ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 24 Şubat 2021

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 24 Şubat 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

BAŞARI

MSB Akar, “Operasyon, kahraman personelimiz tarafından, güvenlik kuvvetlerimiz tarafından oldukça zor şartlarda ve her ülkenin yapamayacağı bir şekilde gerçekleştirilmiş oldu.”

Hiçbir ülke rehinelerin hayatını garantilemeden yapmazdı…

TERBİYE

“Gara şehitlerinden Erdoğan’ın sorumlu olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu’na,

  • Sen nasıl bir yüzsüzsün ya? Sen de nasıl bir yüz var ya? Utanıp sıkılmadan Gara katliamındaki şehitlerin sorumlusu Cumhurbaşkanı’dır diyorsun. Terbiyesiz herif!” 

ifadelerini kullandı. Üstüne bir de hakaret davası açtı.

Terbiyeli, seviyeli!…

DİPLOMASİ

Demirtaş, “Diplomatik yollar yerine, siyasi şov amaçlı operasyon sonucunda ortaya çıkan trajedinin sorumluluğunu HDP’ye ve muhalefete yüklemek de aymazlıktır. Halka hesap vermesi gereken, iktidardır.”

Hesap adresi doğru, diplomasi adresi boş…

BEDEL

Bahçeli, “Türk Devleti Gara’da hata yapmamış, bedel ödetmiştir.”

Nasıl?…

MUAF

İzmir Valiliği’ne bağlı İl Hıfzıssıhha Kurulu, hafızlık eğitimi veren Kur’an kurslarına gidenlerin ‘sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulması’ kararı aldı.

Bilimden, akıldan muaf…

DİL

RTE, Yunus Emre etkinliğinde dört yıl önce Binali Yıldırım’ın yaptığı konuşmanın kelime kelime aynısını tekrarladı. Bir cümlesi de şöyle, “Vatanı önce dil, sonra ordu bekler.”

Konuşma metni de RTE’yi beklemiş…

KILIF

AKP’li eski bakan İsmet Yılmaz, Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılması ile ilgili olarak, “Herkes bilir ki terörle mücadele eden devletin bir devlet aklı olmalıdır. Devlet elbette terör örgütü mensupları arasındaki ikilikleri, ayrışmaları kullanır; bu, dünyanın her yerinde böyledir.”

Seçim öncesi oy için çalınan minareye bu kılıf uymadı…

UYANIŞ

AKP kongresinde afiş asmışlar, “Bir nesli uyandıran adam, RT Erdoğan”

Aya dört şeritli yol yaptığı söylense inanacak nesil!..

TEHDİT

İçişleri Bakanı Soylu, BÜ eski rektörünü telefonla arayıp üniversite olaylarında rolü olduğunu bildiklerini söylemiş.

Demokratik, hukuk devletinin bakanı!..

PAYLAŞIM

Zafer Havaalanı için verilen yolcu garantisi yıllık 1 milyon 283 bin, kullanan yolcu sayısı 7 bin 235.

AKP dönemi hesabına uydurma uzmanlığı…

KILAVUZU PERİNÇEK

KILAVUZU PERİNÇEK

Rifat Serdaroğlu

“Kılavuzu karga olanın, burnu boktan kurtulmaz” sözü, kılavuz seçiminde çok dikkat edilmesini öğütlemek için söylenmiştir.
Kılavuzun iyisini, bilenini seçmezseniz İlyas Salman filmindeki gibi
“İşte, Almanya’ya getirdik diye sizi Karadeniz sırtlarında” bırakıverirler.

Asrın Lideri AKP Genel Başkanının yanında beraber yola çıktığı arkadaşlarından kimse kalmayınca, dönmeyi seven kişileri yanında toplamaya başlamıştı.

HADEP Eski Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Metiner, HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, DP Genel Başkanı Süleyman Soylu, Barzani, Şivan Perver, Reza Zarrab, Yasin El Kadı, Mursi, Osman Öcalan, Bahçeli derken kılavuzlar kervanına Perinçek de katıldı! Hem de Başkılavuz olarak!

Reyiz daha da sıkışırsa, yurt dışından kılavuz getirebilir. Cem Uzan’ı ısıtmaya başladılar bile! Eh FETÖ zaten eski yol arkadaşı, o ne isterse Reyiz vermeye razı, sıkışıklık olursa o bile çağrılabilir.

