Av. Esin ÖZBEY : Müftüye-İmama nikah kıyma yetkisi

Ulusal Eğitim Derneğimizden
haftalık Cumartesi konferansları başlıyor..

İlki aşağıda.. AKP’nin dinci dayatmasının bir halkası daha..

  • Müftüye-İmama nikah kıyma yetkisi..

Hedef giderek dini yaşamda daha etki kılmak, toplumu dincileştirerek uyuşturmak ve en ağır sömürüyü insan onurunu ayaklar altına alarak sürdürmek.. Dindarlık, dine bağlılık değil! Giderek laik yaşam biçimini ve seküler devlet düzenini din kurallarına dayandırmak :
Ya – ni; sormayan – sorgulamayan, körü körüne iman – biat eden müritler ümmeti yaratmak.
Cumhuriyetin başı dik, sorgulayan, özgür, laik, itiraz eden, reddedebilen.. demokratik bireyinden kul – ümmet – mürit ilkelliğine Türkiye’ye batırmak..

Bu sefil plana izin verilemez..
Büyük ATATÜRK; “Fikri hür – vicdanı hür – irfanı hür kuşaklar yetiştireceğiz..” diyordu.
İnsana ve onun onuruna, kişiliğine saygı, çağın koşulları bunu zorunlu kılıyordu.

AKK = RTE ise “Dininizi ve kininizi eksik etmeyin..”
“Dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz” diyerek kendisini ve partisini ele veriyor..

Karşılaştırılabilir mi bu 2 insan ve felsefe, politika, ideoloji? Geçelim, abestir!

Neciiiip milletimiz AKP = RTE‘ye 20 milyonu aşkın oyu gözü kapalı boca ederken nasıl bir vebal yüklendiğini, ülkemizi parçalayabilecek bir suça ortak olduğunu görecek elbet.. Ama gecikmeden!

Toplantıyı düzenleyen,
emek veren herkese şükran borçluyuz..

Türkiye bu Vahabi ilkelliğine teslim olmayacak.. Karanlıkları aşacak ve Anadolu Rönesansını bu topraklarda er ya da geç yaşama geçireceğiz. Yarasalar da dahil olmak üzere her-kes bu aydınlığın nurundan yararlanarak insanlaşacak..

Sevgi ve saygı ile. 19 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Mine Söğüt : Çocuk ve devlet

