Etiket arşivi: BOP eşbaşkanı

19 MAYIS TÜRK’ÜN EMPERYALİZME BAŞKALDIRISIDIR

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

(40 yıldır Kur’an araştırmaları yapan Değerli Yazar ve DOĞRU Parti Gen. Bşk. Yrd. Sayın Sedat Şenermen’e teşekkür ve saygılarımla.)

(AS: Kısa bir katılmama notumuz yazının sonundadır…)

Türk’ün vicdanındaki Milli Sır, Emperyalizme karşı çıkmaktır. Bu karşı çıkış, Kur’ani’dir. Kur’an, emperyalizmi “Küresel şer ve şeytanlık, düşmanlık” anlamında “Tağut” olarak tanımlamaktadır.

Nutuk’ta, “Milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiği büyük gelişme kabiliyetini “Milli Sır” olarak belirleyen Atatürk, onun “Milli Egemenliğe dayanan kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk Devleti kurabilmek” olduğunu ifade eder.

Bu kararın dayandığı en güçlü muhakeme ve mantığı da Atatürk “Nutuk sh. 9-10” da açıklamaktadır:

  • “Temel ilke, Türk Milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklalden yoksun bir millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez. Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez. Halbuki, Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. O halde, ya istiklal ya ölüm! İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır.”

Peki, Atatürk’ün dediklerine Türk Milleti olarak uyduk mu? Hiç düşündünüz mü?
Atatürk’e ve annesi Zübeyde Hanıma en aşağılık hakaretleri yapan yobazları, devlet sofrasında konuk etmekten utanmayan siyasetçileri kim seçti?

  • T.C. Başbakanı olabilme yetkisini, ABD Oval Ofiste alan biri, sizin Başbakanınız olabilir mi?
  • ABD Başkanından, BOP Eşbaşkanı diplomasını alan zavallılar, Türkiye’nin bağımsızlığını sağlayabilir mi?
  • 1,5 milyon insanın katledilmesine, 150 binden fazla Müslüman kadının tecavüze uğramasına yol açan bir istilanın uygulayıcılarının Eşbaşkanı olan bir iktidardan, Türk Milletinin yararına ve bağımsızlık adına bir şeyler beklemek mümkün mü?
  • Diploması ve serveti şaibeli, hırsızlığı uluslararası kuruluşlarca tespit edilmiş bir İhvancı-Ümmetçi kafa Türk Milletini hangi çağdaş-medeni seviyeye getirebilir?

Peki, Atatürk ve çağdaşlık düşmanı soyguncuların zulmüne son verecekleri iddiasıyla, İşadamlarımız ve İBB destekli basınımız tarafından desteklenmek üzere, muhalefet olarak kimleri Türk Milletinin huzuruna çıkardık?

Yönünü Atatürk’e değil de, Seyit Rıza’ya ve Şeyh Said’e dönenleri mi?

Türkiye’yi eyaletlere bölecek, AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartını kabul edenleri mi?
Kürtçeyi ikinci resmi dil olarak kabul etmeyi söz verenleri mi?
Atatürk’ü “Dersim Katliamcısı” ilan edenleri mi?
FETÖ’nun Prensesi olarak, toplantılarda FETÖ’ya övgü düzenleri mi?
Türk Ordusunun Amirallerine “Zevzek” diyenleri mi?
Said-i Nursi’yi ÖNDER olarak kabul edenleri mi?
Suriye politikasının mimarlarını mı?
Telekom’u, Cumhuriyetin eserlerini satan İngiliz Tefecilerinin elemanlarını mı?
Sivas Katliamının organizatörlerini mi?

Bunlarla çağdaş-bağımsız-onurlu Türk Devletini yeniden kuracağınızı düşünüyorsanız, buyrun meydan sizin! Kurun sizi tebrik edelim.

Yalnız şunu hiçbir zaman unutmayın!

