçileri direnişte: Fabrikaya TOMA geldi

PETKİM işçileri direnişte:
Fabrikaya TOMA geldi

PETKİM işçileri direnişte: Fabrikaya TOMA geldi
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Tıkanan TİS sürecinde bugün için fabrika önüne çağrıda bulunan Petrol-İş Sendikası Aliağa Şubesi ile PETKİM yönetimi arasında gerginlik yaşandı.

Emine UYAR, Eren SARAN – İzmir

PETKİM patronunun sözleşme görüşmelerindeki dayatmacı tutumuna işçilerin tepkisi sert oldu. İşçiler süresiz eylem kararı alırken, patronun bu karara yanıtı daha önce uygulanmayan işe girişte kart basma zorunluluğu getirmek oldu. Daha önce güvenliğe kartlarını göstererek arabalarıyla işyerine giren işçiler, bunun üzerine, arabalarını işyeri girişine çekerek işyerine tüm araçların giriş çıkışını engelledi. Burada konuşan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay, “Sözleşme sonuçlanana kadar hepimiz buradayız. Ne kadar uzun sürerse sürsün bayramda bile ailelerimizle, çocuklarımızla burada oluruz” uyarısında bulundu.

Sözleşme görüşmelerinin tıkanması üzerine süresiz eylem kararı alan Petrol-İş Sendikası’na üye PETKİM işçileri, işyeri önünde eylem yapmak üzere sabah araçlarıyla işyerine geldi. İşçiler her zamanki gibi kartlarını güvenliğe gösterip içeriye girmek istedi. Patron ise, giriş kapısında kart basma zorunluluğu dayattı. Bunun üzerine sendika fabrikaya gelen hiçbir aracı içeri almama kararı aldı. İşçiler kapıları tutarak gelen araçları geri çevirdi.
Bugüne kadar tanık olmadıkları bir uygulamayla karşılaştıklarını belirten Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay, yapılanların kendilerini daha gerdiğini dile getirdi. Oktay, “Bizi çok iyi motive ettiler. Hafta sonu yaptığım açıklamalarda da söyledim artık bu saatten sonra bu şirkette yaşanacaklardan biz sorumlu değiliz. Bizler toplu sözleşme döneminde insan onuruna yaraşır bir ücret, insanca çalışma ortamı ve iş barışı istiyoruz.  Bizlere bunu çok gördükleri için buradayız” diye konuştu.

ASLA KABUL ETMİYORUZ

Genel ücret zammının artırılmasını, aynı işi yapan işçiler arasındaki ücret farkının kaldırılmasını istediklerini vurgulayan Oktay, “Verdikleri teklif, genel ücret zammı için enflasyon oranı, ücret farkının giderilmesi için de 2+2 artışları birinci yıl 3 olsun, ikinci yıl 2 olsun. Bu yaptıkları teklif bile bizim burada olmamıza yeterlidir. Bu teklifi asla kabul etmiyoruz” dedi. Gerekirse bayramı PETKİM’de geçireceklerini ifade eden Oktay, “Sözleşme ne kadar uzun sürerse sürsün bayramda bile ailelerimizle, çocuklarımızla burada oluruz. Bizim taleplerimize cevap verebilecek bir noktaya gelmedikleri sürece biz bu toplu sözleşmeye imza atmıyoruz. Sözleşme sonuçlanana kadar hepimiz buradayız. Bize üç dört gün eylem yapıp bayramda dağılırlar diye bakıyor olabilirler. Biz ailelerimize de söyledik. Bayramı da burada geçirmeye karar verdik. Eğer iş barışı istiyorlarsa, bizim taleplerimize karşılık vermeye niyetlilerse o masaya oturacağız” dedi.

