ADD’den kitap : Covid 19 Süreci ” Değişen Yaşamlarımız ve Toplumsal Değerlerimiz “

Dostlar,

Bizim de uzun yılar her basamağında hizmet ettiğimiz, 2004-2006 dönemi Genel Başkan Yardımcılığını üstlendiğimiz ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Merkezi, COVID-19 sürecinde bir kitapçık yayınladı :

Covid 19 Süreci ” Değişen Yaşamlarımız ve Toplumsal Değerlerimiz “

36 sayfalık bu kitapçığın 5-9. sayfaları arasında ilk yazı bize ait :

KORONA SALGINI SEYİR DEFTERİ 59. GÜN:
NE YAPMALI ?

Söz konusu yazımızı web sitemizde daha önce yayınlamıştık..
Şu adres tıklanarak erişilebilir :
http://ahmetsaltik.net/2020/05/08/korona-salgini-seyir-defteri-59-gun-ne-yapmali/

Kitapçığın internet erişim adreslerimi önümüzdeki günlerde paylaşacağız..

Sanırız ADD’den sağlanabilir..

Kitapçık için bizden makale isteyen ADD Gn. Yazmanı (Sekreteri) Sn. Ersan Petekkaya’ya ve yayında emeği geçen herkese teşekkür ederiz..

Sevgi ve saygı ile. 11 Haziran 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

 

KORONA SALGININ TÜRKİYE SEYİR DEFTERİ..

KORONA SALGININ TÜRKİYE SEYİR DEFTERİ..

19 Nisan 2020, saat 23:53

1. Salgın iyi yönetilemiyor, hasta (86 bin +) ve ölüm sayıları (2017!) hızla tırmanıyor; S. Bakanı ise artma eğiliminin yavaşladığından söz edebiliyor!?
2. 10 Nisan 2020 gecesi faciasının 58 dolayında fazladan ölüme 25 bin+ ek hastaya yol açacağını, bu artışın yarısının 1. hafta sonunda görüleceğini, kalanının 2. haftaya yayılacağını TV’lerde öngörmüştük.
3. Dün İran’ı geçmiştik, bu gün Çin’i de geçtik, 3. sıradayız toplam olgu sayısı bakımından! Bunları da öncesinde TV’lerde öngörmüştük.
4. “Piknik karantinaları“nın beklenen yararı sağlamayacağını paylaşmıştık yine TV’lerde, sonuçları acıyla görüyoruz..
5. DSÖ Türkiye temsilcisine şöyle ya da böyle demeç verdirilebilir, verdirildi ama DSÖ Avrupa Bölge Bşk. ciddi uyarı yaptı İtalya ve Türkiye’ye..
6. Hürriyet’ten bir köşe yazarı bu gün adımızı vermeden sataşmış epeyice, dispepsi ciddi.. söylediklerimiz acıtıyor; halkta algı yönetimi sürsün isteniyor; saptamalarımız – önerilerimizle yüzleşme nerede?
7. En az 14 günlük tam “lock down” için her geçen gün 3,2 milyar $ mali yük biniyor. Son 3 gündür her gün gecikme ulusal gelirden %0,4 daha fazlasını götürüyor. (Yıl sonunda 800 milyar $ GSMH beklentisiyle; 3 gün önce ilan edilse idi %7,8 bedel, dün %8,2, bu gün %8,6.. Yarın??? Artan hasta ve ölümlere ek ne yazık ki..)
8. Test tekniğinde / güvenilirliğinde bir iyileşme yok.
9. Bereket OH klorokin + kombinasyonlar işe yaradı! Yaramayabilirdi de..
10. Önümüzdeki hafta da böyle 100+ ölüm / gün giderse, -ki gidebileceği kaygısı içindeyiz- Ülkeyi 14 günü kapatmayı artık ciddi ciddi düşünebilirler, düşünmeliler.
11. Bu gün Cumhuriyet 2. sayfada Dr. Ceyhun İrgil bizi epey şımartmış..
12. 1 düzine saptama yeter sanırız.. 12 “kutsal” (!) sayı imiş..

