ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 28 Kasım 2018

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 28 Kasım 2018

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Haftanın tüm iğneleri eğitimimizi ve öğretmenimizi bugünkü haline düşürenlere.

HATİM
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler gününde hatim indirilmesini emretti.
Ziya Selçuk’tan hala ümitli misiniz?…

CÜPPELİ
Cüppeli Ahmet kalp krizinden yoğun bakıma kaldırıldı.
Bilimsel tedaviye ne gerek; her hastalığa uygun bir muska, bir üfürük işlem tamam…

FETÖCÜ
Trabzon FETÖ imamı olmakla yargılanan Köleoğlu, referans olarak Bülent Arınç ve Erdoğan Bayraktar’ın da isimlerini verdi.
Bişi olmaz…

PRENS
RTE, Kaşıkçı cinayetinden sorumlu olduğu şüphesini taşıyan Prens Salman ile Arjantin’de görüşmeyi kabul etmiş.
Saltanat dayanışması…

İNCE
Muharrem İnce, İstanbul belediye başkanlığı için önseçim yapılırsa aday olacağını açıkladı.
Şimdiki sözü…

CİSİYET
Nihat Zeybekçi, İzmir adaylığı için, ”İzmir mahallenin en güzel kızı, kim istemez!” dedi.
Adamlarda adaylık bile belaltı çağrıştırıyor…

BASKIN
Soğan depolarına baskın
yapılıyor.
Dış güçlerin işbirlikçisi belli oldu; soğan…

DENETLEME
İstanbul belediyelerini denetlemekten sorumlu Sayıştay 15. Grup başkanı Sezgin Eren görevden alındı.
Arkadaş  denetleMEEE!…

SÖZ
Seçim öncesi 3600 gösterge sözü veren AKP ve koltuk değneği MHP Mecliste reddetti.
“Söz ağızdan çıkar” diye biliriz, bunların ağzı neredeyse…

FEDERASYON
AKP İstanbul milletvekili Razva Kavakçı, Almanya’da federal sistemi incelediklerini açıkladı.
Ne gerek var incelemeye Selahattin Demirtaş’a sorun gitsin…

EKONOMİ
“Devletin bilançosu, kasası, gelir-gider denge ve düzeyi belki tarihinde hiç olmadığı kadar güçlü”
Söyleyen hangi ülkenin maliye bakanı mı? Hadi açıklayalım da gülün; damat bakan

ATLETİZM
RTE, kadın erkek eşitsizliği savını bu kez de atletizm üzerinden yineledi.
O kadar erkekse koşucu bir kadınla piste çıksa ya…

KADIN
Kadına şiddet uygulamasında 136 ülke içinde 124. sıradayız.
RTE/AKP varken son sırada olmamamız başarıdır…

RİXOS
RTE’yi otellerinde ağırlayan Zaman Gazetesi sahibi Fettah Tamince de FETÖ davasından berat etti.
FETÖ’yü boşver, lidere yaptığı hizmetlere bak…

EĞİTİM
9 EYLÜL Ünv. raporuna göre “bir milyon öğrenci tarikatların elinde“.
”MİLLİ“ eğitim mi deniyordu?…

KATAR
Kıbrıs’ta ABD ve GKRY ile birlikte MEB’ize (AS: Münhasır Ekonomik Bölge) tecavüz eden Katar Emiri’nin danışmanı Ankara’da adına yaptırdığı camiyi açtı. İlk namazı MSB Akar ve DİB Çavuşoğlu ile kıldı.
Söylemde; Katar haydut,
Eylemde; kıçında saf tut…

BAKAN
Turizm Bakanı Nuri Ersoy’un şirketinin Yunan işgali altındaki Keçi Adası’ndaki Yunan otelinin pazarlamasını yaptığı belirlendi.
Kazancına BAKAN…

ÇARŞAF
Suudi Arabistan’da kara çarşaf zorunlu olmaktan çıkarıldı.

Dinin emri mi, kralın emri mi zorunlu kılmıştı?…

FOTOĞRAF
AKP Yalova Belediye Başkanlığı adayının FETÖ’cülerle fotoğrafı ortaya çıkmış.
FETÖ’cüleri bırakın, Feto’nun kendisiyle birlikte olanlara ne oldu ki?..

