GIDA GÜVENLİĞİ ve SANİTASYONU, SU HİJYENİ, GDO’LU GIDALAR ve HALK SAĞLIĞI

GIDA GÜVENLİĞİ ve SANİTASYONU,
SU HİJYENİ, GDO’LU GIDALAR ve
HALK SAĞLIĞI

Sevgili Asistanlarımız, Öğrencilerimiz (AÜTF Dönem 3 vd.)
ve Site Okurlarımız,

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi‘nde Dönem 4 (önceleri), birkaç yıl D5’te ve
2015-16 ders yılından başlayarak D3’te verdiğimiz

GIDA GÜVENLİĞİ ve SU HİJYENİ

konulu dersimizin oldukça varsıl ve güncel power point yansıları (pdf olarak) aşağıda..
Ayrıca sitemizde bu konuyla ilgili çok sayıda yazımız var…
Bu Dosyanın kaynakları içeren 2 yansısına bakılması dileğiyle..

Bu yansıları izlemek için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız?

Gida_Guvenligi_ve_Sanitasyonu  (155 yansı, 4,8 MB)

Ayrıca, “gıda güvenliği ve sanitasyonu” anahtar sözcükleriyle çağrıldığında sitemizde
çok sayıda konuya ilişkin dosyaya erişilebilir.

Saltık, A. Son biçimiyle AÜTF D3 Dersi Gıda Güvenliği ve Su Hijyeni;

4,7 MB, 154 yansı; lütfen tıklayınız :

Gida_Guvenligi_ve_Su_Hijyeni

Saltık, A. GDO Yönetmeliği Neden Geri Çekilmeli ya da İptal Edilmeli?
Bilim ve Ütopya, syf. 71-79, Ocak 2010 ve
İst. Barosu Dergisi, cilt 84, Sayı 2010/1 Ocak-Şubat, syf. 51-64, 2010.
GDO_Yonetmeligi_neden_geri_cekilmeli_01.12.09

Saltık, A. Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar : Stratejik ve Uluslararası Boyutlar.
Farklı Boyutlarıyla Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar.
Ankara Tabip Odası yayını, Mart 2010, Kitap bölümü, syf. 109-117). Genetigi_Degistirilmis_Gidalar_Stratejik_Boyutlari

Saltık, A. Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar ve Halk Sağlığı. Farklı Boyutlarıyla Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar. Ankara Tabip Odası yayını, Mart 2010, Kitap bölümü, sf. 33-40). GD Gıdalar ve Halk Sağlığı, Nevzat Eren kitabına, 28.02.10
……..

Tüm ilgililere yararlı olması dileğiyle..

Sevgi ve saygıyla. 28.02.2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com

HIZLI NÜFUS ARTIŞI SORUNU / The CHAOS of HUGE POPULATION GROWTH


Sevgili AÜTF Dönem 2 öğrencilerimiz
,
Site okuru dostlarımız. 

  • DÜNYADA ve TÜRKİYE’de NÜFUS SORUNLARI ve POLİTİKALARI

konulu AÜTF Dönem 2 dersi sunumu yansılarını paylaşmak isteriz.

Güncellenmiş dosyayı ilgi ve bilginize sunuyoruz.
Çok emekli ve kapsamlı bir dosyadır (119 yansı).

  • Gereksiz, dengesiz ve hızlı, akıl dışı ve sürdürülemez
    hızlı nüfus artışı ülkemiz ve dünya için en önemli sorunların başında gelmektedir.

Türkiye, 35-40 yıl sürecek bir DEMOGRAFİK FIRSAT PENCERESİ DÖNEMİNDEDİR.
Bu dönemde yapılması gereken, genç nüfusun niteliğinin iyileştirilmesidir.
Bu da sağlık ve eğitim yatırımları ile olur.

Nüfusun “hızlı” yaşlanması sorunu yoktur, akut gündem bu değildir.

