Etiket arşivi: hukuk

“Yıkın, hukuk sonradan gelsin”, “hanım kız”!

“Yıkın, hukuk arkadan gelsin”! emri, kolluk güçlerinin ve mülki idare amirlerinin amiri konumumdaki İçişleri Bakanınca verildi.

Üç Anayasa maddesinin doğrudan ihlali:

  1. Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı (md.11),
  2. Kanunsuz emir (md.137),
  3. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığı (md.138).

Konusu suç teşkil eden emir’, Türkiye İçişleri’nin ne durumda olduğunun ya da kimlerin yönetimi altında bulunduğunun ibret verici bir göstergesi.

YA DIŞİŞLERİ?

2017 Anayasa kurgusu, yüzyıllar boyu gelişen Anayasal ve siyasal mirası bir çırpıda sildi. Ulusal alandaki kuralsızlaştırma, kurumsalsızlaştırma, kazanımları değersizleştirme ve sistemsizleştirme , uluslararası savrulmalara da yansıdı. Cumhuriyet dönemi yansız dış politikası ve Anayasa’nın amir hükümleri (AS: buyurucu kuralları) bir yana bırakılarak, kişisel ilişki ve tercihler, kısa dönemli çıkarlar öne çıkarıldı.

ABD Başkanı Biden ile resmi görüşmesinde Dışişleri Bakanlığı çevirmeni yerine Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın özel bir kişiyi tercihi, belirgin bir gösterge.

Siyasal partiler, haklı eleştirilerini yaptı: CB, Türkiye Cumhuriyeti adına ABD Başkanı ile resmen görüştüğüne göre, çevirmenin resmi sıfat taşıması, bu işin doğası gereği.

Bunu, ana muhalefet partisi lideri Sn. Kılıçdaroğlu’nun dillendirmesi, demokratik hukuk devleti ereğinde anayasa değişikliğini gerçekleştirmek amacıyla farklı siyasal akımları bir araya getirmeyi başarmış olan bir siyasal şahsiyet (AS: kişilik) olarak görevi de.

Sn Kılıçdaroğlu’nun, gayri resmi özel çevirmen için “hanım kız” demesi ise, eleştiriler karşısında aylardır suskun kalan Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBDBY) çevrelerini harekete geçirdi. Fransızların ‘matmazel’ hitabını çağrıştıran ‘hanım kız’, dilimizde bir nezaket söylemi olduğu halde, neredeyse işin özünü unutturdu ve konu hemen mahkemeye taşındı.

PBDBY YORDU…

İşte PBDBY’nin Türkiye’yi, içi ve dışı bakımından getirdiği durum: Bakan, yasa uygulayıcılarına, ‘hukuku tanımayın, yıkın’, Devleti temsil eden kişi ise, uluslararası en önemli görüşmelerinde bile, ‘ben Devlet görevlileri ile değil, özel ilişkilerimle belirlediğim kişiler ile çalışırım’ diyebiliyor.

Özetle; Türkiye, Cumhuriyeti ve yurttaşları ile ‘monokrasi yorgunu bir ülke’ durumuna düşürüldü.

SOSYAL DEVLET ÖNCELİKLERİ

Sayın Kılıçdaroğlu’nun, PBDBY’ye uyarı, öneri ve eylemleri, dayanağını Anayasa’da bulmakta:

Kanunsuz emir yasağına uymayanları uyarmak, md. 137.
•Kamu görevine girişte liyakat ilkesini savunmak, md.70.
•Tüketicilerin haklarını savunmak, md.172.
•KYK borçları faizlerinin ödenmemesini önermek, md.5 ve 65.