‘Hukuk bizi bağlamaz’

‘Hukuk bizi bağlamaz’

Ali Sirmen

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş ile ilgili olan son kararında bazı yeni hususları da içeren ilginç saptamalar var. 
Dilerseniz Demirtaş’ın başvurusunda reddedilen hususlardan başlayalım. Her şeyden önce, mahkeme davacının dosyaya erişimde sorun yaşadığı yolundaki şikâyetini inceleyerek reddetmiş ve burada bir ihlal bulunmadığına hükmetmiştir. 
Aynı şekilde, Demirtaş’ın tutuklanmasına itirazını da reddetmiş, tutuklama için makul şüpheler bulunduğundan, tutuklamaların da bir ihlal oluşturmadığı kararına varmıştır. 
Ama bu karara karşın, Demirtaş’ın ilk tutuklamada makul şüpheler olsa bile sonrasında tutuksuz yargılanması gerektiğine hükmetmiştir
Ülkemizde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinden hareketle, “katolog suçlardan olduğu” klişesine dayandırılarak verilen tutukluluk halinin devamı kararlarını AİHM birçok kez ele almış ve bu tutumun bir ihlal oluşturduğuna hükmetmiştir. 
Son karar bu açıdan bir yenilik getirmiyor. 
Yeni olan husus, ülkedeki gergin siyasi iklimin özellikle olağanüstü hal rejimi altında, ulusal mahkemelerin bazı kararlarını etkileyecek bir ortam yarattığını ve bu bağlamda yargı makamlarınca Demirtaş ve genelde muhalif seslere karşı sert bir tutuma yönelindiğinin kararda ileri sürülmesidir.
***
Avrupa İnsan Hakları komiserinin gözlemlerine dayandırılan bu saptamada ilk kez AİHM Türkiye’de yargının bağımsız ve tarafsızlığını bu kadar ciddi bir biçimde sorgulamış oluyor
Yine yeni olan bir husus, geçerli gerekçelere dayanmadan uzatılmış ve infaza dönüştürülmüş olan tutuklamanın sürmesi sonucunda, seçilme ve seçme haklarının ihlal edilmiş olduğu saptamasıdır. 
Demirtaş’ın keyfi olarak uzatılan tutukluluk hali yüzünden milli irade tarafından seçilmiş olduğu parlamentonun etkinliklerine katılmasının engellenmesiyle, seçilme hakkı ihlal edilmiş olduğu gibi, seçtiği kişinin keyfi tutuklamayla yasama çalışmalarına katılamamasıyla, ona oy vermiş olan vatandaşın seçme hakkı da ihlal edilmiş olmaktadır
Bu durumda, infaza dönüştürülen tutukluluk milli iradeyi de zedelemiş oluyor
AİHM kararının iktidar kanadında bir bomba etkisi yarattığı söylenebilir. Öyle ya! Adalet BakanıAİHM iç hukukun bir parçasıdır derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan gayet açık ve net konuşmuştur: 
AİHM kararı bizi bağlamaz! 
Türkiye’yi kıyısından bucağından birazcık olsun tanıyanlar, bu iki açıklamadan geçerli olanın Tayyip Bey’inki olduğunu bilirler. 
AİHM kararı bizi bağlamaz!” ne demektir diye soracak olursanız, bunun anlamının hukuk bizi bağlamaz olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. 
Evet, Türkiye Sayın Tayyip Erdoğan’ın iktidarı döneminde AİHM kararlarının kendini bağlayacağını belirten metne imza koymuş ve buna uygun olarak anayasada düzenleme yapmak yolunu tutmuştur.
***
Bu durumda AİHM kararları beni bağlamaz demek, hukuk beni bağlamaz demekle aynı kapıya çıkmaktadır. 
Devlet, bireyler ve kurumlar üzerinde yaptırım uygulayan, güç kullanan bir aygıttır. Bu gücün korkutan, sindiren, susturan, içeri tıkan, öldüren bir terör girişiminden farklı olmasını sağlayan tek etken ise, onun, temel hak ve özgürlüklerin özüne saldırmadan kullanılmasının, yönteminin ve sınırlarının hukuk ile çizilmiş olmasıdır. 
Bu öğeyi ortadan kaldırırsanız devletin yaptırımları terör eylemi, devletin kendisi de terör örgütü olur. 
Devletin gücü hukuk ile sınırlı olunca, hukuk herkesi olduğu gibi devleti de bağlar ve kimse hukuka karşı hamle yaparak işi bitiremez! 
Aman dikkat!

