Etiket arşivi: adalet

Halil Çivi şiri : GİDİŞAT (Hal ve Gidiş)

ŞİİR KÖŞESİ..

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı
Halk Şairi

 

GİDİŞAT
(Hal ve Gidiş)

Dedim geçim nedir, dedi paradır,
Dedim sende var mı, söyledi yok yok.
Dedim işsizlik ne, dedi yaradır,
Dedim bitecek mi, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim hava nasıl, dedi ki kıştır,
Dedim kesen nasıl, dedi ki boştur,
Dedim ya gidişat, dedi yokuştur,
Dedim düzelir mi, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim çoluk, çocuk, dedi ki çoktur,
Dedim masraf çok mu, dedi büyüktür,
Dedim mesleğin ne, dedi ki yoktur,
Dedim mutlu musun, söyledi yok, yok.
Xxx
Dedim fabrika ne, dedi ki iştir,
Dedim üretim ne, dedi ki aştır,
Dedim zenginlik ne, dedi ki düştür,
Dedim umut var mı, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim tarım nedir, dedi nimettir,
Dedim ekip – biçmek, dedi servettir,
Dedim boş topraklar, dedi zillettir,
Dedim boş mu kalsın, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim enflasyon ne, dedi haksızlık,
Dedim sonucu ne, dedi yoksulluk,
Dedim halk özgür mü, dedi dilsizlik,
Dedim bitecek mi, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim yolsuzluklar, dedi artmıştır,
Dedim ahlak, vicdan; dedi bitmiştir,
Dedim ya adalet, dedi gitmiştir,
Dedim dönecek mi, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim demokrasi, dedi düşümdür,
Dedim hak ve hukuk, dedi aşımdır,
Dedim ya sefalet, dedi yaşımdır,
Dedim bitecek mi, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim huzur nedir, dedi geçimdir,
Dedim çektiklerin, dedi suçumdur,
Dedim çaresi ne, dedi seçimdir,
Dedim halk mı suçlu, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim bayrak nedir, dedi kanımdır,
Dedim vatan, millet; dedi tenimdir,
Dedim bağımsızlık, dedi canımdır,
Dedim geçer misin, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim aklı-selim, dedi Atatürk,
Dedim akıl, bilim, dedi Atatürk,
Dedim çözüm yolun, dedi Atatürk,
Dedim başka var mı, söyledi yok yok.
Xxx
Dedim Halil Çivi, dedi ki yazar,
Dedim akıllı mı, dedi ki sezer,
Dedim sorun çok mu, dedi ki çözer,
Dedim dönek midir, söyledi yok yok.
Xxx

16 Kasım 2022, Ciğli – İZMİR

Not : “Dedim-dedi” şiir örnekleri Türk Halk Edebiyatında hece vezni ile yazılan, çok az görülen, çoğu duygusal alanda görülen ve çok sevilen bir halk şiiri tarzıdır. Okuduğunuz “Gidişat” adlı şiir 11’lik hece vezni ile yapılan bir denemedir. Umarım hoşunuza gitmiştir.

Halil Çivi şiiri : KİRLENİR

ŞİİR KÖŞESİ..

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı
Halk Şairi

KİRLENİR…

Sakın adaletten sapayım deme,
Ahlakın kirlenir, elin kirlenir.
Haram lokmaları kapayım deme,
Kazancın kirlenir, pulun kirlenir.
Xxx
Alın teri ile kazan malını,
Hiç unutma gariplerin halini,
Tanrı sevmez kul hakkıyla öleni,
Hakka tutunacak dalın kirlenir.
Xxx
Zalimin, zorbanın yanında olma,
Milletin kalbine kin,nefret salma,
Fitne üreterek halkını bölme,
İftira üreten dilin kirlenir.
Xxx
Makam, servet için ruhunu satma,
Mazlumu ağlatıp, zalimi tutma,
Komşun aç uyurken sakın tok yatma,
Vicdan pazarında halin kirlenir.
Xxx
Elin helal lokma alamaz ise,
Dilin doğruları bulamaz ise,
Gönlün helalinde kalamaz ise,
Şerefin, namusun, dölün kirlenir.
Xxx
Siyaset suları kirli akarsa,
Hukuk mutfağında tuzlar kokarsa,
Çete, mafya, mala – mülke çökerse,
Ocağın kirlenir, külün kirlenir.
Xxx– 
Basın doğruları yazamaz ise,
Yargı adaleti çözemez ise,
Ozan eleştirip kızamaz ise,
Sazına ses veren telin kirlenir.
Xxx
Devlet yoksullara kör ve sağırsa,
Yaşam derdi tüm dertlerden ağırsa.
Genç ve yaşlı yaşamaktan soğursa,
Umut çarkındaki pilin kirlenir.
Xxx
Teraziyi eksik tartarsan eğer,
Yetimin malını yutarsan eğer,
Ruhunu şeytana satarsan eğer,
Hakkın huzurunda ölün kirlenir.
Xxx
Halil Çivi der ki huzur biterse,
Bülbülün yerinde karga örterse,
Kardeş kardeşini yardan atarsa,
Toplumsal düzende yolun kirlenir.
Xxx