PETKİM PATRONU TİS’İ İHLAL ETTİ

Aynı patrona ait Star Rafinerisi’nden PETKİM’e devredilen işçilere, aynı nitelikteki PETKİM işçilerinden daha yüksek ücret verildiğini, işçiler arasındaki ücret farkı sorunun daha da büyüten bu uygulamanın toplu sözleşmenin de ihlali olduğunu belirten Oktay, “Bize yasalardan, haktan hukuktan bahsediyorlar. Hafta sonu gönderdikleri mail ile aba altından sopa gösteriyorlar. Bizim anayasamız toplus özleşmemizdir. TİS 41. maddesinin e bendinde der ki ‘İşe yeni alınan personelin ücretini işveren belirler. Ancak aynı nitelikteki kıdemli işçinin ücretini geçemez.’ Bu anlaşmanın altına siz de imza attınız biz de imza attık” dedi.

Patronun üretilen ürünlerin bulunduğu ambarları boşalttığını aktaran Oktay, “Yani bizim ürettiğimiz malı bizden kaçırıyorlar. İstedikleri kadar bizden kaçırsınlar. Şu an depolarda bulunan malın ne kadarının satıldığını takip ediyoruz. Bizim ürettiğimiz malı bizden kaçırarak bir yere varamazlar. Bunlar basit hesaplardır” dedi.

POLİS PETKİM’E TOMA’LARLA GELDİ

İşçilerin araçlarını işyeri önüne park etmesi nedeniyle, PETKİM’in önü araçlarla dolarken, İlçe Emniyet Müdürü sendikacılarla yaptığı görüşmede, araçların güvenliği bozduğunu ileri sürerek çekilmesini istedi. Sendikacılar ise, sorunu patronun çıkardığını, bu kadar aracı koyabilecekleri bir yer olmadığını belirtti. İşçiler patronun tutumunu alkış, slogan ve düdüklerle protesto etti.

Fabrika bahçesine TOMA ve çevik kuvvet yerleştiren polis, park edilen araçların fabrika giriş yolunu kapattığı gerekçesi ile işçilerden, yeniden araçlarını çekmesini istedi. İşçiler de “Siz önce TOMA’ları çekin” dedi. Trafik polisleri ile işçiler arasında tartışmalar yaşandı. İşçiler polise tepki gösterdi, “Ceza kesmeniz gerekirse kesin, siz niye müdahale ediyorsunuz?” dedi.

Tartışmaların ardından TOMA’ların ve işçilerin araçlarının aynı anda çekilmesi kararı alındı. Sendika yöneticileri, işçilere “Araçlarınızın başına gidin, çekiyoruz” dedi. İşçilerin araçları çekebilmesi için fabrika kapısının bir yanından girip diğer tarafında çıkması gerekiyordu. Birkaç araç bariyerden geçmeye başlayınca fabrikanın genel müdürlüğünden bir yönetici buna engel oldu. İşçiler ve sendika temsilcileri ile yönetici arasında sert tartışmalar yaşandı. Bunun üzerine işçiler araçlarını çekmeyi bıraktı. Fabrikanın önündeki yol kısmen açılırken, TOMA’lar da fabrika içinde park etti.

İşçiler fabrikaya polis çağıran PETKİM yönetiminin tavrını eleştirdi. İşçiler, “Sen bu insanların karşısına neden polis çıkarıyorsun? Kimse burada ne kamu malına ne de herhangi bir özel mülke zarar vermez. Fabrikaları koruyan ve güvenliğini sağlayan işçilerdir. Bu PETKİM yönetiminin TİS sürecinde psikolojik baskı oluşturmak istemesidir” diyerek tepki gösterdi.

Öte yandan PETKİM yönetimi işçilere mesaj göndererek, eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. Eylemlerin TİS sürecindeki diyalog zeminin ortadan kaldıracak bir boyut kazandığını savunan yönetim, işçileri haklarında disiplin süreci başlatmakla tehdit etti. İşçiler ise bu mesajlara kanmadıklarını ifade etti.

KAYMAKAM PETROL-İŞ’LE GÖRÜŞTÜ

Aliağa Kaymakamı Dr. Bayram Yılmaz da Petrol-İş yönetimi ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından 16.00 vardiyasında gelen işçilerle birlikte açıklama yapan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay, “Bizim devletin polisiyle bir alıp veremediğimiz yok. Ama onları bizim karşımıza diken zihniyetle hesabımız var. Taleplerimize karşılık verene kadar burada direnişimize devam edeceğiz. Biz bu işi kazanana kadar sürdüreceğiz” dedi.