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 21 Kasım 2018

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 21 Kasım 2018

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

TARİKAT
Kadiri tarikatı şeyhi, tarikatın kurucusu Abdülkadir Ceylani’nin şarkı söyleyerek ölüyü dirilttiğini söyledi.
Dinleyen mürit olduğu sürece söyler…

TAKDİR
Sözcü Ömer Çelik açıkladı; Atatürk ve cumhuriyet düşmanı, Yunan işgali taraftarı Fesli Kadir’i 10 Kasım öncesi resmen ziyaret eden DİB Ali Erbaş, RTE VE AKP iktidarının takdir ettiği bir ilim adamı imiş.
Beklenen oldu; RTE, Erbaş’a sahip çıktı.
Tencere, kapak…

UŞAK
Fesliye en güzel yanıt Çorum müftü yardımcısı Zeki Bıyık’tan geldi:
”Bunları diyen bir kimse ya İngiliz uşağıdır ya da Türkiye ve İslam düşmanı bir takiyecidir. Ruh hastasıdır”
Bence “ya da” ya gerek yok, hepsi…

DİN
RTE, “DİB’lığımızı siyasi tartışmanın malzeme yapma girişimlerini kabul etmiyorum”
Dini siyaset malzemesi yapmakta sakınca yoktur!…

CAMİ
Milletin anasına koymakla ünlü işadamı Mehmet Cengiz
’in şirketi İstanbul Yavuz Selim Camisi’nin elektriğini kesti.
Milletin anasına göz diken camisini ipler mi?…

FETÖCÜ
FETÖCÜ savcı Ferhat Sarıkaya’nın meslekten ihracına karşı oy kullanan Fahri Kasırga şimdi  RTE’nin danışmanı.
Ben bu RTE/AKPnin FETÖ ile mücadelesine hayranım…

DİNCİ
Çorlu Milli Eğitim Müdürü İlhan Tekçe,  İlkokul çocuklarının sabah namazına götürülmesi için okullara yazı yazdı.
Eğitim Öğretimin birleştirilmesinden, ikili eğitime geçişe doğru adım adım…

SAHTEKARLAR
MEB Selçuk, sahte diplomalı 45 öğretmenin görevine son verildiğini açıkladı.
Yalnız öğretmenler olsa neyse…

GÖRÜŞME
RTE ile İ. Melih’in gizlice görüştüğü konuşuluyor.
Seçim yaklaştıkça tükürük yalayanlar çoğalır…

AHLAK
Bahçeli-RTE yerel seçim işbirliği için buluşuyor. 24 Ekim 2018 tarihli iğnem şöyleydi :
Bahçeli, af teklifi nedeniyle MHP’yi tenkit eden RTE’yi ”basiretsizlik ve siyasi ahlaksızlıkla” suçladı.
Seçime az kaldı, ahlaklı bir şekilde sarılıp öpüşürler

BAĞLAMA
Yavuz Bingöl, MEB’lığına ihalesiz 84.900 bağlama satacak.
Yağlama, neticesi bağlama…

TACİZCİ
Yandaş Eğitim Bir-Sen’in Muğla Şube Bşk. Yrdc. bir öğretmen 23 kız öğrenciyi taciz etmiş.
Bu sapıklar aynı adreste toplayan mıknatıs mı var?…

FETÖCÜ
FETÖ’cülükten TSK’dan ihraç edilen Yeni Akit yazarı Vehbi Kara, ”Yunanistan’la yapılan savaşa KURTULUŞ SAVAŞI demenin yanlış olduğunu yazdı.
Yanlış yerde kalmış, ataları teknede yer bulamadı herhalde…

PROFESÖR
Necmettin Erbakan Ünv. Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Mehmet Karalı, “seçimde kadınlara oy vermeyeceğini” açıkladı.
Ata sözümüzü anımsayalım;
Tahsil cehaleti giderir, eşeklik kalıcıdır…

BAĞLAMAZMIŞ!
AİHM, Selahattin Demirtaş’ın tahliyesine karar verdi. RTE, ”AİHM kararları bizi bağlamaz.” dedi.
Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi Türkiye’nin cumhurbaşkanı konuştu, kahvedeki okeyci değil…

Yılmaz Özdil : Şerefsiz meselesi


Şerefsiz meselesi

portresi_kravatli

 

Yılmaz Özdil
SÖZCÜ, 5.8.2015

 

Selahattin Demirtaş “bu halk Abdullah Öcalan’ın posterini Kürdistan’a asamayacak da, nereye asacak? Buna alışsanız iyi olur, çünkü biz daha Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini” dedi.

