GIDA GÜVENLİĞİ ve SU HİJYENİ (SANİTASYONU)

logo_AUTF

Değerli AÜTF Dönem 2 Öğrencilerimiz, Asistanlarımız;
Site okurlarımız,

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda Dönem 2’de Toplum Sağlığı dersi kapsamında işlediğimiz 2 saat süreli anfi dersi olarak sunduğumuz

GIDA GÜVENLİĞİ ve SU HİJYENİ (SANİTASYONU) konulu dersin güncellenmiş yansılarını (160 yansı) pdf olarak izlemek için (7,1 MB) lütfen tıklayın. (23 Ekim 2018)
D2 öğrencilerimiz sınavda ilk 127 yansıdan sorumludur, sonrakiler ek bilgi içindir.

GIDA_GUVENLIGI_ve_SU_HIJYENI

aclik_olumu_anne_ve_bebegi

Bilindiği üzere sunular sizlere kaynak sağlamak için geniş tutulmakta,
derste özetlenerek işlenmektedir. Bu konu 160 yansı içermektedir.
Ancak derslere katılım aşağıdaki hazin kuraklıktan kavrulan topraklar gibi.. AÜTF, D2’de kayıtlı 399 öğrencisine sınırlı olanaklarıyla, en iyi eğitimi vermek için vargücüyle çabalarken, derslere devam çok ciddi sorun.. Bizim bu konu için derse girdiğimizde ilk derste 28 (yirmi sekiz!), 2. derste yalnızca 19 (on dokuz!) öğrenci vardı. Sözümüzü esirgemeyelim; bu ayıptır, hem de çooook ayıptır. Tıp eğitimi dışarıdan devam etmeden yapılabilecek bir eğitim değildir. Türkiye’miz ve anababalarınız sizlerin hekim ve iyi hekim olmanız için vargücüyle ağır özverilere katlanmaktadır. Sizin girdiğiniz fakülteye giremeyen onbinlerce öğrenci vardır.  “Fakülte” sözcüğü “isteğe bağlı” anlamında ve Latince kökenlidir. Kimse sizi bu eğitime zorla yollamadı. Tersine, kendiniz büyük çabalarla girdiniz. Dolayısıyla Tıp Fakültesinin kurallarına uymak zorundasınız. Bunların başında derslere düzenli devam etmek ve dersi derste öğretim üyeleriyle etkileşim içinde en verimli biçimde öğrenmek zorunluğu gelmektedir.

Yönetmelikte tanınan kuramsal dersler için %30, uygulamalı dersler için %20’ye dek olan devam etmeme olanağı peşinen tanınan ve sonuna dek kullanılacak bir hak değildir.
Elde olmayan nedenlerle devam edememe durumu için sizlere bir esnekliktir.

eber gölü kurudu ile ilgili görsel sonucuEber gölü tümüyle kurudu! 
(Basın,
20 Ekim 2018)
****
1971’de Hacettepe’de tıp eğitimine başlayan ve 47 yıllık bir tıp öğrencisi olarak henüz tıp eğitiminin 2. sınıfında olan sizlere söylemek hakkına sahibiz ve söylemeliyiz ki; iyi bir tıp eğitiminin, nitelikli hekim olmanın başta gelen koşulu derslere devamdır. Tersi büyük ve ağır bir sorumsuzluktur ve hoşgörülmesi, sürdürülmesi olanaksızdır. AÜTF yönetimi ilgili yönetmeliği değiştirerek bu %20 ve %30 oranlarını daha aşağıya çekebilir, her dersin kendi içinde uygulayabilir….

  • Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ülkemizin en seçkin kurumları arasındadır. Bu kurumun saygınlığına ve sizlere yakışan biçimde sorumlu davranmanız beklenmektedir.

Sevgi ve saygı ile. 23 Ekim 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Halk Sağlığı Uzmanı –  Sağlık Hukuku Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD   Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

AİLE PLANLAMASI HAKKINDA TEMEL BİLGİLER

AİLE PLANLAMASI
HAKKINDA TEMEL BİLGİLER

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır.)