‘DOĞABİLECEK İŞ KAZALARINDAN YÖNETİM SORUMLU’

Yaptığı açıklamada emniyet güçlerinin TOMA’ları çekmesi şartıyla kart basarak içeriye girebileceklerini duyuran Ahmet Oktay, gece vardiyasının çalışmayı sürdüreceğini, PETKİM önünde ve içeride de eylemlerin de devam edeceğini söyledi. Yaşanacak iş kazalarından PETKİM yönetiminin sorumlu olacağını, içeride çalışan işçilerin 16 saati doldurduğunu hatırlatan Oktay, “Bizler taleplerimizin bir an evvel karşılanmasını istiyoruz” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

Açıklamanın ardından işçiler,
“Birlik, mücadele, zafer”,
“Zafer direnen emekçinin olacak” sloganları eşliğinde bekleyişini sürdürdü.

SÖZLEŞME NEDEN TIKANDI?

PETKİM’de sonradan işe giren işçilerle eski işçiler arasında %16’lık ücret farkı bulunuyor. Sendikanın talebi bu ücret farklılığının ortadan kaldırılması. Sendika genel ücret zammı ile ilgili olarak da TÜPRAŞ ve Star’da verilen %9 oranına sıcak bakıyor. PETKİM yönetimi son olarak, üç yıllık sözleşmenin kabul edilmemesi durumunda hiçbir maddeyi tartışmayacaklarını söyleyerek görüşmeleri tıkadı.
=====================================0
Dostlar,

Renkli – yandaş basın kör ve sağır..
İşçinin – emekçinin eylemine, hak arayışına zerre duyarlığı ve saygısı yok.
Majestelerinin ceridesi oldular..
Vah Türkiye vah..

Yaşasın teknoloji.. Emekçiler eylemlerini cep telefonları ile görüntülüyor ve what’s up vb. araçlarla paylaşarak adeta “içeriden” yayın yapıyorlar.. Yaşamın cilveleri işte..

AKP = RTE emekçi direnişini OHAL’i kullanarak erteliyor ya da türlü yollarla engellemeye çalışıyor.. Bir kez daha AKP iktidarının emeğin – emekçinin değil sermayenin – patronun iktidarı olduğuna tanık oluyoruz. Bu partiye oy veren emekçi yurttaşlarımızın artık hazin gerçekleri görmesi gerek.

Öter yandan Türkiye, uluslararası toplumda başına buyruk bir ülke de değil.
Anayasanın 90. maddesi uluslararası hukukun ülkemizde nasıl uygulanacağını kapsamlı düzenlemektedir. Türkiye ILO üyesidir ve 50’yi aşkın ILO Sözleşmesi’ne taraf olmuştur.

  • “Yürürlükteki mevzuatımıza göre, işçilerin belirli koşullarda grev hakkı var. Türkiye’nin onayladığı ve Anayasanın emredici hükmüyle doğrudan uygulanırlık kazandırdığı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmelerine göre ise çok daha geniş bir grev hakkı geçerli. Barışçıl olmak koşuluyla, işçilerin veya sendikaların uygulayacağı her türlü iş durdurma, işyeri işgali, iş yavaşlatma, genel grev, dayanışma grevi gibi eylemler
    Türkiye’de 2004 yılından beri yasaldır. Mevcut durum bu.”
    (Bkz. Sendikacılık Uzmanı Yıldırım Koç, http://ahmetsaltik.net/2017/06/13/akp-ulkeyi-yonetemiyor/)

Metal İşçileri de geçtiğimiz hafta direnişlerini başarıyla sonlandırdı.
İzmir – Aliağa PETKİM emekçileri de başaracak.
Gönlümüz ve aklımız onlarla.
İşvereni ve AKP = RTE iktidarını, bir parçacık olsun emekçi ile özdeşim (empati) kurmaya çağırsak bir işe yarar mı acaba??