Figen Yüksekdağ “biz sırtımızı YPG’ye YPJ’ye PYD’ye yaslıyoruz, söylemekten de çekinmiyoruz” dedi.

HDP milletvekili, Diyarbakır belediye eski başkanı Osman Baydemir
“devlet aklına mesajımız var, hassiktirin diyorum dedi.

HDP milletvekili Abdullah Zeydan “Kürt halkının gücünü test etmeye çalışanlara çağrı yapıyoruz, PKK sizi tükürüğüyle boğar dedi.

HDP milletvekili Burcu Çelik Özkan, köy korucularına seslendi,
“o keleşi size çevirmesini çok iyi biliyoruz, bu memleketten
defolup gideceksiniz”
dedi.

Seçim öncesi HDP’nin Batman mitinginde “barajı aşarsak, bizler bulutuz, güneşiz, yağmuruz, barajı aşamazsak, benim meskenim dağlardır dağlar” pankartı açıldı.

Ağrı belediye başkanı Sırrı Sakık “ellerinde bayraklarla
Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyerek saldıranlara demiştim ki,
Mustafa Kemal’in askeri değil, generali olsanız ne yazar, it sürüleri
dedi.

HDP milletvekili Altan Tan “CHP yerli inek gibi, dünya kadar
ot yedirirsin, sütünde artma olmaz”
dedi.

HDP milletvekili Adil Zozani, TBMM çatısı altında, “Kemalizm dediğiniz şey, bir parça Hitler, bir parça Mussolini’dir” dedi.

PKK’lılar Ağrı dağında temsili mezar kazdı, mezar taşına “TC” yazdı,
T.C.’nin gömülme töreninde konuşan HDP milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu“Kürtler uyandı, hiç boşuna çırpınmayın” dedi.

HDP milletvekili Pervin Buldan “PKK terör örgütü değildir” dedi.

Selahattin Demirtaş “HDP; başkan Apo’nun projesidir,
bunu unutmadan çalışmalıyız”
dedi.
*
Kimse rahatsız olmadı.
*
“Şerefsiz” denildi…
Ortalık ayağa kalktı!
*
Kimse kimseye “şerefsiz” demesin elbette.
*
Peki, isteyen istediğine

“hassiktirin,
memleketten defolun,
it sürüleri,
tükürüğümüzle boğarız,
PKK sizi tükürüğü ile boğar
size kalaşnikof çeviririz,
gömeriz,
burası Kürdistan,
chp’li inekler,
Atatürk Hitler’dir”

diyebilsin mi?

================================

Dostlar,

Yılmaz Özdil “bir süre” izne çıktı bilindiği gibi.
Arşivimizdeki bir yazısını, gündemle çok örtüştüğünden paylaşmak istiyoruz.

PKK ve uzantısı TBMM’deki HDP ile onu yönetenleri daha yakından tanımak açısından yararı olabilir. Bu HDP’nin PKK ile organik bağını /
göbek bağını koparması, hadi “araya mesafe koymasını” istemek ve beklemek gerçekçi mi?

Fanatik Kürtçüler – Kürt milliyetçileri ya da Kürt Baronları hem HDP’nin
hem de kendilerinin başını yiyecek.. Türkiye’nin başına çoook ciddi
dert açtılar.. Acaba bir vicdan muhasebesi yapma olasılığı var mı dersiniz?
Hiç umutlu olmamakla birlikte, tarih önünde bir kez daha
biz davet edelim de, üzerimize düşeni bir kez daha yapmış olalım..