Çocuk ve devlet

Mine Söğüt 
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
Birileri… 
Gönderildikleri sübyan mekteplerinde öğretilenler yüzünden cennete gitmek için bir an önce ölmek isteyen bebeklere bir bakacaklar. 
Sonra üniversitelerde Kadın eli sıkmak ateş tutmaktan daha korkunç” diyen rektörlere bakacaklar. 
Ve kendi kıymetli çocuklarını bu devletten korumanın gittikçe zorlaşan hatta imkânsızlaşan yollarını arayacaklar. 
Becerebilirlerse belki onu bu ülkeden kaçıracaklar.
Bu sayede Müslüman bir Ortadoğu ülkesinin bir avuç kara bahtlı laik çocuğu kendisini, kendisine ait olmayan yabancı bir medeniyetin kollarında bulacak ve görece bir şekilde kurtulacak. 
Ya geri kalanlar… 
Kaçamayanlar ya da kaçmaya ihtiyaç duymayanlar… 
Onlar… 
Bu ülkede okumak, bu ülkede büyümek zorunda kalan ve artık “kayıp” olan çocuklar… 
Onlar… 
Ya yoksulların, o eğitimi almaktan başka çaresi olmayanların çocukları; 
Ya da din tacirliğinin ne anlama geldiğini hâlâ anlayamayanların çocukları. 
Sokaktaki simitçinin, yanınızdan geçen taksicinin, bir fabrika işçisinin, bir temizlik görevlisinin, postanedeki memurun, hastanedeki hemşirenin, otobüsteki şoförün, çarşıdaki kadının, yan dairedeki göçmenin… 
Yani artık sisteme uyum sağlamış, baş eğmiş, yılmış, ikna olmuş olan çoğunluğun çocukları. 
Yüz yıl önce kendi coğrafyasında devrimleri ve eğitim seferberliğiyle çağdaşlık yolunda benzerlerine fark atmış bu Cumhuriyeti yıkmayı kafasına koyanların hedefinde o çocuklar var
Eğitimi kabuğundan çekirdeğine kadar bunun için dinselleştiriyorlar. 
Yeni nesilleri korkunç bir projeye kasten ve hızla kurban ediyorlar. 
Osmanlı’nın aydınlanma çağlarını bile üç adımda gerisin geriye aşıp, ülkeyi tam teşekküllü bir İslami ortaçağa doğru itekliyorlar. 
Şu anda bu ülkede çöken, sadece bir rejim değil. 
İnşası ve tesiri zaman alan ve daha tam olgunlaşamadan barbarlar tarafından hunharca yağmalanan aydınlık bir akıl da çöktü, gitti. 
Düne kadar daha iyi bir sistem için çalışabilecek olan, aksaklıkları sorgulama becerisine sahip, istekleri ve hedefleri ve itirazları olan bu akıl bir an önce küllerinden yeniden doğmazsa… 
Yeni nesiller korkunç bir akılsızlık çağında yetişecekler. 
Ve tekrar bir aydınlanma yaşamak için işe çok ama çok geriden başlayacaklar. 
Çocukları daha neredeyse bebekken hayattan çalıp kalplerini günah korkusuyla mühürleyenler; 
Yetişmelerinin her aşamasında akıllarına kara kara düşünceler düşürenler… 
Hükmedecekleri insanların kalpleri hevesten ve meraktan ve sevinçten değil, sadece korkudan atsın isterler. 
O yüzden çocukların taze aklını okullarında tamamen hurafelerle beslerler. 
Sorgulayan, araştıran ve baş kaldıran nesillerin yeniden dirilme ihtimaline karşı… 
Çocukların kendilerine güvenini erkenden okullarda devlet emriyle ezerler. 
Bunlar daha iyi günler. 
Anaokulundan üniversitesine kadar cehalete bulanmış bir ülkede olacaklar daha olmadılar. 
Üstelik… 
Bugün bu ülkenin çocuklarının ve dolayısıyla geleceğinin üzerine düşen bu korkunç gölge;
Aslında ne iktidarın ticaretini yaptığı inançla ilgili, ne de cehaletle. 
Büyük ve kirli bir serveti paylaşmak uğruna savaşlarla tutuşturulan kanlı bir coğrafyanın tam ortasına çadır kurmuş kurnazların… 
Dünyayı çekip çeviren rezil servetten pay kapma kumarındaki ahlaksızlığı ve hadsizliğiyle ilgili. 
Evet, bütün devletler kirlidir. 
Ama bazıları daha da kirlidir.
===============================
Dostlar,

Ne yazık ki acı, çok acı saptamalar…
Bu koyu dinci hatta yobaz eğitim sisteminin 10-15 yıl sürdürüldüğünü düşünelim..
Türkiye herhalde “mollalar, mensuplar, meczuplar” ülkesine dönüştürülmüş olacaktır.
Bu çok ciddi saldırının durdurulması gerek. Hem de gecikmeden..
Danıştay’da görüşülmesi gereken Yönetmelik iptali başvurusunun oyalanmadan bitirilmesi gerek. AKP ısrar eder de dinci eğitimi yasalaştırırsa bu kez CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne taşıması gerek.. O da olmadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine..
Bir yol bulunmalı, bu karanlık yırtılmalı..
Aileler, okul aile birlikleri – veliler, öğrenciler, öğretmenler birlikte direnmeli AYDINLANMA DEVRİMİ’ne dönük karanlık saldırıya..

Sevgi ve saygı ile. 17 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Bütçeden müteahhide 22 milyar TL

Bütçeden müteahhide 22 milyar TL

Çiğdem Toker
Cumhuriyet, 17.10.2017
Sadece iç ve dış politika değil, Maliye politikalarında da çok hareketli bir dönem içindeyiz.

Vergi zamları getiren Torba Kanun, 2018 Bütçe Kanun Tasarısı, eylül ayı bütçe gerçekleşme rakamları ve nihayet ana muhalefet partisinin gensoru önergesi. 
Sıraladığım dört başlığın tamamında sıcak gelişmeler yaşanıyor. 
Bu satırlar yazılırken, kamu ihalelerinde yasal sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamunun zarara uğratılmasına göz yumduğu gerekçesiyle Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan hakkındaki gensoru görüşmeleri sürüyordu.
TBMM Genel Kurulundaki müzakerelerin odağında, bu köşede sıklıkla dile getirdiğimiz “davetli ihale” ve Hazine garantili büyük altyapı projeleri yer alıyor. 
Eylül ayı bütçe rakamları açıklandı. Geçen ay, “müteahhitlik giderleri” başlığı altında yaklaşık 2 milyar TL harcama yapılmış (1 milyar 975 milyon TL). 
Bu tutarla birlikte ocak-eylül dönemini içeren dokuz aylık müteahhitlik harcaması 22 milyar TL’ye yaklaşıyor: 21.9 milyar TL.
Dokuz ayda 22 milyar TL müteahhitlik harcaması, geçen yıla göre çok yüksek bir tutardır. 