İşimiz rastgele..
****
NE YAPMALI??

1. Bilim kurulu kararları her akşam resmen açıklansın.
2. İktidar bu önerileri uygulama / kısmen uygulama – uygulamama gerekçelerini açıklasın.
3. Hızla, 1 hafta içinde bir antikor taraması (sero-prevalans çalışması) yapılsın Türkiye’yi temsil edecek büyüklük ve bileşimde bir örneklemde. Toplum bağışıklığı (herd immunity) düzeyi ortaya konsun. Bu hız (rate) diyelim ki % 10 ise, 88 milyon nüfus X.10 = 8,8 milyon insanın bulaşlı olduğunu gösterir. Toplum bağışıklığı bakımından 11 Mart’tan bu yana 40 günde geldiğimiz yeri saptar. Salgın yönetim stratejisinde iktidarın bir dayanağı, umudu da bu. Yani bir yandan bulaş toplumda yayılsın, zaten %80-85’i ayakta – belirtisiz – hastaneye başvurmadan geçiriyor, hastanelere başvuran %15’i nasılsa göğüslerim, zamana yayarım, toplumda bağışıklık oranı hızla yükselir ve salgın eğrisi inişe geçer beklentisi.. Önümüzü görürüz böylesi bir sero-prevalans çalışmasıyla.. %50-60 toplum bağışıklığını bekleyecek gücümüz var mı, daha ne denli zaman gerek, daha ne denli insan ölecek… bunu kestirebiliriz.
3. Aktif sürveyansı bir kez daha anımsayalım; çoooooooook olgu var toplumda ve habire hastanelik vaka oluşuyor; Ro 4,1’in üzerinde. Aktif sürveyans yapmadan bunca hasta birikimini eritmek çok zaman alır ve bedeli çok yüksek olur. Almanya’da 83 m nüfus için test sayısı bizim 3 katımız, nüfusumuzun 5 m fazla olmasına karşın.
5. S. Bakanı çaresiz / iki arada bir derede.. Artış eğiliminde azalma var.. derken İran ve Çin’i geçtik ve ölüm  / gün sayıları 120’leri aştı.. Şakası yok; her gün RESMEN 120+ masum insan ölüyor! Oysa bu ölümler ciddi oranda azaltılabilir, engellenebilirdi; öyle olmalıydı!
6. Hafta sonları gündüz saatlerinde 2 gün, arka arkaya 2-3 hafta kapı kapı dolaşıp test örneği alınsa idi, -ki 3-4 haftadır çığlık çığlığa söylüyoruz- şimdi tepeyi görmüştük, platoyu yakalayabilirdik. 2000 yılı öncesi nüfus sayımlarında olduğu gibi halkımıza hafta sonu gündüz evde kalması rica edilir, birkaç milyon insandan test örneği alınabilirdi.. Almanya şu günlerde trafikte arabanın içindeki insanlardan test örneği alıyor.. Çok sayıda mobil test alma birimleri var… 1,7 milyonu aştılar test sayısında.
7. Muhalefetten “TIK” yok.. ancak biz de yalnız değiliz. Tıp eğitimi aldığımız HÜTF ve İÜTF 77 gurubumuz hep bizimle. Binlerce mezunumuz hekimlerimiz de, sayısız meslektaşlarımız da.. üyesi olduğumuz TTB de, üyesi olduğumuz Mülkiyeliler Birliği de, üyesi olduğumuz EĞİTİM-İŞ de, üyesi olduğumuz ADD de, üyesi olduğumuz HASUDER de (Halk Sağlığı Uzmanları Derneği), yurtsever basın da..
8. İktidarın söylemlerimizi, önerilerimizi dinlediğini biliyor ve görüyoruz; ancak kendi fikirleri imiş gibi sunarak ve epey gecikme ile uyguluyorlar; yazık oluyor.
9. Bilim Kurulu üyesi meslektaşlarımızın da önerileri dikkat izlediklerini biliyoruz ancak iktidar onları kullanabilir; TV’lerde üstü kapalı anımsattık. Yarın iktidar, “Bilim Kurulu ne dediyse biz onu yaptık..” deyip acı bir fatura kesmesin bu değerli meslektaşlarımıza.. Danışmanlığın da bir sınırı olmalı..
10. İktidardan SAYDAM yönetim istenmeli.. Salgın verilerini ayrıntılı yayınlamalılar webde ve sürekli güncelleyerek.. Günde en az 2 kez..
11. Kriz yönetim merkezi kurulmalı.. Cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında; orada tarım, turizm, istihdam, yoksulluk….. uzman kurullar somut çözümler üretmeli. Tıp Bilim kurulu sürmeli; sağlık sisteminin 1. Basamağı bu süreçte özellikle ve hızla güçlendirilmeli. Refik  Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü aynı adla yeniden açılmalı ve BSL4 Viroloji Laboratuvarı kurulmalı..
12. Öneri sayısı da 12 oldu… biz bu gün 12’ye takıldık galiba (!)..
*****