Haydi “empati / özdeşim” sözcükleri yabancı geldi, sevmediler:
diğerkâm olmaya
hemhal olmaya
hemdert olmaya
dertteş olmaya… çağırsak, Arapça – Farsçasını daha iyi bilirler diye??

Sevgi ve saygı ile. 19 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com 

 

TÜSİAD : GÜVENLİK İLE ÖZGÜRLÜKLER BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN ÖNCELİKLERDİR

TÜSİAD : GÜVENLİK İLE ÖZGÜRLÜKLER BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN ÖNCELİKLERDİR

 16.6.2017

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

TÜSİAD sessizliğini bozdu, ‘adalet’ açıklaması yaptı!
CHP’li vekil Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından gözlerin çevrildiği TÜSİAD sessizliğini bozdu.

CHP’li Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından yapılan açıklamada TÜSİAD

  • Demokrasinin ayrılmaz ilkesi olan “adalete güven” unsuru zedelendi vurgusunda bulundu.

Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD), Türkiye’nin siyaset ve ekonomi alanında dünyada sergilediği gücün en etkin kaynakları, demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler toplumu olma nitelikleri olduğunu vurgulayarak,

  • “Güvenlik ile özgürlükler birbirini tamamlayan önceliklerdir” uyarısı yaptı.15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hâl kapsamındaki uygulamaların eleştirildiği, adaletin herkes için eşit ve tarafsız tecelli etmediğinin savunulduğu açıklamada
  • “Çağdaş bir demokrasinin ayrılmaz bir ilkesi olan, ‘adalete güven’ unsurunun zedelendiği aşikârdır” dendi.

“GERİYE GİDİYORUZ”

TÜSİAD’dan yapılan açıklamada, son dönemde giderek artan sayıda akademisyen, siyasetçi, medya yöneticisi ve yazarının soruşturmaya uğraması ve tutuklu yargılanmasının yanı sıra uluslararası internet sitelerinin yasaklanmasının, Türkiye’nin özgürlükler toplumu olma özelliğinden geriye gidiş algısı yarattığına işaret edildi ve şöyle dendi:

“Söz konusu uygulamaların yanı sıra adaletin herkes için eşit ve tarafsız tecelli etmediği şüphesini doğurabilecek yaklaşımların, çağdaş bir demokrasinin ayrılmaz bir ilkesi olan,
‘adalete güven’ unsurunu zedelediği aşikârdır.”
============================================

Teşekkürler TÜSİAD…
Teşekkürler Sayın Başkan Erol Bilecik..

Artık siz de salt gerçekleri görmekle kalmayın..
Yangın bacayı sardı..
Hiç kuşkunuz olmasın, bu gün hukuk devletine sahip çıkmazsanız yarın sizler de majestelerinin patronuna indirgeneceksiniz,, Hiçbir can – mal – girişim…. hak ve özgürlüğünüz olmaksızın..

Dileyelim artık iktidar da fahiş hatalarını görsün ve duvara dayandığını anlasın!
Sanırız artık “buraya dek” AKP = RTE “buraya dek”

“Artık yeter”, “yeter artık” görüyor – duyuyor ve anlıyor musunuz?

“Artık yeter”, “yeter artık”!

Sevgi ve saygı ile. 16 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

CHP’den TBMM FETÖ Komisyon Raporuna 313 Sayfa Karşıoy

CHP’den TBMM FETÖ Komisyon Raporuna 313 Sayfa Karşıoy

KILIÇDAROĞLU’DAN AİHM’e:

[Haber görseli]

‘SİZDE VİCDAN – HUKUK BİLİNCİ VAR MI?’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), OHAL kapsamındaki Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen öğretmenle ilgili verdiği kararı eleştiren Kılıçdaroğlu,