İvedi olan 2 adım vardır :

1. Hızlı nüfus artışını teşvikten, “en az 3-5 çocuk doğurun” demekten
hemen vazgeçmek. Her ailenin 1 çocukla yetinmesini önermek..

2. Eldeki çooooook genç nüfusun niceliğini (sayısını) değil niteliğini (kalitesini) geliştirmek.. Yaşamsal sorun budur.. Genç nüfusu 21. yy’da acımasız küresel rekabete hazırlamak..
Yabancı diller ve İLETİŞİM öğretmek, geçerli meslekler edindirmek, özgüven kazandırmak,
istihdamı geliştirmek, yurttaşların sosyalleşmesini sağlamak (karma eğitim başta!)..

Ülkemizin öncelikleri bunlar, Demografi politikaları bakımından..
Bir ULUSAL DEMOGRAFİ KURULTAYI toplamak ve nüfus politikalarını güncellemek..

Ayrıca, kürtaj istemiyorsanız etkin ve yaygın aile planlaması hizmetlerini topluma
mutlaka vereceksiniz.. Özellikle de Doğu ve Güneydoğu’da!

Vurgulayalım ki; Anayasa’nın 41. maddesi açık ve net olarak devlete bu görevi yüklüyor.
Siyasal tercihiniz ne olursa olsun :

Anayasa_madde_41

 

 

 

 

 

 

 

 

Oldukça kapsamlı ve doyurucu bir dosya sunuyoruz.
Okunup okutulması, paylaşılması, politikacılara da ulaştırılması dileğiyle..
Umarız, hala Türkiye’de nüfus artışını bilim ve akıl dışı biçimde savunan tepe yöneticiler de, danışmanları da okusun ve yararlansınlar. Ülkemizi yıkımlara sürüklemesinler..

Lütfen tıklar mısınız erişkeyi (linki) ?

Nufus_sorunlari_ ve_ politikalari

Sevgi ve saygı ile.
06.12.2015, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Bu yansılarda sayın Prof. Ercan’dan çok yararlandık, teşekkür borçluyuz.

Çevre ve İnsan Sağlığı / Environment and Human Health


Sevgili öğrencilerimiz,
Sevgili www.ahmetsaltik.net konuklarımız

AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Dönem 2’de verdiğimiz 2’şer saat süreli
(223’er kişilik 2 alt kümeye)ÇEVRE ve İNSAN SAĞLIĞI başlıklı dersimizin güncellenmiş yansılarını izlemek için lütfen erişkeyi (linki) tıklar mısınız ??

Cevre_ve_Insan_Sagligi_Ahmet_Saltik

Cevre_ve_Insan_Sagligi_kapak_yansisi

Bundan önce
“5 Haziran Dünya Çevre Günü-2015′
e de bir armağanımız olsun..”
demiştik..
Yine güncelledik.

21. İklim Doruğu‘ndan (COP-21, Paris) olumlu sonuçlar ve uzlaşma çıkması umuduyla..
Toplantı 11 Aralık 2015’te bitecek..

HER AİLEYE 1 ÇOCUK; Başka çare yok!

Bir de tasarruflu ve çevreye saygılı yaşamı mutlaka uygulamak..

Sevgi ve saygı ile.
06.12.2015, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

AB’nin enerji güvenliği Türkiye’den geçiyor’

AB’nin enerji güvenliği Türkiye’den geçiyor’

portresi, Gülümseyen

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
10.08.2015
 
 Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirilen dördüncü “Hazar Forumu” 
nda konuşan HASEN Genel Sekreteri Haldun Yavaş, Güney Gaz Koridoru’nun Avrupa Birliği ve Hazar Bölgesi arasındaki işbirliğini artıracağını ifade etti. Güney Gaz Koridoru’nun, yalnızca Hazar gazının değil aynı zamanda Doğu Akdeniz, Türkmen ve Kuzey Irak gazının Avrupa’ya iletilmesi için de başlıca güzergâh olduğunu vurgulayan Yavaş, stratejik konumuyla enerji merkezi olmayı hedefleyen Türkiye’nin Doğu’nun zengin enerji kaynaklarını Batı’ya sunmak için en uygun maliyetli köprü-yol olduğunu sözlerine ekledi.
Petrol ve Doğal Gaz boru hatları 
adsız