23 Ağustos 2022, Doğanbey / Seferihisar / İzmir

Yaşam ve ölüm

Örsan K. Öymen
Örsan K. Öymen
08 Ağustos 2022, Cumhuriyet

Antik Yunan filozofu Epikuros, yaşam varken ölümün var olmadığını, ölüm varken yaşamın var olmadığını, dolayısıyla insanın kendi ölümünü hiçbir zaman deneyim etmediğini, bu nedenle ölümle ilgili olarak korkmanın, huzursuz olmanın ve acı çekmenin gereksiz olduğunu savunmuştu.

Epikuros’un bu görüşü, bazı kişilerin kendi ölümleriyle ilgili olarak bazı korkularını, huzursuzluklarını ve acılarını belli bir ölçüde bertaraf etmesini sağlayabilse de, kişinin kendi ölümünün ve yok olmasının doğuracağı varoluşsal korkuları, endişeleri, huzursuzlukları ve acıları kökten ortadan kaldırmayacağı gibi, başkalarının ölümü sonucunda gelişen acıları da ortadan kaldırmaz.
***
Yaşamın geçici olması, doğum gibi ölümün de var olması, yaşamın sorgulanmasına yol açan temel unsurlardan birisidir.

İnsan neden doğar, neden ölür?

Buna dair birçok bilimsel açıklama elbette ortaya konabilir. Ancak sorgulayan insan aynı zamanda, insanın doğumuna ve ölümüne dair biyolojik, anatomik ve tıbbi açıklamaların ötesine de geçmek ister. Yaşamı ve ölümü anlamlandırmak isteyen kişi, yaşama ve ölüme dair bir amaç bulmaya çalışır.

Bazıları buna dair dinsel, bazıları felsefi, bazıları hem dinsel hem felsefi açıklamalar getirir. Dinsel açıklamalar birçok insan için rahatlatıcı olsa da, sorgulayıcı ve kuşkucu bir akıl için dinsel söylemler ikna edici değildir.

Erdem, adalet, özgürlük, yaratıcılık gibi amaçlar, felsefi açıklamalara yönelen birçok insan için yaşamı anlamlı kılar. Ancak yaşamın geçici olmasıyla ilgili sorun en derinde yine çözümsüz kalır.

Tek tek insanların yaşamlarının geçici olması düşüncesinden, insanlığın kalıcı olduğu düşüncesine geçerek, bu sorunun çözümsüzlüğünün yarattığı korku, endişe, huzursuzluk ve acı belki belli bir ölçüde aşılabilir.
***
İnsanın sevdiklerinin ölmesi, örneğin bir insanın annesini, babasını, çocuğunu, eşini, sevgilisini, dostunu kaybetmesi durumu karşısında ise bütün dinsel ve felsefi açıklamalar, evrenin uzak bir köşesindeki bir toz bulutuna dönüşür.

Böyle bir ölüm karşısında çekilen acı, insanı, ölüm gibi yaşamın da saçma olduğu düşüncesine sevk eder. Böyle anlarda insan, yaşamın ya hiç var olmamasını ya da sonsuza dek var olmasını ister. Böyle anlarda insan, geçici yaşamı kabullenemez. İnsanın sevdiği birisi ölünce, insan onunla birlikte ölmek ister, insan yaşama istencini kaybeder.

Sevmek ve sevilmek karşısında tüm sözler ve düşünceler anlamını yitirir, yetersiz kalır. Çünkü sevmek ve sevilmek bir bütündür. Sevenler yok olduğunda, evren, dünya ve yaşam insanın başına yıkılır.
***
Yaşam ölüm ile sonlandığı için trajiktir. Hatta ölüm, yaşayan bir şeydir. Çünkü ölüm, başkalarının ölümü üzerinden, insanın peşini, yaşarken hiç bırakmaz. İnsan yaşarken, kendisinin de başkalarının da öleceğinin bilincinde olarak yaşar. İnsan, bir yandan sevdiklerinin ölümü nedeniyle acı çeker, bir yandan da kendi ölümü konusunda varoluşsal endişeler taşır.