  • “Siz, Türkiye’de ne olup bittiğini bilmiyor musunuz? Hangi adaletten söz ediyorsunuz? Geciken adalet, adalet değildir. Onlara söylüyorum.
  • Şu anda Türkiye’de yargı resmen iktidarın tetikçiliğini yapıyor.
    AİHM, bu konuma düşmemeli. Eğer bu konuma düşerse o kurum da saygınlığını yitirir.
  • Her gün insanlar ölüyor, adalet arıyor. ‘Komisyondan geçtikten sonra biz buna bakarız’. Hangi komisyon?
  • YSK’daki bir çetenin öngörüsüyle gayrimeşru bir anayasayı dayattılar.
    Bu anayasa, yürürlükte olabilir; ama meşru değildir.
  • Hak arayan 2 genç arkadaşımız, açlık grevi yapıyor. ‘İşimi istiyorum’ diyor, buna bile tahammül edemiyorlar.
  • AİHM’e seslenmek istiyorum :
    – Sizde de vicdan, hukuk bilinci var mı acaba?
    – O insanlar, öldükten sonra mı karar vereceksiniz?” dedi.
    *********
    Kılıçdaroğlu: ‘Türkiye kendi darbesini uygulayan bir iktidarla yönetiliyor’

Kılıçdaroğlu: ‘AKP adaleti parayla satıyor’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Meslek hayatı boyunca FETÖ ile mücadele etmiş gazeteciler içerdeyken, parası ve kayınpederi olanlar serbest. AKP adaleti parayla satıyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal paylaşım sitesi Twitter adresinden bir dizi açıklamada bulundu.

Kılıçdaroğlu;

  • “Türkiye kendi darbesini uygulayan bir iktidarla yönetiliyor.
  • Kontrollü darbeyi kendi ikballeri için kullanıp,
    gerçek sorumluların ortaya çıkmasını engelliyorlar.
  • 249 şehidimizin elleri yakanızdadır.
  • CHP’nin ismini terörle ve darbeyle yan yana zikredenler, darbenin araştırılmasını neden engellediğini AKP hükümetine sormalıdır.
  • Meslek hayatı boyunca FETÖ ile mücadele etmiş gazeteciler içerdeyken,
    parası ve kayınpederi olanlar serbest.
  • AKP adaleti parayla satıyor” dedi.

FETÖ İLE MÜCADELE ETMİŞ GAZETECİLER İÇERDEYKEN, PARASI VE KAYINPEDERİ OLANLAR SERBEST

Kılıçdaroğlu; “Meslek hayatı boyunca FETÖ ile mücadele etmiş gazeteciler içerdeyken, parası ve kayınpederi olanlar serbest. AKP adaleti parayla satıyor.

  • CHP Ordu darbesine de, 15 Temmuz darbesine de,
    20 Temmuz darbesine de karşıdır.
    CHP’yi darbeci diye karalayanlar şeref ve namus yoksunudur” ifadelerini kullandı. (Cumhuriyet haber kapısı – portalı, 14 Haziran 2017)
    ======================================
    Dostlar,

    CHP Genel Başkanı Sn. Kılıçdaroğu’ndan son derece önemli uyarılar :

  • Türkiye kendi darbesini uygulayan bir iktidarla yönetiliyor.
  • Şu anda Türkiye’de yargı resmen iktidarın tetikçiliğini yapıyor.
  • YSK’daki bir çetenin öngörüsüyle gayrimeşru bir anayasayı dayattılar.
  • AKP adaleti parayla satıyor.……
    CHP’nin 313 sayfa son derece ciddi bir karşıoy yazısı (muhalefet şerhi) TBMM’ye sunuldu ve kamuoyuna açıklandı. 15 Temmuz darbe girişiminin iç yüzünü bütün çıplaklığıyla ve dehşetiyle, kanıtlarla ortaya koyan görkemli bir rapor. Mutlaka yaygın olarak paylaşılmalı.

CHP web sitesine konan kapsamlı belgesel rapor kapağında şunlar yazılı :

  • Bu Muhalefet Şerhi 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi Sırasında Şehit Düşen Yurttaşlarımızın Aziz Hatıralarına ve Gazilerimize Adanmıştır.