SOCAR Belçika Direktörü Vusal Mammadov ise forumda gerçekleştirdiği konuşmada Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı’nın (TANAP) teknik açıdan dünyanın en büyük ikinci projesi olduğunu söyledi. Azerbaycan “Şah Deniz” gazının ilk bölümünün 2018 yılında Türkiye’ye, 2019′da ise Avrupa’ya ulaşacağını belirten Mammadov, Şah Deniz’in yeni iş fırsatlarının ve yatırımların kapısını açacağını ifade etti. TANAP projesinin ortaklarından BOTAŞ’ı temsilen foruma katılan BOTAŞ Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Said Arınç ise konuşmasında Çin’den sonra en hızlı büyüyen ülkenin Türkiye olduğunu, Türkiye’nin doğal gaz tüketiminin 2030 yılında 80 milyar metreküpe ulaşacağını söyledi…
 

Başta Rusya,ABD, Kanada, İran ve Katar olmak üzere diğer Ülkelerle birlikte Dünyada toplam Doğal Gaz üretimi yılda yaklaşık 4 trilyon metreküptür.
***
Değerli arkadaşlar,
Yaklaşık 3 bin yıldan beri insanlığın hizmetinde olan Doğal Gaz* (ilk kez Çin’de kullanılmış) bir Kaya-yağı (petrol) türevidir ve ağırlıklı olarak Metan (CH4) gazından oluşur; ayrıca %20-30 oranında öbür hidro-karbonlarla, Etan (C2H6) Propan (C3H8) ve Bütan ( C4H10 ) katışıktır. Enerjisinin yaklaşık üçte birini Doğal Gazdan karşılayan ve bunu da Dünyanın en büyük doğal Gaz üreticisi olan Rusya’dan sağlayan Avrupa Ülkelerinin çoğunda petrol ve doğal gaz gibi ithal enerji kaynakları için ortalama 100 günlük depolama olanakları varken, Türkiye’nin depo kapasitesi maalesef 1 günlüktür. (yaklaşık 200 milyon m3) Hemen her alanda olduğu gibi, Enerji güvenliği alanında da ‘Gündelik’ yaşadığımızın bir başka göstergesi ! 
Satır içi resim 1 
Nüfusu Dünya nüfusunun binde 11’i kadar olan, buna karşın Dünyadaki yenilenmeyen Enerji Kaynaklarının yalnızca binde 2’sine sahip olan Türkiye‘de
yıllık yaklaşık 120 milyon ton Kaya yağı eşdeğeri (~ 5 Exa Jouleenerji kullanıyoruz ve bunun %90’ı hidrokarbon (fosil) yakıtlardan oluşuyor; doğal gazın payı %28… Şu anda 70 milyar metreküp olan yıllık doğal gaz tüketimimiz 2030’da 80 milyar metreküp olacakmış; yani nüfusa orantılı olarak %15 artacak demektir… havaya daha çoook CO2 (karbondioksit) püskürtmeye devam edeceğiz, atmosferi daha çok ısıtacağız demektir.  (Şu anda atmosfere yılda adam başı ortalama 6 ton karbondioksit püskürtüyoruz)
Satır içi resim 2
Yani biz, tüketici nüfus artışının tetiklediği çevre tahribatı (AS: yıkımı) ve kaynak tüketimi,
aşırı (fosil) enerji kullanımı, COsalımı, küresel ısınım, buzulların eriyişi, iklim değişimi, susuzluk, açlık, gelecek nesillerin güvenliği vs. vs. anlatarak boşuna
nefes tüketiyoruz. O zaman hay-deyin, çılgınlığa devam edin!

3 yetmez, beş çocuk doğurmaya devam !
Dert değil.  æ(Basından alıntıdır.)