Başkılavuz Perinçek, o kanaldan bu kanala koşup AKP’yi savunuyor! Hem de Timur’un filleri gibi!
Yalnız, Başkılavuz Perinçek’in bir kusuru var! Frenleri bazen tutmuyor.
Bir keresinde fren tutmayınca, soluğu taa Suriye’deki Bekaa Vadisinde Öcalan’ın yanında almıştı…

Geçen hafta Başkılavuzun frenleri yine boşaldı ve tarihe geçecek şu sözleri söyledi;
“Sosyal Medyada, özgürlüğün sınırlanmamasına tepki gösteriyorum. Devlet, Milli Diktatörlük Uygulamasına geçmelidir…”

Diktatörlerin çok çeşidini görmüştük ama “Milli Diktatör” modelini ilk kez görüyoruz! Diktatör milli olunca, diktatörlük vasfı ortadan kalkıyor mu?

Acıklı olan, Perinçek’in ne düşündüğü değildir, ne düşünürse düşünsün bizi ilgilendirmez. Esas acıklı olan, AKP’nin Perinçek’in aklına muhtaç hale gelmesidir. Bunu çok önemsiyorum.
Çünkü şu an Türk Devletini AKP Genel Başkanı ve yanındaki Saray ekibi yönetiyor. Dolaylı olarak Perinçek, Türk Devletine kılavuzluk yapıyor denebilir!

Türk Devletinin başında;
İki defa hapis yatmış, partisi Anayasa Mahkemesi tarafından “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olduğu gerekçesiyle mahkum edilmiş, ABD Temsilciler Meclisi tarafından yurtdışındaki malvarlığının tespiti için karar alınmış, Sayın Erdoğan oturuyor.

Yardımcısı; Fuat Oktay;
Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızı dolandırılarak kurulan YİMPAŞ adlı şirkette yıllarca çalışmış, kardeşi Nihat Oktay da YİMPAŞ’ta muhasebe müdürü olarak görev yapmıştı. Çok sayıda YİMPAŞ mağduru vatandaş, paralarını geri alabilmek için mahkeme kapılarında ömür tüketmekteler.

Saray Sözcüsü;
Çocuklarının okul paralarını “Becerikli Abdullah” diye anılan Abdullah Tivnikli’ye ödettiğini kabul etmiş biridir, İbrahim Kalın. Türk Devletini ilgilendiren en gizli görüşmelerde bulunmaktadır.

Saray İletişim Danışmanı;
Evinin dibindeki vakıf arazisine, güzelleştirmek amacıyla çökmüş, kamelya-barbekü gibi sosyal donatıları vakıf arazisine kondurmuş bir çevre gönüllüsüdür. Kendisi “Büyük Devlet Adamı” olarak sayılmakta, evinin adresinden bahsetmek bile suç kabul edilmektedir.

Saray’da bu kadar önemli ve değerli adam varken, bu ekibe bir de Perinçek’in katılması bence gereksiz bir yatırımdır. Zaten her işimiz bozuk. Daha da bozmak için ilave militana gerek yok ki!
Çok sıkışılırsa, çağırın Bakara-Makara Egemen’i, Google’dan sallasın iki ayet, her şey karmakarışık olmazsa istediğinizi söyleyin…

Eyy Kindar ve Dindar Nesil;
Siz Osmanlı Torunu Bademlersiniz!
Yıkmakta sizin gibisi yoktur, yapmak işiniz değildir, karnınız hep toktur.
Fakir, çalmasını bilmediği için fakirdir, en iyi fikir sizin fikirsizliğinizdir.
Unutmayın, beraber ıslandık yağan yağmurda, eşek ölür kalır semeri…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 06 Temmuz 2020

YOK SAYILAN 3 KADIN

Dostlar,
Sayın Rifat Serdaroğlu‘ndan müthiş bir yazı ulaştı. PKK’nın içyüzünü,
Paris’te öldürülen PKK’lı 3 kadın olayının ve İmralı ile sürüdürülen / dayatılan “barış sürecinin” arkaplanını bütün çıplaklığıyla ortaya koyan çok önemli bir yazı.
Tarihsel değerde belki de..
Sayın Serdaroğlu’na teşekkür eder, bu çok başaılı ve uygun zamanlamalı yazısı için kutlarız.Eski Sağlık Bakanı (DYP’li) Sayın Rifat Serdaroğlu salt saptama yapmakla da kalmıyor. Başbakana, Genelkurmaya, MİT’e, Emniyet’e net çağrıları var..