Doç. Dr. Esra ÇETİNKAYA
Ankara Üniv. Tıp Fak. Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı

İlgili resimAile planlaması, evli çiftlerin sosyoekonomik koşulları ve arzularına bağlı olarak, istedikleri zamanda ve istedikleri sayıda çocuk yapmaları anlamına gelmektedir. Değişen sosyo-ekonomik koşullar insanların hızlı üremesinin, toplum, aile ve ebeveynler (AS: anababalar) üzerinde etkilerini ortaya koymaktadır. İnsandaki üreme hızının ölümlerden fazla olması hızlı bir nüfus artışına yol açmaktadır.
Artan nüfusun gereksinimlerini karşılamak sosyal ve ekonomik güçlükleri doğurmaktadır.

Ayrıca çok sayıda ve sık doğumlar anne sağlığını tehdit etmekte, anne ölümlerinin baş nedenleri arasında yer almaktadır. Çok çocuk her yönden aile ve aile üyeleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Çocukların iyi beslenmesi, eğitilmesi, geliştirilmesi çok çocuklu ailelerde oldukça yetersizdir.

Çok doğumun anne ve çocuk sağlığı üzerine olumsuz etkileri vardır.

Özellikle doğum annenin sağlığını yakından etkilemektedir. Eğer gebelik 18 yaşından önce,
35 yaşından sonra, 2 yıldan kısa aralıklarla ve 5 veya daha çok sayılarda olursa tehlikeli olabilir.

Kadının sık doğum yapması annede kansızlık, gebelik zehirlenmesi, doğumun zor olması, bebeğin ters gelmesi, doğumdan sonra kanamalar, rahimde parça kalması, iltihaplanmalar, rahim ağzında yırtıklar, gebeliğin düşükle sonuçlanması risklerini arttırır. Bütün bunların sonunda anne hayatı kaybedilebilir. Bebekte ise rahim içinde iyi beslenememe ve gelişememe, düşük doğum ağırlıklı zayıf ve cılız bebek, erken doğum, zor doğuma bağlı beyin zedelenmesi, ölü doğum, doğumdan sonra bebeğin ölmesi ya da zeka ve beden gelişmesinin bozuk olması mümkündür. Bu sorunların çözümünde tehlikeli veya istenmeyen gebeliklerden korunmak gereklidir.

Bu amaçla pek çok etkili korunma yöntemleri vardır. Tüm bu yöntemlerin hepsi aile planlaması kapsamında değerlendirilmektedir. Gebeliği önleyici yöntemler kadına ait olanlar ve erkeğe ait olanlar olarak iki grupta değerlendirilmektedir.

Kadına yönelik olan yöntemler de geçici ve kalıcı olmak üzere iki kümede ele alınmaktadır.
Geçici yöntemler bırakıldıklarında gebeliğin mümkün olduğu yöntemler olup
– gebeliği önleyici haplar,
– rahim içi araç (RİA),
– gebeliği önleyici iğneler,
– deri altı kapsülleri,
– diyafram ve
– sperm öldürücüler (spermisitler)
bu kümede tercih edinilebilecek yöntemler arasında yer almaktadır.

Kalıcı yöntemlerde ise uygulandıktan sonra artık gebe kalınmayan yöntemler olup bu kümede
tüplerin bağlanması yer almaktadır. Erkeğe ait yöntemler arasında kondom ve sperm kanallarının bağlanması yer almaktadır.

Gebeliği önleyici haplar:

Salt progesteron içeren haplar (minipil) ile östrojen ve progesteron içeren kombine
oral kontraseptifler bu kümede kullanılan preparatlardır.
Bu haplar her gün düzenli olarak aynı saatte alındığında gebelikten korur.
Doğru kullanıldığında % 99 etkilidir. Bırakıldığında tekrar gebe kalınabilir.
Kombine haplar olmasa da salt peogesteron içeren minipiller emziren annelerde de çok etkilidir
ve anne sütünün niteliğini (kalitesini) bozmaz.