PKK ve uzantısı HDP’ye sesleniyoruz                        :

Emperyalizmin kucağında devrimcilik,
Kürt halkına özgürlük savaşımı dünyanın en olmayacak işidir..
Bundan daha büyük çelişki olamaz..
Aklınızı başınıza alın!
Emperyalizm tarihte hangi halka özgürlük kazandırdı?
Bu gerçekleri bilmeyecek denli akıl ve bilgi fukarası değilsiniz;
o zaman geriye ne kalıyor?
Tüm bunları bilerek – tasarlayarak, Kürt halkını ayaklarınızın altına alarak, Türk’ü – Kürt’e / Kürt’ü – Türk’e kırdırarak yapıyorsunuz.
Siz, apaçık emperyalizme hizmet ediyorsunuz; elleriniz kanlı..
İşte o kadar!

*****

Öte yandan, PKK ve uzantısı TBMM’deki HDP‘yi teşhir etmek iyi de, oradan kopacak oylar AKP’ye kayıyor! Şaşılacak biçimde CHP ve MHP’ye değil..

Ne yapmalı?? 40 katır mı, 40 satır mı??
Bakar mısınız Türkiye’nin içine düşürüldüğü açmaza??

Bir önerisi olan var mı? Bu yazının altına “yorum” olarak yazar mısınız lütfen? Makale boyutunda olursa ayrıca yayımlarız..

Sevgi ve saygı ile.
09.09.2015, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

BARIŞ MI DEDİNİZ?


BARIŞ MI DEDİNİZ?

 portresi_Anit_Kabir'de

Suay Karaman

 

 

7 Haziran’da yapılan seçimlerin ardından ülkemiz herkes tarafından anlaşılamayan bir şekilde karıştı, olaylar çıktı, ölen ve yaralananlar oldu. Ne yazık ki bu durum halen sürmektedir. Siyasal partiler ve demokratik kitle örgütleri ise başka dünyalarda yaşamakta, hatta  kimileri emperyalizmin ekmeğine yağ sürmektedirler. Emperyalizm, MHP’ye AKP’ye sahip çıkma görevini verirken, CHP’ye de PKK terör örgütüne sahip çıkma görevini vermiştir. (AS : ???)

İlk Kurşun Gazetesi’nde yayınlanan 3 Ağustos 2015 tarihli “Açılım mı Demiştiniz?” adlı yazımın son paragrafında şunlar yazmaktaydı: “Hem Türkiye Cumhuriyeti devletinin, hem de PKK terör örgütünün beraberce silahları susturmalarını isteyenler, yine şaşırmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde silah bırakan devlet görülmemiştir.”

Ağustos başında gazetecilerle yaptığı söyleşide “Devlet silah bıraksın demiyorum. Devlet tabii ki kendini koruyacak” diyerek, PKK terör örgütüne silahları susturarak, elini tetikten çekme çağrısı yapan Selahattin Demirtaş’ın bu sözünde samimi olup olmadığını zaman gösterecektir. Çünkü ABD ve AB emperyalizminin kucağında oturarak siyaset yapanlara asla güven olmaz, olmamalıdır da..

Selahattin Demirtaş, 12 Ağustos 2015 Çarşamba günü Brüksel’de ABD’ye çağrı yaparak, ‘NATO’yu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine yönelik operasyonlara karşı belirgin bir konum almaya’ çağırdı. Ayrıca açılımın sürmesi için Avrupa Birliği’nin de Türkiye’ye baskı yapmasını istedi. Selahattin Demirtaş ABD’ye yalvarırken, ABD Başkanı da, “Türkiye PKK’yı bırakıp, IŞİD’e odaklansın” diye açıklama yapmıştı. Böylece BOP haritası için el birliğiyle çalışmaların sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.

HDP, başkan Apo’nun projesidir, bunu unutmadan çalışmalıyız” diyen ve “Bu halk Abdullah Öcalan’ın posterini Kürdistan’a asamayacak da, nereye asacak? Buna alışsanız iyi olur, çünkü biz daha başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini..” diyen Selahattin Demirtaş’ın söylemlerinde hep terör örgütüne destek vardır. Emperyalizmin beslediği terör örgütünün barış getireceğini düşünenlerin, düşünce sistemlerinin eksik olduğu anlaşılmaktadır.