Buna rağmen çoğu insan umut etmeye devam eder. Umut, yaşama içgüdüsünün tetiklediği bir duygudur. Sevenlerin ve sevilenlerin ölümü nedeniyle insan belli bir süre yaşama istencini yitirse de, yaşamak istenci genellikle ölmek istencini eninde (AS: Önünde) sonunda aşar. Zaman, genellikle yaşamak istencinin lehine işler.

Umut etmek, ümitli olmak, umut edilen şeyin gerçekleşeceği anlamına gelmez. Umut zihinsel bir tasarımdır. Umut özneldir. Umut nesnel olgularda karşılığı olan bir şey değildir. Umut bir duygudur. Umut, olanla değil, olmasını istediğimizle ilgilidir.

Buna rağmen olmasını istediğimiz şeyin olabilmesi için, umut etmek bir önkoşuldur. Umut varoluşsal bir önkoşuldur. Ölüme rağmen yaşama bağlanmak ve yaşamı olumlamak, ancak umut etmekle olanaklıdır.

Umut yoksa tek olasılık ölümdür. Umut varsa, geçici olan yaşam da olasılıklardan bir tanesidir.

“Yıkın, hukuk sonradan gelsin”, “hanım kız”!

“Yıkın, hukuk arkadan gelsin”! emri, kolluk güçlerinin ve mülki idare amirlerinin amiri konumumdaki İçişleri Bakanınca verildi.

Üç Anayasa maddesinin doğrudan ihlali:

  1. Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı (md.11),
  2. Kanunsuz emir (md.137),
  3. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığı (md.138).

Konusu suç teşkil eden emir’, Türkiye İçişleri’nin ne durumda olduğunun ya da kimlerin yönetimi altında bulunduğunun ibret verici bir göstergesi.

YA DIŞİŞLERİ?

2017 Anayasa kurgusu, yüzyıllar boyu gelişen Anayasal ve siyasal mirası bir çırpıda sildi. Ulusal alandaki kuralsızlaştırma, kurumsalsızlaştırma, kazanımları değersizleştirme ve sistemsizleştirme , uluslararası savrulmalara da yansıdı. Cumhuriyet dönemi yansız dış politikası ve Anayasa’nın amir hükümleri (AS: buyurucu kuralları) bir yana bırakılarak, kişisel ilişki ve tercihler, kısa dönemli çıkarlar öne çıkarıldı.

ABD Başkanı Biden ile resmi görüşmesinde Dışişleri Bakanlığı çevirmeni yerine Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın özel bir kişiyi tercihi, belirgin bir gösterge.

Siyasal partiler, haklı eleştirilerini yaptı: CB, Türkiye Cumhuriyeti adına ABD Başkanı ile resmen görüştüğüne göre, çevirmenin resmi sıfat taşıması, bu işin doğası gereği.

Bunu, ana muhalefet partisi lideri Sn. Kılıçdaroğlu’nun dillendirmesi, demokratik hukuk devleti ereğinde anayasa değişikliğini gerçekleştirmek amacıyla farklı siyasal akımları bir araya getirmeyi başarmış olan bir siyasal şahsiyet (AS: kişilik) olarak görevi de.

Sn Kılıçdaroğlu’nun, gayri resmi özel çevirmen için “hanım kız” demesi ise, eleştiriler karşısında aylardır suskun kalan Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBDBY) çevrelerini harekete geçirdi. Fransızların ‘matmazel’ hitabını çağrıştıran ‘hanım kız’, dilimizde bir nezaket söylemi olduğu halde, neredeyse işin özünü unutturdu ve konu hemen mahkemeye taşındı.

PBDBY YORDU…

İşte PBDBY’nin Türkiye’yi, içi ve dışı bakımından getirdiği durum: Bakan, yasa uygulayıcılarına, ‘hukuku tanımayın, yıkın’, Devleti temsil eden kişi ise, uluslararası en önemli görüşmelerinde bile, ‘ben Devlet görevlileri ile değil, özel ilişkilerimle belirlediğim kişiler ile çalışırım’ diyebiliyor.

Özetle; Türkiye, Cumhuriyeti ve yurttaşları ile ‘monokrasi yorgunu bir ülke’ durumuna düşürüldü.

SOSYAL DEVLET ÖNCELİKLERİ

Sayın Kılıçdaroğlu’nun, PBDBY’ye uyarı, öneri ve eylemleri, dayanağını Anayasa’da bulmakta:

Kanunsuz emir yasağına uymayanları uyarmak, md. 137.
•Kamu görevine girişte liyakat ilkesini savunmak, md.70.
•Tüketicilerin haklarını savunmak, md.172.
•KYK borçları faizlerinin ödenmemesini önermek, md.5 ve 65.