Tek sermayesi, Türk Milletini ve Atatürk’ü sevmek olan bizler, yanıldığınız ve ağladığınızda size merhamet göstermeyeceğiz.

Herkesin kaderini kendi tercihi belirleyecek…

“Ne Mutlu Türküm diyene” ve sözünden dönmeyene…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 19 Mayıs 2022
==============================================
Dostlar,

Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başardığımız şanlı ulusal kurtuluş savaşımız,
yalın bir tarihsel – eytişimsel (diyalektik) gerçekliktir.
Bu ulusal bağımsızlık savaşının son derece zorlama birtakım yorumlarla Kuran’a bağlanması, orada bağlantılar gösterilmesi hem olanaksız hem de gereksizdir.
Yazının bu bölümüne katılmıyoruz.
Yurtsever yazar Sn. R. Serdaroğlu’na bu düşüncemizi ilettik.
Bu sınırlama ile makaleyi web sitemizde paylaşmış oluyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 20.05.22
Dr. Ahmet SALTIK

 

İSLAMIN 5 ŞARTI

İSLAMIN 5 ŞARTI

Rifat Serdaroğlu

“İslamın beş şartı nedir” diye sorsak, çok büyük bir çoğunlukla alacağımız yanıt;
Namaz, Oruç, Hac, Zekât, Kelime-i Şahadet” olacaktır.
Kur’an-ı Kerim’de böyle bir şart var mı? İslam Bilginlerine göre yok! Şart olmadığına göre cezası olabilir mi? Ulemaya göre, olamaz!
Yoksa bunlar “Hadis” adı altında sonradan yapılan eklemeler midir?

“Şart” öyle bir kuraldır ki, o olmazsa onun temsil ettiği sistem de olmaz…

İslam beş ilke üzerine kurulmuştur; (Kur’an Ayetleri ile sabit)
Adalet
Emanet
Ehliyet
Maslahat (Fayda, bir işin doğru-düzgün ve uygun yapılması)
Meşveret. (Danışma)

Şimdi şu soruları lütfen kendimize soralım;
Adalet olmadan, İslam olur mu?
-Emanete sadakat olmadan, İslam olur mu?
-Yönetimi ehline vermeden yani ehliyet olmadan, İslam olur mu?
-Bir şahsın veya bir grubun değil, halkın yararını esas almadan, İslam olur mu?
-Danışma, fikir alışverişi, düşünce özgürlüğü, meşveret olmadan, İslam olur mu?

Yine İslam Bilginlerine göre; İslam’da, yasak olan ve uymazsanız cezaları da Kur’an-ı Kerim’de belirtilmiş dört şart vardır;
Bu şartların tamamı kişi hak ve özgürlükleriyle ilgilidir!
-Öldürmeyeceksin,
-Çalmayacaksın,
-İftira atmayacaksın,
-Zina yapmayacaksın!

Bu doğru ve kesin bilgiler karşısında Türk Milleti olarak kendimize şunları sormak gerekmez mi?
-17 yıldır ülkede Adaletin kıymığı kaldı mı? AKP, Yargıyı önce FETÖ’nün, sonra da kendi emrine almadı mı? Eğer bu iddia doğru değilse, niye beş binden fazla Savcı-Yargıç meslekten atıldı, cezaevlerine kondu?
-AKP emanete sahip çıktı mı?
Cumhuriyetin eserlerini satmadı mı? Ülkeyi boğazına kadar borca sokmadı mı? Sonunda ekonomi gemisini kayalara bindirmedi mi? Fakir daha fakir, zengin daha zengin olmadı mı?
-AKP yönetimi ehil kişilerden mi oluşuyor?
Rüşvet yediği için görevinden ayrılan adam Büyükelçi yapılmadı mı? Bakanlar, Bakan veletleri AKP’nin vatansever ilan ettiği sahtekâr Zarrab’ın önüne yatmadılar mı? Sıfırlama rezilliğini beraberce yaşamadık mı?
-AKP tüm halkın yararına mı yoksa bir avuç yandaşın yararına mı çalıştı?
Halk fakirleşirken, AKP yöneticileri zenginleşmedi mi? Bunlar sizlerin gözleri önünde olmadı mı?
-AKP, bilenlere hiç danıştı mı? Hazine-Maliyenin başına getirilen damat daha iki ay önce, “enflasyon ekimde tek haneye düşecek” demedi mi? Aynı damat şimdi enflasyon tahminini %20’nin üzerinde ilan etmedi mi? İki ay ötesini dahi öngöremeyen bir kişiye, ülkenin hazinesi ve maliyesi teslim edilir mi?
Şimdi AKP’ye oy veren ve Müslüman olduğunu iddia eden vatandaşlarıma soruyorum;