Rahim içi araç (RİA, Alet, Spiral):

Rahimin içine yerleştirilen küçük, plastik bir araçtır. Bakır ve hormon içeren tipleri vardır.
Erkek tohum hücrelerinin kadın yumurta hücresini döllemesini engeller. %98 oranında etkilidir.
Uzun süre gebelikten korur. Bir kez uygulanınca gebelikten korunmak için başka uygulama gerektirmez ve çıkartıldığında hemen gebe kalınabilir. Hiçbir ilaçla etkileşimi yoktur.
RİA uygulatmadan önce mutlaka danışmanlık alınmalıdır. Eğitilmiş sağlık personeli tarafından, gebe olunmadığından emin olunan herhangi bir zamanda rahmin içine yerleştirilir.

Gebeliği önleyici iğneler:

Aylık koruyucu iğneler düzenli olarak ayda bir kez kas içine uygulanır ve kadınlık hormonlarını (östrojen, progesteron) içerir. Ayda bir yapılan iğnelerin içerdiği hormonlar çok küçük miktarda kana salınır. Doğru uygulandığında % 99 etkilidir. Ancak ilk aylarda ara kanamaları görülebilir.

Üç aylık koruyucu iğneler düzenli olarak 3 ayda bir kez kas içine uygulanır ve kadınlık hormonlarından birini (progesteron) içerir. 3 ayda bir yapılan iğnelerin içerdiği hormon çok küçük miktarlarda kana salınır. Bu yöntem de doğru ve düzenli uygulandığında %99 etkilidir.
Aylık iğnelerin aksine emziren anneler kullanabilir. Ancak adet kanamalarında artma, azalma, lekelenme ve kesilme yapabilir. Ayrıca doğurganlığın geriye dönüşü gecikebilir.

Deri altı kapsülleri:

Kadınlık hormonlarından birini (progesteron) içeren ince ve yumuşak kapsüldür. Deri altına yerleştirilir. Doğru uygulandığında %99 etkilidir. Uyguladıktan sonra 5 yıl gebelikten korur ve anne sütünün niteliğini bozmaz.

Diyafram:

Kadınlar için geliştirilmiş bir bariyer yöntemidir. İnce  kauçuktan yapılmış, rahimin ağzını örten
şapka biçiinde bir araçtır. Diyafram kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan mutlaka danışmanlık alınmalıdır. Eğitilmiş sağlık personeli tarafından kadına en uygun olan diyafram boyu belirlenir. Nasıl uygulanacağı öğretilir. Kadın cinsel ilişkiden önce (en çok 6 saat) tercihen spermisidle birlikte diyaframı hazne içine rahim ağzını kapatacak biçimde uygular. İlişkiden sonra diyaframın en az 6 saat (en çok 24 saat) yerinde kalması gerekir.
Çıkartıldıktan sonra diyafram, yıkanmalı kurulanmalı ve kutusuna konulmalıdır.
Spermisidle birlikte kullanıldığında diyaframın koruyuculuğu artar.
*****

Dr. Mehmet Murat Seval
Ankara Üniv. Tıp Fak. Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı
Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı

family planning ile ilgili görsel sonucu

Sperm öldürücüler:

Hazneye konularak uygulanan fitil, köpük ve tabletlerdir. Erkek tohum hücrelerini hazne içinde öldürerek gebeliği önlerler. Fitil, tablet, köpük ve öbür sperm öldürücüler kullanılmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan mutlaka danışmanlık alınmalıdır. Fitil ve öbür sperm öldürücüler (spermisitler) her cinsel ilişkiden 15 dakika önce hazneye bir adet (olabildiğince derine) yerleştirilir. Koruyucu etkileri 1 saat sürer. Uygulamadan sonra 1 saat geçmişse ya da 2’inci kez cinsel ilişki olacaksa yeniden spermisit uygulanmalıdır. İlişkiden sonra spermisitin etkili olabilmesi için 6 saat süreyle hazne yıkanmamalıdır.

Tüp ligasyonu :

Kadında yumurtayı taşıyan tüplerin ameliyatla bağlanmasıdır. Uygulandıktan sonra gebe kalınmaz. Tüplerin bağlanması, kadının cinsel isteğinde, adet düzeninde, vücut yapısında herhangi bir değişiklik meydana getirmez. Bütün bu olaylar eskisi gibi devam eder. Geri dönüşü olmayan ya da zor olan bir aile planlaması yönetimi olduğundan ileride pişmanlık duyulmaması için işlemden önce mutlaka danışmanlık hizmeti alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından imzalanmalıdır.