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Demokratik muhalefet olarak CHP, Anayasal çerçevede tutarlı bir siyasal tutum ile sosyal devlet öncelikleri doğrultusunda güçsüz toplumsal katmanların korunması ve yoksullaşmanın yıkıcı sonuçlarının önüne geçilmesi amacıyla çok yönlü çabalarını sürdürüyor:

Bir yandan, yasama çalışmalarında engelleyici değil, yapıcı ve ön açıcı öneriler geliştiriyor, anayasallık güvencesini işletmek için çok yoğun bir çaba harcıyor; öte yanda, sosyal devlet önceliklerini ve liyakat ilkesine dayalı kamu yönetimi kurallarını gündeme getirerek güçsüz toplumsal katmanların korunmasına katkıda bulunurken, kamu yönetiminin bir an önce hukuk devleti gereklerince yapılanması için sürekli çaba gösteriyor.

Özetle;
– TBMM’de Anayasaya saygı çerçevesinde nitelikli yasa,
– Parlamento dışında Anayasa’nın uygulanması için çok yönlü faaliyetler,
– Seçimler sonrası için de somut anayasa ve yasa çalışmaları

üçlüsü karşısında panikleyen PBDBY, güdümü altındaki yargının kapısını sık sık çalıyor…

Bu itibarla (AS: bakımdan), ‘yıkın, hukuk arkadan gelsin’ diyen kişi karşısında sus pus olanların, ‘hanım kız’ hitabını mahkemeye taşıyanlar, aslında CHP’ye, mahkeme önünde, PBDBY’nin Türkiye’nin içini ve dışını ne hale getirdiğini teşhir olanağını da sunmuş oldu.

  • Türkiye Cumhuriyeti, PBYDBY yükünü taşıyamaz hale geldi...

Bu nedenle, demokratik hukuk devleti yolunda ‘hak, hukuk, adalet için daha büyük dayanışma gereksinimi her geçen gün artmakta.

Halil Çivi şiiri : ZAMANIN RUHU

ŞİİR KÖŞESİ..

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı
Halk Şairi

ZAMANIN RUHU

Zamanın ruhunu bilmek istersen,
Zulmü alkışlayıp yazan çoğaldı.
Ahlakın izini bulmak istersen,
Dinbazlık yaparak azan çoğaldı.
Xxx
Akıl şeytanlaştı, inanç yozlaştı,
Yüreklere kin ve nefret bulaştı,
Cebir, şiddet, hanelere yerleşti,
Helaline ölüm yazan çoğaldı.
Xxx
Köyler kente, kentler köye özendi,
İnanç, kültür hurafeyle bezendi,
Din satanlar her devirde kazandı,
Yoksulu, yetimi ezen çoğaldı.
Xxx
Aklı kullanmayan, bilimden sapan,
Bidatları, hurafeyi din(!) yapan,
Allah’ı bırakıp şeyhlere(!) tapan,
Batıl inançlarla gezen çoğaldı.
Xxx
Atanın, evladın değişti huyu,
Kardeş kardeşine kazıyor kuyu,
Aileyi terkedince sağduyu,
Şiddet denizinde yüzen çoğaldı.
Xxx
Yoz zihniyet her tarafa bulaştı,
Zorba güçler kadrolara doluştu,
Yağmaya, talana millet alıştı,
Haramla kaynayan kazan çoğaldı.
Xxx
Siyasetin ruhu bulanıklaştı,
At izi, it izi çoktan karıştı,
Milletin payına suskunluk düştü,
Adalet çarkını bozan çoğaldı.
Xxx
Enflasyon hızlandı, yaşam zorlaştı,
Yoksul olanların öfkesi taştı,
İşçi, memur borca harca bulaştı,
Borç silmeye “kazı-kazan” çoğaldı.
Xxx
Liyakatı kitaplardan sildiler,
İnsanları ırka, cinse böldüler,
Halkın yüreğine fitne saldılar,
Fitne oltasında “sazan” çoğaldı.
Xxx
Güçlülerin baskıları gürleşti,
Haramiler her köşeye yerleşti,
Mahkemede hak aramak zorlaştı,
Hukuk devletini çizen çoğaldı.
Xxx
Zalimlerin vicdanları karardı,
Mazlumların benzi-beti sarardı,
Haksızlık, yoksulluk doruğa vardı,
Yoksulluğa övgü dizen çoğaldı.
Xxx
Halil Çivi diyor bu böyle gitmez,
Akıl, bilim insanlığı terketmez,
Hurafe borusu her zaman ötmez,
Bu kötü gidişi çözen çoğaldı.
Xxx

Prof. Dr. Halil Çivi

02 Haziran 2022
Doğanbey / Seferihisar/ İZMİR

Halil Çivi şiiri : BİREY OL

ŞİİR KÖŞESİ..

