CUMHURBAŞKANI ADAYLARINA ÇİFTÇİ SORULARI

CUMHURBAŞKANI ADAYLARINA
ÇİFTÇİ SORULARI

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı ile ilgili görsel sonucu

Konuk yazar : Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı
mustafa.kaymakci68@gmail.com

Cumhurbaşkanı Adaylarına Ekonomi-Politik Sorular” adlı yazımda; Cumhurbaşkanı adaylarına “İşsizlik, yoksulluk, gelir dağılımındaki dengesizlik gibi sorunlarımız hangi “ekonomi-politikalar “dan kaynaklanıyor ve Siz,anılan sıkıntıları hangi ekonomi-politikalarla aşacaksınız?” gibi sorular sorulması gerektiğini belirtmiştim.

İşsizlik, yoksulluk, gelir dağılımındaki dengesizlik gibi sorunlarla birlikte ortaya çıkan gıda maddelerine pahalıya erişim de en güncel sorunlarımızın başında geliyor.

Nedeni şu; çiftçi para kazanamıyor, kazanamadığı için tarımsal üretiminde önemli düşüşler yaşanıyor.

Tarımda Manzara-i Umumiye Ne?

Son 10 yıl içinde tarım yapılmakta olan alanlarda 2.6 milyon ha’lık azalma olmuş. Bir başka deyişle toplam tarım topraklarının %10’dan fazlası ekilememiş. Üretici sayısı da  %23 azalmış ve üretim düşmüş.

Çare olarak tarımsal ithalat patlama yapmış durumda. Türkiye, son 14 yılda 18 milyar dolarlık tahıl, 17 milyar dolarlık pamuk lifi, 37 milyar dolarlık yağlı tohum ve türevleri ve  3.5 miyar doları geçen bakliyat ithal edilmiş. İthalat yapılan ülke sayısı 126‘ya ulaşmış.

Hayvan sayısında da hem miktar hem de nüfus başına önemli azalma olmuş. Türkiye kırmızı et ithalatında sürekli bağımlı ülke durumuna  gelmiş.

Bir başka olumsuzluk, tarım deseninin değiştirilmesinde gözlemleniyor. Kimi çiftçiler tarım desenini değiştirmek zorunda kalmışlar.

Dolaysıyla bizi doyuran ve giydiren tarım sektörü giderek en önemli ve en sorunlu sektör olmuş.

Bu bağlamda “Cumhurbaşkanı Adaylarına Çiftçi Soruları” yaşamsal  bir öneme sahip. Belki de bir beka sorunu.

Cumhurbaşkanı Adaylarına Çiftçi Soruları

  • Tarımsal desteklemeler, Tarım Yasası’nın temel ölçütleri düzeyinde gerçekleştirilecek mi? Tarım Yasası’nın bu hükmü neden uygulanmıyor?
  •  Çiftçilerin borçlanması, neden özel bankalara yönlendirildi? Ziraat Bankası ya da Tarım Kredi Kooperatifleri işlevlerini neden yitirdi?
  • Tarımsal girdilerden alınan KDV ile Özel Tüketim Vergisi ne zaman düşürülecek?
  • Tarımsal amaçlı kooperatifleri güçlendirici yasalar ne zaman çıkarılacak? Üreticiler neden sanayici ol(a)muyorlar?
  • Kooperatifler, ürünlerini aracısız olarak pazarlayamazlar mı? Bu konuda kooperatiflere gerekli olanaklar niçin sağlan(a)mıyor?
  •  Kırsal kesimde örgüt fazlalığı hatta örgüt kirliliği ne zaman sonlanacak? Kurulan örgütlerin işlevleri neden karıştırıldı?
  •  Tarım topraklarının yabancı ya da yabancı denetimli bankalar tarafından alınmasını engelleyici yasalara gereksinme duyuyor musunuz? Bu konuda bir sınırlama getirilecek mi?
  • Topraksız ve az topraklı köylüler için örgütlenme temelinde toprak reformu konusu gündeminizde var mı?
  • Türkiye lider durumda olduğu fındık, üzüm, kayısı gibi ürünlerde uluslararası borsaları neden kuramıyor?
  • Çiftçilere tohum ve damızlık üreten devlet tarım işletmeleri neden satılıyor? Bunların korunarak geliştirilmeleri olası değil mi?
  •  Tohumculuk Yasası, Şeker Yasası, Tütün Yasası gibi üretici ve tüketicilerin aleyhine olan yasaları değiştirmek istiyor musunuz?
  •  Mazot, gübre, yem gibi girdi fiyatları Batı ülkelerine göre neden kat kat fazla? Girdi fiyatları artarken çiftçi eline geçen ürün fiyatları neden düşüyor?
  • Özelleştirilen Tarımsal Kitler hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bu soruların kimilerini yanıtlayanlar var.
Ancak sorunun temel çözümü, salt girdi fiyatlarının düşürülmesinden geçmiyor.
Konuyu bütün olarak ele almak gerekiyor.