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Demokratik muhalefet olarak CHP, Anayasal çerçevede tutarlı bir siyasal tutum ile sosyal devlet öncelikleri doğrultusunda güçsüz toplumsal katmanların korunması ve yoksullaşmanın yıkıcı sonuçlarının önüne geçilmesi amacıyla çok yönlü çabalarını sürdürüyor:

Bir yandan, yasama çalışmalarında engelleyici değil, yapıcı ve ön açıcı öneriler geliştiriyor, anayasallık güvencesini işletmek için çok yoğun bir çaba harcıyor; öte yanda, sosyal devlet önceliklerini ve liyakat ilkesine dayalı kamu yönetimi kurallarını gündeme getirerek güçsüz toplumsal katmanların korunmasına katkıda bulunurken, kamu yönetiminin bir an önce hukuk devleti gereklerince yapılanması için sürekli çaba gösteriyor.

Özetle;
– TBMM’de Anayasaya saygı çerçevesinde nitelikli yasa,
– Parlamento dışında Anayasa’nın uygulanması için çok yönlü faaliyetler,
– Seçimler sonrası için de somut anayasa ve yasa çalışmaları

üçlüsü karşısında panikleyen PBDBY, güdümü altındaki yargının kapısını sık sık çalıyor…

Bu itibarla (AS: bakımdan), ‘yıkın, hukuk arkadan gelsin’ diyen kişi karşısında sus pus olanların, ‘hanım kız’ hitabını mahkemeye taşıyanlar, aslında CHP’ye, mahkeme önünde, PBDBY’nin Türkiye’nin içini ve dışını ne hale getirdiğini teşhir olanağını da sunmuş oldu.

  • Türkiye Cumhuriyeti, PBYDBY yükünü taşıyamaz hale geldi...

Bu nedenle, demokratik hukuk devleti yolunda ‘hak, hukuk, adalet için daha büyük dayanışma gereksinimi her geçen gün artmakta.

BURUK BİR TIP BAYRAMI KUTLAMASI

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

(AS: Bizim kısa katkımız yazının altındadır..)

BURUK BİR TIP BAYRAMI KUTLAMASI

Yarın 14 Mart Tıp Bayramı. Sanırım hiçbir meslek grubu mensupları, özellikle de pandemi dönemindeki sınırsız mesleksel tutkuları ve her türlü takdir üstü özverileri nedeniyle, sağlık sektörü çalışanları kadar içten bir bayram kutlamasını hak edememişlerdir.

Her koşulda, her yerde ve her saatte karşılaştığımız her türlü sağlık sorunlarımız için savaşan; fakat tüm bu insanüstü çabaları ve sınırsız çalışmalarına karşın, özlük hakları, tahsillerine, çalışma koşullarına, verdikleri kamu hizmetinin vazgeçilmez stratejik önemine, mesleksel onurlarına, ailece insani gereksinmelerine uygun olarak, çok gerilerde kalan, ayrıca meslekleri başında çeşitli hakaretlere, saldırılara uğrayan, siyasal iktidar tarafından da, başta gelir yetersizliği olmak üzere yaşadıkları sorunlara, vaatler dışında, yeterli özen gösterilmeyen fakat kendileri asla vazgeçilemez can dostlarımız doktorlarımız, hemşirelerimiz, dişhekimlerimiz, eczacılarımız, veterinerlerimiz ve

  • Tüm sağlık emekçilerimizin TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN!

Ancak doktorlarımızın yurt dışına gitmelerini, yalnızca bireysel kurtuluşu amaçladığı, tüm tıp mesleği sahiplerinin sorunlarını çözmeye katkı sunmadığı için çok doğru bulmuyorum.

Ülkede kalarak, anayasal sınırlar içinde, mesleksel ve siyasal mücadele (savaşım) vermelerinin daha doğru olduğuna inanıyorum.

  • Çünkü bu ülke salt iktidarda olanların değil tüm yurttaşlarındır.

Ayrıca iktidarlar geçicidir. Kara gün kararıp kalmaz. Mücadeleye devam!

KİMLER ÇAĞDAŞ VE ONURLUDUR?