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı
Halk Şairi

 

B İ R E Y  O L

Benim güzel kardeşim,
Seçkin, çağdaş yurttaşım,
Akıllı vatandaşım
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Sen altınsın, pul olma,
Kötülere kul olma,
Zorbalara dil olma,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
İnancını sömürtme,
Kazancını kemirtme,
Dertlerini köpürtme,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Dinbazlara inanma,
Düzenbazlara kanma,
Boş laflara aldanma,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Şarlatanları tanı,
Sevme haram yutanı,
Aklınla sev vatanı,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Aklın yolunda yürü,
Kalma bilimden geri,
Kimseye olma sürü,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Adalet canındadır,
Ahlak vicdanındadır,
Huzur irfanındadır,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Demokrasi aşındır,
Laiklik yoldaşındır,
Her insan kardeşindir,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Kula kulluktan sakın,
Olursun Hakka yakın,
Onurlu tavır takın,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Bireyler özgür olur,
Aklı, fikri gür olur,
Özü, sözü bir olur,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx
Halil Çivi’nin sözü,
Çağdaş insanın özü,
Olma kasaba kuzu,
Bir oy olma, birey ol.
Xxx

Prof. Dr. Halil Çivi
24 Mayıs 2022
Doğanbey / Seferihisar, İZMİR

Gezi adaleti ve mahkemenin adaletsizliği

Gezi Parkı korunmasaydı, Taksim Meydanı’nda ortak bellek adına ne kalırdı? 27 Mayıs 2013’te ağaçların sökülmesi ile “alışveriş merkezi” için eyleme geçildi Gezi’de.

ÇEVRE ADALETİ

Buna Taksim Dayanışması öncülüğünde yurttaşlar engel oldu ve çevre adaleti böyle sağlandı. Fakat ‘çevre adaleti’, ağır bedeller ödetti:

  • Gezi olayları sırasında öldürülen gençlerin katillerinden hesap sorulamazken, çevre adaleti savunucularına cezalar yağdırıldı.

1454 gündür tutuklu Osman Kavala, 25 Nisan 2022’de ağırlaştırılmış müebbet hapse, Can Atalay, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Çiğdem Mater ve Mine Özerdem, aynı gün 18’er yıl hapis cezalarına çarptırıldı; tutuklama kararı ile özgürlüklerinden alıkondu. Gezi katilleri ve özgürlükten alıkoyanların ortak paydası, devlet adına hareket etmek. Gezi de, devlet adına yok edilmek isteniyordu…

ÇİFTE YÜKÜMLÜLÜK İHLALİ

Alışveriş merkezi girişimi ile “önleme/koruma/geliştirme” yükümlüğünü ihlal ederek devleti temsil edenler, ‘çevresel güvenlik sorunu’ yarattı; İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü emrindeki kolluk güçleri de, Gezi’yi sahiplenenlere, ölümlere varan ölçüsüz şiddet kullandı.

Böylece, varlık nedeni Anayasa gereği

  • İnsan haklarına saygı/insan haklarını koruma ve geliştirme olan devlet temsilcileri, tam tersine ‘kişi güvenliği sorunu’ yarattılar.

Yurttaşlardan şiddet kullanan olmadı mı? Kuşkusuz oldu: Taksim Meydanı, pala sallayan kişileri de gördü. Buna karşın, Türkiye geneline yayılan ve milyonların katıldığı eylemler, genel olarak barışçıl geçti. Bu nedenle, kendiliğinden gelişen bu halk hareketi, demokrasinin post-modern mantığı olarak nitelenir.

MAHKEMEDE ADALETSİZLİK

Ağır bedeller karşılığında Gezi-çevre adaleti sağlanmış olsa da, yargısal adalet sağlanamadı. Gereksiz ve aşırı biber gazı kullandığı için yaralama ve ölümlere neden olan kolluk güçleri ne kadar cezalandırıldı? Belirsiz. Ama bilinen, 25 Nisan kararları ile özgürlüklerinden alıkonulan kişilerin suçsuz olduğu.

18’er yıl hapis ve eğer kaldırılmasaydı ölüm cezası, adil yargılanma hakkı gerekleri veya hukukun genel ilkeleri bir yana, bir dava sürecinin ciddiyetine ve asgari gereklerine tamamen (tümüyle) yabancı. Bu nedenle, hukuken tartışmak veya açıklamak olanaksız.