  • SİZLER AKP’YE OY VERMEKLE
    İSLAM’A KARŞI ÇIKMIŞ OLMUYOR MUSUNUZ?

Gelelim Türkiye’yi yöneten iki güçlü kişiye! ERDOĞAN ve BAHÇELİ’ye!
Siz ikiniz Müslüman mısınız? Herkesin inancı kendisini bağlar ama sizler Türk Milletini yönetme sorumluluğunu bilerek ve isteyerek aldığınız için bu soruyu sormak bizim doğal hakkımızdır. Kaderimiz sizlerin elinde!

İslam’da, yapılması men edilen ve büyük cezaları olan yasaklar neydi?

-Öldürmeyeceksin!
“Çözüm Süreci” diye, 54 bin insanımızın hayatını çalan katil sürüsü PKK ile masaya oturma emrini veren hanginiz idi? Hanginiz milyonlarca Müslümanın katledilmesine, tecavüze uğramasına, göç etmesine, Ege ve Akdeniz’de boğulmalarına sebep olan projenin (BOP) eşbaşkanı idiniz? Hanginiz, devletin Vali ve Komutanlarına emirle “PKK’lılara dokunmayın” dediniz?

-Çalmayacaksın!
Devlet Bahçeli, siz bir buçuk yıl öncesine kadar AKP üst yöneticileri ve ortağınız için “HIRSIZ-RÜŞVETÇİ-SOYGUNCU” kelimelerini Türk Milleti huzurunda defalarca söylemediniz mi?
O dedikleriniz mi doğruydu, bugün suçladığınız kişilerle ortak olmanız mı doğru?

-İftira atmayacaksın!
Bu ülkede başta Genelkurmay Başkanı ve Komutanlar olduğu halde, gazeteciler, akademisyenler bizzat AKP tarafından iftiraya maruz kalmadılar mı?
Türk Ordusuna atılan iftira sebebiyle kozmik odaya girilmedi mi?
Sadece bu sebepten Türk Devletinin çok değerli 833 evladı öldürülmedi mi?

-Zina yapmayacaksın!

TÜİK ve Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre;
AKP döneminde FUHUŞ %790, küçük çocukların cinsel istismara uğrama oranı %434 ARTTI! Daha ne diyeyim ki!

Yazıyı bağlayalım bağlamasına ama, şu soru tüm vicdanları titretecek şekilde Türk Milletinin önünde duracaktır. Bu soruya Allah için doğru cevap verilmedikçe, Türk Milleti rahat ve huzur bulamayacaktır…

  • “Hırsızdan, yalancıdan, ikiyüzlüden, beceriksizden Müslüman olur mu?

    Hırsızlığa, yalana, ikiyüzlülüğe, kötülüğe karşı çıkmayanların “Dilsiz Şeytandan” bir farkı kalır mı?”

  • Hadi artık, hep beraber ayağa kalkmanın zamanı gelmedi mi?

Sağlık ve başarı dileklerimle. 24 Eylül 2018

Duydunuz mu Bese Hozat’ı?


Duydunuz mu Bese Hozat’ı?

????????????????????????????????????????????????????????????