Bu yazı çok okunmalı ve Türkiye gözünü açmalı artık..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 18.1.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================================RİFAT SERDAROĞLU

portresi

YOK SAYILAN 3 KADIN…

Bugün, size Türk Toplumundan özellikle saklanan bir gerçeği,

  • Kürt kökenli kadınlara PKK Terör örgütü yöneticileri tarafından uygulanan işkenceleri

ve bunlardan yalnızca biri olan “3 Kadının” yaşadıkları vahşeti anlatacağım.
Değerli Yazar-Gazeteci Kıymet Nadir Bindebir 2010 yılında bu konuda bir yazı yazmıştı.

Eşimin ve benim tüylerimizi diken-diken eden bu yazıyı hiç unutmadım.
Kıymet Nadir Bindebir yazısını, 1991’den 2003’e kadar yani 12 yıl dağ kamplarında sürünmüş PKK militanı Kürt kızı Dilaram’ın “Özgürlüğe Kaçış” adlı romanından derlemişti.

HEVİDAN

“Korucu kızı Hevidan çok küçüktü, 12 yaşındaydı.

Apo’nun çıkardığı “Korucu kızlarını kaçırıp PKK’lı yapma” kanunuyla kaçırılıp getirilmişti.

1997 yılında 16 yaşına basmıştı. Kaçma planları yaptı ama anlaşıldı, tutuklandı. İnfaz kararı verildikten sonra Hevidan’ın eline kazma-kürek verip mezarını kazdırdılar. Temmuz sıcağında çukur açarken söylediği türkü dağlarda yankılanıyordu. Son isteği sorulduğunda af dilemedi. ‘Kahrolsun Apo!’ dedi,
o köylü kızı. ‘Ahım sizin boynunuzda kalacak’ diye bağırdı!

İnfaz mangasındaki tek bacağı protezli Siirtli Rengin, Hevidan’ı gözünü kırpmadan taradı. Ölmüyordu bir türlü. Kadınlar başını taşlarla ezerek öldürdüler!”

**********

DİLARAM

Öcalan’ın Şam’daki evine Yoğunlaştırma Evi denir.
Yoğunlaştırma Evine bakire genç ve güzel kadınlar alınır.
Vahşi herif, ‘Çöl Güzeli’ kızlardan hoşlanırdı ama sarışınlara daha çok ilgi duyardı. Ben de Yoğunlaştırma Evine çağrıldım.

Apo bir gün beni masaja çağırdı. Gittim, ılık su dolu leğendeki ayaklarını yıkadım. Hani köy ağaları gibi. Beni azarlamaya başladı, bilmiyorum diye. Sırtüstü uzandı, şimdi bütün vücuduma, dedi. Anladım neler olacağını.
Çünkü cinsel istek uyandığını gördüm.
Soyun, dedi. Soyundum. İç çamaşırlarını da çıkar, dedi.
Ayağa kalkıp sarılıp sıkınca korktum. Kendimi savunmak için Apo’ya vurdum.
3 yumruk attı yüzüme ve kafama. Küfretti bana.

‘Düşkün, fahişe, rezil kadın.
Seni özgürleştirmeye, tabulaştırdığın zincirleri kırmaya çalışıyorum.’ dedi.

Titrediğimi görünce kovdu beni. ‘Sen köle kalacaksın’ diye bağırdı.
Ama bu daha ilk denemeydi. Dışarıda bekleyen tecrübeli kadınlar beni
psikolojik olarak hazırlanma toplantısına çağırdı. Ağladım. İçlerinden biri,
Osmanlı Sarayındaki Valide Sultan gibiydi. Beni azarladı.
Başkan bizi özgürleştiriyor. Sen özgürleşmek istemiyor musun?
Başkana erkek gözüyle bakıyorsun.

  • O Başkan; O zincirlerimizi kıran bir peygamber.’

Beni akşam yemeğinden sonra yine çağırdı Apo. Bu kez çözülmüştüm.
Kime derdimi anlatacaktım? O ana kadar ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım. Bekâretimi aldı.”

**********

ROHAN

7 aylık hamile Rohani’nin Zele’de infaz edildiğini Osman Öcalan da
Cemil Bayık da iyi biliyor. Çünkü onlar karar verdi. 1991’den beri arkadaşımdı.
Suriye-Kamışlılı’ydı. Son isteğini sordular :

‘Çocuğumun hayatını bağışlayın. O doğduktan sonra beni idam edin’ dedi.