Kondom (kaput, kılıf, prezervatif) :

Erkekler tarafından kullanılan, bir çeşit kauçuktan yapılmış, çok ince ve esnek bir kılıftır.
Cinsel ilişki sırasında erkekten atılan meni içindeki erkek tohum hücrelerinin kadın haznesine dökülmesini engelleyerek gebelikten korur. Doğru kullanıldığında %97 etkilidir. Ayrıca eşleri cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklardan (AIDS, frengi, bel soğukluğu gibi) korur.

Vazektomi:

Erkeğin tohum kanallarının ameliyatla bağlanmasıdır. Uygulandıktan sonra erkek artık gebe bırakamaz. Tohum kanallarının bağlanması, erkeğin görümünde, cinsel arzu ve yeterliliğinde, cinsel doyumunda, erkeklik organının (penisin) sertleşmesinde ve boşalmasında hiçbir değişiklik yapmaz, bütün bu olaylar eskisi gibi devam eder. Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemi olduğundan, ileride pişmanlık duyulmaması için işlemden önce mutlaka danışmanlık hizmeti alınmalı, bilinçli olarak karar verilmeli ve rıza formu her iki eş tarafından da imzalanmalıdır. Vazektomi çok küçük bir ameliyattır, hayaları örten deri uyuşturularak
ön yüzünde küçük bir delik açılır. Buradan tohum kanalları bulunarak bağlanır ve kesilir.
Bu işlem 10-15 dakika sürer. Deride hiç iz kalmaz.

http://www.medicine.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/31/2017/06/gazete-ocak-%C5%9Fubat-mart-2017.pdf

========================================
Dostlar,

Aile planlaması ülkemiz ve dünya için yaşamsal önemde bir sorundur.
Dünya nüfusu 7,6 milyarı aşmıştır 11 Temmuz 2017 Dünya Nüfus Günü’nde..
Türkiye nüfusu ise aynı tarihte 80,5 milyonu aşmıştır.

Bu gün saat 14:00 – 15:00 arasında TRT Ankara Radyosunda konuk idik ve küresel ısınma – iklim değişikliği sorunlarını konuştuk 1 saat boyunca.. Bu yakıcı ve sürdürülemez sorunun 1 numaralı nedeni yabanıl kapitalizmin dizginlenemeyen kâr dürtüsü ile dünyanın talan edilmesi ve tüketim çılgınlığıdır. İkincisi ise israflı yaşam biçimimiz, tasarruf yapmamamızdır.
3. sırada ise anormal derecede hızlı ve gereksiz, mutlaka frenlenmesi gereken nüfus artışıdır.
Bu hız dünya için yılda %1,15 iken, Türkiye’de %1,36’dır. Türkiye nüfusu her yıl 1 milyondan çok artmaktadır. Dünya nüfusu ise her yıl bir Türkiye kadar büyümektedir.

Anayasanın 41. maddesi aile planlaması hizmetlerini Devlete ödev, yurttaşa hak olarak tanımlamaktadır.

AKP = RTE’nin akıl ve bilim dışı teşviki ile büyük bir hızla artan nüfus, başedemeyeceğimiz ağır sorunlara yol açmaktadır. Açık ve gizli işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımında adaletsizlik, üretim yetersizliğimiz, artan borçlarımız, eğitimde- sağlıkta – altyapıda yetersiz hizmetler, kentlerde anormal kalabalıklaşma ve betonlaşma, muazzam trafik ve enerji gereksinimi, konut ve yurt sorunu.. Örneğin Türkiye nüfusu şimdikinin yarısı da olsa yüksek teknolojiye yönelerek üretimimiz aynı düzeye erişebilir ve kişi başına gelirimiz 2 kat olurdu! Hollanda bizim 1/5 nüfusumuza (16 milyon!) sahip ve ulusal geliri bize denk!