 

Naci BEŞTEPE
AYDINLIK
, 22.6.2015

Geçen haftaki yazımda ”Becerdiniz!” demiştim.
HDP’yi Meclis’e sokan tatlı su aydınlarına.
8 Haziran’da, AKP belasına HDP’nin eklendiğini, sorunun katmerlendiğini yazmıştım.
Sağ olsun Bese HOZAT destek açıklamasında gecikmedi.
Ne dedi;

“Anayasa da değişse, Kürt kimliği de tanınsa,
Türkiye’de barışçıl demokratik temelde Kürt sorununu çözsek de bunun sonucunda PKK silah bırakmaz…

Nedeni şudur; PKK bir Kuzey Kürdistan örgütü değil, PKK ulusal kurtuluş mücadelesi veren bir partidir, bir örgüttür. Kürtler sadece Kuzey Kürdistan’da yaşamıyor…

Önderliğimiz böyle bir çağrı (silah bırakma) yapamaz.
Çünkü özgür değil. Yapsa da örgüt kabul etmez.”

DEĞİŞMEYEN AMAÇ

1984’ten bu yana söylemler ne şekil alırsa alsın değişmeyen bir gerçek vardır;

PKK’nın amacı Büyük Kürdistan’ı kurmaktır.

Zamana ve zemine göre kıvırtmalar olmuştur. Ama esas, Bese Hozat’ın dediğidir.
1999’da Öcalan yakalandığında da “Silahlarınızla Türkiye’den çekilin” talimatı vermiş, örgüt dinlememiş, kısmen çekilmişti. Şimdi koşullar PKK için çok daha elverişlidir.
Türkiye’de,

AKP iktidarı PKK’yı serbest bırakmış – palazlandırmıştır.

Suriye ve Irak’ta, ABD ve BOP eşbaşkanlığının desteğiyle söz sahibi olmuştur.
PKK hedefe yaklaştığının farkındadır. Silah bırakmaz, Türkiye’den çekilmez.
Milli iktidar ve irade olmadıkça.

SÜLEYMAN ŞAH

BOP eşbaşkanının kafasına taş düşmüş, dönmüş ABD’yi suçluyor.
Kendi katkılarını ne çabuk unutmuş.
Millet unutmaz.
Şimdi “Güvenlikli Bölge” derdine düşmüş.
Süleyman Şah Türbesi’ni geriye çekerken aklınız neredeydi?
Kürt koridoruna karşı elde bulundurulması gerekli değil miydi?
Türbeyi yerine taşıyın.
Koridoru böler, engellersiniz.
Yasal hakkınız da var. Türbe yeri Türkiye’nindir.

*****

VATAN ve NAMUS

Vatan Partisi seçimde başarısız oldu ama “Vatan-Namus” sözünde dimdik duruyor.
Dün neyse bu gün de o.
HDP’nin Meclis’e girmesinin sakıncalarını her fırsatta haykırdı; dinletemedi.
Kürt koridorunu senelerdir söyledi. Beyinler dumura uğramış, kulaklar sağır.
TSK mensubu yeni CHP’li vekil bile, HDP ile koalisyondan yana olduğunu açıkladı.
Hem de PKK yayın organına.

Gnkur. Karargahı’nda uzun yıllar çalışmış, birikimli, akıllı, seçimde başarılı ve
Silivri’de aslanlar gibi mücadele etmiş olsa ne yazar? Kendine çalışmış.
Onu taşıyan üniformaya acıdım.

GÖRÜNEN KÖY

Yandan destekli AKP-CHP iktidarı adım adım geliyor.
Koşullar ona göre hazırlandı. ABD/HDP/PKK istekleri en kolay bu yolla sağlanır.
Vatan Partisi, % 0.5 oyla yaptığını  % 0.05 de alsa yapmaya devam edecektir.
Derdimiz oy değildir; Vatan ve namustur.
Namusumuz; dürüstlüğümüz, vatanın bütünlüğü milletin birliğidir.

Bese HOZAT, duydunuz mu?
Vatan’ı da duyun…

*******

PAZARTESİ İĞNELERİ

YOBAZ

İnegöl Milli Eğitim Şb. Md. Mustafa Karaarslan,
ATATÜRK’ün cehennemden, ”Sıcak diye orucu bırakmayın, burası daha sıcak”
dediğini varsayan mesaj göndermiş.
Behey cahil, münafık, yobaz;
– Dindar olsan Allah’ın işine karışmazsın,
– Adam olsan Ata’ya dil uzatmazsın…

VALİMİZ

Vali Küçük, sorusunu beğenmediği dört gazeteci için “götürün bunları” emri verdi.
Küçük vali…

ATATÜRK diyor ki :”.. hep bir ırkın evlatları – hep aynı cevherin damarları” yız..

ATAM

Atatürk diyor ki                              :

Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı..
hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır
Bizim yeni işimiz budur

Bu damarlar birbirini duysun ve birbirini tanısınBu dediğim şey hakikat olacak, çünkü hakikattirBu dediğim şey, olduğu zaman başka bir âlem görülecek ve bu âlem dünyaya hayat verecek,
nur ve feyzini insanlığa saçacaktır

Hakikat güneşi durmazdaima yükselecekTürk’ün varlığı bu köhne âleme
yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek

Bu karmaşık işlerin içinden çıkıp yükselebilmek için, bize dirlik gerektir.
Birlik onunla beraber yürür. Diri yalnız Türk Milletidir, birliği ortaya koyan da Türk’tür, dirliğin ne olduğunu anlatan da Türk’tür, çalışalım…”

Kaynak: 8 Eylül 1932, Dolmabahçe Sarayında,
Atatürk’ün Bütün Eserleri
(ATABE), 25. Cilt

==================================

Dostlar,

Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün yukarıdaki sözleri ne denli insancıl,
ne denli bütünleştirici değil mi??

Bu durumda “ÇÖZÜM SÜRECİ- AÇILIM” ne anlama geliyor?
Ürkülecek – korkulacak bir içeriği yoksa, kamuoyunda büyük tepki – patlama – isyan .. doğurmayacaksa… neden AKP – CHP – HDP, birtakım enteller  yıllardır geveleyip duruyorlar?

Çıkar; Mustafa Kemal Paşa gibi apaçık fikrinizi söylersiniz.
Bu durumda artık biz de AP-AÇIK görüyoruz ki,

– Bu sözde “ÇÖZÜM SÜRECİ- AÇILIM” politikası ülkemizi ve halkımızı ayrıştırıcı – bölücüdür!

Bu durumda Halkımızın = Türk Ulusu’nun böylesine kökü dışarıda Sevr çağrıştıran
bir ihanet girişimine onay vermeyeceği ap-açıktır.

Irk temelli, etnik kökene dayalı, din – mezhep ekseninde inanca dayalı siyaset çağdışıdır.

İNSAN HAKLARINA dayalı, ülkenin tüm insanlarının hak ve özgürlüklerini demokrasinin en üst standartlarına kavuşturmak günümüz çağdaş siyasetinin omurgasıdır. Siyasal Partileri ancak bu evrensel amaca giden yolda izleyecekleri
politika ve araçlarda ayrışabilirler. 

Dolayısıyla İNSAN HAKLARI olgusunu kötüye kullanarak insanları mikro-milliyetçilik
başta olmak üzere olağan farkılıkları üzerinden ayrıştırmaya ve uzun yüzyıllar boyunca
kanlı süreçlerle kaynaşarak (integrasyon) ULUSLAŞMIŞ HALKLARI birbirine düşürerek
sözde özgürleştirme – özerkleştirme adına bir çarpık insan hakları anlayışına izin verilemez.