Devamunda aşağıdaki ara başlık var :

  • Öngörülen, Önlenmeyen ve Sonuçları Kullanılan Kontrollü Darbe

Son sayfa olan 313. sayfada rapor şöyle bağlanıyor :

  • Hayatları cemaatle mücadeleyle geçen on binlerce kamu görevlisi de sırf
    muhalif oldukları için AKP’nin gadrine uğramış işlerinden ve aşlarından
    olmuşlardır.
    Başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere hiçbir yargı kuruluşunun ve hiçbir
    yargıcın hakim güvencesi kalmamış hakim ve savcılar OHAL silahıyla rehin
    alınarak AKP’nin emir erine dönüştürülmeye çalışılmıştır. Bu duruma direnen ve Cemaatle hiçbir ilgisi olmayan hakim ve savcılar terörist damgasıyla Cemaat
    çuvalına atılmışlardır.
    Karşı darbe sürecinde boşaltılan kamu görevlilerine AKP yandaşları
    doldurulmuş,
    Erdoğan parti devleti inşası süreci başlamıştır.
    OHAL olağanlaşmış KHK’lar kanunlaşmıştır.
    En son yapılan haksız, hileli ve mühürsüz referandumla parlamenter rejim
    rehin alınmış yerine gayri meşru bir Başkanlık rejimi kurulmuştur.
    Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere
    15 Temmuz hain darbe girişimini sonuçları kullanılmış ve karşı darbe gerçekleştirilmiştir. Bu sebeplerle
    15 Temmuz darbe girişimi karşı darbe yapmak amacıyla sonuçları
    kullanılan bir darbe girişimidir.
    Muhalefet şerhimizde detaylarıyla anlatıldığı üzere 15 Temmuz Hain Darbe
    Girişimi Öngörülen, Önlenmeyen ve Sonuçları Kullanılan bir
    Kontrollü Darbe olarak tarihe geçmiştir.Zeynel Emre, İstanbul Milletvekili
    Aykut Erdogdu, İstanbul Milletvekili
    Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Milletvekili
    Aytun Çıray, İzmir Milletvekili

    Adları geçen 4 sayın milletvekiline şükranlarımızı sunuyoruz bu çok değerli çalışmaları için. CHP’yi de ayrıca kurumsal olarak kutlamak gerekiyor.

    Bu rapora erişmak için lütfen tıklayınız (4 MB):
    FETO_Komisyonu_Raporuna_Karsioy
    http://www.chp.org.tr/Public/0/Folder//87360.pd

HDP de 30 sayfayı aşkın sıkı bir karşıoy metnini TBMM’nin ilgili Komisyon raporuna ekledi. MHP’den de Komisyon üyesi bir milletvekili kişisel şerh koydu. TBMM’nin 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun AKP – MHP güdümlü raporu böylelikle tarih katında bir anlamda kadükleşti. Komisyonun görevi darbenin içyüzünü ÖRTMEK – SAKLAMAK ve AKP’yi aklamak oldu! Bu kabul edilebilir bir durum değildir.. Mızrak çuvala sığ-maz!

Not : Ne yazık ki AYDINLIK Gazetesinde ”CHP’ye uyarılar (!) yer alıyor, FETÖ’ye destek olduğundan hatta onu akladığından söz ediliyor.. Gerçekten anlayamıyor, AYDINLIK gazetesine ve yazarlarına yakıştıramıyoruz.
Bu arkadaşlarımız CHP’ye çatmak ve bu son örnekte olduğu gibi akıl almaz sataşmalar – suçlamalar yerine, enerjilerinin küçük bir bölümünü AKP – RTE eleştirisine ayırsalar, hem ülkemiz hem kendileri için çok daha hayırlı olacak.

Aşağıdaki yazımıza da bakılması dileğiyle..

15 TEMMUZ DARBE KOMİSYONU RAPORUNA CHP MUHALEFET ŞERHİ

Sevgi ve saygı ile. 14 Haziran 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com