Savaş iki ordu arasında yapılır; PKK terör örgütü, emperyalist şebekeler tarafından desteklenen bir öldürme kuruluşudur: yaptığı savaş değil, vurup kaçmaktır, sabotajdır, terörist eylemlerdir. Savaşta sağlık personeline dokunulmaz ama PKK terör örgütü ambulansa bile saldırmakta ve içindekileri yaralamaktadır.

Barış ne zaman istenir? Barış için bir savaşın olması gerekir.  PKK terör örgütünün yaptığı savaş değil, terörist eylemlerdir. Her devlet, terörist eylemlere karşı savunma yapar. Terörle mücadele eder, (AS : terör örgütü) silah bırakmadan müzakere etmez. Bu sahte barış çığlıklarının ardında Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlu konuma sokmak yatmaktadır. Emperyalist güçlerin barış süreci, PKK terör örgütüne dokunmayalım, güçlensinler, gerektiğinde kullanırız anlamına gelmektedir.

Barış silahların ucunda değildir, olmamalıdır da.. Onurlu toplumlar, silahların gölgesindeki demokrasi istemlerini kabul etmez, etmemelidir de.. Barış, katille gelmez, hırsızla gelmez, emperyalizmin kucağına oturarak asla gelmez, gelmemelidir de.. Barış ülkenin bölünmesiyle, parçalanmasıyla da gelmez. Barış, PKK gibi terör örgütüne, gerilla diyerek ya da özgürlük savaşçısı diyerek de gelmez.

Barış sevgiyle gelir, dostlukla gelir. Barış, paylaşımda eşitlikle, insanca bir düzenle gelir. Barış ağalık, şeyhlik, feodalite düzenine son vererek gelir. Barış yurdunu ve insanlarını severek gelir. Barış ülkedeki tüm insanların kardeşlik temelinde buluşarak, ulusal politikalarla kalkınarak gelir. Barış, ülkesinin aydınlanması için özverili çalışmalar yapılarak gelir. Emperyalizmi ve işbirlikçilerini kovmadan, tam bağımsızlık olmadan barış da olmaz..

============================

Dostlar,

Yurtsever ve yürekli birikimli yazar sevgili Suay Karaman arkadaşımıza bu yazısı için
teşekkür ederek sizlerle paylaşıyoruz..

“.. Emperyalizm.. CHP’ye de PKK terör örgütüne sahip çıkma görevini vermiştir.” suçlamasını oldukça ağır ve kanıtlanması güç.. olarak değerlendiriyoruz..

Öte yandan AB – ABD’nin, PKK’ya sahip çıkmak için eteklerinin tutuşması ibret vericidir. Açılmayan gözleri, duymayan kulakları, mühürlü vicdanları uyarmalıdır bu tablo..

Hiç sıkılmadan “2 taraf da silah bıraksın..” diyerek uluslararası hukukun en temel ilkelerini bilerek çiğnemekte ve bir oldubitti, de facto durum yaratmaya çabalamaktadırlar ki terör örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti denk tutulsun! Zavallı Batı, bu denli zavallılaşacak mıydı??

Bir yanda Türkiye Cumhuriyeti Devlet, vardır, egemen ve bağımsızdır; ulusal ve uluslararası hukuk gereği silah kullanma tekeli vardır; karşı yanda ise AB – ABD – İsrail beslemesi bir terör örgütü bu 3’lü adına vekaleten ülkemiz ile 31 yıldır savaşmaktadır.. Sıcak çatışma artık
“orta yoğunluklu” düzeye tırmandırılmıştır.. İç kalkışma – isyan tohumlanmak istenmektedir..
Ancak Türkiye Devleti, devlet aklı ve yetkesi (otoritesi) ile hukuk içinde kalarak bu belayı da defetmeyi bilecektir.

Başarı asla bu tablonun asli faillerinden olan AKP iktidarının değil; kanlarını – canlarını veren Türk askerinin, polisinin, yurttaşının… özverili ULUSUN ve kadim Devlet geleneğinin olacaktır. AKP ile değili AKP’ye karşın.. Bu ayrımı yapmak olağanüstü önemlidir..
Zorla sürüklendiğimiz “yinelenecek seçim”de (erken seçim değil!) halkımız,
bu çıplak gerçeğin gereğini yerine getirecek biçimde oyunu kullanmalıdır.

Sevgi ve saygı ile.
10 Ağustos 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com