MİNİ BUZUL ÇAĞI MI ?

MİNİ BUZUL ÇAĞI MI ?

Değerli arkadaşlar,

Küresel ısınım ve İklim değişikliğinin yan etkilerinden biri olarak havaların biraz serin geçişine hemen bir neden arayanlar, Güneş ışımasının 11 yıllık periyodik değişiminden ve Güneş lekelerinin en çok bu dönemde ışıma gücünün düştüğünü söyleyerek “mini buzul çağına giriş”ten bahsediyorlar… Bu bilimsel temeli olmayan bir iddiadır.
Güneşimizin üzerindeki lekelerin 2019-20 yıllarında çoğaldığı, maksimum seviyeye geldiği doğrudur. Bu lekeler aslında bir mıknatısın iki kutbu gibi, çifter çifter, elektrik yüklü parçacıkların (e- , p+…) manyetik alan etkisiyle çıkış ve tekrar Güneş yüzeyine giriş noktalarıdır.. ‘Nokta’ dememe bakmayın, bu lekelerin çapları Dünyanın 2-3 katı büyüklükte olabilir…
Bu “siyah leke” gibi görünen yerlerdeki sıcaklık 4200 derece dolayındadır; ancak Güneş yüzeyindeki ortalama 5775 derece sıcaklıktan dolayı çok sönük, kapkara görünürler. Bunlardan 100 tane bile olsa toplamda Güneş ışımasında binde bir kadar etkisi olabilir. Dünyanın bundan haberi bile olmaz.
Kaynar bir Kazan gibi yüzeyi olan ve kendi etrafında dönen Güneş üzerindeki dinamiklerden dolayı, bazan bu kutupların birinden dışarı kaçan yüklü parçacıklar geri dönmez, yaklaşık ışık hızıyla, Uzaya dağılırlar… Bu ölümcül Radyasyon Dünyamıza isabet ettiğinde canlıları büyük oranda yok edebilirdi; bereket Dünyamızın üzerinde, bizleri koruyacak güçte saptırıcı bir manyetik alanı var ve bu alan gelen yüklü parçacıkları Kuzey ve Güney Kutuplarına yöneltiyor; büyük bir bölümü de Atmosferimizde sönümleniyor. (o nedenle kutuplara dek gidebiliyoruz)
NASA‘nın yayınladığı, ekli grafikte, yukarıdaki kırmızı çizgi yıllar boyunca Dünya yüzeyindeki sıcaklık artışını gösteriyor.. 1900 yılıyla kıyasladığımızda şimdi 1 derece yükselmiş görünüyor; ancak bu 1 derece Karalar ve Denizlerin ortalamasıdır; Karalarda birçok yerde 2-3 derece artışlar gözlemleniyor.
Alttaki sarı çizgi 11 yıllık periyotlarla (AS: dönemlerle) Güneş ışımasındaki değişimleri gösteriyor. Buradan da kolayca görüldüğü gibi bu on binde 1 kadar küçük olan, fark edilemeyecek değişimlerin hiçbir önemi olmadığı anlaşılır. Güneşten Dünya yüzeyine isabet eden Enerji metrekareye ort. 1,36 kWatt kadardır.

Yani “şimdilik” buzul çağı falan boş sözler; gerçek şu ki; insan kaynaklı (CO2, CH4..) nedeniyle oluşan sera etkisi altındaki Dünyamız maalesef tehlikeli bir şekilde, dolu dizgin ısınıyor…. Gelecek için en büyük endişe kaynağımız budur…  (31.5.20)

Sevgilerimle.æ

CORONA’NIN AKIBETİ

CORONA’NIN AKIBETİ

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Değerli arkadaşlar,

Corona’nın Türkiye’deki 50. günü, bu gün alınan sonuçla akıbeti biraz daha netleşti; logaritmik grafikte de gördüğünüz gibi, toplam vak’a sayısı 140-150 bin bandında durgunlaşacak gibi görünüyor. Bu durumda ölüm sayısının da 4-5 bin arasında olabileceğini söylemek abartı olmaz.

image.png

Başlangıçta sizlerle paylaştığım,

“Türkiye’deki azami vak’a sayısının 80 bin ve ölüm sayısının da 3-4 bin kadar olacağı”

yönündeki ilk kestirimim için, önümüzde başkaca bir örnek olmadığından, Çin’deki durumdan elde ettiğim parametreleri (AS: ölçütleri) kullanmıştım…

Ne yazık ki Ülkemde sorumlu, yetkili Corona yönetiminin ve halkımızın davranışını ön göremediğimden için, neredeyse 2 kat yanılmış oldum; keşke ters yönde yanılmış olsaydım… 30.4.2020

Üzüntülerimle.æ 😡
===============================

Dostlar,

Dileyelim bu kez daha isabetli olur Ali hocamızın kestirimi.
Yazıda dile getirdiği 80-90 bin olgu sayısını çok iyimser bulduğumuzu o zaman yazmıştık..
 
Bu kez fazla bir itirazımız yok..
Çok belirgin hatalar yapmazsak ve çok beklenmedik gelişmeler olmazsa..
 
Saygı ile. 30.04.2020
 
Dr. Ahmet Saltık

TEPEYİ AŞTIK ! UFUK GÖRÜNDÜ…

TEPEYİ AŞTIK ! UFUK GÖRÜNDÜ…

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
Nükleer Fizik
13 Nisan, 23:26
Değerli arkadaşlar,
Kritik dönemeçten ne zaman geçeriz ya da matematik ifadesiyle (günlük olgu artış dağılımında maksimuma /tepeye ne zaman erişiriz??) diye sabırsızlıkla beklediğimiz güne erişmiş bulunuyoruz.
Bu günkü artış 4093 oldu ki artış günlük artış sayısının sürekli azalacağı döneme (platoya) girdiğimizin güven veren bir işareti oldu…
11 Mart’ta başlayan ve sürekli artarak toplam 57 bine ulaştığı gün yani 12 Nisan’da Tepeye çıktık.
Bu dönem tam 32 gün sürdü; günlük artış grafiği simetrik olmadığı için, bu “32 gün sonra, 14 Mayıs’ta başlangıç durumuna, yani sıfır olgu artışına döneceğiz” anlamına gelmiyor.
Devamında olgu artışları çok düşük, bir iki haneli sayılarla haftalarca sürebilir.
Aşağıdaki Şekilde görüldüğü gibi, çok karmaşık bir yapıda ilerleyen olgu artış grafiğimizde güvenilirlik derecesi çok yüksek bir “fit” yapmak pek kolay değil..
Yine de olabildiğince yaklaşık bir sonuç elde edilebiliyor..
Buna göre toplam Korona olgusu 85-90 bin arasında, toplam ölüm sayısı da daha önce söylediğim gibi 3-4 bin arasında kalacaktır.
Şimdiye dek alınan önlemler ve dikkatli yaşam biçimini sürdürür, herhangi bir anomaliye meydan vermezsek…
Umarım 15 Mayısta “denetimli” yaşam dönemi başlamış olur.
Görüntünün olası içeriği: yazı

CORONA GÜNLÜK ARTIŞINDA TÜRKİYE’NİN YERİ

CORONA GÜNLÜK ARTIŞINDA
TÜRKİYE’NİN YERİ

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
Nükleer Fizik Uzmanı
Değerli arkadaşlar,
Önceki gün (12 Nisan) 5138 yeni Corona vakası oluşu hepimizi kaygılandırmıştır; dün biraz düşük oldu (4789) ve birazcık rahatladık. Eğer bu gün (13 Nisan) de artış 4500’e yakın bir sayı çıkarsa artış tepeyi aştığımız, yavaş da olsa inişe geçtiğimize işaret eder, ki biraz daha umutlanmış oluruz.
Günlük artış eğrisinin şekli hemen bütün modellerde kullanılan ideal çan eğrisinden (Gaussian curve) epeyce farklı olabiliyor hem çıkış ve özellikle hem de iniş evresinde.
Çıkış evresi bizde neredeyse doğrusal bir çizgi izledi.. Bu gün de (13 Nisan) iniş sürerse, tepeye varış günü 11 Nisan olmuştur diyebiliriz. Kaba bir hesap, toplam olgu sayısının daha önceki iletilerimde verdiğim 80 bin sayısının epey üzerine, 90 binlere çıkacağını gösteriyor;
bu günkü sonucu merakla bekliyorum..
Aşağıdaki grafikte Dünya ülkelerinde artış seyrini görüyorsunuz. Siyah çizgi ile Türkiye’nin seyir grafiğini belirttim; hemen hemen Çinin grafiğine (sarı renk) paralel bir bir çizgide gidiyor görünüyor. Umarım düşüş pek yayvan-yavaş olmaz, daha hızlı çıkarız düze.
-Şimdilik- evde kalın, sağlıkla kalın ! æ 12 Nisan 2020
Fotoğraf açıklaması yok.

TÜRKİYE’NİN 2019 NÜFUSU

TÜRKİYE’NİN 2019 NÜFUSU

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Değerli arkadaşlar,

TÜİK Türkiye’nin 31.12.2019 (veya 1.1.2020) nüfusunu açıkladı (ekte) buna göre, nüfusumuz 1 milyon 151 bin artışla 83 milyon 155 bine yükselmiştir.

  • 2019 Nüfus artış hızı Dünya ortalaması %1,1 iken, Türkiye’de %1,4 olmuştur.

Türkiye’de nüfus artış hızının Dünya ortalamasından daha yüksek (AS : epey yüksek!) oluş nedeni doğumların artışı değildir. Gerçi TÜİK 2019 yılı net doğum ve ölüm sayılarını henüz vermedi; ama geçen 4 yılın verilerinden kabaca bir kestirimde bulunabiliriz; buna göre, 2019 yılı doğum sayısı yaklaşık 1,2 (AS: 1,248 m) milyon, ölüm sayısı 430 bin alınabilir; yani net artış 1 milyon 151 bin değil, aslında 770 bin olmuştur diyebiliriz. Gerçek nüfus artışı Dünya ortalamasının biraz altında, binde 9,6 oluyor bu durumda..

Türkiye’de nüfus artış hızının Dünya ortalamasından daha yüksek oluşunun asıl nedeni, Ülkedeki toplam göçmen sayısının 1 yılda yaklaşık 380 bin artışıdır.. 2018 yılında da toplam göçmen sayısı 370 bin artmıştı. Son iki yıldaki 750 bin artışla, Türkiye’deki toplam göçmen sayısı 2 milyona yükselmiştir. Bu göçmenlerin yarısı sürekli ikamet halinde, ADNKS kapsamında, öbürleri ise hareketli durumdadır.

Başta su ve enerji olmak üzere, doğal kaynakları nüfusuna oranla zaten çok kısıtlı olan Türkiye’nin 3,6 milyon Suriyeli sığınmacıyı ve 2 milyon yabancı göçmeni, yani toplamda 5,6 milyon insanı taşıyacak lüksü (AS: ve gücü) yoktur. (AS: Ayrıca sınır dışında 3,1 m Suriyeli’ye geniş kapsamlı yaşam desteği vermekte. Toplamda 8,1 milyona, Türkiye nüfusunun 1/10’una yaklaşan bir nüfus ve Türkiye için sürdürülemez bir çok yönlü demografik yük..)

Yurt içindeki T.C. nüfusu dışında, 4,3 milyon T.C. yurttaşının yurt dışında yaşıyor olması yükü birazcık azaltıyormuş gibi görünüyor ama işin en kötü tarafı şu ki; düşük kalifiye insanlar Türkiye’ye doluşurken veya kasten (?) doldurulurken, Ülkenin genç dinamik kalifiye (AS: nitelikli) insanları Yurt dışına kaçıyorlar ! Her ay 10-15 bin T.C. yurttaşı yurt dışına göç ediyor..

Derin kaygılarımla…æ
___________
Not : 2000’den bu yana sayıları her yıl yaklaşık %25 artarak gelen göçmenlerin yıllık sayıları 20 yıllık toplamda yaklaşık 2 milyona ulaşmış görünüyor. ADNKS kapsamında olanlar 900 bin kadardır; yani her an için, adresi kesin olmayan 1 milyona yakın yabancı kalabalık geziniyor ülkemizde

TÜİK verilerine göre 2019 yılı ortanca yaş 32,4 olmuştur. Buna göre Ortalama ömür (yani 2019 da ölenlerin ölüm yaşlarının ortalaması) 64 yıldır.

Buna göre seçmen / nüfus oranı s = (1 -18 / 64) = 0,72 ve
Yurt içi Seçmen sayısı yaklaşık 80,8 x 0,72 = 58 milyon
Yurt dışı seçmen sayısı yaklaşık 4,3 x 0,72 = 3,1 milyon, toplam 61 milyon olmuştur…æ

Fotoğraf açıklaması yok.