____________

*Dünya toplam Doğal gaz Rezervi kabaca 200 trilyon metreküp olarak tahmin ediliyor. Enerji Bakanlığımız  Dünya Karalarının binde 5 i kadar olan Türkiye‘de oransal olarak 170 kere daha az(!?)miktarda, sadece 6 milyar metreküp Doğal Gaz bulunduğunu söylüyor, ki bu da bizim 2-3 aylık ihtiyacımıza ancak yeter. Kısacası “Türkiye’de Doğal Gaz yok !!” denebilir. Türkiye’de çıkarılan yıllık ~600 milyon metreküp sembolik miktardaki Gaz kullandığımızın sadece 120’de 1’dir.
==========================================
Dostlar
,

 

Şehitlere, bombalara, saldırılara boğuldu Türkiye… İçimiz yanıyor..
Yine de ülkemizin başkaca önemli sorunlarını da konuşabilmeliyiz…
Ali Ercan hocamız bu zor olanı yapmış..
Türkiye’nin temel bir çıkmazına “ENERJİ ÇIKMAZI” na dikkat çekmiş..

Nüfusu Dünya nüfusunun binde 11’i (%1,1!) kadar olan, buna karşın
Dünyadaki yenilenmeyen Enerji Kaynaklarının yalnızca binde 2’sine
sahip olan Türkiye..

Çatal denklem burada…
Ve kimi sorumsuz yöneticiler hala “3-5 çocuk doğurun..” diye halka telkin verebiliyor!?
Kurtuluş halkımızın sağduyusuna kaldı.. Ulusun, Yöneticilerini aşan bir sağduyu göstermesine..
Sevgi ve saygı ile.
10 Ağustos 2015, Ankara 

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

OBEZİTEDE DÜNYA ONUNCUSUYUZ

Dostlar,

Bir yandan şişmanlık (obesite), bir yandan “AÇLIK ÖLÜMLERİ“!
Son derece düşündürücü.. Bipolar bozukluk gibi.. (Manik ve depressif uçlar..)
Kabaca 1 milyar ŞİŞMAN insan 1 milyar da AÇ insan!
7+ milyar nüfusun en az 2 milyarı bu bağlamda ciddi sorunlu..
1 milyar AÇ İNSAN sayısı da KüreselleşTİRme = Yeni Emperyalizm politikalarıyla artışta..

  • 1 milyar AÇ İNSANIN 11 milyonu her yıl AÇLIKTAN ÖLMEKTE!

Bu rakam her 5 ölümden 1’i anlamına gelmekte ve son derece ciddi..
Öbür tüm ölüm nedenlerinin önünde.. Daha açık söyleyelim;

  • 1 numaralı ölüm nedeni, 21. yy’ın postmodern dünyasında, AÇLIK!

Dünya ekonomisi için çok ağır bir sorun.. Son birkaç onyılda ABD kökenli
“fast food” kültürü tüm dünyada çok yaygınlaştı(rıldı). Dünyaya “armağanı” da (!) milyonlarca “şişman” ve “fazla kilolu” insan oldu.

Kapitalizm, “fast food” kültürü yaratarak müşterilerini artırdığı ölçüde, kazancı da büyüdü dünya genelinde zincir marketleriyle. Yarattığı markaların “Franchising” gelirleri kasalarına aktı.. Derken, obesite – fazla kilo sorunu için “çare” yi de
yine kapitalizm üretiyor.. Çoook değişik kimyasal formüller, hatta ilaçlar,
kozmetik yöntemler, egzersiz aletleri ve “obesite cerahisi”!

Sağlık ve Gıda Bakanlıkları başta olmak üzere, Milli Eğitim (okullar!) ile Spor Bakanlığı ve yerel yönetimlerin basın ile işbirliği içinde, bu ciddi ve yaygınlığı giderek artan önemli “Halk Sağlığı Sorunu” nu yönetmek üzere ulusal ölçekte denetim programları geliştirmek ana görevleridir…

  • “Ulusal Şişmanlık Denetim Programı” hızla oluşturularak
    etkin biçimde uygulamaya konmalıdır. Daha kapsamlı olmak üzere,
    çok doğallıkla, açlık – yetersiz beslenme sorunu için
    “Ulusal Beslenme Programı” olmak zorundadır.