– Beyinlerinde hep çağdaş ve dinç kalan sürekli bir bilgelik;
-Yüreklerinde üretken, yapıcı ve yaşatan bir cesaret;
-Davranışlarında her zaman, her koşulda ve herkese karşı hukuka ve adalete uygunluk;
-İnançlarında koşulsuz ve ayrımsız duygudaşlık, kötüden ve yanlıştan uzaklaştıran; iyiye, doğruya ve güzele yönelten bir insan sevgisi;
– Sofralarında ve ömür boyu her türlü harcamalarında salt kendi emek ve alın teri ürünü helal kazanç;
-Zalime, zorbaya, her türlü baskıcı ve yıkıcı güç ve güçlere asla boyun eğmeyen çelik bir inanç ve irade;
Aklın ve bilimin verilerini kullanıp sürekli olarak, tüm insanlık için iyinin, güzelin, üretkenliğin ve yararlının peşinde koşan;
– Halkına, ulusuna, devletine ve bayrağına karşı sürekli saygı, sevgi ve sadakat (bağlılık) besleyen; ancak hak, hukuk, ahlak ve adaletten sapan iktidar mensuplarına (bağlılarına) boyun eğmeyen;
Gönül ikliminde hiçbir insan soyuna karşı cebir, şiddet, kin ve nefret barındırmayan;
– Gelecek projelerinde de (tasarımlarında da) adalet, hukuk, ahlak ve insanlık rotasından başka seçenekleri olmayan;

  • TÜM İNSANLAR ÇAĞDAŞ VE ONURLUDUR.

İnsanlar düş kurup umutlu oldukça yaşarlarmış. Ben de böyle bir adil ve üretken bir devlet, gelişmiş bir toplum, özgür ve uygar birey hayalleri (düşleri) ve umutları içinde yaşamak istiyorum. Hayal ve umut; her ikisi de hem yararlıdır ve hem de bugünümüzü geleceğimize bağlayan bir umut köprüsüdür.

Umutlarınız hiç tükenmesin, güzel ve adil bir gelecek için kurduğunuz umut köprüleriniz de hiç eksik olmasın.
========================================

Buradayız çok değerli Prof. Çivi hocamız…

Bir yerlere gittiğimiz yok.. Bunları da yolcu edecek ve Türkiye’mizi hep ileriye taşıyacağız..

Desteğiniz için teşekkür ederiz..

Ayrıca artık biz yıllardır TIP BAYRAMI kutlayamıyoruz..

“TIP ve SAĞLIK HAFTASI” adı altında ülkemiz sorunlarını gündeme taşımaya çabalıyoruz.

Halkımızın acı gerçekleri görüp,  siyasal iktidarların oyununa gelmemesini diliyoruz. Bir hekimler halkımızım dostlarıyız.

İktidarlar, izledikleri SERMAYE KÖLESİ politikalarla halkı
kamusal sağlık hizmetine erişemez kılmakta ve sağlık emekçilerine saldırtmakta. Bu oyuna gelinmeyip HALK – SAĞLIKÇILAR OMUZ OMUZA SAĞLIK HAKKI İÇİN SAVAŞIM VERMELİ : İNSANCA – NİTELİKLİ – UYGUN YER VE ZAMANDA, SÜREKLİ SAĞLIK HİZMETİNE ERİŞMEK
BİR İNSANLIK HAKKIDIR. HALK VE HEKİMLER MÜTTEFİKTİR!

Dayanışma ile..

Sevgi ve saygı ile. 13 Mart 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

 

GÜZELLİK, DOĞRULUK, ZİHNİYET VE GELİŞME ÜZERİNE KISA NOTLAR

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

Çinli bilge Lao Tse / Tzu-Tao Te Ching (İ.Ö. 634 – 531) diyor ki;

Doğrular ve gerçekler her zaman güzel değildir. Güzel sözler de her zaman doğru değildir.“(1).