Suçu biriyle ilişki kurmasıydı. Babasına dokunmadılar.
Rohani, karnını kuşakla bağlıyordu ama büyüyünce gizleyemedi.
Açığa çıktı. İnfaz manga komutanı, Cemil Bayık’a Rohani’nin son isteğini söyledi.
Cemil Bayık, ‘Hayır, idam edin’ dedi. Karnında bebeğiyle öldürüldü.”

**********

PKK’lı kadınların yaşadığı bu ve benzeri binlerce vahşet “Yok” sayıldı.

Kimse görmedi, bilmedi.

Yaşar Kemal-Orhan Pamuk-Elif Şafak-Kandil Bülbülü Hasan Cemal-

Hepimiz Ermeni’yiz diyenler bu vahşeti hiç görmediler.

PKK ve Öcalan canisi tarafından hayatları-namusları-onurları çalınan ve

“bunları T.C. Askeri öldürdü” denilip bir çukura atılan zavallı kadınları
kimse görmedi, onlar için iki satır yazmadı, bir Fatiha okumadı.

Sevgili AKP’li dostlar;

İşte sizlere “Çözüm” diye içirilen zehir bu. Genel Başkanınız, eli kanlı katile
“Siyasi Lider” payesi verip, sizlere çözüm diye şehit kanlarını içirecek.

Yoksa akan kanın durmasını, ölümlerin bitmesini hangi vicdan sahibi insan istemez.

Fakat anlaşılmayan konu şudur:

Bu katiller sürüsü ile çözüm aramak, Azrail ile alay etmeye benzer.

  • Kendi kökeninden kadınlara, hem de karnında bebek olduğu halde acımayan mahlûklara ve onların tecavüzcü başkanlarına,
    hangi “aklı kıt” güvenebilir ki?

*Türkiyeli Başbakan                                              ;

Sizin deyiminizle, “Sürecin devamı için”  görüşmeyi şart koştuğunuz İmralı Canisini şimdi daha iyi tanıdınız. Size önerim, Öcalan’a eskortluk yapacak yeni bir birim oluşturmanızdır. İmralı Canisi rahatlarsa, müzakereler daha iyi geçer.

Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Hürrem’in giysilerinden rahatsız olan siz,
yukarıdaki gerçek olaylara ne diyeceksiniz?

*MİT Müsteşarı Hakan Fidan                                    :

Siz T.C. Devletinin bir memurusunuz. Öncelikli göreviniz, yukarıda anlattıklarım gibi binlerce olayın arşivlerinizde bulunan belge ve kayıtlarını çıkarmak ve
Türk Milletine bu çapulcuların gerçek yüzlerini anlatmak olmalıdır.

Önce görevinizi yapın, Türk Milleti kiminle pazarlık yaptığınızı iyice bilsin;
sonra isterseniz Öcalan ile isterseniz Kandil’deki canilerle buluşmaya gidersiniz.

*Bülent Arınç Başbakan Yardımcısı                            ;

İnanın sizi çözmekte, anlamakta çok zorlanıyorum.
Türk Milleti Atatürk için gözyaşı döker, siz Seyit Rıza için,
Türk Milleti şehit subay Kubilay için gözyaşı döker, siz Derviş Memed için,
Türk Milleti PKK’nın öldürdüğü kadınlar-çocuklar için ağlar, siz ölüm emri veren Sakineler için.
Siz başörtüsünü namusunuz kabul edersiniz, sonra tecavüzcü katil ile kol kola çözüm ararsınız! Bu nasıl bir anlayış!

**********

Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanının, MİT Müsteşarının, Emniyet Genel Müdürünün ellerinde bulunan; PKK’nın yaptığı örgüt içi infazlar, işkenceler, cinayetler, hırsızlıklar, haraçlar, uyuşturucu ticareti, PKK’nın nihai hedefi ile ilgili belge ve bilgiler önce Türkiyeli Başbakan’a, sonra da Türk Milletine açıklanmalıdır.

Açıklayın,

  • Türk Milleti AKP İktidarının kimlerle pazarlık yaptığını anlasın.

Açıklayın yoksa sizler de bu belanın altında ezileceksiniz.

Sağlık ve başarı dileklerimle.
15 Ocak 2013

RİFAT SERDAROĞLU
riftserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11