Umudu elden bırakmamalı, zaman iktidarı köşeye sıkıştırıyor; aşacağız bu bunalımı da..
Bu ay sonu, Mayıs ortası tepeyi görürüz sanırız (çok sınırlı bilgi ile öngörümüz)..
Yavaş yavaş normalleşiriz izleyen aylarda..
Aşı ve yeni ilaç umudumuz da var.
Hiçbir şey yapmasak çoooooooooooook kurban vererek toplum bağışıklığı % 50-60’ı aştığında yangın gene sönme evresine girer 2-3 ayda.

Sonbaharda okullarımızı açabiliriz, epey normalleşmiş oluruz..

Dayan ha dayan Türkiye’m; ama salgın yönetimi de yukarıdan beri yazageldiklerimizi, 23 Mart’tan bu yana 30’a varan TV programlarında aktarageldiklerimizi dikkate almalı..

Not : Zonguldak valisi mutlaka görevden alınmalı ve disiplin cezasına çarptırılmalı..

Sevgi ve saygı ile. 19 Nisan 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

İNGİLİZ SAVAŞ GEMİLERİ GELDİKLERİİ GİBİ GİDERLER: MUSTAFA KEMAL

İNGİLİZ SAVAŞ GEMİLERİ GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER: MUSTAFA KEMAL

Dr. Ali Nejat ÖLÇEN

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Hiçbir Batı ülkesinde bizdeki kadar nankör, art niyetli ve alçak kişiler yetişmemiştir. AKP iktidarının bu tür insanların ortaya çıkmasına neden olan davranış ve kararları bir gün tarihin çöplüğünde yok olup gidecektir.
Kendi yakın tarihini öğrenmeye bile gereksinim duymayan böylesi nankör ve alçakların kişilerin ortaya çıkılının nedenleri, bir gün Sosyal Psikoloji’nin gündeminde yer alacaktır elbet.

Bir İngiliz yazarın yıllar sonra yazdıklarını kaynak göstererek 14 Kasım 1918 tarihinde “İngilizlerden görev isteğinde bulunduğu”nu doğruymuş gibi nasıl ileri sürebilirler anlamak olanak dışıdır. Onların zihinlerini çarpıtan psikolojik olguyu, uzmanlar inceleyerek yorumlayabilmelidirler. Böylesi çarpıklaşan zihin nasıl oluşabilir, hangi kanı ve sanılardan etkilenebilir ve bu denli gerçek dışı zanlara nasıl ulaşılabilinir. Öyle umuyoruz ki 21. yüzyılda bu alanı psikoloji bilimine kazandıracak bir Sigmund Freud (1856-1939) ülkemizde yetişebilmelidir. Bu kişilerin “nervous disorders”ini yaratan olayların  “hysteria”sı incelenmelidir. Ve belki de bu inceleme sonucunda AKP kadrolarının  “nervous disorders”lerinin yorumu ortaya çıkacaktır.