Aile planlaması hizmetlerini öğrenmek ve devletin bunu vermesini istemek gerek. Çünkü bu hizmetler temel insan hakları arasında yer alıyor. 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Yasa ve ilgili Tüzük – Yönetmelik ayrıntıları düzenliyor.

Artık HER AİLEYE 1 ÇOCUK dönemine girdik. 

family planning ile ilgili görsel sonucu

Tersi durumda hem bize hem de gelecek kuşaklara yaşam olanağı kalmayacak bu Dünyada!

Bu bilgilendirme notlarını yazan meslektaşlarımıza teşekkür ederiz.
GAZETE ANKARA TIP 3 ayda bir yayınlanıyor ve www.medicine.ankara.edu.tr adresinden erişilebilir.

Bu yıl bahar döneminde Eczacılık Fakültemizde Aile Planlaması derslerini biz üstlendik.. (Görselleri biz ekledik metne..)

Sevgi ve saygı ile. 09 Ağustos 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com

Evrimi yurttaşlarına yasaklamak, demokrasi ve insan hakları sorunudur

Evrimi yurttaşlarına yasaklamak, demokrasi ve insan hakları sorunudur

Orhan Bursalı

Cumhuriyet, 01.08.2017

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

 “Evrim okutursak, çocuklar ateist olurlar..” Böyle diyordu biyoloji bilimi “üstadı”. Biyoloji okudu, biyoloji üzerine araştırmalar yaptı ve yayımladı, evrimi de okudu ve şimdi hem biyolojinin en temel yasasına ihanet ediyor hem de “Evrimi öğretmek ateizmi öğretmek demektir” diyor.

Ama kendisi ateist olmamış (çok şükür!). Felsefi açılımlar ve derinlikler gerektiren konularda “ateist olurlar” gibi üstünkörü laf ebeliği yapmak, ancak siyasi arka planda birtakım niyetlere, beklentilere sahip olmak demektir. Bakıyoruz, iktidar partisinden milletvekili adayı olmuş. Rektörlüğe adaylığını koymuş. Eh, bugün evrim meselesine bu tür yaklaşımının, şüphesiz ki siyasi iktidarın dikkatini çekecek, siyasette ve üniversite tepesine gelmek gibi hırslarına yardımcı olacak başlı başına etken olacağını düşünmektedir.
Evrim okuyan herkes ateist olsaydı, dünya bambaşka olurdu! “Şunu okursan, böyle olursun..” tam bir zırva yaklaşımdır.

Evrim meselesini yurttaşına yasaklarsan:
a) İnsanlarına büyük haksızlık yapmış, dünyada olan bitenlere karşı onu hazırlıksız, bilgisiz bırakmış olursun. Belki de evren ve dünyanın oluşumu, yerkürede hayatın (insanın değil!) 3.5 milyar yıllık yolculuğu konusunda, hatta bugün evrimsel biyoloji ve antropoloji konusunda dünya çapında işlere, araştırmalara imza atacak ve kendisine ve ülkeye büyük kazanımlar sağlayacak insanlarımıza yolu, kapıyı kapatmış olursun.
Bu temel insan haklarına aykırıdır. Öğrenme hakkına tecavüzdür. İnsanın neyi nasıl seçeceğine ilişkin seçme hakkını ortadan kaldırmaktır. Bu demokrasiye aykırıdır. Bazılarının “Evrim meselesinin demokrasiyle ne ilgisi var” gibi, şeyler arasında bağlantı kurmada sıfır yeteneğine rağmen!
Avrupa Birliği bu nedenle evrimin öğretilmesiyle demokrasi arasında birebir ilişki kurmuştur!