2016 yılının ocak-eylül döneminde müteahhitlik gideri kalemi 17 milyar TL.

Bu yılın aynı dönemindeki artış tutarı 4 milyar TL. 

İstisna istismar edilirken 
Reddedileceğini bildiğimiz için icrai bir sonuç getirmeyecek olsa da gensoru görüşmeleri, bu harcama kalemine, bir başka pencereden bakmamızı sağlıyor. 
CHP milletvekili Faik Öztrak, Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, müteahhitlik piyasasında, Kamu İhale Kanunu’nun madde numarası olan “21/b” ile anılan davetli ihale yöntemine ilişkin veriler paylaştı. Öne çıkan yeni birkaçını aktarıyorum:
– Karayolları Genel Müdürlüğü’nın bu yıl verdiği pazarlık usulü yapım ihaleleri 13.6 milyar TL’ye ulaştı. 
– Hükümete yakınlığıyla tanınan bir işadamı Karayolları ve Devlet Demiryolları’ndan sadece bu yıl pazarlık usulüyle 2.8 milyar TL’lik ihale aldı. 
– Karayolları’nın yıl içinde pazarlık usulü ile verdiği 13.6 milyar TL’lik ihalenin yüzde 61’i, yani en az 8.3 milyar TL’lik kısmı, kamuoyunda hükümete yakınlığıyla tanınan firmalara dağıtıldı
– Kamunun pazarlık usulüyle yaptığı ihalelerin tutarı, 2016’da %86 artarak, 21.7 milyar TL’ye ulaştı. Yalnızca bu yılın ilk altı ayında pazarlık yöntemiyle yapılan ihalelerin tutarı da geçen yılın aynı dönemine göre, %175 artarak 16.8 milyar TL’ye sıçradı. 
Öztrak, geçen yılki eğilimin sürmesi varsayımı altında bu yılın pazarlık yoluyla yapılan ihale bilançosunun 59.6 milyar TL’ye çıkabileceğini belirtti. 
Yazıyı geçen Cuma Plan Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasındaki bir notla bitirelim:

Maliye Bakanı Ağbal“Ekonomi ihtiyaçlarına göre kamu harcamalarında 2018 yılında ciddi anlamda kemer sıkacağız.” demiş bulunuyor.
===============================================
Dostlar,

Yüce ATATÜRK‘ün yapıtlarından çok esinlendiği ünlü yazar ve ozan (şair) Tevfik Fikret, Osmanlı’nın son dönemlerinde yazdığı iyi bilinen HAN-I YAĞMA adlı şiirinde;

  • Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    … gibisinden ciddi bir eleştiride bulunmuş ve şiir üzerinden usta bir mizah ürünü vermişti.

    Olup bitenlerden ders almadığımız ve dahası, eşi bulunmaz bir cehaletle Osmanlı özlemiyle yanıp tutuştuğumuz (‘!) için başımıza gelenler benzer..
    Tarih, aptallar için acımasızca yineleniyor.. Başka çaresi var mı ki yinele(n)meme dışında?
    Benzer koşullar farklı sonuçlar doğurabilir mi??

    Ama bu bağlamda yapılan her yanlış, yapanların saltanatını uzatmak yerine tam da tersine acı sonlarını yaklaştırıyor.. Bu da diyalektik gereği..

  • Toplumsal çelişkiler derinleştikçe çözüm için yeni sentezler üretiliyor.. 
  • Uğursuz iktidarları halk er ya da geç, deneme yanılma şile öğrense de gönderiyor ve büyük ölçüde hesabını da soruyor..