Şimdi kim olduğu kimsenin ilgisini çekmeyen İngiliz yazarı, 14 Kasım 1918 günü Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul Boğazında demir atan ülkesinin donanmasını gördüğünde acaba merak edip öğrenmek amacıyla O’na soru yöneltti mi? Yönetseydi acaba ne yanıtı alacaktı:

  • Geldikleri gibi gideceklerdir, yanıtını alacaktı.İşte geldikleri gibi gittiler. (Kaynak: Türk İstiklâl Harbi, s. 80. Selahattin Tansel, Mondoros’tan Mudanya’ya Kadar, MEB, 1991, s. 75) Ve o İngiliz yazar, 1 Kasım 1918’de Mustafa Kemal’in Ali Fethi (Okyar) ile Minber gazetesini çıkarmaya başladıklarını acaba biliyor mu:

Ve İstanbul’da demir atan İngiliz ve Yunan savaş gemilerinin nasıl ve kimin öncülüğünde ülkelerine geri döndüklerini öğrendi mi? Ve Çanakkale’den Anadolu’ya ulaşacağını sanan  komutan Churchill, ”Can çekişen bir İmparatorluk içinden çıkan bir kahraman, bir milletin varlığını meydana koydu..” diyebilmişti.

Ülkemizdeki nankör, ard niyetli ve alçak yaratıklar Churchill bu sözlerini işiterek acaba utanç duyacaklar mı? Osmanlıcılıkçılar o can çekişen devleti mi yeniden yaratacaklarını sanıyorlar? Mustafa Kemal Atatürk’ün yoktan var ettiği Cumhuriyetinin ve Devrimlerinin koruyucuları varken Osmancılığı tarihin çöplüğünden çıkarmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Böyle biline. (17.8.2017)
===========================================
Dostlar,

Sayın Ali Nejat Ölçen Cumhuriyetimizden yaşça büyüktür. 95’i bulmuştur!
İTÜ mezunu mühendis, Ekonomi doktoralı (Sağlık Ekonomisi tezli) politikacı ve eski CHP milletvekilidir. Tam katıksız bir Cumhuriyet aydını ve Mustafa Kemal ATATÜRK sevdalısıdır.
Kendisi ile geçmişte ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Yönetim Kurulunda birlikte çalışmaktan mutluluk duyuyoruz..

Milletvekillerine tanınan kıyak emeklilik ödemesini etik bulmayıp, hak etmediğini düşünerek, iade etme yolu da olmadığından, yaklaşık 20 yıldır ‘‘TÜRKİYE SORUNLARI” başlıklı kitapçığı 2 ayda bir çıkararak ücretsiz dağıtmaktadır. Dileyen, www.olcen.net web sitesinden kendisine erişerek, bu değerli çalışmanın kendisinde de gönderilmesini isteyebilir.. En son 115. sayı Mart 2017’de web sitesinde yüklüdür. (Kimi sayılarda biz de yazdık…)

Sayın Dr. Ali Nekat Ölçen büyüğümüze ülkemize kattıkları ve katacakları için şükran borçluyuz..  Yazdığı kitaplar sayıca 10’a yaklaşıyor.. O’nu okumak ve tanımak gerek..
Kendisine, aydınlık üretimini sürdürecek nice sağlıklı yıllar dileriz..

Sevgi ve saygı ile. 17 Ağustos 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ADD Kadıköy Şubesi Önceki Başkanlarından E. Dnz. Albay Coşkun Gürel’den özlü ileti

ADD Kadıköy Şubesi Önceki Başkanlarından
E. Dnz. Albay Sayın Coşkun Gürel’den özlü ileti ve çağrışımları

E. Dnz. Albay Coşku GÜREL
ADD Kadıköy Şubesi Önceki Başkanlarından

1980 DARBESİ ÖNCESİNDE GENÇLERİMİZİ KARŞILIKLI İNFAZ EYLEMLERİ VARDI. ONUN DIŞINDA NE BÖYLE KATLİAM OLAYLARI YAŞANIYORDU, NE DE ÖRNEĞİN TAKSİM’E YÜRÜMEYİ ENGELLEME GİBİ BİR GİRİŞİM VARDI.

YARALI ve ÖLÜLERİN, ÇOCUKLARIN ÜZERİNE GAZ FİŞEĞİ ATMAK,
ZEHİRLİ SU SIKMAK, OLASIYA DARP ETMEK GİBİ POLİSİYE ÖNLEMLERE DE RASTLANMIYORDU.

ÜLKEMİZİN BİR BÖLGESİNDE ŞİMDİLERDE SÜRDÜRÜLEN KALKIŞMA, SALDIRI, KIYIM, VAHŞET, YANİ KISACA BİR SAVAŞ DURUMU DA YOKTU.

YALNIZCA BİRİBİRLERİYLE UYGARCA GÖRÜŞÜP GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAYA YANAŞMAYAN SİYASİLERİN KÖR İNADI VARDI.

BU KONU AŞILSAYDI DARBE OLMAYACAKTI. BİR DE ŞİMDİYE BAKILINCA;

DURMAK BİLMEYEN ŞİDDET, BOMBALARLA, FİŞEKLERLE, GAZLARLA
TELEF EDİLEN YÜZLERCE YURTTAŞ, SOKAĞA ÇIKMAYI KORKULACAK BİR DURUMA GETİRMEYİ BAŞARAN HASTALIKLI BİR YÖNETİM ANLAYIŞI,
İLKEL KAFALARIN ELİNE BIRAKILAN EĞİTİM, SAĞLIK, EKONOMİ, İÇ VE
DIŞ SİYASET İLE HER YANI SARAN ÖBÜR,
YERİNE GÖRE ÖLÜMCÜL SORUNLAR, SORUNLAR, SORUNLAR..

BÜTÜN BUNLARI ÖNLEMEKTE DURAKSAMAYI DEMOKRASİ SAYAN BİR ALGI..

YAZIKLAR OLSUN..

11 Ekim 2015, Kadıköy..

=====================================

Dostlar,

E. Dnz. Albay Coşku GÜREL,  80’leri bulup geçen yaşına karşın ülkesi için hala kafa yormakta.. O bir Cumhuriyet aydını, emekli deniz albayı..
Son nefesine dek de hattı müdafa yoktur sathı müdafsa vardır anlayışı ile
bulunduğu noktadan kutsal emanet ATATÜRK Cumhuriyeti‘ne kol kanat germeyi sürdürecek..

O’nunla ve Kadıköy ADD şubesindeki uyumlu – özverili takımı (ekibi) ile, çok başarılı
Şube Başkanlığı döneminde pek çok AYDINLANMA etkinliğine imza attık..

– ADD’nin İşlevi ve Tarihsel Sorumluluğu, Kadıköy ADD Genel Kurulu, 09.12.2001
Savaş ve Halk Sağlığı, Kadıköy CHP İstanbul İl Örgütü, 01.04.2003
– Küreselleşme ve Türkiye’nin Geleceği, Kadıköy ADD, 31.05.2003
Sosyal Devlet ve Sağlık Politikaları, Kadıköy ADD (Aydınlanma Konf.), 19.02.2005
– Emperyalizm Cumhuriyet’imizden Ne İstiyor? Kadıköy Belediyesi ve ADD, 24.10.2005
Günümüz Koşullarında Atatürkü Anlamak ve Atatürkçü Olmak,
Kadıköy ADD, 11.03.2006
– Küresel Emperyalizm Türkiye’den Ne İstiyor? Kadıköy ADD, 27.05.2006
– Emperyalist Kuşatma ve Türkiye’nin Bütünlüğü, Kadıköy ADD, İstanbul 14.10.2006
Kadıköy Anadolu Lisesinde konferans

Kayıtlarımızda yer alan çalışmalardan birkaçı..

Biz, 2000 – 2004 döneminde 2 kez, seçimle Marmara Bölgesinden sorumlu ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Yönetim Kurulu Üyeliği görevi üstlenmiştik. 90+ Şubeden sorumlu idik ve Kadıköy Şubemiz 1200’ü aşan üyesi ile cıvıl cıvıl ve bir kutup yıldızı gibi idi.

Sayın Aykut Gürhan, orta yaş üstü olmasına karşın yorulmak bilmeyen bir Şube emekçisi idi.
Sayın Birol Başaran Şubeye çok değerli bir mekan sağlamıştı, kumpaslarda hapis yatırıldı..
Şimdi çok parlak birer öğretim üyesi olan Deniz Tansi, Barış Doster.. henüz asistan idiler. Kumpas davaların başarılı ceza avukatı Hüseyin Ersöz hukuk öğrencisi idi….

Kadıköy ADD, Büyük ATATÜRK’ün kadim SÖYLEVİ‘ni, Devlet Başkanı – Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa‘nın TBMM’de okuduğu 15-20 Ekim 1927 günlerinde
(Büyük Millet Meclisi binasında toplanan CHP kurultayında, 20 Ekim 1927 günü akşamına dek otuz altı saat süreyle) Kadıköy’de yineliyordu.. Gönüllüler, 36 saat boyunca eş zamanlı olarak 15-20 Ekim günlerinde SÖYLEV’i Kadıköy’de onyıllar sonra yeniden seslendirmişlerdi ve çok etkileyici bir sosyal psikolojik iklim oluşmuştu.

Sayın Coşkun Gürel başta olmak üzere, adını andığımız ve anamadığımız tüm
Aydınlanmacı dava arakadaşlarımızı saygı ve şükranla anıyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
11 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

17 Ağustos 1999 Marmara depremi kayıpları anılıyor

 

17 Ağustos 1999 Marmara depremi kayıpları anılıyor

17 Ağustos kayıpları anılıyor
Marmara Bölgesini sarsan, resmi kayıtlara göre 17480 kişinin yaşamını yitirdiği,
500 bini aşkın insanın evsiz kaldığı 17 Ağustos 1999 depreminin 16’ncı yıldönümünde, deprem kurbanları bu akşam başta Gölcük olmak üzere depremin etkilediği öbür yerleşim birimlerinde anılacak.

Depremin etkilediği yerleşim birimlerinde, büyük yıkımın 16’ncı yıldönümünde
deprem kurbanları için bu akşam anma etkinliği gerçekleştirilecek. En büyük can ve
mal yitiği meydana gelen Gölcük’teki anma etkinliği yarın saat 21.00’de Kavaklı kıyısında

gerçekleştirilecek. Yerel yöneticiler ve Kandilli Rasathanesi yetkilileri ile bilim adamlarının da katılacağı bu anma etkinliğinde, Marmara ve depremi ve olası depremler konuşulacak.
Akşam geç saatlere dek sürecek olan bu etkinliğin ardından, depremin meydana geldiği
17 Ağustos (1999) saat 03.02’de Kavaklı kıyısında deprem kurbanları anısına denize
çelenk bırakılacak.17 Ağustos 2016 Pazartesi günü ayrıca Gölcük’te Donanma Komutanlığı’nda da,
depremde yaşamını yitiren askeri ve sivil çalışanlar için de anma töreni yapılacak.

=============================================

Dostlar,

Arşivimizde aşağıdaki gibi bir not var :

“Ulusal Devlet, Bağımsızlık ve Özelleştirme”
(Panel, Değirmendere / Gölcük, 25.07.1998)

Başta Gölcük olmak üzere Marmara Bölgesini, Kocaeli’yi, Yalova’yı derinden vuran
büyük depremden (Richter ölçeğine göre 7,4 şiddetinde idi) yaklaşık 1 yıl önce..
Şirin Gölcük’te ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) adına düzenlenen bir açıkoturumda idik. Kıyıda güzelim ağaç yontular (heykeller) vardı, açıkhava müzesi gibi idi çevre.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Prof. İzzettin Önder;
sendikacı, sonra CHP Kocaeli milletvekili İzzet Çetin ve
biz (Edirne’den gelerek, ADD Genel Merkezi adına) konuşmacılar idik.