Zehiri insanlara it yalağında değil, altın tasla sunarlar. Zehir, ikram edilen balın içine gizlenmiş olabilir. Güzel ve tumturaklı sözler çoğu zaman gerçekleri gizlemek içindir. Çünkü, sanatsal estetik ürünleri dışında, gerçekler ya da doğruların süslü-püslü ambalajlara gereksinmesi yoktur.

Yemin ve kaseme dayalı ekonomik aldatmalar, akıl ve bilim dışı laf cambazlığına dayalı siyasal nutuklar, dinsel sömürü amaçlı dinbazların tumturaklı ve gizemli(!) inanç avcılıkları insanlarda duygusal çekicilik uyandıran güzel, fakat aldatıcı söz kalıplarıyla söylenir.

Güzel sözlerin; yersiz ve zamansız övünme ve övmelerin, duygusal, ırksal ve dinsel hamaset nutuklarının içine gizlenmiş şeytani çıkar ve toplumu aldatma hesapları olabilir. Çünkü duygular her zaman akıldan daha güçlüdür. Eskiler “Aşk kafaya girerse akıl seyahate çıkar” derlerdi. Aşkın temeli de kristalleşmiş ve akıldan kopmuş yoğun duygulardır.

Hiç düşündünüz mü? Azgelişmiş, feodal, yarı feodal, teokratik, dinsel ağırlıklı toplumların hemen her kararında neden hep duygular baskındır? Buna karşın gelişmiş toplumların kamusal kararlarında neden rasyonellik (akılcılık)  – aklın ve bilimin kılavuzluğu merkeze alınır?

Demokrasiler neden geri kalmış toplumlarda tüm kurum ve kuralları ile yeterince benimsenmez . Halbuki gelişmiş ülkelerdeki demokrasiler neden derinleşmiş ve geri dönülemez biçimde kökleşmiştir?

Geri kalmış ülkelerde bireyler ve bireylerin karizmaları hep ön plandayken acaba gelişmiş toplumlarda neden kurumlar, ilkeler ve kurallar (hukuk, adalet) ön plana çıkar?

Acaba geri kalmış ülkelerde siyaset genellikle neden daha çok duygusal, hamasi, gurur – gönül okşayıcı ve dinsel değerlere dayalı söylemler üzerine bina edilir? Toplumsal çoğunluğa neden kanaat, sabır, koşulsuz itaat ve öbür dünya mutluluğu önerilir?

  • Devletin bireyleri cennete götürme görevi var mıdır?

Yoksa insanlar cenneti kendi düzgün ahlakları ile mi hak edebilirler?

Halbuki gelişmiş toplumlardaki siyasetin ana konusu neden hep bireysel, toplumsal, dünyevi ulusal ve uluslararası gereksinimlerdir? Bireyin, ailenin, toplumun ve devletin bu dünyadaki gereksinmeleri neden hep öncelenir? Gelişmiş toplumların tümü neden laik ya da sekülerdir?

  • Din ve devlet işleri neden tamamen (tümüyle) birbirinden ayrılmıştır?

Acaba neden az gelişmiş ülkelerin eğitim sistemleri ağırlıklı olarak daha çok din ve hamaset barındırdığı halde, gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerinin temeline akıl, bilim, teknoloji ve özgür düşünce yerleştirilmiştir?

Peki, geri kalmış toplumlarda yaşayan insanların değerler skalası (paradigmaları) ve davranış örüntüleri neden hep duygu ağırlıklı bir rota izler. Buna karşın gelişmiş toplum insanlarının tutum ve davranış rotaları neden her zaman rasyonel (ussal) yönde olur?

Bu vb. sorular çoğaltılabilir. Söz konusu edilen bu temel ve önemli farkların nedeni aydınlanmamış ya da yeterince aydınlatılmamış bir toplumla, tümüyle aydınlanmış ve rasyonelleşmiş bir toplumsal ZİHNİYET YAPISI ARASINDAKİ FARKTIR. Çağına göre yani her çağda ilerleme ve gelişmişlik hep göreceli olarak daha rasyonelleşmis ve özgürleşmiş bir zihniyetin ürünü olagelmiştir.

