ERDOĞAN SAĞLIKLI DEĞİL!

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Güncelleme : 22.11.22.. 2 yazı birlikte okunmalıdır.. http://ahmetsaltik.net/2022/11/22/erdogan-saglikli-degil-2/

Sisi’nin de elini, iki eliyle sıktı. Tüm dediklerini yalamış, yutmuş oldu!
Madem barışacaktın, İhvan Lideri için iki devletin ilişkisini neden bozdun? Senin, İhvan terör örgütüne sempatin yüzünden hem Suriye hem Mısır ile tüm devletlerarası ilişkimizi perişan ettiniz. Bu mu sağlıklı devlet adamlığı?
**
Erdoğan’ın konuşmalarını, davranışlarını, üslubunu dikkatle takip ediyorum. Sağlıklı bir insanın, özellikle Türkiye gibi büyük bir devletin ve 84 milyon insanın kaderini elinde tutan birinin davranışları, konuşmaları böyle olmamalı! Bunlar sağlıklı bir insanın yapacağı işler değildir…
Erdoğan’ın “Epilepsi-Sara” hastası olduğu defalarca iddia edildi. Erdoğan bu iddiayı ortaya sürenleri mahkemeye verdi, fakat kendisinin uzmanlar tarafından kontrol edilmesine yanaşmadığı için davaları kaybetti.

Ayrıca iki kez “Kolon Kanseri” operasyonu geçirdi.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde, Devlet Başkanlarının-Başbakanların sağlık durumları ülkenin güvenilir uzman doktorları tarafından senede bir kez kontrol edilir ve kamuoyuna duyurulur.
Bizde de, Erdoğan’a kadar görev yapan Cumhurbaşkanı-Başbakanların en ufak hastalıkları için yetkililer açıklama yaparlar ve kamuoyuna gerçekleri duyururlardı. Bu davranış, Türk Milletine saygının gereğidir.
**
Erdoğan’ın geçmişini, ailesini, servet durumunu bilen ve 2002 yılından beri dikkatle takip eden biri olarak biliyorum ki, Erdoğan bu süre içinde bilinen 7 defa epilepsi krizi ve iki kez ameliyat geçirdi. Epilepsi hastalığı, en basit anlatımıyla beyin hücrelerinde çok küçük bir grup hücrenin “anarşi” yaratarak, milyarlarca beyin hücresi üzerinde egemenlik kurmasıdır. Sara nöbetlerini önlediği söylenen bazı ilaçlar vardır, ancak bu hastalığın kesin tedavisi yoktur. Doktorlar, Epilepsi (Sara) hastalarının Askerlik-Polislik-Berberlik-Şoförlük-İnşaat İşçiliği gibi işleri yapmalarına izin vermezler… Peki, berberlik-şoförlük yapamayacak olan biri sizce Başbakanlık-Cumhurbaşkanlığı yapabilir mi? Buna izin verilmeli mi?
**
Niyetim kimsenin hastalığını ortaya dökmek değil. Ama hasta olduğu hakkında çok ciddi iddialar bulunan birinin de, sorumlu bir yönetici olarak bu iddialara net raporlarla yanıt vermesi gerekir.
Dr. Hakkı Açıkalın, yaptığı yazılı açıklamada bu iddiayı tekrarladı! Erdoğan’ın uzun yılardır bu hastalığa sahip olduğunu ifade eden Açıkalın, Erdoğan’ın kriz geçirip makam otosunda kilitli kalması ve arabadan balyoz marifetiyle çıkarıldıktan sonra, Ankara Güven Hastanesinde onu muayene eden Nörolog Sümer Güllap’ın (42), neden öldüğünün de çok iyi araştırılması gerektiğini söyledi… Dr. Hakkı Açıkalın hastalığın bulgularının, Erdoğan’da da olduğunu belirterek şunları söyledi :
**
“Bu hastalar itaate yatkındırlar, fakat bunu altında müthiş bir “zulme uğramışlık-mağduriyet duygusu” vardır. Bu hastalar bazen saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Genellikle “benmerkezci”, “aşırı tepki verip çabuk sinirlenen”, “ısrarla isteyen”, “düşünceleri sabit” kişilerdir!