57. Koalisyon Hükümeti (Ecevit – Yılmaz ve Bahçeli) yaygın ve hızlı özelleştirmelere zorlanıyorlardı KüreselleşTİRmeci = yeni emperyalist güçler tarafından..
Özellikle MHP’li Ulaştırma Bakanı Prof. Enis Öksüz, telefon sisteminin özelleştirilmemesi için elinden geleni yapıyordu. Sonra bu sayın Bakan istifa ettirildi ve AKP döneminde
2-3 yıllık geliri karşılığı olan 6,5 milyar Dolar’a Lübnan’lı S. Hariri’ye (Öger Grubu)
AKP – Bay RTE tarafından TV ekranlarında şovlar yapılarak peş keş çekildi (14.11.2005).

AKP döneminde Kasım 2002 – Ağustos 2015, yaklaşık 13 yılda, tutarı 60 milyar Doları aşan kamusal varlık yerli – yabancı – yandaşlara satıldı..

1998, bu yabanıl (vahşi) sürecin başlangıç – erken yıllarıydı.
Vargücümüzle “özelleştirme” sürecinin yıkıcı sonuçlarını aktarmaya çabalamıştık.

Bugün geldiğimiz yer ortada..
O güzel akşamdan 1 yıl kadar sonra da 17 Ağustos 1999, saat 03.02 – 03.47 arasını,
“45 saniyelik bir şey” i yaşadık..

Geçen 16 yılda bölgede yapı stoku epey yenilendi. Ancak bunun oranını bilemediğimiz gibi, yapı denetimini özelleştirdikten sonra ne ölçüde etkin işlediğini de bilemiyoruz.
Geçtiğimiz hafta Prof. Naci GörürCumhuriyet‘te önemli uyarılarda bulundu.
Türkiye’nin ve AKP iktidarının gündeminde deprem yok!

Bir dahaki yıkım (felaket) ne zamandır acaba?
Eldeki veriler Türkiye’de her 7 yılda büyük ölçekli bir deprem yaşandığını göstermekte.
Büyük Marmara depremine ise en çok 30 yıl olduğu kestirilmekte.

AKP iktidarı, 13 yılda Türkiye’nin bu stratejik boyut ve önemdeki sorunu karşısında
ne yaptı acaba??

Yöneticiler yine “takdir-i ilahi, kader, Allah’tan geldi…” masallarını uydurabilecekler mi?

Ya da merhum Süleyman Demirel gibi :

– ” .. ne yazık ki altımız çürük.. ne yapalım??” mı diyecekler??“Ulusal – Ülkesel Ölçekte Stratejik Deprem Plan ve Politikaları” geliştirmek ve gecikmeden uygulamak zorundayız.. Japonya’nın çooook başarılı sonuçları önümüzde..
Bu planlar Ulusal Afet Planları bütünlüğü içinde yer almalı, onların bütünleyici parçası olmalı.

Avcılar’da 6+ katlı bir binanın giriş katında oto galerisi yapılmak üzere en az 1 kolonunun kesildiğini unutmadık.. Bu bine bu yüzden çöktü ve çok sayıda masum yurttaş kurban oldu.
“Kolon kesen” caniler bu ülkenin hangi okullarında okudular?
Oraya işyeri açılma izni veren belediye görevlileri bu akıldışılığı görmediler mi?
Binanın özgün planlarına bakıp, varsa değişiklik (tadilat), karşılaştırma niçin yapılmadı?
“Kolon kesen” caniler ve orada olup biteni görmezden gelerek işyeri açma izni verenler yargılandı mı, ne ceza aldılar??

O binanın fotoğrafları saklandı mı, tarihsel ders olsun diye??
Bütün bunları kim yapacak?

“7,4 az mı geldi?” diye Gölcük Deniz Üssünde yaşanan ağır yıkım ve yitikleri alçakça
alaya alan kimi “dinci – kinci” Ordu ve insanlık düşmanı yobazlar mı,
onların iktidardaki uzantıları mı??

Sevgi ve saygı ile.
17 Ağustos 2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com