Sözün özü                      :

Toplumsal zihniyet yeterince aydınlanmadan toplum aydınlanmaz. Aydınlanmayan bireyler ve yöneticiler de rasyonel davranamazlar. Bir toplumda, her koşulda, toplumların zihniyetini değiştirip dönüştürecek en önemli kaldıraç da ülkelerin rasyonelleştirilmiş (usa dayalı) eğitim sistemleridir. Mustafa Kemal Atatürk‘ü doğru anlayanlar bu rasyonel yapılanma ve rasyonel rotayı kolaylıkla görebilirler.

İbretlik söz..

Az gelişmiş, feodal, yarı feodal, teokratik ya da yarı teokratik ülkelerdeki siyasal iktidarların temel siyasal güç girdisi ise yine siyasal ikbal ya da iktidar amacı için örgütlenmiş toplumsal cehalettir.
Türkiye’de giderek bozulmaya başlayan bu ikircikli ve yetersiz zihniyet yapısının mutlaka değişmesi ve yeniden rasyonel (akılcı) rotaya girilmesi gerekir.
————–
(1) Topalak İsmail. Ahilik, Bektaşilik, Alevilik ve Mevleviliğin Kökenleri. Doğu Kitabevi s.492. 1. bs., İstanbul ,2017

Şiir köşesi : ADALET GEREK

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...

Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

 

 

DOSTLARIN ve DÜŞMANLARIN

Dört büyük düşmanın vardır
Cebir, şiddet, kin ve nefret
Dört de büyük dostun vardır
Sevgi, barış, hak, ADALET..
===========================

ADALET GEREK

Özgür toplum, özgür insan olmaya,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
Özgür yaşamaya, özgür kalmaya,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Yatırım, üretim getirmek için,
İşsizliği kökten bitirmek için,
Milleti refaha yetirmek için,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek
***
Cehaleti yeryüzünde silmeye,
Kadını, erkeği eşit bilmeye,
Her alanda eşit yurttaş olmaya,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek .
***
Güvence içinde çalışmak için,
İnsan haklarına ulaşmak için,
Bağımsız yargıyla buluşmak için,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Yoz siyaset yurdu terk etsin diye,
Millet yoz olanı fark etsin diye,
Rota doğru yöne çark etsin diye,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Özgürce düşünüp üretmek için,
Bilim, teknoloji türetmek için,
Devlet düzenini yürütmek için,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Irkçı fikirleri söküp atmaya,
Dinleri, ırkları eşit tutmaya,
Toplumsal barışa lezzet katmaya,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Bilimle üretip çalışmak için,
Üretimi adil bölüşmek için,
Özgürce tüketip dolaşmak için,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Özgür bir eğitim çarkı kurmaya,
Akılla, bilimle kafa yormaya,
Korkup çekinmeden soru sormaya,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Yurtta ve dünyada barış yapmaya,
Küresel ölçekte yarış yapmaya,
Yüksek teknoloji malı satmaya,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Kin ile nefretten arınmak için,
Ahlak örtüsüne bürünmek için,
Cebirden, şiddetten korunmak için,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek.
***
Halil Çivi söyler bilinsin diye,
Yanlışlardan ibret alınsın diye,
Laik bir rejimde kalınsın diye,
Hukuk, demokrasi, adalet gerek

 

25.03.2021, Çiğli / İZMİR

 

ÇAĞDAŞ BİR LİDERİN TEMEL NİTEKLİKLERİ NELERDİR?

ÇAĞDAŞ BİR LİDERİN TEMEL NİTEKLİKLERİ NELERDİR?

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

Vatandaş soruyor; “Hocam, çağdaş bir liderin asla vazgeçilemez temel niteliklerini, halkın anlayabileceği biçimde, kısaca sayabilir misiniz?”