Milli Eğitim’e dava açılmalı

Evrimi yasaklamak, anayasaya, insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır. Bu gerekçelerle eğitim müfredatı yapıcı ve uygulayıcılarına, Milli Eğitim’e, Bakan’a hızla ve burada belirttiğim ciddi gerekçelerle dava açılmalıdır.
Hiçbir iktidar, tüm dünyada okutulan (İran’da bile! Suudiler ve Afganistan dışında) çok temel bir konuyu yurttaşlarına siyasi, dini, ideolojik nedenlerle yasaklayamaz ve yurttaşlarının çağdaş bilgi edinme, öğrenme, araştırma yapma hakkını gasp edemez.
Bu konu salt demokrasi ve insan hakları konusu değildir.

b) Avrupa’nın, Amerikalı Evangelist kreatoristlerin başlattığı, bilimin öğretilmesine karşı açtıkları bu saldırıyı püskürtmede duyarlı olmalarının çok ciddi bir nedeni daha var: Biyoloji, evrim dünyanın en büyük araştırma ve bilgi üretme alanlarından biri… Bu alan, AB’nin yakın ve uzak geleceğini doğrudan etkileyeceği için. Bu alan aynı zamanda dünyada bir bilgi gücü ve egemenlik kurma alanıdır.

Olay yeri yerküredir!
Çünkü dünyada üstünlük ve zenginlik yaratmanın günümüzde en önemli ve belki de tek yolu, bilim ve teknolojiyi ilgilendiren her alanda dünyada başa güreşmektir.

  • Avrupa zaten bu amaçla kiliseyi, Papa’yı Vatikan’a hapsetmiş,
  • Hıristiyanlığın siyasi karar verici niteliğini yok etmiş ve onu
  • bir kültürel yaşanan olay, insanların dini gereksinimlerine yardımcı olmakla sınırlandırmıştır.

Bu Avrupa’nın en büyük devrimidir ve tüm Kıta’da gelişmenin yolunu açmıştır!
Çünkü her şey (tüm olaylar!) yerküre üzerinde geçmektedir!

Bunu görmeyen, ıskalayan, bu olaya katılmayan ülkelerin, yerkürede yeri yoktur.
Hayır hayır vardır: Yerküre oyuncularına kölelik, onların sömürgesi olmak.. Sefalet, yoksulluk, parçalanmak ve sürekli dayak yemek.
Size İslam dünyasının hali pür melalini anlattığımın farkındasınız.
Evrim konusunu ve yerkürenin gelişiminin dört dörtlük anlatılmasını önlemek, aynı zamanda ülkemizin de gelişimini, bilim ve teknolojide başa güreşmesini önlemek anlamına gelir.
Açılacak davanın en can alıcı ikinci yönü de budur..
Tabii ki sürdüreceğiz…
=========================================
Dostlar,

Bravo sevgili dostumuz Orhan Bursalı…
Dünkü yazınızı da yayımladık..
Daha önce de yer vermiştik Evrim bağlamındaki yazınıza..

Biz de sizin tümcenizi kullanalım :
Tabii ki sürdüreceğiz siz yazdıkça…..

Bu yazınızla yakaladığınız ciddi hatta kritik bir makro boyutudur Evrim kuramı öğretiminin yasaklanmasının.

Sevgi ve saygı ile. 02 Ağustos 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Evrim: İnsanın kökeni 3.5 milyar yılda küçük bir ayrıntıdır

Evrim: İnsanın kökeni
3.5 milyar yılda küçük bir ayrıntıdır

Cumhuriyet, 31.07.2017
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Harran Üniversitesi’nde profesör, üstelik biyoloji profesörü. Ve botanikçi, araştırma makaleleri var; araştırmalarında evrimsel gelişmeyi de net görürsünüz. Mesleki dergilerde yayımlanan bu makalelerin hiçbirinde ne evrime bir saldırı var ne de yaratılışçılığı övenlerle ilgili bir yorum. Böyle bir şey yapsa hiçbir bilim dergisinde makalesinin tekini bile yayımlatamaz, nal toplar ancak. Bunu biliyor, akademik unvanını elde edebilmesi için de bu makalelerin uluslararası bilimsel kurallara uygun olması gerekir.
Bir kongre düzenliyor: “1. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi”. Yani Evangelist vb. kreatoristlerin (AS: Yaradılışçılar) bir araya geldikleri yer olacak. Bilime karşı bildik tezlerin bu kez Türkiye’de tekrarlanacağı bir arena.
Sahtekârlıkları almış başını gidiyor. Mesela Prof. Aziz Sancar’ı alet ediyorlar, güya demiş ki: “Ben Müslümanım, evrime inanmıyorum…” Sancar’ın böyle bir sözü yok. Dediği şu:

  • “Ben Allah’a inanıyorum, evrim ise bir inanç konusu değil bir gerçek, güneşi balçıkla sıvayamazsınız. Kreatoristlerle de bir ilgim yok.”
    Bunu oradan çıkarmadıkları sürece, hepsini sahtekâr ilan etmeyi sürdüreceğim. Üstelik Sancar’la konuşmamı içeren Evrim bir gerçek yazımı okudukları halde. Kongre parasını da Harran Üniversitesi ile bölgenin devlet yönetim birimleri vb. karşılıyor.

‘Bizim çocuklar aptal, anlamaz’
Diyor ki: “Evrimi üniversite öncesi eğitim müfredatından çıkardık. Çocuk okulda evrim okuyacak, eve gelince de seccadeyi rafa kaldıracak, bu çelişkiyi yaşatamayız çocuklara.. Bizim kültürümüzde evrim diye bir şey yok.”
Kültürümüz dediği, ülkenin büyük çoğunluğuna dayatılan “evrim yanlıştır” inancı. Bu ülkenin bilimine, aydınlığına, geleceğine en büyük ihanetlerden birini yapıyorsunuz. Gelişmiş ülkelerin köleliğini dayatıyorsunuz hâlâ.
Yok soyut bir şey evrim, çocuklar anlamaz gerekçeleri de bir başka yalan. İranlı çocuklar üniversite öncesi sayfalar dolusu evrim okuyor.
İran’da ilköğretim beşinci sınıftan itibaren fosiller öğretiliyor; ortaokul son sınıfta Yaşamın Kökeni ana başlığı altında Türleşme ve Evrim, Popülasyon Genetiği, Popülasyon Dinamikleri gibi başlıklar altında Evrim konusunda 60 sayfalık kapsamlı bilgiler veriliyor… Darwin’in evrim kuramına da 11 sayfa ayrılıyor.
Avrupa’da tüm okullarda evrim, bilimin en önemli gerçeği diye okutuluyor, onların hepsi anlıyor.. Ama bizim çocuklar aptal, öyle mi? Evrimin zerre kadar bir soyut yönü yok. Hepsi kanıtlara dayalı. Hayatın Kökeni pek çok bilimin ana dayanağıdır. Ve çok somuttur. En soyut matematiktir. Matematiği öğrencilerimiz anlıyor, ama evrim gibi çok somut bir gerçeği anlamaz.. Türkiye’yi aptal yerine koymanın diz boyu…
Yalanın bir yönü de şu: Evrim, “nihayetinde insanın oluşumuna ilişkin bir akılyürütme biçimi”.. 200 yıllık evrim araştırma müktesebatına, sen kalk “bir akıl yürütme biçimi” diye, cahil bile denemeyecek, kahvehane kültüründe bile insanların destur diyecekleri bir şekilde saldır.
Evrimin üniversitede okutulacağı da başka yalan. Evrim konusunu ancak biyoloji öğrenimi görecekler okur (AS: Biz Hacettepe Tıp’ta 1. sınıfta okuduk 1971-72). Başka hemen hiçbir bölümde sözü bile edilmez. Ne yani iktisat, finans, halkla ilişkiler, hukuk vb. okuyanlar evrim mi okuyacaklar?

İnsanın kökeni sadece bir ayrıntı
Evrim teorisi içinde insanın kökenleri, son derece küçük bir detay! Teori, canlıların aşağı yukarı 3.5 milyar yıl önce ortaya çıkmasından beri, maya hücrelerinden dinozorlara kadar bütün yaşam biçimlerinin birbiri ile ilgisini ortaya koyan bir bilimsel çerçeve. DNA deşildikçe bu çerçevenin içi çok daha incelikle dolup duruyor. Aşağıdaki İngilizce metin, maya hücreleri ile insan DNA’sı arasındaki ortak yönleri anlatan sıradan bir yazı:
www.sciencemag.org/ news/2015/05/yeast-can-livehuman- genes