– Erdoğan, Seçim Kurulu Başkanı Yargıca küfür edip, cezaevine girdi mi?
– Erdoğan, tercihli oyda kendisini geçen Mustafa Baş’ı 50 kişilik ekiple bastı mı?
– Erdoğan, Mersin’de bir çiftçiye “Al ulan ananı defol git” dedi mi?
– Erdoğan, Soma’da bir işçiyi markete kadar kovalayıp “Kaçma ulan İsrail dölü” deyip dövdü mü?
– Erdoğan, vatandaşı tekmeleyen danışmanını terfi ettirdi mi?
– Erdoğan iki tane Bakanını tekme tokat dövdü mü?
– Erdoğan, Hükümet Sözcüsü Bakanı, küfürle Bakanlar Kurulundan kovdu mu?
– Erdoğan küfür eder mi? Aşağılık-Şerefsiz- Yüzüne tükürsen yağmur yağıyor gibi kelimeleri kullanır mı?

Eğer Erdoğan bunları yaptı ise, benim de kendisinin Uzman Doktorlar Heyeti tarafından kontrol edilmesini istemek kadar doğal bir talebim olamaz, değil mi? Üçüncü kez CB Adayı olup seçilmek isteyen Erdoğan, Üniversite diplomasından önce “Şoför olabilir” raporu alması gerekmez mi?
Ben bir işveren olarak Erdoğan’ı gibi hasta birini şoför olarak istihdam edemiyorsam, koskoca ülkeyi ona nasıl teslim ederim!

Var mı içinizde bana yol gösterecek biri?

“Temel, siyasete girmeye karar vermiş ve Dursun’a; “Ben Başbakan olacağum” demiş! Şaşıran Dursun, “Deli misin” diye sorunca, Temel sormuş “Şart midur?”

Süleyman Soylu’nun TBMM Plan-Bütçe Komisyonundaki halini görünce, galiba yakında o da şart olacak… Vay başımıza gelene!

Sağlık ve başarı dileklerimle, 21 Kasım 2022
=================================================
Dostlar,

Bu sitede 7 yıl önce yazdık… 31 Ekim 2015’te.. Erişkesi (linki) aşağıda..

http://ahmetsaltik.net/2015/10/31/isvicreli-dr-hakki-acikalin-erdogan-epilepsi-hastasidir/

Ayrıca geçtiğimiz yıl, oturduğu yerde halka bayram iletisini geçerken (camdan mı ?) “uyuklamasını”, konuşmasının anlaşılmazlaşmasını, kesintiye uğramasını… tüm Türkiye ve dünya gördü. TELE1‘de katıldığmız programda bu, durumun “tıbben normal olmadığını” ve mutlaka bir tıbbi kurul raporu ile Erdoğan’ın sağlık durumunun oraya konması gerektiğini belirttik. Uzaktan tanı koymanın doğru, uygun, etik olmadığını vurguladıktan sonra, tablonun “temporal epilepsi” olabileceğini belirttik.

Sn. Serdaroğlu’nun da saptadığı gibi, yıllık hatta 6 aylık tıbbi kurul sağlık raporunun bu tür tepe yöneticiler için yerleşik bir uygulama (zorunlu rutin) olduğunu açıkladık. Muhalefeti, basını, TTB (Türk Tabipleri Birliği) ve TBB’ni (Türkiye Barolar Birliği) …. kamuoyunu göreve çağırdık.

AKP = RTE‘yi sağlık kurulu rapru almaya ve kamuoyuna açıklamaya davet ettik..

Aradan 7+ yıl geçti.. Hiçbir olumlu gelişme yok! Ama TELE1‘e, o akşam bizim açıklamalarımız nedeniyle RTÜK tarafından yüklü para cezası verildi. (İmece ile karşılamaya çalıştık…)

Devleti yöneten bu gibi kişilerin sağlık durumları kişisel veri olmayıp (6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu), kamuoyunun bilgilenme hakkı ve devletin sağkalımı (bekası) için zorunlu resmi belgelerdir. “Diploma” konusunda olduğu gibi bu bağlamda da AKP = RTE açık – saydam, kamuoyuna saygılı bir tutum izlememektedir.

Dolayısıyla kuşkular yoğunlaşmakta, fısıltı gazetesi işlemektedir :

  • Neyden gocunuyorsun? Saklayacak neyin var? Ateş olmayan yerden duman çıkmaz…

AKP = RTE, ülkemizde demokrasiyi askıya alarak yüz yıl geriye savrulmamızın sorumlularıdır!