Kararların siyasal niteliği, Cumhur İttifakı temsilcilerinin ‘yargısız infaz’ tarzındaki müdahaleleri ile teyit edildi (doğrulandı).

Zaten yargı süreci bitmediği ve adli kontrol yaptırım seçenekleri bulunduğuı halde, anında tutuklama kararı da, gerçeği ortaya koymaktan çok çok kişisel intikam saikini (dürtüsünü) yansıtıyor.

HAPİSHANELER: 6 MAYIS

Silivri: 3600 ek gösterge, kolluk ve koruma görevlilerinin beklentisi; koruma görevlileri, meslek kategorisi olarak tanınmak da istiyor.

On gün önce özgürlüğünden alıkonulmuş Can, Tayfun ve Hakan beylerin moralleri yüksek ve gözleri parlıyor. Önemli meslek sahipleri, kamusallık bilinci ve entelektüel birikimi yüksek toplumsal aktörler aynı zamanda.

Yargıdan çok Yürütmenin tutsağı olan Osman Bey’in dosyası ise, hukuk bir yana, basit mantık kurallarına bile tamamen (tümden) yabancı. Atalay, Kahraman ve Altınay aynı koğuşta kalıyor; Kavala ise, tecrit edilmiş (yalıtılmış) durumda. Diğerleri (öbürleri) ile yalnızca ziyaretçi sırasında karşılaşabilirlerse selamlaşabiliyor.

Bakırköy Kadın Mahpusevi Müdürü ile de görüşmeler yaptım. Yapıcı, Mater ve Özerdem de yüksek moralli; güçlü duruşları ve kendilerine güven, haklılıklarından. Mesleki deneyimleri ötesinde, birkimli ve kamusallık bilinci yüksek kişiler. Yaklaşık bin kadın mahpusun 1/3’ü yabancı.

ÖZGÜRLÜK ve MAHPUSLUK

Eğer suçsuzlar olmaması gereken mekanda iseler, suçlular da olmaması gereken yerde oluyor. Kolluk güçlerinden koruma memurlarına dek hazırlık-yargılama ve infaz sürecinde yer alan görevlilerin emeği, Gezi mahpusları örneğinde olduğu gibi suçsuz kişilere yönlendirildikçe gerçek suçlu ve katiller aramızda dolaşmaya devam eder. Bu denli açık adaletsizlik karşısında, özgürlüğünden alıkonulmuş suçsuz ve aramızda dolaşan suçlu sayısının yüksekliği tahmin edilebilir.

  • Özetle adalet, toplumsal güvenlik ve barış için de yaşamsaldır.

BURUK BİR TIP BAYRAMI KUTLAMASI

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

(AS: Bizim kısa katkımız yazının altındadır..)

BURUK BİR TIP BAYRAMI KUTLAMASI

Yarın 14 Mart Tıp Bayramı. Sanırım hiçbir meslek grubu mensupları, özellikle de pandemi dönemindeki sınırsız mesleksel tutkuları ve her türlü takdir üstü özverileri nedeniyle, sağlık sektörü çalışanları kadar içten bir bayram kutlamasını hak edememişlerdir.

Her koşulda, her yerde ve her saatte karşılaştığımız her türlü sağlık sorunlarımız için savaşan; fakat tüm bu insanüstü çabaları ve sınırsız çalışmalarına karşın, özlük hakları, tahsillerine, çalışma koşullarına, verdikleri kamu hizmetinin vazgeçilmez stratejik önemine, mesleksel onurlarına, ailece insani gereksinmelerine uygun olarak, çok gerilerde kalan, ayrıca meslekleri başında çeşitli hakaretlere, saldırılara uğrayan, siyasal iktidar tarafından da, başta gelir yetersizliği olmak üzere yaşadıkları sorunlara, vaatler dışında, yeterli özen gösterilmeyen fakat kendileri asla vazgeçilemez can dostlarımız doktorlarımız, hemşirelerimiz, dişhekimlerimiz, eczacılarımız, veterinerlerimiz ve

  • Tüm sağlık emekçilerimizin TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN!

Ancak doktorlarımızın yurt dışına gitmelerini, yalnızca bireysel kurtuluşu amaçladığı, tüm tıp mesleği sahiplerinin sorunlarını çözmeye katkı sunmadığı için çok doğru bulmuyorum.

Ülkede kalarak, anayasal sınırlar içinde, mesleksel ve siyasal mücadele (savaşım) vermelerinin daha doğru olduğuna inanıyorum.

  • Çünkü bu ülke salt iktidarda olanların değil tüm yurttaşlarındır.

Ayrıca iktidarlar geçicidir. Kara gün kararıp kalmaz. Mücadeleye devam!

KİMLER ÇAĞDAŞ VE ONURLUDUR?

– Beyinlerinde hep çağdaş ve dinç kalan sürekli bir bilgelik;
-Yüreklerinde üretken, yapıcı ve yaşatan bir cesaret;
-Davranışlarında her zaman, her koşulda ve herkese karşı hukuka ve adalete uygunluk;
-İnançlarında koşulsuz ve ayrımsız duygudaşlık, kötüden ve yanlıştan uzaklaştıran; iyiye, doğruya ve güzele yönelten bir insan sevgisi;
– Sofralarında ve ömür boyu her türlü harcamalarında salt kendi emek ve alın teri ürünü helal kazanç;
-Zalime, zorbaya, her türlü baskıcı ve yıkıcı güç ve güçlere asla boyun eğmeyen çelik bir inanç ve irade;
Aklın ve bilimin verilerini kullanıp sürekli olarak, tüm insanlık için iyinin, güzelin, üretkenliğin ve yararlının peşinde koşan;
– Halkına, ulusuna, devletine ve bayrağına karşı sürekli saygı, sevgi ve sadakat (bağlılık) besleyen; ancak hak, hukuk, ahlak ve adaletten sapan iktidar mensuplarına (bağlılarına) boyun eğmeyen;
Gönül ikliminde hiçbir insan soyuna karşı cebir, şiddet, kin ve nefret barındırmayan;
– Gelecek projelerinde de (tasarımlarında da) adalet, hukuk, ahlak ve insanlık rotasından başka seçenekleri olmayan;

  • TÜM İNSANLAR ÇAĞDAŞ VE ONURLUDUR.

İnsanlar düş kurup umutlu oldukça yaşarlarmış. Ben de böyle bir adil ve üretken bir devlet, gelişmiş bir toplum, özgür ve uygar birey hayalleri (düşleri) ve umutları içinde yaşamak istiyorum. Hayal ve umut; her ikisi de hem yararlıdır ve hem de bugünümüzü geleceğimize bağlayan bir umut köprüsüdür.

Umutlarınız hiç tükenmesin, güzel ve adil bir gelecek için kurduğunuz umut köprüleriniz de hiç eksik olmasın.
========================================

Buradayız çok değerli Prof. Çivi hocamız…

Bir yerlere gittiğimiz yok.. Bunları da yolcu edecek ve Türkiye’mizi hep ileriye taşıyacağız..

Desteğiniz için teşekkür ederiz..

Ayrıca artık biz yıllardır TIP BAYRAMI kutlayamıyoruz..

“TIP ve SAĞLIK HAFTASI” adı altında ülkemiz sorunlarını gündeme taşımaya çabalıyoruz.

Halkımızın acı gerçekleri görüp,  siyasal iktidarların oyununa gelmemesini diliyoruz. Bir hekimler halkımızım dostlarıyız.

İktidarlar, izledikleri SERMAYE KÖLESİ politikalarla halkı
kamusal sağlık hizmetine erişemez kılmakta ve sağlık emekçilerine saldırtmakta. Bu oyuna gelinmeyip HALK – SAĞLIKÇILAR OMUZ OMUZA SAĞLIK HAKKI İÇİN SAVAŞIM VERMELİ : İNSANCA – NİTELİKLİ – UYGUN YER VE ZAMANDA, SÜREKLİ SAĞLIK HİZMETİNE ERİŞMEK
BİR İNSANLIK HAKKIDIR. HALK VE HEKİMLER MÜTTEFİKTİR!

Dayanışma ile..

Sevgi ve saygı ile. 13 Mart 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

 

Türk Üroloji Derneği’nden

Değerli Meslektaşlarımız ve Tıpta Uzmanlık Öğrencileri,

1 – Mustafa Kemal Paşa’nın kurduğu Cumhuriyetimiz, Anadolu’nun bir köyünde yaşayan küçük bir çobanın, bir kasaba terzisi kızının, yoksul bir ayakkabı tamircisi oğlunun hekim olup ülkesine hizmet edebileceği bir miras bırakmıştır. Bu mirasın eseri olan Türk hekimleri, kendilerini yetiştiren devlete bağlılığından ödün vermemektedir.

2 – Devletimiz hiçbir kişi ya da zümreye ait değildir, kişilerin üstündedir. Kişiler gelip geçici, devletimiz kalıcı olduğundan devlet karşısında hiç kimse vazgeçilmez değildir. Tarihimiz büyüklüğünün kaynağı ve göstergesi adalet olan bir devletin ve onun büyüklüğü karşısında kendini fakir ilan eden cihan hükümdarlarının tarihidir. Aynı hükümdarlar hasta yataklarında “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyerek devletin büyüklüğüne bir de sağlığı eş koşut kılmışlardır.

3 – Tababetin amacı hastalıkları önlemek ve yaşam süresini uzatmaktır. İnsanların daha iyi yaşam koşullarına sahip olduğu, daha iyi beslendiği, daha az hasta olduğu bir ülke tüm yurttaşların ortak arzusudur. Ancak ne yazık ki hala sıhhat için istisnasız herkesin hekimlere, hatta çok iyi yetişmiş hekimlere ihtiyacı vardır. Türk tarihi, ülkenin kaderini ellerinde bulunduran kimselerin bizzat kendi kaderlerini Türk hekimlerine emanet ettiği örneklerle doludur.

4 – Sağlık yatırımı sadece devasa hastane binaları inşa etmekten ve bunları son teknoloji tıbbi cihazlarla doldurmaktan ibaret değildir. Kamu sağlığı açısından bunların önemi büyük olsa da, örnek bir sağlık sisteminin kurucu öğesi iyi yetişmiş hekimler ve sağlık personelleridir. Savaş ya da doğal felaket neticesinde bütün büyük hastane binaları yıkılmış, bütün pahalı cihazlar bozulmuş olsa bile ülkenin sağlık hizmeti devam eder. Çünkü hekim afette de, savaşta da, cephede de, çadırda da, bozkırda da, gündüzde de, gecede de hekimdir.

5 – Ülkemizin deneyimli hekimleri ve hocaları yalnızca sağlık hizmetinde değil, eğitim ve araştırmada da büyük öneme sahiptir. Onların eksikliği, geleceğin ustası olmaya aday genç hekimlerin yetişmelerini engelleyecektir.

6 – Türk hekimlerinin arzusu sağlığa verilen önemin ve yapılan sağlık yatırımlarının hedeflerine ulaşması, ülkemiz sağlık sisteminin hak ettiği düzeye kavuşmasıdır. Bu doğrultuda sağlık sisteminin kurucu unsuru olan hekimler mesleklerini icra edebilecekleri ideal koşulların sağlanmasını beklemektedir. Hekimlerin taleplerini dile getirmeleri de devlete hizmet düsturunun bir uzantısıdır.

İnsanlık tarihinin en kutsal, ezeli ve ebedi mesleğini icra eden hekimlere sağduyulu, yapıcı, çözüm odaklı ve siyaset üstü bir yaklaşım, muasır medeniyetler seviyesine erişmenin en önemli göstergelerinden biridir.

Türk Üroloji Derneği Yönetim Kurulu

Halil Çivi şiiri : ZEHİRLİ DUYGULAR ZEHİRLER

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı
Halk şairi

 

ZEHİRLİ DUYGULAR ZEHİRLER

Adalet çarkının milini kırar,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Düşmanlık edecek insanlar arar,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler .
Xxx
Cehaletin ikliminde semirir,
Her inancı, her kutsalı sömürür,
Dünyamızı cehenneme çevirir,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Kalpler sağırlaşır, gözler kör olur,
Kızgın öfke ateş olur, kor olur,
Zehirli duygunun kahrı zor olur,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Ahlak pınarını kökten kurutur,
Vicdanları paslandırır, çürütür,
İnançları bir mum gibi eritir,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
İnsanlığın ikliminden uzaktır,
Taşıyana ömür boyu tuzaktır,
Zehire bulaşmış kirli azıktır,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Akla değil, duygulara seslenir,
Yobazlıkla, kör inançla beslenir,
Irkçılıkla, dincilikle süslenir,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Herkesi nefsinin kölesi sanır,
Öfkeye kapılır, küplere biner,
Dediği olmazsa deliye döner,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Ne kul hakkı bilir, ne hukuk tanır,
Ne Allah’tan korkar ne de utanır,
Korku salmak için kılıç kuşanır
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Merhametin kapısını bilemez,
Mazlumların göz yaşını silemez,
Hırs küpüdür, doğru yolu bulamaz,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Aklın ve bilimin sözüne uymaz,
İnadım inat der, yanlıştan caymaz,
Hakkın ve hukukun sesini duymaz,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Ayrık otu gibi topluma sızar,
Birliğin dirliğin yolunu bozar,
Ulusal dokunun bağını çözer,
Cebir, şiddet, kin ve nefret zehirler.
Xxx
Halil Çivi der ki bu yanlış yoldur,
Cebir ve şiddeti doğmadan öldür,
Kini, nefreti at; sevgiyi doldur,
Cebir, şiddet,kin ve nefret zehirler.
Xxx


Prof.Dr.Halil Çivi
23 Şubat 2022
Çiğli/ İZMİR