Bir bilimci dostum gönderdiği notta diyor ki: “Tesadüfen dünyada insanlar olmasaydı -aslında 300.000 yıl öncesine kadar yoktular- evrim, Darwin’in anahatları ile çizdiği, Mendel, Crick ve Watson’un ise mikroskopik mekanizmalarını açıkladığı senaryoya göre gerçekleşecekti. İnsanlar sahneden çekilince de süreç devam edecek, zaten ediyor. Bunun ‘nihayetinde insanın oluşumu’ konusuna indirgenebileceğini düşünmek için bütün bunlardan bihaber olmak lazım…”
Bilginin sınırı olmadığı gibi, cehaletin de yok.. Tabii, ülkeye kötülüğün de…
============================
Dostlar,

Teşekkürler değerli dostumuz Orhan Bursalı!
Eskilerin “fikri takip” dedikleri işte budur..
Evrim konusunda Türkiye’ye – Türk insanına kurulan hain tuzağın peşini bırakmıyor.
Bursalı, Berlin’de mühendislik eğitimi almış, pozitif bilim terbiyeli nitelikli bir aydındır.
Bu bağlamda (Evrim) yazdıkları tümüyle doğrudur; biyolojik bilimler temelli (+ Fiziksel + Kimyasal ve de Matematik temelli!) Tıp bilimleri eğitimi almış bir akademisyen olarak biz de Evrim’in eksiksiz fosil serileriyle kanıtlandığını, hiçbir kuşku kalmadığını bilimsel yetkimizle vurgulayalım.

AKP = RTE Türkiye’ye ve özellikle genç kuşaklara çok büyük zarar veriyor.
Türkiye çağdaş bilim dünyasından koparak din – dindarlık adına hurafe – gericilik – yobazlık batağına saplanmamalıdır.

  • Hiç kimsenin, hiç bir gerekçeyle böylesine bir insanlığa karşı suç işleme hakkı, yetkisi, ayrıcalığı yok-tur!

Bu vahim hatadan, yersiz – anlamsız – akıl ışı kör inattan yol yakınken geri dönülmelidir.

Sevgi ve saygı ile. 01 Ağustos 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

“DEMOGRAFİ HAKKINDA TEMEL BİLGİLER”


Sitemizin Değerli izleyenleri,
AÜTF Asistanlarımız, Öğrencilerimiz ve ilgilenen sağlıkçılar..

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde (AÜTF) Dönem 6’da (son sınıf) İntörn Dr. arkadaşlarımız 1 ay Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda staj yapmaktalar.. Bu programda Toplum Sağlığı Merkezleri ve bağlı 1. Basamak (yataksız) Sağlık Birimlerinde uygulamalı olarak bizlerin gözetiminde çalışmakta ve staj sonunda çalışmalarını özetleyen bir power point sunumu yapmaktalar.

Temmuz 2017 kümesinde sorumlu olduğumuz öğrencilerimizden İnt. Dr. Sinan Özçelik, “DEMOGRAFİ HAKKINDA TEMEL BİLGİLER” konulu bir çerçeve sunum hazırladı.

11 Temmuz günü bilindiği gibi Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus Fonu (UN-FPA) tarafında “Dünya Nüfus Günü” olarak değerlendiriliyor. Bu bakımdan, Dünyanın ve Türkiye’nin anormal hızlı ve gereksiz, siyasal iktidarın ne yazık ki kışkırttığı, 2827 sayılı yasa ve Anayasa md. 41 ve bağlantılı ulusal – uluslararası mevzuatın – hukukun dikkate alınmadığı “tehlikeli bir dönem” yaşarken, 81 yansıdan oluşan oldukça kapsamlı çalışmayı paylaşmak istedik.

  • Unutulmasın; artık her aileye yalnızca 1 çocuk zamanıdır!

    Sevgili Sinan’a emeği ve dosyanın sitemizde yayınlanmasına izin verdiği için teşekkür ederiz.

Yansıları pdf olarak incelemek için lütfen tıklar mısınız?? (3,4 MB)

DEMOGRAFI_HAKKINDA_TEMEL_BILGILER_OZCELIK-SALTIK

Sevgi ve saygı ile. 01 Ağustos 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com