3 Kasım 2002’den beri ülkeyi tek başına ve giderek artan baskı – sultan yetkisi ile yöneten ve 69. yaşındaki AKP = RTE‘nin sağlık durumunun bu görevi sürdürmesine elverir olup olmadığını öğrenmek Türkiye olarak demokratik – meşru hakkımız; kendisi ve AKP’si için ise yasal, ahlaki, etik, vicdani bir yükümlülük hatta zorunluluktur. Kamuoyu, başta muhalefet partileri bu olguyu izlemelidir. AKP = RTE hiç kimseyi, hiçbir şeyi kendince “takmama” davranışını inat ve ısrarla sürdürmektedir. Bu durum demokrasilerde kabul edilemez ve sürdürülemez.

Herkes haddini – hududunu bilmeli ve halka mutlak saygıyı, demokrasiyi içselleştirmelidir.

Sevgi ve saygı ile. 21 Kasım 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
​Hekim, Hukukçu-Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Mülkiye’li​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

 

 

 

ERDOĞAN SAĞLIKLI DEĞİL!” hakkında 1 yorum

  1. HUSEYIN CIMSIT

    YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
     İncek Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Bulvarı No:6  E Blok Ahlatlıbel
    Çankaya/ ANKARA 6.6.2022

    ŞİKAYET EDEN:

    VEKİLİ:
    ADRES:

    ŞİKAYET EDİLEN: RECEP TAYYİP ERDOĞAN (AKP GENEL BAŞKANI)
    TCKN: 17291716060
    ADRES: AKP GENEL MERKEZİ-Söğütözü, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi, Söğütözü Cad. No:6, 06510 Çankaya/ANKARA

    FİİL: Hakaret (TCK 125/1-2-3/b,c), Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama (TCK 216/1-2-3), TCK 301 suçları

    OLAY TARİHİ: 01.06.2022, AKP TBMM Grup Konuşması

    KONU: Şikâyet edilenin üzerine atılı suçlar hakkında iddianame düzenlenerek kamu adına cezalandırılması ve şikâyet edilenin akıl ve vücut sağlığı açısından tam teşekküllü hastane heyet raporu (psikiyatri uzmanları da dahil edilerek) ile muayene edilerek, görevini yapmaya engel durumunun olup olmadığının Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası adına tespiti talebinden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR :

    Açıkça görüldüğü üzere, ülkemizde yıllardır devam eden; yaşama, kente, doğaya müdahale ile halka karşı yapılan her türlü baskı ve uygulanan ekonomik ve sosyal eşitsizlikler sebebiyle bitmeyen demokratik tepkiler mevcut olup bu tepkilerin ülke sathındaki en büyüğü de hiç şüphesiz tam 9 yıl önce ortaya çıkan Anayasal çerçevede var olan İstanbul Taksim Gezi Protestolarıdır.
    Şikâyet edilen Recep Tayyip Erdoğan yıllardır bu konuyu istismar etmekte ve “camiye ayakkabıları ile girdiler”, “türbanlı bacıma saldırdılar” gibi yalan ifadeleri 3-5 oy fazla alabilmek için sürekli sıralamaktadır.

    Söylediği; “camiye ayakkabıları ile girdiler, bira şişeleri ile girdiler” gibi türlü yalanlarına dair her ne kadar 2013 yılında “önümüzdeki Cuma görüntüleri göstereceğim” demiş olsa da, camiye ayakkabıları ile girdiler iddiasından bu yana toplam 468 Cuma geçti ama görüntüler hala hiçbir ajansa düşmedi, Şikayet edilen de bu görüntüleri hiçbir yerde gösteremedi. Halkı aldatmaya devam etmektedir. Cumhurbaşkanlığı gibi bir makamı işgal eden kişinin sürekli yalan beyanda bulunmasının psikiyatrik olarak incelenmesi devletin bekası için şarttır. Anayasa’nın104. Maddesinde :“Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder.” denilerek Cumhurbaşkanı’nın milletin birliğini temsil ettiği vurgulanmıştır. Ne yazık ki; T.C. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP TBMM Grup toplantısında, Gezi anmasının 9. yılında millete hitaben “sürtük, çürük, terörist” gibi açıkça hakaret ve ayrımcılık içeren sözler sarf etmiştir.