Çiftçiler aldıkları yanıtlara göre oylarını yönlendirsinler derim.
================================================

Değerli dostumuz, Ege Üniv. Ziraat Fak. öğretim üyesi (E) Sayın Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı‘ya önemli yazısı ve paylaşımı için teşekkür borçluyuz.

O’nun emekliliği salt biçimsel ve yasa gereği..
Aynı hız ve üretkenlikle ülkemize – bilime katkı vermeyi sürdürüyor..

O, bir Cumhuriyet Türkiye’si aydını..

Sevgi ve saygı ile.
17 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com         www.ahmetsaltik.net

ANADOLU’DA BİR HALK OZANI : HASAN KORKMAZ

Konuk yazar Sayın Mustafa AYDINLI’dan…

ANADOLU’DA BİR HALK OZANI :
HASAN KORKMAZ

Anadolu halk ozanları geleneğinin temsilcilerinden biri Hasan KORKMAZ, halk ozanlarında gelenekselleşen mahlas (Korkmazi) kullanıyor.  1956’da Çorum’un Karagöz köyünde doğan ozan, zor ve çetin bir öğretim sürecinin arkasından Cumhuriyetin aydınlık ışığını yakalayabilmiştir. İlkokulu köyünde okuyan ozanın, Ortaokul, Lise ve Eğitim Enstitüsü yılları Çorum’da geçmiştir.

Öğretmen olarak göreve başlayan ozan, 12 Eylül’ün hukuksuz ve adaletsiz baskıcı uygulamalarından fazlasıyla nasibini almıştır. En verimli olacağı yıllar 12 Eylül mahkeme ve  mahpushanelerinde geçmiş; kendi ülkesinde sürgün olmanın acı yazgısını paylaşmıştır.

Hasan KORKMAZ’IN (Korkmazi) şiirlerindeki duygu ve düşüncelerin mayasını ozan hiç kuşku yok ki yaşadığı acılı yılların çetin koşullarından almıştır. Tüm halk ozanları gibi O da kendisini Halkına ve yaşadığı çevreye karşı sorumlu hissetmektedir.  Şiirlerinin çoğunda toplumsal sorumluluğu etinde kemiğinde duyduğunu görüyoruz. Görevden alınma ve sürgün yıllarına karşın geleceğe umudunu yitirmemiş; birikimlerini şiirleştirerek geleceğe taşıma isteği kimi yazın çalışmalarının elinden alınması, kimilerinin de bu gelgitli yıllarda yitmesi nedeniyle elde kalan ve anımsayabildiği şiirlerini KAYIP ŞİİRLER adı altında bir kitapta toplayabilmiştir. Korkmazi, İdare Mahkemesine açtığı davayı kazanarak 3. kez öğretmenlik görevine atanmış, haklı çıkmış ancak haklılık O’na 3 kez görevden alma, bir yıl hapis ve Amasya’da altı ay sürgün yaşamaya… onca çile ve ıstıraba mal olmuştur. Ya haklı çıkmasaydı, ötesini düşünün… 12 Eylül adaletinin adilliği (!) anlaşılıyor sanırım.

Halen Çorum’da bir ilköğretim okulunda görevini sürdüren ozan Korkmazi, konularını ağırlıklı olarak ayrılık, yoksulluk, gurbet, ağıt ve çeşitli güzellemeler olarak işlemiştir. Sade bir dil, duru bir Türkçe kullanmıştır şiirlerinde. Bu niteliğiyle pek çok Köy Enstitüsü çıkışlı ozanlarımızın duygu – düşünce ve yazın tekniğini anımsatmaktadır bize. Bilineceği üzere Köy Enstitüsü çıkışlı şair ve yazarlarımız toplumsal sorumluluğu konu alan yüzlerce yapıt kazandırdılar ülkemize. Hasan Korkmaz’da da aynı ruh ve coşkunun kesintisiz sürdüğünü görüyoruz. Ozan Korkmazi salt şiir yazmaktan öte araştırmaları ile de tanınmaktadır. Yazımızın ilerleyen bölümünde yazarın Öyküleri ile Çorum Yöresi Ağıtları adlı yapıtına da yer vereceğiz.

Kitap’da (KAYIP ŞİİRLER) yine değerli halk ozanlarımızdan şair ve yazar İbrahim GÖSTERİR’in nefis özsözü ve değerlendirmesi yer alıyor.  GÖSTERİR, yazdığı  önsözde şöyle diyor haklı olarak; “Pek çok şiirinden anlıyoruz ki, çalanlarla çalışanların savaşımında emeğin, emekçilerin safını tutuyor. Yalancılara, talancılara, fırsat düşkünlerine yüz vermiyor. On dokuzuncu yüzyılın ünlü ozanı Seyrani gibi ozanların haksıza karşı haklının yanında yer alma geleneğini sürdürüyor. Dadaloğlu gibi, Köroğlu gibi kafa tutuyor korkusuzca.”  ve şu dörtlüklere yer veriyor :

Uzun çöpten hakkın ister kısası.
Bu dünyanın bize kalır tasası
Diyeceğim izin vermez yasası.
Diyenler yiyene hor oldu şimdi.

Korkmazi’yem duman oldum tüterim.
Yıllar yılı bu toprakta biterim.
Sizin gibi çok baykuşa yeterim.
Yedirmem hakkımı sormak istiyom.

Yazar serbest vezinli şiirlerinin yanında, ağırlıklı olarak halk şiiri tekniğine uygun hece vezinli şiirler de yazmakta. Seksen dört şiirin yer aldığı Kayıp Şiirler adlı yapıtı bunun güzel bir örneğidir.  Yanı sıra, Ozanı özellikle sosyal medyada paylaştığı şiirleri incelediğimizde,  genellikle toplumsal içerikli 11 ve 8 heceli halk şiiri örneklerinin en güzellerini görüyoruz. Kimi şiirlerinde Pir Sultan usulü başkaldırırken, sevgi dolu şiirlerinde ise Karacaoğlan örneği doğaya ve insana olan yüreğindeki aşk çırpınışlarını görmek olasıdır. Ozan Korkmazi, doğadaki akışı ve çaresizliği şu güzel dizelerle ne çok etkili anlatıyor :

Akıl ermez şu dünyanın işine
Kızıp kaşlarını yıkma boşuna
Geriye dönüp de geçmiş yaşına
Üzülüp dişini sıkma boşuna.

Dünya denen bir kocaman yalana
İhtiyaç kalmadı artık selama
Ömür bahçesinde olan talana
Görmesin gözlerin bakma boşuna

Toplumun bir kesimine varlıklar, olanaklar, zenginlik yetmezken, doymazken, bir kesiminin de boş sözlerle kandırılıp sürgün ve  zindanlara mahküm edilişini anlatan dizelerinde ise, ezilen ve altta kalan kesimlerin tüm olumsuzlukları birlikte yaşadığını işliyor. Bu sarmaldan çıkış için geleceğe dönük umutlar beslediğini anlatan dizeleri ise şöyle :

Her türlü zenginlik yetmedi size.
Zindanlar sürgünler ne varsa bize.
Tarih olanların tümünü yaza.
Uyutma sözlerle yaş geldi geçti.

Umutlar ekmiştik engine düze.
Sorulmaz halimiz bakılmaz yüze.
Bedeni taşıyan baş ile dize.
Çiçekler istedim taş geldi geçti.

Şairin sosyal medyada yayınlanan bir şiiri ise bize toplumsal nitelikli halk şiirinin doruklarında gezindiğini gösteriyor :

YORULDUK BİZ

Sülük gibi emdi kanı
Sonra çıktı hain yanı
Kara yere her gün canı
Koya koya yorulduk biz

İşler yürür yalan hile
Hainlikler dilden dile
Dağda kurdu kuzu ile
Yaya yaya yorulduk biz

Bell’oldu asıl niyeti
Bizler öderiz diyeti
Bu vatana ihaneti
Saya saya yorulduk biz

Kime ayaz kime dulda
Anla biraz insan ol da
Yıllar yılı çamur yolda
Kaya kaya yorulduk biz

Şeytanca bakar gözleri
Karda görünmez izleri
Kurşundan ağır sözleri
Duya duya yorulduk biz

Söyleyim hangi birini
Koktu yaranın irini
Kirli işlerin kirini
Yuya yuya yorulduk biz

Kapı açar oldu akçe
Rüşvetten kirlendi akça
Gel bölelim eşit hakça
Diye diye yorulduk biz

Korkmazî sözlerim ayan
Çığlıkları yoktur duyan
Yediğimiz kuru yavan
Doya doya yorulduk biz

Kültür ajans yayınlarından çıkan Korkmazi’nin bu şiir kitabını kitabını okurken, Pir Sultan örneği kimi kez inancı ve korkusuzluğu yüce idealler uğruna her zorluğa severek katlanabilmeyi, kimi kez de Karacaoğlan örneği doğaya ve insana aşkın, sevginin enginliklerinde dolaşacaksınız. Eline yüreğine sağlık Korkmazi! “Sol memenin altındaki cevahiri” kıpırdatmayı başarmışsın. (26 Ocak 2018, Çorlu)

Tıp-Sağlık Sosyolojisi / Medical-Health Sociology

 

Sevgili AÜTF Halk Sağlığı Anabilim Dalı Asistanlarımız ve Tıp Öğrencilerimiz..

Fakültemizde değişik zamanlarda veregeldiğimiz
SAĞLIK SOSYOLOJİSİ – TIBBİ SOSYOLOJİ
derslerimizin yansılarını güncelleyerek sizlere sunmak istiyoruz.

1. Sosyoloji bilim alanını tanıma
2. Toplumsal Etmenlerin Sağlığa Etkileri
3. Sağlık ve Ekin (Kültür) Etkileşimi
4. Kişi ve toplumun sağlığını geliştirmede Sosyoloji’den yararlanma.

Gibi amaçlarla bu konu Tıp ve Sağlık Çalışanları için önem taşımaktadır.

Saglik_Sosyolojisi

Hekimler ve öbür sağlık çalışanları bu dersle;

1.Toplum içinde yaşayan, bir başka deyimle “toplumsallaşmış” bir varlık olarak insanın sağlığının, içinde yaşadığı toplumca nasıl ve ne yollarla etkilendiğini işlemek.

2.Toplumsal (sosyal) çevrenin insan ve toplum sağlığına etkilerine ilişkin
örnekler üzerinde tartışmak.

3.İnsanın, kurduğu toplumsal yapı, “sosyal sistem” bütünlüğü içinde sağlığının yerini irdelemek.

4. Sağlığın evrensel tanımında yer alan “.. bedensel, ruhsal ve t o p l u m s a l  bakımlardan tam bir iyilik durumu..” olgusunun anlamını işlemek.

5. Sağlığın; toplumsal, ekonomik ve ekinsel (kültürel) belirteçlerini (determinantlarını) vurgulamak.

6. Öğren(i)cide, insan ve toplum sağlığının, içinde yaşanılan toplumsal yapıdan ayrı düşünülemeyeceği bilincini yerleştirmek.

7. Dersin sonunda öğrenci; tıp ve sağlık bilimlerinin (biyomedikal bilimler) özünde sosyal içerikli uğraş alanları, disiplinler olduğunu kavramış ve meslek değerlerini
bu doğrultuda oluşturmaya yönelmiş olacaklardır.

Bu sunu; SAĞLIK ANTROPOLOJİSİ sunumumuzla birlikte okunmalıdır. (http://ahmetsaltik.net/2014/03/04/saglik-antropolojisi-tibbi-medikal-antropoloji/)

138 yansıdan oluşan vasıl içeriğin yararlı olmasını dileriz..
Okumak için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız..

Saglik_Sosyolojisi

Ek olarak 12 sayfalık metin dosyasına da erişilebilir :

Saglik_Sosyolojisi’ne_Giris 

Sevgi ve saygı ile.
11 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

HIZLI NÜFUS ARTIŞI SORUNU / The CHAOS of HUGE POPULATION GROWTH


Sevgili AÜTF Dönem 2 öğrencilerimiz
,
Site okuru dostlarımız. 

  • DÜNYADA ve TÜRKİYE’de NÜFUS SORUNLARI ve POLİTİKALARI

konulu AÜTF Dönem 2 dersi sunumu yansılarını paylaşmak isteriz.

Güncellenmiş dosyayı ilgi ve bilginize sunuyoruz.
Çok emekli ve kapsamlı bir dosyadır (119 yansı).

  • Gereksiz, dengesiz ve hızlı, akıl dışı ve sürdürülemez
    hızlı nüfus artışı ülkemiz ve dünya için en önemli sorunların başında gelmektedir.

Türkiye, 35-40 yıl sürecek bir DEMOGRAFİK FIRSAT PENCERESİ DÖNEMİNDEDİR.
Bu dönemde yapılması gereken, genç nüfusun niteliğinin iyileştirilmesidir.
Bu da sağlık ve eğitim yatırımları ile olur.

Nüfusun “hızlı” yaşlanması sorunu yoktur, akut gündem bu değildir.

İvedi olan 2 adım vardır :

1. Hızlı nüfus artışını teşvikten, “en az 3-5 çocuk doğurun” demekten
hemen vazgeçmek. Her ailenin 1 çocukla yetinmesini önermek..

2. Eldeki çooooook genç nüfusun niceliğini (sayısını) değil niteliğini (kalitesini) geliştirmek.. Yaşamsal sorun budur.. Genç nüfusu 21. yy’da acımasız küresel rekabete hazırlamak..
Yabancı diller ve İLETİŞİM öğretmek, geçerli meslekler edindirmek, özgüven kazandırmak,
istihdamı geliştirmek, yurttaşların sosyalleşmesini sağlamak (karma eğitim başta!)..

Ülkemizin öncelikleri bunlar, Demografi politikaları bakımından..
Bir ULUSAL DEMOGRAFİ KURULTAYI toplamak ve nüfus politikalarını güncellemek..

Ayrıca, kürtaj istemiyorsanız etkin ve yaygın aile planlaması hizmetlerini topluma
mutlaka vereceksiniz.. Özellikle de Doğu ve Güneydoğu’da!

Vurgulayalım ki; Anayasa’nın 41. maddesi açık ve net olarak devlete bu görevi yüklüyor.
Siyasal tercihiniz ne olursa olsun :

Anayasa_madde_41

 

 

 

 

 

 

 

 

Oldukça kapsamlı ve doyurucu bir dosya sunuyoruz.
Okunup okutulması, paylaşılması, politikacılara da ulaştırılması dileğiyle..
Umarız, hala Türkiye’de nüfus artışını bilim ve akıl dışı biçimde savunan tepe yöneticiler de, danışmanları da okusun ve yararlansınlar. Ülkemizi yıkımlara sürüklemesinler..

Lütfen tıklar mısınız erişkeyi (linki) ?

Nufus_sorunlari_ ve_ politikalari

Sevgi ve saygı ile.
06.12.2015, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Bu yansılarda sayın Prof. Ercan’dan çok yararlandık, teşekkür borçluyuz.

Toplumsal Ruh Sağlığı / Community Mental Health


Sevgili Öğrencilerimiz,

Değerli Site Okurlarımız,

Toplumsal Ruh Sağlığı (Community Mental Health) konulu dersimizin
power point yansılarını izlemek için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

Bu dosyayı son günlerde yaşanan vahşi kadın cinayetleri nedeniyle arşivden öne çıkardık.
İlk fırsatta güncelleyeceğiz..

Başta Özgecan ASLAN olmak üzere şiddet kurbanı kadınlarımıza, çocuklarımıza ve insanlarımıza armağanımız olsun..

Toplumsal_ruh_sagligi

Sevgi ve saygı ile.
25 Şubat 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net