    Haydi hayırlısı…

    Sevgi ve saygı ile. 17 Ekim 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

ATO KOnferansı : “Venezuela ve Sağlık”

Ankara Tabip Odası

Değerli Meslektaşımız,

Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu tarafından düzenlenen,

“Venezuela ve Sağlık”

başlıklı sunum, 18.10.2017 Çarşamba günü, Odamız toplantı salonunda gerçekleştirilecektir.

Katılımınızı bekleriz.

Saygılarımızla.


==============================
Dostlar,

Her Çarşamba 18:30’da yapılıyor bu güzelim etkinlikler..
Mülkiyeliler Birliği Çarşamba toplantıları da öyle.. üstelik aynı saatte.
Bir ona, bir buna yetişmeye çabalıyoruz her 2 kurumun da üyesi olarak.
Bir yol bulunsa klonlanarak “2 tane” (!) olabilsek ya da mekan – zamandan daha da bağımsızlaşabilsek??
1 Kasım 2017 günü akşam 18:30’da biz, Mülkiyeliler Birliği Çarşamba toplantılarında

“ŞEHİR HASTANELERİ TALANI” nı işleyeceğiz..

Emek veren herkese şükranla.

Sevgi ve saygı ile. 17 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Tabip Odası Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

TBMM önünde ‘müftü nikahı’ tepkisine polis müdahalesi: 11 gözaltı

BMM önünde ‘müftü nikahı’ tepkisine
polis müdahalesi: 11 gözaltı

17 Ekim 2017, Cumhuriyet internet sitesi

Mütftülere nikah yetkisini TBMM önünde protesto etmek isteyen Kadın Platformu üyelerine polis müdahale etti. TBMM Dikmen Kapısı önünde toplanan ve kendilerini Kadın Platformu’na üye bir grup kadın, müftülerin nikah yetkisini protesto etmek istedi. Polisin uyarılarına rağmen dağılmayan grup, gerginliğe neden oldu. Çevik Kuvvet ekipleri direnen göstericilere müdahale ederken, arbede yaşandı. Arbede sırasında 11 eylemci gözaltına alandı.

Haber görseli
Müftülere nikah yetkisini TBMM önünde protesto etmek isteyen bir grup kadına polis müdahale etti. Müdahale sonrasında 11 kişi gözaltına alındı.

Haber görseli

TBMM Dikmen Kapısı önünde toplanan ve kendilerini Kadın Platformu olarak nitelendiren bir grup kadın, müftülerin nikah yetkisini protesto etmek istedi. Polisin uyarılarına rağmen dağılmayan grup, müdahale edildi. Çevik Kuvvet ekipleri direnen göstericilere müdahale ederken, 11 eylemci gözaltına alandı.
Haber görseli
Olayı duyan bazı CHP’li milletvekili Meclis Dikmen Kapısı’na geldi. Gözaltına alınan eylemcilerin bırakılmasını isteyen milletvekiller, kendilerine yasayı anlatan polis müdürü ile tartıştı. Polis müdürü, 2911 sayılı Kanuna göre Meclisin 1 kilometre çevresinde eylem yapma izni olmadığını milletvekillerine açıklamaya çalıştı.
Polis müdürüne sert çıkan CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba, “Sizinle ilgili suç duyurusunda bulunacağız, senin vatandaşa böyle davranma hakkın yok. Her seferinde sizi görüyoruz. Bunun hesabını sizden soracağız.” ifadelerini kullandı.
Haber görseli
CHP’li vekiller ve kalabalık daha sonra olay yerinden ayrıldı.
Haber görseli

Haber görseli

=======================================
Dostlar,

TBMM kapısında protesto eylemi yapan kadınlara polisten sert müdahale ve 11 gözaltı.. Yazıklar olsun..
İşte AKP demokrasisi (!) bu.
Niyedir bu öfke, dinleyin ne söyleyecekler, yararlanın..
OHAL’i bu koyu İslamıofaşizm için mi ilan ettiniz?
Çok yanlıştasınız çooook..
TBMM önünde biz pek çok çaıklamaya katıldık..
O zaman bu 1 km yasağı anımsanmadı??
Yakında önünden geçmeyi de yasaklar bu korku denizinde boğulan AKP iktidarı?
Çare mi?
Hayır, tam tersine kısır döngü ve kaçınılmaz sonuca koşar adım giden bir iktidar..

Gözaltına alınan 11 kişi derhal serbest bırakılmalıdır…

İktidar bu ölçüsüz ve orantısız sertliğe son vermek zorundadır.

Sevgi ve saygı ile. 17 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com