Bu  politika olsa olsa, dünyayı karakol – istasyon devletçiklere bölerek emperyalizmin buyruğuna KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm süreci üzerinden sunmaktır.
Ap-açık kökü dışarıdadır, kanlıdır, kardeşi – kardeşe kırdırmaktır ve en azından
son çeyrek yüzyıldır Ortadoğu’da gözler önündedir.. Adı da süslü – püslü, zihinlere tuzak (retorik) Büyük Ortadoğu Planıdır (BOP) !

Ne hazindir ki; Türkiye’de 12,5 yıldır iktidarda olan AKP’nin kurucu başı, kendisini
“BOP Eşbaşkanı” ilan ederken en azından vahim bir yanılgı içindedir ve “BOP’un Ortadoğu barışına hizmet” olduğunu ileri sürebilmektedir!? Fakat tarihsel pratik Erdoğan’ı yalanlıyor. Ortadoğu Irak’ın 1. işgalinden bu yana (1990; 1. Körfez Harekatı diyorlar!) bölge kan – revan içindedir. Dahası Erdoğan bu gelişmelerden hiç ders almış da değildir.

Komşumuz Suriye’de iç isyan ve savaşı kışkırtan politikalar izlenmiştir ve örneğin son olarak “Eğit – Donat” projesiyle ABD ile “ortaklaşa” (!?) bu kanlı serüven sürdürülmektedir.
Bu bağlamda Erdoğan’ın “BOP Eşbaşkanlığı” ödevinin saflık – iyi niyetle – kandırılma (!?) ile açıklanamayacağı bu kez ap-açık olmanın çooook ötesinde çırılçıplak ortadadır.

*****
Sonuç olarak                                   :

1. Türkiye’de ırk – etnik köken – dinsel inanç – bölgecilik.. bağlamında ilkel politikalar
derhal terk edilmelidir.
2. HDP vb. partiler bu bağlamda Kürtçülük – Kürt hakları gibi ilkel siyaseti bırakarak
programını kökten değiştirmeli ya da bunu yap(a)mayacaksa kendisini feshetmelidir.
3. Kökü dışarıda ve amacı kanlı bölücülük -kardeş kavgası – iç savaş olan AÇILIM – ÇÖZÜM SÜRECİ masalı ve çoooook tehlikeli oyuncağı Türkiye gündeminden düşürülmelidir.
4. Çözümü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu insancıl önder Mustafa Kemal Paşa
8 Eylül 1932’de, 83 yıl önce dile getirmiş.. Yukarıya aktardık.. Tekrar tekrar okunması ve
üzerinde düşünülmesi gerek.

Reçete hiç de karmaşık değil.. Yine O’nun hepimize akıllıca uzlaşı çağrısı yapan sözleriyle :

“Türkiye Cumhuriyetini kuran halka / ahaliye (AS: “Halklar” diye ayrıştırmak çok yersiz değil mi!?) TÜRK MİLLETİ denir..”

Ülkemizin bu anlayışa öyle çok gereksinimi var ki…
7 Haziran 2015 “kritik” seçimlerine giderken de, sonrasında da..

Sevgi ve saygı ile.
29 Mayıs 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

1 Haziran 2014 Türkiye’sinin görsellerle hazin ve o ölçüde umutlu gündemi..


1 Haziran 2014 Türkiye’sinin görsellerle hazin ve o ölçüde umutlu gündemi..

Gezi_sehitleri_1._yil_31.5.14

ABD'nin_BOP_hedefleri_Turker_Erturk_31.5.14

ADALET_ISTIYORUZ_HEMEN_SIMDI_SESSIZ_CIGLIK_31.5-2014

SOMA_da_toplu_mezarlar_15.5.14

Platon_ve_Demokrasi

ATA_kaza_ve_kader_talih_tesaduf_Arapcadir

Hirsiz_vaaar_29.12.13

1789_Fransiz_Insan_ve_Yurttas_Haklari_Bildirgesi BOP_haritasi

Ata, Sayın gençler..


Sevgi ve saygı ile.
1 Haziran 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net