    Tüm bu yalanlara ve istismara halen devam eden AKP Genel Başkanı Şikayet edilen, 01.06.2022 tarihinde AKP’nin TBMM grup toplantısında, 2013 yılında şahsım da içinde olmak üzere, halkımızın, yaşamını, kentini, doğasını, vatanını, Atatürk ve silah arkadaşlarını, Cumhuriyeti ve kendisi için değerli olan daha birçok değer ve kavramı korumak için başlattığı ülke tarihimizin görmüş olduğu en büyük, en meşru ve en barışçıl halk eylemi “Gezi Parkı Direnişi” ne katılan bana, kızıma, bizlere, milyonlara yönelik hakaret içerikli diğer kelimeleri de kullanmıştır.

    Şikayet edilen Recep Tayyip Erdoğan;

    “Düşünün, Dolmabahçe Cami’nin içinde bu eşkıyalar bu teröristler caminin içini pislemişti. Bu teröristler, eşkıyalar bira şişeleriyle caminin içini pislemişti. Bunlar böyle. Bunlar çürük, bunlar sürtük. Kamu binalarının, polis araçlarının, işyerlerinin, otobüslerin, sokakların yıkıldığı Gezi olaylarının arkasında hangi güçlerin olduğunu tarih de yazıyor. Bunlardan bu millete hayır gelmez. Bunlar ancak terör sevicilerle beraber” demiştir.

    https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/erdogan-gezi-eylemcilerine-surtuk-dedi-tdkye-gore-surtuk-nedemek-surtuk-kelimesi-ne-anlama-geliyor-1942351. Sürtük; orospu, fahişe anlamındadır.

    Görüldüğü üzere, şikâyet edilen Recep Tayyip Erdoğan, başta şahsım olmak üzere Gezi Parkı eylemlerine katılan milyonlarca kişiye karşı “eşkıya, terörist, çürük ve sürtük” kelimeleri ile hakaret etmiştir. Üstelik bu sözleri televizyon kanallarından canlı olarak yayınlandığı sırada kullanmıştır. Başta kullandığı sürtük sözü ile milyonlarca vatandaşımıza ağır bir şekilde hakaret eden şikâyet edilen, devamında terörist, çürük, eşkıya diyerek de bu hakaretlerine devam etmiştir.

    Bilindiği üzere, Dolmabahçe Camii müezzininin “Ben yalan söyleyemem camide içki içilmedi” demesine rağmen, şikâyet edilen bu iddialarına devam etmekte olup, ayrıca aradan geçen 468 Cumaya rağmen olaya ilişkin görüntüleri de yayınlayamamıştır.

    Tüm buna karşın, şikâyet edilen yalan ve iftira atmaya devam ettiği gibi, şahsım ve şahsım gibi Gezi Parkı barışçıl protestolarına katılanlara da “çürük, sürtük vb.” diyerek hakaret etmektedir.

    Şikâyet edilen “zaten bana kimse bir şey yapamaz, hangi Savcı İddianame hazırlayabilir, hangi hakim beni mahkum edebilir” zihniyeti ile devam etmektedir.

    Şikayet edilen, TCK Md. 125/1 ve TCK Md. 125/4 kapsamında suç işlemiştir.

    Yine, şikâyet edilen Recep Tayyip Erdoğan, TCK Md. 216 kapsamında “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama” suçunu da, hem de basın ve canlı yayın organları aracılığıyla nitelikli bir hal ile işlemiştir.

    Burada belirtmek gerekir ki, şikâyet edilenin Gezi barışçıl protestoları döneminde de “% 50’yi evlerinde zor tutuyoruz” söylemleri palalı saldırganları ortaya çıkarmış, şikayet edilenin tahrik edici beyanları ile polislerin şiddeti artmış, Ali İsmail Korkmaz’ın “dövülerek” öldürülmesi olayında polislere siviller yardım etmiş, yine polis şiddeti ile bu ülkenin güzel gençleri hatta çocukları katledilmiştir.
    BURADAN DA HAREKETLE, ŞİKAYET EDİLENİN KİN VE DÜŞMANLIK TOHUMLARININ, NASIL TOPLUMU KİN VE NEFRETE SÜRÜKLEYİP OLAYLARA SEBEP OLDUĞUNU ACI ÖRNEKLERLE GÖRMEKTEYİZ.

    Şunu belirtmek gerekir ki, huzurdaki suç duyurusu herhangi bir yasal engele tabi değildir.

    ZİRA, ANAYASAMIZA GÖRE, CUMHURBAŞKANI ŞAHSİ SUÇLARINDAN SORUMLUDUR VE YARGILANABİLİR.