Obesite

Sevgi ve saygı ile.
İzmir, 31.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==============================================

Dünya obezite sıralamasında Meksika 1. olurken Türkiye 10’uncu sırada yer alıyor.

OBEZİTEDE DÜNYA ONUNCUSUYUZ

Obezite (şişmanlık) belki de 21. yüzyılın en ciddi sağlık sorunu olma yolunda ilerliyor. Hem dünya hem de Türkiye çapındaki rakamlar da bunu belgeliyor.

Türkiye obezite sıralamasında hızla üst sıralara tırmanırken, dünya genelinde de obezite ciddi şekilde artış gösteriyor. Sağlık Bakanlığı kısa süre sonra obeziteye karşı farkındalık yaratmak için bir çalışma içine girecek. Peki yeterli mi?

BM Gıda ve Tarım Örgütü (A. Saltık : FAO) 2013 yılı rakamlarına göre, ilk kez ABD’yi geçen Meksika, dünyanın en obez ülkesi oldu. Meksika’da nüfusun %32.8’i obez! Meksika’yı sırasıyla ABD, Suriye, Venezüela izlerken, Türkiye obezite liginde 10’uncu. Ülkede obezite sıklığı erkeklerde %20,5 kadınlarda %41,0 düzeyinde. Dünya çapındaysa ise “fazla kilolu” olanların oranı %34.6, “fazla kilolu + şişman”
(A. Saltık : 2’si birlikte) olanlar %64,9, “çok şişmanlar” ise %2,9 olarak belirlenmiş.

Yeniden Türkiye’ye dönelim, bölgesel olarak da ilginç veriler karşımıza çıkıyor. %33.1 oranla Doğu Karadeniz en obez bölgemiz olurken, Orta Anadolu %20,5 ile obezitenin en düşük olduğu bölge.

Sağlık Bakanlığı da bu rakamları dikkate almış olacak ki, obezite hakkında ciddi çalışmalar yapıyor. Bakanlık tarafından yaşama geçirilmeye hazırlanan ‘
’Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’’nda kadınların %20’sinin günde yaklaşık 6 saat TV izlemesi verisi temel alınarak, TV kanallarında egzersiz programları yayımlanması, kadınların altın günleri için menü hazırlanması ve alışveriş merkezleri gibi toplu kullanım mekânlarında egzersiz yapılabilecek alanlar oluşturulması gibi hedefler yer alıyor.

Bakanlığın, bu önlemleri almasına neden olan gerekçeler arasında hazır gıda tüketimindeki çarpıcı rakamlar da önemli rol oynuyor. Türkiye’de hazır gıda ticari tüketim kanallarında yaklaşık 32 milyar TL’lik bir harcama olduğu görülüyor.
Yıllık verilere bakınca, hazır gıda tüketimi arttıkça obezitede de koşut (paralel) bir artış görmek mümkün olanaklı. 1997’de 25 yaş üstü bireylerde obezite sıklığında erkekler %18, kadınlar %33 oranında. 2010’da erkeklerde %27, kadınlarda %42’ye yükselmiş; 2013’te erkeklerde %20,5 kadınlarda %41’le bir düşüş görülüyor.

Ancak obezite gün geçtikçe artan bir sorun. Bu sorundan yola çıkarak uzmanlar obezitenin 2015’te erkeklerde %31, 2020’de %35, 2025’te %38’e kadınlarda ise yıllara göre sırasıyla %46, %49 ve %50’sinde bu rahatsızlığın görüleceğini öngörüyor.

Dünya’da çocuklar ve gençlerde de ciddi artışlar gösteren obezite, yapılan araştırmalara göre, ABD’de son 25 yılda 3,3, -ABD yıllık obezite tedavisi harcama gideri 127 milyar $-, İngiltere’de son 10 yılda 2,8 , Mısır’da son 18 yılda 3,9, Japonya’da son 25 yılda 2,5 , Avustralya’da ise son 10 yılda 4,6 kat artış gösterdi.

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından 2015 yılında dünyada 700 milyon “obez”,
2,3 milyar “fazla kilolu” insan olacağını bildiriliyor.

Toplumsal bir sorun olan obezite; insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.

ARTIK ÇOCUKLARIN DA YÜKSEK TANSİYONU VAR

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan anlatıyor :

-Obezite ne gibi hastalıklara neden oluyor?

Kadının gebe olduğu dönemden başlayarak bebeklik, çocukluk, yetişkinlik, yaşlılık her dönemde obezite sağlık sorunları getiriyor. Çocuklukta büyüme çizgisini bozuyor, çocuklarda artık yüksek tansiyon, şeker hastalığı görülüyor.

Obezite vücudumuzu erken yıpratıyor, yüksek tansiyon, şeker hastalığı,
cilt sorunları, saç sorunları ortaya çıkıyor. İnsan soyunu sağlık açısından
ciddi biçimde tehdit ediyor.

-Obeziteye gereğinden çok yemek yemek kadar kötü beslenme de
neden oluyor mu?

  • Obezitenin en önemli sebebi beslenmeye gereken özeni vermemek.

Yiyecek tüketirken, çabuk hazırlanmasından dolayı “fast food”a yöneliyoruz. Tükettiğimiz enerjiden çoğunu çok daha hızla alıp, o gün aldığınız enerjiyi bir günde tüketmemiz olanaklı olmuyor. Sonrasında fazla kalori alma, giderek şişmanlığa
yol açıyor. Siz ne denli kiloluysanız, yağ dokunuz fazlaysa, bedeniniz daha yavaş çalıştığı için, kilo almanız o kadar denli  kolay, vermeniz o ölçüde zor oluyor.
Bu durum obezitenin korunması ve sürdürülmesi (kronikleşmesi) için
zemin hazırlıyor.

– “Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” obeziteye karşı
çeşitli önlemler almayı hedefliyor. Sizce bu önlemler ne denli etkili olur?

Önemli olan insanların istemesi. Sağlık Bakanlığı’nın insanların egzersiz yapabilmesi açısından parklarda yapmış olduğu aletler, yürüyüş alanları var ama burada bireysel özen de gerekli. Sağlık Bakanlığı’nın beslenme eğitimlerinin desteği olacağını düşünüyorum. Obezite yoğun enerji alımından kaynaklanıyor. İnsanların kişi olarak da obeziteye savaş açıp, ayağa kalkmaları gerekiyor.
Çünkü kilolu insanlar gerçekten hareket etmiyor. Alışveriş merkezlerinde kimsenin egzersiz yapacağını zannetmiyorum çünkü insanların oraya gitme amaçları
çok farklı.

-Obezite ile mücadele dünya genelinde ne durumda?
Bu konuda Türkiye ile dünyayı karşılaştırır mısınız?

Türkiye’de en son ekmekle ilgili düzenlemeler yapıldı. Beyaz ekmektense
tam tahıllı ekmeğe ağırlık veriliyor. Çevrede spor için olanaklar oluyor,
son yapılan araştırmalarda doğaya dönüp rafine edilmiş yiyecekleri yaşamımızda azaltarak eskiye dönmeyi çalışıyoruz. Eskiden yaşamımız daha hareketliydi,
artık harcadığımız enerji çok azaldı bunları çoğaltmak amaçlanıyor.
Doğal yiyeceklere yönelmeye çalışılıyor. Alınan enerjiyi ve harcanan enerjiyi denetim altına almak hedefleniyor. Türkiye’de de dünyada da obeziteyle mücadele adına yapılan çalışmalar bu durumda. Ülkeler ölçeğinde çalışmalar yapılmalı diye düşünüyorum. (Cumhuriyet PAZAR Dergi 18.08.2013)