Denemeye çalışayım :

1- Çağdaş bir lider akıl, bilim ve teknoloji ile et ve tırnak gibi olmalı, akla ve bilime aykırı hiçbir tutum ve davranış içinde olmamalıdır. Bu konudaki bilgi birikimini sürekli geliştirmeye ve derinleştirmeye çalışmalıdır. Çünkü liderlik dinamik (AS: devingen) bir süreçtir ve liderin kendi bilimsel bilgi kapasitesini sürekli artırması gerekir.

2- Çağdaş bir lider hukuk ve adaletle et ve tırnak gibi olmalıdır. Hukuk ve adalet ilkelerini içtenlikle benimsemelidir. Hukuk ve anayasa sınırları dışına asla taşmamalıdır. Kamu görevlerinin tümünü hukuk, adalet ve liyakat ilkelerinden şaşmadan dağıtmalıdır. Verdiği hiçbir buyruk, aldığı hiçbir karar hukuka, adalete asla aykırı olmamalıdır.

3- Çağdaş bir lider ahlak ve vicdanla et ve tırnak gibi olmalıdır. Kamu yönetimi ile ilgili tüm tutum ve davranışlarında ahlak ve vicdandan asla ayrılmamalıdır. (AS: 5176 s. Kamu Görevlileri Etik Kurulu… Yasası)

4 – Çağdaş bir lider insan ve toplum sevgisi ile et ve tırnak gibi olmalıdır. Din, mezhep, ırk, soy, renk, cinsiyet…ve benzeri ayrımcılığa asla sapmamalıdır. Anayasal eşit yurttaşlık esastır. (AS: yurttaşların eşitliği!)

5 – Çağdaş bir lider mutlaka ve mutlaka en geniş katılımlı ortak aklı kullanmalı ve toplumun ortak temel gereksinimlerini ilk sıralara almalıdır. Eş, dost, aile, ahbap ve arkadaş kayırmacılığından (Nepotizmden) kaçınmalıdır.

6- Çağdaş bir lider topluma her zaman doğruları ve gerçekleri söylemelidir. Toplumu asla yalan ve yanlış bilgilerle aldatmamalıdır. Halkın kandırılması er geç ortaya çıkar ve bunu yapanları büyük itibar kaybına (AS: saygınlık yitiğine) uğratır.

7- Çağdaş bir liderin özü ile sözü bir olmalıdır. Aile yaşamı, çevresi ve gündelik davranışları ile söyledikleri arasında çelişki olamamalıdır. Çünkü çağdaş lider her konuda toplumun rol modeli konumundadır.

8- Çağdaş bir liderin eğitimi, kültürü, bilgi ve deneyim birikimi, insan, toplum ve devlet yönetme kapasitesi, çağın gerekleri ve anlayışına uygun olmalıdır. Toplumu ve devleti kendi kişisel tutku, hırs ve serüven arayışlarına kurban etmemelidir. Yönetme erki. İnsana ve topluma refah (AS: gönenç) ve kamu hizmeti üretmeye odaklamalıdır…
****

Peki hocam böylesi bulunabilir mi diye soranlara şunu söylemek gerek :

Evet sürekli doğruların, gerçeklerin, hukukun, adaletin, aklın, bilimin, ahlakın ve vicdanın gereklerine göre karar verebilen toplumlar aradıkları yönetim biçimini er ya da geç mutlaka bulurlar. Çünkü her toplum kendi ürettiği ve yaraşır olduğu yönetim biçimi ile yönetilir. Eğer varolanı beğenmiyorsan önce kendi tutum ve davranışını gözden geçir ve kendini değiştir. Sen değişmeden yönetimin değişmeyeceğini asla unutma.

HER TOPLUM KENDİ ALIN YAZISINI KENDİSİ YAZAR.
UNUTMA, SENİN KARARIN ve DAVRANIŞIN DEĞİŞMEDEN SİYASAL ALIN YAZIN (toplumsal kaderin) ASLA DEĞİŞMEZ!