    Prof. Dr. Kemal Gözler’in de görüşüne göre, Cumhurbaşkanı, 2017 yılındaki madde değişiklikleri dahi dikkate alınsa yine de, generalis clausula non porrigitur ad ea quae antea specialiter sunt comprehensa (genel hüküm, önceki özel hükümle düzenlenen şeyleri sona erdirmez) ilkesi çerçevesinde ve Anayasa’nın 148/6 Maddesine göre genel hükümlere göre ve genel mahkemelerde yargılanır prensibi gereği, burada AKP Genel Başkanının kişisel suçlarından genel mahkemelerde yargılanmasına bir engel yoktur.

    Ayrıca, anılan suç eylemleri AKP Grup Toplantısında ve AKP GENEL BAŞKANI SIFATIYLA YAPILDIĞINDAN, bu çerçevede de, Türkiye’de kurulu tüm partilerin Genel Başkanları’na yapıldığı gibi şikayet edilenin de hakkında iddianame düzenlenerek Kamu Adına cezalandırılması mümkündür.

    İŞBU SUÇ DUYURUSU DİLEKÇESİYLE DE ŞAHSIM ADINA HAYATIMDA EN ÇOK GURUR DUYDUĞUM BARIŞÇIL EYLEM KONUSUYLA İLGİLİ OLARAK SARF EDİLEN BU SÖZLERİN CEZALANDIRILMASI TALEP EDİLMEKTEDİR.
    Şikayet edilen suçunda ısrar ederek 4.6.2022 günü yaptığı ve basında da yer alan konuşmada da; ” Erdoğan’dan ‘sürtük’ eleştirilerine yanıt: Yakışan teşhisi koyduk, alacak ahlak dersimiz yok” demiş ve devamında da “Gezi eylemlerine katılanlara ‘sürtük’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, o ifadesini böyle savundu: “Biz Gezi olaylarında sergiledikleri tutuma yakışan teşhisi koyduk. Biz hep milletimizin diliyle konuştuk. Milletimiz bu vandalları nasıl tanımlıyorsa biz de öyle dedik” demiştir.

    Anılan sebeplerle de, şikayet edilenin üzerine atılı suçlar hakkında İddianame düzenlenerek kamu adına cezalandırılmasını arz ve talep ederim.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Görev ve Yetkileri;
    Rejimi korumak, Cumhuriyet Başsavcılığını temsil etmek
    Siyasi partilerin suç örgütü haline gelmelerini engellemek ve denetlemek
    Siyasi partilerin tüzük ve programlarını ve kurucularının hukuki durumlarının Anayasa ve kanun hükümlerine uygunluğunu, kuruluşlarını takiben ve öncelikle denetlemek, faaliyetlerini takip etmek, gerektiğinde siyasi parti, siyasi parti üyesi veya kuruluşu hakkında mahallinde denetleme, inceleme ve soruşturma yapmak, yaptırmak,

    Anayasanın 148. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu Üyeleri, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan ve Üyeleri, Başsavcıları, Cumhuriyet Başsavcı vekili, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve Üyeleri ile Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanının görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yapılan yargılamalarda iddia makamını temsil görevi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcı vekiline verilmiştir.

    Şikâyet edilen suç, AKP isimli siyasi partinin TBMM Grup toplantısında işlenmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı res’en ve/veya şikâyet üzerine soruşturma yapmak zorundadır. Eğer ülkenin Cumhurbaşkanlığı makamında oturan kişi, ettiği yemine aykırı olarak tutum ve davranış sergiliyor ise, akıl ve vücut sağlığının kontrol edilmesini sağlayacak ve talep edebilecek yegâne makam Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamıdır. Bu hem yasal hem de ulusal bir görevdir.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda , re’sen dikkate alınacak nedenlerle, hukuki nitelemesi sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ait olmak üzere, şikayet edilenin üzerine atılı suçlar hakkında iddianame düzenlenerek kamu adına cezalandırılmasını, şikayet edilenin akıl ve vücut sağlığı açısından tam teşekküllü hastane heyet raporu (psikiyatri uzmanları da dahil edilerek) ile görevini yapmaya engel durumu olup olmadığının Türkiye Cumhuriyeti adına tespitini, ülkemizin bekası adına ve şahsım adına arz ve talep ederim.

    Saygılarımla

    Şikayet edenler adına vekaleten

    Av.

    TCK 125: 1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
    (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
    (3) Hakaret suçunun;
    a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
    b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
    c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
    İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

    TCK 216: (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    TCK 301: (1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    Ek: Vekaletnameler
    Not; 6 ay oldu. Cevap yok

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir